2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 110

İcra ve İflas Kanunu 110. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 110 – (Değişik: 2/7/2012-6352/22 md.) Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya (…)[44] talep geri alınıp da kanuni müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar. Hacizli malın satılması yönündeki talep bir defa geri alınabilir. Haczedilen resmi sicile kayıtlı malların, icra dairesiyle yapılacak yazışmalar sonucunda haczinin kalktığının tespit edilmesi hâlinde, sicili tutan idare tarafından haciz şerhi terkin edilir ve işlem ilgili icra dairesine bildirilir. Birinci fıkra gereğince haczin kalkmasına sebebiyet veren alacaklı o mala yönelik olarak, haczin konulması ve muhafazası gibi tüm giderlerden sorumlu olur. Taksitle ödeme:

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

240 karar eşleşti
23. Hukuk Dairesi, 2014/5599 E., 2014/4814 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara 5. İcra Hukuk Mahkemesi
i düzenlendiğini, sıra cetvelinde, satış bedelinin şikayetçi ve şikayet olunan arasında garameten paylaştırılmasına karar verildiğini ancak, sıra cetvelinin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, şikayet olunanın dosyasından konulan haczin İİK'nın 106 ve 110. maddelerine uygun satış talebi olmadığından düştüğünü, bu nedenle satış tarihi itibariyle geçerli bir haciz bulunmadığını, satışa hazırlık i
23. Hukuk Dairesi         2014/5599 E.  ,  2014/4814 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara 5. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 11/04/2013 NUMARASI : 2012/857-2013/310 Taraflar arasındaki sıra cetveline itirazın yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde şikayet olunan vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Şikayetçi vekili, Ankara 13. İcra Müdürlüğü'nün 2008/8813 Esas sayılı dosyasında dava dışı borçlunun maliki bulunduğu taşınmazın 07.06.2012 tarihinde 40.000,00 TL bedelle satıldığını, satış tarihi itibariyle taşınmaz üzerinde şikayet olunanın alacaklı bulunduğu Ankara 14. İcra Müdürlüğü'nün 2008/9510 E. (22. İcra Müdürlüğü'nün 2011/481 E.) sayılı dosyasından da haciz bulunduğundan ve satış bedeli tüm alacaklılara yetmediğinden sıra cetveli düzenlendiğini, sıra cetvelinde, satış bedelinin şikayetçi ve şikayet olunan arasında garameten paylaştırılmasına karar verildiğini ancak, sıra cetvelinin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, şikayet olunanın dosyasından konulan haczin İİK'nın 106 ve 110. maddelerine uygun satış talebi olmadığından düştüğünü, bu nedenle satış tarihi itibariyle geçerli bir haciz bulunmadığını, satışa hazırlık işlemlerinden hiçbirinin yapılmadığını, şikayet olunanın geçersiz satış talebinde bulunurken sadece 60,00 TL masraf yatırdığını, satış talebinin yetkisiz ve görevsiz İcra Müdürlüğü'nde yapıldığından geçersiz olduğunu, ayrıca satış giderleri müvekkili tarafından yapılmasına rağmen, İİK'nın 138. Maddesinin 2.fıkrasına aykırı olarak satış bedelinden satış giderlerini ayırmadan, tüm satış bedelinin paylaşıma konu edildiğini ileri sürerek, 05.11.2012 tarihli sıra cetvelinin iptali ile Ankara 14.İcra Müdürlüğü'nün 2008/9510 Esas sayılı dosyasında mahcuz taşınmaz üzerine konulan haczin düşmüş olması nedeniyle sıra cetvelinde bulunmasına yer olmadığına karar verilmesini şikayet ve talep etmiştir. Şikayet olunan vekili, müvekkilinin haczinin ayakta olduğunu, şikayetçinin ikinci ihalede alıcı çıkmaması üzerine satış talebinin, dolayısıyla haczinin düştüğünü savunarak, şikayetin reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, şikayet olunanın haczinin düşmüş olduğu, hacze garameten iştirakinin mümkün bulunmadığı, satış bedelinin tamamının şikayetçiye ödenmesi gerektiği, İİK'nın 138. maddesi gereğince, paranın paylaştırılmasında; haciz, paraya çevirme ve paylaştırma gibi bütün alacaklıları ilgilendiren masrafların önce satış tutarından alınıp, artan para üzerinden yapılmasının zorunlu olduğu, buna göre şikayetçinin paraya çevirme için yaptığı masrafların da mahsup edilmesinden sonra kalan miktarın dağıtıma tabi tutulması gerektiği, bilirkişi raporu ile şikayetçi tarafından paylaşıma konu satış için yapılan masraflar toplamının 2.489,49 TL, satış bedelinden düşülecek diğer kalemlerin 2.212,18 TL ve masraflar düşüldükten sonra şikayetçiye ödenecek tutarın 35.298,30 TL olarak tespit edildiği gerekçesiyle, şikayetin kabulü ile "Ankara 22. İcra Müdürlüğü'nün 2008/2955 Esas sayılı dosyasından hazırlanan 05.11.2012 tarihli sıra cetvelinin iptaline, 40.000,00 TL satış bedelinin,2.212,18 TL'lik kısmının taşınmazın aynından kaynaklanan vergi borcu, tellaliye ve tapu harcı için kesileceği, 2.489,49 TL'lik kısmının bu satış için yapılan masraf olarak satışın yapıldığı dosya alacaklısı şikayetçiye ödeneceği, kalan 35.298,30 TL kısmın da yine satış tarihi itibariyle devam eden Ankara 22. İcra Müdürlüğü'nün 2008/2955 Esas sayılı dosyasına ödenmesine, şeklinde sıra cetvelinin hazırlanmasına" karar verilmiştir. Kararı, şikayet olunan vekili temyiz etmiştir. 1- Şikayet, sıra cetvelindeki sıraya ilişkindir. İİK'nın 142. maddesinde, cetvel suretinin tebliğinden yedi gün içinde her alacaklının takibin icra edildiği mahal makhemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel münderecatına itiraz edebileceği düzenlenmiş olup, bu madde hükmü ile sıra cetveline itiraz hakkı takip alacaklılara tanınmış ise de her alacaklı bu hakkı haiz değildir. YHGK'nın 05.03.2008 tarih ve 19-161 Esas, 213 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, sıra cetveline itiraz eden alacaklının icra takibinin ve buna bağlı olarak geçerli bir haciz işleminin bulunması gerekir. Sıra cetveline yönelik itirazda bulunma yetkisi, bu itiraz üzerine düzenlenecek yeni sıra cetveline girme hakkı bulunan alacaklılara tanınmıştır. Bir diğer ifade ile bedeli paylaşıma konu mal üzerinde haczi ya da rehni bulunmayan alacaklının, sıra cetvelinin iptalini istemekte de hukuki yararı yoktur. Sıra cetveli bedeli paylaşıma konu mal üzerinde, satış tarihi itibariyle haczi bulunan alacaklılar dikkate alınarak düzenlenir. Aksi halde satış bedelinden pay ayrılamayacağından, adı geçenlerin sıra cetvelinin iptalini istemekte hukuki yararı bulunmamaktadır. Somut olayda, şikayetçinin alacaklı olduğu Ankara 22. İcra Müdürlüğü'nün 2008/2955 Esas (Ankara 13. İcra Müdürlüğü'nün 2008/8813 E.) sayılı dosyasında ihtiyati haciz kararına dayalı olarak 29.07.2008 günü mesai saati bitiminde kambiyo senetlerine mahsus yolla takibe başlandığı, aynı gün bedeli paylaşıma konu taşınmazın tapu kaydına ihtiyati haciz uygulandığı, ödeme emrinin 31.07.2008 tarihinde borçluya tebliğ edildiği, ihtiyati haczin 10 günlük ödeme süresi sonu olan 10.08.2008 günü mesai saati bitiminde kesin hacze dönüştüğü, alacaklı vekilinin 01.12.2009 tarihinde satış isteyip, 03.12.2009 tarihinde avans yatırdığı, İcra Müdürlüğü'nce eksiklikler giderildiğinde ve satış talebinin yenilenmesi halinde satış hususunun düşünülmesine şeklinde karar verildiği, alacaklı vekilince 27.04.2010 tarihinde yeniden satış talebinde bulunulduğu, 21.10.2010 tarihli ikinci ihalede alıcı çıkmadığından İİK'nın 129/son maddesi hükmü uyarınca 27.04.2010 tarihli satış talebinin düştüğü, alacaklı vekilince 31.10.2011 tarihinde 3. kez, 12.03.2012 tarihinde 4. kez satış istenildiği, taşınmazın 07.06.2012 tarihinde satılmış olduğu anlaşılmaktadır. 27.04.2010 tarihinden itibaren 2 yıllık yeni bir satış isteme süresi işlemeye başlamaz. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin Dairemizce de benimsenen 19.04.2008 tarih ve 1951 E., 3977 K; 18.04.2008 tarih ve 2612 E., 4149 K; 12.02.2009 tarih ve 2008/10544 E., 2009/948 K; 14.04.2010 tarih ve 532 E., 4363 K. sayılı ilamları ile Dairemizin 17.11.2011 tarih ve 751 E., 1822 K. sayılı ilamı da bu yöndedir. Mahkemenin aksi yöndeki gerekçesinin hukuki bir dayanağı bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece, şikayetçinin 27.04.2010 tarihli satış talebinin 2. ihalede alıcı çıkmaması sebebiyle İİK'nın 129/son maddesi uyarınca düştüğü, 3. satış talebinin ise, kesin haciz tarihi olan 10.08.2008 tarihinden itibaren başlayan İİK'nın 106. maddesindeki 2 yıllık satış isteme süresi içerisinde yapılmadığı, buna göre şikayetçinin hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle, HMK'nın 114/1-h ve 115/2 maddeleri uyarınca şikayetin usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. 2- Kabule göre, şikayet olunanın alacaklı olduğu Ankara 22. İcra Müdürlüğü'nün 2011/481 Esas (Ankara 14. İcra Müdürlüğü'nün 2008/9510 E.) sayılı dosyada bedeli paylaşıma konu taşınmaz üzerine 30.07.2008 tarihinde haciz konulduğu, ödeme emrinin 15.07.2008 tarihinde borçluya tebliğ edildiği, alacaklı tarafından 17.03.2010 tarihinde İİK'nın 106. maddesindeki iki yıllık süre içerisinde satış talep edilip avans yatırıldığı, İcra Müdürlüğü'nce şartlar oluşmadığından satış talebinin reddedildiği anlaşılmıştır. Mahkemece, şikayet olunanın satış talebinin reddi üzerine şikayet yoluna gidilmediği ve 2 yıllık sürenin dolduğu 30.07.2010 tarihinden sonra 06.02.2011 tarihinde tekrar satış talebinde bulunduğu, ancak 2 yıllık süre dolduğundan haczin düştüğü gerekçesiyle sonuca varılmıştır. İİK'nın 106. maddesi, "Alacaklı haczolunan mal taşınır ise bir sene, taşınmaz ise iki sene içinde satılmasını isteyebilir." hükmünü; İİK'nın 59. maddesi, "bir talepte bulunan taraf bununla ilgili masrafları peşin olarak verir" hükmünü; İİK'nın 110. maddesi, "Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya takip geri alınıp da bu müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar." hükmünü içermektedir. Haciz düşse dahi icra takibi ayakta kalmaya devam eder. Somut olayda, şikayet olunan alacaklı tarafından bedeli paylaşıma konu taşınmazın haciz tarihinden itibaren iki yıllık kanuni süre içinde satış istendiği, satış avansının İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 6. ve 61. maddesinde belirlendiği şekilde para olarak yatırıldığı, satış talebi üzerine icra memurunun satış şartlarının oluşmadığını gerekçe göstererek satış talebini reddettiği dosya kapsamı ile sabittir. İİK'nın 106. maddesi ile alacaklının takibi sürüncemede bırakmaması amaçlanmıştır. Bu amaca uygun olarak alacaklı tarafından satış talebinde bulunulmuş, avans da yatırılmıştır. Satış talebinin ret gerekçesi satış şartlarının oluşmadığıdır. Burada icra memurunun ret kararının sadece satışın fiilen yapılamayacağına yönelik bir tesbitten ibaret olduğunu, anılan yasal düzenlemeye uygun olan satış talebindeki haklılığı ortadan kaldıran bir karar niteliğinde bulunmadığını kabul etmek gerekir. Zira, İİK'nın 106. maddesinde satış istenmesinden söz edildiği, bu talebin İcra Müdürlüğü tarafından reddedilmesi halinde talebin geçerliliğini kaybedeceğine ilişkin hiç bir yasa hükmü bulunmadığı gibi, İİK'nın 106. maddesinden kaynaklanan hukuki uyuşmazlıklara ilişkin Yargıtay 12. Hukuk Dairesince alınan yargısal kararların da bu yönde olduğu, 2 yıllık süre içerisinde alacaklının bir an evvel satışa yönelik iradesini icra dosyasına yansıtmak zorunda olduğu ve isteğini İcra Müdürlüğü'ne iletip İİK'nın 59. maddesi uyarınca gereğini yerine getirmesi halinde geçerli bir satış talebinin doğduğu, bundan sonra satışın da aynı 2 yıllık süre içerisinde yapılması yönünde bir zorunluluk bulunmadığı, söz konusu haczin de geçerliliğini kaybettiğinden söz edilemeyeceği kabul edilmelidir. Aynı Kanun'un 59. maddesi uyarınca, bir işlemin yapılmasını isteyen taraf, o işlemin yapılması için gerekli masrafları avans olarak (peşin) yatırmalıdır. İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 6. maddesine göre, bu masrafların, tahsilat makbuzu karşılığında para olarak alınması gerekir. Aksi takdirde talep yapılmamış sayılır. Cüz’i de olsa satış avansının yatırılmış olması, usulüne uygun bir satış talebinin bulunduğu anlamına gelir. Yatırılan masrafın yetmeyeceği sonradan anlaşılırsa, bunun tamamlanması istenebilirse de, masraf hiç yatırılmamışsa geçerli bir talebin varlığından söz edilemez. İcra Müdürünün ret kararının ayrıca İcra Hakimliğince iptalinin talep ve dava edilmesine gerek dahi olmadan mahkemece re'sen nazara alınması anılan madde hükümlerine uygun olacaktır. Şikayet olunanın satış talebi, yukarıda belirtilen ilke çerçevesinde usulüne uygun bir satış talebi olup, eksik masraf avansının İcra Müdürlüğü'nce her zaman tamamlatılması da esasen mümkündür. Diğer yandan, İİK'nda, süresinde satış istendikten sonra haczi ve satışı düşüren sebepler öngörülmemiş, sadece aynı Kanun'un 129/son maddesinde, ikinci ihalede alıcı çıkmazsa ''satış talebinin'' düşeceği düzenlenmiştir. İİK'nın 106 ve 110. madde hükümleri alacaklının takibi sürüncemede bırakmaması amacıyla getirilmiş olup, bu amaca uygun olarak anılan şikayet olunan tarafından İİK'nın 106. maddesindeki 2 yıllık süre içerisinde İİK'nın 59. maddesine uygun olarak satış talep edilerek avansı yatırılmış olmakla, bir daha satış istemesine gerek kalmaksızın, haczi ve satışının ayakta olduğunun kabulü gerekir. Satışın da aynı iki yıl içinde yapılmasının zorunlu olduğu, aksi halde haczin düşeceği yönünde yasada bir hüküm bulunmamaktadır. Alacaklıya yüklenen görev, süresinde satış isteyerek avansı yatırmaktır. İİK'nın 123. maddesinde satış görevi, icra dairesine yüklenmiş olup, satış ne zaman yapılırsa yapılsın, haciz ve satış talebi ayaktadır. Dairemizin son uygulaması bu yöndedir. İİK'nın kesinleşen kıymet takdirinin yapıldığı tarihten itibaren iki yıl geçmedikçe yeniden kıymet takdiri yapılamayacağını öngören 128/a-3 fıkrası, varılan bu sonucu bertaraf eden bir düzenleme değildir. Dairemizin 12.06.2012 tarih ve 2868 E, 4131 K; 26.03.2012 tarih ve 1020 E, 2296 K; 19.09.2013 tarih ve 4536 E., 5532 K; 27.09.2013 tarih ve 4460 E, 5835 K. sayılı ilamları bu yöndedir. İki yıllık satış isteme süreci içinde taşınmaz başka bir dosyadan satılmış ise haciz düşmeyecektir. İlmi ve yargısal inançların bu yolda olduğu açıktır. (M.Oskay- C.Koçak İİK şerhi 7 cilt, Ank.sh. 3046; Y.19 H.D.'nin 04.12.2001 gün ve 8906 E, 8078 K. sayılı ilamı) Öte yandan, İcra Müdürlüğü'nün satış talebinin reddi kararı, alacaklının yasa ile doğan hakkın özünü ortadan kaldıran bir karar olması nedeniyle süresiz şikayete tabi olan bu karara yönelik şikayetin işbu şikayet sırasında savunma yolu ile yine şikayete bakmakla görevli İcra Mahkemesi'nin önüne getirildiğinin de kabulü gerekir. Bu durumda, anılan ret kararının takip hukuku bakımından kesinleştiği sonucuna varılmamalıdır. Şikayet konusu işlemin bir hakkın yerine getirilmesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı ve kamu düzenine aykırı olan işlemlere karşı yapılacak şikayetlerin süresiz bulunduğu hususunun somut olayımızda uygulama yeri olmasına göre icra müdürünün işleminin doğru olmadığı işbu şikayet sırasında şikayet olunan tarafından savunulmuş olup, ret kararının da bu şikayet sırasında ele alınıp değerlendirilmesi gerektiği gözetilmelidir. Yargıtay uygulamalarına (örneğin Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 15.12.2003 gün ve 2126/24743 sayılı ilamına) göre en önemli kriter, tarafların, üçüncü kişilerin ve kamunun menfaatinin korunması için konulmuş emredici(amir) hükümlerine aykırılık teşkil etmesi olup, bu nitelikteki icra müdürünün işleminin süreye bakılmaksızın incelenmesi gerekecektir. (Bkz: M.Oskay-C.Koçak, İİK şerhi Ank.sh.140,141 ) Belirtilen bu nedenlerle süresiz şikayet hakkına sahip olan şikayet olunanın, aleyhindeki bu karara karşı İİK'nın 16. maddesine göre süreli şikayet yoluna gitmemesi nedeniyle icra müdürünün kararını iptal ettirilmemiş olmasının, hakkın özü olan İİK'nın 59, 106 ve 110. maddelerine uygun olarak süresinde yaptığı satış talebinin ona sağladığı hukuki sonuçları ortadan kaldırdığı sonucuna varılamaz. Bu durumda, İİK'nın 106. maddesi uyarınca iki yıl içinde satış talebinde bulunan, 59. maddesi uyarınca masrafını yatıran şikayet olunan alacaklı, yasa ile kendisine yüklenen işlemleri yerine getirdiğinden, haczinin ayakta olduğunun kabulü gerekir. İcra memurunun satış isteme talebinin reddi kararına karşı süreli şikayet yoluna başvurulmadığı gerekçesiyle, haczin düştüğü sonucuna varılması, anılan yasal düzenlemelerle ve hakkaniyetle bağdaşmadığından doğru olmamıştır. Öte yandan, sıra cetveline yönelik şikayetlerde İcra Mahkemesi, önüne gelen şikayetleri sonuçlandırmak ve icra müdürüne bu yönde talimat vermekle görevli olup, gerekçede yeni sıra cetvelinin hangi ilkelere göre düzenleneceğini belirlemesi, diğer bir anlatımla alacaklıların ne miktar için hangi sıralarda yer alması gerektiğini saptaması, cetvelin hukuka uygun olmayan kısımlarını göstermesi, bu çerçevede işlem yapılması için icra müdürüne talimat vermesi (İİK. m.17/1.) gerektiğinden, iptal nedenleri gerekçede gösterilmeli ve hüküm fıkrasında HMK'nın 297/2. maddesi uyarınca gerekçeye ait bir söz tekrar edilmeksizin sıra cetvelinin iptaline karar vermekle yetinmeli ve eda hükmü kurmamalıdır. Haciz yolu ile takiplerde kıyasen uygulanması gereken İİK'nın 235/3. maddesi uyarınca alacağın esas ve miktarına yönelik sıra cetveline itiraz davalarının kabulü halinde ise davanın taraflarının sırasının değiştirilmesine karar verilemeyeceğinden, mahkemece sıra cetvelinin iptaline değil, davalıya ayrılan payın yargılama giderleri ve vekalet ücreti de dahil olmak üzere öncelikle davacı alacağının karşılanmasının tahsisine, artan kısmın davalıya ödenmesine karar verilmesi gerekir. Sıra cetveline itiraz davaları sonunda verilen hüküm, sadece davanın tarafları bakımından sonuç doğurur ve verilen kabul kararı ile durumun tespiti ile yetinilmeyip, eda hükmü kurulmalıdır. Somut olayda, mahkemece, iptal nedenlerinin gerekçede belirtilmesi ve hüküm fıkrasında gerekçe tekrar edilmeden sıra cetvelinin iptaline karar vermekle yetinilmesi gerekirken, gerekçede yer alması gereken hususlara hüküm fıkrasında yer verilmesi, özel olarak İİK'nın 17/1. maddesine ve genel olarak ta hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir sözün tekrar edilmemesine ilişkin HMK'nın 297/2. maddesine aykırı olduğu gibi, icra müdürünün yerine geçilmek suretiyle mahkemece sıra cetvelinin düzenlenmesi anlamına da geldiğinden doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, şikayet olunan vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, şikayet olunan yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

23. Hukuk Dairesi, 2014/7050 E., 2014/6213 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varYalova İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
maddesi "Bir talepte bulunan taraf bununla ilgili masrafları peşin olarak verir" hükmünü; İİK'nın 110. maddesi "Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya takip geri alınıp da bu müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar." hükmünü içermektedir.
23. Hukuk Dairesi         2014/7050 E.  ,  2014/6213 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Yalova İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 19/11/2013 NUMARASI : 2013/338-2013/438 Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayetin yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde şikayet olunan vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Şikayetçi vekili, şikayet dışı borçlunun taşınmazının satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde, şikayet olunanın taşınmaz üzerindeki haczinin düşmesine rağmen, birinci sırada yer verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, sıra cetvelinin iptal edilerek yeniden sıra cetveli hazırlanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Şikayet olunan vekili, 28.09.2009 tarihinde tapu kaydına haciz konulduğunu, 10.08.2011 tarihinde de satış talebinde bulunarak, satış avansı yatırdıklarını, avansın yetersiz olmasının haczin düşmesine neden olmayacağını savunarak, şikayetin reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; şikayet olunanın alacaklı olduğu Yalova 1. İcra Müdürlüğü'nün 2013/3101 Esas sayılı dosyasında borçluya ait taşınmaza 23.09.2009 tarihinde haciz uygulandığı, alacaklı vekili tarafından 10.08.2011 tarihinde satış talep edildiği ve aynı tarihte 100,00 TL satış avansının yatırıldığı, ancak icra müdürlüğünün aynı tarihli kararı ile kıymet takdiri yapılmadığı için satış talebinin reddine karar verildiği, satışın reddine ilişkin icra müdürlüğünün bu kararına karşı şikayet olunan tarafça şikayet yoluna gidilmemesi nedeniyle kararın kesinleşmiş olduğu, bu haliyle geçerli bir satış talebinden söz edilmesinin mümkün bulunmadığı, şikayet olunanın haczinin geçerli bir satış talebi bulunmadığı için düşmüş olduğu, bu nedenle sıra cetvelinde davalı alacağına ilk sırada yer verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle; şikayetin kabulü ile sıra cetveline konu olan 12.418,00 TL'nin yargılama gider ve vekalet ücreti de dahil olmak üzere öncelikle davacının Yalova 1. İcra Müdürlüğü'nün 2011/4860 Esas sayılı dosyasına konu olan alacağının karşılanmasının tahsisine, kalan kısım olması halinde davalıya bırakılmasına karar verilmiştir. Kararı, şikayet olunan vekili temyiz etmiştir. 1-Şikayet, haciz sıra cetvelindeki sıraya ilişkindir. İİK'nın 106. maddesi "Alacaklı haczolunan mal taşınır ise bir sene, taşınmaz ise iki sene içinde satılmasını isteyebilir." hükmünü; İİK'nın 59. maddesi "Bir talepte bulunan taraf bununla ilgili masrafları peşin olarak verir" hükmünü; İİK'nın 110. maddesi "Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya takip geri alınıp da bu müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar." hükmünü içermektedir. Haciz düşse dahi icra takibi ayakta kalmaya devam eder. Somut olayda, şikayet olunan M.. B..'un alacaklı olduğu Yalova 1. İcra Müdürlüğü'nün 2013/3101 E.sayılı (Eski 2009/6319 Esas) dosyasında, alacaklı tarafından haciz tarihinden itibaren iki yıl içinde bedeli paylaşıma konu taşınmazın satışının talep edilip İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 6. ve 61. maddelerinde belirlendiği şekilde satış avansının yatırıldığı, İcra Müdürlüğü'nce taşınmazın kıymet takdirinin yapılmadığı gerekçesiyle satış talebinin reddine karar verildiği dosya kapsamıyla sabittir. İİK'nın 106. maddesi ile alacaklının takibi sürüncemede bırakmaması amaçlanmıştır. Bu amaca uygun olarak alacaklı tarafından satış talebinde bulunulmuş, avans da yatırılmıştır. Satış talebinin ret gerekçesi kıymet takdirinin yapılmamış olmasıdır. Bu ret kararının, anılan yasal düzenlemeye uygun olan satış talebindeki haklılığı ortadan kaldıran bir karar niteliğinde bulunmadığını, sadece satışın fiilen yapılamayacağına yönelik bir tespitten ibaret olduğunu kabul etmek gerekir. Zira, İİK'nın 106. maddesinde satış istenmesinden söz edildiği, bu talebin İcra Müdürlüğü tarafından reddedilmesi halinde talebin geçerliliğini kaybedeceğine ilişkin hiç bir yasa hükmü bulunmadığı gibi, İİK'nın 106. maddesinden kaynaklanan hukuki uyuşmazlıklara ilişkin Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nce alınan yargısal kararların da bu yönde olduğu, 2 yıllık süre içerisinde alacaklının bir an evvel satışa yönelik iradesini icra dosyasına yansıtmak zorunda olduğu ve isteğini İcra Müdürlüğü'ne iletip İİK'nın 59. maddesi gereğini yerine getirmesi halinde geçerli bir satış talebinin doğduğu, bundan sonra satışın da aynı 2 yıllık süre içerisinde yapılması yönünde bir zorunluluk bulunmadığı, söz konusu haczin de geçerliliğini kaybettiğinden söz edilemeyeceği kabul edilmelidir. Aynı Kanun'un 59. maddesi uyarınca, bir işlemin yapılmasını isteyen taraf, o işlemin yapılması için gerekli masrafları avans olarak (peşin) yatırmalıdır. İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 6. maddesine göre, bu masrafların, tahsilat makbuzu karşılığında para olarak alınması gerekir. Aksi takdirde talep yapılmamış sayılır. Cüz’i de olsa satış avansının yatırılmış olması, usulüne uygun bir satış talebinin bulunduğu anlamına gelir. Yatırılan masrafın yetmeyeceği sonradan anlaşılırsa, bunun tamamlanması istenebilirse de, masraf hiç yatırılmamışsa geçerli bir talebin varlığından söz edilemez. Kıymet takdiri kesinleşmeden satış yapılmamakla birlikte, kıymet takdiri yapılmadan da satış istenebilir. Diğer bir anlatımla, kıymet takdirinin yapılmaması sadece satışın yapılmasına engel olur. İcra Müdürünün ret kararının ayrıca İcra Hakimliği'nce iptalinin talep ve dava edilmesine gerek dahi olmadan mahkemece re'sen nazara alınması anılan madde hükümlerine uygun olacaktır. Şikayet olunan M.. B..'un satış talebi, yukarıda belirtilen ilke çerçevesinde usulüne uygun bir satış talebi olup, avansın kıymet takdiri aşamasında kullanılmasının sorumluluğu alacaklıya yüklenemeyeceği gibi, eksik masraf avansının İcra Müdürlüğü'nce her zaman tamamlatılması da esasen mümkündür. Diğer yandan, İİK'nda, süresinde satış istendikten sonra haczi ve satışı düşüren sebepler öngörülmemiş, sadece aynı Kanun'un 129/son maddesinde, ikinci ihalede alıcı çıkmazsa ''satış talebinin'' düşeceği düzenlenmiştir. İİK'nın 106 ve 110. maddeleri hükümleri alacaklının takibi sürüncemede bırakmaması amacıyla getirilmiş olup, bu amaca uygun olarak anılan şikayet olunan tarafından İİK'nın 106. maddesindeki 2 yıllık süre içerisinde İİK'nın 59. maddesine uygun olarak satış talep edilerek avansı yatırılmış olmakla, bir daha satış istemesine gerek kalmaksızın, haczi ve satışının ayakta olduğunun kabulü gerekir. Satışın da aynı iki yıl içinde yapılmasının zorunlu olduğu, aksi halde haczin düşeceği yönünde yasada bir hüküm bulunmamaktadır. İİK'nın 123. maddesi hükmüne göre satış talebinden itibaren iki ay içinde yapılması gereken taşınmaz satışı, bu süreden ya da satışı isteme süresi geçtikten sonra yapılsa da geçerlidir ve alacaklı satış bedelinden alacağını alır. Süresinde satış istenmemesi ile yalnız haciz kalkar, icra takibi düşmüş olmaz, icra takibi derdest kalmaya devam eder. Ödeme emrinin tebliğine gerek kalmadan, alacaklı yeniden haciz isteyebilir. (Bkz: Prof Dr. Baki Kuru, İcra ve Uflas Hukuku, El Kitabı, 2. Baskı, 2013, sh 607) Alacaklıya yüklenen görev, süresinde satış isteyerek avansı yatırmaktır. İİK'nın 123. maddesinde satış görevi, icra dairesine yüklenmiş olup, satış ne zaman yapılırsa yapılsın, haciz ve satış talebi ayaktadır. Dairemizin son uygulaması bu yöndedir. İİK'nın kesinleşen kıymet takdirinin yapıldığı tarihten itibaren iki yıl geçmedikçe yeniden kıymet takdiri yapılamayacağını öngören 128/a-3 fıkrası, varılan bu sonucu bertaraf eden bir düzenleme değildir. Dairemizin 12.06.2012 tarih ve 2868 E., 4131 K., 26.03.2012 tarih ve 1020 E., 2296 K., 27.09.2013 tarih ve 4460 E., 5835 K.; 23.06.2014 tarih ve 5599 E., 4814 K. sayılı ilamları bu yöndedir. İki yıllık satış isteme süreci içinde taşınmaz başka bir dosyadan satılmış ise haciz düşmeyecektir. İlmi ve yargısal inançların bu yolda olduğu açıktır. (M.Oskay- C.Koçak İİK şerhi 7 cilt, Ank.sh. 3046; Y.19 H.D. 04.12.2001 gün ve 8906 E., 8078 K.) Öte yandan; icra müdürlüğünce satış talebinin reddi kararı, alacaklının yasa ile doğan hakkın özünü ortadan kaldıran bir karar olması nedeniyle, süresiz şikayete tabi olan bu karara yönelik şikayetin işbu dava ile yine şikayete bakmakla görevli İcra Mahkemesi'nin önüne getirildiğinin de kabulü gerekir. Bu durumda; anılan ret kararının takip hukuku bakımından kesinleştiği sonucuna varılmamalıdır. Şikayet konusu işlemin bir hakkın yerine getirilmesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı ve kamu düzenine aykırı olan işlemlere karşı yapılacak şikayetlerin süresiz bulunduğu hususunun somut olayımızda uygulama yeri olmasına göre icra müdürünün işleminin işbu davada savunma yolu ile ayrıca şikayet te edilmesine göre, ret kararının da bu davada ele alınıp değerlendirilmesi gerektiği gözetilmelidir. Yargıtay uygulamalarına (örneğin Y.12. HD'nin 15.12.2003 gün ve 2126/24743 sayılı ilamı) göre en önemli kriter, tarafların, üçüncü kişilerin ve kamunun menfaatinin korunması için konulmuş emredici (amir) hükümlerine aykırılık teşkil etmesi olup, bu nitelikteki icra müdürünün işleminin süreye bakılmaksızın incelenmesi gerekecektir. (Bkz: M.Oskay-C.Koçak, İİK şerhi Ank. sh.140,141) Belirtilen bu nedenlerle süresiz şikayet hakkına sahip olan şikayet olunanın, aleyhindeki bu karara karşı İİK'nın 16. maddesine göre süreli şikayet yoluna gitmeyerek icra müdürünün kararını iptal ettirmemiş olmasının, hakkın özü olan İİK'nın 59, 106 ve 110. maddelerine uygun olarak süresinde yaptığı satış talebinin ona sağladığı hukuki sonuçları ortadan kaldırdığı sonucuna varılmaz. Dairemizin 19.09.2013 tarih ve 4536 E., 5532 K.; 30.09.2013 tarih ve 4685 E., 5861 K.; 23.06.2014 tarih ve 5599 E., 4814 K. sayılı ilamları bu yönden olup, mahkemenin gerekçesinde dayandığı YHGK'nın kararı, Dairemiz çoğunluğu tarafından benimsenmemektedir. Bu durumda, İİK'nın 106. maddesi uyarınca iki yıl içinde satış talebinde bulunan, 59. maddesi uyarınca masrafını yatıran şikayet olunan M.. B.. yasa ile kendisine yüklenen işlemleri yerine getirdiğinden, haczinin ayakta olduğunun kabulü gerekir. İcra müdürünün satış isteme talebinin reddi kararına karşı süreli şikayet yoluna başvurulmadığı gerekçesiyle haczin düştüğü sonucuna varılması, anılan yasal düzenlemelerle ve hakkaniyetle bağdaşmadığından kararın, şikayet olunan lehine bozulması gerekmiştir. 2-Kabule göre; sıra cetveline yönelik şikayetlerde İcra Mahkemesi, önüne gelen şikayetleri sonuçlandırmak ve icra müdürüne bu yönde talimat vermekle görevli olup, düzenlenecek yeni sıra cetvelinde sıra cetvelinin hangi ilkelere göre düzenleneceğini belirtmesi, diğer anlatımla alacaklıların ne miktar için hangi sıralarda yer alması gerektiğini saptaması, hukuka uygun olmayan kısımları göstermesi, bu çerçevede işlem yapılması için icra müdürüne talimat vermesi (İİK'nın m.17/I) gerektiğinden, iptal nedenlerinin gerekçede belirtilmesi, hüküm fıkrasında HMK'nın 297/2. maddesi uyarınca gerekçeye ait bir söz tekrar edilmeksizin sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi ile yetinilmesi ve eda hükmü kurulmaması gerekir. Haciz yolu ile takiplerde kıyasen uygulanması gereken İİK'nın 235/3. maddesi uyarınca alacağın esas ve miktarına yönelik sıra cetveline itiraz davalarının kabulü halinde ise davanın taraflarının sırasının değiştirilmesine karar verilemeyeceğinden, mahkemece sıra cetvelinin iptaline değil, davalıya ayrılan payın yargılama giderleri ve vekalet ücreti de dahil olmak üzere öncelikle davacı alacağının karşılanmasının tahsisine, artan kısmın davalıya ödenmesine karar verilmesi gerekir. Sıra cetveline itiraz davaları sonunda verilen hüküm, sadece davanın tarafları bakımından sonuç doğurur ve verilen kabul kararı ile durumun tespiti ile yetinilmeyip, eda hükmü kurulmalıdır. Somut olayda, mahkemece, iptal nedenleri gerekçede belirtilmiş ise de, hüküm fıkrasında sıra cetvelinin iptaline karar vermekle yetinilmesi gerekirken, genel mahkemelerce muvazaa nedenine dayalı sıra cetveline itiraz davalarında kurulması gereken hüküm şekline uygun olarak eda hükmü kurulması doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, şikayet olunan M.. B.. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, şikayet olunan M.. B.. yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 02.10.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. - KARŞI OY YAZISI - Dava; şikayete konu edilen derece kararının 1. sırasında yer alan Yalova 1. İcra Müdürlüğü'nün 2013/3101 esas sayılı dosyasında borçlulara ait taşınmaza 23.09.2009 tarihinde haciz konulduğu, ve 10.08.2011 tarihinde satış talebinde bulunulmuş ise de; bu taleplerin İcra Müdürlüğü'nce reddedildiği, yapılan şikayet üzerine ret kararının kaldırılmadığı, bu nedenle geçerli bir satış talebinin bulunmadığı ve haczin düştüğü iddiası ile sıra cetvelinin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. İcra hukuku bir talep hukukudur. İcra takibinin tüm aşamalarında tarafların (alacaklı ve borçlunun) talepte bulunması ve icra müdürünün bu kapsamda işlem yapması gerekir. Kanun bazı işlemleri icra müdürünün kendiliğinden yapacağını öngörmüştür. Ancak satış talebi alacaklı tarafından yapılması gereken işlemlerden biridir. Alacaklı satış talebi ile birlikte gerekli masrafları İİK'nın 59. maddesi uyarınca avans olarak yatırmak zorundadır. Aksi takdirde İİK'nın 110. maddesi gereğince mahcuz üzerindeki haciz düşer. Sicil üzerinde haczedilmiş bir motorlu aracın elde olmaması, mahcuz taşınmazın kıymet takdirinin yapılmamış olması, satış talebine engel değildir. Bu işlemler satışa hazırlık işlemleri niteliğinde olduğundan, satış talebinden sonra da yakalama, kıymet takdiri vb. eksikliklerin tamamlanması mümkündür. Geçici hacze (İİK.108) veya borçlu ve alacaklı arasında satış talebinden evvel borcun taksitlendirilmesinin (İİK'nın 111.) yapılması halinde, satış talebi icra müdürünce yasal engeller bulunması nedeni ile reddedilecektir. Gerek yasal, gerekse yasal olmayan nedenlerle satış talebi icra müdürlüğünce reddedilmesi halinde, bu kararın İcra Hakimi tarafından İİK'nın 16. maddesi uyarınca şikayet yolu ile huzuruna getirilmesi halinde uyuşmazlığın yasaya uygun olup olmadığını incelenip karara bağlaması gerekmektedir. Aksi halde icra müdürünün reddettiği bir kararın yasal olduğunu kabul etmek demek, icra mahkemelerinin kuruluş amacına ters düşer. Öğretide de; yasal süresi içerisinde şikayet yoluna gitmeyen ilgilinin kanuna uygun verilmeyen icra müdürünün kararını kabul ettiği varsayılmaktadır. Uygulamada da; HGK'nın 13.10.2010 gün, 19-507 E, 140 K, 19 Hukuk Dairesi'nin 24.03.2010 gün 9534-3280 K., 05.06.2008 gün, 4756 E. - 6197 K., 23. Hukuk Dairesi'nin 05.11.2012 gün 4479 - 6395 K sayılı ilamları bu yöndedir. Açıklanan nedenler karşısında; şikayete konu sıra cetvelinde 1. sırada yer alan Yalova 1. İcra Müdürlüğü'nün 2013/3101 Esas sayılı dosyasında alacaklı olduğunu iddia eden tarafça 10.08.2011 tarihinde satış talebinde bulunulduğu ancak talebinin icra müdürlüğünce reddedilmesi, şikayet üzerine İcra Hakimliği'nce ret kararının kaldırılmaması sonucunda geçerli bir satış talebinin varlığından sözedilemeyeceğinden ve süresinde geçerli bir satış talebi de olmadığından usul ve yasaya uygun olan davanın kabulüne dair mahkeme ilamının onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne açıklanan nedenlerle katılamıyorum. 02.10.2014
23. Hukuk Dairesi, 2013/4685 E., 2013/5861 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
maddesi "bir talepte bulunan taraf bununla ilgili masrafları peşin olarak verir" hükmünü; İİK'nın 110. maddesi "bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya takip geri alınıp da bu müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar." hükmünü içermektedir.
23. Hukuk Dairesi         2013/4685 E.  ,  2013/5861 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :... Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki sıra cetvelindeki sıraya şikayetin yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde şikayet olunan ... İnş. Nak. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Şikayetçi vekili, şikayet olunan alacaklılar tarafından süresinde satış talep edilerek yeterli miktarda satış avansı yatırılmadığından hacizlerinin düştüğünü ileri sürerek, sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve şikayet etmiştir. Şikayet olunan ... İnş. Nak. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili, şikayetin reddini istemiştir. Şikayet olunan .... vekili, cevap vermemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; şikayete konu edilen derece kararının .... sırasında yer alan ... .... ... Müdürlüğü'nün 2011/660 Esas sayılı dosyası alacaklısı tarafından süresinde ....03.2011 ve 07.02.2012 tarihinde satış talebinde bulunulmuş ise de, bu taleplerin ... Müdürlüğü'nce reddedildiği, anılan ret kararlarının mahkemeden şikayet yolu ile kaldırılması yoluna başvurulmadığı, ... Müdürlüğü'nün kaldırılmayan ret kararları karşısında geçerli bir satış talebinden söz edilemeyeceği ve İİK'nın 106. maddesinde belirtilen ... yıllık satış isteme sürelerine riayet edilmemesi nedeniyle haczin düştüğü, sıra cetvelinin .... sırasında yer alan ... .... ... Müdürlüğü'nün 2010/2803 Esas sayılı dosyasında haczin 06.04.2009 tarihinde işlendiği, bu tarihten sonra usulüne uygun şekilde herhangi bir satış talebi olmadığı satış avansının yatırılmadığı, bu takip dosyasıyla ilgili olarak da satış tarihinden itibaren İİK'nın 106. maddesinde belirtilen ... yıllık satış isteme süresine riayet edilmemesi nedeniyle haczin düştüğü, şikayetçinin alacaklı olduğu ... .... ... Müdürlüğü'nün 2011/12955 Esas sayılı dosyasında ise satış tarihi itibariyle geçerli bir haciz bulunduğu gerekçesiyle, şikayetin kabulü ile ... .... ... Müdürlüğü'nün 2011/660 Esas sayılı takip dosyasında düzenlenen 09.08.2012 tarihli sıra cetvelinin iptaline, şikayetçinin alacaklı sıfatını taşıdığı ... .... ... Müdürlüğü'nün 2011/12953 Esas sayılı dosyasının derece kararının .... sırasında olacak şekilde yer alması gerektiğine karar verilmiştir. Kararı, şikayet olunan ... İnş. Nak. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz etmiştir. ...) Şikayet, haciz sıra cetvelindeki sıraya ilişkindir. İİK'nın 106. maddesi "alacaklı haczolunan mal taşınır ise bir sene, taşınmaz ise iki sene içinde satılmasını isteyebilir." hükmünü; İİK'nın 59. maddesi "bir talepte bulunan taraf bununla ilgili masrafları peşin olarak verir" hükmünü; İİK'nın 110. maddesi "bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya takip geri alınıp da bu müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar." hükmünü içermektedir. Haciz düşse dahi ... takibi ayakta kalmaya devam .... Somut olayda şikayet olunan ... İnş. Nak. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin alacaklı olduğu ... .... ... Müdürlüğü'nün 2011/660 E. Sayılı dosyasında alacaklı tarafından haciz tarihinden itibaren iki yıl içinde bedeli paylaşıma konu taşınmazın satışının talep edilip ... ve İflas Kanunu Yönetmeliği'nin .... ve 61. maddelerinde belirlendiği şekilde satış avansının yatırıldığı, ... Müdürlüğü'nce taşınmazın kıymet takdirinin yapılmadığı gerekçesiyle satış talebinin reddine karar verildiği dosya kapsamıyla sabittir. İİK'nın 106. maddesi ile alacaklının takibi sürüncemede bırakmaması amaçlanmıştır. Bu amaca uygun olarak alacaklı tarafından satış talebinde bulunulmuş, avans da yatırılmıştır. Satış talebinin ret gerekçesi kıymet takdirinin yapılmamış olmasıdır. Bu ret kararının, anılan yasal düzenlemeye uygun olan satış talebindeki haklılığı ortadan kaldıran bir karar niteliğinde bulunmadığını kabul etmek gerekir. Zira, İİK'nın 106. maddesinde satış istenmesinden söz edildiği, bu talebin ... Müdürlüğü tarafından reddedilmesi halinde talebin geçerliliğini kaybedeceğine ilişkin hiç bir yasa hükmü bulunmadığı gibi, İİK'nın 106. maddesinden kaynaklanan hukuki uyuşmazlıklara ilişkin ... .... Hukuk Dairesince alınan yargısal kararların da bu yönde olduğu, ... yıllık süre içerisinde alacaklının bir an evvel satışa yönelik iradesini ... dosyasına yansıtmak zorunda olduğu ve isteğini ... Müdürlüğü'ne iletip İİK'nın 59. madde karşısında gereğini yerine getirmesi halinde geçerli bir satış talebinin doğduğu, bundan sonra satışın da aynı ... yıllık süre içerisinde yapılması yönünde bir zorunluluk bulunmadığı, söz konusu haczin de geçerliliğini kaybettiğinden söz edilemeyeceği kabul edilmelidir. Aynı Kanun'un 59. maddesi uyarınca, bir işlemin yapılmasını isteyen taraf, o işlemin yapılması için gerekli masrafları avans olarak (peşin) yatırmalıdır. ... ve İflas Kanunu Yönetmeliği'nin .... maddesine göre, bu masrafların, tahsilat makbuzu karşılığında para olarak alınması gerekir. Aksi takdirde talep yapılmamış sayılır. Cüz’i de olsa satış avansının yatırılmış olması, usulüne uygun bir satış talebinin bulunduğu anlamına gelir. Yatırılan masrafın yetmeyeceği sonradan anlaşılırsa, bunun tamamlanması istenebilirse de, masraf hiç yatırılmamışsa geçerli bir talebin varlığından söz edilemez. Kıymet takdiri kesinleşmeden satış yapılmamakla birlikte, kıymet takdiri yapılmadan da satış istenebilir. Diğer bir anlatımla, kıymet takdirin yapılmaması sadece satışın yapılmasına engel olur. ... Müdürünün ret kararının ayrıca ... Hakimliğince iptalinin talep ve dava edilmesine gerek dahi olmadan mahkemece re'sen nazara alınması anılan madde hükümlerine uygun olacaktır. Şikayet olunan ... İnş. Nak. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. satış talebi, yukarıda belirtilen ilke çerçevesinde usulüne uygun bir satış talebi olup, avansın kıymet takdiri aşamasında kullanılmasının sorumluluğu alacaklıya yüklenemeyeceği gibi, eksik masraf avansının ... Müdürlüğü'nce her zaman tamamlatılması da esasen mümkündür. Diğer yandan, İİK'nda, süresinde satış istendikten sonra haczi ve satışı düşüren sebepler öngörülmemiş, sadece aynı Kanun'un 129/son maddesinde, ikinci ihalede alıcı çıkmazsa ''satış talebinin'' düşeceği düzenlenmiştir. İİK'nın 106 ve 110. madde hükümleri alacaklının takibi sürüncemede bırakmaması amacıyla getirilmiş olup, bu amaca uygun olarak anılan şikayet olunan tarafından İİK'nın 106. maddesindeki ... yıllık süre içerisinde İİK'nın 59. maddesine uygun olarak satış talep edilerek avansı yatırılmış olmakla, bir daha satış istemesine gerek kalmaksızın, haczi ve satışının ayakta olduğunun kabulü gerekir. Satışın da aynı iki yıl içinde yapılmasının zorunlu olduğu, aksi halde haczin düşeceği yönünde yasada bir hüküm bulunmamaktadır. Alacaklıya yüklenen görev, süresinde satış isteyerek avansı yatırmaktır. İİK'nın 123. maddesinde satış görevi, ... dairesine yüklenmiş olup, satış ne zaman yapılırsa yapılsın, haciz ve satış talebi ayaktadır. Dairemizin son uygulaması bu yöndedir. İİK'nın kesinleşen kıymet takdirinin yapıldığı tarihten itibaren iki yıl geçmedikçe yeniden kıymet takdiri yapılamayacağını öngören 128/a-... fıkrası, varılan bu sonucu bertaraf eden bir düzenleme değildir. Dairemizin ....06.2012 tarih ve 2868 E, 4131 K, ....03.2012 tarih ve 1020 E, 2296 K, ....09.2013 tarih ve 4460 E, 5835 K sayılı ilamları bu yöndedir. İki yıllık satış isteme süreci içinde taşınmaz başka bir dosyadan satılmış ise haciz düşmeyecektir. İlmi ve yargısal inançların bu yolda olduğu açıktır. (M.Oskay- C.Koçak İİK şerhi ... cilt, Ank.sh. 3046; Y.... H.D. 04...2001 gün ve 8906 Esas 8078K.) Öte yandan; ... müdürlüğünce satış talebinin reddi kararı, alacaklının yasa ile doğan hakkın özünü ortadan kaldıran bir karar olması nedeniyle süresiz şikayete tabi olan bu karara yönelik şikayetin işbu dava ile yine şikayete bakmakla görevli ... Mahkemesi'nin önüne getirildiğinin de kabulü gerekir. Bu durumda; anılan ret kararının takip hukuku bakımından kesinleştiği sonucuna varılmamalıdır. Şikayet konusu işlemin bir hakkın yerine getirilmesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı ve kamu düzenine aykırı olan işlemlere karşı yapılacak şikayetlerin süresiz bulunduğu hususunun somut olayımızda uygulama yeri olmasına göre ... müdürünün işleminin işbu davada savunma yolu ile ayrıca şikayet te edilmesine göre, ret kararının da bu davada ele alınıp değerlendirilmesi gerektiği gözetilmelidir. ... uygulamalarına (örneğin Y... HD'nin ......2003 gün ve 2126/24743 sayılı ilamı) göre en önemli kriter, tarafların, üçüncü kişilerin ve kamunun menfaatinin korunması için konulmuş emredici (amir) hükümlerine aykırılık teşkil etmesi olup, bu nitelikteki ... müdürünün işleminin süreye bakılmaksızın incelenmesi gerekecektir. (Bkz: M.Oskay-C.Koçak, İİK şerhi Ank. sh.140,141) Belirtilen bu nedenlerle süresiz şikayet hakkına sahip olan şikayet olunanın, aleyhindeki bu karara karşı İİK'nın .... maddesine göre süreli şikayet yoluna gitmeyerek ... müdürünün kararını iptal ettirmemiş olmasının, hakkın özü olan İİK'nın 59, 106 ve 110. maddelerine uygun olarak süresinde yaptığı satış talebinin ona sağladığı hukuki sonuçları ortadan kaldırdığı sonucuna varılmaz. Bu durumda, İİK'nın 106. maddesi uyarınca iki yıl içinde satış talebinde bulunan, 59. maddesi uyarınca masrafını yatıran şikayet olunan ... İnş. Nak. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. yasa ile kendisine yüklenen işlemleri yerine getirdiğinden, haczinin ayakta olduğunun kabulü gerekir. ... müdürünün satış isteme talebinin reddi kararına karşı süreli şikayet yoluna başvurulmadığı gerekçesiyle haczin düştüğü sonucuna varılması, anılan yasal düzenlemelerle ve hakkaniyetle bağdaşmadığından kararın, şikayet olunan ... İnş. Nak. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. lehine bozulması gerekmiştir. ...)Kabule göre, sıra cetveline yönelik şikayetlerde ... Mahkemesi, önüne gelen şikayetleri sonuçlandırmak ve ... müdürüne bu yönde talimat vermekle görevli olup, gerekçede düzenlenecek yeni sıra cetvelinde sıra cetvelinin hangi ilkelere göre düzenleneceğini belirtmesi, diğer anlatımla alacaklıların ne miktar için hangi sıralarda yer alması gerektiğini saptaması, hukuka uygun olmayan kısımları göstermesi, bu çerçevede işlem yapılması için ... müdürüne talimat vermesi (İİK. m..../I) gerektiğinden, iptal nedenlerinin gerekçede belirtilmesi ve hüküm fıkrasında gerekçe tekrar edilmeden sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, gerekçede yer alması gereken "şikayetçinin alacaklı sıfatını taşıdığı ... .... ... Müdürlüğü'nün 2011/12953 Esas sayılı dosyasının derece kararının .... sırasında olacak şekilde yer alması gerektiğine" ibaresine hüküm kısmında yer verilmesi, özel olarak İİK'nın .../.... maddesine ve genel olarak ta hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir sözün tekrar edilmemesine ilişkin HMK'nın 297/.... maddesine aykırı olduğu gibi, ... müdürünün yerine geçilmek suretiyle mahkemece sıra cetvelinin düzenlenmesi anlamına da geldiğinden doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, şikayet olunan ... İnş. Nak. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, şikayet olunan ... İnş. Nak. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren ... gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere ....09.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. - KARŞI OY YAZISI - Dava; şikayete konu edilen derece kararının .... sırasında yer alan ... .... ... Müdürlüğü'nün 2011/660 esas sayılı dosyasında ....03.2011 ve 07.02.2012 tarihlerinde satış talebinde bulunulmuş ise de; bu taleplerin ... Müdürlüğünce reddedildiği, yapılan şikayet üzerine ret kararının kaldırılmadığı, bu nedenle geçerli bir satış talebinin bulunmadığı ve haczin düştüğü iddiası ile sıra cetvelinin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. ... hukuku bir talep hukukudur. ... takibinin tüm aşamalarında tarafların (alacaklı ve borçlunun) talepte bulunması ve ... müdürünün bu kapsamda işlem yapması gerekir. Kanun bazı işlemleri ... müdürünün kendiliğinden yapacağını öngörmüştür. Ancak satış talebi alacaklı tarafından yapılması gereken işlemlerden biridir. Alacaklı satış talebi ile birlikte gerekli masrafları İİK'nın 59. maddesi uyarınca avans olarak yatırmak zorundadır. Aksi takdirde İİK'nın 110. maddesi gereğince mahcuz üzerindeki haciz düşer. Sicil üzerinde haczedilmiş bir motorlu aracın elde olmaması, mahcuz taşınmazın kıymet takdirinin yapılmamış olması, satış talebine engel değildir. Bu işlemler satışa hazırlık işlemleri niteliğinde olduğundan, satış talebinden sonra da yakalama, kıymet takdiri vb. eksikliklerin tamamlanması mümkündür. Geçici hacze (İİK.108) veya borçlu ve alacaklı arasında satış talebinden evvel borcun taksitlendirilmesinin (İİK'nın 111.) yapılması halinde, satış talebi ... müdürünce yasal engeller bulunması nedeni ile reddedilecektir. Gerek yasal, gerekse yasal olmayan nedenlerle satış talebi ... müdürlüğünce reddedilmesi halinde, bu ret kararının yerinde olup olmadığının ... Hakimi tarafından İİK'nın .... maddesi uyarınca şikayet yolu ile huzuruna gelen uyuşmazlığın yasaya uygun olup olmadığını incelenip karara bağlaması gerekmektedir. Aksi halde ... müdürünün reddettiği bir kararın yasal olduğunu kabul etmek demek, ... mahkemelerinin kuruluş amacına ters düşer. Öğretide de; yasal süresi içerisinde şikayet yoluna gitmeyen ilgilinin kanuna uygun verilmeyen kararını kabul ettiği varsayılmaktadır. Uygulamada da; HGK'nın ......2010 gün, ...-507 E, 140 K, ... HD'nin ....03.2010 gün 9534 - 3280 K, 05.06.2008 gün, 4756 E - 6197 K, .... HD'nin 05...2012 gün 4479 - 6395 K sayılı ilamları bu yöndedir. Açıklanan nedenler karşısında; şikayete konu sıra cetvelinde .... sırada yer alan ... .... ... Müdürlüğü'nün 2011/660 Esas sayılı dosyasında alacaklı olduğunu iddia eden tarafça ....03.2011 ve 07.02.2012 tarihlerinde satış talebinde bulunulmuş ise de; talebinin ... müdürlüğünce reddedilmesi ve şikayet üzerine ... Hakimliğince kaldırılmaması sonucu geçerli bir satış talebinin varlığından sözedilemeyeceğinden ve süresinde geçerli bir satış talebi de olmadığından usul ve yasaya uygun olan davanın kabulüne dair mahkeme ilamının onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılamıyorum. ....09.2013 ...
12. Hukuk Dairesi, 2024/8047 E., 2025/2174 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Bu nedenle borçlunun haczedilmezlik şikayetinde bulunması üzerine, öncelikle ve mahkemece re'sen İİK'nın 106. ve 110. maddeleri uyarınca haczin düşüp, düşmediğinin belirlenmesi gerekir.
12. Hukuk Dairesi         2024/8047 E.  ,  2025/2174 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : İleri sürülen temyiz itirazları yerinde değil ise de; Alacaklı tarafından borçlu hakkında genel haciz yolu ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı borçlunun icra mahkemesine başvurusunda; Eskişehir ili Odunpazarı ilçesi ... Mahallesi 23055 ada 1 parsel B Blok 18 nolu bağımsız bölüm sayılı taşınmaza ilişkin meskeniyet şikayetinde bulunduğu, mahkemece şikayetin kısmen kabulü ile taşınmazın 830.000,00 TL'den aşağı olmamak üzere satışına karar verildiği, karara karşı taraflar tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, tarafların istinaf başvurusunun İİK'nun 366 ve HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır. İİK'nın 82/1-12. maddesine dayalı olarak haczedilmezlik şikayetinde bulunulabilmesi için, şikayet tarihi itibariyle hukuken geçerli bir haczin varlığı şart olduğu gibi, haczin yargılama süresince de ayakta kalması gerekir. Bu nedenle borçlunun haczedilmezlik şikayetinde bulunması üzerine, öncelikle ve mahkemece re'sen İİK'nın 106. ve 110. maddeleri uyarınca haczin düşüp, düşmediğinin belirlenmesi gerekir. Öte yandan, taşınmazın usulüne uygun olarak haczedildiğinin kabulü için icra müdürlüğünce haciz kararı verilmesi yeterli olup, haczin geçerliliği ve tamamlanmış sayılması için ayrıca tapu siciline şerh verilmesi zorunlu değildir. Konuya ilişkin tasarruf yetkisi kısıtlamalarının tapu kütüğüne şerh verilebileceğini hükme bağlayan TMK’nın 1010. maddesi emredici nitelikte olmayıp, aynı maddenin son fıkrası uyarınca haciz şerhi verilmekle, taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan hakların sahiplerine karşı ileri sürülebilir. Tapuya işlenmesi, haczin kurucu unsuru olmayıp bildirici nitelik taşır. Ne var ki üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi için haczin tapu siciline işlenmesi gerekmektedir. Bu açıklamalar ışığında, İİK’nın 106 -110. maddeleri uyarınca haczin düşüp düşmediği belirlenirken sürenin başlama tarihi olarak icra müdürlüğünce haciz talebinin kabul edildiği tarih esas alınmalıdır. Somut olayda, Eskişehir 6. İcra Müdürlüğü'nün 2021/4532 Esas sayılı takip dosyasında şikayet konusu taşınmaz üzerine 26.01.2023 tarihinde haciz konulduğu, haciz tarihi itibariyle İİK'nın 106. maddesinin yürürlükte olan hükmü uyarınca satış isteme süresinin 1 yıl olduğu, şikayet tarihi itibarı ile haczin ayakta ve geçerli olduğu; İlk Derece Mahkemesinin karar tarihi olan 28.04.2023 tarihinde haczin devam etmekte olduğu, Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi olan 26.09.2024 tarihi itibariyle ise dosyada geçerli bir satış talebi ve avansı olmamakla, alacaklının, yasal 1 yıllık sürede satış talep etmediği, sonuç olarak İİK' nın 110/1. maddesi gereğince taşınmaz üzerindeki iş bu haczin Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihinden önce düştüğü anlaşılmıştır. O halde, mahkemece şikayetin incelenmesi sırasında haciz düştüğünden konusuz kalan şikayetin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve HMK'nın 331/1 maddesi uyarınca tarafların şikayet tarihindeki haklılık durumlarına göre yargılama giderlerine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesinin 26.09.2024 tarih ve 2023/1176 E. - 2024/1693 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, Eskişehir 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 28.04.2023 tarih ve 2023/47 E. - 2023/264 K. sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.03.2025 gününde oy birliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2024/8022 E., 2025/1320 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Bu nedenle borçlunun haczedilmezlik şikayetinde bulunması üzerine, öncelikle İİK'nın 106. ve 110. maddeleri uyarınca haczin düşmüş olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
12. Hukuk Dairesi         2024/8022 E.  ,  2025/1320 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı/borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Genel haciz yolu ile ilamsız takipte, borçlunun meskeniyet şikayetinde bulunarak, haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince, şikayetin kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verildiği, alacaklıların istinaf talebi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, taşınmaz üzerindeki ipoteğin zorunlu ipotek olmadığı ve haciz tarihinden önce ödenmediğinden bahisle borçlunun haczedilmezlik şikayetinde bulunma hakkının bulunmadığı gerekçesi ile meskeniyet şikayetinin reddine hükmedildiği, kararın borçlu vekili tarafından temyiz edildiği görülmektedir. İleri sürülen temyiz itirazları yerinde değil ise de, İİK'nın 82. maddesine dayalı olarak haczedilmezlik şikayetinde bulunulabilmesi için, şikayet tarihi itibariyle hukuken geçerli bir haczin varlığı şarttır. Bu nedenle borçlunun haczedilmezlik şikayetinde bulunması üzerine, öncelikle İİK'nın 106. ve 110. maddeleri uyarınca haczin düşmüş olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Şikayet tarihinden önce yukarıda belirtilen maddeler uyarınca haczin düşmüş olduğunun belirlenmesi halinde, şikayetin konusu olmayacağından, başvurunun fuzuli yapıldığı kabul edilmelidir. Bununla birlikte, şikayet tarihi itibariyle satış isteme sürelerinin henüz dolmadığı hallerde ise şikayetin incelenmesi sırasında haczin ayakta olup olmadığının mahkemece değerlendirilmesi ve haczin düştüğünün tespiti halinde, şikayetin konusuz kaldığının kabulü gerekeceğinden, şikayetin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerekecektir. Öte yandan, taşınmazın usulüne uygun olarak haczedildiğinin kabulü için İcra Müdürlüğünce haciz kararı verilmesi yeterli olup, haczin geçerliliği ve tamamlanmış sayılması için ayrıca tapu siciline şerh verilmesi zorunlu değildir. Konuya ilişkin tasarruf yetkisi kısıtlamalarının tapu kütüğüne şerh verilebileceğini hükme bağlayan TMK’nın 1010. maddesi emredici nitelikte olmayıp, aynı maddenin son fıkrası uyarınca haciz şerhi verilmekle, taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan hakların sahiplerine karşı ileri sürülebilir. Tapuya işlenmesi, haczin kurucu unsuru olmayıp bildirici nitelik taşır. Ne var ki üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi için haczin tapu siciline işlenmesi gerekmektedir. Bu açıklamalar ışığında, İİK’nın 106-110. maddeleri uyarınca haczin düşüp, düşmediği belirlenirken sürenin başlama tarihi olarak İcra Müdürlüğünce haciz kararının verilme tarihi esas alınmalıdır. Somut olayda, dava konusu taşınmaz üzerine Sivas İcra Müdürlüğünün 2020/9767 Esas ve 2020/9763 Esas sayılı dosyalarından 12.04.2022 tarihinde, 2021/4384 Esas sayılı dosyasından 16.08.2022 tarihinde haciz konulduğu, haciz tarihi itibariyle İİK'nın 106. maddesinin yürürlükte olan hükmü uyarınca satış isteme süresinin 1 yıl olduğu, şikayet tarihi olan 30.12.2022 tarihi itibarı ile haczin ayakta ve geçerli olduğu; ancak İlk Derece Mahkemesi karar tarihi 31.05.2024 itibarı ile alacaklıların, bir yıllık sürede dava konusu taşınmaza ilişkin satış talep etmediği, bu nedenle taşınmaz üzerindeki iş bu haczin İİK.'nın 110/1. maddesi uyarınca karar tarihinden önce düştüğü açıktır. O halde, Bölge Adliye Mahkemesince yargılama sırasında şikayete konu kaldırılması istenilen 12.04.2022 ve 16.08.2022 tarihli hacizler düştüğünden konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve 6100 sayılı HMK'nın 331. maddesinin 1. fıkrası uyarınca şikayetin yapıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerinin takdirine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Borçlunun temyiz isteminin re'sen görülen nedenlerle kabulü ile Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 23.10.2024 tarih ve 2024/1051 E. - 2024/1132 K.sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

İcra ve İflas Hukuku

Alacaklı Pelin, borçlu Selim aleyhine başlattığı takipte, Selim'e ait 34 ABC 12 plakalı aracı 05.01.2023 tarihinde haczettirmiştir. Ancak Pelin, bu tarihten itibaren kanuni süre içinde aracın satışını talep etmemiştir. **İcra ve İflas Kanunu'na göre, süresinde satış istenmemesinin hukuki sonucu aşağıdakilerden hangisidir?**

A) İcra takibi tamamen düşer, yeniden harç yatırılması gerekir.
B) Araç üzerindeki haciz kalkar.
C) İcra müdürü aracı re'sen (kendiliğinden) satışa çıkarır.
D) Dosya işlemden kaldırılır, yenileme talebi gerekir.
E) Borçluya satış istemesi için 15 günlük süre verilir.

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol