6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 309

Türk Ticaret Kanunu 309. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 309- (1) İster komandite ister komanditer olsun her ortağın bir oy hakkı vardır. Bu kurala aykırı düzenlemeler geçersizdir. (2) Şirket, komanditeler tarafından yönetilir. (3) Komanditerler, şirket işlerini görmeye görevli ve yetkili olmadıkları gibi, yönetim hakkını haiz kişilerin yetkileri içinde yaptıkları işlere itiraz da edemezler. Ancak, olağanüstü iş ve işlemlerde, şirket sözleşmesinin değiştirilmesi, tür değiştirme, birleşme ve bölünme gibi yapısal değişikliklerde; şirkete ortak alınması, çıkarılması ve payın devri türünden temel işlemlerde komanditerler de oy hakkını haizdirler. II - Denetleme

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

34 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2011/15708 E., 2013/199 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
İcra Müdürlüğünün 2009/18937 esas sayılı dosyası ile takibe başlanmasına ve bu takibin kesinleşmesine sebebiyet verildiğini, TTK nun 309 maddesi uyarınca işbu davayı açtıklarını ileri sürerek, şimdilik 40.000,00 TL tazminatın şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili davanın reddini istemiştir.
11. Hukuk Dairesi         2011/15708 E.  ,  2013/199 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/05/2011 tarih ve 2009/728-2011/207 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, ...'nin ortağı ve yönetim kurulu üyesi olan davalı ile denetçi ... aleyhine ... ATM nin 2009/651 esas sayılı dosyası ile TTK nun 435.maddesi kapsamında yönetim kayyımı atanması için dava açtıklarını, müvekkili ...'in şirketin yönetim kurulu başkanı olup eczacı olması nedeniyle yönetim işleri ile ilgilenemediği, yöneticiliğin eczacılık mesleğine aykırı düşmesi nedeniyle yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiğini, diğer müvekkili ...'in de yönetim işleri ve evraklarına fiilen ulaşamadığı gerekçesi ile yöneticilik görevinden istifa ettiğini, davalı ile denetçiye durum ihbar edilerek genel kurulun murakıp tarafından toplantıya çağırmasının talep edildiğini, ancak denetçinin toplantı çağrısında bulunmadığını, davalının idareyi ele aldığını, davalının yetkisi olmadığı halde tek imza ile bankalara borçlandığını, şirket çeklerini tek imza ile ... isimli kişiye keşide ettiğini, bu kişi tarafından da çeklerin ciro edildiğini ve bu sebeple ... İcra Müdürlüğünün 1999/78 Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, itiraz edilmediği için takibin kesinleştiğini, yine davalının ... ... şubesindeki mevcut krediyi tek imza ile çek ile kullanmak suretiyle şirket hakkında banka tarafından ... İcra Müdürlüğünün 2009/18937 esas sayılı dosyası ile takibe başlanmasına ve bu takibin kesinleşmesine sebebiyet verildiğini, TTK nun 309 maddesi uyarınca işbu davayı açtıklarını ileri sürerek, şimdilik 40.000,00 TL tazminatın şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacılar vekili her ne kadar TTK nun 309 maddesi gereğince dava açıldığını bildirmiş ise de, TTK'nun 309 maddesinde şirketin TTK nun 305, 306, 307, 308 maddelerinde belirtilen fiiller ile zarar görmesi halinde bundan dolayısıyla zarar gören pay sahipleri ve şirket alacaklılarına dava açma hakkı tanındığı, şirketin kuruluş aşamasında vesikaların doğru olmaması, esas sermaye hakkında yanlış beyan, ayın nevinden sermayeye değer biçilmesinde fiile, ilk yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinin ihmali halinde TTK'nun 309 maddesinin uygulanabileceği, oysa davalı tarafından gerçekleştirildiği iddia edilen eylemlerin şirket kuruluşu aşamasında gerçekleşen ve TTK nun 305, 306, 307, 308 maddesinde açıklanan hallerden hiçbirisine uymadığının anlaşıldığı, davanın TTK nun 341.maddesi uyarınca açılmış sorumluluk davası olması nedeniyle davacılar vekiline bu yönde genel kurul kararını sunması için müteaddit defalar süre verilmesine ve bu yönde kesin süre verilerek sonuçları ihtar edilmesine rağmen davacı tarafça bu yönde alınmış bir genel kurul kararının sunulmadığı, böylece dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Dava, TTK’nun 309. maddesi gereğince açılmış olan sorumluluk davasına ilişkindir. Yönetim kurulu üyelerinin görevleri sırasında yaptıkları işlemler ile ilgili olarak sorumlulukları TTK m. 336 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, şirketin kuruluşunda ortaya çıkabilecek olan usulsüzlüklere ilişkin olarak dava hakkına ise TTK’nun 309. maddesinde yer verilmiş ve bu kapsamda pay sahiplerinin de dava hakkının bulunduğu ancak hükmolunacak tazminatın şirkete verileceği hususu düzenlenmiştir. Her ne kadar 309. madde kapsamında yer alan dava ve tazminat hakkı, kuruluştan kaynaklanan hususlarla ilgiliyse de aynı yasanın 340. maddesinde, 336 ve 337. maddelerin hükümleri gereğince yönetim kurulu üyelerine yükletilen sorumluluk hakkında 309. madde hükmünün de tatbik olunacağı belirtilmiş ve bu hali ile şirket hissedarları tarafından yönetim kurulu üyeleri hakkında doğrudan ve dolaylı zararlara ilişkin olarak sorumluluk davası açılmasına cevaz verilmiştir. Nitekim Dairemizin kararlılık gösteren uygulamaları da bu yöndedir. Bu durumda mahkemece, davacılar tarafından TTK’nun 309. maddesi kapsamında davalı yönetim kurulu üyesi hakkında sorumluluk davası açılmasının mümkün olduğu göz önüne alınarak, işin esasına girilmek suretiyle, oluşacak kanaate göre sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2012/7111 E., 2013/23517 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
Somut olayda, şirketin zarara uğratıldığı iddiası ile davaya konu taşınmaz, fabrika, makine ve tesislerin değerinin öncelikle davalı şirkete verilmesi talep edildiğine göre, dava TTK’nın 309. maddesi gereğince açılmış bir dava olup, şirket ortağı olan davacının bu davayı açmasında anılan maddeler gereğince bir engel bulunmamaktadır.
11. Hukuk Dairesi         2012/7111 E.  ,  2013/23517 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Menemen 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14.12.2011 tarih ve 2008/759-2011/898 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili, davalılar ..., ... ve ... vekili, davalılar ... ve ... vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 17.12.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı ve temlik alan vekili Av. ... ve davalılardan ..., ..., ..., ... ve ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin ve davalıların Alfa Dericilik A.Ş’nin ortağı olduklarını, şirketin yönetim kurulu başkanı olan ...'nın tek imza ile şirketi temsile yetkili olduğunu, bu şahsın şirketi keyfi olarak yöneterek yaptığı işlemlerden ortaklarına bilgi vermediğini, şirketin ticari faaliyetini sürdürebilmesi için hayati öneme haiz olan ve şirketin tek mal varlığı olan fabrikanın (arsası, üzerindeki binası, tesisat ve makineleriyle birlikte) satıldığını, bu durumun müvekkili tarafından öğrenilmesinden sonra 2007 yılı Haziran ayında karşı tarafla görüşüldüğünü ve 28/04/2003 tarihli - 495 USD bedelli faturanın gösterildiğini, yapılan araştırma sonucunda fabrikanın bir bütün halinde davalı Alkan Deri San. ve Tic. Ltd. Şti'ne 15/03/2005 tarihinde satıldığının tespit edildiğini, 1983 yılında S.S İzmir Deri İmalatçıları Toplu İşyeri Yapı Kooperatifi'ne üye olunmak suretiyle fabrika arsasının alındığını, Kooperatifler Kanunu'nun 9. maddesi gereğince o tarihte şirketlerin kooperatiflere üye olması imkanı olmadığından Alfa A.Ş. adına Benjamin Dalva'nın kooperatife üye yapıldığını, yapılan parselasyon sonucunda 167 ada 7 parsel sayılı taşınmazın Benjamin Dalva adına tahsis edildiğini, Benjamin Dalva'nın vefatı sonrasında mirasçıları ... - ... - ...'nın kooperatifteki üyelik hakkını 01/05/2002 tarihinde ...'ya devrettiklerini, bu şahsın da üyelik hakkını 04/04/2003 tarihinde ...'a devrettiğini, sonrasında ...'ın üyelik hakkını ortağı ve yöneticisi olduğu Alkan Deri San. ve Tic. Ltd. Şti'ye 15/03/2005 tarihinde devrettiğini, 06/04/2006 tarihinde kooperatif tarafından yapılan ferdileşme işlemi sonrasında fabrikanın tapu kaydının Alkan Deri Ltd. Şti. adına oluştuğunu, şirketin tek mal varlığı olan fabrikanın arsasının 04/04/2003'de kooperatif üyeliği devredilmek suretiyle satıldığını, daha sonra 28/04/2003 tarihinde düzenlenen faturayla fabrikanın bina-tesisat-makinelerinin satıldığını, genel kurulundan izin ve yetki almadığından tüm bu işlemlerin geçersiz olduğunu, kooperatif üyeliğine ilişkin aidatların Alfa A.Ş. tarafından ödendiğini, bu yöndeki ödemelerin şirket defterinde kayıtlı olduğunu, kooperatif arsası üzerine yapılan binanın ve içerisindeki tesisat ile makinelerin bedelinin yine Alfa A.Ş. tarafından ödendiğini, buna ilişkin kayıtların da mevcut olduğunu, Alkan Deri Ltd. Şti'nin sadece fabrika üzerindeki makineleri satın almasının ticari hayata ve mantığa aykırı olduğunu, bu şirketin temsilcisi ...'ın kooperatif hissesinin gerçekte Alfa A.Ş'ye ait olduğunu bildiğini, 25 yıldan fazla bir süredir Menemen Deri Serbest Bölgesinde faaliyet gösteren tüm şirket sahiplerinin birbirlerini tanıdığını, tacir ve şirket yöneticisi olan ...'ın yönetim kurulu ve genel kurul kararı olmaksızın bir fabrikanın satın alınamayacağını bildiğini, tescil işleminin dayanağını oluşturan sözleşmenin geçersizliği halinde tescilin de geçersiz olduğunu, yapılan işlemlerin yok hükmünde olduğunu, fabrika arsası ve üzerindeki tesisat ile makinelerin gerçek değerinin çok altında bir değere devredilmesi nedeniyle davacının zarara uğratıldığını, satış bedelinin Dalva ailesine aktarıldığının açık olduğunu, 28/04/2003 tarihli satış faturasının Vergi Usul Yasa'sına aykırı olarak düzenlendiğini, her bir makinenin tek tek belirtilmediğini, bu faturanın Alfa A.Ş’nin defter ve kayıtlarında bulunmadığını, faturada gösterilmeyen malların 31/12/2001 tarihli sigorta poliçesinde bulunduğunu, fabrikanın yönetim kurulundan ve genel kurulundan karar alınmadan ...'nın tek başına yaptığı satış işleminin yok hükmünde olduğunu, Alfa A.Ş’nin Türk Ekonomi Bankasına olan borcunun şirket ortaklarından ... tarafından ödenmesi hususunda 19/04/2002 tarihli protokolün düzenlendiğini, bunun karşılığında davacının teminat olarak İzmir ili, ... ilçesi, ... Mah. 1155 ada 20 parsel sayılı taşınmazdaki 1/3 hissesini tapuda ...'ya devrettiğini, bu kapsamda ...'nın bankaya sadece 490.000 USD ödediğini ve bu borcun sadece 1/3'ünün davacıya ait olduğunu, oysa davacı dışındaki tüm şirket ortaklarının birlikte hareket ederek yaklaşık 4.000.000 USD değerindeki fabrikayı davalı Alkan Deri Ltd. Şti'ye sattıklarını, şirket ortağı olan davalıların şirketi zarara uğrattıklarını, davacının şirketin SSK borçlarından payına düşen kısmı ödediğini, şirketin bankaya olan borcu kapandığına göre protokol kapsamında davacının teminat olarak verdiği 1/2 oranındaki payın kendisine iade edilmesi gerektiğini ileri sürerek kooperatif ortaklık aidatlarının Alfa A.Ş tarafından ödendiğinin ve üyelik devir işleminin muvazaa nedeniyle geçersiz olduğunun tespitine, fabrikanın bulunduğu Menemen, Kesik köyü, 167 ada 7 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptaline ve Alfa A.Ş adına tapuya tesciline, bu talep kabul edilmediği taktirde taşınmazın 04/04/2003 tarihindeki gerçek değerinin davalılar...-Violet-Rozet-Melis-...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline ve Alfa A.Ş'ye veya payı oranında davacıya ödenmesine, kooperatif arsası üzerindeki fabrikanın ve içerisindeki tesisat ile makinelerin Alfa A.Ş'nin parasıyla alındığının tespitine, 28/04/2003 tarihli faturayla yapılan satış işleminin geçersiz olduğunun tespitine, fabrika binasının, tesisat ve makinelerin Alkan Deri Ltd. Şti'den alınarak Alfa A.Ş'ye .../... -3- teslimine, bu talep kabul edilmediği taktirde 28/04/2003 tarihindeki gerçek değerin tespit edilerek ...'dan tahsiline ve Alfa A.Ş'ye veya payı oranında davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 28/04/2003 tarihinden itibaren şirketin kira kaybı olarak şimdilik 10.000 TL’nin davalılar...-Violet-...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak Alfa A.Ş'ye veya payı oranında davacıya ödenmesine, İzmir ili, ... ilçesi, ... Mah. 1155 ada 20 parsel sayılı taşınmazda ...'ya ait 1/3 hissenin ve ...'ya ait 2/3 hissenin iptaline ve taşınmazın 1/2 hissesinin davacı adına tapuya tesciline, bu talep kabul edilmediği taktirde taşınmasın 1/2 bedelinin davalılar... - ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, Alfa A.Ş'ye veya davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 27/01/2011 tarihli dilekçesiyle, dava dilekçesinde sehven ve maddi hata sonucunda talebin sadece ...'ya yöneltildiğini, dava dilekçesi içeriğinde gerçekte taleplerin tüm davalılara yöneltildiğinin vurgulandığını, bu maddi hatayı düzeltmek istediklerini, HUMK.80. madde uyarınca dava dilekçesinin başlıklı 2 nolu bendinin maddi hata nedeniyle kooperatif arsası üzerine şirket parasıyla fabrika binası yapıldığının ve tesisat ile makineler alındığının tespitine, 28/04/2003 tarihli faturayla yapılan satış işleminin hukuken geçersiz ve yok hükmünde olduğunun tespitine, fabrika binası ve tesisatı ile makinelerin davalı şirketten alınarak Alfa A.Ş'ye teslimine, bu kabul edilmediği taktirde belirtilen tüm değerlerin 28/04/2003 tarihindeki bedelinin davalılar... - Violet - Rozet - Melis - ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili 16/06/2011 tarihli dilekçesiyle, Menemen, ..., 167 ada 7 parsel sayılı parsel için tescil talebinden vazgeçtiklerini, bu taşınmaz ile makinelerin rayiç değerlerinin tahsilini talep ettiklerini, İzmir ili, ... ilçesi, ... Mah., 1155 ada 20 parsel sayılı taşınmaz açısından tapu kaydının iptali ve tescil talebinin aynen geçerli olduğunu bildirmiştir. Davacı vekili 21/06/2011 havale tarihli dilekçesiyle, dava konusu değeri ıslah etmiş; dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak 145.000 TL'nin tahsilini talep ettiklerini, bu talebi arttırarak 765.474,65 TL'nin tahsilini istediklerini, bu miktara 28/04/2003 tarihinden itibaren ticari reeskont (avans) faizi işletilmesini istediklerini, ayrıca 28/04/2003-20/07/2011 tarihleri arasında işlemiş ticari reeskont (avans) faizi olan 1.937.404,21 TL faiz alacağının bulunduğunu belirterek, sonuç olarak toplam 2.702.878,86 TL'nin tahsilini istemiştir. Davalı Alkan Deri San. ve Tic. Ltd. Şti vekili, tapu kaydının iptali istenilen Menemen, Kesik köyü, 167 ada 7 parsel sayılı taşınmaz açısından taşınmazın bulunduğu yerdeki mahkemenin yetkili olduğunu, dava konusu taşınmazın da içinde bulunduğu arazinin daha önce Sınırlı Sorumlu İzmir Deri İmalatçıları Toplu İşyeri Yapı Kooperatifi tarafından satın alındığını, kooperatif tarafından taşınmazın parsellere ayrıldığını ve bu parsellerin kooperatif üyelerine tahsis edildiğini, o dönemde şirket tüzel kişiliklerinin işyeri yapı kooperatiflerine üye olamaması nedeniyle gerçek şahıs olan üyelere tahsis edilen parsellerin üzerine şirketler tarafından binalar yaptırıldığını, müvekkili şirketin ortaklarından ...'ın İzmir 8. Noterliği'nin 04/04/2003 tarihli devir ve temlik sözleşmesiyle 167 ada 7 parselin tahsisli olduğu ...'dan kooperatif üyeliğini devraldığını, bu taşınmaz üzerindeki binanın Alfa Dericilik A.Ş’ne ait olması ve menkul hükmünde bulunması nedeniyle bina ve .../... -4- içindeki bir kısım makinenin müvekkili şirket tarafından 28/04/2003 tarihli faturayla satın alındığını, kooperatif üyeliğinin davalı ...'ya ait olması nedeniyle üyeliğin devri sırasında Alfa A.Ş'den izin alınmasına gerek olmadığını, yine menkul mal hükmünde olan üst yapının Alfa A.Ş. genel kurulundan izin alınmaksızın satılabileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. . Davalı ... - ... vekili, davacı ile müvekkillerinin 1982 yılından beri ortak olduklarını, şirketin mali sıkıntıya girmesi üzerine tüm ortakların bir araya gelerek borçların ödenebilmesi için malvarlıklarının satışına karar verdiklerini, bu borçlara şahsi borçların da dahil olduğunu, şirket adına yapılan tüm işlemlerden davacının haberdar olduğunu, 2005 yılına kadar davacının çalışma yeri ile Alfa Dericilik A.Ş'nin şirket merkezinin aynı yerde bulunduğunu, şirketin mallarının satışından gelen tüm bedellerin müvekkilleri tarafından şirketin borçlarının tasfiyesinde kullandığını, yapılan satışlardan elde edilen paraların şirketin TEB, SSK, maliye ve piyasaya olan borçlarının ödendiğini, ödemelerin toplamının 1.600.000 TL tutarında olduğunu, davacının habersiz ve kötü niyetli olduğunu iddia ettiği satışların bedelinin ise 700.000 TL civarında bulunduğunu, şirketin özvarlıklarının satışının şirket borçlarını karşılamaması nedeniyle davacı dahil tüm tarafların şahsi mal varlıklarını satmak zorunda kaldıklarını, esasen anılan makine parkının satışından elde edilen bedelle SSK ve Maliye borçlarının ödendiğini, ..., ... Mah., 1155 ada 20 parsel sayılı taşınmazda davacıya ait payı ...'ya sattığını, sözleşme gereğince şirket adına ...'ya ödenen bedelin iade edilmemesi nedeniyle davacının bu taşınmaza ilişkin talebinin yerinde olmadığını, müvekkili ...'nın davaya konu kooperatif hissesini Benjamin Dalva mirasçılarından satın aldığını, kooperatif hissesinin yasalara uygun şekilde devredilmesi nedeniyle müvekkili Violet'e husumet yöneltemeyeceğini, aradan geçen 5 yıl sonrasında dava açılmış olmasının iyi niyet kurallarıyla bağdaşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalılar ..., ... ve ...'nin İzmir Ticaret Sicil Memurluğu'ndan bildirilen adreslerine TK 35 maddesi gereğince tebligat yapılmıştır. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı gerçek kişilerin Alfa Dericilik Ürünleri San. ve Tic. A.Ş'de ortak oldukları, bu şirket adına (davalılar Rozet - Melis - Medi'nin müşterek murisi) Benjamin Dalva'nın S.S İzmir Deri İmalatçıları Toplu İşyeri Yapı Kooperatifine üye olduğu, bu nedenle Menemen Deri Serbest Bölgesinde bulunan Menemen, ..., 167 ada 7 parsel sayılı taşınmazın Benjamin Dalva'ya tahsis edildiği, bu taşınmaz üzerine şirketin parasıyla fabrika binası yapıldığı, fabrikanın faaliyeti açısından gerekli olan makine ve tesislerin alınıp kurulduğu, Benjamin Dalva'nın ölümünden sonra mirasçıları Rozet - Melis - Medi'nin üyelik hakkını davalı ...'e devrettikleri, daha sonra davalı ...'in üyelik hakkını ...'a devrettiği, fabrikanın içerisinde bulunan tüm makine ve tesisleriyle birlikte davalı Alkan Deri San. ve Tic. Ltd. Şti'ye devredildiği, ferdileşme işlemi sonucunda Menemen, ..., 167 ada 7 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının davalı Alkan Deri San. ve Tic. Ltd. Şti adına oluştuğu, dava konusu taşınmaza ilişkin kooperatif üyeliğinin davalı şirket yetkilisi ...'a ve taşınmaz üzerindeki diğer malvarlığının davalı şirkete devrine ilişkin işlemlerin ticaret şirketlerinin işlem ehliyetini düzenleyen TTK 137 maddesine aykırı olduğu ve işlem ehliyeti yokluğu nedeniyle bu devirlerin geçersiz olduğu, işlem ehliyeti yokluğuna dayanan bu geçersizliğin davalı şirkete karşı ileri sürülebileceği, dava konusu taşınmaz - üzerindeki fabrika - makine ve tesisler - devrin yapıldığı tarihte fabrikada bulunan derilerin değerleri (arsa değeri ve bina değeri 1.799.532,75 TL + makine ve tesislerin değeri 876.585,00 TL + derilerin değeri 655.773,00 TL olmak üzere) toplamının dava tarihi itibariyle 3.331.890,75 TL olduğu, bu değerin ortaklık payına göre 1/3'nin davacıya ait bulunduğu, davacıya ait olan değerden bir kısım davalıların SGK'ya ve TEB'e yaptıkları ödemelerden davacıya düşen kısmın mahsubu gerektiği, şirketin malvarlığından davacıya ait olan kısmın dava tarihi itibariyle değerinin 1.110.630,75 TL olduğu ve bir kısım davalıların yaptığı ödeme nedeniyle davacı açsından mahsup edilmesi gereken miktarın 405.013,70 TL olduğu, sonuç olarak davacının talep edebileceği miktarın 705.616,55 TL olduğu, bu miktarın tüm davalılardan tahsiline karar verilmesi gerektiği, dava konusu fabrika binasının devirden önce kiraya verilmesinin tasarlandığı hususunda herhangi bir delil olmadığı, devirden önce bu fabrikanın Alfa A.Ş'nin ticari faaliyetlerine tahsis edildiği, davacının kira kaybı adı altında bir maddi zararının bulunmadığı, faiz alacağının ayrı bir dava konusu yapılabileceği, karar aşamasına gelmiş dosyada faize ilişkin talep yönünden delil toplanmasının ve inceleme yapılmasının yargılamayı uzatacağı, 19/04/2002 tarihli protokole dayanarak İzmir ili, ... ilçesi, ... Mah., 1155 ada 20 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptaline ve bu taşınmazın 1/2 payının adına tesciline karar verilmesi istenmiş ise de taşınmazın yargı mahkemenin yargı çevresinin dışında bulunduğu, davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 1086 sayılı HUMK'nun 13. ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nun 12. maddesi gereğince taşınmazın aynına ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile dava konusu fabrika binasının bulunduğu taşınmaz - taşınmaz üzerindeki yapılar - fabrika binası içindeki makineler ve derilerin dava tarihi itibariyle toplam değerinin 3.331.890,75 TL olduğunun tespitine, bilirkişi heyetinin 30/05/2011 tarihli raporu doğrultusunda bu değerden davacının hakettiği 705.616,55 TL'nin ıslah harcının yatırıldığı 19/07/2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının kira kaybına ilişkin talebinin reddine, dava konusu İzmir ili, ... ilçesi, ... Cd. 1125 ada 20 parsel sayılı taşınmazın yargı mahkemenin yargı çevresinin dışında bulunduğu dikkate alınarak, bu taşınmaz açısından mahkemenin yetkisizliğine, talep halinde dosyanın yetkili İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili, davalılar ..., ... ve ... vekili, davalılar ... ve ... vekili temyiz etmiştir. 1- Davacı, Menemen, ... 167 ada 7 parsel sayılı taşınmazın, üzerindeki fabrikanın, fabrika içerisindeki makine ve tesislerin şirketin parasıyla edinildiğini, şirketin bu mal varlığının şirkete temsile yetkili ortaklar tarafından yasaya aykırı olarak davalı şirkete devredildiğini, bilgisi dışında yapılan devirler nedeniyle şirketin ve kendisinin zarara uğratıldığını ileri sürerek, yapılan işlemlerin iptaline, taşınmazın ortağı olduğu Alfa A.Ş. adına tesciline ve devredilen makineler ile tesislerin Alfa A.Ş'ye teslimine, bu talebi kabul edilmediği taktirde belirttiği malvarlığından payına düşen değerin ve kira kaybının tahsiline karar verilmesini talep etmiş, daha sonraki aşamalarda tapu kaydının iptali ve Alfa A.Ş. adına tescili talebinden vazgeçmiştir. Yine birleşen davada davacı, dava dilekçesi ekinde ibraz ettiği 19/04/2002 tarihli protokole dayanarak ''... ili, ... ilçesi,... Mah., 1155 ada 20 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptaline ve bu taşınmazın 1/2 payının adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucu asıl davanın kısmen kabulü ile dava konusu fabrika binasının bulunduğu taşınmaz - taşınmaz üzerindeki yapılar - fabrika binası içindeki makineler ve derilerin dava tarihi itibariyle toplam değerinin 3.331.890,75 TL olduğunun tespitine, bilirkişi heyetinin 30/05/2011 tarihli raporu doğrultusunda bu değerden davacının hakettiği 705.616,55 TL nin ıslah harcının yatırıldığı 19/07/2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine,davacının kira kaybına ilişkin talebinin reddine, dava konusu İzmir ili, ... ilçesi, ... Cd. 1125 ada 20 parsel sayılı taşınmazın yargı çevremizin dışında bulunduğu dikkate alınarak, bu taşınmaz açısından mahkememizin yetkisizliğine, talep halinde dosyanın yetkili İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir. Mülga 6762 sayılı TTK. 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri doğrudan zarara yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür. Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalma şeklinde oluşmuşsa, TTK’nun 340. maddesi yollamasıyla, aynı yasanın 309. maddesi uyarınca, zarar gören ortakların da yöneticiler ve denetçiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir. Somut olayda, şirketin zarara uğratıldığı iddiası ile davaya konu taşınmaz, fabrika, makine ve tesislerin değerinin öncelikle davalı şirkete verilmesi talep edildiğine göre, dava TTK’nın 309. maddesi gereğince açılmış bir dava olup, şirket ortağı olan davacının bu davayı açmasında anılan maddeler gereğince bir engel bulunmamaktadır. Bu durumda, mahkemece, davacının şirket ortağı olarak TTK’nın 309. maddesi hükmü uyarınca dava açma hakkı, yani aktif dava ehliyeti olduğunun kabulü ile işin esasına girilmesi ile davaya konu Menemen, ... 167 ada 7 parsel sayılı taşınmazın, üzerindeki fabrikanın, fabrika içerisindeki makine ve tesislerin yöneticiler tarafından satılması nedeniyle dava dışı Alfa A.Ş’nin zarara uğrayıp uğramadığının tesbiti için, satışın şirketin devamı için zorunlu olup olmadığı, rayiç değere uygun olup olmadığı, şatış bedelinin Alfa A.Ş. kasasına girip girmediği, şirketin borçlarının bu para ile ödenip ödenmediği, şatışa dair bilgilerin şirket defterlerinde yer alıp almadığının ayrıca dava dışı Alfa A.Ş'ne ait taşınmaz ve fabrika, makine ve tesislerin devri sırasında şirkete ait deriler de bulunuyor ise ispat edilmesi koşulu ile bu zararın da hüküm altına alınması gerektiği de göz önüne alınmak ve gerektiğinde uzman bilirkişi heyetinden de rapor alınmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hükmedilen tazminatın davacıya hissesi oranında verilmesi şeklinde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı ile davalılar..., ...ve ... yararına bozulması gerekmiştir. 2- Yukarıda açıklandığı üzere dava, TTK’nun 309. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylem ve işlemlerinden zarar gören davacı ortak tarafından yöneticiler aleyhine açılan sorumluluk davasıdır. Dava dışı Alfa A.Ş’nin yönetim kurulu üyeleri davacı ile davalılar ... ve ... olup, davalılar Medi ve ... şirketin ortağıdır. Bu davalılar hakkında murisleri Benjamin Dalva’nın mirasçıları olarak dava açılmış ise de davadan önce davaya konu Menemen, ... 167 ada 7 parsel sayılı taşınmaz nedeniyle sahip oldukları kooperatif ortaklığını Alfa A.Ş. ortağı ve yönetim kurulu üyesi ...’ya devir etmeleri nedeniyle ve sadece şirket ortağı olduklarından haklarında TTK’nun 309.maddesi uyarınca dava açılamayacağından haklarında açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş kararın davalılar Medi ve ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 3- Bozma sebep ve şekline göre davalılar Medi ve ... vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. 4- Kabule göre ise, davacının ıslah dilekçesinin davalılara tebliğ edilip davalılara cevap hakkı tanınmaması, işleyen faiz yönünden mahkemece inceleme yapılarak sonucuna göre işbu davada karar verilmesi gerekirken, faiz alacağının ayrı bir dava konusu yapılabileceği, karar aşamasına gelmiş dosyada faize ilişkin talep yönünden delil toplanmasının ve inceleme yapılmasının yargılamayı uzatacağı gerekçesiyle bu husutaki işlemin reddine karar verilmesi, yine dava şirket yöneticilerinin haksız eylemlerinden kaynaklanan sorumluluk davası olduğuna göre haksız fiil tarihinden faiz talebi mümkün olduğu halde mahkemece ıslah tarihinden faize karar verilmesi hususları da doğru görülmemiş kararın bu nedenlerle de davacı ve davalılar..., ...ve ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 5- Davacı vekilinin birleşen dava yönünden yaptığı temyiz itirazlarına gelince, davacı birleşen dava ile 19/04/2002 tarihli ve davacı ile davalılar ... ve ... arasında tarafların ortağı olduğu Alfa A.Ş.’nin borcunun ... tarafından ödenmesine ilişkin olarak yapılan protokole dayanarak '...ili, ... ilçesi, ... Mah., 1155 ada 20 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptaline ve bu taşınmazın 1/2 payının adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. HUMK. 13/son maddesi uyarınca birden fazla taşınmaza ilişkin davaların bu taşınmazların birisinin bulunduğu mahal mahkemesinde açılması mümkündür. Bu itibarla mahkemece bu taşınmaz yönünden açılan davanın esasına girilerek tarafların delillerinin toplanılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi de doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 6- Bozma sebep ve şekline göre davacı ve davalılar ..., ...ve ... vekilinin zararın miktarına ilişkin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı ile davalılar..., ...ve ... yararına, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar Medi ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar Medi ve ... yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle bozma sebep ve şekline göre davalılar Medi ve ... vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı ve davalılar..., ...ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı ve davalılar..., ...ve ... yararına BOZULMASINA, (5) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin birleşen dava yönünden temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (6) nolu bentte açıklanan nedenlerle bozma sebep ve şekline göre davacı ve davalılar ..., ...ve ... vekilinin zararın miktarına ilişkin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak mümeyyiz davalılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 26.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2014/13489 E., 2015/10070 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var................ MAHKEMESİ
tam metni aç
, Limited ortaklığın yönetimine memur edilen kimselerin sorumluluğuna, ister özden yönetimli, ister seçimle bu sıfatı almış olsunlar ister ortak ister üçüncü kişi durumunda bulunsunlar anonim ortaklıkların yönetim kurulu üyeleri hakkındaki TTK'nın 336. ve 309. madde hükümleri aynen uygulanır.
11. Hukuk Dairesi         2014/13489 E.  ,  2015/10070 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ................ MAHKEMESİ TARİHİ : 24/03/2014 NUMARASI : 2011/15-2014/67 Taraflar arasında görülen davada İ..................... Mahkemesi’nce verilen 24/03/2014 tarih ve 2011/15-2014/67 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 06/10/2015 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. T.. T.., davalılardan ..... ve ..... vekili Av. E.. D.. Uğurlu ve davalılardan H.. Z.. vekili ......dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ............tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkil ................ firmasının Almanya'da tekstil faaliyetinde bulunduğunu, Türkiye'deki imalatçı firmalara ürettirdiği malları yurtdışında sattığını, daha önceden Türkiye'de irtibat büroları bulunduğunu, davalı................ burada görev yaptığını, işler gelişince diğer davacı firmayı kurduklarını, davalı Haldun'un dışarıdan münferit yetkili müdür olarak atandığını, davalı................ ise kalite kontrol sorumlusu olarak görev yaptığını, davalı .......ise dava dışı .......... Teks. Ltd. firmasının yetkilisi, aynı zamanda davalı Salman'ın kardeşi, ayrıca davalı Haldun ile Salman'ın anılan firmanın eski ortakları olduğunu, müvekkil firmaya sahte faturaların .......... Teks. Ltd. tarafından gönderildiğini, faturada gösterilen miktarı havale yoluyla gönderdiklerini, davacılardan fahiş miktarda ürün bedeli alındığını, yine dava dışı ........Ltd. firmasına davacıların ürünlerin etiketlerini imal ettirdiğini, bu bedelleri firmanın imalatçılardan tahsil ettiğini, imalatçı firmaların da etiket bedelini ürün fiyatına eklediğini, müvekkiline ........Ltd firmasının sahte faturalar gönderdiğini, bu şekilde etiket fiyatlarını mükerrer olarak ödemek zorunda kaldıklarını, anılan firmanın yetkilisinin etiket fiyatlarını tahsil ettiğini, davalı Haldun'a elden teslim ettiğini belirttiğini, ayrıca davalıların imalatçı firmalardan komisyon adı altında ücret aldıklarını, ödenmezse iş ilişkisinin sona erdirileceğini belirterek firmaları tehdit ettiğini, bu bedelin de müvekkiline fiyat artırımı olarak yansıdığını ileri sürerek, 1.000.000 DM'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekilleri, davacının iddiasının gerçek dışı olduğunu, iddiaların somut delillere dayanmadığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava dışı .......... Ltd. firmasının kayıt dışı tuttuğu gelirleri varsa, bunlar vergi beyannamesine dahil edilmemişse davacının zarara uğradığından söz edilemeyeceği, bu yolla teslim almadığı mal bedelini ödediği veya fazla ödeme yaptığı iddiasını dava dışı şirketlere karşı yöneltmesi gerektiği, hasıl olacak sonuca göre davalılar hakkında istemde bulunulabileceği, işbu davanın erken açıldığı, davalı ...... dava dışı şirketin ortağı olduğu, husumetin şirkete yöneltileceği, davalıların komisyon aldıklarının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Davacı taraf, davalı H.. Z..'in davacı şirketin ortak olmayan münferit yetkili müdürü, davalı Salman Avşar'ın kalite kontrol sorumlusu olduğunu, diğer davalı Cemal Avşar'ın ise dava dışı firmanın ortağı olduğunu, el ve işbirliği içinde davacı şirketin zarara uğratıldığını ileri sürerek iş bu davayı açmış olup, mahkemece davacının talebini dava dışı şirkete karşı yöneltmesi gerektiği, davalı Cemal Avşar'ın dava dışı şirketin ortağı olduğunu, husumetin ortağı olduğu şirkete karşı yöneltileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmüne göre, limited şirket idarecilerinin mesuliyeti anonim şirketlerin bu hususlara ilişkin hükümlerine tabidir, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri doğrudan zarara yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür. Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalmaya yol açmışsa, TTK’nın 340'ıncı maddesi yollamasıyla, aynı Yasa'nın 309'uncu maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir. TTK'nın 342. maddesi uyarınca yöneticilik görevi ortak olmayan bir müdüre tevdi edildiği taktirde müdür, diğer yöneticiler gibi şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı sorumlu olur. Yani, bir başka deyişle TTK'nun 556. maddesine göre, Limited ortaklığın yönetimine memur edilen kimselerin sorumluluğuna, ister özden yönetimli, ister seçimle bu sıfatı almış olsunlar ister ortak ister üçüncü kişi durumunda bulunsunlar anonim ortaklıkların yönetim kurulu üyeleri hakkındaki TTK'nın 336. ve 309. madde hükümleri aynen uygulanır. TTK'nın anonim ortaklıklara ilişkin hükümlerine atıf, TTK'nın 341, 342. maddeleri de kapsar. Ortaklar genel kurulunun bu konuda vereceği karar ile bu davanın açılabilmesi mümkündür, anılan husus dava şartıdır. Somut olayda, davacı.....Teks. Ltd.'nin % 98 payının diğer davacı.....Gmbh firması ait bulunduğu, davalı H.. Z..'in davacı.....Teks. Ltd. firmasının ortak olmayan münferit yetkili müdürü olduğu tartışmasız olup, 6762 sayılı TTK'nın 342. maddesi uyarınca yönetici görevini özenle yapmak zorundadır, aksi halde şirkete karşı verdiği zarardan sorumlu olduğu gibi, ortak ve alacaklılarda TTK'nın 336 ve 309. maddesi uyarınca şirket müdüründen tazminat talebinde bulunabilirler, Öte yandan, davalı........... davacı şirketin kalite kontrol sorumlusu olduğu iddia edilmiş olup, anılan kişinin icracı müdür niteliğinde olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Yine, davalı Cemal Avşar'ın dava dışı .......... Teks. Ltd. firmasının ortağı olduğu belirtilmiş olup, bir kısım vergi inceleme ve bilirkişi raporlarında ise anılan kişinin aynı zamanda şirketi temsile yetkili müdür olduğu açıklanmıştır. Bu itibarla, mahkemece davacı.....Teks. Ltd'nin ticaret sicil dosyası getirtilerek, davalı Salman Avşar'ın davacı.....Teks. Ltd'nin icracı müdürü olup olmadığı araştırılarak, icracı müdür olması durumunda anılan davalı hakkında da şirket zararından dolayı dava açabileceği dikkate alınarak, gerek davacı ................. Teks. Ltd. şirket müdürü H.. Z.., gerekse icracı müdür olduğu sonucuna ulaşılırsa davalı Salman Avşar hakkında ortaklar kurulunun sorumluluk davası açılması hakkında karar alıp almadığı incelenerek, eğer karar verilmemiş ise bu hususun yargılama sırasında tamamlanabileceği göz önüne alınarak, ortaklar kurulunun bu yönde karar alması için mehil verilerek, neticesine göre hüküm tesis edilmesi gerekirken, bu hususlar gözetilmeden işin esası hakkında karar verilmesi doğru olmamıştır. Öte yandan, davacı.....Gmbh şirketinin diğer davacı şirketin ortağı sıfatıyla, o şirketin müdürü H.. Z.. ve icracı müdürün eylemleri sonucunda doğrudan zarar görmüşse bu iddiaya bağlı olarak sorumluluk davası açabileceği nazara alınmadan, davanın öncelikle dava dışı şirketlere yöneltilmesi gerektiği, işbu davanın erken açıldığından bahisle davalı H.. Z.. ve Salman Avşar hakkında davanın reddine karar verilmesi de hatalı olmuştur. Ayrıca, dava dışı .......... Tekstil Ltd. Şti'den ticaret sicil kayıtları getirtilerek, davalı .................şirketin yöneticisi olup olmadığı tespit edilerek, şirketinin yöneticisi olduğunun saptanması durumunda, her iki davacı şirketin de anılan dava dışı şirketin alacaklısı sıfatıyla doğrudan zarara uğradıkları iddiasıyla yönetici .............hakkında talepte bulunabilecekleri dikkate alınmadan, dava dışı şirketin ortağı olduğu, husumetin şirkete yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarını kabulü ile hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2014/1027 E., 2014/7914 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBAKIRKÖY 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
E..'a 2002 yılında 561.341,11 TL ödeme yapıldığının belirtildiğini, bu şekilde şirketin zarara uğratıldığını, yönetim kurulu üyelerinin de görevlerinin gereğini yerine getirmediklerinden TTK'nın 309'uncu maddesi uyarınca sorumluluklarının bulunduğunu ileri sürerek 561.341,11 TL'nin ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2014/1027 E.  ,  2014/7914 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/10/2013 NUMARASI : 2013/75-2013/82 Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03/10/2013 tarih ve 2013/75-2013/82 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı şirket İflas İdaresi Memurluğu vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı şirketin iflas idaresi memurları, davacının 14.11.2002 tarihinden geçerli olmak üzere iflasına karar verildiğini, delil tespiti dosyasına ibraz edilen bilirkişi raporunda hakim ortak S.. E..'a 2002 yılında 561.341,11 TL ödeme yapıldığının belirtildiğini, bu şekilde şirketin zarara uğratıldığını, yönetim kurulu üyelerinin de görevlerinin gereğini yerine getirmediklerinden TTK'nın 309'uncu maddesi uyarınca sorumluluklarının bulunduğunu ileri sürerek 561.341,11 TL'nin ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, şirketin 14.11.2002 tarihinde iflas ettiği, tüm defterlerin karardan sonra iflas masasına sunulduğunu, daha geç bir tarihte işlemlerin öğrenildiğinin ileri sürülemeyeceği, bu sebeple TTK'nın 309'uncu maddesi uyarınca 2 yıllık süresinde açılmayan davanın zamanaşımına uğradığını, ortada delil niteliğini haiz bir bilirkişi raporunun bulunmadığını, müvekkili S.. E..'ın şirketten sebepsiz bir ödeme almadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, hakim ortak S.. E..'ın 2001 yılı itibariyle şirketten 511.341,11 TL alacaklı olduğu, 2002 yılı itibariyle S.. E..'a 561.341,11 TL ödeme yapıldığı, bu ödemenin 511.341,11 TL'lik kısmının şirketin borcuna karşılık geldiği, 50.000,00 TL fazla ödeme tutarında S.. E..'ın şirkete borçlandığı, şirketin borcunu ortağına ödemesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı, şirketin 43.766.325 TL tutarında borca batık olduğu, ortağa yapılan ödemenin bu miktara göre çok küçük bir oranda kaldığı, dolayısıyla şirketin borca batık hale gelmesinin davalı ortağa yapılan borç ödemesinden kaynaklanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı şirket iflas idaresi memurluğu vekili temyiz etmiştir. 1-Dava, yönetim kurulu üyelerine karşı açılan sorumluluk davasıdır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 341'inci maddesi hükmüne göre, sorumluk davasının açılabilmesi için genel kurulca bu yönde karar alınması gerekmektedir. Şirketin iflasına karar verilmesi iflasa ilişkin hususlarda şirket genel kurulunun görevlerini ortadan kaldırmaz. Genel kurul, iflas eden şirketin organı olarak iflasa ilişkin işlemlerde de görevine devam eder. Bu durumda mahkemece, HMK’nın 54'üncü maddesi uyarınca, bu davanın açılmasına izin veya icazet verilmesi hakkında genel kurul kararının alınması amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, usulü noksanlık bu şekilde yerine getirildikten ve dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu bozulması gerekmiştir. 2- Kabule göre de, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu iddiasıyla açılan işbu davada şirket hesabından hakim ortağa ödenen 561.341,11 TL'nin tahsili talep edilmiş ve mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Bilirkişi raporunda 511.341,11 TL'nin 2001 yılında hakim ortak S.. E..'ın şirketten alacağı olarak defterlere kaydedildiğinin belirtilmesi üzerine davalıların bu miktar yönünden sorumlu olmadığı görüşü benimsenmiş ise de mahkemece yapılan inceleme ve araştırma yeterli olmamıştır. Dava, yönetim kuruluna karşı sorumluluk davası olarak açıldığına göre, şirket defterlerine hakim ortak S.. E..'a borç olarak kaydedilen miktarın dayanağının araştırılması, temeline inilmesi ve yönetim kurulunun bu yönde defter kaydı bulunan işlemde haksız eylemi ve sorumluluğu bulunup bulunmadığı hususunun uzman bilirkişi raporuyla tespit edilmesi gerekir. Ayrıca, bilirkişi raporu ile defter kaydında şirketten alacağı görünen miktardan fazla olarak 50.000,00 TL'nin de S.. E..'a ödendiği ve bu miktar şirkete borçlandırıldığı tespit edilmiştir. Mahkemece, bu yönden de kayıtların doğruluğu ve yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun tartışılıp değerlendirilmemesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacı şirket İflas İdaresi Memurluğuna iadesine, 28/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
6. Hukuk Dairesi, 2021/4421 E., 2023/500 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
tam metni aç
vekili cevap dilekçesinde özetle; TTK'nın 309, 336, 341 ve 556. maddesi gereğince dava açılabilmesi için ortaklar genel kurul kararı alınması gerektiğini, davanın denetçilerce açılması gerektiğini, TTK'nın 341/2.
6. Hukuk Dairesi         2021/4421 E.  ,  2023/500 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın asıl ve birleşen davada davacı ... ... Kömür ve Asfalt İşlet. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı ... ... Kömür ve Asfalt İşlet. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 30.11.2022 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.. Belli edilen günde asıl ve birleşen davada davacı vekili Avukat ... ile birleşen davada davalı ... vekili Avukat ..., davalı ... vekili Avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Büyükşehir Belediye Başkanlığından aldığı ihalelerin bir kısmını tek başına yapamayacağını anlayınca ihaleye çıktığını, ihalenin davalı ... A.Ş.'de kaldığını, bu işle ilgili olarak ... A.Ş. ile ... Ltd. Şti.'nin oluşturduğu adi ortaklıkla 3 adet taşeronluk sözleşmesi imzalandığını, sözleşmede avans ödemesi yapılacağına dair düzenleme olmadığı, aksine 27.maddede hakedişlerin ... Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi tarafından hazırlanıp imza edilmesinden sonra taşeronun çalıştırdığı işçilerle ilgili sigorta primlerinin ödendiğini gösterir makbuzların ...’ya sunulmasından sonra ödeme yapılacağı hüküm altına alındığı halde, değişik tarihlerde toplam 1.626.000,00 TL avans ödemesi yapıldığını, bu ödemelerin genel müdür ... ile genel müdür yardımcısı ...’nın imzaladıkları çeklerle ve verdikleri talimatlarla olduğunu, bu ödemelerden çok sonra ortaklar kurulunun 29/07/2007 tarihinde %30'u aşmamak üzere avans verilmesine yönelik karar aldığını, kararda ... ve ...'in imzasının bulunduğunu, bu eylemlerle ilgili her üç şahıs hakkında Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinde 03/09/2007 tarihinde 2007/231 Esas sayılı dava açıldığını, avans ödemelerinin hızla devam ettiğini, toplam sözleşmeler bedeli 14.395.898,77 TL iken 30/09/2002'de %30'u da aşarak 8.459.798,37 TL'ye ulaştığını, toplam 772.962,55 TL bedelli malzemenin 6 ay önce kullanıldığı halde 6 ay sonra fatura kesilmek sureti ile bedelinin tahsili cihetine gidilmesinin de avans olarak nitelendirilmesi gerektiğini, adi ortaklığa fazladan 6.315.404,38 TL ödendiğini, davalıların Şeker Bank ve Vakıflar Bankasını da dolandırdıklarını belirterek; 6.315.404,00 TL'nin 16/05/2005 tarihinden itibaren ticari faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, 1.626.000,00 TL avans ödemesi sebebi ile yoksun kalınan faiz alacağından fazlaya ilişkin haklar saklı kalarak 500,00 TL'nin ..., ..., ..., ... Mesken Yapı A.Ş. ve ... İnşaat Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1-Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde özetle; TTK'nın 309, 336, 341 ve 556. maddesi gereğince dava açılabilmesi için ortaklar genel kurul kararı alınması gerektiğini, davanın denetçilerce açılması gerektiğini, TTK'nın 341/2. maddesi gereği (TTK 556 atfı sebebi ile) müvekkilinin işçi statüsünde çalışan şirket elemanı olduğunu, görevli mahkemelerin iş mahkemeleri olduğunu, müvekkilinin 01/04/2002 – 21/04/2004 arasında idari ve mali işlerden sorumlu genel müdür yardımcısı olduğunu, zamanaşımının BK'nın 126/4. maddesine göre 5 yıl olduğunu ve bu sürenin dolduğunu, sözleşmede yer almadığı halde avans ödemesi yapıldığı iddialarına ilişkin olarak; Ortaklar Kurulu tarafından avans ödenmesine ilişkin alınan kararda imzasının bulunmadığını, bu nedenle sorumluluğuna gidilemeyeceğini, 10/06/2003 tarihli ... Ltd. Şti. ile ... Mesken AŞ. arasında imzalanan protokolde de imzası bulunmadığından, agrega ve bitüm kullanımına ilişkin iddialar yönünden de fiili sorumluluğu ve illiyet bağı bulunmadığını, davalı ... Mesken A.Ş.'nin nakde dönüştürülen 1.665.000,00 TL’lik teminat mektuplarının dikkate alınması ve 3.339.714,09 TL'lik iade faturasının fatura tutarından indirilmesi ile birlikle; ...’nun alacaklı değil borçlu olduğunu, müvekkilinin görev tanımında hakedişle ilgili bir sorumluluk bulunmadığını, bu davanın davalılarının farklı tarihlerde, farklı statülerde, farklı görevlerde bulunmuş kişiler olduğunu, davalılar arasında ortaklaşa eylem ve ortaklaşa kusur bulunmadığını, birlikte hareket ettiklerinin iddia edilmesinin, hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, davalıların iddia konusu zarar nedeniyle müşterek ve müteselsil sorumlu olduklarının ileri sürülemeyeceğini belirterek; davanın reddini savunmuştur. 2-Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde özetle; TTK'nın 556. maddesi gereği (atıfla) TTK'nın 341 gereği davayı denetçilerin açması gerektiğini ve genel kurul kararı alınması gerektiğini, zamanaşımının dolduğunu, müvekkilinin 01/10/2001 tarihinde ...’da Genel Müdür olarak çalışmaya başladığını, 20/04/2004 tarihinde görevden ayrıldığını, kâğıt üstünde avans ödemesi imiş gibi gözüken hiçbir ödemenin yapılmamış işler karşılığı olarak ödenmediğini, tam aksine asfalt müdürlüğünün bilgisi ve kontrolünde bu ödemelerin, yapılan işlere müteakip yapıldığını, ... kantar fişleri ve diğer defter ve kayıtlar incelendiğinde yapılmayan hiçbir işe para ödenmediğinin anlaşılacağını, bir an için davalı ... Mesken A.Ş'ye "avans" verildiği düşünülse dahi müvekkilinin sorumluluğunun doğduğunu söylemenin mümkün olmadığını, matbu sözleşme olarak hazırlanan taşeronluk sözleşmesinin, tarafların rızaları ile her zaman değiştirilebileceğini, 29/07/2002 tarihli Ortaklar Kurulu kararı ile de ...’nun bu tadili gerçekleştirdiğini, Ortaklar Kurulu kararının bütün taşeronlar için çıkarıldığını ve teknik anlamda "avans" ödemesinin hiçbir zaman yapılmadığını, kaldı ki tüm iş layıkıyla tamamlandığı için ...’nun bir zararı bulunmadığını, protokole göre davalı ... Mesken A.Ş'den tahsil edilmesi gereken agrega, bitüm, bitüm nakli ve makine kirası bedellerinin asfalt müdürlüğü tarafından fatura edilerek muhasebe birimine gönderildiğini, davalı ... Mesken A.Ş'nin de kayıtlarına işlendiğini, hem ...’nun hem de ... Mesken A.Ş'nin ticari defterleri incelendiğinde işleyişte ve faturalandırmada hiçbir hata ve suistimal olmadığının görüleceğini, bedeli tahsil edilmeyen agregalar ve davalı ... Mesken A.Ş'ye 6.315.404,00 TL fazla ödeme yapıldığı iddiasının dayanağı olmadığını, davalı ... Mesken A.Ş’nin üzerine aldığı işlerin bazı bölümlerinde ...’nun istediği şart ve evsafları tutturamadığını, süresi gelen seri işlerin, asfalt üretim ve serim işinde ayıplı kimi üretimlerin işin mahiyeti gereği ancak 1 -2 ay sonra tespit edilebildiğini, yani işin bedeli (hakedişler ... Mesken AŞ tarafından 1 ay sonra alındığı için) ... Mesken A.Ş. tarafından alındıktan sonra bu ayıpların tespit edilebildiğini, yapılan iptaller neticesinde iade faturaları kesildiğini, tekrar ... Mesken A.Ş ile geçici mutabakat sağlandığını, iki tarafın da ticari defterlerinin tamamının bilirkişi heyetince incelendiğinde iade faturalarının da işin içine katıldığı zaman yapılan işin, kesilen fatura ve ödenen bedellerin tamamen birbirleri ile uyumlu olduğunun görüleceğini, ... ve davalı ... Mesken A.Ş.’nin kayıtları incelendiğinde davacı ...’nun alacaklı değil, borçlu olduğunun görüleceğini belirterek; davanın reddini savunmuştur. 3-Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın sorumluluk davası olarak açıldığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları gereği öncelikle davanın yetki, görev ve zaman sınırının çizilmesi gerektiğini, müvekkilinin şirkette genel müdür yardımcısı olarak görev yaptığını, illiyet bağının kesin olarak tespiti gerektiğini, davacı şirket kayıtlarına göre yüklenicinin halen alacaklı göründüğü, haksız ödenen bir para olmadığını, her şeyin kökünde kantar fişleri olduğunu, ne kadar üretim, nakliye, serme, sıkıştırma yapıldığının buradan hareketle tespit olunabileceğini belirterek; davanın reddini savunmuştur. 4-Diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... her ne kadar davalılar Mehmet Celalettin Açıkkol, Ahmet Muhtar Açıkkol ve Ümit Şilit aleyhine davacı şirket ile davalılardan ... Mesken Yapı A.Ş. ve ... İnşaat Taah. Turizm Sanayi İç ve Dış Ticaret Ltd.Şti.'nden oluşan adi ortaklık arasında yapılan 3 adet taşeronluk sözleşmesi kapsamında fazladan ödeme yapıldığı iddiası ile alacak davası açılmış ise de; dava konusu subjektif hak ile taraflar arasındaki ilişkinin sıfat ilişkisi olduğu, bir subjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek olan kişinin, o hakka uymakla yükümlü olan kişi olup, davalı sıfatının da bu kişiye ait olduğu, eldeki davada adı geçen davalıların yüklenici şirketlerde yönetici oldukları ve 3 adet taşeron sözleşmesinde taraf olmadıkları tüm dosya kapsamı ile sabit olduğu gibi, bu konuda taraflar arasında bir uyuşmazlık da bulunmadığı, bu durumda adı geçen davalılara yönelik açılan davanın sıfat yokluğundan reddi gerektiği, tüm dosya kapsamına göre davacı şirket ile davalılardan ... Mesken Yapı A.Ş. ve ... İnşaat Taah.Turizm Sanayi İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti.'nden oluşan adi ortaklık arasında yapılan 03/06/2002 tarihli 1.Bölge Taşeron Sözleşmesi, aynı tarihli 2. Bölge Taşeron Sözleşmesi ve aynı tarihli 3.Bölge Taşeron Sözleşmesinin imzalandığı, sözleşme kapsamında davalı yüklenici şirketlere fazladan herhangi bir ödeme yapılmadığı, dolayısıyla davacı şirketin zararından bahsedilemeyeceği, kaldı ki davalılardan davacı şirket genel müdür yardımcısı ...'ın ödeme belgelerinde imzasının dahi bulunmadığı" gerekçesiyle davalı ... Mesken Yapı A.Ş. ve ... İnşaat Taah.Turizm Sanayi İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti. ve diğer davalılar aleyhine açılan alacak davasının ve davacı şirket yöneticileri, davalılar ..., ... ve ... aleyhine açılan sorumluluk davalarının reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf başvurusunda; davalı ... yöneticilerinin, diğer davalılar ile eylem ve işbirliği içerisinde ...’nun kayıtları üzerinde oynama yaptıklarını, sözleşme gereğince ödenmemesi gereken, hiçbir karşılığı olmayan, hakedişi dahi bulunmayan belgelerin fatura kabul edilerek cari hesapların şişirildiğini, bu faturaların ödemelerinin yapıldığını, davalıların davacı şirket yöneticileri olmaları ve ticari defter ve kayıtların onların inisiyatifinde olması nedeniyle bu defter ve kayıtların içeriklerinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığının incelenmesi gerektiğini, bu minvalde de faturaların ne için düzenlendiğine, hakedişi olup olmadığına bakılması, ihale şartnamesi ve taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında bu faturaların ödenip ödenemeyeceğinin tespit edilmesi gerekirken bu hususlar araştırılmaksızın bizzat davalılar tarafından hazırlanan cari hesap kayıtları üzerinden inceleme yapılarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda müvekkili ... tarafından sözleşme kapsamında verilen banka teminat mektuplarının tutarının da hesaplanarak müvekkili şirket alacağından düşülmesinin doğru olmadığını, zira davalı adi ortaklığın ortaklarının firar ettiklerini, bu nedenle de teminat mektubunun amacına uygun olarak nakde çevrildiğini, hükme dayanak bilirkişi kurulu raporunda, avans ödemeleri için faiz hesabının, %30 avans ödemesi yapılmasının kararlaştırıldığı 29/07/2002 tarih ve 806 numaralı karara kadar yapıldığını, davalıların işbirliği ile hareket etmesi sonucu, hiçbir karar alınmaksızın, sözleşmeye aykırı olarak, hakediş düzenlenmeden davalılara yapılan avans ödemelerine ilişkin uğranılan faiz zararının ortaklar kurulu tarafından karar alınması ile sona ermediğini, ayrıca her ödemenin yapıldığı tarihten itibaren ayrı ayrı hesap yapılması gerekirken, yapılan 10 farklı ödemenin ortalama tarihi alınarak faiz hesaplanmasının da hukuka ve usule aykırı olduğunu, yine yapılan ödemeler toplamı 1.626.701,35 TL olmasına rağmen faiz hesabının 1.600.000,00 TL üzerinden hesaplanmasının da hukuka ve usule aykırı olduğunu, davacı müvekkili ile davalı adi ortaklığı oluşturan şirketler arasında düzenlenen sözleşmede avans ödemesi yapılacağına dair hüküm bulunmamasına, aksine sözleşmenin 27. maddesinde, ödemelerin, hak edişlerin ... Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanlığı tarafından, hazırlanıp imza edilmesi ve müvekkiline ödenmesi sonrasında yapılacağının hüküm altına alınmasına rağmen davalı taşeron adi ortaklığına; ceman 1.626.000,00 TL tutarında avans ödemesi yapılarak ...’nun büyük zarara uğratıldığını, bu paralar bankada dursaydı yüksek faiz getireceğini, ...’nun faiz miktarından da mahrum bırakıldığını, davalı şirket çalışanlarının sağladıkları menfaat karşılığı önce avans ödediklerini, sonra yaptıkları kanunsuzluğa kılıf bularak 29/07/2002 tarih ve 806 nolu kararı alarak, şartname ve sözleşme hilafına taşerona %30’u aşmamak şartıyla avans verilmesine karar verdiklerini, yapılan avans ödemelerinin bu oranın bile üzerinde olduğunu, eğer avans ödemesi yapılacağı ihalede yer alsaydı, ihaleye daha çok katılım olacağını, ihaleye katılan ... Mesken A.Ş.’nin sırf ihaleye girmek için kurulmuş, parası olmayan, başka bir kişi ya da kuruluştan iş almayan, ortakları firar etmiş bir şirket olduğunu, bu şirket idarecileri ile ... idarecilerinin iş ve eylem birliği yaparak ... Ltd. Şti’nin on trilyona yakın bir meblağ parasını zimmetlerine geçirdiklerini, ayrıca 10/06/2003 tarihli protokol ile, davalı ... Mesken A.Ş’nin, Büyükşehir Belediyesi dışındaki işleri için de ...’ ya ait bitüm ve agregayı Temmuz 2003 tarihinden Aralık 2003 tarihine kadar hiç para ödemeksizin kullandığını, eksik fatura edilen miktar hariç olmak üzere, bu malzemelerin çok önceden ... Mesken A.Ş’ye verilmesine karşın, bu şirkete 18/03/2004 tarihinde fatura edilmesinin de nakit olmayan avans niteliği taşıdığını, müvekkili ...’nun davalı idarecileri ..., ... ve ... tarafından diğer davalılar ... Mesken A.Ş ve ortaklarına 6.315.404.388.665 TL fazla ödeme yapıldığını, böylece ...’nun parasının, ... Mesken A.Ş’nin zimmetine geçirilmesine sebebiyet verdiklerini, davalılardan, olay tarihinde şirketin ortaklar kurulu üyesi ve genel müdürü olan ..., genel müdür yardımcısı ve aynı zamanda genel müdürlük yapan ... ve genel müdür yardımcısı ...’ın, görevlerini gereği gibi yapmayarak diğer davalılarla eylem birliği içinde suç teşkil eden davranışlarıyla, şirketi zarara uğratmalarından ve doğan zararlardan TTK’daki özel hükümler nedeniyle de sorumlu olduklarını, ...'ya ait dairelerin ucuza ve peşinat alınmadan satıldığını, bunlardan üç tanesinin genel müdür ve genel müdür yardımcıları ... ve ... tarafından muvazaalı yollarla kendi mülkiyetlerine alındığını, bu şekilde hizmet nedeniyle emniyeti suiistimal suçu da işlendiğini belirterek; mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporundan, taraflar arasındaki ticari ilişkinin cari hesap şeklinde yürütüldüğü anlaşılmaktadır. Bu durumda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle gerek yüklenici davacının, gerekse taşeron şirketlerin tacir olup, aralarında yıllara sari ve dava konusu taşeron sözleşmeleri dışında da protokol ve sözleşmeler bulunup, tarafların ticari defterlerindeki kayıtlara göre karar verilmiştir" gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen davada davacı vekilince istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, asıl dava fazla ödemenin iadesi ve faiz alacağının tahsili istemine ilişkindir. Birleşen dava ise davacı şirket yöneticileri aleyhine açılan sorumluluk davasıdır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 470 ve devamı maddeleri 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davada davacı temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen dava davacısından alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan birleşen dosyada davalıları ... ve ...'a verilmesine Aşağıda yazılı harcın temyiz eden asıl ve birleşen davada davacı ... ... Kömür ve Asfalt İşlet. San. ve Tic. Ltd. Şti.'den alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ticaret Hukuku

Komanditer ortağın (Sınırlı sorumlu ortak) şirketi denetleme hakkı ile ilgili hangisi doğrudur?

A) Şirket defterlerini ve belgelerini her zaman, iş saatleri içinde dilediği gibi inceleyebilir.
B) Denetim hakkı yoktur, sadece yıl sonunda kâr payını alır.
C) İş yılı sonunda ve iş saatleri içinde, şirketin envanterlerini, bilançosunu ve diğer finansal tablolarını inceleyebilir.
D) Sadece mahkeme kararıyla denetim yapabilir.
E) Denetim yetkisi sadece komandite ortaklara aittir.

Bu maddeyle ilgili 3 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol