Türk Ticaret Kanunu 454. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 454- (1) Genel kurulun esas sözleşmenin değiştirilmesine, yönetim kuruluna sermayenin arttırılması konusunda yetki verilmesine dair kararıyla yönetim kurulunun sermayenin arttırılmasına ilişkin kararı imtiyazlı pay sahiplerinin haklarını ihlal edecek nitelikte ise bu karar anılan pay sahiplerinin yapacakları özel bir toplantıda, aşağıdaki hükümler uyarıca, alacakları bir kararla onanmadıkça uygulanamaz.
(2) Yönetim kurulu, en geç genel kurul kararının ilan edildiği tarihten itibaren bir ay içinde özel kurulu toplantıya çağırır. Aksi hâlde, her imtiyazlı pay sahibi yönetim kurulunun çağrı süresinin son gününden başlamak üzere, onbeş gün içinde, bu kurulun toplantıya çağrılmasını şirketin merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinden isteyebilir.
(3) Özel kurul imtiyazlı payları temsil eden sermayenin yüzde altmışının çoğunluğuyla toplanır ve toplantıda temsil edilen payların çoğunluğuyla karar alır. İmtiyazlı pay sahiplerinin haklarının ihlal edildiği sonucuna varılırsa karar gerekçeli bir tutanakla belirtilir. Tutanağın on gün içinde şirket yönetim kuruluna teslimi zorunludur. Tutanakla birlikte, genel kurul kararının onaylanmasına olumsuz oy verenlerin, en az nisabı oluşturan sayıda imzalarını içeren liste ile bu maddenin sekizinci fıkrası hükmü gereği açılabilecek dava için geçerli olmak üzere ortak bir tebligat adresi de yönetim kuruluna verilir. Tutanak, birlikte verilen bilgilerle beraber tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir. Bu hükümdeki şartlara uyulmadığı takdirde özel kurul kararı alınmamış sayılır.
(4) Genel kurulda, imtiyazlı payların sahip veya temsilcileri, esas sözleşmenin değiştirilmesine, üçüncü fıkrada öngörülen toplantı ve karar nisabına uygun olarak olumlu oy vermişlerse ayrıca özel toplantı yapılmaz.
(5) Çağrıya rağmen, süresi içinde özel kurul toplanamazsa, genel kurul kararı onaylanmış sayılır.
(6) Özel kurul toplantısında, 407 nci maddenin üçüncü fıkrası çerçevesinde, Bakanlık temsilcisi de hazır bulunur ve tutanağı imzalar.
(7) Yönetim kurulu, özel kurulun onaylamama kararı aleyhine, karar tarihinden itibaren bir ay içinde, genel kurulun söz konusu kararının pay sahiplerinin haklarını ihlal etmediği gerekçesi ile, bu kararın iptali ile genel kurul kararının tescili davasını, şirketin merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde açabilir.
(8) İptal davası, genel kurul kararının onaylanmasına olumsuz oy kullananlara karşı yöneltilir.
III - Tescil
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
3 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2017/4546 E., 2019/3753 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varGAZİANTEP BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
İmyitazlı pay sahiplerinin hakları TTK 454. maddesi ile koruma altına alınmış olup, şirket genel kurulunun esas sözleşmenin değiştirilmesine dair kararı imtiyazlı pay sahiplerinin haklarını ihlal edecek nitelikte ise bu karar anılan pay sahiplerinin yapacakları özel bir toplantıda alacaklar
11. Hukuk Dairesi 2017/4546 E. , 2019/3753 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : GAZİANTEP BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Batman 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 16/02/2017 tarih ve 2015/145 E- 2017/122 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 06/07/2017 tarih ve 2017/789 E- 2017/748 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 14.05.2019 günü hazır bulunan davacılardan asil ... vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı şirketin 23.03.2015 tarihli genel kurulunda 4. gündem maddesi ile ana sözleşmenin 4. maddesinin tadil edilerek şirket merkezinin Batman'dan İstanbul'a taşınmasına, ana sözleşmenin 8. maddesinin tadil edilerek B grubu hissedarların müşterek imza ile şirketi temsil yetkilerinin sona erdirilmesine, 5. gündem maddesi ile de yönetim kurulu iç yönergesinin değiştirilmesine karar verildiğini, genel kurul kararlarının kanuna, esas sözleşmeye ve afaki iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu bildirerek iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, B grubu ortakların sürekli olarak şirketin çalışmasını engellemeye çalıştıklarını, ortakların haklarına zarar verecek bir karar alınmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu genel kurul kararının kanuna esas sözleşmeye ve iyiniyete aykırı olmadığı, usulüne uygun olduğu ve batıl olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacılar vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, gündemin 4. maddesi ile anasözleşmenin 4. maddesinin değiştirilmesi ve şirket merkezinin İstanbul'a taşınmasının kanuna anasözleşmeye ve iyiniyete aykırı olmadığından bu hususa yönelik istinaf itirazının reddine, ana sözleşmenin 8. maddesinin değiştirilerek B grubu hissedarların müşterek imza ile şirketi temsil yetkisinin sona erdirildiği, paya değil gruba tanınan bu hakkın müktesep hak niteliğinde olduğu, müktesep hakkın hak sahibinin rızası olmadan kaldırılamayacağı, gerekçesiyle istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile mahkemenin gündemin 4. maddesi ile anasözleşmenin 8. maddesinin değiştirilmesi ve gündemin 5. maddesi ile yönetim kurulu iç yönergesinin değiştirilmesine yönelik karara hasren kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile buna ilişkin genel kurul kararının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı şirket 23.03.2015 tarihli genel kurulunda, esas sözleşmenin “Merkez ve Şubeler” başlıklı 4. maddenin ve “Şirketin Temsil ve İlzamı” başlıklı 8. maddenin tadilini içeren gündemin 4. maddesi ile iç yönerge çıkarılmasına ilişkin gündemin 5. maddesinin kabulüne yönelik kararların iptali istemine ilişkindir. Alınan kararlar ile şirket esas sözleşmesinin 4. maddesindeki “Batman” olan merkezinin “İstanbul” olarak değiştirildiği ve 8/a. maddesindeki müşterek imza yetkisinin değiştirildiği anlaşılmıştır.
Davalı şirket Batman'da kurulmuş, faaliyetlerini Batman'dan yürütürken başka illerde de hastaneler açmış, kendini tanıtmıştır. Bu sebeple şirket kurulurken “Şirket merkezi Batman'dadır” şeklinde hüküm esas sözleşmeye konulmuştur. Yapılan genel kurulda, oy çokluğuyla esas sözleşmenin 4. maddesi “Şirket merkezi İstanbul'dadır.” şeklinde değiştirilmiştir. Davacılar, şirket merkezinin taşınmasının sadece hakim paysahibi MLP Sağlık Hizmetleri A.Ş.'nin İstanbul'da olması nedeniyle yapıldığını, gösterilen yeni adresin de zaten MLP Sağlık Hizmetleri A.Ş.'nin adresi olduğunu, şirketin İstanbul'da faaliyetinin olmadığını savunmaktadır. Nitekim, davalı şirket 1998 yılında Batman'da kurulmuş olup Batman'da mevcut hastane ile birlikte İzmir, Gaziantep ve Antalya'da hastanelerinin bulunduğu, ancak İstanbul'da herhangi bir faaliyeti bulunmadığı gibi şirket merkezinin İstanbul'a taşınması için herhangi bir hukuki ya da ekonomik sebebin de olmadığı, hakim paysahibinin İstanbul'da olmasının bu değişikliği haklı göstermeye yetmeyeceği, bu durumda şirket merkezinin değiştirilmesine ilişkin esas sözleşme değişikliğinin afaki iyiniyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle davacıların genel kurulda alınan 4. numaralı karar ile şirket merkezinin değişikliğine ilişkin tadil kararının iptali isteminin kabulü gerekirken, yazılı gerekçelerle reddi doğru olmamış, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın bu yönüyle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
2- Genel kurulda oylamaya sunulan ve oyçokluğuyla kabul edilen gündemin 4. maddesi ile ayrıca esas sözleşmenin “Şirketin Temsil ve İlzamı” başlıklı 8. maddesinin tadiline karar verilmiş olup, yeni şekli ile B grubu pay sahiplerinin aday göstermiş olduğu yönetim kurulu üyesinin temsil ve ilzam yetkisi kaldırılarak müşterek imza yetkisine son verilmektedir. Esas sözleşme değişikliği öncesi 8. madde “ Şirketin yönetimi ve dışarıya karşı temsili yönetim kuruluna aittir. Şirket tarafından verilecek bütün belgelerin ve yapılacak sözleşmelerin geçerli olabilmesi için A grubu ve B grubu hissedarlara ait yönetim kurulu üyelerinden birer yönetim kurulu üyesinin şirket şirket ünvanı altına konmuş müşterek imzasını taşıması gereklidir....” şeklinde iken, değişiklik sonrası 8. maddenin yeni hali “Şirket yönetim kurulu tarafından yönetilir ve 3. kişilere karşı temsil edilir. Şirket adına düzenlenecek bütün sözleşme ve evrakın geçerli ve bağlayıcı olabilmesi için şirket namına imzaya yetkili kişilerce şirket unvanı altında imzalanmış olması şarttır...” halini almıştır. Bununla birlikte gündemin 5. maddesi ile İç Yönerge değişikliği de yapılmış ve 1. maddesi ile “Şirket esas sözleşmesi uyarınca şirket yönetim kurulunun tasarruf edebileceği konular dışında; en az birisinin A grubunun göstereceği adaylar arasından seçilen yönetim kurulu üyelerinde olması kaydı ile yönetim kurulu üyelerinden herhangi ikisinin şirket unvan ve kaşesi altına vazedecekleri müşterek imzasıyla şirketimiz her konuda, en geniş şekilde, hiçbir sınırlamaya tabi olmaksızın temsil ve ilzam edilebilecektir.” şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir.
İmtiyazlı paylar başlıklı TTK 478. maddede ifade edildiği üzere, ilk esas sözleşme ile veya esas sözleşme değiştirilerek bazı paylara imtiyaz tanınabilir. İmtiyaz; kâr payı, tasfiye payı, rüçhan ve oy hakkı gibi haklarda, paya tanınan üstün bir hak veya kanunda öngörülmemiş yeni bir pay sahipliği hakkıdır. Yasa maddesinde sayılan imtiyazlar tadadi olmayıp örnek kabilinden sayılmıştır. Esas sözleşmenin değişiklik öncesi hali değerlendirildiğinde 8. madde ile şirketin temsili yönünde B grubu pay sahiplerine imtiyaz hakkı tanınmış olduğu anlaşılmaktadır. Bu imtiyaz paya tanınmıştır ve B grubu pay sahiplerine tanınan imtiyaz A grubu pay sahiplerinin oylarıyla kaldırılamayacaktır. İmyitazlı pay sahiplerinin hakları TTK 454. maddesi ile koruma altına alınmış olup, şirket genel kurulunun esas sözleşmenin değiştirilmesine dair kararı imtiyazlı pay sahiplerinin haklarını ihlal edecek nitelikte ise bu karar anılan pay sahiplerinin yapacakları özel bir toplantıda alacakları kararla onanmadıkça uygulanamayacak ve yürürlük kazanmayacaktır. Somut olayda da, B grubu pay sahipleri Batman Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesinin 15.07.2015 tarih ve 2015/125-280 sayılı izni doğrultusunda İmtiyazlı Pay Sahipleri Özel Kurulu'nu (İPSÖK) toplamış ve 23.07.2015 tarihli toplantıda esas sözleşmenin 8. maddesi ile haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek bu değişlikliği onaylamadıklarına dair oybirliğiyle karar almıştır. İPSÖK'nun onayı olmaksızın söz konusu değişiklik yürürlüğe girmeyeceğinden esasen Bölge Adliye Mahkemesince, İPSÖK tarafından alınan 23.07.2015 tarihli kararın varlığı ve geçerliliği ile bu karar karşısında somut davayı açmada hukuki yararın bulunup bulunmadığı tartışılıp değerlendirilmeksizin B grubu pay sahiplerinin müktesep hak sahibi olduğu ve haklarının zarar gördüğü gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile genel kurulun gündemin 4. maddesi ile anasözleşmenin 8. maddesinin değiştirilmesine ve gündemin 5. maddesi ile yönetim kurulu iç yönergesinin değiştirilmesine yönelik genel kurulun iptali talebinin kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacılar yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı yararına BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine; takdir olunan 2.037,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınarak yekdiğerine verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 14/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (2)
11. Hukuk Dairesi, 2013/16479 E., 2014/1014 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
A.Ş’nin imtiyazlı olmayan paylarının 6102 sayılı Yasa ile imtiyazlı hale geldiği, 6102 sayılı Yasa’nın 454'üncü maddesine göre genel kurulun esas sözleşmenin değiştirilmesine dair kararının
11. Hukuk Dairesi 2013/16479 E. , 2014/1014 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11.12.2012 gün ve 2012/411-2012/612 sayılı kararı onayan Daire’nin 21.06.2013 gün ve 2013/4301-2013/13049 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı şirketin ortağı olduğunu, dava dışı ... A.Ş’nin müvekkiliyle birlikte büyük hissedar konumunda olduğunu, davalı şirket yönetim kurulunun 18/07/2012 tarihinde toplanarak, 07/08/2012 tarihinde genel kurul yapılmasına karar verdiğini, yapılan genel kurul toplantısının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 360. maddesine aykırı olduğunu, belirli grupların yönetim kurulunda temsil edilme hakkı bulunan müvekkili şirket ile diğer büyük ortağın imtiyazının bulunduğunu, mevcut imtiyazın kaldırılması ya da zayıflatılmasının 454'üncü madde hükmüne tabi olduğunu ancak bu kurala uyulmadığını, şirket sermayesinin en az %75’ini oluşturan pay sahiplerinin ve temsilcilerinin olumlu oy kullanması gerekirken %60 nisabı ile karar alındığını, müvekkilinin oylamaya iştirak etmeyip muhalif oy kullandığını ileri sürerek, genel kurulda ana sözleşmenin 10'uncu maddesinde değişiklik yapılarak müvekkili şirketin yönetim kurulundaki yetkilerini bertaraf eden genel kurulun 2, 3 ve 4. maddelerinin iptaline karar verilmesini talep etmiş 11.12.2012 tarihli duruşmada gündemin 2. maddesinin anasözleşmenin 10. maddesinin 4. fıkrasında yönetim kurulunda temsil ile ilgili düzenlemenin iptalini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, genel kurul kararının ikinci maddesinin iptaline yönelik açılan davanın zamansız açılmış olması sebebiyle reddine, diğer maddelere ilişkin davanın ise reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1-Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve HUMK'nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen diğer karar düzeltme istemlerinin reddi gerekmiştir.
2-Dava, anonim şirket olağanüstü genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. Davalı şirketin 07.08.2012 tarihli olağanüstü genel kurulunun 2. gündem maddesinin 4. paragrafındaki şirketin temsili ile ilgili düzenleme ile 3. gündem maddesinde şirket yönetim kurulunun üye sayısının 3’ten 4’e çıkarılmasına dair düzenlemenin iptali talep edilmiş olup mahkemece, “davalı şirketin iki büyük hissedarı olan davacı şirket ile dava dışı ... A.Ş’nin imtiyazlı olmayan paylarının 6102 sayılı Yasa ile imtiyazlı hale geldiği, 6102 sayılı Yasa’nın 454'üncü maddesine göre genel kurulun esas sözleşmenin değiştirilmesine dair kararının
imtiyazlı pay sahiplerinin hakkını ihlal edecek nitelikte olması halinde bu kararın imtiyazlı pay sahiplerinin yapacakları özel bir toplantıda alacakları bir kararla onanmadıkça uygulanamayacağı, davalı şirket özel kurulunun 16/09/2012 tarihine kadar yönetim kurulu tarafından toplantıya çağrılmasının gerekli olduğu, bu yapılmadığı taktirde imtiyazlı pay sahiplerinin 01/10/2012 tarihine kadar asliye ticaret mahkemesinde 454'üncü maddeye uygun olarak dava açmaları gerektiği ancak 22.08.2012 tarihinde açılan işbu davanın TTK’nın 454. maddesindeki prosedüre uyulmadan açılması sebebiyle zamansız açıldığı gerekçesiyle 2. gündem maddesine yönelik davanın reddine, yine 3. gündem maddesinde alınan kararın da usul ve yasaya aykırı olmadığından iptal isteminin reddine” karar verilmiş ise de Dairemizin yerleşik içtihatları uyarınca (30.10.1991 tarih ve 7397/4985 E.K sayılı ilamı) genel kurul kararının iptali için, sebepler varsa imtiyazlı paylar genel kurulunun kararına başvurmayı gerektiren bir konuda dahi imtiyazlı paylar genel kurulunun kararı beklenmeden iptal davası açılabilir. Aksinin kabulü 6102 sayılı TTK’nın 445. maddesinde düzenlenen 3 aylık hak düşürücü sürenin kaçırılması sonucunu doğurabilecektir.
Davalı şirketin iptali talep edilen 07.08.2012 tarihli olağanüstü genel kurulunun 2. gündem maddesiyle değiştirilen anasözleşmenin 10. maddesinin 14.05.2012 tarih 8067 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edilen 25.04.2012 tarihli olağan genel kurul toplantısında kabul edilen hali “yönetim kurulunda bulunan ... Tıbbi ve Elektronik Ürünler A.Ş’yi temsilen yönetim kurulu başkanlığına gelen bir üye ile ... Tıbbi Endüstriyel Ürünler Ltd. Şti’ni temsilen yönetim kurulu 2. başkanlığına gelen bir üyenin şirket unvanı altına koyacakları müştereken imzaları ile veya şirket yönetim kurulu üyeliğinde bulunan diğer yönetim kurulu üyesinin, ... Tıbbi Endüstriyel Ürünler Ltd. Şti’ni temsilen yönetim kurulu 2. başkanlığına gelen üye ile birlikte şirket unvanı altına koyacakları müşterek imzaları ile şirketi her alanda temsil ve ilzama yetkilidirler.” şeklinde iken dava konusu 07.08.2012 tarihli olağanüstü genel kurulun 2. maddesi ile “şirket, biri yönetim kurulu başkanı veya yönetim kurulu başkan vekiline ait olmak kaydıyla iki yönetim kurulu üyesinin şirketin unvanı altına koyacakları müşterek imzaları ile şirketi her alanda TTK gereğince temsil ve ilzam etmeye yetkilidirler” şekline dönüştürülmüştür. Mahkemece, dava konusu 07.08.2012 tarihli olağanüstü genel kuruldan önceki 25.04.2012 tarihli olağan genel kurulda alınan karar ile oluşturulan anasözleşmenin 10. maddesi hükmünün ne tür bir hüküm olduğu da göz önünde bulundurulmak suretiyle işbu genel kurul iptali davasında söz konusu 2 ve 3 nolu gündem maddelerinde alınan kararların iptali sebeplerinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi için kararın davacı yararına bozulması gerekirken yazılı şekilde davacı vekilinin tüm temyiz itirazları reddedilerek onanmış olduğundan, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 21.06.2013 tarih, 2013/4301 Esas, 2013/13049 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer karar düzeltme istemlerinin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 21.06.2013 Tarih 2013/4301 Esas, 2013/13049 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak yukarıda açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının isteği halinde karar düzeltme isteyen davacıya iadesine, 17.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2009/6128 E., 2010/11814 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
ararında ...’nun taraf olmadığını, kendilerine hüküm kısmında tescille ilgili bir yükümlülük yükletilmediğini, TTK'nun 549 ncu maddesinde infisah halleri sayılmış olup infisahın doğal sonucunun tasfiye olduğunu, tasfiyesiz fesih hallerinin TTK'nun 451-454 ncü maddeleri arasında sayılmış olup davaya konu şirket için bu hallerden birinin gerçekleşmediğini, tasfiyesiz fesih talebinin TTK'nun 550 nci
11. Hukuk Dairesi 2009/6128 E. , 2010/11814 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 19.03.2009 tarih ve 2009/44-2009/82 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ... Gıda İnş.Petr. Tur.San.Ltd.Şti’nin iki ortağından biri olduğunu, Mersin 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 05.02.2007 tarih 2005/522 Esas 2007/27 Karar sayılı ilamı ile şirketin tasfiyesiz feshine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiğini, kararın infazı için davalı ...’na müracaat edildiğinde ilamda kendilerinin taraf olmadığı ve TTK’da ilgili karardaki gibi tasfiyesiz feshe yer verilmediği gerekçesiyle taleplerinin reddedildiğini ileri sürerek kesinleşmiş mahkeme ilamının infazını reddeden ...’nun işleminin iptali ve ... Gıda İnş.Petr. Tur.San.Ltd.Şti’nin kaydının silinmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, Mersin 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ilgili kararında ...’nun taraf olmadığını, kendilerine hüküm kısmında tescille ilgili bir yükümlülük yükletilmediğini, TTK'nun 549 ncu maddesinde infisah halleri sayılmış olup infisahın doğal sonucunun tasfiye olduğunu, tasfiyesiz fesih hallerinin TTK'nun 451-454 ncü maddeleri arasında sayılmış olup davaya konu şirket için bu hallerden birinin gerçekleşmediğini, tasfiyesiz fesih talebinin TTK'nun 550 nci maddesi uyarınca ancak müdür tarafından yapılacağı belirtilmişken söz konusu şirket için müdür değil şirket ortağının talepte bulunduğunu, feshe karar verildiği tarihte şirketin Ticaret Sanayi Odası’na borcu bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamına ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nun 36. maddesi gereğince, sicil memurluğunca verilen kararlara karşı, ancak, “ilgililer” tarafından mahkemeye itiraz edilebileceği, maddede sözü edilen “ilgililer” tabirinden TTK'nun 30 ve Ticaret Sicili Nizamnamesi’nin 31. maddelerinde gösterilen kişilerin anlaşılması gerektiği, anılan düzenlemeye göre, tacirin hükmi şahıs olması halinde onun yetkili uzuvları veya temsilcileri ilgili kişi olarak kabul edildiği, istemde bulunma hakkının şirket tüzel kişiliğini temsil ve ilzama yetkili kılınanlara ait olduğu, davacının şirketin ortağı olmaktan öte bir sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 01,55 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 22.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Genel
Bir anonim şirketin genel kurulu, "nama yazılı payların devrinin sınırlandırılmasına" yönelik bir esas sözleşme değişikliği kararı almıştır. Şirketin mevcut imtiyazlı pay sahipleri, bu kararın kendi haklarını ihlal ettiğini savunmaktadırlar. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca süreçle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Genel kurulun aldığı bu karar, imtiyazlı pay sahiplerinin onayı aranmaksızın tescil edildiği an yürürlüğe girer.
B) Karar imtiyazlı pay sahiplerinin haklarını ihlal ediyorsa, "imtiyazlı pay sahipleri özel kurulu" tarafından onanmadıkça uygulanamaz.
C) Özel kurulun bu kararı onaması için, temsil edilen imtiyazlı payların oybirliği ile karar alması kanuni zorunluluktur.
D) Yönetim kurulu, özel kurulu genel kurul kararının ilanından itibaren 3 ay içinde toplantıya çağırmakla yükümlüdür.
E) Özel kurulun onayı, sadece kararın dürüstlük kuralına aykırı olduğu ispatlanırsa mahkemece aranır.
Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.