VUK › Mükellefin ödevleri › Bildirmeler

Bina ve arazi değişiklikleri, bildirmelerde süre ve şekil

VUK m.165–170/AVergi ve Vergi Usul HukukuSon değişiklik: 14.10.2021 (m.170/A)

Kısaca

VUK m.165, genel tahrirde unutularak yazılmamış bina ve arazinin sonradan vergilendirmeye bildirilmesi yükümlülüğünü düzenler. VUK m.166, şehir ve kasabalarda mükelleflerin yeni inşa ettirdikleri binaları ve inşaat bitmeden kullanılmaya başlanan kısımlarını vergi dairesine bildirme yükümlülüğünü düzenler. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 167. maddesi, mükelleflerin bina ve arazide 63. maddenin 4-10. bentlerinde yazılı değişiklikleri vergi dairesine bildirme yükümlülüğünü düzenler.

Kapsam

Bu konu, Vergi Usul Kanunu m.165–170/A hükümlerini kapsar.

VUK m.165 — Tahrirde unutulan bina ve arazi

Bu madde, genel tahrirde unutularak yazılmamış bina ve arazinin sonradan vergilendirmeye bildirilmesi yükümlülüğünü düzenler. Yükümlülüğün kimi kapsadığı, bildirimin hangi vergi dairesine yapılacağı ve bildirim süresinin nasıl işlediği bu kapsamın konusudur. Madde yalnızca mükelleflere uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular: bildirilmeyen yapı ve arazinin tespiti ve vergilendirilmesi için yapılacak takdir ve tarh işlemleri (213 sayılı Kanunun ilgili tarh hükümleri), bildirimin yapılmamasının vergi cezası sonuçları (ceza hükümleri), genel tahrir ve tahrir işlemlerinin kendisi ile bina ve arazinin tapu ve kadastro kaydına ilişkin işlemler (tapu mevzuatı) bu maddenin dışındadır.

Tahrirde unutulan bina ve arazi: hangi kavramlar bilinmeli?

Genel tahrir
Bina ve arazinin vergilendirilmek üzere topluca tespit edildiği tahrir işlemidir. Maddenin ölçütü, bu tahrirde yer almayan yapı ve arazinin sonradan bildirilmesidir.
Tahrir neticesi
Tahrir sonucunda vergi alınmasına karar verilen tespitlerdir. Bildirim süresi, verginin alınmaya başlandığı tarihe bağlandığı için bu sonuç önemlidir.
Mali yıl sonu
Verginin alınmaya başlandığı mali yılın bitişidir. Bildirim süresinin son günü bu tarihtir.

Tahrirde unutulan bina ve arazi: hangi şartlar aranır?

  • Bildirim yükümlüsü olarak mükellefin bulunması gerekir; yükümlülük yalnızca mükellefler için doğar.
  • Bina veya arazinin genel tahrirde unutularak yazılmamış olması gerekir; tahrire girmiş bir yapı veya arazi bu kapsamda değerlendirilmez.
  • Yapı veya arazinin tahrir neticelerine göre verginin alınmaya başlandığı mali yılın sonuna kadar vergi dairesine bildirilmesi gerekir.

Tahrirde unutulan bina ve arazi: hangi sonuçları doğurur?

  • Unutularak yazılmamış bina ve arazinin sahibi olan mükellef, verginin alınmaya başlandığı mali yılın sonuna kadar bildirimde bulunmakla yükümlüdür.
  • Bildirim süresi içinde yapılırsa mükellef bu yükümlülüğü yerine getirmiş olur.
  • Süresinde bildirim yapılmazsa yükümlülük ihlal edilmiş olur; bunun vergi cezası sonuçları ilgili ceza hükümlerine göre belirlenir.
  • Tahrirde yer almış bina ve arazi için bu maddeden doğan bir bildirim yükümlülüğü yoktur.

Genel tahrirde yazılmış ile yazılmamış bina ve arazi arasındaki fark nedir?

Genel tahrirde yer alan bina ve arazi, tahrir kaydıyla vergilendirilmiştir ve bu madde kapsamında bildirim yükümlülüğü doğurmaz.

Genel tahrirde unutularak yazılmamış bina ve arazi, bu maddedeki bildirim yükümlülüğüne tabidir.

Yalnızca ikinci gruptaki taşınmazlar için mali yıl sonuna kadar bildirim yapılması zorunludur.

Tahrirde unutulan bina ve arazi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Bildirim süresini verginin alınmaya başlandığı mali yıl yerine taşınmazın edinildiği tarihe bağlamak; süre tahrir neticelerine göre verginin alınmaya başlandığı mali yılın sonuna bağlıdır.
  • Tahrirde yer almış bir yapı için de bildirim yükümlülüğü olduğunu varsaymak; yükümlülük yalnızca genel tahrirde unutularak yazılmamış taşınmazlar için doğar.
  • Bildirim yükümlülüğü ihlalinin doğrudan hak düşürücü sonuç doğurduğunu kabul etmek; maddede böyle bir sonuç öngörülmemiştir.

Nasıl ispat edilir?

  • Bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediği ileri sürülen tarafta, yapı veya arazinin genel tahrirde yer almadığını gösterme ihtiyacı idarenin tahrir kayıtlarına dayanır; idare, yapının tahrirde unutulduğunu tahrir belgeleriyle ortaya koymalıdır.
  • Mükellef, bildirimini süresinde yaptığını bildirim dilekçesi veya vergi dairesinin alındı kaydı ile ispat eder.
  • Verginin alınmaya başlandığı mali yılın tespiti, tahrir neticelerine ilişkin belgelere dayanılarak yapılır; bu tespit yazılı belgeye bağlanmalıdır.

VUK m.166 — Yeni inşaat

Bu madde, şehir ve kasabalarda mükelleflerin yeni inşa ettirdikleri binaları ve inşaat bitmeden kullanılmaya başlanan kısımlarını vergi dairesine bildirme yükümlülüğünü düzenler. Ayrıca mevcut binalara yapılan ilavelerin ve sabit istihsal, asansör ve kalorifer tesislerinin de yeni inşaat sayılacağını belirler. Maddenin uygulandığı kişi, şehir ve kasabalarda bina inşa ettiren mükelleftir. Bildirimin şekli, içeriği ve bildirim süresi bu maddede düzenlenmez. Bildirime aykırılığın vergi ve usul cezaları ile bina vergisi kayıtlarına etkisi bu maddede yer almaz (ilgili hükümler Vergi Usul Kanunu'nun ceza ve bina vergisi mevzuatındadır). Damga vergisinde resmî daire ve noterin ödevleri ile harç ilişkisi de bu maddenin konusu değildir (damga vergisi mevzuatı).

Yeni inşaat: hangi kavramlar bilinmeli?

Yeni inşaat
Maddenin ikinci fıkrasına göre, mevcut binalara yapılan ilaveler ile sabit istihsal, asansör ve kalorifer tesislerinin kurulması da bildirim yükümlülüğü bakımından yeni inşaat hükmündedir. Bu kavram, sıfırdan yapılan binanın yanında mevcut binaya yapılan eklemeleri de kapsar.
Kullanılmaya başlanan kısım
Binanın inşaatı tamamlanmadan, bir bölümünün fiilen kullanılmaya açılmasıdır. Maddeye göre bu kısım da tüm binanın bitmesini beklemeden ayrıca bildirilmelidir.
Şehir ve kasaba
Yükümlülüğün coğrafi kapsamını belirleyen ölçüttür. Madde yalnızca bu yerleşim yerlerindeki yapılar bakımından bildirim öngörmüştür; köy gibi yerleşim yerleri maddenin kapsamı dışındadır.

Yeni inşaat: hangi şartlar aranır?

  • Bildirim yükümlüsünün mükellef olması gerekir; yani binayı yeni inşa ettiren ya da inşaat bitmeden kullanılmaya başlanan kısmın sahibi olan kişi bu sıfatı taşımalıdır.
  • Yapının şehir veya kasaba sınırları içinde bulunması gerekir.
  • Yapılan iş yeni bir bina inşası, mevcut binaya ilave, ya da sabit istihsal, asansör veya kalorifer tesisi kurulması olmalıdır.
  • Bina inşaatı bitmeden bir kısmı kullanılmaya başlanmış ise bu kısmın da ayrıca bildirilmesi gerekir.
  • Bildirimin vergi dairesine yapılması gerekir.

Yeni inşaat: hangi sonuçları doğurur?

  • Şehir ve kasabalarda yeni inşa edilen binalar, mükellef tarafından vergi dairesine bildirilmelidir.
  • Bina inşaatı bitmeden kullanılmaya başlanan kısımlar da ayrıca vergi dairesine bildirilmelidir.
  • Mevcut binaya yapılan ilaveler, sabit istihsal, asansör ve kalorifer tesisleri yeni inşaat sayıldığından bunların da bildirilmesi gerekir.
  • Yeni inşaat bulunmayan, yani mevcut bina üzerinde bildirim gerektirecek bir iş yapılmayan hallerde bu madde kapsamında bildirim yükümlülüğü doğmaz.
  • Maddede bildirim süresi öngörülmediğinden, süresinde bildirim yapılmamasının sonucu bu maddeden çıkmaz; ilgili usul ve cezai hükümlere bakılmalıdır.

Yeni bina ile mevcut binaya ilave arasındaki fark nedir?

Sıfırdan inşa edilen yeni bina, maddenin birinci fıkrasındaki bildirim yükümlülüğünün doğal konusudur.

Mevcut binaya yapılan ilave, ikinci fıkra gereğince yeni inşaat sayılır.

Mevcut bina üzerinde yapılan ek iş de bildirim yükümlülüğünü doğurur; ilave için ayrıca bina yapılmış sayılmaz, ancak yeni inşaat hükmü uygulanır.

Bina bütünü ile kullanılmaya başlanan kısım arasındaki fark nedir?

İnşaatın tamamlanarak bina bütünüyle bitirilmesi halinde bildirim, binanın tamamı için yapılır.

İnşaat bitmeden kullanılmaya başlanan kısım, binanın tamamının bitmesini beklemeden bildirilir.

Kısmi kullanım başlangıcı ayrı bir bildirim konusu olur; bina tamamlanmadan da yükümlülük doğabilir.

Asıl bina ile tesis (sabit istihsal, asansör, kalorifer) arasındaki fark nedir?

Bina gövdesi ve bağımsız yapısal ilaveler yeni inşaat ya da ilave kapsamındadır.

Sabit istihsal, asansör ve kalorifer tesisleri de maddede açıkça yeni inşaat sayılmıştır.

Mevcut binaya sonradan kurulan bu tesisler, bina yapımı olmasa da bildirim yükümlülüğü doğurur.

Yeni inşaat: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yeni inşaat kavramını yalnızca sıfırdan yapılan binayla sınırlamak; oysa mevcut binaya yapılan ilaveler ve sabit istihsal, asansör, kalorifer tesisleri de maddeye göre yeni inşaat sayılır.
  • Bina tamamlanmadan kullanıma açılan kısımların bildiriminin, binanın bitiminde yapılacak tek bildirime dahil olduğunu varsaymak; madde kısmi kullanımı ayrıca öngörür.
  • Maddede süre öngörülmediği halde, bildirim için bir süre bulunduğunu varsaymak.

Nasıl ispat edilir?

  • Bildirim yükümlülüğünü ileri süren vergi dairesinin, mükellefin bina inşa ettirdiğini ya da kısmen kullanıma açtığını ispat etmesi gerekir; bu durum ruhsat, iskan belgesi, yapı kayıtları ve fiili kullanım bilgileri ile gösterilebilir.
  • Mükellef, yaptığı işin yeni inşaat ya da ilave niteliğinde olmadığını (örneğin onarım olduğunu) iddia ederse bu savunmayı ileri sürdüğü iddiasını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Bildirimin yapıldığını ispat yükü mükelleftedir; bildirim belgesi ya da vergi dairesi kayıtları bu konuda kullanılabilir.

VUK m.167 — Bina ve arazideki değişikliklerin bildirilmesi

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 167. maddesi, mükelleflerin bina ve arazide 63. maddenin 4-10. bentlerinde yazılı değişiklikleri vergi dairesine bildirme yükümlülüğünü düzenler. Madde, iratsız arsanın iratlı arsaya veya iratlı arsanın iratsız arsaya dönüşmesini de bildirim kapsamına alır. Kişi bakımından madde, bina ve arazi üzerinde bu değişikliklere konu olan tüm mükellefleri bağlar. Maddenin bildirimin şekline, süresine, yapılacağı yere ve bildirimin yapılmaması halindeki yaptırıma ilişkin hüküm içermediği anlaşılır. Bildirim değişikliğin hangi vergi kalemine etkisini (emlak vergisi, kira geliri vergisi gibi) belirlemez; bu konular 63. maddenin ve ilgili vergi kanunlarının kapsamındadır. Mülkiyet, intifa ve sınırlı ayni hakların tapuya tescili ile ilgili konular bu maddenin dışındadır.

Bina ve arazideki değişikliklerin bildirilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Bildirim yükümlülüğü
Mükellefin, bina veya arazideki belirli değişiklikleri vergi dairesine haber vermek zorunda olmasıdır. Yükümlülük, değişikliğin gerçekleşmesi ile doğar ve bildirimin kendisi bir beyan niteliği taşır.
63. maddenin 4-10. bentleri
167. maddenin bildirim konusu yaptığı değişiklikleri sayan hükümlerdir. Bu bentlere girmeyen değişiklikler 167. maddenin kapsamında değildir. Bentlerin içeriği bu maddenin metninden değil 63. maddeden okunmalıdır.
İratlı arsa
Üzerinden vergi karşılığı olarak gelir (irat) elde edilebilen arsadır. Bu niteliğin kazanılması veya kaybedilmesi bildirim konusudur.
İratsız arsa
Üzerinden irat elde edilmeyen arsadır. İratlı arsa ile arasında dönüşüm, bu maddede bildirim yükümlülüğü doğurur.

Bina ve arazideki değişikliklerin bildirilmesi: hangi şartlar aranır?

  • Bildirim konusu değişikliğin, 63. maddenin 4-10. bentlerinde yazılı bir değişiklik olması gerekir.
  • Değişikliğin bina veya arazide gerçekleşmiş olması gerekir.
  • İratsız arsanın iratlı arsa haline gelmesi veya iratlı arsanın iratsız arsa haline gelmesi durumunda, bu dönüşüm de bildirim konusu olur.
  • Değişikliği bildirme yükümlülüğü mükellefe aittir; bildirimin vergi dairesine yapılması gerekir.

Bina ve arazideki değişikliklerin bildirilmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Mükellef, 63. maddenin 4-10. bentlerinde yazılı bir değişikliği vergi dairesine bildirmek zorundadır.
  • Mükellef, iratsız arsanın iratlı arsa veya iratlı arsanın iratsız arsa haline geldiğini de vergi dairesine bildirmek zorundadır.
  • Maddede bildirimin yapılmaması halinde uygulanacak yaptırım belirtilmemiştir; yaptırım ve usul hükümleri başka maddelerde aranmalıdır.
  • Madde, bildirimin hangi süre içinde yapılacağını düzenlemez; süre konusunda ayrı bir hükme bakılmalıdır.

63. maddenin 4-10. bentleri ile diğer değişiklikler arasındaki fark nedir?

63. maddenin 4-10. bentlerinde sayılan değişiklikler, 167. maddeye göre bildirim konusudur.

Bu bentlerin dışında kalan değişiklikler, 167. maddenin bildirim yükümlülüğüne tabi değildir.

Bildirim yükümlülüğünün varlığı, değişikliğin 63. maddenin hangi bendine girdiğine göre belirlenir.

İratsız arsadan iratlı arsaya ile iratlı arsadan iratsız arsaya geçiş arasındaki fark nedir?

İratsız arsanın iratlı arsa haline gelmesi bildirim konusudur.

İratlı arsanın iratsız arsa haline gelmesi de bildirim konusudur.

Dönüşümün yönü ne olursa olsun mükellef bildirimde bulunmak zorundadır.

Bina ve arazideki değişikliklerin bildirilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • 167. maddeyi, 63. maddenin dışındaki değişikliklere de uygulamak; bildirim yükümlülüğünü yalnızca 4-10. bentlerle sınırlı tutmak gerekir.
  • İratlı arsadan iratsız arsaya geçişi bildirim dışında bırakmak; madde her iki yönü de kapsar.
  • Maddede süre ve yaptırım bulunmadığını gözden kaçırarak bildirim süresini bu maddeden çıkarmaya çalışmak.

Nasıl ispat edilir?

  • Bildirim yükümlülüğünü ileri süren idare, değişikliğin 63. maddenin hangi bendine girdiğini ve gerçekleştiğini ortaya koymalıdır.
  • Mükellef, bildirimini yaptığını yazılı belgeyle (dilekçe, bildirim formu veya vergi dairesi kaydı) ispatlamalıdır.
  • Bildirimin yapılmadığı iddiası, idare tarafından değişikliğin varlığı ve bildirim yapılmadığı ile ispatlanır.
  • Değişikliğin gerçekleştiğine dair tapu kaydı, yapı ruhsatı veya arazi kullanım belgeleri gibi resmi kayıtlar delil olarak kullanılabilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 213 sayılı Kanun m.63: 167. maddenin bildirim konusu yaptığı değişiklikleri sayan hükümdür. Bildirim yükümlülüğünün kapsamı bu bentlerle belirlenir.

VUK m.168 — Süre

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 168. maddesi, mükelleflerin vergi dairesine yapmakla yükümlü olduğu bildirimlerin süreleri ile bina ve arazi değişikliklerine ilişkin bildirim süresini düzenlemektedir. Gerçek kişilerde işe başlama bildirimi ile şirketlerin kuruluş aşamasındaki işe başlama bildirimi, işi bırakma ve değişiklik bildirimleri ve bina ile arazide tadili gerektiren değişikliklerin bildirimi bu maddenin kapsamındadır. Madde, vergi mükellefleri ile bunların yerine bildirimde bulunabilecek kişiler (avukat, yetkili meslek mensubu, ticaret sicili memurluğu) bakımından uygulanır. Bildirimin şekli, içeriği ve hangi belgelerle yapılacağı madde kapsamında değildir (usul ve şekil yönetmelikle belirlenir). Vergi ödevlerinin zamanaşımı ve tahakkuk–tebliğ süreleri de bu maddenin düzenlediği konular dışındadır.

Süre: hangi kavramlar bilinmeli?

İşe başlama bildirimi
Mükellefin faaliyete başladığını vergi dairesine haber verdiği bildirimdir. Gerçek kişilerde süre işe başlama tarihinden, şirketlerde kuruluş aşamasında ticaret sicili memurluğunca yapılan bildirimde de aynı şekilde işe başlama tarihinden başlar.
İşi bırakma bildirimi
Faaliyetin sona erdiğini gösteren bildirimdir. Maddede şirketlerin işe başlama bildirimi dışındaki bildirimleri arasında sayılmış olup bir ay içinde, olayın vukuu tarihinden itibaren yapılır.
Değişiklik bildirimi
Mükellefiyeti etkileyen bilgilerdeki değişikliğin vergi dairesine bildirilmesidir. Bildirilecek olayın vukuu tarihinden itibaren bir ay içinde yapılır.
Tadili gerektiren hal
Bina ve arazide vergi matrahını veya tespitini etkileyen fiziki değişikliktir. Yeni inşaatta inşaatın bittiği, kısmen kullanılmaya başlanmışsa her kısmın kullanılmaya başlandığı tarih; diğer değişikliklerde ise müstesnalığın sona ermesi dahil bu halin vukuu tarihi esas alınır.
Müstesnalığın sukutu
Bina veya arazinin vergiden istisna tutulmasını gerektiren durumun ortadan kalkmasıdır. Madde metninde bina ve arazi değişikliği bildiriminin tarih kaynağı olarak özel olarak anılmıştır.

Süre: hangi şartlar aranır?

  • Gerçek kişi için işe başlama bildiriminin, işe başlama tarihinden itibaren on gün içinde yapılması gerekir; bu bildirim mükellef kendisi, ruhsatlı avukat veya yetki almış meslek mensubu tarafından yapılabilir.
  • Şirketlerin kuruluş aşamasındaki işe başlama bildirimi, işe başlama tarihinden itibaren on gün içinde ticaret sicili memurluğu tarafından ilgili vergi dairesine yapılmalıdır.
  • Şirketlerin işe başlama bildirimi dışındaki bildirimlerinin ve işi bırakma ile değişiklik bildirimlerinin, bildirilecek olayın vukuu tarihinden itibaren bir ay içinde mükellef tarafından vergi dairesine yapılması gerekir.
  • Bina ve arazide değişiklik bildiriminin, tadili gerektiren halin vukuu tarihinden başlayarak iki ay içinde yapılması gerekir.
  • Yeni inşaatta bildirim süresinin başlangıcı, inşaatın bittiği veya kısmen kullanılmaya başlanmışsa her kısmın kullanılmaya başlandığı tarih olarak alınmalıdır.
  • Bildirimin süresi içinde yapılmamış olması, süre geçtikten sonra yapılan bildirimin süresinde sayılmayacağı anlamına gelir.

Süre: hangi sonuçları doğurur?

  • Gerçek kişi mükellef on gün içinde işe başlama bildirimini yapmazsa, bu bildirimi avukatı veya meslek mensubu aracılığıyla da yapabilir; bildirim yapılmadan süre geçmişse yükümlülük ihlal edilmiş olur.
  • Şirketlerin kuruluş aşamasında ticaret sicili memurluğunca yapılacak işe başlama bildirimi süresinde yapılmazsa, bu eksiklik ilgili vergi dairesinin bildirimi bekleyişini etkiler.
  • İşi bırakma veya değişiklik bildirimi, olayın vukuundan itibaren bir ay içinde yapılmazsa mükellef süresinde bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemiş olur.
  • Bina ve arazide tadili gerektiren hal, iki ay içinde bildirilmezse bildirim yükümlülüğü ihlal edilmiş olur.
  • Yeni inşaatta bina kısmen kullanılmaya başlanmışsa her kısmın kullanıma açıldığı tarih ayrı ayrı bildirim süresinin başlangıcı olur.
  • Madde metninde süresinde bildirmemenin yaptırımı veya hakların düşmesi açıkça düzenlenmemiştir; yaptırım ayrı bir hükümde aranmalıdır.

Gerçek kişi işe başlama bildirimi ile şirket kuruluş aşaması işe başlama bildirimi arasındaki fark nedir?

Gerçek kişilerde bildirim, mükellefin kendisi, ruhsatlı avukat ya da yetki almış meslek mensubu tarafından yapılır.

Şirketlerin kuruluş aşamasında bildirim ticaret sicili memurluğu tarafından yapılır.

Her iki halde de süre aynı, on gündür; ancak bildirimi yapacak kişi değişir ve ticaret sicili memurluğu yapması gereken bildirimi geciktirirse mükellefin sorumluluğu ayrıca tartışılır.

Şirketlerin işe başlama bildirimi ile diğer bildirimler (işi bırakma, değişiklik) arasındaki fark nedir?

Şirketlerin işe başlama bildirimi on günlük süreye tabidir ve kuruluş aşamasında ticaret sicili memurluğu ile yapılır.

İşe başlama dışındaki bildirimler ile işi bırakma ve değişiklik bildirimleri bir aylık süreye tabidir ve mükellef tarafından yapılır.

Süre ve yapan kişi bakımından iki ayrı rejim uygulanır; işi bırakma ve değişiklik bildirimlerinde bir ay, işe başlamada on gün esas alınır.

Bir aylık bildirim ile iki aylık bina ve arazi bildirimi arasındaki fark nedir?

İşi bırakma ve değişiklik bildirimlerinde süre, bildirilecek olayın vukuu tarihinden itibaren bir aydır.

Bina ve arazi değişikliklerinde süre, tadili gerektiren halin vukuu tarihinden itibaren iki aydır.

Aynı olaydan doğan iki ayrı bildirim yükümlülüğü farklı sürelere tabidir; bina ve arazide süre daha uzundur.

Süre: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Bina ve arazi değişikliklerinde iki aylık süreyi, işi bırakma ve değişiklik bildirimlerindeki bir aylık süre ile karıştırmak.
  • Gerçek kişilerde işe başlama bildiriminin on gün olduğunu, işi bırakma bildiriminin ise on gün olduğunu varsaymak; işi bırakmada süre bir aydır.
  • Şirketlerin işe başlama bildirimini de mükellefin yapması gerektiğini varsaymak; kuruluş aşamasında bildirim ticaret sicili memurluğunca yapılır.
  • Süreyi işe başlama tarihi yerine, mükellefin bildirimi öğrendiği tarihten saymak; madde süreyi olayın vukuu veya işe başlama tarihinden başlatır.
  • 2003 değişikliğinden önceki metne dayanan kararları güncel madde metninin yerine esas almak ve gerçek kişi-şirket ayrımını gözden kaçırmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • İşi bırakma bildiriminin süresinde yapılmadığı durumda, bir aylık sürenin olayın vukuu tarihinden başladığı ve bildirimin bu süre içinde yapılması gerektiği kabul edilmektedir. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2019/394 E., 2019/872 K., 13.11.2019; 9. Daire, 2000/834 E., 2001/3994 K., 30.11.2001)
  • Mükellefin adres değişikliğini bir ay içinde bildirmesi gerektiği ve bu bildirimin vergi dairesine yapıldığının ispatı gerektiği kabul edilmektedir. (9. Daire, 2022/2374 E., 2022/6374 K., 13.12.2022)
  • Faaliyetin sona erdiğini bildirmeyen mükellef aleyhine, işi bırakma bildirimi süresinde yapılmadığı gerekçesiyle tarhiyat yapılabildiği kabul edilmektedir. (3. Daire, 1998/2824 E., 1998/3314 K., 01.10.1996)
  • Kararlara dayanan eğilimlerin bir kısmı 2003 değişikliğinden önceki metne dayanmaktadır; güncel metinde gerçek kişi ve şirket ayrımı ile on gün ve bir ay süreleri esas alınmalıdır.

Nasıl ispat edilir?

  • Bildirimin süresinde yapıldığını ispat yükü mükelleftedir; bildirim dilekçesi, vergi dairesi kayıt tarihi veya alındı belgesi ile ispatlanır.
  • İşe başlama tarihi, bildirim süresinin başlangıcı olduğundan, bu tarihi ispat yükü bildirimi yapan mükellefe veya ticaret sicili memurluğuna düşer.
  • Bina ve arazide tadili gerektiren halin vukuu tarihi, yapı kullanım izni, iskan belgesi veya kullanım kayıtları ile ispatlanır.
  • Mükellef, bildirimi vergi dairesine yaptığını ispatlayamazsa, bildirimin yapılmadığı varsayılır ve bu durumda vergi idaresi yükümlülüğün ihlalini gösterir.
  • Karşı tarafın (idare) ihlali ileri sürmesi halinde, ihlalin oluştuğunu gösterme yükü idaredeki ilgili birime düşer.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 1136 sayılı Avukatlık Kanunu: Maddede belirtilen ruhsatlı avukatların gerçek kişi mükellefin işe başlama bildirimini yapabilmesinin dayanağıdır.
  • 3568 sayılı Kanun: Maddede belirtilen yetki almış meslek mensuplarının bildirim yapabilmesinin dayanağıdır.

VUK m.169 — Yazılı bildirme esası

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 169. maddesi, mükelleflerin vergi idaresine yaptıkları bildirimlerin şeklini düzenler. Kural olarak bildirimlerin yazılı yapılmasını öngörür; istisna olarak defter tutmakla yükümlü olmayan ve okuma yazma bilmeyen mükelleflerin bildirimlerini sözlü yapabilmesine ve sözlü bildirimlerin tutanakla tespit edilmesine yer verir. Madde, vergi mükellefleri ile vergi idaresi arasındaki bildirim işlemleri bakımından uygulanır. Bildirimin içeriğini, hangi bildirim türlerinin bulunduğunu, bildirim sürelerini ve tutanağın şekil unsurlarını düzenlemez; bunlar başka maddelerde yer alır. Yazılı bildirimin elektronik ortamda yapılmasına ilişkin usul ve tebliğ hükümleri de bu maddenin kapsamı dışındadır.

Yazılı bildirme esası: hangi kavramlar bilinmeli?

Bildirim
Mükellefin vergi idaresine vergiye ilişkin bilgi ve beyanlarını ilettiği işlemdir. Madde, bildirimin şeklini düzenler; bildirim yükümlülüğünün kaynağını ve kapsamını göstermez.
Yazılı bildirim
Kural olarak tüm mükelleflerin kullanması gereken bildirim biçimidir. Sözlü bildirim istisnası yalnızca madde metnindeki koşullar gerçekleştiğinde söz konusu olur.
Defter tutmaya mecbur olmayan mükellef
Vergi Usul Kanunu uyarınca ticari defter tutma yükümlülüğü bulunmayan mükelleftir. Sözlü bildirim hakkı yalnızca bu mükellef grubuna tanınmıştır; defter tutmakla yükümlü mükellefler bu istisnadan yararlanamaz.
Okuma ve yazma bilmeyen mükellef
Okuma yazma bilmediği için yazılı bildirim yapamayan gerçek kişidir. Sözlü bildirim hakkının ikinci unsurudur ve defter tutma yükümlülüğü olmamasıyla birlikte aranır.
Tutanak
Sözlü yapılan bildirimin yazıya geçirilerek tespit edilmiş biçimidir. Tutanak, sözlü bildirimin ispat aracı olarak düzenlenir; tutanağın hangi unsurları taşıyacağı madde metninde ayrıca belirtilmemiştir.

Yazılı bildirme esası: hangi şartlar aranır?

  • Bildirimin vergi idaresine yapılan bir vergiye ilişkin bildirim olması gerekir.
  • Kural olarak bildirimin yazılı yapılması zorunludur.
  • Sözlü bildirim istisnasından yararlanılabilmesi için mükellefin defter tutmaya mecbur olmaması gerekir.
  • Sözlü bildirim istisnasından yararlanılabilmesi için mükellefin okuma ve yazma bilmemesi gerekir.
  • Sözlü yapılan bildirimin tutanakla tespit edilmesi gerekir.

Yazılı bildirme esası: hangi sonuçları doğurur?

  • Defter tutmaya mecbur olan mükellefin bildirimleri, okuma yazma bilmese bile yazılı yapılmak zorundadır.
  • Defter tutmaya mecbur olmayan ancak okuma yazma bilen mükellefin bildirimleri yazılı yapılır.
  • Defter tutmaya mecbur olmayan ve okuma yazma bilmeyen mükellef bildirimini sözlü yapabilir.
  • Sözlü yapılan bildirim tutanakla tespit edilir; tutanak tutulmadan sözlü bildirimin varlığı kanıtlanamaz.
  • Sözlü bildirim hakkının kullanılmaması hâlinde yazılı bildirim yapılması gerekir.
  • Yazılı şekle aykırı biçimde yapılan bildirimin geçerliliği, bu maddenin değil ilgili vergi kanunlarının hükümlerine tabidir.

Yazılı bildirim ile sözlü bildirim arasındaki fark nedir?

Yazılı bildirim, kural olarak tüm mükellefler için geçerli bildirim biçimidir.

Sözlü bildirim, yalnızca defter tutmaya mecbur olmayan ve okuma yazma bilmeyen mükellefler için tanınmış istisnai bir biçimdir.

Sözlü bildirim ancak iki koşulun birlikte bulunduğu hâlde kullanılabilir; aksi hâlde bildirimin yazılı yapılması gerekir.

Defter tutmaya mecbur mükellef ile defter tutmaya mecbur olmayan mükellef arasındaki fark nedir?

Ticari defter tutma yükümlülüğü bulunan mükellef, okuma yazma bilmese bile sözlü bildirim yapamaz.

Defter tutma yükümlülüğü bulunmayan mükellef, okuma yazma bilmiyorsa sözlü bildirim yapabilir.

Defter tutma yükümlülüğü, sözlü bildirim hakkını kaldıran bağımsız bir engel olarak işler.

Okuma yazma bilen ile bilmeyen mükellef arasındaki fark nedir?

Okuma yazma bilen, defter tutmayan mükellef sözlü bildirim istisnasından yararlanamaz.

Okuma yazma bilmeyen, defter tutmayan mükellef sözlü bildirim yapabilir.

Okuma yazma bilmek, defter tutmaması hâlinde bile sözlü bildirim hakkını ortadan kaldırır.

Sözlü bildirim tutanağı ile yazılı bildirim arasındaki fark nedir?

Sözlü bildirim, tutanakla tespit edilir ve bildirimin varlığı bu tutanakla ortaya konur.

Yazılı bildirim, mükellefin yazılı beyanı ile kendiliğinden belgelenmiş olur.

Sözlü bildirimde ispat, tutanağın düzgün tutulmasına bağlanır.

Yazılı bildirme esası: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Defter tutmakla yükümlü olmayan her mükellefin sözlü bildirim yapabileceğini varsaymak; sözlü bildirim için okuma yazma bilmemek koşulunun da aranması gerekir.
  • Okuma yazma bilmeyen mükellefin defter tutma yükümlülüğü bulunsa bile sözlü bildirim yapabileceğini düşünmek; bu durumda istisna uygulanmaz.
  • Sözlü bildirimi tutanağa bağlamadan geçerli saymak; madde sözlü bildirimlerin tutanakla tespit edilmesini zorunlu kılar.
  • Yazılı bildirimi kural yerine istisna gibi ele almak ve sözlü bildirim istisnasını geniş yorumlamak.

Nasıl ispat edilir?

  • Sözlü bildirim istisnasından yararlanmak isteyen mükellef, defter tutmaya mecbur olmadığını ve okuma yazma bilmediğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Sözlü yapılan bildirimin varlığı, tutanak ile ispatlanır; tutanağın bulunmaması hâlinde bildirimin yapıldığını ileri süren taraf bunu başka delille göstermek zorundadır.
  • Vergi idaresinin, yazılı bildirim yükümlülüğüne uyulmadığı iddiasını ileri sürmesi hâlinde, mükellefin defter tutma yükümlülüğü veya okuma yazma durumu hakkındaki karşı savunmasını ispat yükü kendisine düşer.

VUK m.170 — Posta ile gönderme

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 170. maddesi, vergi dairesine yapılan yazılı bildirimlerin posta yoluyla taahhütlü olarak gönderilebilmesini ve bu yolla gönderilen bildirimin geçerlilik anının postaya verilme tarihi olmasını düzenler. Madde ayrıca aynı kuralın vergi beyannameleri bakımından da uygulanacağını belirtir. Kapsam, vergi dairesi ile ilgili yazılı bildirim ve beyanname trafiğidir. Maddenin düzenlemediği konular: elektronik ortamda yapılan tebligat ve elektronik tebliğ adresi (213 sayılı Kanun m.170/A), tebligatın usulü ve tebliğ mazbatası (7201 sayılı Tebligat Kanunu), ödeme emri ve tahakkuk işlemleri ile dava açma süreleri (ilgili yargılama mevzuatı).

Posta ile gönderme: hangi kavramlar bilinmeli?

Yazılı bildirme
Vergi dairesine ya da ilgili makama yazılı olarak yapılan ve mükellefin ya da ilgilinin beyanını ileten bildirim. Maddenin posta yoluyla yapılabilmesi bu tür yazılı bildirimler için öngörülmüştür.
Taahhütlü posta
Gönderinin postaya verildiği tarihin belgelenmesini sağlayan posta gönderme biçimi. Maddenin geçerlilik kuralı, bildirimin taahhütlü olarak gönderilmesine bağlanmıştır; metinde adi posta için ayrı bir hüküm yoktur.
Postaya verilme tarihi
Bildirimin posta idaresine teslim edildiği tarih. Kanuna göre bu tarih, bildirimin vergi dairesine verilme tarihi yerine geçer ve bildirimin o makama ulaştığı kabul edilir.
Vergi beyannamesi
Mükellefin vergiye ilişkin matrah ve tutarları bildirdiği yazılı belge. Madde metninde açıkça yazılı bildirimle birlikte sayılmış, aynı posta kuralına tabi tutulmuştur.

Posta ile gönderme: hangi şartlar aranır?

  • Bildirimin yazılı olması gerekir; sözlü bildirim bu maddenin kapsamında değildir.
  • Bildirimin vergi dairesine posta yoluyla gönderilmesi gerekir.
  • Gönderinin taahhütlü olarak yapılması gerekir.
  • Bildirimin postaya verildiği tarihin belgelenebilir olması gerekir; geçerlilik anı bu tarihe bağlanır.
  • Vergi beyannamesi için de aynı usulle, yani taahhütlü posta ile gönderilmesi gerekir.

Posta ile gönderme: hangi sonuçları doğurur?

  • Bildirim taahhütlü olarak postaya verildiğinde, bildirimin vergi dairesine verilmiş sayılacağı tarih postaya verilme tarihidir.
  • Bildirim taahhütlü olarak postaya verildiğinde, vergi dairesine fiilen ulaşma tarihi geçerlilik anını değiştirmez.
  • Vergi beyannamesinin taahhütlü posta ile gönderilmesi halinde beyannamenin verilme tarihi postaya verilme tarihi olarak kabul edilir.
  • Bildirimin taahhütlü posta dışında gönderilmesi halinde maddenin bu geçerlilik kuralı uygulanmaz; bildirimin verilme tarihi, mahkemelerin yorumuna göre farklı değerlendirilebilir.

Taahhütlü posta ile vergi dairesine elden verme arasındaki fark nedir?

Bildirim taahhütlü posta ile gönderildiğinde geçerlilik anı postaya verilme tarihidir.

Bildirim elden verildiğinde geçerlilik anı vergi dairesine verilme tarihidir.

Süreye bağlı işlemlerde iki tarih arasındaki fark, özellikle süre sonu hesabında belirleyici olur.

Yazılı bildirme ile vergi beyannamesi arasındaki fark nedir?

Madde metninde açıkça yazılı bildirmeler posta kuralına bağlanmıştır.

Vergi beyannamesi ayrıca anılmış ve aynı kuralın ona da uygulanacağı belirtilmiştir.

Beyanname de taahhütlü postayla verildiğinde postaya verilme tarihi esas alınır.

Taahhütlü posta ile adi posta arasındaki fark nedir?

Taahhütlü gönderimde postaya verilme tarihi bildirim tarihi kabul edilir.

Adi posta gönderimi maddede ayrıca düzenlenmemiştir; kuralın kapsamı taahhütlü olmaya bağlıdır.

Adi postayla yapılan bildirimin aynı geçerlilik anını sağlayıp sağlamadığı uygulamada tartışmalı hale gelmektedir.

Posta ile gönderme: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Taahhütlü olmayan posta gönderisini de postaya verilme tarihi üzerinden geçerli saymak; maddenin kuralı taahhütlü gönderime bağlıdır.
  • Postaya verilme tarihi ile vergi dairesine fiili ulaşma tarihini karıştırmak; geçerlilik anı postaya verilme tarihidir.
  • Vergi beyannamesini yazılı bildirmeden ayrı görüp bu kuralın dışında bırakmak; madde beyannameyi açıkça kapsar.
  • Elektronik tebliğ usulünü bu maddeyle karıştırmak; elektronik tebliğ ayrı bir usuldür (m.170/A).

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Ödeme emrinin ve tahakkukun elektronik ortamda yapıldığı iddiasının, m.170/A kapsamındaki tebliğ usulü açısından değerlendirildiği görülmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2024/407 E., 2025/205 K., 13.01.2025)
  • Vergi dairesine yapılan bildirimin süresinde yapılıp yapılmadığının, postaya verilme tarihi üzerinden değerlendirildiği kabul edilmektedir. (3. Daire, 2017/4205 E., 2021/2083 K., 19.04.2021)
  • Taahhütlü postaya verilmemiş adi posta bildirimlerinin süresinde kabul edilemeyeceği iddiasının, mahkemelerce bu maddenin taahhütlü şartı çerçevesinde incelendiği görülmektedir. (9. Daire, 2005/7 E., 2005/2891 K., 13.10.2005)

Nasıl ispat edilir?

  • Bildirimi süresinde yaptığını ileri süren mükellef, bildirimin taahhütlü olarak postaya verildiğini ve postaya verilme tarihini kanıtlamakla yükümlüdür; bu iş için postane taahhütlü gönderi kaydı ve alındı belgesi kullanılabilir.
  • Vergi idaresinin bildirimin geç yapıldığı savunmasında, bildirimin adi posta ile gönderildiği veya taahhütlü olmadığı hususunu ispat etmesi gerekir.
  • Beyannamenin posta ile verildiği iddiasında, beyannamenin taahhütlü gönderildiği ve postaya verilme tarihinin belgeyle gösterilmesi zorunludur.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 213 sayılı Kanun m.170/A: Elektronik ortamda yapılan tebliğ ve elektronik tebliğ adresine ilişkin ayrı usul düzenlenmiştir; m.170 kağıt ve posta yoluyla gönderimi kapsar.

VUK m.170/A — Kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan bildirim

Madde, Hazine ve Maliye Bakanlığının, mükelleflerin bu Kanuna göre bildirmekle yükümlü olduğu bilgilerin kamu kurum ve kuruluşları tarafından Bakanlığa yazılı veya elektronik olarak bildirilmesi hâlinde bu bildirimi mükellef bildirimi olarak kabul etmesine ve bu şekilde kabul edilen bildirimleri faaliyet konusu, gelir unsuru, mükellefiyet, vergi, iş yeri ve şirket türlerini ayrı ayrı veya birlikte dikkate alarak tespit etmesine ilişkin yetkiyi düzenler. Madde, Bakanlığa usul ve esas belirleme yetkisi de tanır. Maddenin kişisel kapsamı, bildirim yükümlüsü olmayan kamu kurumlarının bildirimini kapsar; mükelleflerin kendi beyan yükümlülüğünü doğrudan düzenlemez. Kamu kurumlarının bilgi bildirim yükümlülüğü, bildirimin usulü ve süresi ile mükellef beyanının şekli ve zamanı bu maddede yer almaz (ilgili düzenlemeler için ilgiliMaddeler alanına bakınız).

Kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan bildirim: hangi kavramlar bilinmeli?

Mükellef bildirimi sayılan kamu kurumu bildirimi
Kamu kurum ve kuruluşlarının, mükelleflerin bildirmekle yükümlü olduğu bilgileri Bakanlığa yazılı veya elektronik ortamda iletmesidir. Bu iletim, madde uyarınca Bakanlıkça mükellef tarafından yapılmış bildirim sayılabilir.
Usul ve esas belirleme yetkisi
Bakanlığın, kabul edilen bildirimlerin hangi ölçütlerle tespit edileceğini ve uygulanacağını düzenleyici işlemle belirleme yetkisidir. Yetki, bildirimin kabulünün şartlarını ve tespit ölçütlerini kapsar; vergi yükümlülüğünün kendisini doğrudan kurmaz.
Tespit ölçütleri
Faaliyet konusu, gelir unsuru, mükellefiyet, vergi, iş yeri ve şirket türüdür. Bunlar ayrı ayrı veya birlikte dikkate alınabilir; maddede sayılan ölçütler sınırlayıcı olarak yazılmamıştır ancak hukuki çerçeve bu başlıklarla çizilmiştir.

Kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan bildirim: hangi şartlar aranır?

  • Bildirimin, 213 sayılı Kanuna göre mükelleflerin bildirmeye mecbur olduğu bilgilere ilişkin olması gerekir.
  • Bildirimi, kamu kurum ve kuruluşlarının Bakanlığa yazılı veya elektronik olarak yapmış olması gerekir.
  • Bakanlığın, bildirimi mükellef bildirimi olarak kabul etmesi ve bu kabulü faaliyet konusu, gelir unsuru, mükellefiyet, vergi, iş yeri ve şirket türlerine göre tespit etmesi gerekir.
  • Kabul ve tespit işleminin, Bakanlığın belirlediği usul ve esaslara uygun yapılması gerekir.

Kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan bildirim: hangi sonuçları doğurur?

  • Kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılan bildirim, Bakanlıkça mükellef tarafından yapılmış bildirim olarak kabul edilebilir.
  • Kabul edilen bildirimler, Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara göre tespit edilir ve uygulamaya konur.
  • Madde, Bakanlığa usul ve esas belirleme yetkisi verdiğinden, bu alandaki düzenlemeler Bakanlık işlemi biçiminde çıkar.
  • Madde mükellefin beyan yükümlülüğünü kaldırmaz veya değiştirmez; kamu kurumunun bildirim yükümlülüğünü de doğrudan kurmaz.
  • Bildirimin kabul edilmemesi ya da tespitte hata yapılması hâlinde maddede bir yaptırım veya sonuç düzenlenmemiştir; bu hâllerin sonucu genel hükümlere ve Bakanlık düzenlemesine göre belirlenir.

Kamu kurumu bildirimi ile mükellef beyanı arasındaki fark nedir?

Kamu kurum ve kuruluşlarının Bakanlığa yaptığı bildirim, kaynağı üçüncü kişi olan bilgidir.

Mükellefin kendi tarafından yaptığı beyan, bildirim yükümlülüğünün asıl muhatabı olan kişinin doğrudan verdiği bilgidir.

Madde, kamu kurumu bildirimini Bakanlık bakımından mükellef bildirimi sayma yetkisi verir. Bu sayım, mükellefin kendi beyan yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz; bu madde beyan yükümlülüğünü değiştirmez.

Bildirimin kabulü ile bildirimin tespiti arasındaki fark nedir?

Kabul, bildirimin mükellef bildirimi olarak Bakanlıkça benimsenmesidir.

Tespit, faaliyet konusu, gelir unsuru, mükellefiyet, vergi, iş yeri ve şirket türlerine göre yapılan sınıflandırmadır.

Kabul ile tespit ayrı yetkilerdir; Bakanlık önce bildirimi kabul eder, sonra ölçütlere göre tespit yapar.

Kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan bildirim: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddenin, mükellefin kendi beyan yükümlülüğünü kaldırdığını varsaymak; madde yalnızca kamu kurumu bildirimini Bakanlık bakımından kabul etme yetkisi verir.
  • Kabul yetkisi ile tespit yetkisini birbirine karıştırmak; önce kabul, sonra tespit yapılır.
  • Madde metnindeki ölçütleri eksiltmek veya genişletmek; metin faaliyet konusu, gelir unsuru, mükellefiyet, vergi, iş yeri ve şirket türlerini sayar.

Nasıl ispat edilir?

  • Kamu kurumu bildiriminin Bakanlığa yazılı veya elektronik olarak ulaştığını gösteren kayıt ve yazışma, bildirimin kabulünün dayanağıdır; bu belge, bildirimin kabulünü ileri süren idarenin elindedir.
  • Bildirimin 213 sayılı Kanuna göre mükellefin bildirmeye mecbur olduğu bilgilerden olduğunu, kabulü ileri süren Bakanlık ya da bu bilgiyi dayanak alan taraf ortaya koymalıdır.
  • Tespitin faaliyet konusu, gelir unsuru, mükellefiyet, vergi, iş yeri veya şirket türü ölçütlerine uygun yapıldığını gösteren dosya kayıtları, tespiti yapan idarenin ispat yükü altındadır.
  • Mükellef, kendisine yapılan tespitin hatalı olduğunu ileri sürdüğünde, hatanın varlığını ispat yükü ona düşer; bu ispat yazılı belgeyle yapılır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 213 sayılı Vergi Usul Kanunu: Madde, 213 sayılı Kanunun mükelleflere yüklediği bildirim yükümlülüklerine bağlıdır; kabul edilecek bildirimlerin hangi yükümlülükle ilgili olduğunu bu Kanun belirler.

Süreler

SüreMaddeHüküm
on günm.168(Değişik: 11/6/2003-4884/6 md.) Gerçek kişilerde işe başlama bildirimleri, işe başlama tarihinden itibaren on gün içinde kendilerince veya 1136 sayılı Avukatlık Kanununa göre ruhsat almış avukatlar veya 3568 sayılı Kanuna göre yetki almış…
bir aym.168Şirketlerin işe başlama bildirimleri dışında yapılacak bildirimler ile işi bırakma ve değişiklik bildirimleri, bildirilecek olayın vukuu tarihinden itibaren bir ay içerisinde mükellef tarafından vergi dairesine yapılır.
iki aym.168Yeni inşaatta inşatın bittiği ve kısmen kullanılmaya başlanılmışsa her kısmın kullanılmaya başlandığı ve diğer değişikliklerde (Müstesnalığın sukutu dahil) tadili gerektiren halin vukuu tarihinden başlıyarak iki ay.

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

12 karar
  1. 3. Hukuk Dairesi, 2024/407 E., 2025/205 K., 13.01.2025
    İlgili madde: m.170
  2. 9. Daire, 2022/2374 E., 2022/6374 K., 13.12.2022
    İlgili madde: m.168
  3. Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2020/247 E., 2021/1503 K., 03.11.2021
    İlgili madde: m.167
  4. 3. Daire, 2017/4205 E., 2021/2083 K., 19.04.2021
    İlgili madde: m.170
  5. 9. Daire, 2020/6201 E., 2021/1679 K., 09.03.2021
    İlgili madde: m.166
  6. Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2019/394 E., 2019/872 K., 13.11.2019
    İlgili madde: m.168
  7. 4. Daire, 2005/311 E., 2005/1922 K., 26.10.2005
    İlgili madde: m.168
  8. 9. Daire, 2005/7 E., 2005/2891 K., 13.10.2005
    İlgili madde: m.170
  9. 9. Daire, 2000/834 E., 2001/3994 K., 30.11.2001
    İlgili madde: m.168
  10. 9. Daire, 1999/4066 E., 2000/2271 K., 29.06.2000
    İlgili madde: m.168
Diğer 2 karar
  1. Vergi Dava Daireleri Kurulu, 1999/43 E., 1999/418 K., 08.10.1999
    İlgili madde: m.167
  2. 3. Daire, 1998/2824 E., 1998/3314 K., 01.10.1996
    İlgili madde: m.168

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 14.10.2021 (m.170/A).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 1.2. Mükellefin Ödevleri bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış