6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 312

Türk Ticaret Kanunu 312. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 312- (1) Komanditer, iş yılı sonunda gerçekleşen kâr payını ve şirket sözleşmesinde kararlaştırılmış olan faizleri nakden alır. Ancak, koyduğu sermaye herhangi bir sebeple azalmış ise noksanı tamamlanıncaya kadar kâr ve faizi isteyemez. Şu kadar ki, gelecek yıllarda elde edilecek kâr paylarından, sermayenin noksanı tamamlandıktan sonra artan kısımdan önce geçmiş yıllara ait birikmiş faizler ödenir. 2. Geri verilmesi zorunlu olmayan faizler ve kâr payları a) Usulüne göre tahakkuk ettirilmiş olanlar

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

3 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2012/6976 E., 2013/9136 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
meye ve keyfiyeti o toplantının zaptına yazdırmaya mecbur olduğu, bu hükümlere aykırı harekat eden aza, ilgili olduğu muamele yüzünden şirketin husule gelen zararlarını tazmine mecbur olduğu, pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyesi ...'nun TTK 312 ve 332 maddeleri hükümlerini görmezlikten geldiğini, kendisi ve eşinin menfaati ile ilgili dava ve icra takiplerinde şirketi savunmasız bıraktığını, men
11. Hukuk Dairesi         2012/6976 E.  ,  2013/9136 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ ... olarak görülen davada ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.01.2012 tarih ve 2011/510-2012/5 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asli müdahil vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin ... Elektrik Üretim A.Ş'nin 1578 hisse sahibi ve aynı zamanda şirket yönetim kurulu başkanı olduğunu, şirketin 15.03.2011 gün ve 33 sayılı yönetim kurulu kararının 4. maddesi ile şirkete layık güç ve daha da ilerlemesine katkı sağlamak amacı ile yönetim kurulunun potansiyel ortak olarak ... ile görüşülmesi için yönetim kurulu başkan ve başkan yardımcısına yetki veridiğini, 5. maddesi ile de yapılan görüşmeler olumlu gitmekle işin biran önce kredilendirilmesi için olağan üstü genel kurul tertip edilmesinin zorunlu olduğunu, bu cihetle yönetim kurulu başkanı olarak ... 'ya Nisan ayı başında yapılması için tüm olağan üstü genel kurul evraklarını tanzim etmeye Ticaret Sicil Memurluğu ve sicil memurluklarına evrak vermeye, noterden takip etmeye ilişkin denetçi olarak yetki verildiğini, denetçi ... 'nın görevlendirme ile ilgili yönetim kurulu kararındaki gerekçeye dayanarak alelacele ortak olmayanların iştiraki ile 01.04.2011 tarihli genel kurulu tertiplediğini, pay sahibi olmayan ...'nu yönetim kuruluna seçtirdiğini, pay sahibi olmadan göreve başlaması için gerekli bürokratik işlemleri tamamladığını, bu genel kurul sonucunda ... 3. Noterliğinin 05.04.2011 gün ve 11591 yevmiye nolu imza sirkülerinde pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyesi ... ile ...'nin müşterek imza ile şirketi temsile yetkilendirildikleri, şirket adına vekalet verilmesi yetkisinin de çift imzaya tabi tutulduğu, ancak ...'nun kendisi ve eşi adına ... Elektrik Üretim A.Ş. aleyhine ...  Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/304 Esas nosu ile şirket pay defterine kayıt edilmeleri için dava açtığını, ...'nun ... 3. İcra Müdürlüğü'nün 2011/3751 Esas sayılı dosyası ile 854.081,00 TL alacaklı olduğu iddiası ile şirket ile ilgisi bulunmayan makbuzlara dayanarak ilamsız takipte bulunduğunu, bu icra dosyasına şirketçe yapılan itirazın kendi imzası olmadığı için geçersiz olduğunu iddia ederek ... 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2011/990 Esas nosu ile şikayette bulunduğunu, TTK 330. maddesi esas mukabelede aksine hüküm olmadıkça idare meclisinin karar verebilmesi için azaların en az yarısından bir fazlasının hazır olmasını şart koştuğunu, ... Elektrik Üretim A.Ş'nin idare meclisinin üç kişiden oluştuğunu, yasa hükmüne göre yarıdan bir fazlasının yine üç kişi olduğunu, üç üye bir araya gelmeden yönetim kurulunun toplanamadığını, TTK 332. maddesinde ise idare meclisi azalarının şahsi menfaatlerine veya 349. maddede sayılan yakınlarının menfaatlerine talluk eden hususların müzakerine iştirak edemeyecekleri, böyle bir husus müzareke konusu olunca ilgili azanın ilgisini kurula bildirmeye ve keyfiyeti o toplantının zaptına yazdırmaya mecbur olduğu, bu hükümlere aykırı harekat eden aza, ilgili olduğu muamele yüzünden şirketin husule gelen zararlarını tazmine mecbur olduğu, pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyesi ...'nun TTK 312 ve 332 maddeleri hükümlerini görmezlikten geldiğini, kendisi ve eşinin menfaati ile ilgili dava ve icra takiplerinde şirketi savunmasız bıraktığını, menfaat sağlamak amacı ile düzmece makbuzlar ile şirket aleyhine ilamsız takip yaptığını, yapılan itiraza da  takibe kendi imzası olmadan şirketin itiraz edemeyeceği iddiasında bulunduğunu, ... Ticaret Mahkemesi'nin 2011/304 Esas sayılı dosyasında da kendi imzası olmadan şirketin avukat dahi tayin edemeyeceğini iddia ederek şirketi savunmasız bırakmak amacıyla hareket ettiğini, bu durumda yönetim kurulunun toplanmasının mümkün olmadığını, yönetim kurulu toplanamadığı gibi sirküler de üçüncü imza da öngörülmediği için şirketin savunmasız kaldığını, yönetim kurulunun şeklen var olmasına rağmen fiilen yok duruma düştüğünü, bu nedenlerle TTK 312, 330, 332 maddeleri hükümlerinin ışığı altında pay sahibi olmadan görev ifa eden yönetim kurulu üyesi ve ... Elektrik Üretim A.Ş'nin müşterek yetkili imza sahibi olan ... ve eşi tarafından şirket aleyhine açılmış dava ve icra takiplerinde şirketle yönetim kurulu üyesinin menfaatinde çatışma bulunduğundan iş bu dava ve icra takiplerinde şirketi savunma için avukat tayin etme yetkisinin münferit imza ile müvekkili şirket yönetim kurulu başkanı ...'ye verilmesini talep ve dava etmiştir. Asli müdahil vekili ...'nin talebinin hukuki dayanaktan yoksun, haksız ve müvekkilinin elde ettikleri hakkı elinden almak için yapılan bir talep olduğunu, davacı ile müvekkillerinin %50 hisseye sahip olduğunu, ... Elektrik Üretim A.Ş'deki imza yetkilerini kısıtlamaya çalıştığını, bu nedenle davaya asli müdahale talebinde bulunma zaruriyetinin hasıl olduğunu, dava dilekçesinde yer alan tüm hususların çarpıtılmış olup, gerçeğe resmi belge ve kayıtlara aykırı olduğunu, ...'nin müvekkili ...'nu hasım göstermeksizin dava açılamayacağını bu nedenle asli müdahale taleplerinin kabulüne, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davacı ile asli müdahil ...'nun ... Elektrik Üretim A.Ş'nin ortakları ve aynı zamanda yönetim kurulu başkanı ve başkan yardımcısı oldukları, imza sirkülerine göre vekaletname verilmesi hususunda müşterek imzalarının gerektiği, müdahil ...'nun yöneticisi olduğu, şirkete karşı 854.081,00 TL alacak için ilamsız icra takibi yaptığı, 2011/304 Esas sayılı dosyada ise;eşi Dilek Kondumer Modoğlu ile birlikte, hisse devirlerinin pay defterine işlenmesine ilişkin dava açtıkları, TTK 332. maddesi gereği idare meclisi azalarının şahsi menfaatlerine veya 349'uncu maddede sayılan yakınlarının menfaatlerine taalluk eden hususların müzakeresine iştirak edemeyecekleri, bu durumda 330 maddesi uyarınca, idare meclisi azalarının sayı itibariyle toplanıp karar almalarının mümkün olmadığı, davacı ... ... 'nin tek başına şirkete vekil tayin etme yetkisi bulunmadığı ...'nun, yöneticisi olduğu şirket ile arasında menfaat çatışmasının bulunduğu, dolayısıyla şirkete vekil tayin edilmesi ve şirketin bu davalarda ve icra takiplerinde, hukuki yardım alması söz konusu olabileceği, şirkete vekil tayin edilmesinde ...'nun müşterek imzası gerektiğinden, ...'nun, şirketle arasında menfaat çatışması olması nedeniyle, şirketin hukuki yardım almasını engelleyebileceği zira icra takibine yapılan itiraza, bu gerekçelerle itiraz ederek takibin kesinleştiğinin belirttiğini, Yönetim Kurulu Başkanı ve imza yetkisi bulunan ...'nin bu davayı açmakta şirket yararına hareket ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilerek ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/304 Esas sayılı dosyası ve ... 3. İcra Müdürlüğü'nün 2011/3751 Esas sayılı dosyası ve bu dosya ile ilgili açılacak itirazın iptali davalarıyla sınırlı olmak üzere, ...'ye münferit imzası ile vekil tayin etme yetkisinin verilmesine karar verilmiştir. Karar asli müdahil vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava, dava dışı şirketten alacaklı olan aynı şirketin yönetim kurulu başkanının şirket aleyhine giriştiği takip nedeniyle şirkete vekil tayin edilmesi istemine ilişkindir ve ... olarak açılmıştır.Kural olarak bu tür taleplere ilişkin davaların ilgili şirket aleyhine açılması ve vekil tayin etme şeklinde değil temsil kayyumu tayini istenmesi gerekir.Bu nedenle talebin niteliği gereği istemin ... olarak sonuçlandırılması mümkün olmadığı gibi temsil kayyumu tayini yerine avukat tayin etme yetkisi verilmesi talebinde bulunulması mümkün bulunmadığından müdahil vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün müdahil yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle müdahil vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın müdahil yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (2)

11. Hukuk Dairesi, 2011/15889 E., 2013/9169 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
arı nedeniyle bu işlemin gerçekleştirilemediği, bunun üzerine aynı gün davacı tarafından hisse devrinin gerçekleştirildiği, hisse devri yapılan ...'in davacının torunu, diğer davalıların ise şirket çalışanları oldukları, davacının amacının TTK'nın 312. maddesi kapsamında davalıların yönetim kurulu üyesi olarak göreve başlamalarını sağlamak olduğu, davacının konumu, yaşı ve aile şirketlerinin yapıs
11. Hukuk Dairesi         2011/15889 E.  ,  2013/9169 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.10.2011 tarih ve 2011/195-2011/42 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili, müvekkilinin davalı anonim şirketin %8,75 hissedarı ve kurucu ortağı olduğunu, kurucu ortaklıktan gelen ve eşinden miras kalan hisselerini hiç bir şekilde devretmek arzu ve iradesi olmadığı halde dava dışı oğlu ... 'in davalı ... ile birlikte evine gelerek 73 yaşındaki müvekkiline formalite bir işlem için "şu evrakları bir imzalayıver" demek suretiyle, evrak arasında hisse devir evrakı olduğunu bilmeden oğlu tarafından hat ve hileye düşürülerek imza attırılmak suretiyle 30 adet hissesinin gasp edildiğini, müvekkilinin davalılar gerçekten hisse satmadığını, manevi değere sahip hisselerin devri arzusu olmadığını, maddi olarak satma ihtiyacı da bulunmadığını, davalı ...'in torunu, diğer davalıların da şirketin maaşlı çalışanları olduklarını, hisseleri satın alabilecek maddi güçleri bulunmadığını, şirket ana sözleşmesine göre hisse senetleri nama yazılı ise de, hisselerin pay senedine bağlanmamış ve hisse senedi olarak bastırılmamış olduğunu, devre ilişkin olarak BK'nın 162, 163. maddelerine uygun bir sözleşme yapılmadığını, şirket yönetim kurulunu 5 kişiye tamamlamak için yapılmış gibi gösterilen hisse devrinin aldatılma ve hile nedeniyle geçersiz olup, yok hükmünde olduğunu, işlemin terkini amacıyla ... 38. Noterliği'nin 09.02.2011 tarihli ihtarnamesi gönderilmiş ise de, cevap verilmediğini ileri sürerek, hisse devirlerinin şirket pay defterinden tamamen terkin ve iptal edilerek eski hale getirilmesini, bu hisselerin gerçek sahibinin müvekkili olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, davacının 20.10.2010 tarihinde onar adet hissesini davalılara devrettiğini, devir senedini sadece imzalamakla kalmamış, isim ve soyadını da yazdığını, devir senedinin bir adet olmayıp, üç adet olmasının davacının yanlışlıkla ya da hile ile imzaladığı iddiasını boşa çıkardığını, şirketin 20.10.2010 tarihinde yapılan genel kuruluna katılan davacının, yönetim kurulu seçiminde davalıların yönetim kuruluna girmesi yönünde oy kullandığını, TTK. gereğince şirket ortağı olmayanların yönetim kuruluna seçilmeleri mümkün olmasına rağmen göreve başlayabilmeleri için pay sahibi olmaları gerektiği, davacının da kendi hisselerinden sembolik bir kısmı olan sadece 30 adedini devrederek yönetim kurulu üyelerini göreve başlattığını, ancak daha sonra büyük oğlu ... 'in baskı ve tehditleri ile karşılaşınca manevi baskı altında bu davayı açtığını, hisse devrinin yazılı şekilde yapılmasının yeterli olduğunu, davacının gönderdiği ihtarnameye ... 15. Noterliği'nin 03.03.2011 tarih 3935 numaralı ihtarnamesi ile cevap verilmiş olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, davacının davalı şirketin kurucu ortağı olduğu, şirketin 20.10.2010 tarihli genel kurul toplantısında beş kişiden oluşan yönetim kurulunun seçildiği, yönetim kurulunun üç üyesinin şirket ortağı olmayan kişiler arasından seçilmiş oldukları, bu kişilerin göreve başlayabilmeleri amacıyla hisse sahibi olmaları gerektiği, bu hisse devrinin başka bir ortak tarafından yapılmak istenmesine rağmen ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde devam eden davada verilen ihtiyati tedbir kararı nedeniyle bu işlemin gerçekleştirilemediği, bunun üzerine aynı gün davacı tarafından hisse devrinin gerçekleştirildiği, hisse devri yapılan ...'in davacının torunu, diğer davalıların ise şirket çalışanları oldukları, davacının amacının TTK'nın 312. maddesi kapsamında davalıların yönetim kurulu üyesi olarak göreve başlamalarını sağlamak olduğu, davacının konumu, yaşı ve aile şirketlerinin yapısı nazara alındığında mütedbir bir tacir niteliğinde olması gereken davacının yaptığı şirket işleri ile ilgili olarak atmış olduğu imzaların sonuçlarını bilemeyecek durumda olduğunu kabul etmenin mümkün olmadığı, yapılan hisse devir işleminin geçerli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1) Mahkemenin gerekçeli kararında, dava tarihi ve karar tarihi yanlış yazılmış ise de bu hususun mahallinde düzeltilebilecek maddi hata niteliğinde olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2) Dava, anonim şirket hisse devir işleminin iptali istemine ilişkindir. Davacı irade fesadına uğradığını iddia etmiş ve bu iddiasını ispatlamak amacıyla, ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/428 Esas sayılı dava dosyasına konu hisselerin emsal devir bedellerinin incelenmesini, delil listesinde belirttiği tanıklarının dinlenilmesini talep etmiştir. O halde, irade sakatlığı iddiasının bulunduğu durumların tanıkla ispatının mümkün olduğu da gözönünde bulundurularak, davacının tanık dinletme talebinin kabulü ile tanıklarının dinlenilmesi, yine delil olarak gösterilen ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/428 Esas sayılı dosyası da getirtilerek, hisselerin devir bedeli ile ilgili bilirkişi incelemesi yapılması ve bu şekilde tüm deliller toplandıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2010/6343 E., 2010/6816 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
maddesi delaletiyle kooperatifler hakkında da uygulanması gereken TTK’nun 312. maddesi uyarınca 3 kişilik yönetim kurulunun 3 kişi iletoplanması gerekmesine karşın mahkemece 2 kişi ile alınan yönetim kurulu kararının geçerli olduğuna ilişkin gerekçeye itibar olunamaz ise de dava konusu olayda davacı, davalı kooperatifin 17.0
11. Hukuk Dairesi         2010/6343 E.  ,  2010/6816 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 1.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.03.2008 tarih ve 2006/281-2008/109 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olduğunu,17.06.2001 tarihinde yapılan 2000 yılı olağan genel kurul toplantısına çağrıldığını, hazurun cetvelinde adına yer verildiğini, ancak daha sonraki genel kurullara çağrılmadığını, ortaklıktan istifa etmedikleri halde 18.05.2002 tarihli genel kurulda gıyaplarında müvekkili dahil 48 ortağın istifalarının kabul edildiği yönünde karar alındığını, müvekkiline usulünce yapılmış ihtar bulunmadığını, yasal olmayan şekilde ortaklıktan çıkarılmasından müvekkilinin 29.04.2006 tarihli genel kurula kadar haberi olmadığını ileri sürerek, müvekkilinin ortaklığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, genel kurul kararı ile ortak sayısının 30 ile sınırlandırıldığını, davacının dayandığı yönetim kurulu kararının toplantı ve karar nisabına uyulmadan iki kişi ile alındığını, davacının parasal edimini de yerine getirmediğini bu nedenle ortaklık sıfatı kazanmadığını, yönetim kurulu kararında adları geçen kişilerin dava dışı Evre Konut Yapı Kooperatifi’nin ortağı olduklarını, ödemelerini o kooperatife yaptıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, kooperatif anasözleşmesinin 45 maddesinde, yönetim kurulunun en az yarıdan fazla üyenin katılımı ile toplanacağı, kararların ise toplantıya katılanların çoğunluğu ile alınacağının düzenlendiği, 07.11.2001 tarihli yönetim kurulu kararının iki üyenin katılımıyla alınması nedeniyle geçersizliğinden bahsedilemeyeceği, davacının 17.06.2001 tarihinde yapılan 2000 yılı genel kuruluna çağrılması ve hazırun cetvelinde adına yer verilmesinin kooperatife ortak olarak alındığını gösterdiği, Kooperatifler Kanunu’nun 10. ve devamı maddelerinde ortaklıktan çıkma ve çıkarılma halleri ve prosedürü sayılmış olup somut olayda bunların gerçekleşmediği, davacının ortak olarak kabul edildiği ve ortaklığının devam ettiği, aksi yöndeki bilirkişi raporuna itibar edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 1163 sayılı Yasa’nın 98. maddesi delaletiyle kooperatifler hakkında da uygulanması gereken TTK’nun 312. maddesi uyarınca 3 kişilik yönetim kurulunun 3 kişi iletoplanması gerekmesine karşın mahkemece 2 kişi ile alınan yönetim kurulu kararının geçerli olduğuna ilişkin gerekçeye itibar olunamaz ise de dava konusu olayda davacı, davalı kooperatifin 17.06.2001 tarihli genel kurul toplantısına çağrılmış ve hazırun cetvelinde davacının ismine yer verilmiştir. Yönetim kurulu kararı geçersiz olsa bile bu suretle ortaklığın zımnen gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Her şeyden önemlisi de daha sonra yapılan 18.05.2002 tarihli genel kurulda davacının istifasının kabulüne karar verilmiş bulunduğundan ve ortak olmayan bir kişinin istifasının da söz konusu olması mümkün bulunmadığından davacının ortak olduğunun tespitine ilişkin mahkeme kararı neticesi itibariyle doğrudur. İspat külfeti kendisinde bulunduğu halde davalı kooperatif, davacının istifasını kanıtlayamamıştır.Açıklanan tüm bu nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 14.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.