Türk Ticaret Kanunu 47. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 47- (1) Ticari işletme sahibinin veya bir ortağın ticaret unvanında yer alan adı kanunen değişir veya yetkili makamlar tarafından değiştirilirse unvan olduğu gibi kalabilir.
(2) Kollektif veya komandit şirkete ya da donatma iştirakine yeni ortakların girmesi hâlinde ticaret unvanı değiştirilmeksizin olduğu gibi kalabilir. Bu şirketlerden birinin ticaret unvanına adı dâhil olan bir ortağın ölümü üzerine mirasçıları onun yerine geçerek şirketin devamını kabul eder veya şirkete girmemekle beraber bu hususta izinlerini yazılı şekilde bildirirlerse şirket unvanı olduğu gibi bırakılabilir. Şirketten ayrılan ortağın adı da yazılı izni alınmak şartıyla şirket unvanında kalabilir.
5. Şubeler
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
1 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2020/7066 E., 2022/1499 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
Davaya konu taşıma işleminde yabancılık unsuru mevcut olmakla taraflar arasında düzenlenen konişmentolardaki yetki şartının MÖHUK ve TTK kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar bakımından taraflar yetki sözleşmesi yapabilirlerse de, MÖHUK 47/1 maddesi uyarınca, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisini ortadan kaldıran sözleşme yapılması mümkün değildir.
11. Hukuk Dairesi 2020/7066 E. , 2022/1499 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 17. Ticaret Mahkemesince (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) verilen 16.07.2019 tarih ve 2018/482 E. - 2019/344 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 18.06.2020 tarih ve 2019/2660 E. - 2020/639 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile dava dışı sigortalı Hitachi Kokusai Electric Turkey San. Tic. A.Ş arasında nakliyat emtia sigorta poliçesinin imzalandığını, sigortalıya ait Mercedes marka canlı yayın aracının, davalı ile yapılan 11.12.2016 tarihli konşimento tahtında davalıya ait flat tipi konteynıra istiflendiğini, ancak deniz nakliyesi sırasında emtiada hasar meydana geldiğini, bu nedenle meydana gelen hasardan davalının TTK'nın 1178. maddesi uyarınca sorumlu olduğunu, aynı Kanun'un 1472. maddesi uyarınca zararı sigortalıya tazmin eden davacının sigortalının tüm haklarına halef olduğunu belirterek, haksız olarak davalı tarafından takibe yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kırkambar taşımalarında konşimentoların arka yüzüne taşıma şartlarının yazıldığını, bu şartların navlun sözleşmesi olarak kabul edilmesinin gerektiğini, konşimentonun ön yüzünde, konşimentonun arka yüzünde hukuk seçimi ve milletlerarası yetki şartının bulunduğunun belirtildiğini, arka yüzündeki 26. maddede yetki şartı olarak Londra'daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi'nin kaza yetkisinin olduğunun belirtildiğini, davalı şirketin Danimarka'da kurulan yabancı bir şirket olduğunu, taşıma gemisinin yabancı bayraklı bir gemi olduğunu ve malların Türkiye'den Güney Afrika'ya taşındığını, MÖHUK 24/1, 29/1 ve 47/1 maddelerine göre davanın yetki yönünden reddine karar verilmesinin gerektiğini, mahkeme aksi kanaatteyse esasa yönelik yapılacak inceleme sonucunda da davanın reddinin gerektiğini belirtmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamanın sonunda, yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda öncelikle mahkemenin milletlerarası yetkisinin bulunup bulunmadığının araştırılmasının gerektiği, MÖHUK 47. madde uyarınca tarafların arasında düzenlenen konşimentonun 26. maddesinde uyuşmazlık yönünden Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı ve bu hükmün davacıyı da bağladığı gerekçesiyle, davalının milletlerarası yetki itirazının kabulü ile mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılamanın sonunda, mahkemenin hüküm ve gerekçesinin dosya kapsamına usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, nakliyat emtia sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Davaya konu taşıma işleminde yabancılık unsuru mevcut olmakla taraflar arasında düzenlenen konişmentolardaki yetki şartının MÖHUK ve TTK kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar bakımından taraflar yetki sözleşmesi yapabilirlerse de, MÖHUK 47/1 maddesi uyarınca, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisini ortadan kaldıran sözleşme yapılması mümkün değildir. 6102 sayılı TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca, yabancı tacirlerin Türkiye'deki acentelerinin aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden acente, müvekkiline izafeten onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabilir. Kanun'da açıkça, sözleşmelerde, bu hükme aykırı sonuç doğuracak şartların geçersiz olduğu hükme bağlanmıştır. Aynı düzenlemeye mülga 6762 sayılı TTK'nın 119. maddesinde de rastlanmaktadır.
Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki acentesi Maersk Denizcilik A.Ş aracılığıyla yapılan taşıma sözleşmesine ilişkin olup, konişmentonun da acente tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava yerleşim yeri yurt dışında olan davalıya karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan yabancı mahkemeye işaret eden yetki şartı, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisini ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle geçersiz olduğundan mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 03/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Ticaret Hukuku
Merkezi Berlin'de bulunan "Alpha Tech GmbH" unvanlı bir Alman teknoloji şirketi, Türkiye'deki faaliyetlerini yürütmek üzere Gebze'de bir şube açmaya karar vermiştir. Bu şubenin ticari hayata katılması ve hukuki statüsüne ilişkin olarak, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Şubenin ticaret unvanı, merkez işletmenin unvanını, merkez ve şubenin bulunduğu yerleri ve şube olduğunu açıkça göstermelidir.
B) Gebze şubesinin, ticaret siciline tescil edilmesiyle birlikte, merkezden ayrı ve kendi faaliyetleriyle sınırlı bir tüzel kişilik kazanması söz konusu olur.
C) Şubenin, bulunduğu yer olan Gebze ticaret siciline tescil ve ilan edilmesi zorunlu olup bu şube için yerleşim yeri Türkiye'de bulunan tam yetkili bir ticari mümessil atanmalıdır.
D) Gebze şubesinin gerçekleştirdiği tüm hukuki işlemlerden doğan hak ve borçlar, doğrudan Berlin'deki merkez işletme olan "Alpha Tech GmbH"nin malvarlığına dahil olur.
E) Merkezi yurtdışında bulunan bu işletmenin Türkiye'deki şubesi, kendi ülkesinin ticaret unvanına ilişkin kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla, yerli ticari işletmeler gibi tescil olunur.