Türk Borçlar Kanunu 219. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 219- Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur.
Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.
b. Hayvan satışında
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
10 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2022/2892 E., 2023/6671 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
ybı, 11.800,00 TL+KDV onarım bedeli ve 29.000,00 TL+KDV filtrelerin yerleştirilmesi ve sökülmesi sırasında yıkılarak yeniden yapılması gereken duvara ilişkin bedel olmak üzere toplam 55.300,00 TL KDV hariç zarara uğradığı, davalı satıcının 6098 sayılı Kanun'un 219 uncu maddesi hükmü gereği satılanın ayıplı olması nedeniyle oluşan zararlardan alıcıya karşı sorumlu olduğu, satılandaki ayıbın üretim
11. Hukuk Dairesi 2022/2892 E. , 2023/6671 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI :2019/1782 Esas, 2022/157 Karar
HÜKÜM :Yeniden hüküm tesis ile davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2016/1300 E., 2019/146 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 19.09.2014 tarihli 139.020,00 TL bedelli fatura karşılığında davalı şirketten 4 adet kum filtresi satın aldığını, filtrelerin ihbar olunan şirket tarafından 2015 yılı Ocak ayında müvekkiline teslim edildiğini, sonrasında üründe sorunlar çıktığını, defalarca yapılan tamir işlemine rağmen üründeki sorunların giderilemediğini, müvekkilinin maddi olarak zarara uğradığını, davalıya bilgi verilmesine rağmen sorunların giderilemediğini, kum filtrelerinin davalı tarafından taahhüt edilen niteliklere sahip olmadığı ve gizli ayıplı olduğu tespit edilerek 05.04.2016 tarihli ihtarname ile davalıya ayıp ihbarında bulunulduğunu, buna rağmen arızaların giderilmemesi üzerine ürünün yenisi ile değiştirilmesi için delil tespiti yaptırıldığını, ürünlerin gizli ayıplı olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek sözleşmeden dönme hakkı kullanılarak ürün bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte iadesine, ayıplı mal nedeniyle uğranılan şimdilik 1.000,00 TL zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 31.10.2018 tarihli ıslah dilekçesiyle, dava değerini 173.114,08 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ayıp ihbarının süresinde olmadığını, müvekkilinin üretici olmadığını, davacının istediği kum filtrelerinin dava dışı üretici ihbar olunan şirketten alındığını, müvekkilinin ihbar olunan şirketten satın aldığı kum filtrelerini davacıya sattığını, kum filtrelerinin üretici firma tarafından davacının işletmesine getirilerek devreye alındığını, davacının ürünlerin sorunlu olduğunu bildirmesi üzerine, davacının üretici firmaya yönlendirildiğini, üretici firmanın teknik servis göndermesine rağmen sorunların kısa bir süre sonra tekrarlandığını, sonrasında 2 defa daha tekrar servis gönderilmesine rağmen sorunların tekrarladığını, bunun üzerine üretici firmaya 16.03.2016 tarihinde, satılan malın ayıplı olduğu kabul edilerek tamir edilmesi hususunda ihtarname keşide edildiğini, ancak üretici firmanın ayıbı gidermediğini, oluşan zarardan üretici firmanın sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ayıp ihbarının süresinde yapıldığı, davacının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 227 nci maddesinde yer alan seçimlik haklardan, sözleşmeden dönme ve genel hükümlere göre uğramış olduğu zararlan talep etme hakkının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davacı tarafın sözleşmeden dönmeye yönelik talebinin kabulü ile sözleşme konusu 4 adet filtrenin davalı tarafa iadesi koşulu ile iade edilecek ürün bedeli olarak 117.814,08 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının ayıplı maldan dolayı zararı olarak hesaplanan tuzlu su bedeli 14.500,00 TL, onarım bedeli 11.800,00 TL ve ayıplı ürünlerin çıkarılıp yeni ürünleri yerleştirilmesi sebebiyle hesaplanan 29.000,00 TL olmak üzere toplam 55.300,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin yalnızca dava konusu kum filtrelerinin kağıt üzerinde satışını yaptığını, filtrelerin üretiminin dava dışı şirket tarafından yapılarak doğrudan davacı adresine teslim edildiğini, filtrelerin akvaryuma taşınması ve montajının ise bizzat davacı tarafından yapılarak montaj işlemlerinin hepsinin, dava dışı ihbar olunan şirket tarafından onaylandığını, müvekkilinin, filtrelerin üretim sürecine, nakliyesine ve montajına dahil olmadığını, filtrelerdeki gizli ayıplara sebep olamayacağını, üretici firmanın kontrol yapmasına rağmen tespit edemediği bir ayıptan, malın yalnızca satışını sağlayan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, davanın kısmi açıldığını, dava konusu alacağa ıslah harcının yatırıldığı tarihten itibaren avans faizi işletilmesi gerektiğini, belirsiz alacak davası olarak kabul edilemeyeceğini, zira davacının davayı açmadan önce zararını tespit ettirerek dava dilekçesinde zararını kalem kalem yazdığını, zarara üretici firmanın neden olduğu kanıtlanmasına rağmen hangi gerekçeyle zararın müvekkiline yüklendiğinin gerekçede açıklanmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ile 6098 sayılı Kanun'un 223 ncü maddesinin ikinci fıkrasında ayıbın niteliğine göre satıcıya ihbar sürelerinin belirtildiği, 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinde satılanın ayıplı olması halinde alıcının seçimlik haklarının, satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkan varsa satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme olarak belirlendiği, somut olayda, dava konusu kum filtrelerinin davalı tarafından dava dışı üretici şirketten satın alınarak 19.09.2014 tarihli fatura ile KDV dahil 139.020,00 TL bedelle davacıya satışının yapıldığı, kum filtrelerinin 2015 yılı Ocak ayında davacıya teslim edildiği ve montajının yapıldığı, ancak montajdan sonra 2015 yılı Eylül ayından itibaren arızalanarak akvaryuma kum sızdırmaya başladığı, birden fazla olmak üzere onarım yapılmasına rağmen arızaların giderilemediği, yarılmalar nedeniyle su baskınına neden olduğu, davacının mail yazışmalarıyla süresinde ayıpları davalı satıcıya ihbar ettiği, sonrasında da 05.04.2016 tarihli ihtarname ile yine ayıp ihbarında bulunduğu, dolayısıyla ayıp ihbarının süresinde olduğu, bu hususun davalının da kabulünde olduğu, davacı tarafından yaptırılan delil tespiti sonrası düzenlenen bilirkişi raporu ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda ayıbın üretimden kaynaklanan gizli ayıp olduğu, kullanımdan kaynaklanmadığının belirlendiği, ayıplı ürünler nedeniyle davacının 14.500,00 TL+KDV tuzlu su kaybı, 11.800,00 TL+KDV onarım bedeli ve 29.000,00 TL+KDV filtrelerin yerleştirilmesi ve sökülmesi sırasında yıkılarak yeniden yapılması gereken duvara ilişkin bedel olmak üzere toplam 55.300,00 TL KDV hariç zarara uğradığı, davalı satıcının 6098 sayılı Kanun'un 219 uncu maddesi hükmü gereği satılanın ayıplı olması nedeniyle oluşan zararlardan alıcıya karşı sorumlu olduğu, satılandaki ayıbın üretim hatasından kaynaklanmasının davalı satıcının sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı, bu nedenle Mahkemece, davacının sözleşmeden dönme seçimlik hakkını kullanması sonucunda ayıplı malın iadesi ile bedeline ve ayıplı ürünler nedeniyle oluşan zararın davalıdan tazminine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sözleşmeden dönme halinde birlikte ifa kuralı gereği, ayıplı malların davalılara fiilen iadesi tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin doğru görülmediği, davanın 1.000,00 TL dava değeri üzerinden kısmi dava olarak açıldığı, 01.11.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile de satış bedeli ve oluşan zarar kalemleri bakımından dava değerinin ıslah edildiği, davacı tarafça dava öncesinde 05.04.2016 tarihinde ihtarname keşide edilmişse de ihtarnamede ödeme talebi bulunmadığı, dava açılır iken ayıp nedeniyle uğranılan zarar kalemine faiz talep edilmediği, ıslah ile de arttırılan kısım için ödeme tarihlerinden itibaren faiz talep edildiği, dava açılması saklı tutulan haklar yönünden temerrüt oluşturmadığından, ıslah dilekçesi ile talep edilen miktar yönünden temerrüdün, ıslah harcının yatırıldığı 01.11.2018 tarihinde gerçekleştiği, bu durumda 1.000,00 TL tazminat bakımından faize hükmedilmemesi, ıslahla artırılan 54.300,00 TL yönünden de ıslah tarihi olan 01.11.2018 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeninden hüküm tesisine, davanın kabulüne, davacı tarafın sözleşmeden dönmeye yönelik talebinin kabulü ile sözleşme konusu olan 4 adet filtrenin davalı tarafa iadesi koşulu ile iade edilecek ürün bedeli olarak 117.814,08 TL'nin satım konusu malların fiilen iade edildiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının ayıplı maldan dolayı zararı olarak hesaplanan 14.500,00 TL tuzlu su bedeli, 11.800,00 TL onarım bedeli ve 29.000,00 TL filtrelerin yerleştirilmesi ve sökülmesi sırasında yıkılarak yeniden yapılması gereken duvar bedeli olmak üzere toplam 55.300,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hükmedilen tazminatın ıslah ile artırılan 54.300,00 TL kısmına ıslah tarihi olan 01.11.2018 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kağıt üzerinde satış yapan müvekkilinin üretici firmadan kaynaklanan gizli ayıptan sorumlu tutulamayacağını, davada öncelikle zararın kaynağı tespit edilerek husumetin buna göre belirlenmesi gerektiğini, davanın davacıya satılan malların garantisini veren dava dışı şirkete yöneltilmesi gerektiğini, zararın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığı kanıtlandığı halde hangi gerekçe ile kusurun müvekkiline yüklendiğinin açıklanmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava taraflar arasındaki satış sözleşmesi sonrası davacıya teslim edilen ürünün ayıplı olduğundan bahisle oluşan zararın tazmini ve sözleşmeden dönerek ürün bedelinin iadesi talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesi.
3. 6098 sayılı Kanun'un 219, 223 ve 227 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
3. Hukuk Dairesi, 2024/923 E., 2024/2207 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 219 uncu maddesi
3. Hukuk Dairesi 2024/923 E. , 2024/2207 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/271 E., 2022/180 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine, Dairece Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
Davalı vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacının davalı tarafından inşa edilen bağımsız bölümü satın aldığını, aradan 1 yıl kadar geçtikten sonra portmantonun bulunduğu yerin arkasındaki elektrik panosundan yangın çıktığını, evin diğer odalarına da sirayet eden yangının binaya ve evdeki eşyalara zarar verdiğini, itfaiye tarafından tutulan yangın tutanağında ve mahkeme tespiti ile hazırlanan raporlarda yangının elektrik tesisatının hatalı imal edilmesinden kaynaklandığının belirlendiğini, zararlarının binaya ilişkin kısmının sigorta şirketi tarafından ödendiğini ancak ev eşyalarının gördüğü zarar nedeniyle ödeme yapılmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiş, 27.03.2014 tarihli dilekçe ile dava değerini 133.656,45 TL olarak ıslah etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; yokluklarında yapılan delil tespiti dosyasında hazırlanan bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, şirketin kusuru bulunmadığını, imalatın mevzuata uygun şekilde, fen ve sanat kaidelerine riayet edilerek yapıldığını, bağımsız bölümün kontrolden geçirilerek eksiksiz şekilde teslim edildiğini, başkaca blok veya dairelerde benzer bir sorun yaşanmadığını, olaydan sonra yaptıkları tespitlerde davacı ve eşinin yangının çıkış yeri olarak kuvvetli akım panosunu değil, zayıf akım kutusunu gösterdiklerini, bu kutunun içerisinde DC 12 voltluk sinyal gerilimi olduğunu, bu miktardaki bir gerilimin yangın çıkartacak bir kısa devre meydana getirmesine imkan bulunmadığını, ancak site yönetimi tarafından zayıf akım sistemine sonradan müdahalede bulunularak, plana aykırı şekilde uydu tesisi yapıldığını, elektrik şaftlarından daire içi zayıf akım kutusuna kablo çekildiğini, incelemede zayıf akım kutusunun kapağının takılı olmadığının görüldüğünü, ayrıca davacının elektrik panosunun önüne ayakkabı dolabı yaptırarak kuvvetli ve zayıf akım kutularının önünü kapattığını, sigorta kutu kapaklarının da çıkartıldığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
1. Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 27.12.2011 tarihli ve 2011/264 E., 2011/413 K. sayılı kararıyla; Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, karara karşı davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 23.03.2012 tarihli ve 2012/6029 E., 2012/7858 K. sayılı ilamıyla karar onanmıştır.
2. İzmir 3. Tüketici Mahkemesinin 26.05.2016 tarihli ve 2012/970 E., 2016/823 K. sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulü ile maddi tazminat talebine ilişkin 38.014,00 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 61.986,00 TL’nin fazlaya ilişkin talebin reddine, manevi tazminata ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 04.06.2020 tarihli ve 2017/5301 E. , 2020/4254 K. sayılı ilamıyla; "....Keza, davacının da; bir ordu mensubu olduğu, bulunduğu mesleki statü gereği anılan özel Yasa uyarınca sosyal yardımdan yararlandığı, "tüketici" sıfatının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu bağlamda; taraflar arasındaki çekişmenin 4077 sayılı kanun kapsamına dahil olmadığı, ihtilafın genel hükümler uyarınca genel mahkemelerde çözülmesi gerektiği sonucuna varılarak görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek ve davacının 27.03.2014 tarihinde davasını ıslah ettiği miktar dikkate alınmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir." gerekçesiyle bozulmuştur.
3. İzmir 3. Tüketici Mahkemesinin 28.01.2021 tarihli ve 2020/381 E., 2021/13 K. sayılı kararıyla; görevsizlik kararı verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, yargılama sırasında alınan üç bilirkişi raporunda da maddi zararın 76.028,00 TL belirlendiği, ilk rapor ile diğer iki heyetten alınan rapor arasında kusur oranı farklılığı bulunduğu, tüm raporlarda davacı ve davalı yangının meydana gelmesinde kusurlu bulunmakla birlikte, ikinci ve üçüncü heyetlerin verdikleri raporların kusur oranı yönünden de birbirini teyit ettiği, buna göre, davalı tarafın elektrik panolarındaki bağlantıları tekniğine uygun olarak yapmaması nedeniyle, elektrik panosu önüne ahşap portmanto yaptırarak kapatan davacının da, elektrik panosunda bağlantı hatası nedeniyle meydana gelen ısının dolap içindeki elbiseler ve eşyanın da ısınarak alev almasına ve portmantonun kapağı açıldığında içeri gelen havanın alevlerin hızlıca yayılmasına yol açmasından ötürü yangının meydana gelmesinde ve büyümesinde kusurlu olduğu tespitiyle eşit oranda kusur değerlendirmesi yapıldığı, 76.028,00 TL'lik maddi zararın kusur durumuna göre yarısının talep edilebileceği, manevi tazminat yönünden ise yasal şartların oluşmadığı, mala verilen zararlardan ötürü manevi tazminat istenemeyeceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 38.014,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya dair maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminata yönelik talebin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Gerekçe ve Sonuç
Dairenin 26.10.2023 tarihli ve 2023/944 E., 2023/2918
K. sayılı ilamıyla; tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgeler, temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeler, davalının elektrik tesisatını tekniğe uygun yapmaması sebebiyle kusurlu bulunması, davacının ise yangının artmasında kusurlu bulunması, tazminat miktarının belirlenmesinde isabetsizlik bulunmaması, manevi tazminatın koşullarının oluşmaması ve davacının aktif husumet ehliyetinin olması kapsamında tarafların temyiz itirazları reddedilerek kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran
Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
B. Karar Düzeltme Sebepleri
Davalı vekili; davacının taraf ehliyeti bulunmadığını, davanın aktif husumet sebebiyle reddi gerektiğini, şirketin olayda kusuru bulunmadığını, tek taraflı hasar tespit dosyasına dayanılamayacağını, ileri sürerek; kararın düzeltilmesini ve Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ayıplı taşınmaz satışı nedeniyle meydana gelen yangından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 219 uncu maddesi
3. Değerlendirme
Somut uyuşmazlıkta; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine ve özellikle davacının satın alan olarak aktif husumet ehliyetinin olduğunun ve tarafların kusur durumu ile tazminat tutarının belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre, davalı vekilinin karar düzeltme taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin karar düzeltme talebinin REDDİNE,
Aşağıda yazılı para cezasının karar düzeltme isteyene ödetilmesine,11.09.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2023/5566 E., 2024/4934 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 219 uncu ve 227 nci maddeleri.
11. Hukuk Dairesi 2023/5566 E. , 2024/4934 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/6 Esas, 2022/1825 Karar
HÜKÜM : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/753 E., 2019/502 K.
Taraflar arasındaki ayıplı malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi veya bedelin iadesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, davalıdan 22.04.2015 tarihinde ... marka 2014 model ... 2.0 Turbo ... Quattro 230 hp S tronic model araç satın aldığını, aracı kullanmaya başladığından itibaren elektrik bağlantısının kesilmesi, ateşleme arızası gibi sorunlarının ortaya çıktığını, sorunun giderilmesi için davalının servisine götürüldüğünü, servis bakımlarının yapılmasına rağmen arızanın devam ettiği ve son olarak da 26.11.2016 tarihinde kullanım esnasında aracın aniden yandığını, yangından hemen sonra yetkili servise çekildiğini ve burada beklediğini, aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi için ihtarname keşide edildiğini, talebin kabul edilmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini, aynen ifanın mümkün olmaması halinde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 24 üncü maddesi gereğince işlem yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı .... Oto Pazarlama ve Ticaret A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davaya konu araçta gizli ayıp olmadığını, servise getirildikten sonra araç üzerinde yapılan kapsamlı incelemede herhangi bir sistem arızasına veya soruna rastlanmadığını, aracın bobininin arızalandığı, yetkili servise başvurulduğunda bu bobinin değiştirildiğini, bobin arızası 4 üncü bujiyi ateşlemediğinden atılan çiğ yakıtın katalizörde yakılması ile oluşan ısı sebebiyle yangının başlamış olabileceğini, kabloların korumalı olduğunu ve kısa devrenin mümkün olmadığını, yakıt deposundan alınan numune üzerinde yapılan incelemede içeriğinde aseton bulunduğunu, asetonun motor içerisindeki yanma sıcaklıklarını ve bağlı egzoz sıcaklıklarını artırdığını ve ABS etrafında bulunması gereken braketin bulunmaması sebebi ile hidrolik ünite kablolarında yanmaya sebep olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna göre davacının, davalıdan dava konusu aracı 22.04.2015 tarihinde sıfır km olarak satın aldığı, aracın teşhis protokollerinde gizli ayıp niteliğinde olduğu değerlendirilen CAN-Bus veri iletişim hatalarının imalattan kaynaklı gizli ayıp niteliğinde olduğu ve bu hataların oluşmasında kullanıcı hatasının bulunmadığı, aracın 26.10.2016 tarihinde kullanım esnasında oluşan yangın sonrası zarar gördüğü, bu yangının gerçekleşme sebebinin araçta bulunan gizli ayıp ve davalının ayıplı servis hizmeti vermesinden (PCV çıkış hortumunun iki yerde kırılmasının) kaynaklandığı, hortumun kırılmasında kullanıcı hatası olmadığı, ayrıca aracın geçmiş teşhis protokollerinde gizli ayıp niteliğinde olduğu değerlendirilen CAN -Bus iletişim arızaları detaylıca görüldüğü gibi dava konusu yangın hasarı akabinde yeniden tamir edilerek kullanılması sürecinde, mevcut hasar geçmişi servis kayıtlarında aleni olduğundan, araç ikinci el satışa konu olduğunda emsal tespiti ve satış sürecinde oluşacak zorluklar ile satış bedelinde meydana gelecek değer kaybının öngörülemeyeceği nazara alındığında, aracın mevcut hali ile pert-total olduğu, tamirinde fayda bulunmadığı, alıcının seçimlik hakkını ayıpsız misliyle değiştirilmesi yönünde kullanmasında haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, ... marka 2014 model ... 2.0 Turbo ... Quattro 230 hp S tronic model .... plakalı ayıplı aracın davalıya iadesi şartıyla .... marka 2014 model ... 2.0 Turbo ... Quattro 230 hp S tronic model ayıpsız aracın davalı tarafından davacıya aynen teslimine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu aracın gizli ayıplı olmadığını, araçta bulunması gereken braketin inceleme sırasında görülmediğini, servis kayıtlarında ilgili parçanın söküldüğüne dair kayıt bulunmadığını, bu durumun yetkili servis dışında başka serviste araca müdahale edildiğini gösterdiğini, davaya konu araçtaki kullanılan yakıt incelendiğinde yakıtta aseton bulunduğunu, yangına sebep olabileceğinin üzerinde durulmadığını, davacının araçtaki bobini bir başka serviste değiştirdiğini yangına bu işlemin sebep olduğunu, davaya konu olayla ilgili iki ayrı rapor alındığını raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, ilk rapor yangının sebebini tespit edemezken, ikinci raporda bu kadar net gizli ayıba bağlanmasının anlaşılamadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkeme kararında satıcının ayıba karşı tekeffülü hükümleri çerçevesinde değerlendirme yapılarak, hükme varılmış olmasının yerinde olduğu, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ayıplı aracın ayıpsız misliyle değişimi veya bedelin iadesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 219 uncu ve 227 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2023/128 E., 2024/4379 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
tam metni aç
a edildiğini ve %30 oranında da cezai şart (60.435,00 USD ) tahakkuk ettirildiğini, cezai şartında davacı şirket tarafından ödendiğini, böylece alınamayan mal bedeli + ödenen cezai şartın toplamı olan 461.880,80 USD zararlarının doğduğunu; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 219 uncu maddesi ile düzenlenen ayıplardan doğan sorumluluklar kapsamında davalı şirketten temin edilen
11. Hukuk Dairesi 2023/128 E. , 2024/4379 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1035 Esas, 2022/1194 Karar
HÜKÜM : Başvuruların esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/1025 E., 2019/776 K.
Taraflar arasındaki satım sözleşmesine konu malın ayıplı olduğu iddiasına dayalı menfi tespit ve maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin işlenmiş deri satın alarak fason deri ceket diktiğini, bu ürünleri de yurt dışındaki ... şirketine ihraç ettiğini, dikimde kullanılan işlenmiş derileri de davalıdan satın aldığını, müvekkilinin davalıdan son olarak iki fatura tahtında işlenmiş deri satın aldığını ve karşılığında davalıya beheri 50.000,00 USD tutarında olan iki adet çek verdiğini, müvekkilinin almış olduğu işlenmiş derilerden ceket dikip 201.543,00 USD karşılığında ... Firmasına 3 parti halinde ihraç ettiğini, malın teslimi üzerine ... firmasınca yaptırılan testlerde, deri ceketlerde, Ülkemiz ve Avrupa Birliği Mevzuatı gereği olması gereken miktarın çok üzerinde Nonyl Phenol ve Nonnyl Phenol Etoksilat tespit edildiğini, ... firmasının test sonuçlarını müvekkili şirkete gönderdiğini, bu durumda ürünlerin uygunsuzluğunu davalı şirkete iletildiğini, davalı tarafın ise bu yüksek analiz değerlerinin zamanla azalacağını ifade ettiğini, oysa analiz değerlerinin zamanla daha da arttığını; aşırı yüksek değerlerin davalıya sorulduğunda; davalı tarafın Busan isimli firmanın bu derileri üzetirken yağ giderici kimyasal olarak bu maddeleri kullandığını bildirdiğini, durumu ... ile derhal paylaştıklarını, ... firmasının yasaklı olan bu maddelerin kullanılamayacağını, kullanılırsa ciltle teması halinde oluşan etkilenmenin sakıncalı olduğunu bildirdiğini, bu sebeple gönderilen parti malların imha edileceğinin bildirildiğini, davacı şirket ile ... arasında yapılan sözleşmenin 7 nci maddesine göre ceketlerin ayıplı olduğu, 8 inci maddesi ile ayıplı ürünler için tazminatın hesaplama yönteminin belirtildiği; bu çerçevede ... tarafından gönderilen mamullerin imha edildiğini ve %30 oranında da cezai şart (60.435,00 USD ) tahakkuk ettirildiğini, cezai şartında davacı şirket tarafından ödendiğini, böylece alınamayan mal bedeli + ödenen cezai şartın toplamı olan 461.880,80 USD zararlarının doğduğunu; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 219 uncu maddesi ile düzenlenen ayıplardan doğan sorumluluklar kapsamında davalı şirketten temin edilen malların ayıplı olması ve bu hususunda testlerle ortaya çıkan gizli ayıp niteliğinde olması sebebiyle 6098 sayılı Kanun'un 227 inci maddesi gereğince davalıdan tazminat isteme haklarının doğduğunu ileri sürerek müvekkilinin davaya konu 2 adet çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, 161.888,90 USD maddi tazminatın, müvekkilinin ihracat rejimi uyarınca uğradığı 20.951,11 USD'nin ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ... firmasına sattığı deri ceketlerin imalatında kullandığı derileri müvekkilinden değil dava dışı Burak Doğuş isimli bir kişiden satın aldığını, davalının müvekkilinden aldığı deri ceket miktarıyla ...'a sattığı miktarda deri ceket üretmesine imkan bulunmadığını, esasen müvekkilince davacıya yapılan satışın tarihi ve ihraç tarihleri gözetildiğinde davacının bu miktar ceketi üretecek bir zamanı da bulunmadığını, ... firması ile kendileri arasında ticari bir ilişki ya da yazılı bir anlaşmanın bulunmadığını; davacı ile de aralarında NPEO analiz sınırlaması konusunda bir anlaşmanın bulunmadığını; davacı ile aralarında süregelen ilişkide de, davacının analiz sınırlaması konusunda müvekkilinden bir talepte bulunmadığını; bununla birlikte müvekkili şirketin üç farklı deri numunesinde laboratuvar testi talep ettiği, sonuçların menfi olduğunu yani zararlı madde bulunmadığı; müvekkili şirket tarafından da sonuçların mail vasıtasıyla hem davacı şirkete hemde ... firmasına bildirildiğini; müvekkili tarafından yaptırılan laboratuvar sonuçlarına göre müvekkilince verilen deri mamullerin uygun olduğunu ... firması ve davacı firma tarafından bilindiğini ve parti mallarında bu şekilde kabul edilmesine rağmen daha sonra açılan bu davanın haksız olduğunu, davacının basiretli davranmadığını, kötü niyetli hareket ettiğini, ... firmasının isteklerini davacının müvekkili şirkete bildirmediğini, NPEO konusunda ... taleplerine aykırı olduğunu bilerek davacının üretim yaptığını, ...'un bu olumsuz sonucu fark etmesiyle kesilen cezadan kendilerinin sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu ürünlerin 17.03.2016 gününde 169096 sıra sayılı faturaya konu edilen deri olduğu, bunun işlendiği ve ceket haline getirildiği, daha sonra da ihracata konu yapıldığı, bilirkişi raporunda da açıklandığı gibi ayıbın somut olayımızda açık ayıp niteliğinde olduğu, zira davalının yaptırdığı test sonuçlarının 1.400 - 1.600 seviyesinde olduğu (oysa ülkemiz içinde bu seviyenin en çok 1.000 - yurt dışında avrupa birliği kriterleri gereğince ise 500 olması gerektiği), işlenmiş derideki zararlı madde seviyesinin normalin üstünde olduğu bizzat davalı tarafından yaptırılan testlerle ortaya çıktığı ancak davalının bu test sonuçlarını davacı ve ... firmasına bildirdiği, davacının bu test sonuçlarını bildiğinin, cevaba cevap dilekçesinin 3 üncü sayfasının 2 nci bendinden açıkça belli olduğu, durum böyle olunca tacir sıfatına bağlı basiretli davranma sorumluluğu kapsamında olan davacının, açık ayıp durumundaki ve Türkiye'de bile sınırın üzerindeki bu test sonucuna rağmen ayıp ihbarında bulunmadığı, bilakis davalıdan aldığı mamullerle ... için üretime devam ettiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi atfı ile somut olaya uygulanması gereken 6098 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca satılanı kabul etmiş sayılacağı ( alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse hükmü gereğince), kaldı ki, bir an için ayıbın gizli ayıp olduğu kabul edilse dahi, yurt dışı testlerinin 02.05.2016 tarihinde davacıya bildirildiğinin dava dilekçesi ekinden anlaşıldığı, yine 19 Mayıs tarihli test sonuçlarını bildiren faks örneklerinin dosyaya yansıdığı, davanın ise 20.09.2016 tarihinde açıldığı, bu tarihe kadar yapılmış bir ayıp ihbarının sunulmadığı, bu sebeple davadaki taleplerin süresi içinde ayıp ihbarında bulunmayan davacı tarafından istenemeyeceği nazara alınarak bu sebeple ... tarafından imha edilen deri ceketlerin davalı yanca verilen ceketler olup olmadığının da bir önem arz etmeyeceği, davacının usulünce uyap ihbarında bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6098 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinin, "Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir." hükmünü haiz olduğunu, bu nedenle gerekçeli kararda belirtildiği gibi ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı kabul edilse dahi ağır kusurlu olan davalının salt bu sebeple sorumluluktan kurtulamayacağını, davaya konu ayıbın ancak profesyonel kuruluşlarca yapılan testlerle ortaya çıkabilecek nitelikte gizli bir ayıp olduğunu, buna rağmen ayıbın açık ayıp olarak nitelendirilmesinin doğru olmadığını, davalı şirketin müvekkiline ayıbın farkında olduğunu, derilerdeki bu maddelerin zamanla azalacağını bildirdiğini ancak zararlı maddenin azalmak bir yana çok daha fazla arttığını, müvekkilinin deri imalatçı olmadığını, bu nedenle deri aldığı davalı firmanın sözüne ve taahhüdüne güvenerek işlem yaptığını, Mahkemece kabul edildiği gibi "derileri ayıplı olduğunu bildiği halde ihraç etmesi" gibi bir durumun kesinlikle söz konusu olmadığını, davalı firmanın beyanı üzerine "derilerdeki NPEO değerinin düşeceği bilgisine sahip olduğu için" deri ceketleri piyasaya sürdüğünü, dolayısıyla davacı şirkete karşı vermiş olduğu garantiye uymayan ve söz konusu zararın oluşmasına neden olanın yine davalı firma olduğunu, .... isimli kişinin davalı Şirkette veya davalı Şirket için çalıştığını, söz konusu ayıplı ürünlerin davalı Şirket tarafından imal edildiğini, .... şirketine satılacağını kendilerinin de bildiğini ve buna ilişkin olarak birçok yazışma ve işlem yaptığının açık olduğunu, davalı tarafın malların kendilerinden alınmadığına ve kendilerinden alınan malların ...'a gönderildiğini bilmediklerine ilişkin beyanlarının gerçeği yansıtmadığının da davalının cevap dilekçesindeki ikrarları ve yapılan incelemeler neticesinde ortaya çıktığını, bilirkişilerce verilen ilk raporun 5 inci maddesinde de belirtildiği üzere; "insan sağlığına ve çevreye bu derece zararlı olan 'npeo' kimyasalının yasal sınır değerlerine düşürmeye yarayan bir yöntem bulunmadığı, bu nedenle siparişçi ... Firması tarafından usulüne uygun şekilde imha edilmesinin, uygun olduğu" kanaatine varıldığını, müvekkilinin davalı yanca ayıplı ürün satılması nedeniyle dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında etraflıca açıkladıkları maddi ve manevi zararlara düçar olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili lehine tazminata hükmedilmemesinin doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, satım sözleşmesine konu malın ayıplı olduğu iddiasına dayalı menfi tespit ve maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi.
3. 6098 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile aynı Kanun'un 225 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2024/10 E., 2024/3964 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSamsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
tam metni aç
nlığı Laboratuvarında tahlil ettirilmesi sonucunda Tahıl Tohumu Sertifikasyon ve Pazarlaması Yönetmeliği uyarınca en az %85 olması gereken çimlenme oranının %40 olarak tespit edildiğini, 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu'nun 11 inci maddesi ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 219 uncu maddesi ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 8 inci maddesi uyarınca malların ayıplı olduğunu, mü
3. Hukuk Dairesi 2024/10 E. , 2024/3964 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1090 E., 2023/1544 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kargı Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/30 E., 2023/53 K.
Taraflar arasındaki ayıplı mal nedeniyle tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; müvekkillerinin yarıcılık usulüyle Kargı ilçesinde çeltik ekimi yaptıklarını, müvekkili ...'nın 26.04.2021 tarihinde davalı Kooperatiften 22.778,30 TL bedelinde 1.700 Kg Cammeo cinsi sertifikalı çeltik tohumu satın aldığını, alınan tohumunun diğer müvekkili ...'ye ait çeltik tarlalarına ekildiğini, ancak hasat edilmesi gereken ürünün yarıdan fazlasının elde edilemediğini, oluşan zarar nedeniyle ellerinde arta kalan ve paketi açılmamış sertifikalı çeltik tohumu numunesinin Tarım Bakanlığı Laboratuvarında tahlil ettirilmesi sonucunda Tahıl Tohumu Sertifikasyon ve Pazarlaması Yönetmeliği uyarınca en az %85 olması gereken çimlenme oranının %40 olarak tespit edildiğini, 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu'nun 11 inci maddesi ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 219 uncu maddesi ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 8 inci maddesi uyarınca malların ayıplı olduğunu, müvekkillerinin uğradığı zarardan davalıları müteselsilen sorumlu olduğunu belirterek şimdilik 20.000,00 TL tazminatın zarar tarihinden itibaren hesaplanacak faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Kooperatif vekili; davacılardan ...'nin müvekkili Kooperatif'ten herhangi bir tohum almadığını, davacıların zarar iddiasının davalı Kooperatif ile ilgisinin bulunmadığını, tohumlarda çimlenme olmamasının dış etkenlerden kaynaklı olduğunu, numune analiz formunu kabul etmediklerini, alınan tohumdan hiç açılmamış bir torba olsa bile çiftçinin aldığı dönem ile numune alınması arasındaki sürede tohumu uygun koşullarda saklayıp saklamadığının da önemli olduğunu, zararın tohumdan kaynaklı olup olmadığının kesin olarak tespit edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
2. Davalı şirket vekili; davalı şirketin tohumlarına devlet kontrolünde sertifika alındığını, sertifikalarda %88 - %96 çimlenme oranı düzenlendiğini, ürünün orijinalliğinin şüpheli olduğunu, davacı tarafın iddiasını ispatla mükellef olduğunu ileri sürerek, davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hasadın ne suretle ve ne şekilde yapılmış olduğuna ilişkin tespit yapılamadığı, hükme dayanak teşkil eden bilirkişi raporunda tohumdan kaynaklı bir verim kaybı bulunup bulunmadığı ve bunun zararının tespitinin mümkün olmadığının belirtildiği, davacının davalıdan satın aldığı cameo cinsi tohumun ayıplı olmasından kaynaklı verim kaybı oluşup oluşmadığının açık, net ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde anlaşılamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili; hükme esas alınamayacak nitelikte olan bilirkişi raporuna itirazlarının Mahkemece dikkate alınmadığını, konuyla ilgili dinlenen tanıkların dava konusu tohumlarda çimlenme sorunu yaşadıklarını beyan ettiklerini, tohumların hatalı olduğuna dair şikayet dilekçeleri ve İlçe Tarım Müdürlüğü raporunun dosyaya sunulduğunu, davacıların tohumların hatalı olduğu iddiasını ispatladıklarını belirterek, kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu çeltik tohumunun çimlenmesi ile ilgili olarak ekim döneminde yapılmış herhangi bir tespitin dosyada mevcut olmadığı, dava konusu çeltik tohumlarına ilişkin fatura tarihinin 26.04.2021 olmasına karşılık davacı tarafın elinde kaldığını belirttiği tohumlara ilişkin analizin yaklaşık 7 ay kadar sonra 24.12.2021 tarihinde yaptırılmış olduğu davacı tarafın elinde olup arta kalan açılmamış tohumun sözkonusu fatura tarihinden sonra analizin yapıldığı zamana kadar yaklaşık 7 aylık süre zarfında tohuma zarar vermeyecek şekilde gerekli muhafaza şartlarına uygun ortam ve şartlarda muhafaza edildiği hususunun ispatlanamadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; istinaf sebeplerini tekrar ederek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ayıplı ürün satıldığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6 ncı maddesi,
2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 190 ıncı maddesi.
3. Değerlendirme
Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, özellikle zarara uğradığını ileri süren davacı tarafça ekim döneminde yapılmış herhangi bir tespitin dosyada mevcut olmamasına, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı tarafından yaptırılan analiz sonucu ortaya çıkan çimlenme oranı ile tohumluğun muhafaza edilme süresinin çimlenme oranına etkisi konusunda değerlendirme yapılamayacağı tespitinin yapılmış olmasına, ispat yükü üzerinde bulunan davacıların ürün kaybının sadece tohumdan kaynaklı meydana geldiğini ispatlayamadıklarının anlaşılmasına göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Genel
Beyaz eşya mağazası (S), (A)’ya sattığı çamaşır makinesinin "sessiz çalışma" özelliğine sahip olduğunu garanti etmiştir. (A), makineyi eve kurdurup çalıştırdığında makinenin çok yüksek gürültü çıkardığını fark etmiştir. (S), "Bu modelin fabrikasyon özelliği böyle, ben sorumlu değilim" demektedir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre (A)’nın hakları hakkında hangisi doğrudur?