Türk Ticaret Kanunu 52. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 52- (1) Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.
(2) Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemi üzerine, giderleri aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere, kararın gazete ile yayımlanmasına da karar verebilir.
B) İşletme adı
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
4 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2022/3145 E., 2023/6913 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
ın kötü niyetli olduğunu, davacının bu nedenle zarara uğradığını, ayrıca davalının inovacosmetics.com alan adını da kullandığını belirterek, davalı yana ait ticaret sicilinde bulunan isimde yer alan ve karışıklığa yol açan “...” ibaresinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 52 nci maddesi uyarınca kaldırılmasına, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 7 ve 2
11. Hukuk Dairesi 2022/3145 E. , 2023/6913 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/322 Esas, 2022/478 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/37 E., 2021/228 K.
Taraflar arasındaki markaya tecavüz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; her iki davalı şirketin aralarında organik bağlantı bulunduğunu, davalı ... Ürün Geliştirme ve Kozmetik Üretim Sanayi Ticaret Limited Şirketinin 03 üncü sınıfta 2017/11738 başvuru numaralı “... COSMETICS” marka tescil başvurusunun davacının itirazı üzerine davacıya ait dava dilekçesinde ekli marka tescil belgeleri uyarınca tescilli “... COSMETICS” markası ile benzer olması nedeniyle TPMK tarafından 07.12.2017 tarihinde reddedildiğini, davalı ...’nin “WTOP White To Black” markasını tescil ettirdiğini, ancak ürünleri üzerinde “... COSMETİCS” markasını bu marka ile birlikte kullandığını, “... COSMETİCS WTOP White To Black” markalı ürünleri satışa sunduğunu, bu marka kullanımının kötü niyetli olduğunu, davacının bu nedenle zarara uğradığını, ayrıca davalının inovacosmetics.com alan adını da kullandığını belirterek, davalı yana ait ticaret sicilinde bulunan isimde yer alan ve karışıklığa yol açan “...” ibaresinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 52 nci maddesi uyarınca kaldırılmasına, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 7 ve 29 uncu maddeleri uyarınca haksız eylemin durdurulmasına, dava sonuçlanıncaya kadar ilgili ürünün “... COSMETİCS” adı ile üretilmesinin ve satışa arzının engellenmesine, yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ... İnteraktif Telemarket San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin bu unvanı ile 2012 yılından bu yana faaliyet göstermekte olan, kozmetik sektöründe tanınan ve tüketici kitlesince ürünleri beğenilen, gerek yurt içi, gerek yurt dışı pazarda varlık gösteren, cirosu yüksek, saygın bir firma olduğunu, müvekkiline ait, 30'dan fazla kozmetik markasının Türk Patent Kurumu nezdinde tescilli olup, bu sektörde aktif faaliyet gösterildiğini, ürünlerin özellikle e-ticaret pazarında yoğun ilgi gördüğünü, davacının üzerinde hak iddia ettiği "İnnova" ve "İnnova Cosmetics" markalarının sahibi olmadığını, markaların özellikle şekil bakımından farklılık arz etmekte olup, tüketicide karışıklığa sebebiyet vermelerinin söz konusu olmadığını, bunun aksinin kabulünde dahi gerek tanınırlık, gerekse ciro, müşteri memnuniyeti, uluslararası pazarda bulunma vs. bakımından müvekkili firmanın her açıdan davacının hak sahipliği iddia ettiği markalardan daha üstün olduğunun açıkça görüldüğünü, müvekkili şirketin "WTOB WHITE TO BLACK" markasını tescilli olarak hukuka ve prosedürlere uygun şekilde kullanmakta olduğunu, davada iradi taraf değişikliğine muvafakatlarının olmadığını, HMK m.124/3-4 hükmü bakımından ise karşı tarafın, taraf bakımından yanılgısının basit bir maddi hata olmadığını ve taraf değişikliği talebinin dürüstlük kuralına uygun düşmediğini beyanla, davacının talebinin reddi ile dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davada aktif taraf ehliyeti bulunması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca dava şartlarından olduğu, aynı Kanunun 115 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava şartları yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılabileceği, açılan marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi davasında, davacının davasına dayanak olarak gösterilen markalar dava açılmadan çok önce dava dışı şirkete devredildiği, davacı bu şirketin ortağı ve yetkilisi olsa dahi marka sahibi şirketin ayrı bir tüzel kişiliği bulunduğu, davacının aktif taraf ehliyetinin mevcut olmadığı gerekçeleriyle ön inceleme tutanağı imzalanmadan önce davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; "... Cosmetics" markasının sahibinin dava dışı ... Kozmetik İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. olduğu, inhisari lisans sözleşmesi ile markayı kullanım ve dava açma hakkı sahibinin davacı olduğunu, ıslahın geçerli olduğunu, mahkemenin onayına bağlı olmadığını, buna rağmen mahkemece ıslahın talep olarak değerlendirerek reddedilmesinin usule aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda ...'e ait markalar ile davalı yanın kullanımındaki marka arasında iltibas ilişkisinin varlığına dair değerlendirme yapıldığını, bu nedenle dava dışı şirket ile davacı arasındaki organik bağ da gözetilerek ıslah yoluna başvurduklarını, inhisari lisans sözleşmesinin 01.01.2018 tarihli olduğunu, sözleşmenin noterde yapılmasının zorunlu olmadığını, sözleşme uyarınca lisans alan davacının lisans verenin sahip olduğu tüm hukuki yollara başvurma hakkına sahip olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile markaların tescil kayıtları incelendiğinde; 25.01.1993 başvuru tarihli, 86046 tescil numaralı “İNNOVA+Şekil” markasının ... Kozmetik İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi adına 03. sınıfta “Far, oje, ruj, maskara, allık, krem, temizleme sütü, tonik ve taş pudra (naturel)” için, 06/08/2012 başvuru tarihli, 2012 68995 tescil numaralı “... COSMETICS” markasının 03, 05, 08, 35, 44 üncü sınıflarda ... Kozmetik İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi adına tescilli oldukları, dava açılmadan önce Bakırköy 25. Noterliğinin 05.12.2017 tarihli ve 36236 yevmiye numaralı Marka Devir Sözleşmesi ile davacı ...'in bu iki markayı da ... Kozmetik şirketine devrettiği tespit edildiği, davacı ve davalı olarak gösterilen kişiler şeklen taraf ise de hakkın sahibi veya kendisine karşı hakkın himayesi istenmesi gereken kişiler olmadıkları belirlenir ise, davanın sıfat yokluğundan (husumetten) reddi gerektiği, husumetten red kararı usule ilişkin bir karar olmadığı, davada taraf olarak gösterilenlerden birinin taraf sıfatının bulunmadığını belirleyen esasa ilişkin bir karar olduğu, husumetin dava şartı olup, kamu düzenine ilişkin bulunduğundan, yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gereken bir husus olduğundan davanın reddine ilişkin kararın isabetli olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, markaya tecavüzün önlenmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 104, 105, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (3)
11. Hukuk Dairesi, 2022/1089 E., 2023/3902 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
tam metni aç
r teşebbüsün mal veya hizmetlerini diğer teşebbüslerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmek için kullanıldığı, markanın fonksiyonunun, tümüyle ticari işletmenin ürettiği, pazarladığı mal veya hizmetleri ayırt etmek olduğu, 6762 sayılı Mülga Türk Ticaret Kanunu'nun 52 nci maddesi uyarınca usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkının, münhasıran sahibine ait olup, tescilli bi
11. Hukuk Dairesi 2022/1089 E. , 2023/3902 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/554 Esas, 2021/2165 Karar
HÜKÜM : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/117 E., 2018/318 K.
Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüz ile haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2005 yılından beri su arıtım sistemleri ve mühendislik alanlarında faaliyet gösterdiğini, 2005/42093 numaralı "adasu arıtım teknolojisi mühendislik" markasının da sahibi olduğunu, söz konusu markanın 11 ve 42 nci sınıflarda tescil edildiğini, davalının ise "adasu çevre teknolojileri" markasını tüm tanıtım vasıtalarında kullandığını, bu kullanımın müvekkilinin tescilli markası ile iltibas oluşturduğunu, davalıya bu yönde ... 40.Noterliğinin 27.05.2016 tarihli ihtarnamesini keşide ettiklerini, ancak davalının ihtarnameye rağmen haksız kullanıma devam ettiğini, ayrıca ihalelere girerek haksız kazanç elde ettiğini ileri sürerek davalının davacıya ait markaya tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduklarının tespitine, davalı adına tescilli marka bulunmadığının tespitine, marka tecavüzü ve haksız rekabet oluşturan eylemlerin önlenmesine, karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak üzere Türkiye'de yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde 1/8 gazete tek sayfası ebadında ve bir kez ilanına, maddi ve manevi tazminat haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 4 üncü maddesi gereğince müvekkiline ait tescilli bir marka olmaması sebebiyle marka hakkına tecavüz fiilinin söz konusu olmadığını, müvekkilinin yasanın öngördüğü şekilde ticaret unvanını tescil ettirerek 2014 yılından beri kullandığını, bu kullanımın davacının marka hakkına tecavüz teşkil etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her iki tarafın ticaret unvanının esas unsurunun "ADASU" ibaresi olduğu, diğer ek unsurların tanımlayıcı nitelikte olmaları nedeniyle ayırt edici olmadıkları, davacı adına tescilli markanın da esaslı unsurunun "ADASU" ibaresi olduğunun tespit edildiği, ticaret unvanının tacirin, ticari işletmesine ilişkin işlemleri yaparken ve bu işlemlerle ilgili senet ve diğer evrakları imzalarken kullandığı ad olup, ticaret unvanının işlevi, ticari işletmenin sahibi olan tacirin diğer tacirlerden ayırt edilmesini sağladığı, markanın ise, taciri ya da ticari işletmeyi değil, bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini diğer teşebbüslerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmek için kullanıldığı, markanın fonksiyonunun, tümüyle ticari işletmenin ürettiği, pazarladığı mal veya hizmetleri ayırt etmek olduğu, 6762 sayılı Mülga Türk Ticaret Kanunu'nun 52 nci maddesi uyarınca usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkının, münhasıran sahibine ait olup, tescilli bir ticaret unvanının terkin edilinceye kadar kullanılmasının marka hakkına tecavüz teşkil etmeyeceği, ancak alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı ile davalının internet sitesinde ve tanıtımlarında "ADASU Çevre Teknolojileri" ibaresini ticaret unvanı olarak kullanmayıp, marka olarak kullandığı, bu kullanım şeklinin davacının tescilli 2005/42093 numaralı "Adasu Arıtım Teknolojisi Mühendislik"markasından doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının tescilli ticaret unvanı dışında kalan internet sitesinde ve kartvizitlerinde "adasu Çevre Teknolojileri" ibaresini markasal olarak kullanmasının davacıya ait 2005/42093 numaralı "Adasu Arıtım Teknolojisi Mühendislik" markasının tescilinden doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin ve haksız rekabet olduğunun tespitine, marka tecavüzü ve haksız rekabet oluşturan eylemlerin önlenmesine, karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak üzere Türkiye'de yayın yapan trajı en yüksek 3 gazeteden birinde kararın l/8 gazete tek sayfası ebadında l kez ilanına, davacının maddi ve manevi tazminat haklarının saklı tutulmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin tescilli ticaret unvanını kullandığını, Dairemizin 22.02.2010 tarih, 2008/11380 E., 2010/1952 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere tescilli unvanının kullanmasının, marka hakkına tecavüz oluşturmayacağını, müvekkili tarafından "Adasu Çevre teknolojileri San. ve Tic. Ltd. Şti." unvanının bir bütün olarak sadece ticari unvan olarak kullanıldığını, bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayandığını, tarafların beyanlarının incelenmediğini, sadece müvekkilinin internet sitesinde inceleme yapılarak oluşturulduğunu, davacının web sitesi görüntüsünün dahi bulunmadığını, müvekkilinin ürettiği yahut bu ibareyi kullanarak pazarladığı bir ürün bulunmadığını, müvekkilinin kamu ve özel sektöre taahhüt işi yaptığını, internet sitesinde "adasu" ibaresinin yazı karakteri ve renginden benzerlik bularak tecavüz görüşü oluşturmanın hukuk ve teamüllere aykırılık oluşturduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin 07.03.2005 tarihinde, davalı şirketin ise 18.11.2014 tarihinde ticaret sicile tescil edildiği, 2005/42093 numaralı "adasu arıtım teknolojisi mühendislik" markasının 07.11.2006 tarihinde 11 ve 42 nci sınıflarda davacı şirket adına tescil edildiği, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davalının www.adasucevre.com alan adlı internet sitesi içeriğinde "Hakkımızda" başlığı altındaki yazıda "ADASU ÇEVRE" ibaresini markasal kullandığı, internet sitesi ana sayfasında ve iletişim alt sayfasında "Faaliyetlerimiz" başlıklı sayfada, "Bize Ulaşın" başlıklı sayfada, header/başlık kısmında "şekil+adasu Çevre Teknolojileri" ibaresine yer verildiğinin belirlendiği, davacı markasının tescil kaydından 11 inci sınıfta "...Su yumuşatma cihazları, su arıtma cihazları, su arıtma tesisatı, atık arıtma tesisatı..." ve 42 nci sınıfta "...mühendislik hizmetleri...mühendislik danışmanlık hizmetleri...teknik proje çalışmaları hizmetleri,..çevre koruması konusunda danışmanlık hizmetlerinde" tescilli olduğu, tarafların ticaret sicil kayıtlarındaki faaliyet alanlarının benzer olduğu, davalı kullanımının tescilli ticaret unvan kullanımı kapsamında değil, ticaret unvanının çekirdek unsuru olan "ADASU Çevre Teknolojileri" ibaresinin markasal kullanımı şeklinde olduğu ve kullanımda davacının markasının tescil edildiği renk ve yazı stilinin benimsenerek, ADASU ibaresinin davacı markasındaki gibi ön plana çıkarıldığı, davacı internet sitesinin incelenmemesinin sonuca etkisinin bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni ve hükmün ilanı istemine ilişkin olup, davalı şirketin kullanımının marka hakkına tecavüz ile haksız rekabet teşkil edip etmeyeceği hususları uyuşmazlık konusudur.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile 29 uncu maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 55 inci maddesi,
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2010/3048 E., 2012/2583 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, TTK.nun 52. maddesine göre usulen tescil ve ilan edilen ticaret unvanını kullanmak hakkının münhasıran sahibine ait olduğu, her ne kadar Natürsan ibareli markaların % 50'sini 16/10/2006 tarihli devir sözleşmesiyle alan davacı Natürsan Doğal Ürünler San.
11. Hukuk Dairesi 2010/3048 E. , 2012/2583 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
DAVACI-KARŞI
DAVALILAR : 1-...
2-Natürsan Doğal Ürünler San ve Tic A.Ş
VEKİLİ : Av. ... Boluoğlu
DAVALI- KARŞI
VEKİLİ : Av....
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.12.2009 tarih ve 2006/603-2009/294 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21.02.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı-karşı davacı şirket temsilcisi Gürkan Ocaklı ile davacı-karşı davalılardan Arifoğlu Baharat ve Gıda San.Ltd.Şti. vekili Av. Pelin Yılmaz dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili Arifoğlu Ltd. Şti.'nin her türlü baharat, kimyevi maddeler, kuruyemiş ve aktariye alımı-satımı, ithalatı, ihtacatı konularında uzun yıllardır faaliyet gösterdiğini, sektöründe bir üne sahip olduğunu, Arifoğlu Ltd. Şti.'nin 01/06/2001 tarih ve 2001/10375 numaralı ve 29, 30 ve 31. sınıflarda tescilli NATÜRSAN markasını, Hazer Baba Gıda San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.'den devralarak kendi adına tescil ettirdiğini, bu markayı ayrıca 03, 05 ve 35. sınıflar için 23/06/2003 tarih ve 2003/16082 numarası tahtında kendi adına tescilini yaptırdığını, müvekkili şirketin ortakları tarafından, Natürsan Doğal Ürünler San. ve Tic. A.Ş'nin kurulduğunu, müvekkilerinin Natürsan markasına yoğun emek ve çaba sarf ederek büyük yatırımlar yaptıklarını, gerek müvekkillerince, gerek müvekkkileri tarafından devralınmadan önceki aşamada uzun süredir kullanılması dolayısıyla bu markanın piyasada maruf hale geldiğini, davalının ise, ticaret unvanının esas unsuru olarak Natürsan ibaresini kullandığını ve tescil ettirdiğini, yine davalıya ait internet sitesinde müvekkiline ait markanın haksız ve izin alınmadan kullanıldığını, davalının marka olarak tescil talebinin TPE'ce reddedildiğini, buradan da davalının bu ibareyi asıl olarak marka olarak kullanma niyetinde olduğunu gösterdiğini, davalıya gönderilen ve marka hakkına tecavüz teşkil eden kullanımın önlenmesini ihtar eden 15/04/2006 tarihli ihtarnameye davalı tarafından herhangi bir cevap verilmediğini, davalının ticaret unvanını markasal olarak kullandığını, bu durumda ticaret unvanının kullanımından bahsedilemeyeceğini, yani Natürsan ibaresinin salt ticaret unvanı olarak kullanımının söz konusu olmadığını, davalı şirketin faaliyet alanıyla müvekkilerinin faaliyet alanı ve markanın
./...
2010/3048
2012/2583
S2
tescil edildiği sınıfların aynı olduğunu; bu durumda gerek iltibas gerek müvekkileri ile davalı arasında bir bağlantı bulunduğu ihtimalinin müşteriler nezdinde söz konusu olabileceğini ileri sürerek, müvekkillerinin marka ve ticaret unvanına vaki tecavüzün tespitini, durdurulmasını, Natürsan ibaresinin davalı ticaret unvanından terkinini, ayrıca davalı şirketin tabelalarından, her türlü belge ve dokümanlarından, kaşe ve diğer tanıtımın materyallerinden çıkartılmasını, silinmesini, gerekiyorsa imhasını; davalıya ait internet sitesinden Natürsan ibaresinin çıkartılmasını, internet sitesindeki her türlü reklam ve tanıtım faaliyetlerinin durdurulmasını, hükmün ilanını dava ve talep etmiştir.
Davalı ve karşı davacı vekili, müvekkilinin şirketin her türlü bitkisel yağ, gıda takviyesi, vitamin, kozmetik, esans, uçucu yağ, krem ve preparat karışımı hazırlama, temizlik maddesi, deterjan ve katkı maddeleri, gıda ve gıda katkı maddeleri, kuruyemiş, lokum imalat, alım-satım, dağıtım, pazarlama, ithalat ve ihracat alanında faaliyette bulunduğunu, müvekkilinin satış ve hizmeti verdiği ürünlerde "Naturfoods" ve "Naturoil" markalarını kullandığını, Naturoil markasının 09/09/2004 tarih ve 2004/28939 numarası tahtında 3. sınıfta tescilli olduğunu, Naturfoods markası için 22/11/2005 tarihinde 2005/50015 numarasıyla başvuruda bulunduğunu, henüz tescilin yapılmadığını; dolayısıyla Natürsan markasının müvekkili tarafından kullanılmadığını, müvekkilinin hiçbir şekilde ürünlerinde ve hizmetlerinde Natürsan ibaresini marka olarak kullanmadığını, müvekkiline ait internet sitesinde de bu türk bir kullanımın bulunmadığını; bu sitenin hazırlanış aşamasında yanlışlıkla müvekkilinin ticaret unvanında yer alan Natürsan ibaresinin ön plana çıkartıldığını; ancak sonradan bu yanlışlığın düzeltildiğini, ticaret unvanının markasal kullanımının söz konusu olmadığını, sadece üretici şirket hakkında bilgi verilmesi amacıyla ürünlerde müvekkilinin ticaret unvanının yazıldığını; marka sahibini, Arifoğlu Ltd. Şti. olduğunu, dolayısıyla 2 numaralı davacı yönünden davacı sıfatı yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini savunmuş karşı davada ise davacı Natürsan A.Ş.'nin de müvekkili şirketin ticaret unvanını kullanmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin 10/10/2003, davalı Natürsan A.Ş.'nin ise 26/03/2004 tarihinde tescil edildiğini iddia ederek, davalı Natürsan A.Ş.'nin ticaret unvanın sicilden terkinine ve hüküm özetinin ilanına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, TTK.nun 52. maddesine göre usulen tescil ve ilan edilen ticaret unvanını kullanmak hakkının münhasıran sahibine ait olduğu, her ne kadar Natürsan ibareli markaların % 50'sini 16/10/2006 tarihli devir sözleşmesiyle alan davacı Natürsan Doğal Ürünler San. Tic. A.Ş.'nin ticaret sicili tescili davalının ticaret unvanı tescilinden sonra ise de; Natürsan ibaresini taşıyan markaların TPE nezdindeki tescilli olduğu ve korumasının 01/06/2001 tarihinde başladığı ve bu tarihten çok sonraki tarihte davalının ticaret sicil tescilinin olduğu, davalının, davacı yanın tescilli Natürsan markasının birebir ve aynı ve benzer sınıf ürünler yönünden markasal olarak kullandığı, bu halde de Natürsan ibaresinin tescil ile kurucu hak sahibi olan davacı yanın markasına gerek fiili kullanım, gerekse de ticaret unvanındaki ibareyi markasal olarak kullanmak suretiyle tecavüzde bulunduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, karşı davanın ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı-karşı davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
./...
2010/3048
2012/2583
S3
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı-karşı davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı- karşı davalı Arif Baharat ve Gıda San.ve Tic. A.Ş.'ye verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 23.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
21,15 H
17,15 PH
04,00 BK
06/03/2012 HŞ
11. Hukuk Dairesi, 2010/1454 E., 2010/2323 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Davacı şirket TTK’nun 52 nci ve 54 ncü maddesine dayanarak davalının unvanının terkinini ve hükmün ilanını isteme hakkını haiz olup, haksız rekabet olgusuna dayanarak TTK’nun 58 nci madde hükümlerinde yazılı istemlerde bulunamaz.
11. Hukuk Dairesi 2010/1454 E. , 2010/2323 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.02.2008 tarih ve 2006/285-2008/42 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillerinden ... adına 1987 yılında tescil edilip, yenilenen “EFOR” markasının diğer davacı şirkete lisans yolu ile kullandırdığını, şirketin 1995 yılında kurulduğunu, 1976 yılından beri, “EFOR CREATİON” adıyla tekstil sektöründe yer aldığını, mağazalar açtığını, davalının unvanında bu markayı kullanarak müvekkilinin ticari itibarına ve markanın ayırt edici karakterine zarar verdiğini, iltibas yarattığını, haksız rekabet yaptığını, haksız yarar sağladığını ihtarnameye rağmen davalının haksız rekabet ve markaya tecavüz eylemlerine devam ettiğini ileri sürerek, davalının haksız rekabetinin ve markaya tecavüzünün tespitine, önlenmesine, davalının unvanından ticari evraklarından, işlerinden ve tanıtım vasıtalarından “EFOR” kelimesinin silinmesine, hükmün ilanına, şimdilik 5.000,00 YTL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin faaliyet alanının farklı olduğunu, kimyasal boyama ve yıkama işi yaptığını, gelen ürünlerin üzerinde Efor markası da olabildiğini, 2003 yılında unvanını marka olarak tescil ettirdiğini, davacının 25 nci, davalının 37 nci ve 40 ncı sınıflarda tescilli olduğunu, iltibas oluşmayacağını, markanın tescil ettirdiği şekilde kullanıldığını, yazılışları ve ayırt edici ekler itibariyle farklılık bulunduğunu, tescilli markasını kullanmasının başka bir markaya tecavüz oluşturmadığını, tazminata neden bir eylemi olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının “Efor Tekstil Yıkama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi” ibaresinin hem unvan hem marka olarak tescilli olduğu, davalının fiili kullanımının başlangıcı belirlenememiş ise de, tescil edildiği gibi kullanımını gerçekleştirdiği, haksız rekabet ve markaya tecavüz oluşturmadığı, tazminat da istenemeyeceği, davacının unvan terkin talebinin de bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalının, davacı unvanına ve markasına tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespitine, önlenmesine, markayı oluşturan ibarelerin davalı unvanından silinmesine, tazminatına ve diğer fer’i istemlere ilişkindir.
Davacı yan, davalının kendisinden sonra tescil ettirdiği unvanında yer alan ve daha sonra da marka olarak tescil ettirilen "Efor" ibaresinin davalı tarafından tescilinin unvana ve markaya tecavüz olduğunu ileri sürmüş olup, davacının unvanını ve markasını tescil ettirdiğinin aksine olarak sadece “Efor” ibaresini öne çıkarttığına dair bir iddiada bulunmamış ve delil sunmamıştır. Tarafların, bilirkişinin ve mahkemenin kabulü de bu yöndedir. Davalının unvanının ve markasının tescil edildiği amaca uygun kullanımı davacı markasına tecavüz oluşturmaz. Davacı yan, davalı markasının iltibas nedeniyle hükümsüzlüğünü de talep etmemiştir. Temyiz dilekçesine ekli internet çıktılarında “Efor Tekstil Yıkama” başlıklı tanıtım sayfasında davalı “EFOR” ibaresini büyük harflerle yazıp öne çıkartmış ise de, bu delil davalının iştigal konularının tekstil alanında davacı ile aynı olduğuna yönelik olarak temyize eklenmiş olup, unvana tecavüz oluştuğu bu delil ile de ileri sürülmüştür. Bu delile markaya tecavüz kapsamında dayanılmadığı gibi, aksi düşünülse dahi yargılamada varlığı iddia edilmeyen ve dayanılmayan bir delile temyizde ilk kez dayanılmasına da hukuki geçerlilik tanınamaz. Mahkemeye sunulmayan ve iddia kapsamı dışında olan delilin mahkemece değerlendirilmediğinden söz etmeye olanak yoktur. Bu açıklamaları ve dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Mahkemece, davacının unvan terkin talebinin bulunmadığı, tarafların iştigal alanlarının da farklı olduğu gerekçesiyle unvan terkinine karar verilmemiştir. Oysa, dava dilekçesinde davacı, unvanın içindeki “EFOR ibaresini terkinini talep ettiği gibi, davalının dosyada mevcut anasözleşmesinin 3 ncü maddesine kumaş dahil tekstil ürünlerinden her ürünün imalatı, alımı, satımı, ihracı ile mağaza ve satış yerleri açmak; dahil davalının faaliyetlerinden bazıları olarak sıralanmıştır.
Davacının anasözleşmesinin 3/18 nci maddesinde ise, her nevi tabii ve yapay ipek ve iplik ile bunlardan dokunmuş her cins tekstil sanayi ürünleri ve giyim eşyası ile mamul ve yarı mamul konfeksiyon sanayi ürünleri havlu, bornoz, örtü ve benzeri beyaz ürünleri ticareti de sayılmış olmakla tarafların faaliyet alanlarının bir bölümünün aynı yada benzer olduğu anlaşılmaktadır. Davalı unvanının tescil tarihi ve kullanıma başladığı tarihin saptanamadığını bildiren bilirkişi görüşüne itibar edilmiş ise de, davalının unvanını tescil tarihi dosya kapsamına göre 30.11.2004 olup, davacının 1995 tarihindeki unvan tescilinden sonradır. Faaliyet alanlarının aynı olup olmadığının değerlendirilmesinde sadece fiilen yapılan işlerin değil, her iki yanın anasözleşmesi hükümlerini göz önünde bulundurulması ve şayet faaliyet alanlarının kısmen dahi ayniyet yada benzerlik bulunması halinde bu hususun unvanlar arası iltibasa neden olacağının kabulü gerekir. Tarafların marka tescil sınıflarındaki farklılık, unvana tecavüze esas alınacak incelemede nazara alınamaz. Davacı şirket TTK’nun 52 nci ve 54 ncü maddesine dayanarak davalının unvanının terkinini ve hükmün ilanını isteme hakkını haiz olup, haksız rekabet olgusuna dayanarak TTK’nun 58 nci madde hükümlerinde yazılı istemlerde bulunamaz. Yine, tescilli bir unvan terkin edildiği tarihe kadar koruma altında kalmaya devam eder. Terkinine karar verilip kesinleşinceye kadar, bir unvanın tüm geçerli hakları unvan sahibine sağlayacağı kuşkusuz olup, davalının tescilli unvanına güvenerek yaptığı dava konusu faaliyetlerin haksız rekabet oluşturmayacağı da açıktır. Davalının terkin kararının kesinleşmesinden sonra bu unvanı kullanması halinde eylemleri haksız rekabet teşkil edecektir. Davalının dava tarihine kadar oluşan eşlemleri kendi tescilli unvanının kullanımı kapsamında olması nedeniyle unvana tecavüz ve bu iddiaya dayalı tazminat talepleri davalıya ileri sürülemez.
O halde, mahkemece, bu gerekçelerle davacının unvan terkini ve hükmün ilanı istemleri dışında kalan istemlerin reddine, terkin ve ilan isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken, terkin ve ilam isteminin de reddi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün terkin ve ilan isteminin reddi bölümünün davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Genel
Ünlü moda tasarımcısı Pelin’in “ELYSIAN” markasıyla tescilli lüks çantalarını, rakip firma olan NovaModa A.Ş.’nin “ELYSIAN DREAMS” ibaresiyle ve benzer tasarımlarla piyasaya sürmesi, marka hakkına tecavüz teşkil etmektedir. Bu durumda Pelin’in, NovaModa A.Ş.’ye karşı açacağı hukuk davasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında ileri sürebileceği taleplerle ilgili olarak;
I. Fiilin tecavüz niteliğinde olduğunun tespiti ile tecavüzün durdurulması
II. Tecavüzün giderilmesi ile maddi ve manevi zararlarının tazmin edilmesi
III. Tecavüz oluşturan ürünler ile bu ürünlerin üretiminde münhasıran kullanılan araçlara el konulması ve imhası
IV. Cumhuriyet Savcılığına şikâyette bulunulmaksızın, hukuk mahkemesi kararıyla fail hakkında doğrudan adli para cezasına hükmedilmesi
yukarıdakilerden hangileri yer alır?
A) I ve II
B) II ve IV
C) I, II ve III
D) I, III ve IV
E) II, III ve IV
Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.