Bir gemi onarım şirketinin, hizmet verdiği gemi malikinden olan ve henüz vadesi gelmemiş para alacağının tahsilinin tehlikeye girdiğini, zira borçlunun yerleşim yerini terk etmeye ve gemiyi yurt dışına kaçırmaya hazırlandığını öğrenmesi üzerine alacağını teminat altına almak istediğini varsayalım. Bu olay ve ihtiyati haciz ile ihtiyati tedbir kurumlarının mukayesesi çerçevesinde, aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi isabetsizdir?
A) İhtiyati haciz, para ve teminat alacaklarına ilişkin geçici bir hukuki koruma iken; ihtiyati tedbir, kural olarak para alacağı dışındaki edimlere veya bir şeyin teslimine yönelik uyuşmazlıklarda başvurulan bir yoldur.
B) Alacaklının ihtiyati hacizde haksız çıkması durumunda borçlunun ve üçüncü kişilerin uğrayacağı zararları karşılamak üzere teminat göstermesi gerekirken, alacak bir ilama dayanıyorsa mahkemece teminat aranmaz.
C) Bir deniz alacağı söz konusu olduğunda, alacağı teminat altına almak için gemi üzerine ihtiyati tedbir konulması veya geminin başka bir surette seferden menedilmesi istenemez; bu durumda başvurulacak yegâne geçici hukuki koruma geminin ihtiyati haczidir.
D) Amme alacakları için ihtiyati haciz kararı mahkemeden değil, alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kararıyla verilir ve borçlunun kaçma ihtimali bu kararın alınması için yeterli bir sebeptir.
E) İhtiyati haciz, istisnasız bir şekilde, yalnızca vadesi gelmiş para alacaklarının takibini güvence altına almak amacıyla düzenlenmiş olup, vadesi henüz gelmemiş bir alacak için bu yola başvurulması hukuken mümkün değildir.