6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 44

Türk Ticaret Kanunu 44. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 44- (1) Ticari işletmeye sahip olan dernek, vakıf ve diğer tüzel kişilerin ticaret unvanları, adlarıdır. (2) Donatma iştirakinin ticaret unvanı, ortak donatanlardan en az birinin adı ve soyadını veya deniz ticaretinde kullanılan geminin adını içerir. Soyadları ve gemi adı kısaltılamaz. Ticaret unvanında ayrıca donatma iştirakini gösterecek bir ibare de bulunur. d) Ortak hükümler

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

11 karar eşleşti
8. Hukuk Dairesi, 2016/6282 E., 2019/1962 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
Muvazaa iddiasının bulunmaması halinde alacaklının, tasarrufun iptali davası açarak alacağına kavuşma imkanı bulunduğu gibi, TBK ve TTK hükümlerine göre açılacak davalarda da devri yargılama konusu yapabilir. Ayrıca, İİK'nin 44.maddesinde yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi işletmenin devrini sakatlamaz.
8. Hukuk Dairesi         2016/6282 E.  ,  2019/1962 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İstihkak Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı üçüncü kişi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı üçünçü kişi vekili, haciz tarihinde vekil edeni tarafından işletilen özel hastanenin borçlu şirket tarafından 2007 yılında kullanıldığını, aradan yaklaşık sekiz yıl gibi bir zamanın geçtiğini, bu zaman zarfında söz konusu adreste üçüncü kişi şirket ile borçlu şirket arasında üç farklı şirketin daha haciz uygulanan adreste özel hastane olarak faaliyet gösterdiğini, vekil eden şirketin kendinden önce bu adreste faaliyet gösteren hiçbir şirketle hukuki veya ticari bir bağının bulunmadığını, borçlu şirket ile aralarında bir devir ilişkisinin bulunmadığını belirterek, istihkak iddialarının kabulünü talep etmiştir. Davalı alacaklı vekili, haciz yapılan adreste borçlu şirketin faaliyet göstermekte iken 2007 yılından itibaren işletilen özel hastanenin muvazaalı olarak 2-3 yıllık periyotlar ile farklı şirketlere devredildiğini, davacı şirket ile devir alan diğer şirketlerin alacaklıların haciz baskısından kurtulmak için evrak üzerinden şirket değişikliğine gittiklerini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, işyeri ruhsatının satın alınmasının işyeri devri niteliğinde olduğu, sağlık müdürlüğüne başvurulma ve izin alınmasının işyeri devrini ortadan kaldırmayacağı, devir nedeniyle TBK'nin 202. maddesi gereği iki yıl müddetle devir alan şirketin borçlu ile birlikte borçtan sorumlu olmaları nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı üçüncü kişi şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, üçüncü kişinin İİK'nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir. Devredilen işletmede haciz yapılabilmesi, devrin muvaazalı olduğunun iddia ve ispat edilmesine bağlıdır. Muvazaa iddiasının bulunmaması halinde alacaklının, tasarrufun iptali davası açarak alacağına kavuşma imkanı bulunduğu gibi, TBK ve TTK hükümlerine göre açılacak davalarda da devri yargılama konusu yapabilir. Ayrıca, İİK'nin 44.maddesinde yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi işletmenin devrini sakatlamaz. Anılan hükmün yalnız cezai yaptırımı vardır. (İİK mad.337/a). Aktiflerin devredenin malvarlığından çıkmamış kabul edilmesini, yani haczedilmesini sağlayacak tek yol, muvazaanın iddia ve ispat edilmesidir. Bu bilgiler ışığında, davalı alacaklı tarafından temyize konu olayda davacı 3. kişi ile borçlu arasında muvazaalı işlem olduğu iddia edilmiş, tüm işçilerin kesintisiz olarak aynı işletmede çalışmaya devam ettiği ve devirlerin evrak üzerinde gerçekleştiği ileri sürülmüş, İl Sağlık Müdürlüğü, Belediye kayıtları, tanık beyanları gibi delillere dayanılmıştır. Bu durumda Mahkemece alacaklı tarafından muvazaa iddiasının ispatı için dayanılan tüm deliller toplanarak muvazaa iddiasının değerlendirilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması yerinde görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nin 366 ve HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 26.02.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

8. Hukuk Dairesi, 2017/14405 E., 2019/6204 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Muvazaa iddiasının bulunmaması halinde alacaklının, tasarrufun iptali davası açarak alacağına kavuşma imkanı bulunduğu gibi, TBK ve TTK hükümlerine göre açılacak davalarda da devri yargılama konusu yapabilir. İİK'nin 44. maddesinde yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi işletmenin devrini sakatlamaz.
8. Hukuk Dairesi         2017/14405 E.  ,  2019/6204 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İstihkak Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın reddine dair kararın davacı üçüncü kişi vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 24.04.2017 tarihli ve 2017/10665 Esas, 2017/6079 Karar ... ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Davacı üçüncü kişi vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: KARAR Davacı üçüncü kişi vekili; müvekkili şirketin 10.07.2013 tarihinde Noterde yapılan marka devir sözleşmesi ile bedelini ödeyerek borçlu şirketten satın aldığı iki adet marka üzerine haciz konulduğunu öne sürerek, istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı alacaklı vekili, borcun doğum tarihinden sonra gerçek değerinin altında yapılan marka devir sözleşmesinin alacaklılardan mal kaçırma amacına yönelik olduğunu, markanın TPE nezdinde üçüncü kişi şirket adına tescil ettirilmemesinin de muvazanın kanıtı olduğunu açıklayarak, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, Markaların Korunmasına Dair 556 ... Kararname'nin 16/7 maddesinde “Devir, sicile kayıt edilmediği sürece, taraflar markanın tescilinden doğan yetkileri iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri süremez." hükmünün düzenlendiği, Türk Patent Enstitüsü sicil kaydına göre dava konusu markaların borçlu şirket adına kayıtlı olduğu, devir işlemi sicile kaydedilmediğinden ve yayınlanmadığından geçerlik kazanmadığı, bu şekildeki devrin iyi niyetli üçüncü kişilere karşı istihkak iddiası olarak ileri sürülemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 24.04.2017 tarihli ve 2017/10665 Esas-2017/6079 Karar ... ilamı ile onanmasına karar verilmiş, davacı üçüncü kişi vekili tarafından karar düzeltme isteğinde bulunulmuştur. Dava üçüncü kişinin İİK'nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir. Marka devri, 40/94 ... Avrupa Birliği Marka Tüzüğü'nün 17.maddesine uygun olarak düzenlenen 556 ... Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 16.maddesinde düzenlemektedir. Markanın devri başlıklı madde hükmü uyarınca, “Marka, tescil edildiği mal veya hizmetlerin tümü veya bir kısmı için devredilebilir.... bir markanın devri, mahkeme kararının sonucu olan devir hariç, yazılı olarak yapılır ve devir sözleşmesi taraflarca imzalanır. Aksine sözleşmeler hükümsüzdür. ....devir, taraflardan birinin talebi üzerine, sicile kayıt edilir ve yayınlanır. Devir, sicile kayıt edilmediği sürece, taraflar markanın tescilinden doğan yetkileri iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri süremez." Bu açık düzenleme de göstermektedir ki, markanın devri, bir tasarrufi işlem olup; mahiyeti itibariyle bir hakkın yani alacağın temlikinin sonuçlarını doğurur. Marka devrinin yazılı olması geçerlilik koşuludur. Devir sicile kayıt edilmediği sürece, taraflar markanın tescilinden doğan yetkileri iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri süremezler. Marka devrinin tescil ve ilanı, kurucu değil, bildirici etkiye sahiptir. Bundan ayrı olarak, davalı borçlu şirkete ait birden fazla markanın devri, ticari işletmenin önemli bir kısmının devri niteliğinde olup devredilen işletmede haciz yapılabilmesi, devrin muvaazalı olduğunun iddia ve ispat edilmesine bağlıdır. Muvazaa iddiasının bulunmaması halinde alacaklının, tasarrufun iptali davası açarak alacağına kavuşma imkanı bulunduğu gibi, TBK ve TTK hükümlerine göre açılacak davalarda da devri yargılama konusu yapabilir. İİK'nin 44. maddesinde yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi işletmenin devrini sakatlamaz. Anılan hükmün yalnız cezai yaptırımı vardır. (İİK 337/a md) Aktiflerin devredenin malvarlığından çıkmamış kabul edilmesini, yani haczedilmesini sağlayacak tek yol, muvazaanın iddia ve ispat edilmesidir. Somut olayda, borçlu şirket adına tescilli iki adet marka, borcun doğum tarihinden sonra, ancak dava konusu 07.10.2013 tarihli hacizden önce, 10.07.2013 tarihinde Noterde tanzim olunan devir sözleşmesi ile üçüncü kişi şirkete devredilmiştir. O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, borçlu şirket ile üçüncü kişi şirket arasında Noterde tanzim edilen marka devir sözleşmesinin mülkiyetin devri için yeterli olduğu, tescilin ise markanın tescilinden doğan yetkilerin kullanılmasında önem arz ettiği, devir bedelinin gerçek değerin altında olmasının tek başına muvazaalı devir yapıldığının kabulü için yeterli olmayacağı, bu kapsamda davalı alacaklının muvazaa iddiasını kanItlayamadığı gözetilerek, davanın kabulü yerine,oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekirken onandığı anlaşıldığından karar düzeltme talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile; Dairemizin 24.04.2017 tarihli ve 2017/10665 Esas- 2017/6079 Karar ... onama kararının kaldırılmasına, hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle İİK'nin 366 ve 6100 ... HMK'nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 ... HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyene iadesine 19.06.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
8. Hukuk Dairesi, 2016/6337 E., 2019/1622 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Muvazaa iddiasının bulunmaması halinde alacaklının, tasarrufun iptali davası açarak alacağına kavuşma imkanı bulunduğu gibi, TBK ve TTK hükümlerine göre açılacak davalarda da devri yargılama konusu yapabilir. Ayrıca, İİK'nin 44.maddesinde yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi işletmenin devrini sakatlamaz.
8. Hukuk Dairesi         2016/6337 E.  ,  2019/1622 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı üçüncü kişi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. Davacı üçüncü kişi vekili, haczin yapıldığı otelin bulunduğu taşınmazın borçlu şirkete ait iken satın alınarak tapuda devrin yapıldığını, haczin ise tapudaki devirden sonra olduğunu, ödeme emrinin borçlu şirketin işyeri adresinde işçisi imzasına tebliğ edildiğini ve bu adresin vekil edenine ait adres olmadığını, vekil edenine ait adreste yapılan haczin yasal dayanağının bulunmadığını belirterek, istihkak iddiasının kabulünü talep etmiştir. Davalı alacaklı vekili, her ne kadar takip devir tarihinden sonra başlatılmış ise de takibe dayanak faturaların tarihlerinin devir tarihinden önce olduğunu, devrin yanlızca taşınmaz satışı olmayıp işyeri devri niteliğinde bulunduğunu, devre konu otelin isminin değişmesi dışında borçlu çalışanları ile otelin demirbaşlarının devirden sonra dahi aynı işyerinde bulunmasının önceki işyerinin devamı olduğunun kanıtı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, haczin yapıldığı işletmenin borçlu şirkete ait iken taşınmazın ve içindeki demirbaşların davacı üçüncü kişi tarafından satın alındığı, bu durumda borçlu ile alacaklı arasındaki ilişkinin işletme devri niteliğinde bulunduğu, TBK.'nin 202. maddesine göre işletmeyi devralanın devraldığı işletmenin borçlarından sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, üçüncü kişinin İİK'nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir. Devredilen işletmede haciz yapılabilmesi, devrin muvaazalı olduğunun iddia ve ispat edilmesine bağlıdır. Muvazaa iddiasının bulunmaması halinde alacaklının, tasarrufun iptali davası açarak alacağına kavuşma imkanı bulunduğu gibi, TBK ve TTK hükümlerine göre açılacak davalarda da devri yargılama konusu yapabilir. Ayrıca, İİK'nin 44.maddesinde yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi işletmenin devrini sakatlamaz. Anılan hükmün yalnız cezai yaptırımı vardır. (İİK 337/a md) Aktiflerin devredenin malvarlığından çıkmamış kabul edilmesini, yani haczedilmesini sağlayacak tek yol, muvazaanın iddia ve ispat edilmesidir. Bu bilgilere göre davalı alacaklı tarafından temyize konu olayda davacı 3. kişi ile borçlu arasında danışıklı işlem olduğu iddia edilmiş, borçlu ile davacı üçüncü kişinin ... kayıtları, bu kayıtlar üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi, devre konu otelin demirbaşlarına ait faturalar ve tanık beyanlarına dayanılmıştır. Bu durumda Mahkemece alacaklı tarafından muvazaa iddiasının ispatı için dayanılan tüm deliller toplanarak muvazaa iddiasının değerlendirilmesi gerekirken taraflarca dayanılan deliller araştırılmaksızın, eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması yerinde görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nin 366 ve HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 19.02.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
8. Hukuk Dairesi, 2016/17278 E., 2019/10249 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Muvazaa iddiasının bulunmaması halinde alacaklının, tasarrufun iptali davası açarak alacağına kavuşma imkanı bulunduğu gibi, TBK ve TTK hükümlerine göre açılacak davalarda da devri yargılama konusu yapabilir. Ayrıca, İİK'nin 44. maddesinde yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi işletmenin devrini sakatlamaz.
8. Hukuk Dairesi         2016/17278 E.  ,  2019/10249 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İstihkak Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı üçüncü kişi vekili, haczedilen menkullerin müvekkiline ait olduğunu , takip borçlusu şirketin bir kısım envantere kayıtlı mallarını ve hastane ruhsatını Ticaret ve Borçlar Kanunu hükümlerine uygun olarak satın aldığını, mahcuzlar üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı alacaklı vekili, haciz işleminin borçlu şirketin ticaret sicilde kayıtlı bulunan adresinde yapıldığını, haciz esnasında hazır bulunan şirket yetkilisinin beyanı üzerine şirketin üçüncü kişi tarafından devir alındığını, üçüncü kişinin borçlu şirket ile aynı iş kolunda faaliyet gösterdiğini, haciz mahallinde değişenin sadece tabelaların olduğunu, hastane ruhtasının, demirbaşların ve hekim kadrolarının davacı şirket adıyla faaliyetine devam ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davacı üçüncü kişi Özel ... Sağlık Hiz. A.Ş.nin envanter kayıtlarında sadece menkullerin adedinin ve miktarlarının yazıldığı, dava konusu menkullerin markalarının, cinslerinin, seri numaralarının ve demirbaş numaralarının yazılmadığı, kesilen faturalarda istihkak iddiasına konu haczedilen malların satılarak devir işleminin ispatlanamadığı, tarafların tacir olduğu, tarafların basiretli hareket etmeleri gerektiği gözönünde bulundurulduğunda üçüncü kişinin iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, üçüncü kişinin İİK'nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir. Dava konusu haciz mahalline ilişkin borçlu ve üçüncü kişi arasında 29.09.2014 tarihli devir sözleşmesi dosyaya sunulmuştur. Sözleşmenin hastane kadrosu, demirbaşlar, ruhsat devrini de kapsadığı anlaşılmaktadır. Devredilen işletmede haciz yapılabilmesi, devrin muvazaalı olduğunun iddia ve ispat edilmesine bağlıdır. Muvazaa iddiasının bulunmaması halinde alacaklının, tasarrufun iptali davası açarak alacağına kavuşma imkanı bulunduğu gibi, TBK ve TTK hükümlerine göre açılacak davalarda da devri yargılama konusu yapabilir. Ayrıca, İİK'nin 44. maddesinde yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi işletmenin devrini sakatlamaz. Anılan hükmün yalnız cezai yaptırımı vardır. (İİK mad. 337/a) Aktiflerin devredenin malvarlığından çıkmamış kabul edilmesini, yani haczedilmesini sağlayacak tek yol, muvazaanın iddia ve ispat edilmesidir. Davalı alacaklı davacı üçüncü kişinin borçlunun devamı olduğunu iddia etse de üçüncü kişi ile borçlu arasında muvazaa olgusunu destekleyen herhangi bir delil dosyaya sunulmamıştır. Bununla birlikte üçüncü kişinin usule uygun tutulan defterlerinde mahcuza ilişkin olarak sunulan faturanın kayıtlı olduğu, devir sözleşmesi ile belirlenen bedelin ödendiği de sabittir. O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın kabulü yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile reddine yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nin 366 ve HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 12.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
8. Hukuk Dairesi, 2016/4418 E., 2019/98 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Muvazaa iddiasının bulunmaması halinde, alacaklının, tasarrufun iptali davası açarak alacağına kavuşma imkanı bulunduğu gibi, TBK ve TTK hükümlerine göre açılacak davalarda da devir yargılama konusu yapılabilir. Ayrıca, İİK'nin 44. maddesinde yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi işletmenin devrini sakatlamaz.
8. Hukuk Dairesi         2016/4418 E.  ,  2019/98 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı 3. Kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. ... A R A R Davacı üçüncü kişi vekili, vekil edeninin 08.12.2012 tarihli devir protokolü ile işletmeyi eski işletici olan borçludan devir aldığını, işletmedeki tüm menkullerin de devir ile birlikte satın alındığını, bütün resmi kurumlardan alınan evrakların işyerinin vekil edenine ait olduğunu gösterdiğini belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı alacaklı vekili, haciz mahalline gidildiğinde davacı adına vergi levhası dahil olmak üzere herhangi bir resmi kayda rastlanmadığını, 3. kişinin ödeme emrinin tebliğinden sonraya ait vergi levhası ibraz etmesinin bu yerdeki malların borçluya ait olmadığını göstermeyeceğini, borçlu ile istihkak iddiasında bulunan 3. kişi arasındaki ilişkinin ticari işletme devri niteliği taşıdığını ve İİK'nin 44 ve BK.179. maddelerinin uygulanması gerektiğini, davacının işyerini devralmasında iyiniyetin söz konusu olmayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, borçlu şirkete yönelik yapılan devrin İİK 44. maddesinde belirtilen yasal şartları taşımadığı, Türk Borçlar Kanunu'nun 202. maddesi uyarınca bir ticari işletmeyi devralan kişinin malvarlığındaki ve işletmedeki borçlardan sorumlu olduğu, davaya konu ticari işletmenin devri yasanın öngördüğü şekilde borçlulara bildirilmediği gibi, gerekli ilanların da yapılmadığı, bununla birlikte devir tarihi ve haciz tarihi gözönüne alındığında 2 yıllık sürenin dahi geçmemiş olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Dava, üçüncü kişinin İİK'nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir. Devredilen işletmede haciz yapılabilmesi, devrin muvazaalı olduğunun iddia ve ispat edilmesine bağlıdır. Muvazaa iddiasının bulunmaması halinde, alacaklının, tasarrufun iptali davası açarak alacağına kavuşma imkanı bulunduğu gibi, TBK ve TTK hükümlerine göre açılacak davalarda da devir yargılama konusu yapılabilir. Ayrıca, İİK'nin 44. maddesinde yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi işletmenin devrini sakatlamaz. Anılan hükmün yalnız cezai yaptırımı vardır (İİK 337/a md). Aktiflerin devredenin mal varlığından çıkmamış kabul edilmesini, yani haczedilmesini sağlayacak tek yol, muvazaanın iddia ve ispat edilmesidir. Bu bilgilere göre, temyize konu olayda davacı 3. kişi ile borçlu arasındaki devir işleminin iyiniyetli olmadığı dolayısı ile muvazaalı olduğu, davalı alacaklı tarafından iddia edilmesine rağmen, haciz mahallinde borçlu şirket adına kesilmiş faturanın bulunması devrin muvazaalı olduğunun ispatına tek başına yeterli olmadığı gibi, alacaklı tarafından muvazaa iddiasının ispatı için başkaca delil gösterilmediği dolayısı ile işletmenin devrinin muvazaalı olduğunun alacaklı tarafça ispatlanamadığı nazara alınarak mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile ret kararı verilmesi yerinde görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nin 366. ve HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 08.01.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ticaret Hukuku

Aşağıdakilerden hangisi "İşletme Adı" ile "Ticaret Unvanı" arasındaki temel farklardan biridir?

A) Ticaret unvanını tacirler, işletme adını esnaflar kullanır.
B) Ticaret unvanı taciri tanıtır, işletme adı işletmeyi tanıtır.
C) İşletme adı tescil edilirse korunur, ticaret unvanı tescilsiz de korunur.
D) Ticaret unvanı devredilebilir, işletme adı devredilemez.
E) Ticaret unvanı zorunlu değildir, işletme adı zorunludur.