6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 315

Hukuk Muhakemeleri Kanunu 315. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 315- (1) Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir. (2) İrade bozukluğu ya da aşırı yararlanma hâllerinde sulhun iptali istenebilir. ALTINCI KISIM Basit Yargılama Usulü Basit yargılama usulüne tabi dava ve işler

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

11 karar eşleşti
6. Hukuk Dairesi, 2022/5104 E., 2023/147 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
HMK 315 maddesi uyarınca sulh davayı sona erdirir.
6. Hukuk Dairesi         2022/5104 E.  ,  2023/147 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi HÜKÜM/KARAR : Red Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen kayıt kabul davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararı hakkında gönderme kararı verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince gönderme kararına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin alacağının müflisin iflas masasına kaydının talep edildiğini, davalı ... idaresinin alacak kayıt talebini reddettiğini, müvekkilinin 1.500.000,00 USD alacağının bulunduğunu, iflas tarihindeki TL karşılığının 1.023.501,00 TL olduğunu ileri sürerek, 1.023.501,00 TL alacağın davalı müflisin iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, davacının alacağının bulunmadığını, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerinin geçtiğini, alacaklı olduğuna dair belge ve bilgi sunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 21.10.2015 tarihli ve 2012/485 Esas, 2015/870 Karar sayılı kararıyla; davalı yararına tapu iptaline dair son kararın 02.05.2011 tarihli karar olduğu, bu karar tarihinden itibaren masaya başvuru ve dava tarihleri itibariyle 818 sayılı BK’nın 125.maddesindeki zaman aşımı sürelerinin geçmediği ayrıca davalı ... etmiş durumda olup iflas tasfiyesi devam ederken zaman aşımı sürelerinin işlemeyeceği, davacının delil olarak dayandığı ve müflisin davacıdan para aldığına dair beyanları varsa da, böyle bir para ödendiğine dair somut bir ödeme belgesinin sunulmadığı, kayıt kabul davalarında müflisin soyut beyanına göre alacak kaydı yapılmasının mümkün olmadığı, öte yandan davacının protokol hükümlerine uymadığı ve yapması gereken ödemeleri yapmadığı gerekçesiyle tapuların iptaline karar verildiği, kesinleşmiş bu kararlarla davacının protokol uyarınca ödeme yapmadığı hususunun kesinleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Gerekçeleri Davacı vekili, Müflis şirket temsilcisinin adli ve resmi makamlar huzurunda davaya konu edilen müvekkil alacağını ikrar ettiğini, protokol ekindeki davalıya verilen çeklerin yok sayılmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının bozularak iadesi talebiyle temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gönderme Kararı Dairemizin 29.09.2021 tarih ve 2021/729 Esas, 2021/464 Karar sayılı kararıyla, 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanunun 29’ncu maddesi ile HMK’nın 310'uncu maddesine eklenen 3'üncü fıkraya göre, ‘‘Feragat veya kabul, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat veya kabul hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir'' hükmünü içerdiği gerekçesiyle, davalı ... idare memurunun davayı kabul iradesi doğrultusunda gerekli araştırma yapılarak ek karar verilebilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. V. İLK DERECE MAHKEMESİ EK KARARI İlk Derece Mahkemesi 16.09.2022 tarihli ek kararında, iflas idare memurunun iflas masasını münferiden temsile yetkili olduğu ve 26.07.2019 tarihinde yapılan alacaklılar toplantısında da kendisine bu konuda ayrıca yetki verildiği, iflas idare memurunun kabul beyanının geçerli ve usulüne uygun olduğu gerekçesiyle, 1.023.501,00 TL alacağın iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkeme ek kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Nedenleri Davalı vekili, davalı ... ile davacı arasındaki, iflas masasının 28,29,70,71,73 sırasına kaydı talep edilen alacaklarla ilgili ihtilafların sulhen çözümü amacıyla İstanbul Tuzla ilçesi 8384 ada 3 parsel, Pendik ilçesi 2334 ada 89 parsel ile Tuzla ilçesi 1029 parselin 1/2’sinin davacıya devredildiğini, taraflar arasındaki uyuşmazlığın sulhen çözüldüğünden davacının davadan feragat etmesi gerektiğinden mahkeme kararının bozularak iadesi talebiyle temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe C.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, 2004 sayılı İİK’nun 235.maddesi uyarınca açılmış kayıt kabul davasıdır. C.2. İlgili Hukuk 2004 sayılı İİK’nın 235. maddesi, HMK 213 vd. maddeleri C.3. Değerlendirme HMK 315 maddesi uyarınca sulh davayı sona erdirir. Hakim taraflar isterlerse sulhe göre karar verir, istemezlerse karar verilmesine yer olmadığına karar verir. Somut olayda davalı ... vekili davacının alacağına karşılık Pendik ve Tuzla da taşınmazların devri yapıldığını bu nedenle sulhe göre davanın karara bağlanmasını talep ettiği halde mahkemece sulh uyarınca davalı edimleri kararda belirtilmeden davacı lehine kayıt kabule karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece sulh şartları değerlendirilip gerekli yerlerden sulh şartlarının yerine getirilip getirilmediği araştırıldıktan sonra HMK 315 maddesi uyarınca karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davacının talebinin kabulü doğru görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 19.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

6. Hukuk Dairesi, 2023/3706 E., 2023/3770 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
lh uyarınca davalı edimleri kararda belirtilmeden davacı lehine kayıt kabule karar verilmesinin doğru olmadığı, mahkemece sulh şartları değerlendirilip gerekli yerlerden sulh şartlarının yerine getirilip getirilmediği araştırıldıktan sonra HMK'nın 315. maddesi uyarınca karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davacının talebinin kabulü doğru görülmediği belirtilerek bozulmasına karar verilmiştir.
6. Hukuk Dairesi         2023/3706 E.  ,  2023/3770 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2012/485 E., 2015/870 K. DAVA TARİHİ : 19.04.2012 KARAR DÜZELTME İSTEYEN : Davacı vekili Taraflar arasındaki kayıt kabul davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 2022/5104 E., 2023/147 K. sayılı kararı ile Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Davacı vekili Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin alacağının müflisin iflas masasına kaydının talep edildiğini, davalı ... idaresinin alacak kayıt talebini reddettiğini, müvekkilinin 1.500.000,00 USD alacağının bulunduğunu, iflas tarihindeki TL karşılığının 1.023.501,00 TL olduğunu ileri sürerek, 1.023.501,00 TL alacağın davalı müflisin iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, davacının alacağının bulunmadığını, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerinin geçtiğini, alacaklı olduğuna dair belge ve bilgi sunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 21.10.2015 tarihli ve 2012/485 Esas, 2015/870 Karar sayılı kararıyla; davalı yararına tapu iptaline dair son kararın 02.05.2011 tarihli karar olduğu, bu karar tarihinden itibaren masaya başvuru ve dava tarihleri itibariyle 818 sayılı BK’nın 125.maddesindeki zaman aşımı sürelerinin geçmediği ayrıca davalı ... etmiş durumda olup iflas tasfiyesi devam ederken zamanaşımı sürelerinin işlemeyeceği, davacının delil olarak dayandığı ve müflisin davacıdan para aldığına dair beyanları varsa da, böyle bir para ödendiğine dair somut bir ödeme belgesinin sunulmadığı, kayıt kabul davalarında müflisin soyut beyanına göre alacak kaydı yapılmasının mümkün olmadığı, öte yandan davacının protokol hükümlerine uymadığı ve yapması gereken ödemeleri yapmadığı gerekçesiyle tapuların iptaline karar verildiği, kesinleşmiş bu kararlarla davacının protokol uyarınca ödeme yapmadığı hususunun kesinleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Gerekçeleri Davacı vekili, müflis şirket temsilcisinin adli ve resmi makamlar huzurunda davaya konu edilen müvekkil alacağını ikrar ettiğini, protokol ekindeki davalıya verilen çeklerin yok sayılmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının bozularak iadesi talebiyle temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gönderme Kararı Dairemizin 29.09.2021 tarih ve 2021/729 Esas, 2021/464 Karar sayılı kararıyla, 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanunun 29 uncu maddesi ile HMK’nın 310 uncu maddesine eklenen 3 üncü fıkraya göre, ‘‘Feragat veya kabul, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat veya kabul hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir'' hükmünü içerdiği gerekçesiyle, davalı ... idare memurunun davayı kabul iradesi doğrultusunda gerekli araştırma yapılarak ek karar verilebilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. V. İLK DERECE MAHKEMESİ EK KARARI İlk Derece Mahkemesi 16.09.2022 tarihli ek kararında, iflas idare memurunun iflas masasını münferiden temsile yetkili olduğu ve 26.07.2019 tarihinde yapılan alacaklılar toplantısında da kendisine bu konuda ayrıca yetki verildiği, iflas idare memurunun kabul beyanının geçerli ve usulüne uygun olduğu gerekçesiyle, 1.023.501,00 TL alacağın iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmiştir. VI. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizin 2022/5104 E., 2023/147 K. sayılı kararı ilamı ile davalı ... vekili davacının alacağına karşılık Pendik ve Tuzla da taşınmazların devri yapıldığını bu nedenle sulhe göre davanın karara bağlanmasını talep ettiği halde mahkemece sulh uyarınca davalı edimleri kararda belirtilmeden davacı lehine kayıt kabule karar verilmesinin doğru olmadığı, mahkemece sulh şartları değerlendirilip gerekli yerlerden sulh şartlarının yerine getirilip getirilmediği araştırıldıktan sonra HMK'nın 315. maddesi uyarınca karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davacının talebinin kabulü doğru görülmediği belirtilerek bozulmasına karar verilmiştir. VII. KARAR DÜZELTME A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekilince karar düzeltme isteminde bulunmuştur. B. Karar Düzeltme Sebepleri Davacı vekili; 26.07.2019 tarihli “yeniden alacaklılar toplantısı” başlıklı karar metnine göre göre iflas idaresinin bu davayı kabul edeceğine dair anlaşma sağlandığı ve buna binaen kabul beyanı gönderildiğini, 26.07.2019 tarihli karar metninde davacıya yüklenen herhangi bir edim olmadığı, iflas idaresinin iflas sürecini uzatma amacında olduğunu, davalının kabul beyanı dikkate alınarak kabul kararı verilmesi gerektiğini ileri sürerek bozma ilamının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kayıt kabul istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440 ıncı maddesi, İİK’nın 235. maddesi. 3. Değerlendirme 1.Yargıtay kararının düzeltilmesi 1086 sayılı Kanunun 440 ıncı maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Dairemizin 2022/5104 E., 2023/147 K. sayılı kararı ilamı ile mahkemece sulh şartları değerlendirilip gerekli yerlerden sulh şartlarının yerine getirilip getirilmediği araştırıldıktan sonra HMK'nın 315. maddesi uyarınca karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davacının talebinin kabulü doğru görülmediği belirtilerek bozulmasına karar verilmiş ise de; davalı vekilinin davayı kabul beyanına ilişkin dilekçe içeriğinde, yine dilekçenin ekinde yer alan 26.07.2019 tarihli yeniden alacaklılar toplantısı karar metnine atıf yaptığı, karar metninin incelenmesinde davacıya yüklenen hiçbir edim olmadığı gibi iş bu davanın davalı ... idaresince kabul edeceğinin karara bağlandığı, taraflar arasında imzalanan protokol ve alınan karar uyarınca iflas idaresinin davayı kabul ettiğine ilişkin beyanın mahkemeye ulaşması sonrasında mahkemenin davanın kabulü yönündeki kararında bir isabetsizlik görülmediği dikkate alındığında, mahkeme kararının onanması gerekirken, maddi hata nedeni ile sehven bozulduğu bu kez yapılan incelemede anlaşılmış olmakla davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin karar düzeltme talebinin KABULÜNE, Dairemizin 19.01.2023 tarihli 2022/5104 E., 2023/147 sayılı bozma ilamının kaldırılmasına, yerel mahkeme kararının ONANMASINA, Karar düzeltme harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Aşağıda yazılı harcın davalıdan alınmasına, 09.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2022/7764 E., 2022/9438 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
HMK’nın “Sulhun etkisi” başlığı altında düzenlenen 315 inci maddesinde ise ;
3. Hukuk Dairesi         2022/7764 E.  ,  2022/9438 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ İLK DERECE MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 15. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen menfi tespit davasının reddine dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden davanın kabulüne yönelik olarak verilen karar, davalı vekilince temyiz edilmiş; Dairece temyiz incelemesi için gönderilen dava hakkında davalı vekili tarafından sulh sözleşmesinin imzalandığının bildirilmiş olması nedeniyle, sulh hakkında ek karar verilmek üzere dosyanın bölge adliye mahkemesine iadesi üzerine; bölge adliye mahkemesince 06/07/2022 tarihli ek karar ile sulh hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, bu kez davalı vekili tarafından ek karar temyiz edilmiş olmakla; dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; davalının yakın arkadaşı ile kısa bir süre güzellik salonunun işletilmesine yönelik ortaklık yaptığını, ortaklığın sona ermesiyle birlikte dava dışı ortağın ortaklık payı alacağının 199.000 TL olarak hesaplandığını, işbu bedel tutarında tanzim ettiği bonoyu davalıya teslim ettiğini, davalının bono bedelinin tahsili amacıyla hakkında icra takibi başlattığını, takibin hukuka aykırı olarak kesinleştirildiğini, takibe konu alacağın tamamını taksitler halinde davalı vekiline ödediğini, haricen yaptığı ödemelerin icra dosyasına yansıtılmaması nedeniyle takibin haksız olarak devam ettiğini ileri sürerek; takip nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Davalı; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, daha önce davacıya borç olarak verdiği paranın tahsili amacıyla hakkında icra takibi başlattığını, ancak alacağının ödenmediğini, ödeme iddiasının yazılı delille ispat edilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince; davalı tarafından davacının hesabına gönderilen 100.000 TL'nin davacıya ödünç olarak verildiğinin havale açıklamasından anlaşıldığı, buna karşılık davacının ödeme iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Bölge adliye mahkemesince; davada ispat yükünün davalıda olduğu, davalının savunmasını ispat edemediği gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında; davanın kabulü ile davaya konu icra takibi nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine dair verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairece verilen 24/03/2022 tarihli ve 2021/8634 E. - 2022/2743 K. sayılı kararla; davalı vekili tarafından temyiz aşamasında ibraz edilen dilekçe ile tarafların “sulh” oldukları ve bu hususta sulh protokolünün düzenlendiğinin bildirildiği, temyiz incelemesi aşamasında ortaya çıkan sulh hakkında karar verme yetkisinin hükmü veren mahkemeye ait olduğundan bahisle, sulh hususunda ek karar verilmek üzere dosyanın bölge adliye mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmesi üzerine, bölge adliye mahkemesince 06/07/2022 tarihli ek karar ile sulh protokolünün davacı tarafından kabul edilmediği gerekçesiyle, sulh konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; bu kez 06/07/2022 tarihli ek karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1) Sulh, bir sözleşme olarak mahkeme dışında da yapılabilir; buna, mahkeme dışı sulh denir. HMK’da mahkeme dışı sulh düzenlenmemiştir. “Tarafların mahkeme dışında yapacakları sulh, kuruluş ve etkileri bakımından kural olarak bir maddi hukuk işlemidir. Mahkeme dışı sulh borçlar hukukunun konusu olduğundan, bu maddede düzenleme dışı bırakılmıştır. Taraflardan birinin, mahkeme dışı sulh sözleşmesinin yapıldığı ve bu sözleşmeye uygun olarak mahkemece bir karar verilmesi gerektiği yolundaki iddia ve talebi, diğer tarafça kabul edilmediği takdirde, onun varlığının ve kapsamının iddia eden tarafça ispatlanması gerekecektir. Maddede, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan hak üzerindeki anlaşmanın yargılamaya etkisi olduğundan, sadece mahkeme içi sulh düzenlenmiştir.” (6100 sayılı HMK'nın Hükümet gerekçesi madde 313). Mahkeme dışı sulh sözleşmesi, dava devam ederken yapılsa bile, kendiliğinden görülmekte olan davayı etkilemez; burada iki ihtimal vardır: Taraflar mahkeme dışında yapmış oldukları sulh sözleşmesini mahkemeye verirler ve buna göre sulh olduklarını bildirirlerse, bu husus tutanağa geçirilir, taraflara okunur ve imza ettirilir. Bu halde, mahkeme dışı sulh, mahkeme içi sulhe dönüşür. Taraflar (ikisi birlikte) mahkeme dışında sulh olduklarını davaya bakan mahkemeye bildirmezlerse (veya taraflardan biri böyle bir sulh sözleşmesini inkar ederse), mahkeme dışındaki sulh sözleşmesine dayanan taraf, bunu mahkemede ispat etmekle yükümlüdür (Kuru, Baki, Medeni Usul Hukuku Cilt 2, Yetkin Yayıncılık, Ankara: 2020, s.1104). HMK’nın “Sulhun etkisi” başlığı altında düzenlenen 315 inci maddesinde ise ; “Sulh ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir. İrade bozukluğu ya da aşırı yararlanma hallerinde sulhun iptali istenebilir.” şeklinde düzenleme yapılmıştır. “...tüm sözleşmelerde olduğu gibi, tarafların iradelerini sakatlayan, hata, hile ve ikrah gibi bir sebebin varlığı durumunda veya sulh sözleşmesindeki hükümlerin, zor durumda olan taraf için gabin teşkil ettiği hallerde, söz konusu sözleşmeyi ortadan kaldırmak isteyen tarafın, borçlar hukukundaki kurallar çerçevesinde, sulhün iptali için dava açması mümkündür. Ortada mahkemece verilmiş bir hüküm bulunmadığından, kesin hüküm niteliğindeki sulhün, iradeyi sakatlayan sebeplere veya gabine dayanılarak iptali için ayrı bir dava açılması gerekecektir.” (HMK'nın Hükümet gerekçesi madde 315). Öte yandan; HMK'nın " Ön sorunun ileri sürülmesi " başlığı altında düzenlenen 163 üncü maddesinde ise ; " Yargılama sırasında, davaya ilişkin bir ön sorun ortaya çıkarsa, ilgili taraf, bunu dilekçe vermek suretiyle yahut duruşma sırasında sözlü olarak ileri sürebilir." şeklinde düzenleme yapılmıştır. Somut olayda; temyiz aşamasında davalı tarafça ibraz edilen "sulh ve ibra anlaşması" başlıklı 31/05/2021 tarihli sözleşme içeriğinden anlaşıldığı üzere, tarafların mahkeme dışında sulh oldukları, protokolün davacı asil ile davalı vekili tarafından imzalandığı, ancak davacı tarafça dosyaya sunulan 05/05/2022 tarihli dilekçe ile iradesi sakatlanarak imzalatılan işbu protokolün kendisini bağlamayacağı yönünde beyanda bulunulduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, bölge adliye mahkemesince; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına tabi olmadan, iradeyi sakatlayan sebeplere dayanılarak sulhun geçersizliğinin her zaman ileri sürülebileceği gibi aynı davada da savunma yoluyla ileri sürülebileceği dikkate alınıp, davacının sulh protokolünün irade sakatlığı nedeniyle geçersiz olduğuna yönelik iddiasının ön sorun olarak incelenip, iddiaya ilişkin deliller toplanılarak, hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken; davacı tarafça sulh protokolünün kabul edilmediği yönündeki yanılgılı değerlendirme sulh konusunda karar verilmesine yer olmadığına dair verilen 06/07/2022 tarihli ek karar usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. 2) Bozma nedenine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nın 371 inci maddesi uyarınca temyiz olunan bölge adliye mahkemesinin 06/07/2022 tarihli EK KARARININ BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, aynı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava dosyasının kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 13/12/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
7. Hukuk Dairesi, 2023/1818 E., 2024/619 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
6100 sayılı Kanunun 314 ve 315 inci maddesi gereğince, vekalet ücretine ilişkin taraflar arasındaki sulh protokolü doğrultusunda karar verilmesi gerekir.
7. Hukuk Dairesi         2023/1818 E.  ,  2024/619 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/574 E., 2022/645 K. KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi, kâl ve ecrimisil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı Dernek vekili ve davalı Üniversite vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 19.12.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davalı-birleştirilen davada davalı ... vekili Av. ... ve davalı-birleştirilen davada davalı TC. ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Yardım ve Yardımlaşma Derneği vekili Av. ... ile karşı taraftan davacı-birleştirilen davada davacı vekili Av. ... geldiler. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı AOÇ vekili, müvekkiline ait olan 2098 ada 46 parsel sayılı taşınmaza davalı ... tarafından otopark ve kafeterya olarak kullanmak suretiyle haksız müdahalede bulunduğunu belirterek, davalının müdahalesinin men’ine ve yapıların kâl’ine karar verilmesini; birleştirilen 2010/355 Esas sayılı davada, davalı kurumun haksız müdahalesinden dolayı dava tarihinden geriye doğru beş yıl için 2.015.416 TL ecrimisil bedelinin tahsilini; birleştirilen ve T.C ... Üniversitesi Hastanesi Yardım ve Yardımlaşma Derneği'ne karşı açılan 2011/132 Esas sayılı davada ise davalı derneğin aynı taşınmaza haksız müdahalede bulunduğunu, otopark olarak kullanıldığını belirterek davalının müdahalesinin men’i ile yapıların kâl’ine, dava tarihinden geriye doğru beş yıl için 5.000,00 TL ecrimisil bedelinin tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekilleri ayrı ayrı sundukları cevap dilekçesinde, dava konusu taşınmazın imar planında yeşil alan olarak göründüğünü, davacının bu alandan kira geliri elde edemeyeceğini, taşınmazın tapu kaydında “amme hizmetine tahsislidir” şerhi olduğunu, taşınmazı kamu yararına uygun kullandıklarını belirterek davanın reddini savunmuşlardır. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 21.05.2015 tarihli ve 2009/429 Esas, 2015/238 Karar sayılı kararı ile; asıl davanın kısmen kabulüne, krokide A harfi ile gösterilen kafeterya, B harfi ile gösterilen kafeterya bölümüne, su deposu olarak gösterilen bölüme, prefabrik derslik olarak gösterilen bölüme ve havalandırma santrali olarak gösterilen bölüme müdahalesinin men'ine, krokide gösterilen bu bölümlerdeki yapıların kâl'ine, taşınmazın diğer bölümlerine yönelik talebinin husumetten reddine, birleştirilen 2010/355 Esas sayılı davanın kısmen kabulü ile 75.592,59 TL ecrimisil bedelinin, 13.158,87 TL'sine 10.08.2006, 13.831,33 TL'sine 10.08.2007, 15.127,32 TL'sine 10.08.2008, 16.101,52 TL'sine 10.08.2009, 17.373,54 TL'sine 10.08.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı üniversiteden tahsiline, birleştirilen 2011/132 Esas sayılı davanın kısmen kabulü ile krokide kulübe olarak gösterilen bölüme ve asıl davada belirtilen yerler dışındaki yerlere davalı derneğin müdahalesinin men'ine, kulübe olarak gösterilen yapının kâl'ine, toplam 598.880,82 TL ecrimisil bedelinin davalı dernekten tahsiline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. 2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 22.12.2015 tarihli ve 2015/12833 Esas, 2015/14919 Karar sayılı kararı ile; birleştirilen 2011/132 Esas sayılı davada zamanaşımının asıl davanın açıldığı tarihe göre değerlendirilmesi gerekirken mahkemenin davalı dernek bakımından zamanaşımı def'inin kabulü kararının yerinde olmadığını, davacı lehine belirlenecek vekâlet ücretinin harcı tamamlanan dava değerine göre belirlenmesi gerekirken davacı yararına eksik vekâlet ücreti takdirinin de isabetsiz olduğunu; davalıların, mülkiyeti davacıya ait imar öncesi 2098 ada 46 parsel sayılı taşınmazda kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakları olmadan el attıkları saptanarak müdahalenin önlenmesi ve ecrimisile karar verilmiş olmasının doğru olduğunu, bu hususa yönelik temyiz itirazlarının reddine karar verildiğini, ecrimisil hesabında davalı tarafça dosyaya sunulan emsal kira sözleşmesinin mahkemece değerlendirilmediğini, dava konusu 2098 ada 46 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu yerde imar uygulaması yapıldığı ve yeni parseller oluştuğu halde imar öncesi 2098 ada 46 sayılı parsel üzerinden karar verildiğini, ayrıca, 16.10.2014 tarihli fen bilirkişi krokisinde (A) ve (B) harfleri ile gösterilen ve yıkımına karar verilen kafeteryaların dava konusu taşınmaz dışında kalan kısımları bakımından bir araştırma yapılmadığı gibi yıkım dışında kalan kısımların bulunduğu komşu parsellerin numaralarının saptanmadığı, çekişme konusu taşınmaza ... olan bölümün yıkılması halinde geri kalan kısmın kullanılıp kullanılamayacağı, ana yapının zarar görüp görmeyeceği hususlarının üzerinde durulmadığı, son imar durumunun araştırılması ve dava konusu 2098 ada 46 sayılı taşınmazın tüm gitti kayıtlarının getirtilmesi gerektiğini, tapu kaydının beyanlar hanesindeki "amme hizmetine tahsislidir" şerhinin değerlendirilmesi gerektiğini belirtilerek hüküm bozulmuştur. 3. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 13.4.2017 tarihli ve 2016/9843 Esas, 2017/1914 Karar sayılı kararı ile davacı vekili ve davalı ...’nün karar düzeltme talebinin reddine karar verilmiştir. 4. Mahkemenin 30.10.2019 tarihli ve 2017/220 Esas, 2019/687 Karar sayılı kararı ile asıl davada davacının kafeteryalara ilişkin talebinin kabulü ile; davalı Üniversitenin krokide A harfi ile gösterilen kafeterya, B harfi ile gösterilen kafeterya bölümüne müdahalesinin men'ine, krokide gösterilen bu bölümlerdeki yapıların kâl'ine, krokide su deposu olarak gösterilen bölüme, prefabrik derslik olarak gösterilen bölüme ve havalandırma santrali olarak gösterilen bölüme müdahalesinin men'ine ve bu bölümlerdeki yapıların kâl'ine dair hükmün kesinleşmiş olması sebebiyle bu hususta yeniden hüküm tesisine yer olmadığına, davacının, davalı üniversite yönünden taşınmazın diğer bölümlerine yönelik talebinin husumetten reddine dair hükmün kesinleşmiş olması sebebiyle bu hususta yeniden hüküm tesisine yer olmadığına, birleştirilen 2010/355 Esas sayılı davada davanın feragat nedeniyle reddine, birleştirilen 2011/132 Esas sayılı davada, davanın ecrimisil talebine yönelik kısmın feragat nedeniyle reddine, davalı derneğin krokide kulübe olarak gösterilen bölüme ve asıl davada belirtilen yerler dışındaki yerlere müdahalesinin men'ine, kulübe olarak gösterilen yapının kâl'ine dair hükmün kesinleşmiş olması sebebiyle bu hususta yeniden hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiştir. 5. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 6. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 15.9.2020 tarihli ve 2020/769 Esas, 2020/5140 Karar sayılı kararı ile; bozma ilamına uyulmuş ise de, bozma içeriğine uygun hüküm tesis edilmediğini, önceki bozma ilamında imar uygulamasının incelenmesinin gerektiğinden bahsedildiğinden el atmanın önlenmesi ve kâl isteklerinin bozma kapsamı dışında kalarak kesinleştiğini söyleme imkanı olmadığını, imar uygulaması nedeniyle yeni parsellerin oluştuğu ve müdahaleli alanların m²’sinde de değişiklik olduğundan yeniden hüküm tesisine yer olmadığına dair kararın isabetli olmadığı, bozma öncesi dosyaya sunulan bilirkişi raporlarına göre harç ikmal edilmiş ise de dava konusu edilen yerin değerinin keşif tarihine göre belirlendiği, bozma sonrası sunulan raporda ise dava tarihine göre değer tespit edildiğinden bu değerin esas alınması gerektiği, davacı tarafın sair temyiz itirazlarının yerinde görülmediği; birleştirilen 2010/355 Esas sayılı davada davalı ... temyiz itirazlarının yerinde görülmediği, birleştirilen 2011/132 Esas sayılı davada davalı derneğin temyiz itirazlarının incelenmesinde; el atma ve kâl taleplerinin bozma kapsamı dışında kalarak kesinleştiğini söyleme imkanı bulunmadığını, davacı vekilinin 14.5.2019 tarihli duruşmada davalı derneğin, taşınmazda gerçekleştirdiği müdahalesine son vererek taşınmazı terk ettiğini, davanın diğer davalı ...’ne karşı devam ettiğini beyan ettiğine göre, el atmanın önlenmesi ve kâl talepleri yönünden davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiş olmasının doğru olmadığını, yine el atmanın önlenmesi kâl talepleri yönünden bozma sonrası verilen ve dava tarihine göre değer tespiti yapılan bilirkişi raporuna itibar edilerek yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiğini, davalı derneğin sair temyiz itirazlarının reddi gerektiğini belirterek hüküm bozulmuştur. 7. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 17.06.2021 tarihli ve 2021/307 Esas, 2021/5250 Karar sayılı kararı ile davacı vekili ve davalı ...’nün karar düzeltme talebinin reddine karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda belirtilen esas ve karar sayılı kararı ile; dava konusu 2098 ada 46 No.lu parsel 84328 No.lu planla 63934 ada 1 ve 2 No.lu parsel olduğu, ... Mahallesi 7286 ada 5 No.lu parselin 5/650 ek planla 7286 ada 8 parsel olduğu, ... mahallesi 7287 ada 2 parselin 5/650 ek planla 7287 ada 7 parsel olduğu, ... Mahallesi 7287 ada 5 parsel 5/650 ek planla 7287 ada 6 parsel olduğu, celp edilen tapu kaydına göre de 63934 ada 1 ve 2 No.lu parselin tamamının davacıya ait olduğu, imar uygulamasına yapılan itirazlar sonucu idare mahkemesince iptal kararı verildiğinden plansız konuma düştüğü ve tapu kaydında bulunan "amme hizmeti” şerhinin terkin edildiği, alınan bilirkişi raporlarına göre davalı üniversitenin davacıya ait parselde krokide A harfi ile gösterilen kafeterya, B harfi ile gösterilen kafeterya bölümüne, C harfi ile gösterilen su deposuna, D harfi ile gösterilen prefabrik dersliğe, E harfi ile gösterilen havalandırma santraline müdahalesinin devam ettiği, birleştirilen 2010/355 Esas sayılı dosyada davacı vekili 18.12.2018 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiği, birleştirilen 2011/132 Esas sayılı dosyada, davacı vekili 18.12.2018 tarihli dilekçesinde ecrimisil yönünden davadan feragat ettiği, ancak feragatin sebebi davalının ecrimisil bedelini ödemesi olduğundan davalılar lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceği, davacı vekili 14.05.2019 tarihli duruşmada davalı derneğin taşınmazı terk ettiğini beyan ettiği gerekçesiyle, asıl davada davalı üniversitenin 63934 ada 1 parselde bulunan ve krokide A harfi ile gösterilen kafeterya, B harfi ile gösterilen kafeterya, C harfi ile gösterilen su deposu, D harfi ile gösterilen prefabrik derslik ve E harfi ile gösterilen havalandırma santraline vaki müdahalesinin men'ine, krokide gösterilen bu bölümlerdeki yapıların kâl'ine, davacının, davalı Üniversite yönünden taşınmazın diğer bölümlerine yönelik talebinin husumetten reddine, birleştirilen 2010/355 Esas sayılı dosyada davanın feragat nedeniyle reddine, birleştirilen 2011/132 Esas sayılı dosyasında, davanın ecrimisil yönünden feragat nedeniyle reddine, davalı derneğe yönelik olarak açılan müdahalenin men'i ve kâl talebinin konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde duruşmalı olarak davalı Dernek vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1. Davalı Dernek vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın tarafları arasındaki sulh protokolü dikkate alınmadan hüküm kurulmasının yanlış olduğunu, mahkemece tutanağa geçirilerek sulh protokolü hükümlerine göre yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılması gerektiğini, dava feragat ve davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği için nispi değil maktu harca hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek hükmün bozulmasını istemiştir. 2. Davalı Üniversite vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporlarında kafeteryanın bütününün yıkımdan etkileneceği ve fahiş zarar doğacağı belirtilmesine rağmen kâl kararı verildiğini, parsel sınırları sürekli değiştiğinden müvekkil kurumun kötüniyetli olmadığını, yıkımına karar verilen yapı değerlerinin yanlış belirlendiğini, mahkemece eksik incelemeyle karar verildiğini ileri sürerek hükmün bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi ve kâl, birleştirilen davalar ecrimisil, el atmanın önlenmesi ve kâl talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 314 ve 315 inci maddeleri. 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Mülkiyet İlişkisi” başlıklı 722 nci maddesi, “İyiniyetli olmayan zilyet bakımından” başlıklı 995 inci maddesi. 3. 492 sayılı Harçlar Kanunu. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Üniversite vekilinin tüm, davalı Dernek vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davalı Dernek vekilinin harç ve vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (I) sayılı tarifenin yargı harçları başlığını taşıyan bölümünün karar ve ilam harcı baslıklı III. kısmının 1. fıkrasında, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden tarifede gösterilen oranda nispi karar ve ilam harcı; 2-a fıkrasında ise, 1. fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlar ve davanın reddi kararlarında maktu karar ve ilam harcı alınacağı hükme bağlanmıştır. Bu durumda; konusu belli bir değerle ilgili bulunan davada esas hakkında karar verilmesi halinde nispi harç alınacağı, usule ilişkin nihai kararlarla, davanın konusuz kalması halinde verilecek kararlarda maktu harç alınacağı kuşkusuzdur. Somut olayda, davacı dava tarihi itibariyle davasında haklıdır. Her ne kadar açılırken dava nispi harca tabi ise de, yargılama sırasında konusuz kaldığından, davalı aleyhine maktu karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerekmekte olup, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde nispi karar ve ilam harcına hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Ayrıca davalı dernek ile davacı arasında 29.03.2018 tarihli sulh protokolü imzalanmıştır. 6100 sayılı Kanunun 314 ve 315 inci maddesi gereğince, vekalet ücretine ilişkin taraflar arasındaki sulh protokolü doğrultusunda karar verilmesi gerekir. VI. KARAR 1. Yukarıda V-C-3-1 paragrafında açıklanan sebeplerle davalı Üniversite vekilinin tüm, davalı Dernek vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Yukarıda V-C-3-2 paragrafında açıklanan sebeplerle temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 17.100 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalı Üniversite’den alınarak davacıya verilmesine, 17.100 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Dernek’e verilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
6. Hukuk Dairesi, 2022/5111 E., 2023/148 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
maddesi, 6100 sayılı HMK 313, 314, 315. maddeleri
6. Hukuk Dairesi         2022/5111 E.  ,  2023/148 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi HÜKÜM/KARAR : Red Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen asıl ve birleşen kayıt kabul davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararı hakkında gönderme kararı verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince gönderme kararına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından ek karar yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl ve birleşen 2012/493 E. davada davacılar vekili, müvekkillerinin davalı müflisten 2.311.862,76 TL alacaklı olduklarını, alacak kayıt talebinde bulunduklarını ileri sürerek, 2.311.862,76 TL’nin alacağın davalı müflisin iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmesini, birleşen 2012/493 E. sayılı davada, iflas idaresinin alacak kayıt talebinin reddine asıl davadan sonra karar verdiğini, hak kaydı olmaması için kayıt kabul talebinde bulunduklarını ileri sürerek, 2.311.862,76 TL’nin alacağın davalı müflisin iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Asıl ve birleşen davada davalı vekili, davacının alacağının bulunmadığını, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerinin geçtiğini, alacaklı olduğuna dair belge ve bilgi sunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 11.11.2015 tarihli ve 2011/924 Esas, 2015/927 Karar sayılı kararıyla, taraflar arasındaki ilişkinin açık olmadığı, davalı müflisin defterlerinde davacı tarafa borçlu olduğuna dair herhangi bir kayıt bulunmadığı, davacı tarafın sunduğu belgelerin alacağın masaya kaydı için yeterli ve somut belgeler olarak görülmediği gerekçesiyle, asıl davanın reddine, birleşen davanın HMK’nın 114/1.ı, 115 maddeleri uyarınca derdestlik dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkeme kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davalarda davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Gerekçeleri Davacı vekili, alacağın resmi belgelerle sabit olduğunu, kararın gerekçe bölümü ile hüküm bölümü arasında çelişki olduğunu, bilirkişi raporları arasında çelişkilerin bulunduğunu belirterek mahkeme kararının bozularak iadesi talebiyle temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gönderme Kararı Dairemizin 13.10.2021 tarih ve 2021/757 Esas, 2021/821 Karar sayılı kararıyla, 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun’un 29’uncu maddesi ile HMK’nın 310'uncu maddesine eklenen 3'üncü fıkraya göre, ‘‘Feragat veya kabul, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat veya kabul hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir'' hükmünü içerdiği gerekçesiyle, davalı ... idare memurunun davayı kabul iradesi doğrultusunda gerekli araştırma yapılarak ek karar verilebilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. V. İLK DERECE MAHKEMESİ EK KARARI İlk Derece Mahkemesi 16.09.2022 tarihli ek kararında, iflas idare memurunun iflas masasını münferiden temsile yetkili olduğu ve 26.07.2019 tarihinde yapılan alacaklılar toplantısında da kendisine bu konuda ayrıca yetki verildiği, iflas idare memurunun kabul beyanının geçerli ve usulüne uygun olduğu gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kabulü ile, 2.311.862,76 TL alacağının iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkeme ek kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Nedenleri Davalı vekili, davalı ... ile davacı arasındaki, masanın 28,29,70,71,73 sırasına kaydı talep edilen alacaklarla ilgili ihtilafların sulhen çözümü amacıyla İstanbul Tuzla ilçesi 8384 ada 3 parsel, Pendik ilçesi 2334 ada 89 parsel ile Tuzla ilçesi 1029 parselin 1/2’sinin davacıya devredildiğini, taraflar arasındaki uyuşmazlığın sulhen çözüldüğünden davacının davadan feragat etmesi gerektiğinden mahkeme kararının bozularak iadesi talebiyle temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe C.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, 2004 sayılı İİK’nun 235.maddesi uyarınca açılmış kayıt kabul davasıdır. C.2. İlgili Hukuk 2004 sayılı İİK’nın 235. maddesi, 6100 sayılı HMK 313, 314, 315. maddeleri C.3. Değerlendirme Yargılamanın devamı sırasında tarafların sulh olması HMK 313 ve devamı maddelerine göre mümkündür. Davalı tarafından tarafların dava konusunda sulh sözleşmesi yaptığı ve sulh gereğince edimlerin yerine getirildiğini iddia etmiş ancak bu konuda araştırma yapılmadan dava sonuçlandırılmıştır. Bu durumda mahkemece davalının iddia ettiği sulh sözleşmesi ve bu sözleşme uyarınca edimlerin yerine getirilip getirilmediği hususları araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 19.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Usul Hukuku

Sulh sözleşmesi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

A) Sulh, mahkeme huzurunda yapılan bir sözleşmedir.
B) Dava konusunun dışında kalan hususlar sulhun kapsamına dahil edilemez.
C) Sulh, şarta bağlı olarak da yapılabilir.
D) Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi sonuç doğurur.
E) Taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse mahkeme sulh sözleşmesine göre karar verir.

Bu maddeyle ilgili 3 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol