İcra ve İflas Kanunu 134. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 134 – (Değişik: 18/2/1965-538/63 md.)
İcra dairesi tarafından taşınmaz kendisine ihale edilen alıcı o taşınmazın mülkiyetini iktisap etmiş olur. (Ek cümle: 17/7/2003-4949/38 md.) İhale kesinleşinceye kadar taşınmazın ne şekilde muhafaza ve idare edileceği icra dairesi tarafından kararlaştırılır. (Ek cümleler:24/11/2021-7343/27 md.) İhale alıcısının talebi üzerine icra dairesi, satışı yapılan taşınmazda kira sözleşmesine bağlı olarak oturan kişiye kira bedelini, diğer hâllerde ise taşınmazı kullanan kişiye bilirkişi marifetiyle tespit edilen aylık kullanım bedelini icra dairesine yatırmasını emreder. İlgili, ihtara rağmen kirayı veya belirlenen bedeli icra dairesine yatırmazsa hakkında 356 ncı madde hükmü kıyasen uygulanır. Bu şekilde depo edilen bedel, ihalenin sonucuna göre hak sahibine ödenir.
(Değişik ikinci fıkra:24/11/2021-7343/27 md.) İhalenin feshini, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 281 inci maddesinde yazılı sebepler de dâhil olmak üzere yalnız satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri ile pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler yurt içinde bir adres göstermek koşuluyla icra mahkemesinden şikâyet yolu ile ihale tarihinden itibaren yedi gün içinde isteyebilirler. (Ek cümle:24/12/2025-7571/1 md.) Belirtilen kişiler dışında kalan kişilerce ihalenin feshinin talep edilmesi halinde mahkemece ihalenin feshi talebi dosya üzerinden ve kesin olarak reddedilir. İlgililerin ihale yapıldığı ana kadar cereyan eden muamelelerdeki yolsuzluklara en geç ihale günü ıttıla peyda ettiği kabul edilir.
(Ek fıkra:24/11/2021-7343/27 md.) Satış isteyen alacaklı, borçlu, resmî sicilde kayıtlı ilgililer ile sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişilerce yapılan ihalenin feshi talebi, ihale bedeli üzerinden nispi harca tabidir. Bu harcın yarısı talepte bulunulurken peşin olarak yatırılmak zorundadır. Talebin kabulü hâlinde bu harç başka bir kimseye yüklenmez ve istem hâlinde iade edilir. Talebin reddi hâlinde ise alınan bu harç iade edilmez ve harcın kalan kısmı ihalenin feshini isteyenden tahsil edilir.
(Ek fıkra:24/11/2021-7343/27 md.) Satış isteyen alacaklı, borçlu, resmî sicilde kayıtlı ilgililer ile sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişilerce yapılan ihalenin feshi talebinde, talepte bulunulurken, ilgili kişilerin muhtemel zararına karşılık olmak üzere ihale bedelinin yüzde beşi oranında teminat gösterilmesi şarttır. Talebin reddine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren bir ay içinde genel hükümlere göre tazminat davasının açılmaması hâlinde hükmedilen para cezasının 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca tahsili için durum mahkemece tahsil dairesine bildirilir. Tahsil dairesi alınan teminattan, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren üç ay içinde para cezasını tahsil etmezse talep hâlinde teminat ilgilisine iade edilir. (Ek cümleler:24/12/2025-7571/1 md.) Teminatın veya üçüncü fıkra uyarınca yatırılması gereken harcın yatırılmaması veya eksik yatırılması suretiyle ihalenin feshinin talep edilmesi hâlinde mahkeme tebliğ edeceği muhtırada, iki haftalık kesin süre içinde teminatın veya harcın ikmal edilmesini, aksi hâlde ihalenin feshi talebinin dosya üzerinden kesin olarak reddedileceğini bildirir. Mahkeme, süresi içinde teminat veya harç ikmal edilmediği takdirde derhal ihalenin feshi talebini reddeder.
(Ek fıkra:24/11/2021-7343/27 md.) İhalenin feshi talebi üzerine icra mahkemesi talep tarihinden itibaren yirmi gün içinde duruşma yapar ve taraflar gelmeseler bile icap eden kararı verir. Ancak ihalenin feshi talebinin usulden reddi gereken hâllerde duruşma yapılmadan da karar verilebilir. İcra mahkemesi;
1. Satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri ile pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler dışında kalan kişilerce talep edilmesi nedeniyle,
2. Satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişiler bakımından feragat nedeniyle,
3. İşin esasına girerek,
talebin reddine karar verirse ihalenin feshini talep edeni feshi istenen ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahkûm eder.
(Ek fıkra: 21/2/2007-5582/4 md.) 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 38/A maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanından kaynaklanan alacaklar ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığının rehinle temin edilmiş alacaklarının takibinde, beşinci fıkrada yer alan oran yüzde yirmi olarak uygulanır.[54]
(Ek fıkra: 17/7/2003-4949/38 md.) İhalenin feshine ilişkin şikâyet görevsiz veya yetkisiz icra mahkemesi veya mahkemeye yapılırsa, icra mahkemesi veya mahkeme evrak üzerinde inceleme yaparak başvuru tarihinden itibaren en geç on gün içinde görevsizlik veya yetkisizlik kararı verir ve masrafını gider avansından karşılamak suretiyle dosyayı resen görevli veya yetkili icra mahkemesine gönderir. Bu kararlar kesindir.[55]
(Ek fıkra: 17/7/2003-4949/38 md.) Taşınmazı satın alanlar, ihaleye alacağına mahsuben iştirak etmemiş olmak kaydıyla, ihalenin feshi talep edilmiş olsa bile, satış bedelini derhâl veya 130 uncu maddeye göre verilen süre içinde nakden ödemek zorundadırlar. İcra müdürü, ödenen ihale bedeli ile ilgili olarak, ihalenin feshine yönelik şikâyet sonucunda verilecek karar kesinleşinceye kadar para bankalarda nemalandırılır. İhalenin feshine ilişkin şikâyetin kabulüne veya reddine ilişkin kararın kesinleşmesi üzerine, ihale bedeli nemaları ile birlikte hak sahiplerine ödenir.
(Değişik fıkra:24/11/2021-7343/27 md.) İhale kesinleşmedikçe ve ihale konusu mal alıcıya teslim edilmedikçe veya teslime hazır hâle getirilmedikçe ihale bedeli alacaklılara ödenmez. İhale konusu malın teslim edilemeyeceği veya teslime hazır hale getirilemeyeceği durumlarda ihale icra müdürü tarafından iptal olunarak ihale bedeli alıcısına ödenir.
Satış ilanı tebliğ edilmemiş veya satılan malın esaslı vasıflarındaki hataya veya ihalede fesada bilahare vakıf olunmuşsa şikayet müddeti ıttıla tarihinden başlar. Şu kadar ki, bu müddet ihalenin yapıldığına ilişkin kararın elektronik satış portalında ilan edildiği tarihten itibaren bir seneyi geçemez.[56]
İhalenin feshini şikayet yolu ile talep eden ilgili, vakı yolsuzluk neticesinde kendi menfaatlerinin muhtel olduğunu ispata mecburdur.
Tescil için tapu idaresine yapılacak tebligat, şikayet için muayyen müddetin geçmesinden veya şikayet edilmişse şikayeti neticelendiren kararın kesinleşmesinden sonra yapılır.
(Mülga son fıkra: 17/7/2003-4949/103 md.)
Tescil için tapuya tebliğ ve zorla çıkarma:
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
251 karar eşleşti
12. Hukuk Dairesi, 2024/5562 E., 2024/9083 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
12. Hukuk Dairesi 2024/5562 E. , 2024/9083 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı/borçlu ile davalı/ihale alıcısı ... tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz incelemesinin murafaalı yapılmasına işin ivediliği ve niteliği nedeniyle 5311 Sayılı Kanunla değişik İİK'nın 366. maddesi hükmü uygun bulunmadığından bu yöndeki isteğin reddine oy birliği ile karar verildikten sonra işin esası incelendi:
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının birden fazla taşınmazın ihalesinin feshi talebi ile dava açtığı,
Son aşamada, Dairemizin bozma kararı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, 15.02.2024 duruşmada tefhim edilen kısa karar ile;
"Davacı-borçlu ... vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile ... İcra Hukuk Mahkemesinin 17.02.2022 tarih, 2021/389 Esas-2022/74 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında,
1-Davacı-borçlu ... vekilinin şikayetinin KISMEN KABULÜ ile Tekirdağ ili, Kapaklı ilçesi, ... Mh., 292 ada, 16 parsel sayılı taşınmaz yönünden ... İcra Dairesinin 2019/5721 Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan 20.12.2021 tarihli İHALENİN FESHİNE,
2-Tekirdağ İli, Kapaklı İlçesi, ... mahallesi, 316 ada 120 parselde davacının 1/3 hissesi, aynı yer 296 ada, 47 parselde davacının 1/3 hissesi, Tekirdağ İli Kapaklı İlçesi ... mahallesi 309 ada, 43 parseldeki davacının 1/6 hissesi, aynı yer 309 ada 90 parselde davacının 1/6 hissesi, aynı yer 292 ada 16 parseldeki davacının 1/3 hissesinin satışına ilişkin ihalenin feshi davası yönünden davacının şikayetinin REDDİNE,
Davacının İİK'nın 134/5-3. maddesi uyarınca Tekirdağ İli, Kapaklı İlçesi ... mahallesi 316 ada 120 parselde davacının 1/3 hissesi, aynı yer 296 ada, 47 parselde davacının 1/3 hissesi, Tekirdağ İli Kapaklı İlçesi ... mahallesi 309 ada, 43 parselde davacının 1/6 hissesi, aynı yer 309 ada 90 parselde davacının 1/6 hissesi, aynı yer 292 ada 16 parselde davacının 1/3 hissesinin ihale bedelinin %1'i oranında para cezası ile CEZALANDIRILMASINA,
3-Tekirdağ ili ... ilçesi ... Mah. 819 ada 14 parselde kayıtlı 11 nolu bağımsız bölümün, Tekirdağ ili ... ilçesi ... Mah. 819 ada 14 parselde kayıtlı 14 nolu bağımsız bölümün, Tekirdağ ili ... ilçesi ... Mah. 819 ada 14 parselde kayıtlı 15 nolu bağımsız bölümün ihalesine yönelik davacının şikayetinin hukuki yarar yokluğu nedeniyle REDDİNE,
İİK'nın 134/5-3. maddesi yasal şartları oluşmadığından bu taşınmazla yönünden para cezası verilmesine yer OLMADIĞINA," karar verildiği,
Bölge Adliye Mahkemesinin 23.02.2024 tarihinde yazılan gerekçeli kararında ise;
"... Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2023/6446 Esas 2023/7276 Karar sayılı ilamında 292 Ada 16 Parsel sayılı taşınmaz yönünden ihaleye katılmak için teminat yatırılmadığından bu taşınmazla sınırlı olarak ihalenin feshine karar verilmesi belirtilerek, ihalenin feshi şikayetine konu olan diğer taşınmazlar yönünden ileri sürülen temyiz itirazlarının reddine karar verildiği görülmektedir. Dairemizce Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda 15.02.2024 tarihli celsede verilen kısa kararın 1 numaralı bendinde borçlu ...'in şikayetinin kısmen kabulü ile 292 Ada 16 Parsel sayılı taşınmaz yönünden yapılan ihalenin feshine karar verildiği halde, kısa kararın 2 nolu hüküm bendinde maddi hata sonucu ihalenin feshi şikayeti esastan reddedilen taşınmazlar arasında 292 Ada 16 Parsel sayılı taşınmazın tekrar belirtildiği, yine ihale para cezasına ilişkin olarak da aynı taşınmazın ada ve parsel numarasınında belirtildiği görülmüş ise de, 292 Ada 16 Parsel sayılı taşınmaz yönünden Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda şikayet kabul edilerek ihalenin feshine karar verildiğinden, 292 Ada 16 Parsel sayılı taşınmaza ilişkin tapu kayıt bilgilerinin şikayetin esastan reddine ilişkin ve ihale para cezasına ilişkin hüküm kısmından çıkartılması gerektiği belirtilerek,
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
Davacı-borçlu ... vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile, ... İcra Hukuk Mahkemesinin 17.02.2022 tarih, 2021/389 Esas 2022/74 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında,
1-Davacı-borçlu ... vekilinin şikayetinin KISMEN KABULÜ ile Tekirdağ ili, Kapaklı ilçesi, ... Mh., 292 ada, 16 parsel sayılı taşınmaz yönünden ... İcra Dairesinin 2019/5721 Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan 20.12.2021 tarihli İHALENİN FESHİNE,
2-Tekirdağ İli, Kapaklı İlçesi, ... mahallesi, 316 ada 120 parsel, 296 ada 47 parsel, 309 ada 43 parsel, 309 ada 90 parsel sayılı taşınmazlar yönünden ihalenin feshi şikayetinin Esastan reddine,
Davacının İİK'nın 134/5-3. maddesi uyarınca Tekirdağ İli, Kapaklı İlçesi, ... mahallesi, 316 ada 120 parsel, 296 ada 47 parsel, 309 ada 43 parsel, 309 ada 90 parsel sayılı taşınmazlar yönünden bu taşınmazların ihale bedellerinin %1'i oranında para cezası ile CEZALANDIRILMASINA,
3-Tekirdağ ili ... ilçesi ... Mah. 819 ada 14 parselde kayıtlı 11 nolu bağımsız bölümün, Tekirdağ ili ... ilçesi ... Mah. 819 ada 14 parselde kayıtlı 14 nolu bağımsız bölümün, Tekirdağ ili ... ilçesi ... Mah. 819 ada 14 parselde kayıtlı 15 nolu bağımsız bölümün ihalesine yönelik davacının şikayetinin hukuki yarar yokluğu nedeniyle REDDİNE,
İİK'nın 134/5-3. maddesi uyarınca yasal şartları oluşmadığından bu taşınmazlar yönünden ihale para cezası verilmesine yer OLMADIĞINA," karar verilerek, tefhim edilen kısa karar değiştirilerek yeni bir hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
Gerekçe-hüküm çelişkisi yaratılması 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar ESAS NO : 2024/5562
sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olup, salt bu aykırılık bozma sebebidir.
Bu husus 6100 sayılı HMK'nın 298/2. maddesinde de “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” şeklinde özellikle düzenlenmiştir.
Ayrıca; Mahkemeler, ara kararlarından rücu edebilir ise de, HMK'nın 304, 305 ve 305/A maddelerinde belirtilen haller dışında "....kararda hata yapıldı," gerekçesi ile tefhim edilen hükmü kendiliğinden değiştiremez.
Bölge Adliye Mahkemesince duruşmada tefhim edilen hüküm özetinin gerekçeli kararda değiştirilmesi HMK'nın 298/2. maddesinin yasakladığı anlamda gerekçe-hüküm çelişkisi olup, Bölge Adliye Mahkemesinin, 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına ve HMK'nın 298/2. maddesine aykırı olduğu anlaşılan kararının bozulması gerekmiştir.
Ayrıca, şikayetin kabulü ile aleyhine hüküm kurulan ve aleyhlerine harç, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilen davalıların sorumluluklarının ayrı ayrı mı, müşterek mi, müteselsilen mi olduğunun hükümde belirtilmemesinin infazda tereddüte yol açacağının düşünülmemesi de hatalıdır.
SONUÇ:
Yukarıda yazılı nedenlerle, temyiz olunan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin 15.02.2024 gün ve 2023/4307 E.-2024/551 K. sayılı kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
6. Hukuk Dairesi, 2022/3635 E., 2023/3367 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
tam metni aç
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Harçlar Kanununun 36/1 maddesinin emredici nitelikte olduğu, İİK’nın 134/5 maddesinin somut olayda uygulanamayacağı, nema gelirinin Hazineye ait olduğu gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmiştir.
6. Hukuk Dairesi 2022/3635 E. , 2023/3367 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/407 E., 2022/950 K.
DAVA TARİHİ : 18.09.2020
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 3. İcra Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/313 E., 2021/444 K.
Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin reddine karar verilmiştir.
Kararın şikayetçi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi vekili ile şikayet olunan Akpet Akaryakıt Dağıtım A.Ş. (Eski Ünvanı: Lukoil Eurasia Petrol A.Ş.) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Şikayetçi vekili dava dilekçesinde özetle; şikayetçinin borçluya ait taşınmaz üzerinde 1. derecede ipotek kaydı olduğunu, taşınmazın satılmasından sonra 26.07.2018 tarihinde düzenlenen ilk sıra cetvelinin iptaline karar verildiğini, 11.09.2020 tarihinde yeniden sıra cetveli düzenlendiğini, şikayetçiye 6.000.000,00 TL ödendiğini, ancak 05.07.2018-28.01.2019 tarihleri arasında nemalandırılan tutarın Hazineye irat kaydedildiğini, 6.000.000,00 TL'ye isabet eden nema tutarının hesaplanarak şikayetçiye ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Bir kısım şikayet olunanlar davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Harçlar Kanununun 36/1 maddesinin emredici nitelikte olduğu, İİK’nın 134/5 maddesinin somut olayda uygulanamayacağı, nema gelirinin Hazineye ait olduğu gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Şikayetçi vekili istinaf dilekçesinde özetle; İİK’nın 134. maddesinin 5. fıkrası uyarınca nema gelirinin hak sahiplerine ödenmesi gerektiğini, ödenen harçlar da dikkate alındığında şikayetçinin elde ettiği gelirin alacağın altında kaldığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, İİK’nın 142/a maddesi gereğince teminat yatırarak ödeme yapılmasının her zaman mümkün olduğu, İİK’nın 134/5 maddesinin ihalenin feshi davaları için geçerli olduğu gerekçesi ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi vekili ve şikayet olunan Akpet Akaryakıt Dağıtım A.Ş. (Eski Ünvanı: Lukoil Eurasia Petrol A.Ş.) vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Şikayetçi vekili temyiz dilekçesinde, istinaf ve dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sıra cetvelinin iptali davası sırasında nemalandırılan bedelinin Hazineyemi yoksa alacaklılara mı ödeneceğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
İİK’nın 142. maddesi, 134/5 maddesi,Harçlar Kanunu’un 36/1 maddesi, Anayasa Mahkemesinin 5.04.2023 Tarih, 2023/48 Esas ve 2023/72 K. sayılı kararı.
3. Değerlendirme
1- Dava, sıra cetvelinde paylaşıma konu olan taşınmaz bedeline ait nemalandırılan gelirin alacaklıya ödenmesi istemine ilişkindir. Mahkemece sıra cetveline itiraz edilmesi nedeniyle alacaklılara ödenmeyen paranın icra müdürlüğünce banka hesabına yatırılması sonucu, elde edilen faiz gelirinin alacaklıya ödenmesinin yasal dayanağı olmadığı, İİK'nın 134/5. maddesi dışında nemalandırmaya ilişkin bir düzenleme olmadığı ve Harçlar Kanunu’nun 36. maddesinin 1. fıkrasındaki düzenleme gereğince ve nemalandırma sonucu elde edilen paranın Hazineye ait olduğu gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmiştir.
2-Anayasa Mahkemesinin 5.04.2023 tarih, 2023/48 Esas ve 2023/72 Karar sayılı kararı ile borçludan tahsil edilen para dahil olmak üzere mahkemeler, hâkimler, Cumhuriyet savcıları ve icra iflas dairelerine verilen paraların enflasyon karşısında değer yitirmesini önlemeye yönelik bir tedbir olarak vadeli mevduat hesabına yatırılması neticesinde elde edilen nemanın Hazineye irat kaydedilmesi karşılıksız yararlanma hükmünde olup bunun herhangi bir haklı temeli bulunmadığı, devletin zorlayıcı nedenler olmaksızın özel bir kişinin mal varlığından karşılıksız yararlanmasının düşünülemeyeceği, devletin sunduğu yargı ve takip hizmetleri karşılığında zaten harç alınmakta olduğu, ayrıca yapılan yargılama ve takip giderleri de ilgili taraflardan tahsil edildiği, bu durumda bankaya yatırılan paranın nemasının Hazineye irat kaydedilmesinin sunulan yargı ve takip hizmetlerinin giderinin kısmen ilgililere yükletilmesi amacı taşıdığının da söylenemeyeceği, dolayısıyla mahkemeler, hâkimler, Cumhuriyet savcıları ve icra iflas dairelerine tevdi edilen ve özel hukuk kişilerine ait olan paraların nemasının Hazineye intikal ettirilmesinin anayasal açıdan meşru bir amaca dayanmadığı, sonuç olarak mahkemeler, hâkimler, Cumhuriyet savcıları ve icra iflas dairelerine herhangi bir sebeple teslim edilen ve özel hukuk kişilerine ait olan paraların nemasının Hazineye intikal ettirilmesinin meşru bir amacı olmadığı ve kural mülkiyet hakkını ihlal ettiği gerekçesi ile 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 36. maddesinin;Birinci fıkrasının Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
3-Somut olayda, icra müdürlüğünce ipoteğe konu taşınmazın ihalesinin yapıldığı, ihalenin 05.07.2018 tarihinde kesinleştiği, sonrasında ilk olarak 26.07.2018 tarihinde sıra cetvelinin düzenlendiği, mahkeme kararı ile bu sıra cetvelinin iptaline karar verildiği, devamında ise icra müdürlüğünce şikayete konu 11.09.2020 tarihli sıra cetvelinin düzenlendiği, arada geçen 6,5 aylık sürede nemalandırılan paranın şikayetçi alacaklının mülkiyet hakkı göz ardı edilerek hazineye bırakılmasının doğru olmadığı dikkate alınarak şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1-Temyiz Olunan Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 2022/407 Esas, 2022/950 Karar ve 25.05.2022 tarihli kararının ortadan kaldırılmasına,
2-İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Hukuk Genel Kurulu, 2023/294 E., 2023/749 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
bila tebliğ iade edilen tebligat adresi ile sicildeki adresin aynı olması üzerine aynı adrese 35 inci madde uyarınca 26.12.2019 tarihinde tebliğ edildiği, bu hâliyle yapılan satış ilanı tebliğinin usulüne uygun olduğu ve ihalenin feshinin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 134 üncü maddesi gereğince süresinde istenilmediği gerekçesiyle şikâyetin usulden reddine, esasa girilme
Hukuk Genel Kurulu 2023/294 E. , 2023/749 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
KARAR : Davanın usulden reddine
Taraflar arasındaki ihalenin feshi isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince şikâyetin usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın borçlu vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı borçlu vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı borçlu vekili tarafından temyiz edilmekle, Hukuk Genel Kurulunun usule ilişkin bozma kararından sonra İlk Derece Mahkemesince Hukuk Genel Kurulunun usule ilişkin bozma kararının gereği yerine getirilerek yeniden direnme kararı verilmiştir.
Direnme kararı borçlu vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. TALEP
Borçlu vekili; alacaklı Banka tarafından 31.08.2015 ve 17.05.2017 tarihli Genel Kredi Sözleşmelerine teminat olarak verilen müvekkiline ait taşınmazlar hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilâmlı takip başlatıldığını, takip sonucunda altı adet taşınmazın 03.01.2020 tarihinde beşer dakika ara ile yapılan ihalelerle satıldığını, yapılan ihale işleminin usulsüzlükler içerdiğini, satış ilanına ilişkin tebligatın “İADE-Tanınmıyor” şerhi ile bila tebliğ iade edildiğini, alacaklı vekilinin talebi üzerine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 35 inci maddesine göre tebliğ edildiğini, aynı anda başka bir adrese de tebligat çıkarıldığını fakat tebliğ işleminin yapılamadığını, satış ilanı tebliğinin usulsüz olması sebebiyle müvekkilinin kıymet takdirine de itiraz edemediğini, icra emrinin de 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesine göre usulüne uygun tebliğ edilmediğini ve ihale sürecine ilişkin diğer şikâyetlerini belirterek ihalenin feshine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Alacaklı vekili; ihalenin feshine ilişkin şikâyetin süresi içerisinde yapılmadığını, icra emri, kıymet takdir raporu ve satış ilanının borçluya usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğini, ihale nedeniyle borçlunun menfaati zarar uğramadığından borçlunun ihalenin feshini talep etmekte hukuki yararının bulunmadığını, şikâyetçinin diğer iddialarının da yersiz olduğunu belirterek şikâyetin reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.10.2020 tarihli ve 2020/282 Esas, 2020/436 Karar sayılı kararı ile; icra müdürlüğü tarafından borçluya gönderilen satış ilanında borçlunun tebligat adresinin "... Mah ... Cad. No:3 C Blok D:7 .../..." olarak bildirildiği, tebligatın 26.10.2019 tarihinde bila tebliğ iade edildiği, bunun üzerine alacaklının talebi ile borçlu şirketin Ticaret Sicil Müdürlüğünde tescilli adresine 7201 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi uyarınca satış ilanının tebliğe çıkarılmasının talep edildiği, bila tebliğ iade edilen tebligat adresi ile sicildeki adresin aynı olması üzerine aynı adrese 35 inci madde uyarınca 26.12.2019 tarihinde tebliğ edildiği, bu hâliyle yapılan satış ilanı tebliğinin usulüne uygun olduğu ve ihalenin feshinin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 134 üncü maddesi gereğince süresinde istenilmediği gerekçesiyle şikâyetin usulden reddine, esasa girilmediğinden para cezasına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikâyetçi borçlu vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 05.02.2021 tarihli ve 2020/2831 Esas, 2021/242 Karar sayılı kararı ile; satış ilanının davacı borçlu şirketin ticaret siciline kayıtlı "... Mah ... Cad. No:3 C Blok D:7 .../..." adresine tebliğe çıkarıldığı ve tebligatın 26.10.2019 tarihinde "muhatabın hanesinin kapalı olduğu, daire 5'in sözlü beyanına göre tanınmadığı" şerhiyle bila tebliğ iade edildiği, alacaklının talebi ile satış ilanının borçlu şirketin Ticaret Sicil Müdürlüğünde tescilli adresine 7201 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi uyarınca satış ilanının tebliğe çıkarıldığı, tebliğ tarihine ilişkin kaşede tarih okunmadığı için sistem üzerinden yapılan barkod sorgulamasına göre tebligatın 09.11.2019 tarihinde usulüne uygun tebliğ edildiği, borçlunun tebliğ tarihinde tebliğ adresinde faaliyet gösterdiğine ilişkin bir iddiasının bulunmadığı, 11.09.2020 tarihli beyan dilekçesinde, 20.03.2019 tarihinde sicile kayıtlı adresinde yangın çıktığını, yangın sebebiyle bu adresi kullanamadığını belirttiği, ancak takip dosyasına ve ticaret siciline de yeni bir adres bildirmediği, tebligat usulüne uygun olduğu için satış ilanının tebliğ edildiği tarih itibariyle ihale gününden haberdar olduğu, ihaledeki usulsüzlükleri ihale tarihi olan 03.01.2020 tarihinden itibaren 2004 sayılı Kanun’un 134 üncü maddesi gereğince 7 gün içinde ileri sürmesi gerektiği, 18.08.2020 tarihinde açılan ihalenin feshi isteminin süresinde olmadığı, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ İNCELEME SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikâyetçi boçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
"...Borçlu şirketin ticaret siciline bildirdiği adresine çıkartılan tebligat, adresin kapalı olması veya bu adresten taşınmış bulunması nedeni ile tebliğ edilemeden iade edilmiş ise, Tebligat Kanunu'nun 35. maddesinin ikinci fıkrasına göre, tebliği çıkaran merci, şirketin ticaret sicil adresine tebligat yapılmasını talep eder. Bu durumda tebliğ evrakının bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.
Somut olayda, borçlu adına “... Mah. ... Cad. No: 3 C Blok Daire:7 .../...” adresine çıkartılan satış ilanı tebligatının; "muhatabın hanesi kapalıdır, muhatap tanınmıyor” şerhi ile 26.10.2019 tarihinde iade edildiği, bunun üzerine icra müdürlüğünce takip dosyasından ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak borçlunun adresinin bildirilmesinin istendiği, ... Ticaret Odasının cevabi yazısında, borçlunun adresinin “... Mah. ... Cad. ... Sok. No: 3 C Blok Daire:7 .../...” olarak bildirildiği ve satış ilanının borçlunun bildirilen bu adresine Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ edildiği (tebliğ tarihi okunaksız olduğundan tespit edilememiştir) anlaşılmaktadır.
Şikayetçi borçlu şirketin ticaret sicil adresine TK'nun 35. maddesi gereğince tebligat yapılabilmesi için, bu adrese gönderilen tebligatın, adresin kapalı olması ya da muhatabın adresten taşınmış olması şerhi ile tebliğ edilemeden iade edilmesi zorunludur. Şikayete konu tebligat tarihinden önce, borçlu şirketin ticaret sicil adresine çıkarılıp tebliğ edilmeden iade edilen tebligatın; "muhatap firma tanınmıyor" şerhi ile iadesi usulsüz olup, bu tebligat esas alınarak TK'nun 35/4. maddesine göre yapılan tebligat usulüne uygun değildir.
O halde, İlk Derece Mahkemesi’nce, yukarıda açıklanan nedenlerle satış ilanı tebliği usulsüz olup borçlunun ihaleden daha önceden haberdar olduğuna dair bir bilgi de bulunmadığından, şikayetin sürede olduğunun kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi ve istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi’nce de başvurunun esastan reddine karar verilmesi isabetli olmayıp bozmayı gerektirmiştir...” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Birinci Direnme Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 7201 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin dördüncü fıkrası ve Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin (Yönetmelik) 57 nci maddesinin dördüncü fıkrası hükümleri gereğince tüzel kişilere yapılacak tebligatlarda daha önce tebligat yapılmasa dahi tüzel kişilere yapılacak tebligatın resmî kayıtlardaki adresine tebligat yapılabileceği, Yargıtay kararlarına göre tüzel kişilere tebligat yapılabilmesi için öncelikle tüzel kişinin bilinen en son adresine ve bu arada bilinen en son adresi ticaret sicilindeki adresi ise 7201 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesine göre tebliğ yapılması, bu adrese yapılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesinden sonra aynı adrese 35 inci maddeye göre tebligat yapılmasının gerektiği, dolayısıyla tüzel kişinin ticaret sicilindeki adresine doğrudan-daha önce 10 uncu maddeye göre tebligat çıkartılmadan-tebligat yapılmasının geçerli ve yasanın anılan hükmüne uygun sayılamayacağı (Hukuk Genel Kurulunun 28.6.2006 tarihli ve 2006/12-481 Esas, 2006/482 Karar; 24.06.2015 tarihli ve 2013/2439 Esas, 20151732 Karar; Yargıtay 12 Hukuk Dairesinin 2021/967 Esas, 2021/5546 Karar sayılı kararları), buna göre tüzel kişilere 7201 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca yapılacak tebligatta bilinen adrese çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade dönmesinin yeterli kabul edildiği, iade dönme sebebine göre 7201 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca tebligat yapılıp yapılamadığının denetlenmediği, tüzel kişilerin basiretli birer tacir olmaları ve sicile bildirilen adrese yapılacak tebligatların sonuçlarına katlanılmaları gerektiği, günümüz şartlarında sanal ofislerin yaygınlaştığı, sicile bildirilen adreslerde tüzel kişilerinin taşınmaması durumlarının dahi söz konusu olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
VI. TEMYİZ
Temyiz Yoluna Başvuranlar
Direnme kararına karşı süresi içinde şikâyetçi borçlu vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.
VII. HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunun 22.06.2022 tarihli ve 2022/12-333 Esas, 2022/981 Karar sayılı kararı ile; kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olduğu gerekçesiyle tefhim edilen kısa karara uygun gerekçeli karar ve buna uygun hüküm oluşturmak üzere direnme kararı usulden bozulmuştur.
VIII. İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN İKİNCİ DİRENME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Hukuk Genel Kurulunun bozma kararına uyulmasından sonra önceki gerekçe ile direnme kararı verilmiştir.
IX. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Borçlu vekili; Hukuk Genel Kurulunun ilk direnme kararına yönelik bozma kararından sonra tekrar direnme kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, 2004 sayılı Kanun’un 127 nci maddesi gereğince taşınmaz satışlarında satış ilanının bir örneğinin borçluya tebliğ edilmesi gerektiğini, 03.01.2020 tarihinde yapılacak ihale için 26.12.2019 tarihinde tebligat yapıldığını, bu sürenin makul olmadığını, tebliğ işlemlerinin usulsüz olduğunu, müvekkiline yapılan tebligatın tanınmaması sebebiyle iade edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin adresin bulunduğu bölgede aktif bir şekilde ticari faaliyette bulunduğunu, satış ilanı ve icra emri tebliğlerinin usulsüz olduğunu, elektronik ortamda teklif verme sürelerinin eksik olduğunu, satış ilanında ve şartnamede damga vergisinin tamamının alıcıya ait olduğu belirtilmiş ise de yasal olarak yarısının alıcıya ait olduğunu, bu durumun ihaleye katılımın azalmasına sebep olduğunu, kıymet takdir raporunun taşınmazların tüm özellikleri dikkate alınarak düzenlenmediğini, taşınmazların gerçek değerinin iki kat daha altında bir bedelle ihale edildiğini, müvekkilinin zarara uğradığını, satış ilanının tirajı 50.000’in üzerinde bir gazetede ilan edilmediğini, ihaleye konu taşınmazlar hakkında vergi dairesine müzekkere yazılmadığını, ne kadar vergi ve harç ödeyeceğini bilmeyen alıcıların ihaleye girmemesine sebebiyet verildiğini, ihalenin belirlenen saatler arasında yapılmadığını ve erken sonlandırıldığını, ihale tutanağında elektronik ortamdan verilen bir teklif bulunup bulunmadığının yazılmadığını, satıştan bir ay önce belediye ilanının yapılmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Uyuşmazlık
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; şikâyetçi borçlu şirketin "... Mah. ... Cad. No: 3 C Blok Daire:7 .../..." adresine yapılan tebligatın muhatabın hanesinin kapalı olduğu, adreste tanınmadığı şerhi ile bila tebliğ iade edilmesi üzerine aynı adrese 7201 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin dördüncü fıkrasına göre tebligat yapılmasının usulüne uygun olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre borçlu şirketin ihaleden daha önceden haberdar olduğuna dair bir bilgi de bulunmadığından bahisle ihalenin feshine karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
D. Gerekçe
1. İlgili Hukuk
1.2004 sayılı Kanun'un 127 nci ve 134 üncü maddeleri.
2. 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi.
3. Yönetmeliğin 57 nci maddesi.
2. Değerlendirme
1. 2004 sayılı Kanun'un 126 ve devamı maddeleri uyarınca haczedilen veya ipotekli taşınmazlar yalnız açık artırma yolu ile satılır. Satış talebi ile birlikte icra dairesince satışa hazırlık işlemleri yapılır. Satışa hazırlık işlemleri, arttırma şartnamesi düzenlenmesi, taşınmaz üzerindeki mükellefiyetler listesinin hazırlanması, satış ilanı ve satış ilanının bir suretinin borçlu, alacaklı ve tapu sicilinde kayıtlı bulunan ilgililere tebliğidir.
2. 2004 sayılı Kanun'un 127 nci maddesi uyarınca satış ilanının bir suretinin borçluya tebliğ edilmesi zorunludur. Borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebidir. Aynı Kanun’un 21 inci maddesinin birinci fıkrası ile 57 nci maddesinin birinci fıkrasına göre icra işlerinde tebligat 7201 sayılı Kanun ve Yönetmelik hükümlerine göre yapılır.
3. Hemen belirtilmelidir ki, tebligat ile ilgili Kanun ve Yönetmelik hükümleri tamamen şeklidir. Değinilen işlemler, bilgilendirme yanında belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemi olmakla, gerek tebliğ işlemi ve gerekse tebliğ tarihi ancak Kanun ve Yönetmelikte emredilen şekillerle tevsik ve dolayısıyla ispat olunabilir. Bu sebeple tebligatın usul yasaları ile ilişkisi de daima göz önünde tutulmalıdır.
4. 7201 sayılı Kanun ve Yönetmeliğin amacı tebligatın muhatabına en kısa zamanda ulaşması, konusu ile ilgili olan kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususların belgeye bağlanmasıdır. Hâl böyle olunca, 7201 sayılı Kanun ve Yönetmelik hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur. 7201 sayılı Kanun ile Yönetmelik’te öngörülen şekilde işlem yapılmış olmadıkça tebliğ memuru tarafından yapılan yazılı beyan onun mücerret sözünden ibaret kalır ve dolayısıyla belgelendirilmiş sayılmaz. Nitekim, 7201 sayılı Kanun'un ve Yönetmeliğin belirlediği şekilde yapılmamış ve belgelendirilmemiş olan tebligatların geçerli olmayacağı yerleşik yargısal içtihatlarda da açıkça vurgulanmıştır.
5. Usule aykırı tebliğin hükmü ise 7201 sayılı Kanun'un 32 nci maddesinde ve Yönetmeliğin 53 üncü maddesinde düzenlenmiş, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatap tebliğe muttali olmuş ise geçerli sayılıp, muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi olarak kabul edileceği belirtilmiştir. Borçlunun bildirdiği öğrenme tarihi esas olup, bu tarihin aksi karşı tarafça ancak yazılı belge ile ispatlanabilir. Beyan edilen öğrenme tarihinin aksi tanık beyanıyla ispat edilemez.
6. 2004 sayılı Kanun'un 134 üncü maddesinin ikinci fıkrası “İhalenin feshini, Borçlar Kanununun 226 ncı maddesinde yazılı sebepler de dahil olmak üzere yalnız satış isteyen alacaklı, borçlu, tapu sicilindeki ilgililer ve pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler yurt içinde bir adres göstermek koşuluyla icra mahkemesinden şikayet yolu ile ihale tarihinden itibaren yedi gün içinde isteyebilirler. İlgililerin ihale yapıldığı ana kadar cereyan eden muamelelerdeki yolsuzluklara en geç ihale günü ıttıla peyda ettiği kabul edilir…” hükmünü, 7 fıkrası ise “Satış ilanı tebliğ edilmemiş veya satılan malın esaslı vasıflarındaki hataya veya ihalede fesada bilahare vakıf olunmuşsa şikayet müddeti ıttıla tarihinden başlar. Şu kadar ki, bu müddet ihaleden itibaren bir seneyi geçemez.” hükmünü içermektedir.
7. Hazırlık işlemlerinden olan satış (artırma) ilanının bir örneği 2004 sayılı Kanun'un 127 nci maddesi hükmüne rağmen ilgililere tebliğ edilmemişse, yolsuzluğun ihale günü öğrenilmiş sayılmasını Kanun uygun görmemiştir. Bu hâlde yedi günlük süre ihaleden gerçekten bilgi sahibi olunduğu (ihalenin öğrenildiği) tarihten itibaren başlayacaktır. Ancak bu süre (ihalenin feshini isteme süresi) ihaleden itibaren bir yılı geçemez (Ramazan Arslan, İcra İflas Hukukunda İhale ve İhalenin feshi, Ankara,1984, s. 173).
8. 7201 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi; “Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır.
(Değişik fıkra: 11/1/2011-6099/9 md.) Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.
(Değişik: 19/3/2003-4829/11 md.) Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır.
(Ek : 6/6/1985-3220/12 md.; Değişik fıkra: 11/1/2011-6099/9 md.) Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmî kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır.
(Ek fıkra: 11/1/2011-6099/9 md.) Daha önce yurt dışındaki adresine tebligat yapılmış Türk vatandaşı, yurt dışı adresini değiştirir ve bunu tebliğ çıkaran mercie bildirmez, adres kayıt sisteminden de yerleşim yeri adresi tespit edilemezse, bu kişinin yurt dışında daha önce tebligat yapılan adresine Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğunca 25/a maddesine göre gönderilen bildirimin adrese ulaştığının belgelendiği tarihten itibaren otuz gün sonra tebligat yapılmış sayılır.” şeklinde düzenlenmiştir.
9. 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin birinci fıkrası gerçek kişi muhatap ile ilgili olup, eski adrese tebliğ yapılabilme şartları ikinci ve üçüncü fıkralarda gösterilmiştir. 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin dördüncü fıkrası ise tüzel kişi muhatap ile ilgili olup, daha önce tebligat yapılmamış olsa bile tüzel kişinin yeni adresini kayıtlı olduğu sicile bildirmemesi hâlinde sicilde yazılı olan adresine aynı Kanunun 35 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarına tebligat göre yapılabileceği belirtilmiştir.
10. 6099 sayılı Kanun’un dokuzuncu maddesi ile 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinde yapılan değişikliğin gerekçesinde; “…maddenin dördüncü fıkrası tüzel kişiler bakımından özel ve açık bir düzenleme getirmektedir. Tüzel kişilerin adreslerinin, bir sicil veya resmî kayıtta belirli olması sebebiyle meçhul olmas düşünülemez. Bu çerçevede daha önce kendilerine tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmî kayıtlardaki adreslerinin esas alınacağı ve bu madde hükümlerinin uygulanacağı açıkça düzenlenmiştir…” açıklamasına yer verilmiştir.
11. Diğer taraftan Yönetmeliğin 57 nci maddesinin dördüncü fıkrası “Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından ana statü, sicil, tüzük ve kuruluş senedi gibi resmî kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır.” hükmünü içermektedir.
12. Tüzel kişi muhatap yeni adresini kayıtlı olduğu resmî sicile bildirmemiş ise resmî sicildeki adresi bilinen adres olarak kabul edileceği için 7201 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca tebligat bu adrese çıkarılacak, ancak adres değişmiş olduğu için tebliğ evrakı tebliğ edilemeden iade edilecektir. Bu durumda tebliğ evrakının tebliğ edilemediği tüzel kişininin resmî sicildeki adresi 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin dördüncü fıkrasının açık hükmü gereği esas alınarak, aynı maddenin ikinci fıkrasına göre tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve kapıya asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. Bundan sonra eski adrese aynı Kanun'un 35 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre çıkarılan tebligatlar muhataba yapılmış sayılır.
13. Bu yasal düzenlenmelerden; ticaret şirketine çıkarılıp bila tebliğ dönen adresin ticaret sicilinde kayıtlı adresi olduğunun anlaşılması ve ticaret şirketinin bu adresini değiştirmesi hâlinde, yeni adresini ticaret siciline tescil ve ilan ettirmediği takdirde 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca aynı maddenin iki ve üçüncü fıkra hükümleri uygulanarak ticaret sicilindeki adrese yapılan tebligatın usulüne uygun olacağı anlaşılmaktadır (Timuçin Muşul, Tebligat Hukuku, Ankara, 2018, s. 228-232).
14. Somut olayda alacaklı tarafından şikâyetçi borçlu aleyhine ... 10. İcra Müdürlüğünün 2019/2896 Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatılmış, talimat yoluyla ... Anadolu 5. İcra Müdürlüğünce taşınmazların satış işlemleri gerçekleştirilmiştir. ... Anadolu 5. İcra Müdürlüğü tarafından borçlu şirketin takip talebinde gösterilen "... Mah. ... Cad. No:3 C Blok D.7 .../..." adresine çıkartılan satış ilânına ilişkin ilk tebligatın "Muhatabın hanesi kapalıdır. Gösterilen adreste D5 ... soruldu. Muhatap taınmıyor. Evrak merciine iade edildi" şerhiyle 26.10.2019 tarihinde bilâ tebliğ iade edildiği, borçlu şirketin "... Mah. ... Cad. No:61 .../..." adresine çıkartılan satış ilanına ilişkin ikinci tebligatın da muhatabın taşındığı şerhiyle 13.11.2019 tarihinde bilâ tebliğ iade edildiği görülmektedir. Bunun üzerine borçlu şirkete 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi gereğince "... Mah. ... Cad. No:3 C Blok D.7 .../..." adresi esas alınarak satış ilânının tebliğe çıkartıldığı, 09.11.2019 tarihinde de mazbatada belirtilen adresin kapısına tebligatın yapıştırıldığı görülmektedir. Diğer taraftan, ... Ticaret Odası kayıtları ile Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin ilgili sayfasına göre borçlu şirketin tescil edilmiş adresinin ise "... Mah. ... Cad. ... Sk. No:3 C Blok D.7 ..." olduğu anlaşılmaktadır.
15. Öncelikle belirtmek gerekir ki, her ne kadar borçlu şirket özel hukuk tüzel kişisi olup 7201 sayılı Kanun'un 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7101 sayılı Kanun'un 48 inci maddesi ile değişik 7/a maddesine göre tüzel kişilere tebligatın elektronik yolla yapılması zorunlu ise de dosya içeriğine göre borçlu şirkete ait elektronik tebligat adresi bulunmadığından aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca tebliğ işleminin 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinde belirlenen esaslara uygun olarak yapılması gerekmektedr.
16. Bu açıklamalara göre 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin dördüncü fıkrası ile Yönetmeliğin 57 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince ticaret şirketine çıkarılıp bila tebliğ iade dönen adresin ticaret sicilinde kayıtlı adres olması hâlinde 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesindeki usûle göre yapılan tebligat geçerli olacaktır. Ancak somut olayda şikâyetçi borçlunun ticaret siciline kayıtlı adresi "... Mah. ... Cad. ... Sk. No:3 C Blok D.7 ..." olmasına karşın "... Sk." ibaresi yazılmadan "... Mah. ... Cad. No:3 C Blok D.7 .../..." adresine 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesindeki usule göre yapılan tebliğ işlemi usulüne uygun değildir. Bu durumda borçlunun ihaleden daha önceden haberdar olduğuna dair dosya kapsamında bir bilgi de bulunmadığından şikâyetin süresinde olduğunun kabulü ile ihalenin feshine karar verilmelidir.
17. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesine göre yapılan tebliğin usulüne uygun olduğu, bu nedenle direnme kararının onanması gerektiği görüşü ile 7201 sayılı Kanun'un 7/a maddesine göre özel hukuk tüzel kişisi olan borçlu şirkete tebligatın elektronik yolla yapılmasının zorunluğu olduğu, somut olayda ise satış ilanına ilişkin tebligatın elektronik yolla yapılmadığından usule uygun olmadığı, direnme kararının bu değişik gerekçe ile bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüşler Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
18. Hâl böyle olunca direnme kararının yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulması gerekmiştir.
X. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 5311 sayılı Kanun ile değişik 2004 sayılı Kanun'un 364 üncü maddesinin ikinci fıkrasının göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371 inci maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.07.2023 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2023/266 E., 2023/1164 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
tam metni aç
sürdüğü peyin, sehven bir tane sıfır fazla yazılmak suretiyle hatalı yazıldığı, bu hususun ihalenin feshine sebebiyet verecek nitelikte olmadığı, re'sen incelenecek sebepler bakımından da ihalenin feshini gerektirir bir durum bulunmadığı, İİK'nın 134. Maddesi uyarınca, davacı taraf aleyhine para cezasına hükmedilmesi için gerekli yasal koşullar da oluştuğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun HMK'nı
12. Hukuk Dairesi 2023/266 E. , 2023/1164 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki ihalenin feshi şikayeti nedeniyle yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine, ihale bedelinin %10 oranında para cezasının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına karar verilmiştir.
Kararın borçlular vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, kamu düzenine aykırılık bulunmayan İlk Derece Mahkemesince verilen kararın yerinde olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı borçlular vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Şikayetçi/borçlular vekili dava dilekçesinde; satışa esas alınan muhammen bedelin taşınmazın gerçek değerinden düşük olup bu husus mahkemece keşif yapılarak tespit edilmesi gerekirken doğrudan davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, taşınmaz için icra dosyasından alınan kıymet takdirine karşı taraflarınca kıymet takdirine itiraz davası ikame edilmiş, alacaklı banka vekilinin satış bedelinden çok daha yüksek olan teklifi değerlendirmeye alınmamış olup, taşınmazın en çok artırana ihale edilmediğini, alacaklı vekili tarafından 10.040.000-TL teklif edildiğini, ikinci en yüksek teklifin ise 1.155.000,00 TL olduğunu mükellefiyetler listesi düzenlenmediğini ilgililere tebliğ edilmediğini ileri sürerek ihalenin feshini talep etmişlerdir.
II. CEVAP
1.Davalı alacaklı vekili cevap dilekçesinde; kıymet taktirine itiraz üzerine kıymetin kesinleştiğini, peyin kendileri tarafından alacağa mahsuben 1.040.000,00 TL (Bir Milyon Kırk Bin Türk Lirası) olarak sürüldüğünü, bu hususta gerektiğinde satışı gerçekleştiren İcra Müdürü ve tellalın tanık sıfatıyla dinlenebileceğini, davacıların iddia ettiği gibi bir pey sürülmediğini, hatta peyi (1.040.000,00 - Bir Milyon Kırk Bin Türk Lirası) sürmelerinden sonra da satışın devam ettiğini, pey sürme işlemlerinin diğer ihale katılımcıları tarafından da gerçekleştirilmeye devam ettiğini, satış hazırlıklarının tamamlanmadığı yönündeki iddialarının soyut olduğunu belirterek davanın reddine, borçluların ihale bedelinin %10 oranında para cezasına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ihale alıcısı cevap dilekçesinde; en yüksek teklifi kendisinin verdiğini, ihale öncesi ve ihale aşamasındaki tüm uygulamaların İcra Müdürlüğünce yasalar çerçevesinde yürütüldüğünü, alacaklı banka vekilinin ilk arttırma bedelini 1.040.000,00 TL olarak ifade ettiğini, 10.040,00 TL olmadığını, ihale salonundaki kameralar sesli kayıt yapıyorsa bu durumun tespit edilebileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kıymet taktirine itirazın reddine karar verilerek kesinleştiği, kıymet takdirinin kesinleşmesinden ihale tarihine kadar İİK.128.madddesinde düzenlenen 2 yıllık sürenin dolmamış olduğu gibi, bu süreç içinde gayrimenkulün kıymetine etki edecek olağanüstü bir değişiklik de olmadığı, ihaleye 4 kişi katılmış ve sürülen pey neticesinde anılan taşınmazın 1.040.000,00 TL'den başlayan teklifler ile en son 1.155.000,00 TL'ye Davalı/3.Şahıs ...'a ihale edildiği, ihaleye konu gayrimenkul üzerindeki kısıtlamalar ve takyidatların hem satış şartnamesinde hemde ilanda yer aldığı, ihaleye konu taşınmazda İİK 128/1 kapsamında bir mükellefiyet bulunmadığı, ihaleye hazırlık işlemlerine ilişkin her türlü şikayet, taraflara tebliğden itibaren 7 gün içinde yapılmak zorunda olup davacıların gayrimenkulün satış işlemlerinin usulsüz olduğu yönündeki itiraz ve şikayetlerini bu süre içinde yapmaları gerektiği, bu süre içinde yapılmayan ihaleye ilişkin şikayetlerin daha sonra dinlenmesi de hukuki olarak mümkün olmadığı, gerek ihale hazırlık işlemlerinde, gerekse ihale sırasında usul ve yasaya aykırı bir durum gerçekleşmediği gerekçeleri ile davanın reddine, ihale bedelinin %10 oranında para cezasının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlular vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Borçlular vekili istinaf dilekçesinde;satışa esas alınan muhammen bedel taşınmazın gerçek değerinden düşük olup bu husus mahkemece keşif yapılarak tespit edilmesi gerekirken doğrudan davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, taşınmaz için icra dosyasından alınan kıymet takdirine karşı taraflarınca kıymet takdirine itiraz davası ikame edilmiş, alacaklı banka vekilinin satış bedelinden çok daha yüksek olan teklifi değerlendirmeye alınmamış olup, taşınmazın en çok artırana ihale edilmediğini, alacaklı vekili tarafından 10.040.000,00 TL teklif edildiğini, ikinci en yüksek teklifin ise 1.155.000-TL olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı, davacı tarafın, satış ilanı tebliğ ile 10.06.2021 tarihinde satış ilanından haberdar olmakla, bu tarihten itibaren 7 günlük yasal süre içerisinde satış ilanına yönelik şikayette bulunmadığından sonradan bu hususları ihalenin feshi sebebi olarak ileri süremeyeceği, kıymet taktirinin itiraz sonucu kesinleştiği, pey tutanağında maddi hata sonucu davalı alacaklı tarafın sürdüğü peyin, sehven bir tane sıfır fazla yazılmak suretiyle hatalı yazıldığı, bu hususun ihalenin feshine sebebiyet verecek nitelikte olmadığı, re'sen incelenecek sebepler bakımından da ihalenin feshini gerektirir bir durum bulunmadığı, İİK'nın 134. Maddesi uyarınca, davacı taraf aleyhine para cezasına hükmedilmesi için gerekli yasal koşullar da oluştuğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlular vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
İstinaf dilekçesindeki sebepler aynen tekrar edilerek kararın bozulmasını talep etmiştir
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, usul ve yasaya aykırı yapılan ihalenin feshi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.İİK'nın ihalenin feshi şikayetine ilişkin usül ve esasları belirten 134. maddesine 24.11.2021 tarih ve 7343 sayılı Yasa'nın 27. maddesi ile eklenen fıkra ile;
"İhalenin feshi talebi üzerine icra mahkemesi talep tarihinden itibaren yirmi gün içinde duruşma yapar ve taraflar gelmeseler bile icap eden kararı verir.
Ancak ihalenin feshi talebinin usulden reddi gereken hâllerde duruşma yapılmadan da karar verilebilir. İcra mahkemesi;
1. Satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri ile pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler dışında kalan kişilerce talep edilmesi nedeniyle,
2. Satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişiler bakımından feragat nedeniyle,
3. İşin esasına girerek, talebin reddine karar verirse ihalenin feshini talep edeni feshi istenen ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahkûm eder. " hükmü getirilmiştir.
2.Düzenlemenin gerekçesi, ihalenin feshi talebi yukarıdaki sebeplerle reddedilen davacının ihale sürecini uzatma amacı ile hareket edip, etmediğine ve fesih iddiasının ağırlığına göre para cezasının taktir edilebilmesini sağlamaktır.
3. Mahkeme, para cezasına hükmedecekse oranını davacının ihale sürecini uzatma amacı ile hareket edip, etmediğine ve fesih iddiasının ağırlığına göre ölçülü şekilde belirlemelidir.
4. Para cezasının oranı, hem istinaf aşamasında, hemde temyiz aşamasında re'sen değerlendirilir.
5. Para cezasının oranına ilişkin değişikliğin, ne zaman, ne şekilde uygulanacağına ilişkin olarak İİK'nın 24.11.2021 tarih ve 7343 sayılı Yasa'nın 33. maddesi ile eklenen GEÇİCİ MADDE 18/4. maddesi;
"134 üncü maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan değişiklikler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtayda görülmekte olan ihalenin feshi talepleri hakkında uygulanmaz. Ancak, ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahkûmiyete ilişkin hüküm görülmekte olan ihalenin feshi talepleri hakkında da uygulanır. Temyiz kanun yolu incelemesi aşamasında bulunan dosyalar bakımından para cezasının oranına ilişkin olarak yapılan değişiklik tek başına bozma nedeni yapılamaz. Yargıtay değişikliği uygulamak suretiyle hükmü düzeltebilir." hükmünü içermektedir.
3. Değerlendirme
1-Şikayetçi borçlu ... Oto Ticaret ve Sanayi A.Ş.’nin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, şikayetçinin ihalenin feshi talebinin reddine yönelik temyiz itirazları ile aşağıdaki bendin dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Şikayetçi borçlu ... Oto Ticaret ve Sanayi A.Ş. aleyhine taktir edilen para cezasına ilişkin re'sen yapılan değerlendirmede;
Yukarıda geçen yasal düzenlemeler ve lehe değişiklik dikkate alınarak ihalenin feshi talebinin esastan reddi nedeni ile şikayetçi aleyhine hükmedilen para cezasının oranı değerlendirildiğinde;
Somut uyuşmazlıkta, şikayetçi/borçlular aleyhine ihale bedelinin %10'u oranında para cezasına hükmedilmiş ise de, 7343 sayılı Kanun'la değişik İİK'nın 134/5-3 maddesi gereğince fesih gerekçeleri ve fesih isteyenin sıfatı gözönünde bulundurulduğunda davanın ihale sürecini uzatmaya matuf olmadığı görülmekle, Anayasa'nın 13. maddesinde düzenlenen ölçülülük ilkesi de nazara alınarak ihale bedelinin %10'u olarak belirlenen para cezasının %5 oranında belirlenmesinin hak, nesafet ve ölçülülük ilkelerine uygun olacağı anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesi kararının para cezası yönünden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Borçlulardan ... ve ... yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
İİK'nın 134. maddesinin 2. fıkrasında; "İhalenin feshini, Borçlar Kanunu'nun 226. maddesinde yazılı sebepler de dahil olmak üzere, yalnız satış isteyen alacaklı, borçlu, tapu sicilindeki ilgililer ve pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenlerin" isteyebileceği hususu düzenlendikten sonra, aynı madde ayrıca "...talebin reddine karar verilmesi halinde icra mahkemesi davacıyı feshi istenilen ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahkum eder. Ancak işin esasına girilmemesi nedeniyle talebin reddi halinde para cezasına hükmolunamaz" hükmüne yer verilmiştir. Anılan hükme göre "tapu sicilindeki ilgililer" de hukuki yararları olmak kaydı ile ihalenin feshi şikâyetinde bulunabilirler. Ancak tapu sicilindeki ilgililerden tapu sicil kaydında yazılı olan ve tapu sicil kaydının incelenmesi ile görülebilen kişiler anlaşılmalıdır. Tapu sicilindeki ilgililere örnek olarak ipotek alacaklıları, irtifak hakkı sahipleri, haciz alacaklıları, paylı mülkiyet satışında taşınmazın diğer paydaşları, tapu siciline şerh verilmiş ön alım, alım ve geri alım hakkı sahipleri ile tapu siciline şerh verilmiş olan taşınmaz satış vaadi alacaklısı cebri satışı da önleyecek şekilde lehine ihtiyati tedbir kararı almış olan kişiler verilebilir. "Tapu sicilindeki ilgililer" kapsamına tapu sicilinde tescil edilmemiş mülkiyet veya sınırlı ayni hak sahipleri girmez ve yorum yolu ile de tapu sicilindeki ilgililer kavramı genişletilemez.
Somut olayda, Çanakkale 3. İcra Dairesi’nin 2019/13457 Esas sayılı icra takip dosyası ile alacaklı banka tarafından kredi sözleşmesinin asıl borçlusu ... Oto Ticaret ve Sanayi A.Ş. ile, ..., ipotekli taşınmaz malikleri ... ve dava dışı ... aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi başlatıldığı, şikayete konu 306 Ada 4 Parsel 39 numaralı bağımsız bölümün satışı yoluna gidildiği ve şikayetin, ipotekli taşınmaz maliki ... Oto Ticaret ve Sanayi A.Ş. adına kayıtlı taşınmaza ilişkin olduğu; şikayetçiler ... ve ...’un Kredi Sözleşmesinin asıl borçlusu ve satışa konu ipotekli taşınmazın maliki olmayıp, ...’un müteselsil kefil, ...’un müteselsil kefil ve ipotek verilen diğer taşınmazın (şikayete konu olmayan) maliki olduğu, tapu sicilindeki ilgili veya ihaleye pey süren kişi de olmadıkları görülmektedir.
Şikayetçi ...’un asıl borçlu lehine taşınmazını ipotek veren taşınmaz maliki olarak takipte yer aldığı görülmüş ise de kendi adına kayıtlı olmayan taşınmaza ilişkin ihalenin feshini talep etmesinde aktif husumet ehliyetinin (şikayet hakkının) bulunmadığının kabulü gerekir.
Yukarıda yazılı maddede, ihalenin feshini isteyebilecek ilgililer sınırlı olarak sayılmıştır. Bu durumda şikayetçiler ... ve ...’un ihalenin feshini talep etmesinde aktif husumet ehliyetinin (şikayet hakkının) bulunmadığının kabulü gerekir.
6100 sayılı HMK'nın 114/1-d maddesi uyarınca, şikayet hakkı bulunmayan şikayetçilerin açtığı davada dava şartı gerçekleşmediğinden, bu hususun her aşamada kamu düzeni nedeniyle re'sen değerlendirilmesi gerekmektedir.
O halde, İlk Derece Mahkemesince, ihalenin feshi talebinin, şikayetçiler ... ve ... yönünden aktif husumet (şikayet hakkının) yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile esastan reddi doğru değil ise de sonuçta istem reddedildiğinden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Ancak istemin, İİK'nın 134/2. maddesi uyarınca şikayetçinin aktif husumet ehliyetinin (şikayet hakkının) bulunmaması nedeniyle reddi halinde işin esasına girilmemiş olacağından, aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca şikayetçiler ... ve ... aleyhine para cezasına hükmedilemeyeceğinden mahkemece şikayetçinin para cezasına mahkum edilmesi isabetsiz ise de; anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1-Borçluların temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi’nin 16.11.2022 tarih ve 2022/727 E. - 2022/2699 K. sayılı kararının, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddeleri uyarınca (KALDIRILMASINA),
2- Çanakkale İcra Hukuk Mahkemesi’nin 09.12.2021 tarih ve 2021/ 915 E. - 2021/995 K. sayılı kararının hüküm fıkrasının para cezasına ilişkin ikinci paragrafında yer alan “İİK’nın 134/2 maddesi gereği ihale bedelinin %10 tutarında para cezasının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına” cümlesinin tamamen silinerek karar metninden çıkartılmasına, yerine; “İİK’nın 134/2 maddesi gereği ihale bedelinin %5'i tutarında para cezasının davacı ... Oto Ticaret ve Sanayi A.Ş.’den alınarak hazineye irat kaydına” cümlesinin yazılmasına İlk Derece Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2 ve 7343 sayılı Yasa'nın 33.maddesi ile eklenen GEÇİCİ MADDE 18/4. maddelerinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 370/2. maddesi uyarınca bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.02.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(M)
Üye Dr. ...'in Karşı Oy Yazısı :
İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipte şikayetçi şirket kredi borçlusu, ..., ... ipotek veren üçüncü kişi olup borçlu şirket ile birlikte takibin borçlu tarafından mecburi takip arkadaşı durumundadırlar.
İhalenin feshi istemine konu taşınmaz borçlu şirkete ait olup, 16.11.2021 tarihinde 1.155.000,00 TL bedelle ...'a ihale edildiği görülmüştür.
Her ne kadar ihalenin feshini isteyen ... ve ... ihaleye konu taşınmaz tapu kaydında İİK 134/2 maddesinde yazılı "tapu sicilindeki ilgililer" kapsamında değil iseler de takip talebinde borçlu olarak yer aldıkları için İİK 134/2 maddesinde yazılı borçlu olduklarından ihalenin feshini şikayetinde bulunma hakları vardır. Borçlu şirket takibe konu borçtan kredi sözleşmesi ile şahsen borçlu gerçek şahıs olan ipotek veren üçüncü kişiler taşınmazları ile aynen sorumlu olup aynı zamanda kredi sözleşmesinde müteselsil kefil konumundadırlar. Borçlu şirkete ait ipotekli taşınmazın ihalesinin feshinde hukuki yararları bulunmaktadır. Çünkü borçlu şirkete ait taşınmaz ihalede ne kadar yüksek bedelle alıcı bulur ise aynı borçtan taşınmazları ipotekli olduğu için o miktar kadar ipotek borcu azalacaktır.
Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesinin esastan reddi kararının onanması görüşünde olduğumdan; şikayetçi ... ve ...'un şikayet hakları bulunduğu için usulden reddi ve İİK 134/2. maddesine göre para cezası verilmemesi şeklinde düzeltilerek onanması kararına katılamıyorum.27.02.2023
Hukuk Genel Kurulu, 2017/732 E., 2019/14 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
maddesi ile değişik İİK’nın 134’üncü maddesinin beşinci fıkrasında “Taşınmazı satın alanlar, ihaleye alacağına mahsuben iştirak etmemiş olmak kaydıyla, ihalenin feshi talep edilmiş olsa bile, satış bedelini derhal veya 130’uncu maddeye göre verilen süre içinde nakden ödemek zorundadırla
Hukuk Genel Kurulu 2017/732 E. , 2019/14 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında “icra müdürlüğü işlemin iptali ile ihale kararının kaldırılması” istemiyle yapılan şikâyetten dolayı yapılan yargılama sonunda Adana 5. İcra (Hukuk) Mahkemesince istemin kabulüne dair verilen 05.11.2013 tarihli ve 2013/630 E., 2013/658 K. sayılı karar, karşı taraf/alacaklı vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 11.02.2014 tarihli ve 2014/184 E., 2014/3384 K. sayılı kararı ile;
“…Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takipte, ihale konusu taşınmazın alacağa mahsuben alacaklıya ihale edildiği, borçlunun, dosya alacağı ile ihale bedeli arasındaki 80.000,00 TL'nin yasal sürede yatırılmaması nedeniyle ihalenin düşürülmesini istediğini, ancak, icra müdürlüğünce sonradan alacaklıya on günlük süre verildiğini belirterek ihale bedeli farkının süresinde yatırılmaması nedeniyle ihalenin düşürülmesi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece şikâyetin kabulüne karar verildiği görülmektedir.
İİK.nun 130.maddesi gereğince, ihale bedeli peşin ödenir. Ancak, icra müdürü alıcıya on günü geçmemek üzere bir mühlet verebilir.
Somut olayda, alacaklının ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe başladığı, borçlunun şikayeti üzerine Adana 2.İcra Mahkemesinin 29/09/2009 tarih ve 2009/175 E.-1025 K. sayılı kararı ile takibe konu ipotek alacağının limit ipoteği olması nedeniyle ipotek bedeli olan 250.000,00 TL'yi aşan kısmın iptaline karar verildiği, diğer bir ifade ile dosya alacağının 250.000,00 TL ile sınırlandırıldığı, ipotekli taşınmazı 07/10/2013 tarihli ihalede alacağa mahsuben 330.000,00 TL bedelle alacaklının aldığı, ihale tutanağında icra müdürlüğünce alacaklıya bedelin yatırılması için bir süre verilmediği anlaşılmaktadır.
İcra müdürlüğü tarafından ihale tarihinde, dosya alacağı ile ihale bedeli arasındaki farkın ödenmesi için alacaklıya bir süre verilmediğine göre, ihale tarihinden itibaren on gün içinde bu bedelin yatırılmaması halinde İİK.nun 133. maddesi uygulanamaz. İcra müdürlüğünce süre verildiğine ilişkin kararın tebliğinden itibaren, verilen sürede bedel yatırılmazsa ancak o zaman İİK.nun 133.maddesi gereğince ihalenin düşürülmesine karar verilebilir.
O halde, mahkemece, icra müdürlüğünün ihale bedeli farkının ödenmesi için süre verildiğine ilişkin kararının tebliğinden itibaren alacaklı tarafından söz konusu bedelin süresinde yatırılıp yatırılmadığı araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile şikayetin kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir…”
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:
İstem, ihale bedelinin yatırılması için ihale alıcısına on günlük süre verilmesine ilişkin icra müdürlüğü işleminin iptali ile ihale kararının kaldırılmasına ilişkindir.
Şikâyetçiler vekili; müvekkilleri hakkında Adana 5 İcra Müdürlüğünün 2009/936 sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yürütülen takip nedeni ile Seyhan İlçesi Cemalpaşa Mahallesi, 1018 ada 120 parsel sayılı yerdeki 1 numaralı bağımsız bölümün 07.10.2013 tarihinde 330.000,00TL bedelle alacaklıya ihale edildiğini, ipoteğin 250.000,00TL bedelli limit ipoteği olup aradaki fark olan 80.000,00TL’nin yatırılması için icra memurunca ihale tutanağında süre verilmemiş olduğunu, ipotek bedeli ile ihale bedeli arasındaki farkın derhal yatırılmamış olması nedeniyle icra memurluğunca ihale kararının kaldırılması gerekir iken alacaklı vekilinin başvurusu üzerine 80.000,00TL’nin yatırılması için 23.10.2013 tarihinde on günlük süre verilmesinin yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek memur işleminin iptaline ve ihale kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; takip dosyasında satışın 07.10.2013 tarihinde yapıldığı fakat ipotek limitini aşan kısmının yatırılması konusunda ihale alıcısı alacaklıya süre verilmediği, ipoteğin 250.000,00TL bedelli limit ipoteği olup taşınmaz üzerinde takip alacaklısının alacağına önceliği olan başkaca alacak bulunmadığına göre sıra cetveli yapıldıktan sonra alıcıya ihale bedelini yatırmasına ilişkin süre verilmesi kuralının uygulanmayacağı, 2004 sayılı İflas Kanunu’nun (İİK) 130’uncu maddesinde satışın peşin para ile yapılacağı icra müdürünün alıcıya on günü geçmemek üzere süre verilebileceği, İİK’nın 133’üncü maddesinde ise derhal ya da kendisine verilen süre içinde ihale bedelinin yatırılmaması hâlinde ihale kararının icra müdürü tarafından kaldırılarak teminat miktarının alıkonulacağının düzenlendiği gerekçesiyle 23.10.2013 tarihli memur işleminin iptaline karar verilmiştir.
Karşı taraf/alacaklı vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda gösterilen gerekçe ile bozulmuştur.
Yerel Mahkemece; önceki gerekçelerle ve 07.10.2013 tarihli ihalede, ihale konusu taşınmazın 330.000,00TL bedelle takip alacaklısına ihale edildiği, alacaklının ipoteği 250.000,00TL bedelli limit ipoteği olup, aradaki farkın yatırılması için ihale sırasında alacaklıya süre verilmediği, alacaklı vekilinin tarihsiz ve UYAP’a taranma açıklamasını içermeyen dilekçesi ile ihale bedeli ile alacak miktarı arasındaki farkın yatırılması için süre verilmesini talep etmesi üzerine icra müdürlüğünün 23.01.2013 tarihli kararı ile ihale bedeli farkını yatırması için alacaklıya on gün süre verildiği, İİK’nın 130’uncu maddesinde öngörülen on günlük sürenin kesin olup memur tarafından uzatılamayacağının hükme bağlandığı, bu sürenin hangi tarihten başlayacağı konusunda kanunda açık bir hüküm olmadığı fakat İİK’nın 130 ve 133’üncü maddeleri ile Borçlar Kanununun 278’inci maddesi hükümleri ve İİK’nın 133’üncü maddesinin gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde verilen sürenin ihale tarihinden başlayacağının kabulü gerektiği, şu hâlde alacağın ihale bedelini karşılamadığı ve icra müdürünce ihale bedelinin yatırılması için süre verilmediği hâllerde bedelin derhal ödenmesi gerektiği, süre başlangıcının icra memurunun vereceği süreden itibaren başlatılmasının peşin para ile satış yapılması ilkesine aykırı olacağı vurgulanmak suretiyle direnme kararı verilmiş; direnme kararı karşı taraf/alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; üst sınır ipoteğine dayalı olarak ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan takipte alacağa mahsuben taşınmazı satın alan ipotek alacaklısının ihale bedeli olan 330.000TL ile ipotek alacağı olan 250.000TL arasındaki 80.000TL farkın yatırılması için icra müdürlüğünce ihale tutanağında süre verilmediği gözetilerek, ihale alıcısının 80.000TL olan fark ihale bedeli kısmını ihale tarihinde mi yoksa daha sonra verilecek süre içinde mi ödemesi gerektiği, burada varılacak sonuca göre ihalenin icra müdürlüğünce İİK’nın 133. maddesinin birinci fıkrası uyarınca kaldırılıp kaldırılamayacağı noktalarında toplanmaktadır.
Üst sınır ipoteğine dayalı takip yapan alacaklının alacağına mahsuben ihaleyi alması nedeniyle uyuşmazlığın çözümü için öncelikle, ipotek kavramı ile üst limit (maksimal) ipoteği kavramları hakkında açıklama yapılmasında yarar bulunmaktadır.
Taşınmaz rehninin bir çeşidi olan ipotek, Türk Medeni Kanununun (TMK) 881 ilâ 897’nci maddeleri arasında düzenlenmiştir. Söz konusu maddelerde ipoteğin tanımı yapılmaksızın, ipoteğin amacı ve niteliği (m. 881), kurulması ve sona ermesi (m. 882- 887), hükümleri (m. 888- 891) ve kanuni ipotek hakları (m. 892- 897) ile ilgili hususlar ele alınmıştır. Doktrinde ipotek kavramı, kişisel bir alacağı güvence altına alma amacını güden, kıymetli evraka bağlı olmayan ve bir taşınmazın değerinden alacaklının alacağını elde etmesi olanağını sağlayan sınırlı ayni hak olarak tanımlanmaktadır (Akipek, J.G/Akıntürk,T.: Eşya Hukuku, 2009, s. 786; Gürsoy, K./Eren, F./Cansel, E.: Türk Eşya Hukuku, 1984, s. 1032).
Taşınmaz rehninin temel ilkelerinden biri olan belirlilik ilkesi gereğince, ipoteğin kurulmasında, taşınmazın ne miktar alacak için güvence teşkil edeceği tapu kütüğünde açıkça gösterilmelidir. Bu husus, TMK’nın 851’inci maddesinde "Taşınmaz rehni, miktarı Türk parası ile gösterilen belli bir alacak için kurulabilir. Alacağın miktarının belli olmaması hâlinde, alacaklının bütün istemlerini karşılayacak şekilde taşınmazın güvence altına alacağı üst sınır taraflarca belirtilir." şeklinde ifade edilmiştir.
TMK'nın 851’inci maddesindeki düzenlemeden de anlaşıldığı üzere ipotek, güvence altına alınması düşünülen alacağın miktarının belirli olup olmamasına göre iki şekilde kurulabilir. Buna göre, ipotekle güvence altına alınması düşünülen alacağın miktarı belirli ise anapara ipoteği, belirli değilse üst sınır ipoteği kurulur (Köprülü,B./ Kaneti,S.: Sınırlı Ayni Haklar, 1982- 1983, s. 284, 287; Oğuzman, K./Seliçi, Ö. /Oktay Özdemir,S.: Eşya Hukuku, 12. Baskı, 2009, s. 720; Ayiter,N.: Eşya Hukuku, 1983, s. 171; Akipek/Akıntürk, age s. 757; Ayan, s. 136).
İpoteğin kurulması anında güvence altına alınmak istenen alacak, mevcut ve miktar itibarıyla belirli ise, bu miktar tapu kütüğüne tescil edilir. Bu durumda, bir anapara ipoteği veya sabit ipotek söz konusu olur (Köprülü/Kaneti, s. 284; Ertaş, Ş./İlknur Serdar/Damla Gürpınar, Eşya Hukuku, 2008, s. 538).
İpoteğin kurulması esnasında güvence altına alınmak istenen alacağın miktarı belirli değilse, alacaklının bütün istemlerini karşılayacak şekilde taşınmazın güvence altına alacağı üst sınır taraflarca belirlenmelidir. Bu şekilde, miktarı belirli olmayan alacaklar için kurulan ipoteğe, üst sınır ipoteği veya azami meblağ ipoteği adı verilir (Köprülü/Kaneti, age. s. 287; Akipek, age, s. 192; Ayan, age. s.136).
Üst sınır ipoteği, genellikle rehnin kurulduğu anda miktarı bilinmeyen ve ilerde doğacağı zamanda da miktarının ne olacağı tahmin edilemeyen alacaklar için kurulur. Henüz gerçekleşmemiş olmakla birlikte doğması ihtimali bulunan tazminat alacakları, genel kredi hesabı veya cari hesaptan doğan alacaklar ile şarta bağlı alacaklar bu tür alacaklara örnek olarak gösterilebilir (Oğuzman/Seliçi/Oktay-Özdemir,age. s. 720; Köprülü/Kaneti, ...s. 287- 288; Gürsoy/Eren/Cansel, ...s.967- 968; Ayan, age. s. 136).
Gelinen bu aşamada ihale sonrası ödeme usulünü düzenleyen İİK’nın 130’uncu ve ihalenin feshini düzenleyen İİK’nın 133’üncü maddeleri hakkında da açıklama yapılmalıdır.
İİK’nın 130’uncu maddesi “Satış bedeli peşin ödenir. Ancak icra memuru alıcıya on günü geçmemek üzere bir mühlet verebilir.” hükmünü içermektedir.
Maddede, ihale bedeli ödemesinin nakit olarak (peşin para ile) yapılması öngörülmüş olduğundan, ihale bedelinin nakit olarak yatırılması zorunlu olup, para yerine teminat mektubu, senet ve çek verilemez.
Satış bedelinin kural olarak “peşin” yatırılması gerekirse de, alıcıya on günü geçmemek üzere bir süre tanınabilir. Bu süre kesin olup, memur tarafından uzatılamaz. Şartnamede, “arttırmaya girecek alıcılara süre verilebileceği” konusunda bir taahhüt yer almamışsa ihaleden sonra alıcıya böyle bir süre verip vermemek satış memurunun (icra müdürünün) takdirine bağlıdır (Aslan, E. K: İcra ve İflas Hukukunda Taşınmaz Malların Açık Artırma Yolu ile Paraya Çevrilmesi, s.131; Kuru, B. El Kitabı, 2004, s. 576). Memurun bu konudaki kararına karşı icra mahkemesine şikâyet yoluyla başvurulabilir.
Eğer, şartnamede “alıcıya süre verileceği” konusunda bir taahhüt varsa, satış memuru, istenen süreyi vermek zorundadır. Burada da, memurun bu kararı aleyhine icra mahkemesine şikâyet edilebilir. Alıcıya verilecek süre, 10 günü geçemez. Bu 10 günlük süre bir defada verilebileceği gibi, önce 10 günden az verilip, daha sonra 10 güne tamamlanabilir (Aslan, E. K., age s. 131; Erturgut, M.: İcra ve İflâs Hukukunda Menkullerin Paraya Çevrilmesi, s.123 vd.). Ancak bu şekilde alıcıya verilen sürelerin toplamı hiçbir şekilde 10 günü geçemez.
Alıcı satış bedelini verilen süre içinde, eğer süre verilmemişse hemen tamamen yatırmazsa, icra müdürü ihaleyi kendiliğinden kaldırmak (ihale kararını geri almak) zorundadır. Bu konuda icra hâkimi değil, icra müdürü yetkili kılınmıştır.
30.07.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4949 sayılı Kanununun 38. maddesi ile değişik İİK’nın 134’üncü maddesinin beşinci fıkrasında “Taşınmazı satın alanlar, ihaleye alacağına mahsuben iştirak etmemiş olmak kaydıyla, ihalenin feshi talep edilmiş olsa bile, satış bedelini derhal veya 130’uncu maddeye göre verilen süre içinde nakden ödemek zorundadırlar…” düzenlemesi yer almaktadır. Anılan maddenin değişikliği öncesinde de kanunda açıkça düzenlenmemiş olmakla birlikte alacaklının, ihaleye girerek alacağına mahsuben borçluya ait bir taşınır/taşınmazı satın alabileceği konusunda hiçbir duraksama yoktur. Bu durumun gerek doktrinde ve gerekse Yargıtay içtihatlarında (alacaklıları arttırmaya katılmaya teşvik etmek için) alacaklıya tanınmış olan bu hakkın hukuki niteliğinin teknik anlamda bir “takas” olmadığı (Postacıoğlu, İ. E.: İcra Hukuku Esasları, 1982, s.503 ; Aslan, R.: İcra-İflas Hukukunda İhale ve İhalenin Feshi, 1984, s: 215 ; Erturgut, M., ...e. s. 125 ) ve bu durumda borçlar kanununda öngörülen “alacaklı-borçlu sıfatlarının birleşmesi”nin de söz konusu olmadığı görüşü benimsenmiştir (Arslan, R., ...e. s: 215; Erturgut, M., ...e. s. 125). Taşınmaz, yapılan artırma sonucu alacaklıya ihale edilmiş ise ve taşınmaz üzerinde kendisinden önce haczi bulunan ya da kendi alacağına göre rüçhanlı durumda bulunan bir alacaklı yok ise, alacaklı, borçludaki alacağını yatırmak zorunda olduğu ihale bedelinden mahsup edebilir. Zira burada kökeni Roma Hukukunda bulunan “kimseden daha sonra kendisine iade edilecek parayı peşin olarak ödemesi (yatırması) istenemez.” kuralı uyarınca “alıcı-alacaklının daha sonra kendisine iade edilecek parayı ödemekten kaçınması” durumu söz konusudur (Postacıoğlı, İ. E., ...e. s. 503; Erturgut, M., ...e. s: 125). Ancak ihale bedeli, alıcı alacaklının alacağından fazla ise bu durumda aradaki farkın ödeme süresi içerisinde icra dosyasına ödenmesi gerekecektir (Erturgut,M.,age. s.125,dn.277). Alacaklının alacağının kesinleşmiş olması yeterli olup alacağının satış gerçekleştirilen dosyada olması şart değildir. Alacaklı başka takip dosyalarındaki alacağını da kesinleşmiş olması şartıyla ihale bedelinden mahsup yapabilecektir (Uyar, T.: İcra Hukukunda İhale ve İhalenin Bozulması, 2. Baskı, Manisa 1988, s.453,454; Aslan, R, age. s. 214 vd.).
Öte yandan taşınmazı alacağına mahsuben ihale ile alan alacaklının haciz veya ipotek alacağından önce gelen satışa çıkartılan taşınmaz (veya taşınır) üzerinde haciz veya ipotek olması hâlinde ileride sıra cetveli yapılması gerekeceğinden alacaklının alacağının ihale bedelini karşılayıp karşılamadığı saptanarak bir başka ifade ile alacaklı aleyhine ihale bedel farkı doğduğu tespit edilerek, alıcıdan önce haciz veya ipotek kaydının bulunup bulunmadığı, eğer alacaklı alıcıdan önce konulmuş olan haciz veya ipotek bulunması hâlinde üçüncü kişilerin alacak miktarlarının da belirlenmesi gerektiği dahi belirlenmeden alacaklı alıcıya muhtıra çıkartılamayacağı da tartışmasızdır.
Bu genel açıklamaların ışığında somut olaya gelince; 05.06.2008 tarihinde Bedri Balkar Bakaroğlu’nun maliki olduğu 1018 ada 120 parselde bulunan 1 numaralı iş yeri nitelikli bağımsız bölüm üzerinde 250.000,00TL bedelle alacaklı Adana Organize Sanayi Bölgesi lehine 1.derecede, %84 faizli, fekki bildirilinceye kadar hüküm ifade etmek üzere ipotek resmÎ senedi düzenlendiği ve alacaklının ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe başladığı, borçlunun şikâyeti üzerine Adana 2. İcra Mahkemesinin 29.09.2009 tarih ve 2009/175 E.-1025 K. sayılı kararı ile takibe konu ipotek alacağının limit ipoteği olması nedeniyle ipotek bedeli olan 250.000,00TL'yi aşan kısmın iptaline karar verildiği, diğer bir ifade ile dosya alacağının 250.000,00TL ile sınırlandırıldığı, ipotekli taşınmazı 07.10.2013 tarihli ihalede alacağa mahsuben 330.000,00TL bedelle alacaklının aldığı, ihale tutanağında icra müdürlüğünce alacaklıya bedelin yatırılması için bir süre verilmediği, 22.10.2013 tarihinde borçlu vekilinin ipotek limiti dışında kalan 80.000,00TL'nin yatırılmamış olması nedeni ile satışın düşürülmesine karar verilmesinin talep edilmesi üzerine icra memurluğunca henüz sıra cetveli yapılmamış olduğundan ihale alıcısına ödeme için süre verilemeyeceği gerekçesiyle borçlu vekilinin satışın düşürülmesi talebinin reddine, ihale alıcısı/alacaklıya aradaki fark olan 80.000,00TL'yi yatırması için 10 gün süre verilmesine karar verildiği, bu kararın 30.10.2013 tarihinde ihale alıcısı/alacaklıya tebliğ edildiği ve onun da 01.11.2013 tarihinde ihale bedeli farkı olan 80.000TL’yi icra dairesine yatırdığı anlaşılmaktadır.
Her ne kadar İİK’nın 134. maddesi hükmüne göre, alacaklı ihaleye alacağına mahsuben iştirak etmesi hâlinde satış bedelini derhal veya verilen süre içinde nakden ödemek zorunda değil ise de icra takibine konu ipotek alacağının üst sınır ipoteği olup davacının talep edebileceği miktarın üst sınırını göstermesi ve alacaklının her durumda 80.000TL ihale bedel farkını yatırmak zorunda olmasının yanında, taşınmaz üzerinde ipotek alacaklısının alacağından önce gelen bir haciz ve ipotek alacağının bulunmaması dolayısıyla icra müdürü tarafından sıra cetveli yapılmasının gerekmemesi ve icra müdürünün ihale tutanağında alacaklıya ihale bedelini yatırması için bir süre vermediği hususları birlikte değerlendirildiğinde, İİK’nın 130. maddesi uyarınca ihale alıcısının ihale bedelini derhal yatırması gerektiği kabul edilmelidir.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında İİK’nın 134’üncü maddesinin 5’inci fıkrası uyarınca alacağa mahsuben taşınmazın satın alınması hâllerinde ihale alıcısının ihale bedelini ne derhal ne de İİK’nın 130’uncu maddesinde yazılı on günlük sürede ödemek zorunda olmadığı gibi icra müdürünce ihale bedeli ile limit ipoteği bedeli arasındaki farkın yatırılması için bir süre verilmediğinden, alıcının bu farkı kendiliğinden icra dairesine yatırmasının beklenemeyeceği, İİK’nın 134’üncü maddesinin 5’inci fıkrası hükmü karşısında bu farkın ihalede peşin olarak ödenmesi gerektiği sonucunun çıkarılamayacağı, alıcının ödemesi gereken miktarın ileride yapılacak sıra cetveliyle ortaya çıktıktan sonra istenebileceği, aksinin kabulü hâlinde fark ihale bedeli tam olarak ödenmeden taşınmazın ihale alıcısı adına tescil edilmesi sonucunu doğuracağı, bu yön dikkate alınarak yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından kabul edilmemiştir.
Hâl böyle olunca, yerel mahkemenin yazılı şekilde karar vermesinde bir isabetsizlik görülmediğinden usul ve yasaya uygun direnme kararının onanması gerekir.
S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle karşı taraf/alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin yatırıldığından başka harç alınmasına yer olmadığına, aynı Kanun’un 440’ıncı maddesine göre kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 17.01.2019 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Taşınmazlara ilişkin ihalelerde ihale bedelinin ne zaman ve ne şekilde ödeneceği İİK’nın 130. maddesinde düzenlenmektedir. Bu maddeye göre “satış bedeli peşin ödenir. Ancak icra müdürü alıcıya on günü geçmemek üzere bir mühlet verebilir”. İcra müdürü, satış bedelinin ödenmesi için alıcıya on günden az bir süre vermiş ise bu süreyi 10 günü geçmemek üzere uzatabilir. İhalenin feshi talep edilmiş olsa bile alıcı satış bedelini nakden ödemek zorundadır.
Borçlu ve ihale bedelinden tatmin edilecek bütün alacaklılar muvafakat ederse, icra müdürü alıcıya on günden fazla bir ödeme süresi verebilir. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 23.03.1955 tarih 1/5 sayılı içtihadı birleştirme kararı İİK’nın 133. maddesi uyarınca ihale bedelinin derhal veya verilen mühlet içinde ödenmemiş olması hâlinde satış memurluğunca ihalenin resen feshe yetkisi olup olmadığı konusundaki uyuşmazlığın çözümlenmesine ilişkindir.
Söz konusu karar sonucu “İcra ve İflas Kanununun 133. maddesi uyarınca ihale bedeli artırma şartnamesinde müşteriye aidiyeti tasrih olunan tellaliye resmi derhal veya verilen mühlet içinde ödenmediği takdirde satış memurluğunca ihalenin resen feshedilmesi, edilmediği takdirde vaki olacak şikâyet üzerine mercice ihalenin feshi lüzumuna karar verilmesi lazım geldiğine…” şeklindedir.
Karar gerekçesi ve sonuç kısmında alacağa mahsuben satışlarda alacağın ne zaman ve nasıl ödeneceğine ilişkin bir hüküm içermemektedir. Anılan İçtihadı Birleştirme Kararında atıf yapılan 01.07.1948 tarihli 5237 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu, 26.05.1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirler Kanunu ile yürürlükten kaldırılmış olup bu Kanunun 68. maddesinde tellallık harcını ve mal ve ürünlerini satan gerçek ve tüzel kişilerin (borçluların) ödemekle yükümlü oldukları hükme bağlanmıştır.
İİK’nın 133/1 fıkrası hükmüne göre “Alıcı derhal veya kendisine verilen (azami 10 günlük) süre içinde satış bedelini ödemez ise ihale kararı icra müdürü tarafından kaldırılarak teminat akçesi alıcının ikinci fıkra gereğince mesul bulunduğu meblağa mahsup edilmek üzere alıkonulur”.
İcra müdürü satış bedelini ödemesi için alıcıya süre vermemiş ise alıcının satış bedelini derhal (peşin) ödemesi gerekir.
Artırma şartnamesinde alıcıya ait olacağı gösterilmiş olan tellaliye resmi, ihale damga pul bedeli tapu alım harcı ve katma değer vergisi de satış bedeline dahil olup (hemen değil) ihale kesinleştikten sonra icra müdürlüğünce bunların makul süre içinde yatırılması için alıcıya muhtıra gönderilmiş alıcı muhtırada belirtilen süre içinde ödemez ise icra müdürlüğünce İİK. 133. maddesine göre ihale kaldırılır (HGK. 29.11.2006-12/759-760).
İcra müdürlüğünce ihale tutanağında alıcıya KDV ve damga vergisini yatırması için 10 günlük süre verilse dahi henüz ihale kesinleşmeden ve vergi matrahı ile ödenmesi gereken miktar belli olmaksızın bu sürenin geçerliliğinden bahsedilemez. Ayrıca ihalenin kesinleştiğine dair alıcıya herhangi bir bildirimde bulunulmadan ihale tutanağında verilen sürenin ihalenin kesinleşmesi ile kendiliğinden başlayacağının kabulü hak kaybına yol açacağından ihale tutanağında verilen sürenin İİK’nın 133. maddesine uygun bir muhtıra olarak kabulü mümkün değildir.
Katma Değer Vergisinde satışın yapılması ile vergiyi doğuran olay meydana gelmekte, kesinleşen ihale bedeli verginin matrahı olup alıcının KDV ödeme yükümlülüğü ihalenin kesinleşmesi ile doğmaktadır. İhalenin feshi davası açılması hâlinde ön davanın sonuçlanmasına bağlı olarak ihaleden yıllar sonra ihalenin kesinleşmesi söz konusu olabilmektedir. İcra müdürlüğü ihale kesinleştikten sonra kesinleşen ihale bedeli üzerinden KDV ve damga vergisi tahakkuk ettirdikten sonra İİK. 133. maddesine göre KDV ve damga vergisinin yatırılması için alıcıya süre verilmesi sürede ödenmez ise ihaleyi kaldırması gerekir.
Görüldüğü üzere KDV ve damga vergisinin yatırılması için verginin ihale tutanağında ihaleden itibaren 10 günlük süre verilmesi veya süre verilmeden peşin yatırılmasını istenmesi mümkün değildir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları bu yöndedir (12.HD-12.10.2000, 13675 E., 14951 K.; 12.HD. 02.02.1998, 248 E., 525 K.; 12.HD. 28.04.1997, 4484 E., 4784 K.; 12.HD. 30.04.2001, 5996 E., 7357 K.; 12.HD. 03.12.2015, 2015/16864 E., 30380 K.; 12.HD. 11.06.2013, 2013/12903 E., 2013/21875 K.; 12.HD. 16.12.2003, 21326 E., 24901 K.; HGK. 29.11.2006, 12-759 E., 760 K.).
Bu duruma göre İİK. 133. maddesinde “… verilen mühlet içinde” ibaresinin her zaman ihale tarihinden itibaren mühletin başlaması gerektiği şeklinde yorumlanamayacağı anlaşılmaktadır. Ancak icra memuru ihale tutanağında, ihale bedelinin nakden ödemesini istemiş ve 10 günü geçmemek üzere süre vermiş ise bu süre içinde, süre vermemiş ise satış bedelini ihale günü mesai bitimine kadar nakden peşin ödemesi zorunludur. Şayet satış ilanında ihale bedeli ödenmesi için süre verileceği yazılı ise icra müdürü ihale sırasında ihale bedelinin peşin ödenmesine karar veremez.
Alıcı aynı zamanda alacaklı ise alacağına mahsuben satışa konu taşınmazı ihalede satın alabilir mi?
Başka bir anlatımla alacağa mahsuben ihaleye iştirak edenler ihale bedelini İİK 130. maddesine göre peşin veya verilen 10 günlük süre içinde ödemek zorunda mıdır?
Alıcı aynı zamanda borçludan alacaklı ise hak elde edecek ondan önce gelen bir alacaklı olmadığı takdirde alacaklı, alıcı sıfatı ile ödemek zorunda olduğu paraya ödemekten alacağı ölçüsünde kaçınabilir. Cebri artırma, takip edilen borçlu yararına bir alacak doğurmadığına göre, burada ve teknik anlamda takas söz konusu olmayıp, daha sonra kendisine geri verilecek olan parayı ödeyecek olan kimsenin, bu ödemeyi yapmasına gerek bulunmaması ve bu nedenle bundan peşinen kaçınılması durumu vardır (Postacıoğlu, İlten: İcra Hukuku Eserleri, 6.Basım İstanbul 2010 s.149; Arslan, Ramazan; İcra ve İflas Hukukunda İhale ve İhalenin Feshi, Ankara 1984 s.221).
Satışa çıkarılan taşınmazı alacağına mahsuben almak isteyen alacaklının ihale konusu taşınmaz üzerindeki haciz veya ipotek alacağından önce konulmuş başka haciz veya ipotekler var ise ileride sıra cetveli yapılması gerekeceğinden ve henüz sıra cetveli yapılmamış olduğundan, alacaklının alacağının ihale bedelini karşılayıp karşılamadığı saptanıp ve dolayısı ile alacaklı aleyhine fark doğduğu tespit edilmeden ve alıcıdan önce haciz veya ipotek koyduran üçüncü kişilerin alacaklarının miktarının ne olduğu dahi belirlenmeden alıcı alacaklıya ihale bedelinin yatırılması için süre verilmesi yönündeki icra müdürlüğü kararları doğru değildir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin öteden beri süregelen ve devamlılık gösteren kararları da bu yöndedir. (12.HD. 8.3.2005, 1474 E., 4654 K.; 12 H.D. 10.04.2012, 24854 E., 11924 K; 12 HD. 10.12.2013, 32332 E., 39520 K.; 12 HD. 14.11.2013, 26722 E., 36127 K. sayılı kararları).
Ayrıca ihale tarihine kadar ihale konusu taşınmaz üzerine haciz veya ipotek konulabileceği söz konusu dosya alacaklısının hacze iştirak edilebileceği gibi ihtimalleri de göz önüne aldığımızda, alacağa mahsuben ihaleyi alan alıcıya, ihale sırasında dosya alacağı ile ihale bedeli arası farkı yatırması için süre verilmesi mümkün değildir.
Alacağa mahsuben satışa konu taşınmazları ihalede satın almış olan alacaklıya, icra müdürlüğünce “ihale bedelini nakit olarak yatırması” için süre verilmesi hâlinde, alacaklı bu hatalı işleme karşı süresiz şikayet yoluna başvurabilir. (12.HD. 17.03.2011, 23110 E., 3731 K.).
İİK’nın 134/5 maddesi 30.07.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4949 sayılı kanunla getirilen bir düzenlemedir. Anılan fıkranın birinci cümlesi aynen;
“Taşınmazı satın alanlar, ihaleye alacağına mahsuben iştirak etmemiş olmak kaydı ile ihalenin feshi ile talep edilmiş olsa bile, satış bedelini derhal veya 130 uncu maddeye göre verilen süreler içinde nakden ödemek zorundadırlar” şeklinde düzenlenmiştir. Bu hüküm ihaleye alacağa mahsuben iştirak etmek suretiyle taşınmaz satın alanların satış bedeline derhal veya 130. maddeye göre verilen süre içinde nakden ödemek zorunda olmadıklarını açık bir şekilde vurgulamaktadır. Alacağa mahsuben ihaleyi almasına karar verilen alıcıya ihale tutanağında ihale bedelini yatırması için süre verilmesi açık kanun hükmüne aykırılık oluşturur. Yine alacağa mahsuben ihalenin alıcıya yapılmasına karar verilmesi halinde, ihale tutanağında süre verilmemesi nedeniyle İİK 130. maddesine göre ihale bedelinin veya ihale bedeli ile dosya alacak miktarı arası farkın peşin nakden yatırılması gerektiği şeklinde yorumlanması İİK’nın 134/5 fıkrasının açık hükmü karşısında mümkün değildir. Bu hâlde ihale günü veya ihaleden itibaren 10 gün içinde icra müdürlüğünce nakden ödenmesi gereken miktar belirlenemediğinden İİK 133. maddesine göre ihalenin kaldırılmasına da karar verilmez.
Kaldı ki, ihaleye konu taşınmaz üzerinde ihale alıcısının haciz veya ipotek alacağından sonra haciz veya alacak bulunması hâlinde, alıcının alacağının, ihale bedelinin ne kadarlık kısmını karşıladığı ve dolayısı ile ödenecek fark ihale bedelinin sıra cetveli yapılması sonrası ortaya çıkacağından, icra müdürünün ihale tarihinde bir miktarı belirlemesi, nakden ödemesini kararlaştırması mümkün değildir.
Somut olayda alacaklının limit ipoteğine dayalı olarak borçlu şirket ve ipotek veren üçüncü kişi aleyhinde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlattığı, ipotek limiti alacağının 250.000TL olup, 07.10.2013 tarihinde 330.000TL bedelle alacağa mahsuben alacaklıya ihale olunduğu, ihaleye konu taşınmaz kaydında, alacaklının ipotek tarihinden sonra konulmuş olan kamu ve özel alacak hacizlerinin olduğu ayrıca üçüncü kişi lehine ipotek alacağının mevcut bulunduğu görülmektedir. Bu duruma göre ihale bedelinin bütün alacaklıların alacaklarını karşılamaya yetmeyeceği anlaşıldığından icra memurunun İİK 140. maddesine göre sıra cetveli yapması zorunludur. Sıra cetvelinde yer alan alacaklıların ihale alıcısının 250.000TL olan limit alacağı miktarını dava etmesi ve alıcının alacağının bu miktardan daha az olduğunun tespit edilmesi halinde alıcının yatırması gereken fark ihale bedelinin 80.000TL den daha fazla olacağı şüphesizdir.
Bu nedenle icra müdürü taşınmazı alacağa mahsuben alacaklıya ihale etmiş, dosya alacağı ile ihale bedeli arası farkın nakden peşin veya gününde 10 gün süre vererek ödenmesini kararlaştırmamıştır.
İcra memurunun bu kararı İİK’nın 134/5 fıkrası hükmüne uygun olup bu fıkra uyarınca ihaleye alacağa mahsuben iştirak ederek taşınmazı alanların satış bedelini derhal veya 130. maddeye göre verilen süre içinde nakden ödeme zorunda olmadıkları açıkça düzenlenmiştir.
Alacaklının alacağı oranında satış bedelinin ödemekten kaçınması yasal bir haktır. Alacaklının ihale bedelini mahsubu gereken alacak miktarı da taşınmaz üzerinde başka haciz ve ipotek alacaklarının olması hâlinde ancak sıra cetvelinin
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
İcra ve İflas Hukuku
İhale bedeli, ihale kesinleşene kadar nerede muhafaza edilir?
A) İcra kasasında nakit olarak.
B) Bankalarda nemalandırılır.
C) Maliye veznesinde.
D) Adalet Bakanlığı hesabında.
E) Merkez Bankasında.
Bu maddeyle ilgili 21 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.