6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 611

Türk Ticaret Kanunu 611. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 611- (1) Haksız yere kâr almış olan ortak ve müdür bunu geri vermekle yükümlüdür. (2) İyiniyetli oldukları takdirde ortak veya müdürün haksız alınan kârı geri verme borcu, şirket alacaklılarının haklarını ödemek için gerekli olan tutarı aşamaz. (3) Şirketin haksız alınan kârı geri alma hakkı, paranın alındığı tarihten itibaren beş yıl, iyiniyetin varlığında iki yıl sonra zamanaşımına uğrar. F) Şirketin kendi esas sermaye paylarını iktisabı

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

3 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2015/7231 E., 2016/2998 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
ve 6102 sayılı TTK’nın 611. maddesinde düzenlendiği, anılan maddelerde iyiniyetli olarak alınan kar payının iade şekli de düzenlenmiş ise de, davalının kar payı olarak uhdesine geçirdiği tarihte müdür olması nedeniyle iyiniyetinden bahsedilemeyeceği, davacı tarafça 219.472 TL'n
11. Hukuk Dairesi         2015/7231 E.  ,  2016/2998 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada..... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/01/2014 gün ve 2012/484-2014/10 sayılı kararı onayan Daire’nin 31/03/2015 gün ve 2014/6895-2015/4454 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirkette davalının %25, dava dış...’nin %75 ortak olduğunu, davalının müvekkili şirketin 2005 yılında kuruluşundan 22.08.2012 tarihine kadar müdürlük görevini yürüttüğünü, 22.08.2012 tarihinde alınan ortaklar kurulu kararı ile davalının müdürlükten azledildiğini ve diğer ortağın müdür olarak atandığını, yeni müdür tarafından şirket kayıtları üzerinde yapılan incelemede davalının müvekkili şirkete ait banka hesabından toplam 219.472,00 TL'yi kendi hesabına “kar dağıtım ödemesi” olarak havale edilmesini talep ettiğini, kar dağıtımı konusunda ortaklar kurulunca alınmış bir karar bulunmadığını, davacının kar payı ödemesi olarak yaptığı para transferinin dayanağı olmadığını, davalının sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek, 219.472,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin 22/08/2011 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında ibra edildiğini, şirket kayıtlarının incelenmesi halinde kar dağıtımının nasıl ve ne oranda yapılacağının, kar dağıtım kararının genel kurulda nasıl alındığının görüleceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davacı şirketin anasözleşmesinin 12. maddesinde kar payı dağıtımının ortaklar kurulunun %51 oy oranı ile alacağı karar ile yapılacağının kabul edildiği, 6762 sayılı TTK ve 6102 sayılı TTK gereğince kar dağıtımına ilişkin kararların genel kurul tarafından alınması gerektiği, somut davada 2007 ve 2008 yılına ait karın dağıtımına karar verildiği yönünde yazı mevcut ise de bu kararın ortaklar tarafından imzalanmadığının görüldüğü, bu nedenle de kar dağıtımı konusunda ortaklar kurulu tarafından alınmış bir karar bulunmadığı, davalının davacı şirketin müdürü iken kardan pay ayırarak uhdesine geçirmesi ve deftere bu şekilde kaydetmesinin usule aykırı olduğu, usulsüz olarak alınan kar payının iadesinin 6762 sayılı TTK’nın 535. ve 6102 sayılı TTK’nın 611. maddesinde düzenlendiği, anılan maddelerde iyiniyetli olarak alınan kar payının iade şekli de düzenlenmiş ise de, davalının kar payı olarak uhdesine geçirdiği tarihte müdür olması nedeniyle iyiniyetinden bahsedilemeyeceği, davacı tarafça 219.472 TL'nin iadesi talep edilmiş ise de davacı şirket ./.. defterleri ve banka kayıtlarına göre toplam 169.472,00 TL'nin davalı uhdesine geçtiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 169.472,00 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karar davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 31/03/2015 tarihli kararı ile onanmıştır. Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 3,20 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 265,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 17/03/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (2)

11. Hukuk Dairesi, 2014/6895 E., 2015/4454 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
ve 6102 sayılı TTK’nın 611. maddesinde düzenlendiği, anılan maddelerde iyiniyetli olarak
11. Hukuk Dairesi         2014/6895 E.  ,  2015/4454 K. "İçtihat Metni" ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/01/2014 tarih ve 2012/484-2014/10 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 31/03/2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. .. ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirkette davalının %25, dava dışı ...GmbH’nin %75 ortak olduğunu, davalının müvekkili şirketin 2005 yılında kuruluşundan 22.08.2012 tarihine kadar müdürlük görevini yürüttüğünü, 22.08.2012 tarihinde alınan ortaklar kurulu kararı ile davalının müdürlükten azledildiğini ve diğer ortağın müdür olarak atandığını, yeni müdür tarafından şirket kayıtları üzerinde yapılan incelemede davalının müvekkili şirkete ait banka hesabından toplam 219.472,00 TL'yi kendi hesabına “kar dağıtım ödemesi” olarak havale edilmesini talep ettiğini, kar dağıtımı konusunda ortaklar kurulunca alınmış bir karar bulunmadığını, davacının kar payı ödemesi olarak yaptığı para transferinin dayanağı olmadığını, davalının sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek, 219.472,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin 22/08/2011 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında ibra edildiğini, şirket kayıtlarının incelenmesi halinde kar dağıtımının nasıl ve ne oranda yapılacağının, kar dağıtım kararının genel kurulda nasıl alındığının görüleceğini, dava dilekçesinde diğer ortağa ödenen kar payından da bahsedilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin anasözleşmesinin 12. maddesinde kar payı dağıtımının ortaklar kurulunun %51 oy oranı ile alacağı karar ile yapılacağının kabul edildiği, 6762 sayılı TTK ve 6102 sayılı TTK gereğince kar dağıtımına ilişkin kararların genel kurul tarafından alınması gerektiği, bu kararın ise genel kurulun devredilemez yetkileri arasında olduğunun düzenlendiği, somut davada 2007 ve 2008 yılına ait karın dağıtımına karar verildiği yönünde yazı mevcut ise de bu kararın ortaklar tarafından imzalanmadığının görüldüğü, bu nedenle de kar dağıtımı konusunda ortaklar kurulu tarafından alınmış bir karar bulunmadığı, davalının davacı şirketin müdürü iken kardan pay ayırarak uhdesine geçirmesi ve deftere bu şekilde kaydetmesinin usule aykırı olduğu, usulsüz olarak alınan kar payının iadesinin 6762 sayılı TTK’nın 535. ve 6102 sayılı TTK’nın 611. maddesinde düzenlendiği, anılan maddelerde iyiniyetli olarak alınan kar payının iade şekli de düzenlenmiş ise de davalının kar payı olarak uhdesine geçirdiği tarihte müdür olması nedeniyle iyiniyetinden bahsedilemeyeceği, davacı tarafça 219.472 TL'nin iadesi talep edilmiş ise de davacı şirket defterleri ve banka kayıtlarına göre toplam 169.472,00 TL'nin davalı uhdesine geçtiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 169.472,00 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ait istemin reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, yargılama sırasında ileri sürülmeyen hususların temyiz incelemesinde dikkate alınmasının mümkün bulunmamasına göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 8.681,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 31/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2013/3538 E., 2013/20536 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
Mahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, TTK'nın 611. (TTK'nın 661) mülga TTK 535. maddeleri gereğince zaman aşımından davanın reddine karar verilmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2013/3538 E.  ,  2013/20536 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Gelibolu Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.10.2012 tarih ve 2007/195-2012/222 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalıların, şirket müdürü olarak görev yaptıkları dönem içinde; 17/04/1999 ile 26/09/1999 tarihleri arasında, altı kez her defasında 9.500 YTL, olmak üzere toplam 57.000 YTL’nin "un fabrikası tesisi avansı" adı altında, davacı şirket kasasından para aktarması yapıldığını, niçin para aktarıldığına dair bilgi ve belge bulunmadığını, davacı şirket hesabından aktarılan bu paranın şirket mal varlığının azalmasına, şirketi fiilen ve hukuken yönetim yetkisine sahip davalıların mal varlığının artmasına neden olduğunu, yukarıda belirtilen tarihlerde her üç davalının da imzaya yetkili müdür sıfatına haiz olduğunu, davacı şirket için harcanmayan bu paradan davalıların, müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, bu nedenlerle; davanın kabulü ile fazlaya ait haklar saklı kalmak üzere 57.000 YTL'nin davacı şirket kasasından çıkış tarihlerinden itibaren değişen oranlarda ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar M. ... ve ... vekili, müvekkillerinin 17/04/1999 ile 26/09/1999 tarihleri arasında şirketten avans çektiklerini, dolayısıyla davanın 5 yıllık zaman aşımına uğradığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili Av. ..., öncelikle olayda zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin göz önüne alınması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, TTK'nın 611. (TTK'nın 661) mülga TTK 535. maddeleri gereğince zaman aşımından davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Mülga 6762 sayılı TTK'nın 556. maddesi hükmünde şirket yöneticilerinin sorumlulukları hakkında anonim şirketin bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa aynı Yasa'nın 341. maddesi hükümleri uygulama olanağı bulacaktır. 6762 sayılı TTK'nın 341. maddesi hükmünde, sorumluluk davasının açılabilmesi için bu yönde alınmış bir genel kurul kararı olması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerektiği açıkça belirtilmiştir. Bununla birlikte limitet şirketlerde genel kurulun yetkilerini düzenleyen mülga 6762 sayılı TTK'nın 539/7. maddesi hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun yetkisinde olduğu öngörülmüş, 548. maddesinde ise, ortak sayısı yirmiyi aşan limited şirketlerde bir veya birden fazla denetçi bulunacağı, ortak sayısı yirmi veya yirmiden az olan şirketlerde idare hak ve görevi tüm ortaklara ait değilse müdür sıfatını haiz olmayan diğer ortakların mülga 818 s. BK'nın 531. maddesi uyarınca denetim hakkına sahip oldukları düzenlenmiştir. Somut olayda, limitet şirketin ortak sayısı 20’den azdır. Buna göre davanın yönetici olmayan diğer ortaklarca açılması gerekmektedir. Dava, şirket müdürleri tarafından açılmış bulunduğundan, dava koşulları oluşmamıştır. Bu durumda mahkemece, HMK’nın 54. maddesi uyarınca, bu davanın açılmasına izin veya icazet verilmesi hakkında yönetici olmayan diğer ortakların muvafakatlerinin alınması veya vekaletnamelerinin ibrazı ve ortaklar kurulu kararının sunulması amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 2-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı, hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ticaret Hukuku

Pay sahibinin kâr payı alma hakkına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

A) Kâr payı, ancak net dönem kârından ve serbest yedek akçelerden dağıtılabilir.
B) Kötüniyetle alınan kâr paylarının iadesi gerekir.
C) İyiniyetle kâr payı alan pay sahibi, haksız olsa bile iade etmekle yükümlü değildir.
D) Kötüniyetle alınan kâr payını geri alma hakkı, paranın alındığı tarihten itibaren 10 yıl sonra zamanaşımına uğrar.
E) Her pay sahibi, payı oranında kâr payına katılma hakkını haizdir.