Hukuk Muhakemeleri Kanunu 259. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 259- (1) Tanıklar davaya bakan mahkemede dinlenir.
(2) Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekliyse, tanığın olayın gerçekleştiği veya şeyin bulunduğu yerde dinlenilmesine karar verebilir.
(3) Mahkeme, hasta veya engelli olmasından dolayı gelemeyen tanığı bulunduğu yerde dinler.[27]
(4) Mahkemenin yargı çevresi dışında bulunan tanığın, bulunduğu yer mahkemesi tarafından dinlenmesine karar verilebilir. İstinabe yolu ile dinlenilmesine karar verilen tanığın, nerede, hangi gün ve saatte dinleneceği hususu, talepleri hâlinde taraflara tebliğ edilir. Bu durumda, tanığın, hangi hususlardan dolayı dinleneceğini hâkim belirler.
Tanığın bilgilendirilmesi
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
52 karar eşleşti
1. Hukuk Dairesi, 2022/5199 E., 2023/2325 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tilerek dosya arasına konulması, jeodezi ve fotogrametri uzmanı mühendislerinden oluşacak üç kişilik bilirkişi kurulu ile teknik, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte uygulanması, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK'nın 243, 244 ve 259. maddeleri gereğince davetiye ile keşif yerine çağrılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle mümkün olduğuna keşif ye
1. Hukuk Dairesi 2022/5199 E. , 2023/2325 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, 144 ada 1 parsel ve 145 ada 1 parsel sayılı taşınmazların güneyinden eski dere yatağı geçtiğini, Karayolları ve davalı tarafından dere yatağı doldurulmak suretiyle parsellerin güney yönüne doğru genişletildiğini, taşınmazların kadastro tespitindeki edinme sebeplerinin zilyetlik ile kazanım olduğunu, ancak dere yatağından doldurulma yerlerin zilyetlik ile kazanımlarının mümkün olmadığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazların dere yatağından kazanılan kısımlarının tapu kayıtlarının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı, derenin taşınmazların batı kısmından geçtiğini, her ne kadar kadastro tespiti zilyetlik ile kazanılmaya dayalı olarak yapılmış ise de, aslında taşınmazların evveliyatının tapulu olduğunu, dava konusu edilen alanların dere yatağı ile ilgisinin olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
... Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.03.2013 tarihli ve 2008/109 E. 2013/67 K. sayılı kararıyla; davacı tarafından dava konusu edilen yerlerin aktif dere yatağı olduğunun bilirkişi raporu ile sabit olduğu, Karayolları ve DSİ Bölge Müdürlüğü'nden gelen cevaplarda ıslah çalışmasından bahsedilmediği, derenin aktif yatağı ve etki alanında bulunmayan yerlerin olağanüstü zamanaşımı ve zilyetlik yolu ile kazanılabileceği, ancak dava konusu edilen yerlerin aktif dere yatağı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temyiz başvurusunda bulunmuştur.
B. Birinci Bozma Kararı
Karar; Yargıtay 8.Hukuk Dairesinin 12.03.2015 tarihli ve 2015/2939 E, 2015/5877 K. sayılı kararıyla; "...Bilindiği üzere aktif dere yatakları ile derenin etki alanında kalan yerlerin kazanılması mümkün bulunmamaktadır. Ancak, aktif dere yatağında ve etki alanında kalmayan bir yerin koşulları mevcut olduğu takdirde, niteliğine göre zilyetlik ve imar-ihya yoluyla kazanılmaları olanaklıdır. Ne var ki, dava konusu taşınmazların tespit tarihinde dere yatağı vasfında bulunmadığı sabit ise de, hangi tarihte derenin etkisinden kurtuldukları, hangi tarihte imar-ihya edildikleri ve ekonomik amacına uygun tarımsal zilyetliğin hangi tarihte başladığı hususunda yeterli araştırma yapılmamış, uyuşmazlığın çözümünde hava fotoğraflarından yararlanılmamıştır. Bir arazinin kullanım süresi ve niteliği ile üzerinde imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihin en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Bu konuda sağlıklı bir yargıya ulaşmak için dava konusu parsellerin tespitlerinin yapıldığı 2006 yılından önceki yıllara ait (1986-1976 yılları arası) 1/20000 veya 1/25000 ölçekli stereoskopik hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı'ndan, fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların ise İl Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilerek dosya arasına konulması, jeodezi ve fotogrametri uzmanı mühendislerinden oluşacak üç kişilik bilirkişi kurulu ile teknik, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte uygulanması, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK'nın 243, 244 ve 259. maddeleri gereğince davetiye ile keşif yerine çağrılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle mümkün olduğuna keşif yerinde dinlenmeleri, öncesi dere yatağı olan taşınmazları derenin etkisinden koruyan duvarın hangi tarihte kim tarafından inşa edildiği, bu duvarın inşaasından sonra dava konusu taşınmazlarının kim tarafınden ve ne şekilde imar-ihya edildiği, imar ihyanın hangi tarihte başlayıp hangi tarihte sona erdiği, taşınmazlar üzerinde ekonomik amacına uygun tarım amaçlı zilyetliğin hangi tarihte başladığı ve tespit tarihine kadar kim tarafından ne şekilde kullanıldığı yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulması, HMK.m.290/2. (HUMK'un 366.) maddesi uyarınca bilirkişi olarak tayin edilecek bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz ve çevresini gösterir biçimde yakın plan ve panoramik renkli fotoğrafları çektirilerek Mahkeme Hakimince onaylandıktan sonra dosya arasına konulması, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş bulunması doğru değildir..." gerekçesiyle bozulmuştur.
C. Mahkemesince Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
... Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.01.2019 tarihli ve 2017/272 E. 2019/29 K. sayılı kararıyla; denetime elverişli ve bilimsel verilere uygun tanzim edildiği anlaşılan ziraat bilirkişi raporuna göre taşınmazlarda dere yatağında kaldığı iddia edilen alanlarda yirmibeş yıl ve üzeri bir zamandan beri işlemeli tarım yapıldığı, bu hususun hava fotoğrafları ve memleket haritaları üzerinde yapılan teknik inceleme ile de denetlenebildiği, sonuç itibariyle taşınmazlarda dere yatağında kaldığı ve dereden bozularak doldurma ile özel mülkiyete geçirildiği iddia edilen alanların ne tespit tarihinde ne de tespitten önceki yıllarda dere yatağı kapsamında kaldığı hususunda bilimsel verilere uygun bir delilin dosya içerisinde yer almadığı, aksine bu alanların dere yatağı vasfında bulunmadıklarının alınan teknik raporlar ve yerel bilirkişi beyanları ile sabit olduğu anlaşılmakla sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.
D. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
E. İkinci Bozma Kararı
Karar; Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 07.07.2020 tarihli ve 2019/6362 E, 2020/4589 K. sayılı kararıyla; "...hükmüne uyulan bozma ilamındaki kazanılmış haklar da gözönünde bulundurulmak suretiyle; dava konusu parsellerin tespitlerinin yapıldığı 2006 yılından önceki yıllara ait (1986-1976 yılları arası) 1/20000 veya 1/25000 ölçekli stereoskopik hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığından, fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların ise İl Kadastro Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulması, jeodezi ve fotogrametri uzmanı mühendislerinden oluşacak üç kişilik bilirkişi kurulu yeni bir ziraat bilirkişisi ile fen, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte uygulanması, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK'nın 243, 244 ve 259. maddeleri gereğince davetiye ile keşif yerine çağrılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle mümkün olduğunca keşif yerinde dinlenmeleri, daha önce dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporları da irdelenmek ve raporlar arasındaki çelişkiler giderilmek suretiyle, taşınmazların öncesinde ne kadarının dere yatağı etkisinde olup olmadığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti, taşınmazları derenin etkisinden koruyan duvar varsa hangi tarihte kim tarafından inşa edildiği, bu duvarın inşaasından sonra dava konusu taşınmazların dere yatağında ve etkisinde kalan kısmının ve taşınmazın kim tarafından ve ne şekilde imar-ihya edildiği, imar ihyanın hangi tarihte başlayıp hangi tarihte sona erdiği, taşınmazlar üzerinde ekonomik amacına uygun tarım amaçlı zilyetliğin hangi tarihte başladığı ve tespit tarihine kadar kim tarafından ne şekilde kullanıldığı yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulması, dosyadaki fotoğraflar birbirinden farklı olduğundan HMK'nın mad. 290/2. (HUMK'un 366.) maddesi uyarınca bilirkişi olarak tayin edilecek bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz ve çevresini gösterir biçimde yakın plan ve panoramik renkli fotoğrafları çektirilerek Mahkeme Hakimince onaylandıktan sonra dosya arasına konulması, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bozma gerekleri yerine getirilmeden, eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş bulunması doğru olmamıştır..." gerekçesiyle bozulmuştur.
F. Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
... Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.03.2022 tarihli ve 2020/333 E, 2022/106 K. sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazlar ile dere yatağı arasındaki setin (duvarın) Karayolları tarafından 1996 yılında bölgede meydana gelen sel felaketi nedeniyle yapıldığı, dava konusu parsellerin kadastro tespitinden çok önce tarım arazisi olarak kullanılmak suretiyle imar ihyasının tamamlandığı, gerek zirai bilirkişi raporunda gerekse Mahkemenin gözleminde yer aldığı üzere parseller ile dere arasında kalan duvarın hemen yanında davalı tarafından dikildiği anlaşılan ceviz ve kavak ağaçlarının mevcut olduğu, keza 25 yaş ve üzeri kapama fındık bahçesinin varlığı, ziraat bilirkişi raporuna göre taşınmazların dere yatağında kaldığı iddia edilen alanlarda 25 yıl ve üzeri bir zamandan beri işlemeli tarım yapıldığı, bu hususun hava fotoğrafları ve memleket haritaları üzerinde yapılan teknik inceleme ile de denetlenebildiği, dava konusu alanların dere yatağı vasfında bulunmadıklarının sabit olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
G. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
H. Temyiz Sebepleri
Davacı Hazine temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay bozma ilamında belirtilen bozma gereklerinin yerine getirilmeden karar verildiğini, dere sınırı yönünde sabit veya gayrisabit olup olmadığının, aktifliğini kaybedip kaybetmediğinin, bu hususu ortaya koyacak duvar inşasının Karayolları ve Devlet Su İşleri gibi kurumlar tarafından yapılıp yapılmadığının, ya da hangi amaçla dere taşkınlarından korunma amaçlı yaptırılıp yaptırılmadığı ve hangi tarihlerde tamamlandığı gibi hususların araştırılmadan karar verildiğini, bilirkişi raporuna karşı yapılan itirazın değerlendirilmeden karar verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
I. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 16. maddesi şöyledir:
"Kamunun ortak kullanılmasına veya bir kamu hizmetinin görülmesine ayrılan yerlerle Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan sahipsiz yerlerden:
A) Kamu hizmetinde kullanılan, bütçelerinden ayrılan ödenek veya yardımlarla yapılan resmi bina ve tesisler, (Hükümet, belediye, karakol, okul binaları, köy odası, hastane veya diğer sağlık tesisleri, kütüphane, kitaplık, namazgah, cami genel mezarlık, çeşme, kuyular, yunak ile kapanmış olan yollar, meydanlar, pazar yerleri, parklar ve bahçeler ve boşluklar ve benzeri hizmet malları) kayıt, belge veya özel kanunlarına veya Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine göre Hazine, kamu kurum ve kuruluşları, il, belediye köy veya mahalli idare birlikleri tüzelkişiliği, adlarına tespit olunur.
B) Mera, yaylak, kışlak, otlak, harman ve panayır yerleri gibi paralı veya parasız kamunun yararlanmasına tahsis edildiği veya kamunun kadimden beri yararlandığı belgelerle veya bilirkişi veya tanık beyanı ile ispat edilen orta malı taşınmaz mallar sınırlandırılır, parsel numarası verilerek yüzölçümü hesaplanır ve bu gibi taşınmaz mallar özel siciline yazılır.
Bu sınırlandırma tescil mahiyetinde olmadığı gibi bu suretle belirlenen taşınmaz mallar, özel kanunlarında yazılı hükümler saklı kalmak kaydıyla özel mülkiyete konu teşkil etmezler.
Yol, meydan, köprü gibi orta malları ise haritasında gösterilmekle yetinilir.
C) Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kayalar, tepeler, dağlar (bunlardan çıkan kaynaklar) gibi, tarıma elverişli olmayan sahipsiz yerler ile deniz, göl, nehir gibi genel sular tescil ve sınırlandırmaya tabi değildir, istisnalar saklıdır.
D) Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ormanlar, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde, özel kanunları hükümlerine tabidir.
2. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir."
3. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14 üncü maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde Hazine adına tespit edilir."
4. 4721 sayılı ... Medeni Kanunu'nun 713. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir." düzenlemelerine yer verilmiştir.
3. Değerlendirme
1. Çekişmeli taşınmazların kadastro çalışmaları sonucunda; sınırlandırmasının yapıldığı, tapu ve vergi kaydına rastlanılmadığı gibi ilgililerince de ibraz edilmediği, ceddinden irsen ve intikalen ve taksimen 30-40 yılı aşkın süreden beri nizasız, fasılasız ve malik sıfatı ile Hasan oğlu ...’in zilyet ve tasarrufunda olduğu ve arazi yapısı gereği kuru arazi vasfında olduğu, maliklerin çalışma alanı içerisinde senetsizden adlarına tespit ve tescil edilen taşınmazların toplamda 100 dönümü doldurmadığı, taşınmazların hudutlarında Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmadığı muhtar ve bilirkişi beyanlarından anlaşıldığı gerekçesiyle 29.05.2006 da yapılan kadastro tespiti 28.08.2006 tarihinde kesinleştiğinden davalı adına tescil kaydının oluştuğu anlaşılmaktadır.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna ve bozma kararına uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun hükmün HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'un 438. maddesi uyarınca ONANMASINA,
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13. maddesinin “j” bendi gereğince davacıdan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
13.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
8. Hukuk Dairesi, 2019/6362 E., 2020/4589 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
tilerek dosya arasına konulması, jeodezi ve fotogrametri uzmanı mühendislerinden oluşacak üç kişilik bilirkişi kurulu ile teknik, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte uygulanması, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK'nin 243, 244 ve 259. maddeleri gereğince davetiye ile keşif yerine çağrılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle mümkün olduğunca keşif y
8. Hukuk Dairesi 2019/6362 E. , 2020/4589 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, dava konusu 144 ada 1 parsel ve 145 ada 1 parsel sayılı taşınmazların güneyinden eski dere yatağı geçtiğini, Karayolları ve davalı tarafından dere yatağı doldurulmak suretiyle parsellerin güney yönüne doğru genişletildiğini, taşınmazların kadastro tespitindeki edinme sebeplerinin zilyetlik ile kazanım olduğunu, ancak dere yatağından doldurulma yerlerin zilyetlik ile kazanılmalarının mümkün olmadığını açıklayarak, taşınmazların dere yatağından kazanılma kısımlarının tapu kayıtlarının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı taraf, derenin taşınmazın güney kısmından değil batı kısmından geçtiğini, dava konusu edilen alanların tapulu arazisi olduğunu, her ne kadar kadastro tespiti zilyetlik ile kazanılmaya dayalı olarak yapılmış ise de, aslında taşınmazın evveliyatının da tapulu olduğunu, dava konusu edilen alanların dere yatağı ile ilgisinin olmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen kararın, Daire’nin 12.3.2015 tarihli ve 2015/2939 Esas., 2015/5877 Karar sayılı ilamı ile bozulması üzerine Mahkemece bozmaya uyulmak suretiyle yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlere ilişkin tapu iptal ve tescil davasıdır.
Hükmüne uyulan bozma ilamında, “Dava dilekçesinin içeriği ve dosya kapsamına göre dava konusu taşınmazların öncesinde aktif dere yatağı kapsamında olduğu, ne var ki, dava konusu taşınmazların tespit tarihinde dere yatağı vasfında bulunmadığı sabit ise de, hangi tarihte derenin etkisinden kurtuldukları, hangi tarihte imar-ihya edildikleri ve ekonomik amacına uygun tarımsal zilyetliğin hangi tarihte başladığı hususunda yeterli araştırma yapılmadığı, uyuşmazlığın çözümünde hava fotoğraflarından yararlanılmadığı, sağlıklı bir yargıya ulaşmak için dava konusu parsellerin tespitlerinin yapıldığı 2006 yılından önceki yıllara ait (1986-1976 yılları arası) 1/20000 veya 1/25000 ölçekli stereoskopik hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı'ndan, fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların ise İl Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilerek dosya arasına konulması, jeodezi ve fotogrametri uzmanı mühendislerinden oluşacak üç kişilik bilirkişi kurulu ile teknik, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte uygulanması, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK'nin 243, 244 ve 259. maddeleri gereğince davetiye ile keşif yerine çağrılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle mümkün olduğunca keşif yerinde dinlenmeleri, öncesi dere yatağı olan taşınmazları derenin etkisinden koruyan duvarın hangi tarihte kim tarafından inşa edildiği, bu duvarın inşaasından sonra dava konusu taşınmazlarının kim tarafından ve ne şekilde imar-ihya edildiği, imar ihyanın hangi tarihte başlayıp hangi tarihte sona erdiği, taşınmazlar üzerinde ekonomik amacına uygun tarım amaçlı zilyetliğin hangi tarihte başladığı ve tespit tarihine kadar kim tarafından ne şekilde kullanıldığı yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulması, HMK'nin mad. 290/2. (HUMK'un 366.) maddesi uyarınca bilirkişi olarak tayin edilecek bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz ve çevresini gösterir biçimde yakın plan ve panoramik renkli fotoğrafları çektirilerek Mahkeme Hakimince onaylandıktan sonra dosya arasına konulması, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği” açıklanmıştır.
Her ne kadar mahkemece Dairenin 12.3.2015 tarihli ve 2015/2939 Esas, 2015/5877 Karar sayılı bozma ilamına uyulmuş ise de bozma gerekleri yerine getirilmeden hüküm tesis edilmiştir.
Şöyle ki;
Mahkemece bozma sonrası dosyaya ibraz edilen, 13.8.2018 havale tarihli Jeoloji Mühendisleri raporu esas alınmak suretiyle hüküm tesis edilmiş olup, sözkonusu raporda, 1982 yılına ait hava fotoğrafının, 1982 yılına ait memleket haritasının ve 2012 yılına ait ortofoto haritasının incelenmesi neticesinde, dava konusu parsellerin batısında bulunan derenin, davalı parsel sınırları içinde kalmadığının tespit edildiği, bu nedenle taşınmazların dere yatağında kalmadığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Bozma öncesi dosyaya sunulan 25.8.2009 tarihli Jeoloji bilirkişi raporunda ise, tescili istenen sahada yapılan gözlemsel çalışmalar ve açılan araştırma çukurundan elde edilen veriler ışığında derenin eski yatağının geçtiği saha belirlenmiş, bu bölgenin dere yatağı olduğu bildirilmiş, yine bozma öncesi dosyaya ibraz edilen 12.11.2012 havale tarihli jeoloji bilirkişi raporunda ise, dava konusu alanda açılan araştırma çukurunda, 0-50 cm arasında toprak dolgu, 50-150 cm arasında taşkın malzemesi, 130-200 cm arasında ise alüvyonal malzeme (dere malzemesi) tespit edildiği, yani dava konusu taşınmazda açılan gözlem çukurunda tabanda dere yatağına ait blok, çakıl, kum ve siltten oluşan materyal tespit edildiği, bu durumun geçmişte bölgenin dere yatağı olduğunu gösterdiği, Karayolları ve DSİ ekiplerince dere ıslah çalışmaları yapılmadan önce taşkın alt eşik düzeyi içerisinde kalan taşınmazın, Karayolları ve DSİ ekiplerince yapılan çalışmalar sonucunda dere yatağı vasfını yitirdiği belirtilmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, taşınmazların dere yatağında kalmadığı belirtilmiş olmasına rağmen, bu raporda daha önce dosyaya ibraz edilen raporlar irdelenmemiş, bu raporlardan neden ayrılındığına dair herhangi bir açıklamaya yer verilmemiş, Mahkemece de, raporlar arasındaki çelişkiler giderilmemiş, hükme esas alınan rapora üstünlük tanınma gerekçesi de açıklanmamıştır.
Hal böyle olunca, Mahkemece, hükmüne uyulan bozma ilamındaki kazanılmış haklar da gözönünde bulundurulmak suretiyle; dava konusu parsellerin tespitlerinin yapıldığı 2006 yılından önceki yıllara ait (1986-1976 yılları arası) 1/20000 veya 1/25000 ölçekli stereoskopik hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığından, fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların ise İl Kadastro Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulması, jeodezi ve fotogrametri uzmanı mühendislerinden oluşacak üç kişilik bilirkişi kurulu yeni bir ziraat bilirkişisi ile fen, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte uygulanması, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK'nin 243, 244 ve 259. maddeleri gereğince davetiye ile keşif yerine çağrılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle mümkün olduğunca keşif yerinde dinlenmeleri, daha önce dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporları da irdelenmek ve raporlar arasındaki çelişkiler giderilmek suretiyle, taşınmazların öncesinde ne kadarının dere yatağı etkisinde olup olmadığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti, taşınmazları derenin etkisinden koruyan duvar varsa hangi tarihte kim tarafından inşa edildiği, bu duvarın inşaasından sonra dava konusu taşınmazların dere yatağında ve etkisinde kalan kısmının ve taşınmazın kim tarafından ve ne şekilde imar-ihya edildiği, imar ihyanın hangi tarihte başlayıp hangi tarihte sona erdiği, taşınmazlar üzerinde ekonomik amacına uygun tarım amaçlı zilyetliğin hangi tarihte başladığı ve tespit tarihine kadar kim tarafından ne şekilde kullanıldığı yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulması, dosyadaki fotoğraflar birbirinden farklı olduğundan HMK'nin mad. 290/2. (HUMK'un 366.) maddesi uyarınca bilirkişi olarak tayin edilecek bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz ve çevresini gösterir biçimde yakın plan ve panoramik renkli fotoğrafları çektirilerek Mahkeme Hakimince onaylandıktan sonra dosya arasına konulması, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bozma gerekleri yerine getirilmeden, eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş bulunması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,
07.07.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi
8. Hukuk Dairesi, 2011/1824 E., 2011/5977 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
(HMK. m. 243, 244) uyarınca davetiye ile keşif yerine çağrılmaları, aynı Kanunun 259. maddesi uyarınca uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıkların keşif yerinde dinlenmelerinin sağlanması, komşu 104 ada 1 sayılı parselin kadastro tespitinin 12.3.2008 tarihinde yapıldığı ve dava konusu taşınmazın
8. Hukuk Dairesi 2011/1824 E. , 2011/5977 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
..., dahili davacılar ... ve müşterekleri ile Hazine ve Ormanağzı aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 20.11.2009 gün ve 61/101 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını açıkladığı taşınmazın 20 yılı aşkın bir süreden beri vekil edeni tarafından kullanıldığını, aktif dere yatağı olarak Hazine adına tespitinin yapıldığını, arazinin aktif dere yatağında yer almadığını, dere niteliğini taşımadığını, taşınmazın ... na yakın olması nedeniyle zaman zaman sel felaketlerine maruz kaldığını, bu zarar nedeniyle Devlet yardımından yararlandığını, sel felaketleri sonucu dava konusu taşınmazın yüzeyinin zaman zaman kum ve çakılla kaplandığını, temizlenmesi için idari birimlere başvurduğunu, dava konusu yerin dedelerinden ve babasından vekil edenine intikal ettiğini açıklayarak dava konusu yerin vekil edeni ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi yargılama oturumlarında ve keşif tutanağına geçen beyanında, dava konusu taşınmazın uzun yıllardan beri dere yatağı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ... Kişiliğini temsilen köy muhtarı keşifteki beyanında; keşif tutanağı kapsamı ile yerel bilirkişi beyanlarının doğru olduğunu bildirmiştir.
Mahkemece; “Dava konusu taşınmaza ilişkin tespit dışı bırakma işleminin iptaline, teknik bilirkişiler ... ve ...’in 1.6.2009 tarihli raporlarına ekli krokide A harfi ile gösterilen 4358.51 m2 yüzölçümlü taşınmaz hakkındaki yerin davacı adına tapuya kayıt ve tesciline” karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, muristen intikal, imar ve ihya hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/1, 996, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddesi gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava dilekçesi kapsamı ile davalı Hazine
temsilcisinin savunmasına göre dava konusu yerin dere yatağı olarak tespit dışı bırakıldığı belirlendiğine göre dava konusu yerin imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesinde açıklanan imar ve ihyaya ilişkin tüm olumlu ve olumsuz koşulların araştırılıp belirlenmesi zorunludur. O halde, öncelikle teknik bilirkişinin rapor ve krokisi eklenmek suretiyle dava konusu yerin hangi tarihte ve ne niteliğiyle tespit dışı bırakıldığının Kadastro Müdürlüğünden, aynı biçimde rapor ve kroki eklenerek çifte tapunun önlenmesi açısından dava konusu yerin tapuda kayıtlı yerlerden olup olmadığının Tapu Sicil Müdürlüğünden sorulması, TMK.nun 713/4 ve 5. fıkraları gözetilerek yöntemine uygun bir biçimde yerel ve gazete ilanlarının yapılması, son ilan tarihinden itibaren üç aylık esas sürenin beklenilmesi, ondan sonra hükmün kurulmasının düşünülmesi gerekmektedir.
Bundan ayrı hiçbir delil toplanılmadan tarafların tanık ve tüm delillerini bildirmesi için kendilerine süre ve imkan tanınmadan 27.5.2009 tarihinde yapılan “tensip ara kararı ile keşif gününün” belirlenmesi usul ve kanuna aykırıdır. Uyuşmazlık taşınmaza ilişkin olup öncelikle tüm deliller toplandıktan sonra yöntemine uygun bir biçimde verilecek ara kararı ile keşfin yapılmasına karar verilir. Mahkemece, az önce açıklanan hususların göz ardı edilmesi doğru bulunmamıştır. Keşif yerinde dinlenen iki yerel bilirkişinin de birlikte dinlenilmesi yine HUMK.nun 265. (HMK. m. 261) maddesine aykırıdır. Usul Kanununda yer alan tanıklar hakkındaki hükümler aynı zamanda bilirkişiler hakkında da uygulanır. Az önce açıklanan usul hükümleri gereğince yerel bilirkişilerin de ayrı ayrı dinlenmeleri gerekirken, birlikte bilgilerine başvurulması anılan madde hükümlerine aykırıdır.
Davacı vekili dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazın davacının dedesinden babasına, ondanda davacıya kaldığını bildirmiş, davacıya intikal biçimi konusunda herhangi bir açıklamaya yer verilmemiş ve sadece davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Keşifte dinlenen yerel bilirkişiler de, intikal şekli konusunda herhangi bir açıklamada bulunmamışlardır. Dosyada bulunan davacıya ait nüfus aile kayıt tablosuna göre davacının babası 3.4.1979 tarihinde ölmüştür. Açıklanan bu durum karşısında babası Nebi Yalçın’a ait tereke elbirliği mülkiyet hükümlerine tabidir. Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların taşınmaz üzerindeki payları belli olmayıp, her birinin payı taşınmazın tamamı üzerinde söz konusudur. TMK.nun 702. maddesi uyarınca tasarrufi işlemlerde oybirliği aranır. Dava da bir tasarrufi işlem olup üçüncü kişilere karşı tüm mirasçıların birlikte dava açmaları gerekir. Bu nedenle terekeye dahil bir taşınmaz için bir veya birkaç mirasçının tek başına üçüncü kişilere karşı dava açma olanağı yoktur. Taşınmaz; satış, bağış ya da mirasçılar arasında yapılan paylaşım sonucu davacıya düşmüş ise, davanın bulunduğu bu hali ile yürütülmesi ve aşağıda açıklanan hususların mahkemece araştırılıp belirlenmesi gerekmektedir. Şayet taşınmaz satış, bağış ya da paylaşım sonucu davacıya düşmemiş ise bu taktirde terekeye dahil bir taşınmaz için davacının tek başına üçüncü kişilere karşı dava açma sıfatı ve ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi düşünülmelidir. Bu haliyle açılmış bulunan davaya dava dışı kalan mirasçıların davaya dahil edilmesi (01.07.2009 tarihli yargılama oturumu ara kararı ile) yoluyla taraf teşkilinin sağlanması da olanaklı değildir.
Şu halde öncelikle tarafların tanık ve tüm delillerini bildirmeleri için kendilerine süre ve imkan tanınması, yerel bilirkişi ve tanıkların HUMK.nun 258. (HMK. m. 243, 244) uyarınca davetiye ile keşif yerine çağrılmaları, aynı Kanunun 259. maddesi uyarınca uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıkların keşif yerinde dinlenmelerinin sağlanması, komşu 104 ada 1 sayılı parselin kadastro tespitinin 12.3.2008 tarihinde yapıldığı ve dava konusu taşınmazında bu tarihte kadastro dışı bırakıldığı
gözetilerek tespitin yapıldığı tarihten geriye doğru en az 20 yıl öncesine ait (1980-1988 yılları arası) iki ayrı zamanda çekilmiş hava fotoğraflarının bulundukları yerlerden getirtilerek dosya arasına konulması, hava fotoğraflarının uzman bilirkişi jeodezi ve fotoğrametri uzmanı harita mühendisi aracılığıyla zemine uygulanması, hava fotoğraflarının çekildikleri tarihlere göre dava konusu taşınmazın imar ve ihya edilerek kültür arazisi haline getirilip getirilmediği ya da hangi nitelikte bulunduğu, seddenin yapılıp yapılmadığı, dava konusu yerin ... Çayı'nın aktif dere yatağında ya da taşkın sahası içinde yer alıp almadığı hususlarının açıklığa kavuşturulması, bu konuda dava dilekçesinde yer alan bilgilerin göz önünde tutulması, hava fotoğraflarının stereoskopik aletle üç boyutlu aletle incelemeye tabi tutulması, dava konusu yerin davacı ve miras bırakanları tarafından hangi tarihte imar ve ihyasına başlandığı, imar ve ihyayı ne şekilde sürdürdükleri ve hangi tarihte tamamladıkları konularının da yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak saptanması, 20 yıllık kazanma süresinin imar ve ihyanın tamamlandığı ve seddenin yapıldığı tarihten itibaren hesaplanması, uzman harita mühendisinden Yargıtay’ın ve tarafların denetimine açık gerekçeli rapor alınması gerekir.
Bundan ayrı dava konusu taşınmaz ile ... Çayı arasında seddenin yapıldığı keşifte dinlenen yerel bilirkişi tarafından açıklandığına göre seddenin DSİ tarafından yapılıp yapılmadığı ya da hangi kurum tarafından yapıldığı belirlenerek teknik bilirkişinin rapor ve krokisi de eklenmek suretiyle taşınmaz ile ... Çayı arasında yer alan seddenin hangi tarihte yapıldığı ve buna ilişkin belgeler ilgili kurumdan getirtilerek dosya arasına konulması, yapılacak keşifte ve değerlendirmede göz önünde bulundurulması, dava konusu taşınmazın babasından davacıya kaldığı gözetilerek davacı muris ve tüm mirasçıları bakımından miktar araştırmasının yapılması, adı geçenlerin belgesizden taşınmaz edinip edinmediklerinin Kadastro ve Tapu Sicil Müdürlüğü ile zilyetliğe dayalı tescil davası açıp açmadıklarının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulması, belgesizden edinilen taşınmazlara ait kadastro tutanakları ile tapu kayıtlarının Tapu Sicil Müdürlüğünden, zilyetliğe dayalı tescil dosyalarının ise bulundukları mahkemelerden getirtilerek 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yer alan sınırlamalar bakımından göz önünde tutulması, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş bulunması doğru değildir.
Kabule göre de, TMK.nun 713/1. maddesi uyarınca açılan tescil davalarında aynı maddenin 3. fıkrası gereğince kanuni hasım durumunda bulunan Hazine ve ilgili kamu tüzel kişileri yargılama giderleri ile sorumlu tutulamazlar. Bu tür davalarda davanın olumlu veya olumsuz sonuçlanması sonuca etkili olmayıp eksik harcın davacıdan alınmasına, yapılan tüm yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına karar verilir. Bu bakımdan mahkemece peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine karar verilmesi anılan ilkeye aykırıdır. Yine tespit dışı bırakılma işleminin iptaline karar verilmesi de yerinde değildir. Çünkü, tespit dışı bırakılan yer bakımından düzenlenmiş bir tutanak ve kayıt bulunmamaktadır. Olmayan bir şeyin iptali de söz konusu olamaz. Kural olarak uyuşmazlık taşınmaza ilişkin ise tanıkların ve yerel bilirkişilerin keşif yerinde dinlenmeleri esas olup, yargılama oturumlarında dinlenemez. (HUMK.m. 259, HMK.m.259)
Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK.nun Geçici madde 3’ün yollamasıyla HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
8. Hukuk Dairesi, 2021/11913 E., 2023/6293 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKadastro Mahkemesi
tam metni aç
ığı incelenmeli, çekişmeli taşınmazın fiili durumunu da belirtir şekilde rapor alınmalı, imar ve ihya üzerinde durulup, bu konuda ve zilyetliğin tespiti yönünden tanık beyanlarına başvurulmalı, tarafların bildirecekleri zilyetlik tanıkları HMK’nin 259 ve 261. maddeleri gereğince taşınmaz başında dinlenip;
8. Hukuk Dairesi 2021/11913 E. , 2023/6293 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar Orman İdaresi ile bir kısım davacılar ve asli müdahiller tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Mahkemece verilen karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle "Mahkemece eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulmuştur. Davacı ...'nun 106 ada 1 ... parsele ilişkin davasından keşif mahallindeki imzalı beyanı ile feragat etmesine; yine aslî müdahil ...'ın 26.09.2012 tarihinde davasından feragat etmesine rağmen feragate uygun olarak herhangi bir karar verilmemiş, aslî müdahil ... ölü olmasına rağmen onun adına tescil hükmü kurulmuş, dava konusu taşınmazlara komşu parsel tutanakları ve ekleri ilgili yerlerden getirtilmemiş, adına tescil isteyen kişiler ve mirasbırakanları adına senetsiz araştırması yapılmamış ve aslî müdahil ... mirasçılarının dayandığı 15.12.1994 tarihli ve cilt 80, sahife 58, sıra 2 nolu tapu kaydı tüm tedavülleri ile birlikte getirtilerek keşif mahallinde uygulanmamıştır.
Mahkemece, aslî müdahil ... mirasçılarının dayandığı 15.12.1994 tarihli ve cilt 80, sahife 58, sıra 2 nolu tapu kaydının ilk oluşumdan itibaren tüm tedavüllerinin, dava konusu taşınmaza komşu taşınmazlara ait kadastro tespit tutanak örnekleri ile kadastro sonucu oluşan tapu kayıtlarının ve varsa dayanak tapu ve vergi kayıtları ile davalı iseler dava dosyaları, tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise ilgili mahkeme hükümlerinin, tarafların dayandığı vergi kayıtlarının bulunduğu yerlerden getirtilerek önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı marifetiyle yapılacak keşifte eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafı ile amenajman planı çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; asli müdahil ... mirasçıların dayandığı tapu kaydının dava konusu yere uyup uymadığı belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 ... Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 ... Kanun'un 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarihli ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 tarihli ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 tarihli ve 7/25 E.K. ... kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 ... Kanun'un 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı; öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; keşifte, hâkim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planı fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, asli müdahil ... mirasçılarının dayandığı tapu kaydı sabit sınırlı değilse miktarı ile geçerli kabul edilerek uygulanmalı, aslî müdahil ... mirasçılarının dayandığı tapu kaydının kapsamı dışında kalan yerlere ve diğer tarafların dava ettiği yerlere ilişkin olarak bu kez zilyetlik yolu ile kazanma (Türk Medenî Kanunu'nun 713. maddesi, 3402 ... Kanun'un 14 ve 17. maddelerindeki) koşullar araştırılmalıdır. Bu cümleden olarak, yapılacak keşifte, 1980-1990 yılları arasında hava fotoğrafları ve memleket haritasında taşınmazların o yıllarda ziraat alanı olarak kullanılıp kullanılmadığı, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, taşınmazın toprak yapısı ve taşınmaz üzerindeki ağaçlarının kapalılık oluşturup oluşturmadığı incelenmeli, çekişmeli taşınmazın fiili durumunu da belirtir şekilde rapor alınmalı, imar ve ihya üzerinde durulup, bu konuda ve zilyetliğin tespiti yönünden tanık beyanlarına başvurulmalı, tarafların bildirecekleri zilyetlik tanıkları HMK’nin 259 ve 261. maddeleri gereğince taşınmaz başında dinlenip; taşınmazın öncesi itibariyle niteliğinin ne olduğu, kime ait olduğu, zilyetliğin nasıl meydana geldiği, ne kadar süre ile ne şekilde devam ettiği, bunun ekonomik amacına uygun olup olmadığı, tanıkların bilgi ve görgülerinin hangi eylemli olaylara dayandırıldığı belirlenmeli, yerel bilirkişinin imar ve ihya ile zilyetlik olgusunu hangi olaylarla nasıl hatırladıkları saptanmalı, davanın dayanağını oluşturan 3402 ... Kadastro Kanunu'nun 14/son maddesi hükmüne göre davacı taraf ile ortak miras bırakanı ölmüş ise ortak miras bırakanın varsa, dava dışı mirasçılarının onaylı nüfus kayıt örnekleri ilgili Nüfus Müdürlüğünden getirtilerek kimlikleri bu yolla sağlıklı biçimde belirlenip ilgililer adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden salt kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği, tapu, ilgili kadastro ve hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması" gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyularak yargılamaya devam edilmiş, yargılama sırasında ..., ..., ..., ... ..., ... ve ... zilyetlik ve satın almaya dayanarak davaya katılmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda ana dosya olan 2016/40 Esas ... dosyada, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davaya konu ... İli, ... İlçesi, ... Köyü ... Mevkiinde kain 101 ada 1 nolu parsel içerisinde kalan, harita mühendisi bilirkişileri ... yüksek mühendisi ... ve orman yüksek mühendisleri ... Karaduman, ... ...ve ...'in ortak olarak dosyaya ibraz ettikleri 05.09.2019 tarihli krokili raporlarında B harfi ile gösterilen 25.960,65 metrekarelik kısmın tespit gibi tapuya tesciline, davaya konu ... İli, ... İlçesi, ... Köyü ... Mevkiinde kain 101 ada 1 nolu parsel içerisinde kalan harita mühendisi bilirkişileri ... yüksek mühendisi ... ve orman yüksek mühendisleri ... Karaduman, ... ...ve ...'in ortak olarak dosyaya ibraz ettikleri 05.09.2019 tarihli krokili raporlarında C harfi ile gösterilen 8.209,70 metrekarelik kısmın (Orman Sınrlandırılmasına Dair) tespitinin iptali, bu parselden ifrazı ve ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle davacı ... adına tarla vasfı ile tespit ve tapuya tesciline, davaya konu ... İli, ... İlçesi, ... Köyü ... Mevkiinde kain 101 ada 1 nolu parsel içerisinde kalan harita mühendisi bilirkişileri ..., ..., ziraat yüksek mühendisi ... ve orman yüksek mühendisleri ... Karaduman, ... ...ve ...'in ortak olarak dosyaya ibraz ettikleri 05.09.2019 tarihli krokili raporlarında D harfi ile gösterilen 9.269,94 metrekarelik kısmın (Orman Sınrlandırılmasına Dair) tespitinin iptali, bu parselden ifrazı ve ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle davacı ... adına tarla vasfı ile tespit ve tapuya tesciline, davacı ...'nun dava dilekçesinde 4. sırada gösterdiği davaya konu ... İli, ... İlçesi, ... Köyü ... Mevkiinde kain 106 ada 1 nolu parsel içerisinde kalan taşınmaza yönelik davasının bu taşınmaz yönünden feragat nedeniyle reddine, taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline, davaya konu ... İli, ... İlçesi, ... Köyü ... Mevkiinde kain 101 ada 1 nolu parsel içerisinde kalan harita mühendisi bilirkişileri ... yüksek mühendisi ... ve orman yüksek mühendisleri ... Karaduman, ... ...ve ...'in ortak olarak dosyaya ibraz ettikleri 05.09.2019 tarihli krokili raporlarında A harfi ile gösterdikleri 100.626,76 metrekarelik kısmının yapılan (Orman Sınrlandırılmasına Dair) tespitinin iptali,bu parselden ifrazı ve ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle ...'in mirastaki payı 16 sehim kabul edilerek 4 Payının eşi ... ve 3'er payının da ..., ... Devret, ... ve ... adlarına tarla vasfıyla tespit ve tapuya tesciline, davaya konu ... İli, ... İlçesi, ... Köyü ... Mevkiinde kain 101 ada 1 nolu parsel içerisinde kalan harita mühendisi bilirkişileri ..., ..., Ziraat Yüksek Mühendisi ... ve orman yüksek mühendisleri ... Karaduman, ... ...ve ...'in ortak olarak dosyaya ibraz ettikleri 05.09.2019 tarihli krokili raporlarında E Harfi ile gösterilen 8.643,03 metrekarelik kısmının yapılan (Orman Sınrlandırılmasına Dair) tespitinin iptali, bu parselden ifrazı ve ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle müdahil davacı ... adına tarla vasfıyla tespit ve tapuya tesciline, müdahil davacı ...'ın davaya konu ... İli, ... İlçesi, ... Köyü ... Mevkiinde kain 106 ada 1 nolu parsel içerisinde kalan taşınmaza yönelik davasının feragat nedeniyle reddine, taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline, davaya konu ... İli, ... İlçesi, ... Köyü ... Mevkiinde kain 101 ada 1 nolu parsel içerisinde kalan, harita mühendisi bilirkişileri ... yüksek mühendisi ... ve orman yüksek mühendisleri ... Karaduman, ... ...ve ...'in ortak olarak dosyaya ibraz ettikleri 05.09.2019 tarihli krokili raporlarında F harfi ile gösterilen 30.351,59 metrekarelik kısmın tespit gibi tapuya tesciline, birleşen 2015/18 Esas ... dosyada davanın kabulü ile, davaya konu ... İli, ... İlçesi, ... Köyü ... Mevkiinde kain 101 ada 1 nolu parsel içerisinde kalan harita mühendisi bilirkişileri ... yüksek mühendisi ... ve orman yüksek mühendisleri ... Karaduman, ... ...ve ...'in ortak olarak dosyaya ibraz ettikleri 05.09.2019 tarihli krokili raporlarında G harfi ile gösterilen 10.977,36 metrekarelik kısmın yapılan (orman sınırlandırılmasına dair) tespitinin iptali, bu parselden ifrazı ve ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle ... adına tarla vasfı ile tespit ve tapuya tesciline, davaya konu ... İli, ... İlçesi, ... Köyü ... Mevkiinde kain 183 ada 27 nolu parsel içerisinde kalan harita mühendisi bilirkişileri ... yüksek mühendisi ... ve orman yüksek mühendisleri ... Karaduman, ... ...ve ...'in ortak olarak dosyaya ibraz ettikleri 05.09.2019 tarihli krokili raporlarında H harfi ile gösterilen 2.804,19 metrekarelik kısmın yapılan tespitinin iptali ile ... adına tarla vasfı ile tespit ve tapuya tesciline, birleşen 2015/14 Esas ... dosyada davanın kabulü ile davaya konu ... İli, ... İlçesi, ... Köyü ... Mevkiinde kain 101 ada 1 nolu parsel içerisinde kalan harita mühendisi bilirkişileri ... yüksek mühendisi ... ve orman yüksek mühendisleri ... Karaduman, ... ...ve ...'in ortak olarak dosyaya ibraz ettikleri 05.09.2019 tarihli krokili raporlarında I harfi ile gösterilen 9.673,53 metrekarelik kısmının yapılan (Orman Sınrlandırılmasına Dair) tespitinin iptali, bu parselden ifrazı ve ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle ... adına tarla vasfı ile tespit ve tapuya tesciline, birleşen 2017/12 Esas ... dosyada davanın kabulü ile davaya konu ... İli, ... İlçesi,... Köyü ... Mevkiinde kain 101 ada 1 nolu parsel içerisinde kalan harita mühendisi bilirkişileri ... yüksek mühendisi ... ve orman yüksek mühendisleri ... Karaduman, ... ...ve ...'in ortak olarak dosyaya ibraz ettikleri 05.09.2019 tarihli krokili raporlarında J harfi ile gösterilen 47.333,02 metrekarelik kısmının yapılan (Orman Sınrlandırılmasına Dair) tespitinin iptali, bu parselden ifrazı ve ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle ... adına tarla vasfı ile tespit ve tapuya tesciline, birleşen 2016/48 Esas ... dosyada davanın kabulü ile davaya konu ... İli, ... İlçesi, ... Köyü ... Mevkiinde kain 106 ada 1 nolu parsel içerisinde kalan harita mühendisi bilirkişileri ... yüksek mühendisi ... ve orman yüksek mühendisleri ... Karaduman, ... ...ve ...'in ortak olarak dosyaya ibraz ettikleri 05.09.2019 tarihli krokili raporlarında K harfi ile gösterilen 3.615,62 metrekarelik kısmının ve L harfi ile gösterilen 5.715,25 metrekarelik kısmının yapılan (Orman Sınrlandırılmasına Dair) tespitinin iptali, bu parselden ifrazı ve ayrı birer parsel numaraları verilmek suretiyle ... adına tarla vasfı ile tespit ve tapuya tesciline, birleşen 2016/49 Esas ... dosyada davanın reddi ile davaya konu ... İli, ... İlçesi, ... Köyü ... Mevkiinde kain 106 ada 1 nolu parsel içerisinde kalan harita mühendisi bilirkişileri ... yüksek mühendisi ... ve orman yüksek mühendisleri ... Karaduman, ... ...ve ...'in ortak olarak dosyaya ibraz ettikleri 05.09.2019 tarihli krokili raporlarında M harfi ile gösterilen 9.008,97 metrekarelik kısmının tespit gibi tapuya tesciline, birleşen 2016/50 Esas ... dosyada davanın reddi ile davaya konu ... İli, ... İlçesi, ... Köyü ... Mevkiinde kain 106 ada 1 nolu parsel içerisinde kalan harita mühendisi bilirkişileri ... yüksek mühendisi ... ve orman yüksek mühendisleri ... Karaduman, ... ...ve ...'in ortak olarak dosyaya ibraz ettikleri 05.09.2019 tarihli krokili raporlarında N harfi ile gösterilen 13.598,21 metrekarelik kısmının tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar Orman İdaresi ve Hazine tarafından, A, C, D, E, G, I, J, H, K ve L harfleri ile gösterilen taşınmazlara yönelik, davacılar ... tarafından M harfi ile gösterilen taşınmaza yönelik, ... tarafından N harfi ile gösterilen taşınmaza yönelik, ... tarafından B harfi ile gösterilen taşınmaza yönelik olarak temyiz edilmiştir.
1. Davacılar ... tarafından M harfi ile gösterilen taşınmaza yönelik, ... tarafından N harfi ile gösterilen taşınmaza yönelik temyiz itirazları yönünden;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, temyiz edenin sıfatına, 6100 ... Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup Davacılar ... tarafından M harfi ile gösterilen taşınmaza yönelik, ... tarafından N harfi ile gösterilen taşınmaza yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalılar Orman İdaresi ve Hazine tarafından A, C, D, E, G, I, J, H, K ve L harfleri ile gösterilen taşınmazlara yönelik, davacı ... tarafından B harfi ile gösterilen taşınmaza yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece yazılı olduğu şekilde davanın kısmen kabul kısmen reddine dair hüküm kurulmuş ise de, ... mirasçılarının dayandığı tapu kaydının tüm geldi gitti kayıtları ile krokisi dosya arasında getirilmeden ve mahkemece verilen ilk kararı ... mirasçılarının temyiz etmediği gözetilmeksizin usuli kazanılmış hakka riayet edilmeden hüküm kurulmuş, taşınmazların bir kısmının eski tarihli hava fotoğraflarında koyu renkte göründüğü, bir kısmının kayalık vasfında olduğu gözetilmemiş ve usuli kazanılmış haklara riayet edilmemiş, tespit tarihinden 20 yıl önceki hava fotoğrafları getirtilmemiş, davacıların dayandıkları vergi kayıtları ile dava konusu taşınmazlara komşu parsellere ait vergi ve tapu kayıtları getirtilip uygulanmamış, 183 ada 27 parsel ... taşınmazın tamamının malik hanesi boş olduğu halde yalnızca H harfi ile gösterilen bölümü yönünden hüküm kurulmuş, yine 101 ada 1 parsel ve 106 ada 1 parsel ... taşınmazların kalan bölümleri yönünden infaza elverişli bir hüküm tesis edilmemiş ve bu suretle eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak açıkça usul ve yasaya aykırı bir hüküm kurulmuştur.
Mahkemece, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları ve kadastro tutanaklarının dayanakları olan vergi kayıtları ile tapu kayıtları ile tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilmeli, davacıların dayandığı vergi kayıtları dosya arasına alınmalı, davacı ... mirasçılarının dayandığı 1994 tarihli ve 2 sıra numaralı tapu kaydı ilk tesis tarihinden itibaren tüm geldi ve gittleri ile birlikte getirtilmeli, tapu kaydının ilk oluşumu ve sonrasında düzenlenmiş bulunan harita plan ve krokiler temin edilmeli, tapu kaydının kadastro sırasında revizyon görüp görmediği araştırılmalı, revizyon görmüş ise revizyon gördüğü kadastro parsellerine ait kadastro tespit tutanakları getirtilmeli ve bu tapu kaydına dayanılan ve çekişmeli taşınmaza komşu olan taşınmazlara ilişkin açılmış bulunan başkaca dava bulunup bulunmadığı araştırılarak varsa bu dava dosyaları tespit edilerek dosya arasına alınmalı, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi, üç ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 ... Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (... veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 ... Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığı irdelenmeli, hükme esas alınan orman bilirkişi raporuna ekli hava fotoğraflarında B harfli taşınmazın batısı ve kuzeyinde, E harfli taşınmazın güneyinde, K harfli taşınmazın batısında, L harfli taşınmazın doğusunda görünen koyulukların sebepleri açıklattırılmalı, müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
Yapılacak araştırma sonucu çekişmel A harfli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu belirlendiği takdirde, davacıların dayandığı tapu kaydının 3116, 4785 ve 5658 ... Kanunlar karşısında hukuki kıymetinin olup olmadığı tartışılmalıdır. Şayet orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde ise bu kez davacıların dayandığı tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmelidir. Bu cümleden hareketle; taşınmazın bulunduğu yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi, tespit bilirkişileri ve aynı yönteme göre belirlenecek taraf tanıkları huzuru ile dava konusu taşınmazlar başında yapılacak keşifte 3402 ... Kadastro Kanunu'nun 20. maddesi hükmü uyarınca öncelikle davacı tarafın dayanağını oluşturan tapu kaydı yerel bilirkişi yardımı ile zemine uygulanmalı, uygulamada tapu kaydının haritası; haritası yoksa tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri esas alınmalı; yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, kaydın sabit sınırlı sayılıp sayılmayacağı değerlendirilmeli, buna göre tapu kaydının kapsamı kesin olarak belirlenmeli, taşınmazın tapu kaydı dışında kalan bölümleri var ise 6831 ... Kanun'un 17/2. maddesi kapsamında orman içi açıklık vasfında olup olmayacağı değerlendirilmelidir
Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları olan vergi ve tapu kayıtları uygulanmalı ve dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yine davacıların dayandığı vergi kayıtları getirtilerek dava konusu taşınmazlara uyup uymadıkları belirnelerek denetlemeye elverişli şekilde fen bilirkişisi raporuna yansıtılmalı, yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 ... Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 ... Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Hüküm kurulurken Mahkemece verilen önceki hükmün A, B, C, D ve E harfli taşınmazlar yönünden davacı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmediği ve davalılar yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu da gözetilmeli, dava konusu 183 ada 27 parsel ... taşınmazın tamamının malik hanesi boş olduğu dikkate alınarak gerçek hak sahibi belirlenmek suretiyle tamamı hakkında tescil hükmü kurulmalı, dava konusu 101 ada 1 parsel ve 106 ada 1 parsel ... taşınmazların kalan bölümleri hakkında da infaza elverişli şekilde tescil hükmü kurulmalıdır.
SONUÇ:
1. Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle Davacılar ... tarafından M harfi ile gösterilen taşınmaza yönelik, ... tarafından N harfi ile gösterilen taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının reddine,
2. Yukarıda 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle Davalılar Orman İdaresi ve Hazine tarafından A, C, D, E, G, I, J, H, K ve L harfleri ile gösterilen taşınmazlara yönelik, davacı ... tarafından B harfi ile gösrterilen taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, istek halinde peşin harcın temyiz eden ... ve ...'ya ayrı ayrı iadesine, 1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 05.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
7. Hukuk Dairesi, 2021/7354 E., 2022/7877 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
tam metni aç
ığı, dere yatağında kalıp kalmadığı, özel mülkiyete konu edilebilen yerlerden olup olmadığı üzerinde durulması konusunda uzman bilirkişilerden tarafların ve Yargıtayın denetimine açık gerekçeli rapor alınması, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK'nın 243, 244, 259 ve 290/2. maddeleri gereğince, keşif yerine davetiyeyle çağırılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde di
7. Hukuk Dairesi 2021/7354 E. , 2022/7877 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 13.03.2018 tarihinde verilen dilekçeyle tapusuz taşınmazın tescili (TMK 713/1) talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 14.11.2019 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacı vekili tarafından talep edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, doğusunda 270 ada 24 numaralı imar parseli, batısında 1704 numaralı kadastro parseli, güneyinde asfalt yol, kuzeyinde boş arazi ile sınırlandırılmış yaklaşık 341 m² büyüklüğündeki tarla vasıflı taşınmazın müvekkilince 22/06/1994 tarihinde eklemeli zilyetlik yolu ile ... 'dan devir ve satın aldığını, taşınmazın kültür arazisi vasfı ile malik sıfatıyla zilyet olarak kullanıldığını, vergilerinin ödendiğini, dava konusu taşınmazın 1957-1958 yıllarında yapılan arazi kadastrosu sırasında eski dere yatağı vasfı ile tespit dışı bırakıldığını ancak, hiçbir zaman aktif olmadığını, davaya konu 341 m² yüzölçümlü tarla vasıflı taşınmazın müvekkili adına TMK'nın 713. maddesi gereğince tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın Belediye yönünden husumet nedeni ile reddi gerektiğini, bunun dışında davacı tarafın taleplerinin zamanaşımına uğradığını, Plan Proje Müdürlüğüne göre, davaya konu Yenidoğan 270 ada, 24 ve 25 parseller ile Yenidoğan 1704 numaralı parsel arasında kalan alanın kadastral dere olduğunu bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı Hazine vekili, idare tarafından dava konusu taşınmaz ve civarında yaptırılan çalışmada davacının zilyetlikle iktisabını talep ettiği, taşınmazın etrafını çevreleyen ... direk ve tel çitin 2018 yılı Mart ayında yapılmış olduğu ve davacının bu taşınmazı zaman zaman kullandığının öğrenildiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın reddine dair verilen karar hakkında, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuş; Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu taşınmazın kadastro sırasında dere yatağı olarak tescil harici bırakıldığı, taşınmazın belirlenen niteliği gereği TMK'nın 715. maddesi gereğince özel mülkiyete konu olamayacağı, 4721 sayılı TMK’nın 713 ve 3402 sayılı Kadasro Kanununun 14. maddesindeki şartların davacı yararına oluşmadığı anlaşılmakla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK’nın 713. maddesi uyarınca açılan tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir.
Kural olarak, dere yatakları TMK'nın 715. maddesine göre Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup, aktif dere yatakları ile derenin etki alanında kalan yerlerin özel mülkiyete konu olması ve zilyetlikle kazanılması mümkün bulunmamaktadır. Ancak, aktif dere (nehir-çay) yatağında ve etki alanında kalmayan bir yer koşulları mevcut olduğu takdirde, TMK'nın 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddeleri gereğince zilyetlik ve imar-ihya yoluyla kazanılabilir
Dava konusu taşınmaz, tespit dışı bırakıldığına göre, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddelerinde imar-ihya için öngörülen tüm olumlu ve olumsuz koşulların davacı lehine oluşup oluşmadığının araştırılıp belirlenmesi gerekir. Taşınmaz ve çevresinin hangi tarihte ve hangi nedenle tespit dışı bırakıldığının ilgili Kadastro Müdürlüğünden sorularak belirlenmesi, çalışmalara ilişkin harita ve paftaların getirtilmesi, tespit dışı bırakılma tarihinden sonra ve dava tarihinden geriye doğru en az 20-25 yıl öncesine ait iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlüklü ... fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığından, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotoğrametrik paftaların ise, İl Kadastro Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulması, yeniden yapılacak keşifte ziraat bilirkişi, jeoloji ve fotogrametri uzmanı mühendis, teknik bilirkişi, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla açıklanan ... fotoğrafları, kadastro paftalarının keşifte uygulanması, ... fotoğraflarının çekildikleri, kadastro paftalarının tarihlerine göre dava konusu taşınmazın kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, imar-ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığı, dere yatağında kalıp kalmadığı, özel mülkiyete konu edilebilen yerlerden olup olmadığı üzerinde durulması konusunda uzman bilirkişilerden tarafların ve Yargıtayın denetimine açık gerekçeli rapor alınması, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK'nın 243, 244, 259 ve 290/2. maddeleri gereğince, keşif yerine davetiyeyle çağırılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeleri, davacının ya da satın aldığı kişinin hangi tarihte taşınmazın imar-ihyasına başladıkları, ne şekilde sürdürdükleri ve hangi tarihte tamamlandığı konularında yerel bilirkişi ve tanıkların bilgilerine başvurulması, yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu takdirde HMK'nın 261. maddesi uyarınca yüzleştirilmek suretiyle aykırılığın giderilmesi, imar-ihyanın tamamlandığı tarihten davanın açıldığı tarihe kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolup dolmadığının belirlenmesi, daha önce götürülmeyen başka bir uzman ziraat mühendisi aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı incelenerek yukarıdaki açıklamalar da göz önünde tutularak gerekçeli, denetime açık, karşılaştırmalı rapor istenmesi, bir önceki bilirkişinin raporuyla mukayese edilerek taşınmazın niteliğinin belirlenmesine çalışılması, taşınmazın yağışlı mevsimlerde ... sularının etkisinde kalıp kalmadığının belirlenmesi; ayrıca davacı adına aynı çalışma alanı içerisinde belgesiz zilyetlik nedeniyle tespit edilen taşınmaz bulunup bulunmadığı Adliye Yazı İşleri Müdürlüğü, Kadastro ve Tapu Müdürlüklerinden (senetsiz defteri) sorularak varsa bu taşınmazlara ait kadastro tutanaklarının kesinleşip kesinleşmediğini gösterir şekilde onaylı örneklerinin getirtilmesi; TMK’nın 713/4 ve 5. maddeleri gereğince keşif sonucu düzenlenen bilirkişi rapor ve krokisine göre gerekli yerel ve gazete ilanlarının yöntemine uygun bir şekilde yapılması, ilanın yapıldığı gazete ile ilan tutanaklarının dosya arasına konulması, 3 aylık yasal sürenin dolmasının beklenilmesi gerekmektedir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğu, aksi ispatlanmadıkça yararı kamuya ait sular ile kayalar, tepeler, dağlar, buzullar gibi tarıma elverişli olmayan yerler ile bunlardan çıkan kaynakların kimsenin mülkiyetinde bulunmadığı ve hiçbir şekilde özel mülkiyete konu olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yukarıda açıklanan ilke ve esaslar uyarınca araştırma yapılmadan eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 20.12.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Medeni Usul Hukuku
Bir ticari alacak davasında mahkeme, uyuşmazlığın çözümünde kilit rol oynayan ve davalı şirketin eski bir çalışanı olan tanığın, mahkemenin yargı çevresi dışında ikamet etmesi sebebiyle istinabe yoluyla dinlenilmesine karar vermiştir. İstinabe olunan mahkeme, duruşma gününü yalnızca davacı tarafa tebliğ etmiş, davalı taraf duruşmadan haberdar edilmemiştir. Tanık, davalının yokluğunda dinlenmiş ve beyanları zapta geçirilmiştir. Davanın görüldüğü mahkeme, istinabe zaptındaki bu beyanları esas alarak ve davalıya söz konusu tanık beyanlarına karşı diyeceklerini sormaksızın davayı davalı aleyhine sonuçlandırmıştır. Bu olayda davalının hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiği açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkının kapsamı ve unsurları göz önüne alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi bu hak bağlamında **yanlış bir değerlendirme** olur?
A) Davalının, istinabe yoluyla dinlenecek tanığın dinlenme günü ve saati hakkında bilgilendirilmemesi, hakkın 'yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olma' unsurunu ihlal etmiştir.
B) Davalının, tanık beyanlarına karşı beyanda bulunma ve bu beyanları çürütecek karşı delil sunma imkanından mahrum bırakılması, hakkın 'açıklama ve ispat hakkı' unsuruna aykırıdır.
C) Mahkemenin, davalının olası açıklamalarını ve karşı argümanlarını dinlemeden karar vermesi, 'mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesi' yükümlülüğünü esasen ortadan kaldırmıştır.
D) Verilen hükmün gerekçesinde, davalının yokluğunda dinlenen tanık beyanına neden üstünlük tanındığının somut ve açıkça belirtilmemesi, 'kararların gerekçelendirilmesi' unsuru ile çelişir.
E) Hukuki dinlenilme hakkının bir gereği olarak, tanıkların hâkim tarafından mutlaka ayrı ayrı dinlenmesi ve biri dinlenirken diğerlerinin salonda bulunmaması esastır; bu usulün ihlali tek başına hakkın özünü zedeler.
Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.