TTK Madde 13532. İhtiyati haciz isteyebilme hakkı

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu

Yürürlükte

Bu metin, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içerir.

Kısaca

TTK m.1353, deniz alacaklarının teminat altına alınmasında geminin hangi geçici hukuki koruma yoluyla bağlanabileceğini düzenler. Birinci fıkra, deniz alacaklarında yalnız geminin ihtiyati haczine karar verilebileceğini, gemi üzerine ihtiyati tedbir konulmasının ve seferden men gibi başka bir yolla geminin bağlanmasının istenemeyeceğini belirler.

Bu açıklama madde metninin yerini tutmaz; bağlayıcı olan aşağıdaki metindir.

(1)Deniz alacaklarının teminat altına alınması için, geminin sadece ihtiyati haczine karar verilebilir. Bu alacaklar için gemi üzerine ihtiyati tedbir konulması veya başka bir surette geminin seferden menedilmesi istenemez.

(2)Akdî veya kanuni bir rehin ile teminat altına alınmış deniz alacakları hakkında da birinci fıkra hükmü uygulanır.

(3)Deniz alacaklarından başka alacaklar için gemi hakkında ihtiyati haciz kararı verilemez.

(4)Alacağın, 1352 nci maddede sayılan bir deniz alacağı olması, ihtiyati haciz sebebidir.

(5)Vadesi gelmemiş deniz alacaklarında, İcra ve İflas Kanununun 257 nci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen şartlar gerçekleştiği takdirde geminin ihtiyati haczi istenebilir.

Kanun metninde bu maddeHam metin
Madde gerekçesi

Birinci fıkra, 1999 tarihli Sözleşmenin 1 inci maddesinin ikinci fıkrası ile 2 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları gözönünde bulundurularak kaleme alınmıştır. Sözleşmenin amacı, gemilerin alelıtlak her türlü alacak için alıkonmalarmı önlemektir. Deniz alacaklarının temi ni için başvurulacak geçici hukukî himaye, Sözleşmede "arrest" olarak nitelendirilmiştir. İngiliz hu kukunda kullanılan bu terim, Türk hukukunda ihtiyati hacze tekabül etmektedir. Sekizinci Kısımda, deniz alacaklarından dolayı geminin ihtiyati haczi kabul edilmiş; buna karşılık, bu nevi alacaklar için başka herhangi bir geçici hukukî himayeden yararlanılamayacağı açıklığa kavuşturulmuştur. Bu hüküm ile, özellikle halen "rehin tesisi" olarak isimlendirilen hukuka aykırı uygulamanın önü ne geçilmesi (Tasarının 1377, 1380 ve 1381 inci hükümleriyle birlikte) amaçlanmıştır. İkinci fıkra hükmü hazırlanırken, 6762 sayılı Kanunun 1242 nci maddesinin ikinci fıkrasının birinci bendi göz önünde bulundurulmuştur. Anılan hüküm gemi alacaklısı hakkının bahşettiği ka nuni rehin hakkıyla ilgili bulunmaktaydı; bu sebeple gemi ipoteği alacaklılarının, 2004 sayılı Kanu nun 257 nci maddesinin birinci fıkrasındaki yasağın kapsamına girmekte olduğu ve ihtiyati haciz is temek hakkından mahrum bulundukları fikri savunulmaktaydı. Ancak doktrin ve uygulama, ittifak la, bu düzenlemenin yerinde olmadığını vurgulamıştır. Bu genel kabule uygun olarak maddenin ikinci fıkrasında, "akdi rehinler" için dahi ihtiyati haciz talep edilebileceği tasrih edilmiştir. Esasen, deniz alacaklarının arasında akdi ve kanuni rehinler sayılmış olduğundan (1352 nci maddenin birin ci fıkrasının (a), (b), (c), (i), (k), (n), (o) ve (v) bentleri), aynı sonuca Tasarının 1352 nci maddesi hükmünden hareketle zaten varılmaktadır; fakat, bu hususun açıkça ifade edilmesi uygun görülmüş- tür. Böylece, 2004 sayılı Kanunun 257 nci maddesinin birinci fıkrasında rehinle temin edilmiş ala caklılara kapatılmış olan ihtiyati haciz yolu, Tasarıda gemi alacaklıları, gemi ipoteği alacaklıları ve gemi üzerinde rehin veya hapis hakkı sahibi olan diğer bütün rehinli alacaklılar için açılmıştır. Maddenin üçüncü fıkrası, 1999 tarihli Sözleşmenin 2 nci maddesinin ikinci fıkrasından alınmıştır. Maddenin dördüncü fıkrası ise, yeni bir hüküm niteliğinde olup, 1999 tarihli Sözleşmenin sis temine uygun olarak, 2004 sayılı Kanunun 257 nci maddesinde ihtiyati haciz talep edilebilmesi için öngörülen şartlan değiştirmektedir. Gemiler için kabul edilen özel usûle göre, alacağın Tasarının 1352 nci maddesinde sıralanan alacaklardan olması, ihtiyati haciz kararı verilmesi için gerekli ve yeterli bir sebeptir; bunun dışında 2004 sayılı Kanunun 257 nci maddesinin ihtiyati haciz talep ede bilmek için aradığı şartlar gemilerin ihtiyati haczinde aranmayacaktır. Maddenin beşinci fıkrası, henüz vadesi gelmemiş olan alacaklar için düzenleme getirmektedir. Her ne kadar 1999 tarihli Sözleşmede, deniz alacaklarının "muacceliyeti" ile ilgili açık bir hükme yer verilmememişse de, Sözleşmeye ilişkin kaynaklardan, yalnızca muaccel deniz alacakları için ih tiyati haciz hakkının tanındığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, müeccel deniz alacakları bakımından ayrı bir düzenlemeye gitmek gerekmiştir. Bu amaçla, 2004 sayılı Kanunun 257 nci maddesinin 4949 sayılı Kanun ile değişik ikinci fıkrasının aynen uygulanmasına bir engel görülmediğinden, bu hu susu açıklığa kavuşturacak beşinci fıkra Tasarıya eklenmiştir. 1354 ilâ 1358 inci Maddelere İlişkin Genel Açıklamalar Bu başlık altında, ihtiyati hacizle ilgili yetki kurallarının tamamı biraraya toplanmıştır. Uygu lamada, gemiler hakkında geçici hukukî himaye temin etmek için, en kolay ve en çabuk müracaat yolu olarak "alacaklı avukatının yerleşim yeri mahkemesi"nin de yetkili olduğu görüşü savunul maktadır. Türk Usul hukuku sistemine aykırı olan bu uygulamaya mani olmak gerekmiştir. Bu yüz den, gemilerin ihtiyati haczi için, münhasır yetki kuralları kabul edilmiştir. Bu kurallar, geminin bayrağına ve yargılamanın yeriyle aşamasına göre farklı düzenlenmiştir.

Gerekçe kanun koyucunun açıklamasıdır, hüküm değildir; çelişirse madde metni esastır. Kaynak belge

Atıflar(3)

Bu maddenin atıf yaptıkları

Bu maddeye atıf yapanlar

Bu maddedeki kavramlar

Bağlantılı kavramın sözlükte tanımı, geçtiği öteki maddeler ve örnek kararları var.

Bu maddeye özel soru

Genel

Bir gemi onarım şirketinin, hizmet verdiği gemi malikinden olan ve henüz vadesi gelmemiş para alacağının tahsilinin tehlikeye girdiğini, zira borçlunun yerleşim yerini terk etmeye ve gemiyi yurt dışına kaçırmaya hazırlandığını öğrenmesi üzerine alacağını teminat altına almak istediğini varsayalım. Bu olay ve ihtiyati haciz ile ihtiyati tedbir kurumlarının mukayesesi çerçevesinde, aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi isabetsizdir?

  1. A) İhtiyati haciz, para ve teminat alacaklarına ilişkin geçici bir hukuki koruma iken; ihtiyati tedbir, kural olarak para alacağı dışındaki edimlere veya bir şeyin teslimine yönelik uyuşmazlıklarda başvurulan bir yoldur.
  2. B) Alacaklının ihtiyati hacizde haksız çıkması durumunda borçlunun ve üçüncü kişilerin uğrayacağı zararları karşılamak üzere teminat göstermesi gerekirken, alacak bir ilama dayanıyorsa mahkemece teminat aranmaz.
  3. C) Bir deniz alacağı söz konusu olduğunda, alacağı teminat altına almak için gemi üzerine ihtiyati tedbir konulması veya geminin başka bir surette seferden menedilmesi istenemez; bu durumda başvurulacak yegâne geçici hukuki koruma geminin ihtiyati haczidir.
  4. D) Amme alacakları için ihtiyati haciz kararı mahkemeden değil, alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kararıyla verilir ve borçlunun kaçma ihtimali bu kararın alınması için yeterli bir sebeptir.
  5. E) İhtiyati haciz, istisnasız bir şekilde, yalnızca vadesi gelmiş para alacaklarının takibini güvence altına almak amacıyla düzenlenmiş olup, vadesi henüz gelmemiş bir alacak için bu yola başvurulması hukuken mümkün değildir.