6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 182

Hukuk Muhakemeleri Kanunu 182. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 182- (1) Islahın davayı uzatmak veya karşı tarafı rahatsız etmek gibi kötüniyetli düşüncelerle yapıldığı deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ıslahı dikkate almadan karar verir. Ayrıca hâkim, kötüniyetle ıslaha başvuranı, karşı tarafın bu yüzden uğradığı bütün zararlarını ödemeye ve beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar disiplin para cezasına mahkûm eder. Maddi hataların düzeltilmesi

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

3 karar eşleşti
Hukuk Genel Kurulu, 2016/828 E., 2020/551 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİş Mahkemesi
kten sonra ilk olarak 10.10.2014 tarihli yazılı dilekçe ile 19.11.2014 tarihli duruşmada sözlü olarak da zamanaşımı def'i yönünden beyanlarda bulunmuş, davacı vekilinin buna muvafakat etmediği somut olayda, davalı vekilince ıslah işleminin 6100 sayılı HMK'nun 182.maddesi uyarınca davayı uzatmaya yönelik olduğu sonucuna varılmakla ıslah işlemi dikkate alınmadan karar verilmesi gerekirken hatalı değ
Hukuk Genel Kurulu         2016/828 E.  ,  2020/551 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “işçilik alacakları” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İzmir 5. İş Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi: 4. Davacı vekili 27.05.2013 tarihli dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde kalıpçı olarak aylık net 900,00TL ile çalışmakta iken ücretlerinin ödenmemesi ve emeklilik nedenleriyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, haftanın 6 günü 07.00-18.00 ve 18.00-07.00 saatleri arasında dönüşümlü olarak 2 vardiya hâlinde çalıştığını, dini bayramlar hariç tüm genel tatil günlerinde de çalışmasının sürdüğünü ancak bu çalışmalarının karşılığının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile yıllık izin, fazla çalışma, ücret ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabı: 5. Davalı ... (davalı şirket/davalı işyeri) vekili 17.06.2013 tarihli cevap dilekçesinde; davacının asgari ücret ile çalıştığını, devamsızlık yapması nedeniyle iş sözleşmesinin müvekkili tarafından haklı nedenle feshedildiğini, fazla çalışma yapmasını gerektiren bir durumun bulunmadığını, taleplerinin haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme Kararı: 6. İzmir 5. İş Mahkemesinin 30.12.2014 tarihli ve 2013/355 E., 2014/845 K. sayılı kararı ile; iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından haklı nedenle feshedildiği, yıllık izin ücretine ve ücret alacağına hak kazandığı, dosya kapsamı ve tanık beyanlarına göre davacının haftanın 6 günü 07.00-18.00 veya 18.00-07.00 saatleri arasında vardiya dönüşümlü olarak çalıştığı, ayın iki haftasında 10 saat, 2 haftasında ise 21 saat fazla çalışmasının bulunduğu, davacının devamlı fazla çalışma yapmasının ve tüm genel tatillerde çalışmasının hayatın olağan akışına uygun olmayacağı, hastalık, izin vs. dönemlerde fazla çalışma yapılamayacağı gibi genel tatillerde de çalışılamayacağı gözetilerek belirlenen miktarlar üzerinden takdiren ½ oranında indirim uygulanarak fazla çalışma ve genel tatil alacaklarına hak kazandığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 7. İzmir 5. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesinin 02.06.2015 tarihli ve 2015/13972 E., 2015/10752 K. sayılı kararı ile; 1 nolu bentte davacının sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra; “…2-Davacı, davalı işyerinde 9 yılı aşkın süre ile kalıpçı olarak aylık net 900,00 TL ücret ile çalıştığını, sigorta bildirimlerinin gerçek ücreti üzerinden yapılmaması, fazla çalışma ve genel tatil çalışma karşılığı ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini belirterek kıdem tazminatı ile yıllık izin, fazla çalışma, genel tatil ve ücret alacağının tahsilini talep etmiştir. Davalı, davacının asgari ücret ile çalıştığını, devamsızlık nedeniyle iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu uyarınca davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği, yıllık izin ile fazla çalışma ve genel tatil alacağı bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece, davacının fazla çalışma ve genel tatil alacakları hüküm altına alınırken ½ oranında hakkaniyet indirimi uyguladığı görülmüştür. Davacının kıdemi, yaptığı iş ve işin nitelikleri dikkate alındığında hakkın özünü etkileyecek şekilde 1/2 oranında hakkaniyet indirimi yapılması hatalı olup bozmayı gerektirir. 3- Davalı tarafından yapılan ıslah işlemi taraflar arasında çekişme konusudur. Davalı, cevap dilekçesinde zamanaşımı def'inde bulunmamıştır. Bilirkişi tarafından hesaplama yapılması üzerine davalı ilk olarak 17.03.2014 tarihli dilekçesinde zamanaşımı def'i ileri sürmüş olup itirazlar nedeniyle alınan ek raporda da zamanaşımı def'inin süresinde ileri sürülmediği gerekçesiyle dikkate alınmadığı görülmüştür. Alınan ilk rapor sonrası davacı vekili, davasını 14.04.2014 tarihide ıslah harcı ödemek suretiyle ıslah etmiş, ıslah dilekçesi davalıya duruşmada tebliğ edilmiştir. Davalı vekili 10.10.2014 tarihinde yanı davacının ıslah harcını yatırdığı tarihten 6 ay sonra ıslah harcı ödemek suretiyle HMK'nun 176 vd maddeleri uyarınca savunmasını zamanaşımı, itirazlar, davanın ıslahı ve bilirkişi raporuna itirazları noktasında ıslah ettiğini bildirmiş, takip eden ilk duruşma olan 19.11.2014 tarihli duruşmada da sözlü olarak tekrarlamıştır. Mahkeme bunun üzerine 2.kez ek rapor aldırmış olup ek raporda ise zamanaşımı def'i gözetilerek hesaplama yapılmıştır. Yukarıda da belirtildiği üzere davacının, ıslah dilekçesi davalı vekiline 24.03.2014 tarihli duruşmada elden tebliğ edilmiş, aradan 4 duruşma ve yaklaşık 6-7 ay geçtikten sonra ilk olarak 10.10.2014 tarihli yazılı dilekçe ile 19.11.2014 tarihli duruşmada sözlü olarak da zamanaşımı def'i yönünden beyanlarda bulunmuş, davacı vekilinin buna muvafakat etmediği somut olayda, davalı vekilince ıslah işleminin 6100 sayılı HMK'nun 182.maddesi uyarınca davayı uzatmaya yönelik olduğu sonucuna varılmakla ıslah işlemi dikkate alınmadan karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile mevcut şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 9. İzmir 5. İş Mahkemesinin 23.11.2015 tarihli ve 2015/570 E., 2015/593 K. sayılı kararı ile; önceki gerekçelere ilaveten fazla çalışma ve genel tatil ücreti alacaklarından karineye dayalı indirim yönünden; Yargıtay içtihatlarına göre işçinin çalıştığı süre, belirlenen fazla çalışma ücretinin miktarı ve günlük ya da haftalık yapılan fazla çalışma süresi gibi hususlar değerlendirilerek indirim yapılması gerektiği, bu ilkeler doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde davacının 9 yılı aşkın çalışma süresi yönünden fazla çalışma ücretlerinin belirlendiği, keza haftalık fazla çalışma süresinin 10-21 saat arasında değiştiği ve fazla çalışma ücretinin brüt 44.492,90TL olduğu, bunun da kıdem tazminatı alacağının 3 katından fazla olduğu, indirim oranının tespitinde somut verilerin olmadığı, uzun ve yoğun çalışma süreci sırasında hastalık, izin vs. dönemlerin tam olarak belirlenememesi, öğretide en güvenilmez delil olarak kabul edilen tanık beyanları ile fazla çalışmaların tespit edilmesi ve işveren tarafından yüksek fazla çalışma ücretleriyle ekonomik sıkıntıya düşürülmesinin engellenmeye çalışıldığı, hakkın özü gibi kavramın son bozmalarda dile getirildiği ve objektif kriterler içermediği, daha somut kriterleri içeren yerleşik içtihatlar doğrultusunda değerlendirme yapılması gerektiği, yazılı belgelerle ispatlanamaması hâlinde kıdem tazminatının çok üzerinde bir fazla çalışma ücretinin belirlenmesinin adil olmayacağı, içtihatların ve yasal düzenlemelerin bu nedenlerle yapıldığı, netice itibariyle çalışılan süre, fazla çalışmanın yoğunluğu ve hesaplanan fazla çalışma ücreti değerlendirildiğinde ½ oranında indirim yapılmasının adil olup hakkın özünü de etkilemediği, davalının ıslahı yönünden ise; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı HMK/HMK) 177 ve 182. maddelerine değinildikten sonra, ıslahın tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceği, davalı işveren vekilinin cevap dilekçesi ile usulüne uygun ve süresinde zamanaşımı definde bulunmadığı tespit edilmiş ise de, Yargıtay içtihatları doğrultusunda zamanaşımı definin tahkikat sonuçlanıncaya kadar ıslah ile ileri sürülebileceği, davalı şirket vekilinin de 09.10.2014 tarihli dilekçesi ile cevap dilekçesini ıslah ederek zamanaşımı definde bulunduğu ve ıslah harcını da 10.10.2014 tarihinde yatırarak makbuzu dosyaya sunduğu, bu suretle ıslahın usulüne uygun olarak yapıldığı, karşı tarafın kabulüne bağlı olmayan bir usulü işlem olduğu, zamanaşımı defi ile davalı tarafın davacı tarafından hak edildiği belirlenen alacakların bir kısmını ödemekten kurtulduğu, davayı uzatma ve kötü niyetli ıslah yaptığı iddialarının yerinde olmadığı, yasal düzenleme doğrultusunda ıslahın ancak tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceği, davalı vekilinin davacı vekilinin ıslahla bedel artırımı talebinden hemen sonra beyanda bulunma ya da ıslah yapmaya zorlayacak bir yasal düzenlemenin olmadığı, sonuç itibariyle davalı şirket vekilinin zamanaşımı defini tahkikat devam ederken, yasal prosedüre ve usulüne uygun olarak yaptığı, davayı uzatma ya da kötü niyetli olarak ıslah yaptığı yönünde delil bulunmadığı, davacı tarafında bu yönde bir iddiasının olmadığı gerekçeleriyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 10. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; işçilik alacakları istemli eldeki davada; a- Fazla çalışma ve genel tatil ücreti alacaklarından ½ oranında yapılan indirimin hakkın özünü etkileyecek nitelikte olup olmadığı, b- Davacının ıslah dilekçesinin davalı vekiline 24.03.2014 tarihli duruşmada elden tebliğ edildiği, aradan 4 duruşma ve yaklaşık 6-7 ay geçtikten sonra davalı vekili tarafından cevap dilekçesinin zamanaşımı defi yönünden ıslah edilmesinin 6100 sayılı HMK’nın 182. maddesi uyarınca kötü niyetli ıslah olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, burada varılacak sonuca göre davalının ıslah dilekçesinin dikkate alınıp alınamayacağı noktalarında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 12. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen ve yukarıda tespit edilen uyuşmazlıkların ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir. i. Fazla çalışma ve genel tatil alacaklarından yapılan indirim yönünden; 13. Fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarından indirim yapılması konusunda yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu uygulama Yargıtayın yerleşik içtihatları ile benimsenmiştir. Yargıtay kararlarında istikrarlı olarak işçinin uzun süre aynı şekilde çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olacağı, işçinin izinli, mazeretli ve tatil günlerinde dinlenme hakkını kullanmadan yıllarca sürekli çalıştığının düşünülemeyeceği göz önüne alınarak hüküm altına alınan fazla çalışma alacağından dosya içeriğine uygun bir indirim yapılması gerektiği kabul edilmiştir. Aksine bir kabul yani “takdiri indirim” adı altında indirim oranın tamamen mahkemece takdir edilmesi gerektiği düşüncesi, uygulama ile varılmak istenen amaç ile bağdaşmayacağı gibi işçinin hakkına ulaşamaması tehlikesine de yol açabilecektir. 14. İşçinin, ulusal bayram ve genel tatil günleri, yıllık izinli, mazeret izinli vs. sebeple çalışamadığı günler yılın yaklaşık olarak 1/3’üne tekabül ettiğinden kural olarak yapılacak indirimde bu oranın esas alınması isabetli olacaktır. Ancak işçinin hesaplanan fazla çalışma ve tatil çalışmalarında yıllık izin, mazeret izni ve tatil günleri dikkate alınmış ise indirimin daha az oranda yapılması gerekecektir. 15. Açıklanan nedenlerle fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarından yapılacak indirimin “hakkaniyet indirimi” ya da “takdiri indirim “olarak nitelendirilmesi doğru olmayacaktır. İndirim, işçinin yılın belli dönemlerinde çalışmadığı karinesine dayalı olduğundan “karineye dayalı makul bir indirim” ifadesinin kullanılmasının daha doğru olacağı sonucuna varılmıştır. Hukuk Genel Kurulunun 06.12.2017 tarihli ve 2015/9-2698 E., 2017/1557 K., 17.01.2018 tarihli ve 2015/9 (7)-907 E., 2018/23 K. ve 07.02.2018 tarihli ve 2015/9-3555 E., 2018/84 K.; 21.05.2019 tarihli ve 2015/22-3411 E., 2019/590 K. sayılı kararlarında da aynı ilke benimsenmiştir. 16. O hâlde fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının yazılı belgelere, işveren kayıtlarına veya kesin delillere değil, tanık anlatımına dayalı olması durumunda mahkemece, indirimi öngören bir yasal düzenleme olmasa da işçinin uzun süre her gün fazla çalıştırıldığına ilişkin kabulün hayatın olağan akışına ve insan doğasına uygun düşmeyeceği, yaşam tecrübelerine göre hiç hastalanmadan veya evlenme, doğum, ölüm, özel işleri gibi mazereti çıkmadan yıllarca sürekli çalıştığının kabul edilemeyeceği, işyerindeki üretim faaliyeti ve işçinin üstlendiği işin niteliği dikkate alınmadan sürekli iş gördürüldüğünün varsayılamayacağı; işçinin ara dinlenmesi, hafta tatili, yıllık izin, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde hiç dinlenme hakkını kullanmadan çalıştığının düşünülemeyeceği karinesi göz önünde tutularak, hesaplanan genel tatil ve fazla çalışma alacaklarından makul bir indirim yapılması gerektiği hususu değerlendirilmelidir. 17. Fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıldığı iddiasının takdiri delil ile kanıtlanması durumunda indirim yapılması gerekeceği hususu Hukuk Genel Kurulunun 19.06.2013 tarihli ve 2012/9-1685 E., 2013/852 K.; 29.01.2016 tarihli ve 2015/22-1616 E., 2016/28 K.; 07.02.2018 tarihli ve 2015/9-3555 E., 2018/184 K.; 12.12.2018 tarihli ve 2015/22-2360 E., 2018/1904 K.; 21.05.2019 tarihli ve 2015/22-3411 E., 2019/590 K. sayılı kararlarında da aynen benimsenmiştir. 18. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının haftanın 6 günü 07.00-18.00 veya 18.00-07.00 saatleri arasında vardiyalı olarak çalıştığı, bu çalışma şekli ile ayın 2 haftasında 10 saat, 2 haftasında ise 21 saat fazla çalışma yaptığı ve genel tatil günlerinde çalıştığı kabul edilerek hesaplama yapılmış, mahkemece fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil alacakları ½ oranında karineye dayalı indirim yapılarak hüküm altına alınmıştır. 19. Fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma olgusu yazılı belge ile değil tanık beyanları ile kanıtlandığından indirim yapılmasında hata olmamakla birlikte, karineye dayalı indirim oranının ½ olarak belirlenmesi Yargıtayın istikrar kazanmış uygulaması ile bağdaşmadığı gibi davacının hakkına ulaşmasına engel teşkil edecek nitelikte olduğundan isabetsizdir. 20. Hâl böyle olunca, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarından yapılan indirim yönünden Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 21. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. ii. Davalı vekili tarafından yapılan ıslah işlemi yönünden; 22. Kavram olarak ıslah; taraflardan birinin yapmış olduğu usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesine denir (HUMK m. 83, HMK m. 176) (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, C: IV, İstanbul 2001, s. 3965). Islah müessesi, dava değiştirme, başka deyişle iddia ve müdafaanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağını bertaraf eden bir imkandır. Zira bu suretle, aslında yasal itiraz ile karşılaşılabilecek olan herhangi bir taraf muamelesi, ıslah kurumu yardımı ile artık bu itirazı davet etmeksizin yapabilmektedir (Üstündağ, S.: Medeni Yargılama Hukuku, Cilt: I-II, 5. Baskı, İstanbul 1992, s. 534). 23. Islahın konusu tarafların yapmış oldukları usul işlemleri olduğu için, ıslahla düzeltilecek usul işlemlerinin neler olduğundan da söz etmek gerekir. Gerek öğreti, gerekse Yargıtay uygulaması davanın değiştirebileceğini ve genişletilebileceğini aynı şekilde savunmanın genişletilebileceğini ilke olarak kabul etmektedir. Yine müddeabihin artırılıp artırılmayacağı hususu da bir usul işlemi olup, ıslahın konusudur (Kuru, s. 4035). 24. Islahın amacı, yargılama sürecinde, şekil ve süreye aykırılık sebebiyle ortaya çıkabilecek maddi hak kayıplarını ortadan kaldırmak olduğundan, hak ve alacağı bu sürecin dışında ortadan kaldırmış olan işlemlerin, yani maddi hukuk işlemlerinin ıslah yoluyla düzeltilebilmesi elbette ki mümkün değildir. Bir başka deyişle, maddi hakkı sona erdiren maddi hukuk işlemleri, ıslahla düzeltilemez. Feragat, kabul, sulh gibi işlemler, velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar (davayı etkilediği için usul işlemidir) maddi hukuk işlemi mahiyetini de taşımaktadır ve bu sebeple, bu işlemlerin ıslah yoluyla düzeltilmesi imkânsızdır; çünkü ıslah, yargılama hukukunun şekle ve süreye bağlılığından kaynaklanan zımni hak kayıplarının telafisi için öngörülmüş bir müessesedir. Açık bir irade beyanı ile terk edilen haklar, maddi gerçeğin şekle feda edilmesi gibi bir sonuç doğurmadığı için, ıslahın konusu olamaz. 25. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2017 tarihli ve 2017/17-1093 E., 2017/1090 K.; 07.06.2017 tarihli ve 2016/9-1212 E., 2017/1078 K. ile 02.04.2019 tarihli ve 2017/22(7)-2168 E., 2019/395 K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir 26. Islah işleminin ne şekilde yapılacağı 6100 sayılı HMK’nın 177. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Buna göre; “Islah, sözlü veya yazılı olarak yapılabilir.”. Görüldüğü üzere ıslah işleminin gerçekleştirilmesi için 6100 sayılı HMK’da herhangi bir şart öngörülmemiş, ıslahın sözlü veya yazılı olarak yapılabileceği hüküm altına alınmıştır. 27. Islah, 6100 sayılı HMK’nın 177/1. fıkrası uyarınca tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. 28. “Kötüniyetli ıslah” başlıklı 6100 sayılı HMK’nın 182. maddesi; “(1) Islahın davayı uzatmak veya karşı tarafı rahatsız etmek gibi kötüniyetli düşüncelerle yapıldığı deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ıslahı dikkate almadan karar verir. Ayrıca hâkim, kötüniyetle ıslaha başvuranı, karşı tarafın bu yüzden uğradığı bütün zararlarını ödemeye ve beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar disiplin para cezasına mahkûm eder.” şeklinde düzenlenmiştir. 29. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 27.02.2014 tarihli bilirkişi asıl raporunun taraf vekillerine tebliğ edildiği, davacı vekilinin 21.03.2014 tarihli talep artırım dilekçesi sunduğu ve bu dilekçenin davalı vekiline 24.03.2014 tarihli duruşmada elden tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. 30. Mahkemece 24.03.2014 tarihli duruşmada verilen ara karar ile davalı vekilinin sonradan sunduğu bordro ve diğer belgelerin değerlendirilmesi için aynı bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiş, takip eden 15.05.2014, 26.06.2014 ve 22.09.2014 tarihli duruşmalarda ise ek raporun beklenilmesine karar verilmiştir. 31. Ek bilirkişi raporu 26.09.2014 tarihinde dosyaya sunulmuş, 08.10.2014 tarihinde ise davalı vekiline tebliğ edilmiştir. 32. Davalı vekili 10.10.2014 tarihinde ıslah harcını yatırarak cevap dilekçesini zamanaşımı yönünden ıslah ettiğini yazılı olarak bildirmiş, takip eden 19.11.2014 tarihli duruşmada da sözlü olarak zamanaşımı defi yönünde beyanlarda bulunmuştur. Davalı vekilinin yazılı ıslah dilekçesi aynı duruşmada davacı vekiline elden tebliğ edilmiş olup, davacı vekili, davalının ıslah dilekçesini kabul etmediklerini, davanın sonunda yapılması nedeniyle kötü niyetli olduğunu beyan etmiştir. 33. Mahkemece davalı vekilinin ıslah dilekçesi dikkate alınarak yeniden ek rapor alınması için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, davalı vekilinin zamanaşımı defi nazara alınarak hazırlanan bilirkişi ikinci ek raporu 25.12.2014 tarihli duruşmada taraf vekillerine elden tebliğ edilerek taraflara bilirkişi raporuna karşı beyanlarını bildirmeleri için 3 günlük kesin süre verilmiş, davacı vekili 30.12.2014 tarihli dilekçe ile davalının ıslah dilekçesinin zaman bakımından kötü niyetli ıslah olması nedeniyle reddi gerektiğini belirtmiş, mahkemece 30.12.2014 tarihli duruşmada esas hakkında karar verilmiştir. 34. Öncelikle savunmayı genişletme sayılan hâllerde ve davacı tarafın da açıkça muvafakat etmemesi durumunda davalı savunmasını ancak ıslah yolu ile değiştirebilir ya da genişletebilir. 35. Islah, tahkikat bitinceye kadar yapılabilir. Davacının talep artırım dilekçesinin davalı vekiline 24.03.2014 tarihinde tebliğ edildiği sabit ise de, usul hukukumuzda davalının buna karşı vereceği cevap dilekçesinin süresine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Dolayısıyla davalı vekilinin tahkikat bitinceye kadar cevap dilekçesini ıslah etmesi mümkündür. Dosya kapsamından davalının ıslahının kötü niyetli olduğuna dair davacının soyut beyanı dışında da bir delil bulunmamaktadır. Yargılama süreci yukarıda belirtildiği şekilde olup davalının ıslah dilekçesi üzerine bilirkişiden ek rapor alınmıştır. Ek rapor ile hükmün verildiği duruşma tarihi arasındaki süre makul bir süre olup, bu hâli ile yargılamayı uzatmaya yönelik olmadığı sonucuna varılmıştır. 36. O hâlde mahkemece davalı vekilinin cevap dilekçesini zamanaşımı defi yönünden ıslah etmesinin 6100 sayılı HMK’nın 182. maddesi kapsamında kötü niyetli ıslah olmadığı yönündeki kabulü isabetli olup, bu yöndeki direnme kararı yerindedir. 37. Ne var ki, işin esasına ilişkin temyiz incelemesi yapılmadığından dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; 1- Fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarından yapılan indirim oranı ile ilgili yukarıda gerekçe bölümünde (13-21. paragraflar arasında) yapılan açıklamalar dikkate alındığında direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 2- Davalı vekilinin ıslah talebi yönünden yukarıda gerekçe bölümünde (22-37. paragraflar arasında) yapılan açıklamalar dikkate alındığında direnme uygun bulunduğundan davacı vekilinin işin esasına ilişkin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 08.07.2020 tarihinde oy birliği ile ve kesin olarak karar verildi.

Diğer kararlar (2)

9. Hukuk Dairesi, 2023/14806 E., 2023/11988 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Kanunu'nun (1475 sayılı Kanun) 14 üncü maddesi, 6100 sayılı Kanun'un 176 ila 183 üncü maddeleri.
9. Hukuk Dairesi         2023/14806 E.  ,  2023/11988 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/622 E., 2023/252 K. KARAR : İstinaf başvurularının esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Aksaray ... Mahkemesi SAYISI : 2018/514 E., 2019/443 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirkete ait otel işletmesinde 10.10.2017 tarihinde müdür olarak çalışmaya başladığını, ... sözleşmesinin 17.08.2018 tarihinde haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, hakkında asılsız ve gerçeğe aykırı biçimde devamsızlık tutanağı düzenlendiğini, aylık sabit ücretine ilaveten ücretini otel ve kafeteryanın toplam gelirinden prim verileceğine ilişkin anlaşma yapılmasına rağmen fesih tarihine kadar kendisine herhangi bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek ihbar tazminatı, prim alacağı, fazla çalışma ücreti, ... bayram ve genel tatil ücreti, kötüniyet tazminatı, asgari geçim indirimi alacağı ile sözleşmenin süresinden önce feshi medeniyle yoksun kaldığı kârın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirkete ait işyerinde otel ve kafeteryanın müdürü olarak çalıştığını, müvekkili Şirket yetkilisi Z.U’nun dava dışı işçi M.G’yi mutfağı temiz tutması konusunda uyarması ve bu hususta tutanak düzenleme istemesi üzerine davacının bundan imtina edip küfür vb hakaretler etmek suretiyle işyerini terk ettiğini, ihtarname ile işe davet edilmesine rağmen işe gelmediğini, davalı işyerinde müdür olarak çalışan davacının çalışmasını kendisinin belirlediğini, fazla çalışma yapmadığını ve tatil günlerinde çalışmadığını, davalı Şirketin 2017 ve 2018 yılını zararla kapattığı için %5 prim alacağı talebinin dayanaksız olduğunu, alacak tespiti hâlinde davacının müvekkiline ödemediği yakıt borcu bakımından takas ve mahsup talep ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesininin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamına göre davacının dava dışı işçinin ... yerinden çıkarılmasından sonra işyerinden ayrıldığı, ... sözleşmesine eylemli olarak davacı tarafından son verildiği, buna göre ihbar tazminatı talebinin reddi gerektiği, ... bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bordro ile ödendiği gerekçesiyle dosya kapsamına göre sübut bulmayan kötüniyet tazminatı, prim alacağı ve ... bayram ve genel tatil ücreti alacağı taleplerinin reddine, bilirkişi raporu ile hesaplanan fazla çalışma alacağının ise talep tutarına indirim uygulanmak suretiyle kabulüne dair davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili; dosyada müvekkilinin kendiliğinden işi terk ettiğine dair bir delil olmadığını, davalı tanık beyanlarına itibar edilerek karar verilmesinin doğru olmadığını, bu tanıkların görgüye dayalı bilgileri bulunmadığını, davalı ve vekilinin talimatları doğrultusunda ifade verdiklerini, davalı işverenin davacıya ücret bordrosu imzalatmasına rağmen hesabına eksik ödeme yaptığını ve dolayısıyla müvekkilinin asgari geçim indirimi, ... bayram ve genel tatil ücreti alacaklarını alamadığını, fesihte kötüniyetli hareket etmiş olduğunu, müvekkiline prim ödememek için işverenin ticari defter kayıtlarında hileli işlemler yaparak kendisini zarar etmiş gibi gösterdiğini, fazla çalışma ücreti alacağının eksik hesaplandığını, bilirkişi raporuna itirazları göz ardı edilip davayı ıslah hakkı tanınmadan eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararın ortadan kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur. 2. Davalı vekili; müvekkili Şirkette müdür sıfatı ile çalışan davacının çalışma saatlerini kendisinin belirlediğini, Şirket yetkilileri tarafından belirlenmiş bir çalışma düzeni olmadığını ve fazla çalışma yapmadığını, tanık M.Ö'nün müvvekili Şirkete karşı davası bulunması nedeniyle taraflı anlatımda bulunduğunu ve beyanına itibar edilemeyeceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dinlenen tanık beyanları ve dosya kapsamı dikkate alındığında, ... sözleşmesinin davacı tarafından eylemli olarak feshedildiği yönündeki İlk Derece Mahkemesi kararının isabetli olduğu, imzalı ücret bordrolardaki tahakkukların esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı, davacı tarafça davalıya ait işyerinin zarar etmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, İlk Derece Mahkemesince bilirkişi incelemesi talebinin kabul edilmemesinin yanlış olduğunu, prim ve yoksun kalınan kâr açısından bu hususun zorunlu olduğu bildirilmiş ise de davalı tarafça dosyaya sunulan kayıtlardan davacının prim alacağının bulunmadığının açıkça anlaşıldığı, denetime elverişli bilirkişi rapor kapsamında hesaplanan fazla çalışma ücreti alacağının hüküm altına alınmasının yerinde olduğu gerekçeleriyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı olmak üzere esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; istinaf başvurusundaki nedenleri tekrar ederek ve vekâlet görevinden azledilen vekile yapılan tebligatın usulsüz olduğunu ve bilirkişi raporuna itirazlarının göz ardı edilip taraflarına ıslah hakkı tanınmadan eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının ... sözleşmesinin hangi tarafça feshedildiği ve buna göre ihbar tazminatı ödenmesinin gerekip gerekmediği, alacakların ispat ve hesaplanması, usulüne uygun şekilde ıslah hakkının kullandırılıp kullandırılmadığı hususlarındadır. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi. 2. 4857 sayılı ... Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 17 nci maddesi, 25 inci maddesinin (II) numaralı bendi ile 32, 41 ve 63 üncü maddeleri, aynı Kanun'un 120 nci maddesinin atfıyla hâlen yürürlükte bulunan mülga 1475 sayılı ... Kanunu'nun (1475 sayılı Kanun) 14 üncü maddesi, 6100 sayılı Kanun'un 176 ila 183 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. İhbar tazminatı, belirsiz süreli ... sözleşmesini haklı bir nedeni olmaksızın ve usulüne uygun bildirim süresi tanımadan fesheden tarafın, karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminattır. Buna göre, öncelikle ... sözleşmesinin 4857 sayılı Kanun'un 24 ve 25 inci maddelerinde yazılı olan nedenlere dayanmaksızın feshedilmiş olması ve 4857 sayılı Kanun'un 17 nci maddesinde belirtilen şekilde usulüne uygun olarak ihbar süresi tanınmamış olması hâlinde ihbar tazminatı ödenmelidir. Yine haklı fesih nedenine rağmen işçi ya da işverenin 26 ncı maddede öngörülen hak düşürücü süre içinde fesih yoluna gitmemeleri hâlinde sonraki fesihlerde karşı tarafa ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğü doğar. 3. İhbar tazminatı ... sözleşmesini fesheden tarafın karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminat olduğu için, ... sözleşmesini fesheden tarafın feshi haklı bir nedene dayansa dahi, ihbar tazminatına hak kazanması mümkün olmaz. Yine işçinin, mülga 1475 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi hükümleri uyarınca emeklilik, muvazzaf askerlik, evlilik gibi sebeplerle ... sözleşmesini feshetmesi durumunda ihbar tazminatı talep hakkı bulunmamaktadır. Anılan fesihlerde işveren de ihbar tazminatı talep edemez. 4. Somut olayda ... sözleşmesinin işçi tarafından eylemli olarak feshedildiği kabul edilerek ihbar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğine göre davacının davalı işyerinde müdür olarak çalıştığı, dava dışı başka bir çalışan ile davalı Şirket yetkilisi arasında yaşanan münakaşa sonrası kendisine haber verilmeden fesih yoluna gidilmesinin hatalı olduğunu belirtmesi üzerine davalı tarafça ... sözleşmesinin feshedilerek işe gelmemesinin beyan edildiği anlaşılmaktadır. Davacı ...S'nin "....bundan sonra patron önce M.' yi işten çıkardı. Sonra da davacıyı işten çıkardı" şeklindeki görgüye dayalı anlatımı ile de davacının ... sözleşmesinin davalı tarafça feshedildiği hususu doğrulanmış olup dosya kapsamına göre ... sözleşmesi davalı tarafından haklı bir neden olmadan feshedilmesine rağmen davacıya ihbar öneli tanınmamıştır. 5. Şu hâlde ... sözleşmesinin davacı tarafça eylemli olarak feshedildiği yönündeki kabul, dosya kapsamına uygun olmayıp ihbar tazminatı talebinin kabulü yerine reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmektedir. 6. Ayrıca bilirkişi raporu ile hesaplanan fazla çalışma alacağı tutarı brüt 11.569,57 TL olup bu tutar yerine dava dilekçesindeki talep tutarı üzerinden indirim uygulanarak alacağın hüküm altına alınması da doğru olmamıştır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
9. Hukuk Dairesi, 2020/5515 E., 2020/11099 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİş Mahkemesi
tam metni aç
Ancak delillerin toplandığı ve karar aşamasına gelindiği bir aşamada salt davayı uzatmak veya karşı tarafı rahatsız etmek gibi kötüniyetli düşüncelerle ıslah yoluyla ek talepte bulunulması halinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nu n 182. maddesine göre hâkim ıslahı dikkate almadan karar verebilir.
9. Hukuk Dairesi         2020/5515 E.  ,  2020/11099 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı ile davalılardan Ego Genel Müdürlüğü ve Elmadağ Belediye Başkanlığı vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili; davacının ... nezdinde çalışırken 5594 Sayılı Kanun kapsamında diğer davalı Ego Genel Müdürlüğü’ne devrinin yapıldığını, devir tarihi öncesinde Toplu İş Sözleşmeleri gereğince yapılması gereken ödemelerin yapılmadığını ileri sürerek fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücret alacakları ile Toplu İş Sözleşmelerinden doğan bir kısım alacakların davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalılar ayrı ayrı davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir. Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda toplanan delillere göre ve bilirkişi raporu doğrultusunda davacının davalılardan daha sonra Elmadağ Belediyesine devrolunan Hasanoğlan belediyesinde çalışırken 5594 Sayılı Kanun’un Geçici 2. Maddesi gereğince diğer davalı Ego Genel Müdürlüğü'ne işçi olarak gönderildiği, davalılar arasında işyeri devrinin gerçekleştiği, davalılardan ...’nin 4857 sayılı Kanun’un 6. Maddesi hükmü gereği devir tarihi itibariyle doğmuş olan işçi alacaklarından, devir alanla birlikte devir tarihinden itibaren iki sene süreyle sorumlu olduğu, devreden davalı Belediyenin devir tarihi öncesinde doğmuş olan alacaklar sebebiyle sorumluluğunun devir tarihinden (07.08.2008) itibaren iki yıl süre ile sınırlı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Temyiz: Karar süresi içinde davacı vekili ve davalılardan EGO Genel Müdürlüğü vekili ile Elmadağ Belediye Başkanlığı vekilince temyiz edilmiştir. Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm davalılar... Genel Müdürlüğü vekili ile... Belediye Başkanlığı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Taraflar arasında kıdemli işçiliği teşvik primi alacağı yönünden usulünce açılan bir dava bulunup bulunmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Dava dilekçesinde talep konusu yapılmayan bir işçilik alacağı, dava konusu alacaklarla aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğmak şartıyla, ayrıca bu alacağa ilişkin peşin harç yatırılmak kaydıyla kısmi ıslahla talep edilebilir. Davalının bu alacakla ilgili delil sunma, itirazda bulunma ve zamanaşımı defini ileri sürme hakkı vardır. Bu durum usul ekonomisine daha uygundur. Ancak delillerin toplandığı ve karar aşamasına gelindiği bir aşamada salt davayı uzatmak veya karşı tarafı rahatsız etmek gibi kötüniyetli düşüncelerle ıslah yoluyla ek talepte bulunulması halinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nu n 182. maddesine göre hâkim ıslahı dikkate almadan karar verebilir. Somut uyuşmazlıkta; dava dilekçesinde kıdemli işçiliği teşvik primi alacağı değil hizmet özendirme primi alacağının talep edildiği, toplu iş sözleşmesinde iki alacağın da ayrı ayrı düzenlendiği ve hizmet özendirme primi alacağının davacı bakımından koşullarının oluşmadığı bu sebeple bu talep yönünden açılan davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacı yan, Mahkemeye sunduğu 26.04.2010 tarihli dilekçe ile talep ettiği alacağın kıdemli teşvik primi alacağı olduğunu ifade etmiş ise de; peşin harcını da yatırmak suretiyle usulünce bir talepte bulunmamıştır. Şu halde kıdemli işçiliği teşvik primi alacağı yönünden usulünce açılmış bir dava olmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile kıdemli işçiliği teşvik primi alacağının kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 3- Taraflar arasındaki bir diğer uyuşmazlık hüküm altına alınan alacağa yürütülen faizin başlangıç tarihi konusundadır. Davacı 18.08.2008 tarihli dilekçe ile dava konusu alacakların yedi gün içerisinde ödenmesi istemi ile kapanan Hasanoğlan Belediyesi’ne başvuruda bulunmuş olup dilekçe 20.08.2008 tarihinde belediye tarafından kayıt altına alınmıştır. Dolayısıyla bu belediyenin devrolduğu ... bakımından temerrüt 28.08.2008 tarihinde gerçekleşmiştir. Mahkemece dilekçede işçi tarafından yedi gün ödeme süresi tanındığı gözetilmeden temerrütün 20.08.2008 tarihinde gerçekleştiğinin kabul edilmesi hatalıdır. Öte yandan; dosyaya diğer davalı... Genel Müdürlüğü’nün davadan önce temerrüde düşürüldüğünü gösteren bir ihtar sunulmamıştır. Kendisine ihbar yapılmayan tarafın davadan önce temerrüde düştüğünden söz edilemeyeceğinin kabulü yerine yanılgılı değerlendirme ile bu davalı bakımından da temerrüdün 20.08.2008 tarihinde gerçekleştiğinin kabulü hatalıdır. 4- Son olarak, Mahkemece hüküm yerinde davalı belediyenin, sorumlu olduğu belirtilen miktar dışındaki alacak tutarlarından da müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması hatalı olmuştur. Davalı ... sadece kendi sorumluluğu ile sınırlı tutarda diğer davalı ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulabilir. Bu husus gözetilmeden infazda tereddüt yaratır şekilde hüküm kurulması da ayrıca bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 08.10.2020 gününde oybirliği ile karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.