Türk Ticaret Kanunu 638. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 638- (1) Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir.
(2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir.
II - Çıkmaya katılma
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
6 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2024/883 E., 2024/9158 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
e kendisine şirket hakkında bilgi verilmesini talep ettiğini, ancak söz konusu ihtarnameye cevap verilmediğini ileri sürerek ayrılma akçesi isteme hakkının saklı tutularak müvekkilinin kayıt üzerinde kalan Enerden Ltd Şti'deki ortaklığının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 638 inci maddesine göre haklı nedenlere dayalı olarak sona erdirilmesini, yani müvekkilinin ortaklıktan
11. Hukuk Dairesi 2024/883 E. , 2024/9158 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/384 Esas, 2023/1471 Karar
HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/101 E., 2020/318 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 2008 yılından bu yana iki ortaklı davalı limited şirketin müvekkilinin %36 pay oranında ortağı olduğunu, şirketin her iki ortağının da davalı şirketi münferiden temsile yetkili olduklarını, 2015 yılından itibaren müvekkilinin şirketle ilişkisinin fiili olarak kesildiğini, şirketin işlerinin diğer müdür, dava dışı ... tarafından yürütüldüğünü, kendisine şirket işleri hakkında bilgi verilmediğini, adı geçen ortağın şirketi kötü yönetip içini boşalttığını, gayrimenkullerini ve araçlarını da sattığını, tüm bu işlemlerden müvekkilini haberdar etmediğini, 2013 yılından beri şirketin genel kurul toplantılarının yapılmadığını, ayrıca şirketin durumunun kötü olması nedeniyle aleyhinde icra takipleri de başlatıldığını, yine müdür ...'in müvekkilinin bilgisi ve onayı olmadan dava dışı ... Elektromekanik Sanayi ve Diş Ticaret A.Ş.'yi kurduğunu ve ortak şirketin kaynaklarını kullanarak bu yeni şirketi lehine ... OSB'den arsa tahsisi yaptığını ve arsa üzerine fabrika binası inşa edildiğini, ayrıca şirkete ait taşınmazlardan bir tanesini de ... Elektromekanik Sanayi ve Dış Ticaret A.Ş.'ye sattığını, söz konusu taşınmazların satış nedeni ve de şirkete ne kadar gelir kazandırdığını bilmediğini, diğer müdür ...'e Ankara 25. Noterliği'nden ihtarname çektiğini ve kendisine şirket hakkında bilgi verilmesini talep ettiğini, ancak söz konusu ihtarnameye cevap verilmediğini ileri sürerek ayrılma akçesi isteme hakkının saklı tutularak müvekkilinin kayıt üzerinde kalan Enerden Ltd Şti'deki ortaklığının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 638 inci maddesine göre haklı nedenlere dayalı olarak sona erdirilmesini, yani müvekkilinin ortaklıktan çıkmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Kanun'un 614 üncü maddesine göre her ortağa bilgi isteme ve bazı konularda inceleme yapma hakkının tanındığını, söz konusu hakkının engellendiğini düşünen ortakların genel kurula başvurma taleplerinin genel kurulda görüşülmemesi veya reddedilmesi halinde mahkemeye başvurma haklarının olduğunu, genel kurul toplantılarının fiilen yapılmasının zorunlu olmadığını, ortaklardan birinin gündem konusunda yapacağı öneriye diğer tüm ortakların yazılı onay vermesi suretiyle de karar alınabileceğini, davacının yönetimde söz sahibi olmasına rağmen şirkete hiç uğramadığını, şirket işlerini takip etmediğini, üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmeyerek haklarını zamanında kullanmadığını, davacının kendi kusurundan faydalanarak şirketten çıkmayı talep edemeyeceğini, şirketin mevcut durumundan davacının da sorumlu olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davacının ortağı ve münferiden temsil yetkisine sahip olduğu şirketin diğer müdürünün tüm işlemleri yürüttüğünü ve kendisine bilgi vermediğini, şirketin mal varlığını kurduğu ......AŞ ye aktardığını, şirketin kötü yönetildiğini, içinin boşaltıldığını ve borçlandırıldığını belirterek 6102 sayılı Kanun'un 638 nci maddesi kapsamında haklı nedenlerle ortaklıktan çıkmak istemekte ise de; kendisinin de şirketi münferiden temsile yetkili kişi olması nedeniyle gerekli bilgileri elde edebileceği gibi diğer temsilci tarafından engellenmesi halinde de 6102 sayılı Kanun’un 614.ve 644/1.(c) maddelerinde belirlenen yetkilerini ve haklarını kullanabileceği, yine diğer temsilcinin görevini kötüye kullandığı durumda adı geçenin bu görevinden azlini mahkemeden isteyebileceği, eş anlatımla diğer yasal haklarını kullanmak yerine bu haklarını kullanıp kendisine düşen sorumluluğu yerine getirmeden bu aşamada haklı nedenlerin oluştuğu iddiasıyla ortaklıktan çıkma isteminde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, ticaret sicili kayıtlarına göre davacının %36, dava dışı diğer ortak ...'in %64 ortağı bulunduğu davalı iki ortaklı limited şirketi davacı ve davalının 28.03.2013 tarihli ve 2013/001 sayılı ortaklar kurulu kararına göre 15 yıl süreyle münferiden temsil yetkili oldukları, sermayenin yanında şahsi ilişkilerinde önem arz ettiği limited şirketlerde haklı nedenin oluşabilmesi için bu şahsi ilişki nedeni ile şirket ortakları arasında huzursuzluğun bulunması ve bu durumun çekilemez hale gelmesi gerektiği, hukuki çare üretilebilecek hususların haklı sebeple şirketten çıkma sebebi teşkil etmeyeceği, somut olayda davacının davadan önce davalı şirketin faaliyetleri hakkında bilgi verilmesi için diğer müdür ...'e Ankara 25. Noterliği'nden ihtarname keşide ederek kendisine şirket hakkında bilgi verilmesini talep ettiği, 6102 sayılı Kanun'un 614 üncü maddesi gereğince müdürün şirket işleri ve hesapları hakkında bilgi vermemesi halinde ortağın şirket genel kuruluna başvurması, genel kurulun karar vermemesi halinde de mahkemeden karar alması gerektiği, davacının bilgi almak için genel kurula ya da mahkemeye başvurduğu yönünde bir iddiada bulunmadığı, sadece davadan önce diğer müdür ...'e ihtarname keşide ettiği, ortağın bilgi almak için her seferinde genel kurula ve mahkemeye başvurmak zorunda kalması halinde bu durumun şirketten çıkma talebi için haklı sebep oluşturabilecekse de eldeki davada bu yönde bir iddia da bulunulmadığı, kaldı ki davacının davalı şirketin sadece ortağı olmayıp aynı zamanda şirketi münferiden temsile yetkili müdürü de olduğu, şirketin idaresinde kendi yükümlüğünü yerine getirmediğinden şirketin işlemleri ve faaliyetleri hakkında bilgi alamadığı kanaatine varıldığı, davalı şirketin müdürü olan davacının şirketin tüm iş ve işlemleri hakkında bilgi alma ve inceleme hakkını özel olarak düzenleyen 6102 sayılı Kanun'un 644/1.(c) bendinde yapılan atıfla aynı Kanun'un 392. maddesine göre davacı şirket müdürünün şirketin tüm iş ve işlemleri hakkında bilgi isteyebileceği, soru sorabileceği ve inceleme yapabileceği, aynı maddede devamla bir üyenin istediği, herhangi bir defter, defter kaydı, sözleşme, yazışma veya belgenin yönetim kuruluna getirilmesi, kurulca ve üyeler tarafından incelenmesi ve tartışılması ya da herhangi bir konu ile ilgili yöneticiden veya çalışandan bilgi almasının reddedilemeyeceği, reddedilmişse dördüncü fıkra hükümlerinin uygulanacağı; dördüncü fıkra hükmünde ise başkan bir üyenin, üçüncü fıkrada öngörülen bilgi alma, soru sorma ve inceleme yapma istemini reddederse, konunun iki gün içinde yönetim kuruluna getirileceğinin, kurulun toplanmaması veya bu istemi reddetmesi halinde üyenin, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine başvurabileceğinin düzenlendiği; ne var ki somut olayda davacının, bilgi almak ve inceleme yapmak istediği konuyu davalı şirketin önce ortaklar kuruluna getirip reddi halinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine başvurma yolunu izlemediği, şu halde kanundan doğan bu hakkını kullanmayan davacının bu yöndeki istinaf sebebinin yersiz olduğu; yine davacı 2013 yılından beri davalı şirketin genel kurul toplantısının yapılmadığını ileri sürmüşse de, davalı şirketin aynı zamanda yetkili müdürü olan davacının, 2013 yılından beri yapılmadığı iddia olunan davalı şirketin olağan genel kurul toplantısının yapılması için herhangi bir girişimde bulunduğunu iddia ve ispat etmediği, kaldı ki dosyadaki genel kurul toplantı ve müzakere defteri örneğine göre davalı şirketin 2012 ila 2017 yılları arasındaki olağan genel kurul toplantısının yargılama sırasında 20.05.2018 tarihinde yapıldığı, davacı ortağın bu toplantıya katılmadığı, bu durumda davalı şirketin salt genel kurul toplantısını uzun süre yapmamış olmasının davacının ortaklıktan çıkması için haklı çıkma sebebi olarak görülmediği; öte yandan davacı, davalı şirketin kötü idare edildiğini, şirket aleyhine çok sayıda icra takibinin yapıldığını, dolayısıyla mali durumunun kötü olduğunu, şirket taşınmazlarının diğer müdür ...'in ortağı ve yetkilisi olduğu .....A.Ş.'ye satıldığını da iddia etmişse de, davalı şirketin mali durumunun kötü olması ve şirketin iyi yönetilmemesi vakıalarına karşı Kanun'da hukuki çareler öngörülmüş olmakla bu yollara başvurulmadan dile getirilen şirketten çıkma talebi için dayanılan hususların haklı sebep olarak değerlendirilemeyeceği, o halde davacı ortağın şirketi kötü idare ettiğini iddia ettiği diğer müdür hakkında şirket müdürlüğünden azil veya taşınmazın satışının iptali ile davalı şirket adına tapuda kayıt ve tescili için dava açmak gibi hukuki çarelere başvurmak yerine bu şekilde açmış olduğu şirket ortaklığından çıkma davasında ileri sürdüğü, söz konusu maddi vakıaların haklı neden olarak kabul edilemeyeceği, sonuç olarak mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının ortağı olduğu davalı limited şirketteki ortaklığından haklı nedene dayalı olarak çıkma isteminin yerinde olup olmadığı noktasındadır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 638 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 18.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
11. Hukuk Dairesi, 2023/5978 E., 2023/6689 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Erboy'un ortaklıktan çıkarılması istemli dava açıldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 638 inci maddesinin ikinci fıkrasında limited şirket ortağının haklı nedenle ortaklıktan çıkmak için dava açabileceğinin düzenlendiği ancak bir ortağın haklı nedenle diğer ortağın şirket ortaklığından çıkarılmasını isteme halinin kanunda öngörülmediği, bu hus
11. Hukuk Dairesi 2023/5978 E. , 2023/6689 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1457 Esas, 2021/1355 Karar
HÜKÜM : Esastan ret; asıl ve birleşen davaların reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/532 E., 2021/586 K.
Taraflar arasındaki asıl dava dosyası şirketin fesih ve tasfiyesi, birleşen 2017/831 E. sayılı dava dosyası şirkete karşı açılmış müdür azli, birleşen 2017/1166 E. sayılı dava dosyası müdüre karşı açılmış müdür azli, birleşen 2018/250 E. sayılı dava dosyası ortak tarafından açılan davalı ortağın ortaklıktan çıkarılması istemine ilişkin davalardan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl dava dosyası yönünden feragat nedeniyle davanın reddine, birleşen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/831 E. 2018/128 K. sayılı dosyası yönünden davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine, birleşen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1166 E. 2017/900 K. sayılı dosyası yönünden davanın reddine, birleşen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/250 E. 2018/258 K. sayılı dosyası yönünden davanın davacının aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen davalarda davacı ... vekili ve birleşen davada davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davalarda davacı-birleşen davada davalı ... vekili ve birleşen davada davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili-birleşen davada davalı ... vekili
A.Asıl davada dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkette 250 paya, dava dışı ortaklar ...'in ve ...'in 125'er paya sahip olduğunu, müvekkilinin kendi hissesini babasından devralmadan önce ...'in hileli işlemlerle şirketi tek başına temsile yetkili müdür olarak atandığını, şirket ortaklarının birbirine karşı güvenleri kalmadığını, şirketin esas sermayesinin 2/3'ünün karşılıksız kaldığından bu şartlar altında şirketin devamının mümkün olmadığını ileri sürerek, şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiş, verdiği dilekçe ile haklı nedenle şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin davadan feragat ettiklerini bildirmiştir.
B.Birleşen 2017/831 E. sayılı dava dosyasında dava dilekçesinde; davalı olarak şirketi göstererek, şirket müdürü olan ...'in müdürlük görevini kötüye kullandığını ileri sürerek,davalı şirket müdürünün azline karar verilmesini talep etmiştir.
C. Birleşen 2017/1166 E. sayılı dava dosyasında dava dilekçesinde; davayı davalı şirket müdürü ...'e yönelterek şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili müdür olarak atanması gerekirken saf dışı bırakıldığını, davalı ...'i tek başına şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili müdür tayin edilmiş gibi ticaret siciline ilan ve tescil etmeye muvaffak olduğunu, davacının şirkete sokulmadığını, kendisine bilgi ve hesap verilmediğini, dava dışı ortak ... ve davalı ...'in davacıya danışmadan şarap imali konusunda davalı şirkete uzman olarak ... isimli bir şahsı işe aldıklarını ve bu şahsa davalı şirket adına maaşının dışında 50.000,00 TL yılda açıktan para ödendiğinin öğrenildiğini, uzun süre şirket genel kurulunun yapılmaması üzerine davacı tarafından bir çok kez sözlü ve yazılı olarak genel kurulun yapılması için şirket müdüründen talepte bulunulduğunu, taleplerin reddedildiğini, şirketin belirtilen adresinde mimari projeye ve imar kanuna aykırı olarak şarap mahseni oluşturulduğu, bu hali ile Urla Belediye Başkanlığınca mühürleme işlemi yapıldığını, başlı başına bu vakıanın dahi şirket müdürünün şirket menfaatlerine aykırı davrandığının kanıtı olduğunu ileri sürerek davalı müdürün azline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı ... vekili dava dilekçesinde; davalı ...'in yalan yanlış iddialarla şirketin feshi ve tasfiyesi için dava açtığını, bu nedenle ortakların bir araya gelmelerinin mümkün olmadığını ileri sürerek davalının şirket ortaklığından çıkarılmasına, davalı hissesinin müvekkili adına tesciline, davalının hisse pay bedelinin müvekkili tarafından ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl ve birleşen davalarda davacı-birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; şirketin tasfiyesi ve feshinin istenmesinin doğru olduğunu, ortaklıktan çıkarılmayı gerektirecek bir durum olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Asıl ve birleşen davada davalı ... Bağcılık Şarapçılık Zeytincilik Tarım ve Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; şirketin iyi yönetildiğini, davacının bilgi ve belge alabildiğini, ürün satışlarının her geçen yıl arttığını savunarak davanın reddini istemiştir.
3.Birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava dosyası yönünden davacı asil ve vekilinin açmış oldukları şirketin feshi ve tasfiyesine yönelik davadan feragat ettikleri, feragatin davaya son veren taraf işlemlerinden olduğu, davacı vekilinin vekaletnamesinin incelenmesinde davadan feragat yetkisinin bulunduğu, ana dosya yönünden davanın feragate binaen reddinin gerektiği, birleşen 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/831 E. sayılı dosyası yönünden açılan davanın şirket müdürünün azline yönelik bir dava olduğu ve davalı olarak USCA şirketinin gösterildiği, ancak şirket müdürünün azli davalarında husumetin azli istenen müdüre yöneltilmesinin gerekli ve yeterli olup ayrıca şirketin dava edilmesi zorunluluğu bulunmadığı, bu sebeple husumet yokluğundan bu davanın reddinin gerektiği, birleşen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/250 E. sayılı dosyası yönünden davacı ... tarafından davalı ortak ... Erboy'un ortaklıktan çıkarılması istemli dava açıldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 638 inci maddesinin ikinci fıkrasında limited şirket ortağının haklı nedenle ortaklıktan çıkmak için dava açabileceğinin düzenlendiği ancak bir ortağın haklı nedenle diğer ortağın şirket ortaklığından çıkarılmasını isteme halinin kanunda öngörülmediği, bu husus göz önüne alındığında davacı ortak ... 'in aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı ve birleşen davanın davacının aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddinin gerektiği, birleşen 2017/1166 E. sayılı dosyası yönünden davacı tarafça davalı ... hakkında ...'in aynı Kanun'un 630 uncu maddesinin iki ve üçüncü fıkralarına göre azline karar verilmesine yönelik olarak dava açıldığı, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davalı şirketin mali tabloları üzerinde ve yine şirketin faaliyet merkezi ve işletmesi üzerinde fiilen teknik bilirkişiler tarafından yapılan reel değerlemeler kapsamında şirketin karlı bir işletme olduğu, muntazaman ticari faaliyetine devam ettiği, şirket müdürü olarak görevine hali hazırda devam eden ...'in mali yönden azlini gerektirecek herhangi bir hususun tespit edilemediği, bu nedenle davanın reddinin gerektiği gerekçesiyle asıl dava dosyası yönünden feragat nedeniyle davanın reddine, birleşen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/831 E. 2018/128 K. Sayılı dosyası yönünden davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine, birleşen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1166 E. 2017/900 K. sayılı dosyası yönünden davanın reddine, birleşen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/250 E. 2018/258 K. sayılı dosyası yönünden davanın davacının aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davalarda davacı ... vekili ve birleşen davada davacı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Asıl ve birleşen davalarda davacı-birleşen davada davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dayanak bilirkişi raporunun hatalı ve eksik olduğunu, mali değerlendirmelerin hatalı olduğunu, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/128 E. sayılı dosyada aldırılan bilirkişi raporunda şirketin zarar ettiğinin açık olduğunu, bu nedenle şirket müdürü ...'in müdürlük görevinden azlinin gerekmediği sonucuna varılamayacağını, davacının şirket faaliyetlerinden haberinin olmadığını, bilgi alamadığını, davacıya kâr payının ödenmediğini, şirket müdürünün kanuna aykırı olarak aynı anda limited şirket müdürlüğü de yaptığını, şirket müdürünün imara aykırı tadilat ve işlemler yaptığından yargılandığını, bunun bile müdürlükten azil için yeterli olduğunu, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/831 E., 2018/128 K. ve İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/1166 E., 2017/900 K. sayılı dosyaları yönünden davanın ret kararının kaldırılması gerektiğini savunarak bu yönlerden kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Birleşen davada davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; birleşen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/250 E., 2018/258 K. sayılı dava dosyası yönünden kararın bozulmasını istediğini, her ne kadar şirket ortağının Kanun kapsamında diğer ortağın şirket ortaklığından çıkarılmasını isteme hakkı bulunmasa da 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (4721 sayılı Kanun) kapsamında gerekirse hukuk yaratılarak bu uyuşmazlığın çözülmesinin gerektiğini, davalının şirketin menfaatine aykırı davrandığının açık olduğunu savunarak yalnızca bu yönden kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile birleşen 2017/831 E. sayılı şirkete karşı açılmış müdür azli davasına yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde limited şirketin müdürünün azli davalarında husumetin azli istenen müdüre yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup ayrıca limited ortaklığa husumet düşmediği, nitelik itibariyle husumetin, davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece de re'sen nazara alınması gerekli olduğundan husumet düşmeyen şirkete karşı açılmış müdür azli davasının pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, birleşen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/250 E. sayılı dosyası yönünden istinaf itirazlarının incelenmesinde davanın limited şirket ortağının diğer ortağın çıkarılması istemiyle açtığı dava olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 640 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince haklı sebebe dayalı olarak ortağın şirketten çıkarılması için şirket dava açılabileceği, ortağın bir başka ortağın şirketten çıkarılmasını isteyebileceğine dair yasada düzenlenmiş bir hüküm bulunmadığı, ayrıca şirketin bu davayı açabilmesi için de aynı yasanın 616 ncı maddesinin birinci fıkrasının h bendi gereğince, genel kurulun bu konuda bir karar vermesi gerektiği, 6102 sayılı Kanun'un 638 inci maddesinin ikinci fıkrasında limited şirket ortağının haklı nedenle ortaklıktan çıkmak için dava açabileceğinin düzenlendiği, ancak bir ortağın haklı nedenle diğer ortağın şirket ortaklığından çıkarılmasını isteme halinin kanunda öngörülmediği, aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, birleşen 2017/1166 E. sayılı davaya yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde davanın müdüre karşı açılan haklı nedenlerle limited şirket müdürünün azli istemine ilişkin olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinin ikinci fıkrasında her ortağın haklı sebeplerin varlığında yöneticilerin yönetim hakkını ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği, aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise yöneticinin özen ve bağlılık yükümlülüğü ile diğer kanunlarda ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetilmesi için gerekli yeteneği kaybetmesi hallerinin haklı sebep olarak düzenlendiği, şirket müdürü olarak görevine hali hazırda devam eden davalı müdürün mali yönden azlini gerektirecek herhangi bir hususun tespit edilemediği, yapılan reel değerlemeler kapsamında şirketin karlı bir işletme olduğu muntazaman ticari faaliyetine devam ettiği, davacının bilgi alma ve inceleme hakkını kullanmasının mümkün olduğu, davacının bu yola gitmeksizin şirket müdürünün azlini istemesine yasal olanak bulunmadığı, genel kurul toplantısı yapılmamasının şirkete verdiği somut bir zararın iddia ve ispat edilemediği, genel kurul toplantısı yapılmamasının ve kâr payı dağıtılmamış olmasının müdürün azlini gerektiren bir neden olmadığı, davalı müdürün azlini gerektiren haklı sebeplerin tespit edilemediği, davacı vekilinin tüm istinaf itirazlarının reddi gerektiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davalarda davacı-birleşen davada davalı ... vekili ve birleşen davada davacı ... vekili istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davalarda davacı-birleşen davada davalı ... vekili ve birleşen davada davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Asıl ve birleşen davalarda davacı-birleşen davada davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Birleşen davada davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirketin fesih ve tasfiyesine yönelik asıl davaya ilişkin olmayıp, yalnızca birleşen 2017/831 E. sayılı dava dosyasında şirkete karşı açılmış müdür azli, birleşen 2017/1166 E. sayılı dava dosyasında müdüre karşı açılmış müdür azli, birleşen 2018/250 E. sayılı dava dosyasında ortak tarafından açılan davalı ortağın ortaklıktan çıkarılması istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi.
2.6102 sayılı Kanun'un 630, 638 ve 640 ıncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davalarda davacı ... vekili, birleşen davada davacı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz eden asıl ve birleşen davalarda davacı ... ve birleşen davada davacı ...'e yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2024/3230 E., 2025/1544 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
tam metni aç
inşaatının, şirket müdürünün eşine ait şirkete yaptırılarak gerçeğe aykırı hak edişler düzenlendiğini, şirket müdürünün eylemleri ile ortaklığın çekilmez hale geldiğini, şirketin kayıtlarının incelenmesine izin verilmediğini ileri sürerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 638. maddesi gereğince müvekkilinin ortaklıktan çıkmasına ve esas sermaye payının gerçek değerinin belirlenerek şimdili
11. Hukuk Dairesi 2024/3230 E. , 2025/1544 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/320 Esas, 2024/535 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/402 E., 2021/817 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ... ... ve ... ile birlikte davalı şirketin ortağı olduğunu, şirketin münferit imza ile ... ... tarafından temsil edildiğini, ortaklar arasında çeşitli uyuşmazlıklar bulunduğunu, yönetici ortağın yaptığı işlemlerle şirketi ve ortakları zarara uğrattığını, ihtara rağmen “müşterek müdür atanması hakkındaki ortaklar kurulu kararı” doğrultusunda şirket müdürünce işlem yapılmadığını, ortakların iradesinin aksine şirket müdürünün halen keyfi şekilde münferit imza ile şirketi yönettiğini, şirkete ait taşınmazları satarak şirketi ve ortaklarını zarara uğrattığını, şirketin inşa ettiği ve şirket adına kayıtlı olan taşınmazlardan davacıya kâr payı verilmediğini, bu taşınmazlar ile şirkete ayni sermaye olarak konulan iki taşınmazın davacının bilgisi ve onayı dışında satışa çıkarıldığını, davacının bir çok kez şirket müdürüne başvurmasına rağmen yedek akçe ayırmadığını, kâr payı dağıtımına ilişkin karar alınmadığını, şirket inşaatının, şirket müdürünün eşine ait şirkete yaptırılarak gerçeğe aykırı hak edişler düzenlendiğini, şirket müdürünün eylemleri ile ortaklığın çekilmez hale geldiğini, şirketin kayıtlarının incelenmesine izin verilmediğini ileri sürerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 638. maddesi gereğince müvekkilinin ortaklıktan çıkmasına ve esas sermaye payının gerçek değerinin belirlenerek şimdilik 10.000,00 TL ayrılma akçesi ve kâr akçesinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, 07.03.2018 tarihli ortaklar kurulu kararı ve TTK'nın 367-371. maddeleri uyarınca iç yönerge ve yetkilendirme hazırlanarak ilan için gönderildiğini, ancak sınırlı yetkilendirmede ortakların hem münferit hem de birlikte yetkilendirilmelerinin Sicil Müdürlüğünce kabul ve ilan edilmediğini, ihtar tarihine kadar şirket defter ve envanterlerinin incelenmesine ilişkin bir talebin bulunmadığını, inceleme konusunda davacının engellenmediğini, cevabi ihtarda şirket merkezinde defter kayıt ve belgelerin incelenebileceğinin bildirildiğini, 31.08.2016 tarihinde kurulan şirketin zarar etmesi nedeniyle dağıtılacak kâr payı bulunmadığı, davacının şirketin harcama ve zararlarına katılmamasına rağmen yapılan işten pay alma çabasına girdiğini, inşaat sektöründeki kriz nedeniyle şirketin nakit arayışında olduğunu da davalıya devam eden projeden 307 ada 1 parseldeki 6, 10 ve 12 numaralı bağımsız bölümlerin teminat olarak devredilmesine rağmen davacının sermaye sağlamadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalı şirketin bir kısım işlerinin yetkilisi ... ...'ın eşi ... ... adına kayıtlı şirkete yaptırıldığı, gerçeğin çok üzerinde hak edişler düzenlenmek sureti ile şirket sermayesi ve aktiflerinin azaltıldığını iddia ettiği, söz konusu şirketin ticaret sicil kayıtları incelendiği ve davacının iddiası gibi bu şirketin yetkilisinin ortak ve yetkilisinin anılan kişi olduğu, davalı şirketin bu şirket ile ticari ilişki içerisine girdiği, davalı adına kayıtlı bazı taşınmazların davalı şirketin yetkilisinin eşi adına kayıtlı olan ... Yapı Endüstrisi San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne satış yolu ile devredildiği davacının müdür ortakla hesap görmek için yazışmalar yaptığı, ancak kendisine cevap verilmediği, müdür ortakla görüşme taleplerinin de net bir şekilde sonuca bağlanamadığı, davacının söz konusu olayların meydana gelmesinde kusurlu olmadığı, ortaklar arasında güven ilişkisinin sarsıldığından davacının haklı sebeple ortaklıktan çıkma talebinde bulunabileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının şirket ortaklığından TTK'nın 638/2 hükmü uyarınca çıkmasına, taleple bağlı kalınarak 815.894,79 TL ayrılma akçesinin davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, davalı tarafça istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın yeterli olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, TTK'nın 638. maddesi uyarınca davacının limited şirket ortaklığından çıkmasına ve 641. maddesi uyarınca çıkma payı alacağının tahsili istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 05.03.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2022/431 E., 2023/3503 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
tam metni aç
edildiğini, diğer ortaklar ve sorumlu müdürün müvekkili talebine rağmen iletişim kurmaktan kaçındığını, davalı şirketin 11.06.2013 tarihinden bu yana ortaklar kurulu toplantısı yapmadığını, şirketin aktif ticari faaliyetinin bulunmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 638 inci maddesine göre müvekkilinin ortaklıktan çıkma haklı sebeplerinin bulunduğunu belirterek müvekki
11. Hukuk Dairesi 2022/431 E. , 2023/3503 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/320 Esas, 2021/1400 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/377 E., 2018/503 K.
Taraflar arasındaki ortaklıktan çıkma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkete 11.09.2012 tarihinde hisse devriyle ortak olduğunu, ancak ortaklığının kağıt üzerinde kaldığını, müvekkilinin şirketle ilgili olarak hiçbir zaman bilgilendirilmediğini, şirketin faal olup olmadığının ve fiilen hangi ticari faaliyette bulunduğunun dahi bilinmediğini, müvekkiline ödenmiş bir kâr payı bulunmadığını, müvvekkilinin şirket defter ve kayıtlarını inceleme talebinin sürekli geri çevrildiğini, müvekkilinin fiilen katılmadığı ortaklar kurulu toplantıları düzenlenerek müvekkiline hisse devri yapıldığını, ana sözleşme değişikliği yapılarak sermaye artırımına gidildiğini, şirketin kamuya ve özel sektöre borçlandırıldığını, müvekkili kredi başvurusunda bulunduğunda yönetimine hiçbir şekilde dâhil edilmediği mezkur şirketten kaynaklanan riskleri bulunduğundan bahisle başvurularının reddedildiğini, diğer ortaklar ve sorumlu müdürün müvekkili talebine rağmen iletişim kurmaktan kaçındığını, davalı şirketin 11.06.2013 tarihinden bu yana ortaklar kurulu toplantısı yapmadığını, şirketin aktif ticari faaliyetinin bulunmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 638 inci maddesine göre müvekkilinin ortaklıktan çıkma haklı sebeplerinin bulunduğunu belirterek müvekkilinin haklı nedenlerle davalı şirket ortaklığından çıkmasına, bu talepleri kabul edilmediği takdirde yasal şartları oluştuğundan 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesi uyarınca şirketin feshine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili süresinde cevap dilekçesi vermemiş, beyan dilekçelerinde davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 16.01.2017 tarihli bilirkişi raporunda, davalı şirketin 11.06.2013 tarihinden itibaren ortaklar kurulu toplantısının yapılmadığı, karar defterine göre 2012, 2013 ve 2014 yıllarında alınan kararlarda davacının imzalarının bulunduğu, davalı şirketin 2012 yılından itibaren her yıl cirosunun ve kârlılığının sürekli azalmakta olduğu, 2015 yılında ise satış cirosunun olmadığı ve yılı zararla kapatmış olduğu, davalı şirketin faaliyetinin bulunduğu ve fesih koşullarının oluşmadığı sonucuna varıldığının belirtildiği, davacı vekilinin rapora karşı beyanında, müvekkilinin İzmir’e hiç gitmediğini, imzaladığı iddia edilen ortaklar kurulu kararları ve karar defterlerindeki imzaların sahte olduğunu, bu konuda inceleme yaptırılmasını istediklerini belirttiği bilahare 07.12.2017 tarihli dilekçesi ile ise imza incelemesi isteğinden vazgeçtiği, 15.01.2018 tarihli bilirkişi ek raporunda, davacının, davalı şirketin 31.12.2013 tarihli toplantısına davet edildiğine ilişkin bir belgenin bulunmadığını, 2013 yılı toplantısının yapılmadığı, 28.07.2015 tarihinde yapılan 2014 yılına ilişkin toplantıya davet edildiğine ilişkin belgenin de bulunmadığı, davalı şirkette 2012 yılı için kâr dağıtımı yapılmamasına karar verildiğini, 2013 yılı için böyle bir kararın bulunmadığını, kâr dağıtımının da yapılmadığını, 2014 yılına ilişkin genel kurulda kâr dağıtmama kararının bulunduğunun belirtildiği, davacının, davalı şirkete İzmir 21. Noterliğinde düzenlenen 11.09.2012 tarihli limited şirket hisse devir sözleşmesi ile ortak olduğu, aynı noterlikte düzenlenen 05.06.2013 tarihli işlem ve davalı şirketin 04.06.2013 tarihli, 2013/01 sayılı kararı ile şirket ortaklarından Uğur Nasır'ın 40 payını devralarak davacının davalı şirketteki payının 80'e ulaştığı, davacının 04.06.2013 tarihli ve 22.04.2014 tarihli kararlara imza attığı, 11.06.2013 ve 31.12.2013 tarihli toplantılara katıldığı, 28.07.2015 tarihli toplantı gününün ve gündeminin davacıya bildirildiği ancak davacının bu toplantıya katılmadığı, ispat yükünün davacıda olduğu, davacı vekilinin iddialarının aksine davalı şirket defter ve belgelerinin incelenmesi ya da davalı şirketin toplantıya çağırması gibi konularda izlenecek yol ile ilgili olarak 6102 sayılı Kanun'da düzenleme bulunduğu ve davacı tarafça bu yola gidilmesinin mümkün olduğu, defter ve belgeler incelenmek için istendiği ya da şirketle ilgili bilgi verilmediği yönündeki iddia ile ilgili olarak davacı tarafça yeterli delil sunulmadığı, davalı şirketin faaliyetinin bulunmadığı ileri sürülmüş ise de bilirkişi raporuna göre davalı şirketin ticari faaliyetine devam ettiği, şirketin kârlılığı azalmakta olduğundan ve şirkette kâr payı dağıtmama yönünde karar alındığından, yani keyfi olarak kâr payı dağıtılmaması ya da diğer ortaklara dağıtılıp davacıya dağıtılmaması gibi bir durumun söz konusu olmadığı, sahte olduğu ileri sürülen belgeler yönünden inceleme talebinden vazgeçildiği, bu kararlar ile ilgili olarak imkanları bulunmasına rağmen iptali konusunda açılan davanın da bulunmadığı, dinlenen tanık anlatımının davacı iddialarının ispatı noktasında yetersiz kaldığı, davacı vekilinin gerek müvekkilinin davalı şirket ortaklığından çıkması, gerekse davalı şirketin feshi yönündeki talepleri yönünden haklı sebeplerin varlığı konusunda üzerine düşen ispat yükünü yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki güven ilişkisinin zedelendiği hususunda dosyaya sunulan delillerinin değerlendirilmediğini, davacının hiçbir ortaklar kurulu toplantısına davet edilmediği bilirkişi ek raporunda belirtildiği halde Mahkemece müvekkilinin 31.12.2013 tarihli toplantıya katıldığı, 28.07.2015 tarihli toplantıya ise davet edildiği halde katılmadığı yönünde tespitte bulunduğunu, şirket belgelerindeki imzalar için inceleme yapılmasına gerek olmadığını, zira bilirkişi raporuna göre toplantıya davet edilmediği belli olan müvekkilinin imzasının da olamayacağını, dosyadaki belgeler incelendiğinde imzanın müvekkiline ait olmadığının çıplak gözle de görülebileceğini, davalı şirketçe toplantıya davet usullerine uyulmadığını, şirketin bilanço itibarı ile kâr payı da dağıtamayacağını, müvekkilinin ayrılma akçesi de istemediğini, davalı şirket ve ortaklarının davacıya takındıkları hasımane tutum karşısında davacını şirkette kalmaya zorlanamayacağını, şirketin feshi şartlarının oluştuğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporları ve dosya kapsamına göre davacının 11.09.2012 tarihinde hisse devri suretiyle davalı şirkete ortak olduğu 2012 yılı genel kurul toplantısının 31.12.2013, 2014 yılına ait genel kurul toplantısının davanın açıldığı 14.03.2015 tarihinden sonra
28.07.2015 tarihinde yapıldığı, dosyaya sunulan 13.03.2015 tarihli iadeli taahhütlü olağan kurul toplantısına çağrı içerikli belge, dava tarihinden önce düzenlenmiş ise de, belgede hangi yıla ait olduğu bilgisinin yer almadığı, tebliğine ilişkin bir belge de bulunmadığı, 2013 yılına ait Olağan Genel Kurul Toplantısının yapıldığına yönelik dosyaya belge sunulmadığı, getirtilen sicil kayıtlarında da yer almadığı, davacının toplantılara çağrıldığına ilişkin bir belge sunulmadığı, 31.12.2013 tarihinde yapılan 2012 yılına ait Olağan Genel Kurul Toplantısının 4. maddesinde; “2012 yılı şirket karının ortaklara dağıtılmayarak, şirket bünyesinde bekletilmesine" karar verildiği, 2013 yılında toplantı yapılmadığından 2013 yılına ait kâr dağıtımının yapılmadığı, yargılama aşamasında 28.07.2015 tarihinde yapılan 2014 yılına ait Olağan Genel Kurul Toplantısında; şirket kârından kanun ve esas sözleşme gereği yapılması gereken miktarlar ayrıldıktan sonra kalan kısmının dağıtılmasına karar verildiği, davalı şirketin ortaklarına kâr payı ödemesi yapmadığı, defterlerin usule uygun tutulduğu, borçlandırıcı işlem yapıldığına ilişkin bir kayıt ve belge bulunmadığı, bilirkişi raporunda şirketin, ticari faaliyetlerini mevcut olduğu ve fesih koşullarının oluşmadığının belirtildiği, davacı tanığının davacının çalışanı olması, davalı şirketle ilgili bir bilgisinin bulunmaması, davacının kendisine aktardığını ifade etmesi nazara alındığında, tanığın tarafsız olamayacağı ve ifadelerini de ispat için yeterli nitelikte olmadığı, davacının dava dilekçesindeki iddialarına yönelik olarak 6102 sayılı Kanun hükümleri ve ana sözleşme çerçevesinde şirkete karşı haklarını kullanmadığı gibi, dava yoluna da gitmediği, aksine, 2013/01 no.lu 04.06.2013 ve 2013/2 no.lu 11.08.2013 tarihli ortaklar kurulu kararlarında davacının imzasının bulunduğu, 2013/2 no.lu kararda dağıtılmayan kârlar hesabında yer alan 104.642,88 TL'nin şirket sermayesine ilave edilmesinin ortaklarca kabul edildiği, 2014 yılına ait karar defterinin 1 inci sayfasında fabrikanın kiralanmasına yönelik ve 2 nci sayfasında şirketin temsil ve ilzamına yönelik 22.04.2014 tarihli, 2014/1 no.lu ve 28.04.2014 tarihli 2014/2 no.lu kararlarda davacının imzası bulunduğu, davacı vekili imza incelemesine ilişkin isteklerinden vazgeçmiş olduğundan kararlardaki imzaların davacıya ait olduğunun kabulü gerektiği, davacının ortaklıktan çıkma haklı sebeplerinin var olduğunun ispatlanamadığı, hükme esasa alınan bilirkişi raporunda davalı şirketin 2015 yılında satış cirosu bulunmadığı ve yılı zararla kapattığı belirtilmiş ise de şirketin ticari faaliyetlerinin mevcut olduğu, ayrıca fesih şartlarının oluşmadığının belirtildiği, Mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararların imza incelemesi hususunda toplandığını ancak diğer ortaklar tarafından müvekkiline karşı işlenen haksız filler sebebiyle devam eden ceza yargılamasının dahi inceleme konusu yapılmadığını, davalı şirket tarafından alınan karralardaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, bunun için bilirkişi incelmesine gerek olmadığını, maddi gerçekliğin müvekkilinin toplantılara usulüne uygun davet edilmediğinden anlaşılabileceğini, kaldı ki dosya içindeki vekâletnamede yer alan imzadan da toplantı tutanaklarındaki imzanın aynı olmadığının anlaşılabileceğini, toplantıya usulüne uygun davet edilmeyen müvekkilinin tutanaklarda da doğal olarak imzasının bulunamayacağını, müvekkilinin davanın uzamaması için imza incelemesine muvafakat etmediğini, müvekkiline ait aracın davalı şirket ortakları tarafından haksız bir şekilde alıkonulduğunu, buna dair ihtarnameyi dosyaya sunduklarını, davalı şirketin yeni ortağı tarafından müvekkilinin tehdit edildiğinin tanık beyanı ile de ortaya konulduğunu, şirketin aktif bir faaliyetinin bulunmadığını, hiç kâr payı dağıtılmadığını, taraflarınca gösterilen sebepler dışında Mahkemece 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 4 üncü maddesi gereği takdir yetkisi kullanılarak haklı sebebin varlığının belirlenebileceğini, davalı şirkete ortaklığı nedeniyle maddi manevi zorda olan müvekkilinin ortaklıkta kalmasına mecbur kalmasının kabul edilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, limited şirket ortağı olana davacını ortaklıktan çıkmasına izin verilmesi, talep kabul edilmediği takdirde davalı şirketin feshine karar verilmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrası, 638 inci maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2019/3224 E., 2020/2963 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
1- Asıl dava, TTK'nın 638/2 maddesi gereğince açılan limited şirket ortaklığından çıkma ve çıkma payının tahsiline, bu talebin kabul edilmemesi halinde şirketin haklı nedenle feshi istemine ilişkindir.
11. Hukuk Dairesi 2019/3224 E. , 2020/2963 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22/03/2018 tarih ve 2015/273 E- 2018/295 K. sayılı kararın davacı-karşı davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce verilen 17/04/2019 tarih ve 2018/656 E- 2019/561 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı-karşı davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davacı karşı davalı vekili asıl davada, davalı şirketin iki ortaklı olduğunu, müvekkilinin %15 hissesinin bulunduğunu, her iki ortağın müdür olarak ana sözleşme ile belirlendiğini, ancak müvekkilinin de vekalet verdiği dava dışı ...’ın müvekkilinin rızasına aykırı şekilde müvekkilinin müdürlüğünü düzenleyen maddeyi beyan vererek yalnızca diğer ortağın müdür olduğu şeklinde düzelterek tescil ettirdiğini, büyük ortağın bunu yaptırdığını, zira ...’ın büyük ortağın çalışanı olduğunu, yine büyük ortağın şirket gelirini kendi hesaplarına aktardığını, çalışanlar içerisinde müvekkiline hakaretler ettiğini, şirket ana sözleşmesinin pay devrini de sınırlandırdığını, bu nedenle payı da devredemediğini ileri sürerek müvekkilinin çıkma payı ödenmek suretiyle çıkmasına, çıkma payı olarak 1.000.-TL’nin tahsiline aksi halde şirketin feshine karar verilmesini istemiş, karşı davada, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Asıl davalı karşı davacı vekili, şirketin diğer hissedarının şirket gelirini kendi hesaplarına aktardığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, kendisine hakaret edilmediğini, vekilin ortakların talimatına binaen işlemi yaptığını, pay devrinin sınırlandırılmasının da hukuki olduğunu savunarak asıl davanın reddini istemiş, karşı davada ise, karşı davalının müvekkili şirket işleri ile aynı alanda iştigal eden dava dışı şirketi kurduğunu, anılan şirketin halen büyük ortağın ismini kullanarak iş yaptığını, yine mal kaçırma iddiasının da ortaklık ilişkisi bakımından katlanılamaz olduğunu, karşı davalının şirkete sermaye koymadığını, onun yerinde de büyük ortağın sermaye koyduğunu ve şirketin mali durumu da nazara alındığında karşı davalının çıkma payı olmaksızın çıkarılmasına karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, davalı/ karşı davacı şirketin iki ortaklı limited şirketi olduğu, davacının % 15 hisse sahibi iken, dava dışı şirketin diğer ortağı ...' ın % 85 hisse sahibi olduğu, davalı şirketin defterleri üzerinde yapılan incelemede şirketin borca batık olduğunun anlaşıldığı, davacının kendi iradesi ile şirketin kuruluş işlemleri sırasında ...'ı vekil tayin ettiği, bu kişinin yaptığı işlemin çıkma için haklı neden oluşturmayacağı, davacının şirket çalışanlarının yanında aşağılandığı, şirketin kötü yönetildiği, bilgi alma ve inceleme hakkının sistematik olarak engellendiği, %85 pay sahibi ...’nın şirket malvarlığını kendi şahsi hesabına aktardığına ilişkin iddialarının da ispat edilemediği, ancak davacının beyanlarından ve açtığı davadan ortaklar arasında huzursuzluk olduğunun anlaşıldığı, şirket ana sözleşmesinin 13. madddesindeki pay devrini sınırlayıcı hükmünün de haklı neden olmayacağı, zira davacının devir için girişimde bulunduğuna dair bir delilin de bulunmadığı, bu sebeple şirketin feshi için haklı sebep olmadığı bu nedenle davacının asıl davadaki istemlerin yerinde olmadığı, karşı davada ise, ortaklar için rekabet yasağı öngörülmediğinden karşı davalı ortağın rekabet yasağını ihlalinden söz edilemeyeceği ancak karşı davalının bir rekabet yasağı altında olmaması, kendisinin bağlılık yükümlülüğüne ve dürüstlük kuralına aykırı davranmasına imkân veremeyeceği zira davalı şirketin ticaret unvanın “KAYALAR” ibareli olduğu, karşı davalının münferiden yöneticisi olduğu sonradan kurulan şirketin ise “KAYAPAZ” ibareli olduğu, bu şirketlerin aynı alanda iştigal ettikleri, bu durumun dürüstlük kuralına aykırı davranış olduğu, yine karşı davacının müşterisi olan Noya Organizasyon firmasına karşı davalının kurduğu şirketin 2014 yılında ¨327.478,15 tutarında fatura düzenlediği, bu husus nedeniyle ...'in şirkette ortak kalmasının şirket menfaatleri bakımından sakıncalı olacağı, davacı-karşı davalının. ...'nın şirket hesaplarındaki paraları şahsi hesabına aktardığı ithamı da ciddi bir iddia olduğu, bu hususta yapılmış bir tespitin de bulunmadığı, "ortaklara karşı onur kırıcı isnadlarda bulunulması" çıkarma bakımından bir haklı sebep örneği olduğu, yine dinlenen tanıklardan ortaklar arasında ihtilafın bulunduğunun anlaşıldığı, tüm bu bilgi ve beyanlar sonucunda, taraflar arasındaki güven ilişkisinin sarsıldığı bu itibarla, davacı-karşı davalının şirketten haklı nedenle çıkarılmasının koşullarının oluştuğu, davalı-karşı davacı şirketin borca batık olduğu tespit edildiğinden davacı-karşı davalı yararına ayrılma akçesi hükmedilmesine yer olmadığı gerekçesi ile asıl davanın reddine karşı davanın kabulüne, karşı davalının çıkarılmasına, ayrılma akçesinin takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karara karşı davacı – karşı davalı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesi ile aynı gerekçe ile davacı – karşı davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı – karşı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Asıl dava, TTK'nın 638/2 maddesi gereğince açılan limited şirket ortaklığından çıkma ve çıkma payının tahsiline, bu talebin kabul edilmemesi halinde şirketin haklı nedenle feshi istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemecesince, yukarıda yazılı gerekçeyle asıl davadaki istemlerin reddine karar verilmiş, davacı karşı davalı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf istemleri de Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir. Davacı taraf, haklı sebep olarak şirket ana sözleşmesinden talimatı olmaksızın kendisinin müdürlüğüne ilişkin maddenin tescil esnasında beyan verilmek suretiyle değiştirildiğini ve diğer ortak tarafından çalışanların yanında kendisine hakaretler edildiğini ileri sürmüş ve ispatı için tanık beyanlarına dayanmıştır. Mahkemece dinlelenen tanık beyanlarından şirketin iki ortağının geçinemediği ve dava dışı ortak tarafından davacı ortağa hakaret edildiği, ortaklığın çekilmez bir halde olduğu anlaşılmaktadır. Davacı ve diğer ortak arasında imzalanan “şirket ortaklık sözleşmesi” başlıklı sözleşmede davacının kurulacak şirkette müdür olacağının kararlaştırıldığı, davalı şirketin ticaret sicili kayıtlardan da davacının, davalı şirketin ana sözleşmesiyle müdür olarak atandığı, tescil esnasında ortakların vekilince verilen beyan üzerine ana sözleşme değiştirilerek davacının müdürlüğüne ilişkin kısmın çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Tüm bu hususlardan, davacının davalı şirketin kuruluşundan itibaren diğer ortakla birlikte müdür olacağı inancıyla davalının kurucu ortağı olduğu, buna karşın davacının rızası dışında, müdürlüğüne dayanak ana sözleşme düzenlemesinin değiştirilmesi ile davacının kurucu ortak olma yönündeki iradesinin temel gerekçesinin ortadan kalktığı, şirketin kuruluşundan itibaren ortaklar arasında çekişme olduğu, tanık beyanlarından bu çekişmenin dava dışı ortağın hakaretlerine dek vardığının anlaşılması karşısında asıl davada davacının çıkma talebinin haklı nedenlere dayandığı anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında asıl davada çıkma talebinin kabulü ile çıkma payı bakımından bir karar verilmesi gerekmekte iken yazılı gerekçe ile asıl davanın reddine karar verilmesi ve bu karara vaki istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru değildir.
2- Asıl davacı karşı davalı vekilinin karşı davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince; karşı dava, karşı davacı limited şirketin ortağının haklı sebeple şirket ortaklığından çıkarılması istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, karşı davanın kabulü ile karşı davalının çıkarılmasına, şirketin ekonomik durumu nedeniyle çıkma payı takdirine yer olmadığına karar verilmiş, davacı - karşı davalının karşı davaya yönelik istinaf istemleri Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir. Ancak, haklı sebeple ortağın ortaklıktan çıkarma için limited şirket tarafından mahkemeye başvurulmadan önce limited şirket genel kurulunda TTK 621/1-h maddesi uyarınca ve nitelikli çoğunluk tarafından bu kapsamda bir kararın alınması dava şartıdır. Karşı davacı tarafça bu yönde alınan genel kurul kararı dosya kapsamına sunulmuş ise de, kararın incelenmesinde genel kurula sadece diğer ortağın katıldığı ve onun olumlu oyu ile karar alındığı gözlenmektedir. TTK’nın 621. maddesi uyarınca şirket ortağının şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması konusundaki genel kurul kararlarının temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması hâlinde alınabileceği öngörülmüş olup 2 ortaklı limited şirketlerde ortaklardan sadece birinin iştiraki ile toplanan genel kurulda kanunda aranan nitelikte çoğunluğun sağlanamayacak olması karşısında mezkur karar yok hükmündedir. Bu nedenle işbu davada dava şartı olan nitelikli çoğunluk tarafından alınan ortaklıktan çıkarmaya ilişkin genel kurul kararı bulunmadığı gözetilerek karşı davanın dava şartı yokluğundan reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıdaki (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı karşı davalı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz isteminin kabulüne, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı karşı davalı vekilinin karşı davaya yönelik temyiz isteminin kabulüne, gerek asıl ve gerekse karşı dava açısından İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 17/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Ticaret Hukuku
A, B, C ve D'nin eşit paylarla ortak olduğu bir limited şirkette, yönetici ortak olan A'nın, şirketin faaliyet alanıyla rekabet eden şahsi bir işletme kurduğu ortaya çıkmıştır. Bu durum ortaklar arasında ciddi bir güven bunalımına ve anlaşmazlığa yol açmıştır. Ortak B, A'nın bu davranışının haklı sebep teşkil ettiğini düşünerek mahkemeye başvurmuş ve A'nın şirketten çıkarılmasını talep etmiştir. Diğer yandan ortak C, bu çekişmeli ortamda artık ortaklığa devam etmek istememektedir.
Bu olay ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun limited şirketlerde çıkma ve çıkarılmaya ilişkin hükümleri dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Ortak B'nin talebi üzerine mahkeme, A'nın şirketten çıkarılmasına karar verirse, diğer ortak olan C, TTK m. 639 uyarınca bu karara katılarak şirketten ayrılma hakkına sahip olur.
B) Şirket sözleşmesinde özel bir hüküm bulunmasa dahi, ortak A'nın rekabet yasağını ihlali nedeniyle şirketten çıkarılmasına ancak diğer tüm ortakların oybirliği ile karar verilebilir.
C) Ortak C, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin temelden sarsılmasını haklı sebep olarak göstererek, şirketten çıkmasına karar verilmesi için mahkemeye dava açabilir.
D) Ortak A'nın şirketten çıkarılabilmesi için, öncelikle genel kurulun bu yönde bir karar alması ve bu kararın A tarafından iptal davasına konu edilmemesi zorunludur; mahkemeye doğrudan çıkarma talebiyle başvurulamaz.
E) Ortak C'nin haklı sebeple çıkma davası açması durumunda, bu davanın sonuçlanmasını beklemeden müdürlere yapacağı tek taraflı bir bildirimle ortaklıktan derhal ayrılmış sayılır.
Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.