6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 726

Türk Ticaret Kanunu 726. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 726- (1) Poliçe bedelini ödemiş olan kişi kendisinden önce gelen borçlulardan; a) Ödemiş olduğu tutarın tamamını, b) Ödeme tarihinden itibaren bu tutarın faizini, c) Yaptığı giderleri ve d) Poliçe bedelinin binde ikisini aşmamak üzere komisyon ücretini, isteyebilir. VI - Makbuz 1. Genel olarak

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

13 karar eşleşti
23. Hukuk Dairesi, 2014/5083 E., 2014/4621 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varEreğli(Konya) 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
sıradaki Dörtyol İcra Müdürlüğü'nün 2002/1545 Esas sayılı dosyasında alacağın muvazaalı olduğunu, taşınmaza 03.02.2003 tarihinde haciz konulduktan sonra 6 ay işlem yapılmadığından TTK'nın 726. maddesi gereğince çek ile girişilen takip dosyasının zamanaşımına uğradığını, hacizlerin düşmüş sayılmasının gerektiğini, garame hesabında usul ve esasa uyulmadığını, vergi alacağı ile diğer ilk üç sıradaki
23. Hukuk Dairesi         2014/5083 E.  ,  2014/4621 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ereğli(Konya) 2. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 13/12/2012 NUMARASI : 2009/344-2012/730 Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı O.. K.. vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Davacı vekili, görevsiz İcra Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde, Ereğli İcra Müdürlüğü'nün 2003/256 Esas sayılı dosyasında düzenlenen 29.01.2007 tarihli derece kararının hatalı olduğunu, 1. sıradaki Ereğli İcra Müdürlüğü'nün 2003/256 (2005/98) Esas sayılı dosyasında alacağın muvazaalı olduğunu, bir yıl işlem yapılmadığından dosyanın işlemden kaldırılması nedeniyle tüm hacizlerin düşmesi gerektiğini, 2. sıradaki Dörtyol İcra Müdürlüğü'nün 2002/1545 Esas sayılı dosyasında alacağın muvazaalı olduğunu, taşınmaza 03.02.2003 tarihinde haciz konulduktan sonra 6 ay işlem yapılmadığından TTK'nın 726. maddesi gereğince çek ile girişilen takip dosyasının zamanaşımına uğradığını, hacizlerin düşmüş sayılmasının gerektiğini, garame hesabında usul ve esasa uyulmadığını, vergi alacağı ile diğer ilk üç sıradaki alacağın garameye girmesi gerekirken, ilk iki sıradaki alacağın paylaştırılması sonrasında 3. sıradaki müvekkili alacağı ile 4. sıradaki vergi dairesi alacağının garame yapılmasının hatalı olduğunu, müvekkilinin alacağının, sıra cetvelinin düzenlendiği 29.07.2007 tarihinde 1.181.393,97 TL olduğunu ve bu miktar üzerinden yapılacak garamede 4. sıradaki Vergi Dairesi'ne 10.000,00 TL düşmesi gerekirken, 36.632,89 TL düştüğünü ileri sürerek, 29.01.2007 tarihli sıra cetvelinin iptaline ve 170.000,00 TL'nin müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Temlik alacaklısı A.. H.., 18.01.2011 tarihli dilekçesi ile; temlikname gereğince, görülmekte olan davada davacının tüm dava ve talep haklarını temlik aldığını, bu aşamadan sonra davaya davacı-temlik alacaklısı sıfatıyla katılmasına karar verilmesine ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı O.. K.. vekili ve davalı M.. K.. vekili, davanın reddini istemiştir. İcra Hukuk Mahkemesi'nce muvazaa nedenine dayalı sıra cetveline itiraz davalarında genel mahkemelerin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi üzerine dosyanın gönderildiği mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; Mersin 3. İcra Müdürlüğü'nün 2003/2076 Esas sayılı dosyasında dosya hesabının 13.04.2006 tarihi itibariyle 1.054.230,00 TL olarak yapıldığı ve sıra cetvelinde bu miktarın esas alındığı, oysaki, satış tarihi itibariyle hesaplamanın yapılması gerektiği, satış tarihi olan 17.02.2005 tarihi itibariyle hesaplama yapıldığında dosya borcunun 802.436,48 TL olduğu, sıra cetvelinde satış masraflarının hesaplanmasında hataya düşüldüğü, satış masraflarının, 2.763,00 TL olduğu, sıra cetvelinde bu miktarın esas alınması gerektiği, sıra cetvelinde yer alan alacaklara satış tarihine kadar faiz yürütülerek bulunacak meblağın garameye tabi tutulması gerektiği, sıra cetvelinin haczi devam eden ilk kesin haciz dosyasından yapılmasının zorunlu olduğu, sıra cetvelinin Ereğli İcra Müdürlüğü'nün 2003/256 Esas sayılı dosyasında düzenlendiği ve bu dosyada konan 21.01.2003 tarihli haczin, devam eden hacizlere göre 3. sırada olduğu, Ereğli İcra Müdürlüğü'nün 2003/256 Esas sayılı dosyasından önce 1. sıradaki Ereğli İcra Müdürlüğü'nün 2002/4417 ve 2. sıradaki Ereğli İcra Müdürlüğü'nün 2002/4663 Esas sayılı dosyalarının bulunduğu, sıra cetvelinin, ilk sıradaki Ereğli İcra Müdürlüğü'nün 2002/4417 Esas sayılı dosyasından yapılması gerektiği, davacı tarafın ikinci iddiasının, sıra cetvelinde ihale bedelinin sıra cetvelinin 1, 2, 3. sırasındaki alacaklar ile Ereğli Vergi Dairesi alacağı arasında garameten paylaştırılmasına yönelik olduğu, sıra cetvelinde, 1. sırada Ereğli İcra Müdürlüğü'nün 2003/256 Esas, 2. sırada Dörtyol İcra Müdürlüğü'nün 2002/1545 Esas ve 3. sırada Mersin 3. İcra Müdürlüğü'nün 2003/2076 Esas sayılı dosyalarının yer aldığı, oysaki, haciz tarihleri gözönüne alınarak sıralama yapıldığında 1. sırada Ereğli İcra Müdürlüğü'nün 2002/4417 Esas, 2. sırada Ereğli İcra Müdürlüğü'nün 2002/4663 Esas ve 3. sırada Ereğli İcra Müdürlüğü'nün 2003/256 Esas sayılı dosyalarının sıralanması gerektiği, sıralama sırasında haciz tarih ve yevmiyelerine dikkat edilmediği, her ne kadar ilk devam eden haciz, Ereğli İcra Müdürlüğü'nün 2002/4417 Esas sayılı dosyasında konulmuş ise de bu dosya alacaklısı ile 2. ve 3. sıradaki haciz alacaklılarının sıra cetveline itiraz etmediği, sıra cetveline sadece Mersin 3. İcra Müdürlüğü'nün 2002/2076 Esas sayılı dosyası alacaklısı vekilinin itiraz ettiği, sıra cetveline itiraz etmeyenler açısından sıra cetvelinin kesinleştiği, bilirkişi raporunda sıra cetvelinin hazırlanmasında hataya düşüldüğünün, Mersin 3. İcra Müdürlüğü'nün 2003/2076 Esas sayılı dosyası hesabının da satış tarihi itibariyle değil daha sonraki bir tarih itibariyle yapılmış olduğundan muvazaanın kabul edilmesi gerektiğinin, sıra cetvelinin iptali ile ihale bedelinden artan 186.371,91 TL'nin, sıra cetveline itiraz eden Mersin 3. İcra Müdürlüğü'nün 2003/2076 Esas sayılı dosyası alacağı ile Ereğli Vergi Dairesi alacağı arasında garameten paylaştırılması gerektiğinin, yapılan garame hesabına göre Ereğli Vergi Dairesi'nin 23.690,33 TL, Mersin 3. İcra Müdürlüğü'nün 2003/2076 Esas sayılı icra takip dosyasına 162.681,58 TL ödeme yapılması gerektiğinin bildirildiği, anılan bilirkişi raporunun gerekçeli, dava konusu sıra ve derece kararını ve önceki bilirkişi raporunu tahlil edici, denetimine elverişli ve hesaplama içerir nitelikte olduğundan bu rapora itibar edilerek, üçüncü bir rapor alınmasına gerek görülmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, sıra cetvelinin iptali ile ihale bedelinden artan 186.371,91 TL'nin sıra cetveline itiraz eden Mersin 3. İcra Müdürlüğü'nün 2003/2076 Esas sayılı dosya alacağı ile Ereğli Vergi Dairesi alacağı arasında garameten paylaştırılarak, yapılan garame hesabına göre Ereğli Vergi Daire'sine 23.690,33 TL, Mersin 3. İcra Müdürlüğü'nün 2003/2076 Esas sayılı takip dosyasına 162.681,58 TL ödeme yapılmasına, davacının fazlaya ilişkin reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı O.. K.. vekili temyiz etmiştir. 1-Davalının alacaklı olduğu, sıra cetvelinin 2. sırasında yer alan Dörtyol İcra Müdürlüğü'nün 2002/1545 Esas sayılı dosyasında, sıra cetvelinin düzenlendiği tarih itibariyle haczi ayakta ise de, borçlunun şikayeti üzerine Dörtyol İcra Hukuk Mahkemesi'nin 18.02.2010 tarih ve 2009/1 Esas, 2010/6 Karar sayılı ilamıyla son takip muamelesinden itibaren 6 aylık sürenin geçtiği ve takibin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle takibin iptaline karar verilmiş ve Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 05.10.2010 tarih ve 9671 Esas, 22298 Karar sayılı ilamıyla "takibin iptaline" sözcüklerinin karar metninden çıkarılması ve yerine "icranın geri bırakılmasına" yazılması suretiyle hüküm düzeltilerek onanmıştır. Davalı tarafından İİK'nın 33a/2. maddesi uyarınca genel mahkemelerde dava açıldığına ilişkin herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığından takibin zamanaşımına uğradığı hususu kesinleşmiştir. Bu açıklamalara ve dosyadaki yazılara, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı O.. K.. vekilinin, sıra cetvelinin 2. sırasında yer alan Dörtyol İcra Müdürlüğü'nün 2002/1545 Esas sayılı dosyasına yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Davalı O.. K.. vekilinin, sıra cetvelinin 1. sırasında yer alan Ereğli İcra Müdürlüğü'nün 2003/256 Esas sayılı dosyası ile ilgili kurulan hükme ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Dosya kapsamından, haczin 22.01.2003 tarihinde konulduğu, ödeme emrinin 29.01.2003 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafça 13.01.2005 tarihinde avansı yatırılarak, satış talep edildiği, bedeli paylaşıma konu taşınmazların 17.02.2005 tarihinde satıldığı anlaşıldığından davacı vekilinin icra müdürlüğünce 29.07.2005 tarihli eksik satış avansının verilen 7 günlük sürede yatırılmasına dair ihtara uyulmadığı yönündeki iddiası sonuca etkili olmamıştır. Ereğli İcra Hukuk Mahkemesi'nin 04.03.2009 tarih ve 2008/325 Esas, 2009/68 Karar sayılı ilamı ile 28.02.2007 tarihinden sonra 1 yıldan fazla süre işlemde bulunulmadığı gerekçesiyle İİK'nın 78/4. maddesi gereğince Ereğli 1. İcra Müdürlüğü'nün 2005/98 (2003/256) Esas sayılı dosyasında konulan hacizlerin kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. İİK'nın 78/4. maddesi, "haciz talebi kanuni müddet içinde yapılmaz veya geri alındıktan sonra bu müddet içinde yenilenmezse dosya muameleden kaldırılır." hükmünü, aynı Kanun'un 110. maddesi, "Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya talep geri alınıpta bu müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar." hükmünü içermektedir. Buna göre kanuni müddet içinde haciz istenildikten sonra süresinde satış istenmemesi halinde takip düşmeyip sadece haciz düşmektedir. İİK'nın 78/son madde hükmü gereğince yenileme ve yeniden harç yatırılması, takibin düşmesi hali için zorunludur. Somut olayda, davalının ihtiyati haczi kesin hacze dönüşmüş olup, yukarıda açıklandığı gibi, haciz sonrasında süresinde satış istenip, avans yatırıldığından haczi ayaktadır. Mahkemenin, aksi yöndeki kabulünde isabet bulunmamaktadır. Öte yandan, muvazaa nedenine dayalı sıra cetveline itiraz davalarında iddia, kural olarak, borçlu ile davalı alacaklının anlaşmalı (muvazaalı) biçimde borç ilişkisi oluşturarak, diğer alacaklılardan mal kaçırma amacı güttükleri noktasındadır. Bunun için muvazaalı muamelenin borçlandırıcı işleme göre yapıldığı tarih önem taşır. Muvazaadan söz edilebilmesi için, kural olarak, muvazaalı tasarrufun, diğer alacaklı lehine yapılan borçlandırıcı işlemden sonraki tarihi taşıması gerekir. Diğer anlatımla, muvazaadan söz edilebilmesi için, kural olarak, muvazaalı olduğu ileri sürülen alacağın, kendisinden mal kaçırıldığı iddia edilen alacaktan daha sonra veya yakın tarihlerde doğmuş olması, diğer anlatımla kural olarak muvazaalı tasarrufun, diğer alacaklı lehine yapılan borçlandırıcı işlemden sonraki tarihi taşıması gerekir. Takip işlemlerinin hızlandırılması, İİK’nın 20. maddesi uyarınca sürelerden feragat ve haczin borçlunun beyanı üzerine konulması, tek başına muvazaayı gösteren vakıalar değildir. Muvazaa iddiasına dayalı sıra cetveline itiraz davalarında ispat yükü, davalı alacaklıdadır. Davalı alacaklı alacağının varlığını ve miktarını, takipten önce düzenlenmiş ve üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilecek nitelikte olan usulüne uygun, birbirini doğrulayan yazılı delillerle kanıtlamalıdır. Her zaman düzenlenmesi mümkün olan çek ve bono, alacağın varlığını ispatlamaya tek başına yeterli değildir. Senetler, faturalar ve çekler ancak tarafları ve onların cüz'i ve külli halefleri yönünden kesin delil niteliğinde olup, temel ilişkinin ve kambiyo ilişkisinin dışında kalan davacı üçüncü kişi bakımından bu nitelikte bir ispat vasıtası olarak kabul edilemez. Öte yandan, alacağın miktarına göre diğer tarafın açık muvafatı bulunmadığı sürece tanık dinlenemez ve tanık beyanını dayalı olarak hüküm kurulamaz. Davalı alacaklının savunma ve delilleri çerçevesinde alacağın gerçek olup olmadığının tartışılması, davalı ile borçlu arasındaki hukuki ilişkinin ve davalının alacağının doğum tarihinin değerlendirilmesi, sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Hem sıraya ve hem de alacağın esas ve miktarına yönelik itirazların birlikte ileri sürülmesi halinde kural olarak, önce sıraya yönelik uyuşmazlığın çözülmesi, bu itirazın yerinde olmadığının anlaşılması halinde ise davalı alacağının varlığının ve miktarının incelenmesi gerekir. Buna göre mahkemece, açıklanan ilkeler çerçevesinde davalının 1. sıradaki alacağına ilişkin davacının sıraya yönelik şikayetinin reddi ile davacının muvazaa iddiası üzerinde durulup, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle sonuca ulaşılması doğru olmamıştır. 3-Kabule göre; mahkemece, sıraya yönelik inceleme yaparak sonuca gittiği halde, hüküm fıkrası doğru oluşturulmamıştır. Sıra cetveline yönelik şikayetlerde İcra Mahkemesi, önüne gelen şikayetleri sonuçlandırmak ve icra müdürüne bu yönde talimat vermekle görevli olup, gerekçede yeni sıra cetvelinin hangi ilkelere göre düzenleneceğini belirlemesi, diğer bir anlatımla alacaklıların ne miktar için hangi sıralarda yer alması gerektiğini saptaması, cetvelin hukuka uygun olmayan kısımlarını göstermesi, bu çerçevede işlem yapılması için icra müdürüne talimat vermesi (İİK 17/1) gerektiğinden, iptal nedenlerinin gerekçede gösterilmesi, hüküm fıkrasında HMK'nın 297/2. maddesi uyarınca gerekçeye ait harhangi bir söz tekrar edilmeksizin sıra cetvelinin iptali ile yetinilmesi ve eda hükmü kurulmaması gerekir. Haciz yolu ile takiplerde kıyasen uygulanması gereken İİK'nın 235/3. maddesi uyarınca alacağın esas ve miktarına yönelik sıra cetveline itiraz davalarının kabulü halinde ise davanın taraflarının sırasının değiştirilmesine karar verilemeyeceğinden, mahkemece sıra cetvelinin iptaline değil, davalıya ayrılan payın yargılama giderleri dahil olmak üzere öncelikle davacı alacağının karşılanmasının tahsisine, artan kısmın davalıya ödenmesine karar verilmesi gerekir. Mahkemece, sıraya ilişkin uyuşmazlık çözümlendiğine göre sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması, İİK'nın yukarıda özetlenen 17. maddesi ile hüküm fıkrasında gerekçeye ait herhangi bir sözün tekrar edilmemesine ilişkin HMK'nın 297/2. maddesine aykırı olduğu gibi, icra müdürünün yerine geçecek şekilde hüküm kurulması anlamına da geldiğinden, doğru olmamıştır. Öte yandan, davacı şirketin "U.. P.. Ürün. San. ve Tic. Ltd. Şti." olan unvanının, gerekçeli karar başlığında "U.. P.." olarak yazılmış olması, HMK'nın 297/1-b. maddesi hükmüne aykırı olduğu gibi, 02.03.2007 olan dava tarihinin gerekçeli karar başlığında 31.07.2009 olarak yazılmış olması da hatalı olmuştur. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı O.. K.. vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı O.. K.. yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. .

Diğer kararlar (4)

(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi, 2012/14761 E., 2013/2707 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
TTK 726/1. Yeni TTK (814/1.) maddesinde “hamilin cirantalarla keşideci ve diğer çek borçlularına karşı haiz olduğu müracaat hakları ibraz müddetinin bitiminden itibaren altı ay geçmekle zamanaşımına uğrar” denilmekte olup diğer bir anlatımla hamilin kambiyo hukukunun kendisine t
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi         2012/14761 E.  ,  2013/2707 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında müvekkilince davalıya satılarak teslim edilen mallara karşılık davalı yanca keşide olunan toplam 24.000 TL tutarlı iki adet çekin alındığını, sonrasında davalı yanca bedellerinin ödenmemesi üzerine icra takibine girişilmiş ise de davalı borçlunun itirazı sonucu takibin durduğunu belirterek, itirazın iptaliyle takibin devamına ve %40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı; ticari ilişki nedeniyle davacıya borçlu bulunmadığını daha önce aldığı malların bedelini ödediğini, davaya konu olan iki adet çekin de arasında bulunduğu toplam 60.000 TL tutarlı beş adet çekin hatır çeki olarak davacıya verildiğini karşılığında bir mal verilmediği gibi bedelsiz bulunan çeklerden davadışı üç adedi davacı yanca iade edilmesine rağmen davaya konu iki adedinin geri verilmediğini ve haksız şekilde takibe konu edildiğini bildirerek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece; davalı yanın takibe konu çeklerin hatır çeki veya davacıdan satın alınacak mallara karşılık avans şeklinde verildiğine dair savunmasını yazılı delillerle kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının kısmen iptaliyle 24.000 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına hükmolunan tutarın %40'ına tekabül eden 9600 TL tutarındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir. TTK 726/1. Yeni TTK (814/1.) maddesinde “hamilin cirantalarla keşideci ve diğer çek borçlularına karşı haiz olduğu müracaat hakları ibraz müddetinin bitiminden itibaren altı ay geçmekle zamanaşımına uğrar” denilmekte olup diğer bir anlatımla hamilin kambiyo hukukunun kendisine tanıdığı haklardan yararlanma olanağını yitirdiği hüküm altına alınmıştır. Ancak bu halin, çekin bir temel ilişki sebebiyle borçlu tarafından imzalanıp tevdi edilmiş olduğu dikkate alındığında, lehdarın temel ilişkiye dayanarak dava açma hakkını etkilememesi gerektiği şüphesizdir. Ne var ki, zamanaşımına uğramış çek artık tek başına alacağın varlığını ispatlamaya yeterli kabul edilmeyecektir. Bu itibarla keşidecinin imzasını taşıyan çeke HUMK 292/1 HMK 202/1. maddesi uyarınca yazılı delil başlangıcı olarak dayanılıp, tanık da dahil gösterilerek tüm deliller toplanılmak suretiyle iddianın kanıtlanması yoluna gidilmelidir. Somut olayda davacının lehdar, davalının keşideci olarak yer aldığı toplam 24.000,00 TL tutarlı iki adet çekin yasal sürede müracaat edilmemesi nedeniyle zamanaşımına uğradığı ve davacı tarafından bu iki çeke dayanılarak icra takibine geçildiği davalının itirazı üzerine takibin durduğu görülmekte olup, bu durum karşısında yazılı delil başlangıcı niteliği taşıyan davaya konu çeklerle ilgili olarak davacı lehdarın temel ilişkiye konu alacağını tanık dahil her türlü delille kanıtlama olanağı bulunduğu ve böylece ispat yükünün davacı tarafta olduğu gözetilerek tüm deliller toplanıp varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken dava ve takibe konu belgelerin çek vasfında olduğunun kabul edilip ispat yükünün tayininde yanılgıya düşülmek suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisinde isabet görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 13.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2011/24140 E., 2012/8511 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varPendik(Kapatılan) 2. İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Bu durumda uygulanacak zamanaşımı TTK'nun 726. maddesine göre 6 ay değil, BK'nun 125.
12. Hukuk Dairesi         2011/24140 E.  ,  2012/8511 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Pendik(Kapatılan) 2. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 03/06/2011 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü : Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de; 30.04.2005 keşide tarihli çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte borçlu, takip dosyasının 6 ay işlemsiz bırakıldığından icranın geri bırakılmasını talep etmiş, mahkemece dosyada en son 03.05.2010 tarihinde işlem yapıldığını, bu tarihten sonra herhangi bir işlem yapılmadığından icranın geri bırakılmasına karar vermiştir. T.T.K.'nun 692/5. maddesine göre, keşide yerinin gösterilmesi çekin şekil koşuludur. Keşide yerinin hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir. Yargıtay'ın yerleşik uygulaması da bu yoldadır. 14.12.1992 günlü ve 1991/1-1992/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da açıklandığı üzere kısaltılmış olarak yazılan keşide yerinin yukarıda belirtilen ilkeye uygun bulunmaması halinde takip dayanağı olan belgenin çek niteliğinde kabulü mümkün değildir. Bu durumda uygulanacak zamanaşımı TTK'nun 726. maddesine göre 6 ay değil, BK'nun 125. maddesine göre 10 yıldır. Takip dayanağı çekte keşide yeri (K.KALE) olarak gösterilmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda takip konusu çek, kambiyo vasfında değildir. Alacaklının kambiyo takiplerine mahsus haciz yoluyla takip yapması, geçerli bir keşide yeri olmayan çeki kambiyo vasfına sokmaz. Buna göre olayda uygulanacak zamanaşımı süresi 10 yıl olduğundan istemin reddi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulü isabetsizdir. SONUÇ  : Alacaklının  temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 20/03/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2012/2718 E., 2012/4122 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
ve 110.maddesinde öngörülen sürelerde satış istenmediğinden düştüğünü, bu dosyalardan konulan ilk hacizler geçerliymiş gibi sıra cetvelinde öncelik verilerek pay ayrılmasının doğru olmadığını, ayrıca bu dosyaların dayanağı olan çeklerin de TTK'nın 726.maddesine göre zamanaşımına uğradığını, bu nedenle de sıra cetvelinin hatalı olduğunu ileri sürerek, sıra cetvelinin iptali ile satış bedelinin kend
23. Hukuk Dairesi         2012/2718 E.  ,  2012/4122 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki birleştirilen sıra cetvelindeki sıraya şikayetin yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı subut bulunmayan şikayetin reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde şikayetçiler vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Asıl dosyada şikayetçi ... vekili, ... 2.İcra Müdürlüğü'nün 2003/348 sayılı dosyasında düzenlenen 30.10.2009 tarihli sıra cetvelinde müvekkiline pay ayrılmadığını, borçlu şirketin satışı yapılan taşınmazına vergi borcu nedeniyle haciz konulduğunu, beş yıllık tahsil zamanaşımı dolduğu gerekçesi ile paylaştırmaya katılmadıklarını, oysa borçlu şirketin kısmi ödemeler yaptığını, aracına haciz konulduğunu, bu işlemlerin 6183 sayılı Kanun'un 103.maddesine göre zamanaşımını kesen işlemlerden olduğunu ileri sürerek, sıra cetvelinin düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen 2009/546 sayılı dosyada şikayetçi Halkbankası A.Ş. vekili, .... 2.İcra Müdürlüğü'nün 2003/348 sayılı dosyasında düzenlenen 30.10.2009 tarihli sıra cetvelinde ilk haciz sahibi müvekkiline pay ayrılmadığını, sıra cetvelinin düzenlendiği dosya ile ... İcra Müdürlüğü'nün 2002/836 sayılı dosyalarından konulan hacizlerin İ.İ.K.'nun 106.ve 110.maddesinde öngörülen sürelerde satış istenmediğinden düştüğünü, bu dosyalardan konulan ilk hacizler geçerliymiş gibi sıra cetvelinde öncelik verilerek pay ayrılmasının doğru olmadığını, ayrıca bu dosyaların dayanağı olan çeklerin de TTK'nın 726.maddesine göre zamanaşımına uğradığını, bu nedenle de sıra cetvelinin hatalı olduğunu ileri sürerek, sıra cetvelinin iptali ile satış bedelinin kendi dosyalarına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen 2009/549 sayılı dosyada şikayetçi SGK vekili, prim borçlusu .... ve Yay İmalat İthalat San. Tic. Ltd. Şti'nin prim borcu nedeniyle taşınmazına 14.02.2001 tarihinde haciz konulduğunu, başka bir icra dosyasında taşınmazın satıldığını ancak ilk sırada olmalarına rağmen, 6183 sayılı Kanun'un 102.maddesine göre beş yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesi ile müvekkiline pay ayrılmadığını, oysa 5510 sayılı Kanun'un 93.maddesine göre müvekkil kurum alacaklarında zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğunu, ayrıca 6183 sayılı Kanun'un 103.maddesine göre zamanaşımını kesen işlemler yapıldığını ve ilk sıradaki haczin müvekkil kuruma ait olduğunu ileri sürerek, sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Şikayet olunan ... Yay San. Tic.Ltd. Şti vekili, sıra cetvelinin düzenlenmesinde bir hata olmadığını savunarak, şikayetin reddini savunmuştur. Mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller ve dosya kapsamına göre, şikayetçiler SGK ve Gelir İdaresi Başkanlık'larının alacakları yönünden 6183 sayılı Kanun'un 102.maddesin göre zamanaşımı süresinin dolduğu, kambiyo senetlerinin zamanaşımına uğradığının ancak borçlu tarafından ileri sürülebileceği, 2003/348 sayılı dosyada 19.03.2007 tarihinde haczin yenilenerek süresinde satış istendiği, satış avansının yatırıldığı, bu nedenle hacizlerin sürdüğü gerekçesi ile, şikayetin reddine karar verilmiştir. Kararı, şikayetçiler vekilleri temyiz etmiştir. 1-Şikayetçiler SGK ve Gelir İdaresi vekillerinin temyizi yönünden: Haciz sıra cetveline şikayet İ.İ.K.'nun 142.maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, sıra cetvelinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde alacaklının ilgililer aleyhine dava açması mümkündür. İtiraz, alacağın esası ve miktarına ilişkin olmayıp yalnız sıraya ilişkin ise şikayet yolu ile icra mahkemesine müracaat edilmelidir. SGK ve ... vekilleri itirazlarında, alacaklarının zamanaşımına uğramadığını iddia etmişlerdir. Zamanaşımı itirazı alacağın esası ile ilgili olup, bu iki şikayetçinin dosyası tefrik edilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken uyuşmazlığın esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 2-Şikayetçi Halkbankası A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarına gelince: a) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, şikayetçi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir. b) Alacaklı, haczolunan mal taşımaz ise hacizden itibaren iki sene içinde satılmasını isteyebilir. Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya talep geri alınıp da bu müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar. Alacaklı, yapılmasını talep ettiği muamelenin masrafını avans olarak peşinen öder. Haczin düşmemesi için iki yıllık süre içinde yalnızca satış istenmesi yeterli olmayıp, satış giderlerinin de alacaklı tarafından yatırılması gerekir. Mahkemece şikayete konu edilen sıra cetvelinde 2.sırada pay ayrılan 2002/836 ve 7.sırada pay ayrılan 2003/348 sayılı takip dosyalarındaki alacaklı hacizlerinin düştüğü iddiasının açıklanan ilkeler doğrultusunda incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (2a) numaralı bentte açıklanan nedenlerle şikayetçi Halkbankası A.Ş. vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle şikayetçiler SGK ve Gelir İdaresi vekillerinin, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle şikayetçi Halkbankası A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, şikayetçiler yararına BOZULMASINA, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 12.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2010/28430 E., 2011/8880 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAfyonkarahisar 2. İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Bu durumda, adı geçen borçlu yönünden, çekler hakkında uygulanması gerekli TTK.nun726. maddesinde öngörülen 6 aylık zamanaşımı gerçekleştiğinden, mahkemece, 169/a-4 ve 5.maddeleri uyarınca itirazının kabulü ile takibin durmasına karar vermek gerekirken zamanaşımı itirazını ileri sürme hakkı doğmadığından bahisle reddi yönünde hüküm te
12. Hukuk Dairesi         2010/28430 E.  ,  2011/8880 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Afyonkarahisar 2. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 19/08/2010 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü : Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de; Alacaklı tarafından çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine geçildiği, borçlu Y... P...Kimya San. Tic. Ltd. Şti.ne tebliğ edilmiş bir ödeme emri bulunmamasına rağmen, adı geçen borçlunun 21.04.2010 tarihinde icra mahkemesine başvurarak zamanaşımı itirazında bulunduğu anlaşılmıştır. Şikayet tarihi itibariyle borçlu Y....Pe...Kimya San. Tic. Ltd. Şti. hakkında icra takibi kesinleşmemiş olup, olayda takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde gerçekleşen zamanaşımına ilişkin İİK. nun 71.maddesinin uygulanma yeri yoktur. Öte yandan, Dairemizin içtihatlarında da benimsendiği üzere ödeme emri borçlulara tebliğ olunmasa dahi, alacaklının takibini sürdürme iradesinin varlığı halinde (davaya karşı alacaklının cevap vermesi gibi)   borçlunun takibe haricen muttali olması durumunda "takibin şekline göre İİK'nun 169 ve müteakip maddelerine göre" mahkeme nezdinde itirazlarını ileri sürebilir. Bu durumda borçlu şirketin icra mahkemesine başvurusu İİK. nun 169/a maddesi kapsamında takibin kesinleşmesinden önceki döneme ilişkin zamanaşımı itirazı olarak vasıflandırılmalı ve mahkemece İİK'nun 71. maddesi değil 169/a maddesi koşullarında inceleme yapılmalıdır. Somut olayda, takip borçlularından Y...P..Kimya San. Tic. Ltd. Şti’ne icra dosyasında bu aşamaya kadar ödeme emri tebliğ edilmediğinden takip kesinleşmemiştir. Anılan bu borçlu yönünden takip tarihi olan 18.11.2008 tarihinden 21.04.2010 şikayet tarihine kadar hiç bir işlem yapılmadığı görülmüştür. Bu durumda, adı geçen borçlu yönünden, çekler hakkında uygulanması gerekli TTK.nun726. maddesinde öngörülen 6 aylık zamanaşımı gerçekleştiğinden, mahkemece, 169/a-4 ve 5.maddeleri uyarınca  itirazının kabulü ile takibin durmasına karar vermek gerekirken zamanaşımı itirazını ileri sürme hakkı doğmadığından bahisle reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ :Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının borçlu Y... Petro Kimya San. Tic. Ltd. Şti lehine yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 09/05/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.