TTK Madde 1201II- Hapis hakkı — 1. Genel olarak

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu

Yürürlükte

Bu metin, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içerir.

Kısaca

Taşıyanın navlun sözleşmesinden doğan alacakları için, taşıyanın zilyetliğindeki eşya üzerinde hapis hakkının kapsamını, sürelerini ve kullanım sınırını düzenler. Hapis hakkının hangi alacakları teminat altına aldığı, zilyetliğin teslimden sonra ne kadar devam edeceği ve hapis hakkının hangi eşya miktarı üzerinde kullanılabileceği bu maddenin konusudur. Hüküm taşıyan ile taşıtan arasındaki taşıma ilişkisine uygulanır.

Bu açıklama madde metninin yerini tutmaz; bağlayıcı olan aşağıdaki metindir.

(1)Taşıyan, navlun sözleşmesinden doğan bütün alacakları için Türk Medenî Kanununun 950 ilâ 953 üncü maddeleri uyarınca eşya üzerinde hapis hakkına sahiptir. Hapis hakkı, eşya, taşıyanın zilyetliğinde bulunduğu sürece devam eder; teslimden sonra dahi, otuz gün içinde mahkemeye müracaat edilmek ve eşya henüz gönderilenin zilyetliğinde bulunmak şartıyla, hapis hakkından doğan yetkilerin kullanılması mümkündür.

(2)Hapis hakkı, sadece, üzerinde hapis hakkı kullanılan eşyanın taşındığı yolculuktan doğan alacakları teminat altına alır.

(3)Hapis hakkı ancak alacağı teminata alacak miktardaki eşya üzerinde kullanılabilir; ancak, müşterek avarya ve kurtarma alacakları için taşıyan, eşyanın tümü üzerinde hapis hakkı kullanabilir.

Kanun metninde bu maddeHam metin
Madde gerekçesi

6762 sayılı Kanunun 1069 uncu maddesinin ikinci fıkrasıyla 1070 inci madde si, taşıyanın "yükü teslimden kaçınma hakkı"nı (alm. Zurückbehaltungsrecht) düzenlemektedir. Al man hukukunda bu hak, yalnızca şahsi bir defi teşkil eder, yani Borçlar Kanununun 82 nci madde si anlamında bir "ödemezlik defi" niteliğindedir. Bu sebeple Alman hukukunda, 6762 sayılı Kanu nun 1077 nci maddesine tekabül eden Alm. TK.'nın 623 üncü paragrafında taşıyana bir de aynî et kili teminat tanınmıştır; Alman hukukundaki yasama geleneğine uygun olarak bu hak, bir "rehin hakkı" (alm. Pfandrecht) olarak adlandırılmıştır. Oysa İsviçre hukukunda daha sade bir çözüm be nimsenerek, şahsî ve aynî tesirli teminatlar, "hapis hakkı" (alm. Retentionsrecht) adı altında toplan mıştır. 6762 sayılı Kanunun "deniz ticareti" hükümleri Almanya'dan iktibas edildiği için, Alm. TK.'ya hâkim olan ayırım Türk hukukuna da girmiştir. Buna karşılık 4721 sayılı Türk Medenî Ka nununun 950 nci maddesinde, bu güvencelerin ikisi de, kolay uygulanabilecek bir şekilde birlikte düzenlenmiştir. Bu sebeple, Tasarının 891 inci, 913 üncü, 923 üncü, 1254 üncü, 1275 inci ve 1315 inci maddeleriyle birlikte işbu 1201 inci maddede de, taşıyanın alacaklarının temini için hapis hak kı tercih edilmiştir. Kaldı ki, 4721 sayılı Kanunun hapis hakkında ilişkin hükümleri ile bu hakkın paraya çevrilmesine ilişkin İsviçre'den iktibas edilen 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun ilgili hü kümleri de uyum içinde bulunmaktadır. Öte yandan, rehin hakkının teslimden sonra da 30 gün de vam edeceğini öngören 6762 sayılı Kanunun 1077 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü, milletlera rası uygulamaya ve 4721 sayılı Kanunun sistemine aykırı olduğundan Tasarıya alınmamıştır. Uygulamada, 6762 sayılı Kanunun 1077 nci maddesinde öngörülen rehin hakkının, taşıyan ile taşıtan arasında daha önce akdedilip ifa edilmiş olan sözleşmelerden doğan alacaklar için de kulla nıldığı, bu suretle bazı kamu kuruluşlarının büyük zarara uğratıldığı müşahade edilmiştir. Tasarının ikinci fıkrası hükmü, bu hukuka aykırı uygulamayı önlemek amacıyla sevk edilmiştir. Uygulamada karşılaşılan bir diğer sorun, hapis hakkı kullanılırken, alacağın miktarının dikka te alınmamasıdır; çok küçük alacaklar için bazen gemideki yükün tamamı üzerinde hapis hakkının kullanıldığı görülmektedir. Bu aykırılığı gidermek üzere Tasarının üçüncü fıkrası eklenmiştir. Ancak, 6762 sayılı Kanunun 1070 inci maddesinde yer alan kurala uygun olarak, müşterek avarya ve kurtarma alacakları için yükün tamamının hapsedilmesi hakkı, üçüncü fıkranın ikinci cümlesinde muhafaza edilmiştir. Nitekim bu alacakların miktarı, genellikle, doğmalarından çok sonra yargıya veya tahkime müracaat yoluyla belirlenmektedir; her iki alacak da, yükün değeri ile sınırlıdır, dolayısıyla, yükün değerine kadar borç doğması ihtimali vardır. Bu yüzden uygulamada "dava/tahkim sonucu mahkum olunacak bedelin, yükün değerini aşmamak kaydıyla ödenmesi" ta- ahhüdü karşılığında yük teslim edilmektedir. Yeni düzende de, buna uygun olarak yükün tamamı nın, muhtemel garame paylarını ve kurtarma ücretini teminen hapsedilebileceği esası benimsenmiş tir. Buna karşılık, deniz ödüncü ile ilgili hükümler Tasarıya alınmadığı için, 6762 sayılı Kanunun 1070 inci maddesinde deniz ödüncü alacaklarına yapılan atıf çıkartılmıştır.

Gerekçe kanun koyucunun açıklamasıdır, hüküm değildir; çelişirse madde metni esastır. Kaynak belge

Atıflar(6)

Bu maddenin atıf yaptıkları

Bu maddedeki kavramlar

Bağlantılı kavramın sözlükte tanımı, geçtiği öteki maddeler ve örnek kararları var.

Bu maddeye özel soru

Ticaret Hukuku

Mobilya üreticisi (G) ile yurt içi taşımacılık yapan (T) arasında uzun süredir devam eden bir ticari ilişki bulunmaktadır. (T), (G)'nin farklı tarihlerde gerçekleştirdiği üç ayrı sevkiyattan kaynaklanan ve muaccel hale gelmiş taşıma ücreti alacaklarını tahsil edememiştir. Bunun üzerine (T), (G)'ye ait dördüncü bir sevkiyat konusu olan mobilyaları, alacaklarının tamamı ödeninceye kadar teslim etmeyeceğini bildirerek deposunda alıkoymuştur. (G) ise, hapis hakkının ancak mevcut taşıma sözleşmesinden doğan alacak için kullanılabileceğini, önceki sözleşmelerden doğan borçlar için bu yola başvurulamayacağını iddia etmiştir. Tarafların tacir olduğu bu olayda, taşıyıcı (T)’nin hapis hakkının kapsamına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

  1. A) Taşıyan, hapis hakkını sadece üzerinde hapis hakkı kullanılan eşyanın taşındığı yolculuktan doğan alacakları için kullanabilir; bu nedenle (T)'nin eylemi hukuka aykırıdır.
  2. B) Alacak ve zilyetliğin taraflar arasındaki ticari ilişkiden doğması sebebiyle, alacak ile hapsedilen eşya arasında bağlantı olduğu karine olarak kabul edildiğinden, (T) önceki taşıma borçları için de hapis hakkını kullanabilir.
  3. C) Hapis hakkının doğumu için alacak ile eşya arasında doğrudan bir bağlantının bulunması zorunludur ve bu bağlantının varlığı tacirler arasında karine olarak kabul edilmez, taşıyıcı tarafından ispatlanmalıdır.
  4. D) Eşyanın birden çok taşıyıcı tarafından taşınması halinde son taşıyıcı önceki taşıyıcıların haklarını kullanabileceğinden, (T)’nin hapis hakkı kullanabilmesi için alacaklarının tamamının son sevkiyatta birleşmesi gerekir.
  5. E) Taraflar, taşıma ücreti ödenmediğinde eşyanın mülkiyetinin taşıyıcıya geçeceğini kararlaştırmışlarsa, bu hüküm geçerli olup taşıyıcı hapis hakkı yerine doğrudan mülkiyet hakkına dayanmalıdır.

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var

Soruların tamamını çözmek ve açıklamalı cevapları görmek için Hukuksal Eğitim platformuna katıl.

Platforma katıl