6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 324

Türk Ticaret Kanunu 324. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 324- (1) Bir komandit şirketin iflası hâlinde, şirket alacaklıları alacaklarını almadıkça, ortakların kişisel alacaklıları şirket mallarına başvuramaz. (2) Komanditerlerin koydukları sermaye de şirket alacaklılarının birinci fıkrada yazılı olduğu gibi öncelikle haklarını elde edecekleri mallardan sayılır. b) Komanditelerin sorumluluğu

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

17 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2013/9491 E., 2013/17842 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
ile satış işleminde imzaları olmayan diğer davalı yönetim kurulu üyelerine ve denetçiye husumet yöneltilemeyeceğini, TTK'nın 324. maddesi gereğince mal varlığı borçlarını karşılamayan şirketin tasfiyesi gerektiğini, şirketin fabrikayı satmaması halinde fabrikanın değerinin düşmesi, borçların yükselmesi karşısında, toplam mal varlığının borçlarına yetmez hale geleceğinden, şi
11. Hukuk Dairesi         2013/9491 E.  ,  2013/17842 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Pazarcık Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 31.01.2013 tarih ve 2012/554-2013/75 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen günde başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp, hazır bulunan davacılar vekili Av. ... ile davalılardan...Teks. Tic. San. A.Ş. vekili Av. Hüseyin Ulus ve ... vekili Av. Gülderen Şahin dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmış olup, Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinin 1995 yılında kurulan dava dışı...plik Dokuma San ve Tic AŞ.'nin %20,5 oranında hisseye sahip ortakları olduğunu, anonim şirket ana sözleşmesinin 8/2.maddesi hükmüne göre, şirket yönetim kurulunun yaptığı işlemlerin geçerli olabilmesi için üç imzanın gerektiğini, şirketin 25.06.2002 tarihli genel kurul toplantısında, davalılar ..., ... ve Hasan Özdemir’in yönetim kurulu üyeliğine, davalı ...’nın ise denetçiliğe seçildiğini, yönetim kurulu üyesi olan davalı ...’in 24.03.2004 tarihinde davacıların ortağı olduğu...plik Dokuma San ve Tic A.Ş.'nin tek mal varlığı olan ve yaklaşık 9 Trilyon lira değerindeki 277, 280, 282 parsel sayılı taşınmazlar ile üzerlerindeki tüm teferruatları (fabrika ve makinelerini de) 228.330.000.000 TL gibi çok düşük bir bedelle diğer davalı...Tekstil San.ve Tic. A.Ş.'ne sattığını, yönetim kurulu üyeleri tarafından yapılan satış işleminin şirket ana sözleşmesinde belirtilen şirketin amacına ve konusuna aykırı olup, özünde şirketi büyük oranda ortadan kaldıran satışın yapılması gerekli ise, bunun da tüm ortakların rızası ile olması gerektiğini, şirket yönetim kurulu üyelerinin, ana sözleşme, TTK ve diğer kanunların kendilerine verdiği yetkiyi kişisel menfaatleri için kullandığını ve trilyonluk şirketi bir gün içinde bitirdiklerini, bu durumların olabileceği yönünde müvekkillerince uyarılan denetçinin de görevini yapmayarak, adeta şirketin içinin boşaltılmasına göz yumduğunu, yönetim kurulu -/- -2- üyelerinin üç imza ile işlem yapması gerektiği ve şirketin tek mal varlığının satışı konusunda tüm ortakların rızasının alınması gerektiği halde, tek yönetim kurulu üyesinin imzası ve ortakların tümünün muvafakati alınmadan yapılan satış işleminin geçersiz olduğunu ileri sürerek, şirket ana sözleşmesi, TTK, BK, MK ve hukukun genel ilkelerine aykırı tapu işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar ..., ...... ve ... vekili, müvekkillerinin...plik Dokuma San ve Tic A.Ş.'ni zarara uğratmadığını, şirketin son dönemdeki mali duruma gelmesine yönetim kurulu üyeleri değil, sermaye artırımına katılmayan pay sahiplerinin neden olduğunu, 25.06.2002 tarihli genel kurulda yönetim kurulu üyeliğine seçilen müvekkillerine şirketi idari ve mali işlerde temsil hususunda münferiden yetkili kılındığını, davalı ...'in münferiden imza yetkisine sahip olması nedeniyle satış işlemini gerçekleştirdiğini, satış işleminde kusuru olmayan davalı ... ile satış işleminde imzaları olmayan diğer davalı yönetim kurulu üyelerine ve denetçiye husumet yöneltilemeyeceğini, TTK'nın 324. maddesi gereğince mal varlığı borçlarını karşılamayan şirketin tasfiyesi gerektiğini, şirketin fabrikayı satmaması halinde fabrikanın değerinin düşmesi, borçların yükselmesi karşısında, toplam mal varlığının borçlarına yetmez hale geleceğinden, şirketin iflasını talep etmesinin TTK'nın 324. madde hükmü gereği olduğunu, makinelerin beklemeye bağlı teknik donanımının yıpranması ve kullanmadıkça değerinin hızla düşmesi karşısında satışın sorumlu ve basiretli bir yönetici için zorunlu olduğunu, taşınmazın 228.000.000.000 TL'na değil, 1.660.000.000.000 TL'ye satıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı...Tekstil San. ve Tic. A.Ş. vekili, davacıların şirket adına dava açma hakları bulunmadığını, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere, şirketin borca batık olup, genel kurulda feshine karar verildiğini, müvekkilinin, üzerindeki takyidatlar ile birlikte taşınmazı satın alıp, Pazarcık A.Ş. borçlarının müvekkilince ödendiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda ceza davasında zamanaşımı nedeniyle davanın düşmesine karar verildiği, kararın onanarak kesinleştiği, hukuk mahkemesinin bu haliyle ceza kararı ile dosyadaki delillerle bağlı olmadığı, her ne kadar ceza dosyasında alınan raporda taşınmazın satışının düşük fiyatla yapılması suretiyle şirketin zarara uğratıldığı açıklanmış ise de mahkemece alınan raporda satışın şirketin zararına olmadığının açıklandığı, bu raporun daha kapsamlı olduğu gerekçesiyle davalı şirket aleyhine açılan davanın esastan, diğer davalılar hakkındaki davanın husumetten reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı şirkete verilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 08.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2011/6826 E., 2011/13978 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
ile satış işleminde imzaları olmayan diğer davalı yönetim kurulu üyelerine ve denetçiye husumet yöneltilemeyeceğini, TTK.'nun 324.maddesi gereğince mal varlığı borçlarını karşılamayan şirketin tasfiyesi gerektiğini, şirketin fabrikayı satmaması halinde fabrikanın değerinin düşmesi, borçların yükselmesi karşısında, toplam mal varlığının borçlarına yetmez hale geleceğinden, şi
11. Hukuk Dairesi         2011/6826 E.  ,  2011/13978 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Pazarcık Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 30/03/2011 tarih ve 2008/448-2011/305 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinin 1995 yılında kurulan dava dışı Pazarcık İplik Dokuma San ve Tic AŞ.'nin %20,5 oranında hisseye sahip ortakları olduğunu, anonim şirket ana sözleşmesinin 8/2.maddesi hükmüne göre, şirket yönetim kurulunun yaptığı işlemlerin geçerli olabilmesi için üç imzanın gerektiğini, şirketin 25.06.2002 tarihli genel kurul toplantısında, davalılar ..., ... ve ...’in yönetim kurulu üyeliğine, davalı ...’nın ise denetçiliğe seçildiğini, yönetim kurulu üyesi olan davalı ...’in 24.03.2004 tarihinde davacıların ortağı olduğu Pazarcık İplik Dokuma San ve Tic A.Ş.'nin tek mal varlığı olan ve yaklaşık 9 Trilyon lira değerindeki 277, 280, 282 parsel sayılı taşınmazlar ile üzerlerindeki tüm teferruatları (fabrika ve makinelerini de) 228.330.000.000 TL gibi çok düşük bir bedelle diğer davalı Günkurt Tekstil San.ve Tic. A.Ş.'ne sattığını, yönetim kurulu üyeleri tarafından yapılan satış işleminin şirket ana sözleşmesinde belirtilen şirketin amacına ve konusuna aykırı olup, özünde şirketi büyük oranda ortadan kaldıran satışın yapılması gerekli ise, bunun da tüm ortakların rızası ile olması gerektiğini, şirket yönetim kurulu üyelerinin, ana sözleşme, TTK ve diğer kanunların kendilerine verdiği yetkiyi kişisel menfaatleri için kullandığını ve trilyonluk şirketi bir gün içinde bitirdiklerini, bu durumların olabileceği yönünde müvekkillerince uyarılan denetçinin de görevini yapmayarak, adeta şirketin içinin boşaltılmasına göz yumduğunu, yönetim kurulu üyelerinin üç imza ile işlem yapması gerektiği ve şirketin tek mal varlığının satışı konusunda tüm ortakların rızasının alınması gerektiği halde, tek yönetim kurulu üyesinin imzası ve ortakların tümünün muvafakati alınmadan yapılan satış işleminin geçersiz olduğunu ileri sürerek, şirket ana sözleşmesi, TTK, BK, MK ve hukukun genel ilkelerine aykırı tapu işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar ..., ..., ... ve ... vekili, müvekkillerinin Pazarcık İplik Dokuma San ve Tic A.Ş.'ni zarara uğratmadığını, şirketin son dönemdeki mali duruma gelmesine yönetim kurulu üyeleri değil, sermaye artırımına katılmayan pay sahiplerinin neden olduğunu, 25.06.2002 tarihli genel kurulda yönetim kurulu üyeliğine seçilen müvekkillerine şirketi idari ve mali işlerde temsil hususunda münferiden yetkili kılındığını, davalı ...’ın münferiden imza yetkisine sahip olması nedeniyle satış işlemini gerçekleştirdiğini, satış işleminde kusuru olmayan davalı ... ile satış işleminde imzaları olmayan diğer davalı yönetim kurulu üyelerine ve denetçiye husumet yöneltilemeyeceğini, TTK.'nun 324.maddesi gereğince mal varlığı borçlarını karşılamayan şirketin tasfiyesi gerektiğini, şirketin fabrikayı satmaması halinde fabrikanın değerinin düşmesi, borçların yükselmesi karşısında, toplam mal varlığının borçlarına yetmez hale geleceğinden, şirketin iflasını talep etmesinin TTK.'nun 324.madde hükmü gereği olduğunu, makinelerin beklemeye bağlı teknik donanımının yıpranması ve kullanmadıkça değerinin hızla düşmesi karşısında satışın sorumlu ve basiretli bir yönetici için zorunlu olduğunu, taşınmazın 228.000.000.000.-TL'na değil, 1.660.000.000.000.-TL'na satıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Günkurt Tekstil San. ve Tic. A.Ş. vekili, davacıların şirket adına dava açma hakları bulunmadığını, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere, şirketin borca batık olup, genel kurulda feshine karar verildiğini, müvekkilinin, üzerindeki takyidatlar ile birlikte taşınmazı satın alıp, Pazarcık A.Ş. borçlarının müvekkilince ödendiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı ...’ın şirketi tek başına temsil yetkisi bulunduğu, yapılan taşınmaz satımının şirketin zararına olmadığı, diğer davalılara husumetin yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davalı şirket yönünden davanın esastan, diğer davalılar yönünden husumetten reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Ancak; dava genel kuruldan karar alınmadan davalı anonim şirkete ait taşınmazın tümü ile davalı şirkete satıldığı iddiasıyla, taşınmaz satışının iptali istemine ilişkin olup, davalılarında ortağı olduğu dava dışı Pazarcık İplik Dokuma San. ve Tic. A.Ş. yönetim kurulu üyeleri aleyhine, dava konusu olayı da içine alacak şekilde, şirkete ait taşınmazların düşük bedelle satılarak, şirketin ve ortakların zarar uğratıldığından bahisle hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçundan kamu davası açıldığı, işbu dava da şirkete ait taşınmaz ve üzerindeki müştemilatın değerinin 5.749.072,99 TL olduğu halde bu miktarın çok altında bir fiyatla davalı şirkete satıldığı gerekçesiyle, mahkumiyet kararı verildiği ve bu kararın 11. Ceza Dairesi tarafından savunma hakkının kısıtlandığından hareketle bozulduğu anlaşılmaktadır. Anılan ceza davasında, dava konusu olayı da kapsayacak şekilde yapılan saptamaların, Borçlar Kanunu’nun 53. maddesine göre hukuk hakimini bağlayacağı kuşkusuzdur. Bu itibarla mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, anılan ceza davasının sonucu beklenerek neticesine göre bir karar vermek gerekirken, eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi, 2009/12407 E., 2010/3699 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
Türk Ticaret Kanunu’nun 324 üncü maddesinde borca batıklık;
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi         2009/12407 E.  ,  2010/3699 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi Davacılar tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahiller T.... Bankası T.A.O., ... A.Ş.,T. ... Bankası A.Ş.,T. ... Bankası A.Ş. ve T. ... Bankası A.Ş vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -KARAR- İstem iflasın ertelenmesine ilişkindir. Mahkemece başvuran üç şirketin grup şirketleri olduğu, tek merkezden yönetildiği, bu itibarla birlikte dava açabilme şartlarının mevcut kabul edildiği; Küresel ısınma nedeniyle çiftçilerin yeterli ürünü alamamalarına bağlı olarak, tarım sektöründe çalışan her üç şirketin zor durumda kaldığı; Borçlarının % 95’inin banka kredisine dayandığı; alınan bilirkişi raporuna göre ... Kimya San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti’nin 5.000.000,-TL kayıtlı sermayesi bulunduğu ve kısa vadede nakde çevrilebilecek değerlerinin kısa vadeli borçlara oranının % 55,68 olduğu, ... Amb. Toh. San. Tic. Ltd. Şti.nin 1.000.000,-TL kayıtlı sermayesi bulunduğu ve aynı oranın %48,58 mertebesinde olduğu, ... Tar. İlaçları San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti’nin ise borca batık bulunmadığı; Şirketlerin erteleme tedbirleri kapsamında tasarruf edecekleri para ile oluşan likiditeyi hammadde alımında kullanacağı, 2.400.000,-TL.lik stokların işlenerek 6.000.000,-TL.ye satılacağı; 2009 yılı için beklenen KDV iadesinin şirketlere nakit girişi sağlayacağı, yapılan sözleşmelere göre 2009 yılında 14.568.000,-TL satış taahhüdünün alındığı ve %30 kârlılıkla 7.500.000,-TL.nin aktife katılmasının beklendiği; dört banka ile borcun yapılandırılması için protokol yapıldığı ve toplam 22.302.057,22 TL. borca karşılık elde edilecek 23.205.854,66 TL. girdi ile şirketlerin iflas etmekten kurtulacağı gerekçesiyle borca batık durumda olmayan ... Tar. İlaçları San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.nin erteleme isteminin reddine; ... Kimya San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. ile ... Amb. Toh. San. Tic. Ltd. Şti.nin iflaslarının bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş; hüküm müdahiller T. ... Bankası TAO., ... AŞ., T. ... Bankası AŞ. ... Bankası A.Ş. Ve T. ... Bankası AŞ. vekillerince temyiz edilmiştir. 1- Birden çok sermaye şirketin aynı dilekçe ile iflas erteleme talebinde bulunması mümkün olduğundan, temyiz edenler vekillerinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının oyçokluğuyla reddi gerekmiştir. 2- İflasın ertelenmesi için istemde bulunan şirketin borca batık olması, fevkalade mühletten yararlanılmamış bulunması ve iflas halinden ne şekilde kurtulunacağını gösteren ciddi ve inandırıcı bir iyileştirme projesinin mevcudiyeti gerekir. Türk Ticaret Kanunu’nun 324 üncü maddesinde borca batıklık; şirket aktiflerinin şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmemesi şeklinde tanımlanmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise yasanın aradığı inceleme yerine, “kısa vadede nakde çevrilebilir değerler” ile “kısa vadeli borçlar” değerlendirilmiştir. Bu hesaplama tarzı ve bu şekilde yapılacak oranlama, bazı durumlarda ödemelerin tatil edilip edilmediğinin belirlenmesinde kullanılabilirse de, yukarıda açıklandığı üzere, yasanın aradığı borca batıklık bilânçosu kavramını karşılamadığından, mahkemece Türk Ticaret Kanunu’nun 324 üncü maddesi hükmüne uygun biçimde borca batıklığın tesbiti gerekir. İyileştirme projesinde sermaye artırımından söz edilmişse de, bu konuda dosyaya yansıyan herhangi bir ... bulunmamakta; aksine her üç şirketin sermayesinin tamamının da ödenmediği anlaşılmaktadır. Sermaye koyma borcu yerine getirilmeden, iflasın ertelenmesinin talep edilmesi halinde, projenin ciddilikten ve inandırıcılıktan uzak olduğunun, şirket yönetiminin iyi niyetli sayılmadığının kabulü gerekir. Bu kapsamda müdahil T. ... Bankası AŞ vekilinin 27.06.2009 tarihli dilekçeyle, şirketlerin değerli taşınmazlarının davadan kısa bir süre önce muvazaalı biçimde davacılar vekiline satıldığı ve bu tasarrufların iptali için davalar açıldığı ileri sürülmüşken, bu iddianın değerlendirilmemesi de doğru değildir. Şirketlerin bölge müdürlüklerinin kapatıldığı ve küçülmeye gidildiği belirtilmiş, ancak daraltılmış yönetim sistemi içinde satış hedeflerine ne şekilde ulaşılacağı; kapasitenin en üst seviyede nasıl değerlendirileceği de somut verilerle açıklanmamıştır. Şirketler iflasın ertelenmesini talep ederken, her üç şirketin kullanılan krediler bakımından birbirine kefil olduğunu bildirmişlerdir. Borcun %95’inin banka kredisi olduğu tartışmasız iken hükme esas alınan bilirkişi raporunda, kefaletlerin ne şekilde değerlendirildiği ve 750.000,-TL sermayeli ... Tar. İlaçları San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.nin bu kefalet yükü altında iken, borca batık olmadığının hangi muhasebe kriterlerine göre belirlendiği de Yargıtay denetimine açık biçimde açıklanmamıştır. İyileştirme projesinde stoklarda 2.543.680,-TL tutarında mal bulunduğu, bu malların hammadde darlığından %40, kur farkından %20 oranında değer kazanacağı ve bunun da işletme sermayesi olarak kullanılacağı belirtilmişse de, piyasa darlığı ve kur farkının bu oranlarda olacağının ne şekilde garanti edildiği; olası daralma ve kur farkının giderleri ve sair maliyet kalemlerini de etkileyip etkilemeyeceği rasyonel biçimde açıklanmamıştır. Açıklanan nedenlerle mahkemece alınacak ek raporla yasanın aradığı biçimde borca batıklık incelemesinin yapılması ve borca batıklığın sabit olması halinde, projenin ciddi ve inandırıcı olup olmadığının gözetilmesi suretiyle bir karar verilmek gerekirken, eksik ve hatalı inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda 1 sayılı bentte açıklanan nedenle müdahiller vekillerinin diğer temyiz itirazlarının oyçokluğu ile REDDİNE, 2 sayılı bentte açıklanan nedenle hükmün oybirliğiyle BOZULMASINA, peşin harçların istek halinde iadesine, 31.03.2010 gününde karar verildi. (Muhalif) (Muhalif) -KARŞI OY YAZISI- İflasın ertelenmesini isteyen şirketler ayrı tüzel kişiliği bulunan alacaklıları, borçluları farklı olan şirketlerdir. Bu şirketlerin aynı gruba dahil olmaları veya bir alacaklıya asaleten yada kefaleten borçlu olmaları iflasın ertelenmesi talebinde birlikte bulunabileceklerine gerekçe yapılamaz. Şirketler arasında talep konusu bakımından bir teselsül bulunmadığı gibi iflasın ertelenmesi talebinin her biri için aynı sebepten doğduğu da kabul edilemez. Çünkü, her bir şirketin bilançolarındaki aktif ve pasif kalemleri buna bağlı olarak alacaklıları, borçluları farklıdır. Talepte bulunan şirketlerin durumlarının kötülüğü ayrı ayrı vakıalara dayanmaktadır. Nitekim, Yüksek Yargıtay aynı işyerinde çalışan işçilerin, o işyerinin sahibi (aynı işveren) ile yapmış oldukları aynı içerikteki hizmet sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar için birlikte dava açamayacaklarına karar vermiştir. (HGK. 18.04.1956 T/36-29, HGK. 11.12.1951 4/177-135; HGK. 03.10.1957 83/79 ve TD. 11.03.1955 1366/1857) Öte yandan, doktrinde de görüşler de Hukuk Muhakemeleri Usul Kanunu’nun 43. maddesindeki şartlar bulunsa bile birden fazla borçluya karşı birlikte iflas davası (İİK. 156 vd.) açılamayacağı yönündedir (Bkz. Prof. Dr. Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü Cilt 3. sh.3351). Bu da birden fazla borçlunun hasımsız olarak açılan istemde iflasın ertelenmesi talebinde bulunamayacaklarının göstergesidir. İcra İflas Kanunu’nun 179. maddesinde de, kanun koyucu iflasın ertelenmesi talebi bakımından “ŞİRKETLER VEYA KOOPERATİFLER” dememiş, aksine “ŞİRKET VEYA KOOPERATİF” demek suretiyle iflas ve iflasın ertelenmesi taleplerinin ayrı ayrı açılabileceğini, davacının çoğul değil tekil olduğunu göstermiştir. Bunun aksinin kabulü Yasa’nın lafzi yorumuna da aykırıdır. İflasın ertelenmesi taleplerinin grup şirketleri tarafından birlikte açılması, bunların ayrı ayrı yatırmaları gereken harçtan kaçınmalarına da imkan verecektir. Harçlara dair düzenlemeler kamu düzeninden sayıldığından başlı başına bu husus bile birden çok tüzel kişinin birlikte iflasın ertelenmesi talebinde bulunmalarına engel teşkil etmektedir. Borca batıklığın tespit edildiği, ancak iyileştirme projesinin yeterli görülmemesi durumunda erteleme talebinin reddiyle bunun sonucu olarak talepte bulunanın iflasına karar verileceği gözetildiğinde birden çok borçlunun aynı davada iflası istenemeyeceği gibi birden çok borçluda iflasla sonuçlanabilecek olan iflasın ertelenmesi talebinde bulunamazlar. Öncelikle açıklanan bu nedenlerle yerel mahkeme hükmünün bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun (1) nolu bentte birden fazla borçlu tarafından iflasın ertelenmesi talebinde bulunabileceği şeklindeki kabullerine ilişkin görüşlerine katılamıyoruz. 31.03.2010
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Erteleme talebi TTK.nun 324/2. maddesine göre borca batıklık bildirimi anlamındadır.
19. Hukuk Dairesi 2004/13373 E., 2005/2443 K. 19. Hukuk Dairesi 2004/13373 E., 2005/2443 K. - İFLASIN ERTELENMESİ TALEBİNİN İLANI- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 179 ] - 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 275 ] - 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 286 ] - 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 324 ] "İçtihat Metni" Davacı vekilince hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ile alacaklılar Yahya, Şenol, S.....Oto Yedek Par. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekillerince her ne kadar duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de, davanın konusu itibariyle bu istemin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. Davacı vekili, 1975 yılından beri yüksek basınçlı soğuk-sıcak sulu buharlı temizleme makinaları üreten, daha sonra yüksek basınçlı su lazeri üretimine geçen müvekkili şirketin ülkedeki ekonomik istikrarsızlık nedeniyle mali durumunun bozulduğunu, yabancı devletler ve firmalardan siparişler aldığını, siparişlerin yapılıp satılmasıyla mali durumunu düzeltebileceğini ileri sürerek iflasın 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece iyileştirme projesi ve bilirkişi raporunun yeterli, ciddi ve inandırıcı olmadığı gerekçesiyle borçlu şirketin iflasına karar verilmiş, hükümdavacı anonim şirket ile Yahya, S....Ltd. Şti ve Şenol tarafından temyiz edilmiştir. Davacı anonim şirket iflasın ertelenmesi talebinde bulunmuştur. İflasın ertelenebilmesi için erteleme talebinde bulunan sermaye şirketi ve kooperatifin borca batık durumda olması, mali durumunun iyileştirilmesi ümidinin bulunması ve fevkalade mühletten yararlanmış olması gerekir. Erteleme talebi TTK.nun 324/2. maddesine göre borca batıklık bildirimi anlamındadır. Bu nedenlerle mahkemenin öncelikle şirketin borca batık durumda olup olmadığını tespit etmesi, borca batık durumda ise ıslahının mümkün bulunup bulunmadığını incelemesi gerekir. Sermaye şirketi veya kooperatifin borca batık durumda olması halinde iflasını veya iflasın ertelenmesini düzenleyen llK.nun 179 ve TTK.nun 324. maddesinde bu istemin ilanına ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. İflasın ertelenmesi kurumu erteleme talebinde bulunan şirketin menfaati gözönüne alınarak düzenlenmiş ise de alacaklıların menfaatleri de şüphesiz korunmalıdır. Bu nedenle şirket borçlarının muvazaalı olarak aktiften fazla oiması sonucunu doğuracak kötüniyetli davranışların önüne geçmek ve anonim şirketin borca batık durumda olup olmadığını iyileştirme projesinin yeterli bulunup bulunmadığını, alacaklılara kanıtlama olanağı vermek amacıyla iflasın ertelenmesi talebinin llK.nun 166/2. maddesinde öngörülen usulle ilan edilmesi, ilan üzerine borca batıkhk durumu ve iyileştirme projesine itiraz eden alacaklıların sunduğu deliller de değerlendirilip erteleme koşullarının-mevcut olup olmadığı araştırılarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Borca batıklık bildirimi üzerine borca batıklık durumunun ve mali durumun iyileştirilmesinin mümkün olup olmadığı yönünden bilirkişi incelemesi yapılmalıdır. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği gene! ve hukuki bilgi ile çözümü mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez (HUMK. m. 275). Ancak çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren uyuşmazlıkta mahkemenin, bilirkişinin oy ve görüşünü alması gerekir. Borca batıklık durumunun varlığı ve mali durumun iyileştirmesi ümidinin bulunup bulunmadığı özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiğinden bu konuda uzman bilirkişinin oy ve görüşü alınmalıdır. HUMK.nun 286. maddesi uyarınca bilirkişinin oy ve görüşü hakimi bağlamazsa da bu tür hallerde hakimin bilirkişi yerine geçerek olayı çözmesi usule uygun düşmez. Bilirkişi raporu yeterli değilse yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmalı veya bilirkişiden açıklık olmayan konularda ek ve tamamlayıcı görüş alınarak uyuşmazlık çözümlenmelidir. Somut olayda bilirkişi kurulu erteleme talebinde bulunan anonim şirketin sunduğu projenin mali durumunun ıslahını sağlayacak nitelikte olduğunu belirtmiştir. Mahkemece mali durumun iyileştirilmesi konusunda yeni bir bilirkişi incelemesi yatırılmadan veya bilirkişi kurulundan ek ve tamamlayıcı rapor alınmadan proje ve raporun ciddi ve inandırıcı olmadığı gerekçesiyle borçlu anonim şirketin iflasına karar verilmesinde isabet görülmemiştir. Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün (BOZULMASINA), peşin harcın istek halinde iadesine, 10.3.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2013/820 E., 2013/2977 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Mahkemece, dosya kapsamı ve toplanan delillere göre; davacı şirketin borca batık olduğu, iyileştirme projesi sunulmadığı, İİK'nın 179 ve TTK'nın 324. maddeleri gereği iflasın ertelenmesi davalarında iyileştirme projesinin mutlak surette olması gerektiği, iflas ertelenmesinin şartlarının oluşmadığı, davacı şirketin borca batık olduğu ve iflasın ertelenmesinin zorunlu iflas bildirimini de içerdiği
23. Hukuk Dairesi         2013/820 E.  ,  2013/2977 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddi ile davacı şirketin iflasına dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Davacı vekili, hayvancılık ticaretiyle uğraşan müvekkil şirketin 2008 yılında meydana gelen ekonomik krizin etkisiyle borçlarını ödeyemez duruma geldiği ve bir yıllık erteleme süresi tanındığında borca batıklıktan kurtulabileceğini ileri sürerek, müvekkilinin iflasının bir yıl ertelenmesini, talep ve dava etmiştir. Müdahiller vekilleri, davacının samimi ve iyiniyetli olmadığını, bu davanın alacaklıları oyalamak için açıldığını belirtilerek, davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece, dosya kapsamı ve toplanan delillere göre; davacı şirketin borca batık olduğu, iyileştirme projesi sunulmadığı, İİK'nın 179 ve TTK'nın 324. maddeleri gereği iflasın ertelenmesi davalarında iyileştirme projesinin mutlak surette olması gerektiği, iflas ertelenmesinin şartlarının oluşmadığı, davacı şirketin borca batık olduğu ve iflasın ertelenmesinin zorunlu iflas bildirimini de içerdiği gerekçesiyle, iflasın ertelenmesi talebinin reddine, davacı şirketin iflasına karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, kararın tebliğinden itibaren ... gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 07.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.