6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 147

Türk Ticaret Kanunu 147. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 147- (1) Birleşmeye katılan şirketlerin yönetim organları, ayrı ayrı veya birlikte, birleşme hakkında bir rapor hazırlarlar. (2) Raporda; a) Birleşmenin amacı ve sonuçları, b) Birleşme sözleşmesi, c) Şirket paylarının değişim oranı ve öngörülmüşse denkleştirme akçesi; devrolunan şirketlerin ortaklarına devralan şirket nezdinde tanınan ortaklık hakları, d) Gereğinde ayrılma akçesinin tutarı ve şirket pay ve ortaklık hakları yerine ayrılma akçesi verilmesinin sebepleri, e) Değişim oranının belirlenmesi yönünden payların değerlemesine ilişkin özellikler, f) Gereğinde devralan şirket tarafından yapılacak artırımın miktarı, g) Öngörülmüşse, devrolunan şirketin ortaklarına, birleşme dolayısıyla yüklenecek olan, ek ödeme ve diğer kişisel edim yükümlülükleri ile kişisel sorumluluklar hakkında bilgi, h) Değişik türdeki şirketlerin birleşmelerinde, yeni tür dolayısıyla ortaklara düşen yükümlülükler, i) Birleşmenin, birleşmeye katılan şirketlerin işçileri üzerindeki etkileri ile mümkünse bir sosyal planın içeriği, j) Birleşmenin, birleşmeye katılan şirketlerin alacaklıları üzerindeki etkileri, k) Gerekiyorsa, ilgili makamlardan alınan onaylar, hukuki ve ekonomik yönden açıklanır ve gerekçeleri belirtilir. (3) Yeni kuruluş yoluyla birleşmede birleşme raporuna yeni şirketin sözleşmesinin de eklenmesi şarttır. (4) Tüm ortakların onaylaması hâlinde, küçük ve orta ölçekli şirketler birleşme raporunun düzenlenmesinden vazgeçebilirler.[27] c) Birleşme sözleşmesinin ve birleşme raporunun denetlenmesi

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

59 karar eşleşti
4. Hukuk Dairesi, 2021/22118 E., 2024/1254 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varGaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
şirketi tarafından sigortalısına yapılan ödeme ile Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1472 nci maddesine göre sigortalısının halefi olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 119.025,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
4. Hukuk Dairesi         2021/22118 E.  ,  2024/1254 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1995 E., 2021/1134 K. DAVA TARİHİ : 23.11.2016 HÜKÜM/KARAR : Davanın reddine/ İsitnaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Kızıltepe Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/520 E., 2019/437 K. Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ... şirketine işyeri sigorta poliçesi ile 03.09.2015/2016 tarihleri arasında sigortalı bulunan Moda ve Güzellik Merkezi olarak faaliyet gösteren iş yerinde 11.04.2016 tarihinde meydana gelen alevli yangın neticesinde, oluşan 119.025,00 TL hasar bedelinin 10.06.2016 tarihinde sigortalıya ödendiğini, bina maliki olan davalının sigortalı iş yerinde meydana gelen yangın hadisesi neticesinde oluşan zarar sebebiyle kusurlu ve zararın tamamından sorumlu olduğunu, ayrıca bina malikinin kanundan doğan kusursuz sorumluluğunun da bulunduğunu, yapılan ekspertiz incelemesi neticesinde yangının meydana geldiği iş yerindeki elektrik panosu içindeki devre elemanlarında oluşan kısa devrenin oluşturduğu akımın yangına neden olduğunu, meydana gelen yangına, elektrik sistemindeki arıza ve kusurun sebebiyet verdiğini belirterek davacı ... şirketi tarafından sigortalısına yapılan ödeme ile Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1472 nci maddesine göre sigortalısının halefi olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 119.025,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; görev ve yetki itirazında bulunarak dava konusu binanın kiracıya tesliminin kara sıva üzerine boya ve tasarruflu aydınlatma şeklinde olduğunu, elektrik tesisatının önceki kiracı tarafından yaptırıldığını ve buna ilişkin bir bedel ödendiğini dava dışı sigortalının ikrarla beyan ettiğini, yangının mevcut projesine aykırılıkla gereğinden fazla aşırı yüklenmeye sebebiyet verebilecek ekipmanları kullanmasından kaynaklı bir sebepten oluştuğunu, yaptırılacak bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenecek olan raporda, yangına etki edecek nedenler arasında bu tür aşırı yüklemeye sebebiyet verebilecek ekipmanların kullanılıp kullanılmamasının etki edip etmeyeceği ve yangının büyümesinde etki edip etmeyeceği hususlarının açıklığa kavuşturulması gerektiğini, itfaiye görevlilerinin tanık olarak dinlenilmesi gerektiğini, gerçek zararın belirlenmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu, zarar gören kiracı... tarafından bina içine monte edilen güç kaynağının elektrik sistemine ağır geldiği için aşırı ısınması neticesinde yangına sebep olduğu anlaşılmakla yangının zarar görenin kusuru ile çıktığı anlaşılmakla bina malikinin kusursuz sorumluluğuna ilişkin illiyet bağının kesildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemenin gerekçeli kararının 7 nci sayfasında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 69 uncu maddesine yollama yaparak; meydana gelen zarar ile yapı maliki arasında illiyet bağının bulunmadığını gerekçenin temeli yaptığını ve bu gerekçesini de davalı tanıklarının kendi içerisinde çelişkili beyanlarına dayandırdığını, gerekçeli kararda geçtiğinin aksine itfaiye görevlileri tanıkların kamu tanığı değil davalının gösterdiği ve dinlettiği tanıklar olduğunu, bu tanıkların beyanlarına itiraz edildiğini fakat itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını, yangının güç kaynağından çıktığına ilişkin net bir belirleme olmadığını, aksine dosyada bulunan ve dava dışı kiracı tarafından gerek sigorta şirketine verilen ve gerekse dosyaya taraflarınca sunulan belgelerden kiracıya ait bir güç kaynağının varlığından söz edilemeyeceğini, yani böyle bir güç kaynağının kayden olmadığını, güç kaynağı iddiasının davalı tarafın iddiası olduğunu ve kanıtlanmadığını, ayrıca mahkemenin gerekçesine ikinci dayanak olarak, yargılama aşamasında yapılan keşif ile bilirkişi raporunu gösterdiğini, gerekçede belirtildiğinin aksine keşif tarihinde binanın tüm ana elektrik tesisatının değiştirildiğinin yerinde görüldüğünü ve davalı tarafından da bunun kabul edildiğini, dosya içerisinde bulunan "olay fotoğraflarında" yangının elektrik tesisatından çıktığının açıkça görüleceğini, bilirkişi kurulunun verdiği raporun 'İtfaiye Raporu' bölümünde "Yangın Raporunda yangının güç kaynağından çıktığı" ifadesinin yangın raporu ile çeliştiğini, yangın raporunda böyle bir ifadenin olmadığını, bu durumun da bilirkişilerin dosyayı yeterince okumadıklarını gösterdiğini, yangın raporunda yangının elektrik kontağından çıktığının açıkça yazılı olduğunu, bilirkişi kurulu raporunun itiraza uğrayan ve bilimsellikten uzak bir rapor olduğunu, yangın mahalline gidilmeden olaydan aylar sonra hazırlanan bu raporun gerekçeye dayanak yapılmış olmasının hukuken mümkün olmadığını belirterek Mahkemece verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, yangına müdahale eden itfaiye ekibinin tanık sıfatıyla mahkeme huzurundaki anlatımlarına ve keşif sonucu rapor düzenleyen Elektrik Elektronik Mühendisi Bilirkişi...'ın denetime elverişli, usul ve yasaya uygun bulunan raporu ile yangının işyerinde bulunan güç kaynağından çıktığının, güç kaynağının tesisatın bir parçası olmadığının, seyyar olarak kullanılabilen bir cihaz olduğunun, yangının binaya ait ana elektrik panosundan veya elektrik tesisatından kaynaklanmadığının, zira binaya ait ana elektrik panosunda meydana gelecek kısa devrenin binadaki diğer daire ve işyerlerini de etkilemesi gerekirken somut olayda binadaki diğer daire ve işyerlerinin elektrik tesisatı veya elektrikli cihazlarında hasar oluşmadığının bildirilmesine, bu durumda dava dışı sigortalı kiracı...'ın elektrik tesisatının kullanımına ilişkin kusurunun davalı bina malikinin 6098 sayılı Kanun'un 69 uncu maddesinden kaynaklanan kusursuz sorumluluğu bakımından illiyet bağını kestiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunda bildirdiği sebepler ile yangın raporu ile tanık beyanlarının çelişkili olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, işyeri sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına ödeme yapan davacı ... şirketinin bina malikinin kusursuz sorumluluğu hükümleri kapsamında bina maliki olan davalıdan rücuen tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472 inci maddesi, 6098 sayılı Kanun'un 69 uncu maddesi, Yangın Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

4. Hukuk Dairesi, 2021/14582 E., 2023/6594 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
tam metni aç
ına 14.07.2016 tarihinde 160.000,00 TL ödendiğini, aracın hasarlı olarak satışı üzerine de sovtaj değeri olan 51.200,00 TL'nin müvekkili şirkete ödendiğini, müvekkili şirketin hasar ödemesi sonucu 108.800,00 TL bakiye alacağının kaldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) TTK'nın 1472 nci maddesi gereğince müvekkilinin sigortalısının yerine geçtiğini, yangına sebebiyet veren
4. Hukuk Dairesi         2021/14582 E.  ,  2023/6594 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1076 E., 2020/4052 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulü/ İstinaf Başvurusunun reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2016/738 E., 2017/1095 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı Aker Elektrik İnşaat San. ve Ticaret Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, diğer davalı Trakya Elektrik Dağıtım A.Ş. vekilinin istinaf başvurusu hakkında bir karar verilmemiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Trakya Elektrik Dağıtım A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 11.04.2016 günü müvekkili nezdinde kasko sigorta poliçesiyle sigortalı bulunan aracın park halinde iken aracın ön tarafında bulunan bir elektrik direği ve direğe bağlı sokak lambasında meydana gelen yangının sirayetiyle, sigortalı aracın yandığını ve tam hasarlı hale geldiğini, müvekkili sigorta şirketi tarafından kasko sigortası teminatı kapmanında tam hasar (pert) araç bedeli olarak sigortalısına 14.07.2016 tarihinde 160.000,00 TL ödendiğini, aracın hasarlı olarak satışı üzerine de sovtaj değeri olan 51.200,00 TL'nin müvekkili şirkete ödendiğini, müvekkili şirketin hasar ödemesi sonucu 108.800,00 TL bakiye alacağının kaldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) TTK'nın 1472 nci maddesi gereğince müvekkilinin sigortalısının yerine geçtiğini, yangına sebebiyet veren elektrik direğinin davalı Trakya Elektrik Dağıtım A.Ş. ile Ak-Er Elektrik İnş. San. Tic. Ltd. Şti.'nin sorumluluğunda olduğunu belirterek fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulması kaydıyla 108.800,00 TL tazminatın ödeme tarihi olan 14.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Trakya Elektrik Dağıtım A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; söz konusu bölgedeki arıza, bakım ve onarım işleminin, davalı Ak-Er Elektrik İnş. San. Tic. Ltd. Şti. ile müvekkili arasında imzalanan "anahtar teslimi" sözleşmesi gereğince davalı Ak-Er Elektrik İnş. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından yapıldığını, müvekkilinin meydana gelen olaydan dolayı sorumluluğu bulunmadığını, yangının çıkış sebebi, kusur durumu, gerçek zarar miktarının belirlenmesi için uzman bilirkişilerden rapor alınması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Ak-Er Elektrik İnş. San. Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; yangının çıkış sebebinin uzman bilirkişiler tarafından belirlenmesi gerektiğini, haksız fiile ilişkin meydana gelen zararın tarafların kusur durumlarına göre belirlenmesi gerektiğinden, tarafların kusur oranları belirlenmeden davacı şirketin ödemiş olduğu bedelin tamamını istemesinin hukuken mümkün olamayacağını, müvekkili şirketin kusurlu çıkması durumunda 3. kişi can ve mal sigortası kapsamında meydana gelen zararların sigorta ettirilmiş olduğunu, davanın bu sigortacılara ihbar edilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 06.11.2017 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davanın kabulüne, 108.800,00 TL rücuen tazminat bedeli alacağının 14.07.2016 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ... şirketine verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde Aker Elektrik İnşaat San. ve Ticaret Ltd. Şti. vekili ile davalı Trakya Elektrik Dağıtım A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davalı Ak-Er Elektrik İnş. San. Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemece yalnızca bilirkişi raporunun esas alınarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunun nitelik itibariyle, bilirkişi raporuyla uzaktan yakından alakasının olmadığını, bilirkişi raporunda yangının çıkış nedenine ve diğer hususlara yönelik hiçbir inceleme ve değerlendirilmede bulunulmadığını, sovtaj bedelinin 51.200,00 TL olarak yazıldığını ancak aracın pert haliyle ne kadara satıldığı hakkında bilgi toplanmadığını, ek bilirkişi raporu alınmasına karar verilmesi gerekirken, usulsüz ve eksik hazırlanan rapora dayanılarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu belirtmiştir. 2. Davalı Trakya Elektrik Dağıtım A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde; söz konusu bölgedeki arıza, bakım ve onarım işleminin, davalı Ak-Er Elektrik İnş. San. Tic. Ltd. Şti. ile müvekkili arasında imzalanan "anahtar teslimi" sözleşmesi gereğince davalı Ak-Er Elektrik İnş. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından yapıldığını, müvekkilinin meydana gelen olaydan dolayı sorumluluğunun bulunmadığını, araç üzerinde yangının nedenine ilişkin inceleme yapılmadığını, davacı tarafın yangının çıkış nedenini ispat edemediğini, eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının doğru olmadığını, TBK'nın 49 uncu maddesine göre müvekkili şirketin meydana gelen zararla ilgili bir fiili bulunmadığı için sorumluluğu olmadığını, aracın markası ve model yılı dikkate alındığında hesaplanan tazminatın fahiş olduğunu, davalı şirketin davadan önce temerrüde düşmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamından, davacı nezdinde kasko sigorta poliçesiyle sigortalı bulunan aracın, sigortalının ikametgah adresinde park halinde iken 11.04.2016 günü saat 03.00 sularında, davalıların sorumluluğunda olan elektrik direğinden çıkan yangın sonucu hasar gördüğü ve pert hale geldiği, davacı tarafından sigortalısına ödenen araç hasar tazminatının davalılardan tahsili amacıyla işbu davanın açıldığı ve mahkemece, yukarıda belirtildiği üzere davanın kabulüne karar verildiği, karara dayanak yapılan 06.11.2017 tarihli bilirkişi raporunda; yangının elektrik direğinden kaynaklandığı, elektrik direğinin sebebiyet vereceği her türlü mal ve can kaybı, zarar, hasar ve kazaların sorumluluğunun davalı firmaya ait olduğu, hasar gören aracın hasarsız piyasa değerinin 160.000,00 TL, aracın perte ayrılmasının uygun ve aracın sovtaj bedelinin 51.200,00 TL olduğu, aracın park halinde bulunduğu mahallin topluma açık olması ve herhangi bir araç park etme kısıtlamasının bulunmaması nedeniyle araç sürücüsünün müterafik kusurunun bulunmadığının mütalaa edildiği, bilirkişi raporunun incelemesinde raporun, HMK'nın 279 uncu maddesinde aranılan koşullara uygun olarak düzenlendiği, dosya kapsamına uygun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesi ile davalı Ak-Er Elektrik İnş. San. Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) nolu alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Trakya Elektrik Dağıtım A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Trakya Elektrik Dağıtım A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusu hakkında bir karar verilmediğini, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yasal süresi içinde istinaf yoluna başvurulduğu halde istinaf talepleri hakkında bir karar verilmemesinin savunma hakkının kısıtlanması anlamına geldiğini, söz konusu bölgedeki arıza, bakım ve onarım işleminin, davalı Ak-Er Elektrik İnş. San. Tic. Ltd. Şti. ile müvekkili arasında imzalanan "anahtar teslimi" sözleşmesi gereğince davalı Ak-Er Elektrik İnş. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından yapıldığını, müvekkilinin meydana gelen olaydan dolayı sorumluluğunun bulunmadığını, araç üzerinde yangının nedenine ilişkin inceleme yapılmadığını, davacı tarafın yangının çıkış nedenini ispat edemediğini, eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının doğru olmadığını, TBK'nun 49 uncu maddesine göre müvekkili şirketin meydana gelen zararla ilgili bir fiili bulunmadığı için sorumluluğunun olmadığını, aracın markası ve model yılı dikkate alındığında hesaplanan tazminatın fahiş olduğunu, davalı şirketin davadan önce temerrüde düşmediğini belirterek, kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davacı ... tarafından düzenlenen kasko poliçesi kapsamında sigortalısına ödenen araç hasar bedelinin davalı şirketlerden rücuen tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, Kasko Sigortası Genel Şartları, 6102 sayılı Kanun'un 1472 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1. İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı süresi içinde Aker Elektrik İnşaat San. ve Ticaret Ltd. Şti. vekili ile davalı Trakya Elektrik Dağıtım A.Ş. vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince davalı Aker Elektrik İnşaat San. ve Ticaret Ltd. Şti. vekilinin istinaf sebepleri incelenmiş, diğer davalı Trakya Elektrik Dağıtım A.Ş. vekilinin istinaf sebepleri konusunda bir karar verilmemiştir. Davalı Trakya Elektrik Dağıtım A.Ş. vekilinin istinaf başvurusu incelenmeksizin hüküm tesisi usule aykırı olup Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu nedenle bozulması gerekmiştir. 2. Bozma sebep ve şekline göre davalı Trakya Elektrik Dağıtım A.Ş. vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. VI. KARAR 1- Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı Trakya Elektrik Dağıtım A.Ş. vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2- Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı Trakya Elektrik Dağıtım A.Ş. vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Hukuk Genel Kurulu, 2020/83 E., 2022/697 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
Zarar sigortalarında talepte bulunabilecek ilgili kişiler; başkası lehine sigortada sigortalı, sigorta edilen menfaat sahibinin değişmesi hâlinde menfaat sahibi [6102 sayılı TTK’nın 1470. maddesi 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 94.
Hukuk Genel Kurulu         2020/83 E.  ,  2022/697 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi: 4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin, dava dışı ... Otomotiv Tur. San. ve Tic. A.Ş. isimli şirketle 21.08.2008 tarihinde binek otomobil kira sözleşmesi imzaladığını, sözleşmeye istinaden müvekkili şirkete teslim edilen 34 FD 7868 plakalı aracın, firma çalışanı tarafından kullanıldığı sırada 07.01.2009 tarihinde çalındığını ve 20.02.2009 tarihinde hasarlı şekilde bulunduğunu, aracın o dönemde davalı şirkete Kasko+Filo Plus Kombine Poliçesi ile sigortalı olduğunu, oto kiralama firmasının hasar bedelini 13.01.2009 tarihinde sigorta şirketinden talep ettiğini, sigorta şirketinin gerekçe bildirmeden bu talebi reddettiğini, bunun üzerine dava dışı ... Otomotiv Tur. San. ve Tic. A.Ş.’nin müvekkili ile imzaladığı araç kiralama sözleşmesinin 4/3. maddesine dayanarak araçta oluşan hasar bedelinin tahsili için İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/418 E. sayılı dosyası ile müvekkiline tazminat davası açtığını, sigorta şirketi tarafından kiralama firmasına ödeme yapılmadığı için müvekkili hakkında icra takibi yapıldığını ve müvekkilinin dava dışı ... Otomotiv Tur. San. ve Tic. A.Ş.’ye 17.130TL ödeme yapmak zorunda kaldığını ileri sürerek müvekkilinin uğramış olduğu zarar nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 17.130TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: 5. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının taraf sıfatının bulunmadığını, davanın zamanaşımı süresinden sonra açıldığını, müvekkili şirketin kasko poliçesi kapsamında sigortalısının teminat dahilindeki zararlarını gidermekle sorumlu olduğunu, sigortalısının zararının karşılandığını ve sigortalı ... Otomotiv Tur. San. ve Tic. A.Ş.’nin bu kazaya ilişkin müvekkili şirkete yaptığı başvurusundan feragat ettiğinden davalının sorumluluğunun da bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi Kararı: 6. İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01.04.2016 tarihli ve 2014/897 E., 2016/211 K. sayılı kararı ile; davacı tarafından dava dışı şirketten kiralanan aracın davalı ... şirketine kasko sigorta poliçesiyle sigortalı olduğu, aracın kasko sigortası kapsamında iken çalınması ve hasarlı olarak bulunması sonrası aracın kasko sigortacısı tarafından hasar bedelinin ödenmemesi nedeniyle kesinleşmiş mahkeme kararına istinaden kiracı olan davacıdan tahsil edildiği, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/418 E., 2010/353 K. sayılı kararının Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin kararı ile onanarak kesinleştiği, davacının bu hükmün kesinleşmesinden sonra iki yıllık süre dolmadan davayı açtığı, davalının poliçe kapsamında ödemesi gereken tazminatı araç malikine ödememesi nedeniyle aracı kiralayan davacının araç malikine ödemiş olduğu zarar ziyandan dolayı kasko poliçesi ile meydana gelecek hasarları teminat altına alan davalı ... şirketine karşı aktif dava açma ehliyetinin de (aktif husumet ehliyeti) bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 17.130TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 19.06.2017 tarihli ve 2016/13156 E., 2017/6928 K. sayılı kararı ile; “…Dava, dava dışı ... Otomotiv Tur. San. ve Tic. AŞ.'ne ait, davacı Vip Toplu Yemek Gıda ve Temizlik Hiz. Tur. İnş. San. ve Tic .Ltd. Şti. tarafından kira sözleşmesine istinaden kiralanan, davacı firma çalışanı tarafından kullanılan araçta meydana gelen ve mezkur kira sözleşmesi hükmü uyarınca dava dışı ... Otomotive davacı tarafından ödenen hasar bedelinin, dava dışı ... Otomotivin kasko sigortacısı davalı Eureko Sigorta AŞ.den tazmini istemine ilişkindir. TTK 1283. madde, “Sigortacı, sigorta ettirenin veya sigortadan faydalanan kimsenin ancak hakikaten uğradığı zararı tazmine mecburdur.” hükmünü ihtiva etmekte olup, somut olayda; sigortalı dava dışı ... Otomotiv Tur. San. ve Tic. AŞ.nin uğradığı zararın, davacı şirket tarafından aralarındaki araç kira sözleşmesi hükümlerine istinaden mahkeme kararı sonucu tazmin edildiği, davalı ... şirketine karşı ancak kendi akidi tarafından dava açılabileceği, alacağın davacıya temliki veya devrine dair dosyada herhangi bir belge-bilgi bulunmadığı ve bu hususun davacı tarafından da ileri sürülmediği, bu nedenle dava şartlarının düzenlendiği HMK 114/d. madde hükmü gereği aktif husumet ehliyetine sahip olmadığı anlaşılan davacının davasının, usulden reddi gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 9. İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.03.2018 tarihli ve 2018/156 E., 2018/204 K. sayılı kararı ile; davalı ... şirketinin dava dışı şirket tarafından kiraya verilen aracın kira dönemi içerisinde meydana gelecek maddi hasarları karşılamak durumunda olduğu, davalı ... şirketi aleyhine açılan rücu davasında, hasar bedelini araç malikine ödeyen araç kiracısının davasının kabulünün gerektiği gerekçesi ile direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 10. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; araç kira sözleşmesi ve kesinleşmiş mahkeme kararı uyarınca davacı kiracı tarafından, sigortalı olan dava dışı şirkete ödenen hasar bedelinin aracın kasko sigorta şirketinden tahsili istemi ile açılan eldeki dava dosyasında, davacı kiracının taraf sıfatının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 12. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konu ile ilgili kavramların ve yasal mevzuatın irdelenmesinde fayda bulunmaktadır. 13. Türk Ticaret Kanunu’nda ayrıca düzenlenmemiş olan kasko sigortası, mal sigorta türlerinden bir kısmının karma olarak motorlu kara taşıtlarında uygulanması olarak karşımıza çıkmaktadır. Kasko sigorta sözleşmesi niteliği itibari ile mal sigortası türlerinden olduğundan kazanın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan ve somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 1278. maddesi [6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı TTK), m. 1429] uyarınca sigortacı kural olarak sigorta ettiren, sigortadan yararlanan veya eylemlerinden hukuken sorumlu olduğu kişilerin kusurlarından doğan zararları karşılamakla yükümlüdür (Ulaş, Işıl: Uygulamalı Zarar Sigortaları Hukuku, Ankara 2012, s. 582). 14. Zararın tazmin esasını düzenleyen 6762 sayılı TTK’nın 1283. maddesine göre sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin ancak gerçek zararını tazmine mecburdur. Yine kazanın meydana geldiği ve poliçenin yürürlükte bulunduğu tarihte uygulanması gereken Kara Taşıtları Kasko Genel Şartları’nın B.3.3.1. maddesinde de benzer bir düzenleme getirilmiş ve rizikonun gerçekleşme anındaki gerçek tazmin değerinin esas alınacağı benimsenmiştir. 15. Sigorta sözleşmelerinde nispilik ilkesi geçerlidir. Sigorta sözleşmesinden doğan haklar, ayni haklarla kişilik haklarının aksine, niteliği itibari ile nispi bir haktır. Bu nedenle sigorta sözleşmesinin tarafları kural olarak, haklarını sözleşmenin karşı tarafında yöneltebilir. Ancak bu kural mutlak bir kural değildir. Sigorta sözleşmesinden doğan talep hakkı, her zaman sigorta sözleşmesinin tarafına ait değildir. Zarar sigortalarında talepte bulunabilecek ilgili kişiler; başkası lehine sigortada sigortalı, sigorta edilen menfaat sahibinin değişmesi hâlinde menfaat sahibi [6102 sayılı TTK’nın 1470. maddesi 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 94. maddesi uyarınca], taşınmaz rehni ve gemi ipoteği hakkı sahipleridir. Sorumluluk sigortasında zarar gören üçüncü kişilerin talep hakkı da ayrıca düzenlenmiştir (6102 sayılı TTK’nın 1478. ve KTK’nın 97. maddeleri) (Ayhan,Rıza/ Çağlar, Hayrettin/Özdamar Mehmet: Sigorta Hukuku, Ankara 2019, s. 151vd). 16. Yukarıdaki bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sigortalı dava dışı ... Otomotiv Tur. San. ve Tic. A.Ş.'nin uğradığı zararın, davacı şirket tarafından aralarındaki araç kira sözleşmesi hükümlerine istinaden mahkeme kararı sonucu tazmin edildiği, davacının kira sözleşmesi ve kesinleşmiş mahkeme kararına istinaden davalı kasko şirketinden tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında alacağın davacıya temliki veya devrine dair dosyada herhangi bir belge-bilgi bulunmadığı gibi bu husus davacı tarafından da ileri sürülmemiştir. Bu durumda nispilik ilkesi ve yukarıda açıklanan kanun maddeleri uyarınca davalı ... şirketine karşı ancak kendi akidi tarafından dava açılabileceğinden davacı kiracının taraf sıfatı bulunmamaktadır. 17. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğinden, dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def'î değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir olgudur. Bu nedenle açılan davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 114/d maddesi uyarınca değil, taraf sıfatı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekmektedir. 18. Hâl böyle olunca direnme kararı yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerle dolayı bozulmalıdır. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda belirtilen değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Aynı Kanun'un 440-III/1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 18.05.2022 tarihinde, oy birliği ile kesin olarak karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2016/6074 E., 2018/389 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
şirketi hükmolunan tazminatı tüm fer'ileri ile birlikte 19.08.2004 tarihinde 13.072.184.681 TL olarak sigortalıya ödemek suretiyle 6102 sayılı TTK 1472 maddesi gereğince TCDD aleyhine eldeki davayı açmıştır.
11. Hukuk Dairesi         2016/6074 E.  ,  2018/389 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ....Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/12/2015 tarih ve 2014/316-2015/790 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirketin nakliyat sigorta poliçesi ile dava dışı .... Deri Ltd. Şti'ye ait koyun ve kuzuların kromlu yarı işlenmiş deri emtiasının ithalinin 1.885.449.523 TL bedel ile teminat altına alındığını, davalı tarafından emtianın sigortalısına teslim edilmediğini, konteyner açıldığında içinde derilerin olmadığının görüldüğünü, sigortalı şirketin malların teslim edilmemesi nedeniyle uğradığı zararın tazmini için dava açtığını, davacı şirketin kısmen sorumlu bulunduğunu, bu hükmün dava dışı sigortalı tarafından takibe konu edilmesi üzerine müvekkili şirket tarafından 1.477.550.681 TL asıl alacak, işleyen reeskont faizi ve yargılama giderleri ile birlikte toplam 13.072.184.681 TL'yi icra dosyasına ödediğini, davalının sigortalı malların zarara uğraması nedeniyle oluşan zarardan kusurlu davranışı ile sorumlu bulunduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 13.072.184.681 TL tazminatın 22/07/2004 ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkil kuruluşun yaptığı liman hizmetleri görevinin yükleme, boşaltma ve korumadan ibaret olduğunu, koruma işleminin mal hangi şekilde teslim edilmiş ise o şekilde korumadan ibaret bulunduğunu, dava konusu malın orjinal mührü ile gümrüklü sahaya indirildiğini, tüm gümrük işlemleri bitene kadar o hali ile koruma görevlerinin bulunduğunu, kendilerine teslim edilen malın konteyner içinde var olup olmadığını belirleme durumlarının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ... tarafından icra takip dosyasına 13.072.184.681 TL'nin yatırıldığı, davacının sigortalısının yerine geçerek TTK 1301. maddesi kapsamında tazminat bedelini ödediği, davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, davacı ... tarafından yapılan ödemenin taşıma sözleşmesinde kusuru bulunan davalı kurumca karşılanması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 13.072,18 TL davacı alacağının 22/07/2004 ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava, davacıya Nakliyat Sigorta Poliçesi ile sigortalı dava dışı ... Deri San. Ve Tic. Ltd. Şti. tarafından ithal edilen deri emtiasının İzmir Limanında ziyaı nedeniyle sigortalıya ödenen sigorta tazminatı ve fer'ilerinin TCDD'den rücuen tahsili istemine ilişkindir. Kesinleşen İzmir Asliye 6. Ticaret Mahkemesinin 2014/24-65 sayılı dosyası içeriğine göre, sigortalı tarafından Ray Sigorta A.Ş., TCDD ve donatan aleyhine açılan davada, davalı ... 1/3 kusuru oranında 18.966 USD tazminatı ve 120.428.988 TL vergi ve resimlerden, davalı ...Ş. ise 2/3 kusura tekabül eden 1.236.966.348 TL sigorta tazminatı ve 240.584.333 TL vergi ve resimlerden sigortalı ... Deri San. ve Tic. Ltd. Şti'ne karşı sorumlu tutulmuşlar, davalı ... şirketi hükmolunan tazminatı tüm fer'ileri ile birlikte 19.08.2004 tarihinde 13.072.184.681 TL olarak sigortalıya ödemek suretiyle 6102 sayılı TTK 1472 maddesi gereğince TCDD aleyhine eldeki davayı açmıştır. Sigortacı Ray Sigorta A.Ş. toplam 55.406,40 USD sigorta tazminatı ile 361.268.000 TL vergi ve resimlerden 2/3 kusuruna denk gelen temerrüt tarihindeki dövizin TL karşılığı olan 1.263.966.348 TL sigorta tazminatı ile 240.584.333 TL vergi ve resimleri 13.072.184.681 TL olarak ödemiş olup, sigorta şirketi ödediği miktarın tamamının rücuen tahsilini istemektedir. Oysa, davalı ...'nin sorumluluğu kesinleşen karar ile davacı ...nin 2/3 sorumluluğu dışında kalan 1/3 kusuruna denk gelen sorumluluğa ilişkindir. Davacı ... kendi kusuruna karşılık 13.072,18 TL ödemiş olup, TTK 1472 maddesi gereğince davalı ...'na rücuna esas olmak üzere, TCDD'nin kusuru nedeniyle sigortalısına ödemesi bulunmamaktadır. Davacı dava dışı sigortalının, TCDD'den olan alacağını temlik almış da değildir. Bu halde davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir. 2-Bozma nedenine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın davalı lehine BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 17/01/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2016/13695 E., 2018/4957 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
TTK'nın 1472. maddesine göre de;
11. Hukuk Dairesi         2016/13695 E.  ,  2018/4957 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26/04/2016 tarih ve 2014/1590-2016/349 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin sigortalısı olan ... Mad. İth. San. ve Tic. A.Ş.'nin ...Servis firmasına sattığı 265 kap kimyasal maddenin Türkiye-Özbekistan taşımasının davalı tarafından yapıldığını, taşımanın Ukrayna'ya kadar gemi, ardından tren ile gerçekleştirildiğini, vagon kapakları açıldığında 2 varil ve 2 ... tankının delindiğinin görüldüğünü, eksilen emtia için müvekkilinin sigortalıya 10.668,81 TL ödeme yaptığını, rucuen tahsil için davalı aleyhine başlatılan takibe itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptalini, icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, emtianın, sigortalının çalışanı tarafından vagona yüklendiğini, müvekkilinin sadece taşımayı organize ettiğini, vagon taşımacılığında, taşıyıcının vagona nezaret etme şansının bulunmadığını, itirazın üzerinden 3 yıl sonra açılan davanın usul ve yasaya uygun olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının sigortalısının satışını yaptığı ve CIP teslim (Navlun ve Sigorta bedeli ödemiş olarak) şekli ile taşıyıcıya teslim ettiği emtia açısından nef'i ve hasar riskinin alıcı ... firmasına ait olduğu, davacının sigortalısı tarafından emtianın tam bedelinin tahsil edildiği, sigortalı hesaplarında, söz konusu taşıma ile ilgili herhangi bir mal bedeli alacağının kalmadığının saptandığı, taşıma süresince hasar ve zayi oluşması halinde tazminat alacaklısının satıcı değil alıcı olması gerektiği, bu nedenle, davacının, aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi uyarınca sigortalıya ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı, davalı tarafından taşınan kimyevi maddelerin taşıma esnasında varil ve tankların delinmesiyle kısmen zayi olduğunu, emtianın alıcısına eksik teslim edildiğini ileri sürerek ödediği tazminatın rücuen tahsili için takip başlatmıştır. Sigortacının halefiyet hakkının doğması için 3 şartın gerçekleşmesi gerekmektedir. Bunlar, geçerli bir sigorta sözleşmesinin varlığı, sigortacının bu sözleşme kapsamında sigortalıya ödeme yapması ve sigortalının kendine zarar verene karşı dava hakkının bulunmasıdır. (Işıl Ulaş, Uygulamalı Sigorta Hukuku Mal ve Sorumluluk Sigortaları, Turhan Kitabevi, Ankara 2010) Somut olayda, davacının sigortalısı tarafından Özbekistan'daki alıcı firmaya düzenlenen CIP teslim şartlı faturanın tarihi 16.05.2012 olup, sigortalının defterlerinde bu faturaya karşılık yapılan ödemeler 03.10.2012 ve 04.10.2012 tarihini taşımaktadır. Bu tarihlerde alıcı tarafından yapılan ödemelerin bir kısmının dava konusu taşımaya ilişkin fatura bedeline karşılık kaydedildiği, bir kısmının da alınan avanslar hesabına virman edildiği sigortalının defterlerinden anlaşılmaktadır. Taşımanın yapıldığı tarihte taşımaya konu malın fatura bedelini henüz alıcıdan tahsil etmeyen sigortalının nakliyat sigortası yaptırmasında hukuki yararının bulunduğu da nazara alınmalıdır. Bu durumda, alınan ekspertiz raporu sonucu bulunan hasar bedelinin geçerli bir sigorta poliçesine istinaden sigortacı tarafından sigortalıya ödenmesinden sonra davacı ... şirketinin aktif dava ehliyetinin bulunduğu gözetilerek işin esasına girilip hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 29/06/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava; nakliyat emtia sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece verilen davanın reddi kararı Daire çoğunluğunca bozulmuştur. TTK'nın 1459. maddesine göre sigortacı, sigortalının uğradığı zararı tazmin eder. TTK'nın 1472. maddesine göre de; sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde ödediği bedel kadar sigortalısının haklarına hedef olur. Aynı maddenin 2. fıkrası gereğince ise, sigortalının sigortacıya geçen hakları ihlal edici şekilde davranması durumunda, sigortacıya karşı sorumlu olur. Bu düzenlemeler gözetildiğinde, davacının sigortalısı, taşıma nedeniyle eksik teslim edilen malların bedeli de dahil olmak üzere tüm mal bedelini alıcıdan aldığına göre; taşımadan dolayı henüz bir zararı oluşmamıştır. Bu durumda davacının tazminat ödemesi TTK'nın 1459. maddesi kapsamında bir ödeme değildir. Olsa olsa hatır ödemesidir. Bu nedenle TTK'nın 1472. maddesi kapsamında sigortalının halefi konumuda sözkonusu değildir. O halde mahkemenin ret kararı usul ve yasaya uygun olduğundan onanması gerekirken sayın Daire çoğunluğunun bozma yönündeki görüşüne katılmıyorum.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.