6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 330

Türk Ticaret Kanunu 330. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 330- (1) Özel kanunlara tabi anonim şirketlere, özel hükümler dışında bu kısım hükümleri uygulanır. III - Amaç ve konu

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

4 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2012/6976 E., 2013/9136 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2011/990 Esas nosu ile şikayette bulunduğunu, TTK 330. maddesi esas mukabelede aksine hüküm olmadıkça idare meclisinin karar verebilmesi için azaların en az yarısından bir fazlasının hazır olmasını şart koştuğunu, ...
11. Hukuk Dairesi         2012/6976 E.  ,  2013/9136 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ ... olarak görülen davada ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.01.2012 tarih ve 2011/510-2012/5 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asli müdahil vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin ... Elektrik Üretim A.Ş'nin 1578 hisse sahibi ve aynı zamanda şirket yönetim kurulu başkanı olduğunu, şirketin 15.03.2011 gün ve 33 sayılı yönetim kurulu kararının 4. maddesi ile şirkete layık güç ve daha da ilerlemesine katkı sağlamak amacı ile yönetim kurulunun potansiyel ortak olarak ... ile görüşülmesi için yönetim kurulu başkan ve başkan yardımcısına yetki veridiğini, 5. maddesi ile de yapılan görüşmeler olumlu gitmekle işin biran önce kredilendirilmesi için olağan üstü genel kurul tertip edilmesinin zorunlu olduğunu, bu cihetle yönetim kurulu başkanı olarak ... 'ya Nisan ayı başında yapılması için tüm olağan üstü genel kurul evraklarını tanzim etmeye Ticaret Sicil Memurluğu ve sicil memurluklarına evrak vermeye, noterden takip etmeye ilişkin denetçi olarak yetki verildiğini, denetçi ... 'nın görevlendirme ile ilgili yönetim kurulu kararındaki gerekçeye dayanarak alelacele ortak olmayanların iştiraki ile 01.04.2011 tarihli genel kurulu tertiplediğini, pay sahibi olmayan ...'nu yönetim kuruluna seçtirdiğini, pay sahibi olmadan göreve başlaması için gerekli bürokratik işlemleri tamamladığını, bu genel kurul sonucunda ... 3. Noterliğinin 05.04.2011 gün ve 11591 yevmiye nolu imza sirkülerinde pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyesi ... ile ...'nin müşterek imza ile şirketi temsile yetkilendirildikleri, şirket adına vekalet verilmesi yetkisinin de çift imzaya tabi tutulduğu, ancak ...'nun kendisi ve eşi adına ... Elektrik Üretim A.Ş. aleyhine ...  Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/304 Esas nosu ile şirket pay defterine kayıt edilmeleri için dava açtığını, ...'nun ... 3. İcra Müdürlüğü'nün 2011/3751 Esas sayılı dosyası ile 854.081,00 TL alacaklı olduğu iddiası ile şirket ile ilgisi bulunmayan makbuzlara dayanarak ilamsız takipte bulunduğunu, bu icra dosyasına şirketçe yapılan itirazın kendi imzası olmadığı için geçersiz olduğunu iddia ederek ... 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2011/990 Esas nosu ile şikayette bulunduğunu, TTK 330. maddesi esas mukabelede aksine hüküm olmadıkça idare meclisinin karar verebilmesi için azaların en az yarısından bir fazlasının hazır olmasını şart koştuğunu, ... Elektrik Üretim A.Ş'nin idare meclisinin üç kişiden oluştuğunu, yasa hükmüne göre yarıdan bir fazlasının yine üç kişi olduğunu, üç üye bir araya gelmeden yönetim kurulunun toplanamadığını, TTK 332. maddesinde ise idare meclisi azalarının şahsi menfaatlerine veya 349. maddede sayılan yakınlarının menfaatlerine talluk eden hususların müzakerine iştirak edemeyecekleri, böyle bir husus müzareke konusu olunca ilgili azanın ilgisini kurula bildirmeye ve keyfiyeti o toplantının zaptına yazdırmaya mecbur olduğu, bu hükümlere aykırı harekat eden aza, ilgili olduğu muamele yüzünden şirketin husule gelen zararlarını tazmine mecbur olduğu, pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyesi ...'nun TTK 312 ve 332 maddeleri hükümlerini görmezlikten geldiğini, kendisi ve eşinin menfaati ile ilgili dava ve icra takiplerinde şirketi savunmasız bıraktığını, menfaat sağlamak amacı ile düzmece makbuzlar ile şirket aleyhine ilamsız takip yaptığını, yapılan itiraza da  takibe kendi imzası olmadan şirketin itiraz edemeyeceği iddiasında bulunduğunu, ... Ticaret Mahkemesi'nin 2011/304 Esas sayılı dosyasında da kendi imzası olmadan şirketin avukat dahi tayin edemeyeceğini iddia ederek şirketi savunmasız bırakmak amacıyla hareket ettiğini, bu durumda yönetim kurulunun toplanmasının mümkün olmadığını, yönetim kurulu toplanamadığı gibi sirküler de üçüncü imza da öngörülmediği için şirketin savunmasız kaldığını, yönetim kurulunun şeklen var olmasına rağmen fiilen yok duruma düştüğünü, bu nedenlerle TTK 312, 330, 332 maddeleri hükümlerinin ışığı altında pay sahibi olmadan görev ifa eden yönetim kurulu üyesi ve ... Elektrik Üretim A.Ş'nin müşterek yetkili imza sahibi olan ... ve eşi tarafından şirket aleyhine açılmış dava ve icra takiplerinde şirketle yönetim kurulu üyesinin menfaatinde çatışma bulunduğundan iş bu dava ve icra takiplerinde şirketi savunma için avukat tayin etme yetkisinin münferit imza ile müvekkili şirket yönetim kurulu başkanı ...'ye verilmesini talep ve dava etmiştir. Asli müdahil vekili ...'nin talebinin hukuki dayanaktan yoksun, haksız ve müvekkilinin elde ettikleri hakkı elinden almak için yapılan bir talep olduğunu, davacı ile müvekkillerinin %50 hisseye sahip olduğunu, ... Elektrik Üretim A.Ş'deki imza yetkilerini kısıtlamaya çalıştığını, bu nedenle davaya asli müdahale talebinde bulunma zaruriyetinin hasıl olduğunu, dava dilekçesinde yer alan tüm hususların çarpıtılmış olup, gerçeğe resmi belge ve kayıtlara aykırı olduğunu, ...'nin müvekkili ...'nu hasım göstermeksizin dava açılamayacağını bu nedenle asli müdahale taleplerinin kabulüne, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davacı ile asli müdahil ...'nun ... Elektrik Üretim A.Ş'nin ortakları ve aynı zamanda yönetim kurulu başkanı ve başkan yardımcısı oldukları, imza sirkülerine göre vekaletname verilmesi hususunda müşterek imzalarının gerektiği, müdahil ...'nun yöneticisi olduğu, şirkete karşı 854.081,00 TL alacak için ilamsız icra takibi yaptığı, 2011/304 Esas sayılı dosyada ise;eşi Dilek Kondumer Modoğlu ile birlikte, hisse devirlerinin pay defterine işlenmesine ilişkin dava açtıkları, TTK 332. maddesi gereği idare meclisi azalarının şahsi menfaatlerine veya 349'uncu maddede sayılan yakınlarının menfaatlerine taalluk eden hususların müzakeresine iştirak edemeyecekleri, bu durumda 330 maddesi uyarınca, idare meclisi azalarının sayı itibariyle toplanıp karar almalarının mümkün olmadığı, davacı ... ... 'nin tek başına şirkete vekil tayin etme yetkisi bulunmadığı ...'nun, yöneticisi olduğu şirket ile arasında menfaat çatışmasının bulunduğu, dolayısıyla şirkete vekil tayin edilmesi ve şirketin bu davalarda ve icra takiplerinde, hukuki yardım alması söz konusu olabileceği, şirkete vekil tayin edilmesinde ...'nun müşterek imzası gerektiğinden, ...'nun, şirketle arasında menfaat çatışması olması nedeniyle, şirketin hukuki yardım almasını engelleyebileceği zira icra takibine yapılan itiraza, bu gerekçelerle itiraz ederek takibin kesinleştiğinin belirttiğini, Yönetim Kurulu Başkanı ve imza yetkisi bulunan ...'nin bu davayı açmakta şirket yararına hareket ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilerek ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/304 Esas sayılı dosyası ve ... 3. İcra Müdürlüğü'nün 2011/3751 Esas sayılı dosyası ve bu dosya ile ilgili açılacak itirazın iptali davalarıyla sınırlı olmak üzere, ...'ye münferit imzası ile vekil tayin etme yetkisinin verilmesine karar verilmiştir. Karar asli müdahil vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava, dava dışı şirketten alacaklı olan aynı şirketin yönetim kurulu başkanının şirket aleyhine giriştiği takip nedeniyle şirkete vekil tayin edilmesi istemine ilişkindir ve ... olarak açılmıştır.Kural olarak bu tür taleplere ilişkin davaların ilgili şirket aleyhine açılması ve vekil tayin etme şeklinde değil temsil kayyumu tayini istenmesi gerekir.Bu nedenle talebin niteliği gereği istemin ... olarak sonuçlandırılması mümkün olmadığı gibi temsil kayyumu tayini yerine avukat tayin etme yetkisi verilmesi talebinde bulunulması mümkün bulunmadığından müdahil vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün müdahil yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle müdahil vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın müdahil yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (3)

11. Hukuk Dairesi, 2016/4456 E., 2017/6470 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
şirket müdürü sıfatıyla gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle, TTK m. 556 yollaması ile TTK 330-309 ile 336 maddeleri gereği müvekkilinin zararından sorumlu olduklarını, davalı ...
11. Hukuk Dairesi         2016/4456 E.  ,  2017/6470 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 24/11/2015 tarih ve 2015/115-2015/194 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, şirketin iki ortağının bulunduğunu, bu ortaklardan ...'in 09/07/2002 tarihinden 22/06/2009 tarihine kadar şirketin müdürlüğünü yaptığını, 22/06/2009 tarihinde yapılan değişiklik ile şirketin yeni müdürünün diğer ortak olan ...'in müdür olduktan sonra şirket hesaplarında yapmış olduğu incelemelerde diğer ortak ...'in eşi ... ile birlikte şirket hesabından kendi şahsi işleri için paralar aldığını ve şirket müşterilerinden yapmış olduğu baz tahsilatları şirket hesaplarına yansıttığını, kâr dağıtımı yapmadığını tespit ettiğini ve bunlarla ilgili olarak çeşitli davalar açtığını, bu bağlamda 15/08/2008 ve 25/08/2008 tarihlerinde müvekkilinin şirketin o zamanki şirket müdürü ...'in eşi olan ...'in müvekkil şirket müşterilerinden olan ... A.Ş.'den toplam 153.733,71 TL tutarlı 14 adet çeki teslim aldığını, ancak bu çekler müvekkil şirket hesaplarına girmediğini ve davalılar tarafından kendi şahsi işlerinde kullanıldığını, ... A.Ş. yetkilileriyle yapılan görüşmede ekli çek teslim bordrolarından da anlaşılacağı üzere ... A.Ş. bu çekleri davalı ...'e teslim ettiğine ilişkin çek teslim bordrolarını müvekkil şirketin sunduğunu, davalı ... şirket müdürü sıfatıyla gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle, TTK m. 556 yollaması ile TTK 330-309 ile 336 maddeleri gereği müvekkilinin zararından sorumlu olduklarını, davalı ... ise diğer davalı ...'in eşi olup söz konusu tahsilatları yaparak malvarlığına dahil eden kişi olduğunu, davalı ... davaya konu tahsilatları müdür sıfatını haiz olmaksızın ticari mümessil ticari vekil ya da seyyar tüccar memuru unvanıyla yaptığı için Borçlar Kanunun haksız fiil hükümlerine göre sorumlu olduğunu ileri sürerek, müvekkili şirket hesaplarına yansıtılmayan 153.733,71 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davaya konu çeklerin davacı şirketin borçlarının ödenmesinde kullanıldığını bildirerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davasının açılabilmesi için, bu yönde alınmış bir ortaklar kurulu kararı bulunmasının gerektiği, bu husus dava şartı olduğu, davacı vekilinin işbu davanın sorumluluk davası değil alacak davası olduğunu beyan ettiği, genel kurul kararının bu dava için dava şartı olmadığını belirttiği, bu nedenle genel kurul kararının ikmali için süre verilmediği, dava şartının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, limited şirket müdürünün sorumluluğuna ilişkindir. Dairemizin bozma ilamıyla sorumluluk davası açılabilmesi için, bu yönde alınmış bir genel kurul kararının varlığının gerektiği, somut olayda bu yönde alınmış bir karar olmadığı ancak bu hususun davacıya mehil verilerek tamamlanabileceği belirtilmiştir. Mahkemece, davacı vekilinin 24.11.2015 tarihli duruşmadaki beyanları esas alınarak davacı tarafa bu yönde alınmış genel kurul kararını ibraz etmesi için mehil verilmeden hüküm kurulmuştur. Ancak HMK m.115/2 gereğince dava şartlarının noksanlığının tespit edilmesi durumunda noksanlığın giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için mahkemece kesin süre verilmesi gerekir. Somut olayda da davacı tarafa bu yönde alınmış kararı ibraz etmesi için kesin süre verilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken süre tanınmaması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. 2- Davacının davalılardan ... aleyhine açılan davada verilen hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince, davacı tarafından davalı ...’in davacı şirketin müdürü olmadığı ve şirketle hiçbir bağlantısının bulunmadığı iddia edilmiş olup bu kişi aleyhine haksız fiil hükümlerine dayalı olarak dava açılmıştır. Bu durumda, davalı ...’in davacı şirketle bağlantısı araştırılarak şirket müdürlüğü görevinde bulunup bulunmadığı incelenerek şirketle bir ilgisinin bulunmaması halinde mülga 6762 sayılı TTK'nın 341. maddesi gereğince aleyhine sorumluluk davası açılması için genel kurul kararı alınmasına gerek olmadığından bu davalı yönünden de aynı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 22/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
15. Ceza Dairesi, 2015/9075 E., 2015/27557 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
ile katılan ...'in tarafından müştereken temsil ve ilzama yetkiliyken, 11.08.2006 tarihli genel kurul toplantısında yönetim kurulunun üye sayısı üç iken dörte çıkarıldığı, şirket üyeliklerine seçilen yeni üyelere 1'er hisse verildiği, TTK. 330 maddesine göre, dört üyeli yönetim kurulunun, 3 üye ile toplanıp 2 üye ile karar alacağından sanık ...'in ve yönetim kuruluna yeni seçilen diğer sanıklar il
15. Ceza Dairesi         2015/9075 E.  ,  2015/27557 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Tacir veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılığı, özel belgede sahtecilik HÜKÜM : Beraat Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin, güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi, TCK'nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir. Türk Ticaret Kanunu'nun 14. maddesinde; Tacir, kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından ... bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır.“ denilmektedir. Ticaret şirketleri, aynı yasanın 124. maddesinde, Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir. Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır. Kooperatif yöneticilerinin, kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl, kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler kanunun 55 ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Buna göre; Yönetim Kurulu, kanun ve ana sözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir. Bu suçun oluşabilmesi için, Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi yada şirket adına hareket eden kişi yada kooperatif yöneticisi olabilir. Katılan ... ile sanık ...'in ağabey kardeş oldukları, sanık ...'in aile şirketleri olan ... Metal Tic. San A.Ş.ile ... Madencilik Tic.San A. Ş'nin yönetim kurulu başkanı olduğu, ... Madencilik Ticaret ve Sanayi A.Ş.'nin 28/06/2003 tarihli genel kurulunda alınan karara göre yönetim kurulu üyeliklerine ..., ... ve ...'in seçildiği, başkanlığa ise ...'in oybirliği ile seçildiği, ...'ın ise yönetim kurulu üyeliği yetkisiyle donatılmış murahhas üye olarak seçildiği, şirketi temsil ve ilzama ise yönetim kurulu üyelerinden en az iki kişinin imzası ile yetkili kılındığı, şirketi tadil sözleşmesinin 4. maddesinin 12. bendi gereği 09.07.2004 tarihinden itibaren şirketi temsil ve ilzama ... ve ...'in müştereken 3 yıl süreyle yetkili kılındıkları, ancak 11/08/2006 tarihinde katılan ...'in çağrılmadığı ve katılmadığı genel kurul toplantısına katılmış gibi gösterilerek imzası da taklit edilerek, şirketin yönetim kurulu üyeliklerine, 3 yıl süreyle görev yapmak üzere, ..., ..., ... ve ...'ın seçildiği, ayrıca bu toplantıda şirketin denetim kurulu üyelerine bir başka şüpheli ... Taşçı'nın 3 yıl süreyle seçilmesine karar verildiği,.. Metal san. Tic. A.Ş.nin 11.08.2006 tarihinde yapılan genel kurul toplantısındaki katılan ... adına 33 nolu sayfada atılan imzanın şikayetçinin elinden çıkmayıp adı gecenin hakiki imzasının model alınması suretiyle adına sahte olarak atılmış olduğunun tespit edildiği, bu durumun Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme şubesi tarafından da bir kez daha teyit edildiği, ayrıca ... Metal San Tic. A.Ş'nin karar defterinin tamamı üzerinde yapılan imza incelemesinde defterin 8-9-10-24-25-27-30 .uncu sayfalarındaki imzalarında aynı şekilde katılan elinden çıkmadığının tespit edildiği, ancak bu imzaların sanıklar elinden çıktığına dair de herhangi bir tespitin yapılamadığı, 22.09.2006 tarihinde yapılması planlanan şirketin genel kurul toplantısına katılması için katılana şirket başkanı ... tarafından bir davetiye gönderildiği, ancak bu kez 21.09.2006 tarihli katılanın toplantıya katılamayacağı mazeretini bildiren bir belgenin düzenlenip ilgili şirkete gönderildiği, bu belgedeki imzanın da katılana ait olmadığının, aynı şekilde yaptırılan kriminal imza incelemesinde sahte olduğunun anlaşıldığı, başka bir deyişle adı geçen katılanın imzasının model alınması suretiyle adına sahte olarak atıldığının tespit edildiği, daha önce alınan 09.07.2004 tarihli genel kurul kararı ile şirketin sanık ... ile katılan ...'in tarafından müştereken temsil ve ilzama yetkiliyken, 11.08.2006 tarihli genel kurul toplantısında yönetim kurulunun üye sayısı üç iken dörte çıkarıldığı, şirket üyeliklerine seçilen yeni üyelere 1'er hisse verildiği, TTK. 330 maddesine göre, dört üyeli yönetim kurulunun, 3 üye ile toplanıp 2 üye ile karar alacağından sanık ...'in ve yönetim kuruluna yeni seçilen diğer sanıklar ile birlikte 3 olan üye sayısının dört üyeye çıkarılarak üç üyeyle toplanıp iki üyeyle karar alma yolunu açarak katılanı fiilen tesirsiz hale getirdiği, 22.09.2006 tarihli yönetim kurulu toplantısında sahte mazeret belgesiyle katılanın katılması engellenerek bu kez sanık ...'in diğer yönetim kurulu üyelerinden herhangi biriyle şirketi temsil ve ilzama yetkili kılındığı, 03.12.2007 tarihli genel kurulda şirketin ikinci büyük ortağı olan katılan ...'in tamamen yönetim kurulundan çıkartıldığı katılanın sanık ... tarafından önce fiilen sonra hukuken şirket yönetiminden uzaklaştırıldığı böylelikle sanık ...'in şirketi tek başına idare etmeye başladığı kendisine haksız çıkarlar sağladığı, sanık ...'in şirketten katılanın ve kendisinin müşterek olan hesaplarına katılandan habersiz paralar çıkardığı ve bu paraları kendi hesabına aktardığı, gelen bu paralardan kendi adına da gayrimenkuller aldığı, sanık ...'in şirketten Akbank'daki müşterek hesaba 05.11.2007 tarihinde 4.287.000 TL ödettiği, aynı tarihte bu parayı 4.198.506 TL olarak çektiği, 24/01/2008 tarihinde de diğer sanık ... adına 95.000 TL ödeme yaptığı, sanık ...'in 10/10/2006 tarihli 25 adet parsel gayrimenkul satın aldığı, ... Metal San. Tic. Şirketine ait karar defterinin Emniyet Genel Müdürlüğü kriminal polis laboratuvarlarına imza incelemesi için gönderildiği, gönderilen karar defterinin 8, 9, 10, 24, 25, 27, 30 ve 33 sayfalarda bulunan imzaların katılan ...'in elinden çıkmayıp adı geçen şahsın açık imzalarının model alınması sureti ile onun adına sahte olarak atılmış oldukları kanaatine varıldıkları ancak söz konusu imzaların hangi sanık tarafından atıldığını tespitinin mümkün olmadığının bildirildiği, sanık ...'in yine bir aile şirketi olan ...Madencilik Ticaret ve Sanayi A.Ş nin %36 hisseyle büyük ortağı olduğu, katılan ...'in %24 hissesinin bulunduğu, sanık ...'ın ise % 0.33 hisseye sahip olduğu kalan hisseninde ... Metal Sanayi Tic. A.Ş ye ait olduğu,... Madencilik Tic. Sanayi A.Ş nin 28.06.2003 tarihli genel kurul kararında yönetim kurulu üyeliklerine ..., ... ve ...'in seçildiği, başkanlığa da ...'ın seçildiği, şirketi temsil ve ilzama bu 3 üyenin herhangi ikisinin müştereken yetkili kılındığının karar altına alındığı, 11/08/2006 tarihli bu şirkete ait genel kurul toplantı tutanağındaki 40 nolu sayfadaki imzanın katılana ait olmadığının, taklit edildiğinin, sahte olarak atıldığının katılan vekili tarafından belirtildiği,... Madencilik San Tic. A.Ş'nin karar defterinde yapılan imza incelemesinde ise, 4, 11, 18, 33, 34 nolu sayfalardaki imzaların katılan ...'in elinden çıkmayıp adı geçen şahsın açık imzalarının model alınması sureti ile onun adına sahte olarak atılmış oldukları kanaatine varıldıkları ancak söz konusu imzaların hangi sanık tarafından atıldığını tespitinin mümkün olmadığını bildirildiği, ancak Emniyet Genel Müdürlüğü kriminal laboratuvar dairesinden alınan ekspertiz raporuna göre... Madencilik Tic. San. A.Ş'nin karar defterinde 40 nolu sayfada bulunan 11.08.2006 tarihli genel kurul toplantı tutanağında katılan ... adına atılan imzanın katılana ait olduğunun daha doğrusu katılanın elinden çıktığının saptandığı, bu tarihte yapılan genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyeliklerine 3 yıl süreyle ..., Murtaza Bozkurt ve Benan Karaaslan'ın seçilmelerine oy birliğiyle karar verildiği, denetim kurulu üyeliğine de Zekeriya Aydın'ın seçilmesine oybirliğiyle karar verildiği, sanık ... ile katılan ...'in yönetim kurulu üyeliklerinden çıkarıldığı, katılanın imzasını kabul etmediği, katılan vekili sanık ...'in bu toplantıda katılanı şirket yönetiminden uzaklaştırarak kendi çalışan elemanını yani sanık ...'ı yönetim kurulu başkanı ve münferit yetkili yaptığı, sanığın katılan kardeşini daha önce... Metal Tic. San A.Ş'de yaptığı gibi fiilen ve hukuken şirketten uzaklaştırdığı, sanık ...'in bu suçu diğer sanık şirket çalışanı olan ... ile birlikte gerçekleştirdiği, sanık ...' in... Metal San. Tic A.Ş yönetim kurulu başkanlığını yaparken anneleri olan Güllü Şahin'in de şirketteki %5 hissesini 25.08.1998 ve 28.07.2003 tarihli hisse devri hakkındaki dilekçelerle adına annesi adına sahte imzalar atarak kendisi ve kızı üzerine geçirdiği, annesi Güllü Şahin adına atılan imzanın sahte olduğunun yukarıda adı geçen sanık kardeşler arasındaki Sincan Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan bir hukuk davasında yapılan imza incelemesi sonucunda ortaya çıktığı, bu dava sırasında Jandarma kriminalden alınan uzmanlık raporunda belirtildiği üzere, Güllü Şahin adına atılı bulunan imzalar ile Güllü Şahin'in mevcut mukayese imzaları arasında yapılan incelemede söz konusu imzaların Güllü Şahin eli ürünü olmadığı tespit edildiği dolayısıyla bu hisse devirlerini lehine yaptıran sanık ...'in diğer hissedarlar aleyhine haksız çıkar sağladığı, yine katılanın sanığa karşı açtığı başka bir hukuk davası sonucunda, sanığın katılana 12.979.508 TL borçlu olduğunun bilirkişi raporuyla saptandığı, katılan adına atılan bu sahte imzaların yer aldığı yönetim kurulu ve genel kurul kararlarında şirketlerin İstanbul ve Ankara şubelerine üst yönetici atanması taşınmaz alım satımı şirkete yeni yönetim kurulu üyesi seçilmesi gibi bazı önemli kararların alındığı dolayısıyla bu gelişmelerden katılan ...'in haberinin olmamasının sağlandığı, keza ... ve ... adına Akbank Bilkent Şubesindeki müşterek hesaptan 05/10/2007-24/01/2008 tarihleri arasında... Met.San.Tic.A.Ş adına 13.000.000 TL'lik havale yapıldığı yine aynı tarihle arasında sanık ...'e bu paranını yaklaşık 12.500.000 TL'sini havale yoluyla intikal ettirildiği, öte yandan bu müşterek hesaptan sebebi açıklanamayan bir biçimde sanıklardan ...'a 24/01/2008 tarihinde 95.000 TL havale yapıldığı, başta sanık ... olmak üzere sanıkların eylem ve işlemleriyle şirketi ilgilendiren çok önemli kararlardan katılan ...'i uzak tuttuğu ve katılan ...'in ortak olduğu banka hesabından sadece 3 aylık bir süre içinde 12.500.000 TL'lik bir paranın sanık ...'e havalesinin sağlandığı, katılan adına atılan sahte imzaların hangi sanığa ait olduğunun ve 11.08.2006 tarihli iki ayrı şirkete ait genel kurul toplantı tutanağındaki imzaların katılana mı yoksa diğer sanıklardan birine mi ait olduğunun tespiti için İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge inceleme şubesine gönderildiği sonuçta Emniyet Genel Müdürlüğü kriminal raporundakine gibi benzer şekilde katılan adına atılan imzaların belirtildiği şekilde sahte olduğunun saptandığı, sadece... Metal şirketinin karar defterindeki 30. Sayfadaki ve... Madenciliğin 11. sayfasındaki imzanın kriminal raporunun aksine katılana ait olduğunun belirtildiği, Metal şirketinin 33. ve Madencilik şirketinin 40. sayfalarıyla ilgili çelişkinin yani 11.08.2006 tarihli genel kurul kararlarındaki katılana ait imzalar arasındaki çelişkinin giderilemediği, dolayısıyla yukarıda adı geçen sanıkların eylem ve fikir birliği içerisinde... Metal ve... Madencilikte belli bir oranda hissesi bulunan ve müştereken temsil ve ilzama da yetkisi bulunan katılan ...'i 11/08/2006 tarihinde düzenledikleri genel kurul toplantılarında almış oldukları kararlarla etkisiz hale getirilerek ve onu da toplantıya katılmış gibi göstermek sureti ile adına sahte imza atarak veya attırarak nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri bu suçu işlerken genel kurul toplantı tutanaklarında karar defterlerinde ve bir kısım evrakta katılan adına sahte imza atarak özel evrakta sahtecilik suçunu da işlemek sureti ile katılanın mağduriyetine neden olduklarının iddia edildiği olayda; Dosyada bulunan bilirkişi incelemeleri, kriminal raporlar ve bilirkişi raporları göz önünde bulundurulduğunda katılanın imzasının sanıklar tarafından taklit edildiği iddiasının sanıklara isnat edilemeyeceği, bu imzaların sanıklar tarafından atıldığını gösteren her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delilin dosyada bulunmadığı, söz konusu sahtecilik fiillerinin katılanın iradesi ve talebi doğrultusunda üçüncü kişiler tarafından da gerçekleştirilmiş olması ihtimalinin de bulunduğu, bu belgelerdeki sahte imza fiillerinin hukuki sonuç doğurmaya elverişli olmadığı, katılan dışındaki pay sahiplerinin oyları ile de aynı kararların alınmasının mümkün olduğu, sahte olduğu ileri sürülen imzanın atıldığı genel kuruldan sonra katılanın uzun bir süre şirket yönetiminde görev aldığı, gerek sanık ...'in gerekse katılan ...'in para çekme işlemlerine konu hesapta bulunan paranın el birliği ile veya paydaş malikleri olduğu, her iki kişinin birbirlerine karşı hesapta bulunan para üzerinden güveni kötüye kullanmalarının da söz konusu olamayacağı, tek başlarına para çekebilecekleri, tarafların birbirlerine yönelik alacak iddialarının aralarındaki hukuki ilişki ve protokollere dayandığı, dosya kapsamına göre hazırlanan raporların hiçbirisinde sanıkların belgelerdeki imzayı attığı ya da attırdığına ilişkin somut bir tespit yapılamadığı, sanık ...'in isnat edilen sahteciliği gerçekleştirmesini gerektiren bir durumun olmadığı, zira çoğunluk hisseye sahip olduğu, katılanın azınlık hisse sahibi olduğu, katılanın genel kuruldan haberdar olmadığı ve gündemi bilmediği iddiasının doğru olmadığı, zira genel kurulun toplanmasına ilişkin kararın alındığı yönetim kurullarına katılanın iştirak ettiği, dinlenen tanık anlatımları ve genel kurul tutanaklarına göre katılanın bu genel kurula katıldığı ve hatta divan başkanlığı yaptığı, hükümet komiserinin beyanlarına göre imzaların kendi huzurunda atıldığı ve genel kurulda kararların oy birliği ile alındığı, katılanın aksi yönde oy kullanması halinde dahi çoğunluk hisselerinin sanıkta olması nedeniyle oylamanın sonucunun etkilenmeyeceği ve bilirkişi raporlarından da bu hususların belirtildiği, suça konu belgelerdeki imzaların sanıklar tarafından atıldığı ileri sürülmekte ise de, bu imzaların sanıklar tarafından atıldığına dair dosya kapsamında her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, müsnet fiillerin sanıklar tarafından işlenmediği gerekçelerine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 25.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2015/1754 E., 2015/2626 K.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
556 yollaması ile TTK 330-309 ile 336 maddeleri gereği müvekkilinin zararından sorumlu olduklarını, davalı ...
11. Hukuk Dairesi         2015/1754 E.  ,  2015/2626 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 20/02/2014 tarih ve 2011/93-2014/24 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi davalılar vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, şirketin iki ortağının bulunduğunu, bu ortaklardan ...'in 09/07/2002 tarihinden 22/06/2009 tarihine kadar şirketin müdürlüğünü yaptığını, 22/06/2009 tarihinde yapılan değişiklik ile şirketin yeni müdürünün diğer ortak olan ... olduğunu, ...'in müdür olduktan sonra şirket hesaplarında yapmış olduğu incelemelerde diğer ortak ...'in eşi ... ile birlikte şirket hesabından kendi şahsi işlerni için paralar aldığını ve şirket müşterilerinden yapmış olduğu baz tahsilatları şirket hesaplarına yansıttığını, kar dağıtımı yapmadığını tespit ettiğini, ve bunlarla ilgili olarak çeşi'tli davalar açtığını, bu bağlamda 15/08/2008 ve 25/08/2008 tarihlerinde müvekkilinin şirketin o zamanki şirket müdürü ...'in eşi olan ...'in müvekkil şirket müşterilerinden olan .....'den toplam 153.733,71 TL tutarlı 14 adet çeki teslim aldığını, ancak bu çekler müvekkil şirket hesaplarına girmediğini, ve davalılar tarafından kendi şahsi işlerinde kullanıldığını, ... yetkilileriyle yapılan görüşmede ekli çek teslim bordrolarından da anlaşılacağı üzere ... bu çekleri davalı ...'e teslim ettiğine ilişkin çek teslim bordrolarını müvekkil şirketin sunduğunu, davalı ... şirket müdürü sıfatıyla gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle, TTK md. 556 yollaması ile TTK 330-309 ile 336 maddeleri gereği müvekkilinin zararından sorumlu olduklarını, davalı ... ise diğer davalı ...'in eşi olup söz konusu tahsilatları yaparak malvarlığına dahil eden kişi olduğunu, davalı ... davaya konu tahsilatları müdür sıfatını haiz olmaksızın ticari mümessil ticari vekil ya da seyyar tüccar memuru unvanıyla yaptığı için Borçlar Kanunun haksız fiil hükümlerine göre sorumlu olduğunu ileri sürerek, müvekkili şirket hesaplarına yansıtılmayan 153.733,71 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davaya konu çeklerin davacı şirketin borçlarının ödenmesinde kullanıldığını bildirerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu kapsamından, dosya kapsamına sunulan ... tarafından düzenlenen 2 adet çekin teslim bordosunda ... Şirketi adına ...’e 15/08/2008 ve 25/08/2008 tarihlerinde teslim edildiği belirtilen toplam 14 adet müşteri çekinin toplamının 153.733,71 TL olarak hesaplandığı, bu çeklerin ... tarafından kayıtlara işlenerek çeklerin bedellerinin ... muavin dökümünde göründüğü ve ...'nin ... olan borcundan düşüldüğünün görüldüğü, dosya kapsamına alınan banka yazılarından çeklerin bir çoğunun ... tarafından tahsil edildiği, tahsilatı yapan ....’nın belirttiği adres ve telefon bilgilerinin davacının sunulduğu ...'nin web sayfasında yer alan adres ve telefonlar olduğu tespit edildiği ... şirketinin 31/12/2007 tarihli .... Noterliği'nin .... yevmiye nolu açılış tasdiki onaylanmış ancak kapanış tasdiki bulunmayan 2008 yılı yevmiye defterlerinin incelenmesi neticesinde ise 120,06 ....'ğe yapılan faturalı satışlar toplamının 397370,49 TL olarak kaydedilmiş olup, bu miktarın tamamının 31/12/2008 tarihli .... yevmiye numarası ile bankadan tahsil edildiğinin defterlere kaydedildiğini yine bu miktarın bankadan kasaya çekildi olarak kaydedildiğini, dolayısı ile ...'nin 2008 yılı yevmiye defterinde ....ten yapılan faturalar karşılığı alındığı sabit olan 153.733,71 TL tutarındaki 14 adet çeke ilişkin herhangi bir kaydın tespit edilemediği, sonuç olarak dava konusu çeklerin çoğunluğunun ..... çalışanı ... tarafından tahsil edildiği, usulüne uygun tutulmayan ... yılı yevmiye defterini davaya konu çeklerin kaydedilmediği, çeklerin alındığı .... hesap hararetleri incelendiğinde ise bu şirkete 2008 yılında 397.370,49 TL tutarında mal satıldığı bu tutarın 31/12/2008 tarihli ... nolu yevmiye kaydı ile bankadan tahsil edilerek kasaya çekildiği yönünde kayıt yapıldığı, ancak defterlerin usulüne uygun tutulmaması nedeniyle tahsil edilen tutarın akıbetinin tespit edilemediği ve bu şekliyle davacı şirketin davaya konu çeklerin alındığı ve tahsil edildiği dönümde müdürü olan davalı ...’in 14 adet çek toplamı olan 153.733,71 TL'yi davacı şirketin hesaplarına yansıtmayarak diğer davalı ... ile birlikte söz konusu çek tutarlarının davacı şirkete ödenmesi hususunda müteselsilen sorumlu oldukların gerekçesiyle, davanın kabulü ile 153.733,71 TL'nin davalılar ... ve ... den müteselsilen tahsili ile davacı .....'ne verilmesine karar verilmiştir. Kararı, davalılar vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir. 1 - Dava, limited şirket müdürünün sorumluluğuna ilişkindir. Mülga 6762 sayılı TTK'nın 556. maddesinde şirket yöneticilerinin sorumlulukları hakkında anonim şirketin bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa aynı Yasa'nın 341. maddesi uygulanacaktır. Bu maddeye göre sorumluluk davasının açılabilmesi için, bu yönde alınmış bir ortaklar kurulu kararı bulunması gerekmekte olup bu husus dava şartıdır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uygulaması da aynı yöndedir. ( m. 618/son ) Dava konusu olayda sorumluluk davası açılması için alınmış bir genel kurulu kararı bulunmadığından dava açma koşulu oluşmamış ise de bu husus yargılama sırasında tamamlanabilir. Bu durumda mahkemece genel kurul tarafından bu yönde bir karar alınması için davacı tarafa mehil ve gerektiğinde kesin mehil verildikten sonra sonucuna göre bir hüküm tesisi gerekirken bu eksiklik giderilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın re'sen bozulması gerekmiştir. 2 – Bozma neden ve şekline göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, bozma neden ve şekline göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 26/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.