VUK › Değerleme › İktisadi kıymet değerleri › İktisadi işletmelere dahil kıymetleri değerleme

Kasa mevcudu

VUK m.284–290Vergi ve Vergi Usul HukukuSon değişiklik: 04.12.1985 (m.285)

Kısaca

VUK m.284, kasa mevcutlarının değerlenmesini düzenler; kasadaki Türk parası ve yabancı paraların hangi değerle kayıtlara alınacağını belirler.

Kapsam

Bu konu, Vergi Usul Kanunu m.284–290 hükümlerini kapsar.

VUK m.284 — Veya kredi sözleşmelerine müstenit alacaklar değerleme gününe kadar hesaplanacak faizleriyle birlikte dikkate

Madde, kasa mevcutlarının değerlenmesini düzenler; kasadaki Türk parası ve yabancı paraların hangi değerle kayıtlara alınacağını belirler. Yabancı paraların değerlenmesi bakımından 280. maddedeki hükmün uygulanacağını bildirir. Madde, vergi tekniğinde kasa mevcudunun bilanço ve envanter değerinin nasıl tespit edileceği bakımından uygulanır; kasa dışındaki varlıkların değerlemesini düzenlemez. Yabancı paraların kur farkı ve değerleme usulünün ayrıntıları (m.280), envanter yapılması ve envanter dönemi (m.256 ve devamı), sahte ve düzeltme kayıtları ile defter tutma yükümlülüğü ile ilgili hükümler bu maddede yer almaz ve başka maddelerde düzenlenmiştir.

Veya kredi sözleşmelerine müstenit alacaklar değerleme gününe kadar hesaplanacak faizleriyle birlikte dikkate: hangi kavramlar bilinmeli?

Kasa mevcudu
Işletmenin fiilen elinde bulunan nakit para ve nakit benzeri değerlerin toplamıdır. Madde, bu mevcudun değerlemesini konu alır.
İtibari kıymet
Paranın üzerinde yazılı nominal değeri, yani piyasa değerinden veya alım gücünden bağımsız olarak paranın yüzündeki tutardır. Kasa mevcutları bu değerle ölçülür.
Yabancı para
Türk parası dışındaki para birimlerinde bulunan kasa mevcududur. Bu paraların değerlemesi madde gereği 280. madde hükmüne tabidir.

Veya kredi sözleşmelerine müstenit alacaklar değerleme gününe kadar hesaplanacak faizleriyle birlikte dikkate: hangi şartlar aranır?

  • Değerlemeye konu varlığın kasa mevcudu olması, yani işletmenin fiilen elinde bulunan para ve nakit değerlerden oluşması gerekir.
  • Kasa mevcudunun itibari kıymetiyle değerlenmesi gerekir; piyasa değeri veya alım gücü esas alınmaz.
  • Mevcut yabancı para ise 280. maddede öngörülen değerleme usulünün uygulanması gerekir.

Veya kredi sözleşmelerine müstenit alacaklar değerleme gününe kadar hesaplanacak faizleriyle birlikte dikkate: hangi sonuçları doğurur?

  • Kasa mevcutları itibari kıymetiyle kayda alınır ve değerlenir.
  • Yabancı paralar bakımından değerleme 280. maddeye göre yapılır; yabancı para kasa mevcudu, itibari kıymet esasına bağlanmaz.
  • Madde yalnızca değerleme ölçüsünü belirlediğinden, kasa mevcudunun kayıt, sayım ve fark işlemleri ayrıca düzenlenmiş hükümlere tabidir.

Türk parası ile yabancı para arasındaki fark nedir?

Türk parasından oluşan kasa mevcudu doğrudan itibari kıymetiyle değerlenir.

Yabancı paradan oluşan kasa mevcudu, itibari kıymet yerine 280. maddedeki değerleme hükmüne tabidir.

Yabancı paralar için kur ve değerleme ayrıntıları m.280 üzerinden belirlenir; Türk parası için ayrı bir kur hesabı gerekmez.

Veya kredi sözleşmelerine müstenit alacaklar değerleme gününe kadar hesaplanacak faizleriyle birlikte dikkate: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yabancı para kasa mevcudunu Türk parasıyla aynı itibari kıymet ilkesine tabi tutmak; yabancı paranın değerlemesinde m.280 kur usulünü uygulamamak.
  • Madde m.284'ün yalnızca değerleme ölçüsünü verdiğini gözden kaçırıp kasa mevcudunun piyasa değeriyle değerlenebileceğini sanmak.

Nasıl ispat edilir?

  • Kasa mevcudunun değeri, sayım tutanağı ve kasa defteri kayıtlarıyla ortaya konur; mükellef bu kayıtları tutmakla yükümlüdür.
  • Yabancı paranın değerlemesinde hangi kurun esas alındığı, m.280 uyarınca belirlenen kur bilgisiyle ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 213 sayılı Kanun m.280: Yabancı paraların değerlenmesi ve kur farkının hesaplanması usulünü düzenler; m.284 yabancı paralar bakımından bu hükme gönderme yapar.

VUK m.285 — Borçlar

Madde, vergi tekniği bakımından borçların değerlenmesini düzenler: borçların mukayyet değerleriyle değerlenmesi kuralını, mevduat ve kredi sözleşmelerinden doğan borçların değerleme gününe kadar işleyen faiziyle birlikte dikkate alınmasını, vadesi gelmemiş senede bağlı borçların değerleme günü kıymetine indirgenmesini, bankalar ile sigorta şirketlerinin borçlarını değerleme gününe indirgemesini ve alacak senetlerini değerleme gününe indirgeyen mükelleflerin borç senetlerini de aynı yöntemle işleme tabi tutma zorunluluğunu düzenler. Madde, bilanço esaslı mükelleflerin değerleme yapan tüm mükellefleri bakımından uygulanır. Madde, alacakların değerlenmesini (m.281), değerleme oranlarının ve iskonto haddinin belirlenmesine ilişkin usulü, değerleme farkının vergilendirilmesini ve bu farkların gelir veya gider olarak kaydedilmesini düzenlemez; bunlar başka maddelerde ve ilgili mevzuatta yer alır.

Borçlar: hangi kavramlar bilinmeli?

Mukayyet değer
Borcun ya da alacağın defterlere kayıtlı olduğu tutar; değerleme bu tutar üzerinden başlar. Madde, borçların mukayyet değerleriyle değerleneceğini kabul eder.
Değerleme günü kıymeti
Değerleme gününde borcun veya senet alacağının indirgenmiş bugünkü değeri. Vadesi gelmemiş senede bağlı borçlar ve banka ile sigorta şirketlerinin borçları bu değere indirgenir.
Resmi iskonto haddi
Cumhuriyet Merkez Bankasının belirlediği resmi iskonto oranı. Senette faiz oranı açıklanmamışsa indirgemede bu oran esas alınır; banka ve sigorta şirketleri için de alternatif olarak kendi uyguladıkları faiz oranı kullanılabilir.
Değerleme günü
Değerlemenin yapıldığı gün. Mevduat ve kredi borçlarında faiz bu güne kadar hesaplanır, senede bağlı borçlarda indirgeme bu güne göre yapılır.
İskonto (indirgeme)
Vadesi sonraya kalan bir borcun, vade tarihine kadar işleyecek faiz düşülerek bugünkü değerine getirilmesi. Madde bu işlemi senede bağlı borçlar için öngörür.

Borçlar: hangi şartlar aranır?

  • Değerleme yapılacak borcun bilanço esaslı mükellefin defterlerinde kayıtlı olması ve mukayyet değeriyle değerlenmesi gerekir.
  • Mevduat veya kredi sözleşmesine dayanan borçlarda, borç tutarına değerleme gününe kadar hesaplanacak faizin eklenmesi gerekir.
  • Vadesi gelmemiş senede bağlı borcun değerleme günü kıymetine indirgenmesi isteğe bağlıdır; indirgeme yapılacaksa senette faiz oranı varsa o oran, yoksa resmi iskonto haddinde bir faiz uygulanır.
  • Banka, banker ve sigorta şirketlerinin borçlarını değerleme günü kıymetine indirgemesi için Cumhuriyet Merkez Bankasının resmi iskonto haddi veya kendi muamelelerinde uyguladıkları faiz haddinin kullanılması gerekir.
  • Alacak senetlerini değerleme günü kıymetine indirgeyen mükellefin borç senetlerini de aynı yöntemle işleme tabi tutması zorunludur; bu zorunluluk alacak senedi indirgemesi yapılmadıkça doğmaz.

Borçlar: hangi sonuçları doğurur?

  • Mevduat veya kredi sözleşmesinden doğan borçlar, değerleme gününe kadar hesaplanan faizle birlikte değerlenir.
  • Vadesi gelmemiş senede bağlı borç, değerleme günü kıymetine indirgenebilir; indirgeme yapılmazsa borç mukayyet değeriyle kalır.
  • Senette faiz oranı varsa indirgeme bu oranla, yoksa resmi iskonto haddinde bir faizle yapılır.
  • Banka, banker ve sigorta şirketleri borçlarını değerleme günü kıymetine indirgerler.
  • Alacak senedi indirgemesi yapan mükellef borç senetlerini de aynı şekilde işleme tabi tutmak zorundadır; aksi hâlde bu zorunluluk işlemez.

Mevduat-kredi borcu ile senede bağlı borç arasındaki fark nedir?

Mevduat veya kredi sözleşmesinden doğan borç, değerleme gününe kadar işleyen faizle birlikte dikkate alınır.

Senede bağlı borç ise vadesi gelmemişse değerleme günü kıymetine indirgenebilir; bu bir seçimlik haktır.

Mevduat ve kredi borcunda faiz eklenir, senet borcunda ise indirgeme yalnız tercih edilirse yapılır.

Senet faiz oranı açık ile açık değil arasındaki fark nedir?

Senette faiz oranı açıklanmışsa indirgemede bu oran kullanılır.

Senette faiz oranı açıklanmamışsa Cumhuriyet Merkez Bankasının resmi iskonto haddinde bir faiz uygulanır.

İndirgeme oranı senet metnine göre ya da resmi iskonto haddine göre belirlenir.

Genel mükellef ile banka ve sigorta şirketi arasındaki fark nedir?

Genel mükellefin senede bağlı borcunda indirgeme, senette belirtilen veya resmi iskonto haddindeki faiz üzerinden yapılır.

Banka, banker ve sigorta şirketleri borçlarını resmi iskonto haddi veya kendi uyguladıkları faiz haddiyle indirgeyebilir.

Bankalar ve sigorta şirketleri için indirgeme oranında kendi muamelelerinde uyguladıkları faiz oranı da esas alınabilir.

Alacak senedi indirgemesi yapan ile yapmayan mükellef arasındaki fark nedir?

Alacak senetlerini değerleme günü kıymetine indirgeyen mükellef, borç senetlerini de aynı şekilde işleme tabi tutmak zorundadır.

Alacak senetlerini indirgemeyen mükellef için borç senetlerinde bu zorunluluk doğmaz.

Alacak senedinde indirgeme seçildiğinde borç senedinde de aynı yöntem uygulanmak zorunda kalır; yalnız borç senedinde yöntem tercih edilemez.

Borçlar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Mevduat ve kredi borçlarında faizi eklemeden yalnız anapara üzerinden değerleme yapmak; madde faizin değerleme gününe kadar dikkate alınmasını zorunlu kılar.
  • Vadesi gelmemiş senede bağlı borcu, değerleme gününe indirgemeden bakiye tutarla kaydetmeyi zorunlu sanmak; m.285 bu indirgemeyi zorunlu değil, isteğe bağlı kılar.
  • Senet faiz oranı açıklanmamışken rastgele bir oran uygulamak; açıklanmayan hâlde resmi iskonto haddi esas alınır.
  • Banka ve sigorta şirketlerinin indirgeme oranını genel mükellef gibi yalnız resmi iskonto haddiyle hesaplamak; bu kurumlar kendi muamelelerinde uyguladıkları faiz oranını da kullanabilir.
  • Alacak senedini indirgerken borç senedini eski yöntemle bırakmak; alacak senedi indirgemesi yapan mükellef borç senetlerini de aynı şekilde işlemek zorundadır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Vergi mahkemeleri ve Danıştay, üst hakkından doğan borçların da m.285 uyarınca değerleme gününe göre işleme tabi tutulacağını kabul etmektedir; ihtirazi kayıtla verilen beyanname üzerinden değerleme yapılmadan tahakkuk yapılması hukuka uygun bulunmamıştır. (4. Daire, 2020/798 E., 2021/6504 K., 10.11.2021; Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2020/379 E., 2021/1481 K., 03.11.2021)
  • Mahkemeler m.281 ve m.285'i birlikte değerlendirmekte, alacak ve borç değerlemesinin birbirine bağlı olduğunu kabul etmektedir. (3. Daire, 1997/1879 E., 1997/2742 K., 30.06.1997)
  • Vergi Dava Daireleri Kurulu, m.281 ve m.285 hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmektedir. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 1999/448 E., 2000/145 K., 07.04.2000)

Nasıl ispat edilir?

  • Borcun defterlerde kayıtlı olduğunu ve mukayyet değerini ispat yükü değerlemeyi yapan mükelleftedir; defter kayıtları ve belgeler bu ispatın temel delilidir.
  • Mevduat veya kredi borcunda faizin hesaplandığını gösteren banka dekontu, hesap ekstresi ya da kredi sözleşmesi ile faiz tutarı ispatlanır; ispat yükü mükelleftedir.
  • Senede bağlı borcun indirgenmesinde senetteki faiz oranı, senet metninde açıklanmamışsa resmi iskonto haddinin uygulandığı, senet ve Merkez Bankası oranı belgesiyle ortaya konur.
  • Alacak senedi indirgemesi yapıldığının ve borç senedinde de aynı yöntemin uygulandığının ispatı, mükellefin defter ve beyannamelerine dayanır; uyuşmazlıkta vergi idaresi bu tutarlılığı defter kayıtlarından inceler. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2020/379 E., 2021/1481 K., 03.11.2021)

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 213 sayılı Kanun m.281: Alacakların değerlenmesini düzenler; m.285 borç tarafını, m.281 alacak tarafını karşılıklı biçimde ele alır ve alacak senedi indirgemesi bakımından m.285'in son fıkrası m.281 ile birlikte okunur.

VUK m.286 — Tahviller

Madde, eşhamlı (anonim) şirketlerle iktisadi kamu müesseselerinin çıkardıkları tahvillerin değerlemesini düzenler; bu kurumların tahvilleri itibari değerleriyle değerlemesi zorunludur. Madde kime uygulandığı bakımından yalnızca bu iki kurum türünü kapsar. Tahvil dışındaki menkul kıymetlerin, pay senetlerinin veya diğer varlıkların değerlemesini düzenlemez. Değerleme yönteminin genel esasları, bilanço ve envanter hükümleri ile değerleme dönemleri de bu maddede yer almaz; bunlar Vergi Usul Kanunu'nun ilgili diğer maddelerinde düzenlenmiştir. Tahvil faizlerinin vergilendirilmesi ve tahvil ihracına ilişkin Türk Ticaret Kanunu hükümleri de bu maddenin kapsamı dışındadır.

Tahviller: hangi kavramlar bilinmeli?

Eşhamlı şirket
Sermayesi paylara bölünmüş ve ortakları pay sahibi olan, Türk Ticaret Kanunu'na göre kurulan anonim şirketi ifade eder. Maddede bu ifade, tahvil çıkaran şirketlerin hangi tür olduğunu belirler.
İktisadi kamu müessesesi
Kamu tüzel kişiliği bulunan ve ticari esaslara göre faaliyet gösteren kamu kuruluşunu ifade eder. Maddede eşhamlı şirketlerle birlikte, tahvil çıkaran ikinci kurum türü olarak anılır.
Tahvil
Anonim şirketlerin ve bu maddede anılan kamu kuruluşlarının, ödünç para bulmak için itibari değerleri eşit ve ibareleri aynı olarak çıkardıkları borçlanma senedidir. Tahvil sahibi, ödediği bedel kadar ihraç eden kuruma borç vermiş sayılır.
İtibari değer
Tahvil üzerinde yazılı olan nominal tutardır. Değerlemede piyasa değeri veya alış bedeli değil, bu nominal tutar esas alınır.

Tahviller: hangi şartlar aranır?

  • Değerleme yapan kurumun eşhamlı şirket veya iktisadi kamu müessesesi olması gerekir.
  • Değerlemeye konu varlığın, bu kurumların çıkardığı tahvil olması gerekir.
  • Tahvilin, değerleme tarihindeki itibari değeriyle değerlenmesi gerekir; piyasa değeri veya başka bir ölçüt esas alınamaz.
  • Bu zorunluluk, tahvilin kurum tarafından çıkarıldığı ve kurumun bilançosunda yer aldığı hallerde uygulanır.

Tahviller: hangi sonuçları doğurur?

  • Eşhamlı şirket veya iktisadi kamu müessesesi tahvillerini itibari değeriyle değerlemek zorundadır.
  • Tahvilin piyasa değeri, alış bedeli veya başka bir ölçüt düştüğünde bile zorunlu değerleme itibari değer üzerinden yapılır.
  • Madde, değerlemenin hangi tarihte yapılacağını, bilançoya hangi esasla yansıtılacağını veya değer düşüklüğü karşılığı ayrılıp ayrılmayacağını düzenlemez; bu konular genel bilanço ve envanter hükümlerine bırakılmıştır.
  • Madde emredici niteliktedir; kurumun farklı bir değerleme yöntemi seçmesi mümkün değildir.

Eşhamlı şirket ile diğer ticari işletmeler arasındaki fark nedir?

Eşhamlı şirketler, tahvillerini itibari değerleriyle değerlemekle yükümlüdür.

Şahıs şirketleri veya gerçek kişi tüccarlar, bu maddede anılmadığından aynı zorunluluğa tabi değildir.

Bu kurumlar için tahvil değerlemesinde itibari değer esası zorunludur; diğer işletmelerin tahvil değerlemesi bu maddeye göre belirlenmez.

İktisadi kamu müessesesi ile özel hukuk kurumları arasındaki fark nedir?

İktisadi kamu müesseseleri, kamu tüzel kişiliği taşıyan kurumlar olarak bu maddeye tabidir.

Özel sektör kuruluşları, eşhamlı şirket niteliği taşımayan kurumlar bu madde kapsamında değildir.

Bu kurumların tahvilleri de itibari değerle değerlenir; buna karşılık madde kapsamı dışındaki kurumlar için hüküm uygulanmaz.

Tahviller: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Tahvili piyasa değeri veya alış bedeli üzerinden değerlemek; maddenin zorunlu itibari değer esasını göz ardı etmek.
  • Maddeyi tüm şirketlere veya tüm borçlanma senetlerine genişletmek; yalnız eşhamlı şirketler ile iktisadi kamu müesseseleri bakımından uygulanır.
  • Değerlemenin dönemi, karşılık ayrılması veya değer düşüklüğü konusunu bu maddeden çıkarmaya çalışmak; bu konular madde kapsamında değildir.
  • Tahvil faizini değerleme farkıyla karıştırmak; madde faiz gelirinin vergilendirilmesini düzenlemez.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Vergi Dava Daireleri Kurulu, eşhamlı şirket ve iktisadi kamu müessesesi tahvillerinin değerlemesinde 286. maddenin amir hükmüne uyulması gerektiğini benimsemiştir. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2004/107 E., 2004/175 K., 03.12.2004)
  • Uyuşmazlıkta Vergi Mahkemesi'nin ısrar kararı, 286. maddeye uygun bulunarak temyiz talebi hukuki dayanaktan yoksun sayılmıştır. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2004/107 E., 2004/175 K., 03.12.2004)

Nasıl ispat edilir?

  • Değerlemenin itibari değer üzerinden yapıldığını iddia eden tarafın, bilanço ve defter kayıtlarıyla bunu ortaya koyması gerekir.
  • Tahvilin itibari değerinin tespiti için ihraç belgesi, tahvil metni ve genel kurul ya da yönetim kurulu kararı gibi yazılı belgeler esas alınır.
  • Kurumun tahvilleri farklı bir değerle kaydettiğini ileri süren idare, bu iddiasını defter ve bilanço incelemesiyle ispatlamak zorundadır.
  • Kurum, değerlemenin itibari değer dışında yapıldığını savunuyorsa, bunun maddenin istisnası olduğunu ve yasal dayanağını ortaya koymalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6762 sayılı TTK m.420: Tahvilin anonim şirketler tarafından ödünç para bulmak için itibari değerleri eşit ve ibareleri aynı olarak çıkarılan borç senedi olduğunu tanımlar; maddedeki tahvil kavramının dayanağıdır.
  • 6762 sayılı TTK m.504: Borçlanma senetlerinin bedellerinin nakit olması ve tamamen ödenmesi şartını koyar; tahvilin itibari değerinin kurum tarafından tahsil edilen bedel olduğu anlayışına dayanak oluşturur.
  • 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m.275: Karar alıntısında birlikte anılan hükümdür; değerleme ve defter tutma yükümlülüğü ile ilgilidir, bu maddenin uygulanmasında bağlantılı olarak göz önünde bulundurulur.

VUK m.287 — Pasif geçici hesap kıymetleri

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 287. maddesi, pasif geçici hesapların değerlemesini düzenler; yani gelecek dönemlere ait peşin tahsil edilen hasılatın ve cari dönemin giderlerinden henüz ödenmemiş olanların mukayyet değerleri üzerinden pasifleştirilmesini kapsar. Madde, ticari, zirai ve serbest meslek kazancı sahibi mükelleflerin iktisadi işletmelerindeki pasif geçici hesap kalemleri bakımından uygulanır. Maddede aktif kıymetlerin değerlemesi (m.283), dönem sonu değerleme esasları ve kur farkı gibi konular düzenlenmemiştir; bunlar için 283 üncü madde ve ilgili değerleme hükümlerine bakılmalıdır. Pasif geçici hesapların gider ve gelir tahakkuku ile ilgili ayrıntılı kriterleri de bu maddede değil, ilgili gelir vergisi ve kurumlar vergisi hükümlerinde aranmalıdır.

Pasif geçici hesap kıymetleri: hangi kavramlar bilinmeli?

Pasif geçici hesaplar
Henüz dönem sonuçlarına tam olarak yansımamış, bilanço tarihinde yükümlülük niteliği taşıyan kalemlerdir. Bu madde kapsamında gelecek dönemlere ait peşin tahsil edilen hasılat ile cari dönem giderlerinden henüz ödenmemiş olanlar yer alır.
Mukayyet değer
Kayıtlarda yer alan, defterlerdeki kayıt tutarı anlamına gelen değerdir. Pasif geçici hesap kalemleri bu değer üzerinden pasifleştirilir ve değerleme bu kayıt değerinden hareket eder.
Peşin tahsil edilen hasılat
Hizmet veya malın henüz teslim edilmediği, ancak bedelinin gelecek bir hesap dönemine ait olarak önceden alındığı gelirdir. Gelir yönünden bir pasif kalem oluşturur.
Cari hesap dönemine ait ödenmemiş giderler
Bilanço tarihi itibarıyla cari dönemde yapılmış, ancak henüz ödenmemiş giderlerdir. Ödeme yapılmamış olması pasifleştirmeyi engellemez.

Pasif geçici hesap kıymetleri: hangi şartlar aranır?

  • Kalemin pasif geçici hesap niteliğinde olması gerekir: peşin tahsil edilen hasılat ise gelecek hesap dönemine ait olmalıdır.
  • Gider kalemi için cari hesap dönemine ait olması ve henüz ödenmemiş bulunması gerekir.
  • Pasifleştirilecek tutar mukayyet değer üzerinden alınmalıdır; değerleme bu kayıt tutarına göre yapılır.

Pasif geçici hesap kıymetleri: hangi sonuçları doğurur?

  • Gelecek hesap dönemlerine ait peşin tahsil edilen hasılat, mukayyet değeri üzerinden pasifleştirilir.
  • Cari hesap dönemine ait henüz ödenmemiş giderler, mukayyet değeri üzerinden pasifleştirilir.
  • Maddede belirtilen kalemler pasifleştirilmediğinde, pasif geçici hesap değerlemesi bu madde uyarınca yapılmamış sayılır ve dönem kârı buna göre yanlış hesaplanır.

Peşin tahsil edilen hasılat ile cari dönem ödenmemiş gider arasındaki fark nedir?

Gelecek hesap dönemine ait peşin tahsil edilen hasılat, gelir yönünden pasif geçici hesap oluşturur.

Cari hesap dönemine ait ancak henüz ödenmemiş giderler, gider yönünden pasif geçici hesap oluşturur.

Her iki kalem de madde uyarınca pasifleştirilir; ancak birincisinde dönem ayrımı gelecek döneme, ikincisinde cari döneme göre yapılır.

Pasif geçici hesap kıymetleri: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Peşin tahsil edilen hasılatı cari dönem geliri gibi kaydetmek; gelecek döneme ait kısmı pasifleştirmemek.
  • Ödenmemiş cari dönem giderini ödeme yapılmadığı gerekçesiyle pasifleştirmemek.
  • Pasifleştirilecek tutarı mukayyet değer yerine piyasa değeriyle hesaplamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Pasif geçici hesap kalemlerinin değerlemesinde ölçüt kayıt değeri olan mukayyet değerdir; bu değer üzerinden pasifleştirme yapılması kabul edilmektedir. (4. Daire, 2006/1917 E., 2006/1669 K., 21.09.2006)

Nasıl ispat edilir?

  • Pasif geçici hesap kalemlerinin varlığını ve tutarını ileri süren mükellef, bunu ticari defter ve belgeleriyle ispatlar.
  • Peşin tahsil edilen hasılatın hangi döneme ait olduğu, sözleşme ve tahsilat belgeleriyle gösterilmelidir.
  • Ödenmemiş giderin cari döneme ait olduğu, fatura ve tahakkuk kayıtlarıyla ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 213 m.283: Aktif kıymetlerin değerlemesini düzenler; bu madde pasif geçici hesap kalemlerini düzenlediğinden iki hüküm birlikte okunur.

VUK m.288 — Karşılıklar

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 288. maddesi, işletmelerin hasıl olan veya hasıl olması beklenen, ancak miktarı kesin olarak belirlenemeyen belli zararlar için hesaben ayırdıkları karşılıkların tanımını, karşılıkların değerlenmesini ve amortisman kayıtlarının saklı kalmasını düzenler. Madde, ticari, zirai ve serbest meslek kazancı elde eden ve bilanço esasına göre defter tutan mükellefler bakımından uygulanır. Maddenin son fıkrasında yer alan değerleme hükmü, 5228 sayılı Kanun ile 285. maddenin birinci fıkrasına eklenen faiz ibaresini de kapsar. Madde, karşılıkların kurumlar vergisi veya gelir vergisi matrahına etkisini, karşılık ayırma sınırlarını ve kayıtların hangi zaman diliminde yapılacağını düzenlemez; bunlar ilgili vergi kanunları ve Vergi Usul Kanunu'nun ilgili maddelerinde yer alır (ör. kurumlar vergisi matrahına ilişkin hükümler, 285. madde ile borçların değerlemesi). Hesaplanan karşılıkların kayıt ve belgelendirme usulü ile vergi incelemesi süreci de bu maddenin kapsamı dışındadır.

Karşılıklar: hangi kavramlar bilinmeli?

Karşılık
Hasıl olan veya hasıl olması beklenen, ancak miktarı kesin olarak belirlenemeyen ve işletme için bir borç niteliği taşıyan belli zararları karşılamak amacıyla hesaben ayrılan tutardır. Karşılık, gerçekleşmiş bir borcun ödenmesi değil, ileride doğabilecek bir zararın muhasebe kaydıyla ayrılmasıdır.
Mukayyet değer
Değerlemenin dayanağı olan, işletmenin defterlerinde kayıtlı tutardır. Karşılıklar bu tutar üzerinden pasifleştirilerek değerlenir; piyasa değeri gibi başka bir ölçüt bu fıkra kapsamında kullanılmaz.
Pasifleştirme
Karşılığın bilanço pasifinde yükümlülük olarak kaydedilmesi işlemidir. Karşılığın değerlemesi bu kayıt yoluyla yapılır.
Amortisman kayıtları
Maddi ve maddi olmayan duran varlıkların değer kaybının dönemlere dağıtılarak kaydedilmesidir. Karşılık hükmü, amortismana ilişkin özel hükümler saklı kalacak biçimde uygulanır.

Karşılıklar: hangi şartlar aranır?

  • Ayrılan tutarın hasıl olan veya hasıl olması beklenen bir zararı karşılamak amacını taşıması gerekir.
  • Zararın miktarının kesin olarak belirlenemeyen nitelikte olması gerekir; miktarı belli olan borçlar için karşılık ayrılmaz.
  • Zararın teşebbüs bakımından bir borç mahiyetinde bulunması gerekir.
  • Karşılığın hesaben, yani muhasebe kaydıyla ayrılması gerekir.
  • Karşılık tutarının mukayyet değeri üzerinden pasifleştirilerek değerlenmesi gerekir.
  • Amortisman kayıtlarına ilişkin özel hükümler varsa bunların saklı tutulması gerekir.

Karşılıklar: hangi sonuçları doğurur?

  • Koşulları gerçekleşen zarar için hesaben ayrılan tutar karşılık sayılır ve bilançoda pasifleştirilir.
  • Miktarı kesin olarak belli olan borçlar karşılık konusu yapılamaz; bunlar borç olarak kaydedilir.
  • Karşılıklar mukayyet değerleriyle değerlenir; bu değerleme dönem sonunda karşılığın bilançodaki tutarını belirler.
  • Mevduat veya kredi sözleşmelerinden doğan borçlara ilişkin değerlemede, değerleme gününe kadar işleyecek faizler de dikkate alınır.
  • Amortisman kayıtlarına ilişkin özel hükümler mahfuzdur; bu hükümler karşılık hükmünün yerini almaz.
  • Kanunda belirtilen koşullar gerçekleşmeden karşılık ayrılırsa, bu tutar vergi kanunlarının karşılık için öngördüğü kabul şartlarını taşımaz ve bu durumda ilgili vergi hukuku sonuçları doğar. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2007/143 E., 2007/290 K., 19.10.2007)

Karşılık ile amortisman arasındaki fark nedir?

Karşılık, miktarı kesin olmayan bir borç veya zararın ayrılmasıdır.

Amortisman, bilinen bir değer kaybının dönemlere dağıtılmasıdır.

Madde metni amortisman kayıtlarına ilişkin özel hükümleri saklı tutar; amortisman için ayrı hükümler uygulanır, karşılık hükmü bunların yerine geçmez.

Karşılık ile kesin borç arasındaki fark nedir?

Karşılık, miktarı kesinleşmemiş ileri tarihli bir zarar için ayrılır.

Miktarı belli ve doğmuş bir borç doğrudan borç olarak kaydedilir.

Miktarı kesinleşmiş borç için karşılık ayrılamaz; karşılık yalnızca tutarın belirsiz olduğu hallerde söz konusu olur.

Genel değerleme ile faizli borç değerlemesi arasındaki fark nedir?

Karşılıklar mukayyet değerleriyle pasifleştirilerek değerlenir.

285. maddenin birinci fıkrasına eklenen ibareye göre mevduat veya kredi sözleşmelerinden doğan borçlar, değerleme gününe kadar hesaplanacak faizleriyle birlikte dikkate alınır.

Mevduat veya kredi kaynaklı borçlara ilişkin karşılıklarda değerleme tutarı faiz unsurunu da içerir. Bu ayrım 285. maddeye atıfla uygulanır.

Karşılıklar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Miktarı kesin olarak belli olan bir borç için karşılık ayırmak; bu durumda borç doğrudan kaydedilmelidir.
  • Karşılığı yalnızca bir riskin varlığına dayandırmak; kanundaki zararın teşebbüs için borç mahiyeti taşıması koşulunu gözden kaçırmak.
  • Karşılığı mukayyet değer yerine piyasa değeri ile değerlemek.
  • Amortisman kayıtlarını karşılık hükmüyle aynı kurallara bağlamak; amortisman hükümleri saklıdır.
  • Mevduat veya kredi kaynaklı borçların değerlemesinde 285. maddedeki faiz ibaresini dikkate almamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Karşılık kavramı, miktarı katiyetle kestirilemeyen ve teşebbüs için borç mahiyeti taşıyan zararlar için hesaben ayrılan tutar olarak yorumlanmaktadır. (4. Daire, 1999/1519 E., 2000/22 K., 17.01.2000; 4. Daire, 1999/731 E., 1999/2237 K., 26.05.1999; 3. Daire, 2000/3612 E., 2001/4291 K., 03.12.2001)
  • Karşılıkların değer azalışları ile işletmenin sahip olduğu iktisadi kıymetlerdeki riskleri de kapsayabileceği kabul edilmektedir. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2007/143 E., 2007/290 K., 19.10.2007)
  • Karşılık ayrılması, kanunda aranan tanım unsurlarının birlikte bulunmasına bağlanmaktadır; yalnızca bir riskin varlığı yeterli görülmemektedir. (3. Daire, 1997/4519 E., 1999/495 K., 16.02.1999)

Nasıl ispat edilir?

  • Karşılık ayırma talebinde bulunan mükellef, zararın hasıl olduğunu veya hasıl olmasının beklendiğini ve miktarının kesin olarak belirlenemediğini kendi defter ve belgeleriyle ispatlamalıdır.
  • Karşılığın teşebbüs için borç mahiyetinde olduğu, ilgili sözleşme, dava veya risk belgeleriyle ortaya konulmalıdır.
  • Karşılığın mukayyet değer üzerinden pasifleştirildiği, defterlerdeki kayıtlarla gösterilmelidir.
  • Mevduat veya kredi kaynaklı borç için faiz unsurunun değerlemeye dahil edildiği, sözleşme ve faiz hesaplamasıyla ispatlanmalıdır.
  • Amortisman kaydına dayanılacaksa bu kaydın özel hükümlere uygun yapıldığı ayrıca ortaya konulmalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 213 sayılı Kanun m.285: Borçların mukayyet değerleriyle değerlenmesini düzenler. 288. maddenin ikinci fıkrası karşılıklar bakımından bu hükme gönderme yapar ve 285. maddenin birinci fıkrasına eklenen faiz ibaresi, karşılıkların değerlemesine de yansır.
  • 213 sayılı Kanun m.288: Karşılığın tanımını ve değerleme ilkesini kurar; kendi içinde amortisman hükümlerini saklı tutar.

VUK m.289

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 289. maddesi, bu Kanun'un ilgili bölümünde yazılı olmayan ya da yazılı olmakla birlikte kendi ölçüleriyle değerlenmesi mümkün bulunmayan iktisadi kıymetlerin hangi ölçülerle değerleneceğini düzenler. Düzenleme, değerleme ölçülerinin sıralamasını (bina ve arazi için vergi değeri, diğer kıymetler için borsa rayici, mukayyet değer ve emsal bedeli) belirler. Madde vergi usulü bakımından genel bir değerleme kuralıdır ve kişi ayrımı yapmaz. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: kıymetin kendi ölçüleriyle değerlenmesi ve bu bölümdeki diğer değerleme kuralları (ilgili VUK hükümleri), vergi değerinin tespiti usulü ve itiraz yolları, bu ölçülerin hesaplanma biçimi ile emsal bedelinin araştırılma usulü.

m.289: hangi kavramlar bilinmeli?

İktisadi kıymet
Vergi hukuku bakımından değeri ölçülebilen ve bilanço ya da değerleme işlemine konu olabilen mal ve haklardır. Bu maddenin uygulanabilmesi için kıymetin ilgili bölümde yazılı bir ölçüsü bulunmamalı ya da yazılı ölçü kendi başına değerleme yapmaya elverişli olmamalıdır.
Vergi değeri
Bina ve arazi için bu maddede birinci ölçü olarak kabul edilen değerdir. Bina ve arazinin değerlenmesinde, varsa diğer ölçülere başvurulmadan doğrudan vergi değeri esas alınır.
Borsa rayici
Kıymetin borsada oluşan fiyatıdır. Borsada rayici bulunan kıymetlerde bu ölçü, mukayyet değerden önce gelir; borsa rayicinin yokluğu hâlinde ikinci ölçüye geçilir.
Mukayyet değer
Kıymetin, bu Kanun'un ilgili bölümünde yer alan kayıt ya da defter değeri olarak anlaşılan değeridir. Borsa rayicinin bulunmadığı hâllerde ve emsal bedelinden önce uygulanır.
Emsal bedeli
Benzer nitelikteki kıymetlerin piyasadaki karşılaştırılabilir satış ya da kullanım bedelleridir. Madde bakımından son ölçü olup, diğer ölçülerin hiçbirinin bulunmadığı hâlde başvurulur.

m.289: hangi şartlar aranır?

  • Değerlenecek kıymetin, VUK'un ilgili bölümünde yazılı olmaması ya da yazılı olmakla birlikte kendi ölçüleriyle değerlenmesine imkân bulunmaması gerekir.
  • Kıymet bina veya arazi ise vergi değeri esas alınır ve bu ölçü diğer ölçülerden önce gelir.
  • Kıymet bina veya arazi değilse, varsa borsa rayici esas alınmalıdır.
  • Borsa rayici bulunmayan hâllerde mukayyet değere, o da yoksa emsal bedeline başvurulmalıdır.
  • Ölçülerin sıralaması atlanarak alt sıradaki ölçüye doğrudan geçilmemelidir; üst sıradaki ölçünün bulunmadığı açıkça belirlenmelidir.

m.289: hangi sonuçları doğurur?

  • Bina ve arazi, vergi değeri üzerinden değerlenir.
  • Diğer iktisadi kıymetler, varsa borsa rayici üzerinden değerlenir.
  • Borsa rayicinin bulunmadığı kıymetler mukayyet değer üzerinden değerlenir.
  • Mukayyet değer de bulunmuyorsa emsal bedeli üzerinden değerlenir.
  • Madde kendi ölçüleriyle değerlenebilen kıymetlere uygulanmaz; bu kıymetler kendi ölçüleri ile değerlenir.
  • Madde bir değerleme sıralaması kurduğundan, ölçüler arasında serbest seçim yapılamaz; üst sıradaki ölçü mevcutsa alt sıradaki ölçü esas alınamaz.

Bina ve arazi ile diğer iktisadi kıymetler arasındaki fark nedir?

Bina ve arazi için ölçü vergi değeridir. Bu ölçü, taşınmazların vergi kayıtlarında yer alan değerdir.

Diğer kıymetler için ölçü borsa rayicidir; borsa rayici yoksa mukayyet değer, o da yoksa emsal bedeli uygulanır.

Taşınmazlarda borsa rayici ya da mukayyet değer araştırılmaz; diğer kıymetlerde ise vergi değerine değil, sıralı ölçülere başvurulur.

Borsa rayici ile mukayyet değer arasındaki fark nedir?

Borsada işlem gören kıymetlerde borsa rayici birinci ölçüdür.

Borsada rayici bulunmayan kıymetlerde mukayyet değer ikinci ölçü olarak uygulanır.

Borsa rayicinin varlığı hâlinde mukayyet değere bakılmaz; yokluğunda mukayyet değer esas alınır.

Mukayyet değer ile emsal bedeli arasındaki fark nedir?

Mukayyet değer, kıymetin defter ya da kayıt değeridir ve ilgili bölümde bulunabilir.

Emsal bedeli, piyasadaki benzer kıymetlerin bedelidir ve son ölçü olarak başvurulur.

Mukayyet değer mevcutsa emsal araştırmasına gidilmez; mukayyet değer bulunmadığında emsal bedeli esas alınır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Veraset ve intikal vergisinin matrahı, ivazsız intikal eden malların VUK'a göre bulunan değeri olarak belirlenir ve bu değer için 289. madde esas alınır. (7. Daire, 1997/2620 E., 1998/2998 K., 23.09.1998)
  • Her yıl Ekim ayı sonunda oluşan bir yıllık ortalama ÜFE artış oranının 289. maddeye göre yeniden değerleme oranı olarak belirlendiği kabul edilmektedir. (7. Daire, 2021/541 E., 2024/2798 K., 30.05.2024)
  • VUK'ta açıkça değerleme ölçüsü belirtilmeyen üst hakkı kullanım bedellerinin, 289. madde uyarınca varsa borsa rayici, yoksa mukayyet değerleriyle değerlendiği kabul edilmektedir. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2020/379 E., 2021/1481 K., 03.11.2021)

Nasıl ispat edilir?

  • Değerleme ölçüsünü ileri süren taraf, kıymetin hangi ölçüye tabi olduğunu ve bu ölçünün varlığını göstermekle yükümlüdür.
  • Taşınmaz için vergi değerini gösteren tapu ve vergi kayıtları; borsa rayicini gösteren resmi belgeler ya da borsa kayıtları kullanılabilir.
  • Borsa rayicinin ya da mukayyet değerin bulunmadığını ileri süren taraf, bu yokluğu kayıtlarla ya da ilgili kurumun yazısıyla ispatlamalıdır; aksi hâlde emsal bedelinin esas alınması savunulamaz.
  • Emsal bedelinin kullanılmasında, karşılaştırılabilir kıymetlerin satış ya da kullanım bedellerini gösteren belgeler ve gerekirse bilirkişi incelemesi delil olarak kullanılır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 213 sayılı Vergi Usul Kanunu: Maddenin bulunduğu kanun olup, maddede anılan 'bu bölüm' ifadesi bu Kanun'un değerleme bölümünü kastetmektedir. Bölümde yazılı değerleme ölçüleri bu maddeden önce uygulanır.

VUK m.290 — Serbest meslek erbabının tesisleri

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 290. maddesi, serbest meslek erbabının amortismana tabi tuttuğu tesisat, mefruşat ve demirbaş eşyalarının değerlemesinin, aynı Kanunun değerlemeye ilişkin bölüm hükümlerine göre yapılacağını belirler. Hüküm, serbest meslek erbabı olan mükellefler bakımından uygulanır. Madde, değerleme oranlarını, yeniden değerleme sürelerini ve değerleme usulünün ayrıntılarını kendisi düzenlemez; bunlar bölümün genel hükümlerinde yer alır. Maddenin kapsamı dışında kalan konular şunlardır: ticari işletmelerin ve çiftçilerin amortismana tabi varlıklarının değerlemesi (ilgili genel hükümler), amortisman yöntemleri ve oranları (VUK'un amortisman bölümü), finansal kiralama işlemlerinde değerleme (VUK m.290'a ek mükerrer hüküm).

Serbest meslek erbabının tesisleri: hangi kavramlar bilinmeli?

Serbest meslek erbabı
Serbest meslek faaliyetini mütat meslek hâlinde icra eden kişidir. Bu kişi bir işverene bağlı çalışmaz ve faaliyeti sermayeden çok kişisel bilgi ve uzmanlığa dayanır.
Amortismana tabi iktisadi kıymet
Kullanım sırasında değer kaybına uğrayan ve bu nedenle yıllara yayılarak amortisman ayrılabilen varlıktır. Maddede tesisat, mefruşat ve demirbaş eşya olarak sayılan kalemler bu niteliği taşıyan varlıklardır.
Değerleme
Maddede bahsedilen varlıkların, vergi matrahının hesaplanmasıyla ilgili olarak bölümde öngörülen usul ve esaslara göre değerinin takdiri işlemidir. Değerleme bu maddenin kendi içinde oran veya usul göstermez, bölüme atıf yapar.

Serbest meslek erbabının tesisleri: hangi şartlar aranır?

  • Mükellefin serbest meslek erbabı sıfatı taşıyor olması gerekir.
  • Değerlemeye konu varlığın tesisat, mefruşat veya demirbaş eşya niteliğinde ve amortismana tabi tutulmuş olması gerekir.
  • Değerleme, VUK'un değerlemeye ilişkin bölüm hükümlerine göre yapılmalıdır.

Serbest meslek erbabının tesisleri: hangi sonuçları doğurur?

  • Serbest meslek erbabının amortismana tabi tesisat, mefruşat ve demirbaş eşyası, VUK'un değerleme bölümü hükümlerine göre değerlemeye tabi tutulur.
  • Varlık amortismana tabi değilse veya mükellef serbest meslek erbabı değilse bu madde uygulanmaz.

Serbest meslek erbabı ile ticari işletme arasındaki fark nedir?

Serbest meslek erbabı, kazancını kişisel bilgi ve uzmanlığına dayanarak elde eden ve bu maddeye tabi olan mükelleftir.

Ticari işletme sahibi tacir, sermaye ağırlıklı faaliyet yürütür ve bu maddenin kapsamı dışında kalır.

Madde yalnızca serbest meslek erbabının amortismana tabi tesisat, mefruşat ve demirbaşları için değerleme hükümlerinin uygulanmasını öngörür; ticari işletmenin varlıkları için bu madde uygulanmaz.

Serbest meslek erbabının tesisleri: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddeyi ticari işletmelerin demirbaşlarına da uygulamak; madde yalnızca serbest meslek erbabını kapsar.
  • Maddede yer almayan bir değerleme oranı veya süre aramak; madde bu konuda hüküm içermez, bölüme yollama yapar.
  • Finansal kiralama değerlemesini bu maddeyle karıştırmak; o konu ayrı bir mükerrer hükümle düzenlenmiştir.

Nasıl ispat edilir?

  • Serbest meslek erbabı sıfatını iddia eden mükellef, faaliyetinin kişisel bilgi ve uzmanlığa dayandığını ve mütat meslek hâlinde yürütüldüğünü ispatlamakla yükümlüdür.
  • Varlığın tesisat, mefruşat veya demirbaş eşya olduğu ve amortismana tabi tutulduğu, defter kayıtları ve amortisman ayrılmasına ilişkin belgelerle ispatlanır.
  • Varlığın değerlemeye tabi tutulmuş olduğunu iddia eden taraf, değerleme işleminin bölüm hükümlerine uygun yapıldığını gösteren kayıtları ibraz etmelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 213 m.290: Maddenin kendisidir; değerlemenin usul ve esasları için bölümün genel hükümlerine yollama yapar.
  • 213 sayılı Kanun: Maddede atıf yapılan değerleme bölümünün ve amortisman hükümlerinin bulunduğu kanundur.

Konuda geçen kararlar

16 karar
  1. 7. Daire, 2021/541 E., 2024/2798 K., 30.05.2024
    İlgili madde: m.289
  2. 4. Daire, 2020/798 E., 2021/6504 K., 10.11.2021
    İlgili madde: m.285
  3. Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2020/379 E., 2021/1481 K., 03.11.2021
    İlgili madde: m.285, m.289
  4. 3. Daire, 2017/1970 E., 2021/1456 K., 22.03.2021
    İlgili madde: m.290
  5. Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2007/143 E., 2007/290 K., 19.10.2007
    İlgili madde: m.288
  6. 4. Daire, 2006/1917 E., 2006/1669 K., 21.09.2006
    İlgili madde: m.287
  7. Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2004/107 E., 2004/175 K., 03.12.2004
    İlgili madde: m.286
  8. 3. Daire, 2001/2362 E., 2003/4917 K., 11.11.2003
    İlgili madde: m.285
  9. 4. Daire, 2001/1399 E., 2002/2405 K., 10.06.2002
    İlgili madde: m.285
  10. 3. Daire, 2000/3612 E., 2001/4291 K., 03.12.2001
    İlgili madde: m.288
Diğer 6 karar
  1. Vergi Dava Daireleri Kurulu, 1999/448 E., 2000/145 K., 07.04.2000
    İlgili madde: m.285
  2. 4. Daire, 1999/1519 E., 2000/22 K., 17.01.2000
    İlgili madde: m.288
  3. 4. Daire, 1999/731 E., 1999/2237 K., 26.05.1999
    İlgili madde: m.288
  4. 3. Daire, 1997/4519 E., 1999/495 K., 16.02.1999
    İlgili madde: m.288
  5. 7. Daire, 1997/2620 E., 1998/2998 K., 23.09.1998
    İlgili madde: m.289
  6. 3. Daire, 1997/1879 E., 1997/2742 K., 30.06.1997
    İlgili madde: m.285

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 04.12.1985 (m.285).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 1.3. Değerleme bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış