2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 135

İcra ve İflas Kanunu 135. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 135 – Taşınmaz alıcıya ihale edilip bedeli alındıktan sonra alıcı namına tescil edilmesi için (134) üncü maddede yazılı müddete riayet edilerek tapuya müzekkere yazılır. (Değişik 6/6/1985-3222/17 md.) Taşınmaz borçlu tarafından veya hacizden evvelki bir tarihte yapıldığı resmi bir belge ile belgelenmiş bir akte dayanmayarak başkaları tarafından işgal edilmekte ise onbeş gün içinde tahliyesi için borçluya veya işgal edene bir tahliye emri tebliğ edilir. Bu müddet içinde tahliye edilmezse zorla çıkarılıp taşınmaz alıcıya teslim olunur. (Ek cümle:24/11/2021-7343/28 md.) Taşınmazın ihale alıcısı adına tescilinden sonra henüz tahliye yapılmadan taşınmazı ihale alıcısından satın alan da bu fıkra gereğince tahliye isteme hakkına sahiptir. Taşınmazların satışına ilişkin hükümlerin gemilere uygulanması:[57]

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

9 karar eşleşti
7. Hukuk Dairesi, 2024/3790 E., 2025/1414 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
a 22 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan 8 numaralı bağımsız bölümüm (icra dosyası üzerinden) 02.03.2012 tarihinde yapılan ihale ile davacı bankaya alacağına mahsuben satıldığı, davacı banka tarafından davalılara 15 günlük süre içeren 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 135. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tahliye emirleri gönderildiği ve tahliye emirlerinin 06.09.2013 tarihinde tebliğ edild
7. Hukuk Dairesi         2024/3790 E.  ,  2025/1414 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/32 E., 2014/637 K. DAVALILAR : ... vd. vekili Avukat ... Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 11.03.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde temyiz eden davacı vekili Avukat ...geldi. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili Bankanın, dava dışı Gülbaş Şirketinden olan alacağının tahsili amacıyla İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2008/8355 Esas sayılı dosyası ile borçlu Şirket ve ipotek veren davalılar aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçildiğini, dava konusu 69 ada 22 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 8 numaralı bağımsız bölümün 02.03.2012 tarihinde alacağa mahsuben davacıya ihale edildiğini, ihalenin kesinleşmesi ile 21.08.2013 tarihinde dava konusu taşınmazın müvekkili adına tapuda tescilinin yapıldığını, davaya konu taşınmazın tahliyesi için taşınmazda bulunan davalılara gönderilen tahliye emrinin 05.07.2013 tarihinde tebliğ edildiğini ancak verilen sürede taşınmazın tahliye edilmediğini belirterek 02.03.2012 tarihinden dava tarihine kadar işlemiş 36.725,00 TL ecrimisil bedelinin dönem sonlarından itibaren işleyecek yasal faizleri ile davalılardan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalılardan ... vekili cevap dilekçelerinde özetle; davacının ihale kesinleşmeden tahliye emri gönderdiğini, tahliye emrinin 05.07.2013 tarihinde tebliğ edildiğini, davacının tahliye emrinin tebliğinden 15 gün sonrası olan 20.07.2013 tarihinden itibaren ecrimisil talep edebileceğini belirterek davanın reddini savunmuş olup ikinci cevap dilekçesinde ise tahliye emrinin 06.09.2013 tarihinde tebliğ edildiğini ve davacının tahliye emrinin tebliğinden 15 gün sonrası olan 21.09.2013 tarihinden itibaren ecrimisil talep edebileceğini belirtmiştir. 2. Diğer davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; dava konusu taşınmazın mülkiyetinin (02.03.2012) ihale tarihinden itibaren davacıya geçtiği, davalılara gönderilen tahliye ihtarnamelerinin 06.09.2013 tarihinde tebliğ edildiği ve işgal başlangıç tarihinin 15 gün sonrası olan 21.09.2013 olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 4.169,20 TL ecrimisil alacağının davalılardan tahsiline karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1. Ek bilirkişi alınmasına yönelik ara kararın ihsas-ı rey mahiyetinde olduğunu, 2. Dava konusu taşınmazın cebri icra yolu ile davacı bankaya ihale edildiğini ve ihale tarihi itibariyle davacının malik sıfatını kazandığını, 3. Davalıların icra dosyasının müteselsil kredi borçlusu ve taşınmazın malikleri olduğunu, 4. Dava konusu taşınmazın (ihaleye rağmen) haksız şekilde kullanılmaya devam edildiğini, 5. Üçüncü kişi konumunda bulunmayan davalıların ihale tarihinden itibaren ecrimisilden sorumlu bulunduğunu, 6. Davalılara ( İcra İflas Kanunu'nun 135. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca) tahliye emri gönderilmesine gerek olmadığını, 7. Davalıların tahliye emrinin tebliğinden önceki dönem yönünden iyiniyetli kabul edilemeyeceğini, 8. Tahliye emrinin tebliğinden 15 gün sonrası olan 21.09.2013 tarihinden itibaren ecrimisil hesaplaması yapılmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, 9. Hükme esas alınan bilirkişi raporlarının denetime elverişli olmadığını, 10. Bilirkişi raporlarının yerleşik Yargıtay uygulamasına aykırı hazırlandığını, emsal araştırmasının eksik yapıldığını, hesaplamanın ne şekilde yapıldığının açıklanmadığını, taraflarınca dosya kapsamına aynı taşınmaza yönelik iki adet ekpertiz raporu sunulmasına rağmen yapılan tespitlerinin söz konusu emsallerle açıkça çeliştiğini ve seçilen bilirkişilerin bölgenin kendine özgü rayiçlerini bilmediğini, beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ecrimisil istemine ilişkindir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; Adalar İcra Müdürlüğünün 2009/1 Talimat sayılı dosyasının alacaklısının (eldeki davada davacı) T. Halk Bankası A.Ş, borçlusunun (dava dışı) Gülbaş Şirketi ve müteselsil kefillerinin ise davalılar olduğu, alacaklı banka tarafından İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2008/8355 Esas sayılı dosyası üzerinden ipoteğin paraya çevrilmesi suretiyle yapılan takip sonucu, dava konusu 69 ada 22 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan 8 numaralı bağımsız bölümüm (icra dosyası üzerinden) 02.03.2012 tarihinde yapılan ihale ile davacı bankaya alacağına mahsuben satıldığı, davacı banka tarafından davalılara 15 günlük süre içeren 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 135. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tahliye emirleri gönderildiği ve tahliye emirlerinin 06.09.2013 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından 02.03.2012 tarihinden itibaren ecrimisil talep edildiği, Mahkemece 06.09.2013 tarihinden dava tarihine kadar olan süreç için 4.169,00 TL üzerinden ecrimisile karar verildiği görülmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 705. maddesinde; “Miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır.” denilerek, mülkiyetin kazanılması ve tescil koşulları düzenlenmiştir, İİK'nun 134/1. maddesinde ise “İcra dairesi tarafından taşınmaz kendisine ihale edilen alıcı, o taşınmazın mülkiyetini iktisap etmiş olur. İhale kesinleşinceye kadar taşınmazın ne şekilde muhafaza ve idare edileceği icra dairesi tarafından kararlaştırılır.” hükmüyle, cebri ihale sonucu mülkiyetin kazanılması ve ihale kesinleşinceye kadar taşınmazın idare ve korunma şekli belirlenmiştir. Bu yasal düzenlemelere göre ihale ile taşınmazı satın alan kişi veya kurum taşınmazın mülkiyetini ihalenin kesinleşmesi hâlinde ihale tarihinde kazanmış olur. Öte yandan, İİK'nun 135. maddesinin ikinci fıkrasında ise “...Taşınmaz borçlu tarafından veya hacizden evvelki bir tarihte yapıldığı resmî bir belge ile belgelenmiş bir akte dayanmayarak başkaları tarafından işgal edilmekte ise onbeş gün içinde tahliyesi için borçluya veya işgal edene bir tahliye emri tebliğ edilir. Bu müddet içinde tahliye edilmezse zorla çıkarılıp taşınmaz alıcıya teslim olunur...” denilmiştir. Anılan yasa hükmüne göre, ihale yoluyla satılan taşınmazın kayıt maliki dışındaki üçüncü kişiler tarafından işgali hâlinde uygulanma olanağı bulmaktadır. Alıcıya ihale edilen taşınmaz kayıt maliki dışındaki kişi yada kişiler tarafından işgal edilmekte ise İİK'nun 135. maddesinin ikinci fıkrasındaki açıklamaları içeren ihtarnamenin işgalciye gönderilerek 15 günlük süre tanınması ondan sonra ecrimisil isteğinde bulunulması gereklidir. Somut uyuşmazlıkta, 02.03.2012 tarihinde yapılan ihalenin kesinleşmesi ile dava konusu taşınmazın mülkiyetinin ihale alıcısı davacı bankaya 02.03.2012 tarihinde geçtiği ve ihale tarihinden itibaren mülkiyet sahibi olana davacı bankanın ecrimisil isteyebileceği, ihalenin tarafı olan davalıların dava konusu taşınmazı tahliye edilmediğine, bu şekilde kullanıldığı sabit olduğuna göre İİK'nun 135. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ihtar keşide edilmeksizin ecrimisilden sorumlu tutulması gerektiği açıktır. Bu nedenle Mahkemece, 02.03.2012 tarihine dava tarihine kadar hesaplama yapması gerekirken yazılı şekilde 06.09.2013 tarihinden dava tarihine kadar hesaplama yapılması doğru değildir. VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 28.000,00 TL Yargıtay duruşma vekâlet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 11.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

6. Hukuk Dairesi, 2015/5970 E., 2016/3123 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
mirasçıları hakkında İİK.nun 135/2 maddesine göre tahliye emri gönderilmesini sağlamıştır.
6. Hukuk Dairesi         2015/5970 E.  ,  2016/3123 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı kiracılık sıfatının tespiti davasına dair karar, davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, kiracılık sıfatının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir Antalya ili Kemer ilçesi 115 ada 20 parsel de kayıtlı taşınmaz üzerinde ... adına 49 yıllığına irtifak hakkı tescil edilmiştir. Bu şirketin 04.03.2003 tarihinde iflasına karar verilmesi üzerine parsel üzerindeki irtifak hakkı ve üzerindeki villalar ihale ile 15.05.2009 tarihinde davalı ...Ş. ye satılarak bu şirket adına 11.03.2010 tarihinde 49 yıllığına irtifak hakkı tescil edilmiştir. Davalı ... taşınmazın irtifak hakkını satın aldıktan sonra villalarda oturan davacılar . . mirasçıları hakkında İİK.nun 135/2 maddesine göre tahliye emri gönderilmesini sağlamıştır. Tahliye emri gönderilmesi üzerine davacılar vekili 09.08.2010 tarihli dava dilekçesinde ihale ile satılan 115 ada 20 parsel üzerinde bulunan '' ... '' nolu villa konusunda önceki malik ...ile müvekkillerinin murisleri arasında 22.10.2002 tarihli mülk kullanım sözleşmesi imzalandığını, davacıların murisinin vefat ettiği, 16.07.2006 tarihine kadar faydalandığını ve kesintisiz kullandığını, ayrıca Kiriş World olarak tanımlanan işletmenin tüm tesislerinden de faydalandığını, 09.03.2009 tarihli açık artırma şartnamesinde açıkca 44 villanın eşyalı olarak kullanıldığının tesbit edildiğini, davalı şirketin açık artırma ilanını görerek ihaleye o şekilde girip aldığını, davalı şirketin tek yetkilisi . ..’nun da aynı yerde villası olup komşu olduklarını, Hüseyin Gündoğdu’nun başından beri müvekkilinin burada hak sahibi olduğunu bildiğini, davacıların kiracılığının iflastan ve satıştan öncesine dayandığını, davacının tahliyesinin istenmesinin mümkün olmadığını belirterek taşınmazda davacıların fuzuli şagil olmadığının ve tüm tesislerde kullanma hakkının bulunduğunun ve tahliye etmek zorunda bulunmadığının tespitini talep etmiştir. Davacı delil olarak 22.10.2002 tarihli önceki malikle yapılan 38 yıllık mülk kullanım sözleşmesine dayanmıştır. Taşınmazın satılması halinde taşınmazda oturan kiracı hacizden önceki bir tarihte kiracı olduğunu iddia ediyorsa bu iddiasını İİK.nun 135/2 maddesinde belirtildiği şekilde resmi belgelerle ispat etmelidir. Ancak taşınmaz alıcısının başından beri kiracı olduğunu bildiğini ve kiracılığını kabul ettiğini iddia ediyorsa bu iddiasını genel mahkemede açacağı menfi tesbit davasında tanık dahil her türlü delil ile kanıtlayabilir. Davacı dava dilekçesinde davalı şirket sahibi ve yetkilisi olan . ..’nun da aynı yerde villası olduğunu ve komşuluk yaptıklarını başından beri kendisinin kiracı olduğunu bildiğini belirtmiş bu konuda tanık dinletmiştir. ./.. Dinlenilen davacı tanıkları şirket yetkilisinin aynı yerde villasının bulunduğunu, sözleşmenin başından beri davacıların ve murislerinin kiracı olarak oturduğunu bildiğini beyan etmişlerdir. Öte yandan 09.03.2009 tarihli açık artırma suretiyle gayrimenkul ve irtifak hakkının satış ilanında 20 sayılı parsel üzerinde bulunan 44 adet villanın tamamına yakınının yabancılar tarafından irtifak hakkı süresince kiralandığı ve fiilen eşyalı olarak kullanıldıkları tespit edilmiş ve bu şekilde satılacağı ilan edilmiştir. Davalı şirketin temsilcisinin . .. olduğu ve aynı yerde 02.08.1999 düzenleme tarihli 99 yıllık mülk kullanım sözleşmesi bulunduğu ve davalı şirket adına ihaleye şirket temsilcisi olarak . ..’nun girdiği anlaşılmaktadır. Uzun süre kiracılarla komşuluk yapan şirket temsilcisi .. . ihale şartnamesinde yabancı kişilerin kiracı olduğunu bilerek ihaleye girip satın aldığına göre hacizden önce davalı şirketin burada davacıların kiracı olarak oturduğunu bildiğinin kabulü gerekir. Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonunda davacıların, hacizden ve satıştan önce dava konusu taşınmazda kiracı olduğu ve bu durumun davalı tarafça bilindiği kanıtlanmış olmakla davacıların kiracı olduğunun tespiti yönünde davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Hüküm yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 18.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2018/6829 E., 2019/7579 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Alacaklı tarafından borçlu aleyhine başlatılan ilamlı takipte, borçlu İcra Mahkemesi'ne başvurusunda; alacaklı yanın 13/03/2002 tarihinde verilen mahkeme kararına dayalı olarak 13 seneyi aşkın bir süre sonra takip başlattığını, İİK.nun 39/1. ve 818 Sayılı Borçlar Kanununun 135/2 maddesi gereğince zamanaşımının gerçekleştiğini belirterek takibin iptaline karar verilmesini talep ettiği, mahkemece da
12. Hukuk Dairesi         2018/6829 E.  ,  2019/7579 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Alacaklı tarafından borçlu aleyhine başlatılan ilamlı takipte, borçlu İcra Mahkemesi'ne başvurusunda; alacaklı yanın 13/03/2002 tarihinde verilen mahkeme kararına dayalı olarak 13 seneyi aşkın bir süre sonra takip başlattığını, İİK.nun 39/1. ve 818 Sayılı Borçlar Kanununun 135/2 maddesi gereğince zamanaşımının gerçekleştiğini belirterek takibin iptaline karar verilmesini talep ettiği, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilerek icra emrinin iptal edildiği görülmektedir. İİK’nun 33/1. maddesinde; icra emrinin tebliği üzerine borçlu yedi gün içinde dilekçe ile icra mahkemesine başvurarak borcun zamanaşımına uğradığı veya imhal veya itfa edildiği itirazında bulunabilir. İtfa veya imhal iddiası yetkili mercilerce re'sen yapılmış veya usulüne göre tasdik edilmiş yahut icra dairesinde veya icra mahkemesinde veya mahkeme önünde ikrar olunmuş senetle tevsik edildiği takdirde icranın geri bırakılmasına karar verileceği hükmü düzenlenmiştir. İİK'nun 33.maddesi nazara alındığında icra emrinde, fazla talep edilen kalemlerin bulunması yada sair hususlarla takibin yapılamayacağının sübuta ermesi halinde hükmün, icranın geri bırakılması şeklinde kurulabileceği açık şekilde düzenlenmiş olup icra emrinin iptali doğru görülmemiştir. Öte yandan; HMK.nun 297.maddesine göre; hükmün hiçbir tereddüte yer bırakmayacak şekilde açık, anlaşılır olması gerektiği nazara alındığında, somut olayda mahkemece, gerekçe kısmında şikayete konu dayanak ilamın zamanaşımına uğradığına ilişkin bir kısım tespitler yapılmakta ise de, hüküm kısmında icra emrinin tamamının iptaline karar verilerek çelişki oluşturmaktadır. O halde HMK'nun 297 ve 298. maddelerine uygun olarak açık, net, anlaşılır ve infazda tereddüt oluşturmayacak nitelikte bir hükmün varlığından söz edilemeyeceğinden, yazılı şekilde hüküm tesisi de isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02/05/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2016/10940 E., 2017/2651 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Bu duruma göre İİK'nun 135/7. maddesinde yazılı koşullar gerçekleştiğinden mahkemece şikayetin kabulüne ve icra müdürlüğünün, tescil işlemini sıra cetveli yapılması şartına bağlayan şikayete konu işleminin iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin reddi yönü
12. Hukuk Dairesi         2016/10940 E.  ,  2017/2651 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından yapılan kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibinde, haczedilen taşınmazın 18.08.2014 tarihinde yapılan açık artırmada alacağa mahsuben alacaklıya ihale edildiği, alacaklının tescil talebinin icra müdürlüğünün 19.10.2015 tarihli kararıyla; taşınmazın son takyidatının istenmesi ve geldikten sonra sıra cetveli yaptırılması gerektiğinden bu aşamada tescil işlemi talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle reddedildiği, alacaklının söz konusu memurluk kararının iptali talebi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. İhale alıcısı adına taşınmazın tapuya tescili için, İİK 134/son hükmüne göre ihalenin kesinleşmesi, İİK 135/1 hükmüne göre ise ihale alıcısının ihale bedelini ödemesi gerekir. Somut olayda ihalenin kesinleştiği çekişmesiz olup, alıcı ihaleyi alacağa mahsuben satın aldığı ve satış bedelinin 10 gün içinde ödenmesine yönelik muhtıranın icra mahkemesi tarafından iptal edildiği gözönüne alındığında, taşınmazın alıcı adına tescili için alıcının ihale bedelini ödeme zorunluluğu da bulunmamaktadır. Somut olayda, mahcuz taşınmazın 18.08.2014 tarihinde alacaklıya alacağa mahsuben ihale edildiği, borçlu tarafından açılan ihalenin feshi davasının reddedildiği, icra müdürlüğünce alacaklıya, ihale bedelinin ödenmesi için gönderilen muhtıranın ise ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2014/630 Esas, 2015/6 Karar sayılı dosyasında verilen kararla iptal edildiği her iki kararın da kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu duruma göre İİK'nun 135/7. maddesinde yazılı koşullar gerçekleştiğinden mahkemece şikayetin kabulüne ve icra müdürlüğünün, tescil işlemini sıra cetveli yapılması şartına bağlayan şikayete konu işleminin iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Şikayetçi alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24/02/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
19. Hukuk Dairesi, 2016/11474 E., 2017/6019 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
n kabulüne ve 09/06/2003 tarihinde ödenen 3.700,00 TL 'nin de davalıdan tahsiline karar verilmişse de davalı alacağa mahsuben para tahsil etmediğini,borçlunun ihalede borca mahsuben aldığı taşınmazın tapusunun kendi adına devredilmediğini, İİK.'nın 135.maddesi uyarınca işlem yapılmadığını, bu miktar yönünden istirdat davasının doğru olmadığını savunmuştur.
19. Hukuk Dairesi         2016/11474 E.  ,  2017/6019 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki menfi tespit-istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı vekili, davalı tarafından müvekkili aleyhine bono dayanak gösterilerek icra takibine girişildiğini,icra takibi nedeniyle müvekkilinin gayrimenkulünün ihaleyle satıldığını,icra takibine konu bonodaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, davalıya senetli veya senetsiz hiçbir borcunun bulunmadığını, taraflar arasında hiçbir ticari ilişki bulunmadığını ileri sürerek ... 4. İcra Müdürlüğü'nün 2002/105 Esas sayılı icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve ödenen miktarın istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ...; davacıyla aile dostu olduklarını, kendisine olan borcundan dolayı takip konusu bonoyu davacının imzalı vaziyette verdiğini, bonodaki imzanın davacıya ait olup olmadığını bilmediğini belirterek, davanın reddini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama ve Adli Tıp Kurumu raporuna göre,bonodaki imzanın davacı borçluya ait olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, takip ve bono sebebiyle davacının borçlu olmadığının tespitine, asıl alacağın dava tarihi itibariyle %40'ı oranında tayin olunan 1.421,50 TL kötü niyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,İİK.'nın 72/6 madde ve bendi uyarınca davaya konu takip sebebiyle davalı tarafça tahsil olunan 09/06/2003 tarihli 3.700,00 TL , 30/06/2003 tarihli 500,00 TL, 22/12/2003 tarihli 725 TL olmak üzere toplam 4.925,00 TL'nin davalıdan istirdatı ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne ve 09/06/2003 tarihinde ödenen 3.700,00 TL 'nin de davalıdan tahsiline karar verilmişse de davalı alacağa mahsuben para tahsil etmediğini,borçlunun ihalede borca mahsuben aldığı taşınmazın tapusunun kendi adına devredilmediğini, İİK.'nın 135.maddesi uyarınca işlem yapılmadığını, bu miktar yönünden istirdat davasının doğru olmadığını savunmuştur. Mahkemece davalının bu savunması üzerinde durularak davacıya ait taşınmazın ihale sonucunda satışı ile tapu devri yapılıp yapılmadığı belirlenerek 3.700,00 TL 'nin istirdadı konusunda sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, mahkeme kararının bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı lehine BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 19/09/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

İcra ve İflas Hukuku

Borçlu, kendisine verilen süre içinde taşınmazı tahliye etmezse ne olur?

A) Para cezası verilir.
B) Süre uzatılır.
C) Taşınmazdan zorla çıkarılır (Tahliye edilir).
D) Taşınmazın mülkiyeti borçluya geçer.
E) Alacaklıya kira öder.