6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 722

Türk Ticaret Kanunu 722. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 722- (1) Düzenleyen, ciranta veya aval veren kişi, senet üzerine “gidersiz”, “protestosuz” kayıtlarını ya da bunlara eş anlamlı diğer herhangi bir ibareyi yazıp imzalayarak, hamili başvurma hakkını kullanmak için kabul etmeme veya ödememe protestosu düzenleme yükümünden kurtarabilir. (2) Bu kayıt, hamili, poliçeyi süresinde ibraz etmek ve gereken ihbarları yapmak yükümlülüklerinden kurtarmaz. Sürelere uyulmadığını ispat, bunu hamile karşı ileri süren kişiye düşer. (3) Bu kayıt poliçeyi düzenleyen tarafından yazılmış ise, poliçeden dolayı borç altına girmiş olanların hepsi hakkında geçerli olur; bir ciranta veya aval veren kişi tarafından yazıldığı takdirde, hüküm yalnız ona uygulanır. Düzenleyen tarafından yazılan kayda rağmen hamil yine protesto çekerse giderler kendisine ait olur. (4) Kayıt bir ciranta veya aval veren kişi tarafından konduğu takdirde, bu kayda rağmen çekilmiş olan bir protestonun gerektirdiği giderleri, poliçeden dolayı borç altına girenlerin hepsi tazminle yükümlüdür. III - İhbar zorunluluğu

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

2 karar eşleşti
12. Hukuk Dairesi, 2022/12051 E., 2023/4050 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
Alacaklı bankanın vergi numarasının ve adresinin yazılı olmamasının ödeme emrinin iptalini gerektirmediği, eksikliğin her zaman giderilebileceği, ayrıca TTK'nın 722. maddesi gereğince alacaklının çek bedellerinin binde 3'ünü aşmamak üzere çek komisyonu talep edebileceği, İstanbul 14.
12. Hukuk Dairesi         2022/12051 E.  ,  2023/4050 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 6. İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte imzaya itiraz ve şikayet uyuşmazlığından dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince istemin reddine karar verilmiştir. Kararın borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı borçlu tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. İTİRAZ VE ŞİKAYET Borçlu İcra Mahkemesine başvurusunda; ödeme emrinde alacaklı bankanın adres ve vergi kimlik numara bilgilerinin yazılı olmadığını bu durumun ödeme emrinin iptalini gerektirdiğini, bankanın sorumlu olduğu çek tutarı düşülmeden takip açıldığını, takibe konu çekler hakkında ödeme yasağı kararı olduğunu buna dair Ticaret Mahkemesi kararının beklenilmesi gerektiğini, çek komisyonu talep edilmesinin usulsüz olduğunu, takibe konu çeklerin kambiyo vasfında olmadığını, çeklerdeki imzaların şirket yetkilisine ait olmadığını belirterek imzaya itirazlarının kabulü ile takibin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Alacaklı, takibin sürüncemede bırakılması için itiraz yoluna başvurulduğunu, ödeme emrindeki eksikliklerin her zaman giderilmesinin mümkün olduğunu, çek keşideci olan borçlunun çek komisyonundan sorumlu olduğunu, çeklerin kambiyo vasfına sahip olduğunu, imzaya itirazı kabul etmediklerini belirterek itirazın reddine ve borçlu aleyhine tazminat ve para cezasına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI A. Gerekçe ve Sonuç İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; alacaklının takip talebinde adresinin ve vergi numarasının bulunmaması her zaman tamamlanabilecek bir eksiklik olduğu, bu durumun ödeme emrinin ve takibin iptali sebebi olmadığı, çeklerin yasal süre içerisinde muhatap bankaya ibraz edildiği, takibe konu çeklerin kambiyo vasfını taşıdığı, keşideci borçludan çek komisyonu talebinin usul ve yasaya uygun olduğu, işlemiş faize ve çek tazminatına açıkça itiraz edilmediği bu nedenle bu yönden inceleme yapılmadığı, mahkemece alınan18.02.2019 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle takip konusu çeklerdeki imzaların borçluya ait olduğu belirtilerek, borçlunun imzaya ve borca itirazının reddine, alacaklının icra inkar tazminatı talebinin yasal koşulları oluşmadığından reddine, borçlunu ödeme emrinin ve takibin iptali isteminin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu istinaf başvurusunda bulunmuştur. B.İstinaf Sebepleri Borçlu, itiraz dilekçesi içeriğini tekrar ederek, imzaya itiraz ile birlikte borca ve ferilerine de itiraz edildiğini, borca itirazlarının faize itirazı da kapsadığını, bu hususun mahkemece göz ardı edilerek usul ve yasaya aykırı karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı C.1.Gerekçe ve Sonuç Alacaklı bankanın vergi numarasının ve adresinin yazılı olmamasının ödeme emrinin iptalini gerektirmediği, eksikliğin her zaman giderilebileceği, ayrıca TTK'nın 722. maddesi gereğince alacaklının çek bedellerinin binde 3'ünü aşmamak üzere çek komisyonu talep edebileceği, İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/843 E. 2016/482 K. sayılı ilamı incelendiğinde takibin alacaklısı olan davalının çeklerin kaybolduğu iddiasıyla açılan çek iptali davasında taraf olmadığı bu nedenle bu hususa yönelik istinaf sebebinin yerinde görülmediği, takibin dayanağı olan çeklerin kambiyo vasfını taşıdıkları, somut olayda, İcra Mahkemesince, davacı şirket yetkilisinin mukayeseye elverişli imza örnekleri toplandıktan sonra Grafoloji ve Sahtelik uzmanı Hüseyin Ağca'dan alınan 17.01.2017 havale tarihli raporda, çeklerdeki imzaların davacı şirket yetkilisi Mustafa EROL'a ait olduğunun belirtildiği, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 05.12.2018 tarihli raporunda çeklerdeki imzaların kuvvetle muhtemel Mustafa AÇI'nın eli ürünü olduğunun belirtildiği, Jandarma Kriminal Laboratuvar amirliğinden alınan ve ilk iki rapor arasındaki çelişkiyi gideren raporda çeklerdeki imzaların Mustafa Erol'un eli ürünü olduğunun belirtildiği, dava dilekçesi incelendiğinde, davacının borca itiraz etmediği, sadece muhatap bankanın sorumlu olduğu miktarlar düşülmeden fahiş talepte bulunulduğunun iddia edildiği, dolayısıyla faiz ve çek tazminatı alacakları yönünden mahkemece inceleme yapılmamasında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Borçlu, istinaf dilekçesi içeriğini tekrar ederek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte imzaya itiraz ve şikayete ilişkindir. 2. İlgili Hukuk İİK'nın 170, TTK 780 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, yasal ... kapsamında tahsil edilen tutarların ilgili çeklerin bedelinden düşülerek takip başlatıldığının anlaşılmasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanunun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (1)

(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi, 2008/4757 E., 2008/6624 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Hakimliği
tam metni aç
Diğer yandan, davaya dayanak alınan ve “çek” olarak nitelendirilen belge, yukarıda açıklandığı gibi “çek” sayılmadığından, çek olarak kabul edilse dahi zamanaşımına uğramış bulunduğundan Türk Ticaret Kanunu'nun 722. maddesi hükmü gereğince keşide tarihinden itibaren temerrüt faizi uygulanamaz.
(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi         2008/4757 E.  ,  2008/6624 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: - K A R A R - 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Pendik 1. İcra Müdürlüğü’nün 2005/10203 takip sayılı dosyası kapsamından; davacı şirketin 06.04.2004 tarih ve 042691 numaralı fatura ile 043159 numaralı irsaliyeyi ve ayrıca “çek” olarak nitelendirdiği 16.06.2004 keşide tarihli belgeyi dayanak alarak davalı şirket hakkında adî takip yoluyla başlattığı icra takibinde, 8.000 USD asıl alacak ve 655 USD işlemiş temerrüt faizinin tahsilini istediği, takip borçlusu davalı şirketin süresi içindeki itirazı sonucu takibin durduğu anlaşıldığı gibi; İİK’nın 67. maddesi hükmüne dayalı olarak itirazın iptali davasının da bir yıllık süresi içinde açılmış olduğu sabit bulunmaktadır. Yanlar arasında adî yazılı şekilde düzenlenen 11.03.2000 günlü sözleşmenin kapsamının doğruluğu tarafların da kabulündedir. Bu sözleşme; Borçlar Kanunu'nun 355. maddesi hükmünde tanımlandığı üzere; niteliğince, bir “eser” sözleşmesidir. Davacı yüklenici; davalı ise, iş sahibidir. Davacı şirket, (3) adet çift bölmeli, düz tabanlı basınç odasının 120.000 USD. bedelle yapımını ve davalı iş-eser sahibine teslimini yüklenmiştir. İcra takibine, dayanak alınan belgeler arasında bulunan 16.06.2004 günlü “belge” Türk Ticaret Kanununun 692. maddesi hükmüne uygun olarak düzenlenmediğinden kambiyo senetlerinden olan “çek” sayılamayacağı gibi; aynı Kanunun 726. maddesi hükmüne göre de niteliğince, “çek” sayılsa dahi zamanaşımına uğramıştır. Ancak, bu belgenin kapsamının doğruluğu, taraflarca da kabul edildiğinden sözleşmede tamamen ödendiği yazılı olan iş bedelinin tümünün ödenmemiş olduğunun yanlarca ikrar edilmiş olduğunun kabulü gerekmektedir. Borçlar Kanunu'nun 364. maddesi hükmü gereğince, taraflarca başka bir ödeme şekli kararlaştırılmamış ise, işin bedeli, teslimi zamanında istenebilir. İşin, sözleşme ve yasa koşullarına, fen ve sanat kurallarına uygun olarak yapılarak iş-eser sahibine teslim olunduğunu ve onun tarafından da kabul edildiğini ve iş bedelinin istenebilir olduğunu yüklenici; iş bedelinin tamamen ya da kısmen ödendiğini ya da istenebilir olmadığını ise, iş-eser sahibi yasal delillerle kanıtlamakla ödevlidir. Eser sahibi şirket tarafından Pendik 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/98 D. İş sayılı dosyası üzerinden yaptırılan delil tespiti incelemesi sonucu sunulan 23.11.2005 tarihli bilirkişi raporu ile buna ek 07.12.2005 günlü rapor alınmış ve bu raporda “eksik işler” tek tek sayılmıştır. Ancak, ek raporun 10.0 ve 11.0 numaralı bentlerinde belirtilen işlerin sözleşme konusu işler arasında sayılmadığı, sözleşme kapsamı incelendiğinde anlaşılmaktadır. Nevar ki, bu işlerin de “teknik tutanak” ile kararlaştırılmış olduğu açıklanmıştır. Eksik işler, hiç yapılmayan işlerdir. O halde, dava ve takip konusu alacaktan eksik işler bedelinin mahsubunu iş-eser sahibi isteyebilir. Ancak, yanlar arasındaki sözleşmede iş bedeli götürü olarak ve 120.000 USD. tutarında kararlaştırılmıştır. Borçlar Kanunu'nun 365/I. maddesi gereğince iş bedeli taraflarca götürü olarak kararlaştırılmış ise; davacı yüklenici, iş-eseri kararlaştırılan bedelle yapmak zorundadır. Eser, önceden tahmin edilenden daha çok çalışmayı ve gideri gerektirmiş olsa bile, yüklenici, bedelin artırılmasını isteyemez. Götürü bedelli işlerde yüklenicinin hakettiği iş bedeli; mahkemece, uzman bilirkişi ya da bilirkişi kurulu aracılığıyla yerinde keşif ve inceleme yapılarak yüklenicinin işten el çektiği tarih itibariyle yapılan işin varsa nefaset farkları da düşülerek tüm işe olan oranının saptanması, bu oranın götürü bedele uygulanması, çıkan bu miktardan iş sahibinin ödediği miktar varsa düşülmesi suretiyle mahkemece belirlenir. Somut olayda ise, açıklanan bu yasal yönteme göre mahkemece inceleme ve araştırma yapılmamıştır. Sözleşme dışı iş sözleşme konusu olmayan işlerden olduğundan bu tür işlere sözleşme hükümleri uygulanamayacağından sözleşme dışı işlerin eksik bırakıldığından da sözedilemez. Sözleşme dışı iş yapılmış ise, Borçlar Kanunu'nun 410 ve devamı maddeleri hükmü gereğince ve vekaletsiz iş görme kuralları uyarınca yaptırılacak inceleme sonucu belirlenebilir. Açıklanan bu hukuksal sebeplerle davacının hakettiği ve istenebilir iş bedelinin bulunup bulunmadığının saptanabilmesi için az yukarıda açıklanan şekilde mahkemece araştırma ve inceleme yapılması gerekir. Diğer yandan, davaya dayanak alınan ve “çek” olarak nitelendirilen belge, yukarıda açıklandığı gibi “çek” sayılmadığından, çek olarak kabul edilse dahi zamanaşımına uğramış bulunduğundan Türk Ticaret Kanunu'nun 722. maddesi hükmü gereğince keşide tarihinden itibaren temerrüt faizi uygulanamaz. Somut olayda, Borçlar Kanunu'nun 101/I. maddesi gereğince takip borçlusu davalının hakkında Kartal 4. İcra Müdürlüğü'nün 2004/3186 takip sayılı icra dosyası üzerinden başlatılan icra takibi ile ve 21.09.2004 tarihi itibariyle borçlu temerrüdüne düşürülmüş bulunmaktadır. Bu sebeple, yazılı şekilde işlemiş temerrüt faizi hesaplanarak takip konusu işlemiş temerrüt faizi üzerinden davalının itirazının iptaline karar verilmesi de doğru olmamıştır. Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda (1.) bendde belirtilen nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) bendde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulü ve kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 07.11.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ticaret Hukuku

Aşağıdakilerden hangisi poliçede protesto çekilmesine gerek olmayan (protestodan muafiyet) hallerden biri değildir?

A) Muhatabın iflas etmesi
B) Keşidecinin iflas etmesi (kabule arzı yasaklanmayan poliçede)
C) Poliçede "gidersiz" kaydının bulunması
D) Mücbir sebebin vadeden itibaren 30 günden fazla sürmesi
E) Kabul etmeme protestosunun daha önce çekilmiş olması

Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol