6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 283

Türk Ticaret Kanunu 283. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 283- (1) Tasfiye memurlarının atanmalarına, değiştirilmelerine, görevden alınmalarına ve yetkilerine ilişkin şirket sözleşmesinin hükümleri ile ortaklar veya mahkeme tarafından verilen tasfiyeye ilişkin kararların tescil ve ilanı şarttır. VI- Ücret

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

3 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2011/12089 E., 2012/17865 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
Taahhüdün bu niteliği, TTK'nun 283. maddesinde açıkca, "sermaye iştirak talebinden" söz edilmek suretiyle belirtilmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2011/12089 E.  ,  2012/17865 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.05.2011 tarih ve 2010/288-2011/170 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirketin 15.04.2009 tarihli mahkeme kararıyla iflasına verildiğini,müvekkilinin 19.07.2008 tarihinde yapılan 2007 yılı Olağan Genel Kurulu'nda "sermayesinin 1.250.000 TL’den 2.500.000 TL’ye çıkarılmasına" karar verildiğini, davalının ödenmediği 25.000 TL sermaye borcunun faizi ile birlikte tahsili için başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin sermaye artırımına ilişkin taahhütname imzalamadığını, böyle bir borcunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı müflis şirketin, davalının da vekaleten katıldığı 19.07.2008 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında, şirketin ana sözleşmesinin 6.maddesinin değiştirilmesine oy birliği ile karar verildiği, buna göre nakden ödenmiş 1.250.000 TL sermayesinin 1.250.000 TL arttırıldığı, sermaye artırımına iştirak eden pay sahipleri arasında davalının da bulunduğu, kararın tescil ve ilan edildiği, davacı müflis şirketin, ana sözleşmesine göre, ani suretle kuruluşunun gerçekleştirildiğinden şirket ortaklarının iştirak taahhütnamesi düzenlemelerine gerek olmadığı, davalının 25.000,00 TL sermaye koyma taahhüdünü yerine getirmediği gerekçesiyle davalının 25.000 TL borca ve 5.471,01 TL faize yönelik itirazın iptaline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, sermaye artırım borcunun ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda açıklandığı gibi, sermaye artırım kararının oybirliğiyle alındığı gerekçesiyle davalının sermaye taahhüt borcunun bulunduğu belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Her ne kadar, şirket sermaye artırım kararı oybirliğiyle alınmış ise de, genel kurulun sermaye artırım kararında yeni payların tamamının taahhüt edilmek suretiyle hem artırım kararı hem de sermaye artırım taahhütlerinin ve gerekli ödemelerin yapılması suretiyle kısa yoldan sermaye artırımı söz konusu olmadığı gibi, davalının davacı şirkete verdiği bir iştirak taahhütnamesinin de bulunmadığı anlaşılmaktadır. İştirak taahhüdü kural olarak, ortaklığa yöneltilmiş bir icap niteliğindedir. Taahhüdün bu niteliği, TTK'nun 283. maddesinde açıkca, "sermaye iştirak talebinden" söz edilmek suretiyle belirtilmiştir. İştirak taahhüdünde bulunan ortak, belli bir miktar pay veya pay senedi bedeli olan esas sermaye kısmını ödemeyi taahhüt ederek, ortaklığa katılmak istediğini açıklar. Buna göre, payların veya pay senetlerinin satın alınması için, ortaklıkça yapılan ilan veya çağrı kural olarak icaba davet niteliğindedir. TTK'nun 283/2. maddesine göre arttırılan sermayeye katılma, iki nüsha iştirak taahhütnamesinin düzenlenip, imzalanması suretiyle olur. Bu itibarla, iştirak taahhütlerinin yazılı şekilde yapılması ve TTK'nun 283/2. maddesinde sayılan hususları içermesi geçerlilik koşuludur. Öte yandan, sermaye artırımına katılan ortakların, iştirak taahhütnamesinde yazılı hususlar ile ana sözleşme içeriğine vakıf olduklarını bildiren ve imzası noterce onanmış bir mektupla ortaklığa yapacakları bir başvuru da, katılma taahhütnamesi hükmündedir. Pay sahipleri bir hak olarak yeni pay alma hakkını kullanıp kullanmamakta özgürdürler. Pay sahiplerinin yeni pay alma haklarını kullanmalarının ihtiyari olmasının doğal sonucu, iştirak taahhüdünde bulunmalarının da ihtiyari olmasıdır. Açıklanan nedenlerle, somut uyuşmazlıkta, yasanın aradığı şekilde gerçekleştirilmiş bir sermaye taahhüdü bulunmadığı anlaşılmış ve dosyada mevcut yönetim kurulu üyelerinin imzasını taşıyan listenin, ortakların imzasının yukarıda açıklanan şekil koşullarını taşımaması nedeniyle sermaye taahhüdü olarak kabul edilemeyeceğinden, davalının artırılan sermayeye katılma borcunun bulunduğunun kabulü mümkün değildir. Bu itibarla davalı tarafça usulüne uygun olarak yapılmış bir sermaye taahhüdü bulunmadığına göre, davanın reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (2)

11. Hukuk Dairesi, 2011/12099 E., 2012/18616 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
Taahhüdün bu niteliği, TTK'nun 283.maddesinde açıkca, "sermaye iştirak talebinden" söz edilmek suretiyle belirtilmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2011/12099 E.  ,  2012/18616 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/05/2011 tarih ve 2010/282-2011/168 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, Mahkemenin 2009/42 Esas -162 Karar sayılı kararı ile iflasına karar verilen, halen hakkında 1.İcra Müdürlüğü'nün 2009/1 sayılı iflas takibi bulunan müvekkilinin 19.07.2008 tarihinde yapılan 2007 yılı Olağan Genel Kurulu'nda "sermayesinin 1.250.000 TL’den 2.500.000 TL’ye çıkarılmasına" karar verildiğini, kararın Ticaret Sicil Gazetesi'nin 19.08.2008 tarihli sayısında ilan edildiğini, artırılan 1.237.500 TL’lik kısmın ortaklarca ödenmediğini, davalının ödenmeyen 25.000 TL sermaye borcu bulunduğunu iddia ederek, davalının itirazının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin, sermaye artırımına ilişkin taahhütname imzalamadığını, böyle bir borcunun bulunmadığını, müvekkilinin sermaye artırımı kararının alındığı genel kurul toplantısına katılmadığını, hazirun cetvelinde imzasının bulunmadığını, genel kurul kararının iptali konusunda dava açmadıklarını savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sermaye artırım kararı alınan toplantıya davalının katılmadığı, hazirun cetvelinde imzasının bulunmadığı belirtilmiş ise de, toplantının ya da alınan kararların bu gerekçe ile iptali konusunda açmış oldukları bir dava bulunmadığı, davacı müflis şirketin 19.07.2008 tarihli toplantıda almış olduğu “sermaye ve hisse senetlerinin nevi” başlıklı sermaye artırımına ilişkin 6 numaralı kararın tescil edilerek, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan edildiği, ilan metninde her bir pay sahibinin ne miktar sermaye koyma taahhüdünde bulunduklarının açıkça belirtildiği, gerek “sermaye artışına” ilişkin kararın, gerekse “toplantı tutanağının imzalanması için divan heyetine yetki verilmesine” ilişkin kararın oy birliği ile alındığı, sermaye artışına ilişkin tüm yasal prosedürün tamamlanmış olduğu, alınan ve tescil edilen karara rağmen, davalının 25.000,00 TL sermaye koyma taahhüdünü yerine getirmediği, 5.471,01 TL’si temerrüt faizi olmak üzere, davalının, davacı müflis şirkete takip tarihi itibari ile toplam 30.471,01 TL borcunun bulunduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın bu miktar yönünden kabulü ile davalının 25.000 TL borca ve 5.471,01 TL faize itirazının iptaline karar verilmiştir. Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, sermaye artırım borcunun ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda açıklandığı gibi, sermaye artırım kararının oybirliğiyle alındığı gerekçesiyle davalının sermaye taahhüt borcunun bulunduğu belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Her ne kadar, şirket sermaye artırım kararı oybirliğiyle alınmış ise de, genel kurulda hem sermayenin artırılmasına karar verilmesi hem de sermayenin tamamının taahhüt edilip gerekli ödemelerin yapılması yoluyla kısa yoldan esas sermaye artırımı söz konusu olmadığı gibi, davalının davacı şirkete verdiği bir iştirak taahhütnamesinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. İştirak taahhüdü kural olarak, ortaklığa yöneltilmiş bir icap niteliğindedir. Taahhüdün bu niteliği, TTK'nun 283.maddesinde açıkca, "sermaye iştirak talebinden" söz edilmek suretiyle belirtilmiştir. İştirak taahhüdünde bulunan ortak, belli bir miktar pay veya pay senedi bedeli olan esas sermaye kısmını ödemeyi taahhüt ederek, ortaklığa katılmak istediğini açıklar. Buna göre, payların veya pay senetlerinin satın alınması için, ortaklıkça yapılan ilan veya çağrı kural olarak icaba davet niteliğindedir. TTK'nun 283/2.maddesine göre arttırılan sermayeye katılma, iki nüsha iştirak taahhütnamesinin düzenlenip, imzalanması suretiyle olur. Bu hususları içermesi geçerlilik koşuludur. Öte yandan, sermaye artırımına katılan ortakların, iştirak taahhütnamesinde yazılı hususlar ile ana sözleşme içeriğine vakıf olduklarını bildiren ve imzası noterce onanmış bir mektupla ortaklığa yapacakları bir başvuru da, katılma taahhütnamesi hükmündedir. Pay sahipleri bir hak olarak yeni pay alma hakkını kullanıp kullanmamakta özgürdürler. Pay sahiplerinin yeni pay alma haklarını kullanmalarının ihtiyari olmasının doğal sonucu, iştirak taahhüdünde bulunmalarının da ihtiyari olmasıdır. Açıklanan nedenlerle, somut uyuşmazlıkta, yasanın aradığı şekilde gerçekleştirilmiş bir sermaye taahhüdü bulunmadığı anlaşılmış ve dosyada mevcut yönetim kurulu üyelerinin imzasını taşıyan listenin ortakların imzasını yukarıda açıklanan şekil koşullarını taşımaması nedeniyle sermaye taahhüdü olarak kabul edilemeyeceğinden davalının artırılan sermayeye katılma borcunun bulunduğunun kabulü mümkün değildir. Bu itibarla davalı tarafça usulüne uygun olarak yapılmış bir sermaye taahhüdü bulunmadığına göre, davanın reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2011/9867 E., 2012/17442 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
Taahhüdün bu niteliği, TTK'nun 283.maddesinde açıkca, "sermaye iştirak talebinden" söz edilmek suretiyle belirtilmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2011/9867 E.  ,  2012/17442 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13/04/2011 tarih ve 2010/286-2011/141 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, 2007 yılı Olağan Genel Kurulu'nda şirket sermayesinin 1.250.000 TL’dan 2.500.000 TL’na çıkarılmasına karar verildiğini, kararın Ticaret Sicil Gazetesi'nin 19.08.2008 tarihli sayısında ilan edildiğini, artırılan 1.237.500 TL’lık kısmın ortaklarca ödenmediğini, davalının, ödenmeyen 25.000 TL sermaye borcu bulunduğunu ileri sürerek, davalının icra takibine vaki itirazının iptaline ve müvekkili yararına %40 icra inkar tazminatına hükmedilerek, davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, şirketin iflasına karar verilmekle müvekkilinin sermaye artırma taahhüdünün sona erdiğini, şikayet yoluna başvurmaları neticesinde, İflas İdaresi'nin sermaye artışı sebebiyle yaptığı işlemin iptal edildiğini, temerrüt söz konusu olmadığı için temerrüt faizi istenemeyeceğini savunarak, davanın reddine ve davalı yararına %40 kötüniyet tazminata karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, sermaye artırımına ilişkin kararın tescil edilerek, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan edildiği, ilan metninde her bir pay sahibinin ne miktar sermaye koyma taahhüdünde bulunduklarının açıkça belirtildiği, gerek “sermaye artışına” ilişkin kararın, gerekse “toplantı tutanağının imzalanması için divan heyetine yetki verilmesine” ilişkin kararın oy birliği ile alındığı, sermaye artışına ilişkin tüm yasal prosedürün tamamlanmış olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, sermaye artırım borcunun ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda açıklandığı gibi, sermaye artırım kararının oybirliğiyle alındığı gerekçesiyle davalının sermaye taahhüt borcunun bulunduğu belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Her ne kadar, şirket sermaye artırım kararı oybirliğiyle alınmış ise de, genel kurulun sermaye artırım kararında yeni payların tamamının taahhüt edilmek suretiyle hem artırım kararı hemde sermaye artırım taahhütlerinin ve gerekli ödemelerin yapılması suretiyle kısa yoldan sermaye artırımı söz konusu olmadığı gibi, davalının davacı şirkete verdiği bir iştirak taahhütnamesinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. İştirak taahhüdü kural olarak, ortaklığa yöneltilmiş bir icap niteliğindedir. Taahhüdün bu niteliği, TTK'nun 283.maddesinde açıkca, "sermaye iştirak talebinden" söz edilmek suretiyle belirtilmiştir. İştirak taahhüdünde bulunan ortak, belli bir miktar pay veya pay senedi bedeli olan esas sermaye kısmını ödemeyi taahhüt ederek, ortaklığa katılmak istediğini açıklar. Buna göre, payların veya pay senetlerinin satın alınması için, ortaklıkça yapılan ilan veya çağrı kural olarak icaba davet niteliğindedir. TTK'nun 283/2.maddesine göre arttırılan sermayeye katılma, iki nüsha iştirak taahhütnamesinin düzenlenip, imzalanması suretiyle olur. Bu hususları içermesi geçerlilik koşuludur. Öte yandan, sermaye artırımına katılan ortakların, iştirak taahhütnamesinde yazılı hususlar ile ana sözleşme içeriğine vakıf olduklarını bildiren ve imzası noterce onanmış bir mektupla ortaklığa yapacakları bir başvuru da, katılma taahhütnamesi hükmündedir. Pay sahipleri bir hak olarak yeni pay alma hakkını kullanıp kulanmamakta özgürdürler. Pay sahiplerinin yeni pay alma haklarını kullanmalarının ihtiyari olmasının doğal sonucu, iştirak taahhüdünde bulunmalarının da ihtiyari olmasıdır. Açıklanan nedenlerle, somut uyuşmazlıkta, yasanın aradığı şekilde gerçekleştirilmiş bir sermaye taahhüdü bulunmadığı anlaşılmış ve dosyada mevcut yönetim kurulu üyelerinin imzasını taşıyan listenin ortakların imzasını yukarıda açıklanan şekil koşullarını taşımaması nedeniyle sermaye taahhüdü olarak kabul edilemeyeceğinden davalının artırılan sermayeye katılma borcunun bulunduğunun kabulü mümkün değildir. Bu itibarla davalı tarafça usulüne uygun olarak yapılmış bir sermaye taahhüdü bulunmadığına göre, davanın reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.