2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 127

İcra ve İflas Kanunu 127. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 127 – (Değişik: 2/7/2012-6352/30 md.) İlanın birer sureti borçluya ve alacaklıya ve taşınmazın tapu siciline kayıtlı bulunan ilgililerinin tapuda kayıtlı adresleri varsa bu adreslerine tebliğ olunur. Adresin tapuda kayıtlı olmaması hâlinde, varsa adres kayıt sistemindeki adresleri tebligat adresleri olarak kabul edilir. Bunların dışında ayrıca adres tahkiki yapılmaz, gazetede veya elektronik satış portalında yapılan satış ilanı tebligat yerine geçer.[52] Mükellefiyetlerin listesi:

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

63 karar eşleşti
Hukuk Genel Kurulu, 2023/294 E., 2023/749 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
Borçlu vekili; Hukuk Genel Kurulunun ilk direnme kararına yönelik bozma kararından sonra tekrar direnme kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, 2004 sayılı Kanun’un 127 nci maddesi gereğince taşınmaz satışlarında satış ilanının bir örneğinin borçluya tebliğ edilmesi gerektiğini, 03.01.2020 tarihinde yapılacak ihale için 26.12.2019 tarihinde tebligat yapıldığını, bu sürenin makul olmadı
Hukuk Genel Kurulu         2023/294 E.  ,  2023/749 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi KARAR : Davanın usulden reddine Taraflar arasındaki ihalenin feshi isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince şikâyetin usulden reddine karar verilmiştir. Kararın borçlu vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı borçlu vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı borçlu vekili tarafından temyiz edilmekle, Hukuk Genel Kurulunun usule ilişkin bozma kararından sonra İlk Derece Mahkemesince Hukuk Genel Kurulunun usule ilişkin bozma kararının gereği yerine getirilerek yeniden direnme kararı verilmiştir. Direnme kararı borçlu vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. TALEP Borçlu vekili; alacaklı Banka tarafından 31.08.2015 ve 17.05.2017 tarihli Genel Kredi Sözleşmelerine teminat olarak verilen müvekkiline ait taşınmazlar hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilâmlı takip başlatıldığını, takip sonucunda altı adet taşınmazın 03.01.2020 tarihinde beşer dakika ara ile yapılan ihalelerle satıldığını, yapılan ihale işleminin usulsüzlükler içerdiğini, satış ilanına ilişkin tebligatın “İADE-Tanınmıyor” şerhi ile bila tebliğ iade edildiğini, alacaklı vekilinin talebi üzerine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 35 inci maddesine göre tebliğ edildiğini, aynı anda başka bir adrese de tebligat çıkarıldığını fakat tebliğ işleminin yapılamadığını, satış ilanı tebliğinin usulsüz olması sebebiyle müvekkilinin kıymet takdirine de itiraz edemediğini, icra emrinin de 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesine göre usulüne uygun tebliğ edilmediğini ve ihale sürecine ilişkin diğer şikâyetlerini belirterek ihalenin feshine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Alacaklı vekili; ihalenin feshine ilişkin şikâyetin süresi içerisinde yapılmadığını, icra emri, kıymet takdir raporu ve satış ilanının borçluya usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğini, ihale nedeniyle borçlunun menfaati zarar uğramadığından borçlunun ihalenin feshini talep etmekte hukuki yararının bulunmadığını, şikâyetçinin diğer iddialarının da yersiz olduğunu belirterek şikâyetin reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 16.10.2020 tarihli ve 2020/282 Esas, 2020/436 Karar sayılı kararı ile; icra müdürlüğü tarafından borçluya gönderilen satış ilanında borçlunun tebligat adresinin "... Mah ... Cad. No:3 C Blok D:7 .../..." olarak bildirildiği, tebligatın 26.10.2019 tarihinde bila tebliğ iade edildiği, bunun üzerine alacaklının talebi ile borçlu şirketin Ticaret Sicil Müdürlüğünde tescilli adresine 7201 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi uyarınca satış ilanının tebliğe çıkarılmasının talep edildiği, bila tebliğ iade edilen tebligat adresi ile sicildeki adresin aynı olması üzerine aynı adrese 35 inci madde uyarınca 26.12.2019 tarihinde tebliğ edildiği, bu hâliyle yapılan satış ilanı tebliğinin usulüne uygun olduğu ve ihalenin feshinin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 134 üncü maddesi gereğince süresinde istenilmediği gerekçesiyle şikâyetin usulden reddine, esasa girilmediğinden para cezasına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikâyetçi borçlu vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 05.02.2021 tarihli ve 2020/2831 Esas, 2021/242 Karar sayılı kararı ile; satış ilanının davacı borçlu şirketin ticaret siciline kayıtlı "... Mah ... Cad. No:3 C Blok D:7 .../..." adresine tebliğe çıkarıldığı ve tebligatın 26.10.2019 tarihinde "muhatabın hanesinin kapalı olduğu, daire 5'in sözlü beyanına göre tanınmadığı" şerhiyle bila tebliğ iade edildiği, alacaklının talebi ile satış ilanının borçlu şirketin Ticaret Sicil Müdürlüğünde tescilli adresine 7201 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi uyarınca satış ilanının tebliğe çıkarıldığı, tebliğ tarihine ilişkin kaşede tarih okunmadığı için sistem üzerinden yapılan barkod sorgulamasına göre tebligatın 09.11.2019 tarihinde usulüne uygun tebliğ edildiği, borçlunun tebliğ tarihinde tebliğ adresinde faaliyet gösterdiğine ilişkin bir iddiasının bulunmadığı, 11.09.2020 tarihli beyan dilekçesinde, 20.03.2019 tarihinde sicile kayıtlı adresinde yangın çıktığını, yangın sebebiyle bu adresi kullanamadığını belirttiği, ancak takip dosyasına ve ticaret siciline de yeni bir adres bildirmediği, tebligat usulüne uygun olduğu için satış ilanının tebliğ edildiği tarih itibariyle ihale gününden haberdar olduğu, ihaledeki usulsüzlükleri ihale tarihi olan 03.01.2020 tarihinden itibaren 2004 sayılı Kanun’un 134 üncü maddesi gereğince 7 gün içinde ileri sürmesi gerektiği, 18.08.2020 tarihinde açılan ihalenin feshi isteminin süresinde olmadığı, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ İNCELEME SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikâyetçi boçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Borçlu şirketin ticaret siciline bildirdiği adresine çıkartılan tebligat, adresin kapalı olması veya bu adresten taşınmış bulunması nedeni ile tebliğ edilemeden iade edilmiş ise, Tebligat Kanunu'nun 35. maddesinin ikinci fıkrasına göre, tebliği çıkaran merci, şirketin ticaret sicil adresine tebligat yapılmasını talep eder. Bu durumda tebliğ evrakının bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. Somut olayda, borçlu adına “... Mah. ... Cad. No: 3 C Blok Daire:7 .../...” adresine çıkartılan satış ilanı tebligatının; "muhatabın hanesi kapalıdır, muhatap tanınmıyor” şerhi ile 26.10.2019 tarihinde iade edildiği, bunun üzerine icra müdürlüğünce takip dosyasından ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak borçlunun adresinin bildirilmesinin istendiği, ... Ticaret Odasının cevabi yazısında, borçlunun adresinin “... Mah. ... Cad. ... Sok. No: 3 C Blok Daire:7 .../...” olarak bildirildiği ve satış ilanının borçlunun bildirilen bu adresine Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ edildiği (tebliğ tarihi okunaksız olduğundan tespit edilememiştir) anlaşılmaktadır. Şikayetçi borçlu şirketin ticaret sicil adresine TK'nun 35. maddesi gereğince tebligat yapılabilmesi için, bu adrese gönderilen tebligatın, adresin kapalı olması ya da muhatabın adresten taşınmış olması şerhi ile tebliğ edilemeden iade edilmesi zorunludur. Şikayete konu tebligat tarihinden önce, borçlu şirketin ticaret sicil adresine çıkarılıp tebliğ edilmeden iade edilen tebligatın; "muhatap firma tanınmıyor" şerhi ile iadesi usulsüz olup, bu tebligat esas alınarak TK'nun 35/4. maddesine göre yapılan tebligat usulüne uygun değildir. O halde, İlk Derece Mahkemesi’nce, yukarıda açıklanan nedenlerle satış ilanı tebliği usulsüz olup borçlunun ihaleden daha önceden haberdar olduğuna dair bir bilgi de bulunmadığından, şikayetin sürede olduğunun kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi ve istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi’nce de başvurunun esastan reddine karar verilmesi isabetli olmayıp bozmayı gerektirmiştir...” gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Birinci Direnme Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 7201 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin dördüncü fıkrası ve Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin (Yönetmelik) 57 nci maddesinin dördüncü fıkrası hükümleri gereğince tüzel kişilere yapılacak tebligatlarda daha önce tebligat yapılmasa dahi tüzel kişilere yapılacak tebligatın resmî kayıtlardaki adresine tebligat yapılabileceği, Yargıtay kararlarına göre tüzel kişilere tebligat yapılabilmesi için öncelikle tüzel kişinin bilinen en son adresine ve bu arada bilinen en son adresi ticaret sicilindeki adresi ise 7201 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesine göre tebliğ yapılması, bu adrese yapılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesinden sonra aynı adrese 35 inci maddeye göre tebligat yapılmasının gerektiği, dolayısıyla tüzel kişinin ticaret sicilindeki adresine doğrudan-daha önce 10 uncu maddeye göre tebligat çıkartılmadan-tebligat yapılmasının geçerli ve yasanın anılan hükmüne uygun sayılamayacağı (Hukuk Genel Kurulunun 28.6.2006 tarihli ve 2006/12-481 Esas, 2006/482 Karar; 24.06.2015 tarihli ve 2013/2439 Esas, 20151732 Karar; Yargıtay 12 Hukuk Dairesinin 2021/967 Esas, 2021/5546 Karar sayılı kararları), buna göre tüzel kişilere 7201 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca yapılacak tebligatta bilinen adrese çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade dönmesinin yeterli kabul edildiği, iade dönme sebebine göre 7201 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca tebligat yapılıp yapılamadığının denetlenmediği, tüzel kişilerin basiretli birer tacir olmaları ve sicile bildirilen adrese yapılacak tebligatların sonuçlarına katlanılmaları gerektiği, günümüz şartlarında sanal ofislerin yaygınlaştığı, sicile bildirilen adreslerde tüzel kişilerinin taşınmaması durumlarının dahi söz konusu olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. VI. TEMYİZ Temyiz Yoluna Başvuranlar Direnme kararına karşı süresi içinde şikâyetçi borçlu vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur. VII. HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunun 22.06.2022 tarihli ve 2022/12-333 Esas, 2022/981 Karar sayılı kararı ile; kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olduğu gerekçesiyle tefhim edilen kısa karara uygun gerekçeli karar ve buna uygun hüküm oluşturmak üzere direnme kararı usulden bozulmuştur. VIII. İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN İKİNCİ DİRENME KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Hukuk Genel Kurulunun bozma kararına uyulmasından sonra önceki gerekçe ile direnme kararı verilmiştir. IX. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Borçlu vekili; Hukuk Genel Kurulunun ilk direnme kararına yönelik bozma kararından sonra tekrar direnme kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, 2004 sayılı Kanun’un 127 nci maddesi gereğince taşınmaz satışlarında satış ilanının bir örneğinin borçluya tebliğ edilmesi gerektiğini, 03.01.2020 tarihinde yapılacak ihale için 26.12.2019 tarihinde tebligat yapıldığını, bu sürenin makul olmadığını, tebliğ işlemlerinin usulsüz olduğunu, müvekkiline yapılan tebligatın tanınmaması sebebiyle iade edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin adresin bulunduğu bölgede aktif bir şekilde ticari faaliyette bulunduğunu, satış ilanı ve icra emri tebliğlerinin usulsüz olduğunu, elektronik ortamda teklif verme sürelerinin eksik olduğunu, satış ilanında ve şartnamede damga vergisinin tamamının alıcıya ait olduğu belirtilmiş ise de yasal olarak yarısının alıcıya ait olduğunu, bu durumun ihaleye katılımın azalmasına sebep olduğunu, kıymet takdir raporunun taşınmazların tüm özellikleri dikkate alınarak düzenlenmediğini, taşınmazların gerçek değerinin iki kat daha altında bir bedelle ihale edildiğini, müvekkilinin zarara uğradığını, satış ilanının tirajı 50.000’in üzerinde bir gazetede ilan edilmediğini, ihaleye konu taşınmazlar hakkında vergi dairesine müzekkere yazılmadığını, ne kadar vergi ve harç ödeyeceğini bilmeyen alıcıların ihaleye girmemesine sebebiyet verildiğini, ihalenin belirlenen saatler arasında yapılmadığını ve erken sonlandırıldığını, ihale tutanağında elektronik ortamdan verilen bir teklif bulunup bulunmadığının yazılmadığını, satıştan bir ay önce belediye ilanının yapılmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Uyuşmazlık Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; şikâyetçi borçlu şirketin "... Mah. ... Cad. No: 3 C Blok Daire:7 .../..." adresine yapılan tebligatın muhatabın hanesinin kapalı olduğu, adreste tanınmadığı şerhi ile bila tebliğ iade edilmesi üzerine aynı adrese 7201 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin dördüncü fıkrasına göre tebligat yapılmasının usulüne uygun olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre borçlu şirketin ihaleden daha önceden haberdar olduğuna dair bir bilgi de bulunmadığından bahisle ihalenin feshine karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. D. Gerekçe 1. İlgili Hukuk 1.2004 sayılı Kanun'un 127 nci ve 134 üncü maddeleri. 2. 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi. 3. Yönetmeliğin 57 nci maddesi. 2. Değerlendirme 1. 2004 sayılı Kanun'un 126 ve devamı maddeleri uyarınca haczedilen veya ipotekli taşınmazlar yalnız açık artırma yolu ile satılır. Satış talebi ile birlikte icra dairesince satışa hazırlık işlemleri yapılır. Satışa hazırlık işlemleri, arttırma şartnamesi düzenlenmesi, taşınmaz üzerindeki mükellefiyetler listesinin hazırlanması, satış ilanı ve satış ilanının bir suretinin borçlu, alacaklı ve tapu sicilinde kayıtlı bulunan ilgililere tebliğidir. 2. 2004 sayılı Kanun'un 127 nci maddesi uyarınca satış ilanının bir suretinin borçluya tebliğ edilmesi zorunludur. Borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebidir. Aynı Kanun’un 21 inci maddesinin birinci fıkrası ile 57 nci maddesinin birinci fıkrasına göre icra işlerinde tebligat 7201 sayılı Kanun ve Yönetmelik hükümlerine göre yapılır. 3. Hemen belirtilmelidir ki, tebligat ile ilgili Kanun ve Yönetmelik hükümleri tamamen şeklidir. Değinilen işlemler, bilgilendirme yanında belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemi olmakla, gerek tebliğ işlemi ve gerekse tebliğ tarihi ancak Kanun ve Yönetmelikte emredilen şekillerle tevsik ve dolayısıyla ispat olunabilir. Bu sebeple tebligatın usul yasaları ile ilişkisi de daima göz önünde tutulmalıdır. 4. 7201 sayılı Kanun ve Yönetmeliğin amacı tebligatın muhatabına en kısa zamanda ulaşması, konusu ile ilgili olan kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususların belgeye bağlanmasıdır. Hâl böyle olunca, 7201 sayılı Kanun ve Yönetmelik hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur. 7201 sayılı Kanun ile Yönetmelik’te öngörülen şekilde işlem yapılmış olmadıkça tebliğ memuru tarafından yapılan yazılı beyan onun mücerret sözünden ibaret kalır ve dolayısıyla belgelendirilmiş sayılmaz. Nitekim, 7201 sayılı Kanun'un ve Yönetmeliğin belirlediği şekilde yapılmamış ve belgelendirilmemiş olan tebligatların geçerli olmayacağı yerleşik yargısal içtihatlarda da açıkça vurgulanmıştır. 5. Usule aykırı tebliğin hükmü ise 7201 sayılı Kanun'un 32 nci maddesinde ve Yönetmeliğin 53 üncü maddesinde düzenlenmiş, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatap tebliğe muttali olmuş ise geçerli sayılıp, muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi olarak kabul edileceği belirtilmiştir. Borçlunun bildirdiği öğrenme tarihi esas olup, bu tarihin aksi karşı tarafça ancak yazılı belge ile ispatlanabilir. Beyan edilen öğrenme tarihinin aksi tanık beyanıyla ispat edilemez. 6. 2004 sayılı Kanun'un 134 üncü maddesinin ikinci fıkrası “İhalenin feshini, Borçlar Kanununun 226 ncı maddesinde yazılı sebepler de dahil olmak üzere yalnız satış isteyen alacaklı, borçlu, tapu sicilindeki ilgililer ve pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler yurt içinde bir adres göstermek koşuluyla icra mahkemesinden şikayet yolu ile ihale tarihinden itibaren yedi gün içinde isteyebilirler. İlgililerin ihale yapıldığı ana kadar cereyan eden muamelelerdeki yolsuzluklara en geç ihale günü ıttıla peyda ettiği kabul edilir…” hükmünü, 7 fıkrası ise “Satış ilanı tebliğ edilmemiş veya satılan malın esaslı vasıflarındaki hataya veya ihalede fesada bilahare vakıf olunmuşsa şikayet müddeti ıttıla tarihinden başlar. Şu kadar ki, bu müddet ihaleden itibaren bir seneyi geçemez.” hükmünü içermektedir. 7. Hazırlık işlemlerinden olan satış (artırma) ilanının bir örneği 2004 sayılı Kanun'un 127 nci maddesi hükmüne rağmen ilgililere tebliğ edilmemişse, yolsuzluğun ihale günü öğrenilmiş sayılmasını Kanun uygun görmemiştir. Bu hâlde yedi günlük süre ihaleden gerçekten bilgi sahibi olunduğu (ihalenin öğrenildiği) tarihten itibaren başlayacaktır. Ancak bu süre (ihalenin feshini isteme süresi) ihaleden itibaren bir yılı geçemez (Ramazan Arslan, İcra İflas Hukukunda İhale ve İhalenin feshi, Ankara,1984, s. 173). 8. 7201 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi; “Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır. (Değişik fıkra: 11/1/2011-6099/9 md.) Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. (Değişik: 19/3/2003-4829/11 md.) Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır. (Ek : 6/6/1985-3220/12 md.; Değişik fıkra: 11/1/2011-6099/9 md.) Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmî kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır. (Ek fıkra: 11/1/2011-6099/9 md.) Daha önce yurt dışındaki adresine tebligat yapılmış Türk vatandaşı, yurt dışı adresini değiştirir ve bunu tebliğ çıkaran mercie bildirmez, adres kayıt sisteminden de yerleşim yeri adresi tespit edilemezse, bu kişinin yurt dışında daha önce tebligat yapılan adresine Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğunca 25/a maddesine göre gönderilen bildirimin adrese ulaştığının belgelendiği tarihten itibaren otuz gün sonra tebligat yapılmış sayılır.” şeklinde düzenlenmiştir. 9. 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin birinci fıkrası gerçek kişi muhatap ile ilgili olup, eski adrese tebliğ yapılabilme şartları ikinci ve üçüncü fıkralarda gösterilmiştir. 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin dördüncü fıkrası ise tüzel kişi muhatap ile ilgili olup, daha önce tebligat yapılmamış olsa bile tüzel kişinin yeni adresini kayıtlı olduğu sicile bildirmemesi hâlinde sicilde yazılı olan adresine aynı Kanunun 35 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarına tebligat göre yapılabileceği belirtilmiştir. 10. 6099 sayılı Kanun’un dokuzuncu maddesi ile 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinde yapılan değişikliğin gerekçesinde; “…maddenin dördüncü fıkrası tüzel kişiler bakımından özel ve açık bir düzenleme getirmektedir. Tüzel kişilerin adreslerinin, bir sicil veya resmî kayıtta belirli olması sebebiyle meçhul olmas düşünülemez. Bu çerçevede daha önce kendilerine tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmî kayıtlardaki adreslerinin esas alınacağı ve bu madde hükümlerinin uygulanacağı açıkça düzenlenmiştir…” açıklamasına yer verilmiştir. 11. Diğer taraftan Yönetmeliğin 57 nci maddesinin dördüncü fıkrası “Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından ana statü, sicil, tüzük ve kuruluş senedi gibi resmî kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır.” hükmünü içermektedir. 12. Tüzel kişi muhatap yeni adresini kayıtlı olduğu resmî sicile bildirmemiş ise resmî sicildeki adresi bilinen adres olarak kabul edileceği için 7201 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca tebligat bu adrese çıkarılacak, ancak adres değişmiş olduğu için tebliğ evrakı tebliğ edilemeden iade edilecektir. Bu durumda tebliğ evrakının tebliğ edilemediği tüzel kişininin resmî sicildeki adresi 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin dördüncü fıkrasının açık hükmü gereği esas alınarak, aynı maddenin ikinci fıkrasına göre tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve kapıya asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. Bundan sonra eski adrese aynı Kanun'un 35 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre çıkarılan tebligatlar muhataba yapılmış sayılır. 13. Bu yasal düzenlenmelerden; ticaret şirketine çıkarılıp bila tebliğ dönen adresin ticaret sicilinde kayıtlı adresi olduğunun anlaşılması ve ticaret şirketinin bu adresini değiştirmesi hâlinde, yeni adresini ticaret siciline tescil ve ilan ettirmediği takdirde 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca aynı maddenin iki ve üçüncü fıkra hükümleri uygulanarak ticaret sicilindeki adrese yapılan tebligatın usulüne uygun olacağı anlaşılmaktadır (Timuçin Muşul, Tebligat Hukuku, Ankara, 2018, s. 228-232). 14. Somut olayda alacaklı tarafından şikâyetçi borçlu aleyhine ... 10. İcra Müdürlüğünün 2019/2896 Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatılmış, talimat yoluyla ... Anadolu 5. İcra Müdürlüğünce taşınmazların satış işlemleri gerçekleştirilmiştir. ... Anadolu 5. İcra Müdürlüğü tarafından borçlu şirketin takip talebinde gösterilen "... Mah. ... Cad. No:3 C Blok D.7 .../..." adresine çıkartılan satış ilânına ilişkin ilk tebligatın "Muhatabın hanesi kapalıdır. Gösterilen adreste D5 ... soruldu. Muhatap taınmıyor. Evrak merciine iade edildi" şerhiyle 26.10.2019 tarihinde bilâ tebliğ iade edildiği, borçlu şirketin "... Mah. ... Cad. No:61 .../..." adresine çıkartılan satış ilanına ilişkin ikinci tebligatın da muhatabın taşındığı şerhiyle 13.11.2019 tarihinde bilâ tebliğ iade edildiği görülmektedir. Bunun üzerine borçlu şirkete 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi gereğince "... Mah. ... Cad. No:3 C Blok D.7 .../..." adresi esas alınarak satış ilânının tebliğe çıkartıldığı, 09.11.2019 tarihinde de mazbatada belirtilen adresin kapısına tebligatın yapıştırıldığı görülmektedir. Diğer taraftan, ... Ticaret Odası kayıtları ile Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin ilgili sayfasına göre borçlu şirketin tescil edilmiş adresinin ise "... Mah. ... Cad. ... Sk. No:3 C Blok D.7 ..." olduğu anlaşılmaktadır. 15. Öncelikle belirtmek gerekir ki, her ne kadar borçlu şirket özel hukuk tüzel kişisi olup 7201 sayılı Kanun'un 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7101 sayılı Kanun'un 48 inci maddesi ile değişik 7/a maddesine göre tüzel kişilere tebligatın elektronik yolla yapılması zorunlu ise de dosya içeriğine göre borçlu şirkete ait elektronik tebligat adresi bulunmadığından aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca tebliğ işleminin 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinde belirlenen esaslara uygun olarak yapılması gerekmektedr. 16. Bu açıklamalara göre 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin dördüncü fıkrası ile Yönetmeliğin 57 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince ticaret şirketine çıkarılıp bila tebliğ iade dönen adresin ticaret sicilinde kayıtlı adres olması hâlinde 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesindeki usûle göre yapılan tebligat geçerli olacaktır. Ancak somut olayda şikâyetçi borçlunun ticaret siciline kayıtlı adresi "... Mah. ... Cad. ... Sk. No:3 C Blok D.7 ..." olmasına karşın "... Sk." ibaresi yazılmadan "... Mah. ... Cad. No:3 C Blok D.7 .../..." adresine 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesindeki usule göre yapılan tebliğ işlemi usulüne uygun değildir. Bu durumda borçlunun ihaleden daha önceden haberdar olduğuna dair dosya kapsamında bir bilgi de bulunmadığından şikâyetin süresinde olduğunun kabulü ile ihalenin feshine karar verilmelidir. 17. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesine göre yapılan tebliğin usulüne uygun olduğu, bu nedenle direnme kararının onanması gerektiği görüşü ile 7201 sayılı Kanun'un 7/a maddesine göre özel hukuk tüzel kişisi olan borçlu şirkete tebligatın elektronik yolla yapılmasının zorunluğu olduğu, somut olayda ise satış ilanına ilişkin tebligatın elektronik yolla yapılmadığından usule uygun olmadığı, direnme kararının bu değişik gerekçe ile bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüşler Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. 18. Hâl böyle olunca direnme kararının yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulması gerekmiştir. X. KARAR Açıklanan sebeplerle; Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 5311 sayılı Kanun ile değişik 2004 sayılı Kanun'un 364 üncü maddesinin ikinci fıkrasının göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.07.2023 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

Diğer kararlar (4)

12. Hukuk Dairesi, 2012/4376 E., 2012/18589 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
kişi icra mahkemesine başvurusunda 683 ada 17 parselde kayıtlı 24 no'lu bağımsız bölümün 03.06.2011 tarihinde alacağa mahsuben alacaklıya ihale edildiğini, taşınmaz üzerinde kendilerinin de haczinin bulunduğunu ve tapuda ilgili olduklarını İİK'nun 127.maddesi uyarınca kendilerine satış ilanı tebligatı yapılmadığını ileri sürerek ihalenin feshini istediği anlaşılmıştır.
12. Hukuk Dairesi         2012/4376 E.  ,  2012/18589 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Şikayetçi 3.kişi icra mahkemesine başvurusunda 683 ada 17 parselde kayıtlı 24 no'lu bağımsız bölümün 03.06.2011 tarihinde alacağa mahsuben alacaklıya ihale edildiğini, taşınmaz üzerinde kendilerinin de haczinin bulunduğunu ve tapuda ilgili olduklarını İİK'nun 127.maddesi uyarınca kendilerine satış ilanı tebligatı yapılmadığını ileri sürerek ihalenin feshini istediği anlaşılmıştır. İcra müdürlüğünce son tapu kaydı 10.03.2011 tarihinde istendiği, gelen bilgilere göre işlemler yapılarak 18.03.2011 tarihinde satış kararı verildiği, satış kararından sonra ihaleden önce şikayetçinin alacaklı olduğu icra dosyasından 10.05.2011 tarihinde aynı taşınmaza haciz konulduğu görülmektedir. İİK'nun 127.maddesi uyarınca kendilerine satış ilanı tebligatı yapılacak ilgililer satış kararı tarihi itibariyle belirlenmelidir. Bu tarihten sonra ilgili durumuna gelen kişilere tebligat yapılmasını beklemek hayatın olağan akışına aykırıdır. Her ne kadar şikayetçi İİK'nun 134.maddesinde sayılan ihalenin feshini isteyebilecek ilgililerdense de, satış kararının verildiği tarih itibariyle İİK'nun 127.maddesi uyarınca kendisine tebligat yapılacak ilgililerden bulunmadığından mahkemece şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 31.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Hukuk Genel Kurulu, 2019/630 E., 2022/1087 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
İİK'nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir.
Hukuk Genel Kurulu         2019/630 E.  ,  2022/1087 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki "ihalenin feshi" isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda, İstanbul Anadolu 9. İcra (Hukuk) Mahkemesince şikâyetin reddine ilişkin karar, borçlu vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Hukuk Mahkemesi 22. Hukuk Dairesince verilen istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın borçlu vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İstanbul Anadolu 9. İcra (Hukuk) Mahkemesince Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. İNCELEME SÜRECİ Borçlu İstemi: 4. Borçlu vekili şikâyet dilekçesinde; müvekkilinin maliki ve hissedarı olduğu İstanbul ili, Pendik ilçesi, Yayalar Mah., 9603 ada 11 parselde tapuya kayıtlı taşınmazın hissesine isabet eden kısmının İstanbul Anadolu 9. İcra Müdürlüğünün 2012/3282 Tal. sayılı dosyasında 03.05.2017 tarihinde alacağa mahsuben ihale edildiğini, kıymet takdirinin taşınmazın bulunduğu mahaldeki emsal ücretlerin çok altında olduğunu, kıymet takdiri ve satış ilanının da usulüne uygun yapılmamış olup hissedarlara usule uygun tebligatlar yapılmadığını, bu nedenle ihaleye katılım sınırlı sayıda olduğundan taşınmaz değerinin çok altında bir fiyata ihale edildiğini, satış ilanının tirajı yüksek tüm yurtta yayınlanan bir gazetede yapılması gerekirken mahalli gazetede yapılmasının müvekkilinin menfaatine aykırı olduğunu, taşınmazın bulunduğu mevkiin turistik bir mevkii olduğunu, tüm yurtta yayınlanan bir gazetede ilan yapılmış olsaydı daha yüksek bedelle alıcı bulabileceğini ileri sürerek taşınmazın ihalesinin feshine karar verilmesini istemiştir. Alacaklı Cevabı: 5. Alacaklı vekili cevap dilekçesinde; kıymet takdir raporu ilgililere usulüne uygun tebliğ edildiğinden kıymet takdirine itiraz süresinin geçtiğini, kıymet takdir raporunun da gerçeği yansıttığını, satış ilanının usulüne uygun hazırlandığını, ilanın yerel bir gazetede yapılmasının yerinde olduğunu belirterek şikâyetin reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi Kararı: 6. İstanbul Anadolu 9. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 16.11.2017 tarihli ve 2017/530 E., 2017/1083 K. sayılı kararı ile; borçlu tarafından kıymet takdirine itiraz edilmediğinden kesinleştiği, ihalenin feshi istemi sırasında taşınmazın kıymetinin düşük olmasının ihalenin feshi nedeni olmadığı, satış ilanının tebliğinin usulsüzlüğünün başlı başına ihalenin feshi nedeni olduğu ancak ilgilisi tarafından bu durumun ihalenin feshi nedeni yapılması gerektiği, kıymet takdiri tebliğinin usulsüzlüğünün ihalenin feshi nedeni olmadığı, şikâyetçiye 05.04.2017 tarihinde yapılan satış ilanı tebliğinin 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre usulüne uygun olduğu ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30. maddesinin uygulandığı, Basın İlan Kurumunun 14.08.2017 tarihli yazı cevabına göre ilan yapılan gazetenin tirajının 51.044 adet olduğu, re’sen ihalenin feshini gerektirecek usul ve yasaya aykırı herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesi ile şikâyetin reddine, borçlunun ihale bedelinin %10’u oranında para cezasına mahkumiyetine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı: 7. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. 8. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 14.05.2018 tarihli ve 2018/303 E., 2018/1198 K. sayılı kararı ile; borçluya satış ilanı tebliğinin "Çamçeşme Mah. Fidan Sok. No:38 İç Kapı No:2 Pendik/İST." adresine muhtarlığa yapıldığı, bu adresin borçlunun şikâyet dilekçesinde belirttiği adresi olduğu ancak adres kayıt sisteminde kayıtlı adresi olmadığı, borçluya satış ilanının usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, ilk derece mahkemesince şikâyetin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 9. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 10. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 15.11.2018 tarihli ve 2018/12385 E., 2018/11592 K. sayılı kararı ile; “…Borçlunun diğer fesih nedenlerinin yanında, kendisine yapılan satış ilanı tebligatının usulsüz olduğunu belirterek ihalenin feshini talep ettiği, mahkemece tebligatın usulüne uygun olduğu gerekçesiyle şikayetin reddine karar verildiği, mahkeme kararının borçlu tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddedildiği görülmektedir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21/1. maddesinde; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru, tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır” hükmü yer almaktadır. Madde metni, iki hali birlikte düzenlemiştir. Bunlardan ilki “adreste bulunmama”, diğeri ise “tebellüğden imtina”dır. Muhatabın adreste bulunmaması halinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 30. maddesinin birinci fıkrasında; “Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir...” hükmünün yer aldığı, Tebligat Kanunu'nun ''Tebligat Mazbatası'' başlıklı 23. maddesinin 7. bendinde de; ''21 inci maddedeki durumun tahaddüsü halinde bu hususlara mütaallik muamelenin yapıldığının, adreste bulunmama ve imtina için gösterilen sebebin tebligat mazbatasına yazılmasının" emredildiği, ''Tebliğ mazbatasında bulunması gereken bilgiler ve tanzimi'' başlıklı Tebligat Yönetmeliği'nin 35. maddesinin (f) bendinde ise; ''30 uncu ve 31 inci maddelerdeki durumların gerçekleşmesi halinde bu hususlarla ilgili hangi işlemlerin yapıldığının, adreste bulunmama ve kaçınma için gösterilen sebebin tebligat mazbatasına yazılacağının" hüküm altına alındığı görülmüştür. Burada Yönetmeliğin 30. maddesi, tebliğ memuruna ilgilinin neden adreste bulunmadığını “tahkik etme” görevini yüklemiştir. Buna göre tebliğ memuru tahkik etmekle kalmayıp, tevsike yönelik olarak yaptığı tahkikatın sonucunu, Tebligat Kanunu'nun 23/7. ve Tebligat Yönetmeliğinin 35/f maddeleri gereğince tebliğ evrakına yazacak ve maddede açıkça belirtildiği üzere ilgilisine imzalatacaktır. Ancak bu şekilde, yapılan işlemin, usulüne uygun olup olmadığı hakim tarafından denetlenebilir. Muhatabın, tebliğ adresinde ikamet etmekle birlikte, kısa ya da uzun süreli ve geçici olarak adreste bulunmadığının, tevziat saatlerinden sonra geleceğinin beyan ve bunun tevsik edilmesi halinde ancak, maddede sayılanlardan, örneğin muhtara imza karşılığı tebliğ edilip, 2 numaralı fişin kapıya yapıştırılması ve komşunun durumdan haberdar edilmesi işlemlerine geçilebilecektir. Tahkikatta muhatabın adresten kesin olarak ayrıldığının ya da öldüğünün veya tebligatın, tebliğ evrakında belirtilen tarihten önce yapılamayacağının anlaşılması halinde, Tebligat Yönetmeliğinin 30. maddesinin 2., 3., 4. ve 5. fıkraları gereğince işlem yapılacaktır. Bu itibarla; Tebligat Yönetmeliği'nin 30. maddesinde öngörülen şekilde ve maddede belirtilen kişilere sorularak imzaları da alınmak suretiyle, imzadan çekinmeleri halinde, bu husus da belirtilerek, Tebligat Yönetmeliğinin 35.maddesi gereğince muhatabın adreste geçici olarak bulunmama sebebi ve tevziat saatlerinden sonra geleceği “tevsik edilmeden”, Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre yapılan tebligat işlemi geçersizdir. Zira bu belgeleme işlemi, devamı işlemleri belirlemesi yanında muamelenin doğru olup olmadığına karar verilmesi yönünden yardımcı olacak ve tebliği isteyen makam ve hakimin denetimini sağlayacaktır. Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre yapılan tebligatlarda tebliğ tarihi, maddenin son cümlesinde açıkça belirtildiği üzere, iki numaralı fişin, yani ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihtir. Tebliğ tarihinin bu şekilde belirlenmesi ve geçerli sayılabilmesi, tebliğ memurunun yukarıda açıklanan araştırmayı mutlaka yapmasına ve belgelemesine bağlıdır. Somut olayda, borçluya yapılan satış ilanı tebliğ belgesinin incelenmesinde; “Muhatabın adresinin kapalı olması sebebiyle en yakın komşu/kapıcı/yönetici Ayşe Yılmaz dan sorulmuş, muhatabın çarşıya gittiği sözlü/imzalı beyan edilmiş, imzadan imtina edilmiştir. Tebligat Çamçeşme mahalle muhtarı imzasına 05.04.2017 tarihinde teslim edilmiş olup, 2 nolu haber kağıdı muhatabın kapısına yapıştırılmıştır. Ayrıca en yakın komşu/kapıcı/yöneticiye haber verilmiştir” şerhiyle tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Tebligat parçasında, haber verilen komşunun adı bulunmadığından, satış ilanı tebliği Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre usulsüzdür. İİK'nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. Şikayet eden borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebidir. O halde mahkemece, ihalenin feshi isteminin yukarıda belirtilen nedenle kabulü gerekirken, yazılı şekilde şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir…” gerekçesiyle bölge adliye mahkemesinin istinaf talebinin reddine ilişkin kararının kaldırılmasına ve ilk derece mahkemesinin kararının bozulmasına karar verilmiştir. Direnme Kararı: 11. İstanbul Anadolu 9. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 28.03.2019 tarihli ve 2018/1391 E., 2019/279 K. sayılı kararı ile; şikâyetçiye satış ilanının 05.04.2017 tarihinde Tebligat Kanunu’nun 21. maddesinin 1. fıkrasına göre "Çatalçeşme Mah. Fidan Sk. No:38 İç Kapı No:2 Pendik/İSTANBUL" adresine komşusu Ayşe Yılmaz'a sorulduğu belirtilerek ve "çarşıya gittiği" yazılarak tebliğ edildiği, Özel Dairenin bozma kararında "Tebligat parçasında haber verilen komşusunun adı bulunmadığından, satış ilanı tebliğinin TK'nun 21/1 maddesine göre usulsüz" olduğunun belirtildiği ancak tebliğ evrakında kendisinden haber alınan komşusunun adının bulunduğu ve çarşıya gittiği beyanı ile tebliğ işleminin yapıldığı, Tebligat Yönetmeliğinin 30. maddesine göre tebliğ memurunun ilgilinin neden adreste bulunmadığının tahkik etme görevini yüklediği, Yönetmeliğinin 35/f maddesi uyarınca tebliğ memurunun tahkikat sonucu muhatabın çarşıda olduğunu belirttiği, muhatabın komşusunun ismi de belirtilerek tebliğ evrakında yazıldığı ve muhatabın imzadan çekindiğinin de tebliğ evrakında belirtildiği, borçluya satış ilanı tebliğ işleminin Tebligat Kanunu’nun 21/1 ve Tebligat Yönetmeliğinin 35/1 ve 35/f maddelerine göre usulüne uygun olduğu gerekçesi ile direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 12. Direnme kararı borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 13. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; borçluya satış ilanının usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 14. İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 127. maddesi uyarınca satış ilanının bir suretinin borçluya tebliğ edilmesi zorunludur. Aynı Kanunun 21. maddesinin 1. fıkrası ile 57. maddesinin 1. fıkrasına göre icra işlerinde tebligat 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik (Yönetmelik) hükümlerine göre yapılır. 15. Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkânsızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21. maddesinin 1. fıkrası; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama hâlinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” hükmünü içermektedir. 16. Madde bu şekliyle iki hâli birlikte düzenlemiştir. Bunlardan ilki “adreste bulunmama”, diğeri ise “tebellüğden imtina”dır. Tebligat görevlisi tarafından belirtilen adrese gidildiğinde adresin doğru olduğu ancak muhatap ya da muhatap adına tebliği almaya yetkili diğer kimselerin adreste bulunmadığının tespit edilmesi hâlinde tebliğ imkânsızlığı, adreste bulunan kimseler tarafından tebliğ evrakının kabulden kaçınılması hâlinde ise tebellüğden imtina söz konusu olur. Mernis adresi şerhi verilerek yapılan tebliğler (TK m. 21/2) hariç, muhatap ya da muhatap adına tebliği almaya yetkili diğer kimselerin adreste bulunmaması veya tebellüğden kaçınılması hâlinde tebliğ işlemleri Tebligat Kanunu’nun 21/1 ve 23/7. maddeleri ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30/1 ve 35/f. maddelerinde öngörüldüğü şekilde yapılmalıdır. Aksi hâlde tebligat usulsüz olur (Muşul, Timuçin: Tebligat Hukuku, Ankara 2018, s. 347-348). 17. Muhatabın ya da muhatap adına tebliği almaya yetkili diğer kimselerin adreste bulunmaması hâlinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30. maddesinin 1. fıkrası; “Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri hâlinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir.” şeklinde düzenlenmiştir. 18. Tebligat Kanunu'nun "Tebligat mazbatası" başlıklı 23. maddesinde, tebliğin mazbata ile tevsik edileceği belirtildikten sonra bu mazbatanın ihtiva etmesi lazım olan hususlar düzenlenerek, 7. bendinde; "21 inci maddedeki durumun tahaddüsü halinde bu hususlara mütaallik muamelenin yapıldığını, adreste bulunmama ve imtina için gösterilen sebebi" nin tebligat mazbatasına yazılması zorunlu kılınmış, benzer şekilde Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin "Tebliğ mazbatasında bulunması gereken bilgiler ve tanzimi" başlıklı 35/1-f maddesinde "30 uncu ve 31 inci maddelerdeki durumların gerçekleşmesi hâlinde bu hususlarla ilgili hangi işlemlerin yapıldığını, adreste bulunmama ve kaçınma için gösterilen sebebi" nin tebligat mazbatasına yazılacağı hüküm altına alınmıştır. 19. Yönetmeliğin 30. maddesi, tebliğ memuruna ilgilinin neden adreste bulunmadığını “tahkik etme” görevini yüklemiştir. Burada tebliğ memuru tahkik etmekle kalmayıp, bunu tevsike yönelik olarak yaptığı tahkikatın sonucunu Tebligat Kanunu'nun 23/7 ve Yönetmeliğin 35/1-f bendi gereğince tebliğ evrakına yazacak ve maddede açıkça belirtildiği üzere ilgilisine imzalatacaktır. 20. Muhatap veya yerine tebligat yapılacak kimseyi bulamayan tebligat memuru, önce o kimsenin sürekli mi geçici mi o adreste bulunmadığını ve bulunmama sebebini doğru şekilde araştırmakla yükümlüdür. Bu araştırma, özellikle muhatabın geçici belirli bir süre mi, yoksa tamamen mi adresten ayrılmış olup olmadığını tespit bakımından önemlidir. Böyle bir araştırma yapmadan ve bunu tutanağa geçirmeden, bir tebligat yöntemi belirlemek mümkün ve doğru değildir. Zira, muhatabın adreste geçici olarak bulunmaması ile tamamen ayrılmış olması hâlinde izlenecek tebligat usulü birbirinden farklıdır (Hanağası, Emel /Özekes, Muhammed: Yargı Örgütü ve Tebligat Hukuku, Eskişehir 2017, s. 120). 21. Belirtilen adreste muhatap veya muhatap yerine tebligat yapılacak kimse bulunmuyorsa tebliğ memuru, evrakı o yerin muhtar, ihtiyar heyeti veya meclis üyelerinden birine yahut kolluk amir veya memuruna imza karşılığı teslim eder (Tebligat Kanunu m. 21/1; Yönetmelik m. 30/1, 31/1). Muhtar, ihtiyar heyeti üyeleri, kolluk amir veya memurları yukarıda belirtilen çerçevede kendilerine teslim edilen evrakı kabule mecburdur. Tebliğ memuru tebliğ evrakını muhtar, ihtiyar heyeti üyeleri, kolluk amir veya memurlarından birine verdikten sonra Yönetmelik Ek-1’de yer alan (2) nolu örneğe uygun olarak düzenleyeceği ihbarnameyi tebliğ evrakında belirtilen adresin kapısına yapıştırır. Bu aşamadan sonra, tebliğ memuru ayrıca durumu muhataba haber vermeleri için en yakın komşuya, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir (Yönetmelik m. 31/1- son cümle). Memurun bu işlemleri yaptığını ve kime bildirdiğini tebliğ mazbatasında da belirtmesi gerekir. Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre, yapılan tebligatlarda tebliğ tarihi (2) numaralı ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihtir. Tebliğ tarihinin bu şekilde belirlenmesi ve geçerli sayılabilmesi, tebliğ memurunun yukarıda açıklanan araştırmayı mutlaka yapmasına ve belgelemesine bağlıdır. 22. Kanun ve Yönetmelikte belirtilmiş olan bu sıra yani önce adrese gidilip muhatabın adreste oturduğunu ancak o anda kimsenin bulunmadığını tespit, ardından yetkili resmî kişiye tebliğ evrakının bırakılması, sonra tebligat adresine (2) nolu ihbarnamenin yapıştırılması, durumun yine Kanun ve Yönetmelikte belirtilen kimselere haber verilmesi ve tüm bu işlemlerin tutanağa yazılarak imzalanması, gerekiyorsa ilgili kişilerin imzalarını alması, alamıyorsa bunun sebebini belirtmesi şarttır. Aksi hâlde tebligat usulsüz olacaktır (Hanağası/ Özekes, s. 120-121). 23. Nitekim bu hususlar Hukuk Genel Kurulunun 02.03.2021 tarihli ve 2018/12-671 E., 2021/186 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. 24. Önemle belirtmek gerekir ki tebligat ile ilgili Kanun ve Yönetmelik hükümleri tamamen şeklidir. Değinilen işlemler, bilgilendirme yanında belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemi olmakla, gerek tebliğ işlemi ve gerekse tebliğ tarihi ancak Kanun ve Yönetmelikte emredilen şekillerle tevsik ve dolayısıyla ispat olunabilir. Bu sebeple tebligatın usul yasaları ile ilişkisi de daima göz önünde tutulmalıdır. 25. Kanun ve Yönetmeliğin amacı tebligatın muhatabına en kısa zamanda ulaşması, konusu ile ilgili olan kişilerin bilgilendirilmesi (tebligatın bilgilendirme fonksiyonu) ve bu hususların belgeye (tebligatın belgelendirme fonksiyonu) bağlanmasıdır. Hâl böyle olunca, Kanun ve Yönetmelik hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur. Tebligat Kanunu ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte öngörülen şekilde işlem yapılmış olmadıkça tebliğ memuru tarafından yapılan yazılı beyan onun mücerret sözünden ibaret kalır ve dolayısıyla belgelendirilmiş sayılmaz. Nitekim, Kanunun ve Yönetmeliğin belirlediği şekilde yapılmamış ve belgelendirilmemiş olan tebligatların geçerli olmayacağı yerleşik yargısal içtihatlarda da açıkça vurgulanmıştır. 26. Satış ilanının (veya ödeme emrinin) tebliğ mazbatalı kapalı zarf içinde tebliğ memuru tarafından muhatabına veya muhatap adına adli tebligatı kabule kanunen yetkili şahsa (Tebligat Kanunu m. 13, 14, 16, 17, 18) verilmesi ile tebligatın yazılı bildirim unsuru gerçekleşmiş olur. Yazılı bildirimin kanunda öngörüldüğü şekilde yapıldığına dair tutanağın düzenlemesi, başka bir deyişle tebliğ mazbatalı kapalı zarfın arka yüzündeki basılı (matbu) tutanağın boş kısımlarından ilgili olanlarının kanunda öngörüldüğü şekilde (Tebligat Kanunu m. 23) doldurulup tarih de yazılarak imzalanması ile tebliğin ikinci unsuru olan belgelendirme unsuru gerçekleşmiş (Tebligat Kanunu m. 23, 1. cümle), böylece tebligat (tebliğ) hukukî işlemi tamamlanmış olur (Muşul, s. 91). 27. Somut olayda ise; borçlu ...’e satış ilanı “Muhatabın adresinin kapalı olması sebebiyle en yakın komşu/kapıcı/yönetici Ayşe Yılmaz’dan sorulmuş, muhatabın çarşıya gittiği sözlü/imzalı beyan edilmiş, imzadan imtina edilmiştir. Tebligat Çamçeşme mahalle muhtarı imzasına 05.04.2017 tarihinde teslim edilmiş olup, 2 nolu haber kağıdı muhatabın kapısına yapıştırılmıştır. Ayrıca en yakın komşu/kapıcı/yöneticiye haber verilmiştir” şerhiyle 05.04.2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. 28. Tebligatın belgelendirme özelliği ve Tebligat Kanunu'nun 21. maddesinin 1. fıkrasının sıkı şekil şartlarına bağlanması karşısında “…tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir…” koşulunun gerçekleşmesi için haber bırakılan komşu, kapıcı veya yöneticinin kim olduğunun ve adının tebliğ memuru tarafından tutanağa yazılıp imzalanması gerekmektedir. Satış ilanı tebligat parçasında muhatabın çarşıda olduğu beyanını veren Ayşe Yılmaz’ın en yakın komşu, kapıcı veya yöneticiden hangisi olduğu yazılı olmadığı gibi, haber verilen en yakın komşu, kapıcı veya yöneticinin adı ve kim olduğu da belirtilmediğinden yapılan tebliğ işlemi Tebligat Kanunu’nun 21. maddesinin 1. fıkrası ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30 ve 31. maddeleri uyarınca usulsüzdür. 29. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 30. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Borçlu vekili temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1. maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.06.2022 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2015/21557 E., 2015/25291 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Anadolu 15. İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
İİK'nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir.
12. Hukuk Dairesi         2015/21557 E.  ,  2015/25291 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 15. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 05/03/2015 NUMARASI : 2014/496-2015/166 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de; Borçlu icra mahkemesine başvurusunda, İhalenin feshi sebebi olarak ileri sürdüğü sair iddialarının yanı sıra, satış ilanı tebliğ işleminin usulsüz olduğunu ileri sürerek ihalenin feshini istemiş, mahkemece; ihalenin feshini gerektirecek bir husus bulunmadığı gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmiştir. 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun bilinen adrese tebligatı düzenleyen 10. maddesinin 1. fıkrasına göre; tebligat muhatabın bilinen en son adresinde yapılır. 6099 Sayılı Yasanın 3. maddesi ile eklenen aynı maddenin 2. fıkrasına göre ise, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat bu adrese yapılır. Aynı Kanun'un tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina başlıklı 21. maddesine, 6099 Sayılı Yasanın 5. maddesi ile eklenen 2. fıkrasında; "Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır" hükmü yer almaktadır. Söz konusu 7201 Sayılı Yasanın 10. maddesi ile ilgili değişikliğe ilişkin kanun gerekçesinde, kişilere getirilen adres kayıt sistemi zorunluluğu ile birlikte işleyişin kolaylaştığı dile getirilmiş, ancak yapılan yeni düzenlemeyle, öncelikle yine bilinen en son adrese tebligat yapılacağı, tebligatın yapılmasını isteyenin veya tebligatı çıkartan makamın bildirdiği adresin, tebligata elverişli olmadığının anlaşılması ya da bu adrese tebligat yapılamaması halinde, muhatabın 5490 Sayılı Kanuna göre adres kayıt sistemindeki adresinin bilinen en son adresi olarak kabul edileceği ve tebligatın buraya yapılacağı açıklanmış, değişiklik ile birlikte adres kayıt sistemi dışında başkaca adres araştırması yapılmasının gerekmeyeceği vurgulanmıştır. 7201 Sayılı Yasanın 21. maddesi ile ilgili değişikliğe ilişkin kanun gerekçesinde ise, 21/1. maddeye göre bilinen en son adrese çıkartılan tebligattan sonuç alınamazsa, 10. madde gereği adres kayıt sistemindeki adres esas alınarak başkaca araştırma yapılmaksızın o adrese tebligat çıkarılacağı açıklanmıştır. Muhatap o adreste hiç oturmamış ya da adresten ayrılmış dahi olsa tebligat iade edilmeyecek, 21/2. madde gereğince işlem yapılacaktır. Bunun yapılabilmesi için de tebligatı çıkaran merciin, adresin, adres kayıt sistemindeki mernis adresi olduğunu tebliğ evrakında belirtmesi gerekmektedir. Tüm bu açıklamalar doğrultusunda kişiye önce bilinen en son adresi esas alınarak (bilinen bir adresi yok ise adres kayıt sistemindeki adresi esas alınarak) Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre tebligat çıkartılmalı, adres tebligata elverişli değilse ya da tebligat yapılamazsa adres kayıt sistemindeki adresine buna ilişkin şerh de düşülerek 21/2. madde uyarınca tebligat çıkartılmalıdır. Öte yandan 7201 sayılı Tebligat Kanununun 23/8.maddesi uyarınca, tebligatın adres kayıt sistemindeki adrese yapılması durumunda buna ilişkin kaydın tebligat evrakı üzerine yazılması zorunludur. Bir diğer anlatımla, 7201 Sayılı Tebligat Kanununun 21/2.maddesine göre tebligat yapılabilmesi için, tebliği çıkaran mercice, tebligat çıkarılan adresin, muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğuna dair tebliğ evrakı üzerine kayıt düşülmesi zorunludur. Somut olayda, kıymet taktir raporunun borçluya “B.. mah. K.. sk no: ... iç kapı no: ... Pendik/İstanbul” adresinde 29.01.2014 tarihinde bizzat kendisine tebliğ edildiği , bundan sonra satış ilanının da aynı adrese çıkartıldığı ancak tebliğ zarfı üzerindeki mernis kaydını nazara alan tebliğ memurunca “muhatap adreste isim vermeyen komşudan soruldu. Muhatabın taşındığını sözlü beyan etti. Tebliğ evrakı üzerindeki adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, tebliğ evrakı üzerindeki adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup. TebLiğ merciinin isteği ve tebliğ imkansızlığı nedeni ile tebligat kanunu 21/2 maddesi gereğince mahalle muhtarlığına tebliğ edilerek 2 nolu haber kağıdı kapıya yapıştırılmıştır” şerhi ile 23.05.2014 tarihinde doğrudan 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 2l/2. maddesine göre işlem yapılarak tebliğ tebliğ edildiği görülmektedir. Borçlunun bilinen, ““B.. mah. K... sk no: ...iç kapı no: ... Pendik/İstanbul” adresine daha önceden tebligat yapılmış olup, söz konusu adresin tebligata elverişli olmadığı (bu adreste artık borçluya tebligat yapılamadığı) tebliğ memurunca araştırılıp tespit edilmeden söz konusu adres mernis adresi de olsa doğrudan Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre işlem yapılamayacağı gibi, tebligatta Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesinde öngörülen; 'Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda tebligatın TK'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması'na dair meşruhat bulunmadığından tebliğ işleminin TK.'nun 21/1 ve Tebligat Yönetmeliğinin 30.maddesine göre yapılması gerekirken dağıtıcının kendiliğinden TK.'nun 21/2.maddesine göre işlem yapması kanuna aykırıdır. Dolayısıyla borçluya yapılan satış ilanı tebliğ işleminin usulsüz olduğu anlaşılmaktadır. İİK'nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi gereğince tebligatın usulsüz olması halinde, muhatabı tebliğinden haberdar olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi olarak kabul edilir. Diğer yandan HGK'nun 5.6.1991 tarih ve 1991/12-258 esas ve 1991/344 karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere "....usulsüz tebliğ işlemini öğrenen muhatabın bu tebliği öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde şikayet yolu ile tebligatın usulsüzlüğünü icra mahkemesi önüne getirmesi gereklidir." Borçlunun bildirdiği öğrenme tarihi esas olup bu tarihin aksi karşı tarafça ancak yazılı belge ile ispatlanabilir. HGK'nun 12.2.1969 tarih ve 1967/172-107 sayılı kararında da benimsendiği üzere beyan ettiği tarihin aksi tanık beyanıyla ispat edilemez. Borçlunun, satışa hazırlanabilmesi, kendince gerekli duyuruları yapabilmesi ve daha fazla müşteri bulabilmesi için satış ilanı borçluya satıştan makul bir süre önce tebliğ edilmelidir. Şikayetçi borçlunun ihale tarihinden önce satışı öğrenmiş olması, İİK'nun 127.maddesinde öngörülen satış ilanı tebliği koşulunun gerçekleştiği sonucunu doğurmaz. Bu durumda; mahkemece, borçlunun usulsüz tebligatı ne zaman öğrendiği araştırılarak, ihaleden makul bir süre önce mi sonra mı öğrendiği tespit edilerek sonucuna göre bir karar vermesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.10.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2013/14918 E., 2013/22210 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Dolayısıyla şikayetçi borçlunun ihale tarihinden önce satışı öğrenmiş olması, İİK.nun 127.maddesinde öngörülen satış ilanı tebliği koşulunun gerçekleştiği sonucunu doğurmaz.
12. Hukuk Dairesi         2013/14918 E.  ,  2013/22210 K. "İçtihat Metni" ESAS NO : 2013/14918 KARAR NO : 2013/22210 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi l tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 11, Avukatlık Kanununun 41. ve HUMK.nun 62, 68 maddeleri gereğince vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması zorunludur. Somut olayda, icra müdürlüğünce satış ilanının borçlu asile tebliğ edilerek satışın yapıldığı, Pendik 2.İcra Mahkemesinin 08.07.2011 tarih ve 2011/135 esas, 2011/307 karar sayılı kararının incelenmesinde, borçlu vekili Av. M.T tarafından kıymet takdirine itiraz edildiği ve bu kararın icra takip dosyası içinde mevcut olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda borçlunun icra takip dosyasında vekil ile temsil edildiği anlaşılmış olmakla, satış ilanının da vekile tebliği yukarıda açıklanan yasa hükümleri uyarınca zorunludur. Borçlu vekili Av. M.T veya başka bir vekile satış ilanının tebliğe çıkarılmadığı, tebligatın borçlu asile yapıldığı anlaşılmaktadır. 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 32. maddesi gereğince tebliğ, usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi olarak kabul edilir.Bu maddenin uygulanabilmesi için muhataba usulsüz de olsa yapılmış bir tebligat olmalıdır. Her hangi bir tebligat yapılmamış veya tebligat çıkarılmasına rağmen tebliğ edilemeden iade edilmiş ise  anılan madde hükmü uygulanmaz. Satış ilanı borçlu vekiline tebliğe çıkarılmadığından ve usulsüz de olsa her hangi bir tebliğ işlemi bulunmadığından 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 32. maddesinin uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Dolayısıyla şikayetçi borçlunun ihale tarihinden önce satışı öğrenmiş olması, İİK.nun 127.maddesinde öngörülen satış ilanı tebliği koşulunun gerçekleştiği sonucunu doğurmaz. Satış ilanının vekil yerine asile tebliği usulsüz olup, İİK’nun 127.maddesi gereğince bu husus başlı başına ihalenin feshi sebebi olduğundan, mahkemece şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ  : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

İcra ve İflas Hukuku

İİK 127 uyarınca, taşınmaz satış ilanının tebliği bakımından, adresin tapuda kayıtlı olmaması halinde ne yapılır?

A) Zabıta araştırması yapılır.
B) İlanen tebligat yapılır.
C) Varsa adres kayıt sistemindeki adres tebligat adresi kabul edilir.
D) Tebligat yapılmaz, satış durur.
E) Muhtara tebligat bırakılır.