Hukuk Muhakemeleri Kanunu 261. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 261- (1) Tanıklar, hâkim tarafından ayrı ayrı dinlenir ve biri dinlenirken henüz dinlenmemiş olanlar salonda bulunamazlar. Tanıklar gerektiğinde yüzleştirilirler.
(2) Tanık, bildiğini sözlü olarak açıklar ve sözü kesilmeden dinlenir. Dinlenilme sırasında, tanık, yazılı notlar kullanamaz. Şu kadar ki, tanık tarihleri ve rakamları tespit etmek veya bazı hususları açıklamak ya da hatırlayabilmek için yazılarına bakmak zorunda olduğunu hâkime söylerse, hâkim derhâl yazılarına bakmasına veya belirleyeceği duruşmada yeniden dinlenmesine karar verebilir.
(3) Hâkim, tanık sözünü bitirdikten sonra, ifade ettiği hususların açıklanması veya tamamlanması amacıyla başka sorular da sorabilir.
(4) Toplu mahkemede başkan, hâkimlerden her birinin tanığa doğrudan doğruya soru sormasına izin verir.
(5) Tanığın sözleri tutanağa yazılarak önünde okunur ve tutanağın altı kendisine imza ettirilir.
Yasak davranışlar
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
70 karar eşleşti
8. Hukuk Dairesi, 2014/4332 E., 2014/6262 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAlucra Asliye Hukuk Mahkemesi
Bu nedenle, HMK'nun 261. maddesi gereğince tanıklar gibi yerel bilirkişilerinde ayrı ayrı huzura alınıp dinlenmeleri gerekmektedir.
8. Hukuk Dairesi 2014/4332 E. , 2014/6262 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Alucra Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 14/09/2012
NUMARASI : 2008/87-2012/185
M.. K.. ve müşterekleri ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Alucra Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 14.09.2012 gün ve 87/185 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili; 105 ada , parsel ile 106 ada parsel sayılı taşınmazların davacıların murisleri D.. B..'den intikal ettiğini, davacıların uzun süredir taşınmazları malik sıfatı ile zilyetliklerinde bulundurduklarını, ancak kadastro çalışmaları sırasında taşınmazların Hazine adına tespit edildiğini açıklayarak dava konusu yerlerin vekil edenleri adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 13.04.2012 tarihli yargılama oturumunda davacılar vekili; 106 ada parsel sayılı taşınmaz haricindeki dava konusu diğer parseller yönünden feragat ettiğini beyan etmiştir.
Davalı Hazine temsilcisi; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davanın kabulüyle 106 ada parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile muris D.. B..'in veraset ilamındaki payları oranında davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik ve muristen intikal hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali tescil davasıdır. Dava konusu 106 ada parsel sayılı taşınmaz; 09.10.1998 tarihinde yapılan kadastro çalışmalarında senetsizden devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu, ileride tarım alanına dönüşecek ve ekonomik yarar sağlayacak yerlerden olduğu gerekçesi ile Maliye Hazinesi adına tespit edilmiş ve tutanağın itirazsız olarak 31.07.1999 tarihinde kesinleşmesiyle tapuya tescil edilmiştir. Mahkemece, yazılı gerekçeyle dava konusu 106 ada parsel bakımından davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; mahkemece davalı tarafa delillerini ibraz için süre ve imkan verilmeyerek HMK'nun 27.maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkı kısıtlanmıştır. Bunun yanında; Mahkemece 13.04.2012 tarihli keşif ara kararında yerel bilirkişilerin ilgili kurumlarca keşif mahallinde hazır edilmelerine yönelik karar verildiği, 16.05.2012 tarihinde mahallinde yapılan keşifte yerel bilirkişilerin mahkemenin yazısı gereğince jandarma tarafından hazır edildikleri, yerel bilirkişilerin beyanlarının müşterek alındığı saptanmıştır. Bilindiği üzere tanıklar hakkındaki hükümler aynı zamanda yerel bilirkişiler hakkında da uygulanır. Bu nedenle, HMK'nun 261. maddesi gereğince tanıklar gibi yerel bilirkişilerinde ayrı ayrı huzura alınıp dinlenmeleri gerekmektedir. Öte yandan, Mahkemece yerel bilirkişi listesi istendiği ve beş kişinin isminin bildirildiği, davacının 16.03.2009 havale tarihli tanık listesinde bildirdiği M.. M..'in aynı zamanda yerel bilirkişi listesinde yer aldığı anlaşılmasına karşın mahkemece tanık olarak bildirilen kişiler dışındaki şahısların yerel bilirkişi olarak dinlenilmeleri gerekirken davacı tanığının yerel bilirkişi olarak dinlemesi doğru olmamıştır.
Bundan ayrı, teknik bilirkişi tarafından düzenlenen 21.05.2012 tarihli rapor ve krokiye göre uyuşmazlık konusu taşınmazın doğusunda ve güneyinde dere mevcuttur. Kural olarak, dere yatakları devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup, aktif dere yatakları ile derenin etki alanında kalan yerlerin zilyetlikle kazanılması mümkün bulunmamaktadır. Ancak, aktif dere (nehir-çay) yatağında ve etki alanında kalmayan bir yer koşulları mevcut olduğu takdirde, niteliğine göre zilyetlik ve imar- ihya yoluyla kazanılabilir. Keşif sırasında ise bu hususun belirlenmesi için jeoloji bilirkişisinin bilgisine başvurulmamıştır.
O halde mahkemece yapılacak iş; öncelikle davalı tarafa delillerini ibraz etmesi için süre ve imkan verilmeli, bildirildiği takdirde yeniden yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve taraf tanıkları HMK'nun 243 ve 244. maddeleri gereğince keşif yerine davetiyeyle çağrılmalı aynı Kanunun 259 ve 290/2. maddeleri uyarınca uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıklar mümkün olduğunca keşif yerinde dinlenmeli, tanık ve yerel bilirkişilerden taşınmazdaki zilyetliğin nasıl başladığı, kadastro tespit tarihine kadar kim tarafından ve hangi nedenle sürüdürüldüğü sorularak açıklığa kavuşturulmalı, tanık ve yerel bilirkişi beyanları arasında çelişki bulunması halinde HMK'nun 261. maddesi gereğince çelişkinin giderilmesine çalışılmalı; ayrıca dava konusu 106 ada parsel sayılı taşınmaza komşu 106 ada parselin kadastro tutanak ve ekleri ile kadastro sırasında bu parsele revizyon gören tapu ve vergi kayıtları da bulundukları yerlerden getirtilerek dosyayla birleştirilmeli, yine komşu 106 ada parsele kadastro sırasında uygulanan 8.10.1979 tarih ve sıra nolu tapu kaydı bulunduğu yerden getirtilerek dosya arasına alınmalı, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla zemine uygulanmalı, dava konusu taşınmaz yönünü ne gösterdikleri üzerinde durulmalı, bunun yanında aynı keşifte ziraat mühendisi, kadastro fen elemanı, jeoloji mühendisinden oluşacak uzman bilirkişi kurulu marifetiyle yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda inceleme yaptırılarak uyuşmazlık konusu taşınmazın niteliği ve tarımsal amaçlı olarak ne zaman kullanılmaya başlandığı, aktif dere yatağında veya etki alanında kalıp kalmadığı, bitişiğindeki dere yatağı ile uyuşmazlık konusu taşınmazın kod farkı bulunup bulunmadığı yönlerinde Yargıtay ve tarafların denetimine açık bilirkişi raporu alınmalı, belirtilen eksiklikler tamamlandıktan sonra toplanan delillere göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 04.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
8. Hukuk Dairesi, 2012/4722 E., 2012/11829 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
arınca zilyetlik maddi olaylardan olup, yerel bilirkişi ve tanık dâhil her türlü delille kanıtlanmasının mümkün olduğunun göz önünde tutulması, iddia ve savunmada belirtilen konularda yerel bilirkişi ve tanıkların beyanlarına başvurulması, HMK. nun 261. maddesi uyarınca yerel bilirkişi ve tanıkların ayrı ayrı dinlenmeleri, beyanlar arasında çelişki bulunduğu takdirde HMK.
8. Hukuk Dairesi 2012/4722 E. , 2012/11829 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 28.01.2011 gün ve 5/15 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro çalışmaları sırasında 101 ada 118 parsel sayılı taşınmazın satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebeplerine istinaden davalı ... adına tespit edildiği, davacı ...’un Kadastro Komisyonuna itirazı üzerine dayanılan satış senetlerinden hangisine üstünlük tanınacağı konusunda tereddüde düşüldüğü gerekçesiyle tutanak ve eklerinin ... Kadastro Mahkemesine aktarıldığı, mahkemece taşınmazın davalı adına tapuya tesciline karar verildiği, davacı tarafın temyiz itirazı sonucu Yargıtay Yüksek 7. Hukuk Dairesinin 06.10.2006 gün ve 2006/3051 – 3065 sayılı ilamı ile hükmün bozulduğu, mahkemece bozma ilamı doğrultusunda görevsizlik kararı verildiği, bu kararın aynı dairece onanmasıyla dosyanın gönderildiği Gülşehir Asliye Hukuk Mahkemesine yargılama yapılarak davanın sonuçlandırıldığı görülmüştür.
Davacı vekili, 19.07.1991 tarihli senet ile 101 ada 118 parsel sayılı taşınmazın ... tarafından ...’e satılarak zilyetliğinin devir edildiğini, bu kişiden de müvekkilinin 14.10.2004 tarihli satış senedi ile satın aldığını, 22.09.1992 tarihli senetle taşınmazın davalı ...’a satılmasına ilişkin senedin geçerli olmadığını, maliki olmayan kişinin taşınmazı satamayacağını, davalının bu yeri hiç kullanmadığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu yerin zilyetliğinin davalı ...’a geçtiği ve satışın geçerli olduğu kanaati ile 22.09.1992 tarihli senede üstünlük tanınarak davalı adına tapuya tesciline karar verildiği, Yargıtay’ca onanarak kesinleşen bu hususun kuvvetli delil olarak takdir edildiği, malik sıfatıyla zilyet olmadığı anlaşılan ...’in bu yeri davacıya satışının geçerli olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava konusu Yalıntaş köyü, Musacık (Keklikpınarı) mevkiindeki tarla niteliğinde 40.018,81 metrekare miktarındaki taşınmazın 05.08.2004 tarihinde davalı ... adına tespitinin yapıldığı, tapu ve vergi kaydına rastlanmayan taşınmazın Mehmet oğlu Durmuş Yılmaz’ın ceddinden gelen malı olup 20 yılı aşkın zilyetliğindeyken 1950 yılında ...’a sattığı, onunda 22.09.1992 tarihli senetle taşınmazı ...’a sattığı, satış tarihinden beri ...’ın zilyetliğinde bulunduğuna işaret edilerek bu kişi adına tespit edildiğinin belirtildiği gözlenmiş; tapu kaydından ise taşınmaz maliki ... olup kadastro tutanağının 18.12.2007 tarihinde hükmen kesinleştiği anlaşılmıştır.
Dava kazanmayı sağlayan zilyetlik, harici satın alma ve eklemeli zilyetlik hukuki sebeplerine dayalı olarak TMK. nun 713/1, 996 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı, dava konusu yeri taşınmaz hakkında kadastro tutanağının düzenlendiği 5.8.2004 tarihinden sonra, ancak kesinleşmeden önce satın almıştır.
Yargılama tutanakları üzerinde yapılan incelemede, tarafların tanık ve delillerini bildirmeleri için mahkemece kendilerine süre ve imkân tanınmamış; kadastro mahkemesinde keşif yapıldığı, tekrar keşif yapılmasını haklı gösterecek bir neden ileri sürülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin keşif talebi ret edilmiştir. Esasen bu tür davalarda keşif yapılmadan ve keşfe dayalı deliller toplanmadan sonuca ulaşmak mümkün değildir. Kaldı ki, davacının delilleri de toplanmamıştır.
O halde mahkemece yapılacak iş; tanık ve delillerini bildirmeleri konusunda taraflara süre ve imkân tanınması, taraf delilleri yöntemince toplandıktan sonra yerel bilirkişi ve tanıkların HMK. nun 243, 244 ve 259. maddeleri gereğince davetiye ile keşif yerine çağrılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenmeleri, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14/1. maddesi uyarınca zilyetlik maddi olaylardan olup, yerel bilirkişi ve tanık dâhil her türlü delille kanıtlanmasının mümkün olduğunun göz önünde tutulması, iddia ve savunmada belirtilen konularda yerel bilirkişi ve tanıkların beyanlarına başvurulması, HMK. nun 261. maddesi uyarınca yerel bilirkişi ve tanıkların ayrı ayrı dinlenmeleri, beyanlar arasında çelişki bulunduğu takdirde HMK. nun 261. maddesi uyarınca aykırılığın giderilmesi, 14.10.2004 tarihinden önce ve sonra Ahmet veya Hacer’den hangisinin zilyet olduğunun belirlenmesi, Kadastro Mahkemesinin 2006/82 esas sayılı dava dosyasının getirtilerek olayın çözümünde göz önünde tutulması, taşınmaz kadastro öncesi tapusuz bir yer olduğundan bu konuda TMK.’nün 763. maddesinin gözetilmesi, harici satış senetlerinin zilyetlikle birleşip birleşmediğinin araştırılıp saptanması, zilyetlikle birleşmiş ise, tapusuz taşınmazın mülkiyetinin yapılan satış, devir ve teslimle alıcısına geçtiğinin düşünülmesi ondan sonra toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş bulunması doğru değildir.
Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK. nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK. 428. maddesine uyarınca BOZULMASINA, HUMK. nun 388/4. (HMK. m.297/ç) ve HUMK. nun 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL. peşin harcın isteği halinde temyiz edene geri verilmesine, 04.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
8. Hukuk Dairesi, 2011/3154 E., 2011/7108 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Bu nedenle HMK. nun 261. maddesi gereğince yerel bilirkişilerin keşifte ayrı ayrı dinlenmeleri gerekirken birlikte dinlenilmeleri usule aykırıdır.
8. Hukuk Dairesi 2011/3154 E. , 2011/7108 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil, tapu iptali ve tescil
... ile Hazine, ... Mahallesi Muhtarlığı, ... aralarındaki tescil, tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Nurhak Sulh Hukuk Hâkimliği'nden verilen 28.02.2011 gün ve 61/17 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalı Hazine temsilcisi taraflarından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde; kadastro çalışmaları sırasında vekil edenine ait olduğu halde 311 ada 8 sayılı parselin Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, 20 yılı aşkın zilyetliğinin bulunduğunu, bundan ayrı 311 ada 8, 9 ve 312 ada 1 sayılı parseller arasında paftasında yol olarak bırakılan taşınmazında vekil edeni tarafından 312 ada 1 sayılı parselle birlikte kullanıldığını belirterek Hazine adına tapuda kayıtlı bulunan 311 ada 8 parselin tapu kaydının iptaliyle vekil edeni adına bitişikte bulunan yol ile birlikte tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi ile Nurhak Belediye Başkanlığı temsilcisi davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Davalı ... mahallesi muhtarlığına dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, paftasında yol olarak gösterilen krokide B harfiyle işaretlenen taşınmaz bölümünün bitişikteki 312 ada 1 sayılı parsel ile aynı özelligi taşımadığı aralarında farklılık bulundugu gerekçesiyle bu yer hakkındaki davanın reddine, 311 ada 8 sayılı parsel içinde A harfiyle işaretlenen 4245,12 m2 yüzölçümlü taşınmaz hakkındaki davanın kabulüyle Hazinenin tapu kaydının bu miktar bakımından iptaliyle davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine hükmün kabule ilişkin bölümü Hazine temsilcisi, redde yönelik bölümü ise davacı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, muristen intikal, imar ve ihya hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK. nun 713/1, 996, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tescil ile tapu iptali ve tescil davasıdır.
Teknik bilirkişinin krokisinde yeşille taralı B harfiyle işaretlenen 1362,60 m2 yüzölçümlü taşınmazın tescil isteğinin yazılı gerekçe ile reddine karar verilmiş ise de, bitişikte bulunan davacıya ait 312 ada 1 ve dava konusu yapılan 311 ada 8 sayılı parsellerin tespit tarihlerine göre, dava konusu taşınmazın 4.1.2008 tarihinde paftasında yol olarak gösterildiğinin kabulü gerekir. Kadastro tespitinin yapılmasıyla kadastrodan önceki zilyetlik kesintiye uğrar ve kadastro tespitinden sonra başlayacak zilyetliğe eklenmez. Dava konusu yer 4.1.2008 tarihinde paftasında yol olarak bırakılmış olup, davanın açıldığı 27.9.2010 tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresi henüz geçmemiştir. Davanın bu gerekçeyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle reddine karar verilmiş ise de, hüküm redle sonuçlanmış olup, krokide B harfiyle işaretlenen yola ilişkin hüküm fıkrası sonucu itibariyle doğru bulunduğundan davacı vekilinin buna ilişkin tüm temyiz itirazlarının reddiyle B ile ilgili hüküm fıkrasının açıklanan nedenlerle ONANMASINA,
Davalı Hazine vekilinin 311 ada 8 sayılı parsel içerisinde krokide A harfiyle işaretlenen kısma yönelik temyiz itirazları bakımından yapılan incelemede; 311 ada 8 sayılı parsel 4.1.2008 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında ham toprak niteliğiyle belgesizden Hazine adına 6791,33 m2 yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. Kadastro tutanağı 6.6.2008 tarihinde kesinleşmiştir. Her ne kadar davacı vekili dava dilekçesinde 311 ada 8 sayılı parsel içerisinde kalan taşınmazın vekil edenine ait olduğunu açıklamış, ancak kimden geldiği konusunda bir beyanda bulunmamış ise de, 26.11.2010 tarihinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişiler ve tanıklar dava konusu taşınmazın davacının babasından davacıya kaldığını ve miras malı olduğunu açıklamışlar, ancak davacıya intikal şekli konusunda herhangi bir beyanda bulunmamışlardır. Dava konusu taşınmazın tereke malı olarak kaldığı açıklandığına göre, davacının babası Mustafa’nın terekesi TMK. nun 701 ve 702. maddeleri gereğince elbirliği mülkiyet hükümlerine tabidir. Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların belirlenmiş payları olmayıp, her birinin payı taşınmazın tamamı üzerinde söz konusudur. TMK. nun 702. maddesi uyarınca tasarrufi işlemlerde oy birliği aranır. Davada bir tasarrufi işlem olup, tüm mirasçıların birlikte üçüncü kişilere karşı birlikte dava açmaları gerekir. somut olayda, davacı dışında mirasçı bulunup bulunmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Bu nedenle davacının babasına ait veraset belgesini alıp dosyaya sunması için kendisine süre ve imkan tanınması, şayet davacı tek mirasçı ya da satış, bağış, miras payının devri veya murisin ölümünden sonra yapılan paylaşım sonucu taşınmaz davacıya kalmış ise, davanın bulunduğu bu haliyle yürütülmesi ve aşağıda belirtilecek eksikliklerin yerine getirilmesi, sonucuna göre bir karar verilmesi düşünülmelidir.
Davacının tek mirasçı olmadığının saptanması halinde terekeye dahil bir taşınmaz için bir veya birkaç mirasçının tek başına üçüncü kişilere karşı dava açma sıfat ve hukuki ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmelidir.
Teknik bilirkişinin krokisinde A harfiyle gösterilen yer bakımından uzman bilirkişi ziraat mühendisi raporunda, “..tescili istenen taşınmazın etrafındaki hali araziden farklılık arz etmediğini, taşların temizlendiğini, tesirli toprak yapısının etrafa göre kalınlaştığının gözlendiğini, evveliyatında tarım arazisi olmakla birlikte 8 – 10 yıldan beri işlenmediğini, üzerinde yer yer yabani diken ve sütleğen gibi bitkilerin görüldüğünü, 4245,12 m2 lik alan içinde dere yatağının geçmekte olduğunu ve 200 – 250 m2 lik işlenmesi mümkün olmayan ana kaya niteliğinde kayalık alanın yer aldığını..” açıklamıştır. Uzman bilirkişinin raporundan da anlaşıldığı üzere taşınmaz içinde bulunan taşların temizlenmesi suretiyle kültür arazisi haline getirildiği, içinden derenin geçtiği, 200 – 250 m2 lik kısmının ise ana kaya niteliğinde bulunduğu açıklandığına göre, taşınmazın belirlenen bu niteliği itibariyle imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesinde yer alan imar ve ihyaya ilişkin tüm olumlu ve olumsuz koşulların araştırılıp saptanması zorunludur. Bundan ayrı, taşınmaz içerisinde geçen dere ile 200–250 m2 lik işlenmemiş ana kaya niteliğinde bulunan kısım kroki üzerinde işaretlenmeden ve bunların kapsadığı alanlar ile yüzölçümleri belirlenmeden kültür arazisi niteliğinde bulunan diğer taşınmaz bölümüyle birlikte tescile karar verilmesi doğru değildir. Bundan ayrı, HMK. nun 261 (HUMK.nun m.265) uyarınca tanıklar hakkındaki hükümler bilirkişiler hakkında da uygulanır. Bu nedenle HMK. nun 261. maddesi gereğince yerel bilirkişilerin keşifte ayrı ayrı dinlenmeleri gerekirken birlikte dinlenilmeleri usule aykırıdır.
Bu nedenle yeniden yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve tanıkların HMK. nun 243 ve 244. maddeleri gereğince keşif yerine davetiyeyle çağırılmaları, aynı kanunun 259 ve 290/2. maddeleri uyarınca uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıkların keşif yerinde dinlenmeleri, dava konusu taşınmazın imar ve ihyasına hangi tarihte başlandığı, imar ve ihyanın kimler tarafından ve ne şekilde sürdürüldüğü, emek ve paranın ne biçimde sarf edildiği, imar ve ihyanın hangi tarihte tamamlandığı hususları ile kazanmayı sağlayan zilyetlik koşullarının yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması, beyanlar arasındaki çelişkinin HMK. nun 261. maddesi gereğince giderilmesi, taşınmaz içinden geçtiği anlaşılan derenin ve içinde yer alan 200 – 250 m2 lik ana kayaya ilişkin taşınmaz bölümünün ayrı ayrı yüzölçümlerinin belirlenmesi, kroki üzerinde işaretlenmesi, bu taşınmaz bölümlerinin TMK. nun 715 ve 999. maddeleri gereğince Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu ve tescile tabi bulunmadığı düşünülerek bu bölümler hakkındaki isteğin reddine karar verilmesi, kalan kısımlar bakımından daha önce götürülmeyen başka uzman bilirkişi ziraat mühendisi aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı incelenerek kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, imar ve ihyanın hangi tarihte tamamlandığı hususları konusunda uzman bilirkişiden Yargıtay’ın ve tarafların denetimine açık karşılaştırmalı ve gerekçeli rapor istenmesi, imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten itibaren kadastro tespitinin yapıldığı 4.1.2008 tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresinin hesaplanmasının düşünülmesi, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş bulunması usul ve yasaya aykırıdır.
Her ne kadar mahalle muhtarlığı davalı gösterilmiş ise de, mahalle muhtarlıklarının tüzel kişilikleri olmadığından davalarda aktif veya pasif husumet ehliyetleri bulunmamaktadır.
Davalı Hazine temsilcinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulüyle yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK. nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK.428.maddesi uyarınca BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı davacıya ait 18,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna 15.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
1. Hukuk Dairesi, 2023/6535 E., 2025/505 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihyaya konu edilip edilmediği, edilmiş ise imar-ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, beyanlar arasındaki çelişkinin HMK’nın 261. maddesi gereğince giderilmesi;
1. Hukuk Dairesi 2023/6535 E. , 2025/505 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2013/593 E., 2023/522 K.
Mahkemenin bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine ilişkin kararı davalılar vekilleri tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; mevki ve sınırlarını açıkladığı Mardin ili, Kızıltepe ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan yaklaşık 99 dönümlük taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında taşlık niteliğiyle tapulama harici bırakıldığını, taşınmazın davacı tarafından imar ve ihya edilerek kültür arazisi haline getirildiğini, 20 yıldan beri tasarruf edildiğini ileri sürerek taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili; taşınmazın taşlık niteliğinde bulunduğunu, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup zilyetlikle edinilecek yerlerden bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Aşamada, davalı Yumrutaş köyünün Tüzel Kişiliğinin 6360 sayılı Kanun ile kaldırıldığı ve mahalle olarak Kızıltepe Belediyesine katıldığı anlaşıldığından Kızıltepe Belediyesi ve Mardin Büyükşehir Belediyesi davaya dahil edilmiş, anılan davalılar davanın reddini istemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin01.12.2010 tarih, 2009/731 Esas, 2010/946 Karar sayılı kararıyla; 12.04.2010 tarihli rapora ekli krokide (A) harfiyle gösterilen 98906,69 m2 yüz ölçümlü taşınmaz yönünden iddianın kanıtlandığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 26.03.2012 tarih, 2012/1071 Esas, 2012/2169 Karar sayılı kararı ile; eksik inceleme ve yetersiz değerlendirme ile karar verildiği, yargılama giderlerinin de davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesi gerekirken hatalı olarak davalıdan tahsiline şeklinde hüküm kurulmasının da doğru olmadığı gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; davacının, dava konusu taşınmazın imar ve ihyasına 1985 yılında başladığı ve tek başına imar ve ihyayı 1988 yılında tamamladığı ancak 99000 m2’lik yeri imar ve ihya etmesinin hayatın olağan akışına uygun düşmediği, nitekim dava konusu taşınmazın hava fotoğrafları da dikkate alınarak düzenlenen bilirkişi raporunda ve eki krokide C1, B2 ve C3 harfi ile belirtilen kısımların dava açılmadan en az 20 yıl önce imar-ihyasının tamamlandığının ve taşınmazın kültür, tarım arazisi haline geldiğinin belirtildiği gerekçesi ile krokide C1, B2 ve C3 harfi ile belirtilen toplam 35.117,01 m2 kısmın tapu kayıtlarının iptal ile davacı adına tesciline, kalan kısım yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını, davanın tümden reddi ile taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmiş olmasının doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davacı lehine iktisap koşullarının oluşmadığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, davalı Belediyeye husumet yöneltilmesinin doğru olmadığını, reddedilen kısım yönünden lehlerine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğini, taşınmazın davalı ... adına tescil edilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde davalı Belediyeye husumet yöneltilmesinin doğru olmadığını, dava konusu taşınmazın özel mülkiyete konu olamayacak yerlerden olduğunu, davalı ... adına tescil edilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro çalışmaları sonucu tespit harici bırakılan taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Dava konusu Mardin ili, Kızıltepe ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan yerin 1962 yılında taşlık olduğundan tespit harici bırakıldığı, davanın 2009 yılında açıldığı,2010 yılında tespit harici olan dava konusu kısmın da içinde bulunduğu alanın ihdasen 1360 parsel olarak Hazine adına tescil edildiği, aşamada yapılan toplulaştırma sonucu 1360 parsel sayılı taşınmazın 256 ada 1 (... Mah) ile 101 ada 2 (Yumrutaş Mah) parsel sayılı taşınmazlaragittiği,256 ada 1 parselin halen Hazine adına kayıtlı olduğu, 101 ada 2 parselin ise ifraz edilerek 101 ada 5 ve 6 parsele ayrıldığı,101 ada 6 parsel sayılı taşınmazın dava dışı kişi adına tarla vasfı ile kayıtlı olduğu, dava konusu alanın bitişiğinde yer alan 763 parsel sayılı taşınmazın ise kadastro çalışmalarındasusuz tarla vasfı ile Hazine adına tespit edildiği, tespite dava dışı kişi tarafından itiraz edildiğinden dosyanın kadastro mahkemesine gönderildiği, taşınmazın halen davalı olup malik hanesinin boş olduğu, toplulaştırma sonucu 763 parselin de 256 ada 2 parsele gittiği, Mahkemece krokide C1, B2 ve C3 harfi ile belirtilen toplam 35.117,01 m2 kısım yönünden davanın kabulüne karar verildiği, C1 harfi ile gösterilen kısmın 256 ada 1, C3 harfi ile gösterilen kısmın 101 ada 2, B3 ile gösterilen kısmın ise 256 ada 2 parsele isabet ettiği, kararın davalılar vekilleri tarafından temyiz edildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda; Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda dava konusu taşınmazın imar ve ihyasına 1985 yılında başlandığı ve davacının tek başına imar ve ihyayı 1988 yılında tamamladığı ancak 99000 m2’lik yeri imar ve ihya etmesinin hayatın olağan akışına uygun düşmediği, dava konusu taşınmazın hava fotoğrafları da dikkate alınarak düzenlenen bilirkişi raporunda ve eki krokide C1, B2 ve C3 harfi ile belirtilen kısımların dava açılmadan en az 20 yıl önce imar-ihyasının tamamlandığının ve taşınmazın kültür, tarım arazisi haline geldiğinin belirtildiği gerekçesi ile krokide C1, B2 ve C3 harfi ile belirtilen toplam 35.117,01 m2 kısım yönünden davanın kabulüne karar verilmişse de bozma kararına uyulduğu halde bozma kararının gerekleri tam olarak yerine getirilmediği gibi yapılan araştırma ve inceleme de hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresini belirlemede en iyi yöntem hava fotoğrafı incelemesi olup jeodezi ve fotogrametri bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda 1953 yılında dava konusu alanda tarımsal faaliyet bulunmadığı, 1984 yılında ise C1, B2 ve C3 harfi ile gösterilen kısımlarda tarımsal faaliyet olduğu, D harfi ile gösterilen kısmın ise dere olduğu belirtilmiş ancak imar ihyanın tamamlandığı tarih yönünden bir tespit yapılmadan ve bu yöne ilişkin ek rapor alınmadan sonuca gidilmiş, bir başka ifade ile taşınmazın imar-ihyasının ne şekilde yapıldığı ve ne zaman tamamladığı yeterli derecede araştırılmadan hüküm tesis edilmiştir.
Diğer taraftan; C3 harfi ile gösterilen kısım ifrazen 101 ada 5 ve 6 parsellere gitmesine ve 101 ada 6 parsel sayılı taşınmaz dava dışı kişi adına kayıtlı olmasına rağmen kaydı kapatılan 101 ada 2 parsel üzerinden, C3 harfi ile gösterilen kısmın 101 ada 6 parsele isabet edip etmediği saptanmadan hüküm tesis edilmiş, C3 harfi ile gösterilen kısmın altında dere bulunduğu ve jeodezi ve fotogrametri bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda D harfi ile gösterilen yerin dere olarak belirlendiği dikkate alınarak C3 harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünün dere yatağı vasfında olup olmadığı veya dere yatağından kazanılıp kazanılmadığı, halen aktif dere yatağında kalıp kalmadığı, aktif dere yatağında değilse derenin etkisi altında kalan yerlerden olup olmadığını irdeleyen hüküm kurmaya elverişli rapor alınmadan sonuca gidilmiştir.
Öte yandan; davacı dava dilekçesinde kadastro sırasında taşlık vasfı ile tespit harici bırakılan alan yönünden imar ihyaya dayalı olarak tescil istekli eldeki davayı açmıştır.Krokide B2 harfi ile gösterilen kısım ise dava konusu alanın bitişiğinde yer alan ve kadastro çalışmasında 763 parsel olarak tarla vasfı ile Hazine adına tespit edilen taşınmaza isabet etmekte olup 763 parsele ilişkin tespite itiraz edildiğinden dosyanın kadastro mahkemesine gönderildiği, taşınmazın halen davalı ve malik hanesinin boş olduğu, toplulaştırma sonucu 763 parselin 256 ada 2 parsele gittiği dikkate alınmaksızın (B2) harfi ile gösterilen kısım da kadastro sırasında tespit harici alanda kalmış gibi değerlendirme yapılmıştır.
Hâl böyle olunca; mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisi, jeolog bilirkişisi ve 3 kişilik jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılması, keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmaz bölümlerinin öncesinin kime ait olduğu, kimden kime intikal ettiği ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihyaya konu edilip edilmediği, edilmiş ise imar-ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, beyanlar arasındaki çelişkinin HMK’nın 261. maddesi gereğince giderilmesi; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi kurulundan hava fotoğrafları üzerinde stereoskopik inceleme yaptırılmak suretiyle dava konusu taşınmaz bölümünün sınırını ve niteliğini, imar-ihya tamamlanmış ise tamamlandığı tarihi ve üzerlerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini, süresini belirten ve önceki raporlar da irdeneleyecek şekilde rapor alınması; fen bilirkişine dava konusu alanın toplulaştırma sonucu hangi parsellere gittiğini gösterir rapor düzenlettirilmesi; jeolog bilirkişiden nizalı taşınmaz bölümünün dere yatağı vasfında olup olmadığını veya dere yatağından kazanılıp kazanılmadığını, halen aktif dere yatağında kalıp kalmadığını, aktif dere yatağında değilse derenin etkisi altında kalan yerlerden olup olmadığını açıklayan gerekçeli rapor alınması; bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi; krokide (B2) harfi ile gösterilen bölüm yönünden ise taşınmazın kadastro mahkemesinde davalı olduğu ve malik hanesinin halen boş olduğu gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA,
Peşin alınan harçların istek halinde temyiz eden davalı Belediyelere iadesine,
Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın Kızıltepe 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
10.02.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
8. Hukuk Dairesi, 2021/11913 E., 2023/6293 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKadastro Mahkemesi
tam metni aç
ığı incelenmeli, çekişmeli taşınmazın fiili durumunu da belirtir şekilde rapor alınmalı, imar ve ihya üzerinde durulup, bu konuda ve zilyetliğin tespiti yönünden tanık beyanlarına başvurulmalı, tarafların bildirecekleri zilyetlik tanıkları HMK’nin 259 ve 261. maddeleri gereğince taşınmaz başında dinlenip;
8. Hukuk Dairesi 2021/11913 E. , 2023/6293 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar Orman İdaresi ile bir kısım davacılar ve asli müdahiller tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Mahkemece verilen karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle "Mahkemece eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulmuştur. Davacı ...'nun 106 ada 1 ... parsele ilişkin davasından keşif mahallindeki imzalı beyanı ile feragat etmesine; yine aslî müdahil ...'ın 26.09.2012 tarihinde davasından feragat etmesine rağmen feragate uygun olarak herhangi bir karar verilmemiş, aslî müdahil ... ölü olmasına rağmen onun adına tescil hükmü kurulmuş, dava konusu taşınmazlara komşu parsel tutanakları ve ekleri ilgili yerlerden getirtilmemiş, adına tescil isteyen kişiler ve mirasbırakanları adına senetsiz araştırması yapılmamış ve aslî müdahil ... mirasçılarının dayandığı 15.12.1994 tarihli ve cilt 80, sahife 58, sıra 2 nolu tapu kaydı tüm tedavülleri ile birlikte getirtilerek keşif mahallinde uygulanmamıştır.
Mahkemece, aslî müdahil ... mirasçılarının dayandığı 15.12.1994 tarihli ve cilt 80, sahife 58, sıra 2 nolu tapu kaydının ilk oluşumdan itibaren tüm tedavüllerinin, dava konusu taşınmaza komşu taşınmazlara ait kadastro tespit tutanak örnekleri ile kadastro sonucu oluşan tapu kayıtlarının ve varsa dayanak tapu ve vergi kayıtları ile davalı iseler dava dosyaları, tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise ilgili mahkeme hükümlerinin, tarafların dayandığı vergi kayıtlarının bulunduğu yerlerden getirtilerek önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı marifetiyle yapılacak keşifte eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafı ile amenajman planı çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; asli müdahil ... mirasçıların dayandığı tapu kaydının dava konusu yere uyup uymadığı belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 ... Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 ... Kanun'un 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarihli ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 tarihli ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 tarihli ve 7/25 E.K. ... kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 ... Kanun'un 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı; öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; keşifte, hâkim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planı fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, asli müdahil ... mirasçılarının dayandığı tapu kaydı sabit sınırlı değilse miktarı ile geçerli kabul edilerek uygulanmalı, aslî müdahil ... mirasçılarının dayandığı tapu kaydının kapsamı dışında kalan yerlere ve diğer tarafların dava ettiği yerlere ilişkin olarak bu kez zilyetlik yolu ile kazanma (Türk Medenî Kanunu'nun 713. maddesi, 3402 ... Kanun'un 14 ve 17. maddelerindeki) koşullar araştırılmalıdır. Bu cümleden olarak, yapılacak keşifte, 1980-1990 yılları arasında hava fotoğrafları ve memleket haritasında taşınmazların o yıllarda ziraat alanı olarak kullanılıp kullanılmadığı, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, taşınmazın toprak yapısı ve taşınmaz üzerindeki ağaçlarının kapalılık oluşturup oluşturmadığı incelenmeli, çekişmeli taşınmazın fiili durumunu da belirtir şekilde rapor alınmalı, imar ve ihya üzerinde durulup, bu konuda ve zilyetliğin tespiti yönünden tanık beyanlarına başvurulmalı, tarafların bildirecekleri zilyetlik tanıkları HMK’nin 259 ve 261. maddeleri gereğince taşınmaz başında dinlenip; taşınmazın öncesi itibariyle niteliğinin ne olduğu, kime ait olduğu, zilyetliğin nasıl meydana geldiği, ne kadar süre ile ne şekilde devam ettiği, bunun ekonomik amacına uygun olup olmadığı, tanıkların bilgi ve görgülerinin hangi eylemli olaylara dayandırıldığı belirlenmeli, yerel bilirkişinin imar ve ihya ile zilyetlik olgusunu hangi olaylarla nasıl hatırladıkları saptanmalı, davanın dayanağını oluşturan 3402 ... Kadastro Kanunu'nun 14/son maddesi hükmüne göre davacı taraf ile ortak miras bırakanı ölmüş ise ortak miras bırakanın varsa, dava dışı mirasçılarının onaylı nüfus kayıt örnekleri ilgili Nüfus Müdürlüğünden getirtilerek kimlikleri bu yolla sağlıklı biçimde belirlenip ilgililer adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden salt kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği, tapu, ilgili kadastro ve hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması" gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyularak yargılamaya devam edilmiş, yargılama sırasında ..., ..., ..., ... ..., ... ve ... zilyetlik ve satın almaya dayanarak davaya katılmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda ana dosya olan 2016/40 Esas ... dosyada, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davaya konu ... İli, ... İlçesi, ... Köyü ... Mevkiinde kain 101 ada 1 nolu parsel içerisinde kalan, harita mühendisi bilirkişileri ... yüksek mühendisi ... ve orman yüksek mühendisleri ... Karaduman, ... ...ve ...'in ortak olarak dosyaya ibraz ettikleri 05.09.2019 tarihli krokili raporlarında B harfi ile gösterilen 25.960,65 metrekarelik kısmın tespit gibi tapuya tesciline, davaya konu ... İli, ... İlçesi, ... Köyü ... Mevkiinde kain 101 ada 1 nolu parsel içerisinde kalan harita mühendisi bilirkişileri ... yüksek mühendisi ... ve orman yüksek mühendisleri ... Karaduman, ... ...ve ...'in ortak olarak dosyaya ibraz ettikleri 05.09.2019 tarihli krokili raporlarında C harfi ile gösterilen 8.209,70 metrekarelik kısmın (Orman Sınrlandırılmasına Dair) tespitinin iptali, bu parselden ifrazı ve ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle davacı ... adına tarla vasfı ile tespit ve tapuya tesciline, davaya konu ... İli, ... İlçesi, ... Köyü ... Mevkiinde kain 101 ada 1 nolu parsel içerisinde kalan harita mühendisi bilirkişileri ..., ..., ziraat yüksek mühendisi ... ve orman yüksek mühendisleri ... Karaduman, ... ...ve ...'in ortak olarak dosyaya ibraz ettikleri 05.09.2019 tarihli krokili raporlarında D harfi ile gösterilen 9.269,94 metrekarelik kısmın (Orman Sınrlandırılmasına Dair) tespitinin iptali, bu parselden ifrazı ve ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle davacı ... adına tarla vasfı ile tespit ve tapuya tesciline, davacı ...'nun dava dilekçesinde 4. sırada gösterdiği davaya konu ... İli, ... İlçesi, ... Köyü ... Mevkiinde kain 106 ada 1 nolu parsel içerisinde kalan taşınmaza yönelik davasının bu taşınmaz yönünden feragat nedeniyle reddine, taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline, davaya konu ... İli, ... İlçesi, ... Köyü ... Mevkiinde kain 101 ada 1 nolu parsel içerisinde kalan harita mühendisi bilirkişileri ... yüksek mühendisi ... ve orman yüksek mühendisleri ... Karaduman, ... ...ve ...'in ortak olarak dosyaya ibraz ettikleri 05.09.2019 tarihli krokili raporlarında A harfi ile gösterdikleri 100.626,76 metrekarelik kısmının yapılan (Orman Sınrlandırılmasına Dair) tespitinin iptali,bu parselden ifrazı ve ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle ...'in mirastaki payı 16 sehim kabul edilerek 4 Payının eşi ... ve 3'er payının da ..., ... Devret, ... ve ... adlarına tarla vasfıyla tespit ve tapuya tesciline, davaya konu ... İli, ... İlçesi, ... Köyü ... Mevkiinde kain 101 ada 1 nolu parsel içerisinde kalan harita mühendisi bilirkişileri ..., ..., Ziraat Yüksek Mühendisi ... ve orman yüksek mühendisleri ... Karaduman, ... ...ve ...'in ortak olarak dosyaya ibraz ettikleri 05.09.2019 tarihli krokili raporlarında E Harfi ile gösterilen 8.643,03 metrekarelik kısmının yapılan (Orman Sınrlandırılmasına Dair) tespitinin iptali, bu parselden ifrazı ve ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle müdahil davacı ... adına tarla vasfıyla tespit ve tapuya tesciline, müdahil davacı ...'ın davaya konu ... İli, ... İlçesi, ... Köyü ... Mevkiinde kain 106 ada 1 nolu parsel içerisinde kalan taşınmaza yönelik davasının feragat nedeniyle reddine, taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline, davaya konu ... İli, ... İlçesi, ... Köyü ... Mevkiinde kain 101 ada 1 nolu parsel içerisinde kalan, harita mühendisi bilirkişileri ... yüksek mühendisi ... ve orman yüksek mühendisleri ... Karaduman, ... ...ve ...'in ortak olarak dosyaya ibraz ettikleri 05.09.2019 tarihli krokili raporlarında F harfi ile gösterilen 30.351,59 metrekarelik kısmın tespit gibi tapuya tesciline, birleşen 2015/18 Esas ... dosyada davanın kabulü ile, davaya konu ... İli, ... İlçesi, ... Köyü ... Mevkiinde kain 101 ada 1 nolu parsel içerisinde kalan harita mühendisi bilirkişileri ... yüksek mühendisi ... ve orman yüksek mühendisleri ... Karaduman, ... ...ve ...'in ortak olarak dosyaya ibraz ettikleri 05.09.2019 tarihli krokili raporlarında G harfi ile gösterilen 10.977,36 metrekarelik kısmın yapılan (orman sınırlandırılmasına dair) tespitinin iptali, bu parselden ifrazı ve ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle ... adına tarla vasfı ile tespit ve tapuya tesciline, davaya konu ... İli, ... İlçesi, ... Köyü ... Mevkiinde kain 183 ada 27 nolu parsel içerisinde kalan harita mühendisi bilirkişileri ... yüksek mühendisi ... ve orman yüksek mühendisleri ... Karaduman, ... ...ve ...'in ortak olarak dosyaya ibraz ettikleri 05.09.2019 tarihli krokili raporlarında H harfi ile gösterilen 2.804,19 metrekarelik kısmın yapılan tespitinin iptali ile ... adına tarla vasfı ile tespit ve tapuya tesciline, birleşen 2015/14 Esas ... dosyada davanın kabulü ile davaya konu ... İli, ... İlçesi, ... Köyü ... Mevkiinde kain 101 ada 1 nolu parsel içerisinde kalan harita mühendisi bilirkişileri ... yüksek mühendisi ... ve orman yüksek mühendisleri ... Karaduman, ... ...ve ...'in ortak olarak dosyaya ibraz ettikleri 05.09.2019 tarihli krokili raporlarında I harfi ile gösterilen 9.673,53 metrekarelik kısmının yapılan (Orman Sınrlandırılmasına Dair) tespitinin iptali, bu parselden ifrazı ve ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle ... adına tarla vasfı ile tespit ve tapuya tesciline, birleşen 2017/12 Esas ... dosyada davanın kabulü ile davaya konu ... İli, ... İlçesi,... Köyü ... Mevkiinde kain 101 ada 1 nolu parsel içerisinde kalan harita mühendisi bilirkişileri ... yüksek mühendisi ... ve orman yüksek mühendisleri ... Karaduman, ... ...ve ...'in ortak olarak dosyaya ibraz ettikleri 05.09.2019 tarihli krokili raporlarında J harfi ile gösterilen 47.333,02 metrekarelik kısmının yapılan (Orman Sınrlandırılmasına Dair) tespitinin iptali, bu parselden ifrazı ve ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle ... adına tarla vasfı ile tespit ve tapuya tesciline, birleşen 2016/48 Esas ... dosyada davanın kabulü ile davaya konu ... İli, ... İlçesi, ... Köyü ... Mevkiinde kain 106 ada 1 nolu parsel içerisinde kalan harita mühendisi bilirkişileri ... yüksek mühendisi ... ve orman yüksek mühendisleri ... Karaduman, ... ...ve ...'in ortak olarak dosyaya ibraz ettikleri 05.09.2019 tarihli krokili raporlarında K harfi ile gösterilen 3.615,62 metrekarelik kısmının ve L harfi ile gösterilen 5.715,25 metrekarelik kısmının yapılan (Orman Sınrlandırılmasına Dair) tespitinin iptali, bu parselden ifrazı ve ayrı birer parsel numaraları verilmek suretiyle ... adına tarla vasfı ile tespit ve tapuya tesciline, birleşen 2016/49 Esas ... dosyada davanın reddi ile davaya konu ... İli, ... İlçesi, ... Köyü ... Mevkiinde kain 106 ada 1 nolu parsel içerisinde kalan harita mühendisi bilirkişileri ... yüksek mühendisi ... ve orman yüksek mühendisleri ... Karaduman, ... ...ve ...'in ortak olarak dosyaya ibraz ettikleri 05.09.2019 tarihli krokili raporlarında M harfi ile gösterilen 9.008,97 metrekarelik kısmının tespit gibi tapuya tesciline, birleşen 2016/50 Esas ... dosyada davanın reddi ile davaya konu ... İli, ... İlçesi, ... Köyü ... Mevkiinde kain 106 ada 1 nolu parsel içerisinde kalan harita mühendisi bilirkişileri ... yüksek mühendisi ... ve orman yüksek mühendisleri ... Karaduman, ... ...ve ...'in ortak olarak dosyaya ibraz ettikleri 05.09.2019 tarihli krokili raporlarında N harfi ile gösterilen 13.598,21 metrekarelik kısmının tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar Orman İdaresi ve Hazine tarafından, A, C, D, E, G, I, J, H, K ve L harfleri ile gösterilen taşınmazlara yönelik, davacılar ... tarafından M harfi ile gösterilen taşınmaza yönelik, ... tarafından N harfi ile gösterilen taşınmaza yönelik, ... tarafından B harfi ile gösterilen taşınmaza yönelik olarak temyiz edilmiştir.
1. Davacılar ... tarafından M harfi ile gösterilen taşınmaza yönelik, ... tarafından N harfi ile gösterilen taşınmaza yönelik temyiz itirazları yönünden;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, temyiz edenin sıfatına, 6100 ... Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup Davacılar ... tarafından M harfi ile gösterilen taşınmaza yönelik, ... tarafından N harfi ile gösterilen taşınmaza yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalılar Orman İdaresi ve Hazine tarafından A, C, D, E, G, I, J, H, K ve L harfleri ile gösterilen taşınmazlara yönelik, davacı ... tarafından B harfi ile gösterilen taşınmaza yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece yazılı olduğu şekilde davanın kısmen kabul kısmen reddine dair hüküm kurulmuş ise de, ... mirasçılarının dayandığı tapu kaydının tüm geldi gitti kayıtları ile krokisi dosya arasında getirilmeden ve mahkemece verilen ilk kararı ... mirasçılarının temyiz etmediği gözetilmeksizin usuli kazanılmış hakka riayet edilmeden hüküm kurulmuş, taşınmazların bir kısmının eski tarihli hava fotoğraflarında koyu renkte göründüğü, bir kısmının kayalık vasfında olduğu gözetilmemiş ve usuli kazanılmış haklara riayet edilmemiş, tespit tarihinden 20 yıl önceki hava fotoğrafları getirtilmemiş, davacıların dayandıkları vergi kayıtları ile dava konusu taşınmazlara komşu parsellere ait vergi ve tapu kayıtları getirtilip uygulanmamış, 183 ada 27 parsel ... taşınmazın tamamının malik hanesi boş olduğu halde yalnızca H harfi ile gösterilen bölümü yönünden hüküm kurulmuş, yine 101 ada 1 parsel ve 106 ada 1 parsel ... taşınmazların kalan bölümleri yönünden infaza elverişli bir hüküm tesis edilmemiş ve bu suretle eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak açıkça usul ve yasaya aykırı bir hüküm kurulmuştur.
Mahkemece, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları ve kadastro tutanaklarının dayanakları olan vergi kayıtları ile tapu kayıtları ile tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilmeli, davacıların dayandığı vergi kayıtları dosya arasına alınmalı, davacı ... mirasçılarının dayandığı 1994 tarihli ve 2 sıra numaralı tapu kaydı ilk tesis tarihinden itibaren tüm geldi ve gittleri ile birlikte getirtilmeli, tapu kaydının ilk oluşumu ve sonrasında düzenlenmiş bulunan harita plan ve krokiler temin edilmeli, tapu kaydının kadastro sırasında revizyon görüp görmediği araştırılmalı, revizyon görmüş ise revizyon gördüğü kadastro parsellerine ait kadastro tespit tutanakları getirtilmeli ve bu tapu kaydına dayanılan ve çekişmeli taşınmaza komşu olan taşınmazlara ilişkin açılmış bulunan başkaca dava bulunup bulunmadığı araştırılarak varsa bu dava dosyaları tespit edilerek dosya arasına alınmalı, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi, üç ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 ... Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (... veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 ... Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığı irdelenmeli, hükme esas alınan orman bilirkişi raporuna ekli hava fotoğraflarında B harfli taşınmazın batısı ve kuzeyinde, E harfli taşınmazın güneyinde, K harfli taşınmazın batısında, L harfli taşınmazın doğusunda görünen koyulukların sebepleri açıklattırılmalı, müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
Yapılacak araştırma sonucu çekişmel A harfli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu belirlendiği takdirde, davacıların dayandığı tapu kaydının 3116, 4785 ve 5658 ... Kanunlar karşısında hukuki kıymetinin olup olmadığı tartışılmalıdır. Şayet orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde ise bu kez davacıların dayandığı tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmelidir. Bu cümleden hareketle; taşınmazın bulunduğu yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi, tespit bilirkişileri ve aynı yönteme göre belirlenecek taraf tanıkları huzuru ile dava konusu taşınmazlar başında yapılacak keşifte 3402 ... Kadastro Kanunu'nun 20. maddesi hükmü uyarınca öncelikle davacı tarafın dayanağını oluşturan tapu kaydı yerel bilirkişi yardımı ile zemine uygulanmalı, uygulamada tapu kaydının haritası; haritası yoksa tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri esas alınmalı; yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, kaydın sabit sınırlı sayılıp sayılmayacağı değerlendirilmeli, buna göre tapu kaydının kapsamı kesin olarak belirlenmeli, taşınmazın tapu kaydı dışında kalan bölümleri var ise 6831 ... Kanun'un 17/2. maddesi kapsamında orman içi açıklık vasfında olup olmayacağı değerlendirilmelidir
Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları olan vergi ve tapu kayıtları uygulanmalı ve dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yine davacıların dayandığı vergi kayıtları getirtilerek dava konusu taşınmazlara uyup uymadıkları belirnelerek denetlemeye elverişli şekilde fen bilirkişisi raporuna yansıtılmalı, yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 ... Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 ... Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Hüküm kurulurken Mahkemece verilen önceki hükmün A, B, C, D ve E harfli taşınmazlar yönünden davacı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmediği ve davalılar yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu da gözetilmeli, dava konusu 183 ada 27 parsel ... taşınmazın tamamının malik hanesi boş olduğu dikkate alınarak gerçek hak sahibi belirlenmek suretiyle tamamı hakkında tescil hükmü kurulmalı, dava konusu 101 ada 1 parsel ve 106 ada 1 parsel ... taşınmazların kalan bölümleri hakkında da infaza elverişli şekilde tescil hükmü kurulmalıdır.
SONUÇ:
1. Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle Davacılar ... tarafından M harfi ile gösterilen taşınmaza yönelik, ... tarafından N harfi ile gösterilen taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının reddine,
2. Yukarıda 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle Davalılar Orman İdaresi ve Hazine tarafından A, C, D, E, G, I, J, H, K ve L harfleri ile gösterilen taşınmazlara yönelik, davacı ... tarafından B harfi ile gösrterilen taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, istek halinde peşin harcın temyiz eden ... ve ...'ya ayrı ayrı iadesine, 1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 05.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Medeni Usul Hukuku
Tanıkların dinlenilme usulü ile ilgili olarak;
I. Tanıklar hâkim tarafından ayrı ayrı dinlenir.
II. Biri dinlenirken henüz dinlenmemiş olanlar salonda bulunamaz.
III. Tanıklar gerektiğinde yüzleştirilir.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) I ve II
C) I ve III
D) II ve III
E) I, II ve III
Bu maddeyle ilgili 5 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.