Tebligat Kanunu

Cezai hükümler ve müteferrik hükümler

Tebligat Kanunu m.52–64İcra Müdürlüğü MevzuatıSon değişiklik: 11.01.2011 (m.60)

Kısaca

Tebligat Kanunu m.52, Tebligat Kanunu'nun uygulanmasında görevli memur ve hizmetlilerle mahalle ve köy muhtarı ile ihtiyar heyeti ve meclisi azalarının işlediği suçları ve bu kişilere karşı işlenen suçları, Türk Ceza Kanunu'nun kamu görevlisine ilişkin hükümlerine bağlar; ayrıca bu kapsamdaki takibatın inzibati ceza uygulanmasına engel olmayacağını düzenler.

Kapsam

Bu konu, Tebligat Kanunu m.52–64 hükümlerini kapsar.

Yürürlükten kaldırılmış: m.57.

Tebligat Kanunu m.52 — Kanunu tatbik ile mükellef olanların işliyecekleri suçlar

Madde, Tebligat Kanunu'nun uygulanmasında görevli memur ve hizmetlilerle mahalle ve köy muhtarı ile ihtiyar heyeti ve meclisi azalarının işlediği suçları ve bu kişilere karşı işlenen suçları, Türk Ceza Kanunu'nun kamu görevlisine ilişkin hükümlerine bağlar; ayrıca bu kapsamdaki takibatın inzibati ceza uygulanmasına engel olmayacağını düzenler. Madde, tebligat suçlarının tek tek tanımını ve cezasını (m.53-56) düzenlemez; bu suçlar ayrı maddelerdedir. Tebligat evrakının saklanması ve usulsüz tebliğin hükmü de bu maddenin konusu değildir (Tebligat Yönetmeliği m.33 ve m.53). Ceza yargılamasının usulü ile ilgili hükümler de madde kapsamında değildir.

Kanunu tatbik ile mükellef olanların işliyecekleri suçlar: hangi kavramlar bilinmeli?

Kanunun tatbikinde görevli kişiler
Tebligat Kanunu'nun uygulanmasında görev alan memur ve hizmetliler ile mahalle ve köy muhtarı, ihtiyar heyeti ve meclisi azaları. Bu kişilerin görevi, kanunun uygulanmasına ilişkin işlerle sınırlıdır; görev dışında işlenen fiiller bakımından madde uygulanmaz.
Kamu görevlisine ilişkin TCK hükümleri
Türk Ceza Kanunu'nda kamu görevlisi için öngörülen suç tipleri ve cezai sonuçlar. Madde bu kişileri kendi ayrı suç tiplerine değil, TCK'nın kamu görevlisine ilişkin hükümlerine bağlar.
Takibat
Maddede işlenen suç nedeniyle yapılan soruşturma ve kovuşturma işlemleri. Takibatın yapılması, inzibati ceza uygulanmasına engel değildir.
İnzibati ceza
İdari makamların idari yaptırım olarak uyguladığı ceza. Madde, bu tür bir cezanın takibat yapılmasına rağmen uygulanabileceğini belirtir.

Kanunu tatbik ile mükellef olanların işliyecekleri suçlar: hangi şartlar aranır?

  • Failin, Tebligat Kanunu'nun uygulanmasında görevli memur, hizmetli, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi azası olması gerekir.
  • Fiilin, bu görev kapsamında işlenmiş bir suç olması veya bu kişilere karşı işlenmiş bir suç olması gerekir.
  • Fiilin, Türk Ceza Kanunu'nda suç olarak tanımlanmış bir fiil olması gerekir.
  • Fail hakkında TCK'nın kamu görevlisine ilişkin hükümlerinin uygulanması için, eylemin nitelik ve derecesine göre kamu görevlisi sayılabilecek bir kişi olduğunun belirlenmesi gerekir.

Kanunu tatbik ile mükellef olanların işliyecekleri suçlar: hangi sonuçları doğurur?

  • Görevli kişinin işlediği suçlar, TCK'nın kamu görevlisine ilişkin hükümlerine göre cezalandırılır.
  • Görevli kişiye karşı işlenen suçlar da TCK'nın kamu görevlisine ilişkin hükümlerine göre cezalandırılır.
  • Takibat yapılması, aynı fiil için inzibati ceza uygulanmasını engellemez.
  • Madde, tebligat suçlarının unsurlarını ve cezalarını kendisi belirlemez; bu suçlar m.53-56'da ayrıca düzenlenmiştir.
  • Fail TCK'nın kamu görevlisine ilişkin hükümleri kapsamında değerlendirilemiyorsa, maddenin cezalandırma yetkisi ortaya çıkmaz.

Ceza yargılaması ile inzibati ceza arasındaki fark nedir?

Madde uyarınca yapılan ceza takibatı, TCK'ya göre yürütülen cezai süreçtir.

İnzibati ceza, idari makam tarafından uygulanan idari yaptırımdır.

Takibat yapılması inzibati ceza uygulanmasına engel değildir; iki yaptırım birlikte uygulanabilir.

Görevli kişi olarak fail ile görevli kişiye karşı işlenen suç arasındaki fark nedir?

Görevlinin kendi işlediği suçta, failin TCK'daki kamu görevlisi sıfatı aranır.

Görevlinin mağdur olduğu suçta, görevli kişi kendisine karşı işlenen suçun mağdurudur.

Her iki halde de TCK'nın kamu görevlisine ilişkin hükümleri uygulanır; ancak eylemin nitelik ve derecesi belirleyicidir.

Tebligat Kanunu'nun uygulanmasında görevli kişi ile görevi dışında hareket eden kişi arasındaki fark nedir?

Kanunun uygulanmasında görevli olan kişinin fiili, görevle bağlantılı olarak işlenmiştir.

Görev dışında işlenen fiil, görevle ilgisi bulunmadığı için bu maddenin kapsamına girmez.

Yalnızca görevle bağlantılı fiiller bakımından madde ve TCK'nın kamu görevlisine ilişkin hükümleri uygulanır.

Kanunu tatbik ile mükellef olanların işliyecekleri suçlar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Tebligat Kanunu'nun uygulanmasında görevli olmayan kişiyi m.52 kapsamında değerlendirmek.
  • m.52'yi tebligat suçlarının kendisi gibi okumak ve m.53-56'daki suç tiplerinin unsurlarını bu maddeden çıkarmaya çalışmak.
  • Takibatın yapılmasını inzibati cezayı kaldırır sanmak; madde takibatın inzibati ceza uygulanmasına engel olmadığını açıkça belirtir.
  • Görevli kişinin kamu görevlisi sayılması için yalnızca görevli olmasını yeterli görmek; eylemin nitelik ve derecesinin de dikkate alınması gerekir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Tebligat memurunun eylemi nitelik ve derecesine göre TCK anlamında kamu görevlisi sayılmakta, bu nedenle kamu görevlisine ilişkin TCK hükümleri uygulanmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/192 E., 2023/374 K., 26.04.2023)
  • Madde 52'ye dayanılarak kamu görevlisi sıfatıyla resmi belgede sahtecilik veya görevi kötüye kullanma suçlarından yargılama yapılabildiği kabul edilmektedir. (11. Ceza Dairesi, 2024/6874 E., 2025/2304 K., 24.02.2025)
  • Madde 52 kapsamında tebligat memuruna karşı işlenen suçlarda da TCK'nın kamu görevlisine ilişkin hükümlerinin uygulandığı kabul edilmektedir. (7. Ceza Dairesi, 2021/15545 E., 2023/4167 K., 02.05.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Tebligat memurunun Tebligat Kanunu'nun uygulanmasında görevli olduğunu ileri süren taraf, bu görevin varlığını ve fiilin görevle bağlantısını ispatlamalıdır; bu amaçla tebliğ belgesi, görevlendirme yazısı ve tutanak gibi belgeler kullanılabilir.
  • Fiilin kamu görevlisine ilişkin TCK hükümleri kapsamında değerlendirilmesi için, failin sıfatı ve eylemin nitelik ve derecesi ortaya konulmalıdır.
  • Görevli kişiye karşı işlenen suçlarda mağdur olan görevlinin görevi sırasında hareket ettiğini gösteren belgeler ve tanık beyanları ile olay ispatlanır.
  • Takibat ile inzibati ceza birlikte uygulanacaksa, her iki yaptırıma ilişkin kararların ayrı ayrı dosyalarda yer aldığı ve aynı fiil için çifte cezalandırma tartışmasının ayrıca değerlendirildiği belgelerle ortaya konulmalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 7201 sayılı Kanun m.53: Yanlış adres bildirme suçunu düzenler; m.52'deki görevli kişi bu suçu işlerse, m.52 ile birlikte kamu görevlisi hükümleri uygulanır.
  • 7201 sayılı Kanun m.54: Muhatap adına tebligat yapılan kişinin evrakı gecikmeli vermesi veya tebligatı almaması suçlarını düzenler; görevli kişi bu suçları işlerse m.52 uygulanır.
  • 7201 sayılı Kanun m.55: Yalan beyan suçlarını düzenler; görevli kişi bu suçları işlerse m.52 kapsamında değerlendirilir.
  • 7201 sayılı Kanun m.56: İhbarnamenin kapıda kalmasını koruyan suçları düzenler; görevli kişi bu fiilleri işlerse m.52 ile cezalandırılır.
  • 7201 sayılı Kanun m.20: Tebliğ evrakını kabul mecburiyetini düzenler; m.54'teki kabul yükümlülüğünün dayanağıdır.
  • 7201 sayılı Kanun m.21: Tebliğ mecburiyetine ilişkin hükümleri içerir; m.54 ile birlikte okunur.
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu: Kamu görevlisine ilişkin suç tipleri ve cezalar bu kanunda düzenlenmiştir; m.52 bu hükümlere yollama yapar.

Tebligat Kanunu m.53 — Yanlış adres bildirmek

7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 53. maddesi, tebligat yapılması gereken hallerde kendisine veya başkasına ait isim ya da adresi yanlış bildiren kişinin cezai sorumluluğunu düzenler. Madde yalnızca yanlış bildirim fiilini ve bunun cezasını kapsar; tebligatın hangi adrese yapılacağını, adres değişikliği bildirimini ve tebligatın usulünü düzenlemez. Adres değişikliği bildirimi yükümlülüğü (m.35) ile tebligatın usulsüzlüğünün ve geçerliliğinin sonuçları (m.32), tebligatı kabul ve evrakı muhataba vermeme suçu (m.54), yalan beyan suçu (m.55) ve ihbarnamenin asılmasına ilişkin suç (m.56) ayrı maddelerde düzenlenmiştir. Ceza yargılamasında hükmün uygulanmasına ilişkin usul kuralları da bu maddenin kapsamı dışındadır.

Yanlış adres bildirmek: hangi kavramlar bilinmeli?

Yanlış isim veya adres bildirimi
Tebligat yapılması gereken bir işlemde, kişinin kendisine ya da başkasına ait ismi veya adresi gerçeğe aykırı biçimde beyan etmesidir. Bildirimin yanlış olduğunun ve tebligatın bu yanlış bildirim nedeniyle yapılmasının ortaya konması gerekir.
Fail
Yanlış bildirimi yapan kişidir. Madde, bildirimin kendisine ait olup olmadığını ayırt etmeksizin her iki hâli de aynı suç kapsamında düzenler.
Tebligat yapılması gereken hal
Kanunun tebligat öngördüğü işlemdir. Bildirimin bu tür bir işlem kapsamında yapılmış olması suçun oluşması için aranır.

Yanlış adres bildirmek: hangi şartlar aranır?

  • Kanunun tebligat öngördüğü bir işlem bulunmalıdır.
  • Fail, kendisine veya başkasına ait bir isim ya da adresi bildirmiş olmalıdır.
  • Bildirilen isim veya adres gerçeğe aykırı olmalıdır.
  • Yanlış bildirim ile tebligat yapılması gereken hal arasında bağlantı bulunmalıdır.
  • Fiil kasten işlenmiş olmalıdır; kasıt, yanlışlığın bilinerek bildirilmesi anlamına gelir.

Yanlış adres bildirmek: hangi sonuçları doğurur?

  • Tebligat yapılması gereken bir halde isim veya adres yanlış bildirilirse fail hakkında altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
  • Yanlış bildirim sonucunda tebligat yapılmamış olsa bile fiil tamamlanmış sayılır; maddede tebligatın yapılmış olması koşulu aranmaz.
  • Doğru bildirilen bir isim veya adres için bu madde uygulanmaz.
  • Bildirim gerçeğe uygun olduğu hâlde tebligatın yanlış adrese yapılmasından doğan sonuçlar bu maddenin kapsamında değildir.
  • Yeni adres bildirmeme hâli bu maddeye değil m.35'e tabidir.

Kendisine ait ile başkasına ait isim veya adres arasındaki fark nedir?

Failin kendi ismini veya adresini yanlış bildirmesi.

Failin bir başkasının ismini veya adresini yanlış bildirmesi.

Madde iki hâli de aynı cezayla düzenler; ayrı bir ceza ayrımı yapılmaz.

Madde 53 ile madde 55 (yalan beyan) arasındaki fark nedir?

Madde 53, tebligat işleminde isim veya adresin yanlış bildirilmesini cezalandırır.

Madde 55, muhatabın kendisi hakkında ya da üçüncü kişinin muhatap hakkında yalan beyanda bulunmasını ve yetkisi olmadığı hâlde kimlik veya sıfat hakkında yalan beyanla evrak almasını cezalandırır.

Yanlış adres veya isim bildirimi m.53 kapsamında değerlendirilir; yalan beyanla evrakın alınması ise m.55 kapsamındadır. Aynı olayda iki madde birlikte gündeme gelebilir.

Yanlış bildirim ile adres değişikliğini bildirmeme arasındaki fark nedir?

Madde 53, bildirimin yanlış olmasını ceza konusu yapar.

Adres değişikliğini yeni adresi bildirme yükümlülüğü m.35 kapsamındadır; bildirilmemesi tebligatın eski adrese yapılmasının sonucunu doğurur.

Yeni adres bildirilmemesi m.53 kapsamında yanlış bildirim sayılmaz; bu hâlde m.35 hükmü uygulanır ve tebligat eski adrese yapılır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yanlış adres bildirimi suçunun, bildirimin yapıldığı tarihteki denetim süresi ve dosyadaki diğer suçlarla birlikte değerlendirilerek ayrı bir hüküm kurulduğu kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2018/108 E., 2021/561 K., 16.11.2021)
  • Tebligatın icra memurunun hatasından mı yoksa sanığın yanlış bildiriminden mi kaynaklandığının ayrıca araştırılması gerektiği kabul edilmektedir. (11. Ceza Dairesi, 2022/4381 E., 2023/4116 K., 17.05.2023)
  • Suç tarihinde 53. maddenin birinci fıkrası uyarınca teşdit uygulanmamışsa adli para cezasının, 5252 sayılı Kanun'un 5. maddesiyle belirlenen sınırı aşmaması gerektiği kabul edilmektedir. (7. Ceza Dairesi, 2010/6142 E., 2013/3992 K., 21.02.2013)
  • Adres değişikliği bildirimi yükümlülüğünün ihlalinin, yanlış bildirim değil m.35 ve tebligatın usulüne ilişkin sonuçları kapsamında değerlendirildiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/60 E., 2023/270 K., 29.03.2023; 9. Hukuk Dairesi, 2024/7899 E., 2024/10214 K., 27.06.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Yanlış bildirimi ileri süren savcılık veya tebligatı çıkaran merci, bildirimin gerçeğe aykırı olduğunu ve tebligatın bu bildirime dayandığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Bildirim, tebligat evrakı, nüfus kaydı, adres kayıt sistemi kayıtları ve tebligatı yapan memurun tutanağı ile ispatlanabilir.
  • Failin, yanlışlığın kendisine ait olmadığını, tebligat memurunun hatasından kaynaklandığını ya da adresin doğru olduğunu savunması hâlinde, bu savunmayı ileri süren fail kendi iddiasını ispatlamalıdır.
  • Tebligat memurunun kimliğinin tespit edilmesi ve dinlenmesi, tebligatın yanlış adrese yapılıp yapılmadığının anlaşılması bakımından önemli bir delildir. (11. Ceza Dairesi, 2022/4381 E., 2023/4116 K., 17.05.2023)

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 7201 sayılı Kanun m.35: Adres değiştiren kişinin yeni adresini bildirme yükümlülüğünü düzenler. Yeni adres bildirilmezse tebligat eski adrese yapılır; bu hâl m.53 kapsamındaki yanlış bildirimden ayrıdır.
  • 7201 sayılı Kanun m.52: Tebligat Kanununu uygulamakla görevli kamu görevlilerinin suçlarını düzenler; m.53 ise tebligat sürecinde kişilerin yanlış bildirimini cezalandırır.
  • 7201 sayılı Kanun m.54: Muhatap adına tebligat alan kişinin evrakı vermemesi ve tebligatı kabul etmeyen muhatabın durumunu düzenler; m.53 ile aynı tebligat suçları grubundadır.
  • 7201 sayılı Kanun m.55: Yalan beyanla tebligat evrakını almayı cezalandırır; yanlış adres bildirimi ile yalan beyan arasındaki sınır bu iki madde arasında belirlenir.
  • 7201 sayılı Kanun m.56: İhbarnamenin asılmasına ilişkin suçları düzenler; m.53 kapsamındaki bildirim fiilinden ayrı bir fiil konusudur.

Tebligat Kanunu m.54 — Tebliğ evrakının muhatabına verilmemesi ve tebligatı kabulden kaçınma

Madde, tebligat muhatabı adına tebligat evrakını teslim alan kişilerin evrakı muhataba en kısa zamanda vermemesi hâlini ve muhatap ile muhatap adına tebligatı kabule mecbur olup kabul etmeyen kişilerin tebligatı almaktan kaçınmasını suç olarak düzenler. Madde, tebligat yapılan kişilerin ve kabule mecbur kişilerin cezai sorumluluğunu kapsar. Madde, yanlış adres bildirilmesini (m.53), tebliğ evrakının asılmasına ve ihbarnameye ilişkin suçları (m.56), yalan beyanla evrakı almayı (m.55) düzenlemez. Tebligat kabulü mecburiyetinin kaynağı ile tebliğ imkânsızlığı ve tebliğ tarihine ilişkin usul kuralları da bu maddede yer almaz (m.20, m.21). Tebligatı yapan memurun görevi ve kamu görevlisi sıfatıyla işlenen suçlar m.52 kapsamındadır.

Tebliğ evrakının muhatabına verilmemesi ve tebligatı kabulden kaçınma: hangi kavramlar bilinmeli?

Muhatap adına tebligat yapılan kişi
Muhatap yerine tebligat evrakını alabilmek için kanunen yetkilendirilmiş kişilerdir. Yetki, kanunun tebligat yapılabilecek kişileri sayması ile belirlenir, muhatapla yakınlık tek başına yeterli değildir.
Tebligatı kabule mecbur kişi
Kanun gereği kendisine teslim edilen tebliğ evrakını kabul etmek zorunda olan kişilerdir. Bu zorunluluk, tebligat usulünün işlemesi için kanunda kurulmuştur ve kabul etmeme hâli bu maddede suç sayılmıştır.
Tebligatı almaktan kaçınma
Muhatabın ya da muhatap adına kabule mecbur kişinin, adreste bulunmasına rağmen evrakı teslim almaması hâlidir. Tebligat yapılamamasından farklıdır, çünkü kişi adreste bulunmaktadır.
Gecikme veya zarar
Evrakın muhataba en kısa zamanda verilmemesi sonucunda ortaya çıkan olumsuz etkidir. Suçun oluşması için bu sonucun meydana gelmiş olması gerekir; madde, bu hâl için ayrıca bir ceza öngörür.

Tebliğ evrakının muhatabına verilmemesi ve tebligatı kabulden kaçınma: hangi sonuçları doğurur?

  • Muhatap adına tebligatı alan kişi evrakı en kısa zamanda muhataba vermezse ve bundan gecikme veya zarar doğarsa, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  • Muhatap adına tebligatı alan kişi evrakı en kısa zamanda vermişse, gecikme veya zarar doğmamış olsa da birinci fıkra kapsamında ceza verilmez.
  • Kendisine yapılması gereken tebligatı almayan muhatap, ikinci fıkra uyarınca bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  • Muhatap adına tebligatı kabule mecbur olup da tebligatı kabul etmeyen kişi, ikinci fıkra uyarınca aynı cezalarla cezalandırılır.
  • Tebligatı kabul etmeme hâlinde, ikinci fıkrada zarar veya gecikme aranmaz; kabul etmemenin kendisi suçun oluşması için yeterlidir.
  • Madde, tebligat işleminin usulsüz olması sonucunu değiştirmez; suç hükmü ceza sorumluluğu doğurur, tebliğin geçerliliğine ilişkin ayrı bir sonuç doğurmaz.

Tebliğ evrakının muhatabına verilmemesi ve tebligatı kabulden kaçınma: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Birinci fıkrada gecikme veya zarar unsurunu aramamak; ikinci fıkrada ise bu unsuru aramak hatasıdır.
  • Muhatabın kendisine yapılan tebligatı almaması ile muhatap adına tebligat alan kişinin evrakı vermemesi fiillerini karıştırmak hatasıdır.
  • Tebligatın kapıya yapıştırılması ya da tebliğ memurunun usulsüz işlemi ile bu maddedeki suçu aynı şey saymak hatasıdır; kapıya yapıştırma m.56 kapsamındadır.
  • Tebligatı kabul etmeyen kişiye tebligat usulsüz olduğundan suç oluşmaz denmesi hatasıdır; kabul zorunluluğu m.20 ve m.21 ile kurulmuştur.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Tebligat evrakını almaktan kaçınma hâlinde, kişinin adreste bulunmasına rağmen evrakı kabul etmemesi tebligat suçu olarak değerlendirilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, - E., 2011/298 K., 27.12.2011)
  • Muhtar, ihtiyar heyeti azası ve zabıta gibi kabule mecbur kişilerin evrakı kabul etmemesi bu maddede düzenlenen suçu oluşturmaktadır. (19. Ceza Dairesi, 2017/4044 E., 2018/10286 K., 15.10.2018)
  • Muhatap adına tebligatı alan kişinin evrakı muhataba vermemesi halinde, bu kişi hakkında suç duyurusu yapılması ve ilgili hükmün uygulanması kabul edilmektedir. (12. Ceza Dairesi, 2022/1738 E., 2023/3487 K., 28.09.2023)
  • Dosyada müdafiin bu madde uyarınca suç duyurusunda bulunduğuna dair bilgi yoksa, ilgili kişinin bu nedenle yargılanmış olduğu varsayılamaz. (Ceza Genel Kurulu, - E., 2011/298 K., 27.12.2011)

Nasıl ispat edilir?

  • Birinci fıkradaki suçun ispat yükü, evrakın muhatap adına alındığını ve muhataba zamanında verilmediğini iddia eden tarafa aittir. Tebligat mazbatası ve ihbarname bu hususta esas belgedir.
  • Birinci fıkrada gecikme veya zararın varlığı ayrıca ispatlanmalıdır; yalnız evrakın verilmediğini göstermek yeterli değildir.
  • İkinci fıkrada, muhatabın ya da kabule mecbur kişinin tebligatı almaktan kaçındığını ispat yükü, tebligatı yapan memurun düzenlediği tutanak ve mazbataya dayanır.
  • Karşı taraf, evrakın zamanında verildiğini veya adreste bulunmadığını savunursa, bu savunmasını tanık ve belge ile ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 7201 sayılı Kanun m.53: Muhatap adına tebligat yapılması gereken hâllerde yanlış isim veya adres bildirilmesini ayrı bir suç olarak düzenler; bu maddeyle aynı tebligat düzeninin farklı bir ihlalidir.
  • 7201 sayılı Kanun m.55: Muhatap adına tebligat alınması veya evrakın alınması için yalan beyanda bulunulmasını düzenler; bu maddedeki kişi ile yalan beyanda bulunan kişi ayrı suç sınıflarındadır.
  • 7201 sayılı Kanun m.56: İhbarnamenin bulunduğu yerden koparılmasını ya da evrakın imhasını düzenler; bu madde ile ihbarnameye yönelik fiiller ayrı bir suç olarak ele alınır.
  • 7201 sayılı Kanun m.52: Tebligat işlerinde görevli memur ve hizmetlilerin işlediği suçlar ile onlara karşı işlenen suçları kamu görevlisine ilişkin Türk Ceza Kanunu hükümlerine bağlar.
  • 7201 sayılı Kanun m.21: Muhatap adına tebligatı kabule mecbur kişileri (muhtar, ihtiyar heyeti üyesi, zabıta amir ve memurları) belirler; bu maddedeki ikinci fıkranın dayanağıdır.
  • 7201 sayılı Kanun m.20: Muhatabın geçici olarak başka yere gitmesi hâlinde evrakın kimlere verileceğini ve bu kişilerin evrakı kabul zorunluluğunu düzenler; ikinci fıkra bakımından bağlantılıdır.

Tebligat Kanunu m.55 — Yalan beyan

7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 55. maddesi, tebligat sırasında tebliğ memuruna yalan beyanda bulunulmasını suç olarak düzenler. Madde üç bent halinde üç ayrı fiili (muhatabın kendisi hakkında yalan beyanı, muhatap namına tebligat yapılabilecek kişinin muhatap hakkında yalan beyanı, muhatap olmayan ya da tebellüğ yetkisi bulunmayan kişinin hüviyet ve sıfat hakkında yalan beyanıyla evrakı alması) ve bu fiillerin gecikme ya da zarar doğurması hâlinde ağırlaştırılmış cezayı kapsar. Madde yalnızca tebligat işlemine ilişkin yalan beyanları düzenler; kişinin muhatap olmayan bir kimseye yapılan tebligat dışındaki beyanları ile yanlış adres bildirilmesi (m.53), muhatap namına tebligat yapılan kişinin evrakı vermemesi ve tebligatı almayanın kabul zorunluluğu (m.54), ihbarnamenin koparılması ve imhası (m.56) ayrı maddelerde düzenlenmiştir. Tebliğ işleminin usulüne uygunluğu ve tebliğ tarihi ise Tebligat Yönetmeliği'nin ilgili hükümleriyle belirlenir.

Yalan beyan: hangi kavramlar bilinmeli?

Muhatap
Kendisine tebligat yapılması gereken asıl kişidir. Muhatabın kendisi hakkında tebliğ memuruna yalan beyanda bulunması (a bendi) bu sıfatla işlenen fiildir.
Muhatap namına tebligat yapılabilecek kişi
Kanun gereği muhatap adına tebellüğ yetkisi bulunan, muhatabın yerine tebligat kabul edilebilecek kişidir. Bu kişinin bu sıfatıyla muhatap hakkında yalan beyanda bulunması b bendinde düzenlenir.
Hüviyet ve sıfat hakkında yalan beyan
Tebellüğ eden kişinin kimliği ya da muhatapla ilişkisi hakkında gerçeğe aykırı bilgi verilmesidir. Muhatap olmayan ya da muhatap namına tebellüğ yetkisi bulunmayan kişinin bu yolla evrakı alması c bendinde suç sayılır.
Gecikme veya zarar
Yalan beyan nedeniyle tebligatın geciktirilmesi ya da umumi veya hususi bir zararın doğmasıdır. Bu sonuç doğduğunda madde ağırlaştırılmış cezayı öngörür; sonucun doğmuş olması fiilin tamamlanması için ayrıca aranır.

Yalan beyan: hangi şartlar aranır?

  • Failin tebliğ memuruna karşı bir yalan beyanda bulunması gerekir; beyanın gerçeğe aykırı olduğu ve bilerek yapıldığı ortaya konulmalıdır.
  • a bendinde beyanın muhatabın kendisi hakkında yapılmış olması ve failin muhatap sıfatını taşıması gerekir.
  • b bendinde failin muhatap namına tebligat yapılabilecek kişi olması ve beyanın muhatap hakkında yapılmış olması gerekir.
  • c bendinde failin muhatap olmaması ya da muhatap namına tebellüğ yetkisinin bulunmaması ve hüviyet ya da sıfat hakkında yalan beyanla tebliğ evrakını almış olması gerekir.
  • Daha ağır bir cezayı gerektiren başka bir suç oluşmamalıdır; bu durumda 55. madde uygulanmaz.
  • Ağırlaştırılmış hâlin uygulanması için yukarıdaki bentlerde yazılı fiil sonucunda bir gecikme ya da umumi veya hususi bir zarar meydana gelmiş olmalıdır.

Yalan beyan: hangi sonuçları doğurur?

  • Muhatabın kendisi hakkında tebliğ memuruna yalan beyanda bulunması, bir yıla kadar hapis cezasını gerektirir.
  • Muhatap namına tebligat yapılabilecek kişinin muhatap hakkında yalan beyanda bulunması, bir yıla kadar hapis cezasını gerektirir.
  • Muhatap olmayan ya da muhatap namına tebellüğ yetkisi bulunmayan kişinin hüviyet ve sıfat hakkında yalan beyanla tebliğ evrakını alması, bir yıla kadar hapis cezasını gerektirir.
  • Yalan beyan sonucu gecikme veya zarar doğarsa (a) ve (b) bentlerindeki fail için üç aydan bir yıla, (c) bendindeki fail için bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
  • Daha ağır bir cezayı gerektiren bir suç oluşursa 55. madde uygulanmaz; bu hâlde ağır ceza hükmü esas alınır.
  • Yalan beyan olmaksızın ya da tebligat işlemi ile ilgisi bulunmayan bir beyanla suç oluşmaz.

a bendi ile b bendi arasındaki fark nedir?

a bendinde yalan beyanı yapan, tebligatın muhatabının kendisidir ve beyan kendi hakkındadır.

b bendinde yalan beyanı yapan, muhatap adına tebellüğ yetkisi olan kişidir ve beyan muhatap hakkındadır.

Her iki fiil de birinci fıkrada aynı üst sınırla (bir yıla kadar hapis) cezalandırılır; ağırlaştırılmış hâlde (a) ve (b) için üç aydan bir yıla kadar hapis öngörülür.

a-b bentleri ile c bendi arasındaki fark nedir?

a ve b bentlerinde fail muhatap ya da muhatap adına yetkili kişi olup beyan tebligatın muhatabı hakkındadır.

c bendinde fail muhatap olmayan ya da yetkisi bulunmayan kişidir ve beyan kendi hüviyet ya da sıfatı hakkındadır.

Birinci fıkrada üçü de bir yıla kadar hapis cezasına tabidir; ağırlaştırılmış hâlde c bendi için bir yıldan beş yıla kadar hapis öngörüldüğünden ağırlık c bendinde daha fazladır.

Ağırlaştırılmamış hâl ile ağırlaştırılmış hâl arasındaki fark nedir?

Yalan beyan gecikme veya zarar doğurmadıysa birinci fıkra uygulanır.

Yalan beyan sonucunda gecikme veya umumi ya da hususi zarar doğmuşsa ikinci fıkra uygulanır.

Sonucun doğması cezayı ağırlaştırır; bu fark bentlere göre ayrı ceza aralıkları yaratır.

Tebligat Kanunu m.55 ile türk Ceza Kanunu m.206 arasındaki fark nedir?

55. madde tebligat işlemine özgü yalan beyanı düzenler.

TCK m.206 resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanı düzenler.

Tebligat sırasındaki yalan beyan hakkında 55. madde özel hüküm olarak uygulanır; bu durumda TCK m.206 değil, Tebligat Kanunu hükmü uygulanır.

Yalan beyan: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yalan beyanın tebligat sırasında değil, başka bir işlemde yapıldığını gözden kaçırıp maddeyi uygulamak; 55. madde yalnızca tebliğ memuruna karşı yapılan beyanlara uygulanır.
  • Yanlış adres bildirmeyi (m.53) ile hüviyet ve sıfat hakkında yalan beyanı (m.55/c) birbirine karıştırmak; birincisinde fiil adrese, ikincisinde kimlik ve sıfata ilişkindir.
  • Ağırlaştırılmış hâli sonuç aranmadan uygulamak; gecikme veya zarar doğmadan ikinci fıkra uygulanamaz.
  • (a) ve (b) bentleri için verilecek ağırlaştırılmış cezayı (c) bendi için geçerli aralıkla karıştırmak; (c) bendinde üst sınır beş yıldır, diğer bentlerde bir yıldır.
  • TCK m.206 ile 55. maddeyi aynı anda uygulamak; 55. madde özel hüküm olduğu için tebligat sırasındaki yalan beyanda 55. madde esas alınır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, tebligat sırasında muhatap adına evrakı alan kişinin hüviyet ve sıfat hakkında yalan beyanda bulunmasını 55. maddenin (c) bendi kapsamında değerlendirmektedir. (7. Ceza Dairesi, 2021/21572 E., 2021/10984 K., 23.09.2021; 11. Ceza Dairesi, 2018/5954 E., 2020/4828 K., 22.09.2020)
  • Yargıtay, muhatap olmadığını bilen kişinin bildirilen adreste bulunmadığını bilmesine rağmen tebliğ memuruna yalan beyanda bulunarak evrakı alması hâlinde fiilin hangi bende girdiğini somut olaya göre belirlemektedir. (11. Ceza Dairesi, 2018/5954 E., 2020/4828 K., 22.09.2020)
  • Yargıtay, tebligat sırasında yapılan yalan beyanın 55. maddeye göre cezalandırılmasının, bu beyanın yapılmasına bağlı olarak başka suçların (sahtecilik, yanlış adres bildirme) oluşup oluşmadığına bağlı olduğunu kabul etmektedir. (5. Ceza Dairesi, 2021/7650 E., 2023/10079 K., 18.10.2023)
  • Yargıtay, tebligatın usulsüz yapıldığının icra mahkemesi kararıyla saptandığı durumlarda, sanığın 55. maddenin son fıkrasına göre sorumluluğunun ağırlaştırılmış hâlde değerlendirilmesini gerekli görmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2009/109 E., 2010/48 K., 09.03.2010; 5. Ceza Dairesi, 2014/7929 E., 2017/4340 K., 16.10.2017)

Nasıl ispat edilir?

  • Yalan beyanın varlığını ileri süren kamu makamı (savcılık) ispat yükü altındadır; tebliğ memurunun tutanağı, ihbarname ve tebliğ belgeleri ile beyanın gerçeğe aykırılığı ortaya konulur.
  • Muhatabın kendisi hakkında yalan beyanda bulunduğunu iddia eden taraf, beyanın tebliğ memurunun tutanağında yer alması ve yapılan işlemin bu beyana dayanması ile ispat eder.
  • Fail, beyanın gerçeğe uygun olduğunu ya da tebligatı yapan memurun beyanını doğrulayabilecek bir durumda bulunduğunu savunabilir; bu savunmayı kendisi ispatlamakla yükümlüdür.
  • Tebligatın usulsüzlüğünün saptanması için icra mahkemesi kararı veya tebliğ belgelerinin incelenmesi gerekir; bu belgeler ile tebliğin hangi bende girdiği belirlenir.
  • Gecikme veya zararın doğduğu iddiası, ağırlaştırılmış hâlin uygulanması için ayrıca somut olarak ortaya konulmalıdır; bu iddiayı ileri süren ispat yükü altındadır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 7201 sayılı Kanun m.53: Yanlış adres bildirme fiilini düzenler. Yalan beyanın adresle ilgili olması durumunda 53. madde ile 55. maddenin ilişkisi bu bağlamda kurulur.
  • 7201 sayılı Kanun m.54: Muhatap namına tebligat yapılan kişinin evrakı vermemesini ve tebligatı almayanın kabul zorunluluğunu düzenler; 55. madde ile fiil türü ayrıdır.
  • 7201 sayılı Kanun m.56: Ihbarnamenin koparılması ve imhası suçunu düzenler; kapıya yapıştırılan ihbarnameyle ilgili fiiller 55. maddenin dışındadır.
  • 7201 sayılı Kanun m.52: Tebligat Kanunu'nu uygulayan görevliler hakkında TCK'nın kamu görevlisine ilişkin hükümlerini uygular; 55. madde ile birlikte değerlendirilir.
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.206: Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanı düzenler. Tebligat sırasındaki yalan beyan hakkında özel hüküm olarak 55. madde esas alınır.

Tebligat Kanunu m.56 — Tebliğ evrakının taliki ile ilgili suçlar

Madde, tebligat evrakının veya ihbarnamenin talikine (kapıya yapıştırılmasına) karşı koyma ile talik edilmiş evrakı bulunduğu yerden koparma, imha etme veya okunamaz hale getirme fiillerini suç olarak düzenler ve bu fiillere verilecek cezayı belirler. Hüküm, Tebligat Kanunu'na göre yapılan tebligatlarda ve herkese karşı işlenebilen bu fiillere uygulanır. Madde, tebliğden kaçınma ve yanlış adres bildirme gibi fiilleri (m.53) düzenlemez. Muhatap adına tebligat yapılan kişinin evrakı geciktirmesini ya da tebligatı kabul etmemesini (m.54) düzenlemez. Yalan beyanla evrak almayı (m.55) düzenlemez. Tebligat evrakının saklanma süresi ve kapıda kalma süresi ile usulsüz tebliğin hükümleri de bu maddede yer almaz.

Tebliğ evrakının taliki ile ilgili suçlar: hangi kavramlar bilinmeli?

Talik
Tebligat evrakının veya ihbarnamenin, muhatabın bulunmadığı hallerde kapıya veya uygun bir yere yapıştırılarak bırakılmasıdır. Talik işlemi, tebligatın usulüne uygun yapılmasının bir parçası olarak kabul edilir ve suçun konusunu bu işlem oluşturur.
İhbarname
Muhatabın bulunmadığı durumda, tebliğ evrakının bulunduğunu ve nasıl alınacağını bildiren yazılı belgedir. Maddede korunan asıl nesne, kapıya yapıştırılmış bu ihbarnamedir.
Koparma, imha etme ve okunamaz hale getirme
Talik edilmiş evrakı bulunduğu yerden ayırmak, yok etmek ya da içeriğini okunamayacak duruma sokmaktır. Fiil, evrakın bulunduğu yerden alınmasıyla tamamlanır; kişinin evrakı ele geçirmiş olması şart değildir.

Tebliğ evrakının taliki ile ilgili suçlar: hangi şartlar aranır?

  • Tebligat Kanunu'na göre yapılan bir tebligatta evrakın veya ihbarnamenin talik edilmiş olması gerekir.
  • Failin talike karşı koyması ya da talik edilmiş evrakı bulunduğu yerden koparması, imha etmesi veya okunamaz hale getirmesi gerekir.
  • Fiil kasten işlenmiş olmalıdır.
  • Fail hangi sıfatla hareket ederse etsin, bu suç herkes tarafından işlenebilir; maddede özel bir fail sıfatı aranmaz.

Tebliğ evrakının taliki ile ilgili suçlar: hangi sonuçları doğurur?

  • Talike karşı koyan ya da talik edilmiş evrakı koparan, imha eden veya okunamaz hale getiren kişi hakkında üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
  • Aynı kişi hakkında yirmibeş günden yüzelli güne kadar adli para cezasına da hükmolunur.
  • Fiil talik edilmiş bir evraka yönelmemişse bu madde uygulanmaz.
  • Madde, suçun yaptırımını belirler; tebligatın usulsüzlüğü hükmünü (m.32 ve Yönetmelik) değiştirmez.

Talike karşı koyma ile evrakı koparma veya imha etme arasındaki fark nedir?

Talike karşı koyma, tebliğ memurunun ihbarnameyi kapıya yapıştırmasını engellemeye yönelik davranıştır.

Koparma, imha veya okunamaz hale getirme, talik edilmiş evrakın fiziksel durumuna yönelen davranıştır.

Her iki hal de aynı madde ve aynı cezayla yaptırıma bağlanmıştır; hangi fiilin işlendiğinin tespiti suçun varlığını değil cezanın takdirini etkiler.

m.56 ile m.53 ve m.55 arasındaki fark nedir?

Bu madde, talik edilmiş evrakın korunmasını ve bu evraka müdahaleyi düzenler.

m.53 yanlış isim veya adres bildirmeyi, m.55 ise yalan beyanla evrak almayı düzenler.

Fiil talik edilmiş evraka yönelmişse m.56 uygulanır; yanlış adres bildirme veya yalan beyan söz konusuysa ilgili madde uygulanır.

Tebliğ evrakının taliki ile ilgili suçlar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Talik edilmemiş bir evrakın koparılmasını bu madde kapsamında değerlendirmek; suçun konusu talik edilmiş evraktır.
  • Fiilin talike karşı koyma amacıyla yapılıp yapılmadığını tartışmadan doğrudan bu maddeyi uygulamak.
  • Madde metnindeki üç ay ile bir yıl arası hapis ve yirmibeş gün ile yüzelli gün arası adli para cezası aralığını yanlış sınırlarla uygulamak.
  • Suçun özel bir fail sıfatına bağlı olduğunu düşünmek; madde herkes tarafından işlenebilir.
  • Yanlış adres bildirme (m.53) veya yalan beyan (m.55) fiillerini bu madde kapsamında değerlendirmek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Tebliğ evrakını yırtma eyleminin, talik edilmiş evrakın asılmasına karşı koyma amacıyla yapılıp yapılmadığının somut olarak tartışılıp açıklanması gerektiği kabul edilmektedir. (2. Ceza Dairesi, 2011/37820 E., 2013/24761 K., 31.10.2013)
  • Madde gereğince verilen adli para cezasında TCK'nın 62. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı üzerinde durulmakta, bu konuda uygulamada farklı kararlar verilmektedir. (19. Ceza Dairesi, 2015/14039 E., 2016/13739 K., 23.03.2016; 11. Ceza Dairesi, 2013/3 E., 2014/17858 K., 30.10.2014)

Nasıl ispat edilir?

  • Asıl talebi ileri süren, yani fiilin işlendiğini öne süren kamu makamı veya müşteki, talik işleminin yapıldığını ve evrakın talik edilmiş olduğunu ispatlamalıdır; tebliğ mazbatası ve tebliğ memurunun tutanağı bu konuda temel delildir.
  • Failin evrakı koparma, imha etme veya okunamaz hale getirme fiilini gerçekleştirdiği, tanık beyanı, görüntü kaydı veya evrakın durumu ile ispat edilir.
  • Talike karşı koyma kastının bulunduğu, fiilin bu amaçla yapıldığı, olayın somut koşullarından ve failin davranışından çıkarılır; kastın aksini ileri süren sanık bunu ispatla yükümlüdür.
  • Tebliğ mazbatasının usulüne uygun düzenlenmiş olması ve talikin yapıldığının belgelenmesi, suçun maddi unsurunun ispatı için gereklidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 7201 sayılı Kanun m.53: Yanlış isim veya adres bildirmeyi suç olarak düzenler; m.56'daki talik fiilleriyle aynı tebligat düzeni içindedir ancak farklı bir fiile yöneliktir.
  • 7201 sayılı Kanun m.54: Muhatabın evrakı geciktirmesini ve tebligatı kabul etmemesini düzenler; kapıya yapıştırılan ihbarnameye yönelik fiilleri düzenlemez.
  • 7201 sayılı Kanun m.55: Yalan beyanla evrak alma fiillerini düzenler; m.56'daki talik ve evrakın korunması fiilleriyle ayrışır.
  • 5237 sayılı Kanun m.62: Uygulamada, bu maddeye göre verilen adli para cezasında Türk Ceza Kanunu'nun 62. maddesindeki indirimin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmaktadır.

Tebligat Kanunu m.58 — Tebliğin vaktinde yapılmaması

7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 58. maddesi, tebliğin vaktinde yapılmaması veya tebliğ mazbatasının belirli zamanda gelmemesi hâlinde ilgili merciin durumu mahalli PTT merkezine bildirmesini, PTT merkezinin şikâyet konusu evrakın ne işlem gördüğünü incelemesini ve gerekirse merkezinden tahkik ve takip etmesini, sonucun ilgili merciye bildirilmesini düzenler. Madde, tebliği yapan veya yaptırması gereken merciler ile posta işletmesi arasındaki iç yazışma ve takip sürecine ilişkindir; taraflara doğrudan bir hak veya borç yüklemez. Tebliğ tarihinin nasıl belirleneceği, usulsüz tebliğin hükmü, muhatabın geçici başka yere gitmesi ve ihbarname ile tebliğ, tebliğden kaçınma ve cezai yaptırımlar maddede düzenlenmemiştir (sırasıyla m.32, m.20, m.21 ve m.53-56). Ayrıca tebliğ işlemine karşı şikâyet ve bu konudaki sürelere de madde içinde yer verilmemiştir (İİK m.16).

Tebliğin vaktinde yapılmaması: hangi kavramlar bilinmeli?

Tebliğ mazbatası
Tebliğ işleminin nasıl ve kime yapıldığını gösteren, tebliği yapan memurun düzenlediği resmi belgedir. Maddede geçen "muayyen zamanda gelmeyen" mazbata, süresinde ilgili merciye ulaşmayan mazbatayı ifade eder.
Alakalı merci
Tebliği çıkaran veya tebliğin yapılmasını isteyen, yani işlemin sahibi olan mercidir. Maddenin ilk fıkrasında bildirim yükümlülüğü bu mercie aittir.
Mahalli PTT merkezi
Tebliğ evrakının dağıtımını yapan yerel posta işletme birimidir. Şikâyet konusu evrakın akıbetini inceleyen ve gerekirse tahkikat yürüten ilk birimdir.
Mevrit merkezi
Evrakın çıkarıldığı ya da dağıtım zincirinde önceki aşamada bulunan posta merkezidir. Tahkikat, mahalli merkez tarafından bu merkezden istenir.
Tahkik ve takip
Şikâyet konusu evrakın hangi aşamada kaldığının araştırılması ve sonucun izlenmesidir. Madde bu işlemi posta idaresine verir, tebliğin geçerliliğine karar vermez.

Tebliğin vaktinde yapılmaması: hangi şartlar aranır?

  • Tebliğin vaktinde yapılmamış olması ya da tebliğ mazbatasının muayyen zamanda ilgili merciye gelmemiş olması gerekir.
  • Durumun alakalı merci tarafından mahalli PTT merkezine bildirilmesi gerekir.
  • Bildirim üzerine mahalli PTT merkezinin şikâyet konusu evrakın ne muamele gördüğünü incelemesi gerekir.
  • Gerektiğinde mevrit merkezinden tahkikat yapılıp takip edilmesi gerekir.
  • Sonucun mahalli PTT merkezi ve gerektiğinde Umum Müdürlük tarafından mümkün olduğu kadar kısa sürede alakalı mercie bildirilmesi gerekir.

Tebliğin vaktinde yapılmaması: hangi sonuçları doğurur?

  • Tebliğin vaktinde yapılmaması veya mazbatanın muayyen zamanda gelmemesi hâlinde alakalı merci durumu mahalli PTT merkezine bildirir.
  • Bildirim üzerine mahalli PTT merkezi, şikâyet konusu evrakın ne muamele gördüğünü inceler ve gerektiğinde mevrit merkezinden tahkikat yapıp takip eder.
  • Tahkikat ve takibin sonucu mahalli PTT merkezi ve icabında Umum Müdürlük tarafından mümkün olduğu kadar kısa zamanda alakalı mercie bildirilir.
  • Madde tebliğin hukuki sonucunu değiştirmez; tebliğin geçerli sayılıp sayılmayacağı ve tarihi bu maddeye göre belirlenmez.
  • Maddede bir ceza, hak düşürücü süre veya tebliğin yenilenmesine ilişkin bir yaptırım yer almaz.

Alakalı merci ile mahalli PTT merkezi arasındaki fark nedir?

Bildirimi yapan alakalı merci, tebliğ işleminin sahibi olan mahkeme veya icra dairesidir.

Mahalli PTT merkezi, evrakın dağıtımını yürüten posta birimidir ve inceleme ile tahkikatı yapar.

Merci sorunu bildirmekle yükümlü olur, PTT merkezi ise araştırmayı yürütür. Maddeye göre iki taraf arasında yalnızca bildirim ve sonuç bildirimi ilişkisi vardır.

Mahalli PTT merkezi ile umum Müdürlük arasındaki fark nedir?

Sorun ilk olarak mahalli PTT merkezinde incelenir ve tahkik edilir.

Umum Müdürlük, maddede yalnızca icabında sonucun bildirilmesinde devreye girer.

Sonucun bildirilmesi öncelikle mahalli merkez tarafından yapılır; Umum Müdürlüğün bildirimi ancak icap ederse söz konusudur.

Tebliğ işlemi ile tebliğ sürecinin takibi arasındaki fark nedir?

Madde tebliğin geçerli olup olmadığına veya tarihine ilişkin bir hüküm içermez.

Madde yalnızca tebliğin gecikmesi veya mazbatanın gelmemesi hâlinde iç bildirim ve takip sürecini düzenler.

Tebliğin usulüne uygunluğu ve sonuçları başka maddelere (m.32, m.20, m.21) göre belirlenir; bu madde yalnızca idari takibi sağlar.

Tebliğin vaktinde yapılmaması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Bu maddeyi tebliğin geçerlilik ve tarih kuralı olarak okumak; madde yalnızca idari bildirim ve tahkikat sürecini düzenler, tebliğin hükmünü m.32 ve m.20 belirler.
  • Mazbatanın gecikmesini doğrudan usulsüz tebliğ saymak; bu durumda önce m.32 ve m.21 hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.
  • PTT merkezinin tahkikat sonucunu beklemeden süreleri tebliğin geçersizliğine bağlamak; madde süre öngörmediği için bu sonuç maddeden çıkmaz.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Usulsüz tebliğe konu işlemi muhatabın başka bir yoldan öğrenmesi, usulsüz tebliğin hükmünü doğurmaz; tebligat yoksa öğrenme tebliğ yerine geçmez. (1. Hukuk Dairesi, 2014/22707 E., 2017/3154 K., 05.06.2017)

Nasıl ispat edilir?

  • Tebliğin vaktinde yapılmadığını veya mazbatanın muayyen zamanda gelmediğini ileri süren taraf bu durumu ispatlamalıdır; bu ispat yükü başvuran tarafa aittir.
  • Mazbata, tebliğin usulüne uygunluğunun ana delilidir; mazbatada eksik kayıt bulunması ispatı zorlaştırır.
  • Mahalli PTT merkezinin tahkikat sonucu ve Umum Müdürlük bildirimi, evrakın akıbetine ilişkin yazılı delil niteliğindedir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 7201 sayılı Kanun m.20: Muhatabın geçici olarak başka yere gitmesi hâlinde tebliğin nasıl yapılacağını düzenler; bu maddedeki gecikme ya da mazbata sorunları çoğunlukla bu tür tebliğlerden doğar.
  • 7201 sayılı Kanun m.21: Ihbarnamenin kapıya yapıştırılması yoluyla yapılan tebliğ usulünü düzenler; bu usulün işletilmesindeki aksaklıklar m.58 kapsamındaki bildirimin konusu olabilir.
  • 7201 sayılı Kanun m.32: Usulsüz tebliğin hükmünü düzenler; mazbatanın eksik ya da geç gelmesinin tebliğ tarihini nasıl etkileyeceği bu hükümle belirlenir.
  • 7201 sayılı Kanun m.53: Usulüne aykırı tebliğe ilişkin ceza hükümlerini ve tebliğ yükümlülüğünü düzenler; m.58 ile birlikte tebliğ sisteminin idari ve cezai boyutunu tamamlar.

Tebligat Kanunu m.59 — Tebliğ mazbatalı kapalı zarf

Madde, tebligat evrakının PTT'ye veya tebligat yapacak mercie gönderilirken uyulacak dış biçimi düzenler: tebliğ evrakının tebliğ mazbatalı kapalı bir zarf içinde gönderilmesi ve davetiye, basit yargılama usulü davetiyesi ile yemin davetiyesinin zarf içine konulmadan da gönderilebilmesi. Kanunun 1. maddesinde yazılı merciler tarafından çıkarılan tebliğ evrakı bakımından uygulanır. Maddeye göre gönderim yapılırken tebliğ evrakının içeriği, mazbatanın ayrıntıları ve tebligatın yapılma usulü düzenlenmez (m.21 ve m.23 kapsamındaki konular ile tebliğ mazbatasının içeriği ve Yönetmelikteki tebliğ usulü). Tebligatın adrese yapılması, muhatabın bulunmaması, imtina ve tebellüğ ehliyeti de bu maddede düzenlenmez (ilgili hükümler Kanunun 21, 22, 23 ve 24. maddelerindedir). Tebligatın belgelendirilmesi ile mazbatanın tek ispat aracı olması da bu maddenin konusu değildir (7201 sayılı Kanunun 23. maddesi ve Tebligat Yönetmeliğinin 13, 35 ve 73. maddeleri ile birlikte okunmalıdır).

Tebliğ mazbatalı kapalı zarf: hangi kavramlar bilinmeli?

Tebliğ mazbatası
Tebligatın yapıldığını ya da yapılamadığını gösteren, tebligatın nasıl yapıldığını belgeleyen resmi belgedir. Madde metninde sözü geçmekle birlikte mazbatanın içeriği bu maddede değil, Kanunun 23. maddesinde düzenlenmiştir.
Tebliğ mazbatalı kapalı zarf
Tebliğ evrakının içine konulduğu, üzerinde ya da içinde tebliğ mazbatasının bulunduğu kapalı zarftır. Evrak bu zarfla gönderilir ve zarfın açılmadan teslim edilmesi amaçlanır.
Davetiye
Muhatabı belirli bir gün ve yerde hazır bulunmaya çağıran tebliğ evrakı türüdür. Maddeye göre zarf içine konulmadan gönderilebilir; bu, davetiyeye tanınmış bir istisnadır.
Basit usulü muhakeme davetiyesi ve yemin davetiyesi
Basit yargılama usulünde kullanılan davetiye ile yemin için çağrıda kullanılan davetiyedir. Her ikisi de davetiye gibi zarfsız gönderilebilir.

Tebliğ mazbatalı kapalı zarf: hangi şartlar aranır?

  • Tebliğ evrakının Kanunun 1. maddesinde yazılı mercilerden çıkarılmış olması gerekir.
  • Tebliğ evrakının tebliğ mazbatalı kapalı bir zarf içinde gönderilmesi gerekir; zarf dışında gönderim, davetiye dışındaki evrak için kural olarak uygun değildir.
  • Evrak davetiye, basit usulü muhakeme davetiyesi ya da yemin davetiyesi ise zarfın içine konmadan da gönderilebilir.
  • Zarfın içindeki mazbatanın tebligatın yapılmasıyla birlikte doldurulmuş ve tebliğ mazbatası dışındaki kısımları tebliği çıkaran merci tarafından doldurulmuş olması gerekir (Yönetmelik m.73).

Tebliğ mazbatalı kapalı zarf: hangi sonuçları doğurur?

  • Tebliğ evrakı mazbatalı kapalı zarfta gönderilmezse gönderim, Kanunun öngördüğü usule uygun olmaz ve tebligatın usulsüzlüğü tartışılır.
  • Davetiye, basit usulü muhakeme davetiyesi ve yemin davetiyesi zarfa konmadan da gönderilebilir; bu durumda zarf eksikliği tebligatı kendiliğinden geçersiz kılmaz.
  • Maddenin düzenlediği gönderim biçimine uyulmuş olması, tebligatın doğruluğunu tek başına göstermez; tebligatın usulüne uygunluğu mazbatanın içeriğine bağlıdır.

Tebliğ evrakı ile davetiye arasındaki fark nedir?

Tebliğ evrakının genel hali, tebliğ mazbatalı kapalı zarfta gönderilir.

Davetiye, basit usulü muhakeme davetiyesi ve yemin davetiyesi zarfa konmadan gönderilebilir.

Davetiyeler için zarf zorunluluğu yoktur; diğer tebliğ evrakı için zarf şarttır.

Tebliğ mazbatalı kapalı zarf: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Davetiyeler için de zarf zorunluluğu olduğunu sanmak; oysa davetiye, basit usulü muhakeme davetiyesi ve yemin davetiyesi zarfa konmadan gönderilebilir.
  • Maddede yazılı zarf kuralını tüm tebliğ evrakı için mutlak saymak; istisna kapsamındaki evrak bakımından zarf aranmaz.
  • Zarfın varlığını tebligatın geçerliliği için yeterli saymak; zarfın içindeki mazbatanın eksiksiz olması da gerekir.
  • Maddenin tebliğ mazbatasının içeriğini düzenlediğini sanmak; içerik Kanunun 23. maddesinde düzenlenmiştir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, tebliğ evrakının m.59 uyarınca tebliğ mazbatalı kapalı zarf içinde gönderilmesi gerektiğini tekrar eden kararlar vermektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2017/577 E., 2019/324 K., 16.04.2019; Ceza Genel Kurulu, 2017/634 E., 2019/76 K., 07.02.2019; Ceza Genel Kurulu, 2017/766 E., 2018/432 K., 16.10.2018)
  • Bir Ceza Dairesi de aynı yönde karar vermektedir. (12. Ceza Dairesi, 2019/5036 E., 2021/431 K., 20.01.2021)

Nasıl ispat edilir?

  • Tebliğ evrakının zarf içinde gönderildiğini ve mazbatanın zarfta bulunduğunu, gönderimi yapan merci dosyasındaki kayıtlarla gösterir; ispat yükü tebligatı çıkaran mercidedir.
  • Gönderimde zarf kullanılmadığını ileri süren taraf, bu iddiasını dosyadaki evrak ve zarfın durumu ile kanıtlar.
  • Davetiye, basit usulü muhakeme davetiyesi veya yemin davetiyesinin zarfsız gönderildiği savunması yapılırsa, evrakın bu üç türden biri olduğu ispat edilmelidir.
  • Zarfın içinde mazbatanın bulunup bulunmadığı, tebliğ evrakının PTT'ye teslim tutanağı ve mazbatanın kendisi ile belgelenir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 7201 sayılı Kanun m.23: Tebliğ mazbatasında bulunması gereken unsurları düzenler; m.59'un öngördüğü mazbatalı zarfın içeriğini belirler.
  • 7201 sayılı Kanun m.21: Adreste bulunmama ve tebellüğden kaçınma hâllerini düzenler; bu hâllerde mazbatanın içeriği ve tebligatın usulü bakımından ilgilidir.
  • 7201 sayılı Kanun m.1: Tebliğ evrakını çıkarabilecek mercileri gösterir; m.59'un uygulanacağı merci kümesini belirler.
  • 7201 sayılı Kanun m.22: Tebellüğe ehil kişileri düzenler; mazbatada bu kişinin ehliyetinin belirtilmesi gerektiği için dolaylı bağlantılıdır.

Tebligat Kanunu m.60 — Yönetmelik

7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 60. maddesi, kanunun uygulanmasına ilişkin usul ve esasların yönetmelikle belirlenmesini ve bu yetkinin hangi kurumların görüşü alınarak, hangi bakanlık tarafından kullanılacağını düzenler. Madde, tebligatın kimin tarafından, hangi usulle yapılacağına ve usulsüz tebliğin sonuçlarına ilişkin esasları kendisi koymaz; bunlar kanunun kendi hükümlerinde yer alır. Madde, kanunun uygulandığı tüm tebligat işlemleri bakımından, yani yargı mercileri ile 1. maddede sayılan diğer kamu kurum ve kuruluşları, barolar ve noterler tarafından yapılan tebligatlar bakımından yönetmelik yetkisinin dayanağıdır. Maddenin kendisi süre, tutar veya tebligat şartı içermez. Tebligat kimlere yapılır, tebligat hangi tarihte yapılmış sayılır, usulsüz tebliğin hükmü nedir (m.1–m.59 arası kanun hükümleri) ve elektronik tebligatın ayrıntıları ile yönetmelik içeriği madde metninde düzenlenmez; bunlar kanunun ilgili maddelerinde ve yönetmeliğin kendisinde yer alır.

Yönetmelik: hangi kavramlar bilinmeli?

Yönetmelik yetkisi
Kanunun uygulanmasına ilişkin usul ve esasların, kanunun kendisinde yer almayan ayrıntılarının idari düzenleme ile belirlenmesi yetkisidir. Bu yetki kanunla verilmiştir ve sınırı kanunun hükümleridir.
Usul ve esaslar
Tebligatın nasıl hazırlanacağı, hangi örneğin kullanılacağı, kayıt tutulması ve süreçlerin işleyişine dair ayrıntılardır. Bunlar kanunun getirmediği bir sonucu doğuramaz.
Görüş alma şartı
Yönetmeliğin hazırlanmasında İçişleri, Maliye ve Ulaştırma bakanlıklarının görüşünün alınmasıdır. Bu görüş, yönetmeliğin Adalet Bakanlığınca çıkarılmasından önce alınır.

Yönetmelik: hangi şartlar aranır?

  • Yönetmeliğin Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılması gerekir.
  • Yönetmelik hazırlanmadan önce İçişleri, Maliye ve Ulaştırma bakanlıklarının görüşünün alınması gerekir.
  • Yönetmelikle belirlenecek hususlar Kanunun uygulanmasına ilişkin usul ve esaslarla sınırlıdır; kanunda olmayan bir sonuç yönetmelikle doğurulamaz.

Yönetmelik: hangi sonuçları doğurur?

  • Yönetmelik çıkarıldığında, Kanunun uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar bu yönetmelikte düzenlenir.
  • Kanunda yer almayan bir tebligat sonucu yönetmelikle getirilemez.
  • Yönetmeliğin hazırlanması için gerekli bakanlık görüşleri alınmadan çıkarılması, yetki yönünden sorun yaratır.

Kanun ile yönetmelik arasındaki fark nedir?

Kanun, tebligatın kimce yapılacağı, hangi tarihte yapılmış sayılacağı ve usulsüz tebliğin hükmü gibi esasları belirler.

Yönetmelik, bu esasların uygulanmasına ilişkin usul, örnek ve kayıt düzenini belirler.

Yönetmelikteki bir hüküm kanunda bulunmayan bir tebligat sonucu yaratamaz; kanuna aykırı yönetmelik hükmü uygulanmaz.

Yönetmelik çıkarma yetkisi ile yönetmeliğin kapsamı arasındaki fark nedir?

Madde, yönetmeliğin dayanağını oluşturur ve yetkiyi Adalet Bakanlığına verir.

Yönetmeliğin kapsamı 1. ve 2. maddelerde belirlenmiştir; yönetmelik 2. maddede sayılan merciler için uygulanır.

Yönetmelik Kanunun kapsamındaki tüm tebligat işlemlerine uygulanır.

Yönetmelik: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddeyi tebligat şartlarını düzenleyen bağımsız bir hüküm gibi okumak; madde yalnızca yönetmelik yetkisini düzenler.
  • Yönetmelik hükmüyle kanunda olmayan bir tebligat sonucunu uygulamak; sonuç yalnızca kanundan çıkarılmalıdır.
  • Dayanağı eski Tebligat Tüzüğüne yapılan atıfları, bu maddeye dayanan yönetmelikle karıştırmak; 80. madde gereği eski atıflar yönetmeliğe yapılmış sayılır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yönetmelik hükümlerinin Kanunun hükümlerine dayanması gerektiği, kanunda bulunmayan bir tebligat sonucunun yönetmelikle doğurulamayacağı kabul edilmektedir. (12. Daire, 2020/2810 E., 2024/1482 K., 25.03.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Yönetmeliğin Kanuna dayanıp dayanmadığını ileri süren taraf, dayanağı Kanun maddesiyle ortaya koymalıdır; bu konuda ispat yükü iddia eden tarafa aittir.
  • Tebligatın yönetmelikte öngörülen usule uygun yapıldığı, tebligat evrakı ve tebliğ mazbatası ile ispatlanır; ispat yükü tebligatı yapan merciye aittir.
  • Yönetmelik hükmünün kanuna aykırılığı ileri sürülürse, yönetmelik metni ve kanunun ilgili maddesi karşılaştırılarak değerlendirilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 7201 sayılı Kanun m.1: Tebligat çıkarabilecek merciler bu maddede sayılır; yönetmelik de bu merciler bakımından uygulanır.
  • 7201 sayılı Kanun m.2: Tebligatın kimler tarafından ve hangi yolla yapılacağı belirlenir; yönetmelik bu hükümlerin ayrıntısını düzenler.

Tebligat Kanunu m.61 — Diğer kanunlardaki atıflar

7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 61. maddesi, diğer kanunların tebligatla ilgili olarak Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na ve adli evrakın PTT İdaresi vasıtasıyla tebliğine dair kanuna yaptığı atıfların bu kanunun hükümleriyle uygulanacağını düzenler. Madde, tebligat hükümlerinin diğer kanunlara yaptığı yollamaların nasıl okunacağına ilişkin bir yorum ve uygulama kuralıdır. Uygulama, adli ve idari mercilerde yapılan tebligat işlemleri bakımından, atıfın yapıldığı diğer kanun hükümleri için söz konusudur. Madde, tebligatın kimlere, hangi usulle ve hangi tarihte yapılacağını bizzat düzenlemez; bu konular 7201 sayılı Kanun'un ilgili maddelerinde yer alır. Ayrıca tebligat yönetmeliklerinin usul ayrıntılarını, bu maddenin kapsamı dışındadır.

Diğer kanunlardaki atıflar: hangi kavramlar bilinmeli?

Atıf (yollama)
Bir kanun hükmünün, başka bir kanundaki hükmü uygulanır kılması ya da o hükme gönderme yapmasıdır. Madde, diğer kanunların tebligata ilişkin yollamalarının hangi hükümlere gittiğini belirler.
Adli evrakın PTT İdaresi vasıtasıyla tebliği
Adli belgelerin posta idaresi aracılığıyla muhataba ulaştırılmasına ilişkin ayrı bir kanuna yapılan gönderme türüdür. Bu yolla yapılan tebligat, atıfın bu kanuna yapıldığı hallerde 7201 sayılı Kanun hükümlerine tabi olur.

Diğer kanunlardaki atıflar: hangi şartlar aranır?

  • Bir diğer kanunun tebligata ilişkin bir hükmünde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na ya da adli evrakın PTT İdaresi vasıtasıyla tebliğine dair kanuna atıf bulunmalıdır.
  • Atıf, tebligat işlemine ilişkin bir konuyu düzenlemiş olmalıdır.
  • Atıfın yapıldığı yerde 7201 sayılı Kanun'un hükümleri uygulanır; ayrı bir tebligat rejimi kurulmaz.

Diğer kanunlardaki atıflar: hangi sonuçları doğurur?

  • Diğer kanunun tebligatla ilgili olarak Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na yaptığı atıflarda, bu kanunun (7201 sayılı Kanun'un) hükümleri uygulanır.
  • Diğer kanunun adli evrakın PTT İdaresi vasıtasıyla tebliğine dair kanuna yaptığı atıflarda da bu kanunun hükümleri uygulanır.
  • Atıf bulunmayan hallerde bu madde kendiliğinden bir tebligat sonucu doğurmaz.

Diğer kanunlardaki atıflar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Diğer kanundaki tebligat yollamasını, 7201 sayılı Kanun'un bu maddesi yerine doğrudan kendi başına bir tebligat rejimi gibi okumak.
  • Yollamanın yalnızca Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na ya da PTT'ye dair kanuna yapıldığı hallerde uygulanacağını unutmak; atıf olmayan yerlerde bu maddeyle işlem yapmak.
  • Mülga 7201 sayılı Kanun'a yapılan eski yollamaları, bu maddeyle ilgisiz bir hükme bağlamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Tebligat yollamaları içeren diğer kanun hükümlerinde, yapılan tebligatın geçerliliği 7201 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerine göre değerlendirilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/536 E., 2023/524 K., 23.03.2023; İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/31 E., 2022/350 K., 21.04.2022)

Nasıl ispat edilir?

  • Tebligatın usulüne uygun yapıldığını iddia eden taraf, tebligat evrakı ya da tebligat mazbatası ile bunu ispatlar.
  • Tebligatın usulsüzlüğünü ileri süren taraf, yollamanın hangi kanuna ve hangi hükme yapıldığını ve buna aykırılığı ispatlamakla yükümlüdür.
  • Yollama yapan diğer kanun hükmünün metni, uygulanacak 7201 sayılı Kanun hükmünün belirlenmesinde esas alınır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 7201 sayılı Kanun m.36: Celse esnasında ve kalemde tebligatı düzenler. Diğer kanunların yollamasıyla bu hüküm de uygulanabilir.
  • 7201 sayılı Kanun m.35: Adresinde bulunamayan muhataba tebligatı düzenler; yollama yoluyla uygulanacak hükümler arasında yer alabilir.

Tebligat Kanunu m.62 — Kaldırılan hükümler

7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 62. maddesi, Kanun'un yürürlükten kaldırdığı mevzuatı tek tek sayan yürürlük (kaldırma) hükmüdür. Madde; PTT yoluyla adli evrak tebliğine ilişkin eski kanun ile ona ek kanunları, 1086 sayılı HUMK'un 81. maddesinin ikinci fıkrası ile 10. faslın birinci kısmını, CMUK'un 36, 37, 38, 271 ve 274. maddelerini, Askeri Muhakeme Usulü Kanunu'nun 74, 75 ve 76. maddelerini, Noterlik Kanunu'nun 33. maddesinin ikinci fıkrası ile 75. maddesini ve Harçlar Kanunu'nun 33. maddesini kaldırır. Ayrıca diğer kanunların Tebligat Kanunu'na aykırı hükümlerini de kaldırır. Madde, kişilere ya da ilişkilere doğrudan uygulanan bir tebligat kuralı koymaz. Güncel tebligat usulünü düzenlemez; bu konular Tebligat Kanunu'nun ilgili maddelerinde yer alır. Kaldırılan eski hükümlerin uygulanması, geçici hükümler ve eski tebligatların geçerliliği bu maddenin konusu değildir.

Kaldırılan hükümler: hangi kavramlar bilinmeli?

Yürürlükten kaldırma hükmü
Bir kanunun, başka mevzuat hükümlerini açıkça yürürlükten kaldıran maddesidir. Bu madde yalnızca eski hükümleri ortadan kaldırır ve yeni bir tebligat kuralı koymaz.
Adli evrak
Mahkeme, savcılık ve icra dairelerince düzenlenen ve tebliği gereken yargısal belgeler. Madde metninde bu terim, PTT aracılığıyla tebliğe ilişkin eski kanunun konusu olarak geçer.
Diğer kanunların bu kanuna uymayan hükümleri
Tebligat Kanunu'na aykırı olan diğer kanunların hükümleridir. Bu hükümler, aykırılık ölçüsünde kendiliğinden kaldırılmış sayılır.

Kaldırılan hükümler: hangi şartlar aranır?

  • Kaldırılan mevzuatın, 7201 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihte yürürlükte bulunması gerekir.
  • Kaldırılan hükmün açıkça sayılmış olması veya 7. bentteki genel kaldırma kapsamına girmesi gerekir; 7. bentteki genel kaldırma yalnızca Tebligat Kanunu'na uymayan hükümleri kapsar.
  • Kaldırılan hükmün uygulanmasına ilişkin bir çatışmanın varlığı, yani aynı konuda hem eski hükmün hem Tebligat Kanunu'nun yer alması gerekir.

Kaldırılan hükümler: hangi sonuçları doğurur?

  • Sayılan eski kanun ve maddeler, 7201 sayılı Kanun'la birlikte yürürlükten kalkmıştır.
  • Tebligat Kanunu'na uymayan diğer kanun hükümleri de kaldırılmıştır.
  • Kaldırma, yalnızca mevzuatın yürürlüğünü etkiler; eski tebligatların geçerliliğine ilişkin bir hüküm içermez.
  • Kaldırılan hükümlere dayanılarak yapılan tebligatın geçerliliği, bu maddeye göre değil, tebligat tarihindeki mevzuata göre değerlendirilir.

Açıkça sayılan kaldırma ile genel kaldırma (7. bent) arasındaki fark nedir?

1-6. bentlerde tek tek sayılan kanun ve maddeler açıkça kaldırılmıştır.

7. bent, Tebligat Kanunu'na uymayan diğer kanun hükümlerini genel bir ifadeyle kaldırır; hangi hükmün uyumsuz olduğu ayrıca belirlenmelidir.

Açıkça sayılan hükümler doğrudan ortadan kalkar. Genel kaldırmada ise uyumsuzluk tespiti her hüküm için ayrıca yapılmalıdır.

CMUK'un kaldırılan maddeleri ile tebligat Kanunu'nun ilgili hükümleri arasındaki fark nedir?

CMUK'un 36, 37, 38, 271 ve 274. maddeleri bu maddeyle kaldırılmıştır.

Ceza yargılamasında tebligata ilişkin güncel hükümler Tebligat Kanunu'nda yer alır.

Ceza yargılamasındaki tebligatta eski CMUK hükümleri değil, Tebligat Kanunu ve bunun uygulama mevzuatı esas alınır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, 7201 sayılı Kanun'un 62. maddesiyle kaldırılan 1086 sayılı Kanun'un 81. maddesi hükmüne dayanılarak yapılan tebligatları, 7201 sayılı Kanun'a uygunluk yönünden denetlemektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2025/99 E., 2025/536 K., 26.11.2025; Ceza Genel Kurulu, 2025/80 E., 2025/471 K., 19.11.2025; Ceza Genel Kurulu, 2023/231 E., 2024/254 K., 18.09.2024; Ceza Genel Kurulu, 2024/209 E., 2024/168 K., 29.05.2024; Birinci Bölüm, 2020/32671 E., 28.11.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Kaldırılan bir hükme dayanarak yapılan tebligatın geçerliliğini iddia eden taraf, tebligatın hangi mevzuata dayandığını belgelemelidir.
  • Tebligat evrakında yazılı tebliğ tarihi ve tebligatı yapan memurun kimliği, tebligatın hangi hükme göre yapıldığını gösteren belgelerdir.
  • Tebligatın usulsüzlüğünü ileri süren taraf, usulsüzlüğü ve tebligatın hangi kaldırılmış hükme dayandığını ispatla yükümlüdür.
  • Karşı taraf tebligatın muhatabın öğrenmesi ile geçerli olduğunu savunursa, öğrenme tarihini ispatla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 7201 sayılı Kanun m.60: Maddede yer almayan, Tebligat Kanunu'nun uygulanmasına ilişkin yönetmelik yetkisini düzenler. Bu maddenin kaldırdığı mevzuatın yerine geçen usul kuralları yönetmelikte belirlenir.
  • 7201 sayılı Kanun m.35: Adres değişikliği halinde eski adrese tebligatı düzenler. Madde 62 kaldırmada bulunmaz; bu hükmün güncel uygulamadaki karşılığı Tebligat Kanunu'nun kendi maddesidir.

Tebligat Kanunu m.63 — Kanunun mer'iyete girmesi

Bu madde, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun yürürlük tarihini düzenler; kanunun neşrinden itibaren hangi tarihte mer'i olacağını belirler. Kanunun tebligatın kimlere, hangi usulle yapılacağı, tebliğ tarihinin nasıl belirleneceği ve usulsüz tebliğin hükmü gibi esas hükümlerini düzenlemez; bunlar kanunun ilgili maddelerinde yer alır. Madde, yürürlük tarihi bakımından kanunun tamamına uygulanır ve belirli bir kişi ya da ilişki kümesiyle sınırlı değildir. Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra yapılan değişikliklerin hangi tarihte yürürlüğe gireceği ise bu maddenin değil, değişikliği yapan kanunların konusudur.

Kanunun mer'iyete girmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Neşir tarihi
Kanunun Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihtir. Yürürlük süresi bu tarihten hesaplanır.
Mer'iyet (yürürlük)
Kanunun bağlayıcı hukuk kuralı olarak uygulanmaya başlaması durumudur. Kanun, yürürlüğe girdiği andan itibaren uygulanır; yürürlük öncesi olaylara genel olarak uygulanmaz.

Kanunun mer'iyete girmesi: hangi şartlar aranır?

  • Kanunun Resmî Gazete'de neşredilmiş olması gerekir.
  • Neşir tarihinden itibaren altı aylık sürenin dolmuş olması gerekir; bu süre dolmadan kanun hükümleri mer'i değildir.
  • Altı aylık süre dolduğunda kanunun tüm hükümleri birlikte yürürlüğe girer; madde ayrı yürürlük tarihi öngörmemektedir.

Kanunun mer'iyete girmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Kanun neşrinden altı ay sonra mer'i olur.
  • Altı ay dolmadan kanunun hükümleri uygulanmaz ve bu dönemde yapılan tebligatlar kanuna göre değerlendirilmez.
  • Kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte, bu kanuna göre yapılması gereken tebligat işlemleri de kanunun hükümlerine göre yapılır.

Yürürlük öncesi tebligat ile yürürlük sonrası tebligat arasındaki fark nedir?

Neşir tarihinden altı ay dolmadan yapılan tebligatlar, kanunun mer'i olmadığı dönemde yapıldığı için 7201 sayılı Kanun hükümlerine değil önceki mevzuata tabidir.

Altı aylık sürenin dolmasından sonra yapılan tebligatlar, kanunun mer'i olduğu dönemde yapıldığı için kanunun hükümlerine tabidir.

Hangi mevzuatın uygulanacağı, tebligatın yapıldığı tarihe göre belirlenir.

Kanunun mer'iyete girmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Neşir tarihi ile yürürlük tarihini karıştırmak; altı ayın neşir gününden değil başka bir tarihten sayılması.
  • Yürürlük maddesini kanunun esas hükümlerinin içeriğiyle karıştırmak ve bu maddeden tebligat kurallarını çıkarmaya çalışmak.
  • Altı aylık süreyi hak düşürücü ya da zamanaşımı süresi gibi değerlendirmek.

Nasıl ispat edilir?

  • Kanunun neşir tarihinin Resmî Gazete kaydından tespit edilmesi gerekir; yürürlük tarihi bu tarihten hesaplanır.
  • Bir tebligatın yürürlük öncesi mi sonrası mı yapıldığı, tebligat tarihinin belgelenmesiyle ortaya konur; bu tespit için tebligat evrakı ve tebliğ tutanağı esas alınır.
  • Tebligatın yürürlük tarihinden önce yapıldığını ileri süren taraf, bu iddiasını tebligat tarihini gösteren belgelerle ispatlar.

Tebligat Kanunu m.64 — Kanunu icra edecek makam

Madde, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun hükümlerini icraya yetkili makamı belirleyen yürütme hükmüdür. Tebligat Kanunu'nun icrasının hangi organa ait olduğunu saptar. Maddenin kime uygulandığı, yani tebligat çıkaran ve yapan kişi ya da kurumlar bakımından bir yükümlülük getirip getirmediği metinden anlaşılmamaktadır. Madde; tebligatın hangi araçlarla yapılacağını (PTT, memur, elektronik tebligat), tebligatın yapılmış sayılma tarihlerini, usulsüz tebliğin sonuçlarını ve tebligat masraflarını düzenlemez (sırasıyla m.1, m.2, m.7/a, m.7 ve m.5 ilgili maddelerde yer alır). Ayrıca Yönetmeliğin çıkarılması ve yürürlüğü de bu maddenin konusu değildir.

Kanunu icra edecek makam: hangi kavramlar bilinmeli?

İcra Vekilleri Heyeti
Bakanlar Kurulu'nu ifade eden, 1982 Anayasası öncesi dönemden kalan kurumsal adlandırmadır. Madde bu organı Kanunun icrasında yetkili kılar.
İcrayı yetkili kılma
Kanunun uygulanmasına ilişkin düzenleyici yetkinin hangi organa ait olduğunu belirleme işlevidir. Bu yetki, tebligata ilişkin usul ve esasların yönetmelikle düzenlenmesi biçiminde kullanılır; maddenin kendisi usul hükmü koymaz.

Kanunu icra edecek makam: hangi şartlar aranır?

  • Tebligat Kanunu'nun uygulanmasına ilişkin bir işlemin, Kanunun öngördüğü yetki çerçevesinde İcra Vekilleri Heyeti tarafından yapılması gerekir.
  • Kanunun ayrıntılı usul ve esaslarının düzenlenmesinde, metin İcra Vekilleri Heyeti'ni memur kılmaktadır; bu yetkinin kapsamı maddenin metninden belirlenemez.

Kanunu icra edecek makam: hangi sonuçları doğurur?

  • Kanunun icrası İcra Vekilleri Heyeti'ne bırakıldığından, Kanunun uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar bu organın çıkaracağı düzenlemelerle belirlenir.
  • Bu maddenin kendisi tebligatın usulünü, geçerlilik koşullarını veya usulsüzlük yaptırımını düzenlemez; bu konular Kanunun diğer maddelerinde yer alır.

Kanunu icra edecek makam: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddeyi tebligat usulünün kaynağı saymak; madde yalnızca icra yetkisini belirler, usul hükümleri Kanunun diğer maddelerinde ve Yönetmelikte yer alır.
  • Maddedeki İcra Vekilleri Heyeti ile Yönetmeliği çıkaran Adalet Bakanlığı'nı aynı organ saymak; 7201 m.60 değişikliğinden sonra yönetmelik Adalet Bakanlığınca çıkarılır, bu iki kavram karıştırılmamalıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Tebligat Kanunu'nun icrasına ilişkin usul ve esasların Yönetmelikle belirlendiği, bu nedenle uygulamada tebligat usulüne ilişkin ayrıntıların Yönetmelik hükümlerinden okunduğu kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2017/3607 E., 2019/530 K., 21.01.2019)

Nasıl ispat edilir?

  • Madde bir hak veya yükümlülük kurmadığından ispat yükü tartışması doğurmaz; tebligatın usulüne uygunluğu, Kanunun ilgili maddelerine göre ilgili tarafça ispatlanır.
  • Usulsüz tebliğ iddiasında ispat yükü tebliğ evrakı üzerinde olur; tebliğ evrakının içeriği (tebliğ memurunun adı ve soyadı gibi) incelenir. Bu husus m.64'ün değil, tebligatın usulüne ilişkin hükümlerin konusudur.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 7201 m.60: Değişiklikle yürürlükteki metninde Kanunun uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirleneceğini öngörür. Bu hüküm, m.64'teki icra yetkisinin yönetmelik yoluyla kullanıldığını gösterir; ancak m.64'ün metninde Adalet Bakanlığı bulunmadığından, iki hüküm arasındaki ilişki yorum gerektirir.
  • 7201 m.1: Kanunun kapsamında tebligat çıkarabilecek mercileri ve tebligatın PTT veya memur eliyle yapılmasının kuralını koyar; m.64'ün icra ettiği Kanun hükümlerinin çekirdeğidir.

Süreler

SüreMaddeHüküm
altı aydanm.53(Değişik: 23/1/2008-5728/252 md.) Bu Kanun mucibince tebligat yapılması gereken hallerde bir kimse kendisine veya başkasına ait isim veya adresi yanlış olarak bildirir ise fail hakkında altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
iki yılam.53(Değişik: 23/1/2008-5728/252 md.) Bu Kanun mucibince tebligat yapılması gereken hallerde bir kimse kendisine veya başkasına ait isim veya adresi yanlış olarak bildirir ise fail hakkında altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
bir yılam.54(Değişik birinci fıkra: 23/1/2008-5728/253 md.) Muhatap namına kendilerine tebligat yapılan kimseler tebliğ evrakını muhataplarına en kısa zamanda vermedikleri ve bundan gecikme veya zarar vukua geldiği takdirde bir yıla kadar hapis…
bir yılam.55(Değişik birinci fıkra: 23/1/2008-5728/254 md.) Daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde; a) Kendisi hakkında tebliğ memuruna yalan beyanda bulunan muhatap, b) Muhatap namına kendisine tebligat yapılabilecek olup da, bu Kanunun…
üç aydanm.55Yukarıki bentlerde yazılı hallerde bir gecikme veya umumi veyahut hususi bir zarar husule gelirse fail hakkında ayrıca (a) ve (b) bentlerindeki fiiller için üç aydan bir yıla ve (c) bendindeki fiil için bir yıldan beş yıla kadar hapis…
bir yıldanm.55Yukarıki bentlerde yazılı hallerde bir gecikme veya umumi veyahut hususi bir zarar husule gelirse fail hakkında ayrıca (a) ve (b) bentlerindeki fiiller için üç aydan bir yıla ve (c) bendindeki fiil için bir yıldan beş yıla kadar hapis…
beş yılam.55Yukarıki bentlerde yazılı hallerde bir gecikme veya umumi veyahut hususi bir zarar husule gelirse fail hakkında ayrıca (a) ve (b) bentlerindeki fiiller için üç aydan bir yıla ve (c) bendindeki fiil için bir yıldan beş yıla kadar hapis…
üç aydanm.56(Değişik: 23/1/2008-5728/255 md.) Bu Kanun hükümlerine göre tebliğ evrakının veya ihbarnamenin talikine karşı koyanlar ile talik edilen bu kabil evrakı bulunduğu yerden koparan, imha eden veya okunamaz hale getirenler hakkında, üç aydan…
bir yılam.56(Değişik: 23/1/2008-5728/255 md.) Bu Kanun hükümlerine göre tebliğ evrakının veya ihbarnamenin talikine karşı koyanlar ile talik edilen bu kabil evrakı bulunduğu yerden koparan, imha eden veya okunamaz hale getirenler hakkında, üç aydan…
altı aym.63Bu kanun neşri tarihinden altı ay sonra mer'iyete girer.

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

47 karar
  1. Ceza Genel Kurulu, 2025/99 E., 2025/536 K., 26.11.2025
    İlgili madde: m.62
  2. Ceza Genel Kurulu, 2025/80 E., 2025/471 K., 19.11.2025
    İlgili madde: m.62
  3. Ceza Genel Kurulu, 2023/231 E., 2024/254 K., 18.09.2024
    İlgili madde: m.62
  4. Ceza Genel Kurulu, 2024/209 E., 2024/168 K., 29.05.2024
    İlgili madde: m.62
  5. Hukuk Genel Kurulu, 2023/192 E., 2023/374 K., 26.04.2023
    İlgili madde: m.52
  6. Hukuk Genel Kurulu, 2022/1035 E., 2023/272 K., 29.03.2023
    İlgili madde: m.52
  7. Hukuk Genel Kurulu, 2021/60 E., 2023/270 K., 29.03.2023
    İlgili madde: m.53
  8. Ceza Genel Kurulu, 2018/108 E., 2021/561 K., 16.11.2021
    İlgili madde: m.53
  9. Ceza Genel Kurulu, 2017/577 E., 2019/324 K., 16.04.2019
    İlgili madde: m.59
  10. Ceza Genel Kurulu, 2017/634 E., 2019/76 K., 07.02.2019
    İlgili madde: m.59
Diğer 37 karar
  1. Ceza Genel Kurulu, 2017/766 E., 2018/432 K., 16.10.2018
    İlgili madde: m.59
  2. Ceza Genel Kurulu, 2011/324 E., 2011/298 K., 27.12.2011
    İlgili madde: m.54
  3. Ceza Genel Kurulu, - E., 2011/298 K., 27.12.2011
    İlgili madde: m.54
  4. Ceza Genel Kurulu, 2009/109 E., 2010/48 K., 09.03.2010
    İlgili madde: m.55
  5. Hukuk Genel Kurulu, 2009/74 E., 2009/98 K., 04.03.2009
    İlgili madde: m.53
  6. Ceza Genel Kurulu, 2008/165 E., 2009/18 K., 10.02.2009
    İlgili madde: m.60
  7. 8. Daire, 2024/3500 E., 2025/3443 K., 09.04.2025
    İlgili madde: m.54
  8. 11. Ceza Dairesi, 2024/6874 E., 2025/2304 K., 24.02.2025
    İlgili madde: m.52
  9. 9. Hukuk Dairesi, 2024/7899 E., 2024/10214 K., 27.06.2024
    İlgili madde: m.53
  10. 11. Ceza Dairesi, 2023/3751 E., 2024/4584 K., 01.04.2024
    İlgili madde: m.52
  11. 12. Daire, 2020/2810 E., 2024/1482 K., 25.03.2024
    İlgili madde: m.60
  12. 5. Ceza Dairesi, 2021/7650 E., 2023/10079 K., 18.10.2023
    İlgili madde: m.55
  13. 12. Ceza Dairesi, 2022/1738 E., 2023/3487 K., 28.09.2023
    İlgili madde: m.54
  14. 11. Ceza Dairesi, 2022/4381 E., 2023/4116 K., 17.05.2023
    İlgili madde: m.53
  15. 7. Ceza Dairesi, 2021/15545 E., 2023/4167 K., 02.05.2023
    İlgili madde: m.52
  16. 7. Ceza Dairesi, 2021/21572 E., 2021/10984 K., 23.09.2021
    İlgili madde: m.55
  17. 12. Ceza Dairesi, 2019/5036 E., 2021/431 K., 20.01.2021
    İlgili madde: m.59
  18. 14. Hukuk Dairesi, 2017/701 E., 2020/7833 K., 26.11.2020
    İlgili madde: m.62
  19. 11. Ceza Dairesi, 2018/5954 E., 2020/4828 K., 22.09.2020
    İlgili madde: m.55
  20. 11. Hukuk Dairesi, 2017/3607 E., 2019/530 K., 21.01.2019
    İlgili madde: m.64
  21. 19. Ceza Dairesi, 2017/4044 E., 2018/10286 K., 15.10.2018
    İlgili madde: m.54
  22. 5. Ceza Dairesi, 2014/7929 E., 2017/4340 K., 16.10.2017
    İlgili madde: m.55
  23. 1. Hukuk Dairesi, 2014/22707 E., 2017/3154 K., 05.06.2017
    İlgili madde: m.58
  24. 19. Ceza Dairesi, 2015/14039 E., 2016/13739 K., 23.03.2016
    İlgili madde: m.56
  25. 11. Ceza Dairesi, 2013/3 E., 2014/17858 K., 30.10.2014
    İlgili madde: m.56
  26. 2. Ceza Dairesi, 2011/37820 E., 2013/24761 K., 31.10.2013
    İlgili madde: m.56
  27. 7. Ceza Dairesi, 2010/6142 E., 2013/3992 K., 21.02.2013
    İlgili madde: m.53
  28. 23. Hukuk Dairesi, 2012/5224 E., 2012/7023 K., 28.11.2012
    İlgili madde: m.60
  29. 12. Hukuk Dairesi, 2011/25495 E., 2012/10121 K., 29.03.2012
    İlgili madde: m.60
  30. 2. Ceza Dairesi, 2010/31288 E., 2011/1394 K., 31.01.2011
    İlgili madde: m.60
  31. 2. Ceza Dairesi, 2010/6189 E., 2010/24038 K., 15.07.2010
    İlgili madde: m.60
  32. 4. Ceza Dairesi, 2008/20258 E., 2009/4797 K., 16.03.2009
    İlgili madde: m.52
  33. 7. Ceza Dairesi, 2005/17893 E., 2008/3787 K., 06.03.2008
    İlgili madde: m.55
  34. 7. Ceza Dairesi, 2005/2768 E., 2006/2368 K., 09.03.2006
    İlgili madde: m.54
  35. Birinci Bölüm, 2020/32671 E., 28.11.2024
    İlgili madde: m.62
  36. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/536 E., 2023/524 K., 23.03.2023
    İlgili madde: m.61
  37. İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/31 E., 2022/350 K., 21.04.2022
    İlgili madde: m.61

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 11.01.2011 (m.60).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 4. Tebligat Kanunu bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış