2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 129

İcra ve İflas Kanunu 129. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 129 – (Değişik:24/11/2021-7343/23 md.) 115 inci madde hükmü, taşınmazın ihale edilmesi hakkında da uygulanır. İhale bedelinin ödenmesi:

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

50 karar eşleşti
Hukuk Genel Kurulu, 2019/631 E., 2022/987 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
sayılı kararı ile; İİK’nın 129. maddesinde;
Hukuk Genel Kurulu         2019/631 E.  ,  2022/987 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi 1. Taraflar arasındaki "ihalenin feshi" isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesince verilen istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, şikâyetin kabulü ile ihalenin feshine ilişkin karar, alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. İNCELEME SÜRECİ Borçlular İstemi: 4. Borçlular vekili şikâyet dilekçesinde; ödeme emri tebligatlarının müvekkillerine usulüne uygun tebliğ edilmediğini, İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 102. maddesine aykırı olarak taşınmazın içi görülmeden haciz işleminin yapıldığını, imar planında belirtilen hususların kıymet takdiri raporunda tam olarak tespit edilip değerlendirmeye alınmadığını, tespit ve değerlendirmelerin meskenin içine girilerek heyetle birlikte yapılmadığını, kıymet takdir raporunda icra müdürlüğünün numarasının yanlış yazıldığını bu nedenle müvekkillerinin yasal haklarını kullanamadığını, taşınmazın 575 ada 1 parselde bulunmasına rağmen kıymet takdir raporunda 570 ada 1 parselin değerlendirilmesinin yapıldığını, kıymet takdiri raporlarının da müvekkillerine usulüne uygun tebliğ edilmediğini bu nedenle şikâyet yoluna başvuramadıklarını, müvekkillerine satış ilanının usulüne uygun tebliğ edilmediğini, satış ilanının haciz alacaklılarının hepsine tebliğ edilmediğini, satış ilanının sadece ulusal gazetede ilan edildiğini, yerel gazetede ilan edilmediğini, satış ilanında elektronik ortamda verilen satış günü ve saatinin belirtilmediğini, sadece icra müdürlüğünün yapacağı fiziki satış günü ve saatlerinin belirtildiğini ileri sürerek taşınmazın ihalesinin feshine karar verilmesini talep etmiştir. Alacaklı Cevabı: 5. Alacaklı vekili cevap dilekçesinde; satış ilanının icra müdürlüğü tarafından elektronik ortamda usulüne uygun yapılmadığı iddiasının yerinde olmadığını, yapılmış olan elektronik ilanda satış gün, saati ve teklif sürelerinin bulunduğunu, borçlulara usulüne uygun tebligatlar yapıldığını, borçluların şikâyetlerinin yerinde olmadığını belirterek şikâyetin reddini savunmuştur. 6. İhale alıcısı cevap dilekçesinde; borçluların iddialarının ihalenin feshini gerektirmediğini belirterek şikâyetin reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi Kararı: 7. Kocaeli 2. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 03.10.2017 tarihli ve 2017/359 E., 2017/689 K. sayılı kararı ile; ihalenin feshi için ihale öncesi ve ihale sırasındaki işlemlerde açıkça İİK'nın ilgili hükümlerine aykırılığın ya da Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 281. maddesinde öngörülen hâllerin gerçekleşmesinin gerektiği veya açıkça teamül ve usullere aykırılığın bulunmasının gerektiği ve bu yanlışlıkların bazı istisnalar haricinde ilgililerin menfaatinin zedelenmesine sebep olacak nitelikte bulunmasının zorunlu olduğu, somut olayda satış ilanının borçlulardan ...’e 28.04.2017, ...’e ise 06.04.2017 tarihinde tebliğ edildiği, borçluların kıymet takdirine itiraz etmedikleri, taşınmazın satış ilanının yurt çapında dağıtımı yapılan tirajı 50.000'in üzerindeki bir ulusal gazetede yayınlandığı, satış ilanı ve zorunlu diğer işlemlerin elektronik ortamda da gerçekleştirildiği, borçluların ihalenin feshi sebebi olarak ileri sürdüğü hususların hiç birinin gerçekleşmediği, gerek ihale öncesinde gerekse ihale esnasındaki işlemlerin hukuka uygun olduğu gerekçesi ile şikâyetin reddine, yasal şartları oluştuğundan ihale bedelinin %10'u oranında 15.500TL para cezasının hazine yararına borçlulardan tahsiline karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı: 8. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlular vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. 9. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 07.03.2018 tarihli ve 2017/2573 E., 2018/498 K. sayılı kararı ile; borçlular tarafından verilen vekâletnamenin icra dosyasına 11.04.2017 tarihinde ibraz edildiği, borçlular vekiline 28.04.2017 tarihinde yapılan satış ilanı tebliğinin usulüne uygun olduğu, taşınmazın açık artırma şartnamesi ve tutanağında elektronik ortamda yapılacak birinci ve ikinci artırma ilanlarının tarihlerinin yazıldığı, ancak saatinin yazılmadığı, taşınmazın açık artırma ilanında da elektronik ortamdaki ilan tarihinin yazmadığı, gazetede yapılan ilanda da elektronik ortamda ihalenin yapılacağı gün ve saatinin belirtilmediği, satış ilanının borçlular vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ancak icra müdürlüğünce elektronik ortamda yapılacak ihalenin tarihini ilan etmesi gerekmekte iken bu husus yerine getirilmeden yapılan ihalenin usulüne uygun olmadığı gerekçesi ile istinaf talebinin kabulü ile, ilk derece mahkemesinin kararının ortadan kaldırılmasına, şikâyetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 10. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 11. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 06.02.2019 tarihli ve 2018/10762 E., 2019/1428 K. sayılı kararı ile; “…Alacaklı tarafından borçlu aleyhine başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takipte, borçlunun sair sebepler yanında satış ilanında elektronik ortamda yapılacak ihaleye ilişkin gün ve saatin yazılmadığını ileri sürerek ihalenin feshi talebi ile icra mahkemesine başvurduğu, Kocaeli 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 03.10.2017 tarih ve 2017/359 E.-2017/689 K. sayılı ilâmı ile şikayetin reddine karar verildiği, borçlunun istinaf yoluna başvurması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 07.03.2018 tarih 2017/2573 E. 2018/498 K sayılı kararı ile taşınmazın açık artırma şartnamesi ve tutanağında, elektronik ortamda yapılacak 1. ve 2. artırma ilanlarının tarihlerinin yazdığı, ancak saatinin yazmadığı, açık artırma ilanında da elektronik ortamdaki ilan tarihinin yazmadığından bahisle istinaf başvurusunun esastan kabul edilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, borçlunun şikayetinin kabulü ile, ihalenin feshine karar verildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar ihalenin geçerliliği için elektronik ilan zorunlu ise de somut olayda icra dosyası arasında E-Satış Portal İhale Yayın Bilgisi Raporunun mevcut olduğu, üzerinde tarih ve saatin yer aldığı, yayına girme ve yayından kalkma tarih ve saatlerinin açıkça yazılı olduğu, kaldı ki elektronik ortamda onbir kişinin pey sürdüğü, bilgilerinin açık olduğu, tutanağın usul ve yasaya uygun oduğu ve yine bunun dışında da ihalenin feshini gerektirecek başka bir hususun da bulunmadığı görülmüştür. O halde ilk derece mahkemesince ihalenin feshi isteminin reddine dair verilen karar yerinde olup Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması cihetine gidilmiştir...” gerekçesiyle karar bozularak, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Direnme Kararı: 12. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 25.04.2019 tarihli ve 2019/601 E., 2019/818 K. sayılı kararı ile; İİK’nın 129. maddesinde; "Birinci ve ikinci ihale icra memuru tarafından ilamda belirlenen yer, gün ve saatte, elektronik ortamda verilen en yüksek teklif üzerinden başlatılır. Taşınmaz üç defa bağırıldıktan sonra, elektronik ortamda verilen en yüksek teklif de değerlendirilerek, en çok artırana ihale edilir." hükmü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin kamu düzeni ile ilgili olduğu, 17.05.2017 tarihli ihale tutanağında elektronik ortamda teklif verilip verilmediği hususunun belirtilmediği gibi, elektronik ortamda verilen en yüksek teklif üzerinden de ihalenin başlatılmadığı, Özel Dairenin bozma kararında, icra dosyası arasında E-satış portal ihale yayın bilgisi raporunun mevcut olduğu, üzerinde tarih ve saatin yer aldığı, yayına girme ve yayından kalkma tarih ve saatlerinin yazılı olduğu, elektronik ortamda onbir kişinin pey sürdüğü ve bilgilerinin açık olduğu, tutanağın usul ve yasaya uygun olduğu belirtilmiş ise de, ihale tutanağının İİK’nın 129. maddesine uygun olarak düzenlenmediği gerekçesi ile direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 13. Direnme kararı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 14. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; elektronik ortamda ilan zorunluluğunun yerine getirilip getirilmediği noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 15. Uyuşmazlığın çözümü için yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır. 16. Hacizli veya ipotekli taşınmazlar, satış talebi üzerine yalnız açık artırma yolu ile satılır. Burada söz konusu olan İcra ve İflas Kanunu’na göre yapılan cebri açık artırma ile satıştır. Açık artırma yolu satış, yeri, zamanı ve koşulları önceden belirlenerek, hazır olanlar arasından en yüksek bedeli öneren ile yapılan satıştır (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 642). 17. Cebri açık artırma hazırlık dönemi içinde satış (artırma) için gerekli bütün hazırlık işlemleri yapılır. Bu işlemler artırmanın ilanı, artırma şartnamesinin düzenlenmesi ve mükellefiyetlerin tespitidir. Satış talebini alan icra dairesi, bir taraftan artırmanın şartlarını tespit ederken, diğer taraftan artırmayı ilân eder (İİK m. 126-127) (Kuru, s. 644). 18. Satış istemi üzerine, icra memuru artırmanın açık ve genel olmasını sağlamak, artırma şartnamesinin hazırlanmasında gerekli olabilecek bilgileri elde edebilmek için artırma gününden en az bir ay önce satış (artırma) ilanı yapar (İİK m. 126/1) (Arslan, Ramazan: İcra İflas Hukukunda İhale ve İhalenin feshi, Ankara 1984, s. 45-46). 19. İcra ve İflas Kanunu’nun şikâyete konu ihalenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 126. maddesinin 1. fıkrası “Satış, açık artırma ile yapılır. Birinci ve ikinci ihalenin yapılacağı yer, gün ve saat önceden ilan edilir.” düzenlemesini, 4. fıkrası “Açık artırmaya elektronik ortamda teklif verme yoluyla başlanır. Elektronik ortamda teklif verme, birinci ihale tarihinden yirmi gün önce başlar, ihalenin tamamlanacağı günden önceki gün sonunda sona erer; ikinci ihalede ise elektronik ortamda teklif verme birinci ihaleden sonraki beşinci gün başlar, en az yirmi gün sonrası için belirlenecek ikinci ihalenin tamamlanacağı günden önceki gün sonunda sona erer. Elektronik ortamda verilecek teklifler haczedilen malın tahmin edilen kıymetinin yüzde ellisinden az olamaz; teklif vermeden önce, haczedilen malın tahmin edilen kıymetinin yüzde yirmisi nispetinde teminat gösterilmesi zorunludur.” düzenlemesini içermektedir. 20. İcra ve İflas Kanunu’nun şikâyete konu ihalenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 126. maddesinin son fıkrasının atfı ile taşınmazın satış ilanı hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun’un 114. maddesinin 2. fıkrası “İlanın şekli, artırmanın tarzı, yer ve günü ve gazete ile yapılıp yapılmıyacağı icra memurluğunca alakadarların menfaatlerine en muvafık geleni nazarı dikkate alınarak tayin olunur…” şeklinde, 3. fıkrası ise; “…satış ilanı elektronik ortamda da yapılır.” şeklinde düzenlenmiştir. Satış ilanının elektronik ortamda yapılması ilkesi, Kanun’un emredici hükmü olup, bu hususun ihlal edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebi olduğundan mahkemece re’sen dikkate alınmalıdır. Satış ilanının elektronik ortamda yapılması icra müdürlüğünün takdirine bırakılmış bir husus olmayıp yasal bir zorunluluktur. 21. İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliğinin şikâyete konu ihalenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan “Taşınmazın açık artırma şartnamesi ve tutanağı” başlıklı 49. maddesi “…şartnamenin açık bulundurulduğu ilk gün, birinci ve ikinci artırma gün ve saatleri ile her iki artırma için elektronik ortamda teklif vermenin başlayacağı ve sona ereceği gün, …ve diğer gerekli bilgiler yazılır. Şartname, icra müdürü tarafından tarih atılarak imzalanır ve mühürlenir. Elektronik ortamda verilen en yüksek teklif, ihalede artırılan miktar, artıranların ad ve soyadı, ihalenin sonucu, ihalenin kime ve ne suretle yapıldığı tutanağa yazılır. Tutanak, satışı yapan memur ile tellâl ve alıcı tarafından imzalanır ve mühürlenir. İhalenin elektronik ortamda verilen en yüksek teklifte kalması durumunda tutanakta alıcının imzası aranmaz.” şeklinde, “Taşınmazın açık artırma ilanı” başlıklı 50. maddesi ise; “İlânda; …b) Artırmanın yapılacağı yer, gün ve saat, her iki artırma için elektronik ortamda teklif vermenin başlayacağı gün, c) Artırma şartnamesinin hangi tarihten itibaren herkes tarafından görülebileceği, d) Kararlaştırılan zamanda artırma bedeli takdir edilen kıymetin yüzde ellisini bulmadığında, artırmanın en az yirmi gün sonrası aynı yer ve saatte taşınmazın en çok artırana ihale edileceği, e) İkinci artırmanın yapılacağı yer, gün ve saat, …yazılır. Taşınmazın açık artırma ilânı, icra müdürü tarafından imzalanır ve mühürlenir. Bu ilan elektronik ortamda da yapılır, ancak elektronik ortamda yapılan ilanda imza ve mühür aranmaz. Birinci fıkranın (f) bendindeki ihtar irtifak hakkı sahiplerine de yapılır. Ayrıca 48 inci maddedeki satış ilânına ilişkin kayıtlar burada da uygulanır…” şeklindedir. 22. İcra ve İflas Kanunu’nun şikâyete konu ihalenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 129. maddesi ise; “Birinci ve ikinci ihale icra memuru tarafından, ilanda belirlenen yer, gün ve saatte, elektronik ortamda verilen en yüksek teklif üzerinden başlatılır. Taşınmaz üç defa bağırıldıktan sonra, elektronik ortamda verilen en yüksek teklif de değerlendirilerek, en çok artırana ihale edilir. Şu kadar ki, artırma bedelinin malın tahmin edilen bedelinin yüzde ellisini bulması ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan diğer alacaklar o malla temin edilmişse bu suretle rüçhanı olan alacakların mecmuundan fazla olması ve bundan başka paraya çevirme ve paraların paylaştırılması masraflarını aşması gerekir. Birinci ihalede, alıcı çıkmazsa veya bu maddede yazılı miktara ulaşılmazsa satış icra memuru tarafından geri bırakılır. İkinci ihalede, alıcı çıkmazsa veya bu maddede yazılı şartlar gerçekleşmezse satış talebi düşer.” hükmünü içermektedir. 23. Bu düzenlemelere göre birinci ve ikinci açık artırmanın yapılacağı yer, gün ve saat önceden ilan edilir. Ayrıca satış ilanı elektronik ortamda da ilan edilir. Ancak satış elektronik ortamda değil, açık artırma ile yapılır. Satış ilanında açık artırmanın yapılacağı yer, gün ve saat, her iki artırma için elektronik ortamda teklif vermenin başlayacağı ve sona ereceği gün yazılır. Elektronik ortamda teklif verme, birinci açık artırma tarihinden yirmi gün önce başlar, ihalenin tamamlanacağı günden önceki gün sonunda sona erer; ikinci açık artırma ise elektronik ortamda teklif verme birinci ihaleden sonraki beşinci gün başlar, en az yirmi gün sonrası için belirlenecek ikinci ihalenin tamamlanacağı günden önceki gün sonunda sona erer. Elektronik ortamda verilecek teklifler taşınmazın tahmin edilen kıymetinin yüzde ellisinden az olamaz. Birinci ve ikinci açık artırma icra memuru tarafından, ilanda belirlenen yer, gün ve saatte, elektronik ortamda verilen en yüksek teklif üzerinden başlatılır. 24. Kanun ve Yönetmelik açık artırma şartnamesi ve tutanağı ile açık artırma ilanında açık artırmanın yapılacağı yer, gün ve saatin yazılması, elektronik ortamda teklif vermenin başlayacağı ve sona ereceği günün yazılması gerektiğini düzenlenmiştir. Elektronik ortamda teklif vermenin başlayacağı ve sona ereceği saatin ilan edilmesi gerektiğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. 25. İcra ve İflas Kanunu’nun 126. maddesinin 4. fıkrası uyarınca elektronik ortamda teklif verme, birinci ihale tarihinden yirmi gün önce başlar ve ihalenin tamamlanacağı günden önceki gün sonunda sona erer; ikinci ihalede ise elektronik ortamda teklif verme birinci ihaleden sonraki beşinci gün başlar ve en az yirmi gün sonrası için belirlenecek ikinci ihalenin tamamlanacağı günden önceki gün sonunda sona erer. Aynı Kanun’un 8/a maddesi uyarınca elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre gün sonunda biter. Elektronik işlemlerin Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi vasıtasıyla yapılmasına dair usul ve esaslar Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir. İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliğinin 16. maddesi uyarınca taraf veya vekilleri tarafından elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre gün sonunda biter. Elektronik ortamda yapılacak işlemlerin, ertesi güne sarkmaması açısından saat 00:00'a kadar tamamlanması zorunludur. “Tatil saati veya çalışma saati” kavramından farklı olarak yedi gün yirmi dört saat esasına göre çalışan UYAP sisteminin kullanılması hâlinde “gün sonu” kavramı ile sürenin gün sonunda biteceği kabul edilmiştir. Bu nedenle gün sonu saat 00.00 olup, elektronik ortamda gün sonuna kadar teklif verilebilir. 26. Somut olayda; icra müdürlüğünce Kocaeli ili, Başiskele ilçesi, Yeniköy Mah., 575 ada 1 parselde tapuya kayıtlı 1 nolu bağımsız bölümün açık artırma ile satışı için 17.03.2017 tarihinde satış kararı alınmıştır. Taşınmazın açık artırma şartnamesi ve tutanağında artırmanın yapılacağı yer, gün ve saat kısmında; “Birinci artırma 17.05.2017 günü saat 14:00-14:05, İkinci artırma 12.06.2017 günü saat 14:00-14:05, Elektronik ortamda teklif başlangıç ve bitiş tarihi kısmında; “Birinci artırma için 27.04.2017- 16.05.2017, İkinci artırma için 22.05.2017- 11.06.2017” olarak belirtilmiştir. Artırma şartları kısmının (C) bendi; “Tayin edin edilen zamanda artırmaya, elektronik ortamda esatis.uyap....tr adresinden verilen en yüksek teklif üzerinden başlanır. Üç defa bağrıldıktan sonra teklif olunan en yüksek bedel 110.851TL’yi geçmek şartıyla en çok artırılana ihale edilir…” (D) bendi de; “…Teklifler şifahen veya elektronik ortamda olur. Elektronik teklif verme birinci artırma gününden yirmi gün öncesinde başlar, birinci artırma gününden önceki gün sonunda sona erer. İkinci artırmaya elektronik ortamda teklif verme, birinci artırmadan sonraki beşinci gün başlar ve ikinci artırma gününden önceki gün sonunda biter…” şeklindedir. 27. Taşınmazın açık artırma ilanında ise; “1. Satış günü: 17.05.2017 günü 14:00-14:05 arası, 2. Satış günü: 12.06.2017 günü 14:00-14:05 arası” olarak yazılmıştır. Satış şartları kısmının (1) nolu bendi; “İhale açık artırma suretiyle yapılacaktır. Birinci artırmanın yirmi gün öncesinden, artırma tarihinden önceki gün sonuna kadar esatis.uyap....tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebilecektir. Bu artırmada tahmin edilen değerin %50 sini ve rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları toplamını ve satış giderlerini geçmek şartı ile ihale olunur. Birinci artırmada istekli bulunmadığı takdirde elektronik ortamda birinci artırmadan sonraki beşinci günden, ikinci artırma gününden önceki gün sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebilecektir...” şeklinde (8) nolu bendi ise; “Satışa iştirak edenlerin şartnameyi görmüş ve münderecatını kabul etmiş sayılacakları, başkaca bilgi almak isteyenlerin 2016/7590 Esas sayılı dosya numarasıyla müdürlüğümüze başvurmaları ilan olunur.” şeklindedir. 28. Dosya kapsamında bulunan E-satış portal ihale yayın bilgisi raporuna göre ilanın yayına girme tarihi 28.03.2017 saat 16:19:51, yayından kalkma tarihi ise 17.05.2017 saat 15:20:37’dir. İnternet üzerinden verilen teklifleri gösteren raporun incelenmesinde; üç farklı kişinin elektronik ortamda toplamda onbir kez teklif verdiği, ilk kez 16.05.2017 tarihinde saat 18:32:38’de 111.000TL teklif verildiği, 16.05.2017 tarihinde saat 23:59:56’da 155.000TL miktarlı en yüksek teklifin verildiği görülmüştür. İcra müdürü tarafından elektronik ortamda verilen en yüksek teklif üzerinden, 17.05.2017 tarihinde saat 14:00’da başlatılan birinci açık artırma 155.200TL teklif ile başlatılmıştır. 205.702TL muhammen bedelli taşınmaz birinci artırmada saat 14:06’da 155.500TL bedelle en çok artıran üçüncü kişi ...’na ihale edilmiştir. 29. Şu hâle göre, taşınmazın açık artırma ilanının satış şartları kısmının (1) nolu bendinde elektronik ortamda teklif vermenin şartları belirtilmiş olup, (8) nolu bendinde ise taşınmazın açık artırma şartnamesine atıf yapılmıştır. Taşınmazın açık artırma şartnamesi ve tutanağında ise elektronik ortamda teklif başlangıç ve bitiş tarihleri açıkça belirtilerek, artırma şartları kısmında birinci artırmanın yirmi gün öncesinden, artırma tarihinden önceki gün sonuna kadar esatis.uyap....tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebileceği belirtilmiştir. Elektronik ortamda teklif verme başlangıç tarihinin gün olarak belirlenmiş olması tekliflerin gün başı verilebileceği anlamını taşır. Somut olayda elektronik ortamda ilk gün teklif verme hususunda bir sorun yaşandığı da iddia edilmemiştir. Elektronik ortamda ilan zorunluluğu İİK’ya göre usulüne uygun olarak yerine getirilmiştir. Nitekim bu ilan üzerine elektronik ortamda ihaleye katılanların olduğu ve teklif verdikleri de görülmektedir. 30. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 31. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenlerden dolayı 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Dosyanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/2. maddesi uyarınca kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 22.06.2022 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.

Diğer kararlar (4)

23. Hukuk Dairesi, 2014/5599 E., 2014/4814 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara 5. İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
iderildiğinde ve satış talebinin yenilenmesi halinde satış hususunun düşünülmesine şeklinde karar verildiği, alacaklı vekilince 27.04.2010 tarihinde yeniden satış talebinde bulunulduğu, 21.10.2010 tarihli ikinci ihalede alıcı çıkmadığından İİK'nın 129/son maddesi hükmü uyarınca 27.04.2010 tarihli satış talebinin düştüğü, alacaklı vekilince 31.10.2011 tarihinde 3.
23. Hukuk Dairesi         2014/5599 E.  ,  2014/4814 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara 5. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 11/04/2013 NUMARASI : 2012/857-2013/310 Taraflar arasındaki sıra cetveline itirazın yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde şikayet olunan vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Şikayetçi vekili, Ankara 13. İcra Müdürlüğü'nün 2008/8813 Esas sayılı dosyasında dava dışı borçlunun maliki bulunduğu taşınmazın 07.06.2012 tarihinde 40.000,00 TL bedelle satıldığını, satış tarihi itibariyle taşınmaz üzerinde şikayet olunanın alacaklı bulunduğu Ankara 14. İcra Müdürlüğü'nün 2008/9510 E. (22. İcra Müdürlüğü'nün 2011/481 E.) sayılı dosyasından da haciz bulunduğundan ve satış bedeli tüm alacaklılara yetmediğinden sıra cetveli düzenlendiğini, sıra cetvelinde, satış bedelinin şikayetçi ve şikayet olunan arasında garameten paylaştırılmasına karar verildiğini ancak, sıra cetvelinin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, şikayet olunanın dosyasından konulan haczin İİK'nın 106 ve 110. maddelerine uygun satış talebi olmadığından düştüğünü, bu nedenle satış tarihi itibariyle geçerli bir haciz bulunmadığını, satışa hazırlık işlemlerinden hiçbirinin yapılmadığını, şikayet olunanın geçersiz satış talebinde bulunurken sadece 60,00 TL masraf yatırdığını, satış talebinin yetkisiz ve görevsiz İcra Müdürlüğü'nde yapıldığından geçersiz olduğunu, ayrıca satış giderleri müvekkili tarafından yapılmasına rağmen, İİK'nın 138. Maddesinin 2.fıkrasına aykırı olarak satış bedelinden satış giderlerini ayırmadan, tüm satış bedelinin paylaşıma konu edildiğini ileri sürerek, 05.11.2012 tarihli sıra cetvelinin iptali ile Ankara 14.İcra Müdürlüğü'nün 2008/9510 Esas sayılı dosyasında mahcuz taşınmaz üzerine konulan haczin düşmüş olması nedeniyle sıra cetvelinde bulunmasına yer olmadığına karar verilmesini şikayet ve talep etmiştir. Şikayet olunan vekili, müvekkilinin haczinin ayakta olduğunu, şikayetçinin ikinci ihalede alıcı çıkmaması üzerine satış talebinin, dolayısıyla haczinin düştüğünü savunarak, şikayetin reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, şikayet olunanın haczinin düşmüş olduğu, hacze garameten iştirakinin mümkün bulunmadığı, satış bedelinin tamamının şikayetçiye ödenmesi gerektiği, İİK'nın 138. maddesi gereğince, paranın paylaştırılmasında; haciz, paraya çevirme ve paylaştırma gibi bütün alacaklıları ilgilendiren masrafların önce satış tutarından alınıp, artan para üzerinden yapılmasının zorunlu olduğu, buna göre şikayetçinin paraya çevirme için yaptığı masrafların da mahsup edilmesinden sonra kalan miktarın dağıtıma tabi tutulması gerektiği, bilirkişi raporu ile şikayetçi tarafından paylaşıma konu satış için yapılan masraflar toplamının 2.489,49 TL, satış bedelinden düşülecek diğer kalemlerin 2.212,18 TL ve masraflar düşüldükten sonra şikayetçiye ödenecek tutarın 35.298,30 TL olarak tespit edildiği gerekçesiyle, şikayetin kabulü ile "Ankara 22. İcra Müdürlüğü'nün 2008/2955 Esas sayılı dosyasından hazırlanan 05.11.2012 tarihli sıra cetvelinin iptaline, 40.000,00 TL satış bedelinin,2.212,18 TL'lik kısmının taşınmazın aynından kaynaklanan vergi borcu, tellaliye ve tapu harcı için kesileceği, 2.489,49 TL'lik kısmının bu satış için yapılan masraf olarak satışın yapıldığı dosya alacaklısı şikayetçiye ödeneceği, kalan 35.298,30 TL kısmın da yine satış tarihi itibariyle devam eden Ankara 22. İcra Müdürlüğü'nün 2008/2955 Esas sayılı dosyasına ödenmesine, şeklinde sıra cetvelinin hazırlanmasına" karar verilmiştir. Kararı, şikayet olunan vekili temyiz etmiştir. 1- Şikayet, sıra cetvelindeki sıraya ilişkindir. İİK'nın 142. maddesinde, cetvel suretinin tebliğinden yedi gün içinde her alacaklının takibin icra edildiği mahal makhemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel münderecatına itiraz edebileceği düzenlenmiş olup, bu madde hükmü ile sıra cetveline itiraz hakkı takip alacaklılara tanınmış ise de her alacaklı bu hakkı haiz değildir. YHGK'nın 05.03.2008 tarih ve 19-161 Esas, 213 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, sıra cetveline itiraz eden alacaklının icra takibinin ve buna bağlı olarak geçerli bir haciz işleminin bulunması gerekir. Sıra cetveline yönelik itirazda bulunma yetkisi, bu itiraz üzerine düzenlenecek yeni sıra cetveline girme hakkı bulunan alacaklılara tanınmıştır. Bir diğer ifade ile bedeli paylaşıma konu mal üzerinde haczi ya da rehni bulunmayan alacaklının, sıra cetvelinin iptalini istemekte de hukuki yararı yoktur. Sıra cetveli bedeli paylaşıma konu mal üzerinde, satış tarihi itibariyle haczi bulunan alacaklılar dikkate alınarak düzenlenir. Aksi halde satış bedelinden pay ayrılamayacağından, adı geçenlerin sıra cetvelinin iptalini istemekte hukuki yararı bulunmamaktadır. Somut olayda, şikayetçinin alacaklı olduğu Ankara 22. İcra Müdürlüğü'nün 2008/2955 Esas (Ankara 13. İcra Müdürlüğü'nün 2008/8813 E.) sayılı dosyasında ihtiyati haciz kararına dayalı olarak 29.07.2008 günü mesai saati bitiminde kambiyo senetlerine mahsus yolla takibe başlandığı, aynı gün bedeli paylaşıma konu taşınmazın tapu kaydına ihtiyati haciz uygulandığı, ödeme emrinin 31.07.2008 tarihinde borçluya tebliğ edildiği, ihtiyati haczin 10 günlük ödeme süresi sonu olan 10.08.2008 günü mesai saati bitiminde kesin hacze dönüştüğü, alacaklı vekilinin 01.12.2009 tarihinde satış isteyip, 03.12.2009 tarihinde avans yatırdığı, İcra Müdürlüğü'nce eksiklikler giderildiğinde ve satış talebinin yenilenmesi halinde satış hususunun düşünülmesine şeklinde karar verildiği, alacaklı vekilince 27.04.2010 tarihinde yeniden satış talebinde bulunulduğu, 21.10.2010 tarihli ikinci ihalede alıcı çıkmadığından İİK'nın 129/son maddesi hükmü uyarınca 27.04.2010 tarihli satış talebinin düştüğü, alacaklı vekilince 31.10.2011 tarihinde 3. kez, 12.03.2012 tarihinde 4. kez satış istenildiği, taşınmazın 07.06.2012 tarihinde satılmış olduğu anlaşılmaktadır. 27.04.2010 tarihinden itibaren 2 yıllık yeni bir satış isteme süresi işlemeye başlamaz. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin Dairemizce de benimsenen 19.04.2008 tarih ve 1951 E., 3977 K; 18.04.2008 tarih ve 2612 E., 4149 K; 12.02.2009 tarih ve 2008/10544 E., 2009/948 K; 14.04.2010 tarih ve 532 E., 4363 K. sayılı ilamları ile Dairemizin 17.11.2011 tarih ve 751 E., 1822 K. sayılı ilamı da bu yöndedir. Mahkemenin aksi yöndeki gerekçesinin hukuki bir dayanağı bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece, şikayetçinin 27.04.2010 tarihli satış talebinin 2. ihalede alıcı çıkmaması sebebiyle İİK'nın 129/son maddesi uyarınca düştüğü, 3. satış talebinin ise, kesin haciz tarihi olan 10.08.2008 tarihinden itibaren başlayan İİK'nın 106. maddesindeki 2 yıllık satış isteme süresi içerisinde yapılmadığı, buna göre şikayetçinin hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle, HMK'nın 114/1-h ve 115/2 maddeleri uyarınca şikayetin usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. 2- Kabule göre, şikayet olunanın alacaklı olduğu Ankara 22. İcra Müdürlüğü'nün 2011/481 Esas (Ankara 14. İcra Müdürlüğü'nün 2008/9510 E.) sayılı dosyada bedeli paylaşıma konu taşınmaz üzerine 30.07.2008 tarihinde haciz konulduğu, ödeme emrinin 15.07.2008 tarihinde borçluya tebliğ edildiği, alacaklı tarafından 17.03.2010 tarihinde İİK'nın 106. maddesindeki iki yıllık süre içerisinde satış talep edilip avans yatırıldığı, İcra Müdürlüğü'nce şartlar oluşmadığından satış talebinin reddedildiği anlaşılmıştır. Mahkemece, şikayet olunanın satış talebinin reddi üzerine şikayet yoluna gidilmediği ve 2 yıllık sürenin dolduğu 30.07.2010 tarihinden sonra 06.02.2011 tarihinde tekrar satış talebinde bulunduğu, ancak 2 yıllık süre dolduğundan haczin düştüğü gerekçesiyle sonuca varılmıştır. İİK'nın 106. maddesi, "Alacaklı haczolunan mal taşınır ise bir sene, taşınmaz ise iki sene içinde satılmasını isteyebilir." hükmünü; İİK'nın 59. maddesi, "bir talepte bulunan taraf bununla ilgili masrafları peşin olarak verir" hükmünü; İİK'nın 110. maddesi, "Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya takip geri alınıp da bu müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar." hükmünü içermektedir. Haciz düşse dahi icra takibi ayakta kalmaya devam eder. Somut olayda, şikayet olunan alacaklı tarafından bedeli paylaşıma konu taşınmazın haciz tarihinden itibaren iki yıllık kanuni süre içinde satış istendiği, satış avansının İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 6. ve 61. maddesinde belirlendiği şekilde para olarak yatırıldığı, satış talebi üzerine icra memurunun satış şartlarının oluşmadığını gerekçe göstererek satış talebini reddettiği dosya kapsamı ile sabittir. İİK'nın 106. maddesi ile alacaklının takibi sürüncemede bırakmaması amaçlanmıştır. Bu amaca uygun olarak alacaklı tarafından satış talebinde bulunulmuş, avans da yatırılmıştır. Satış talebinin ret gerekçesi satış şartlarının oluşmadığıdır. Burada icra memurunun ret kararının sadece satışın fiilen yapılamayacağına yönelik bir tesbitten ibaret olduğunu, anılan yasal düzenlemeye uygun olan satış talebindeki haklılığı ortadan kaldıran bir karar niteliğinde bulunmadığını kabul etmek gerekir. Zira, İİK'nın 106. maddesinde satış istenmesinden söz edildiği, bu talebin İcra Müdürlüğü tarafından reddedilmesi halinde talebin geçerliliğini kaybedeceğine ilişkin hiç bir yasa hükmü bulunmadığı gibi, İİK'nın 106. maddesinden kaynaklanan hukuki uyuşmazlıklara ilişkin Yargıtay 12. Hukuk Dairesince alınan yargısal kararların da bu yönde olduğu, 2 yıllık süre içerisinde alacaklının bir an evvel satışa yönelik iradesini icra dosyasına yansıtmak zorunda olduğu ve isteğini İcra Müdürlüğü'ne iletip İİK'nın 59. maddesi uyarınca gereğini yerine getirmesi halinde geçerli bir satış talebinin doğduğu, bundan sonra satışın da aynı 2 yıllık süre içerisinde yapılması yönünde bir zorunluluk bulunmadığı, söz konusu haczin de geçerliliğini kaybettiğinden söz edilemeyeceği kabul edilmelidir. Aynı Kanun'un 59. maddesi uyarınca, bir işlemin yapılmasını isteyen taraf, o işlemin yapılması için gerekli masrafları avans olarak (peşin) yatırmalıdır. İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 6. maddesine göre, bu masrafların, tahsilat makbuzu karşılığında para olarak alınması gerekir. Aksi takdirde talep yapılmamış sayılır. Cüz’i de olsa satış avansının yatırılmış olması, usulüne uygun bir satış talebinin bulunduğu anlamına gelir. Yatırılan masrafın yetmeyeceği sonradan anlaşılırsa, bunun tamamlanması istenebilirse de, masraf hiç yatırılmamışsa geçerli bir talebin varlığından söz edilemez. İcra Müdürünün ret kararının ayrıca İcra Hakimliğince iptalinin talep ve dava edilmesine gerek dahi olmadan mahkemece re'sen nazara alınması anılan madde hükümlerine uygun olacaktır. Şikayet olunanın satış talebi, yukarıda belirtilen ilke çerçevesinde usulüne uygun bir satış talebi olup, eksik masraf avansının İcra Müdürlüğü'nce her zaman tamamlatılması da esasen mümkündür. Diğer yandan, İİK'nda, süresinde satış istendikten sonra haczi ve satışı düşüren sebepler öngörülmemiş, sadece aynı Kanun'un 129/son maddesinde, ikinci ihalede alıcı çıkmazsa ''satış talebinin'' düşeceği düzenlenmiştir. İİK'nın 106 ve 110. madde hükümleri alacaklının takibi sürüncemede bırakmaması amacıyla getirilmiş olup, bu amaca uygun olarak anılan şikayet olunan tarafından İİK'nın 106. maddesindeki 2 yıllık süre içerisinde İİK'nın 59. maddesine uygun olarak satış talep edilerek avansı yatırılmış olmakla, bir daha satış istemesine gerek kalmaksızın, haczi ve satışının ayakta olduğunun kabulü gerekir. Satışın da aynı iki yıl içinde yapılmasının zorunlu olduğu, aksi halde haczin düşeceği yönünde yasada bir hüküm bulunmamaktadır. Alacaklıya yüklenen görev, süresinde satış isteyerek avansı yatırmaktır. İİK'nın 123. maddesinde satış görevi, icra dairesine yüklenmiş olup, satış ne zaman yapılırsa yapılsın, haciz ve satış talebi ayaktadır. Dairemizin son uygulaması bu yöndedir. İİK'nın kesinleşen kıymet takdirinin yapıldığı tarihten itibaren iki yıl geçmedikçe yeniden kıymet takdiri yapılamayacağını öngören 128/a-3 fıkrası, varılan bu sonucu bertaraf eden bir düzenleme değildir. Dairemizin 12.06.2012 tarih ve 2868 E, 4131 K; 26.03.2012 tarih ve 1020 E, 2296 K; 19.09.2013 tarih ve 4536 E., 5532 K; 27.09.2013 tarih ve 4460 E, 5835 K. sayılı ilamları bu yöndedir. İki yıllık satış isteme süreci içinde taşınmaz başka bir dosyadan satılmış ise haciz düşmeyecektir. İlmi ve yargısal inançların bu yolda olduğu açıktır. (M.Oskay- C.Koçak İİK şerhi 7 cilt, Ank.sh. 3046; Y.19 H.D.'nin 04.12.2001 gün ve 8906 E, 8078 K. sayılı ilamı) Öte yandan, İcra Müdürlüğü'nün satış talebinin reddi kararı, alacaklının yasa ile doğan hakkın özünü ortadan kaldıran bir karar olması nedeniyle süresiz şikayete tabi olan bu karara yönelik şikayetin işbu şikayet sırasında savunma yolu ile yine şikayete bakmakla görevli İcra Mahkemesi'nin önüne getirildiğinin de kabulü gerekir. Bu durumda, anılan ret kararının takip hukuku bakımından kesinleştiği sonucuna varılmamalıdır. Şikayet konusu işlemin bir hakkın yerine getirilmesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı ve kamu düzenine aykırı olan işlemlere karşı yapılacak şikayetlerin süresiz bulunduğu hususunun somut olayımızda uygulama yeri olmasına göre icra müdürünün işleminin doğru olmadığı işbu şikayet sırasında şikayet olunan tarafından savunulmuş olup, ret kararının da bu şikayet sırasında ele alınıp değerlendirilmesi gerektiği gözetilmelidir. Yargıtay uygulamalarına (örneğin Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 15.12.2003 gün ve 2126/24743 sayılı ilamına) göre en önemli kriter, tarafların, üçüncü kişilerin ve kamunun menfaatinin korunması için konulmuş emredici(amir) hükümlerine aykırılık teşkil etmesi olup, bu nitelikteki icra müdürünün işleminin süreye bakılmaksızın incelenmesi gerekecektir. (Bkz: M.Oskay-C.Koçak, İİK şerhi Ank.sh.140,141 ) Belirtilen bu nedenlerle süresiz şikayet hakkına sahip olan şikayet olunanın, aleyhindeki bu karara karşı İİK'nın 16. maddesine göre süreli şikayet yoluna gitmemesi nedeniyle icra müdürünün kararını iptal ettirilmemiş olmasının, hakkın özü olan İİK'nın 59, 106 ve 110. maddelerine uygun olarak süresinde yaptığı satış talebinin ona sağladığı hukuki sonuçları ortadan kaldırdığı sonucuna varılamaz. Bu durumda, İİK'nın 106. maddesi uyarınca iki yıl içinde satış talebinde bulunan, 59. maddesi uyarınca masrafını yatıran şikayet olunan alacaklı, yasa ile kendisine yüklenen işlemleri yerine getirdiğinden, haczinin ayakta olduğunun kabulü gerekir. İcra memurunun satış isteme talebinin reddi kararına karşı süreli şikayet yoluna başvurulmadığı gerekçesiyle, haczin düştüğü sonucuna varılması, anılan yasal düzenlemelerle ve hakkaniyetle bağdaşmadığından doğru olmamıştır. Öte yandan, sıra cetveline yönelik şikayetlerde İcra Mahkemesi, önüne gelen şikayetleri sonuçlandırmak ve icra müdürüne bu yönde talimat vermekle görevli olup, gerekçede yeni sıra cetvelinin hangi ilkelere göre düzenleneceğini belirlemesi, diğer bir anlatımla alacaklıların ne miktar için hangi sıralarda yer alması gerektiğini saptaması, cetvelin hukuka uygun olmayan kısımlarını göstermesi, bu çerçevede işlem yapılması için icra müdürüne talimat vermesi (İİK. m.17/1.) gerektiğinden, iptal nedenleri gerekçede gösterilmeli ve hüküm fıkrasında HMK'nın 297/2. maddesi uyarınca gerekçeye ait bir söz tekrar edilmeksizin sıra cetvelinin iptaline karar vermekle yetinmeli ve eda hükmü kurmamalıdır. Haciz yolu ile takiplerde kıyasen uygulanması gereken İİK'nın 235/3. maddesi uyarınca alacağın esas ve miktarına yönelik sıra cetveline itiraz davalarının kabulü halinde ise davanın taraflarının sırasının değiştirilmesine karar verilemeyeceğinden, mahkemece sıra cetvelinin iptaline değil, davalıya ayrılan payın yargılama giderleri ve vekalet ücreti de dahil olmak üzere öncelikle davacı alacağının karşılanmasının tahsisine, artan kısmın davalıya ödenmesine karar verilmesi gerekir. Sıra cetveline itiraz davaları sonunda verilen hüküm, sadece davanın tarafları bakımından sonuç doğurur ve verilen kabul kararı ile durumun tespiti ile yetinilmeyip, eda hükmü kurulmalıdır. Somut olayda, mahkemece, iptal nedenlerinin gerekçede belirtilmesi ve hüküm fıkrasında gerekçe tekrar edilmeden sıra cetvelinin iptaline karar vermekle yetinilmesi gerekirken, gerekçede yer alması gereken hususlara hüküm fıkrasında yer verilmesi, özel olarak İİK'nın 17/1. maddesine ve genel olarak ta hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir sözün tekrar edilmemesine ilişkin HMK'nın 297/2. maddesine aykırı olduğu gibi, icra müdürünün yerine geçilmek suretiyle mahkemece sıra cetvelinin düzenlenmesi anlamına da geldiğinden doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, şikayet olunan vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, şikayet olunan yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2015/30119 E., 2015/33027 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Satış kararı tarihi itibariyle uygulanması gereken İİK'nun 129. maddesi hükmüne göre;
12. Hukuk Dairesi         2015/30119 E.  ,  2015/33027 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: 1- Borçlunun, ... Mahallesi, 381 ada, 109 parselde (eski 115 ada, 700 parsel) kayıtlı taşınmaza ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların iddia ve savunmalarına, dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere ve kararın gerekçesine göre borçlunun anılan taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE; 2-Borçlunun, ...i, 381 ada, 129 parselde (eski 252 ada, 36 parsel) kayıtlı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de; Şikayet konusu 381 ada 129 parsel numaralı taşınmazın teminatsız olarak ihaleye katılan haciz alacaklısı ...'ne ihale edildiği anlaşılmıştır. İİK'nun 124/3. maddesi gereğince; artırmaya iştirak edeceklerin taşınmazın muhammen kıymetinin yüzde yirmisi nispetinde pey akçesi veya milli bir bankanın teminat mektubunu tevdi etmeleri şartnameye yazılır. Aynı maddenin 4. fıkrasına göre de; satılığa çıkarılan taşınmaz üzerinde hakkı olan alacaklının alacağı, yukarıdaki fıkrada yazılı nispet raddesinde ise, artırmaya iştiraki halinde ayrıca pey akçesi ve teminat aranmaz. Haciz koydurmuş alacaklı yalnız bir kişi ise ve alacağı taşınmazın muhammen bedelinin yüzde yirmisi kadar veya ondan fazla ise, alacaklı, artırmaya katılabilmek için teminat göstermekle yükümlü değildir. Haciz koydurmuş olan alacaklılar birden fazla ise, o zaman bir haciz alacaklısının teminat göstermekten muaf tutulabilmesi için, satış sonucunda hissesine düşmesi tahmin olunan payın, muhammen bedelin yüzde yirmisini karşılaması şartı aranır. Bu durumda mahkemece, gerekirse bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle yukarıda açıklanan ilkelere göre, ihale alıcısı şirketin satış sonucunda hissesine düşmesi tahmin olunan payın, muhammen bedelin yüzde yirmisini karşılayıp karşılamadığının ve dolayısıyla teminat yatırması gerekip gerekmediğinin araştırılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. 3-Borçlunun,... 381 ada, 127 parselde (eski 252 ada, 37 parsel) kayıtlı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarına gelince; Satış kararı tarihi itibariyle uygulanması gereken İİK'nun 129. maddesi hükmüne göre; artırma bedelinin, malın tahmin edilen kıymetinin yüzde ellisini bulması ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan diğer alacaklar o malla temin edilmişse bu suretle rüçhanı olan alacakların mecmuundan fazla olması ve bundan başka paraya çevirme ve paraların paylaştırılması masraflarını aşması gerekmektedir. Somut olayda, 5.625.000,00 muhammen bedelli 381 ada 127 parsel numaralı taşınmazın, 2.451.000,00 TL ye ihale edildiği, dolayısıyla artırma bedelinin, muhammen bedelin yüzde ellisini dahi karşılamadığı anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, İİK'nun 129. maddesi hükmünün re'sen nazara alınarak 381 ada 127 parsel numaralı taşınmaz yönünden ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken, istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.12.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2014/34396 E., 2015/3055 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Yine İİK'nun 129. maddesi uyarınca birinci ve ikinci ihale, elektronik ortamda verilen en yüksek teklif üzerinden başlatılır.
12. Hukuk Dairesi         2014/34396 E.  ,  2015/3055 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Borçlunun temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların iddia ve savunmalarına, dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere ve kararın gerekçesine göre borçlunun temyiz itirazlarının REDDİNE; 2-Alacaklı-alıcının temyiz itirazlarının incelenmesinde; Borçlunun, ilan edilen gazetenin tirajının 50 binin üstünde olup olmadığının takip dosyasından anlaşılamadığını belirterek, re'sen mahkemece dikkate alınacak nedenler ile birlikte 26.06.2014 tarihli ihalenin feshi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, belediye başkanlığı ilan panosunda satışın ilan edildiğine dair dosyada cevap olmadığı, elektronik ortamda pey süren olup olmadığının ihale tutanağında yazılmadığı, zarar unsurunun gerçekleştiği kabul edilerek ihalenin feshine karar verildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda icra müdürlüğünce satış ilanının belediyede ilanına karar verildiği bu karar doğrultusunda ....'na müzekkere yazıldığı, alacaklının katılma yoluyla temyiz dilekçesi ekinde sunduğu belgeye göre, belediyede 19.03.2014-20.05.2014 tarihleri arasında ilan edildiği, ihalenin 26.06.2014 tarihinde gerçekleştirildiği, bu durumda, belediye ilanının yasal zorunluluğa uygun olduğu görülmektedir. Bu halde borçlu tarafından şikayet sebebi yapılmadığı halde mahkemece re'sen belediye başkanlığına yazılan müzekkere cevabı takip dosyasına girmediği gerekçesiyle ihalenin feshine karar verilmesi isabetsizdir. Yine İİK'nun 129. maddesi uyarınca birinci ve ikinci ihale, elektronik ortamda verilen en yüksek teklif üzerinden başlatılır. İhale tutanağının incelenmesinde; ihaleye başlarken elektronik ortamda verilmiş bir teklif olup olmadığının ihale tutanağının başında yazılmamış olması anılan yasaya aykırı olmakla birlikte tek başına ihalenin feshi nedeni değildir. Öte yandan somut olayda, dava konusu taşınmaz 26.06.2014 tarihli ikinci artırmada 430.000 TL bedel karşılığında ihale edilmiştir. Taşınmazın tahmini değeri 850.000 TL olup %50'si 425.000 TL.'dir. Dava konusu taşınmaza ilişkin olarak 896,45 TL kıymet takdir gideri, 4.672,80 TL gazete ilan gideri olmak üzere satış ilanı tebligat masrafı hariç toplam 5.569,25 TL satış masrafı yapılmış olup ihale bedeli, tahmini değerin %50'sine satış masraflarının eklenmesiyle oluşan 430.569 TL tutarındaki miktarı karşılamamaktadır. İİK.nun 129/2.maddesi gereğince, bu husus tek başına ihalenin feshi nedeni olup mahkemece re’sen gözetilmelidir. O halde mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz ise de sonuçta istem kabul edildiğinden, sonucu doğru mahkeme kararının onanması gerekmiştir. SONUÇ :Alacaklı-alıcının temyiz itirazlarının reddi ile sonucu doğru mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), alınması gereken 27,70 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.02.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2014/15153 E., 2014/16676 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBeykoz Sulh Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Elektronik ortamda verilecek teklifler haczedilen malın tahmin edilen kıymetinin yüzde ellisinden az olamaz; teklif vermeden önce, haczedilen malın tahmin edilen kıymetinin yüzde yirmisi nispetinde teminat gösterilmesi zorunludur.'' İİK.'nun 129/1. maddesinde de, ''...ihale elektronik ortamda verilen en yüksek teklif üzerinden başlatılır.
12. Hukuk Dairesi         2014/15153 E.  ,  2014/16676 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 26/12/2013 NUMARASI : 2013/1411-2013/1768 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de; İİK.'nun 114/3. maddesinde; ''...Satış ilanı elektronik ortamda da yapılır'' hükmü yer almaktadır. Aynı maddenin 4. fıkrası uyarınca ise; ''...Açık artırmaya elektronik ortamda teklif verme yoluyla başlanır...'' Diğer taraftan, İİK.'nun 124/3.maddesinde ''Şartnameye,...elektronik ortamda teklif vererek artırmaya katılacakların teminat göstermeleri gerektiği ve elektronik ortamda teklif vermeye ilişkin hususlar yazılır.” hükmüne yer verilmiştir. Anılan Kanun'un 126/4. maddesine göre ise;''Açık artırmaya elektronik ortamda teklif verme yoluyla başlanır. Elektronik ortamda teklif verme, birinci ihale tarihinden yirmi gün önce başlar, ihalenin tamamlanacağı günden önceki gün sonunda sona erer; ikinci ihalede ise elektronik ortamda teklif verme birinci ihaleden sonraki beşinci gün başlar, en az yirmi gün sonrası için belirlenecek ikinci ihalenin tamamlanacağı günden önceki gün sonunda sona erer. Elektronik ortamda verilecek teklifler haczedilen malın tahmin edilen kıymetinin yüzde ellisinden az olamaz; teklif vermeden önce, haczedilen malın tahmin edilen kıymetinin yüzde yirmisi nispetinde teminat gösterilmesi zorunludur.'' İİK.'nun 129/1. maddesinde de, ''...ihale elektronik ortamda verilen en yüksek teklif üzerinden başlatılır. Taşınmaz üç defa bağırıldıktan sonra, elektronik ortamda verilen en yüksek teklif de değerlendirilerek, en çok artırana ihale edilir...'' düzenlemesi öngörülmüştür. 6352 Sayılı Yasa ile yapılan anılan değişikliklerin ise aynı yasanın 106.maddesi gereğince bu Kanun'un yayım tarihi olan 05.07.2012 tarihinden 6 ay sonra yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır. Somut olayda, 20.09.2013 tarihli satış ilanı ile aynı tarihli şartnamede elektronik ortamda teklif vermeye ilişkin hususlar gösterilmediği gibi ihale tutanağında da elektronik ortamda verilmiş bir teklif bulunup bulunmadığı belirtilmemiştir. Öte yandan, tüm dosya içeriği ile satış ilanının elektronik ortamda yapılmadığı sabittir. Bu durumda, satış memurluğunca satış kararının verildiği tarih dikkate alındığında, ihalede İİK.'nun 114., 124., 126. ve 129. maddelerinin uygulanması gerektiği halde, şartname, satış ilanı ve ihalenin sözü edilen yasal düzenlemelere uygun yapılmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, mahkemece, yukarıda açıklanan nedenlerle ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken,değinilen yasal düzenlemeler göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ :Şikayetçinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.