Eşya hukuku › Sınırlı aynî haklar › Taşınmaz rehni › İpotekli borç senedi ve irat senedi

İpotekli borç senedi ve irat senedi: ortak hükümler

TMK m.909–917Medeni Hukuk

Kısaca

TMK m.909, ipotekli borç senedi ve irat senedinin içeriğine ilişkin bir sınırlamayı düzenler: bu senetler koşul ve karşı edim kaydı içeremez. Türk Medeni Kanunu'nun ipotekli borç senedi ve irat senedinin düzenlenmesinin dayanağı borç ilişkisi üzerindeki etkisini düzenler. TMK m.911, ipotekli borç senedi veya irat senedi için tapu kütüğüne yapılan tescilin yanında rehin senedi düzenlenmesini ve bu senedin hukuki sonuçlarının başlangıç anını düzenler.

Kapsam

Bu konu, Türk Medeni Kanunu m.909–917 hükümlerini kapsar.

TMK m.909 — Alacağın niteliği

Madde, ipotekli borç senedi ve irat senedinin içeriğine ilişkin bir sınırlamayı düzenler: bu senetler koşul ve karşı edim kaydı içeremez. Maddenin kapsamı yalnızca bu iki senet türüdür; genel olarak alacak devri, kambiyo senetleri veya diğer senet türleri hakkında hüküm kurmaz. Hükmün uygulandığı ilişki, ipotekli borç senedi ya da irat senedi düzenlenmiş olan borç ilişkisidir. Senedin devri, devrin şekli ve devralanın korunması (m.923-924) bu maddede düzenlenmez. Aynı şekilde ipoteğin kuruluşu ve sicile tescili (TMK m.839 ve devamı) ile irat sözleşmesinin kurulmasına ilişkin genel hükümler bu maddenin konusu değildir.

Alacağın niteliği: hangi kavramlar bilinmeli?

İpotekli borç senedi
Borçlunun, belirli bir taşınmaz üzerindeki ipotek ile güvence altına alınan bir para borcunu ödemeyi üstlendiği ve senet niteliği taşıyan belgedir. Güvence ipotek olduğu için senedin kendisi ipoteğin kapsamını ve borcun konusunu belirler.
İrat senedi
Belirli periyotlarda tekrarlanan bir edimin, yani irat ödemesinin borçlu tarafından üstlenildiği senet türüdür. Edimin süreli ve sürekli niteliği senedin ayırt edici özelliğidir.
Koşul kaydı
Senedin geçerliliğini ya da borcun doğumunu bir belirsiz olaya bağlayan şart anlamındaki kayıttır. Maddeye göre bu senetlere konulamaz, çünkü senedin soyut ve devre elverişli yapısını bozar.
Karşı edim kaydı
Borcun, alacaklının başka bir edimini yerine getirmesine bağlandığı kayıttır. Bu tür bir bağlılık senedin bağımsız alacak niteliğini zedeleyeceğinden senede yazılamaz.

Alacağın niteliği: hangi şartlar aranır?

  • Senedin ipotekli borç senedi veya irat senedi niteliğinde olması bulunmalıdır.
  • Senet metninde borcun bir koşula bağlandığı bir kayıt yer almamalıdır.
  • Senet metninde borcun karşı edime bağlandığı bir kayıt yer almamalıdır.
  • Koşul veya karşı edim kaydı senedin içeriğinde bulunuyorsa, bu kaydın senedin geçerliliğini kendiliğinden ortadan kaldırıp kaldırmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.

Alacağın niteliği: hangi sonuçları doğurur?

  • İpotekli borç senedi veya irat senedine koşul kaydı konulmuşsa bu kayıt hükümsüzdür.
  • İpotekli borç senedi veya irat senedine karşı edim kaydı konulmuşsa bu kayıt hükümsüzdür.
  • Yasak kayıt senette bulunsa bile senedin kendisi geçerliliğini korur; senet ancak yasaklanan kaydın yokluğunda bir senet olarak değerlendirilir.
  • Maddenin emredici nitelikte olduğu kabul edilir; taraflar bu yasağa aykırı bir kaydı sözleşmeyle geçerli kılamaz.
  • Koşul veya karşı edim kaydı taşıyan senetlerin devrinde devralan, kaydın hükümsüzlüğünden doğan sonuçlara katlanır; bu nedenle devrin güvenilirliği kayıtsız senet üzerinden değerlendirilir.

İpotekli borç senedi ile genel alacak senedi arasındaki fark nedir?

İpotekli borç senedi, ipotek ile teminat altına alınmış ve kendine özgü devir rejimine tabi olan senettir.

Genel alacak senetleri, ipotek dışında bir teminatla veya teminatsız düzenlenmiş senetlerdir ve bu sınırlamaya tabi değildir.

Koşul ve karşı edim kaydı yalnız ipotekli borç senedinde yasaktır; diğer senet türlerinde bu tür kayıtların geçerliliği ayrı hükümlere göre değerlendirilir.

İrat senedi ile diğer süreli ödeme senetleri arasındaki fark nedir?

İrat senedi, tekrarlanan ve sürekli bir edimin üstlenildiği senettir.

Diğer süreli ödeme senetleri, belirli taksitlerle ödenen ancak irat niteliği taşımayan senetlerdir.

Yalnız irat senedi bu maddenin yasak kapsamına girer; irat niteliği taşımayan senetlerde koşul ve karşı edim kaydının geçerliliği bu madde ile belirlenmez.

Alacağın niteliği: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Koşul kaydının senedin tamamını geçersiz kıldığını varsaymak; madde yalnız kaydı yasaklar, senedin geçerliliğini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
  • Maddeyi genel alacak senetlerine yaymak; yasak yalnız ipotekli borç senedi ve irat senedi ile sınırlıdır.
  • Yasak kaydın taraflarca sözleşmeyle geçerli kılınabileceğini kabul etmek; hüküm emredicidir.
  • Irat niteliği olmayan süreli ödeme senetlerini irat senedi gibi değerlendirmek.

Nasıl ispat edilir?

  • Koşul veya karşı edim kaydının senet metninde bulunduğunu ileri süren taraf, bu kaydın senedin içeriğinde yer aldığını senedin kendisiyle ispatlamalıdır.
  • Senedin ipotekli borç senedi veya irat senedi niteliğini ileri süren taraf, bu niteliği senedin düzenleniş biçimi ve ipotek ya da irat ilişkisini gösteren belgelerle ispatlamalıdır.
  • Kaydın yazılmadığını ya da senedin bu niteliğe sahip olmadığını savunan karşı taraf, bu savunmasını senet metni ve ilgili sicil kayıtlarıyla ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun m.923: İpotekli borç senedinin devrine ilişkin özel hükümleri içerir; m.909'daki sınırlama bu devrin senet üzerindeki hukuki içeriğini belirler.
  • 4721 sayılı Kanun m.924: İrat senedinin devrine ilişkin özel hükümleri düzenler; m.909'daki kayıt yasağı bu devirde senet içeriğinin neye elverişli olduğunu belirler.
  • 6098 sayılı Kanun m.183: Alacağın devrinin genel hükümlerini düzenler; ipotekli borç senedi ve irat senedinin devri, m.183 vd. hükümlerinin ancak özel düzenlemeye uymadığı ölçüde uygulanmasına bağlıdır.

TMK m.910 — Senedin dayanağı borç ile ilişkisi

Türk Medeni Kanunu'nun ipotekli borç senedi ve irat senedinin düzenlenmesinin dayanağı borç ilişkisi üzerindeki etkisini düzenler. Maddenin birinci fıkrası, bu senetlerin düzenlenmesiyle temel borç ilişkisinin yenileme yoluyla sona ereceğini kuralır; ikinci fıkrası bunun aksine yapılan sözleşmenin etkisini sınırlar. Kural, ipotekli borç senedi ve irat senedi bakımından geçerlidir; genel borç senetleri ve kambiyo senetleri bu maddenin kapsamında değildir. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: senedin temsilci aracılığıyla yönetimi ve temsilcinin atanması (m.915), senet alacağının şarta bağlanması ve edim yükümlülüğü konulmasının yasaklanması (m.909), senede dayanan objektif defilerin yeni müktesibe karşı ileri sürülebilmesi (m.927), ve borç senedinin iadesi ile iptali (TBK m.103-105).

Senedin dayanağı borç ile ilişkisi: hangi kavramlar bilinmeli?

İpotekli borç senedi
Taşınmaz üzerindeki ipotek karşılığında düzenlenen, alacağın ipotekle güvence altına alındığı ve senede bağlandığı senet türüdür. Kanun bu senedi temel borç ilişkisinden ayrı bir yeni borç doğuran araç olarak ele alır.
İrat senedi
Belirli periyotlarla tekrarlanan bir ödemenin (irat) güvencesi olarak düzenlenen ve bu ödeme yükümlülüğünü senette belirginleştiren senet türüdür. İpotekli borç senediyle birlikte bu maddenin kapsamına girer.
Yenileme (novasyon)
Mevcut bir borcun sona erdirilerek yerine yeni bir borcun konulmasıdır. Bu maddede, senet düzenlenmesiyle eski temel borcun yenileme yoluyla sona ermesi kuralı getirilmiştir; eski borç ile yeni senet borcu arasında bağ kurulur.
Mücerret (soyut) borç
Doğumu için bir sebebe dayanmasına gerek bulunmayan, sebebinden bağımsız borçtur. Senet düzenlenmesiyle doğan yeni borç, temel borç ilişkisinden bağımsız biçimde değerlendirilir.
Kişisel def'iler
Temel borç ilişkisinden doğan ve yalnızca taraflar arasında ileri sürülebilen savunmalardır. Senedin iyiniyetli yeni alacaklısına karşı ileri sürülemezler, kötüniyetli kişilere karşı ise ileri sürülebilirler.
İyiniyetli olmayan üçüncü kişi
Senedin devri sırasında, senedin düzenlenmesine ilişkin sözleşme kaydından haberdar olan veya haberdar olması gereken kişidir. Taraf sözleşmesindeki aksi kayıt bu kişiye karşı etkili olur.

Senedin dayanağı borç ile ilişkisi: hangi şartlar aranır?

  • İpotekli borç senedi veya irat senedinin düzenlenmiş olması gerekir.
  • Senedin dayanağı olan bir borç ilişkisi bulunmalı ve bu borç ilişkisi senedin düzenlenmesiyle birlikte ele alınmalıdır.
  • Taraflar arasında yenileme iradesinin bulunması aranmalıdır; senet düzenlenmesi tek başına bu iradenin varlığını kanıtlamaz.
  • Yenileme sonucunda eski borç sona erer ve senetteki yeni borç doğar; bu yeni borç sebepten bağımsız olarak değerlendirilir.
  • Aksi yönde bir sözleşme yapılabilir; ancak bu sözleşme yalnızca taraflar ve iyiniyetli olmayan üçüncü kişiler bakımından etkilidir.

Senedin dayanağı borç ile ilişkisi: hangi sonuçları doğurur?

  • İpotekli borç senedi veya irat senedinin düzenlenmesiyle dayanak borç ilişkisi yenileme yoluyla sona erer.
  • Eski borca bağlı kefalet, rehin ve cezai şart gibi unsurlar da sona erer.
  • Alacaklı, faizler ve birikmiş olanlar saklı kalmak kaydıyla senet alacağının ödenmesini isteyebilir.
  • Aksi yönde yapılan sözleşme taraflar ve iyiniyetli olmayan üçüncü kişiler bakımından geçerli olur; iyiniyetli yeni senet alacaklısını bağlamaz.
  • Temel borç ilişkisinden doğan kişisel def'iler iyiniyetli yeni senet alacaklısına karşı ileri sürülemez; kötüniyetli kişilere karşı ileri sürülebilir.
  • Doğrudan tescile veya senede dayanan objektif def'iler ile ehliyetsizlik yeni müktesibe karşı da ileri sürülebilir.

Yenileme kuralı ile aksi sözleşme arasındaki fark nedir?

Kanunun genel kuralı, senedin düzenlenmesiyle dayanak borcun yenileme yoluyla sona ermesidir. Bu kural, senedin düzenlenmesiyle kendiliğinden işler.

Taraflar bu kurala aykırı bir sözleşme kurabilir ve dayanak borcun sona ermediğini ya da ayrı kaldığını kararlaştırabilir.

Aksi sözleşme yalnızca taraflar ve iyiniyetli olmayan üçüncü kişiler bakımından etkilidir; iyiniyetli yeni senet alacaklısına karşı bağlayıcı değildir.

Taraflar ile iyiniyetli yeni alacaklı arasındaki fark nedir?

Senedi düzenleyen borçlu ve alacaklı, aksi sözleşmeye doğrudan bağlıdır.

Senedi sonradan iyiniyetle devralan yeni alacaklı, sözleşmedeki aksi kaydı bilmediği sürece bu kaydın dışında kalır.

Aksi sözleşme iyiniyetli yeni alacaklıya karşı ileri sürülemez; bu kişi senedin kendi içeriğine göre hak sahibidir.

İyiniyetli ile kötüniyetli üçüncü kişi arasındaki fark nedir?

Senedin devrinde aksi sözleşmeyi bilen ya da bilmesi gereken kötüniyetli üçüncü kişi, bu kaydın etkisi altındadır.

Kayıttan habersiz olan iyiniyetli üçüncü kişi, senet üzerinden yeni borcun öngörülen hükümlerine göre hak kazanır.

Kötüniyetli üçüncü kişiye karşı aksi sözleşme ileri sürülebilir; iyiniyetli üçüncü kişi bu kayıtla bağlı tutulamaz.

Yenileme sonucu doğan senet borcu ile temel borç ilişkisinden doğan def'iler arasındaki fark nedir?

Senet borcu, sebepten bağımsız yeni bir borç olarak doğar ve yalnızca senet metnine dayanır.

Temel borç ilişkisinden doğan kişisel def'iler, taraflar arasında etkisini sürdürür.

İyiniyetli yeni senet alacaklısına karşı kişisel def'iler ileri sürülemez, kötüniyetli kişiye karşı ise ileri sürülebilir.

Senedin dayanağı borç ile ilişkisi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Senedin düzenlenmesini kendiliğinden yenileme sayarak, taraflarca açık yenileme iradesinin bulunup bulunmadığını araştırmamak.
  • Aksi sözleşmeyi herkese karşı etkili saymak; oysa bu sözleşme iyiniyetli yeni senet alacaklısını bağlamaz.
  • Yenileme sonucu eski borca bağlı kefalet ve rehnin sona erdiğini gözden kaçırmak.
  • Senet alacağının faizlerini ve birikmiş tutarları, sadece senette yazılı anapara ile karıştırmak; faiz ve birikmiş tutarlar saklı kalır.
  • Kişisel def'i ile objektif def'iyi aynı rejime tabi saymak; objektif def'iler yeni müktesibe karşı da ileri sürülebilir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Senedin düzenlenmesinin tek başına yenileme sonucunu doğurup doğurmadığı, taraf iradesinin açık ya da örtülü olarak yenilemeye yöneldiğinin araştırılmasına bağlıdır.
  • Hâlihazırda var olan bir borç için senede bağlı bir taahhüt verilmesi ya da yeni bir alacağa ilişkin belge tanzim edilmesi, taraflarca açık yenileme iradesi bulunmadıkça yenileme sayılmaz.

Nasıl ispat edilir?

  • Aksi yönde sözleşme ileri süren taraf, bu sözleşmenin varlığını ve içeriğini yazılı belge veya tanıkla ispatlamak zorundadır.
  • Senedin iyiniyetli yeni alacaklı tarafından devralındığını ileri süren kişi, devir sırasında aksi kaydı bilmediğini ispatlamakla yükümlüdür; kötüniyet iddiasında bulunan taraf bu iddiasını ispatlar.
  • Temel borç ilişkisinden doğan kişisel def'inin ileri sürülmesinde, bu def'iyi ileri süren kişi ilişkinin varlığını ve def'inin dayanağını yazılı delille ortaya koyar.
  • Borçlunun senet borcunun sona erdiğini savunması halinde, senedin borçluya geri verilmesi karine oluşturur; alacaklı bu karineyi aksini ispatlayarak çürütebilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.909: Senet alacağının şarta bağlanmasını ve senet metninde alacaklıya karşı edim yükümlülüğü konulmasını yasaklar; bu maddenin koruduğu sınırdır.
  • 4721 m.915: İpotekli borç senedi ve irat senedi düzenlenirken temsilci atanabilmesini ve temsilcinin tapu ile senette yazılmasını düzenler.
  • 4721 m.927: Doğrudan tescile veya senede dayanan objektif def'ilerin ve ehliyetsizliğin yeni müktesibe karşı ileri sürülebilmesini düzenler; bu maddedeki iyiniyetli alacaklı korumasını tamamlar.
  • 6098 m.103: Borçlunun ifa sonrası borç senedinin iadesini veya iptalini isteme hakkını düzenler; senedin iadesi ile bu maddedeki yenileme sonucu birlikte değerlendirilir.
  • 6098 m.104: Senedin borçluya geri verilmesinin borcun sona ermiş sayılması karinesini doğurduğunu düzenler.
  • 6098 m.105: Senedin geri verilememesi halinde borçlunun iptal belgesi isteyebilmesini düzenler.

TMK m.911

TMK m.911, ipotekli borç senedi veya irat senedi için tapu kütüğüne yapılan tescilin yanında rehin senedi düzenlenmesini ve bu senedin hukuki sonuçlarının başlangıç anını düzenler. Düzenleme, ipotek sistemindeki senetlerin kağıt üzerinde düzenlenmesine ilişkin özel bir kuraldır ve ipotekli alacağın devrine ve ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin ayrıntıları içermez. Madde, rehin senedinin şekline, içeriğine ve düzenlenme biçimine ilişkin ayrıntıları da düzenlemez. Bu konular, ipotekli borç senedi ve irat senedinin tescili (m.857 vd.), rehin senedinin düzenlenmesi için gereken ayrıntılar ve ipoteğin yan haklarına ilişkin hükümler gibi başka maddelerdeki konulardır. Madde, ayni hakların genel kuralları (m.851 vd.) bakımından ayrıca bir istisna da getirmez.

m.911: hangi kavramlar bilinmeli?

Rehin senedi
Tapu kütüğüne tescil edilmiş ipotekli borç senedi veya irat senedine bağlı olarak düzenlenen ve bu senetlerin ipotek ilişkisini taşıyan kağıt biçimindeki belgedir. Madde, tescile ek olarak düzenlenen bu senedin hukuki etkisini belirler.
İpotekli borç senedi
Belirli bir alacak için tapu kütüğündeki taşınmaz üzerine kurulmuş ipotek ile güvence altına alınan ve tescille birlikte ipotek hakkının kağıda bağlanmasını sağlayan senet türüdür.
İrat senedi
Belirli periyotlarda ödenecek irat borcunun taşınmaz üzerinde ipotekle güvence altına alındığı ve tapu siciline tescil edilen senet türüdür.
Tescil tarihi
Senedin hukuki sonuçlarının başladığı andır. Senet sonradan düzenlenmiş olsa bile sonuçlar bu tarihten itibaren doğar.

m.911: hangi şartlar aranır?

  • İpotekli borç senedi veya irat senedi için tapu kütüğüne tescil yapılmış olmalıdır.
  • Tescile ek olarak rehin senedinin düzenlenmiş olması gerekir; tescil tek başına rehin senedi yerine geçmez.
  • Senet sonradan düzenlenmiş olsa bile hukuki sonuçlarının doğması için tescil tarihinin esas alınması gerekir.

m.911: hangi sonuçları doğurur?

  • Rehin senedi düzenlendiğinde, senedin hukuki sonuçları tescil tarihinden başlayarak doğar.
  • Senet tescil tarihinden sonra düzenlenmiş olsa bile, hukuki sonuçlar yine tescil tarihinden itibaren geçerlidir.
  • Tescil yapılmamışsa madde kapsamında rehin senedinden söz edilemez.

Tescil ile rehin senedi arasındaki fark nedir?

Tapu kütüğüne yapılan tescil, ipotekli borç senedi veya irat senedinin temel kayıt işlemidir.

Rehin senedi, tescilden başka düzenlenen ve senede bağlı ek belgedir.

Tescil yapılmış olsa da rehin senedi düzenlenmemişse maddenin öngördüğü ek belge eksik kalır; iki işlem birlikte değerlendirilir.

Senedin düzenlenme tarihi ile tescil tarihi arasındaki fark nedir?

Senedin fiilen düzenlendiği tarih, belgenin kağıt üzerindeki tarihidir.

Tescil tarihi, rehin senedinin hukuki sonuçlarının başladığı andır.

Senet tescilden sonra düzenlenmiş olsa bile hukuki sonuçlar tescil tarihinden itibaren doğar; geriye etki söz konusudur.

m.911: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Rehin senedinin, tescil yapılmadan da hukuki sonuç doğurabileceğini varsaymak.
  • Senedin düzenlenme tarihini hukuki sonuçların başlangıç anı saymak; esas alınan tarih tescil tarihidir.
  • Madde metninde yer almayan süre veya tutar öngörmek; maddede süre bulunmamaktadır.

Nasıl ispat edilir?

  • Rehin senedinin varlığını ve düzenlenme tarihini ileri süren taraf, senedi ibraz ederek bu durumu ispatlamalıdır.
  • Tescil tarihinin tapu kütüğü kayıtlarından belirlenmesi gerekir; senet tarihi ile tescil tarihi arasındaki uyuşmazlıkta tescil kaydı esas alınır.
  • Senedin tescilden önce veya sonra düzenlendiği iddiasını ileri süren taraf bu iddiasını belgelerle ispatlamak zorundadır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.857: İpotekli borç senedi ve irat senedinin tescili ile ilgili temel düzenlemeyi içerir; m.911 bu tescilin yanında rehin senedinin düzenlenmesini öngörür.

TMK m.912

TMK m.912, ipotekli borç senedi ve irat senedi gibi rehin senetlerinin şeklini düzenler: senedin tapu memuru tarafından düzenlenmesini, senetlerde tapu memuru ile yetkili Hazine temsilcisinin imzasının bulunmasını ve senetlerin alacaklıya veya temsilcisine ancak borçlunun ve yüklü taşınmazın malikinin yazılı rızasıyla verilebilmesini kapsar. Senedin sicile tescili, senetle temsil edilen alacağın devri ve rehin sözleşmesinin içeriği bu maddenin düzenlemesinde değildir. Rehin senedinin tescil ve devir usulü ile ipotek sözleşmesinin kuruluşu ilgili tapu ve ipotek hükümlerinde yer alır.

m.912: hangi kavramlar bilinmeli?

İpotekli borç senedi
Taşınmaz üzerindeki ipotek ile güvence altına alınmış bir borcu temsil eden, tapu memurunca düzenlenen kıymetli evrak niteliğindeki senettir. Alacaklının ipotekten doğan hakkı senede bağlanır.
İrat senedi
Yüklü taşınmazın ürün ya da gelirlerinden periyodik ödemeler alınmasını sağlayan, yine tapu memurunca düzenlenen rehin senedi türüdür. Maddede borç senediyle birlikte aynı şekle bağlanmıştır.
Yüklü taşınmazın maliki
Üzerine ipotek konulmuş taşınmazın mülkiyetine sahip kişidir. Borçlu ile aynı kişi olmak zorunda değildir; senedin verilmesi için bu kişinin de yazılı rızası aranır.
Yetkili Hazine temsilcisi
Senedin geçerli şekilde düzenlenmesi için tapu memuruyla birlikte imza atan, Hazine adına hareket eden temsilcidir. İmzası senedin şekil unsurlarından biridir.

m.912: hangi şartlar aranır?

  • Senedin tapu memuru tarafından düzenlenmiş olması gerekir.
  • Senetlerde tapu memuru ile yetkili Hazine temsilcisinin imzalarının bulunması gerekir.
  • Senedin alacaklıya veya temsilcisine verilmesi için borçlunun yazılı rızasının alınması gerekir.
  • Senedin alacaklıya veya temsilcisine verilmesi için yüklü taşınmazın malikinin yazılı rızasının alınması gerekir.
  • Yazılı rızaların, senedin verilmesinden önce alınmış olması gerekir.

m.912: hangi sonuçları doğurur?

  • İpotekli borç senedi ve irat senedi tapu memuru tarafından düzenlenmezse bu senetler şekle uygun kurulmamış olur.
  • Senette tapu memuru veya yetkili Hazine temsilcisinin imzası bulunmuyorsa senet şekil eksikliği taşır.
  • Borçlunun veya yüklü taşınmazın malikinin yazılı rızası yoksa senet alacaklıya veya temsilcisine verilemez.
  • Yazılı rıza alınmadan verilen senet, maddenin koyduğu şekle uygun bir teslim sayılmaz.
  • Madde metninde bu senetlerin şekil eksikliğinin hangi hükümle yaptırıma bağlanacağı açıkça belirtilmemiştir.

Borçlu rızası ile taşınmaz maliki rızası arasındaki fark nedir?

Borçlunun rızası, senetten doğan borcun muhatabı olarak senedin alacaklıya verilmesine onay verdiğini gösterir.

Taşınmaz maliki, borçlu ile aynı kişi olmayabilir; üçüncü kişi ipotek veren sıfatıyla rızasını ayrıca vermek zorundadır.

İki rıza ayrı ayrı alınmalıdır. Borçlu rızası verilmiş ama taşınmaz malikinin rızası eksikse senet alacaklıya verilemez.

Senedin düzenlenmesi ile senedin verilmesi arasındaki fark nedir?

Düzenleme tapu memuru ve Hazine temsilcisinin imzalarıyla senedin şekle uygun biçimde oluşmasıdır.

Verilme ise düzenlenmiş senedin alacaklıya veya temsilcisine teslim edilmesidir ve ayrı bir işlem olarak yazılı rıza şartına bağlıdır.

Senet düzenlenmiş olsa bile rıza yoksa alacaklıya verilemez.

m.912: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Senedin alacaklıya verilmesi için yalnız borçlunun rızasının yeterli olduğunu sanmak; taşınmaz malikinin ayrıca yazılı rızası aranır.
  • Borçlu ile taşınmaz malikinin aynı kişi olduğunu varsayarak tek rıza ile yetinmek.
  • Rızanın sözlü verilmesini yeterli saymak; maddede yazılı rıza açıkça aranmıştır.
  • Noterin düzenlediği bir belgeyi ipotekli borç senedi yerine koymak; bu senetler tapu memuru tarafından düzenlenir.

Nasıl ispat edilir?

  • Senedin tapu memuru tarafından düzenlendiğini ve imzalarının bulunduğunu, senedi alacaklıya veya temsilcisine verene ait tapu ve sicil kayıtlarıyla ispatlamak gerekir.
  • Borçlunun ve taşınmaz malikinin yazılı rızasının varlığı, bu kişilerin imzalı yazılı beyanlarıyla ispatlanır; rızanın sözlü olarak verildiğini ileri süren taraf, bunu ispat etmek zorundadır.
  • Senedin şekle uygun düzenlenmediğini veya rızasız verildiğini ileri süren taraf bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.912: Maddenin kendi metnidir; senetlerin düzenlenmesi ve verilmesi için şekil şartlarını koyar.

TMK m.913

TMK m.913, ipotekli borç senedi ve irat senedinin şekillerinin Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle belirleneceğini öngörür. Hüküm, bu iki senet türünün şekil unsurlarını kanunda değil, düzenleyici işlemde bırakan bir yetki normudur. Madde, ipotekli borç senedi ve irat senedi düzenlenirken uyulacak şekil kurallarının ayrıntısını düzenler; senedin geçerlilik ve hak doğurma koşullarını doğrudan düzenlemez. Maddenin kendisi ipoteğin kuruluşunu, senetle ipotek ilişkisini, senedin devrini ve alacaklının belirlenmesini düzenlemez. Bu konular TMK m.881 vd. (ipotek), m.890 vd. (borç senedi ve irat senedi) ile ilgili maddelerde yer alır. Ayrıca bu senetlerin tapu sicilinde tescil ve kayıt işlemleri ile tapu sicil müdürlüğünün işlemleri de bu maddenin kapsamı dışındadır.

m.913: hangi kavramlar bilinmeli?

İpotekli borç senedi
Taşınmaz üzerinde kurulmuş bir ipotek ile bağlı, bir borcu temsil eden ve ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla tahsil edilebilmesi için düzenlenen kıymetli evrak niteliğindeki senettir. Senedin şekli kanunda değil, Cumhurbaşkanınca çıkarılacak yönetmelikte belirlenir.
İrat senedi
Taşınmaz ipoteği ile teminat altına alınan, belirli dönemlerde ödenecek irat alacağını temsil eden senettir. Şekli de yönetmelikle belirlenir.
Şekil yetkisi (yönetmelik yetkisi)
Kanun koyucunun, bir hukuki işlemin şekil unsurlarının ayrıntısını idari düzenleyici işleme bırakmasıdır. Bu yetki, senedin asgari kanuni içeriğini değiştirmez; yalnızca biçimsel ayrıntıları düzenler.

m.913: hangi şartlar aranır?

  • İpotekli borç senedi veya irat senedi düzenlenecekse, senedin şekline ilişkin yönetmelik hükümlerine uyulmalıdır.
  • Yönetmelikte belirlenen şekil unsurları eksiksiz yerine getirilmelidir; kanunda ayrıca düzenlenmeyen biçimsel ayrıntılar yönetmelikten alınmalıdır.
  • Senedin, yönetmelikte öngörülen biçimde düzenlenmesi ve ilgili tapu sicil işlemlerine uygun hazırlanması gerekir.

m.913: hangi sonuçları doğurur?

  • Şekil, Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle belirlenir ve kanun koyucu bu konuda ayrıntılı kural koymamıştır.
  • Yönetmelikte öngörülen şekle uyulmadan düzenlenen senet, şekil eksikliği nedeniyle tapu sicilinde işleme konu olmayabilir.
  • Yönetmelik hükümlerinin hangi kapsamda bağlayıcı olduğu ve şekil eksikliğinin senedin geçerliliğine etkisi, yönetmelik ile TMK'nın ilgili hükümlerinin birlikte değerlendirilmesini gerektirir.

Kanun hükmü ile yönetmelik hükmü arasındaki fark nedir?

TMK m.913'ün kendisi yalnızca yetki verir ve şekli yönetmeliğe bırakır.

Şekle ilişkin ayrıntılı kurallar Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte bulunur.

Şekle ilişkin uyuşmazlıkta esas alınacak metin yönetmeliktir; kanun metninde ayrıntı aranmaz.

Şekil unsuru ile içerik unsuru arasındaki fark nedir?

Şekil unsurları, senedin biçimsel düzenini ve yönetmelikte öngörülen ayrıntıları kapsar.

Senedin borç veya irat ilişkisine ilişkin asıl içeriği ise ayrı hükümlerle belirlenir.

Yönetmeliğe aykırı şekil, senedin şekle ilişkin eksikliği sayılır; asıl borç ilişkisinin varlığı ayrıca değerlendirilir.

m.913: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yönetmelik yetkisini kanunun kendisindeki ayrıntılı şekil kuralı gibi okumak; kanun metninde açıkça yer almayan şekil ayrıntılarını m.913'ten çıkarmaya çalışmak.
  • İpotekli borç senedi ile irat senedinin şekil kurallarını aynı kurallara tabi saymak; her iki senedin yönetmelikte ayrı ayrı düzenlendiğini gözden kaçırmak.
  • Şekil eksikliğini doğrudan borç ilişkisinin geçersizliği sonucuna bağlamak; şekil unsuru ile asıl borç ilişkisini ayırmamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Tapu sicil işlemlerinde, ipotekli borç senedi ve irat senedi için düzenlenen şeklin yönetmelik hükümlerine uygun olup olmadığı tapu sicil müdürlüğünce denetlenmektedir. (10. Daire, 2019/7210 E., 2023/7212 K., 21.11.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Şekle uygunluk iddiasında bulunan taraf, senedin yönetmelikte öngörülen biçimde düzenlendiğini belgeyle ispatlamalıdır.
  • Senedin şekil eksikliği iddiasında bulunan taraf, bu eksikliği senet metni ve tapu sicil kayıtlarıyla ortaya koymalıdır.
  • Tapu sicil kayıtları, senedin işleme konu olup olmadığının ispatında resmi delil niteliğindedir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.881: İpoteğin kuruluşuna ilişkin genel hükümdür; ipotekli borç senedi ve irat senedinin dayanağı olan ipoteğin nasıl kurulacağını düzenler.
  • 4721 m.890: İpotekli borç senedi ve irat senedinin düzenlenmesine ilişkin hükümleri içerir; m.913'ün yetki verdiği şekil konusunun esasa ilişkin çerçevesini çizer.

TMK m.914

TMK m.914, ipotekli borç senedi ve irat senedinin nama veya hamiline yazılı düzenlenebilmesini ve bu senetlerin yüklü taşınmazın maliki adına da düzenlenebilmesini hükme bağlar. Maddenin düzenlediği konular, senedin düzenleniş biçimi (nama, hamile veya malik adına) ile sınırlıdır. Madde, senetlerin devrini, ipotekli borç senedinin ve irat senedinin tanımını, bu senetlerin bağlı olduğu ipoteğin kuruluşunu ve sona ermesini düzenlemez (m.855 vd. ile m.880 vd. ve m.890 vd.). Genel olarak senetlerin devri ve takas-ödeme usulleri (m.900 vd.) de bu maddenin kapsamı dışındadır.

m.914: hangi kavramlar bilinmeli?

İpotekli borç senedi
Bir alacak için taşınmaz üzerinde kurulmuş ipoteğe bağlı olarak düzenlenen, ipoteğin güvenceleyeceği alacağı temsil eden senettir. Senet, ipotek ile birlikte alacağı takip eder.
İrat senedi
Belirli periyotlarla ödenecek bir gelir (irat) alacağını temsil eden ve taşınmaz üzerindeki ipotekle güvence altına alınmış senettir. Maddedeki düzenleme irat senedi bakımından da aynıdır.
Nama yazılı senet
Alacaklının adının senette belirtildiği senettir. Devri, düzenlenmiş bir devir işlemi ve borçluya bildirim gibi kurallara bağlıdır.
Hamile yazılı senet
Senedi elinde bulunduran kişinin alacaklı sayıldığı senettir. Devri senedin zilyetliğinin devriyle gerçekleşir.
Yüklü taşınmaz
Üzerinde ipotek bulunan taşınmazdır. Maddedeki malik ibaresi, bu taşınmazın mülkiyetine sahip kişiyi ifade eder.

m.914: hangi şartlar aranır?

  • Senedin bir ipotekli borç senedi veya irat senedi olması gerekir.
  • Senedin nama yazılı veya hamile yazılı olarak düzenlenmesi gerekir; bu iki biçim arasında seçim yapılabilir.
  • Senet, yüklü taşınmazın maliki adına da düzenlenebilir; bu durumda senet alacaklının kendi adına değil, taşınmaz maliki adına çıkarılmış olur.
  • Senedin düzenlenmesi, ipoteğin kurulmuş ve taşınmazın yüklü olması ile bağlıdır; ipoteksiz senet bu maddenin kapsamında değildir.

m.914: hangi sonuçları doğurur?

  • Senet nama veya hamile yazılı düzenlendiğinde, düzenleme biçimi senedin devir ve ödeme rejimini belirler.
  • Senet yüklü taşınmazın maliki adına düzenlendiğinde bu da geçerli bir düzenleme biçimi olarak kabul edilir.
  • Maddede ipoteksiz senet düzenlenmesine izin verilmemiştir; bu nedenle ipoteğe bağlı olmayan bir senet bu maddenin güvencesinden yararlanmaz.
  • Madde, senedin düzenlenmesinde şekil zorunluluğu getirmediği için düzenleme biçimi serbesttir; ancak senedin ipotekli borç senedi niteliği taşıması gerekir.

Nama yazılı ile hamile yazılı senet arasındaki fark nedir?

Nama yazılı senette alacaklı adı senette açıkça gösterilir ve devir, alacağın temlikine ilişkin usullere tabidir.

Hamile yazılı senette senedi elinde bulunduran kişi alacaklı sayılır ve devir zilyetliğin devriyle gerçekleşir.

İki biçim arasında devir usulü ve ispat yöntemi farklıdır; düzenleyen seçimini senet üzerinde açıkça yapmalıdır.

Alacaklı adına ile yüklü taşınmaz maliki adına senet arasındaki fark nedir?

Senet alacaklı adına düzenlendiğinde senet alacaklının alacağını temsil eder.

Senet yüklü taşınmazın maliki adına düzenlendiğinde senet, taşınmaz maliki lehine düzenlenmiş olur.

Malik adına düzenlenen senet, ipoteğin borçlusu olan malikin kendi adına çıkardığı bir belge olarak işlev görür; bu durumda alacaklının hakkı ile malikin senet üzerindeki konumu ayrı değerlendirilmelidir.

m.914: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Senedin hamile yazılı düzenlendiği halde nama yazılı gibi devredilmesi; hamile senetle devir zilyetliğin devriyle olur, alacağın temliki usulü uygulanmaz.
  • Maddenin yalnızca nama ve hamile biçimlerini düzenlediğini unutup, senedin devri veya ödeme rejimini bu madde üzerinden çözmeye çalışmak; devir ve ödeme için ayrı hükümlere bakmak gerekir.
  • Yüklü taşınmaz maliki adına düzenlenen senedi, alacaklı adına düzenlenmiş senetle aynı hukuki rejime tabi saymak.

Nasıl ispat edilir?

  • İpotekli borç senedinin nama veya hamile yazılı düzenlendiğini ileri süren taraf, senedin düzenleniş biçimini senet metninden ispatlar.
  • Senedin yüklü taşınmazın maliki adına düzenlendiği iddiasında bulunan taraf, bu durumu senet üzerinden ve tapu kaydındaki ipotek bilgisinden ispatlar.
  • Senet üzerinde düzenleme biçimi açıkça belirtilmemişse, karşı taraf bu eksikliği ileri sürerek senedin niteliğini tartışmaya açabilir; bu durumda senedin ipotekli borç senedi niteliğini ileri süren taraf, ipoteğin varlığını tapu kaydıyla ispatlamak zorundadır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.855: İpotek sözleşmesinin kurulmasını ve ipotekle güvence altına alınan alacağın içeriğini düzenler; ipotekli borç senedinin dayanağıdır.
  • 4721 m.880: İpotekli alacak ile senedin bağlantısını ve ipotekle güvence altına alınan alacağın kapsamını belirler.
  • 4721 m.890: İrat senedi ve ipotek ilişkisini düzenleyen hükümler arasında yer alır; irat senedinin ipoteğe bağlanmasıyla ilgilidir.

TMK m.915

TMK m.915, ipotekli borç senedi veya irat senedi düzenlenirken alacaklının, borçlunun ve malikin haklarını korumak üzere bir temsilci atanmasını düzenler. Temsilcinin görev kapsamı (ödemeleri yapmak, ödenecek paraları tahsil etmek, tebliğleri almak, güvence azalmalarına rıza göstermek ve genel olarak tarafların haklarını tam özen ve tarafsızlıkla korumak), temsilcinin adının tapu kütüğü ve rehin senedine yazılması ile yetkinin sona ermesi halinde sulh hâkiminin önlemleri konularını içerir. Hüküm, ipotekli borç senedi ya da irat senedi düzenlenen ilişkilerde uygulanır. Temsilcinin atanma usulünün ayrıntıları, ipotek sözleşmesinin kuruluşu ve senetlerin türleri ile tapu sicilinin işleyişi bu maddede düzenlenmez; bunlar ilgili TMK ipotek hükümlerinde (ör. ipotekli borç senedi ve irat senedine ilişkin düzenlemeler) ve Tapu Sicili Tüzüğü gibi tapu mevzuatında yer alır.

m.915: hangi kavramlar bilinmeli?

İpotekli borç senedi
Taşınmaz üzerinde kurulan ipotek ile güvence altına alınmış, belirli bir para borcunu temsil eden ve kağıt üzerinde düzenlenen senettir. Senedin devri, ipotek alacağının devri anlamına gelir.
İpotekli irat senedi
Taşınmaz ipoteği ile güvence altına alınmış, belirli dönemlerde ödenecek irat alacağını temsil eden senettir. Borç senedinden farklı olarak periyodik ödemeleri konu alır.
Temsilci
Senet düzenlenirken alacaklı, borçlu ve malik tarafından atanan, bu tarafların haklarını tam özen ve tarafsızlıkla koruyan kişidir. Görevi, atanmasını sağlayan ilgililerin iradesine dayanır ve maddede sayılan yetkilerle sınırlıdır.
Güvence azalması
Ipotekle güvence altına alınmış taşınmazın değerinin ya da ipotek konusu olan güvencenin eksilmesidir. Temsilci bu duruma rıza gösterme yetkisine sahiptir.
Rehin senedi
İpotekli borç senedinin ya da irat senedinin, temsilci adının yazıldığı ve ipotek ilişkisini gösteren senet metnidir. Temsilcinin adı bu senede de yazılır.
Sulh hâkimi önlemi
Temsilcinin yetkisinin sona ermesi üzerine ilgililer anlaşamazsa, hâkimin ilgililerin korunması için aldığı tedbirdir. Önlemin türü ve kapsamı hâkimin takdirindedir.

m.915: hangi şartlar aranır?

  • İpotekli borç senedi veya irat senedinin düzenlenmesi gerekir; temsilci atanması ancak bu senetlerin düzenlenmesi sırasında mümkündür.
  • Alacaklı, borçlu ve malik tarafından birlikte veya ilgililerin iradesiyle bir temsilci atanmalıdır.
  • Temsilcinin görevi, senet ilişkisinde ödeme yapma, ödemeleri tahsil etme, tebliğleri alma, güvence azalmalarına rıza gösterme ve tarafların haklarını tam özen ve tarafsızlıkla koruma ile sınırlı olmalıdır.
  • Temsilcinin adı tapu kütüğüne ve rehin senedine yazılmalıdır; yazılmadığında temsilcinin sıfatının dış dünyaya karşı ileri sürülmesi güçleşir.
  • Temsilcinin yetkisinin sona ermesi halinde ilgililerin anlaşması gerekir; anlaşamazlarsa sulh hâkiminin müdahalesi söz konusu olur.

m.915: hangi sonuçları doğurur?

  • Temsilci atanırsa, ipotekli borç senedi veya irat senedi ile ilgili ödemeler, tahsiller ve tebliğler temsilci aracılığıyla yürütülür.
  • Temsilcinin görevi, maddede sayılan işler ve genel olarak tarafların haklarını tam özen ve tarafsızlıkla koruma ile sınırlıdır.
  • Temsilci, güvence azalmalarına rıza gösterebilir; bu yetki tapu kütüğüne ve rehin senedine yansıyan temsil çerçevesinde kullanılır.
  • Temsilcinin adı tapu kütüğüne ve rehin senedine yazılmazsa, temsil yetkisinin sicil kaydına dayalı etkisinden söz edilemez.
  • Temsilcinin yetkisi sona erdiğinde ilgililer anlaşamazsa sulh hâkimi gerekli önlemleri alır.
  • Temsilci atanması zorunlu değildir; maddede 'atanabilir' denildiğinden, senet düzenlenirken temsilci atanmasa da senet geçerli kalır.

Alacaklının temsili ile borçlunun ve malikin temsili arasındaki fark nedir?

Alacaklı açısından temsilci, ödemenin tahsili ve tebliğlerin alınması gibi alacağın takibine yönelik işleri yürütür.

Borçlu ve malik açısından temsilci, ödemelerin yapılması, güvence azalmalarına rıza gösterme ve tarafsız biçimde haklarının korunması işlevini görür.

Temsilci, üç tarafın da haklarını korumakla yükümlüdür; tek bir tarafın çıkarını gözetmesi maddenin tarafsızlık ilkesine aykırı kabul edilir.

Temsilci adının tapu kütüğüne yazılması ile yazılmaması arasındaki fark nedir?

Adı tapu kütüğüne ve rehin senedine yazılmış temsilci, bu sicil kayıtlarına dayanarak sıfatını üçüncü kişilere karşı ileri sürebilir.

Adı sicile ve senede yazılmamış bir kişinin temsil sıfatı, ilgililerin iç ilişkisinde kalır.

Kayıt, temsilcinin yetkisinin dış dünyaya karşı ortaya konmasını sağlar; kayıt yoksa üçüncü kişiler karşısında yetki ispatı güçleşir.

Yetkinin devam ettiği dönem ile yetkinin sona ermesi arasındaki fark nedir?

Temsilcinin yetkisi devam ederken görevi maddede sayılan işlerle sınırlıdır ve ilgililer bu yetki çerçevesinde hareket eder.

Yetki sona erdiğinde ilgililer anlaşamazsa, yeni bir temsilci ya da gerekli önlem konusunda ihtilaf çıkar.

Anlaşmazlık halinde sulh hâkimi gerekli önlemleri alır; ilgililer kendi aralarında karar veremezse yargısal müdahale devreye girer.

m.915: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Temsilci atanmasını zorunlu saymak; maddede 'atanabilir' ifadesi kullanıldığından bu isteğe bağlıdır.
  • Temsilcinin adının tapu kütüğüne ve rehin senedine yazılmasını yalnızca iç ilişkiye ilişkin bir kayıt gibi değerlendirmek; bu kayıt üçüncü kişilere karşı yetkinin ortaya konulmasında önemlidir.
  • Temsilcinin tarafsız değil, yalnızca atayan tarafın çıkarını gözetebileceğini kabul etmek; maddede tam özen ve tarafsızlık ilkesi açıkça öngörülmüştür.
  • Yetki sona erdiğinde doğrudan temsilcinin kendisinin yeniden yetkilendirilebileceğini varsaymak; anlaşamama halinde çözüm sulh hâkiminin önlemleridir.

Nasıl ispat edilir?

  • Temsilcinin atandığını ileri süren taraf, atanma iradesini ve temsil yetkisinin kapsamını ispatlamakla yükümlüdür; bunun için senet metni ve tapu kütüğü kaydı başlıca belgelerdir.
  • Temsilcinin adının tapu kütüğüne ve rehin senedine yazıldığını ileri süren taraf bu kaydı tapu sicilinden celp ederek ispat eder.
  • Temsilcinin yetkisinin sona erdiğini ve ilgililer arasında anlaşmazlık bulunduğunu ileri süren taraf, bu durumu ispatlayarak sulh hâkiminden önlem talep edebilir.
  • Güvence azalmasına rıza gösterildiğini savunan taraf, temsilcinin bu konudaki yetkisini ve rızanın kapsamını yazılı belgeyle ortaya koymalıdır.

TMK m.916 — Ödeme yeri

Madde, rehin senedinde borçlunun ödemelerini hangi yerde yapacağını düzenler. Kural olarak ödeme, senedin hamile yazılı olması hâlinde bile alacaklının yerleşim yerinde yapılır; alacaklının yerleşim yerinin bilinmediği ya da alacaklının yerleşim yerini borçlunun zararına değiştirdiği hâllerde borçlunun tevdi yoluyla borçtan kurtulmasına imkân tanır. Ayrıca senedin faiz kuponlarının ödemesinin kuponu ibraz edene yapılacağını öngörür. Madde, rehin senedi (hamiline veya hamile yazılı senet) bakımından uygulanır ve ifa yerinin genel kurallarını değiştiren özel bir hükümdür. Madde, ifa yerinin genel olarak belirlenmesini düzenlemez (m.89 TBK); ifa yerine ilişkin sözleşme yorumu ve hukuki sonuçları bakımından genel borçlar hükümlerine bakılır. Tevdiin usul ve sonuçlarını (borçlunun tevdi ihbarı, alacaklının çekme hakkı) ayrıca düzenleyen TBK m.111 burada ayrıca anılmamıştır; senet dışı para borçlarının ifa yeri ile tevdi kuralları da bu maddenin kapsamında değildir.

Ödeme yeri: hangi kavramlar bilinmeli?

Rehin senedi
Borçlunun, alacaklının yerleşim yerinde ödeme yapmasını öngören ve bu nedenle ifa yerini özel olarak belirleyen senettir. Madde, senedin hamile yazılı olup olmamasını ayırt etmeksizin bu kuralı uygular.
Tevdi
Borçlunun borcu konusu parayı, alacaklının ulaşamadığı ya da alamadığı hâllerde hâkimin belirlediği yere bırakarak borçtan kurtulmasıdır. Tevdi, alacaklının yerleşim yeri bilinmediğinde veya alacaklı yerleşim yerini borçlunun zararına değiştirdiğinde mümkündür.
Alacaklının yerleşim yerini borçlunun zararına değiştirmesi
Alacaklının yerleşim yerini değiştirmesinin borçlunun ödeme yapmasını önemli ölçüde zorlaştırması hâlidir. Yalnızca yerleşim yeri değişikliği yetmez; borçlunun zararına olması aranır.
Faiz kuponu
Senede bağlı, belirli dönemlerdeki faiz ödemelerini gösteren ayrı bölümdür. Faiz ödemesi kupon karşılığında yapılır ve kuponu ibraz eden kişiye yapılması kuralı, ödemenin hamile değil kuponu taşıyana yapılmasını sağlar.
Hâkimin belirlediği yer
Tevdi edilecek yerin, borçlunun kendi yerleşim yerindeki ya da alacaklının eski yerleşim yerindeki hâkim tarafından saptanmasıdır. Borçlu bu iki yerden hangisinde tevdi yapacağını serbestçe seçemez; yer hâkim kararıyla belirlenir.

Ödeme yeri: hangi şartlar aranır?

  • Ödemenin rehin senedinden doğması ve senette bu konuda aksi bir anlaşmanın bulunmaması gerekir.
  • Ödemenin alacaklının yerleşim yerinde yapılması gerekir; senedin hamile yazılı olması bu kuralı değiştirmez.
  • Tevdi yoluyla kurtulmak için alacaklının yerleşim yerinin bilinmemesi ya da alacaklının yerleşim yerini borçlunun zararına değiştirmiş olması bulunmalıdır.
  • Tevdi edilecek yer, borçlunun kendi yerleşim yerindeki ya da alacaklının eski yerleşim yerindeki hâkim tarafından belirlenmelidir.
  • Faiz ödemesi için senedin faiz kuponunun bulunması ve ödemenin kuponu ibraz edene yapılması gerekir.

Ödeme yeri: hangi sonuçları doğurur?

  • Rehin senedinde aksi anlaşılmadıkça borçlunun bütün ödemeleri alacaklının yerleşim yerinde yapılır; senedin hamile yazılı olması bu sonucu değiştirmez.
  • Alacaklının yerleşim yeri bilinmiyorsa borçlu, borcu tevdi ederek borçtan kurtulabilir.
  • Alacaklı yerleşim yerini borçlunun zararına değiştirmişse borçlu tevdi yoluyla borçtan kurtulabilir.
  • Tevdi yeri, borçlunun kendi yerleşim yerindeki veya alacaklının eski yerleşim yerindeki hâkimin belirlediği yer olur.
  • Senedin faiz kuponu varsa faiz ödemesi kuponu ibraz edene yapılır ve bu ödeme yerleşim yeri kuralına bağlı değildir.
  • Aksi anlaşma varsa, yani taraflar ifa yerini başka bir yerde kararlaştırmışsa, bu anlaşma uygulanır; madde yedek nitelikte bir hükümdür.

Hamile yazılı senet ile hamiline yazılı senet arasındaki fark nedir?

Senet hamile yazılı olduğunda, senedin devrine ve belirli bir alacaklıya ödemeye ilişkin genel kurallar çerçevesinde ödeme yapılır.

Senet hamiline yazılı olduğunda ise senedi elinde bulunduran herkes alacaklı sayılır.

Madde, senedin hamile yazılı olmasının bile ödeme yerini değiştirmediğini belirtir; ödeme yine alacaklının yerleşim yerinde yapılır.

Alacaklının yerleşim yerinin bilinmemesi ile yerleşim yerinin değiştirilmesi arasındaki fark nedir?

Alacaklının yerleşim yeri bilinmiyorsa borçlu, ödeme yerini bilemeyeceği için tevdi yoluna başvurabilir.

Alacaklı yerleşim yerini borçlunun zararına değiştirmişse, borçlunun ödeme güçlüğü alacaklının kendi tercihinden doğmuştur.

Her iki hâlde de borçlu, borcu kendi yerleşim yerindeki ya da alacaklının eski yerleşim yerindeki hâkimin belirlediği yere tevdi ederek borçtan kurtulur.

Ana borç ödemesi ile faiz kuponu ödemesi arasındaki fark nedir?

Senedin asıl borcunun ödemesi alacaklının yerleşim yerinde yapılır.

Faiz ödemesi, senette kupon bulunuyorsa kuponu ibraz edene yapılır.

Faiz ödemesinde yerleşim yeri değil kuponun ibrazı belirleyicidir; ödemeyi kuponu getiren kişi alır.

Ödeme yeri: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Senedin hamile yazılı olmasını ifa yerini değiştiren bir neden saymak; madde bu durumda da alacaklının yerleşim yerinde ödeme kuralını öngörür.
  • Faiz ödemesini de asıl borç gibi alacaklının yerleşim yerinde yapmak; faiz kuponları için ödeme kupon ibrazına bağlanmıştır.
  • Tevdi yerini borçlunun kendi yerleşim yeri olarak serbestçe seçmek; yer hâkim tarafından belirlenir ve borçlu hangi yerleşim yerine tevdi edeceğini kendisi seçemez.
  • Alacaklının yerleşim yerinin bilinmemesi ile yerleşim yerinin değiştirilmesi hâllerini birbirine karıştırmak; ikisi farklı koşullara dayanır.
  • Maddeyi genel para borcu kuralı olarak yorumlayıp m.89 kapsamında tek başına uygulamak; madde rehin senedine özgü özel bir ifa yeri hükmüdür.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Ödemenin alacaklının yerleşim yerinde yapılması kuralı, para borçlarında alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinin esas alınması ile birlikte uygulanmakta; alacaklının yerleşim yeri değişmişse borçlunun ek masrafının ödenecek paradan düşülebileceği kabul edilmektedir.
  • Alacaklının yerleşim yerini değiştirmesinin borçlunun zararına olup olmadığı, ödemenin zorlaşıp zorlaşmadığına ve ek masrafın büyüklüğüne bakılarak değerlendirilmektedir.
  • Tevdi yolunun kullanılabilmesi için borçlunun alacaklının yerleşim yerini bilmemesi ya da değişiklik hâlinde bu durumu ispat etmesi gerektiği kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Ödemenin alacaklının yerleşim yerinde yapılmadığını iddia eden borçlu değil, alacaklı tarafından yerleşim yerinde ödeme yapılması gerektiğini ileri süren taraf ifa yerini ispatlamakla yükümlüdür. Bu kural senet ile sabittir; senette aksi bir anlaşma yoksa ispat yükü alacaklıdadır.
  • Alacaklının yerleşim yerinin bilinmediği iddiası borçluya aittir; borçlu tevdi yoluyla kurtulmak isterse bu durumu belgeleriyle ve tanık beyanlarıyla ispatlamalıdır.
  • Alacaklının yerleşim yerini borçlunun zararına değiştirdiği iddiasında, değişiklik ve borçlunun uğradığı zarar borçlu tarafından ispatlanmalıdır.
  • Faiz kuponunun ibrazı ödemenin yapılmasının koşuludur; kuponun ibraz edildiğini ve ödemenin buna göre yapıldığını ödeme yapan taraf belgeyle ispat eder.
  • Aksi anlaşmanın varlığını ileri süren taraf, senette ya da ayrı bir yazılı belgede bu anlaşmayı göstermelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.89: Genel ifa yeri kuralıdır; para borçlarında alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yeri esas alınır. Bu madde, rehin senedi bakımından özel ifa yeri kuralı olarak genel hükmün yerine geçer.
  • 4721 m.111: Tevdiin usul ve sonuçlarını düzenler. Bu maddedeki tevdi yolu ancak m.111'deki koşullar ve usul izlenerek sonuç doğurur.
  • 4721 m.566: Saklama sözleşmesinde ifa yerinin saklanılan yer olduğunu düzenler; madde bu hükümle ifa yeri bakımından benzer bir özel kural olarak karşılaştırılabilir.

TMK m.917 — Alacağın devrinden sonra ödeme

TMK m.917, alacağın devri hâlinde borçlunun eski alacaklıya yapacağı ödemenin hangi koşullarda devralana karşı geçerli olacağını düzenler. Birinci fıkra, kupona bağlı olmayan faiz ve yıllık edimlerin ödenmesini; ikinci fıkra ise ana paranın tamamen veya kısmen ödenmesinin geçerlilik koşulunu düzenler. Hüküm alacağın devralanı ile borçlu arasındaki ilişkiye uygulanır. Devrin geçerlilik koşulları ve devrin borçluya bildirilmesinin sonuçları (m.183 vd. ve m.186 ile ilişkili kurallar) bu maddede düzenlenmez. Borçlunun devredene karşı sahip olduğu savunmaların ve takas hakkının devralana karşı ileri sürülmesi (TBK m.188) bu maddenin konusu değildir. Devralanın garanti ile yükümlü devredenden istemleri (TBK m.191-193) ve devredenin belge teslim yükümlülüğü (TBK m.190) de burada düzenlenmez.

Alacağın devrinden sonra ödeme: hangi kavramlar bilinmeli?

Kuponsuz faiz ve yıllık edim
Bir senede bağlı kupon (koçan) ile ayrı ayrı talep edilmeyen, ana alacakla birlikte senet üzerinde yer alan faiz ya da periyodik ödemelerdir. Birinci fıkra yalnız kupona bağlı olmayan faiz ve yıllık edimleri kapsar; kupona bağlı olanlar bakımından kural farklıdır.
Ana para
Devredilen alacağın faiz ve yıllık edimlerden arındırılmış asıl miktarıdır. İkinci fıkradaki geçerlilik koşulu yalnız ana paranın ödenmesinde aranır.

Alacağın devrinden sonra ödeme: hangi şartlar aranır?

  • Devredilen alacağın faiz veya yıllık edim niteliğinde kupona bağlı olmayan bir ödeme olması halinde, borçlunun devri kendisine bildirilmemişse eski alacaklıya ödeme yapabilmesi gerekir.
  • Senet devralana hamile yazılı olsa bile, bu ödemenin borçlu bakımından geçerli sayılabilmesi için borçlunun devri bildirilmemiş olması aranır.
  • Ana paranın tamamen veya kısmen ödenmesinin geçerli olabilmesi için ödeme anında ödemeyi alan kişinin alacaklı olduğunu ispat etmesi gerekir.
  • Ana paranın ödemesi, ödeme zamanında alacaklı olduğunu ispat eden kişiye yapılmış olmalıdır; bu ispat sağlanamıyorsa ödeme alacaklıya karşı geçerli kabul edilmez.

Alacağın devrinden sonra ödeme: hangi sonuçları doğurur?

  • Borçlu, devri kendisine bildirilmemişse kupona bağlı olmayan faiz ve yıllık edimleri eski alacaklıya ödeyebilir ve bu ödeme geçerli olur.
  • Senet devralana hamile yazılmış olsa bile, kupona bağlı olmayan faiz ve yıllık edim ödemesi, devir bildirilmemişse borçlu bakımından geçerlidir.
  • Borçlu, devir kendisine bildirilmişse eski alacaklıya yaptığı faiz ve yıllık edim ödemesi devralana karşı geçerli olmaz; bu hâlde borçlu devralana karşı yeniden ödeme yapmak zorunda kalabilir.
  • Ana paranın ödemesi, ödeme zamanında ödemeyi alan kişinin alacaklı olduğunun ispat edilmesi hâlinde geçerlidir.
  • Ana paranın ödemesi, ödeme zamanında alacaklı olduğu ispatlanamayan kişiye yapılmışsa borcu sona erdirmez.
  • Ana paranın kısmi ödemesi de aynı koşula tabidir; kısmi ödeme için ayrı bir kural getirilmemiştir.

Kupona bağlı faiz ile kupona bağlı olmayan faiz arasındaki fark nedir?

Kupona bağlı faiz ve yıllık edimde, senet üzerindeki kupon ayrı bir belge niteliğindedir ve kuponun ödenmesi ayrı bir talep hakkı doğurur.

Kupona bağlı olmayan faiz ve yıllık edimde ödeme senet ile birlikte yapılmaz; m.917 f.1 bu ikinci grubu düzenler.

Kupona bağlı olmayan faiz ve yıllık edimler bakımından borçlu, devri bildirilmediği sürece eski alacaklıya ödeme yaparak borcundan kurtulabilir; kupona bağlı olanlar bu kolaylıktan yararlanmaz.

Faiz-yıllık edim ile ana para arasındaki fark nedir?

Faiz ve yıllık edimler periyodik ve ikincil nitelikli ödemelerdir.

Ana para, alacağın asıl miktarıdır ve senedin esas değerini oluşturur.

Faiz ve yıllık edimlerde devir bildirimi yoksa eski alacaklıya ödeme geçerlidir; ana para bakımından ise ödeme, ödeme anında alacaklı olduğunu ispat eden kişiye yapılmalıdır.

Tamamen ödeme ile kısmi ödeme (ana para) arasındaki fark nedir?

Ana paranın tamamen ödenmesinde borç tümüyle sona erer.

Ana paranın kısmen ödenmesinde borcun bir kısmı sona erer.

Her iki hal de aynı geçerlilik koşuluna tabidir; ödemenin alacaklıya ya da alacaklı olduğunu ispat eden kişiye yapılmış olması gerekir.

Alacağın devrinden sonra ödeme: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddenin birinci fıkrasını ana para ödemelerine de uygulamak; birinci fıkra yalnız kupona bağlı olmayan faiz ve yıllık edimleri kapsar, ana para için ikinci fıkra ayrıca aranır.
  • Senedin devralana hamile yazılmış olmasını, borçlunun eski alacaklıya ödemesini geçersiz kılan tek başına bir neden saymak; birinci fıkra senet hamile yazılı olsa bile ödemeyi koruyucu kabul eder.
  • Borçlunun devri bildirilmediği hâlde ana para ödemesinde de koruma aramak; ana para için aranan koşul ödeme zamanında alacaklılığın ispatıdır, bildirim yokluğu tek başına yeterli değildir.
  • Ödeme zamanında alacaklılığın ispatı yerine yalnız devrin yapıldığını göstermek; ikinci fıkra ödeme anında ödemeyi alanın alacaklı olduğunun ispatını ister.
  • Kupona bağlı faiz ödemesini m.917 f.1 kapsamında saymak; kupona bağlı olanlar bu hükmün kapsamı dışındadır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, m.917 kapsamındaki eski alacaklıya ödeme savunmasını, borçlunun devri bildirilmediği ve iyi niyetle ödediği sürece kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2007/422 E., 2007/536 K., 11.07.2007; Hukuk Genel Kurulu, 2007/212 E., 2007/261 K., 09.05.2007)
  • Mahkemeler, senedin devralana hamile yazılı olmasının tek başına borçluyu koruyucu sonuç doğurmayacağını kabul etmektedir; kupona bağlı olmayan faiz ve yıllık edimler bakımından bildirim yokluğu esas alınmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2007/422 E., 2007/536 K., 11.07.2007; Hukuk Genel Kurulu, 2007/212 E., 2007/261 K., 09.05.2007)
  • Ana paranın ödenmesinde, ödeme anında alacaklı olduğunu ispat eden kişiye yapılmış olma koşulu aranmakta; bu ispat yapılamayan ödemelerin borcu sona erdirmediği kabul edilmektedir. (5. Hukuk Dairesi, 2022/10653 E., 2023/761 K., 25.01.2023)
  • Mahkemeler, bir davada devralanın tazminat istemini bu maddeye dayandırdığı durumlarda, ödeme ve alacak varlığının ispatını bu koşullar çerçevesinde değerlendirmektedir. (5. Hukuk Dairesi, 2022/10653 E., 2023/761 K., 25.01.2023; 5. Hukuk Dairesi, 2023/5164 E., 2023/7828 K., 25.09.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Borçlunun eski alacaklıya yaptığı ödemenin geçerliliğini savunan borçlu, devrin kendisine bildirilmediğini ve ödemeyi iyi niyetle yaptığını ileri sürer; bildirimin yapıldığını ise devralan ispatlamalıdır. (Hukuk Genel Kurulu, 2007/422 E., 2007/536 K., 11.07.2007; Hukuk Genel Kurulu, 2007/212 E., 2007/261 K., 09.05.2007)
  • Ana paranın ödemesinin geçerli olduğunu ileri süren borçlu, ödeme zamanında alacaklının ödemeyi alan kişi olduğunu ispatlamak zorundadır. (5. Hukuk Dairesi, 2022/10653 E., 2023/761 K., 25.01.2023)
  • Faiz ve yıllık edimlerde ödemenin yapıldığını gösteren makbuz ve dekont gibi yazılı belgeler esas delil niteliğindedir; tanık delili ise sınırlı kalır.
  • Devralanın, borçlunun devri öğrendiğini veya bildirim yapıldığını ispat etmesi halinde, borçlunun iyi niyetine dayanan savunması çöker.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • TBK m.186: Borçlunun devri öğrenmeden önce eski alacaklıya iyi niyetle yaptığı ifanın borcu sona erdirmesi kuralını düzenler; m.917 bu genel kuralın faiz ve yıllık edim ile ana para bakımından özel uygulamasını içerir.
  • TBK m.188: Borçlunun devri öğrenmeden önceki savunmalarını ve takas hakkını yeni alacaklıya karşı ileri sürebilmesini düzenler; m.917 bu hakların saklı kaldığı durumlarla birlikte okunur.
  • TBK m.184: Alacağın devrinin şeklini düzenler; devrin geçerliliği m.917'nin konusu değildir ancak devrin varlığı m.917'nin ön koşuludur.

Konuda geçen kararlar

6 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2007/422 E., 2007/536 K., 11.07.2007
    İlgili madde: m.917
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2007/212 E., 2007/261 K., 09.05.2007
    İlgili madde: m.917
  3. 10. Daire, 2019/7210 E., 2023/7212 K., 21.11.2023
    İlgili madde: m.913
  4. 5. Hukuk Dairesi, 2023/5164 E., 2023/7828 K., 25.09.2023
    İlgili madde: m.917
  5. 5. Hukuk Dairesi, 2022/10653 E., 2023/761 K., 25.01.2023
    İlgili madde: m.917
  6. Birinci Bölüm, 2012/1281 E., 24.06.2015
    İlgili madde: m.912

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 4.2. Eşya Hukuku - Ayni Haklar bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış