6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 378

Türk Ticaret Kanunu 378. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 378- (1) Pay senetleri borsada işlem gören şirketlerde, yönetim kurulu, şirketin varlığını, gelişmesini ve devamını tehlikeye düşüren sebeplerin erken teşhisi, bunun için gerekli önlemler ile çarelerin uygulanması ve riskin yönetilmesi amacıyla, uzman bir komite kurmak, sistemi çalıştırmak ve geliştirmekle yükümlüdür. Diğer şirketlerde bu komite denetçinin gerekli görüp bunu yönetim kuruluna yazılı olarak bildirmesi hâlinde derhâl kurulur ve ilk raporunu kurulmasını izleyen bir ayın sonunda verir. (2) Komite, yönetim kuruluna her iki ayda bir vereceği raporda durumu değerlendirir, varsa tehlikelere işaret eder, çareleri gösterir. Rapor denetçiye de yollanır. 5. Şirketin kendi paylarını iktisap veya rehin olarak kabul etmesi a) Genel olarak

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

2 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2014/3147 E., 2014/6846 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKÜTAHYA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
5.2009 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların oy birliğiyle alındığı, alınan kararların usul ve yasa ile iyi niyetlerine aykırı bir yönlerinin bulunmadığı, her 3 davacının bu genel kurula katılıp red oyu kullanmış olsalar dahi TTK'nın 378. maddesinin 1.
11. Hukuk Dairesi         2014/3147 E.  ,  2014/6846 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : KÜTAHYA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 21/12/2011 NUMARASI : 2011/29-2011/391 Taraflar arasında görülen davada Kütahya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/12/2011 tarih ve 2011/29-2011/391 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı A.. A.. ve E.. A.. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirkettin %10'ardan olmak üzere %30 hissedarı olduğunu, 20.05.2009 ve 06.05.2010 tarihli genel kurul kararlarının müvekkillerinin katılımı olmaksızın alındığını, 20.05.2009 genel kurul toplantısına ilişkin olarak müvekkili olan A.. T..'un sahte hisse devri sözleşmesine dayanılarak toplantıya çağrılmadığını, diğer müvekkilleri adına genel kurul toplantı çağrı tutanaklarında atılan imzaların müvekkillerine ait olmadığını, 06.05.2010 tarihli genel kurul toplantısının TTK ile belirlenen usul ve esaslara aykırı olarak toplandığını ve karar alındığı, müvekkili A.. T.. yönünden genel kurul toplantı şartlarının hiçbirinin gerçekleşmediği, diğer müvekilleri yönünden ise sanki toplantıda hazırlarmış gibi gösterilerek karar alındığını, genel kurul kararların yoklukla malul olduğunu ileri sürerek, genel kurul kararlarının yokluğunun tespiti ile geriye dönük olarak geçersiz sayılmalarına karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili, davacıların hisselerini sattıklarını, şirket ortağı olmadıklarını, genel kurul kararının iptali için 3 aylık dava açma sürenin geçtiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, 20.05.2009 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların oy birliğiyle alındığı, alınan kararların usul ve yasa ile iyi niyetlerine aykırı bir yönlerinin bulunmadığı, her 3 davacının bu genel kurula katılıp red oyu kullanmış olsalar dahi TTK'nın 378. maddesinin 1. fıkrasındaki kararlar mevcut reylerin ekseriyeti ile verilir hükmü karşısında tüm kararlar %30 ret oyuna karşılık %70 kabul oyuyla alınmış olacağı, bu hali itibariyle bile genel kurulda alınan tüm kararların gerekli karar çoğunluğu sağlanmak suretiyle alınmış olacağından iptalini gerektirecek herhangi bir hususun bulunmadığı, 06.05.2010 tarihli genel kurul toplantısında davacıların TTK'nın 368. maddesine uygun olarak usulü dahilinde taahhütlü mektupla çağrıldıkları ancak, toplantıya katılmadıkları bu genel kurul toplantısında alınan kararların da yoklukla malul kararlardan olmayıp iptali kabil kararlardan olduğu, ancak bu kararın da usul ve yasa ile iyiniyet esaslarına aykırı bir yönünün bulunmadığı, kaldı ki, davacıların genel kurul kararlarının alındığı tarihten itibaren 3 aydan fazla bir süre geçtikten sonra bu davayı açtıkları ve 3 aylık hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı A.. A.. ve E.. A.. vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Dava, 20.05.2009 tarihli şirket genel kurul kararının yoklukla malul olduğunun tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece kararların oy birliğiyle alındığı, alınan kararların usul ve yasa ile iyi niyet kurallarına aykırı olmadığı, tüm davacılar genel kurula katılıp oy kullansalar bile kararlar oy birliğiyle alındığından iptalini gerektirecek bir durum bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Davacılar vekili, dava konusu 20.05.2009 tarihli genel kurul toplantısının müvekkillerinin katılımı olmaksızın yapıldığını, toplantı çağrı tutanağındaki imzaların müvekkilleri A.. A.. ve E.. A..'a ait olmadığını ileri sürerek, genel kurul kararının yoklukla malul olduğunu ileri sürmüştür. Dosyadaki 20.05.2009 tarihli genel kurul toplantısı için tutulan ve çağrı tutanağı olduğu söylenen tutanakta toplantınının toplantı tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 370. maddesine göre yapılacağı belirtilmiş olmasına ve yasada öngörülen çağrı usulüne ilişkin bir işlem de yapılmadığına göre, ortakların tamamının katılması, hiç birisinin karşı çıkmaması halinde geçerli bir toplantının varlığından söz edilebilecektir. 20.05.2009 tarihli genel kurul toplantısına ait hazirun cetvelindeki pay sahibinin adı soyadı kısmında "A.. A.. vekili" ibaresi bulunmasına rağmen temsil şekli kısmında "asaleten" ibaresi bulunduğu, yine pay sahibinin adı soyadı kısmında "E.. A.. vekili" ibaresi bulunduğu, temsil şekli kısmının boş olup, her iki davacı yönünden imza kısmının ise imzalı olduğu görülmektedir. Bu durumda, mahkemece, genel kurul toplantısına davacıların katılıp katılmadığı, varsa genel kurul toplantısına katılan vekillerinin kim olduğu araştırılarak, gerekirse tutanaktaki imzalar üzerinde imza incelemesi yapılmak suretiyle, söz konusu toplantıda alınan kararların yoklukla malul olup olmadığı değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden davacılar A.A. ve E.. A.. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar A. A.ve E.. A.. yararına bozulmasına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar A. A. ve E.. A.. vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar A. A. ve E.. A.. vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacılar A. A. ve E.. A.. yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davacı A.. A.. ve E.. A..'a iadesine, 08.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (1)

23. Hukuk Dairesi, 2011/3572 E., 2012/1590 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
TTK'nun 378. maddesinde de ''Kararların muteber olması için zabıtların 297 nci maddede gösterilen esaslar dairesinde tutulması şarttır.
23. Hukuk Dairesi         2011/3572 E.  ,  2012/1590 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Davacı, ortağı olduğu davalı kooperatifin 23.05.2009 tarihinde yapılan genel kurulun 2,3,4 ve 5. maddelerinde alınan kararların yasa, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek, anılan genel kurul kararlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının iptali istenen maddelere ret oyu vererek muhalefet şerhini toplantı tutanağına usulüne uygun yazdırmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı temyiz etmiştir. Dava, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın TTK'nun 381. maddesine göre genel kurul toplantısı bittikten sonra muhalefet şerhi verildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, dosyada mevcut 23.05.2009 tarihli genel kurul toplantı tutanağının incelenmesinde muhalefet şerhinin Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın temsilcilerinin imzalarından önce verildiği anlaşılmıştır. TTK'nun 297. maddesinde ''Kuruluş umumi heyetlerinin verdikleri kararların muteber olması için toplantılarda İktisat ve Ticaret Vekaletinden bir komiser bulunması ve komiserin zabıtların kanuna uygun bir şekilde tutulmasına nezaret ve zabıtları reyini kullanan pay sahipleriyle birlikte imza etmesi şarttır. Bu zabıtlara, verilen kararların mahiyet ve neticeleriyle muhalif kalanların muhalefet sebepleri yazılır.'' hükmü yer almaktadır. Öte yandan, Sermaye Şirketlerinin Genel Kurul Toplantıları ve Bu Toplantılarda Bulunacak Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Komiserleri Hakkında Yönetmeliğin 8. ve 26. maddelerinde komiser bulundurulması ve komiserin de imzalaması zorunluluğu getirilmiştir. TTK'nun 378. maddesinde de ''Kararların muteber olması için zabıtların 297 nci maddede gösterilen esaslar dairesinde tutulması şarttır. Toplantıda hazır bulunan pay sahipleri veya temsilcilerinin ad ve soyadlarını gösteren 376 ncı maddedeki cetvel ile toplantıya davetin usulü dairesinde cereyan ettiğini ispat eden vesikalar zapta bağlanır. Adı geçen vesikaların münderecatı zabıtta açıklandığı takdirde bunların ayrıca bağlanmasına lüzum yoktur. İdare meclisi bu zaptın noterce tasdikli bir suretini derhal ticaret sicili dairesine vermekle beraber bu zabıt münderecatından tescil ve ilana tabi hususları tescil ve ilan ettirmekle mükelleftir.'' şeklinde düzenleme yapılmıştır. Öte yandan, muhalefet şerhinin gerekçeli olması da şart olmayıp, muhalefet iradesinin tutanaktan anlaşılması yeterlidir. Davacının, “alınan kararlara muhalefet şerhini vereceğini beyan etmiş olup imzası alındı.” şeklinde imzası da alınarak tutanağa geçen iradesinin muhalefet şerhi olarak kabulü gerekir. Bu durumda, mahkemece, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesi yollamasıyla TTK'nun ve Yönetmeliğin anılan düzenlemeleri karşısında davacının muhalefet iradesinin hükümet komiserinin tutanağı imzalamasından önce tutanağa yansıtıldığının kabulü ile dosyanın esasına girilerek, gerekirse kooperatifler konusunda uzman bir bilirkişiden rapor aldırılmak suretiyle oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar vermek gerekirken, eksik incelemeye dayalı ve yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği gibi, yokluk nedenlerinin bulunması halinde muhalefet şerhi aranmayacağından, mahkemece bu yön üzerinde durulmaması ve tartışılmaması da doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 01.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.