6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 573

Türk Ticaret Kanunu 573. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 573- (1) Limited şirket, bir veya daha çok gerçek veya tüzel kişi tarafından bir ticaret unvanı altında kurulur; esas sermayesi belirli olup, bu sermaye esas sermaye paylarının toplamından oluşur. (2) Ortaklar, şirket borçlarından sorumlu olmayıp, sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdürler. (3) Limited şirket, kanunen yasak olmayan her türlü ekonomik amaç ve konu için kurulabilir. B) Ortakların sayısı

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

13 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2012/13132 E., 2014/3665 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varÇORLU 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Ancak, karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 573/1. maddesi uyarınca limited şirketlerin tek ortaklı olarak da tüzel kişiliğini ve ticari hayatlarını sürdürmeleri mümkün hale gelmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2012/13132 E.  ,  2014/3665 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ÇORLU 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/05/2012 NUMARASI : 2011/94-2012/331 Taraflar arasında görülen davada Çorlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08.05.2012 tarih ve 2011/94-2012/331 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.02.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. H. T. ile davalılar vekili Av. S. Ö. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllardır maden üretim ve işletmeciliği işi ile iştigal ettiğini, iştigal sahası aynı olan madencilik faaliyetini gerçekleştirmek amacıyla davalılardan İ.. S.. ile bir ön sözleşme yaptıklarını ve karşılıklı edim ve taahhütlerini belirledikten sonra her biri %50 hisseye sahip olmak üzere A.. Ş..'ni 07/01/2010 tarihinde kurarak Ç. Ticaret Sicil Memurluğu'nda tescil ettirdiklerini, ayrıca müvekkili ile davalının söz konusu şirketin üretimini pazarlamak amacıyla A. Hafriyat Nak. Ltd. Şti.'ni 19/01/2010 tarihinde kurarak Çorlu Ticaret Sicil Memurluğu'nda tescil ettirdiklerini, müvekkilinin gerek ön sözleşme ve gerekse ana sözleşme gereği edimlerini yerine getirdiğini, ancak davalının hiçbir yükümlülüğünü yerine getirmediğini, kendi adına kazandırıcı, şirket adına ve dolayısıyla müvekkilinin zararına olan işlem ve eylemlerde bulunduğunu, tüm uyarı ve ihtarlara rağmen buna devam ettiğini ileri sürerek, şirket ortaklarının birbirlerine karşı güveni kalmadığından ve bu şartlar altında şirketin devamının mümkün olmaması nedeniyle haklı nedenlerin varlığının kabulü ile A.. Ş..'nin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, şirket kurmaya dair ön sözleşmeye dayanarak, şirketin feshine ilişkin taleplerde bulunulamayacağını, esasen davacının ön sözleşmede taahhüt ettiği hiçbir edimini yerine getirmediğini, şirketin kuruluşundan bu yana ortaklarca atanmış tam yetkili idari müdürler tarafından yönetildiğini, harcamaların da bu müdürler eliyle yapıldığını, müvekkilinin ortak sıfatıyla şirketi temsil ve ilzam yetkisinin olmadığını, davacının ön sözleşmede belirtilen taahhütlerinden kurtulmak için haksız ve kötü niyetli olarak muaraza çıkarmakta olduğunu, davacının belirttiğinin aksine TTK madde 549/4 şartlarının dava konusu olayda gerçekleşmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davalı şirket ortakları arasında müdür ataması, şirketin temsili, şirketin işlemleri, mali ve ekonomik konularda ciddi anlaşmazlıklar bulunduğu, iki ortaklı şirkette ortaklıktan çıkmakta mümkün olmadığına göre, mevcut durum itibariyle ortaklar arasındaki ciddi anlaşmazlıkların TTK 549/4. maddesi gereğince haklı neden olarak kabul edilmesi gerektiği, ortakların, birbirlerine olan güven ve itimatlarının sarsıldığı, ortaklık ilişkisinin devamı imkanının kalmadığı gerekçesi ile davanın kabulü ile Çorlu Ticaret Sicil Memurluğu'nun 11340 sicil numarasında kayıtlı bulunan A.. Ş..'nin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak mali müşavir Ö.. Y..'ın görevlendirilmesine, tasfiye memuruna 2.000 TL ücret takdirine, tasfiye memuruna takdir olunan ücretin davacı tarafça mahkeme veznesine yatırılmasına, karar kesinleştiğinde bir suretinin Ticaret Sicil Memurluğu'na gönderilmesine karar verilmiştir. Kararı davalılar vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, davalı A.. Ş..'nin haklı nedenlerle feshine ilişkin olup davalı ortağa husumet düşmeyeceğinden davalı İ.. S.. yönünden davanın husumetten reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı A.. Ş.. vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 3- Mahkemece mevcut durum itibariyle ortaklar arasındaki ciddi anlaşmazlıkların TTK 549/4. Maddesi gereğince haklı neden olarak kabul edilmesi gerektiği, ortakların, birbirlerine olan güven ve itimatlarının sarsıldığı, ortaklık ilişkisinin devamı imkanının kalmadığı gerekçesi ile davanın kabulü ile Çorlu Ticaret Sicil Memurluğu'nun ... sicil numarasında kayıtlı bulunan A.. Ş..'nin fesih ve tasfiyesine karar verilmiştir. Ancak, karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 573/1. maddesi uyarınca limited şirketlerin tek ortaklı olarak da tüzel kişiliğini ve ticari hayatlarını sürdürmeleri mümkün hale gelmiştir. Aynı Kanun'un 636/3. maddesi hükmüne göre de haklı sebeplerin varlığında, her ortağın mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, mahkemece, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebileceği düzenlenmiştir. 6103 sayılı Türk Ticaret Kanun'un Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 3. maddesi hükmüne göre, tarafların iradelerinden bağımsız olarak, kanunla düzenlenen hukuki ilişkilere, bunlar Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş olsalar bile, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanacaktır. Bu durum karşısında, 6103 sayılı Kanunu'nun 3. ve 6102 sayılı Kanun'un 573/1. ile 636/3. maddeleri hükümleri dikkate alınarak bir değerlendirme yapılması için, davalı A.. Ş.. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı İ.. S.. vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün bu davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı A.. Ş.. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalılara iadesine, 27.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

9. Hukuk Dairesi, 2022/5610 E., 2022/6445 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... 28. Hukuk Dairesi
tam metni aç
1.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) "Limited Şirket" başlıklı altıncı kısmının "Tanım ve Kuruluş" başlıklı birinci bölümünün "Kavram" kenar başlıklı 573 üncü maddesinin ikinci fıkrası şöyledir;
9. Hukuk Dairesi         2022/5610 E.  ,  2022/6445 K. "İçtihat Metni" BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ : ... 28. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : ALACAK İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Anadolu 4. İş Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davacının hâlen davalı Şirkette kebap ustası olarak aylık net 3.150,00 TL ücret karşılığında çalıştığını ileri sürerek hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile fazla çalışma ücreti alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiş; dilekçe içeriğinde çalışma süresine ilişkin beyanda bulunmamıştır. 2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davacının 01.05.2008-11.02.2017 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesini fazla çalışma alacaklarının ve ücretinin ödenmemesi sebebiyle haklı olarak feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ücret, yıllık izin ücreti, 05.10.2016- 11.02.2017 tarihleri arasında yapılan çalışma için ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ve fazla çalışma ücreti alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Şirket vekili asıl ve birleşen davaya cevap dilekçesinde; davalının işletmeyi 06.06.2016 tarihinde devraldığını, dolayısıyla işletmeyi devredenlere davanın ihbarı gerektiğini, sözleşmenin 4 üncü maddesi uyarınca 01.06.2016 tarihinden önceki işçilik alacaklarından devredenlerin sorumlu olduğunu, davacının 01.05.2008 tarihinde işe girdiğini, işyerinde fazla çalışma olmadığını, karşılığının ödendiğini ve tatil günlerinde de çalışma yapılmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı Şahıslar vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; husumet itirazında bulunarak kendilerinin tüm hisselerini devrettiklerini, tüzel kişiliğin hâlen faal olduğunu, bu nedenle kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, pay devir sözleşmesinin iptali için ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/902 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını ve bu dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, sözleşmenin 4 üncü maddesi gereği kendilerinin 01.06.2016 tarihine kadar sorumlu olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan kanıtlara ve alınan bilirkişi raporuna dayanılarak; "... Dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. ,... Şarküteri ve Yemek Serv. San. Tic. Ltd. Şti, Tasfiye halinde Namlı Et Gıda Paz. Dağ. ve Tic. A.Ş. İle davalı şirket arasında organik bağın olduğunun dosya kapsamındaki belgelerden anlaşıldığı, Diğer davalıların davalı... Restorant Tur İşlt San Ve Tic Ltd Şti'nin eski paydaşları olduğundan pay devri sözleşmesi gereği devir öncesi tarihler için tüzel kişilik perdesinin aralanarak davalıların sorumlu tutulmaları talep edilmiş ise de; davalıların devreden işveren olmadığı, şirket ortakları oldukları, davacının davalı şahısların nezdinde çalışmadığı, davalı şirket bünyesinde çalıştığı, davacının işverenin değişmediği, davalıların şirket yetkilisi olarak limited şirketin sorumlu olduğu borçlardan sorumlu tutulmalarını gerektirecek herhangi bir sebep olmadığı anlaşıldığından birleşen dosyada davalılar yönünden husumet yokluğundan davanın reddine karar verildiği, ..." gerekçesiyle birleşen davada davalılar ..., ..., ... ve ... yönünden husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiş; asıl dava yönünden ise davacının tanıklarla ortak çalıştığı dönemler dikkate alınarak haftada 30 saat fazla çalışma yaptığı, yine duruşmada dinlenen tanık anlatımlarına göre davacının resmî bayramların tamamında, dinî bayramlarda ise 2 gün haricinde çalıştığı kabul edilerek fazla çalışma ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları hüküm altına alınmış; hafta tatili ücreti alacağı reddedilmiş; birleşen dava yönünden de davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği kabul edilerek kıdem tazminatına hükmedilmiş, 21 günlük yıllık izin alacağı olduğu kabul edilerek ücret alacağına hükmedilmiş, talep edilen döneme ilişkin ispatlanamadığı gerekçesiyle fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ve hafta tatili ücreti talepleri ise reddedilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; asıl ve birleşen dava yönünden hükmedilen vekâlet ücretlerinin hatalı olduğunu, asıl davadaki talepleri kabul edilmesine karşın asıl dava yönünden lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmediğini, fazla çalışma alacağının kısmen kabul edilmesinden dolayı karşı vekâlet ücreti çıkmaması gerektiğini, sair alacak kalemleri yönünden de kabul ve ret oranları incelendiğinde davalı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin hukuka aykırı ve yersiz olduğunu, 4857 sayılı İş Kanunu’nun (4857 sayılı Kanun) 6 ncı maddesine göre işyerinin veya bir bölümünün devri hâlinde devreden işverenin sorumluluğunun devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlarla sınırlı olduğunu, devreden işverenin devir tarihinden itibaren 2 yıl süreyle sorumluluğunun bulunduğunu ve davanın 2 yıllık yasal sürede açıldığını, kıdem tazminatını düzenleyen mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanması gerektiğini, Mahkemenin birleşen davada davalılar yönünden ret kararı vermesinin yasalara ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... Davacı vekili mahkemenin birleşen davalılar yönünden davayı reddetmesine itiraz etmiş, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 6. maddesi anlamında iş yeri devri olduğunu belirtmiş, delil olarak da birleşen dosya davalıları ..., ..., ... ve ... ile dava dışı Recep Çatalbaş arasında düzenlenen pay devir sözleşmesinin 4. Maddesine dayanılmıştır. Tüm bu deliller kapsamında olayda iş yeri devri olup olmadığı konusundaki uyuşmazlık incelenmiştir. 4857 sayılı İş Kanunun 6. Maddesinde " İşyeri veya işyerinin bir bölümü hukuki bir işleme dayalı olarak başka birine devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer." demekle birlikte bu maddede yer alan devir, iş yeri veya iş yerinin bir bölümünün başka birine devri olup( gerçek kişi tüzel kişi veya tüzel kişi gerçek kişi vb.), ortaklar arasındaki değişiklik değildir. Şöyle ki, davacının incelenen sigorta kayıtlarından da davacının tüm çalışma döneminde davalı ... Restaurant Turizim İş. San. ve Tic. Ltd. Şti. De çalıştığı görülmekle, buradaki sorunun limited şirketi ortaklarının sorumluluğu bakımından çözülmesi gerekmektedir. Buna göre, TTK 602. Maddesinde açık bir şekilde " (1) Şirket, borç ve yükümlülükleri dolayısıyla sadece malvarlığıyla sorumludur." demekte olup, emredici bu kanun hükmü karşısında şirketin borçlarından birleşen dava davalıları ..., ..., ... ve ... ın yapılan pay devir sözleşmesinde düzenlenen bir madde ile sorumluluklarının bulunduğunu kabul etmek mümkün değildir. Ayrıca Söz konusu pay devir sözleşmesi birleşen dava davalıları ..., ..., ... ve ... ile dava dışı Ramazan Kırbaç ın şirket iç ilişkilerine ilişkin olup, bunun iş yeri devri olarak nitelendirilmesi de mümkün değildir. Buna göre, davacının çalışmalarını davalı şirkette devam ettirdiği anlaşılmakta olup, davacının işvereni şirket olup, işveren sıfatı olmayan ortaklara husumet yöneltilemeyeceğinden ve gerçek kişi hakkında dava açılamayacağından davacı vekilinin bu itirazı kabul edilmemiştir. Davacı vekili vekalet ücreti bakımından itiraz etmiş, asıl dava yönünden lehine olarak vekalet ücretine hükmedilmemiş olduğunu, bilakis davalı lehine hükmedilmemesi gereken vekaletler hükmedilmiş olduğunu, birleşen dava bakımından ise gerekçeli kararda; ücret alacağının bir kısmı reddolunmuş, ugbt, hafta tatili ve fazla mesai taleplerinin tamamının reddedildiğine karar verilmiş olduğunu, ancak taleplerinin reddolunan kısmı birleşen dava bakımından davalı taraf yararına hükmedilen 422 TL vekalet ücretini kanunen haklı kılmadığını belirterek itiraz etmiş ise de, davacının asıl dava ve birleşen dava dilekçeleri ile ıslah dilekçesi kontrol edildiğinden hükmedilen vekalet ücretlerinin yerinde olduğu anlaşılmış, davacı vekilinin bu itirazı da kabul edilmemiştir. ..." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; asıl ve birleşen dava yönünden hükmedilen vekâlet ücretlerinin hatalı olduğunu, 4857 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesine göre işyerinin veya bir bölümünün devri hâlinde devreden işverenin devir tarihinden itibaren 2 yıl süreyle devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan sorumlu olduğunu, davanın 2 yıllık yasal sürede açıldığını, birleşen davada davalılar yönünden ret kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Taraflar arasında, davalı Şirketteki paylarını devreden davalı Şahısların, davacının işçilik alacaklarından sorumluluklarının bulunup bulunmadığı ve hükmedilen vekâlet ücretleri konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. 2. İlgili Hukuk 1.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) "Limited Şirket" başlıklı altıncı kısmının "Tanım ve Kuruluş" başlıklı birinci bölümünün "Kavram" kenar başlıklı 573 üncü maddesinin ikinci fıkrası şöyledir; "Ortaklar, şirket borçlarından sorumlu olmayıp, sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdürler." 2. 6102 sayılı Kanun'un "Ortakların sorumluluğu" kenar başlıklı 602 nci maddesi ise "Şirket, borç ve yükümlülükleri dolayısıyla sadece malvarlığıyla sorumludur." düzenlemesini içermektedir. 3. Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri. 3. Değerlendirme 1.Somut olayda, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile yukarıda belirtilen hükümler birlikte değerlendirildiğinde; davalı... Restaurant Turizim İş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ortakları olan davalılar ..., ..., ... ve ...'ın Şirketteki hisselerini pay devir sözleşmesi ile dava dışı Recep Çatalbaş'a devrettikleri, Şirketin ortaklık yapısında değişiklik olduğu, pay devrinin işyeri devri anlamına gelmediği ve bu nedenle 4857 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin somut olayda uygulanamayacağı anlaşılmaktadır. 6102 sayılı Kanun uyarınca limited şirket ortaklarının şirketin borçlarından sorumlulukları bulunmadığından, birleşen davada davalı Şahıslar hakkında davanın husumetten reddine karar verilmesi de isabetlidir. 2. Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre asıl ve birleşen davada hükmedilen vekâlet ücretlerinin de Tarife hükümlerine uygun olduğu anlaşıldığından, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile kararın gerekçesi dosya kapsamına uygun olup davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.05.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
9. Hukuk Dairesi, 2022/5611 E., 2022/6446 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... 28. Hukuk Dairesi
tam metni aç
1.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) "Limited Şirket" başlıklı altıncı kısmının "Tanım ve Kuruluş" başlıklı birinci bölümünün "Kavram" kenar başlıklı 573 üncü maddesinin ikinci fıkrası şöyledir;
9. Hukuk Dairesi         2022/5611 E.  ,  2022/6446 K. "İçtihat Metni" BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ : ... 28. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : ALACAK İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Anadolu 4. İş Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davacının hâlen davalı Şirkette şef garson yardımcısı olarak aylık net 2.700,00 TL ücret karşılığında çalıştığını ileri sürerek ulusal bayram ve genel tatil ile fazla çalışma ücreti alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiş; dilekçe içeriğinde çalışma süresine ilişkin beyanda bulunmamıştır. 2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davacının 01.05.2008-11.02.2017 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesini fazla çalışma alacaklarının ve ücretinin ödenmemesi sebebiyle haklı olarak feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ücret, yıllık izin ücreti, 05.10.2016- 11.02.2017 tarihleri arasında yapılan çalışma için ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ve fazla çalışma ücreti alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Şirket vekili asıl ve birleşen davaya cevap dilekçesinde; davalının işletmeyi 06.06.2016 tarihinde devraldığını, dolayısıyla işletmeyi devredenlere davanın ihbarı gerektiğini, sözleşmenin 4 üncü maddesi uyarınca 01.06.2016 tarihinden önceki işçilik alacaklarından devredenlerin sorumlu olduğunu, davacının 01.06.2014 tarihinde işe girdiğini, işyerinde fazla çalışma olmadığını, karşılığının ödendiğini ve tatil günlerinde de çalışma yapılmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı Şahıslar vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; husumet itirazında bulunarak kendilerinin tüm hisselerini devrettiklerini, tüzel kişiliğin hâlen faal olduğunu, bu nedenle kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, pay devir sözleşmesinin iptali için ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/902 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını ve bu dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, sözleşmenin 4 üncü maddesi gereği kendilerinin 01.06.2016 tarihine kadar sorumlu olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan kanıtlara ve alınan bilirkişi raporuna dayanılarak; "... Dava dışı Namlı Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. , ...Şarküteri ve Yemek Serv. San. Tic. Ltd. Şti, Tasfiye halinde Namlı Et Gıda Paz. Dağ. ve Tic. A.Ş. İle davalı şirket arasında organik bağın olduğunun dosya kapsamındaki belgelerden anlaşıldığı, Diğer davalıların davalı ...Restorant Tur İşlt San Ve Tic Ltd Şti'nin eski paydaşları olduğundan pay devri sözleşmesi gereği devir öncesi tarihler için tüzel kişilik perdesinin aralanarak davalıların sorumlu tutulmaları talep edilmiş ise de; davalıların devreden işveren olmadığı, şirket ortakları oldukları, davacının davalı şahısların nezdinde çalışmadığı, davalı şirket bünyesinde çalıştığı, davacının işverenin değişmediği, davalıların şirket yetkilisi olarak limited şirketin sorumlu olduğu borçlardan sorumlu tutulmalarını gerektirecek herhangi bir sebep olmadığı anlaşıldığından birleşen dosyada davalılar yönünden husumet yokluğundan davanın reddine karar verildiği, ..." gerekçesiyle birleşen davada davalılar yönünden husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiş; asıl dava yönünden ise davacının tanıklarla ortak çalıştığı dönemler dikkate alınarak ayda 3 hafta, haftada 32,5 saat fazla çalışma yaptığı; yine duruşmada dinlenen tanık anlatımlarına göre davacının resmî bayramların tamamında, dinî bayramlarda ise 2 gün haricinde çalıştığı kabul edilerek fazla çalışma ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları hüküm altına alınmış; birleşen dava yönünden de davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği kabul edilerek kıdem tazminatına hükmedilmiş, 20 günlük yıllık izin alacağı olduğu kabul edilerek ücret alacağına hükmedilmiş, talep edilen döneme ilişkin ispatlanamadığı gerekçesiyle fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ve hafta tatili ücreti talepleri ise reddedilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; asıl ve birleşen dava yönünden hükmedilen vekâlet ücretlerinin hatalı olduğunu, asıl davadaki talepleri kabul edilmesine karşın asıl dava yönünden lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmediğini, fazla çalışma alacağının kısmen kabul edilmesinden dolayı karşı vekâlet ücreti çıkmaması gerektiğini, sair alacak kalemleri yönünden de kabul ve ret oranları incelendiğinde davalı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin hukuka aykırı ve yersiz olduğunu, 4857 sayılı İş Kanunu’nun (4857 sayılı Kanun) 6 ncı maddesine göre işyerinin veya bir bölümünün devri hâlinde devreden işverenin sorumluluğunun devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlarla sınırlı olduğunu, devreden işverenin devir tarihinden itibaren 2 yıl süreyle sorumluluğunun bulunduğunu ve davanın 2 yıllık yasal sürede açıldığını, kıdem tazminatını düzenleyen mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanması gerektiğini, Mahkemenin birleşen davada davalılar yönünden ret kararı vermesinin yasalara ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... Davacı vekili mahkemenin birleşen davalılar yönünden davayı reddetmesine itiraz etmiş, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 6. maddesi anlamında iş yeri devri olduğunu belirtmiş, delil olarak da birleşen dosya davalıları ..., ..., ... ve ... ile dava dışı ... arasında düzenlenen pay devir sözleşmesinin 4. Maddesine dayanılmıştır. Tüm bu deliller kapsamında olayda iş yeri devri olup olmadığı konusundaki uyuşmazlık incelenmiştir. 4857 sayılı İş Kanunun 6. Maddesinde " İşyeri veya işyerinin bir bölümü hukuki bir işleme dayalı olarak başka birine devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer." demekle birlikte bu maddede yer alan devir, iş yeri veya iş yerinin bir bölümünün başka birine devri olup( gerçek kişi tüzel kişi veya tüzel kişi gerçek kişi vb.), ortaklar arasındaki değişiklik değildir. Şöyle ki, davacının incelenen sigorta kayıtlarından da davacının tüm çalışma döneminde davalı ...Restaurant Turizim İş. San. ve Tic. Ltd. Şti. De çalıştığı görülmekle, buradaki sorunun limited şirketi ortaklarının sorumluluğu bakımından çözülmesi gerekmektedir. Buna göre, TTK 602. Maddesinde açık bir şekilde " (1) Şirket, borç ve yükümlülükleri dolayısıyla sadece malvarlığıyla sorumludur." demekte olup, emredici bu kanun hükmü karşısında şirketin borçlarından birleşen dava davalıları ..., ..., ... ve ... ın yapılan pay devir sözleşmesinde düzenlenen bir madde ile sorumluluklarının bulunduğunu kabul etmek mümkün değildir. Ayrıca Söz konusu pay devir sözleşmesi birleşen dava davalıları ..., ..., ... ve ... ile dava dışı Ramazan Kırbaç ın şirket iç ilişkilerine ilişkin olup, bunun iş yeri devri olarak nitelendirilmesi de mümkün değildir. Buna göre, davacının çalışmalarını davalı şirkette devam ettirdiği anlaşılmakta olup, davacının işvereni şirket olup, işveren sıfatı olmayan ortaklara husumet yöneltilemeyeceğinden ve gerçek kişi hakkında dava açılamayacağından davacı vekilinin bu itirazı kabul edilmemiştir. Davacı vekilinin asıl dava yönünden lehlerine vekalet ücretine hükmedilmemesine yönelik itirazı bakımından ise, asıl davada davacı lehine kabul edilen miktar üzerinden vekalet ücretine hükmedildiği, ayrıca davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin de yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin bu itirazı da kabul edilmemiştir. ..." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; asıl ve birleşen dava yönünden hükmedilen vekâlet ücretlerinin hatalı olduğunu, 4857 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesine göre işyerinin veya bir bölümünün devri hâlinde devreden işverenin devir tarihinden itibaren 2 yıl süreyle devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan sorumlu olduğunu, davanın 2 yıllık yasal sürede açıldığını, birleşen davada davalılar yönünden ret kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Taraflar arasında, davalı Şirketteki paylarını devreden davalı Şahısların, davacının işçilik alacaklarından sorumluluklarının bulunup bulunmadığı ve hükmedilen vekâlet ücretleri konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. 2. İlgili Hukuk 1.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) "Limited Şirket" başlıklı altıncı kısmının "Tanım ve Kuruluş" başlıklı birinci bölümünün "Kavram" kenar başlıklı 573 üncü maddesinin ikinci fıkrası şöyledir; "Ortaklar, şirket borçlarından sorumlu olmayıp, sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdürler." 2. 6102 sayılı Kanun'un "Ortakların sorumluluğu" kenar başlıklı 602 nci maddesi ise "Şirket, borç ve yükümlülükleri dolayısıyla sadece malvarlığıyla sorumludur." düzenlemesini içermektedir. 3. Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri. 3. Değerlendirme 1.Somut olayda, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile yukarıda belirtilen hükümler birlikte değerlendirildiğinde; davalı ...Restaurant Turizim İş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ortakları olan davalılar ..., ..., ... ve ...'ın Şirketteki hisselerini pay devir sözleşmesi ile dava dışı ...'a devrettikleri, Şirketin ortaklık yapısında değişiklik olduğu, pay devrinin işyeri devri anlamına gelmediği ve bu nedenle 4857 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin somut olayda uygulanamayacağı anlaşılmaktadır. 6102 sayılı Kanun uyarınca limited şirket ortaklarının şirketin borçlarından sorumlulukları bulunmadığından, birleşen davada davalı Şahıslar hakkında davanın husumetten reddine karar verilmesi de isabetlidir. 2. Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre asıl ve birleşen davada hükmedilen vekâlet ücretlerinin de Tarife hükümlerine uygun olduğu anlaşıldığından, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile kararın gerekçesi dosya kapsamına uygun olup davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.05.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
9. Hukuk Dairesi, 2022/5467 E., 2022/6444 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... 28. Hukuk Dairesi
tam metni aç
1.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) "Limited Şirket" başlıklı altıncı kısmının "Tanım ve Kuruluş" başlıklı birinci bölümünün "Kavram" kenar başlıklı 573 üncü maddesinin ikinci fıkrası şöyledir;
9. Hukuk Dairesi         2022/5467 E.  ,  2022/6444 K. "İçtihat Metni" BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ : ... 28. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : ALACAK İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Anadolu 4. İş Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davacının öncesi de olmakla beraber en son 21.04.2012 tarihinde başlayarak hâlen davalı Şirkette bulaşıkçı olarak aylık net 2.400,00 TL ücret karşılığında çalıştığını ileri sürerek hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile fazla çalışma ücreti alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davacının 31.12.2006-30.04.2017 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesini fazla çalışma alacaklarının ve ücretinin ödenmemesi sebebiyle haklı olarak feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ücret, yıllık izin ücreti, 05.10.2016- 30.04.2017 tarihleri arasında yapılan çalışma için ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ve fazla çalışma ücreti alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Şirket vekili asıl ve birleşen davaya cevap dilekçesinde; davalının işletmeyi 06.06.2016 tarihinde devraldığını, dolayısıyla işletmeyi devredenlere davanın ihbarı gerektiğini, sözleşmenin 4 üncü maddesi uyarınca 01.06.2016 tarihinden önceki işçilik alacaklarından devredenlerin sorumlu olduğunu, davacının 21.04.2012 tarihinde işe girdiğini, işyerinde fazla çalışma olmadığını, karşılığının ödendiğini ve tatil günlerinde de çalışma yapılmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı Şahıslar vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; husumet itirazında bulunarak kendilerinin tüm hisselerini devrettiklerini, tüzel kişiliğin hâlen faal olduğunu, bu nedenle kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, pay devir sözleşmesinin iptali için ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/902 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını ve bu dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, sözleşmenin 4 üncü maddesi gereği kendilerinin 01.06.2016 tarihine kadar sorumlu olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan kanıtlara ve alınan bilirkişi raporuna dayanılarak; "... Dava dışı Namlı Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. , ... Şarküteri ve Yemek Serv. San. Tic. Ltd. Şti, Tasfiye halinde Namlı Et Gıda Paz. Dağ. ve Tic. A.Ş. İle davalı şirket arasında organik bağın olduğunun dosya kapsamındaki belgelerden anlaşıldığı, Diğer davalıların davalı ... Restorant Tur İşlt San Ve Tic Ltd Şti'nin eski paydaşları olduğundan pay devri sözleşmesi gereği devir öncesi tarihler için tüzel kişilik perdesinin aralanarak davalıların sorumlu tutulmaları talep edilmiş ise de; davalıların devreden işveren olmadığı, şirket ortakları oldukları, davacının davalı şahısların nezdinde çalışmadığı, davalı şirket bünyesinde çalıştığı, davacının işverenin değişmediği, davalıların şirket yetkilisi olarak limited şirketin sorumlu olduğu borçlardan sorumlu tutulmalarını gerektirecek herhangi bir sebep olmadığı anlaşıldığından birleşen dosyada davalılar yönünden husumet yokluğundan davanın reddine karar verildiği, ..." gerekçesiyle birleşen davada davalılar ..., ..., ... ve ... yönünden husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiş; asıl dava yönünden ise davacının tanıklarla ortak çalıştığı dönemler dikkate alınarak haftada 27 saat fazla çalışma yaptığı, yılın 4 haftasında ise haftada 31,5 saat fazla çalışma yaptığı, yine duruşmada dinlenen tanık anlatımlarına göre davacının resmî bayramların tamamında, dinî bayramlarda ise 2 gün haricinde çalıştığı ve yılın 4 hafta tatilinde çalıştığı kabul edilerek fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları hüküm altına alınmış; birleşen dava yönünden de davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği kabul edilerek kıdem tazminatına hükmedilmiş, 21 günlük yıllık izin alacağı olduğu kabul edilerek ücret alacağına hükmedilmiş, talep edilen döneme ilişkin ispatlanamadığı gerekçesiyle fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ve hafta tatili ücreti talepleri ise reddedilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; asıl ve birleşen dava yönünden hükmedilen vekâlet ücretlerinin hatalı olduğunu, asıl davadaki talepleri kabul edilmesine karşın asıl dava yönünden lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmediğini, fazla çalışma alacağının kısmen kabul edilmesinden dolayı karşı vekâlet ücreti çıkmaması gerektiğini, sair alacak kalemleri yönünden de kabul ve ret oranları incelendiğinde davalı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin hukuka aykırı ve yersiz olduğunu, 4857 sayılı İş Kanunu’nun (4857 sayılı Kanun) 6 ncı maddesine göre işyerinin veya bir bölümünün devri hâlinde devreden işverenin sorumluluğunun devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlarla sınırlı olduğunu, devreden işverenin devir tarihinden itibaren 2 yıl süreyle sorumluluğunun bulunduğunu ve davanın 2 yıllık yasal sürede açıldığını, kıdem tazminatını düzenleyen mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanması gerektiğini, Mahkemenin birleşen davada davalılar yönünden ret kararı vermesinin yasalara ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... Davacı vekili mahkemenin birleşen davalılar yönünden davayı reddetmesine itiraz etmiş, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 6. maddesi anlamında iş yeri devri olduğunu belirtmiş, delil olarak da birleşen dosya davalıları ..., ..., ... ve ... ile dava dışı Recep Çatalbaş arasında düzenlenen pay devir sözleşmesinin 4. Maddesine dayanılmıştır. Tüm bu deliller kapsamında olayda iş yeri devri olup olmadığı konusundaki uyuşmazlık incelenmiştir. 4857 sayılı İş Kanunun 6. Maddesinde " İşyeri veya işyerinin bir bölümü hukuki bir işleme dayalı olarak başka birine devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer." demekle birlikte bu maddede yer alan devir, iş yeri veya iş yerinin bir bölümünün başka birine devri olup( gerçek kişi tüzel kişi veya tüzel kişi gerçek kişi vb.), ortaklar arasındaki değişiklik değildir. Şöyle ki, davacının incelenen sigorta kayıtlarından da davacının tüm çalışma döneminde bir dönem hariç o da dava dışı Kamil Kırbaç olmak üzere(31/12/2006-30/04/2008 arası dönem), davalı ... Restaurant Turizim İş. San. ve Tic. Ltd. Şti. De çalıştığı görülmekle, buradaki sorunun limited şirketi ortaklarının sorumluluğu bakımından çözülmesi gerekmektedir. Buna göre, TTK 602. Maddesinde açık bir şekilde " (1) Şirket, borç ve yükümlülükleri dolayısıyla sadece malvarlığıyla sorumludur." demekte olup, emredici bu kanun hükmü karşısında şirketin borçlarından birleşen dava davalıları ..., ..., ... ve ... ın yapılan pay devir sözleşmesinde düzenlenen bir madde ile sorumluluklarının bulunduğunu kabul etmek mümkün değildir. Ayrıca Söz konusu pay devir sözleşmesi birleşen dava davalıları ..., ..., ... ve ... ile dava dışı ... ın şirket iç ilişkilerine ilişkin olup, bunun iş yeri devri olarak nitelendirilmesi de mümkün değildir. Buna göre, davacının çalışmalarını davalı şirkette devam ettirdiği anlaşılmakta olup, davacının işvereni şirket olup, işveren sıfatı olmayan ortaklara husumet yöneltilemeyeceğinden ve gerçek kişi hakkında dava açılamayacağından davacı vekilinin bu itirazı kabul edilmemiştir. Davacı vekilinin asıl dava yönünden lehlerine vekalet ücretine hükmedilmemesine yönelik itirazı bakımından ise, asıl davada davacı lehine kabul edilen miktar üzerinden vekalet ücretine hükmedildiği, ayrıca davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin de yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin bu itirazı da kabul edilmemiştir. ..." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; asıl ve birleşen dava yönünden hükmedilen vekâlet ücretlerinin hatalı olduğunu, 4857 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesine göre işyerinin veya bir bölümünün devri hâlinde devreden işverenin devir tarihinden itibaren 2 yıl süreyle devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan sorumlu olduğunu, davanın 2 yıllık yasal sürede açıldığını, birleşen davada davalılar yönünden ret kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Taraflar arasında, davalı Şirketteki paylarını devreden davalı Şahısların, davacının işçilik alacaklarından sorumluluklarının bulunup bulunmadığı ve hükmedilen vekâlet ücretleri konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. 2. İlgili Hukuk 1.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) "Limited Şirket" başlıklı altıncı kısmının "Tanım ve Kuruluş" başlıklı birinci bölümünün "Kavram" kenar başlıklı 573 üncü maddesinin ikinci fıkrası şöyledir; "Ortaklar, şirket borçlarından sorumlu olmayıp, sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdürler." 2. 6102 sayılı Kanun'un "Ortakların sorumluluğu" kenar başlıklı 602 nci maddesi ise "Şirket, borç ve yükümlülükleri dolayısıyla sadece malvarlığıyla sorumludur." düzenlemesini içermektedir. 3. Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri. 3. Değerlendirme 1.Somut olayda, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile yukarıda belirtilen hükümler birlikte değerlendirildiğinde; davalı ... Restaurant Turizim İş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ortakları olan davalılar ..., ..., ... ve ...'ın Şirketteki hisselerini pay devir sözleşmesi ile dava dışı Recep Çatalbaş'a devrettikleri, Şirketin ortaklık yapısında değişiklik olduğu, pay devrinin işyeri devri anlamına gelmediği ve bu nedenle 4857 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin somut olayda uygulanamayacağı anlaşılmaktadır. 6102 sayılı Kanun uyarınca limited şirket ortaklarının şirketin borçlarından sorumlulukları bulunmadığından, birleşen davada davalı Şahıslar hakkında davanın husumetten reddine karar verilmesi de isabetlidir. 2. Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre asıl ve birleşen davada hükmedilen vekâlet ücretlerinin de Tarife hükümlerine uygun olduğu anlaşıldığından, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile kararın gerekçesi dosya kapsamına uygun olup davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.05.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
9. Hukuk Dairesi, 2022/5466 E., 2022/6443 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... 28. Hukuk Dairesi
tam metni aç
1.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) "Limited Şirket" başlıklı altıncı kısmının "Tanım ve Kuruluş" başlıklı birinci bölümünün "Kavram" kenar başlıklı 573 üncü maddesinin ikinci fıkrası şöyledir;
9. Hukuk Dairesi         2022/5466 E.  ,  2022/6443 K. "İçtihat Metni" BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ : ... 28. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : ALACAK İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Anadolu 4. İş Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davacının hâlen davalı Şirkette hem aşçı hem de soğuk mezeci olarak aylık net 3.150,00 TL ücret karşılığında çalıştığını ileri sürerek hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile fazla çalışma ücreti alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiş; dilekçe içeriğinde çalışma süresine ilişkin beyanda bulunmamıştır. 2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davacının 20.01.2007-20.01.2017 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesini fazla çalışma alacaklarının ve ücretinin ödenmemesi sebebiyle haklı olarak feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ücret, yıllık izin ücreti, 05.10.2016- 20.01.2017 tarihleri arasında yapılan çalışma için ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ve fazla çalışma ücreti alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Şirket vekili asıl ve birleşen davaya cevap dilekçesinde; davalının işletmeyi 06.06.2016 tarihinde devraldığını, dolayısıyla işletmeyi devredenlere davanın ihbarı gerektiğini, sözleşmenin 4 üncü maddesi uyarınca 01.06.2016 tarihinden önceki işçilik alacaklarından devredenlerin sorumlu olduğunu, davacının 01.05.2008 tarihinde işe girdiğini, işyerinde fazla çalışma olmadığını, karşılığının ödendiğini ve tatil günlerinde de çalışma yapılmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı Şahıslar vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; husumet itirazında bulunarak kendilerinin tüm hisselerini devrettiklerini, tüzel kişiliğin hâlen faal olduğunu, bu nedenle kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, pay devir sözleşmesinin iptali için ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/902 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını ve bu dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, sözleşmenin 4 üncü maddesi gereği kendilerinin 01.06.2016 tarihine kadar sorumlu olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan kanıtlara ve alınan bilirkişi raporuna dayanılarak; "... Dava dışı Namlı Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. , Namlı Kebap Şarküteri ve Yemek Serv. San. Tic. Ltd. Şti, Tasfiye halinde Namlı Et Gıda Paz. Dağ. ve Tic. A.Ş. İle davalı şirket arasında organik bağın olduğunun dosya kapsamındaki belgelerden anlaşıldığı, Diğer davalıların davalı Namlı Kebap Restorant Tur İşlt San Ve Tic Ltd Şti'nin eski paydaşları olduğundan pay devri sözleşmesi gereği devir öncesi tarihler için tüzel kişilik perdesinin aralanarak davalıların sorumlu tutulmaları talep edilmiş ise de; davalıların devreden işveren olmadığı, şirket ortakları oldukları, davacının davalı şahısların nezdinde çalışmadığı, davalı şirket bünyesinde çalıştığı, davacının işverenin değişmediği, davalıların şirket yetkilisi olarak limited şirketin sorumlu olduğu borçlardan sorumlu tutulmalarını gerektirecek herhangi bir sebep olmadığı anlaşıldığından birleşen dosyada davalılar yönünden husumet yokluğundan davanın reddine karar verildiği ..." gerekçesiyle birleşen davada davalılar ..., ..., ... ve ... yönünden husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiş; asıl dava yönünden ise davacının tanıklarla ortak çalıştığı dönemler dikkate alınarak ayda iki hafta, haftanın 6 günü çalışılan haftalarda 30 saat fazla çalışma, ayda iki hafta, haftada 7 gün çalışılan haftalarda ise haftada 34,5 saat fazla çalışma yaptığı; yine duruşmada dinlenen tanık anlatımlarına göre davacının resmî bayramların tamamında, dinî bayramlarda ise 2 gün haricinde çalıştığı kabul edilerek fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları hüküm altına alınmış; birleşen dava yönünden de davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği kabul edilerek kıdem tazminatına hükmedilmiş, 50 günlük yıllık izin alacağı olduğu kabul edilerek ücret alacağına hükmedilmiş, talep edilen döneme ilişkin ispatlanamadığı gerekçesiyle fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ve hafta tatili ücreti talepleri ise reddedilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; asıl ve birleşen dava yönünden hükmedilen vekâlet ücretlerinin hatalı olduğunu, asıl davadaki talepleri kabul edilmesine karşın asıl dava yönünden lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmediğini, fazla çalışma alacağının kısmen kabul edilmesinden dolayı karşı vekâlet ücreti çıkmaması gerektiğini, sair alacak kalemleri yönünden de kabul ve ret oranları incelendiğinde davalı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin hukuka aykırı ve yersiz olduğunu, 4857 sayılı İş Kanunu’nun (4857 sayılı Kanun) 6 ncı maddesine göre işyerinin veya bir bölümünün devri hâlinde devreden işverenin sorumluluğunun devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlarla sınırlı olduğunu, devreden işverenin devir tarihinden itibaren 2 yıl süreyle sorumluluğunun bulunduğunu ve davanın 2 yıllık yasal sürede açıldığını, kıdem tazminatını düzenleyen mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanması gerektiğini, Mahkemenin birleşen davada davalılar yönünden ret kararı vermesinin yasalara ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... Davacı vekili mahkemenin birleşen davalılar yönünden davayı reddetmesine itiraz etmiş, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 6. maddesi anlamında iş yeri devri olduğunu belirtmiş, delil olarak da birleşen dosya davalıları ..., ..., ... ve ... ile dava dışı Recep Çatalbaş arasında düzenlenen pay devir sözleşmesinin 4. Maddesine dayanılmıştır. Tüm bu deliller kapsamında olayda iş yeri devri olup olmadığı konusundaki uyuşmazlık incelenmiştir. 4857 sayılı İş Kanunun 6. Maddesinde 'İşyeri veya işyerinin bir bölümü hukuki bir işleme dayalı olarak başka birine devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer.' demekle birlikte bu maddede yer alan devir, iş yeri veya iş yerinin bir bölümünün başka birine devri olup( gerçek kişi tüzel kişi veya tüzel kişi gerçek kişi vb.), ortaklar arasındaki değişiklik değildir. Şöyle ki, davacının incelenen sigorta kayıtlarından da davacının tüm çalışma döneminde bir dönem hariç o da dava dışı Kamil Kırbaç olmak üzere(20/01/2007-30/04/2008 arası dönem), davalı Namlı Kebap Restaurant Turizim İş. San. ve Tic. Ltd. Şti. De çalıştığı görülmekle, buradaki sorunun limited şirketi ortaklarının sorumluluğu bakımından çözülmesi gerekmektedir. Buna göre, TTK 602. Maddesinde açık bir şekilde " (1) Şirket, borç ve yükümlülükleri dolayısıyla sadece malvarlığıyla sorumludur." demekte olup, emredici bu kanun hükmü karşısında şirketin borçlarından birleşen dava davalıları ..., ..., ... ve ... ın yapılan pay devir sözleşmesinde düzenlenen bir madde ile sorumluluklarının bulunduğunu kabul etmek mümkün değildir. Ayrıca Söz konusu pay devir sözleşmesi birleşen dava davalıları ..., ..., ... ve ... ile dava dışı Ramazan Kırbaç ın şirket iç ilişkilerine ilişkin olup, bunun iş yeri devri olarak nitelendirilmesi de mümkün değildir. Buna göre, davacının çalışmalarını davalı şirkette devam ettirdiği anlaşılmakta olup, davacının işvereni şirket olup, işveren sıfatı olmayan ortaklara husumet yöneltilemeyeceğinden ve gerçek kişi hakkında dava açılamayacağından davacı vekilinin bu itirazı kabul edilmemiştir. Davacı vekilinin asıl dava yönünden lehlerine vekalet ücretine hükmedilmemesine yönelik itirazı bakımından ise, asıl davada davacı lehine kabul edilen miktar üzerinden vekalet ücretine hükmedildiği, ayrıca davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin de yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin bu itirazı da kabul edilmemiştir. ..." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; asıl ve birleşen dava yönünden hükmedilen vekâlet ücretlerinin hatalı olduğunu, 4857 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesine göre işyerinin veya bir bölümünün devri hâlinde devreden işverenin devir tarihinden itibaren 2 yıl süreyle devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan sorumlu olduğunu, davanın 2 yıllık yasal sürede açıldığını, birleşen davada davalılar yönünden ret kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Taraflar arasında, davalı Şirketteki paylarını devreden davalı Şahısların, davacının işçilik alacaklarından sorumluluklarının bulunup bulunmadığı ve hükmedilen vekâlet ücretleri konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. 2. İlgili Hukuk 1.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) "Limited Şirket" başlıklı altıncı kısmının "Tanım ve Kuruluş" başlıklı birinci bölümünün "Kavram" kenar başlıklı 573 üncü maddesinin ikinci fıkrası şöyledir; "Ortaklar, şirket borçlarından sorumlu olmayıp, sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdürler." 2. 6102 sayılı Kanun'un "Ortakların sorumluluğu" kenar başlıklı 602 nci maddesi ise "Şirket, borç ve yükümlülükleri dolayısıyla sadece malvarlığıyla sorumludur." düzenlemesini içermektedir. 3. Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri. 3. Değerlendirme 1.Somut olayda, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile yukarıda belirtilen hükümler birlikte değerlendirildiğinde; davalı Namlı Kebap Restaurant Turizim İş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ortakları olan davalılar ..., ..., ... ve ...'ın Şirketteki hisselerini pay devir sözleşmesi ile dava dışı Recep Çatalbaş'a devrettikleri, Şirketin ortaklık yapısında değişiklik olduğu, pay devrinin işyeri devri anlamına gelmediği ve bu nedenle 4857 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin somut olayda uygulanamayacağı anlaşılmaktadır. 6102 sayılı Kanun uyarınca limited şirket ortaklarının şirketin borçlarından sorumlulukları bulunmadığından, birleşen davada davalı Şahıslar hakkında davanın husumetten reddine karar verilmesi de isabetlidir. 2. Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre asıl ve birleşen davada hükmedilen vekâlet ücretlerinin de Tarife hükümlerine uygun olduğu anlaşıldığından, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile kararın gerekçesi dosya kapsamına uygun olup davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.05.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ticaret Hukuku

Limited şirketlerin "konu unsuru" dikkate alındığında, aşağıdaki faaliyetlerden hangisini gerçekleştirmek üzere kurulmaları kanunen mümkün değildir?

A) Turizm işletmeciliği
B) Bankacılık ve sigortacılık
C) İnşaat ve taahhüt işleri
D) Enerji üretimi ve dağıtımı
E) Gıda perakendeciliği

Bu maddeyle ilgili 5 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol