6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 582

Türk Ticaret Kanunu 582. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 582- (1) Kurucular tarafından, kurulmakta bulunan şirketle ilgili olarak, şirket hesabına alınan malların bedelleri ile şirketin kurulmasında hizmeti geçenlere tanınan menfaatler şirket sözleşmesine yazılır. (2) 128 inci madde hükmü saklıdır. E) Esas sermaye payları

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

5 karar eşleşti
12. Hukuk Dairesi, 2011/30692 E., 2012/17246 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara 14. İcra Hukuk Mahkemesi
TTK.nun 582. maddesi gereğince, akit ile borçlanmaya ehil olan kimse, poliçe, çek ve bono ile borçlanmaya da ehildir.
12. Hukuk Dairesi         2011/30692 E.  ,  2012/17246 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara 14. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 27/09/2011 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için  Tetkik Hakimi tarafından  düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından borçlu Yapı Kredi Bankası A.Ş. hakkında kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile yapılan takip üzerine, borçlu banka, icra mahkemesine başvurusunda, bankanın gerek Bankacılık Kanunu gerekse SPK ve diğer yasal mevzuat gereğince ticaret yapmaya yetkili olmadığını, bankaların bu şekilde bir borç alacak ilişkisine giremeyeceğini, banka olarak anonim şirketlerinin tek imza ile temsil edilmediğini, çekin takip dışı Erginler Petrol ... Ltd. Şti. yetkilisince tahsile verilip bilahare talep üzerine tutanakla iade edilen tahsil cirosu ile bankaya verilmiş çek olduğunu, çek üzerinde geçerli bir cirosunun olmadığını belirterek borca itiraz ettiği, mahkemece, takibe konu çekin bankaya tahsil cirosu ile geldiği, bankanın çek hakkında her hangi bir alacak borç ilişkisine girmediği ve geçerli bir cirosunun dahi bulunmadığı, ayrıca anonim şirketlerin tek imza ile temsil edilemeyeceği gerekçeleri ile takibin iptaline karar verildiği görülmektedir. TTK.nun 582. maddesi gereğince, akit ile borçlanmaya ehil olan kimse, poliçe, çek ve bono ile borçlanmaya da ehildir. Ticaret şirketleri aynı kanunun 512. maddesi gereğince, ticaret siciline tescil ile hükmi şahsiyet kazanır ve bu andan itibaren de kambiyo taahhüdünde bulunabilir. Somut olayda Yapı ve Kredi A.Ş. Erdemli Şubesi takibe konu çekte 2. ciranta konumunda olup, takip konusu çek, hamile, adı geçen banka şubesinden ciro ile devralan 3. cirantadan  beyaz ciro ile devredilmiştir. Senet metninde çekin borçlu bankaya tahsil cirosu ile verildiğine dair bir kayıt yoktur. Banka, çekin tahsil cirosu ile verildiğini takip dışı 3. şahısla kendisi arasında düzenlenmiş olan belgelere dayanarak iyiniyetli hamile karşı ileri süremez. Ayrıca kambiyo senetlerinin mücerret bir alacak ihtiva etmesi ve borçlu bankanın senet borçlusu olarak takibe konu çek üzerinde görünmesi karşısında mahkemenin borçlu bankanın her hangi bir alacak borç ilişkisine girmediği ve geçerli bir cirosunun dahi bulunmadığı yönündeki gerekçesi de doğru değildir. Mahkemece ayrıca anonim şirketlerin tek imza ile temsil edilemeyeceği gerekçesi ile de takibin iptaline karar verilmiş ise de, çekteki ciro sahibi Yapı Kredi Bankası A.Ş. Erdemli Şubesine ait ticaret sicil kayıtları getirtilmemiştir. O halde mahkemece,  Yapı Kredi Bankası A.Ş. Erdemli Şubesine ait ticaret sicil kayıtları ilgili yerden getirtilerek adı geçen banka şubesinin birden fazla imza ile temsil edilip edilmediği tespit edilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yazılı gerekçe ile hüküm tesisi isabetsizdir. Kabule göre de, borçlunun başvurusu İİK.nun 169-169/a maddesi kapsamında borca itiraz niteliğinde olduğundan, borca itirazın kabulü halinde borçlu yönünden takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekirken takibin iptaline hükmedilmesi de doğru bulunmamıştır. SONUÇ  : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 16.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi, 2012/8183 E., 2012/12759 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Ticari senetler bakımından ehliyet TTK.nun 582. maddesinde hükme bağlanmış olup, buna göre akit ile borçlanmaya ehil olan kimsenin poliçe, çek ve bono ile de borçlanmaya ehil olduğu belirtilmiştir.
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi         2012/8183 E.  ,  2012/12759 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı vekili, müvekkili aleyhine icra takiplerine konu edilen 03.08.2006 tanzim, 15.02.2007 vade tarihli 97.000,000 TL. bedelli ve 05.08.2005 tanzim 15.01.2007 vade tarihli ve 99.000.000 TL. bedelli iki adet bononun tanzim tarihlerinde müvekkilinin ağır bir psikolojik hastalık geçirdiği sırada hata veya hile ile imzalatıldığını, söz konusu bonoların sonradan doldurulduğunu, bonolardaki imzaların müvekkiline ait olmadığını, müvekkili ile davalı arasında bono verilmesini gerektirecek ticari bir ilişki bulunmadığını ileri sürerek söz konusu icra takip dosyalarında dayanak gösterilen iki adet bono nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, %40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davaya konu bonoların sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğunu yazılı delil ile ispat etmesi gerektiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere göre; icra takiplerine konu iki adet bono altındaki imzaların davacıya ait olduğunun anlaşıldığı, davacı vekili müvekkilinin kira bedelini teslim almak için davalı yanına gittiğinde ona içerisine ilaç katılmış çay içirilmiş olması sonucunda bonoların imzalatılmış olduğunu beyan etmiş ise de... Devlet Hastanesi Başhekimliğinin 27.02.2012 tarihli ve 508 sayılı yazısı ile davacı tarafça delil olarak ibraz edilen doktor raporunda belirtilen ilacın etken maddelerinin irade kaybına neden olmayacağının bildirildiği, bu durumda davacının bonoları imzaladığında işlemin geçersizliğine sebebiyet veren irade sakatlığı hallerinin birinin bulunduğunun davacı tarafça ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Ticari senetler bakımından ehliyet TTK.nun 582. maddesinde hükme bağlanmış olup, buna göre akit ile borçlanmaya ehil olan kimsenin poliçe, çek ve bono ile de borçlanmaya ehil olduğu belirtilmiştir. Somut olayda, bonoların düzenlendiği tarihte senet borçlusu davacının hukuki tasarrufta bulunmak yönünden ehliyetsiz olduğunun belirlenmesi halinde, yapmış olduğu hukuki işlem ve dolayısıyla imzalanan senet geçersiz olacaktır. Dosya içindeki Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı Dr. Med. Christoph Jentgens tarafından düzenlenen 17.03.2008 tarihli raporda; davacı ...ün 2007 yılından beri rezidif depresyon hastası olduğu, daha önce de 1999 yılından beri Dr. ...'nin hastası olduğu 1.4.2001 tarihinde yatılı olarak Almanya'da hastanede tedavi gördüğü, şu anda 60 mg fluoextin ilacı kullanarak tedavi gördüğü, belirtilmiştir. Mahkemece celse arası verilen karar sonucunda... Devlet Hastanesi Başhekimliği'nden alınan ve Dr. ... (başhekim) tarafından düzenlenen 27.02.2012 tarihli yazıda;davacı ...ün depresyon hastalığının atak döneminde olup olmadığının kararının kendisi tarafından verilemeyeceği ancak kişisel kanaatine ve ilaç prospektüsüne göre davacının kullandığı Fluoextin etken madde içeren ilacın irade kaybına neden olmayacağı, konu hakkında kati hekim raporunun uzman psikiyatrist tarafından verilmesinin uygun olduğu, bildirilmiştir. Mahkemece senet tanzim tarihi itibariyle davacının hukuki ehliyetinin bulunup bulunmadığı araştırılmamış, sadece kullandığı ilacın iradesi üzerindeki etkisi üzerinde durularak senet imzalama işleminin geçersizliğine sebep olan irade sakatlığı hallerinden birinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Senetlerin tanzim tarihi itibariyle senetleri asıl borçlu olarak imzalayan davacının hukuki ehliyetinin bulunup bulunmadığı konusunda davacı tarafa tüm delillerini sunması için imkan verilip Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nın ilgili dairesinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği halde bu konuda araştırma yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2009/19137 E., 2010/177 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul 1. İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Kabule göre de; TTK. nun 582. maddesi gereğince, “akit ile borçlanmaya ehil olan kimse, poliçe, çek ve bono ile borçlanmaya da ehil” olduğundan, ancak medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olan kişiler kambiyo senedi düzenleyebilirler.
12. Hukuk Dairesi         2009/19137 E.  ,  2010/177 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul 1. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 18/11/2008 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını mutazammın 11/06/2009 tarih, 2009/4603-12637 Karar sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü : İİK.nun 170/a-2. maddesi gereğince  icra mahkemesi, süresinde yapılan itiraz üzerine takip dayanağı belgenin kambiyo senedi vasfını  taşıyıp taşımadığını ve alacaklının kambiyo hukukuna göre takip hakkına sahip bulunup bulunmadığını  re’sen incelemek zorundadır. Takip dayanağı senette vade tarihinin, rakamla 01/06/2005, yazı ile Mayıs 2005 olarak yazıldığı görülmektedir. T.T.K.nun 690. maddesi göndermesi ile bonolar hakında da uygulanması gereken T.T.K.nun 615. maddesine aykırı olarak çift vadeli düzenlenen senetler, bono vasfında sayılamayacağından, mahkemece re'sen İİK.nun 170/a maddesi gereğince takibin iptaline karar vermek gerekirken bu hususun gözardı edilerek istemin reddi isabetsizdir. Kabule göre de; TTK. nun 582. maddesi gereğince, “akit ile borçlanmaya ehil olan kimse, poliçe, çek ve bono ile borçlanmaya da ehil” olduğundan, ancak medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olan kişiler kambiyo senedi düzenleyebilirler. Başka bir deyişle, kanun koyucu kambiyo senetlerinin düzenlenmesi için özel bir ehliyet aramamıştır. Şu halde, medeni hakları kullanmak ehliyetinden kısmen yada tamamen mahrum bulunan kişiler, kambiyo senedi düzenleyemezler. Bu nedenle borçlunun “senedi düzenlediği tarihte” hukuki ehliyete sahip olması gerekir. Aksi takdirde, senet geçerli olmaz. Alacaklı, senedi düzenleyen kişinin ehliyetsiz olması halinde, iyiniyetli olduğunu dahi ileri süremez. Çünkü, ehliyet konusu kamu düzenini ilgilendirir ve süreye tabi olmaksızın icra mahkemesinden takibin iptali istenebilir. Somut olayda, borçlu vekilinin itiraz dilekçesi ekinde ibraz ettiği Sağlık Bakanlığı Bakırköy  Dr.M. O.. Ruh sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 29.07.2004 tarihli Sağlık Kurulu Raporunda, senedi düzenleyen muris Habeş Seyitoğlu'nun fiili ve kavli tasarrufa ehil olmadığı ve vesayetinin uygun olduğu kanısına varıldığı bildirilmiştir. Anılan sağlık kurulu raporu, takip dayanağı senedin tanzim tarihi olan 20.04.2005 tarihinden önceye ilişkin olup,  mahkemece, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre raporda öngörülen hastalığın niteliği gözetilerek, senedin düzenlenme tarihinde borçlunun bu işleme ehil olup olmadığı, bir diğer anlatımla medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olup olmadığı, alınacak yeni bir raporla belirlendikten sonra, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususun göz ardı edilerek her hangi bir inceleme yapılmaması ve olumlu olumsuz bir karar verilmemesi doğru değildir. Açıklanan nedenlerle mahkeme kararının bozulması gerekirken Dairemizce %40 icra inkar tazminatı yönünden düzeltilerek onandığı anlaşılmakla borçlular vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir. SONUÇ : Borçlular vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 11/06/2009 tarih ve 2009/4603-12637 Karar sayılı düzelterek onama ilamının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 12/01/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2010/2679 E., 2010/14504 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul 2. İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
TTK'nun 582.maddesine göre;
12. Hukuk Dairesi         2010/2679 E.  ,  2010/14504 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul 2. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 11/11/2009 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü : Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de; Borçlu hakkında bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi yapılmıştır. Borçlu 22.10.2007 tarihinde icra mahkemesine gelerek  90 yaşında olduğunu, 5-6 yıldır hem fiziken rahatsız olduğunu, hem de akıl zayıflığı sebebiyle ayırt etme gücünden yoksun olduğunu, takip dayanağı senetlerdeki imzaların kendisine ait olmadığını, borca da itiraz ettiğini, bu nedenlerle takibin iptali ile alacaklı aleyhine %40'dan az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İcra mahkemesine yapılan bu itirazdan önce, borçlunun vesayet altına alınmasının temini bakımından, kızı olduğu anlaşılan (davacı) S.C.Y. tarafından 10.08.2007 tarihinde Beyoğlu 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'nde vesayet davası açıldığı görülmektedir. Bu dava sırasında T.C. Sağlık Bakanlığı Bakırköy Prof. Dr. M.O. Ruh Ve Sinir Hastalıkları E.A. Hastanesi Başhekimliği'nden alınan 27.8.2007 tarihli sağlık kurulu raporunda, vesayet altına alınmak istenen O.M.'nun (borçlunun) yaşlılığa bağlı düşkünlük, yürüme bozukluğu, telkine yatkınlık, demans (bunama) saptandığı, ayırt etme gücünün olmadığı, yasal haklarının korunması için kendisine bir vasi tayin edilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Beyoğlu 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 26.10.2007 tarih ve 2007/686 Esas-2007/928 Karar sayılı kararı ile de, adı geçen şahsın kısıtlanmasına ve kendisine vasi tayinine karar verilmiştir. İcra mahkemesince de, 21.05.2009 tarihli celsede, icra dosyasındaki senetlerin tanzim tarihi olan 30.09.2005 tarihinde davacının (borçlunun) hukuki haklarını kullanabilecek durumda olup olmadığının, tüm dosya kapsamı nazara alınarak raporla tesbiti için Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'na müzekkere yazılmasına karar verilmiş ve bu ara karar gereğince müzekkere yazılmışsa da, Adli Tıp Kurumu'nca 30.09.2009 tarihli yazıları ile sorulan hususta  mütalaa düzenlenebilmesi için, ilgilinin muayene edilmesi gerektiğinden tüm tıbbi evraklarla birlikte gönderilmesi istenmiştir. İcra mahkemesince 11.11.2009 tarihli celsede toplanan delillere ve dosya durumuna göre 21.05.2009 tarihli ara kararından vazgeçilerek, borçlunun itirazlarının reddine  karar verildiği anlaşılmaktadır. TTK'nun 582.maddesine göre; "akit ile borçlanmaya ehil olan kimse, poliçe, çek ve bono ile borçlanmaya ehil olduğundan, ancak medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olan kişiler kambiyo senedi nedeniyle borç altına girebilirler. Şu hale göre, medeni hakları kullanma ehliyetinden kısmen veya tamamen mahrum bulunan kişiler kambiyo senedi nedeniyle sorumlu tutulamazlar. Somut olayda borçlunun senetlerde ciranta sıfatı bulunduğuna göre senedin düzenleme tarihi itibariyle hukuki ehliyete sahip olması gerekir. Aksi takdirde düzenlenen senet nedeniyle sorumluluğundan bahsedilemez. O halde mahkemece yapılacak iş, borçlunun, senetlerin tanzim tarihi olan 30.09.2005 tarihi itibariyle medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olup olmadığının, bir sağlık kurulundan alınacak raporla tespiti ile sonucuna göre hüküm kurulmasından ibarettir. SONUÇ  : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA),  08.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2009/10918 E., 2009/19699 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKadıköy 3. İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
TTK'nun 582.maddesine göre;
12. Hukuk Dairesi         2009/10918 E.  ,  2009/19699 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kadıköy 3. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 17/07/2008 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını mutazammın 22.01.2009 tarih, 20449-1290 sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü : Borçlu ...'nin, 15.02.2006 tarihinde bono düzenleme yetkisini de içeren noterden düzenlenen vekaletnameyi, .... verdiği, anılan kişinin vekil sıfatı ile 27.02.2006 tanzim tarihli, lehtarı alacaklı .....olan bonoyu keşide ettiği, alacaklı tarafça kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibe geçildiği ve örnek 10 ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği görülmektedir. Borçlu vekilinin süresi içinde icra mahkemesine verdiği dilekçede, bonoyu vekaleten imzalayan kişinin azledildiği, imzanın vekile ait olmadığı sebeplerine dayalı olarak borca ve ayrıca yetkiye itiraz edildiği bildirilmiştir. Borçlu vekili, yasal süre geçtikten sonra 29.09.2005 tarihli hastane sağlık kurulu raporu ile bazı raporları ibraz ederek, borçlunun vekaletname verdiği tarihte akıl hastası olduğunu, bu nedenle vekaletnamenin ve bu vekalete dayalı olarak düzenlenen bononun yok hükmünde olup, geçersiz sayılacağını iddia ederek, borçlunun adli tıp kurumu veya hastaneye sevkini ve temyiz kudreti bulunup bulunmadığının tespitini talep etmiştir. İcra mahkemesince, İİK'nun 274/son maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken 63.maddesi gereğince, borçlunun itiraz sebeplerini genişletip değiştiremeyeceği nedeniyle borca ve imzaya itirazın esastan reddedildiği görülmektedir. Borçlu vekilinin karar düzeltme safhasında ibraz ettiği Sağlık Bakanlığı Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 28.05.2009 tarihli Sağlık Kurulu Raporunda borçlunun medeni hakları kullanma yeteneği olmadığı ve vasi tayini gerektiği kanısına varıldığı bildirilmiştir. TTK'nun 582.maddesine göre; "akit ve borçlanmaya ehil olan kimse, poliçe, çek ve bono ile borçlanmaya ehil olduğundan, ancak medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olan kişiler kambiyo senedi düzenleyebilirler. Başka bir deyişle, kanun koyucu kambiyo senetlerinin düzenlenmesi için özel bir ehliyet aramamıştır. Şu hale göre, medeni hakları kullanma ehliyetinden kısmen veya tamamen mahrum bulunan kişiler kambiyo senedi düzenleyemezler. Bu nedenle borçlunun, senedi düzenleme amacıyla vekile noterden vekalet verdiği 15.02.2006 tarihinde hukuki ehliyete sahip olması gerekir. Aksi takdirde düzenlenen senet geçerli olmaz. 28.07.1941 tarihli 4/21 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince alacaklı, senedi düzenleyen kişinin ehliyetsiz olması halinde iyiniyetli olduğunu dahi ileri süremez. Çünkü ehliyet kamu düzenini ilgilendirir. Süresiz şikayet yolu ile icra mahkemesinden takibin iptali istenebilir. O halde mahkemece yapılacak iş, borçlunun, bonoyu vekil sıfatıyla imza eden vekile verdiği vekaletname tarihi olan 15.02.2006 tarihi itibariyle bono düzenleme ehliyetine sahip olup olmadığının, bir sağlık kurulundan alınacak raporla tespiti ile sonucuna göre hüküm kurulmasından ibarettir. Mahkeme kararının yukarıda yazılı gerekçe ile bozulması gerekirken Dairemizce onandığı anlaşılmakla borçlu vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir. SONUÇ  : Borçlu vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 22.01.2009 tarih 2008/20449 E., 2009/1290 K. sayılı onama kararının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 20.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.