Türk Ticaret Kanunu 237. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 237- (1) Şirketin borç ve taahhütlerinden dolayı birinci derecede şirket sorumludur. Ancak, şirkete karşı yapılan icra takibi semeresiz kalmış veya şirket herhangi bir sebeple sona ermiş ise, yalnız ortak veya ortakla birlikte şirket aleyhine dava açılabilir ve takip yapılabilir.
(2) Yukarıdaki hükümler, ortakların kişisel mallarına ihtiyati haciz koymaya mani değildir. Bu fıkra hükmünce konulmuş bulunan ihtiyati hacizler hakkında İcra ve İflas Kanununun 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında öngörülen süre, birinci fıkranın ikinci cümlesi hükmünce ortağa karşı dava veya takibe başlama yetkisinin doğduğu tarihten itibaren işlemeye başlar. Bununla beraber, ihtiyati haciz tutanağının tebliğinden itibaren kanuni süre içinde şirkete karşı takibe veya davaya başlanmadığı takdirde ihtiyati haciz düşer.
III - Mahkeme kararı
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
2 karar eşleşti
7. Hukuk Dairesi, 2014/11159 E., 2014/16551 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAmasya İş Mahkemesi
Gerek dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 179, gerek hlen yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 237.maddesine göre şirket borçlarından birinci derecede şirket sorumludur.Ancak şirkete karşı yapılan icra takibi semeresiz kalmış veya şirket herhangi bir sebeple sona ermiş ise, yalnız ortak veya ortakla birlikte şirket aleyhine dava açılabilir ve tak
7. Hukuk Dairesi 2014/11159 E. , 2014/16551 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi : Amasya İş Mahkemesi
Tarihi : 06/06/2013
Numarası : 2012/13-2013/241
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekilince temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili, davacının davalıya ait işyerinde çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, fazla mesai yaptığını, hafta tatilleri ile milli bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, yıllık izinlerini kullanmadığını iddia ederek kıdem tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının kendi isteği ile işten ayrıldığını, kıdem ve ihbar tazminatı talep edemeyeceğini, diğer iddialarının asılsız olduğunu savunmuş ve davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, istek hüküm altına alınmış, davalı vekilinin temyizi üzerine 9.Hukuk Dairesi'nin 15.12.2011 tarihli ilamı ile sair temyiz itirazları incelenmeden, “...Davalı tanığının hiçbir sebep gösterilmeden dinlenilmemesi hukuki dinlenilme hakkının kısıtlanması olup, hatalıdır.Mahkemece davalı tanığı U.. P..'in dinlenilmesi için kararın bozulması gerekmiştir.” gerekçesi ile usulden bozulmuştur.
Mahkeme bozma kararına uymuş, davalı tanığını dinlemiş, bozma öncesi toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporuna göre davanın yeniden kabulüne karar vermiştir.
Davalıya husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği ihtilaflıdır.
Davacı vekili, davayı davalı M.. E..'e karşı açmış olup davacının kayden M.. E.. ve Ortakları Kollektif Şirketinin işçisi olduğu anlaşılmaktadır. Bu hali ile dava şirket yerine şirketin ortağına yöneltilmiştir. Gerek dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 179, gerek hlen yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 237.maddesine göre şirket borçlarından birinci derecede şirket sorumludur.Ancak şirkete karşı yapılan icra takibi semeresiz kalmış veya şirket herhangi bir sebeple sona ermiş ise, yalnız ortak veya ortakla birlikte şirket aleyhine dava açılabilir ve takip yapılabilir. Hal böyle olunca şirkete karşı yapılan icra takibinin semeresiz kaldığı ya da şirketin sonardiğine dair dosya kapsamında delil ya da bu yönde iddia bulunmadığına göre davacının davasını şirket yerine ortağa yöneltmesi doğru olmamıştır. Husumet yani davada davalı sıfatını haiz olma dava şartlarından olup her aşamada ileri sürülebileceği gibi mahkeme de resen dikkate almak zorundadır. Mahkemenin de bu husus kabulünde olduğu halde, ikincil derecede sorumlu olan ortağın sorumluluğunun doğması halinde uygulanması mümkün olan “ortağın şirket borçlarından tüm malvarlığı ile sorumlu olduğuna” dair yasa maddesine dayanılarak husumet itirazın reddi ve ortak hakkındaki davanın esastan kabulü hatalı olmuştur.
Ne varki davalı ortağın davalı şirket adına işleri yürütmesi, davacı ile birebir muhatap olması nedeni ile davacının bu ortağı işveren zannederek dava açtığı yani husumette yanıldığı açıktır. Bu nedenle 6100 sayılı HMK'nun 124.maddesine göre davacıya davasını dava dışı şirkete tevcih etmesi için süre verilmeli, taraf teşkili sağlandıktan sonra usuli işlemlere devam edilerek davanın esası hakkında karar verilmelidir.
O halde davalı vekilinin bu yönü amaçlayan temyiz itirazı kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenden BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde davalıya iadesine, 09.09.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (1)
11. Hukuk Dairesi, 2014/6819 E., 2014/9648 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varANKARA 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
Şti.'nin ortağı oldukları, TTK 237/2 maddesi gereğince ortaklara ait mallar üzerine ihtiyati haciz konulmasına engel bulunmadığı gerekçesiyle istemin H..
11. Hukuk Dairesi 2014/6819 E. , 2014/9648 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ANKARA 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/02/2014
NUMARASI : 2014/35-2014/35
Ankara 18. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/02/2014 tarih ve 2014/35-2014/35 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati haciz isteyen (alacaklı) vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati haciz isteyen vekili, A. Ltd. Şti.'ne kullandırılan kredilerin kefillerinin A.. A.., S.. A.., T.. A.. ile N.. A.. ve Oğulları Koll. Şti. olduğunu, N.. A.. ve Oğulları Koll. Şti.'nin ortaklarının A.. A.., S.. A.., T.. A.. ve H.. A.. olduğunu, A.. A.., S.. A.. ve T.. A.. yönünden ihtiyati haciz kararı alınarak uygulandığını ancak kefil şirket yönünden kararın uygulanamadığını, kollektif şirketin ortaklarının şahsen de sorumlu olduklarını ileri sürerek kefil kollektif şirketin ortakları yönünden ihtiyati haciz kararı verilmesini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, borçlulardan A.. A.., S.. A.. ve T.. A..'in kefil oldukları, H.. A.. ve T.. A..'in aynı zamanda N.. A..ve Oğulları Koll. Şti.'nin ortağı oldukları, TTK 237/2 maddesi gereğince ortaklara ait mallar üzerine ihtiyati haciz konulmasına engel bulunmadığı gerekçesiyle istemin H.. A.. yönünden kabulü ile İİK’nın 257/1. maddesi gereğince alacaklının 51.074,03 TL alacağının alınabilmesini sağlamak için borçlu H.. A..'in yeter miktardaki taşınır, taşınmaz malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, daha önce A..S..ve T.. A.. için aynı alacak hakkında aynı ihtara istinaden aynı miktarda ihtiyati haciz kararı verildiği, alacaklının beyanına göre bu karara istinaden yapılan takibin kesinleştiği, bu nedenle A.., S.. ve T.. A.. için aynı alacak nedeniyle ihtiyati haciz talep etmede alacaklının hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle bu borçlular hakkındaki talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı ihtiyati haciz isteyen vekili temyiz etmiştir.
Talep ihtiyati hacze ilişkin olup, aleyhine ihtiyati haciz istenenlerin hem şahsi olarak müteselsil kefaletleri hem de ortağı oldukları kollektif şirketin müteselsil kefaleti nedeniyle sorumlulukları mevcuttur. Şahısların şahsi kefalet limiti kadar sorumlulukları karşılandığında
bu kez ortağı oldukları kollektif şirketin müteselsil sorumluluğu nedeniyle kefalet limiti kadar sorumlulukları ortaya çıkacağından ve ayrı ayrı kefalet limitleri kadar sorumlulukları söz konusu olacağından, bu husus nazara alınmadan, hem müteselsil kefil hem diğer müteselsil kefilin ortağı olan A.., S.. ve T.. A.. yönünden, daha önce ihtiyati haciz kararı verildiğinden bahisle istemin reddi doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle ihtiyati haciz isteyen vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün mümeyyiz taraf yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Genel
Merkezi İstanbul'da bulunan "Trans-Deniz Kollektif Şirketi", ticari faaliyetleri kapsamında (A)'dan 500.000 TL bedelli bir mal satın almış ancak vadesi gelmesine rağmen borcunu ödememiştir. Alacaklı (A), şirket aleyhine ilamsız icra takibi başlatmış, ancak şirket yasal süresi içinde borca itiraz ederek takibi durdurmuştur. (A), itirazın iptali davası açmak yerine, doğrudan şirket ortaklarından ve aynı zamanda şirket müdürü olan (M)'ye başvurarak alacağının tamamının şahsen ödenmesini talep etmiştir. Bu durumda, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde ortak (M)’nin sorumluluğuna ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Alacaklı (A)’nın, ortak (M)’ye başvurabilmesi, öncelikle şirkete karşı bir icra takibi başlatmış ve bu takibin sonuçsuz kaldığının sabit olması şartına bağlıdır.
B) Ortak (M), şirket borcundan dolayı şahsen sorumlu olsa dahi, alacaklı (A)'ya karşı sadece şirketteki sermaye payı oranında bir sorumluluk ileri sürebilir.
C) Şirkete karşı başlatılan icra takibinin itiraz üzerine durması, ortağın sorumluluğuna gidilebilmesi için yeterli bir sebep olduğundan, (A)'nın (M)'ye başvurması hukuka uygundur.
D) Şirketin iflası istenmedikçe, ortakların şirket borçlarından dolayı iflas yoluyla takibi mümkün olmadığından (M)’nin bu yönde bir sorumluluğu bulunmamaktadır.
E) Alacaklı (A), şirkete karşı itirazın iptali davası açarken, aynı zamanda ihtiyaten ortak (M)’nin malvarlığı üzerine haciz konulmasını talep edebilir.