6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 520

Türk Ticaret Kanunu 520. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 520- (1) Şirket, iktisap ettiği kendi payları için iktisap değerlerini karşılayan tutarda yedek akçe ayırır. Bu yedek akçeler, anılan paylar devredildikleri veya yok edildikleri takdirde iktisap değerlerini karşılayan tutarda çözülebilirler. (2) Yeniden değerleme fonu ile ilgili mevzuat uyarınca pasifte yer alan diğer fonlar, sermayeye dönüştürüldükleri ve yeniden değerlendirilen aktifler amorti edildikleri veya devredildikleri takdirde çözülebilirler. II - Şirketin isteği ile ayırdığı yedek akçe 1. Genel olarak

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

125 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2012/13542 E., 2014/3533 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
et merkezinin kapalı olduğunu, davalılardan ...'in, müvekkillerinin haberi olmadan şirketteki hissesini diğer ortak ...'a devretmek sureti ile şirket ortaklığından ayrıldığını tespit ettiklerini, bu devrin müvekkillerinin rızası olmaksızın TTK'nın 520 maddesi aykırı olarak nasıl gerçekleştirildiğinin anlaşılamadığını, devrin yapıldığı hususunun tespit edildiğini, Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan e
11. Hukuk Dairesi         2012/13542 E.  ,  2014/3533 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23/05/2012 tarih ve 2011/310-2012/125 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.02.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılardan asil ... ve vekili Av. ... ile davacılar vekili Av. ... ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, tarafların dava dışı ... ... ... İnşaat Ltd. Şti'ni birlikte kurduklarını, ...'ın % 24, ...'in % 38, ... ... % 19, ...' nun % 19 hisseye sahip olduğunu, şirket ana sözleşmesinin 23.08.2006 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığını, şirketin 03.04.2006 tarihli kat karşılığı inşaat yapım sözleşmesi ile arsa sahipleri ... ve ... ... ile anlaşmaya vardıklarını, şirketin yönetimini fiilen ...'ın yürüttüğünü, kurulduğu günden bu yana gelinen noktanın müvekkilleri için kabul edilebilir olmadığını, şirket merkezinin kapalı olduğunu, davalılardan ...'in, müvekkillerinin haberi olmadan şirketteki hissesini diğer ortak ...'a devretmek sureti ile şirket ortaklığından ayrıldığını tespit ettiklerini, bu devrin müvekkillerinin rızası olmaksızın TTK'nın 520 maddesi aykırı olarak nasıl gerçekleştirildiğinin anlaşılamadığını, devrin yapıldığı hususunun tespit edildiğini, Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edilerek sicil memurluğuna bildirildiğini öğrendiklerini, hisse devir sözleşmesinin ne şirket yönünden ne taraflar yönünden ne de müvekkilleri ve 3. şahıslar yönünden bağlayıcılığı olmadığını, noterde düzenlenmediğini, 3/4 hissenin muvafakati aranmadan pay defterine işlendiğini, TTK'nın 520. maddesinde aranan yasal şartları taşımadığını, şirketin denetimsiz bırakıldığını, satılan dairelerin bedellerinin şirkete gelir kaydedilmediğini ileri sürerek, hisse devrine esas alınan 31.03.2009 tarihli sözleşmeye istinaden ... adına kayıtlı % 38 hissenin ...'a devrinin iptaline, iptal kararının ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, davacıların bu davada hukuki menfaatlerinin olmadığını, dava konusu ile ilgili kesin hüküm bulunduğunu, davanın açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ..., davacıların işbu davayı açmakta hukuki menfaatlerinin olmadığını, hisse devrinin mahkeme kararı ile kesinleştiğini, kasıtlı olarak müvekkilinin şirketteki alacaklarına almasına engel olmak amacı ile bu davanın açıldığını, bunun hakkın kötüye kullanılması olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, limited şirketlerde pay devrinin TTK'nın 520. maddesinde düzenlendiği, davalıların kesin hükmün varlığına ilişkin itirazlarının yerinde olmadığı, davalılar arasında adi yazılı 31/03/2009 tarihli sözleşme ile ...'in şirketteki paylarını ...'a devrettiği, bu sözleşmedeki imzaların noterlikçe onanmadığı, pay devrinin pay defterine kaydedilebilmesi için, ortaklardan en az dörtte üçünün devre muvafakat etmesi ve bunların esas sermayesinin en az dörtte üçüne sahip olması gerekirken bu muvafakatin olmadığı ve devrin şirkete bildirilerek pay defterine işletilmediği, imzaları noterde tasdik ettirilmemiş adi yazılı devir sözleşmesi dayanak yapılarak ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/818 Esas sayılı dosyası üzerinden devrin gerçekleştiği, davalıların davranışlarının pay devrini şekli koşullara bağlayan ve emredici nitelik taşıyan TTK'nın 520. maddesine tamamen aykırı olduğu, davacıların şirket ortağı olarak dava açmakta hukuki yararlarının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,05 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan ayrı ayrı alınmasına, 25.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2012/7893 E., 2013/9409 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
Davalılar vekili, TTK 520. maddesine göre, bir payın devrinin, şirket hakkında ancak şirkete bildirilmek ve pay defterine kaydedilmek şartıyla hüküm ifade edeceği, devir hususunun pay defterine kaydedilebilmesi için, de ortaklardan en az dörtte üçünün devre muvafakat etmesi v
11. Hukuk Dairesi         2012/7893 E.  ,  2013/9409 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/10/2011 tarih ve 2010/369-2011/734 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalı ... ve ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalılardan ODET Ortadoğu Özel Eğitim Tesisleri Ticaret Limited Şirketi'nin hissedarı olan diğer davalıların ayrı ayrı hisselerinin 400.00 TL'lik kısmını müvekkiline noterde düzenlenen hisse devri sözleşmesi ile devrettiklerini, devir bedellerinin ödendiğini, hisse devirlerinin davalı şirkete bildirildiğini ve pay defterine kayıtlarının talep edildiğini ancak davalı şirketin bundan imtina ettiğini, bu nedenle davalı ortaklara ihtar çekildiğini, davalı ortaklarında, ortaklar kurulunun devre muvafakat etmediğini cevaben bildirdiklerini, oysa müvekkilinin dava konusu hisseleri hukuka uygun olarak devraldığını, davalı şirketin devre muvafakat etmemesinde haklı bir gerekçe bulunmadığını davalı ortakların da devre muvafakat etmemesinin kötü niyetlerini gösterdiğini ileri sürerek öncelikle davalı şirket ortaklar kurulu kararının yok sayılarak müvekkilinin sahip olduğu hisselerin tescil ve ilanını , bu talebin reddi halinde ise fazlaya ilişkin ve diğer her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 21.06.2005 tarihinde davalı ...'dan devralmış olduğunu 2.500,00 TL'lik toplam hisseden 400,00 TL ve aynı tarihte davalı ...'dan devralmış olduğu 2.500,00 TL'lik toplam hisseden 400,00 TL nominal değerli hisselerin dava tarihi itibariyle rayiç değerleri ile hisse devir tarihlerinden itibaren ödenmeyen kar paylarının, hisse bedellerinin dava tarihinden itibaren, kar paylarının tahakkuk ettikleri tarihlerden itibaren işleyecek avans faizleri ile birlikte davalılar ... ve ...'dan devrettikleri hisseleri oranında tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, TTK 520. maddesine göre, bir payın devrinin, şirket hakkında ancak şirkete bildirilmek ve pay defterine kaydedilmek şartıyla hüküm ifade edeceği, devir hususunun pay defterine kaydedilebilmesi için, de ortaklardan en az dörtte üçünün devre muvafakat etmesi ve bunların esas sermayesinin en az dörtte üçüne sahip olmasının şart olduğunu, ancak ortaklar kurulunun devre muvafakat etmediğini ve bu kararın oy birliği ile alındığını, davacının hisse devir tarihinde şirket müdürü olarak çalıştığını, devrin şirkete karşı geçerli olabilmesi için TTK'nın 520. maddesindeki şartların gerçekleşmesinin gerektiğini bildiğini, hisse devri bedeli olarak ödeme yapılmadığını, davacının ihtarı sonrası hisse devri bedeli olarak kararlaştırılan miktarın davacıya ödenmesinin istendiğini ancak davacının bu ödemeyi kabul etmediğini, bu nedenle müvekkili ortakların tevdii mahali tayini kararı alarak bu yere ödeme yaptıklarını, bu ödemenin nezaket ödemesi olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davacının, müvekkili şirketteki müdürlük görevine son verildikten sonra böyle bir talepte bulunmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; TTK'nın 520. maddesinde düzenlenen hisse devrinin şirketin sermaye ve sayısal olarak ortaklardan en az 3/4'nün muvafakati ile pay defterine kaydedilmiş olması gerektiği halde bu yasal zorunluluğun gerçekleştirilmediği, davacının davalı şirkette daha önce müdür olarak çalıştığı, 18/02/2009 tarihli ortaklar kurulu kararı ile müdürlük görevine son verildiği, buna rağmen davacının 28/09/2009 tarihli ihtarname ile talepte bulunduğu ve 26/01/2010 tarihinde işbu davayı açtığı, davalı şirkette müdür olarak görev yapan davacının TTK'nın 520. Maddesinde düzenlenmiş olan hisse devir prosedürünü bilmesi gerektiği halde gecikmeli olarak talepte bulunmasının MK'nın 2. maddesi ile düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olduğu, davacının ortaklık sıfatını iktisap etmediği gerekçesiyle pay defterine ve ticaret siciline ortak olarak tescili, hisselerin bugünkü rayiç değerleri üzerinden uğranılan zarar ve devir tarihinden itibaren mahrum kalınan kar paylarının avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline ilişkin taleplerinin reddine, hisse bedellerinin Vakıfbank Kavacık şubesinin ... Sulh Hukuk Mahkemesine ait 007263875466 müşteri nolu hesabına ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/259 ve 2009/260 D.İŞ sayılı dosyalardaki 01/12/2009 tarihli tevdi mahalli tayini kararları gereğince; davalılar tarafından yatırıldığından davalı ... tarafından yatırılan 400,00 TL'nin ilgili hesaptan davacıya ödenmesine ve hisse devir sözleşmesi tarihi olan 21/06/2005'den tevdi mahalline paranın yatırılma tarihi olan 07/12/2009 tarihine kadar 400,00 TL'ye işleyecek avans faizinin davalı ...'dan, yine davalı ... tarafından yatırılan 400,00 TL'nin ilgili hesaptan davacıya ödenmesine ve hisse devir sözleşmesi tarihi olan 21/06/2005'den tevdi mahalline paranın yatırılma tarihi olan 07/12/2009 tarihine kadar 400,00 TL'ye işleyecek avans faizinin davalı ...'dan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili ve katılma yolu ile davalı ... ve ... vekili temyiz etmiştir. 1- Davalılar ... ve ... vekili tarafından verilen temyiz dilekçesinin, temyiz defterine kaydedilmediği gibi temyiz harcında yatırılmadığı anlaşılmakla usulünce yapılmış temyiz istemi bulunmadığından davalılar vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 3- Davacı 21.06.2005 tarihinde noterde düzenlenen senetle satın aldığı hisselerin pay defterine kaydı ile ticaret siciline kayıt ve tescilini talep etmiş, mahkemece davacının bu talebi, hisse devri konusunda ortaklar kurulu kararının olmaması ve pay defterine kayıt işleminin yapılmamış olması nedeniyle reddedilmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan TTK'nın 520'nci maddesinde gösterilen hisse devri şartlarının usulünce gerçekleşmemesi nedeniyle, davacının ortaklığının tespitine karar verilmemesi doğru ise de geçersiz sözleşmeler nedeniyle, Yargıtay'ın yerleşik kararları gereğince, ödenen paranın güncellenmiş değerinin tahsiline karar verilmesi gerektiğinden ve davacı, ortaklığının tescili talebi kabul edilmediği takdirde hisselerin dava tarihindeki rayiç bedelini talep etmiş olduğundan, davacının ödemiş olduğu meblağın dava tarihindeki güncellenmiş değeri ve ayrıca rayiç değeri tespit edilerek HUMK 74. maddesi de gözetilerek talebi aşmamak koşuluyla bir karar vermek gerekirken sadece davacının ödediği paranın tahsiline karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar ... ve ... vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, alınmadığı anlaşılan 90,00 TL temyiz başvuru harcı ile 24,30 TL temyiz ilam harcının davalı ... ve ...'dan alınmasına, 08.05.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Davacı, Limited Şirket hisse devrine ortaklar kurulunca onay verilmemesi nedeniyle uğranılan zararın tahsiline ilişkindir. Limited Şirket hisse devir sözleşmesinin hüküm ve sonuçları, onay öncesinde, devreden ve devralan arasındaki ilişki bakımından bir askı dönemi ortaya çıkarmaktadır. Ortaklar kurulunun ret kararının sonucu ise o ana kadar askıda olan sözleşmenin artık hüküm doğurmayacağının anlaşılmasıdır. Ret kararı sonucu ortak sıfatında değişiklik olmaz ve devredenin ortak sıfatı devam eder. Diğer bir ifadeyle ret kararı ile birlikte, devralanın ve devredenin amaçladıkları değişim gerçekleşmez. Ret kararı ile birlikte devir işlemi hükümsüz hale gelir, taraflar arasındaki askı durumu sona erer ve devralanın ortak sıfatını edineceği yönündeki bekleme hakkı ortadan kalkar. Ayrıca, ret kararının sonuçları kanunda düzenlenmemiştir. Bu sebeple, özellikle, taraflar arasında hangi sonuçların doğacağı konusu, öncelikle devralan ile devreden arasındaki sözleşmeye bağlıdır. Sözleşmede özel düzenleme yoksa, onay verilmemesi sonraki imkansızlık olarak nitelendirilir ve buna göre doğuracağı sonuçlar belirlenir. Zira taraflar devir işlemini ortak sıfatının devrini amaçlayarak icra ederler. Ortaklık onay vermediğinden, devredenin sözleşmenin kendisine yüklediği yükümlülükleri yerine getirme imkanı ortadan kalkar. Bu durumda devredenin ortak sıfatını devralana gecirme borcu BK m. 117'ye uygun biçimde sonlanır. Devredenin ediminin kusuru olmaksızın imkansızlaşması halinde, sözleşme geçmişe etkili olarak sona erer. Devredenin borcunun imkansızlaşması, devralanın da karşı edimini kendiliğinden ortadan kaldırır. (BK m. 117/2). İmkansızlık tarafların birinin kusuru ile ortaya çıkmadığı taktirde herhangi bir tazminat talebi de doğurmaz. Bu ihtimalde özellikle devralan karşı edimi yerine getirdiği taktirde sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulama alanı bulur. Ancak imkansızlığa taraflardan biri askı dönemindeki davranışları ile sebebiyet vermişse sonuç değişir. Özellikle devredenin onay kararı alınamamasında kusurlu olması halinde, bundan dolayı sorumluluğundan bahsedilecektir. Örneğin devreden bizzat olumsuz oy kullanarak veya diğer ortakların ret yönünde oy kullanmalarını sağlayarak buna sebep olabilir. Bu durumda imkansızlık kusurlu olduğundan, imkansızlığa ilişkin BK m.117 (yeni TBK m. 136) değil, borcun ifa edilmemesine ilişkin BK m. 96 vd. (yeni TBK m. 112) hükümleri uygulama alanı bulacaktır (Dr. Ertam Demirkapı Limited ortaklıkta payın devri s.347-353) Tazminat sorumluluğu kusurla bağlantılıdır. Kısaca ret kararı ile birlikte devir işlemi hükümsüz olmakla, davacı artık ifadaki menfaatini değil, akde güvenmesi yüzünden uğradığı zararının (menfi zararının) tazmini istiyebilir. Bu nedenle yukarıda belirtilen hususların tartışılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir iken buna olanak vermeyen müspet zararın tazminine yönelik çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
11. Hukuk Dairesi, 2010/15434 E., 2012/19624 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
ve diğer ortak tarafından imzalanıp 25.06.2009 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığını, hisse devrinin kabulüne dair bu kararın TTK'nun 520 maddesine aykırı olduğunu ileri sürerek, davalı ...
11. Hukuk Dairesi         2010/15434 E.  ,  2012/19624 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/07/2010 tarih ve 2009/282-2010/307 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı ... vekili ve dahili davalı ... vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 30/11/2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalılardan asil ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı Esen Su San ve Tic Ltd Şti’nin ortağı olup, davalı ... ile şirketteki hisselerinin devri konusunda Bahçe Noterliği'nde 10.03.2004 tarihinde düzenlenen hisse devir senedine istinaden müvekkilinin katılımı olmadan 11.06.2009 tarihinde diğer ortak ile ortaklar kurul toplantısı yaparak müvekkilinin 3920 adet hissesinin davalı ...’a devrine muvafakat edilmesi ve keyfiyetinin pay defterine işlenmesine dair karar alındığını, bu kararın davalı ... ve diğer ortak tarafından imzalanıp 25.06.2009 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığını, hisse devrinin kabulüne dair bu kararın TTK'nun 520 maddesine aykırı olduğunu ileri sürerek, davalı ... adına tescil ve ilan edilen 3920 hissenin iptali ile bu hissenin davacı ... adına ticaret siciline tescil ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, davacının kötüniyetli olarak hisse devir işlemlerini yapmaktan kaçındığını, dava konusu ortaklar kurulu kararının TTK’nun 520/2. maddesinde belirtilen nisaplara uygun olduğunu, hisse satışı yapan ortağın hisse devir sözleşmesinde iradesini açıklamış olması karşısında sonradan ortaklar kurulu kararına katılması zorunluluğu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Dahili davalı ... vekili, davanın reddini istemiştir. Dahili davalı Esensu San ve Tic. Ltd. Şti. vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nun 520. maddesine göre pay devrinin ancak şirkete bildirilmek ve pay defterine kaydedilmek şartı ile hüküm ifade edeceği, pay devrinin pay defterine kaydedilmesi için de ortaklardan en az ¾’ nün devre muvafakat etmesi ve bunların esas sermayenin ¾’ ne sahip olması gerektiği, somut olayda hisse devir onayına ilişkin ortaklar kurulu kararının 80 hisse ve 2.000,00 TL sermaye sahibi ... ile 3920 hisse ve 98.000,00 TL sermaye sahibi davacı ortak yerine hisseyi devir alan ...’ın katılımı ile alındığı, ... adına yasaya uygun olarak şirketin pay defterine kaydedilen ve tescil edilmiş, geçerli bir şirket hissesi bulunmadığından 11.06.2009 tarihli ortaklar kurulu kararının yasaya aykırı ve geçersiz olduğu, kararın hisse devri yapan ... ile diğer ortak tarafından alınması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile Esensu San.ve Tic. Ltd. Şti.’nin davalı ... adına 18.06.2009 tarihinde tescil edilen 98.000,00 TL bedelli 3920 adet hissenin iptali ile bu hissenin davacı adına tescil ve ilanına karar verilmiştir. Kararı, davalı ... vekili ve dahili davalı ... vekili temyiz etmiştir. Dava, limited şirket hisse devrinin iptali istemine ilişkindir. TTK’nun emredici mahiyette bulunan 520'nci maddesi hükmüne göre pay devrine ilişkin sözleşmenin noterde düzenlenmesi, devrin esas sermayenin en az ¾’üne sahip pay sahiplerinin ¾’nün muvafakatı ile tasdiki ve bunun pay defterine işlenmesi gerekir. Somut uyuşmazlıkta devir sözleşmesinin noterde düzenlendiği hususu uyuşmazlık konusu değildir. Muvafakatın varlığına gelince şirkette %98 pay sahibi olan davacı payını davalı ...’e sattığına göre devre olan muvafakatının varlığının kabulü gerekir. Şirketin o tarihteki diğer ortağı ... da devre muvafakat ettiğine göre artık bu koşulun da gerçekleştiği kabul edilmelidir. Devrin pay defterine işlendiği de uyuşmazlık konusu değildir. Davalı ...’e noterde payını devreden davacının 5 yıl sonra böyle bir davayı açması MK’nun 2. maddesi ile de bağdaşmaz. Bu itibarla İsmail’e karşı açılan davanın reddi gerekirken kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. Diğer davalı ... yönünden yapılan temyiz incelemesine gelince, usul hukukumuzda zorunlu dava arkadaşlığı dışında dahili dava müessesesi bulunmayıp dahili dava edilen ... hakkında usulüne uygun dava açılmadığı dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle anılan davalı yönünden de bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar ... ve ... vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan davalılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2010/10178 E., 2012/5401 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, limited şirket hisse devrinin TTK’nun 520. maddesinde belirtilen şekilde yapılmadığı, bu nedenle geçersiz sözleşmeye dayalı cezai şart isteminin de yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2010/10178 E.  ,  2012/5401 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Konya 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20.04.2010 tarih ve 2009/334 - 2010/105 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalılar ile birlikte dava dışı limited şirketin ortağı iken hisselerinin tamamını davalılara devrederek ortaklıktan ayrıldığını, taraflar arasında yapılan devir sözleşmesine göre şirket adresinin diğer ortaklar tarafından değiştirileceğinin taahhüt edildiğini, ancak davalıların şirket adresini değiştirmemiş olmaları nedeniyle şirket alacaklılarının müvekkiline ait işyerinde haciz uygulaması yaptıklarını, müvekkilinin şirketin borçlarını ödemek zorunda kaldığını, davalıların sözleşmeye aykırı hareket etmeleri nedeniyle sözleşmede belirlenen cezai şarttan sorumlu olduklarını ileri sürerek, 20.000,00 TL’nın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekilleri, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, limited şirket hisse devrinin TTK’nun 520. maddesinde belirtilen şekilde yapılmadığı, bu nedenle geçersiz sözleşmeye dayalı cezai şart isteminin de yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, sözleşmeye aykırılık iddiasına dayalı cezai şart istemine ilişkindir. Somut olayda, taraflar arasında limited şirket hisse devri vaadi ve buna bağlı bir kısım edimler ile bu edimlerin yerine getirilmemesi durumunda cezai şart öngören 01.01.2009 tarihli adi yazılı sözleşme düzenlenmiş olup,mahkemece, bu sözleşmenin TTK'nun 520/5. maddesine göre noterce tasdik edilmediği dolayısı ile TTK’nun 520/5. maddesine göre düzenlenmeyen geçersiz bu sözleşmeye dayalı olarak cezai şart istenemeyeceğinin kabulü ile yazılı şekilde karar verilmiştir. Ancak, TTK’nun 520/5. maddesinde limited şirket hisse devri veya devir vaadi hakkındaki sözleşmenin yazılı şekilde yapılmış ve imzası noterce tasdik ettirilmiş olmadıkça ilgililer arasında dahi, hüküm ifade etmeyeceği düzenlenmiş ise de, taraflar devir vaadi niteliğindeki bu ön sözleşme yapıldıktan sonra buna dayalı olarak TTK'nun 520. maddesine uygun bir şekilde hisse devrini gerçekleştirmişlerdir. Bu durumda, hisse devir vaadine ilişkin ön sözleşme taraflarca benimsenip usulüne uygun hisse devri yapıldıktan sonra bu sözleşmenin geçersiz olduğunun ileri sürülmesi TMK’nun 2. maddesine aykırılık teşkil etmektedir. Bu itibarla, mahkemece, geçersiz olan bu sözleşmeye dayalı olarak davacı tarafından hisse devri ediminin usulüne uygun olarak yerine getirildiği gözetilerek anılan sözleşmedeki cezai şartın istenebileceğinin kabulü ile taraflar arasında düzenlenen bu sözleşmenin buna göre değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2013/11162 E., 2014/304 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Mahkemece, tüm dosya kapsamı, alınan bilirkişi raporuna göre, limited şirket hisselerinin noterlik nezdinde şekil şartlarına uygun olarak 28.08.1997 tarihinde devredildiği, şirket ortaklarınca aynı gün ve aynı yönde karar alındığı, TTK'nın 520.maddesi uyarınca geçerli bir hisse devir işleminin yapıldığı, ortakların bu devre muvafakat ettiği, hisse devrinin iptali istemlerinin Borçlar Kanunu 125.ma
11. Hukuk Dairesi         2013/11162 E.  ,  2014/304 K. * LİMİTED ŞİRKETTE PAY DEVRİ * MİRASÇILAR ARASINDA ZAMANAŞIMININ İŞLEMEMESİ * MUVAZAA * BORÇLAR KANUNU(MÜLGA) (818) Madde 125 * TÜRK TİCARET KANUNU(MÜLGA) (6762) Madde 520 * TÜRK TİCARET KANUNU (6102) Madde 595 "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen davada Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07/03/2013 tarih ve 2007/335-2013/108 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davacının müteveffa eşi M.. S..'a ait S..T.. Ltd. Şti. hisselerinin davalılar S.. M.. ve M.. S..'a devrine ilişkin işlemin, kendisini miras hissesinden mahrum bırakma amacıyla yapıldığını iddia ederek 1997 yılında yapılan hisse devir işleminin iptalini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davacı eşin müteveffayı vefatından önce terk ettiğini ve ayrı yaşadıklarını, dava konusu hisse devir işleminin usulüne uygun yapıldığını, devir sözleşmesinin noterlikçe tasdik edildiğini ve Ticaret Sicil Gazetesi'nin 10.01.1998 tarihli nüshasında yayınlandığını, devre ilişkin tüm ortaklarca karar alındığını ve devrin pay defterine işlendiğini savunarak devir işleminden 10 sene sonra açılan davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, tüm dosya kapsamı, alınan bilirkişi raporuna göre, limited şirket hisselerinin noterlik nezdinde şekil şartlarına uygun olarak 28.08.1997 tarihinde devredildiği, şirket ortaklarınca aynı gün ve aynı yönde karar alındığı, TTK'nın 520.maddesi uyarınca geçerli bir hisse devir işleminin yapıldığı, ortakların bu devre muvafakat ettiği, hisse devrinin iptali istemlerinin Borçlar Kanunu 125.maddesi uyarınca 10 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğu, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin de dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Davacı, murisi ve S..T..'in ortaklarından olan M.. S..ın 13.06.2007 tarihindeki ölümünden sonra 26.10.2007 tarihinde açtığı işbu davada; mirasçılık sıfatı nedeniyle hem müteveffanın sağlığında davalılara yaptığı hisse devir işleminin şekil şartına aykırılık nedeniyle geçersizliğini hem de geçerli bir pay satışı olmadığını, davacıyı miras hissesinden mahrum bırakmak için satış gibi gösterildiğini, muvazaa nedeniyle devrin geçersiz olduğunu ileri sürmüş olup, davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğu tartışmasızdır. Mahkemece alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, şekil şartına uygun olarak noterde devrin yapıldığı ve devre ortaklar kurulunun muvafakat ettiği belirtilerek TTK'nın 520. maddesi uyarınca geçerli devir işlemi bulunduğu ancak Borçlar Kanunu'nun 125. maddesine göre 10 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa; devir ve dava tarihinde yürürlükte bulunan TTK'nın 520. maddesine göre, yukarıda belirtilen işlemlerden başka devir işleminin geçerli olması için bir de ayrıca pay defterine kaydı gerekmektedir. Limited şirketlerde pay devrinin geçerliliği için belirtilen bu üç aşamanın yerine getirilmesi zorunludur. Bunlardan birinin eksik olması halinde devir işlemi geçersiz ve yok hükmündedir ve bu iddia zamanaşımına tabi değildir. Mahkemece bu hususlar nazara alınmamış, ayrıca 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun hükümleri ile karar tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 595. maddesi hükümleri de nazara alınarak somut olaya uygulanırlığı tartışılıp değerlendirilmeksizin karar verilmesi doğru olmamıştır. Öte yandan; davacı, miras hissesinden mahrum bırakılmak amacıyla muvazaalı devir yapıldığını da iddia etmiş, bu iddia değerlendirilip deliller toplanmamış olup, mirasçılar arasında zaman aşımı sürelerinin işlemeyeceği ve muvazaa nedeniyle iptal davasının zaman aşımına tabi olmadığı gözetilmeksizin yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08/01/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.