6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 749

Türk Ticaret Kanunu 749. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 749- (1) Poliçeyi kabul edene karşı ileri sürülecek poliçeden doğan istemler, vadenin geldiği tarihten itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. (2) Hamilin, cirantalarla düzenleyene karşı ileri süreceği istemler, süresinde çekilen protesto tarihinden veya senette “gidersiz iade olunacaktır” kaydı varsa vadenin dolduğu tarihten itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. (3) Bir cirantanın başka cirantalarla düzenleyen aleyhine ileri süreceği istemler, cirantanın poliçeyi ödediği veya poliçenin dava yolu ile kendisine karşı ileri sürüldüğü tarihten itibaren altı ay geçmekle zamanaşımına uğrar. II - Kesilme 1. Sebepleri

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

3 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2022/734 E., 2023/926 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 702 ve 749 uncu maddesi.
11. Hukuk Dairesi         2022/734 E.  ,  2023/926 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/341 Esas, 2021/766 Karar HÜKÜM : Kısmen kabul Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin alacağı nedeniyle davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalıların itirazı nedeniyle takibin durduğunu ileri sürerek davalıların itirazlarının iptaline, takibin devamına ve icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; senetteki keşide ve vade tarihi ile lehtar kısmının sonradan gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğini, borcun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Mahkemece Verilen Karar Mahkemenin 04.04.017 tarih, 2017/58 E. ve 2017/415 K. sayılı kararı ile takibe konu bononun eczacı olan davalı ... tarafından teminat senedi olarak kullanılmak ve ecza deposuna verilmek üzere davacıya (olay tarihindeki eşine) verildiği, davacının senedi davalı ...'ye iade etmediği, tarafların daha sonra boşandıkları, Aile Mahkemesince boşanma kararının verilmesinden sonra, davacının bonoyu icra takibine konu ettiği, senedin teminat senedi olduğu, davacı ile davalılar arasında bono verilmesini gerektirir bir başka hukuki ilişkinin bulunmadığı, davalıların icra takibine itirazlarının haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. B. Bozma Kararı Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi'nin 15.05.2019 tarih, 2017/5462 E. ve 2019/3208 K. sayılı kararıyla ''...Davalı ... davaya konu senedin üçüncü bir kişiye teminat amacıyla verildiğini iddia etmiş olup davacı da bu iddiayı kabul etmemiştir. Mahkemece dava konusu senedin davacı ile davalı ... arasında evlilik birliği devam ederken verildiği bu nedenle HMK 203/1-a bendi uyarınca eşler arasında düzenlenen işlemlerde tanık dinlenebileceği belirtilerek dinlenen tanık beyanlarına göre davanın reddine karar verilmiş ise de eşler arasında HMK 203/1 maddesi senetle ispat zorunluluğu istisnaları belirtilmiş olup işlem senede bağlanmış ise HMK 201 maddesi uyarınca senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ispat yükümlülüğünün yine senetle yapılması gerekir. Tanıkla ispat mümkün değildir. Bu durumda davalı ... iddiasını yazılı delille ispat etmesi gerekirken davacının açık muvafakati olmaksızın tanık dinlenmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir...'' gerekçesiyle bozulmuştur. C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile senede karşı her türlü iddiaya karşı ispat yükümlülüğünün yine senetle yapılması gerektiği, davalı ... tarafından da senedin teminat senedi olarak davacıya verildiğine ilişkin yazılı bir belge sunulmadığı, her ne kadar davalı taraf cevap dilekçesinde yemin deliline dayanmış ise de; davalılar vekilince sunulan 21.11.2014 tarihli dilekçede açıkça yemin deliline dayanmadıklarını belirttiğinden davalı ...'nin iddiasını kesin delillerle ispatlayamadığı kanaatine varıldığı, davalı ...'a karşı açılan dava yönünden; her ne kadar davacı, davalı ...' a karşı da itirazın iptali davası açmış ise de İzmir 2. İcra Müdürlüğünün 2012/2540 E. sayılı takip dosyasına konu takip konusu senette ...'ın kefil olarak bonoyu imzaladığı, davacının ilamsız takip yaptığı gözetildiğinde, ...'ın kefaletinin adi kefalet niteliğinde olduğu, senedin asıl borçlusu ...'tan senet bedelinin tahsili istemi semeresiz kalmadan, kefil ... aleyhine takip yapılamayacağı kanaatine varılarak Musa Erkan' a karşı açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kefaletin ilamsız icra takibi nedeniyle adi kefalet haline gelmesinin mümkün olmadığı, bonoda kefaletin aval hükmünde olduğunu, %40 oranında icra inkâr tazminatı talep ettiklerini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 117 nci maddesinin senette uygulama alanı bulunmadığını, Mahkemece kabul edilen hesaaplamanın hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; yargılamaya konu senedin taraflar evli iken karı koca arasındaki güven ilişkisine dayalı olarak başkasına teminat olarak verilmek üzere düzenlendiğini,bilirkişi raporunda senet üzerindeki keşide tarihi ve vadenin sonradan düzenlendiğinin belirtildiği, bu kapsamda bilirkişi tarafından vade ve keşide tarihi sonradan doldurulan teminat senedindeki vade tarihi baz alınarak işlemiş faiz hesaplaması yapılmasının mümkün olmadığını, bononun yalnızca delil başlangıcı olarak kullanılabileceğini ileri sürerek kararın davalı ... yönünden lehine hüküm doğuracak şekilde bozulması ile davanın her iki davalı yönünden reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, bonoya dayalı alacağın tahsili için girişilen icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 702 ve 749 uncu maddesi. 3. Değerlendirme 1. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. 2.Davacı vekilinin temyiz istemine gelince; dava ve takibe konu bonunun incelenmesinde bononun vadesinin 15.05.2009 olduğu, icra takibinin ise 01.03.2012 tarihinde yapıldığı anlaşılmıştır. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 661 inci (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 749 uncu maddesinin birinci fıkrası) uyarınca bonolarda zamanaşımı süresi 3 yıl olup icra takip tarihinde henüz bono zamanaşımına uğramadığından kambiyo senedi niteliğini kaybetmemiştir. Bono ön yüzünde keşideci imzası dışında müşterek borçlu olduğu belirtilmeyen tüm imzalar 6102 sayılı Kanun’un 702 nci maddesi uyarınca aval hükmündedir. Aval veren kişinin bono zamanaşımına uğramadığı veya bononun bedeli ödenmediği bedelsiz olmadığı hallerde sorumluluğu devam etmektedir. Mahkeme gerekçesinde aval veren Musa imzasının adi kefalet niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Ancak 6102 sayılı Kanun’un 702 nci maddesi uyarınca davalı aval veren olup adi kefâlet şeklinde herhangi bir kefâletinin bulunmadığı gözetilmeksizin bu davalı hakkında da davanın kabul edilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,2. Mahkeme kararının BOZULMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 16.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (2)

11. Hukuk Dairesi, 2022/2615 E., 2023/2796 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
sayılı dosyasından yapılan ödeme emri 26.12.2013 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, eldeki davanın 17.08.2015 tarihinde açıldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun (6102 sayılı Kanun) 749 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereğince 6 aylık süreden sonra eldeki davanın açıldığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2022/2615 E.  ,  2023/2796 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/277Esas, 2021/219 Karar HÜKÜM : Kabul Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı.... tarafından müvekkili lehine keşide edilen çekin A. Y. ciro ile teslim edildiğini, cirantaya borcunu ödeyen müvekkilinin çeki A.Y.'den alarak cirosunu çizmeden....'ye iade ettiğini, daha sonra aleyhine takip başlatıldığını, takibe esas çeki incelediğinde çekin miktar ve keşide tarihlerinin tahrif edildiğini, arka yüzüne de alacaklı olarak ... adında hiç tanımadığı ve ticari bir alışverişinin olmadığını, yeni bir cirantanın eklendiğini, müvekkili aleyhine haksız takip yaptığını ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini ve tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Mahkemece Verilen Karar Mahkemece 09.02.2016 tarih, 2015/331 E. ve 2016/93 K. sayılı kararı ile Susurluk İcra Müdürlüğünün 2013/1147 E. sayılı dosyasından yapılan ödeme emri 26.12.2013 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, eldeki davanın 17.08.2015 tarihinde açıldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun (6102 sayılı Kanun) 749 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereğince 6 aylık süreden sonra eldeki davanın açıldığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. B. Bozma Kararı Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 02.11.2016 tarih, 2016/6580 E. ve 2016/14241 K. sayılı kararıyla davanın 2004 sayılı İcra İflas Kanun'un (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesine göre açılmış menfi tespit davası olduğu ve takibin halen derdest olduğu, zamanaşımına ilişkin sürelerin henüz işlemediği, zamanaşımına ilişkin süreler işlemediğinden işin esasına girilip sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur. C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu çekin keşidecisi olan ŞT Tohumculuk Şirketi'ni temsile yetkili müdürünün ... olduğu, dava konusu çekin bedel kısmında rakamla 70.000,00 TL ve yazıyla "yetmişbin" yazılı iken, yazıyla "ikiyüzyetmişbin" şeklinde değiştirildiği, çekin keşide tarihinin ise 20.10.2012 iken 26.10.2013 olarak değiştirildiği, çekin ön yüzündeki keşideci imzası ile düzeltme yanındaki imzaların, keşideci şirket müdürünün eli ürünü olmadığının tespit edildiği, ciranta durumundaki davacının değişiklikten önceki 70,000,00 TL rakamı ile sorumlu tutulamayacağı, çekin keşide tarihinin tahrifattan önceki haliyle değerlendirilmesi gerektiği, çekin ön yüzündeki tahriften önceki keşide tarihinin 20.10.2012 olduğu, çekin bankaya ibraz edildiği ve arkasının yazıldığı tarihin ise 31.10.2013 olduğu, bu haliyle 10 günlük yasal süre içinde bankaya ibraz edilmeyen çekin kambiyo senedi olma niteliğini yitirdiği, davalı alacaklının kambiyo hukukuna dayalı müracaat hakkını kaybettiği, çek niteliğini yitiren takip dayanağı belge ile kambiyo senetlerine mahsus takip yolu ile icra takibi yapılamayacağı, dayanak belgenin bu haliyle de borç ikrarını içermediğinden 2004 sayılı Kanun'un 68 inci maddesinin birinci fıkrasında sayılı belgelerden olmadığı için genel haciz yolu ile takibe de dayanak yapılamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, takip dayanağı çekle ilgili davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kötü niyet tazminatı yönünden kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; çekin icra takibi ile borçlu olarak davacıya tebliğ etmesinden itibaren 6 ay içinde açılmamış olduğu için zamanaşımına uğradığını, ispat yükünün davacıda olduğunu, davacı ciro ettiği çeki keşideciye veya önceki cirantaya iade ettiğini ileri sürdüğünü, basiretli davranarak iadeden önce kendi cirosunu iptal etmediğini, davacının davaya konu çekte yapılan düzeltmelerdeki parafların aidiyetini ve bu düzeltme ve parafların kendi cirosundan sonra yapıldığını ve hamilin kötü niyetli olduğunu ispatlaması gerektiğini,çekin arka yüzündeki ilk ciro sahibi olan davacının cirosunun ve imzasının bizzat davacıya ait olduğunun iki ayrı bilirkişi raporuyla belirlendiğini, yapılan inceleme ile çekin arkasındaki ve önündeki yazı ve rakamlarla davalı müvekkilinin bir ilgisinin olmadığının tespit edildiğini, davalının çeki davacıdan ciro yolu ile almış olması sebebiyle, çekin ön yüzündeki yazı ve rakamların keşideci tarafından keşide edilip edilmemesi hususunun davalı yönünden bir önem taşımadığını, davacının davalı ve kendisinden sonraki ciranta olan davalıya karşı ödeme sorumluluğunu ortadan kaldıracak unsurların ispat edilmediğinden kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, takibe dayanak çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 2004 sayılı Kanun'un 72 inci maddesi 3. Değerlendirme Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilin dava dışı üçüncü kişiden çekici satın almaya talip olduğunu, arkadaşı.... tarafından müvekkili lehine dava konusu çekin keşide edilerek teslim edildiğini, bu tacir çekinin arka yüzü davacı müvekkilince ciro edilerek aracı satın aldığı kişiye teslim edildiğini, ciro etmiş olduğu dava konusu çeki borcu ödedikten sonra geri aldığını ve çekin keşidecisi olan ŞT Tohumculuk Zirai Ürünler Tarım Hayvancılık Gıda Nakliyat Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. Yetkilisi.... adlı şahsa iade ve teslim ettiğini ileri sürmüş, çekin tesliminden yaklaşık 1 yıl sonra da dava konusu çekin miktar ve keşide tarihlerinin tahrif edildiğini, arka yüzüne de alacaklı olarak davalının eklendiğini, davalıyı hiç tanımadığını ve ticari bir alışverişinin de olmadığı iddiasıyla davayı açmıştır. Dava konusu çek incelendiğinde; keşidecisinin ŞT Tohumculuk Zirai Ürünler Tarım Hayvancılık Gıda Nakliyat Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. olduğu, lehtarın davacı olduğu, hamilin ise davalı olduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekilinin dava dilekçesindeki kabulüne göre, keşideci olan şirketin yetkilisi Ş.T. tarafından çek düzenlenilerek davacıya verilmiş ve davacı tarafından ciroya tarih atılmadan ve ciro çizilmeden keşideciye iade edilmiştir. 6102 sayılı Kanun’un 793 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, tarihsiz bir cironun, protesto veya aynı nitelikte bir belirlemeden veya ibraz süresinin geçmesinden önce yapıldığı, aksi sabit oluncaya kadar karinedir. Dosya kapsamından, dava konusu çekin geriye ciro ile düzenleyene verildiği, düzenleyenin de tekrar tedavüle sokarak davalı hamile çeki verdiği, ciro zincirinde kopukluk olduğu iddiasının da davacı tarafından usulüne uygun delillerle ispat edilmediğine göre muntazam ciro silsilesi ile hamil olan davalı meşru hamil olup, davanın reddi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Mahkeme kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 08.05.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Dava; icra takibine konu çekten dolayı borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Dava konusu çekte keşideci dava dışı ŞT Tohumculuk Zirai Ürünler.... Ltd. Şti., lehtar davacı, davalı ise hamildir. Adli Tıp Kurumunca düzenlenen 24.09.2020 ve 01.04.2021 tarihli bilirkişi raporlarında çekteki keşideci imzasının dava dışı şirket yetkilisi ...'e ait olmadığı gibi çekteki keşide tarihi ve bedeldeki düzeltmelerin de bu kişiye ait olmadığı belirtilmiştir. Bu durumda çekteki bedel, keşide tarihinde tahrifatlar yapıldığı bu düzeltme ve tahrifatların da keşideci imzasıyla doğrulanmadığı sabittir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 207nci maddesi uyarınca senetteki çıkıntı, kazıntı ve silinti ayrıca onanmamışsa, inkar hâlinde göz önünde tutulmaz. Bu nedenle senet üzerinde yapılan değişikliklerin geçerli olabilmesi için düzenleyen tarafından imza veya paraf edilmek suretiyle onaylanması gerekir. Düzeltmenin onaylı olmaması ve imzanın keşideciye ait olmadığının anlaşılması halinde düzeltme yok hükmünde olup senedin düzeltme öncesi durumuna göre değerlendirilmesi yapılır. Somut olayda takibe konu çekin keşide tarihinin 20.12.2012 iken tahrif edilerek 26.10.2013 olarak yapıldığı, çekin gerçek keşide tarihindeki ibraz süresi bittikten sonra 31.10.2013 tarihinde ibraz edildiği çekin kambiyo senedi sıfatını yitirdiği, davalı hamil kambiyoya dayalı hakkına dayanarak kambiyo takibi yapamayacağı gibi davacıdan da alacak isteminde bulunamaz. Sayın çoğunluk çekin geriye ciro ile düzenleyene verildiği, düzenleyenin de tekrar tedavüle sokarak çeki davalı hamile verdiği, ciro silsilesinde kopukluk olmadığı iddiasıyla davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Oysa yukarıda yaptığımız açıklamalar dikkate alındığında burada sorun geriye ciro ve ciro silsilesinde kopukluk hukuki olayı değildir, sorun çekteki bedel ve keşide tarihinde yapılan tahrifatların, düzeltmelerin keşideci tarafından yapılmaması nedeniyle geçersiz olduğu ve çekin süresinde bankaya ibraz edilmemesi nedeniyle hamilin kambiyodan kaynaklanan haklarını yitirmesi ve davacı lehtara kambiyo dayalı alacak isteminde bulunamamasında olup tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olup onanması gerektiğinden sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmamaktayım.
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi, 2016/25386 E., 2019/8696 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Maddesi "Poliçeyi kabul edene karşı açılacak davalar, vadenin geldiği tarihten üç yıl geçmekle müruruzamana uğrar." hükmünü ihtiva etmekte olup, benzer düzenlemeler, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun sırasıyla 749. ve 778. Maddelerinde de yer almaktadır.
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi         2016/25386 E.  ,  2019/8696 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 15,20 TL. kalan harcın temyiz edenden alınmasına, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24/09/2019 gününde oyçokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ Davacı tarafından delil olarak mahkemeye sunulan bono 25/03/2011 tarihinde tanzim edilmiş olup, vade tarihi ise 30/06/2011'dir. Bononun tanzim edildiği tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 661. Maddesi "Poliçeyi kabul edene karşı açılacak davalar, vadenin geldiği tarihten üç yıl geçmekle müruruzamana uğrar." hükmünü ihtiva etmekte olup, benzer düzenlemeler, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun sırasıyla 749. ve 778. Maddelerinde de yer almaktadır. Bonoda bulunması gereken zorunlu unsurlar mülga TTK.'nun 688. maddesinde sayılmış, 689. maddede ise, zorunlu unsurları taşımayan bir senedin bono sayılamayacağı belirtilmiştir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında, Yasada belirtilen zorunlu unsurları taşımadığı için bono vasfını taşımayan senedin adi senet hükmünde olduğu, ancak, zamanaşımına uğramış bononun ise, HMK'nun 202. Maddesi anlamında (yazılı) delil başlangıcı olduğu, bu nedenle zamanaşımına uğrayan bonodan kaynaklanan alacaklar nedeniyle tanık dinlenebileceği, bono hamilinin davasını tanıkla ispatlayabileceği kabul edilmektedir. Ancak bu kabulün yasal ve hukuki bir gerekçesi de bulunmamaktadır. Düzenleyen tarafından içeriğine itiraz edilmeyen, ancak zamanaşımına uğramış bir bonoda meşru hamil, senedin bono vasfını kaybetmesinden dolayı, sadece takip hukukunun kendisine sağladığı hakları ve kolaylıkları kaybeder. Bunun dışında, bononun içeriğine konu alacak hakkı, genel zamanaşımı süresine kadar devam eder. Aksinin kabulü, daha kuvvetli bir senet olan bonoyu, daha az kuvvetli adi senede karşı daha zayıf bir yazılı belge haline getirir. Bu açıklamalar ışığında davaya konu ihtilaf incelendiğinde; davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan HMK'nun 205. Maddesinde; "Mahkeme huzurunda ikrar olunan veya mahkemece inkar edenden sadır olduğu kabul edilen adi senetler, aksi ispat edilmedikçe kesin delil sayılırlar." denilmektedir. Bu maddeye istinaden, davacının mahkemeye sunduğu belge (zamanaşımına uğramış bono) kesin delil niteliğindedir ve davacı, bu belge ile davasını kesin bir delille kanıtlamıştır. Aksini ispat külfeti ise davalıdadır. Buna rağmen mahkemece "...Karz ilişkisinde paranın ödünç olarak verildiği hususunu davacı tarafın ispat etmesi gerekir. Davacı tarafça paranın ödünç olarak davalı tarafa verildiği hususunda herhangi bir yazılı belge sunulmamıştır..." şeklindeki gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olması hatalıdır. Davacı tarafça sunulan belgeye göre ispat yükü davalı taraftadır. Kararın bu nedenle bozulması gerektiği kanaatindeyim. Bu nedenle, kararın onanması yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na göre, vadesinde ödenmemesi üzerine süresinde protesto çekilmiş ve muhatap tarafından kabul edilmiş bir poliçede, poliçeden doğan istem haklarına ilişkin zamanaşımı süreleri hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A) Poliçeyi kabul eden muhataba karşı ileri sürülecek istemler, vadenin geldiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
B) Hamilin, cirantalarla düzenleyene karşı ileri süreceği istemler, süresinde çekilen protesto tarihinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
C) Bir cirantanın başka cirantalarla düzenleyen aleyhine ileri süreceği istemler, cirantanın poliçeyi ödediği tarihten itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
D) Poliçeden doğan borcu zamanaşımı sebebiyle düşmüş olan cirantaya karşı, hamilin sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak istemde bulunma hakkı vardır.
E) Poliçeden doğan hakları zamanaşımına uğrayan hamilin, düzenleyene karşı sebepsiz zenginleşme davası açma hakkı, poliçenin düzenlenme tarihinden itibaren bir yıllık zamanaşımına tabidir.

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol