6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 28

Türk Ticaret Kanunu 28. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 28- (1) Tescil istemi ilgililer, temsilcileri veya hukuki halefleri tarafından yetkili sicil müdürlüğüne yapılır. (2) Bir hususun tescilini istemeye birden çok kimse zorunlu ve yetkili olduğu takdirde, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, bunlardan birinin talebi üzerine yapılan tescil tümü tarafından istenmiş sayılır. 3. İstemin şekli

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

9 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2023/3922 E., 2024/5983 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
ılı Kanun'un 34 üncü maddesinde belirlenen 8 günlük hak düşürücü süre içerisinde 02.06.2021 tarihinde açıldığı,Ticaret sicil memurluğu kararlarına karşı ancak ilgililer itiraz edebileceği, Ticaret Sicil Yönetmeliği’nin 22 nci maddesinde ve 6102 sayılı Kanun'un 28 inci maddesi gereğince şirket ortağının ise ilgili sıfatı bulunmadığı, buna göre davacıların müdürlüğün sona erdiğinin tesciline ilişkin
11. Hukuk Dairesi         2023/3922 E.  ,  2024/5983 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1415 Esas, 2023/406 Karar HÜKÜM : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/349 E., 2022/435 K. Taraflar arasındaki ortaklık sıfatının ve müdürlüğün sona erdiğinin tespiti ve tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıların ... Hırdavat ve Yapı Malz. İnş. Taah. Teks. İç ve Dış Tic. Paz. San. Ltd. Şti. nezdindeki paylarının tamamını davalı ...'a devrederek 19.01.2017 ortaklıktan çekildiklerini, mezkur devrin 19.01.2017 tarih ve 2017/1 numaralı Ortaklar Kurulu Kararı ile hisse devri sonucu şirketin mevcut 2.000 payının tamamının ...'a devredildiğini, şirketi temsil ve ilzama yetkili müdürü olarak ...'ın atandığını, şirket merkezinin Alsancak Mah. 2201. Sk. No:40/A Etimesgut/ANKARA olduğunu ve tüm bu hususların tescil ve ilan edilmesine oy birliği ile karar verildiğini, ancak bahsi geçen devrin ve müdürlük sıfatının şirket paylarının tümünü devralan ve yeni şirket yetkilisi olan ... tarafından Ticaret Sicili Gazetesi'nde tescil ve ilan ettirilmemesiyle müvekkillerinin pay sahipliği ve müvekkili ...'un şirket yetkilisi olma sıfatının ticaret sicili, vergi dairesi ve sair kurumlarda aktif olarak görünmekte olduğunu, müvekkillerin pay devrinin tescil edilmediğini vergi dairesi tarafından re'sen yapılan vergi incelemesi neticesinde öğrendiklerini, devirden sonra tescil işlemini gerçekleştirmeyen davalı ...'ın devir tarihinden sonra yaptığı usulsüz ve hukuka aykırı işlemler nedeniyle tanzim edilen vergi inceleme raporu ile müvekkili aleyhine Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/11 E. sayılı dosyasında 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanun'a (6183 sayılı Kanun) muhalefet isnadıyla ceza dosyası derdest edildiğini ve müvekkillerinin vergi dairesince tanzim edilen birçok aleyhe işleme maruz kalmış olduklarını, dava konusu olayda müvekkilleri tarafından, limited şirketteki payları yasaya uygun olarak davalıya devredilip, ortaklar kurulu kararı ile onaylandıktan sonra ortaklık sıfatı ve müvekkili ... yönünden şirket müdürlüğü sıfatının ortadan kalktığını iddia ederek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları mahfuz olmak kaydıyla müvekkillerinin daha evvel davalı ...'a devrettiği paylara ilişkin pay devrinin ve ...'ın şirket müdürü sıfatının devir tarihi olan 19.01.2017 tarihinden itibaren hüküm ifade etmek üzere tescil ve ilanına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sicil müdürlüğünde kayıtlı bulunan ... Hırdavat ve Yapı Malzemeleri İnşaat Taahhüt Tekstil İç ve Dış Ticaret Pazarlama Sanayi Limited Şirketi'nde ortak olan ..., ... ve ...'un ...'a hissesini devrettiğine ilişkin davacılar tarafından 17.06.2020 tarihinde başvuruda bulunulduğunu, başvuruyla birlikte ..., ... ve ...'un 19.01.2017 tarihinde Ankara 57. Noterliği'nin 19.01.2017 tarihli 2685 yevmiye no.lu hisse devir sözleşmesiyle sahibi olduğu şirket hisselerinin tamamını ...'a devrettiğini ve Genel kurulun 19.01.2017 tarihinde aldığı kararla bu devrin onayladığını bildirdiğini, Ticaret Sicil Yönetmeliği madde 22 ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 598 inci maddesi gereğince gerçekleşen hisse devrinin ve müdürlük azlinin tescilini isteme yetkisi şirketin mevcut müdürü olan ... ve ...'da olduğunu, ... ve ...'un mevzuat hükümlerine uygun düzenlenmiş evraklarla birlikte Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvurup tescilini gerçekleştirmesi gerekmekte olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini ve davacı şirket müdürü olarak gereken özeni göstermediğini, hisse devri tescilinin gerçekleştirilmemesindeki hukuki sorumluluğun tamamen ona ait olduğunu, davacının davayı açmasında hukuki yarar bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların davalı şirketin ortakları olduğu, Ankara 57. Noterliğinin 19.01.2017 tarih ve 02685 yevmiye numaralı Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile paylarını davalı ...'a devir ettikleri, davacıların hisse devirlerinin 6102 sayılı Kanun'un 595 inci hükümlerine uygun olduğu, devir tarihi itibariyle ortaklıkları ve müdürlük sıfatlarının sona erdiği, 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 30 gün içerisinde başvurunun yapılmaması halinde ayrılan ortağın bu başvuruyu yapabileceği gerekçesiyle davalı ... sicilinin başvurunun reddi kararının hukuka uygun olmadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 22 nci maddesi gereğince hisse devrinin ve müdürlük azlinin tescilini isteme yetkisinin şirketin mevcut müdürü olan ... ve ...'da olduğundan mevzuat hükümlerine uygun hazırlanan evraklarla müdürlüğe başvurduklarında tescil zaten gerçekleştirileceğinden eldeki davanın açılmasında hukuki yararı bulunmadığını, davacıların mevzuat hükümlerine uygunluk arz eden hisse devri evraklarının sunmamaları nedeniyle tescilin gerçekleştirilmediğini, zira davacıların 17.06.2020 tarihli başvuru dilekçesi ekinde pay devri sözleşmesinin ve genel kurul kararının aslının ve hisse devrinin işlendiği pay defteri sayfasının noter onaylı suretinin ibraz edilmediğini, ...'ın imzasının sicil dosyasında kayıtlı olmadığının, gerekli harç için harcın ödenmediğini, davalı idare yasal hasım olması nedeniyle aleyhe yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilince davalı ... Sicil Müdürlüğüne 17.06.2020 tarihli dilekçe ile adlarının sicilden silinmesi ve davacı ...'un şirket yetkilisi sıfatının sicilden terkin edilerek başvuruya konu devir işleminin sicile tescil edilmesinin talep edildiği, davalı tarafından 26.05.2021 tarihli yazı ile bahse konu hisse devir işleminin re'sen tescil ve ilan edilmesi söz konusu olmadığından dolayı şirket adresine ve şirket hisselerine devralan ...'a yazılan davet yazılarının bila tebliği olduğu ve bahse konu hisse devri için herhangi bir başvurunun bulunmadığının bildirildiği, böylelikle tescil işleminin tamamlanmadığı, dava ise 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinde belirlenen 8 günlük hak düşürücü süre içerisinde 02.06.2021 tarihinde açıldığı,Ticaret sicil memurluğu kararlarına karşı ancak ilgililer itiraz edebileceği, Ticaret Sicil Yönetmeliği’nin 22 nci maddesinde ve 6102 sayılı Kanun'un 28 inci maddesi gereğince şirket ortağının ise ilgili sıfatı bulunmadığı, buna göre davacıların müdürlüğün sona erdiğinin tesciline ilişkin talep yönünden işbu davada aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığından mahkemece davacıların müdürlüğün sona erdiğini teciline ilişkin talep yönünden ilgili sıfatına sahip olmadıklarından işbu davayı açamayacaklarından aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığı gözetilerek davanın bu talep yönünden usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediği, ancak davacıların pay devrinin tescil ve ilanına ilişkin talep yönünden yapılan değerlendirmede ise; Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında esas sermaye paylarının geçişinin tescili için şirket müdürlerinin süresi içinde ilgili müdürlüğe başvuruda bulunmaması halinde ayrılan ortağın, esas sermaye payının devrine ilişkin noter onaylı devir sözleşmesini ibraz etmek kaydıyla, bu paylarla ilgili olarak adının sicilden silinmesini isteyebileceğinin düzenlendiği, her ne kadar davacılar vekili tarafından 17.06.2020 tarihli dilekçe ile davalıya pay devrinin tescili hususunda başvuruda bulunulduğu ve dilekçe ekinde limited şirket pay devri sözleşmesi ve ortaklar kurulu kararının yer aldığı yazılmış ise de söz konusu belgelerin asıllarının veya noter onaylı devir sözleşmelerinin davalı sicile ibraz edildiğine ilişkin dosyada delil bulunmadığından bu talep yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davalının istinaf itirazlarının kabulüne ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, pay devrinin tescil ve ilanına ilişkin talebin esastan reddine, müdürlük yetkisinin bulunmadığına tescil ve ilanına ilişkin talebin usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi heyeti raporunda 19.01.2017'de pay sahibi olan üç davacının, paylarının tamamını davalı ...'a devretmek üzere devir sözleşmesi akdettikleri, böylelikle şirketin paylarının %100'ünün tek ortak davalı olacak şekilde ...'a devredilmesi sözleşme akdedildiği hususunda bir ihtilaf bulunmadığının tespit edildiğini, ilk derece mahkemesinin 16.02.2022 tarihli duruşmasında davalı ...'ın da şirketi devraldığını beyan ettiğini, gerek taraflar arasında gerek ise istinaf incelemesinde şirketin devrinin gerçekleştiğine ilişkin olarak herhangi bir muaraza bulunmadığını, hukuka uygun devir prosedürü mukabilinde müdürlük ve ortaklık sıfatından yoksun olduklarından ilgili sıfatının aranmasının bu dosya bakımından uygun olmadığını, kaldı ki hukuki anlamda zarara uğradıklarından ilgili olmadığından bahisle aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığına yönelik karar vermenin açıkça hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10.03.2008 tarih, 2007/1265 E. ve 2008/2831 K. sayılı ilamı kapsamında pay devri yapılsa dahi müdürlük sıfatının devrine dair bir karar alınmadan müvekkillerin müdürlük sıfatlarının sona ermeyeceği ve kanunda belirtilen muhtelif sorumluluklara ilişkin yükümlülüklerinin devam edeceğinin de izahtan vareste olduğunu, pay devrinin yanında, şirket ortaklar kurulu kararında belirtilen müvekkillerin müdürlük sıfatının sona ererek şirket müdürünün ...'a ait olduğuna dair karar tescil edilmeden müvekkilin bu mesuliyetlerinin ortadan kalkmayacağını, halen ticaret sicil kayıtlarında müdürlük sıfatı devam eden ve birçok cezai ve idari müeyyide ile karşılaşan müvekkillerin müdürlük sıfatını ...'a devrettiklerinin tescilini istemekte hukuki yararlarının ve aktif dava ehliyetlerinin bulunduğunu, müdürlük sıfatı sona ... müvekkillerin müdürlük sıfatının sona erdiğine ve şirket müdürünün ortaklar kurulu kararında belirtildiği üzere ... olduğunun tespitine karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; limited şirket hisse devrinin ve müdürlük sıfatının sona erdiğinin tespitiyle ticaret siciline tescil ve ilanına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6102 sayılı Kanun'un 28, 34, 38, 595 inci ve Ticaret Sicil Yönetmeliği’nin 22 ve 103 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2018/5723 E., 2019/6909 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
maddesi gereğince ticaret sicil memurluğu kararlarına karşı ancak ilgililerin itiraz edebileceği, davacının TTK 28. maddesi uyarınca tüzel kişinin ilgilisi konumunda olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353/1/b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2018/5723 E.  ,  2019/6909 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 23/11/2017 tarih ve 2017/628 E- 2017/899 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 27/09/2018 tarih ve 2018/304 E- 2018/942 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirkette pay sahibi olduğunu, şirketin 16.02.2017 tarihli olağan genel kurul toplantı tutanağında ve hazirun cetvelinde şirketin sermayesinin tamamını oluşturan 9.892.259 adet payın hazır bulunduğunun yazıldığını ve her iki tutanağında şirketin yönetim kurulu başkanı ... tarafından imza altına alındığını, ancak hazirun cetvelinde pay sahiplerinden ...'na vekaleten ... ve asaleten ....'nun toplam 8.378.742 adet payı temsilen imzalarının bulunduğunu, TTK 32/3 maddesi ve Ticaret Sicil Yönetmeliği'ne aykırı şekilde gerçekleştirilmesine rağmen tescili sağlanan 16.02.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların silinmesi için İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne başvuruda bulunulduğunu, silinme taleplerinin tescil olunan hususların re'sen terkininin mümkün olmadığı gerekçesi ile reddedildiğini ileri sürerek tescil edilen 16.02.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların ticaret sicilinden silinmesine, silinme kararının İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne tebliğine ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının ticaret sicilinden silinmesini istediği kararın 16.02.2017 tarihinde alındığını, 20.02.2017 tarihinde tescil edildiğini ve 24.02.2017 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edildiğini, huzurdaki davanın ise 14.07.2017 tarihinde ve hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; davacının ticaret sicil işleminin iptaline ilişkin talepte bulunduğu, ticaret siciline tescil ve terkin taleplerinin 6102 sayılı TTK 34. maddesi uyarınca ilgililere ait olduğu, bu ilgililerin kimler olacağının Ticaret Sicil Nizamnamesi 30 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği 22 ve 39. maddelerinde yer verildiği, davacının şirket ortağı olması nedeniyle ilgililer kavramı içerisinde olmadığı gerekçesiyle HMK 114/1. maddesi uyarınca davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi'nce; yerel mahkemenin karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı, 6102 sayılı TTK.'nın 34. maddesi gereğince ticaret sicil memurluğu kararlarına karşı ancak ilgililerin itiraz edebileceği, davacının TTK 28. maddesi uyarınca tüzel kişinin ilgilisi konumunda olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353/1/b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına ve davalının pasif husumet ehliyetinin de bulunmamasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mhakemesince verilen kararın HMK'nın 370/1.maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372.maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 8,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 06/11/2019 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2018/1713 E., 2018/10933 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
1-) Eldeki dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden sonra, 28.04.2014 tarihinde açılmıştır. 6102 sayılı TTK. 4.maddesine göre bir davanın ticari dava olabilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan yasa maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan sayılması gerekir.
3. Hukuk Dairesi         2018/1713 E.  ,  2018/10933 K. "İçtihat Metni" Davacı ... ile davalı ...Ş. aralarındaki tazminat davasına dair ... 2.Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesinden verilen 09.07.2015 günlü ve 2014/681 E., 2015/542 K. sayılı hükmün bozulması hakkında dairece verilen 22.11.2017 günlü ve 2017/15926 E-2017/16351 K. sayılı ilama karşı davalı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir. Düzeltme isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; köy koruculuğu yaparken 4 gün süreyle elektriklerin kesildiğini, köy muhtarının ihbarda bulunduğunu, görevlilerin siz de yapabilirsiniz söylemleri üzerine sigortaları değiştirmek için elektrik direğine çıktığını, akım hissetmesi üzerine yere düştüğünü ve felç olduğunu, direk üzerinde uyarı levhası bulunmadığını, davalının gerekli önlemleri almadığını belirterek; fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla 1.000,00 TL maddi, 50,000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı; zamanaşımı süresinin geçtiğini, davacının kusurlu olduğunu, hattın hangi kuruma ait olduğunun belirlenmesi gerektiğini, iddiaların hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu, dosyada delil bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece maddi manevi tazminat davasının reddine dair verilen kararın davacı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 22.11.2017 günlü ve 2017/15926 E-2017/16351 K. sayılı bozma ilamı ile; "..dosyanın incelenmesinde; davacının 20/08/2007 tarihinde köydeki elektrik direğine çıkarak elektrik akımına kapılarak yere düştüğünü, bu şekilde felç olduğunu iddia ettiği, delil olarak soruşturma dosyası, Validebağ Devlet Hastanesi, TSK Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi, ... Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi, ... Devlet Hastanesi kayıtları ve bilirkişi incelemesinin gösterildiği görülmektedir. ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/140 esas sayılı soruşturma dosyasında, davacının 06/03/2014 tarihli dilekçesiyle şikayette bulunduğu, soruşturma sonucunda müştekinin yaralanmasının kendi kusurundan meydana geldiği, başkaca kimsenin kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, kararın müşteki vekiline tebliğ edildiği, ancak kusur yönünden inceleme yapıldığına dair bilgi bulunmadığı, ayrıca soruşturma dosyasında davacının 16/06/2008 tarihli İlçe Jandarma Komutanlığına yazdığı dilekçe de; elektrik direğinden düşerek sakatlandığını, ameliyat olduğunu, imkanının bulunmadığını belirterek ... Rehabilitasyon Merkezinde tedavisinin yapılması yönünden yardım talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafından bildirilmesine rağmen hastane ve bakım merkezi kayıtlarının dosya içerisine celp edilmediği, olay sonrası davacıya yapıldığı iddia edilen tedavi ve raporlarının araştırılmadığı belirlenmektedir. O halde; mahkemece davacının delillerinin toplanması neticesinde; davacının İlçe Jandarma Komutanlığına başvurusu ve olay sonrası hastane tedavi süreciyle ilgili adli yönden inceleme yapılıp yapılmadığının belirlenmesi, olayın oluş şekline ilişkin delillerin değerlendirilmesi, gerektiğinde kusur yönünden bilirkişi inceleme yaptırılması suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ve araştırmaya dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Bozma kararına karşı, davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 1-) Eldeki dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden sonra, 28.04.2014 tarihinde açılmıştır. 6102 sayılı TTK. 4.maddesine göre bir davanın ticari dava olabilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan yasa maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan sayılması gerekir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir" hükmünü içermektedir. 26/06/2012 tarihinde kabul edilen ve 30 Haziran 2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 6335 sayılı yasanın 2.maddesinde, "6102 sayılı Kanun'un 5.maddesinin başlığı" 2. ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemeler" şeklinde, 1. fıkrasında yer alan "davalara" ibaresi ise davalar ve ticari nitelikteki "çekişmesiz yargı işlerine" şeklinde 3.ve 4. fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır". şeklinde düzenlenmiştir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında ise; dava, elektrik çarpması nedeni ile uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkin olup; uyuşmazlık 6102 sayılı Kanun kapsamında da kalmadığından Asliye Hukuk Mahkemesi olarak davanın görülmesi gerekir. Bu durumda mahkemece, davaya Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatı ile değil Asliye Hukuk Mahkemesi olarak bakılıp sonuçlandırılması gerekirken, Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla davaya bakılarak esasa ilişkin hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. Ne var ki; mahkeme kararının açıklanan bu gerekçeler ile bozulması gerekirken zuhulen başka gerekçe ile bozulduğu yeniden yapılan inceleme sonucu anlaşıldığından davalı vekilinin karar düzeltme isteği kabul edilerek, Dairemizin önceki bozma kararı kaldırılmış, mahkeme kararı açıklanan bu yeni gerekçeyle bozulmuştur. 2-)Bozma nedenine göre, davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle karar düzeltme isteminin kabulü ile; Dairemizin 22.11.2017 günlü ve 2017/15926 E-2017/16351 K. sayılı tarihli ilamının kaldırılmasına ve hükmün yukarıda açıklanan değişik gerekçe ile davalı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle bozma nedenine göre, davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına peşin alınan karar düzeltme harcının istek halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 01.11.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2015/13645 E., 2017/1451 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
lkan müdürün istifasını da sicile bildirmekle yükümlü olmasına, somut olayda dava dışı şirketin münferiden şirketi temsile yetkili iki müdürünün bulunması nedeniyle davacının istifasının muhatabının da diğer müdür olmasına ve bu nedenle de 6102 sayılı TTK'nın 28. mad. ve Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 22. maddesi gereğince de bu müdürün sicile başvurabilecek olmasına göre, davacı vekilinin tüm temy
11. Hukuk Dairesi         2015/13645 E.  ,  2017/1451 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/05/2015 tarih ve 2014/1160-2015/300 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile ...'in dava dışı ... Paz. Ltd. Şti.'ni ilk 10 yıl için müdür olarak ayrı ayrı temsile yetkili kılındıklarını, müvekkilinin şirketteki hisselerini 31/10/2007 tarihinde ...'e devrettiğini, bu devir işleminin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 09/11/2007 tarihli ve 6933 sayılı nüshasında ilan edildiğini, müvekkilinin buna rağmen müdürlüğünün devam ettiğini vergi ceza ihbarnamelerinden öğrendiğini, şirket yetkililerine müdürlükten istifasını sunamayan müvekkilinin istifa ettiğini ...'ne dilekçe ile bildirdiğini, ...'nün görevden istifa ettiğine dair yazının şirketin müseccel adresine gönderilip şirkete ulaştığına dair tebliğ şerhini içeren noter marifetince düzenlenmiş istifaname aslının veya onaylı suretinin müdürlüğe gönderilmesi halinde gerekli işlemlerin yapılacağını bildirdiğini, bunun üzerine ... 29. Noterliği'nin 30/01/2014 tarih ve 2933 yevmiye numaralı istifanamesini şirketin adresine gönderdiğini, tebligatın Tebligat Kanunu m. 21’e göre yapıldığını, davalının istifanamenin şirkete ulaşmadığı gerekçesiyle re'sen tescil işlemi yapılamayacağını bildirdiğini ileri sürerek müvekkilinin şirket müdürlüğünden istifasının reddi ile ilgili kararın iptalini, müdürlükten istifanın kabulü ile tescil ve ilanını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalının yaptığı işlemlerde hukuka aykırılık olmadığı, davacının şirket müdürlüğünden istifası konusunda dava dışı şirkete çıkartılan tebligatın usulüne uygun olarak yapılmamış olduğu, davacının şirket müdürlüğünden istifası konusunda şirketçe ortaklar kurulu kararı alınması ve buna göre ticaret siciline müracaat edilip tescil ve ilan edilmesi gerekirken bu lüzuma uyulmadığı, davalıdan şekil şartlarına uymayan tescil ve ilan işlemini gerçekleştirmesinin istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, istifanın muhatabının kabulüne bağlı olmaması nedeniyle mahkemenin bu yöndeki gerekçesi doğru değil ise de tek taraflı bozucu yenilik doğuran hak niteliğinde olan istifanın, iç ilişkide bu yöndeki beyanın şirkete ulaşmasıyla hukuki sonuç doğuracak olmasına ve bu nedenle şirket müdürlüğünden istifanın şirkete tebliğ edilmesi halinde sonuç doğurup ancak tebliğ ile birlikte müdürlük görevinin son bulacak olmasına, görev son bulmadan sicile tescil edilemeyecek olmasına, dış ilişkide ise istifanın ticaret siciline tescil ve ilan edilmesiyle sonuç doğurmasına (TTK 37. madde) şirketi temsile yetkili olan kişileri tescil edilmek üzere ticaret siciline bildirmekle yükümlü olan yönetimin (müdür veya müdürler) istifa nedeniyle temsil yetkisi kalkan müdürün istifasını da sicile bildirmekle yükümlü olmasına, somut olayda dava dışı şirketin münferiden şirketi temsile yetkili iki müdürünün bulunması nedeniyle davacının istifasının muhatabının da diğer müdür olmasına ve bu nedenle de 6102 sayılı TTK'nın 28. mad. ve Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 22. maddesi gereğince de bu müdürün sicile başvurabilecek olmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 13/03/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (M) (M) KARŞI OY Somut uyuşmazlıkta, Dava dışı ... Pazarlama Ltd. Şti'deki ortaklık payını 31/10/2007 tarihinde ...'e devrettikten sonra şirkette hissesi kalmayan, ancak esas sözleşme gereğince diğer ortak ile birlikte müdürlük görevi devam eden davacı 10/01/2013 günlü dilekçesi ile müdürlük görevinden istifa ettiğini, keyfiyetin sicil kayıtlarına işlenmesini ...'den talep etmiştir. Müdürlükçe 20/01/2014 günlü cevabi yazısı ile istifa keyfiyetinin şirkete tebliği ile tebliğ şerhini içerir noterce düzenlenmiş istifanamenin ibrazı halinde işlem yapılabileceği bildirilmiştir. Bunun üzerine davacı ... 29. Noterliği'nin 30/01/2014 gün ve 2933 Y. nolu istifanamesi ile istifasını müdürü olduğu şirkete bildirmiş, ancak istifaname şirkete tebliğ edilememiştir. Davacının 20/02/2014 günlü Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne başvurusunda 28/02/2014 günlü cevabi yazı ile istifanamenin şirkete ulaşmaması nedeniyle tescil işleminin yapılamayacağı bu hususta mahkeme kararının ibrazı gerektiği gerekçesi ile geri çevrilmiş, bunun üzerine eldeki dava açılmıştır. Bilindiği üzere Limited Şirketlerde, müdür veya müdürlerin istifası suretiyle görevlerinin sona ermesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenmemiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 547 vd. maddelerinde Ticari Temsilci düzenlenmiş olup Limited Şirket müdürünün Ticari Temsilci olduğu açıktır. Ticari Temsilci hakkında, 6102 sayılı TTK'da aksine bir hüküm bulunmadığı durumda, 6098 sayılı TTK 547-550 maddesi hükümlerinin uygulanması mümkündür. Birer ticari temsilci olan müdürler istifa hakkına sahip olup, istifa hakkının iş sözleşmesindeki hükümlere uygun olarak yapılması gerekmektedir. Aksi halde müdürün şirkete karşı sorumluluğu sözkonusudur. Ticari Temsili (müdür), her zaman sözleşmeyi yani müdürlük görevini tek taraflı olarak sona erdirebilir (6098 sayılı TBK 512 md.). Zira limited şirkette müdürlük zorunlu bir görev değildir. Müdürlerin istifaları, tek taraflı olarak görevden ayrılmayı ifade ettiği içindir ki istifanın kabulü için herhangi bir makamın, örneğin ortaklar kurulunun onay ve kabulü aranmaz. İstifa keyfiyetinin şirkete bildirilmesi ve ortaklar kurulunca bu konuda karar alınması, müdürün şirkete karşı sorumluluğu yönünden önem arz etmekte olup, bu lazimenin yerine getirilmemesi, tek taraflı irade beyanı ile sonuç doğuran istifanın, geçerliliğine etkili değildir Açıklanan nedenle davacının temyiz isteminin kabulü ile davanın kabulüne karar verilmek üzere yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde temyiz isteminin reddi ile yerel mahkeme kararının onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.
19. Hukuk Dairesi, 2016/11830 E., 2017/7904 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
TTK’nun 28/2 maddesi gereğince bir fatura alan kişi, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.
19. Hukuk Dairesi         2016/11830 E.  ,  2017/7904 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı vekili, müvekkili şirketin bölge dağıtıcılığını yaptığı ... tohumculuğa ait 5 kg lık ambalajlardaki iri yapraklı ithal maydanoz tohumundan 20 adet tohumun davalı şirkete satıldığını ve teslim edildiğini, satılan tohumun satış fiyatının 245,00 TL olması gerekirken faturada sehven ürünün torba bedelinin 47,00 TL olarak hesaplandığını, daha sonra fiyat farkı alacak için ek fatura düzenlendiğini,fatura bedellerinin tüm ihtarlara rağmen davalı tarafından ödenmediğini,tohumlarında müvekkili şirkete iade edilmediğini, borcun ödenmemesinin müvekkili şirketi maddi anlamda zarara uğrattığını ileri sürerek toplam 19.000,00 TL nin dava konusu faturalar tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının hak ve taleplerinin ticaret hayatının olağan akışına aykırı olduğunu,tohumun torba fiyatının 245,00 TL olduğu hususunun gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, 2014 yılında davacı tarafından davalıya satılarak teslim edilmiş olan ithal maydanoz tohumunun kg fiyatı 45,00-50,00 TL civarında ve 5 kg lık torba fiyatının ise 225,00-250,00 TL civarında olduğu halde, davalı adına düzenlenen faturalarda 5 kg lık torba fiyatının 47,00 TL olarak yer aldığı ve davalı ödemelerinin de bu fiyat üzerinden yapıldığı, ancak davacı satıcının, pazarlama işi yapan kendi personeli tarafından sipariş fiyatlarında yanlışlık yapıldığını belirlemesi üzerine, satılan emtia ile ilgili olarak gerçek fiyat üzerinden ek faturalar düzenleyerek davalıya gönderdiği,davalının tacir olup satın aldığı ürünün güncel piyasa değerini bilmesi gerektiği,emtianın normal değerinin %20 si gibi bir fiyat üzerinden satın alan davalının aşırı yararlanması söz konusu olduğu, gerçek fiyat üzerinden ek fatura düzenlemiş olmasının ticari hayata ve teamüllere uygun olduğu,davacı satıcının TBK nun 28/1.maddesi uyarınca edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteme hakkı olduğu gerekçesiyle 08.09.2015 tarihli bilirkişi tarafından tespit edilen alacak miktarı üzerinden kısmen kabulü ile, 16.210,26 TL nin 17/09/2014 temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş,hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 12/12/2017 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI TTK’nun 28/2 maddesi gereğince bir fatura alan kişi, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Aynı şekilde sattığı bir ürün için fatura düzenleyen bir tacir de kendi düzenlediği fatura içeriğiyle bağlı olmalıdır. Ayrıca somut olayda TBK’nun 28/1 maddesinde yazılı aşırı yararlanma (gabin) koşullarının varlığından da söz edilemez. O halde açıklanan bu yönler üzerinde durulmasını teminen yerel mahkeme kararının bozulması görüşünde olduğumdan saygıdeğer çoğunluğun onama görüşüne muhalifim. 12/12/2017

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.