Hukuk Muhakemeleri Kanunu 361. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 361- (1) Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinden verilen temyizi kabil nihai kararlar ile hakem kararlarının iptali talebi üzerine verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir.[55]
(2) Davada haklı çıkmış olan taraf da hukuki yararı bulunmak şartıyla temyiz yoluna başvurabilir.
Temyiz edilemeyen kararlar[56]
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
147 karar eşleşti
10. Hukuk Dairesi, 2023/5791 E., 2024/8885 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
Öte yandan HMK'nın 361/2 nci maddesi kapsamında "Davada haklı çıkmış olan taraf da hukuki yararı bulunmak şartıyla temyiz yoluna başvurabilir." düzenlemesi yer almaktadır.
10. Hukuk Dairesi 2023/5791 E. , 2024/8885 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2014 E., 2023/381 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Nallıhan Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2021/30 E., 2022/174 K.
Taraflar arasında meslek hastalığından tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı ve davalı taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine ilk incelemede noksan tespit edilen hususların ikmali için dosya mahaline geri çevrilmiş, geri çevirme sonrası dosya dairemize gelmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... davalı şirketin Nallıhan işyeri linyit kömürü yeraltı maden ocağında çalışmakta iken 13.11.2020 tarihinde meslek hastalığına yakalandığını, söz konusu meslek hastalığı sonucu çalışma gücünün büyük bir kısmını yitirdiğini, davacının meslek hastalığına yakalanmasında kendisine atfı kabil kusur ve ihmali mevcut olmadığını, davacı meslek hastalığına maruz kalmakla çalışma gücünü kaybettiğini, bugüne kadar olduğu gibi geleceğe yönelik olarak da zararlara uğradığını, zararların tazmini amacıyla dava açma zorunluluğu doğduğunu, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla 1,00 TL maddi tazminatın meslek hastalığının tespiti tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, yargılamanın devamında maddi tazminat istemini 322.712,50 TL'ye artırmış, ek dava mahiyetinde başvurma harcı yatırmak suretiyle manevi tazminat olarak 30.000 TL'nin tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekilinin davaya süresi içerisinde cevap vermediği anlaşılmıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası yazılı kararında özetle; davacının davalı iş yerinde çalışmakta iken 2005-2020 yılları arasında 14 yılı geçkin sürede Çayırhan-Nallıhan/Ankara ilçesinde faaliyet gösteren ... Termik Elektrik Sanayi ve Ticaret A.Ş.'de çalışırken, maden ocağı makine bakım ve tamircisi ...'un 30.06.2020 tarihinde işten ayrıldıktan sonra 13.11.2020 tarihinde t/q 2/2 düzeyinde opasite pnömokonyoz meslek hastalığına yakalanma tanısının konulduğu meslek hastalığı neticesinde Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi Sağlık Kurulunun 13.11.2020 tarih ve Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 23.06.2021 tarih raporda davacının maluliyet oranının %20 olduğu tespit edilmiş olup, maluliyete taraf vekilleri tarafından süresi içinde itiraz edilmediğinden Yüksek Sağlık Kurulu tarafından belirlenen %20 maluliyetin dosyamız açısından kesinleştiği, Mahkememizce aldırılan 03.11.2021 tarihli kusur raporu ile raporların denetlenebilir nitelikte olması ve usul ve yasaya uygun şekilde düzenlenmesi neticesinde Mahkememizce itibar edilmiş olup, 506 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin B bendi ile 5510 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinde yapılmış olan tanımlara uygun bir meslek hastalığı olduğu, hesaplamaların “32 Yıl Formülü” kullanılarak yapıldığı, davacı ...'un Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranının(MKGKO) %20 olduğu, yapılan hesaplamalarla, meslek hastalığı olayında; %3,93 oranında “Kaçınılmaz Maluliyet” bulunduğu, ...'un meslek hastalığına yakalanmasında, işyerinde tozumayı önleyecek yeterli önlemleri almaması nedeni ve işçileri denetlemedeki zafiyetleri sebepleri ile işveren davalı ... Enerji Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin %80,35 oranında sorumlu-kusurunun olduğu; meslek hastalığın husule gelmesi olayında; %19,65 oranında “Kaçınılmazlık” bulunduğu, Meslek hastalığının husule gelmesinde ...'un KKD Malzemesi Toz Maskesini kullanmaktan başka alabileceği başkaca bir önlemin olmadığından, işçinin KKD Malzemesini kullanırken denetleme görevinin de işveren/işveren yetkililerinin görevi olduğundan, Meslek Hastalığına yakalanmasında ...'un kusurunun bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacının meslek hastalığı neticesinde %20 meslekte kazanma gücü kaybına uğradığı ve bunun meydana gelmesinde davalının yukarıda hesaplanan oranda kusurlu olduğu anlaşılmış olup, 14.02.2022 tarihli hesap raporunun denetlenebilir nitelikte olduğu, "32 yıl formülü" ile rücu edilebilir miktarın hesaplanarak davacının karşılanmayan zararının belirlendiği, sürekli işgöremezlik zararı bakımından bilinen kazanç dönemi pasif dönem öncesi iskontolu dönem geliri, iskontolu emeklilik dönemi, maluliyete karşılık gelir ile davacının toplam zararının 322.712,50 TL olduğu anlaşılmış olup, usul ve yasaya uygun rapora itibar edilerek belirtilen miktarın davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. Gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak davacının manevi tatmin duygusu yanında belirlenen miktarın caydırıcılık uyandırma oranı (HGK 23.6.2004, 13/291-370) gözönüne alınarak, davacının raporlu kaldığı süre de değerlendirilerek davacı lehine 30.000,00TL manevi tazminat belirlenmesine karar verilerek aşağıda ki şekilde hüküm tesis edilmiştir." gerekçeleriyle "Davanın tam kabulü ile 322.712,50 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminatın meslek hastalığını tespit tarihi olan 13.11.2020 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir."
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kusur oranına itiraz ettiklerini, maddi tazminat hesabı için alınan veri ve donelerin hatalı olduğunu, maddi tazminatın hatalı hesaplandığını, hükmedilen 30.000,00 TL manevi tazminatın da oldukça düşük miktarda olduğunu ileri sürmüştür.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;müvekkili şirkete %100 kusur izafe edilmesinin ve bu kusur oranına dayanarak hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, davacının sigara kullanımının dikkate aşlınmadığını, davacının dava ile talep etmediği manevi tazminatı ıslah yoluyla talep edemeyeceğini, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerine meslek hastalığının tespiti tarihinden faiz işletilmesine karar verilmesinin de hatalı olduğunu savunarak İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "Taraflar arasında meslek hastalığına yakalanan davacının maddi ve manevi zararlarından sorumluluk, kusur oranı ile manevi tazminat konularında uyuşmazlık bulunmaktadır. Davalıya ait Yeraltı Linyit Kömür İşletmesinde 2005- 2020 yılları arasında 14 yılı geçkin çalışan maden ocağı makine bakım ve tamircisi davacının 30.06.2020 tarihinde işten ayrıldıktan sonra 13.11.2020 tarihinde t/q 2/2 düzeyinde opasite pnömokonyoz meslek hastalığına yakalanma tanısının konulduğu, SGK raporunda işverene atfedilen kusur oranın %100 olduğu, dosya kapsamında aldırılan üçlü bilirkişi raporunda ise davalının %80,35 oranında kusurunun olduğu, meslek hastalığının oluşması olayında %19,65 oranında “Kaçınılmazlık” bulunduğu, davacının kusurunun bulunmadığının tespit edildiği görülmektedir. Yargıtayın yerleşik içtihatları doğrultusunda dava dilekçesinde talep konusu yapılmayan bir alacağın, dava konusu alacaklarla aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğmak şartıyla, ayrıca bu alacağa ilişkin peşin harç yatırılmak kaydıyla kısmi ıslahla talep edilebileceği, bu nedenle dava dilekçesinde talep edilmeyen manevi tazminatın ıslah ile talep edilip mahkemece hüküm altına alınmasında ve faiz başlangıç tarihinde talebe ve usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, hüküm altına alınan 30.000,00 TL manevi tazminat miktarının somut olaya uygun olduğu, olayın meydana geliş şekli, kusur oranları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alındığında yapılan hesaplamalarda hata bulunmadığı anlaşılmış, taraflar vekillerinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir." gerekçeleriyle "İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan taraflar vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine" dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; olayın meydana gelmesinde müvekkilinin hiç kusuru olmadığını, maddi tazminat hesabındaki verilerin hatalı olduğunu, manevi tazminatın az olduğunu, asgari ücrette gelir artışlarına karşı fazlaya ilişkin talep hakkının saklı tutulmamasının hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 17.03.2023 tarihinde yayınlanan Ticaret Sicil Gazetesi'nde görüldüğü üzere müvekkil şirket ... Enerji Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş; 0721004960100011 mersis adresli ... ile birleşmiştir. TTK hükümleri gereği Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanan işbu devir-birleşme işlemi nedeniyle davalı sıfatımız ... Holding A.Ş. olarak güncellendiğini, kapalı madencilik yöntemi benimsendiğinden 32 yıl formülünün uygulanmaması gerektiğini, davacının yer üstünde nezaretçi olarak çalışması nedeniyle toza maruz kalmadığını, ilk derece mahkemesi tarafından aldırılan ve hükme esas teşkil eden 03.11.2021 tarihli kusur bilirkişi raporunda müvekkil şirkete %80,35 oranında kusur atfedilmiş olup söz konusu rapor 3 maden mühendisinden oluşan kurul tarafından hazırlandığını, takdir edileceği üzere maden mühendislerinden oluşan kurulun meslek hastalığı konusunda uzmanlığı olmasından söz edilemeyeceğini, meslek hastalığı uzman hekim bilirkişinin de bulunması gerektiğini, SGK müfettiş raporunda vermiş olduğu ifadesinde yer altı işçilerinin kullandığı mavi-beyaz bez maskeleri kullandığını ancak ufak tefek işler esnasında maske kullanmadığını, meslek hastalığına yakalanmadan önceki dönemde günde yaklaşık 5-6 adet sigara içtiğini ifade ettiğini, oysaki davacıya işe başlama eğitimi kapsamında iş güvenliği kuralları anlatıldığını, kullanacağı koruyucu malzemelerin teslim edildiğini ve bu koruyucuları nasıl ve ne zaman kullanacağı ile ilgili talimatlar tebliğ edildiğini, raporlara itirazların karşılanmadığını beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, meslek hastalığından iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemlerine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
2. İlgili Hukuk
"Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleridir. "Dava yığılması (objektif dava birleşmesi)" açısından aynı Kanun'un 110 uncu maddesidir. "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan kanun hükümleri gözetildiğinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 ve 114 üncü maddesi delaletiyle 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55 ve 56 ncı maddeleridir. "Olayın meslek hastalığı olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleridir. "İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler" açısında işyerinin nitelik ve kapsamına göre 6331 sayılı Kanun'un maddeleridir.
3. Değerlendirme
A) Davacı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
3. Öte yandan HMK'nın 361/2 nci maddesi kapsamında "Davada haklı çıkmış olan taraf da hukuki yararı bulunmak şartıyla temyiz yoluna başvurabilir." düzenlemesi yer almaktadır.
4. Davacı vekilinin ıslah dilekçesiyle Dairemiz içtihatlarında da kabul edildiği üzere başvurma harcını yatırmak suretiyle 30.000 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince bu istemin tam kabulüne karar verildiği, kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 02.03.2023 tarihli kararıyla istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği davacının reddolan manevi istemi olmadığı gibi HMK 361/2 nci maddesi kapsamında da dayanak gerekçe de dikkate alındığında hukuki yararı olmadığından temyiz isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davacı ve davalı vekillerinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle; olayın meslek hastalığı olarak tespitinin, hükme esas alınan kusur oran ve aidiyetleri ile hesap raporundaki tespitlerin Dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına, davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak kapsamında asgari ücret değişikliklerinin rapora yansıtılmamasının yerinde olması ile temyiz kapsam ve nedenlerine göre Bölge Adliye Mahkemesinin anılan hükmünün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının hukuki yarar yokluğundan REDDİNE,
2. Davacı ve davalı vekillerinin maddi tazminata yönelik tüm temyiz itirazlarının temyiz kapsam ve nedenleri gözetilerek reddiyle iş bu hükme ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
3. Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin ilgililerden alınmasına,
4. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
8. Hukuk Dairesi, 2021/10393 E., 2022/2908 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş, davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmakla, aynı Dairenin 14.05.2019 tarihli ek kararıyla, davacı vekilinin temyiz dilekçesi, HMK'nin 361 ve 362. maddeleri gereğince reddedilmiş ve ...
8. Hukuk Dairesi 2021/10393 E. , 2022/2908 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz
MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında ... Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İlk Derece Mahkemesi tarafından ek kararla, davanın değeri itibariyle kararın kesin olduğu gerekçesiyle istinaf isteminin reddine karar verilmiş, bu ek kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş, davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmakla, aynı Dairenin 14.05.2019 tarihli ek kararıyla, davacı vekilinin temyiz dilekçesi, HMK'nin 361 ve 362. maddeleri gereğince reddedilmiş ve ... bu ek karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, ... İli ... İlçesi ... Beldesi/Yukarı Köyü çalışma alanında bulunan 574 ada 69 parsel sayılı 1.626,37 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla vasfıyla ... adına komisyon kararıyla tespit edilmiştir.
Davacı Hazine vekili, çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğuna dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, çekişmeli taşınmazın kadastro komisyon tutanağındaki gibi tesciline karar verilmiş; hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İlk Derece Mahkemesi tarafından ek kararla, davanın değeri itibariyle kararın kesin olduğu gerekçesiyle istinaf isteminin reddine karar verilmiş, bu ek kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş, davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmakla, aynı Dairenin 14.05.2019 tarihli ek kararıyla, davacı vekilinin temyiz dilekçesi, HMK'nin 361 ve 362. maddeleri gereğince reddedilmiş ve ... bu ek ve esas karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Anayasa'nın 36. maddesinin 1. fıkrası uyarınca herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur. ... İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde de herkesin kişisel hak ve yükümlülükleriyle ilgili her türlü iddiasını mahkeme önüne getirme hakkı güvence altına alınmıştır. Buna göre, mahkeme kararlarına karşı kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı, adil yargılanma hakkı kapsamındadır.
28.07.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 22.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanun’un 53.maddesi ile 3402 sayılı Kanun’a eklenen Ek 6. maddesi ile "Kadastro Mahkemesinin veya otuz günlük askı ilan süresinden sonra, kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan davalarda genel mahkemelerin verdiği kararlar ile orman kadastrosuna ilişkin davalarda bu mahkemelerce verilen kararlara karşı, miktar ve değere bakılmaksızın 12.1.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'u hükümlerine göre istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulabilir." hükmü getirilmiştir. Hükmün gerekçesinde belirtildiği üzere, bu madde ile söz konusu davaların miktar veya değerine göre istinaf veya temyiz yoluna tabi olup olmadığıyla ilgili uygulamada oluşan tereddütlerin giderilmesi amaçlanmıştır.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Yukarıda açıklandığı üzere Anayasa ve ... İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme kararlarına karşı kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı, hukuk güvenliği ile hukuki belirlilik ilkesi, 28.07.2020 tarihli ve Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 22.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanun’un 53.maddesi ile 3402 sayılı Kanun’a eklenen Ek 6. maddesi karşısında, tereddüte yol açan usul kurallarının hakkaniyete halel getirecek kadar aşırı şekilci olarak uygulanmaması ve adalet duygusunun rencide edilmemesi gerektiği de gözetildiğinde, ... Kadastro Mahkemesinin 26.01.2018 tarihli kararına karşı istinaf yoluna başvurulabileceği kabul edilmelidir. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesinin İlk Derece Mahkemesinin istinaf isteminin reddine ilişkin kararının yerinde olduğuna ilişkin değerlendirmesi ve temyiz isteminin miktar itibariyle reddine ilişkin 14.05.2019 tarihli ek kararı doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacı Hazine vekilinin, Bölge Adliye Mahkemesinin 14.05.2019 tarihli ek kararına yönelik temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan gerekçeyle kabulüyle temyiz isteminin reddine dair 14.05.2019 tarihli ek kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesinin istinaf isteminin reddine ilişkin 05.03.2018 tarihli ek kararının kaldırılması suretiyle esastan istinaf incelemesi yapılmak üzere HMK’nin 371. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesinin 13.02.2019 tarihli kararının BOZULMASINA, dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere kararı veren ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 28.03.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi
8. Hukuk Dairesi, 2021/10392 E., 2022/2906 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş, davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmakla, aynı Dairenin 14.05.2019 tarihli ek kararıyla davacı vekilinin temyiz dilekçesi, HMK'nin 361 ve 362. maddeleri gereğince reddedilmiş ve ...
8. Hukuk Dairesi 2021/10392 E. , 2022/2906 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz
MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında ... Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İlk Derece Mahkemesi tarafından ek kararla, davanın değeri itibariyle kararın kesin olduğu gerekçesiyle istinaf isteminin reddine karar verilmiş, bu ek kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş, davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmakla, aynı Dairenin 14.05.2019 tarihli ek kararıyla davacı vekilinin temyiz dilekçesi, HMK'nin 361 ve 362. maddeleri gereğince reddedilmiş ve ... bu ek karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, ... İli ... İlçesi ... Beldesi/... Köyü çalışma alanında bulunan 340 ada 14 parsel sayılı 131,98 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla vasfıyla ... adına komisyon kararıyla tespit edilmiştir.
Davacı Hazine vekili, çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğuna dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, çekişmeli taşınmazın kadastro komisyon tutanağındaki gibi tesciline karar verilmiş; hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İlk Derece Mahkemesi tarafından ek kararla, davanın değeri itibariyle kararın kesin olduğu gerekçesiyle istinaf isteminin reddine karar verilmiş, bu ek kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş, davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmakla, aynı Dairenin 14.05.2019 tarihli ek kararıyla, davacı vekilinin temyiz dilekçesi, HMK'nin 361 ve 362. maddeleri gereğince reddedilmiş ve ... bu ek ve esas karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Anayasa'nın 36. maddesinin 1. fıkrası uyarınca herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde de herkesin kişisel hak ve yükümlülükleriyle ilgili her türlü iddiasını mahkeme önüne getirme hakkı güvence altına alınmıştır. Buna göre, mahkeme kararlarına karşı kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı, adil yargılanma hakkı kapsamındadır.
28.07.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 22.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanun’un 53.maddesi ile 3402 sayılı Kanun’a eklenen Ek 6. maddesi ile "Kadastro Mahkemesinin veya otuz günlük askı ilan süresinden sonra, kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan davalarda genel mahkemelerin verdiği kararlar ile orman kadastrosuna ilişkin davalarda bu mahkemelerce verilen kararlara karşı, miktar ve değere bakılmaksızın 12.1.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'u hükümlerine göre istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulabilir." hükmü getirilmiştir. Hükmün gerekçesinde belirtildiği üzere, bu madde ile söz konusu davaların miktar veya değerine göre istinaf veya temyiz yoluna tabi olup olmadığıyla ilgili uygulamada oluşan tereddütlerin giderilmesi amaçlanmıştır.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Yukarıda açıklandığı üzere Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme kararlarına karşı kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı, hukuk güvenliği ile hukuki belirlilik ilkesi, 28.07.2020 tarihli ve Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 22.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanun’un 53.maddesi ile 3402 sayılı Kanun’a eklenen Ek 6. maddesi karşısında, tereddüte yol açan usul kurallarının hakkaniyete halel getirecek kadar aşırı şekilci olarak uygulanmaması ve adalet duygusunun rencide edilmemesi gerektiği de gözetildiğinde, ... Kadastro Mahkemesinin 02.01.2018 tarihli kararına karşı istinaf yoluna başvurulabileceği kabul edilmelidir. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesinin İlk Derece Mahkemesinin istinaf isteminin reddine ilişkin kararının yerinde olduğuna ilişkin değerlendirmesi ve temyiz isteminin miktar itibariyle reddine ilişkin 14.05.2019 tarihli ek kararı doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacı Hazine vekilinin, Bölge Adliye Mahkemesinin 14.05.2019 tarihli ek kararına yönelik temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan gerekçeyle kabulüyle temyiz isteminin reddine dair 14.05.2019 tarihli ek kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesinin istinaf isteminin reddine ilişkin 06.03.2018 tarihli ek kararının kaldırılması suretiyle esastan istinaf incelemesi yapılmak üzere HMK’nin 371. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesinin 14.02.2019 tarihli kararının BOZULMASINA, dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere kararı veren ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 28.03.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
8. Hukuk Dairesi, 2021/10395 E., 2022/2909 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş, davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmakla, aynı Dairenin 14.05.2019 tarihli ek kararıyla, davacı vekilinin temyiz dilekçesi, HMK'nin 361 ve 362. maddeleri gereğince reddedilmiş ve ...
8. Hukuk Dairesi 2021/10395 E. , 2022/2909 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz..İLK DERECE
MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında ... Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İlk Derece Mahkemesi tarafından ek kararla, davanın değeri itibariyle kararın kesin olduğu gerekçesiyle istinaf isteminin reddine karar verilmiş, bu ek kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş, davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmakla, aynı Dairenin 14.05.2019 tarihli ek kararıyla, davacı vekilinin temyiz dilekçesi, HMK'nin 361 ve 362. maddeleri gereğince reddedilmiş ve ... bu ek karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında ... İli ... İlçesi ... Beldesi/... Köyü çalışma alanında bulunan 574 ada 19 parsel sayılı 364,87 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz irsen intikal, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla vasfıyla ... adına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine vekili, çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğuna dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, çekişmeli taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İlk Derece Mahkemesi tarafından ek kararla, davanın değeri itibariyle kararın kesin olduğu gerekçesiyle istinaf isteminin reddine karar verilmiş, bu ek kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş, davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmakla, aynı Dairenin 14.05.2019 tarihli ek kararıyla, davacı vekilinin temyiz dilekçesi, HMK'nin 361 ve 362. maddeleri gereğince reddedilmiş ve ... bu ek ve esas karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Anayasa'nın 36. maddesinin 1. fıkrası uyarınca herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur. ... İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde de herkesin kişisel hak ve yükümlülükleriyle ilgili her türlü iddiasını mahkeme önüne getirme hakkı güvence altına alınmıştır. Buna göre, mahkeme kararlarına karşı kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı, adil yargılanma hakkı kapsamındadır.
28.07.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 22.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanun’un 53.maddesi ile 3402 sayılı Kanun’a eklenen Ek 6. maddesi ile "Kadastro Mahkemesinin veya otuz günlük askı ilan süresinden sonra, kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan davalarda genel mahkemelerin verdiği kararlar ile orman kadastrosuna ilişkin davalarda bu mahkemelerce verilen kararlara karşı, miktar ve değere bakılmaksızın 12.1.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'u hükümlerine göre istinaf veya temyiz Kanun yoluna başvurulabilir." hükmü getirilmiştir. Hükmün gerekçesinde belirtildiği üzere, bu madde ile söz konusu davaların miktar veya değerine göre istinaf veya temyiz yoluna tabi olup olmadığıyla ilgili uygulamada oluşan tereddütlerin giderilmesi amaçlanmıştır.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Yukarıda açıklandığı üzere Anayasa ve ... İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme kararlarına karşı Kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı, hukuk güvenliği ile hukuki belirlilik ilkesi, 28.07.2020 tarihli ve Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 22.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanun’un 53.maddesi ile 3402 sayılı Kanun’a eklenen Ek 6. maddesi karşısında, tereddüte yol açan usul kurallarının hakkaniyete halel getirecek kadar aşırı şekilci olarak uygulanmaması ve adalet duygusunun rencide edilmemesi gerektiği de gözetildiğinde, ... Kadastro Mahkemesinin 30.01.2018 tarihli kararına karşı istinaf yoluna başvurulabileceği kabul edilmelidir. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesinin İlk Derece Mahkemesinin istinaf isteminin reddine ilişkin kararının yerinde olduğuna ilişkin değerlendirmesi ve temyiz isteminin miktar itibariyle reddine ilişkin 14.05.2019 tarihli ek kararı doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacı Hazine vekilinin, Bölge Adliye Mahkemesinin 14.05.2019 tarihli ek kararına yönelik temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan gerekçeyle kabulüyle temyiz isteminin reddine dair 14.05.2019 tarihli ek kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesinin istinaf isteminin reddine ilişkin 03.05.2018 tarihli ek kararının kaldırılması suretiyle esastan istinaf incelemesi yapılmak üzere HMK’nin 371. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesinin 13.02.2019 tarihli kararının BOZULMASINA, dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere kararı veren ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesine gönderilmesine 28.03.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
8. Hukuk Dairesi, 2021/10360 E., 2022/2907 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş, davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmakla, aynı Dairenin 28.05.2019 tarihli ek kararıyla, davacı vekilinin temyiz dilekçesi, HMK'nin 361 ve 362. maddeleri gereğince reddedilmiş ve ...
8. Hukuk Dairesi 2021/10360 E. , 2022/2907 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz
MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında, ... Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İlk Derece Mahkemesi tarafından ek kararla, davanın değeri itibariyle kararın kesin olduğu gerekçesiyle istinaf isteminin reddine karar verilmiş, bu ek kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş, davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmakla, aynı Dairenin 28.05.2019 tarihli ek kararıyla, davacı vekilinin temyiz dilekçesi, HMK'nin 361 ve 362. maddeleri gereğince reddedilmiş ve ... bu ek karar, davacı vekili tarafından edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında ... İli ... İlçesi ... Beldesi/Hürmüzlü Köyü çalışma alanında bulunan 368 ada 10 parsel sayılı 100,34 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle bahçe vasfıyla ... adına tespit edilmiştir.
İtirazı Kadastro Komisyonunda reddedilen davacı Hazine vekili, çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğuna dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne, çekişmeli taşınmazın tespitinin iptaline, ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit ve tapuya kayıt ve tesciline, taşınmazın beyanlar hanesine ...’un kullanımındadır ifadesinin yazılmasına karar verilmiş; hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İlk Derece Mahkemesi tarafından ek kararla, davanın değeri itibariyle kararın kesin olduğu gerekçesiyle istinaf isteminin reddine karar verilmiş, bu ek kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş, davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmakla, aynı Dairenin 28.05.2019 tarihli ek kararıyla, davacı vekilinin temyiz dilekçesi, HMK'nin 361 ve 362. maddeleri gereğince reddedilmiş ve ... bu ek ve esas karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Anayasa'nın 36. maddesinin 1. fıkrası uyarınca herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur. ... İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde de herkesin kişisel hak ve yükümlülükleriyle ilgili her türlü iddiasını mahkeme önüne getirme hakkı güvence altına alınmıştır. Buna göre, mahkeme kararlarına karşı kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı, adil yargılanma hakkı kapsamındadır.
28.07.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 22.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanun’un 53.maddesi ile 3402 sayılı Kanun’a eklenen Ek 6. maddesi ile "Kadastro Mahkemesinin veya otuz günlük askı ilan süresinden sonra, kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan davalarda genel mahkemelerin verdiği kararlar ile orman kadastrosuna ilişkin davalarda bu mahkemelerce verilen kararlara karşı, miktar ve değere bakılmaksızın 12.1.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'u hükümlerine göre istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulabilir." hükmü getirilmiştir. Hükmün gerekçesinde belirtildiği üzere, bu madde ile söz konusu davaların miktar veya değerine göre istinaf veya temyiz yoluna tabi olup olmadığıyla ilgili uygulamada oluşan tereddütlerin giderilmesi amaçlanmıştır.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Yukarıda açıklandığı üzere Anayasa ve ... İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme kararlarına karşı kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı, hukuk güvenliği ile hukuki belirlilik ilkesi, 28.07.2020 tarihli ve Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 22.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanun’un 53.maddesi ile 3402 sayılı Kanun’a eklenen Ek 6. maddesi karşısında, tereddüte yol açan usul kurallarının hakkaniyete halel getirecek kadar aşırı şekilci olarak uygulanmaması ve adalet duygusunun rencide edilmemesi gerektiği de gözetildiğinde, ... Kadastro Mahkemesinin 30.01.2018 tarihli kararına karşı istinaf yoluna başvurulabileceği kabul edilmelidir. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesinin İlk Derece Mahkemesinin istinaf isteminin reddine ilişkin kararının yerinde olduğuna ilişkin değerlendirmesi ve temyiz isteminin miktar itibariyle reddine ilişkin 28.05.2019 tarihli ek kararı doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacı Hazine vekilinin, Bölge Adliye Mahkemesinin 28.05.2019 tarihli ek kararına yönelik temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan gerekçeyle kabulüyle temyiz isteminin reddine dair 28.05.2019 tarihli ek kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesinin istinaf isteminin reddine ilişkin 24.04.2018 tarihli ek kararının kaldırılması suretiyle esastan istinaf incelemesi yapılmak üzere HMK’nin 371. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesinin 13.02.2019 tarihli kararının BOZULMASINA, dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere kararı veren ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 28.03.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Medeni Usul Hukuku
I. Taşınmaz mallarda ortaklığın giderilmesine ilişkin davalarla ilgili kararlar II. İhtiyati haciz talebi hakkında verilen kararlar III. Hakem kararlarının iptali talebi üzerine verilen kararlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre, yukarıdakilerden hangisi/hangileri temyiz edilebilir?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) Yalnız III
D) I, II ve III
E) I ve III
Bu maddeyle ilgili 9 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.