Hukuk Muhakemeleri Kanunu 426. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 426- (1) Taraflar aksini kararlaştırmadıkça tahkim davası, hakemlerin seçimi için mahkemeye veya tarafların sözleşmesine göre hakem seçecek olan kişi, kurum veya kuruluşa başvurulduğu ve eğer sözleşmeye göre hakemlerin seçimi iki tarafa ait ise davacının hakemini seçip kendi hakemini seçmesini diğer tarafa bildirdiği; sözleşmede hakem veya hakem kurulunu oluşturan hakemlerin ad ve soyadları belirtilmiş ise uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözülmesi talebinin karşı tarafça alındığı tarihte açılmış sayılır.
(2) Taraflardan biri, mahkemeden ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı almış ise iki hafta içinde tahkim davasını açmak zorundadır. Aksi hâlde ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kendiliğinden ortadan kalkar.
Tahkim süresi
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
2 karar eşleşti
17. Hukuk Dairesi, 2016/6823 E., 2019/1210 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
vekili tarafından 07/05/2015 tarihli dilekçe ile temyiz edildiği, davacı vekiline gerekçeli karar 13/03/2015 tarihinde tebliğ edildiği ve temyiz süresinin 31/03/2015 tarihinde sona erdiği, temyizin süresi içinde yapılmadığı anlaşıldığından HMK 432-426/F maddelerine göre temyiz talebinin reddine, ek kararın taraflara tebliğine karar verilmiş, iş bu ek karar 24.03.2016 tarihinde davacı...
17. Hukuk Dairesi 2016/6823 E. , 2019/1210 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün tavzihine dair 30.03.2015 tarihli ek kararın temyiz edilmesi üzerine, temyiz talebinin reddine dair 10.03.2016 tarihli ek kararın süresi içinde davacı... ... Yönetim AŞ. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davalı ... İnş. Tur. San. ve Tic. A.Ş. vekilinin 27/03/2015 havale tarihli tavzih dilekçesinde; tasarrufun iptali davasında mahkemece yapılan yargılama sonunda taşınmazlarla ilgili tasarrufun iptali davasının reddedildiği, lehlerine vekalet ücretine hükmedilmediği, davacı lehine hükmedilen 21.193,23 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verildiği, aleyhlerine hükmedilen vekalet ücretinin de taşınmazlar yönünden dava reddedildiği için hatalı olduğunu belirterek, tavzihen lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesini ve kabul edilen kısım için davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin müvekkili haricindeki diğer davalılar yönünden hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Tavzih istemli dilekçe, davacı vekiline tebliğ edilmemiştir.
Mahkemece, tavzih talebi, vekalet ücretine hükmedilmemesi/hatalı hükmedilmesi maddi hata kabul edilerek, davalı ... İnş. Tur. San. ve Tic. A.Ş. lehine vekalet ücreti takdir edilmiş, yine davalı ... İnş. Tur. San. ve Tic. A.Ş. ve diğer davalılar aleyhine hükmedilen vekalet ücretinden davalı ... İnş. Tur. San. ve Tic. ...nin sorumlu olmadığı yönündeki 30.03.2015 tarihli ek kararla, davalı ... İnş. Tur. San. ve Tic. A.Ş. vekilinin tavzih istemi kabul edilmiş, hüküm davacı... ... Yönetim A.Ş. vekilince ek karara yönelik olarak temyiz edilmiş, mahkemece 10.03.2016 tarih ve 2005/114 E-2014/437 K sayılı karar ile; mahkemenin 30/10/2014 tarih, 2005/114 E- 2014/437 sayılı kararının davacı vekili tarafından 07/05/2015 tarihli dilekçe ile temyiz edildiği, davacı vekiline gerekçeli karar 13/03/2015 tarihinde tebliğ edildiği ve temyiz süresinin 31/03/2015 tarihinde sona erdiği, temyizin süresi içinde yapılmadığı anlaşıldığından HMK 432-426/F maddelerine göre temyiz talebinin reddine, ek kararın taraflara tebliğine karar verilmiş, iş bu ek karar 24.03.2016 tarihinde davacı... ... Yönetim A.Ş. vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece; 30.10.2014 tarihinde tasarrufun iptali davasının kısmen kabulü ile dava konusu taşınmazlar yönünden davanın reddine, davalı ...Ş ile borçlu arasındaki yatın satışı ile ilgili olmak üzere ( Kütük no: 18237, bağlama limanı İzmir 1982, yeni sicil 3175 İzmir) yatın İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün 2014/5873 sayılı takip dosyasından tasarrufun iptali ile bu tekne üzerinden haczin uygulanmasına, alacak defterine geçmemek üzere nakden tazmin ile yükümlü tutulmasına karar verilmiştir.
Karar davalı ... İnş. Tur. San. ve Tic. A.Ş. vekiline 12.03.2015 tarihinde tebliğ edilmiş, adı geçen davalı vekilince 27/03/2015 havale tarihli dilekçe ile vekalet ücreti yönünden hükmün tavzihi talep edilmiştir.
Davalı ... İnş. Tur. San. ve Tic. AŞ tarafından verilen tavzih dilekçesine istinaden hüküm tavzih edilerek adı geçen davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmiş, aleyhine hükmedilen vekalet ücretinden de sorumlu olmadığı yönünde hüküm tesis edilmiş, iş bu ek karar davacı vekilince temyiz edilmiş, temyiz talebi mahkeme tarafından; tasarrufun iptali davası ile ilgili 30.10.2014 tarih ve 2005/114 E-2014/437 K sayılı kararın davacı vekiline 13.03.2015 tarihinde tebliğ edildiği ve temyizin süresi içinde yapılmadığı gerekçesi ile temyiz talebinin reddine karar verilmiş, bu ek karar süresinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hükmün tavzihine dair ek kararın 20.05.2015 tarihinde davacı vekiline tebliğ edildiği, davacı vekilince bu ek kararın icra marifeti ile 04.05.2015 tarihinde tebliğ edildiği belirtilerek, 07.05.2015 tarihli temyiz dilekçesi ile hükmün esası ve tavzih ek kararı ile düzeltilen vekalet ücretleri yönünden temyiz edildiği, mahkemece hükmün esasının temyizi şeklinde kabul edilen ek kararın temyiz talebinin 10.03.2016 tarihli ek karar ile reddedildiği, bu ek kararın da süresi içerisinde davacı vekilince temyiz edildiği anlaşılmaktadır.
Kısmen kabulüne karar verilen davada, asıl karara karşı davacı vekilinin süresinde temyiz yoluna başvurmadığı, ek kararın temyizine ilişkin talepleri içerisinde ise, asıl karara yönelik temyiz istemlerinin de bulunduğu, mahkemece, temyiz isteminin süresinde olmadığı belirtilerek 10.03.2016 tarihli karar ile temyiz talebinin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, kısmen kabulüne karar verilen asıl karara karşı davacı vekilinin süresinde temyiz yoluna başvurmadığı ve mahkemece temyiz isteminin bu nedenle reddine karar verildiği anlaşılmakla birlikte, süresinde temyiz edilen ek kararın tavzih ile düzeltilen vekalet ücretlerine yönelik temyiz taleplerini de kapsadığı görülmektedir. Bu nedenle davacı vekilinin bu yönden temyizinin kabulü ile ek kararın kaldırılmasına karar verildi.
1-Davacı vekilinin süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, Yargıtay’ca da bu yolda karar verilebileceğinden, davacı vekili tarafından süresinden sonra asıl kararın temyizi taleplerini içeren ek karara yönelik temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin tavzih talebinin kabulüne yönelik ek kararın temyiz itirazlarının incelenmesine geçildi;
HMK 305. maddesi; “(1) Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir.(2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.” hükmünü öngörmektedir. HMK 306.maddesinde ise ise tavzih talebi ve usulünün ne olması gerektiği belirlenmiştir.
Somut olayda; mahkemece dava konusu taşınmazlar yönünden tasarrufun iptali davasının reddine, davalı ...Ş ile borçlu arasındaki yatın satışı ile ilgili olmak üzere yatın İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün 2014/5873 sayılı takip dosyasından tasarrufun iptali ile bu tekne üzerinden haczin uygulanmasına, alacak defterine geçmemek üzere nakden tazmini ile yükümlü tutulmasına karar verilmiş, hakkındaki dava reddedilen davalı ... ...AŞ yönünden vekalet ücretine hükmedilmemiş, yine kabul edilen talep yönünden sorumlu olmadığı halde davalı ... ...AŞ.nin vekalet ücretinden sorumlu olduğu yönünde hüküm tesis edilmiştir. Davalı ... ...AŞ lehine vekalet ücreti hükmedilmesi ve adı geçen şirket aleyhine hükmedilen vekalet ücretinden sorumlu olmadığı yönünde hüküm fıkrasına ekleme yapılması suretiyle tavzih kararı verilmesi davacı aleyhine yeni bir durum olması sebebi ile HMK 305 ve 306/2 maddelerine aykırılık oluşturmuştur.
Açıklanan bu maddi ve hukuksal olgulara göre mahkemece kısmen kabulüne karar verilen davada; davalı ... ...AŞ yönünden talep reddolduğundan lehine vekalet ücretleri takdir edilmesi gerekirken vekalet ücretine hükmedilmediği ve kabul edilen talep yönünden hükmedilen vekalet ücretinden davalı ... ...AŞ. sorumlu olmadığı halde sorumlu tutulduğu anlaşılmakla, bu hususların maddi hata olduğu kabul edilerek tavzih kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı... ... Yönetim A.Ş. vekilinin asıl kararın temyizine yönelik temyiz dilekçesinin REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı... ... Yönetim A.Ş. vekilinin tavzih kararının temyizinin reddine ilişkin ek kararın KALDIRILMASINA, tavzih kararına karşı temyiz itirazlarının kabulü ile mahkemenin 30.03.2015 tarihli ek kararının BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 11/02/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (1)
21. Hukuk Dairesi, 2014/4876 E., 2014/7417 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varGebze 1. İş Mahkemesi
tam metni aç
maddesi hükmüne göre 8 günlük sürede temyiz etmediği gerekçesiyle HMK'unun 432-426/F maddesi uyarınca 26.06.2012 tarihli Ek Kararı ile 25.06.2012 tarihli temyiz isteminin reddine karar vermiştir.
21. Hukuk Dairesi 2014/4876 E. , 2014/7417 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gebze 1. İş Mahkemesi
TARİHİ : 19/12/2013
NUMARASI : 2013/501-2013/834
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümü nedeniyle davacıların uğradıkları maddi ve manevi zararların giderilmesi istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda Gebze 1.İş Mahkemesince verilen 26.01.2012 gün 2011/72 E, 2012/28 K Sayılı hükmün davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozma ilamına uyularak yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, bu karar üzerine davacılar vekili Dairemizin bozma kararının maddi yanılgıya dayalı olduğundan bahisle düzeltilmesini talep ederek kararı temyiz etmiştir.
İş Mahkemeleri Kanununun 8/3. maddesi gereğince İş Mahkemelerinden verilen kararlara ve buna bağlı Yargıtay ilamına karşı karar düzeltme yolu kapalıdır. Ancak; Yargıtay onama ya da bozma kararlarında açıkça maddi hatanın bulunduğu hallerde, dosyanın yeniden incelenmesi mümkündür. Zira maddi yanılgıya dayalı olarak verilmiş onama ya da bozma kararları ile hatalı biçimde hak sahibi olmak, evrensel hukukun temel ilkelerine ters düştüğünden karşı taraf yararına sonuç doğurmamalıdır. Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır.
Gerçekten; maddi yanılgı kavramından amaç; Hukuksal değerlendirme ve denetim dışında, tamamen maddi olgulara yönelik, ilk bakışta yanılgı olduğu açık ve belirgin olup, her nasılsa, inceleme sırasında gözden kaçmış ve bu tür bir yanlışlığın sürdürülmesinin Kamu düzeni ve vicdanı yönünden savunulmasının mümkün bulunmadığı, yargılamanın sonucunu büyük ölçüde etkileyen ve çoğu kez tersine çeviren ve düzeltilmesinin zorunlu olduğu açık yanılgılardır.
Uygulamada zaman zaman görüldüğü gibi, Yargıtay denetimi sırasında, uyuşmazlık konusuna ilişkin maddi olgularda, davanın taraflarında, uyuşmazlık sürecinde, uyuşmazlığa esas başlangıç ve bitim tarihlerinde, zarar hesaplarına ait rakam ve olgularda ve bunlara benzer durumlarda; yanlış algılanma sonucu, açık ve belirgin yanlışlıklar yapılması mümkündür. Bu tür açık hatalarda ısrar edilmesi ve maddi gerçeğin göz ardı yapılması, yargıya duyulan güven ve saygınlığı sarsacağı gibi, Adalete olan inancı ortadan kaldırır ve yok eder.
Bu nedenledir ki; Yargıtay; bu güne değin maddi yanılgının belirlendiği durumlarda soruna müdahale etmiş, baştan yapılmış açık maddi yanlışlığın düzeltmesini kabul etmiştir. Kaldı ki kimi açık maddi yanılgıya dayalı ve yanlışlığı son derece belirgin haksız ve adaletsiz sonuçların giderilmesi kamu düzeni açısından zorunludur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2002/10-895E ve 2002/838K, 2003/21-425E ve 2003/441K sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Gerçekten temyiz incelemesi sonunda yerel mahkeme kararının, diğer temyiz nedenlerine ek olarak, davalı taraf temyiz etmediği halde, davacılara hükmedilen manevi tazminatların fazla olduğu gerekçesiyle davacılar aleyhine de bozulduğu görülmüştür. Hal böyle olunca davacılar yararına hükmedilen tazminatın fazla olduğundan bahisle bozulmasının maddi yanılgıya dayalı olduğu anlaşılmakla, Dairemizin 11.04.2013 gün 2013/4496 E, 2013/7286 K. Sayılı ilamı ve anılan bozma ilamından önce verilen mahkeme kararı KALDIRILARAK, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
1-Gebze 1. İş Mahkemesi, davacılar vekilinin, 26.01.2012 tarihinde yüzüne karşı tefhim edilen kararı, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 8. maddesi hükmüne göre 8 günlük sürede temyiz etmediği gerekçesiyle HMK'unun 432-426/F maddesi uyarınca 26.06.2012 tarihli Ek Kararı ile 25.06.2012 tarihli temyiz isteminin reddine karar vermiştir.
Anılan ek kararı Uyap üzerinden tebellüğ eden davacılar vekili, temyiz talebinin reddine dair ek kararı temyiz etmiştir.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388. maddesinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Aynı kural H.U.M.K.'nun 389. maddesinde tekrarlanmış; keza yine aynı Kanunun 381. maddesinde “kararın tefhimi en az 388. maddede belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçilerek okunması suretiyle olur” hükmüne yer verilmiştir.
Yerel Mahkemenin tefhim ettiği kısa karar, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388. maddesindeki unsurları içerir biçimde yapılmadığından Yasa'da öngörülen 8 günlük temyiz süresinin geçtiğinden sözedilemez. Hal böyle olunca, davalı Kurum vekilinin avukatlık ücreti yönünden hükmü süresinde temyiz ettiği anlaşıldığından Gebze 1.İş Mahkemesinin temyiz isteminin reddine ilişkin 26.06.2012 tarihli ek kararının bozularak kaldırılması ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 432/son maddesi gereğince asıl hükmün temyizini amaçlayan temyiz itirazlarının incelenmesi gerekir.
2-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere ve temyiz nedenlerine göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
3-Dava, davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümü nedeniyle davacıların uğradıkları maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Maddi ve manevi tazminat alacakları birbirinden bağımsız ve farklı iki ayrı alacak olup aynı davada birarada talep edilebilecekleri gibi ayrı dava konusu da yapılabilirler. Hal böyle olunca kabul edilen ve reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden ihtiyari dava arkadaşlarından her biri için kabul edilen maddi ve manevi tazminat alacağı üzerinden lehlerine ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde tek bir dava varmış gibi toplam manevi ve maddi tazminat miktarı üzerinden hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, 10/04/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Medeni Usul Hukuku
Tacir (A), bir navlun sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla, tacir (B)’ye ait Türk bayraklı gemiye yönelik olarak dava açmadan önce asliye ticaret mahkemesinden geçici hukuki koruma talebinde bulunmuştur. Taraflar arasındaki sözleşmede, uyuşmazlıkların milletlerarası tahkim yoluyla çözüleceği yönünde bir tahkim şartı yer almaktadır. Bu olay ve ilgili mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, geçici hukuki koruma sürecine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Tacir (A)'nın mahkemeden ihtiyati haciz talep etmesi, taraflar arasındaki tahkim anlaşmasına aykırılık teşkil ettiğinden mahkemenin talebi reddetmesi gerekir.
B) Navlun alacağı bir deniz alacağı olduğundan, (A) gemi üzerine yalnızca ihtiyati haciz konulmasını talep edebilir; bu talep tek başına tahkim anlaşmasına aykırılık oluşturmaz.
C) Tahkim anlaşması uyarınca, geçici hukuki koruma kararı verme yetkisi münhasıran hakem kuruluna ait olduğundan, (A)'nın talebini mahkemeye değil, kurulacak olan hakem heyetine yöneltmesi gerekirdi.
D) Mahkemece verilen ihtiyati haciz kararı, hakem heyetinin uyuşmazlığın esası hakkında karar vermesiyle birlikte kendiliğinden ortadan kalkar.
E) Türk Ticaret Kanunu uyarınca, (A) alacağını teminat altına almak için gemi üzerine ihtiyati haciz yerine, geminin seferden menedilmesini de içeren bir ihtiyati tedbir kararı talep edebilirdi.
Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.