1982 Anayasası Madde 131

1982 Anayasası 131. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 131 – Yükseköğretim kurumlarının öğretimini planlamak, düzenlemek, yönetmek, denetlemek, yükseköğretim kurumlarındaki eğitim - öğretim ve bilimsel araştırma faaliyetlerini yönlendirmek bu kurumların kanunda belirtilen amaç ve ilkeler doğrultusunda kurulmasını, geliştirilmesini ve üniversitelere tahsis edilen kaynakların etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak ve öğretim elemanlarının yetiştirilmesi için planlama yapmak maksadı ile Yükseköğretim Kurulu kurulur. (Değişik ikinci fıkra: 7/5/2004-5170/8 md.) Yükseköğretim Kurulu, üniversiteler tarafından seçilen ve sayıları, nitelikleri, seçilme usulleri kanunla belirlenen adaylar arasından rektörlük ve öğretim üyeliğinde başarılı hizmet yapmış profesörlere öncelik vermek sureti ile Cumhurbaşkanınca atanan üyeler ve Cumhurbaşkanınca doğrudan doğruya seçilen üyelerden kurulur. [72] Kurulun teşkilatı, görev, yetki, sorumluluğu ve çalışma esasları kanunla düzenlenir. 3. Yükseköğretim kurumlarından özel hükümlere tabi olanlar

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

14 karar eşleşti
20. Hukuk Dairesi, 2016/6714 E., 2018/1236 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKadastro Mahkemesi
Tarım Bakanlığının tüm valilik ve kaymakamlıklara gönderilen 8/5/1963 gün ve 1329/1 sayılı yazıda (3573 ve 6777 sayılı kanunlar gereğince (1961 tarihli) Anayasanın 37 ve 131. maddeleri karşısında devlet ormanlarından yabani zeytinlik ,menengiçlik,harnupluk sahalarının ayrılamayacağının bildirildiği, her kanunun yürülüğü döneminde ilgili bulunduğu uyuşmazlıklarda uygulanmasının vazgeçilmez bir kura
20. Hukuk Dairesi         2016/6714 E.  ,  2018/1236 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine temsilcisi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında dava konusu ...köyü, 201 ada 12 parsel sayılı 40478,91 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliğinde belgesiz zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, davaya konu taşınmazın imar ve ihya edilmediği, taşlık, kayalık ve çalılık niteliğinde devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ileri sürerek Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine, dava konusu ... köyü 201 ada 12 sayılı parselin teknik bilirkişilerin raporunda (A1) harfi ile gösterilen 4282,84 m2 ve (A2) harfi ile gösterilen 558,18 m2 yüzölçümündeki bölümlerinin orman niteliğinde Hazine adına tesciline, (B) harfi ile gösterilen 35637,89 m2 yüzölçümündeki bölümün tespit gibi tesciline, karar verilmiş, hüküm davacı ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 13.04.2010 tarih, 2010/1424 E. - 4953 K. sayılı kararı ile bozulmuştur. Hükmüne uyulan bozma kararında: ''Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli görülmemiştir. Şöyle ki; Orman Yönetimi tarafından dosyaya gönderilen aplikasyon krokisinin incelenmesinde, 222 ada 2 numaralı kadastro parselinin bulunduğu yerin krokide 189 numaralı zeytincilik parseli, kuzeydeki 1 ve 20 numaralı kadastro parsellerinin bulunduğu yeri 187 numaralı zeytincilik parseli ve yine 8 numaralı kadastro parselinin bulunduğu yerin, 181 numaralı zeytincilik parseli, 21 numaralı kadastro parselinin bulunduğu yerin 179 numaralı zeytincilik parseli olarak işaretlendiği, 3 ve 19 numaralı kadastro parsellerin bulunduğu yerin 192 numaralı zeytincilik parseli olarak işaretlendiği gözlenmiş olup, buna göre, yörede 1941 yılında 3116 sayılı Kanuna göre orman kadastrosu yapıldıktan sonra orman sınırı içinde bırakılan yerlerden 1950 yılından sonra 5373 sayılı Kanun hükümlerine göre zeytincilik parselasyonu yapılarak dağıtıldığı izlenimi uyanmaktadır. Mahkemece dosyaya getirtilen haritaların kroki mahiyetinde olduğu, 3116 sayılı Kanun hükümlerine yapılan orman kadastrosuna ilişkin orijinal orman kadastro haritasının tamamının ve yörede yapıldığı anlaşılan zeytincilik dağıtımına ilişkin parselasyon harita ve belgelerinin getirtilerek ,zeytincilik parsellerinin 3116 sayılı Kanuna göre düzenlenen orijinalinden fotokopi orman kadastro haritası getirtilerek üzerinde gösterilmediği, 187, 189, 192, 181 ve 179 numaralı zeytincilik parsellerinin kimlere tahsis edildiği, tahsis edilmiş ise imar ve ihya koşullarının oluşup, tevziatın tamamlanıp tamamlanmadığı, dağıtılan zeytincilik parselleri hakkında tapu kaydı oluşup oluşmadığı ise dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Tarım Bakanlığının tüm valilik ve kaymakamlıklara gönderilen 8/5/1963 gün ve 1329/1 sayılı yazıda (3573 ve 6777 sayılı kanunlar gereğince (1961 tarihli) Anayasanın 37 ve 131. maddeleri karşısında devlet ormanlarından yabani zeytinlik ,menengiçlik,harnupluk sahalarının ayrılamayacağının bildirildiği, her kanunun yürülüğü döneminde ilgili bulunduğu uyuşmazlıklarda uygulanmasının vazgeçilmez bir kural olduğu, (HGK'nın 9/3/1988 gün 1987/2-860-232 ve 23/11/1988 gün 1988/1-825-964 ve 13/10/2004 gün 2004/10-528-533 ve 8/11/2006 gün 2006/14-701-698 sayılı kararları), Devlet ormanlarından zeytinlik tespit ve tefrikinin, ormanların özel mülke konu olamayacağı ve daraltılamayacağı hakkındaki, Anayasanın 37 ve 131. maddesine aykırı olduğu, 11/6/1958 gün 1958/8-7 sayılı İBK. ile (Deliceliklerin para ve emek harcanarak zeytinlik durumuna getirilmesinin imar ve ihya sayılacağı kabul edilmiş ise de bu içtihatta orman olmayan taşınmazların sözkonusu olduğu,1970, 1974, 1984, 1986 ve 2004 tarihli Orman Kadastro Yönetmeliklerinin tümünde “3573 sayılı Kanun ile bu Kanunu değiştiren 6777 sayılı Kanuna göre Devlet Ormanlarından tefrik edilmiş, zeytinlik, sakızlık ve harnupluk sahalar için tevzi işlemleri yapılmamış ise Devlet Ormanı olarak sınırlandırılır.” hükümlerinin mevcut olduğu, yine 6831 sayılı Kanunun 05/11/2003 gün ve 4999 sayılı Kanun ile değişik 7. maddesinde "evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların orman kadastrosunun orman kadastro komisyonunca yapılacağının" hükme bağlandığı; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27/02/2008 gün ve 2008/20-157 Esas - 2008/194 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere delicelik ve yabani zeytinlerin aslının orman ağacı olduğu, ancak 3573 sayılı “Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun “hükümlerine göre yetkili makamlarca zeytincilik parseli olarak tahsis edilmesi, daha sonra da imar-ihya koşullarının oluştuğu belirlenerek temlik kararı verilmesi ya da verilen bu temlik kararı uyarınca tapu kaydı oluşturulması durumunda o yerin orman sayılmayacağına, (HGK 2008/20-157-194) göre, zeytincilik parsellerinin dağıtılıp imar ve ihya koşullarının tamamlandıktan sonra kişiye tahsis ve temlikinin yetkili makamlarca yapılmak suretiyle tapu kaydının oluşturulması halinde o yerin Hazinenin mülkiyetinden çıkacağı ve orman sayılmayacağı, aksi takdirde dağıtım ve tahsis yapılmamış ve tapu oluşmamışsa,öncesi itibarıyla orman sınırı içinde kalması nedeniyle orman olmaya devam edeceğinden bu yönde araştırma yapılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir. Eksik inceleme ve araştırmaya dayanılarak hüküm kurulamaz.'' gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararı sonrası davanın reddine dava konusu taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1941 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 07/06/2002 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulaması ile 6831 sayılı Kanunun 4999 sayılı Kanun ile değişik 9/son. maddesi uyarınca yapılıp 28/02/2008 tarihinde ilan edilen fenni hataların düzeltilmesini ilişkin çalışma vardır. Mahkemece verilen karar usul ve kanuna uygun değildir. Şöyle ki, çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu yönünde hüküm kurulmuşsa da zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı hususunda ziraat bilirkişisi aracılığıyla bir araştırma yapılmamıştır. Nitekim Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 13.04.2010 tarih, 2010/1424 E. - 4953 K. sayılı bozma kararı öncesi yapılan keşif neticesinde alınan ziraat bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın (A1) ve (A2) kısımlarının %30 eğimli, büyük bir bölümünde delice ağırlıklı maki bitki örtüsünün bulunduğu, dik eğimli, taşlık, VI. Sınıf tarım alanı olduğu ve taşınmazın tarım alanına dönüştürmeye yönelik hiç bir işlem olmadığı bu nedenle Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu belirtilmiş olup bozma sonrası ziraat bilirkişisi aracılığıyla keşif yapılmadığı gibi dava konusu taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı husunda bir değerlendirmede yapılmamıştır. Bu nedenle, mahkemece yeniden keşif yapılarak taşınmazın tamamı üzerinde imar ihyanın gerçekleşip gerçekleşmediği taşlık, kayalık ve tarıma elverişli olmayan kısımlar belirlenip sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. O halde önceki bilirkişiler dışında seçilecek fen ve ziraat mühendisleri aracılığıyla mahallinde yaşlı, tarafsız yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan bölgede ikamet eden şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle, aynı yöntemle gösterilecek taraf tanıkları, fen ve ziraat mühendisleri huzuruyla dinlenmeli, yerel bilirkişiler ve tanıklardan zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl süreyle ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; kadastro tespit tarihine kadar (gerçek kişiler) yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; taşınmazın ilk maliki, intikali ve tasarrufu hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli; tarım uzmanı bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi niteliğinde olup olmadığı belirlenip, bu yolda taşınmazın niteliğiyle ilgili ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; teknik bilirkişiye keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, varsa komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanarak, bu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, gerçek kişiler adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usûl ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 20/02/2018 günü oybirliği ile karar verildi.

Diğer kararlar (4)

20. Hukuk Dairesi, 2016/731 E., 2017/6532 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Tarım Bakanlığının tüm valilik ve kaymakamlıklara gönderilen 8/5/1963 gün ve 1329/1 sayılı yazıda (3573 ve 6777 sayılı kanunlar gereğince (1961 tarihli) Anayasanın 37 ve 131. maddeleri karşısında devlet ormanlarından yabani zeytinlik, menengiçlik, harnupluk sahalarının ayrılamayacağının bildirildiği, her kanunun yürülüğü döneminde ilgili bulunduğu uyuşmazlıklarda uygulanmasının vazgeçilmez bir kur
20. Hukuk Dairesi         2016/731 E.  ,  2017/6532 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında dava konusu, 219 ada 13 parsel sayılı 8020,83 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tarla niteliğinde belgesizden zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tespit edilmiştir. Davacı davaya konu taşınmazın imar ve ihya edilmediği, taşlık, kayalık ve çalılık niteliğinde Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ileri sürerek adına tescili istemiyle dava açmıştır Mahkemece davanın kısmen kabulüne, sayılı parselin teknik bilirkişilerin raporunda (A) harfi ile gösterilen 3170,97 m2 yüzölçümündeki bölümünün orman niteliğinde davacı adına tesciline, (B) harfi ile gösterilen 4849,97 m2 yüzölçümündeki bölümün tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili ile davalılar vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 13.04.2010 tarih 2010/918-4954 sayılı kararı ile bozulmuştur. Hükmüne uyulan bozma kararında: ''Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli görülmemiştir. Şöyle ki; Orman Yönetimi tarafından dosyaya gönderilen aplikasyon krokisinin incelenmesinde, 222 ada 2 numaralı kadastro parselinin bulunduğu yerin krokide 189 numaralı zeytincilik parseli, kuzeydeki 1 ve 20 numaralı kadastro parsellerinin bulunduğu yeri 187 numaralı zeytincilik parseli ve yine 8 numaralı kadastro parselinin bulunduğu yerin, 181 numaralı zeytincilik parseli, 21 numaralı kadastro parselinin bulunduğu yerin 179 numaralı zeytincilik parseli olarak işaretlendiği, 3 ve 19 numaralı kadastro parsellerin bulunduğu yerin 192 numaralı zeytincilik parseli olarak işaretlendiği gözlenmiş olup, buna göre yörede 1941 yılında 3116 sayılı Kanuna göre orman kadastrosu yapıldıktan sonra orman sınırı içinde bırakılan yerlerden 1950 yılından sonra 5373 sayılı Kanun hükümlerine göre zeytincilik parselasyonu yapılarak dağıtıldığı izlenimi uyanmaktadır. Mahkemece dosyaya getirtilen haritaların kroki mahiyetinde olduğu, 3116 sayılı Kanun hükümlerine yapılan orman kadastrosuna ilişkin orijinal orman kadastro haritasının tamamının ve yörede yapıldığı anlaşılan zeytincilik dağıtımına ilişkin parselasyon harita ve belgelerinin getirtilerek, zeytincilik parsellerinin 3116 sayılı Kanuna göre düzenlenen orijinalinden fotokopi orman kadastro haritası getirtilerek üzerinde gösterilmediği, 187, 189, 192, 181 ve 179 numaralı zeytincilik parsellerinin kimlere tahsis edildiği, tahsis edilmiş ise imar ve ihya koşullarının oluşup, tevziatın tamamlanıp tamamlanmadığı, dağıtılan zeytincilik parselleri hakkında tapu kaydı oluşup oluşmadığı ise dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Tarım Bakanlığının tüm valilik ve kaymakamlıklara gönderilen 8/5/1963 gün ve 1329/1 sayılı yazıda (3573 ve 6777 sayılı kanunlar gereğince (1961 tarihli) Anayasanın 37 ve 131. maddeleri karşısında devlet ormanlarından yabani zeytinlik, menengiçlik, harnupluk sahalarının ayrılamayacağının bildirildiği, her kanunun yürülüğü döneminde ilgili bulunduğu uyuşmazlıklarda uygulanmasının vazgeçilmez bir kural olduğu, 1988/1-825-964 ve 13/10/2004 gün 2004/10-528-533 ve 08/11/2006 gün 2006/14-701-698 sayılı kararları), Devlet ormanlarından zeytinlik tespit ve tefrikinin, ormanların özel mülke konu olamayacağı ve daraltılamayacağı hakkındaki, Anayasanın 37 ve 131. maddesine aykırı olduğu, 11/06/1958 gün 1958/8-7 sayı ile (Deliceliklerin para ve emek harcanarak zeytinlik durumuna getirilmesinin imar ve ihya sayılacağı kabul edilmiş ise de bu içtihatta orman olmayan taşınmazların sözkonusu olduğu,1970, 1974, 1984, 1986 ve 2004 tarihli Orman Kadastro Yönetmeliklerinin tümünde “3573 Sayılı Yasa ile bu Yasayı değiştiren 6777 sayılı Kanuna göre Devlet Ormanlarından tefrik edilmiş, zeytinlik, sakızlık ve harnupluk sahalar için tevzi işlemleri yapılmamış ise Devlet Ormanı olarak sınırlandırılır” hükümlerinin mevcut olduğu, yine 6831 sayılı Kanunun 05/11/2003 gün ve 4999 sayılı Kanun ile değişik 7. maddesinde "evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların orman kadastrosunun orman kadastro komisyonunca yapılacağının" hükme bağlandığı; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27/02/2008 gün ve 2008/20-157 E. - 2008/194 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere delicelik ve yabani zeytinlerin aslının orman ağacı olduğu, ancak 3573 sayılı “hükümlerine göre yetkili makamlarca zeytincilik parseli olarak tahsis edilmesi, daha sonra da imar-ihya koşullarının oluştuğu belirlenerek temlik kararı verilmesi ya da verilen bu temlik kararı uyarınca tapu kaydı oluşturulması durumunda o yerin orman sayılmayacağına, (HGK 2008/20-157-194) göre, zeytincilik parsellerinin dağıtılıp imar ve ihya koşullarının tamamlandıktan sonra kişiye tahsis ve temlikinin yetkili makamlarca yapılmak suretiyle tapu kaydının oluşturulması halinde o yerin Hazinenin mülkiyetinden çıkacağı ve orman sayılmayacağı, aksi takdirde dağıtım ve tahsis yapılmamış ve tapu oluşmamışsa, öncesi itibarıyla orman sınırı içinde kalması nedeniyle orman olmaya devam edeceğinden bu yönde araştırma yapılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir. Eksik inceleme ve araştırmaya dayanılarak hüküm kurulamaz. O halde mahkemece, 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapan orman kadastrosuna ilişkin orijinal orman kadastro haritasının tamamının onaylı bir örneği ile yörede 1950 yılından sonra 5373 sayılı Kanun hükümlerine göre yapıldığı anlaşılan zeytincilik dağıtımına ilişkin parselasyon harita ve belgeleri getirtilmeli, 3116 sayılı Kanun hükümlerine yapılan orman kadastrosuna ilişkin orijinal orman kadastro haritası ile zeytincilik dağıtımına ilişkin parselasyon haritası ölçekleri denkleştirilerek çakıştırılmalı, önceki bilirkişiler dışında halen ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 sayılı Maddesinin Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır” hükmü ile 15.07.2004 tarihli “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülmeli, 3116 sayılı Kanun hükümlerine yapılan orman kadastrosuna ilişkin orijinal orman kadastro haritası ile zeytincilik dağıtımına ilişkin parselasyon haritası, eski tarihli orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritası, aplikasyon ve 2/B madde uygulama haritalarının ölçekleri kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de bu haritaların ölçeğine bilgisayar ortamında veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra, bu haritalar birbiri üzerine aplike edilerek düzenlenecek bu haritalarda dava konusu taşınmazlar ile komşu ve yakın komşu parsellerin zeytincilik parselasyon haritası, memleket haritası, kadastro paftası, orman kadastro haritası ile aplikasyon ve 2/B madde uygulama haritasına göre konumu ve orman kadastro haritasındaki sınır noktaları ile varsa aplikasyon haritasındaki sınır noktaları bu haritalar ile zeytincilik sınır noktaları ile parselleri paftaların tümü üzerinde ayrı renkli kalemlerle çizilip gösterilecek şekilde kendilerinden müşterek imzalı krokili rapor alınmalı ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir'' denilmiştir. Mahkemece bozma kararı sonrası yapılan yargılama neticesinde davanın reddine dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1941 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 07/06/2002 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulaması ile 6831 sayılı Kanunun 4999 sayılı Kanun ile değişik 9/son maddesi uyarınca yapılıp 28/02/2008 tarihinde ilan edilen fenni hataların düzeltilmesini ilişkin çalışma vardır. Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 19/09/2017 gününde oybirliği ile karar verildi.
20. Hukuk Dairesi, 2014/1849 E., 2014/4599 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKadastro Mahkemesi
tam metni aç
Tarım Bakanlığından tüm valilik ve kaymakamlıklara gönderilen 08/05/1963 gün ve 1329/1 sayılı yazıda (3573 ve 6777 sayılı yasalar gereğince 1961 tarihli Anayasanın 37 ve 131. maddeleri karşısında devlet ormanlarından yabani zeytinlik, menengiçlik, harnupluk sahalarının ayrılamayacağının bildirildiği, her kanunun yürürlüğü döneminde ilgili bulunduğu uyuşmazlıklarda uygulanmasının vazgeçilmez bir ku
20. Hukuk Dairesi         2014/1849 E.  ,  2014/4599 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında ... Köyü, 222 ada 2 parsel sayılı 43081,73 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, zeytinli tarla niteliğiyle ...adına tesbit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazın imar ve ihya edilmediğini, taşlık, kayalık ve çalılık niteliğiyle Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ileri sürerek Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır Mahkemece davanın kısmen kabulüne; 222 ada 2 parsel sayılı taşınmazın (A1) (2369,50 m2) ve (A2) ile işaretli (854,74 m2) bölümlerinin orman niteliğiyle Hazine adına tesciline, (B2) ile işaretli (13857,49 m2) bölümünün zeytinlik niteliğiyle Hazine adına tesciline, bu bölümün tapu kaydının beyanlar hanesine taşınmaz üzerinde bulunan deliceler... oğlu ...tarafından aşılanmıştır şerhinin düşürülmesine, geri kalan ve teknik bilirkişilerin raporunda (B1) ile işaretli 26000 m2 yüzölçümündeki bölümün tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili ile davalı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 13.04.2010 gün ve 2010/1538 - 4952 sayılı kararı ile bozulmuştur. Hükmüne uyulan bozma kararında özetle;"Orman Yönetimi tarafından dosyaya gönderilen aplikasyon krokisinin incelenmesinde, 222 ada 2 numaralı kadastro parselinin bulunduğu yerin, krokide 189 numaralı zeytincilik parseli, kuzeydeki 1 ve 20 numaralı kadastro parsellerinin bulunduğu yerin, 187 numaralı zeytincilik parseli ve yine 8 numaralı kadastro parselinin bulunduğu yerin, 181 numaralı zeytincilik parseli, 21 numaralı kadastro parselinin bulunduğu yerin, 179 numaralı zeytincilik parseli, 3 ve 19 numaralı kadastro parsellerin bulunduğu yerin, 192 numaralı zeytincilik parseli olarak işaretlendiği gözlenmiş olup, buna göre, yörede 1941 yılında 3116 sayılı Kanuna göre orman kadastrosu yapıldıktan sonra orman sınırı içinde bırakılan yerlerden 1950 yılından sonra 5373 sayılı Kanun hükümlerine göre zeytincilik parselasyonu yapılarak dağıtıldığı izlenimi uyanmaktadır. Mahkemece dosyaya getirtilen haritaların kroki mahiyetinde olduğu, 3116 sayılı Kanun hükümlerine yapılan orman kadastrosuna ilişkin orijinal orman kadastro haritası ve yörede yapıldığı anlaşılan zeytincilik dağıtımına ilişkin parselasyon harita ve belgeleri getirtilerek, zeytincilik parsellerinin 3116 sayılı Kanuna göre düzenlenen orijinalinden fotokopi orman kadastro haritası üzerinde gösterilmediğinden, 187, 189, 192, 181 ve 179 numaralı zeytincilik parsellerinin kimlere tahsis edildiği, tahsis edilmiş ise imar ve ihya koşullarının oluşup, tevziatın tamamlanıp tamamlanmadığı, dağıtılan zeytincilik parselleri hakkında tapu kaydı oluşup oluşmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Tarım Bakanlığından tüm valilik ve kaymakamlıklara gönderilen 08/05/1963 gün ve 1329/1 sayılı yazıda (3573 ve 6777 sayılı yasalar gereğince 1961 tarihli Anayasanın 37 ve 131. maddeleri karşısında devlet ormanlarından yabani zeytinlik, menengiçlik, harnupluk sahalarının ayrılamayacağının bildirildiği, her kanunun yürürlüğü döneminde ilgili bulunduğu uyuşmazlıklarda uygulanmasının vazgeçilmez bir kural olduğu, (H.G.K.'nun 09/03/1988 gün ve 1987/2 - 860 - 232 ve 23/11/1988 gün ve 1988/1 - 825 - 964 ve 13/10/2004 gün ve 2004/10 - 528 - 533 ve 08/11/2006 gün ve 2006/14 - 701-698 sayılı kararları), Devlet Ormanlarından zeytinlik tesbit ve tefrikinin, ormanların özel mülke konu olamayacağı ve daraltılamayacağı hakkındaki, Anayasanın 37 ve 131. maddesine aykırı olduğu, 11/06/1958 gün 1958/8-7 sayılı İ.B.K. İle (Deliceliklerin para ve emek harcanarak zeytinlik durumuna getirilmesinin imar ve ihya sayılacağı kabul edilmiş ise de bu içtihatta öncesi orman olmayan taşınmazların söz konusu olduğu, 1970, 1974, 1984, 1986 ve 2004 tarihli Orman Kadastro Yönetmeliklerinin tümünde “3573 sayılı Kanun ile bu Kanunu değiştiren 6777 sayılı Kanuna göre Devlet Ormanlarından tefrik edilmiş, zeytinlik, sakızlık ve harnupluk sahalar için tevzi işlemleri yapılmamış ise Devlet Ormanı olarak sınırlandırılır.” hükümlerinin mevcut olduğu, yine 6831 sayılı Kanunun 5/11/2003 tarihli ve 4999 sayılı Kanun ile değişik 7. maddesinde "evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların orman kadastrosunun orman kadastro komisyonunca yapılacağının" hükme bağlandığı; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27/02/2008 gün ve 2008/20-157 Esas - 2008/194 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere delicelik ve yabani zeytinlerin aslının orman ağacı olduğu, ancak 3573 sayılı “Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun" hükümlerine göre yetkili makamlarca zeytincilik parseli olarak tahsis edilmesi, daha sonra da imar ve ihya koşullarının oluştuğu belirlenerek temlik kararı verilmesi ya da verilen bu temlik kararı uyarınca tapu kaydı oluşturulması durumunda o yer orman sayılmayacağına, (H.G.K. 2008/20-157-194) göre, zeytincilik parsellerinin dağıtılıp imar ve ihya koşullarının tamamlandıktan sonra kişiye tahsis ve temlikinin yetkili makamlarca yapılmak suretiyle tapu kaydının oluşturulması halinde o yerin Hazinenin mülkiyetinden çıkacağı ve orman sayılmayacağı, aksi takdirde dağıtım ve tahsis yapılmamış ve tapu oluşmamışsa, öncesi itibarıyla orman sınırı içinde kalması nedeniyle orman olmaya devam edeceğinden bu yönde araştırma yapılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, davalının davaya konu taşınmaza bitişik olan 222 ada 3 sayılı parsel sayılı taşınmaza uygulanan 192 numaralı zeytincilik parseline ait 24000 m2 yüzölçümlü Mart 1954 tarih ve 12 numaralı tapuya dayandığına, 222 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tutanağı da davalı olduğuna göre, her iki dava arasında bağlantı bulunması nedeniyle dava dosyalarının birleştirilerek dayanılan tapu kaydının yöntemince uygulanmamış olması dahi doğru değildir. O halde; mahkemece, öncelikle komşu 222 ada 3 parsel sayılı taşınmaza ilişkin dava dosyası ile temyize konu dava dosyası bağlantı nedeniyle birleştirildikten sonra, 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan orman kadastrosuna ilişkin orijinal orman kadastro haritasının tamamının onaylı bir örneği ile yörede 1950 yılından sonra 5373 sayılı Kanun hükümlerine göre yapıldığı anlaşılan zeytincilik dağıtımına ilişkin parselasyon harita ve belgeleri getirtilmeli, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu yardımıyla yeniden yapılacak keşifte, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülmeli, keşifte yerel bilirkişiler vefen ehli eliyle çevre parsellerin dayanakları ile denetlenerek dayanılan 192 numaralı zeytincilik parseline ait 24000 m2 yüzölçümlü Mart 1954 tarih ve 12 numaralı tapu kaydı 3402 sayılı Kanunun 20/c, 21 ve 32/3 maddeleri gereğince sabit sınırdan başlamak suretiyle yöntemince çevresine uygulatılmalı, dayanak tapu kayıtlarının krokisinin uygulanma kabiliyeti var ise kroki çapına itibar edilmeli, yok ise yüzölçümü kadar kapsamı belirlenmeli ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir." denilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra, komşu 222 ada 3 sayılı parsel hakkında Hazinenin aynı iddia ile açtığı davanın reddi yolunda verilen kararın, dairece 21.04.2010 gün ve 2136 - 5461 sayılı karar ile onandığı ve çekişmeli 222 ada 2 parsel sayılı taşınmazın (2/B1) rumuzu ile gösterilen kısmının 07.04.1954 tarih ve 32 sıra numaralı zeytincilik tapusunun kapsamında kaldığı, (2/A1,2/A2 ve 2/B2) rumuzları ile gösterilen kısmının 3116 sayılı Kanun kapsamında Devlet Ormanı sayılan yerlerden olduğu, davalı dayanağı tapu kaydının bu kısımları kapsamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 222 ada 2 nolu parselin kadastro tespitinin iptali ile 13.06.2013 tarihli rapor ekindeki krokide 2/A1 (2369,50 m2), 2/A2 (854,74 m2) ve 2/B2 (13857,49 m2) ile gösterilen kısımların orman vasfıyla hazine adına tapuya tesciline, 2/B1 (26000 m2) ile gösterilen kısmın tesbit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından taşınmazın (2/B1) bölümüne yönelik temyiz edilmiştir. Dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1941 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu; daha sonra 07/06/2002 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulaması ile 6831 sayılı Kanunun 4999 sayılı Kanun ile değişik 9/son maddesi uyarınca yapılıp 28/02/2008 tarihinde ilân edilen fenni hataların düzeltilmesi çalışması vardır Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak çekişmeli taşınmazın (2/B1) bölümünün davalıların dayandığı Nisan 1954 tarih ve 32 numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı belirlenerek yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 15/04/2014 gününde oy birliği ile karar verildi.
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi, 2011/3624 E., 2011/3655 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
da “1961 Anayasasının yürürlüğe girmesinden sonra yürürlükteki yasaların Anayasaya aykırı hükümlerinin tesbiti ile görevlendirilen Bakanlıklar Arası Komisyon tarafından yapılan incelemede Devlet Ormanlarından zeytinlik tesbit ve tefrikinin Anayasanın 37 ve 131. maddelerine aykırı olup, yabani zeytinlik, harnupluk ve fıstıklıkların 3573 ve 6777 Sayılı Yasalara göre yeniden tefrik, tesbit ve tevzi y
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi         2011/3624 E.  ,  2011/3655 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı Hazine 04.01.2002 tarihli dilekçesiyle, ... Köyü 283 sayılı parselin ifrazı ile oluşan 584 ada 14 ve 15 sayılı parsellerin 1945 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken yine, 1986 yılında kesinleşen 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı iddiasıyla, davalı adına olan tapu kaydının iptali ve Hazine adına tapuya tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne çekişmeli parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir. Dava, dilekçesindeki açıklamaya göre tapu iptal ve tescile ilişkindir. Çekişmeli taşınmazların bulunduğu 1945 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile 1980 yılında yapılıp 02.04.1981 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1985 yılında yapılıp, 23.05.1986 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 2896 sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır. Mahkemenin 25.01.2007 gün ve 2006/342-19 sayılı kararının konusu olan ... köyü 364 sayılı kadastro parselinden müfrez ... Köyü 423 ada 1 ila 16 parsellerin, aynı köy 65 sayılı zeytin parselinden geldiği, 364 sayılı parselin kadastro tesbit tutanağının edinme sütununda, taşınmazın önce ...ya tahsis edildiği ancak, bu kişi tarafından imar ihya edilmediği için tahsisin iptal edildiği, daha sonra da ...’e tahsis edildiği, imar ihyasının bitirildiğinden söz edilerek, Tarım Bakanlığı Ziraat İşleri Genel Müdürlüğünün 26.01.1981 gün ve V-18/26-8561 sayılı yazısıyla ... adına tescil edildiği, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğünün 06.04.2006 GÜN VE B.12.0.TUG.05.1.0047 sayılı yazısı ile içinde 65 sayılı zeytin parselinin de bulunduğu taşınmazların yasa ve tüzüğün öngördüğü veriliş amacı dışında kullanıldığının saptandığından, aralarında ...'e ait 65 nolu zeytin parselindeki (364 nolu kadastro parseli) tahsisin kaldırılması istemine, Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca 06.04.2006 tarihinde olur verildiği, Somut olayda; Antalya Valiliği Ziraat Müdürlüğünün 23.3.1961 tarihli ve 906 sayılı yazısıyla, miktarlarını bildirdiği ekli tevzii listesinde yazılı parsellerin, karşılarında ismi yazanlara tahsisinin istenesi üzerine, Tarım Bakanlığı’nın tarihsiz 40-002-1102-86878 sayılı, Antalya Valiliğinin 09.12.1961 havale tarihini taşıyan yazısında, 65 sayılı zeytin parselinin ...’ya tahsis edildiği de yazılı olan ekli listedeki zeytin parsellerinin, mevzuat gereği gerekli işlemlerinin yapılmasının emredildiği, Tarım Bakanlığının 13.04.1970 tarih 2240-004-280/29354 sayılı imar edilen zeytinliklerin tapuya tescili hakkındaki yazısında, ekli listede parsel numarası ve sınırları bildirilen zeytin parsellerinin imar rapor ve krokileri incelendikten sonra uygun bulunarak, 3573 Sayılı Yasanın 4. maddesi ve nizamnamesinin 19. maddesi gereğince, bu parsellerin karşısında ismi yazılı kişiler adına tescilinin emredildiği, bu listede 65 numaralı zeytin parselinin ... ya ait olduğunun yazılı olduğu, Antalya Valiliği Ziraat Müdürlüğü’nün 23.12.1973 tarih ve 22/619 sayılı yazısında, ilgi olarak Tarım Bakanlığının yukarıda anlatılan 1970 tarihli yazısı dayanak gösterilerek, 65 sayılı zeytin parselinin ... adına tescilini emrettiği, anlaşılmaktadır. Önce; ...’ya sonra da ...’e tahsis edilen 65 sayılı zeytin parseli ile önce ... adına tahsis edilip, genel kadastro sırasında, 283 sayılı parselin kadastro tesbit tutanağının edinme sütununda, taşınmazın imar ihya edilmediğinden söz edilerek Hazine adına tesbit edilmiş, daha sonra imar ihya şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle ... adına tescil edilen 65 sayılı zeytin parsellerinin ilgisi ve aynı köyde aynı mevkide bulunan iki ayrı zeytin parseli için tek bir parsel numarası verildiği dosya kapsamında anlaşılamamaktadır. Ne varki; çekişmeli taşınmazın 65 sayılı zeytin parseli olarak imar ihya etmek üzere önce ...’ya tahsis edildiği, ancak imar ihya edilmemesi nedeniyle Hazine adına tesbit edildiği, daha sonra 3573 sayılı yasa hükümlerine göre imar ihya şartları gerçekleştirildiğinden Tarım Bakanlığının 13.4.1970 tarihli yazısı gereği ... adına tahsisen tescil edildiği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, 3573 Sayılı Yasanın 3 ve 4 Maddelerinin yürürlükte olup olmadığı ve somut olayda uygulanıp uygulanamayacağı, 3573 Sayılı Yasa ve ilgili Tüzük hükümlerine göre ...’ya tahsis edilen zeytincilik parselinin imar ihya şartlarının yerine getirilmemesi nedeniyle geri alındıktan sonra başka birine tahsis edilip edilemeyeceği, imar ihya edildiğine ilişkin bir rapor düzenlenmeden tescil emri verilip verilemeyeceği, rapor düzenlense bile gerçeği yansıtmayan bu rapora dayalı olarak tescil emri verilip verilemeyeceği ve taşınmazın veriliş amacına aykırı kullanılması nedeniyle tahsisinin kaldırılıp kaldırılamayacağı yönündedir. 3573 Sayılı Yasanın 2 ve 3. Maddesinde ıslah ve tahsis koşulları ve süresi ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Bu hükümlere göre ıslah edilmek üzere tahsis edilen taşınmazın öngörülen süre içinde ıslahının yapıldığının belirlenmesi ve bu hususun mülkiye amirince yerinde görülmesi halinde, orman rejimi dışına çıkmış kabul edilerek, hak sahibine tapularının verileceği, dosyadaki bilgi ve belgelerden, çekişmeli taşınmazın 3573 Sayılı Yasa hükümlerine göre ıslah edilmek üzere ilk önce ...’ya tahsis edildiği, ancak imar ihya edilmediğinden tahsisin iptal edildiği, daha sonra da ...’e tahsis edildiği, imar ihyasının gerçekleştirildiğinden söz edilerek, Tarım Bakanlığı Ziraat İşleri Genel Müdürlüğünün 26.01.1981 gün ve V-18/26-8561 sayılı yazısıyla ... adına tescil edildiği, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğünün 06.04.2006 GÜN VE B.12.0.TUG.05.1.0047 sayılı, içinde 65 sayılı zeytin parselinin de bulunduğu taşınmazların yasa ve tüzüğün öngördüğü veriliş amacı dışında kullanıldığının saptanması üzerine aralarında ... ait 65 nolu zeytin parselindeki (364 nolu kadastro parseli) tahsisin kaldırılması istemine, Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca 06.04.2006 tarihinde "olur" verildiği, tahsisin iptaline ilişkin idari işlem aleyhine Yönetsel Yargıda dava açılmadığı, diğer taraftan taşınmazın üzerinde aşılanmış yada imar ihya edilmiş zeytin ağacı bulunmadığı, eylemli makilik ve çalılık niteliğinde olduğu ve aşılanmış delice yada zeytin ağacının bulunmadığı raporla saptanan çekişmeli taşınmazın, tapuya tescili için öngörülen şartlar geçekleşmediğinden, tapuya tescili için hiçbir yasal dayanağının kalmadığı, taşınmazın tapuya yolsuz olarak tescil edildiği anlaşılmaktadır. 1961 Anayasasının 131. maddesindeki orman sınırlarında hiç bir türlü daraltma yapılamaz hükmü 1970 yılında 1255 Sayılı Yasa ile değiştirilmiş ve “orman niteliğini yitiren yerler dışında orman sınırlarında daraltma yapılamaz” şeklini almıştır. Yine 1961 Anayasanın 37. maddesinin son fıkrasında "toprak dağıtımı, ormanların küçülmesi ve diğer toprak servetlerinin azalması sonucunu doğuramaz." hükümleri mevcuttur. 09.11.1982 tarihinde yürürlüğe giren 1982 Anayasasının 44, 169 ve 170 maddeleri ile de 1961 Anayasasına paralel hükümler getirilmiştir. Temyiz incelemesi için Daireye gönderilen dava dosyaları içindeki Orman Genel Müdürlüğü imzalı, Tarım Bakanlığının 24.10.1962 gün ve 5876/5-3012 sayılı yazı da eklenerek il makamına gönderilen Tarım Bakanlığının 12.04.1963 gün ve 426/28510 sayılı yazısında “1961 Anayasasının yürürlüğe girmesinden sonra yürürlükteki yasaların Anayasaya aykırı hükümlerinin tesbiti ile görevlendirilen Bakanlıklar Arası Komisyon tarafından yapılan incelemede Devlet Ormanlarından zeytinlik tesbit ve tefrikinin Anayasanın 37 ve 131. maddelerine aykırı olup, yabani zeytinlik, harnupluk ve fıstıklıkların 3573 ve 6777 Sayılı Yasalara göre yeniden tefrik, tesbit ve tevzi yapılamayacağı” konularındaki genel tamimler eklenerek Tüm Vali ve Kaymakamlıklara gönderilen 08.05.1963 gün ve 1329/1 sayılı yazıda Anayasanın 37 ve 131. maddeleri karşısında “3573 ve 6777 Sayılı Yasalar gereğince Devlet Ormanlarından Yabani Zeytinlik, Menengiçlik, Harnupluk sahaların ayrılmayacağının” bildirildiği görülmektedir. 1961 Anayasanın bu açık hükümleri ile sözü edilen genelge karşısında 1961 Anayasasının 15 Ekim 1961 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra öncesi orman olan yada kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan yabani zeytin alanlarının dağıtılacağına ilişkin 3573 Sayılı Yasanın ilgili hükümlerinin zımnen yürürlükten kaldırıldığının kabulü gerekir. Davacı kişinin tutunduğu tapu kaydı Ocak 1969 tarihinde 3573 Sayılı Yasa uyarınca oluşmuştur. 11.06.1958 gün ve 1958/8-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile "deliceliklerin (yabani zeytinliklerin) para ve emek harcanarak zeytinlik durumuna getirilmesinin imar-ihya sayılacağı kabul edilmişse de, sözü edilen içtihadı birleştirme kararının öncesi orman olmayan, başka bir anlatımla orman sınırları dışındaki taşınmazlar hakkında uygulanma olanağı vardır. ... köyünde 1963 yılında yapılan genel kadastroda, 283 parsel sayılı 23800 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, belgesiz zeytinlik niteliğiyle, 1959 yılında ...’ya tahsis edilmişse de, henüz tapusunu alamadığından söz edilerek, 27.07.1963 tarihinde Hazine adına tesbit edildiği, 18.05.1981-17.06.1981 tarihlerinde ilan edilip, itirazsız kesinleşerek, 18.06.1981 tarihinde Hazine adına tapuya kayıt edilmiştir. Tarım Bakanlığı’nın tarihsiz 40-002-1102-86878 sayılı, Antalya Valiliğinin 09.12.1961 havale tarihini taşıyan yazısında, içinde 65 sayılı zeytin parselinin ...’ya tahsis edildiği de yazılı olan ekli listedeki zeytin parsellerinin, mevzuat gereği gerekli işlemlerinin yapılmasının istenmesi üzerine, Tarım Bakanlığının 13.4.1970 tarih 2240-004-280/29354 sayılı imar edilen zeytinliklerin tapuya tescili hakkındaki yazısında, ekli listede parsel numarası ve sınırları bildirilen zeytin parsellerinin imar rapor ve krokileri incelendikten sonra uygun bulunarak, 3573 sayılı yasanın 4. maddesi ve nizamnamesinin 19. maddesi gereğince, bu parsellerin karşısında ismi yazılı kişiler adına tescilinin emredildiği ve 26.12.1983 tarihinde ... adına tescil edildiği, 22.08.1997 tarihinde ...’a satıldığı, 13.3.1998 tarihinde 2163 yevmiye ile 4781 m2 bölümünün yola 3237 m2 bölümünün ise parka ayrıldıktan sonra geri kalan 15782 m2 yüzölçümündeki bölümünün 887-6929 sayfalarda, 584 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 21, 22, 23 sayılı parsellere gittiği, 23.07.1998 tarihinde ... adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Hükme dayanak yapılan Ziraat Yüksek Mühendisi Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 09.04.2003 günlü raporda, çekişmeli taşınmazın tarımda kullanılmadığı, eğiminin %10-20 olduğu, kayalık, taşlık ve kısmen çalılık olduğu, üzerinde delice zeytini bulunmadığı, imar ihyaya konu edilmediği ve tarım alanı niteliği taşımadığı saptanmıştır. Medeni Yasanın sistemine göre tescilin geçerli olabilmesi ve mülkiyet hakkının doğması için geçerli bir hukuksal nedene dayanması zorunludur. Aksi halde, yolsuz tescil söz konusu olup bu tür tapuların iptali her zaman mümkündür. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.05.2001 gün 2001/1-464 Esas ve 2001/470 sayılı kararı ve 19.2.2003 gün 2003/20-102 esas -2003/90 sayılı kararı vb). Orman içindeki deliceliklerin 3573 Sayılı Yasa hükümlerine göre tahsis ve temlik edileceğine ilişkin hükümler 1961 Anayasasının yürürlüğe girmesinden sonra zımmen yürürlükten kalkmış ve uygulama olanağı kalmamıştır. Çekişmeli parsellerin ifraz edildiği 283 sayılı parselin imar-ihya işlemleri tamamlanmadan hatalı işlem sonucu 1983 yılında yolsuz olarak oluşturulduğundan Medeni Yasanın 1025.(E.M.Y. 933 - İsviçre M.Y. 975) maddesi gereğince tapu kaydına değer verilemez. Kaldı ki, ancak, Malik ... tarafından, çekişmeli parsellerin ifrazen geldisi olan 283 sayılı parselin tapu kaydının beyanlar hanesinde yer alan, 6831 Sayılı Yasanın 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına ilişkin şerhin silinmesi istemiyle 08.04.1996 tarihinde açılan davanın, "çekişmeli parselin imar ihya görmediği bu nedenle 3573 Sayılı Yasanın 2, 3 ve 4. Maddesindeki koşulların oluşmadığından orman rejimi dışına çıkmış kabul edilemeyeceğinin belirlendiği gerekçesiyle, davanın reddine" ilişkin Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.11.1996 gün ve 1996/307-1013 sayılı kararın Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 27.01.1997 gün ve 14389-522 sayılı kararı ile onandıktan ve karar düzeltme istemi de aynı dairenin 14.05.19997 gün ve 4783-5313 sayılı karar ile red edildikten sonra kesinleşmiştir. Kesinleşen bu karar çekişmeli parselin orman sayılan yerlerden olduğu ve 3573 Sayılı Yasanın koşulları gerçekleşmediği için orman rejimi dışına çıkmış kabul edilemeyeceği yönünde, Hazine yararına ve davacının bayii ... aleyhine H.Y.U.Y nın 237. Maddesi anlamında kesin hüküm oluşturur. 283 sayılı parselden müfrez dava dışı bazı parselerin tapu kaydındaki 2/B şerhinin silinmesi istemiyle açılan ve Hazine aleyhine verilip kesinleşen mahkeme kararları (örneğin Antalya 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.5.2003 gün ve 2002/788-495 sayılı 283 sayılı parselden müfrez 584 ada 12 ve 20, Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.02.2003 gün ve 2002/1-93 sayılı 283 parselden gelen 584 ada 13 sayılı parsellere ilişkin kesinleşmiş kararları) bu kararların konusu ifraz parselleri ile somut olaydaki çekişmeli parsellerin farklı olması nedeniyle H.Y.U.Y. nın 237. maddesi anlamında kesin hüküm oluşturmayacağı gibi, Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin sözü edilen 283 parsele ilişkin 04.11.1996 gün ve 1996/307-1013 sayılı kararı karşısında güçlü delil olduklarından söz edilemez. Kamu malı olan orman niteliğindeki taşınmazlar hakkında, özel mülklerin bağlı olduğu yasa hükümleri uygulanamaz. Bu nedenle, aslında orman olan taşınmazı tapu kaydı ile satın alan kişi, 4721 Sayılı Medeni Yasanın 1023. maddesindeki iyiniyet kurallarından yararlanamayacağı gibi, tapu kaydı geçerli hukuki sebepten yoksun olduğundan, yasanın koruyuculuğu altında bir kayıt olarak değerlendirilmesi de olanaksızdır. Dava konusu parsellerin ifraz edildiği 283 sayılı parsel, 1945 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastro yapıp yolsuz olarak sicil oluşturmuşlarsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastro yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmaz. T.M.Y.nın 1026, (E.M.Y.nın 934 - İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edilebileceğinden, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanama olanağı yoktur. Çekişmeli parsellerin ifraz edildiği, ... Köyü 283 sayılı parselin imar ihya edilmediği, üzerinde bulunan delicelerden hiç birisinin aşılanmadığı, tarımsal faaliyete konu olmadığı, makilik karakterli devlet ormanı niteliğinde olduğu gözetilmeden 3573 Sayılı Yasa uyarınca oluşturulduğundan, baştan beri yolsuz tescil niteliğindeki tapu kaydı davacıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmaz. Başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararı yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari) başka bir anlatımla; mülkiyet hakkının baştan beri doğmadığını belirleyen bir hüküm olup, bu tür kayıtlarda T.M.Y.'nın 1023. (E.M.Y. İsviçre - M.Y.974) maddesindeki "iyi niyetle edinme" kuralı da uygulanamaz (T.M.Y.nın 1025. md.). Bu tescil bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmaz. T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y.nın 934 - İsviçre 976) maddesi gereğince sicil hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edilebilir. Davalı tarafından bu yer için ödenen satış bedeli, sebepsiz zenginleşme kurallarına göre taşınmazı kendisine satan kişi yada kişilerden isteyebilir. Açıklanan hususlar gözetilerek davanın kabulüne kara verilmesinde isabetsizlik yoktur. Ancak, çekişmeli parsellerin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığından, 6831 Sayılı Yasanın 2/2 Maddesinin “Orman sınırları dışına çıkartılan bu yerler Devlete ait ise Hazine adına, hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ise bu müesseseler adına, hususi orman ise sahipleri adına orman sınırları dışına çıkartılır. Uygulama kesinleştikten sonra tapuda kesin tashih ve tescil işlemi yapılır.” Hükmü gözetilerek, Hazine adına tapuya tesciline karar verilen çekişmeli parsellerin tapu kaydının beyanlar hanesine 6831 Sayılı Yasanın 2/B Maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına ilişkin şerh yazılmasına karar verilmesi gerekirken, bu niteliği belirtilmeden Hazine adına tapuya tescil edilmesi, yine 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 Sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de; bu hususlar hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir. Bu sebeple hüküm fıkrasında birinci bendde yer alan “…davacı hazine adına tapuya TESCİLİNE” cümlesinden sonra gelmek üzere “tapu kaydının beyanlar hanesine, 6831 Sayılı Yasanın 2/B Maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığının yazılmasına” cümlesinin yazılması, hüküm fıkrasında yer alan vekalet ücreti ve yargılama giderlerine yönelik 2 ve 3 numaralı bentlerinin hükümden çıkartılarak bunun yerine iki numaralı bent olarak “2- 6099 Sayılı Yasa ile getirilen 3402 sayılı yasanın 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 31/03/2011 günü oybirliğiyle karar verildi.
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi, 2010/14618 E., 2010/16612 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
da “1961 Anayasasının yürürlüğe girmesinden sonra yürürlükteki yasaların Anayasaya aykırı hükümlerinin tesbiti ile görevlendirilen Bakanlıklar Arası Komisyon tarafından yapılan incelemede Devlet Ormanlarından zeytinlik tesbit ve tefrikinin Anayasanın 37 ve 131. maddelerine aykırı olup, yabani zeytinlik, harnupluk ve fıstıklıkların 3573 ve 6777 Sayılı Yasalara göre yeniden tefrik, tesbit ve tevzi y
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi         2010/14618 E.  ,  2010/16612 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki beyanlar hanesindeki şerhin iptali ile tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ve karşı davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ..., 15.12.2003 tarihli dilekçesiyle, ... Köyü 82 numaralı zeytincilik parseli için genel kadastroda oluşan 334 ve 108 sayılı ... parseli için oluşturulan 353 sayılı parselin ifrazı ile oluşan ... köyü 230 ada 4, 6, 12, 234 ada 1, 8, 10, 235 ada 6, 8, 456 ada 7, 457 ada 4, 5 ve 20 sayılı parsellerin tapuda kendi adına kayıtlı olduğu, bu parsellerin geldiği 82 ve 108 sayılı ... parsellerinin 3573 Sayılı Yasa hükümlerine göre adına oluştuğu, bu şekilde orman rejimi dışına çıkarılmış olan taşınmazlardan ifrazen oluşan çekişmeli parsellerin, tapu kayıtlarını beyanlar hanesine yazılan, 6831 Sayılı Yasanın 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına ilişkin şerhlerin, yasal dayanağı bulunmadığından silinmesini istemiştir. Hazine ise ... köyü 230 ada 4, 6, 12, 234 ada 1, 8, 10, 235 ada 6, 8, 456 ada 7, 457 ada 4, 5 ve 20 sayılı parsellerin ifraz edildiği 334 ve 353 sayılı parsellerin ifraz edildiği sırasıyla 82 ve 108 sayılı parselin amacı dışında kullanıldığı ve yasanın getirdiği yasaklamaya rağmen ... parçalara ifraz edildiği, bu nedenle tapu kaydını iptali ve Hazine adına tapuya tecili istemiyle dava açmış, Hazine davayı ...’ya yaygınlaştırmıştır. Davalar birleştirildikten sonra, Hazinenin davasının REDDİNE, gerçek kişilerin davasının ise AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmiş, hüküm davalı ve karşı davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu kaydının beyanlar hanesindeki 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesine ilişkin şerhin iptaline ve karşı dava olarak tapu iptal tescile ilişkindir. Çekişmeli taşınmazların bulunduğu 1945 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile 1980 yılında yapılıp 02.04.1981 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1985 yılında yapılıp, 23.05.1986 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 2896 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması, 1987 yılında yapılıp 23.12.1988 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 3302 sayılı yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır. Mahkemece çekişmeli parsellerin ifraz edildiği ... Köyü 334 sayılı parselin, 82 sayılı, 353 sayılı parselin de 108 sayılı ... parseli ile aynı yer olduğu, 82 ve 108 sayılı ... parsellerinin 3573 Sayılı Yasa hükümlerine göre tahsis ve tapuya tescil edildiği, bu nedenle orman rejimi dışına çıkarıldığı, 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılması işleminin ve bu işleme dayalı olarak tapunun beyanlar hanesine yazılan, taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına ilişkin şerhin yasal dayanağı bulunmadığı gerekçesiyle Hazinenin davasının reddine, gerçek kişinin davasının kabulüne karar verilmişse de; Dava konusu olan ... Köyü 230 ada 4, 6, 12, 234 ada 1, 8, 10, 235 ada 6, 8 sayılı parsellerin ifraz edildiği 334 sayılı kadastro parseli, 3573 Sayılı Yasa hükümlerine yapılan çalışmada 82 sayılı ... parseli olarak 1959 yılında ... ’a tahsis edildiği ancak, bu kişi tarafından imar ihya edilmediği ve diğer işlemlerin tamamlanmadığından söz edilerek ilkin Hazine adına tesbit edilmiş, askı ilanı yapılmadan önce bu tesbit değiştirilerek Mart 1975 tarih ve 6 ... , ... Köyü 456 ada 7, 457 ada 4, 5 ve 20 sayılı parsellerin ifraz edildiği 353 sayılı kadastro parseli de, 3573 Sayılı Yasa hükümlerine yapılan çalışmada 108 sayılı ... parseli olarak 1959 yılında ... ’na tahsis edildiği ancak, bu kişi tarafından imar ihya edilmediği ve diğer işlemlerin tamamlanmadığından söz edilerek ilkin Hazine adına tesbit edilmiş, askı ilanı yapılmadan önce bu tesbit değiştirilerek Aralık 1971 tarih ve 3 sıra numaralı tapu kaydı ile Tevik adına tesbit edilmiş, kadastro tesbiti itirazsız kesinleşerek tapuya kayıt edilmiştir. 334 sayılı kadastro parseline uygulanan Mart 1975 tarih 6 sıra numaralı tapu kaydı 3573 Sayılı Yasa hükümlerin göre tahsis ve imar ihya edilmesi nedeniyle ... Bakanlığı Teknik Ziraat İşleri Genel Müdürlüğün 20.03.1970 tarih ve 215/21417 sayılı ve ... Teknik Ziraat Müdürlüğünün Valilik Makamına Mühavvel 28.9.1970 T. Ve 22/3104 sayılı yazıları ile 3573 sayılı zeytinlik kanunun 4. maddesi ve tatbik Nizamnamesinin 19. maddesi gereğince ... adına kayıt edilmiştir. 353 sayılı kadastro parseline uygulanan Aralık 1971 gün ve 3 Sıra Numaralı Tapu kaydı da yine aynı şekilde ... Bakanlığının 10.4.1968 sayılı yazılarına istinaden, ... Valiliğinin 24.6.1971 tarih 22/2065 sayılı yazısı gereğince ... adına tescil edilmiştir. ... ve Köyişleri Bakanlığı Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğünün Bakanlık Makamına yazdığı 09.06.2004 tarihli yazısında 82(334) ve 108(353) sayılı parsellerin verili amacına aykırı kullanıldığının tesbit edildiği bildirilip, tahsisin kaldırılması istenmiş, 07.06.2004 tarihinde Bakan Olur vermiştir. ... İl Müdürlüğü 25.06.2004 tarihli ve 10536 sayılı yazısına ek olarak, ... ve Köyişleri Bakanlığı olurunu taşıyan yazıyı göndererek, Doğu ... Emlak Müdürlüğünden yazı gereğinin yapılmasın istemiştir. ... Bakanlığı Teknik Ziraat İşleri Genel müdürlüğünün, ... Valiliğine yönelik, 20.03.1970 tarih ve 22 40-004-215 sayılı Yazısında, ... köyü 82,83, 84, 85 ve 90 sayılı parsellerden oluşan üç parça zeytinliğin imar ihyasına ilişkin raporların uygun görüldüğü açıklandıktan sonra karşısında adları yazılan kişiler adına tescil edilmesi emredilmiştir. ... Vali Yardımcısı ... ... imzalı 28.09.1970 tarih ve 22-3104 sayılı ... Bakanlığına yönelik yazıda, ... köyü ... taş mevkiinde bulunan Devlet Yabani zeytinliğinden 3573 Sayılı Yasa hükümlerine göre imar ihya edilmek üzere ... Aklanan tevzii edilen 90 nolu 48 dekar 212 2 lik ... Alkana tevzii edilen 83 ve 83 nolu 49 dekar 051 m2 lik iki adet parsel, ... Alkana tevzii edilen 41 dekar 634 m2 lik 84,85 nolu iki adet parsel numaralı yabani zeytinliklerin, kanuni süresi içinde imar ihya edildiğinin mahallen yapılan keşiften anlaşıldığı, tanzim olunan son durum rapor ve krokilerinin ... Bakanlığına gönderildiği, Bakanlığın örneği ekli 02.03.1970 gün ve 215-2141 sayılı emirleriyle parsellerin imarcılar adına tapulanması uygun görüldüğü ilgili tescil raporları ve krokiler ile bakanlığın emirleri gönderildiğinden söz edilerek, 3573 Sayılı Yasanın 4. Maddesi ve Tatbik Nizamnamesinin 19. Maddesi gereğince, imar edilen 3 ahsa ait 5 adet parselde 138 dekar 897 m2 lik zeytinliklerin imarcıları adına tapulananması emredilmiştir (Yazı altında ... Alkanın tapulama evrakını aldım şeklinde yazısı vardır). ... Bakanlığının, ... Valiliğine yönelik 10.04.1968 gün ve 338/30822 sayılı, ... köyünde devlete ait yabani zeytinlik iken 15 kişiye tahsisi edilen (ekli listede 36367m2 lik ... Eroğluna tahsis edilen D: 81-124 nolu kazık ve 109 parsel, B: 80-66-125 nolu kazık ve 107 parsel, K: 124 v 125 nolu kazık ve yol, G: 80-81 nolu kazık ve yol ile çevrili taşınmaz -3- 2010/14618 - 16612 bulunup, taşınmazlar arasında 82 nolu ... parseli yoktur.) zeytinlikler için düzenlenen imar rapor ve krokileri incelenerek, bu raporların uygun bulunduğu, 3573 Sayılı Yasanın 4 ve Tatbik Nizamnamesinin 19. Maddesi gereğince ekli listedeki taşınmazların hizalarındaki kişiler adına tescilinin sağlanması emredilmiştir. Doğu Anadolu Milli Emlak Müdrülüğünün 08.03.2006 gün ve 1181 sayılı yazısı gereği ... mevkiinde bulunan zeytinliklerin amacı doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığının belirlenmesi, bitki örtüsü, ve fiili durumunun saptanmasına amacına yönelik olarak, Zir Müh ..., ... , Kadastro Teknisyeni ... , Yerel Bilirkişi ... ... tarafından düzenlenen “Tesbit Tutanağı başlıklı tutanakta, diğer bir kısım parseller ile birlikte 353 sayılı ... parseli ile ilgili bilgiler de yer alıp, bu parselin de diğer parseller gibi ... yıllardır kendi haline bırakıldığı, taşlık ve çalılık niteliğinde olduğu, 3573 SY öngördüğü amaç doğrultusunda kullanılmadığı bildirilmiştir. Mahkemece; çekişmeli taşınmazların ... parseli olarak tahsis ve imar ihyasına, tapuya ... parseli olarak davacı adına tescilinin dayanağı belgeler getirtilmemişse de, 1959 yılında 3573 Sayılı Yasa hükümlerine göre, çekişmeli taşınmazlardan birisinin 82 sayılı ... parseli olarak ... , birisinin de 108 sayılı ... parseli olarak ... ’na tahsis edildiği, ancak imar ihya edilmemesi nedeniyle 1963 yılında yapılan genel kadastro sırasında bundan bahsedilerek ilkin Hazine adına tesbit edildikleri, daha sonra 334 sayılı parselin Mart 1975 tarih ve 6 Sıra Numarası Tapu kaydıyla ... , 353 sayılı parselinde Aralık 1971 gün ve 3 sıra numaralı tapu kaydı ile ... adına tesbit edildiği, kadastro tesbitleri itirazsız kesinleşerek tapuya kayıt edildiği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, taşınmazların tahsisen tescil edildiği 1971 ve 1975 yıllarında, 3573 Sayılı Yasanın 3 ve 4. maddelerinin yürürlükte olup olmadığı, somut olayda uygulanıp uygulanamayacağı, 3573 Sayılı Yasa ve ilgili Tüzük hükümlerine göre ... ve ... tahsis edilen zeytincilik parselinin imar ihya şartlarının yerine getirilmemesi nedeniyle geri alındıktan sonra, yeniden aynı kişiye tahsis edilip edilemeyeceği, imar ihya edildiğine ilişkin bir rapor düzenlenmeden tescil emri verilip verilemeyeceği, rapor düzenlense bile raporun gerçeği yansıtmayan, bu rapora dayalı olarak tescil emri verilip verilemeyeceği ve taşınmazın veriliş amacına aykırı kullanılması nedeniyle tahsisinin kaldırılıp kaldırılamayacağı yönündedir. 3573 Sayılı Yasanın 2 ve 3. maddesinde ıslah ve tahsis koşulları ve süresi ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Bu hükümlere göre ıslah edilmek üzere tahsis edilen taşınmazın öngörülen süre içinde ıslahının yapıldığının belirlenmesi ve bu hususun mülkiye amirince yerinde görülmesi halinde, orman rejimi dışına çıkmış kabul edilerek, hak sahibine tapularının verilir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden, 3573 Sayılı Yasa hükümlerine göre ıslah edilmek üzere 82 sayılı parsel ... , 108 sayılı parsel de ... ’ya tahsis edildiği, ancak imar ihya edilmediğinden söz edilerek genel kadastroda ilkin Hazine adına tesbit edildikten sonra, 82 sayılı ... parseli(334 sayılı kadastro parseli) için 1975 yılında ... , 108 sayılı ... parseli(353 sayılı kadastro parseli) için 1971 yılında ... adına oluşan tapu kayıtları esas alınarak, bu kişiler adına tesbit edildiği, bu şekilde askı ilanları yapılıp, tesbitleri itirazsız kesinleşerek tapuya kayıt edildiği, ... ve Köyişleri Bakanlığı Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğünün Bakanlık Makamına yazdığı 05.05.2006 gün ve B.12.0.TUG.05-062 sayılı yazı ile aralarında çekişmeli parsellerin de bulunduğu parseller için 3573 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan tahsisin kaldırılması istemine, ... ve Köyişleri Bakanlığınca "olur" verildiği, tahsisin iptaline ilişkin idari işlem aleyhine Yönetsel Yargıda dava açılmadığı, diğer taraftan üzerinde aşılanmış yada imar ihya edilmiş ... ağacı bulunmadığı, eylemli makilik ve çalılık niteliğinde olduğu ve aşılanmış delice yada ... ağacının bulunmadığı raporla saptanan çekişmeli taşınmazların, tapuya tescili için öngörülen şartlar geçekleşmediğinden, tapuya tescili için hiçbir yasal dayanağının kalmadığı, taşınmazın tapuya yolsuz olarak tescil edildiği anlaşılmaktadır. 1961 Anayasasının 131. maddesindeki orman sınırlarında hiç bir türlü daraltma yapılamaz hükmü 1970 yılında 1255 Sayılı Yasa ile değiştirilmiş ve “orman niteliğini yitiren yerler dışında orman sınırlarında daraltma yapılamaz” şeklini almıştır. Yine 1961 Anayasanın 37. maddesinin son fıkrasında "... dağıtımı, ormanların küçülmesi ve diğer ... servetlerinin azalması sonucunu doğuramaz." hükümleri mevcuttur. 09.11.1982 tarihinde yürürlüğe giren 1982 Anayasasının 44, 169 ve 170 maddeleri de 1961 Anayasasına paralel düzenleme getirilmiştir. Temyiz incelemesi için daha önce Daireye gönderilen bazı dava dosyaları içindeki Orman Genel Müdürlüğü imzalı, ... Bakanlığının 24.10.1962 gün ve 5876/5-3012 sayılı yazı da eklenerek il makamına gönderilen ... Bakanlığının 12.04.1963 gün ve 426/28510 sayılı yazısında “1961 Anayasasının yürürlüğe girmesinden sonra yürürlükteki yasaların Anayasaya aykırı hükümlerinin tesbiti ile görevlendirilen Bakanlıklar Arası Komisyon tarafından yapılan incelemede Devlet Ormanlarından zeytinlik tesbit ve tefrikinin Anayasanın 37 ve 131. maddelerine aykırı olup, yabani zeytinlik, harnupluk ve fıstıklıkların 3573 ve 6777 Sayılı Yasalara göre yeniden tefrik, tesbit ve tevzi yapılamayacağı” konularındaki genel tamimler eklenerek Tüm Vali ve Kaymakamlıklara gönderilen 08.05.1963 gün ve 1329/1 sayılı yazıda Anayasanın 37 ve 131. maddeleri karşısında “3573 ve 6777 Sayılı Yasalar gereğince Devlet Ormanlarından Yabani Zeytinlik, Menengiçlik, Harnupluk sahaların ayrılmayacağının” bildirildiği görülmektedir. 1961 Anayasanın bu açık hükümleri ile sözü edilen genelge karşısında 1961 Anayasasının yürürlüğe girmesinden sonra 3573 Sayılı Yasanın "Devlet Ormanları içindeki yabani zeytinliklerin tesisine" ilişkin hükümleri zımnen yürürlükten kaldırıldığının ve uygulama olanağının kalmadığının kabulü gerekir. Davacı kişinin tutunduğu tapu kaydı taşınmaz 1945 yılında kesinleşen orman sınırları içindeyken Ocak 1969 tarihinde oluşmuştur. 11.06.1958 gün ve 1958/8-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile "deliceliklerin (yabani zeytinliklerin) para ve emek harcanarak zeytinlik durumuna getirilmesinin imar-ihya sayılacağı kabul edilmişse de, sözü edilen içtihadı birleştirme kararının öncesi orman olmayan, başka bir anlatımla orman sınırları dışındaki taşınmazlar hakkında uygulanma olanağı vardır. Mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporlarıyla çekişmeli parsellerin %4-10 eğimli, hiç tarımda kullanılmamış üzerinde çoğunlukla mostra ... kayalar ve taşlar ile maki bitki örtüsü bulunan yerlerden olduğu belirlenmiştir. Medeni Yasanın sistemine göre tescilin geçerli olabilmesi ve mülkiyet hakkının doğması için geçerli bir hukuksal nedene dayanması zorunludur. Aksi halde, yolsuz tescil söz konusu olup bu tür tapuların iptali her zaman mümkündür. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.05.2001 gün 2001/1-464 Esas ve 2001/470 sayılı kararı ve 19.2.2003 gün 2003/20-102 esas -2003/90 sayılı kararı vb). Orman içindeki deliceliklerin 3573 Sayılı Yasa hükümlerine göre tahsis ve temlik edileceğine ilişkin hükümler 1961 Anayasasının yürürlüğe girmesinden sonra zımmen yürürlükten kalkmış ve uygulama olanağı kalmadığı, çekişmeli parsellerin ifraz edildiği 316 sayılı parselin imar-ihya işlemleri tamamlanmadan hatalı işlem sonucu 1983 yılında yolsuz tescil olarak oluşturulduğundan Medeni Yasanın 1025.(E.M.Y. 933 - İsviçre M.Y. 975) maddesi gereğince tapu kaydına değer verme olanağı bulunmadığı gibi, 291 sayılı parselin zeytinlik olarak tahsisi de, ... ve Köyişleri Bakanlığı Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğünün içinde 82 ve 108 sayılı ... parsellerinin de bulunduğu taşınmazların yasa ve tüzüğün öngördüğü veriliş amacı dışında kullanıldığının saptandığından, aralarında 82 ve 108 nolu ... parselleri için oluşturulan 334 ve 353 sayılı parsellerdeki tahsisin kaldırılmasının istemi üzerine, ... ve Köyişleri Bakanlığınca tahsis iptal edilmiştir. (Doktirin de yolsuz tescile dayalı olarak ayni hakın kazanılamayacağını kabul etmektedir (Prof. ... Oğuzman, Prof. ... Seliçi Eşya Hukuku 5. bası 1998 sayfa 141). Kamu malı olan orman niteliğindeki taşınmazlar hakkında, özel mülklerin bağlı olduğu yasa hükümleri uygulanamaz. Bu nedenle, aslında orman olan taşınmazı tapu kaydı ile satın alan kişi, 4721 Sayılı Medeni Yasanın 1023. maddesindeki iyiniyet kurallarından yararlanamayacağı gibi, tapu kaydı geçerli hukuki sebepten yoksun olduğundan, yasanın koruyuculuğu altında bir kayıt olarak değerlendirilmesi de olanaksızdır. Dava konusu parsellerin ifraz edildiği 334 ve 353 sayılı parseller, 1945 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu göz önünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastro yapıp yolsuz olarak sicil oluşturmuşlarsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastro yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet ... kazandırmaz. T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y.nın 934 - İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edilebileceğinden, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanama olanağı yoktur. Çekişmeli parsellerin ifraz edildiği, ... köyü 334 ve 353 sayılı parsellerin hiçbir imar ihya faaliyetine konu edilmeden, üzerinde bulunan delicelerden hiç birisi aşılanmadığı, eylemli pırnarlık, çalılık ve taşlık niteliğinde olduğu gözetilmeden, 3573 Sayılı Yasa uyarınca oluşturulan ve baştan beri yolsuz tescil niteliğindeki tapu kaydı davacıya hiç bir zaman mülkiyet ... kazandırmaz. Başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararı yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari) başka bir anlatımla; mülkiyet hakkının baştan beri doğmadığını belirleyen bir hüküm olup, bu tür kayıtlarda T.M.Y.'nın 1023. (E.M.Y. İsviçre M.Y.974) maddesindeki "iyi niyetle edinme" kuralı da uygulanamaz (T.M.Y.nın 1025. md.). Bu tescil bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet ... kazandırmaz. T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y.nın 934 - İsviçre 976) maddesi gereğince sicil hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edilebilir. Açıklanan hususlar gözetilerek Hazinenin davasının kabulüne, gerçek kişinin davasının ise reddine karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması usul veyasaya aykırıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 23.12.2010 günü oybirliği ile karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Anayasa Hukuku

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) üyelerini ve rektörleri atama yetkisi kime aittir?

A) Milli Eğitim Bakanı
B) Başbakan
C) TBMM
D) Cumhurbaşkanı
E) Üniversitelerarası Kurul