Türk Borçlar Kanunu 589. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 589- Kefil, her durumda kefalet sözleşmesinde belirtilen azamî miktara kadar sorumludur.
Aksi sözleşmede kararlaştırılmamışsa kefil, belirtilen azamî miktarla sınırlı olmak üzere, aşağıdakilerden sorumludur:
1. Asıl borç ile borçlunun kusur veya temerrüdünün yasal sonuçları.
2. Alacaklının, kefile, onun borcu ödeyerek yapılmalarını önleyebileceği uygun bir zaman önce bildirmesi koşuluyla, borçluya karşı yönelttiği takip ve davaların masrafları ile gerektiğinde rehinlerin kefile tesliminin ve rehin haklarının devrinin sebep olduğu masraflar.
3. İşlemiş bir yıllık ve işlemekte olan yıla ait akdî faizler ile gerektiğinde tahvil karşılığında ödünç verilen anaparanın işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan yıla ait faizleri.
Sözleşmede açıkça kararlaştırılmamışsa kefil, borçlunun sadece kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonraki borçlarından sorumludur.
Kefilin, asıl borç ilişkisinin hükümsüz hâle gelmesinin sebep olduğu zarardan ve ceza koşulundan sorumlu olacağına ilişkin anlaşmalar kesin olarak hükümsüzdür.
b. Kefilin takibi
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
2 karar eşleşti
(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi, 2013/3368 E., 2013/8807 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Hukuk Mahkemesi
Karar tarihinden sonra 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 589. maddesinin son fıkrasında kefilin asıl borç ilişkisinin hükümsüz hâle gelmesinin sebep olduğu zarardan ve ceza koşulundan sorumlu olacağına ilişkin anlaşmaların kesin olarak hükümsüz olduğu düzenlenmiştir.
(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi 2013/3368 E. , 2013/8807 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tahliye-Alacak-Tazminat
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye,alacak ve tazminat davasına dair karar, bir kısım davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kiralananın tahliyesi, kira alacağı ile sözleşmeden kaynaklanan cezai şart niteliğindeki tazminatın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davalı kiracının kiralanandan tahliyesine, kira alacağının ve sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın davalılardan tahsiline karar verilmesi üzerine hüküm davalı kefiller ... ve ... tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller takdir edilerek karar verilmiş olmasına göre, temyiz eden davalıların kira alacağına yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalıların sözleşmede kararlaştırılan tazminat (cezai şart) istemine ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Taraflar arasında düzenlenen 15/09/2008 başlangıç tarihli beş yıl süreli kira sözleşmesi ile kiracı ... Hedef Eğitim Öğretim İnşaat Taahhüt Ticaret Ltd.Şti. tarafından, ... Caddesi ... nolu taşınmaz Rehabilitasyon Merkezi olarak kullanılmak üzere kiralanmıştır. Sözleşmenin 14. maddesinde kontratın feshine neden olan tarafın 40.000 Euro tazminat ödeyeceği kararlaştırılmış, temyiz eden davalılar ise sözleşmeyi kefil sıfatıyla imzalamıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde kiralananın tahliyesi ile 34.600 TL birikmiş kira alacağının ve 40.000 Euro tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece davalı kiracının kiralanandan tahliyesine, 34.600 TL kira alacağının ve 40.000 Euro tazminatın dava tarihindeki karşılığı olan 89.516 TL cezai şartın davalılardan tahsiline karar verilmesi üzerine hüküm davalı kefiller ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
Karar tarihinden sonra 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 589. maddesinin son fıkrasında kefilin asıl borç ilişkisinin hükümsüz hâle gelmesinin sebep olduğu zarardan ve ceza koşulundan sorumlu olacağına ilişkin anlaşmaların kesin olarak hükümsüz olduğu düzenlenmiştir. 6101 Sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun Geçmişe etkili olma başlıklı 2.maddesinde; Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kurallarının gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı, aynı Kanunun görülmekte olan davalara ilişkin uygulama başlıklı 7.maddesinde de; Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin
76'ncı, faize ilişkin 88'nci, temerrüt faizine ilişkin 120'nci ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138'nci maddesinin görülmekte olan davalara da uygulanacağı hükmüne yer verilmiş olup 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 589. maddesinin son fıkrasındaki düzenleme kamu düzenine ilişkin olduğundan, 6101 sayılı Kanunun 2 ve 7. maddeleri uyarınca eldeki davalara uygulanması gerekmektedir. Anılan yasal düzenlemelere göre cezai şarta ilişkin sözleşme hükmü kefiller yönünden geçersiz hale geldiğinden kefiller hakkındaki tazminat (cezai şart) istemin reddine karar verilmesi gerekir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine 20/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (1)
(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi, 2013/580 E., 2013/12165 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
01 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'unun 589. Maddesinde de benzer düzenlemeye yer verilmiş olup kefilin sözleşmede belirtilen sürenin sonuna kadar sorumlu olduğu belirtilmiştir.
(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi 2013/580 E. , 2013/12165 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Alacak
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davacı ve davalılardan ... İç ve Dış Tic. Ltd.Şti. tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, ödenmeyen ve muaccel hale gelen kira parasının ve damga vergisinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davalı kefiller yönünden davanın reddine, davalı kiracı yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı kiracının 2011 yılı Nisan ayı kira bedelini süresi içinde ödemediğini, daha sonra ise taşınmazı boşalttığı duyumunu aldıklarını, kiracının, aynı yılın Mayıs, Haziran, Temmuz, ayları kira bedellerini de süresinde ödemediğini ve böylece 2011 yılı Ağustos, Eylül ve Ekim ayları kira paralarının muaccel hale geldiğini, davalı kiracının sözleşmenin 4-c maddesi gereğince uyarınca % 5 akdi faiz ödemesi gerektiğini belirterek ödenmeyen kira parasının aylık % 5 akdi faizi ile birlikte tahsilini istemiştir. Davalı şirket vekili davacının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'u gereğince % 5 oranında akdi faiz talep edemeyeceğini, davalı kefiller ise sözleşmede yazılı kefaletlerinin kefalet akdinin yasal– zorunlu unsurlarını taşımadığından söz konusu alacaktan sorumlu tutulamayacağını, belirterek davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece davalılar; ..., ... ve ... haklarındaki davanın reddine, Diğer davalı şirket hakkında açılan ve ıslah edilen davanın kısmen kabulü ile, 54.051,89 TL kira alacağı, 5.886,82 TL dava tarihine kadar işlemiş aylık % 5 akdi faiz tutarı olmak üzere toplam 59.938,71 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Alacağın 54.051,89 TL'lik kısmına dava tarihinden itibaren aylık % 5 akdi faiz uygulanmasına, karar verilmiştir.
1-Dosya kapsamına toplanan delillere hükmün dayandığı gerekçelere göre davacı ve davalının aşagıdaki bentlerin dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacının kefiller hakkındaki davanın reddine ilişkin verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Borçlar Kanun'unun 484.maddesi uyarınca kefaletin geçerliliği, kefilin sorumlu olacağı belli bir miktarın gösterilmesi koşuluna bağlıdır. Başka bir deyişle kefilin sorumluluğundan söz edilebilmesi için belirli bir sürenin ve kefilin sorumlu olacağı azami miktarın sözleşmede belirlenmiş olması gerekir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22.03.2006 gün ve 2006 / 6-78-88 sayılı kararı da bu yöndedir. Yasanın bu hükmü kefaletin geçerlilik koşullarındandır. 01 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'unun 589. Maddesinde de benzer düzenlemeye yer verilmiş olup kefilin sözleşmede belirtilen sürenin sonuna kadar sorumlu olduğu belirtilmiştir.
Hükme esas alınan 01.11.2006 başlangıç tarihli beş yıl süreli kira sözleşmesini davalılardan ..., ... ve ... kefil olarak imzalamışlardır. Davacı tarafından 2011 yılının Nisan,Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül ve Ekim ayları kira paraları talep edildiğinden kira sözleşmesinin süresi itibariyle istenen kira alacağı kefillerin sorumlu olduğu süre içerisinde kalmaktadır. Mahkemece kefiller hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-Davalı vekilinin faiz alacağına yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Taraflar arasında imzalanan 01.11.2006 başlangıç tarihli beş yıl süreli kira sözleşmesinin varlığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin 4-c . maddesinde Kira bedellerinin belirlenen vade içinde ödenmemesi halinde geciken her ay için %5 gecikme faizi tahakkuk ettirileceği hüküm altına alınmıştır.
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 346.maddesinde “Kiracıya, kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemez. Özelikle, kira bedelinin zamanında ödenmemesi halinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmalar geçersizdir.” hükmüne yer verilmiştir. TBK.nun 120. maddesinde temerrüt faizi düzenlenmiştir. Anılan madde hükmüne göre; "Uygulanacak yıllık temerrüt faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz.Akdi faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi Kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdi faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faiz oranı hakkında akdi faiz oranı geçerlidir.
6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un Geçmişe Etkili Olma başlıklı 2.maddesinde “Türk Borçlar Kanunu'nun kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kuralları gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı, yine Görülmekte Olan Davalara İlişkin Uygulama başlıklı 7.maddesinde de “Türk Borçlar Kanunu'nun; kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76., faize ilişkin 88., temerrüt faizine ilişkin 120., aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138.maddesinin, görülmekte olan davalarda da uygulanacağı” öngörülmüştür.
Olayımızda, davacı taşınmazın 11.04.2011 tarihinde tahliye edildiğini kabul etmiştir. Bilirkişi tarafından yapılan keşif sonrasında taşınmazın yeniden kiraya verilebileceği makul sürenin 3 ay olduğu bildirilmiştir. Mahkemece 11.04.2011 tarihten itibaren verilen 3 aylık makul süre kira alacağına da akdi faiz uygulanması doğru olmadığı gibi, öte yandan tahliye tarihi olan 11.04.2011 tarihine kadar Nisan ayında işleyen 11 günlük kira alacağına yukarıda belirtilen düzenlemedeki esaslara göre faiz uygulanması gerektiği nazara alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi de doğru değildir.
Hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 11.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Borçlar Hukuku Özel Hükümler
(K), (B)'nin (A)'ya olan borcu için 100.000 TL azami miktar belirterek kefil olmuştur. (B)'nin borcu ödememesi üzerine, asıl borç 90.000 TL, borçlunun kusurundan doğan yasal sonuçlar 5.000 TL, takip masrafları 5.000 TL ve işlemiş faizler 15.000 TL olmak üzere toplam alacak 115.000 TL'ye ulaşmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, (K)'nin sorumlu olduğu azami tutar ne kadardır?
A) 115.000 TL
B) 100.000 TL
C) 90.000 TL
D) 105.000 TL
E) 95.000 TL
Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.