2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 111

İcra ve İflas Kanunu 111. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 111/b- (Ek:24/11/2021-7343/13 md.) Haczolunan malın satışı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemine entegre elektronik satış portalında açık artırma suretiyle yapılır. Açık artırmada teklif verme süresi yedi gündür. Açık artırma, ilanda belirtilen gün ve saat aralığında ve teklif verme yoluyla yapılır. Teklif verenlerin kişisel bilgileri, artırma süresi içinde bilişim sistemini işleten kamu görevlileri hariç hiç kimse tarafından görülemez ve bilişim sisteminde gösterilemez. Teklifler arasındaki fark, satışa çıkarılan malın muhammen kıymetinin binde beşinden ve her hâlde bin Türk lirasından az olamaz.[45] Açık artırmada en yüksek teklifi veren, artırma süresi içinde kendisinden yüksek bir teklif verilmedikçe teklifini çekemez ve teminatını alamaz. (Değişik altıncı fıkra:7/11/2024-7531/1 md.) Açık artırma süresinin son on dakikası içinde yeni bir teklifin verilmesi hâlinde açık artırma üç dakika uzatılır. Uzama süresi içinde yeni bir teklif verilmesi hâlinde açık artırma süresi her yeni teklifin verilmesinden itibaren üç dakika uzatılır. Son uzama süresi içinde yeni bir teklif verilmezse mal en yüksek teklif verene ihale edilir. Uzama sürelerinin toplamı bir saati geçemez. Bir saatlik süre Adalet Bakanlığının kararıyla kısaltılabilir, uzatılabilir veya kaldırılabilir ve bu kararlar Bakanlığın resmi internet sitesinde duyurulur. Elektronik satış portalında satış işlemlerinin güvenli bir şekilde gerçekleştirilmesini engelleyen veya elektronik satış sistemi (…)[46] zarar veren internet siteleri hakkında, 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun 8/A maddesi hükümleri uygulanır. (İptal sekizinci fıkra: Anayasa Mahkemesinin 25/12/2024 tarihli ve E.:2022/6; K.:2024/225 sayılı Kararı ile) Teklif verme süresi içinde bilişim sisteminin bakımı veya iyileştirilmesi için gerekli olan işlemler yapılabilir. (İptal ikinci cümle: Anayasa Mahkemesinin 25/12/2024 tarihli ve E.:2022/6; K.:2024/225 sayılı Kararı ile) Bu maddenin uygulanmasına ve mahcuzların elektronik ortamda açık artırma suretiyle satışına ilişkin usul ve esaslar, Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir. 2 – Taşınırların satışı: Müddetler:

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

23 karar eşleşti
Hukuk Genel Kurulu, 2017/1912 E., 2021/320 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
sayılı dosyasında alacaklı ve borçluların 10.08.2007 tarihli protokol ile 30.12.2014 tarihine kadar ana para, faiz ve fer'ileri ile birlikte ödenmesi konusunda anlaşmaya vardıkları, İİK’nın 111. maddesinin 3.
Hukuk Genel Kurulu         2017/1912 E.  ,  2021/320 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “sıra cetvelinin iptali” isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda, İstanbul 9. İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen şikâyetin kabulüne ilişkin karar şikâyet olunan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına direnilmiştir. 2. Direnme kararı şikâyet olunan vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK)'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la değişikliği öncesi hâliyle 438. maddesinin 2. fıkrası hükmü gereğince direnme kararının temyiz incelemesinde duruşma yapılmayacağından şikâyet olunan vekilinin duruşma talebinin reddine karar verilip dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. İNCELEME SÜRECİ Şikâyetçi İstemi: 4. Şikâyetçi vekili şikâyet dilekçesinde; müvekkili banka tarafından borçlu Orhan Boz ve diğerleri hakkında İstanbul 10. İcra Dairesinin 2007/1487 E. sayılı dosyasında 17.01.2007 tarihinde başlatılan (kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile) icra takibinde borçlu Orhan Boz adına tapuda kayıtlı olan 11 nolu bağımsız bölüme 19.01.2007 tarihinde ihtiyati haciz konulduğunu, alacaklısı Denizbank A.Ş. olan İstanbul 8. İcra Dairesinin 2007/893 E. sayılı dosyasında da 11 nolu bağımsız bölüme 18.01.2007 tarihinde ihtiyati haciz konulduğunu ve bu icra dosyasında bağımsız bölümün 07.10.2011 tarihinde açık artırma ile satılması üzerine satış bedeli için 20.10.2011 tarihinde sıra ve derece kararı tanzim edilerek kendilerine tebliğ edildiğini, icra dairesi tarafından yapılan sıra cetveli ve paylaştırmanın hatalı olduğunu, sıra cetvelinde kendilerinin alacaklı olduğu İstanbul 10. İcra Dairesinin 2007/1487 E. sayılı dosyasındaki haciz tarihinin yanlış yazıldığını, doğrusunun 19.01.2007 olduğunu, sıra cetvelinde icra dosyalarının hacze iştirakinin tespiti için gereken icra takip tarihi ve ödeme emri tebliğ tarihinin yazılı olmadığını, tapu kaydındaki hacizlerin kesin haciz mi ihtiyati haciz mi olduğuna dikkat edilmediğini, İstanbul 8. İcra Dairesinin 2007/893 E. sayılı dosyasının haciz tarihinin 18.01.2007 yazıldığını, ancak haczin kesin haciz değil ihtiyati haciz olduğunu, ilk kesin haczin 23.01.2007 tarihinde kesinleşen kendi dosyalarından konulduğundan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 268. maddesine göre ilk ihtiyati haczi koyan dosya ile garameten paylaştırılması gerektiğini, ilk kesin haczin kendi dosyalarından yapılmış olduğu hususunun dikkate alınmadan satış bedelinin tamamının ilk ihtiyati haciz koyan icra dosyasına ödenmesine karar verilen sıra cetvelinin yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline ve kanuna uygun olarak gerekli hesaplama yapılarak davalıya (şikâyet olunana) ödenen alacağın müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Şikâyet Olunan Cevabı: 5. Şikâyet olunan cevap dilekçesinde; sıra derece kararına esas olmak üzere şikâyetçinin alacaklı olduğu İstanbul 10. İcra Dairesinin 2007/1487 E. sayılı dosyasından İİK’nın 100. maddesine göre gerekli bilgilerin istendiği ve verilen cevaba göre sıra derece kararının tanzim edildiğini, şikâyetçinin iddia ettiği gibi garameten paylaştırmayı gerektiren bir durum bulunmadığını, şikâyetçinin haczinin İİK’nın 106 ve 110. maddelerine göre satış istenmediğinden düştüğünü, bunun üzerine 05.10.2009 tarihinde yeniden haciz koyduklarını, şikâyetin reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkeme Kararı: 6. İstanbul 9. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 29.03.2012 tarihli ve 2011/1234 E., 2012/342 K. sayılı kararı ile; İstanbul 10. İcra Dairesinin 2007/1487 E. sayılı dosyasında alacaklı ve borçluların 10.08.2007 tarihli protokol ile 30.12.2014 tarihine kadar ana para, faiz ve fer'ileri ile birlikte ödenmesi konusunda anlaşmaya vardıkları, İİK’nın 111. maddesinin 3. fıkrası gereğince protokol süresince aynı Kanunun 106. maddesindeki hak düşürücü sürelerin işlemeyeceği, İİK’nın 100. maddesi gereği tanzim edilen malumatlar ve tüm dosya kapsamı nazarı itibara alındığında İstanbul 10. İcra Dairesinin 2007/1487 E. sayılı takip dosyasında ilk haczin 19.01.2007 tarihinde konulduğunun tapu kayıtları ile sabit olduğu gerekçesi ile davanın (şikâyetin) kabulü ile şikâyete uğrayan 20.10.2011 tarihli sıra cetvelinin iptali ile alacak miktarı belirlenerek sıra cetvelinin davacının (şikâyetçinin) haczinin önceliğinin dikkate alınarak yeniden hazırlanmasına ve yanlar arasındaki sıra cetvelinden kaynaklanan uyuşmazlığın bu şekilde çözüme kavuşturulmasına karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 7. İstanbul 9. İcra (Hukuk) Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikâyet olunan vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesince 08.09.2014 tarihli ve 2013/4906 E., 2014/5417 K. sayılı kararı ile; “…Şikayetçi vekili, müvekkili banka tarafından Orhan Boz ve diğer borçlular hakkında kullandırılan kredilerden doğan alacak için icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin anılan borçluya 18.01.2007 tarihinde tebliğ edildiğini, borçlu adına kayıtlı taşınmaz üzerine 19.01.2007 tarihinde ihtiyati haciz konulduğunu, alacaklının icra dosyasından da aynı taşınmaz üzerine 18.01.2007 tarihinde ihtiyati haciz uygulandığını, taşınmazın 07.10.2011 tarihinde ihale edilip, 20.10.2011 tarihli sıra cetvelinin düzenlendiğini, müvekkilinin haciz tarihi 19.01.2007 iken, sıra cetvelinde hatalı olarak 09.10.2009 olarak yazıldığını, sıra cetvelinde yasaya uygun, paylaştırma için gerekli bilgilerin bulunmadığını, ilk kesin haczin müvekkiline ait haciz olması nedeniyle ilk ihtiyati haczi koyan dosya ile garameye girmesi gerekirken, satış bedelinin tamamının ilk ihtiyati haciz koyan icra dosyasına ödenmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini şikayet ve talep etmiştir. Şikayet olunan vekili, sıra cetvelinin İİK'nın 100. maddesine göre, istenen bilgilere verilen cevap üzerine düzenlendiğini, bu belgeye göre şikayetçinin haczinin 09.01.2009 tarihli olduğunu, bu nedenle para isabet etmesinin mümkün olmadığını, şikayetçinin 19.01.2007 tarihli haczinin iki yıllık süre içerisinde satış istenmediğinden düştüğünü savunarak, şikayetin reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, şikayetçinin alacağının 10.08.2007 tarihli protokolden kaynaklandığı, borçlu ile alacaklının 30.12.2014 tarihine kadar alacakların ana para, faiz ve fer'ileri ile birlikte ödenmesi konusunda anlaşmaya vardıkları, İİK'nın 111/3. maddesi gereğince protokol süresince icra müdürlüğü nezdinde gerçekleştirmiş oldukları takip işlemlerinin İİK'nın 106. maddesince hak düşürücü süreleri işletmeyeceği, bu sürelerin işlemesinin protokol hükümlerince engellendiği, tarafların bu konudaki iradelerinin tasarruf ilkesi uyarınca yanları bağlayıcı nitelikte bulunduğu gözetildiğinde somut olayda işlemeyen sürelerden ötürü hacizlerin kalktığından söz etme imkanı bulunmadığı, dolayısıyla davalı tarafın hacizlerin bu sebepten ötürü düşmesi gerektiğine ilişkin iddiasını benimseme imkânı bulunmadığı, ilk kesin haczin İstanbul 10. İcra Müdürlüğü'nün 2007/1487 Esas sayılı dosyasında 19.01.2007 tarihinde gerçekleştiğinin tartışmadan ayrık olduğu, dolayısıyla 8. İcra Müdürlüğü'nün 2007/893 Esas sayılı dosyada gerçekleştirilen haczin bu tarihten sonra yani 01.09.2009 tarihi nazarı itibara alındığında İİK'nın 268. maddeye göre ilk kesin haczin İstanbul 10.İcra Müdürlüğü'nün 2007/1487 Esas sayılı dosyasından 19.01.2007 tarihinde gerçekleştiği dikkate alınmadan sıra cetveli tanzim edildiği gerekçesiyle şikayetin kabülü ile 20.10.2011 tarihli sıra cetvelinin iptali ile alacak miktarı belirlenerek sıra cetvelinin davacının haczinin önceliğinin dikkate alınarak yeniden hazırlanmasına karar verilmiştir. Kararı, şikayet olunan vekili temyiz etmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, şikayet olunan vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Şikayet, sıra cetvelindeki sıraya ilişkindir. 2004 sayılı İİK'nın 111. maddesi "Borçlu alacaklının satış talebinden evvel borcunu muntazam taksitlerle ödemeği taahüt eder ve birinci taksiti de derhal verirse icra muamelesi durur. Şu kadar ki borçlunun kafi miktar malı haczedilmiş bulunması ve her taksitin borcun dörtte biri miktarından aşağı olmaması ve nihayet aydan aya verilmesi ve müddetin üç aydan fazla olmaması şarttır. Borçlu ile alacaklının borcun taksitlendirilmesi için icra dairesinde yapacakları sözleşme veya sözleşmelerin devamı süresince 106 ve 150/e maddelerindeki süreler işlemez. Ancak bu sözleşme veya sözleşmelerin toplam süresinin on yılı aşması halinde, aştığı tarihten itibaren süreler kaldığı yerden işlemeye başlar. Taksitlerden biri zamanında verilmezse icra muamelesi ve süreler kaldığı yerden devam eder."hükmünü içermektedir. Şikayetçiye ait İstanbul 10. İcra Müdürlüğü'nün 2007/1487 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklı şikayetçi vekili ile borçlular vekili tarafından borçların taksitlendirilmesine ilişkin 10.08.2007 tarihli protokol düzenlendiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, İİK'nın 111/3. maddesi uyarınca şikayetçinin 19.01.2007 tarihli ihtiyati haczi yönünden hak düşürücü sürelerin işlemediği kabul edilerek, şikayetin kabulüne karar verilmiş ise de, İİK'nın 111/4. maddesi uyarınca 10.08.2007 tarihli protokol hükümleri gereğince borçlunun temerrüde düşüp düşmediği, taksit ödemelerinin zamanında yapılıp yapılmadığı hususlarında herhangi bir inceleme yapılmamıştır. Bu durumda mahkemece, şikayetçi banka kayıtları üzerinde, bankacılık konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılıp, 10.08.2007 tarihli protokol hükümleri de değerlendirilerek, borçlu tarafından takibe konu borca ilişkin protokol hükümlerine uygun biçimde anapara ve faiz ödemeleri yapılıp yapılmadığı, borçlunun temerrüde düşüp düşmediği, diğer anlatımla taksitlendirme sözleşmesinin ifa edilip edilmediği, buna göre satış isteme süresinin durup durmadığı, dolayısıyla şikayetçi haczinin ayakta olup olmadığı hususlarında rapor alınıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. 3-Kabüle göre, sıra cetveline yönelik şikayetlerde İcra Mahkemesi, önüne gelen şikayetleri sonuçlandırmak ve icra müdürüne bu yönde talimat vermekle görevli olup, gerekçede yeni sıra cetvelinin hangi ilkelere göre düzenleneceğini belirlemesi, diğer bir anlatımla alacaklıların ne miktar için hangi sıralarda yer alması gerektiğini saptaması, cetvelin hukuka uygun olmayan kısımlarını göstermesi, bu çerçevede işlem yapılması için İcra Müdürüne talimat vermesi (İİK'nın m. 17/1) gerektiğinden, iptal nedenlerinin gerekçede belirtilmesi ve hüküm fıkrasında gerekçe tekrar edilmeden sıra cetvelinin iptaline karar vermekle yetinilmesi ve eda hükmü kurulmaması gerekir. Mahkemece, gerekçede yer alması gereken hususlara hüküm fıkrasında yer verilmesi, özel olarak İİK'nın 17/1. maddesine ve genel olarak da hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir sözün tekrar edilmemesine ilişkin HMK'nın 297/2. maddesine aykırı olmuştur. Öte yandan, 6100 sayılı HMK'nın 297/2 maddesi "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir."hükmünü içermektedir. Şikayetçi tarafça, bedeli paylaşıma konu paranın şikayet olunanın alacağı ile garame hesabına göre paylaştırılması talep edilmiş ve mahkemece şikayetçinin haczinin ilk haciz olduğu kabul edilmiş olup, şikayetçinin talebi ile bağlı olduğu gözetilerek, buna göre garame yapılması gerektiği sonucuna varılması gerekirken, şikayetçinin ilk sırada tek başına yer alması gerektiği anlamına da gelebilen yazılı şekilde ve infazda tereddüt uyandıracak şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır…” gerekçesi ile (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 9. İstanbul 9. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 02.04.2015 tarihli ve 2014/1479 E., 2015/242 K. sayılı kararı ile; taraflar arasındaki 10.08.2007 tarihli protokolün geçersizliğine ya da hükümden düşürülmesine ilişkin bir iddia, savunma ve uyuşmazlık bulunmadığı, mahkemenin tarafların iddia ve savunmalarına konu yapmadıkları bir hususu re’sen gözetmesi ya da protokolün İİK’nın 111. maddesi bağlamında etki ve sonuçlarını doğurup doğurmadığını, geçerlilik koşullarına haiz olup olmadığını kendiliğinden inceleyemeyeceği, taraflar arasında gerçekleştirilen ve kabul edilen 10.08.2007 tarihli protokolün geçerli olduğu, İİK'nın 111/3. maddesinin geçerli bir protokolün süre bakımından yaratacağı etki ve sonuçlarını açık bir şekilde belirttiği, buna göre protokol devam ettiği sürece İİK’nın 106 ve 150/e maddelerindeki sürelerin işlemeyeceği, İstanbul 10. İcra Dairesinin 2007/1487 E. sayılı dosyasındaki 19.01.2007 tarihli haczin geçerliliğini koruduğu, mahkemenin sıra cetvelini iptal etmekle birlikte hüküm dikkatle irdelendiğinde açılan davanın (şikâyetin) kabulü ile şikâyete uğrayan 20.10.2011 tarihli sıra cetvelinin iptali ile alacak miktarı belirlenerek sıra cetvelinin davacının haczinin önceliği dikkate alınarak yeniden hazırlanmasına ve yanlar arasındaki sıra cetvelinden kaynaklanan uyuşmazlığın bu şekilde çözüme kavuşturulmasına demek suretiyle hükmü 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesi bağlamında lokal ve likit ve infazı kabil hâle getirdiği, sıra cetvelinin referans alacağı rakamın belli olmadığı, bu rakamın icra dairesince fer'ileri ile tespit edilerek ve sıraya dahil edileceği, mahkemenin icra dairesinin yerine geçerek alacak hesaplamasının mümkün olmadığı, İİK'nın 17/1. maddesinde şikâyet icra mahkemesince kabul edildiği takdirde işlem bozulur, yahut düzeltilir veya memurun sebepsiz yapmadığı ve geciktirdiği işlerin icrası emrolunur hükmünün düzenlendiği, talep kısmında davacının (şikâyetçinin) özellikle garame usulüne göre bir dağıtım yapılmasına ilişkin bir talebinin bulunmadığı gerekçeleriyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 10. Direnme kararı süresi içinde şikâyet olunan vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; İİK'nın 111. maddesinin 4. fıkrası uyarınca borçlu tarafından 10.08.2007 tarihli protokol hükümlerine uygun biçimde taksitlendirme sözleşmesinin ifa edilip edilmediğinin tespiti için anapara ve faiz ödemelerinin yapılıp yapılmadığı, taksitlendirme sözleşmesinin uygulanıp uygulanmadığı, borçlunun temerrüde düşüp düşmediği, buna göre satış isteme süresinin durup durmadığı, dolayısıyla şikâyetçinin haczinin ayakta olup olmadığı hususlarında bilirkişi raporu alınmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 12. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuya ilişkin yasal mevzuatın ve ilgili kavramların irdelenmesi gerekmektedir. 13. Genel olarak icra takibi beş aşamadan oluşur. Bu aşamalar takip talebi, ödeme (icra) emri, haciz, satış ve paraların paylaştırılmasıdır. Paraların paylaştırılması, icra takibinin son safhasıdır. Diğer aşamalara geçilebilmesi için alacaklının talepte bulunması gerektiği hâlde, paraların paylaştırılmasına (ödenmesine) başlanabilmesi için alacaklının bir talebine gerek yoktur. İcra dairesi, satış sonucunda elde edilen paraları, kendiliğinden (re'sen) alacaklılara paylaştırır. Paraların paylaştırılması, aynı malların birden fazla alacaklı için haczedilmiş (hacze iştirak edilmiş) olması halinde söz konusudur. Hacizli mallar bir alacaklı için haczedilmişse, o zaman paraların paylaştırılması değil elde edilen paranın alacaklıya ödenmesi söz konusudur (Kuru, B: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 729). 14. Sıra cetvelinin düzenlenmesi için birden fazla alacaklının bulunması ve borçlunun malvarlığının satılması sonucunda elde edilen para ile tüm alacaklıların alacağının ödenememesi gerekir. Hacze iştirak eden tüm alacaklıların alacağı ödenebiliyorsa sıra cetveli düzenlenmez. Eğer takibin sonunda tek alacaklı olursa, satış sonucu elde edilen para alacaklının alacağına yetmezse, yine sıra cetveli düzenlenmez, alacaklıya alacağının ödenmeyen kısmı için bir aciz belgesi verilir (Pekcanıtez, H./ Atalay, O./ Özkan, M.S./Özekes, M.: İcra ve İflas Hukuku, 10. Bası, Ankara, 2012, s. 387). 15. İİK’nın 140. maddesinde; “..Satış tutarı bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemiye yetmezse icra dairesi alacaklıların bir sıra cetvelini yapar. Alacaklılar 206 ncı madde mucibince iflas halinde hangi sıraya girmeleri lazım geliyorsa o sıraya kabul olunurlar. Bununla beraber ilk üç sıraya kayıt için muteber olan tarih haciz talebi tarihidir…” hükmü bulunmaktadır. 16. İlk haczi uygulayan icra dairesi, alacaklıların bir sıra cetvelini yapar (İİK m. 140/1; İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği m. 59). Haczedilen mallar istinabe yolu ile haczedilmiş ve satılmış olsa bile, sıra cetvelini düzenleme yetkisi, takibin yapıldığı icra dairesine aittir. İstinabe olunan icra dairesinin bu sıfatla (istinabe olunan icra dairesi sıfatıyla) sıra cetveli düzenleme yetkisi yoktur. Sıra cetveli kesinleşmeden, icra müdürü paraları paylaştıramaz. Bu sıra cetveline dayanarak yapılan paylaştırmada, artık bütün alacaklıların alacağının tam olarak ödenmesi mümkün değildir. Sıra cetvelinde, aynı derecede hacze iştirak etmiş olan (İİK m.100-101) bütün alacaklılar alacak miktarları ve faizleri ile gösterilir. Bu alacaklıların her biri belli bir sıraya girer. Bu sıra İİK’nın 206. maddesinde gösterilmiştir (Kuru, s.732-733). 17. İİK’nın 206 ve 207. maddelerine göre sıra cetvelinin nasıl düzenleneceği İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliğinin 59. maddesinde gösterilmiştir. Buna göre alacaklıların ad ve soyadları, talep edilen, kabul ve reddedilen para miktarlarının, alacak hakkındaki kararın ne olduğu ve hangi sıraya kabul edildiği yazılır. 18. Düzenlenecek sıra cetvelinde; alacaklılar İİK’nın 206. maddesine göre iflas hâlinde hangi sıraya girmeleri lazım geliyorsa o sıraya kabul olunurlar (İİK m. 140/2). Satış bedelinden önce birince derecede hacze iştirak edenlerin alacakları ödenir. Geriye bir şey artarsa bu, ikinci dereceye verilir. Paylaştırma parasının artması hâlinde sırasıyla diğer derecelere dağıtılır. Satış bedelinin birinci derecedeki alacaklıların tamamını karşılamaması hâlinde (veya diğer dereceler içinde bakiyenin alacakları karşılamaması durumunda da) derece için de sıra cetveli düzenlenir. Bu şekilde yapılan dağıtım sonucunda, alacağına kavuşamayanlar olursa İİK’nın 143. maddesi uyarınca bunlara borç ödemeden aciz belgesi verilir (Deynekli, A./Kısa, S.: Hacizde ve İflasta Sıra Cetveli, 3. B., Ankara 2005, s. 111). 19. Bu aşamada hacze iştirakin açıklanması gerekmektedir. Borçluya karşı bir veya birkaç alacaklı tarafından yapılan takip sonunda borçlunun haczedilen malları tüm alacaklıların alacağının ödenmesini mümkün kılıyorsa hacze iştirak sorunu ortaya çıkmayacaktır. Ancak, borçluya karşı takip yapan birden fazla alacaklının alacağı, borçlunun haczedilen mallarının satışı sonunda karşılanamıyorsa, hacze iştirak söz konusu olabilir. Hukukumuzda, borçlunun mallarına önce haciz koyduran alacaklının, alacağını önce alacağı şeklinde bir prensip geçerli değildir. Yani ilk haciz sahibi alacaklının esasen sonraki alacaklılara bir rüçhan hakkı bulunmamaktadır. Haczin rehin hakkına benzer bir etkisi ve dolayısıyla önce haciz koyduran kişinin, diğer alacaklılara göre önceliği kabul edilmemiştir. Sadece maaş veya ücret hacizlerinde sırada önce gelen haczin kesintisi bitmeden, sonraki haciz için kesinti yapılamaz (İİK m. 83/2, c. 3) (Pekcanıtez/ Atalay/ Özkan/ Özekes, s. 312-313). 20. İİK’da hacze iştirakin iki çeşidi düzenlenmiştir. Bunlar takipli (adi) veya takipsiz (imtiyazlı) iştiraktir. Gerek takipli gerekse takipsiz iştirakte alacaklılar İİK’nın 100 ve 101. maddelerindeki şartları taşımaları hâlinde borçlunun malları üzerine kendilerinden önce konulmuş hacizlere ilk haciz üzerine satılan malın tutarı vezneye girinceye kadar katılabilirler. Hacze iştirak hâlinde satış bedeli aynı derecedeki alacaklılar arasında garame (oranlama) suretiyle dağıtıma tabi tutulur. İştirak alacaklısı o derece içinde yer alan diğer alacaklılarla eşit statüye sahip olur ve hacizli malların satışından elde edilen paradan alacağı oranında pay alır. 21. Haciz koyduran alacaklı, borçlunun haczedilen malları üzerinde bir rehin hakkı veya bir imtiyaz kazanamaz. Alacağı haciz koyduran alacaklının alacağından evvel doğmuş ve borçluya karşı usulen icra takibinde bulunarak haciz istemek yetkisi kazanmış olan her alacaklı, bu hususu Kanunun tayin ettiği vasıtalarla ispat ederek haczedilen malın tutarı vezneye girinceye kadar hacze iştirak edebilirler (İİK m. 100) (Deynekli/ Kısa, s. 3-4). İİK’nın 100. maddesine göre, sıra cetveli ilk hacze iştirak edebilecek alacaklılar gözetilerek düzenlenir. Borçluya ait mala birden fazla ihtiyati haciz uygulanmış ise ilk önce kesin hacze dönüşen ihtiyati haciz ilk haciz kabul edilir ve bu hacze iştirak edebilecek alacaklılar İİK’nın 100, 101 ve 286. maddelerine göre belirlenir (Deynekli/Kısa, s. 49). İhtiyati haczin hacze iştirak edebilmesinin birinci koşulu ihtiyati haczin mahcuz veya para üzerinden uygulanması, ikinci koşulu ise İİK’nın 264. maddesi hükmüne göre ihtiyati haczi tamamlayan merasime uyularak ihtiyati haczin hükümsüz hâle gelmemesidir. İhtiyati haczin ilk hacze iştirakinin üçüncü koşulu ise ihtiyati haczi uygulayan alacaklının alacağının, ilk haczi uygulayan alacaklının takibinden önce doğmuş olmasıdır. Öncelik koşulu İİK’nın 100. maddesinde belirtilen belgelerle ispatlanabilir (Deynekli, Kısa, s. 43 vd.). 22. İİK’nın 141. maddesine göre sıra cetvelinin birer sureti icra dairesi tarafından alakadarlara tebliğ edilir. 23. İİK’nın “Cetvele itiraz” başlıklı 142. maddesi ise; “Cetvel suretinin tebliğinden yedi gün içinde her alacaklı takibin icra edildiği mahal mahkemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel mündericatına itiraz edebilir. Dava basit muhakeme usuliyle görülür. İtiraz alacağın esas ve miktarına taallük etmeyip yalnız sıraya dairse şikayet yoliyle icra mahkemesine arz olunur” şeklinde düzenlenmiştir. 24. İİK’nın 142. maddesi gereğince alacaklılar sıra cetvelinin bir suretinin kendilerine tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde sıra cetveline şikâyet yoluna başvurabilirler veya sıra cetveline itiraz davası açabilirler. Sıra cetveline karşı yedi gün içinde hiçbir şikâyet ve itiraz (İİK m. 142) yapılmazsa sıra cetveli kesinleşir ve ancak bundan sonra (kesinleşen) sıra cetveli gereğince paraların paylaştırılmasına geçilebilir. Buna karşılık, yedi gün içinde sıra cetveline karşı (icra mahkemesinde) şikâyet veya (mahkemede) itiraz yoluna başvurulursa, paylaştırma işleminin sonuçlanmasına kadar durdurulması ve sıra cetvelinin kesinleşmesine kadar beklenmesi gerekir. Ancak, sıra cetvelinde hak sahibi görünen her alacaklı, banka teminat mektubu karşılığında, kendisine ödeme yapılmasını isteyebilir (İİK m. 142/a) . 25. Sıra cetveline karşı koymak isteyen alacaklı (bu konudaki takip hukuku kurallarının yanlış uygulandığını iddia etmeyip) sıra cetveline alınmış olan bir alacaklının alacağına veya onun sırasına (veya hem alacağına hem de onun sırasına) itiraz etmek istiyorsa, o zaman sıra cetveline karşı, mahkemede itiraz yoluna başvurması, yani o alacaklıya karşı genel mahkemede dava açması gerekir (Kuru, s. 736). 26. İcra dairesinin, sıra cetvelini yaparken bu husustaki takip hukuku hükümlerine aykırı hareket ettiği ve yapılan işlemin hâdiseye uygun olmadığı iddia edilmekte ise, bu hâlde sıra cetveline karşı başvurulacak olan yol, icra mahkemesine şikâyet (İİK m. 16) yoludur (İİK m. 142/3). İİK’nın 142. maddesinin 3. fıkrası hükmünden sıra cetveline karşı şikâyet yolunun sadece sıraya karşı bir itirazda bulunulması hâline münhasırmış gibi bir anlam çıkmakta ise de, icra müdürünün uymak ve re’sen yapmak zorunda olduğu bütün hususlardan dolayı İİK’nın 16. maddesi gereğince şikâyet yoluna başvurulabilir (Kuru, s. 734). 27. İcra dairesinin sıra cetvelini yaparken bu husustaki takip hukukuna uygun hareket etmemesi, bu konudaki hükümleri gereği gibi ve olaya uygun uygulamaması hâlinde ilgililer şikâyet yoluna başvurabilirler (İİK m. 16). Örneğin icra memuru ihale kesinleşmeden sıra cetveli düzenlemiş ise bu bir şikâyet sebebi teşkil eder. Bunun yanında İİK’nın 142. maddesinin 3. fıkrasına göre alacaklının bulunduğu sıraya ilişkin olarak yani istediği sıraya kabul edilmemesi durumunda şikâyet yoluna başvurması mümkündür (Pekcanıtez, H./ Simil, C.: İcra ve İflas Hukukunda Şikâyet, 2. B., İstanbul 2017, s. 488). 28. Sıra cetveline karşı şikâyet üzerine icra mahkemesince sadece sıra cetvelinin iptaline karar verilebilir. Yoksa icra müdürünün yerine geçerek yeni bir sıra cetveli düzenleyemez (Pekcanıtez/Simil, s. 393). Sıra cetveline yönelik şikâyetlerde icra mahkemesi, önüne gelen şikâyetleri sonuçlandırmak ve icra müdürüne bu yönde talimat vermekle görevli olup, şikâyete konu işlemin kanuna veya olaya aykırılığı tespit edilirse sıra cetvelinin iptaline karar verilir. İcra mahkemesi gerekçede düzenlenecek yeni sıra cetvelinin hangi ilkelere göre düzenleneceğini, alacaklıların ne miktar için hangi sıralarda yer alması gerektiğini belirterek, hukuka uygun olmayan kısımları gösterir ve bu çerçevede işlem yapılması için icra müdürüne talimat (İİK m. 17/1) verir. Yeni sıra cetveli yapılması görevi icra dairesine ait olduğundan iptal nedenlerinin hükümde belirtilmeden sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi ile yetinilmesi gerekir. Şikâyet üzerine iptal edilen sıra cetvelinin yerine iptal gerekçesi de dikkate alınarak icra dairesince yeniden sıra cetveli yapılarak ilgililere tebliğ edilir. Nitekim bu hususlar Hukuk Genel Kurulunun 06.11.2015 tarihli ve 2014/23-1179 E., 2015/2434 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. 29. Uyuşmazlığın çözümü için İİK’nın 111. maddesinde düzenlenmiş olan taksitle ödemenin açıklanması gerekmektedir. İİK’nın 111. maddesi; “…Borçlu alacaklının satış talebinden evvel borcunu muntazam taksitlerle ödemeği taahüt eder ve birinci taksiti de derhal verirse icra muamelesi durur. Şukadar ki borçlunun kafi miktar malı haczedilmiş bulunması ve her taksitin borcun dörtte biri miktarından aşağı olmaması ve nihayet aydan aya verilmesi ve müddetin üç aydan fazla olmaması şarttır. (Ek fıkra: 9/11/1988-3494/13 md.; Değişik üçüncü fıkra: 17/7/2003-4949/26 md.) Borçlu ile alacaklının borcun taksitlendirilmesi için icra dairesinde yapacakları sözleşme veya sözleşmelerin devamı süresince 106 ve 150/e maddelerindeki süreler işlemez. Ancak bu sözleşme veya sözleşmelerin toplam süresinin on yılı aşması hâlinde, aştığı tarihten itibaren süreler kaldığı yerden işlemeye başlar. (Değişik fıkra: 9/11/1988-3494/13 md.) Taksitlerden biri zamanında verilmezse icra muamelesi ve süreler kaldığı yerden devam eder…” hükmünü içermektedir. 30. Kendisine karşı yürütülen icra takibi kesinleşmiş olan borçlu, borcunu taksitle ödemek isteyebilir. Taksitle ödeme, alacaklı ile borçlunun anlaşması veya alacaklının rızası olmasa bile belli şartların gerçeklemesi hâlinde mümkündür. Taksitle ödeme sözleşmesi iki dönemde olabilir. Alacaklı ile borçlu hacizden önceki bir dönemde icra dairesinde borcun taksitle ödeneceği hakkında bir sözleşme (anlaşma) yapabilirler. Kanun, hacizden önceki bir dönemde borcun taksitle ödenmesi imkânını açıkça düzenlememektedir; buna dolayısıyla haciz isteme süresi (İİK m. 78/2) ile satış isteme süresi (İİK m. 111/3) nedeniyle ve bir ceza hükmü (İİK m. 340) ile değinilmektedir. Bu hâlde (yani, alacaklı ile borçlunun icra dairesinde taksit sözleşmesi yapmaları hâlinde), taksit sözleşmesinin (yapılmasından) ihlâline kadar geçen zaman, bir yıllık haciz isteme süresinin hesabına dahil edilmez (İİK m.78/2, c. 2). Bunun gibi, borçlu ile alacaklının borcun taksitlendirilmesi için icra dairesinde yapacakları taksit sözleşmesinin (veya sözleşmelerinin) devamı süresince, İİK’nın 106 ve 150/e maddesindeki satış isteme süreleri işlemez. Ancak, taksit sözleşmesi (veya sözleşmelerinin) toplam süresinin on yılı aşması hâlinde, aştığı tarihten itibaren süreler kaldığı yerden işlemeye başlar (İİK m. 111/3). Borçlu, taksitlerden birini anlaşmadaki tarihte ödemezse, alacaklı, borcun tamamı için icra takibine devam edilmesini (yani, borçlunun mallarının haczedilmesini) isteyebilir (İİK m. 111/4) (Kuru, s. 612-613). 31. Borçlu, mallarının haczedilmesinden sonra (ve fakat satış talebinden önce) borcunu muntazam taksitlerle ödemeyi taahhüt eder ve bu taahhüdü İİK’nın 111. maddesinin 1 ve 2. fıkrasında belirtilen şartlara uygun olursa, alacaklının muvafakatine (kabulüne) gerek kalmadan, icra takibi kendiliğinden durur (İİK m. 111/1); yani icra müdürü, borçlunun hacizli mallarını satamaz. Borçlu, taahhüt ettiği bu taksitlerden birini zamanında ödemezse, icra takibine (borcun tamamı için) kaldığı yerden devam edilir (İİK m. 111/4); yani, alacaklının talebi üzerine hacizli mallar satılır (Kuru, s. 614-615; Deynekli/ Kısa, s. 136). 32. Somut olayda; İstanbul 8. İcra Dairesinin 2007/893 E. sayılı dosyasında alacaklı Denizbank A.Ş. tarafından 18.01.2007 tarihli ihtiyati haciz kararının infazının 18.01.2007 tarihinde istendiği, aynı tarihte Orhan Boz ve diğerleri hakkında kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığı, ihale bedeli paylaşıma konu olan borçlu Orhan Boz adına kayıtlı taşınmaza 18.01.2007 tarihinde ihtiyati haciz konulduğu, ödeme emrinin Orhan Boz’a 22.01.2007 tarihinde tebliğ edildiği ve 01.02.2007 tarihinde ihtiyati haczin kesin hacze dönüştüğü, 20.08.2009 tarihinde taşınmaza yeniden haciz konulduğu, alacaklı vekilinin 21.01.2009, 06.0

Diğer kararlar (4)

23. Hukuk Dairesi, 2013/4906 E., 2014/5417 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul 9. İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
tüm dosya kapsamına göre, şikayetçinin alacağının 10.08.2007 tarihli protokolden kaynaklandığı, borçlu ile alacaklının 30.12.2014 tarihine kadar alacakların ana para, faiz ve fer'ileri ile birlikte ödenmesi konusunda anlaşmaya vardıkları, İİK'nın 111/3. maddesi gereğince protokol süresince icra müdürlüğü nezdinde gerçekleştirmiş oldukları takip işlemlerinin İİK'nın 106.
23. Hukuk Dairesi         2013/4906 E.  ,  2014/5417 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul 9. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 29/03/2012 NUMARASI : 2011/1234-2012/342 Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayetin yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin kabulüne yönelik olarak verilen hüküm süresi içinde şikayet olunan vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmiştir. Temyize konu karar niteliği gereği duruşmaya tâbi olmadığından duruşma isteminin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -KARAR- Şikayetçi vekili, müvekkili banka tarafından O.. B.. ve diğer borçlular hakkında kullandırılan kredilerden doğan alacak için icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin anılan borçluya 18.01.2007 tarihinde tebliğ edildiğini, borçlu adına kayıtlı taşınmaz üzerine 19.01.2007 tarihinde ihtiyati haciz konulduğunu, alacaklının icra dosyasından da aynı taşınmaz üzerine 18.01.2007 tarihinde ihtiyati haciz uygulandığını, taşınmazın 07.10.2011 tarihinde ihale edilip, 20.10.2011 tarihli sıra cetvelinin düzenlendiğini, müvekkilinin haciz tarihi 19.01.2007 iken, sıra cetvelinde hatalı olarak 09.10.2009 olarak yazıldığını, sıra cetvelinde yasaya uygun, paylaştırma için gerekli bilgilerin bulunmadığını, ilk kesin haczin müvekkiline ait haciz olması nedeniyle ilk ihtiyati haczi koyan dosya ile garameye girmesi gerekirken, satış bedelinin tamamının ilk ihtiyati haciz koyan icra dosyasına ödenmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini şikayet ve talep etmiştir. Şikayet olunan vekili, sıra cetvelinin İİK'nın 100. maddesine göre, istenen bilgilere verilen cevap üzerine düzenlendiğini, bu belgeye göre şikayetçinin haczinin 09.01.2009 tarihli olduğunu, bu nedenle para isabet etmesinin mümkün olmadığını, şikayetçinin 19.01.2007 tarihli haczinin iki yıllık süre içerisinde satış istenmediğinden düştüğünü savunarak, şikayetin reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, şikayetçinin alacağının 10.08.2007 tarihli protokolden kaynaklandığı, borçlu ile alacaklının 30.12.2014 tarihine kadar alacakların ana para, faiz ve fer'ileri ile birlikte ödenmesi konusunda anlaşmaya vardıkları, İİK'nın 111/3. maddesi gereğince protokol süresince icra müdürlüğü nezdinde gerçekleştirmiş oldukları takip işlemlerinin İİK'nın 106. maddesince hak düşürücü süreleri işletmeyeceği, bu sürelerin işlemesinin protokol hükümlerince engellendiği, tarafların bu konudaki iradelerinin tasarruf ilkesi uyarınca yanları bağlayıcı nitelikte bulunduğu gözetildiğinde somut olayda işlemeyen sürelerden ötürü hacizlerin kalktığından söz etme imkanı bulunmadığı, dolayısıyla davalı tarafın hacizlerin bu sebepten ötürü düşmesi gerektiğine ilişkin iddiasını benimseme imkânı bulunmadığı, ilk kesin haczin İstanbul 10. İcra Müdürlüğü'nün 2007/1487 Esas sayılı dosyasında 19.01.2007 tarihinde gerçekleştiğinin tartışmadan ayrık olduğu, dolayısıyla 8. İcra Müdürlüğü'nün 2007/893 Esas sayılı dosyada gerçekleştirilen haczin bu tarihten sonra yani 01.09.2009 tarihi nazarı itibara alındığında İİK'nın 268. maddeye göre ilk kesin haczin İstanbul 10.İcra Müdürlüğü'nün 2007/1487 Esas sayılı dosyasından 19.01.2007 tarihinde gerçekleştiği dikkate alınmadan sıra cetveli tanzim edildiği gerekçesiyle şikayetin kabülü ile 20.10.2011 tarihli sıra cetvelinin iptali ile alacak miktarı belirlenerek sıra cetvelinin davacının haczinin önceliğinin dikkate alınarak yeniden hazırlanmasına karar verilmiştir. Kararı, şikayet olunan vekili temyiz etmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, şikayet olunan vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Şikayet, sıra cetvelindeki sıraya ilişkindir. 2004 sayılı İİK'nın 111. maddesi "Borçlu alacaklının satış talebinden evvel borcunu muntazam taksitlerle ödemeği taahüt eder ve birinci taksiti de derhal verirse icra muamelesi durur. Şu kadar ki borçlunun kafi miktar malı haczedilmiş bulunması ve her taksitin borcun dörtte biri miktarından aşağı olmaması ve nihayet aydan aya verilmesi ve müddetin üç aydan fazla olmaması şarttır. Borçlu ile alacaklının borcun taksitlendirilmesi için icra dairesinde yapacakları sözleşme veya sözleşmelerin devamı süresince 106 ve 150/e maddelerindeki süreler işlemez. Ancak bu sözleşme veya sözleşmelerin toplam süresinin on yılı aşması halinde, aştığı tarihten itibaren süreler kaldığı yerden işlemeye başlar. Taksitlerden biri zamanında verilmezse icra muamelesi ve süreler kaldığı yerden devam eder."hükmünü içermektedir. Şikayetçiye ait İstanbul 10. İcra Müdürlüğü'nün 2007/1487 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklı şikayetçi vekili ile borçlular vekili tarafından borçların taksitlendirilmesine ilişkin 10.08.2007 tarihli protokol düzenlendiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, İİK'nın 111/3. maddesi uyarınca şikayetçinin 19.01.2007 tarihli ihtiyati haczi yönünden hak düşürücü sürelerin işlemediği kabul edilerek, şikayetin kabulüne karar verilmiş ise de, İİK'nın 111/4. maddesi uyarınca 10.08.2007 tarihli protokol hükümleri gereğince borçlunun temerrüde düşüp düşmediği, taksit ödemelerinin zamanında yapılıp yapılmadığı hususlarında herhangi bir inceleme yapılmamıştır. Bu durumda mahkemece, şikayetçi banka kayıtları üzerinde, bankacılık konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılıp, 10.08.2007 tarihli protokol hükümleri de değerlendirilerek, borçlu tarafından takibe konu borca ilişkin protokol hükümlerine uygun biçimde anapara ve faiz ödemeleri yapılıp yapılmadığı, borçlunun temerrüde düşüp düşmediği, diğer anlatımla taksitlendirme sözleşmesinin ifa edilip edilmediği, buna göre satış isteme süresinin durup durmadığı, dolayısıyla şikayetçi haczinin ayakta olup olmadığı hususlarında rapor alınıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. 3-Kabüle göre, sıra cetveline yönelik şikayetlerde İcra Mahkemesi, önüne gelen şikayetleri sonuçlandırmak ve icra müdürüne bu yönde talimat vermekle görevli olup, gerekçede yeni sıra cetvelinin hangi ilkelere göre düzenleneceğini belirlemesi, diğer bir anlatımla alacaklıların ne miktar için hangi sıralarda yer alması gerektiğini saptaması, cetvelin hukuka uygun olmayan kısımlarını göstermesi, bu çerçevede işlem yapılması için İcra Müdürüne talimat vermesi (İİK'nın m. 17/1) gerektiğinden, iptal nedenlerinin gerekçede belirtilmesi ve hüküm fıkrasında gerekçe tekrar edilmeden sıra cetvelinin iptaline karar vermekle yetinilmesi ve eda hükmü kurulmaması gerekir. Mahkemece, gerekçede yer alması gereken hususlara hüküm fıkrasında yer verilmesi, özel olarak İİK'nın 17/1. maddesine ve genel olarak da hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir sözün tekrar edilmemesine ilişkin HMK'nın 297/2. maddesine aykırı olmuştur. Öte yandan, 6100 sayılı HMK'nın 297/2 maddesi "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir."hükmünü içermektedir.Şikayetçi tarafça, bedeli paylaşıma konu paranın şikayet olunanın alacağı ile garame hesabına göre paylaştırılması talep edilmiş ve mahkemece şikayetçinin haczinin ilk haciz olduğu kabul edilmiş olup, şikayetçinin talebi ile bağlı olduğu gözetilerek, buna göre gareme yapılması gerektiği sonucuna varılması gerekirken, şikayetçinin ilk sırada tek başına yer alması gerektiği anlamına da gelebilen yazılı şekilde ve infazda tereddüt uyandıracak şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle şikayet olunan vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, şikayet olunan yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2013/8354 E., 2014/1190 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir 3. İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
zma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, şikayetçinin bedeli paylaşıma konu taşınmaz üzerine 17.11.2008 tarihinde haciz uyguladığı ve ilk olarak 15.05.2009 tarihinde takip borçlusu ile taksit anlaşması yaptığı, bu tarih itibariyle İİK'nın 111. maddesi hükmü gereği iki yıllık satış isteme süresinin durduğu, takip borçlusunun 26.06.2009 tarihli ilk taksidi ödememesi üzerine satış isteme sür
23. Hukuk Dairesi         2013/8354 E.  ,  2014/1190 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir 3. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 12/09/2013 NUMARASI : 2013/394-2013/518 Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayetin bozmaya uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde şikayet olunan vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Şikayetçi vekili, borçluya ait taşınmazın satışı sonrası düzenlenen sıra cetvelinde haczinin düşmüş olduğu gerekçe gösterilerek müvekkiline pay ayrılmadığını, oysaki borçlunun ve kefilin taksit anlaşmasına ilişkin taahhütlerini ihlâllerinden sonra satış isteme süresinin yeniden işlemeye başlayacağını ileri sürerek, sıra cetvelinin iptali ile satış bedelinin müvekilinin alacaklı olduğu icra dosyasına ödenmesini talep ve şikayet etmiştir. Şikayet olunan vekili, taahhüdün ihlali halinde Satış isteme süresinin kaldığı yerden devam edeceğini, bu bakımdan şikayetçinin haczinin düşmüş olduğunu savunarak, şikayetin reddini istemiştir. Mahkemece, şikayetin reddine dair verilen karar, şikayetçi vekilinin temyiz istemi üzerine, Dairemizin 18.10.2012 tarih ve 4433 E., 6150 K. sayılı ilamıyla, şikayetçi yanın, alacaklısı bulunduğu takip dosyasından gönderilen bilgilerin hatalı olduğu, sıra cetvelinin de bu nedenle hukuka aykırı biçimde oluşturulduğu yönündeki iddialarının, İcra Mahkemesince araştırılması ve varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, şikayetçinin bedeli paylaşıma konu taşınmaz üzerine 17.11.2008 tarihinde haciz uyguladığı ve ilk olarak 15.05.2009 tarihinde takip borçlusu ile taksit anlaşması yaptığı, bu tarih itibariyle İİK'nın 111. maddesi hükmü gereği iki yıllık satış isteme süresinin durduğu, takip borçlusunun 26.06.2009 tarihli ilk taksidi ödememesi üzerine satış isteme süresinin yeniden işlemeye başladığı, şikayetçinin bundan sonra 02.03.2010 tarihinde kefil ile bir taksit anlaşması yaptığı ve bu tarih itibariyle de satış isteme süresinin yeniden durduğu, kefilin 20.04.2010 tarihli ikinci taksidi ödememesi üzerine sürenin yeniden işlemeye başladığı, dolayısıyla takibin durduğu günlerin satış isteme süresine eklenmesi halinde, şikayetçi yönünden satış istenmesi gereken en son tarihin 17.11.2010 tarihi değil 16.02.2011 tarihi olduğu, taşınmaz henüz bu süre dolmadan 28.01.2011 tarihinde satılmış olduğundan satış tarihi itibariyle şikayetçinin haczinin düşmemiş olduğu gerekçesiyle, şikayetin kabulü ile sıra cetvelinin iptaline ve sıra cetvelinin şikayetçinin alacaklı olduğu Manisa 2. İcra Müdürlüğü'nün 2008/6013 E. sayılı dosyası gözetilerek düzenlenmesine karar verilmiştir. Kararı, şikayet olunan vekili temyiz etmiştir. Şikayet, sıra cetvelinde sıraya ilişkindir. İİK'nın 111. maddesinin 3. ve 4. fıkraları "Borçlu ile alacaklının borcun taksitlendirilmesi için icra dairesinde yapacakları sözleşme veya sözleşmelerin devamı süresince 106. ve 150/e maddelerindeki süreler işlemez.... Taksitlerden biri zamanında verilmezse icra muamelesi ve süreler kaldığı yerden devam eder." hükmünü içermektedir. Şikayetçinin alacaklı olduğu Manisa 2. İcra Müdürlüğü'nün 2008/6013 E. sayılı dosyası kapsamından, şikayetçinin talebi üzerine bedeli paylaşıma konu takip borçlusuna ait taşınmaz üzerine 17.11.2008 tarihinde haciz konulduğu, borçlu ile ilk olarak 15.05.2009 tarihinde taksitlendirme sözleşmesi imzalandığı, 26.06.2009 tarihli ilk taksidin ödenmediği, daha sonra icra kefili ile 02.03.2010 tarihinde ikinci bir taksit anlaşması yapıldığı, bu anlaşma kapsamında 20.04.2010 tarihli ikinci taksidin de ödenmediği, bedeli paylaşıma konu taşınmazın bir başka icra dosyasında 28.01.2011 tarihinde satıldığı anlaşılmıştır. YHGK'nın 28.05.2003 tarih ve 19-289 E., 373 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; İcra ve İflas Kanun'unda bu konuda açık bir hüküm bulunmamakla birlikte, 78/2 ve 340. maddelerdeki düzenlemelerden, hacizden önce taksit sözleşmesi yapılmasının mümkün olduğu sonucuna varılmaktadır. O halde alacaklı ile borçlu, hacizden önce her zaman borcun taksitle ödenmesini kararlaştırabilir ve İİK'nın 111. maddesinde öngörülen ödeme şartlarına bağlı kalmaksızın taksitlerin miktarının ve ödeme zamanını serbest iradeleriyle diledikleri gibi tayin edebilirler. Belirtilmelidir ki, burada, 111. maddede öngörülenden farklı olarak, alacaklının böyle bir taksitlendirmeyi kabul etmiş bulunması şarttır. Bu türden bir sözleşme yapıldığı ve taksitler zamanında ödendiği sürece, 106. maddede öngörülen süreler de işlemez. Diğer taraftan borçlu, hacizden sonra fakat satış talebinden önce borcunu muntazam taksitlerle ödemeyi taahhüt eder ve bu taahhüdü İİK'nın 111. maddesinde öngörülen şartlara uygun olursa, alacaklının kabulü aranmaksızın icra takibi kendiliğinden durur. Başka bir ifadeyle, borçlunun kanuni taksit hakkını düzenleyen İİK'nın 111. maddesi hükmü çerçevesinde alacaklının kabulü gerekmeksizin yapılan bu sözleşmenin devamı süresince 106. maddede öngörülen süreler işlemeyecektir. Nitekim, İİK'nın 111. maddesine 3494 sayılı Yasa ile eklenen üçüncü fıkranın hükümet gerekçesinde de taksitle yapılan ödemelerin devamı sırasında çoğu kez kanunun satış talebi için aradığı sürenin dolduğu, taksit ödemelerinin borçlu tarafından ihlali halinde süre geçtiği için alacaklının satış talebinde bulunamadığı ve bakiye alacağını tahsilde zorlukla karşılaştığı, bu mahzuru bertaraf etmek için taksit sözleşmesinin ihlaline kadar geçen sürenin satış isteme süresinin hesabında nazara alınmayacağı ilkesinin getirildiği belirtilmiştir.Gerekçedeki bu açıklamalardan, anılan madde hükmünün, alacaklının haklarını korumak amacıyla eklenmiş olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Amaç bu olduğu için de, alacaklının kabulüne bağlı olmaksızın borçlunun kanuni taksit hakkını bir defadan fazla kullanması mümkün değildir. Yine, taksitlendirme sözleşmesinin borçlu tarafından ihlali halinde yapılacak yeni taksit sözleşmeleri de, alacaklının kabulüne bağlı olacaktır. Az yukarıda açıklandığı üzere, borçlu ve alacaklının anlaşarak borcu taksitlendirmeleri halinde, İİK'nın 106. maddesinde öngörülen süreler işlemez. Ancak, aynı Kanun'un 20. maddesinin açık hükmü karşısında, ilk taksitlendirme sözleşmesinin ihlalinden sonra yapılan yeni taksitlendirme sözleşmeleri, anılan sürelerin işlemesini engellemez. Bu noktada şu hususun da vurgulanmasında yarar vardır: İcra ve İflas Kanun'unda düzenlenen süreler kesin olup, 20. maddede, Kanunun tayin eylediği müddetleri değiştiren bütün mukavelelerin geçersiz olduğu hükme bağlanmıştır. Eş söyleyişle, icra takibinin tarafları için konulmuş olan, hak düşürücü nitelikteki bu süreler, sözleşme ile değiştirilmez. Somut olayda, şikayetçinin borçlu ile yaptığı 15.05.2009 tarihli ilk taksitlendirme sözleşmesi ile duran satış isteme süresi birinci taksidin ödenmediği 26.06.2009 tarihinde kaldığı yerden devam eder, sonradan icra kefili ile yapılan sözleşme satış isteme süresini etkilemez. Zira, icra kefili, kendi borcuna değil, borçlunun borcuna kefil olduğundan, aynı borçlu ve borç için işleyen, duran ve tekrar işleyen sürelerin bir daha durması kabul edilemez. Bu durumda, İİK'nın 106. maddesindeki iki yıllık süre içerisinde satış talebinde bulunmayan ve başka bir icra dosyasından bu süre geçtikten sonra yapılan satıştan da süre geçtiği için yararlanamayan şikayetçinin haczi düşmüş olup, bu doğrultuda düzenlenen sıra cetveli doğru olduğundan şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken, icra kefili ile yapılan taksitlendirme sözleşmesindeki süreler de dikkate alınarak, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, şikayet olunan vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, şikayet olunan yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2017/2319 E., 2019/1512 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi
tam metni aç
dosyasında bedeli paylaşıma konu taşınmazlara 03.04.2015 tarihinde haciz uygulandığı İİK’nın 111/.... maddesi hükmü uyarınca taksitle ödeme anlaşmasının yapılmasıyla ...
23. Hukuk Dairesi         2017/2319 E.  ,  2019/1512 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : .... ... Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayetin yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin kabulüne yönelik verilen hükmün süresi içinde şikayetçi vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Şikayetçi vekili, bedeli paylaşıma konu taşınmazların satış bedelinin sıra cetvelinde ilk sırada yer verilen şikayet olunana ödenmesine karar verildiğini oysaki sıra cetvelinde bir takım usulsüzlükler bulunduğunu ileri sürerek sıra cetvelinin iptalini istemiştir. Şikayet olunan vekili, şikayetin reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince, şikayet olunanın haczinin şikayetçinin haczinden önce olduğu ve ayrıca, şikayetçinin İİK’nın 100. maddesi hükmü uyarınca ilk hacze iştirak koşullarını da taşımadığı bu itibarla, sıra cetvelinde hukuku aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine dair verilen karara karşı şikayetçi vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur. ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesinin 06.04.2017 tarih ve 2017/201 Esas, 2017/262 Karar sayılı ilamıyla şikayet olunan ile takip borçlusu arasında düzenlenen 04.03.2015 tarihli taksitle ödeme anlaşmasında ilk taksidi ödeme tarihinin ....05.2015 tarihi olarak belirlendiği, henüz ilk taksidin vadesi gelmeden şikayet olunanın alacaklı bulunduğu ... dosyasında bedeli paylaşıma konu taşınmazlara 03.04.2015 tarihinde haciz uygulandığı İİK’nın 111/.... maddesi hükmü uyarınca taksitle ödeme anlaşmasının yapılmasıyla ... takibinin olduğu yerde duracağı, anlaşmanın ihlaline kadar ... takibine devam edilemeyeceği ve borçlunun mallarının haczedilmeyeceği taksitle ödeme anlaşmasının henüz yürürlükte olduğu dönemde uygulanan 03.04.2015 tarihli haczin bu nedenle geçersiz olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve şikayete konu sıra cetvelinin iptaline karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararını şikayet olunan vekili temyiz etmiştir. Şikayet sıra cetvelinde sıraya ilişkindir. İİK'nın 111/.... maddesi hükmü uyarınca, borçlu alacaklının satış talebinden evvel borcunu muntazam taksitlerle ödemeği taahüt eder ve birinci taksiti de derhal verirse ... muamelesi durur. Anılan yasal düzenlemeye göre taksitle ödeme anlaşması üzerine ... muamelesinin durabilmesi için taksit anlaşmasının yapılması yeterli olmayıp birinci taksidin de ödenmesi gerekir. Somut olayda, şikayet olunan ...’ın alacaklı bulunduğu .... ... Müdürlüğünün 2015/2321 Esas sayılı ... dosyasında 04.03.2015 tarihinde düzenlenen taksitle ödeme anlaşmasında borcun ilk taksitinin ....05.2015 tarihinde ödeneceği kararlaştırılmış olup bu tarihte herhangi bir ödeme yapılmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda salt taksit anlaşmasının yapıldığı tarih itibariyle ... muamelesinin durmuş olduğundan bahsedilemeyeceğinden şikayet olunan alacaklının 03.04.2015 tarihli haczi geçerli olup şikayete konu sıra cetvelinde bu haciz esas alınarak şikayet olunana ilk sırada pay ayrılması isabetli olmuştur. Bu durumda, Bölge Adliye Mahkemesince şikayetçi vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilerek şikayete konu sıra cetvelinin iptali yönünde hüküm tesisi doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle şikayet olunan vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesinin 06.04.2017 tarih ve 2017/201 Esas, 2017/262 Karar sayılı kararın BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine ....04.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2014/1578 E., 2014/5485 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varGemlik İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Şikayet olunan vekili, sıra cetvelinin doğru şekilde düzenlendiğini, borçlu hakkında başlatılan Gemlik İcra Müdürlüğü'nün 2009/1261 Esas sayılı dosyasında yapılandırma ve taahhüt alındığını, bu sebeple İİK'nın 111. maddesi gereği satış isteme süresinin işlemediğini savunarak, şikayetin reddine karar verilmesini istemiştir.
23. Hukuk Dairesi         2014/1578 E.  ,  2014/5485 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gemlik İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 24/10/2013 NUMARASI : 2013/94-2013/121 Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayetin bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde şikayet olunan vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Şikayetçiler vekili, şikayet olunan bankanın Gemlik İcra Müdürlüğü'nün 2011/1211 sayılı dosyası ile başlattığı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibi kapsamında borçlu Niyazi Kenar'a ait taşınmazın Halk Bankası'na ihale edildiğini, ihale bedelinden ilk önce Halk Bankası'nın ipotek alacağının mahsup edildiğini, bakiye kalan para için sıra cetveli tanzim edildiğini, sıra cetvelinin birinci sırasında Halk Bankası'nın borçlu hakkında başlattığı Gemlik İcra Müdürlüğü'nün 2009/1261 Esas sayılı dosyasına pay ayrıldığını, şikayet olunana birinci sırada pay ayrılmasının usul ve yasaya uygun olmadığını, Banka haczinin düşmüş olduğunu ileri sürerek, sıra cetvelinin iptali ile bakiye paranın kendi icra dosyalarına aktarılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Şikayet olunan vekili, sıra cetvelinin doğru şekilde düzenlendiğini, borçlu hakkında başlatılan Gemlik İcra Müdürlüğü'nün 2009/1261 Esas sayılı dosyasında yapılandırma ve taahhüt alındığını, bu sebeple İİK'nın 111. maddesi gereği satış isteme süresinin işlemediğini savunarak, şikayetin reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, şikayetin reddine dair verilen kararın şikayetçi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Dairemizin 20.03.2013 tarih ve 995 E., 1706 K. sayılı ilamıyla; İİK'nın 111/3. maddesine göre borçlu ile alacaklının borcun taksitlendirilmesi için icra dairesinde yapacakları sözleşme veya sözleşmelerin devamı süresince 106. maddedeki sürelerin işlemeyeceği, somut olayda ise Gemlik İcra Müdürlüğü'nün 2009/1261 Esas sayılı dosyası kapsamında, şikayet olunan Halk Bankası borçlulardan A.. ve V.. K.. ile taksitlendirme anlaşması yapmış olup, borçlu Niyazi Kenar ile bir anlaşma yapmadığından, bu borçluya ait taşınmazın satışının istenmesi için sürenin işlemeye devam edeceği, bedeli paylaşıma konu olan borçlu N.. K.. ait taşınmaz üzerindeki Halk Bankası haczinin, süresinde satış talebinde bulunulmaması nedeniyle kalktığı, bu nedenle sıra cetvelinin doğru olmadığı kabul edilerek, sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozulmuştur. Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda dosya kapsamına göre; bozma kararında açıklanan gerekçelerle, şikayetin kabulü ile sıra cetvelinin iptaline karar verilmiştir. Kararı, şikayet olunan vekili temyiz etmiştir. 19.03.2012 olan şikayet tarihinin gerekçeli karar başlığında 23.09.2013 olarak yazılmış olması, HMK'nın 304. maddesi uyarınca tarafların başvurusu üzerine ya da re'sen düzeltilmesi mümkün maddi hata olarak kabul edilmiştir. Dosyadaki yazılara, İcra Mahkemesince uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme yapılıp karar verilmiş olmasına, bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, şikayet olunan vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, şikayet olunan vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 10.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

İcra ve İflas Hukuku

Alacaklı (K)'nin, borçlu (B) aleyhine yürüttüğü ilamlı icra takibi kapsamında, (B)'nin mülkiyetindeki bir sanat eseri üzerine haciz konulmuştur. Satış işlemlerine geçilmiş ve eser, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemine entegre elektronik satış portalında açık artırmaya çıkarılmıştır. Yedi günlük teklif verme süresinin son gününde, artırmanın bitimine sekiz dakika kala sisteme yeni bir teklif girilmiştir. Bu durumda, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 7343 ve 7531 sayılı Kanunlar ile değişik hükümleri uyarınca satış süreci nasıl devam edecektir?

A) Açık artırma süresi, son teklifin verildiği andan itibaren her yeni teklifte üç dakika uzatılır ve bu uzatmaların toplamı bir saati geçemez.
B) Yapılan son teklifin, eserin muhammen kıymetinin %75'ine ulaşmaması durumunda satış düşer ve 15 gün içinde ikinci bir artırma yapılır.
C) Artırma sona erer ve en yüksek teklif, muhammen kıymetin yüzde ellisini ve paraya çevirme giderlerini geçiyorsa mal bu teklifi verene ihale edilir.
D) Teklif verme süresi sona erdiğinden yeni teklif geçersiz sayılır ve mal, son tekliften önceki en yüksek peyi sürene ihale edilir.
E) İcra müdürü, artırma süresini re'sen bir saat uzatır ve bu süre sonunda en yüksek teklifi veren kişiye ihale gerçekleştirilir.

Bu maddeyle ilgili 3 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol