2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 142

İcra ve İflas Kanunu 142. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 142/a- (Ek: 17/7/2003-4949/39 md.) Sıra cetvelinin düzenlenmesi üzerine tebligatı alan ve sıra cetvelinde hak sahibi görünen her alacaklı, bir bankanın kesin ve süresiz teminat mektubunu dosyaya ibraz ederek payına düşen meblâğı tahsil edebilir. 36 ncı maddenin ikinci fıkrası burada da uygulanır.[58] Teminat mektubunda, alacaklının dosyadan tahsil ettiği meblâğ ile bu meblâğın kısmen veya tamamen icra dosyasına iadesinin gerekmesi hâlinde iade tarihine kadar geçecek süreye ait olan faizin, icra dairesinin ilk yazılı talebi üzerine dosyaya ödenmesi taahhüt edilmelidir. Bu esaslar dahilinde teminat mektubuyla garanti edilecek miktar icra dairesince belirlenir. Borç ödemeden aciz vesikası:

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

894 karar eşleşti
12. Hukuk Dairesi, 2022/10299 E., 2023/4381 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAntalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
İcra Müdürlüğünün 2015/8950 Esas ) sayılı dosyasından 24.07.2019 tarihli İcra Müdürlüğü kararın iptaline ve İİK 142/a maddesi uyarınca verilen teminatın iadesine karar verilmiştir.
12. Hukuk Dairesi         2022/10299 E.  ,  2023/4381 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1813 E., 2022/1690 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret TEMYİZ EDENLER : Davalılardan Gelir İdaresi Başkanlığı Antalya Vergi Dairesi Başkanlığı, SGK Başkanlığı ... Antalya Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğü İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 7. İcra Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/147 E., 2022/273 K. Taraflar arasındaki şikayet nedeniyle yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince; şikayetin kabulü ile Antalya Genel İcra Müdürlüğünün 2020/268773 Esas (Kapatılan, Antalya 14. İcra Müdürlüğünün 2015/8950 Esas ) sayılı dosyasından 24.07.2019 tarihli İcra Müdürlüğü kararın iptaline ve İİK 142/a maddesi uyarınca verilen teminatın iadesine karar verilmiştir. Kararın davalı ... Başkanlığı ve davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; davalıların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... Başkanlığı ve davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. ŞİKAYET Şikayetçi 3. kişi dilekçesinde; Antalya 14. İcra Dairesinin 2015/8950 Esas sayılı dosyasında düzenlenen sıra cetvelinde isabet eden tutarın teminat mektubu karşılığında tarafına ödendiği, sıra cetveline karşı kendisi dışında şikayette bulunan olmadığı, şikayetin reddi halinde sıra cetvelinin kesinleşeceği, kabulü halinde ise sıra cetvelinde daha fazla pay ayrılacağı, bu nedenle icra dosyasına sunulan teminat mektubunun iadesini talep ettikleri, icra müdürünün haksız olarak talebin reddine karar verdiği beyanıyla ret kararının kaldırılmasını talep etmiştir. II. CEVAP Dava açılışında hasımsız olarak davanın açıldığı ifade olunmuştur. (Sonrasında BAM kararı doğrultusunda şikayete konu sıra cetvelinde yer alan alacaklılar davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlanmıştır.) III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda, UYAP üzerinden yapılan sorgulamalarda şikayete konu sıra cetvelinde şikayetçinin sırasına ve alacağına yönelik açılmış dava bulunmadığı gerekçesiyle şikayetin kabulü ile Antalya Genel İcra Müdürlüğünün 2020/268773 Esas (Kapatılan, Antalya 14. İcra Müdürlüğünün 2015/8950 Esas ) sayılı dosyasından 24.07.2019 tarihli icra müdürlüğü kararın iptaline ve İİK 142/a maddesi uyarınca verilen teminatın iadesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Başkanlığı ile davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ... ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri Davalı ... Başkanlığı istinaf dilekçesinde; sıra cetvelinin iptali için şikayet eden tarafından açılan davanın derdest olduğu, şikayet edenin teminat mektubu sunup payını tahsil ettiği, sıra cetveli kesinleşmeden teminatın iadesini talep edemeyeceği, iade için yasal dayanak bulunmadığı, sıra cetveli iptal edilir ve Kurum alacağında artış meydana gelirse alacağın tahsilinin tehlikeye düşeceği, kararın hukuka aykırı olduğu beyanıyla kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı taraf SGK vekili istinaf dilekçesinde; şikayet eden tarafından sıra cetveline yönelik açılan davanın derdest olduğu, İİK’nın 142/a maddesindeki düzenleme karşısında davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, her iki dosyanın birleştirilmesi gerektiği, şikayetin süresinde olmadığı, Kurumlarınca yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğu beyanıyla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararı ile; somut olayda kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesince şikâyet eden alacaklının alacak ve sırasına yönelik açılan dava veya itiraz bulunup bulunmadığının araştırıldığı ve bulunmadığının tespit edildiği, istinaf edenler tarafından şikâyet eden alacaklının alacak ve sırasına yönelik açılan dava veya itiraz bulunduğunun iddia ve ispat edilmediği, şikâyet eden alacaklının sıra cetvelinin birinci sırasında yer alan alacak ve sırasına yönelik olarak açılan bir dava veya itiraz bulunmadığından şikayetin kabulü ile sıra cetvelinde şikâyet eden alacaklıya ayrılan tutarın ödenmesi için sunulan teminat mektubunun iadesinin gerektiği, o halde İlk Derece Mahkemesince şikayetin kabulü ile yazılı şekilde hüküm tesisinin isabetli olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Başkanlığı ile davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ... ayrı ayrı temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... Başkanlığı temyiz dilekçesinde; eksik soruşturma ile karar verildiği, davaya konu sıra cetveli olan takibe konu dosyadaki sıra cetvelinin iptali için Antalya 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/513 Esas ve 2019/988 Karar sayılı ilamının var olduğu ve anılan davanın halen kesinleşmemiş olduğu beyanıyla kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı taraf SGK temyiz dilekçesinde; derdestlik ve davaların birleştirilmesi taleplerinin değerlendirilmediği, davaya konu sıra cetveli olan takibe konu dosyadaki sıra cetvelinin iptali için Antalya 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/513 Esas ve 2019/988 Karar sayılı ilamının var olduğu ve anılan davanın halen kesinleşmemiş olduğu beyanıyla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; İİK 142/a maddesi uyarınca icra dosyasına sunulan teminat mektubunun sıra cetveli kesinleşmeden iadesi talebinin reddine ilişkin icra memurluğu kararının iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk İİK 16., İİK 142. madde ve sair ilgili mevzuat 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması HMK'nın 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine ve temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalılar tarafından ayrı ayrı temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanunun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, Harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.06.2023 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.

Diğer kararlar (4)

6. Hukuk Dairesi, 2022/3868 E., 2023/3129 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Davalı vekili; iddiaların hiçbirinin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davada müvekkilinin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, İİK m.142 göre alakadarlar aleyhine dava açılması gerektiğini, diğer alacaklıların ifade edildiğini, bu hususun Yargıtay tarafından bir çok kararda açıkça ifade edildiğini,itiraz davalarında ispat yükünün davalı
6. Hukuk Dairesi         2022/3868 E.  ,  2023/3129 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/610 E., 2022/791 K. DAVA TARİHİ : 01.06.2021 HÜKÜM/KARAR : Başvurunun Esastan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 27. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/169 E., 2022/39 K. Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin alacağının 24.05.2021 tarihli sıra cetvelinde hukuka aykırı olarak ikinci sırada gösterildiğini, ilk sırada yer alan ipotek alacaklısı Hacı Reşit Küçük’ün alacağına tanınan ipoteğin 2 yıl süreli olduğunu, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatmadığını, bu sebeple ipoteğin geçerliliğini yitirdiğini, ayrıca ipotek alacaklısının alacağının gerçek bir alacak olmadığını, protokolün 9. maddesinde yer alan cezai şartın teminatı olduğunu,sıra cetvelinde sıralarının yanlış gösterildiğini, birinci sırada yer verilmesi gerekirken 06.04.2017 tarihinde iki yıl süreli ipotek tesis edilen Hacı Reşit Küçük ‘ün alacağına yer verildiğini, bu nedenle sıra cetvelinde hem kendi sıralarına, hem de birinci sıradaki alacaklı sırasına ve alacağın esasına itiraz ettiklerini ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; iddiaların hiçbirinin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davada müvekkilinin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, İİK m.142 göre alakadarlar aleyhine dava açılması gerektiğini, diğer alacaklıların ifade edildiğini, bu hususun Yargıtay tarafından bir çok kararda açıkça ifade edildiğini,itiraz davalarında ispat yükünün davalı alacaklı üzerinde olduğunu, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; sıra cetveline itiraz davasında İİK nın 142|1 hükmüne göre, kural olarak davacıya göre sıra cetvelinde öncelikli olan ya da aynı derecede hacze iştirak eden alacaklılara yöneltilmesi gerektiği, bu nedenle davalının pasif husumetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya ayrıca HMK 119/2 ye de açık bir şekilde aykırı olduğunu, dava dilekçesinde hangi hususların bulunacağının düzenlendiğini, eksiklik halinde davacıya eksiklik için bir haftalık kesin süre verileceğini ve bu süre içinde eksikliğin giderilmemesi halinde davanın açılmamış sayılacağını,Yargıtay kararları gereğince eksik ya da yanlış kişiye husumet yöneltilmesinin talebin reddini gerektirmeyeceğini, mahkemece taraflarına HMK 119/2. maddesi gereğince süre verilmesi gerektiğini, istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın İcra ve İflas Kanunun 142. maddesi kapsamında açılan alacağın esas ve sırasına itiraz davası olması ile mahkemece husumetin yanlış yöneltilmiş olması nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 119/2. fıkrası gereğince husumetin tamamlanması için davacıya süre verilmesinin düşünülemeyeceği, bu nedenle borçluya karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle red kararında bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerektiğini, temyiz sebepleri olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, İİK 142. maddesi gereğince sıra cetveline karşı itiraz davasıdır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369. ve 119/2. maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 142. maddesi, 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Hukuk Genel Kurulu, 2023/255 E., 2023/939 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Sıra cetveline karşı yedi gün içinde hiçbir şikâyet ve itiraz (İİK md.
Hukuk Genel Kurulu         2023/255 E.  ,  2023/939 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/456 E., 2020/276 K. KARAR : Şikâyetin kabulüne ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 20.12.2018 tarihli ve 2018/1547 Esas, 2018/5995 Karar sayılı BOZMA kararı 1. Taraflar arasındaki sıra cetveline şikâyet isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda, Büyükçekmece 1. İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen şikâyetin kabulüne ilişkin karar şikâyet olunan ... Döviz ve Altın Tic. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına direnilmiştir. 2. Direnme kararı şikâyet olunan ... Döviz ve Altın Tic. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü: I. İNCELEME SÜRECİ Şikâyetçi İstemi 4. Şikâyetçi vekili şikâyet dilekçesinde; müvekkili tarafından İstanbul 18. İcra Müdürlüğünün 2012/12249 Esas sayılı dosyasında borçlular aleyhine 24.05.2012 tarihinde icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin tüm borçlulara 28.05.2012 tarihinde tebliğ edildiğini ve ödeme emrine süresi içinde itiraz edilmeksizin takibin 04.06.2012 tarihinde kesinleştiğini, borçlulara ait menkul malların haczi için Seferihisar İcra Müdürlüğünün 2012/281 Talimat sayılı dosyasına haciz talimatı gönderilip 05.06.2012 tarihinde sıra cetveline konu menkul mallar üzerine haciz konulduğunu, takibin kesinleşme tarihinin sıra cetveli yapılan dosya ile aynı tarih olduğunu, bu nedenle sıra cetvelinde garame oranında dosyalarına da pay ayrılması gerekirken garameye dâhil edilmediğini ileri sürerek Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün 2012/4119 Esas sayılı icra dosyasında düzenlenen sıra cetvelinin iptaline ve müvekkili bankaya garameten paylaştırılmak üzere pay ayrılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Şikâyet Olunanlar Cevabı 5. Şikâyet olunan ... ... vekili cevap dilekçesinde; hem şikâyetçinin hem de müvekkilinin takiplerinin 04.06.2012 tarihinde kesinleştiğini, müvekkilinin haczinin önceki haciz olup tebliğ tarihi ve yasal beş günlük itiraz süresi nazara alındığında takibin 02.06.2012 tarihinde kesinleşmesi gerekirken itiraz süresinin son günü cumartesiye geldiği için son itiraz gününün pazartesiye uzadığını ve bu günün mesai bitimi itibariyle takibin kesinleştiğini, daha önceki tarihli ihtiyatî haczin 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 264/son maddesi gereğince icrai hacze dönüştüğünü, şikâyetçinin takibinin de aynı tarihte kesinleşmesine rağmen bu tarihte icra dosyasında haczinin bulunmadığını, bu nedenle şikâyetçinin aynı mallara kendilerinden önce haciz koyan dosyaların sırasına itiraz etmesinin yasal dayanağının bulunmadığını, her iki icra dosyasının aynı tarihte kesinleşmiş olmasının garame için yeterli olmayıp bu hâlde sıra yapılırken hacizlerin önceliğinin esas alınacağını ve müvekkilin haczinin daha önceki tarihli olup garame şartlarının oluşmadığını belirterek şikâyetin reddini savunmuştur. 6. Şikâyet olunan ... vekili cevap dilekçesinde; şikâyetçinin icra takibi 04.06.2012 tarihinde kesinleşmiş ise de, şikâyetçinin bu tarih itibariyle yapılmış bir haczi bulunmadığından kendisinden önce haciz yapmış olan alacaklıların sırasına itiraz hakkı bulunmadığını belirterek şikâyetin reddini savunmuştur. 7. Diğer şikâyet olunanlar, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunmamışlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararı 8. Büyükçekmece 1. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 30.06.2015 tarihli ve 2012/1381 Esas, 2015/556 Karar sayılı kararı ile; bilirkişiden alınan 04.05.2015 tarihli dördüncü rapor uyarınca şikâyetçinin birinci sırada olması gerektiği gerekçesiyle şikâyetin kabulü ile (1. sıra) İstanbul 18. İcra Müdürlüğünün 2012/12249 Esas sayılı, (2. sıra) Büyükçekmece 2. İcra Müdürlüğünün 2012/4211 Esas sayılı, (3. sıra) Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün 2012/4120 E. ve 2012/4119 E. sayılı, (4. sıra) Seferihisar İcra Müdürlüğünün 2012/279 Esas sayılı, (5. sıra) Büyükçekmece 2. İcra Müdürlüğünün 2012/4192 E. sayılı, (6.sıra) İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün 2012/10571 Esas sayılı ve (7. sıra) İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün 2012/9471 ve 2012/9472 sayılı Esas dosyalarının ele alınmasına karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı 9. Büyükçekmece 1. İcra (Hukuk) Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikâyet olunan ... Döviz ve Altın Tic. A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 10. Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesince 20.12.2018 tarihli ve 2018/1547 Esas, 2018/5995 Karar sayılı kararı ile; “…1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, şikayet olunan ... Döviz ve Altın Tic. A.Ş. vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Şikayet, sıra cetvelinde sıraya ilişkindir. Sıra cetveline yönelik şikayetlerde icra mahkemesi, önüne gelen şikayetleri sonuçlandırmak ve icra müdürüne bu yönde talimat vermekle görevli olup, gerekçede yeni sıra cetvelinin hangi ilkelere göre düzenleneceğini belirlemesi, diğer bir anlatımla alacaklıların ne miktar için hangi sıralarda yer alması gerektiğini saptaması, cetvelin hukuka uygun olmayan kısımlarını göstermesi, bu çerçevede işlem yapılması için icra müdürüne talimat vermesi (İİK'nın 17/1) gerektiğinden, iptal nedenlerinin gerekçede gösterilmesi, hüküm fıkrasında HMK'nın 297/2. maddesi uyarınca gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin sıra cetvelinin iptali ile yetinilmesi ve eda hükmü kurulmaması gerekir. Mahkemece, sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması, İİK'nın yukarıda özetlenen 17. maddesi ile hüküm fıkrasında gerekçeye ait herhangi bir sözün tekrar edilmemesine ilişkin HMK'nın 297/2. maddesine aykırı olduğu gibi, icra müdürünün yerine geçecek şekilde hüküm kurulması anlamına da geldiğinden, doğru olmamıştır. 3-Şikayetçi şikayetinde, yalnızca yapılan sıra cetvelinde garameye dahil edilmeyi talep etmiş olduğu halde, mahkemece talep aşılmak suretiyle ve temyiz eden şikayet olunan ... Döviz ve Altın Tic. A.Ş. aleyhine, bedelden pay alamayacağı şekilde garameden çıkarılması suretiyle, hüküm kurulması doğru olmamıştır. Bu durumda mahkemece, şikayetçinin garameden pay almış olanların garameye girmemesi gerektiğine dair iddiasının bulunmaması ve şikayet olunanlar ... ... ile ... ... Tevzii A.Ş'yi garame dışı bırakacak şekilde kurulan hükmün, bu şikayet olunanlar tarafından temyiz edilmemiş olması nedeniyle, diğer alacaklılar lehine usuli kazanılmış hak doğduğu da dikkate alınarak hüküm kurulması gerekmektedir,…” gerekçesi ile karar bozulmuştur. Direnme Kararı 11. Büyükçekmece 1. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 12.03.2020 tarihli ve 2019/456 Esas, 2020/276 Karar sayılı kararı ile; sıra cetvelinin iptali ile yetinilmesi ve eda hükmü kurulmaması gerekirken sıra cetvelinin oluşturulduğu ve eda hükmü kurulduğu için bozmanın birinci sayfasının son paragrafının bu nedenle yerinde olduğu, ancak bozma gerekçesinin ikinci sayfasının üçüncü paragrafında şikâyetçinin garameden pay almış olanların garameye girmemesi gerektiğine dair iddiasının bulunmadığı belirtilmiş ise de, şikâyetçinin dilekçesinde garamaden paylaştırılmak üzere pay ayrılmasını talep ettiği ve bu paylaştırmanın sıra cetvelindeki sıralamaya göre yapılacağı, yapılacak sıralamada şikâyetçi, birinci sırada olacağı için alacağı satış bedelinden karşılanarak ve diğer sıradakilere pay kalmayacak ise bu sefer garameten paylaştırma söz konusu olmayacağından bir çelişki doğacağı, başka bir anlatımla bu durumun diğer alacaklıların pay almayacakları anlamına geleceği, bozmanın ikinci sayfasının son paragrafında ... ... ile ....’nin garame dışında bırakılacak şekilde hüküm kurulduğu belirtilerek bu hususun diğer alacaklılar lehine usuli kazanılmış hak doğurduğunun belirtildiği, ancak sıra cetvelinde ... ...'in garame dışı bırakılacak şekilde değil, garameden pay alacak biçimde hüküm kurulduğu, bozma kararının ikinci sayfasının üçüncü paragrafında, garame dışı bırakılan ... ... Tevzi A.Ş. dışında ... ...’in değil ...’ın garame dışı bırakıldığı, son olarak bozmanın ikinci sayfasının birinci paragrafında icra müdürlüğü yerine geçecek şekilde hüküm kurulmasının yanlış olacağı belirtildiği hâlde, bu kez bozmanın ikinci sayfasının son paragrafında icra müdürlüğü yerine geçerek kurulan hükme geçerlilik kazandıracak şekilde ... ... ile ....’yi garame dışı bırakacak şekilde kurulan hükmün diğer alacaklılar lehine usuli kazanılmış hak doğuracağının kabulü de çelişki içerdiğinden bozmaya uymanın veya direnmenin yanlış olacağı, zorunlu olarak direnme kararı verildiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi 12. Direnme kararı süresi içinde şikâyet olunan ... Döviz ve Altın Tic. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 13. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; sıra cetveline şikâyet talebinde sıra cetvelinin iptali ile birlikte icra müdürünün yerine geçecek şekilde hüküm kurulmasının yerinde olup olmadığı, şikâyetçi, sıra cetvelinde garameye dâhil edilmeyi talep ettiği hâlde, mahkemece ilk kararı temyiz eden şikâyet olunan ... Döviz ve Altın Tic. A.Ş. aleyhine, bedelden pay alamayacak şekilde garameden çıkarılması suretiyle hüküm kurulmasının doğru olup olmadığı, mahkemece verilen ilk kararın şikâyet olunanlar ... ... ile ... ... Tevzii A.Ş. tarafından temyiz edilmemiş olması nedeniyle diğer alacaklılar lehine usuli kazanılmış hak doğduğu dikkate alınarak hüküm kurulmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 14. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuya ilişkin yasal mevzuatın ve ilgili kavramların irdelenmesi gerekmektedir. 15. Genel olarak icra takibi beş aşamadan oluşur. Bu aşamalar takip talebi, ödeme (icra) emri, haciz, satış ve paraların paylaştırılmasıdır. Paraların paylaştırılması, icra takibinin son safhasıdır. Diğer aşamalara geçilebilmesi için alacaklının talepte bulunması gerektiği hâlde, paraların paylaştırılmasına (ödenmesine) başlanabilmesi için alacaklının bir talebine gerek yoktur. İcra dairesi, satış sonucunda elde edilen paraları, kendiliğinden (resen) alacaklılara paylaştırır. Paraların paylaştırılması, aynı malların birden fazla alacaklı için haczedilmiş (hacze iştirak edilmiş) olması hâlinde söz konusu olur. Hacizli mallar bir alacaklı için haczedilmişse, o zaman paraların paylaştırılması değil elde edilen paranın alacaklıya ödenmesi söz konusudur (Kuru, B: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 729). 16. Sıra cetvelinin düzenlenmesi için birden fazla alacaklının bulunması ve borçlunun malvarlığının satılması sonucunda elde edilen para ile tüm alacaklıların alacağının ödenememesi gerekir. Hacze iştirak eden tüm alacaklıların alacağı ödenebiliyorsa sıra cetveli düzenlenmez. Eğer takibin sonunda tek alacaklı olursa, satış sonucu elde edilen para alacaklının alacağına yetmezse, yine sıra cetveli düzenlenmez, alacaklıya alacağının ödenmeyen kısmı için bir aciz belgesi verilir (Pekcanıtez, H./ Atalay, O./ ..., M.S./Özekes, M.: İcra ve İflâs Hukuku, 10. Bası, Ankara, 2012, s. 387). 17. İcra ve İflâs Kanunu’nun 140 ıncı maddesinde; “..Satış tutarı bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemiye yetmezse icra dairesi alacaklıların bir sıra cetvelini yapar. Alacaklılar 206 ncı madde mucibince iflas halinde hangi sıraya girmeleri lazım geliyorsa o sıraya kabul olunurlar. Bununla beraber ilk üç sıraya kayıt için muteber olan tarih haciz talebi tarihidir…” hükmü bulunmaktadır. 18. İlk haczi uygulayan icra dairesi, alacaklıların bir sıra cetvelini yapar (İİK md. 140/1; İcra ve İflâs Kanunu Yönetmeliği md. 59). Haczedilen mallar istinabe yolu ile haczedilmiş ve satılmış olsa bile, sıra cetvelini düzenleme yetkisi, takibin yapıldığı icra dairesine aittir. İstinabe olunan icra dairesinin bu sıfatla (istinabe olunan icra dairesi sıfatıyla) sıra cetveli düzenleme yetkisi yoktur. Sıra cetveli kesinleşmeden, icra müdürü paraları paylaştıramaz. Bu sıra cetveline dayanarak yapılan paylaştırmada, artık bütün alacaklıların alacağının tam olarak ödenmesi mümkün değildir. Sıra cetvelinde, aynı derecede hacze iştirak etmiş olan (İİK md. 100-101) bütün alacaklılar alacak miktarları ve faizleri ile gösterilir. Bu alacaklıların her biri belli bir sıraya girer. Bu sıra İİK’nın 206 ncı maddesinde gösterilmiştir (Kuru, s.732-733). 19. İcra ve İflâs Kanunu’nun 206 ve 207 nci maddelerine göre sıra cetvelinin nasıl düzenleneceği İcra ve İflâs Kanunu Yönetmeliğinin 59 uncu maddesinde gösterilmiştir. Buna göre alacaklıların ad ve soyadları, talep edilen, kabul ve reddedilen para miktarlarının, alacak hakkındaki kararın ne olduğu ve hangi sıraya kabul edildiği yazılır. 20. Düzenlenecek sıra cetvelinde; alacaklılar İİK’nın 206 ncı maddesine göre iflâs hâlinde hangi sıraya girmeleri lazım geliyorsa o sıraya kabul olunurlar (İİK md. 140/2). Satış bedelinden önce birinci derecede hacze iştirak edenlerin alacakları ödenir. Geriye bir şey artarsa bu, ikinci dereceye verilir. Paylaştırma parasının artması hâlinde sırasıyla diğer derecelere dağıtılır. Satış bedelinin birinci derecedeki alacaklıların tamamını karşılamaması hâlinde (veya diğer dereceler içinde bakiyenin alacakları karşılamaması durumunda da) derece için de sıra cetveli düzenlenir. Bu şekilde yapılan dağıtım sonucunda, alacağına kavuşamayanlar olursa İİK’nın 143 üncü maddesi uyarınca bunlara borç ödemeden aciz belgesi verilir (Deynekli, A./Kısa, S.: Hacizde ve İflâsta Sıra Cetveli, 3. B., Ankara 2005, s. 111). 21. Bu aşamada hacze iştirakin açıklanmasında fayda vardır. Borçluya karşı bir veya birkaç alacaklı tarafından yapılan takip sonucunda borçlunun haczedilen malları tüm alacaklıların alacağının ödenmesini mümkün kılıyorsa hacze iştirak sorunu ortaya çıkmayacaktır. Ancak, borçluya karşı takip yapan birden fazla alacaklının alacağı, borçlunun haczedilen mallarının satışı sonunda karşılanamıyorsa, hacze iştirak söz konusu olabilir. Hukukumuzda, borçlunun mallarına önce haciz koyduran alacaklının, alacağını önce alacağı şeklinde bir prensip geçerli değildir. Yani ilk haciz sahibi alacaklının esasen sonraki alacaklılara bir rüçhan hakkı bulunmamaktadır. Haczin rehin hakkına benzer bir etkisi ve dolayısıyla önce haciz koyduran kişinin, diğer alacaklılara göre önceliği kabul edilmemiştir. Sadece maaş veya ücret hacizlerinde sırada önce gelen haczin kesintisi bitmeden, sonraki haciz için kesinti yapılamaz (İİK md. 83/2, c. 3) (Pekcanıtez/ Atalay/ .../ Özekes, s. 312-313). 22. İcra ve İflâs Kanunu’nda hacze iştirakin iki çeşidi düzenlenmiştir. Bunlar takipli (adi) veya takipsiz (imtiyazlı) iştiraktir. Gerek takipli gerekse takipsiz iştirakte alacaklılar İİK’nın 100 ve 101 inci maddelerindeki şartları taşımaları hâlinde borçlunun malları üzerine kendilerinden önce konulmuş hacizlere ilk haciz üzerine satılan malın tutarı vezneye girinceye kadar katılabilirler. Hacze iştirak hâlinde satış bedeli aynı derecedeki alacaklılar arasında garame (oranlama) suretiyle dağıtıma tabi tutulur. İştirak alacaklısı o derece içinde yer alan diğer alacaklılarla eşit statüye sahip olur ve hacizli malların satışından elde edilen paradan alacağı oranında pay alır. 23. Sıra cetvelindeki açıklamalara geri döndüğümüzde, İİK’nın 141 inci maddesine göre sıra cetvelinin birer sureti icra dairesi tarafından alakadarlara tebliğ edilir. 24. İcra ve İflâs Kanunu’nun “Cetvele itiraz” başlıklı 142 nci maddesi ise; “Cetvel suretinin tebliğinden yedi gün içinde her alacaklı takibin icra edildiği mahal mahkemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel mündericatına itiraz edebilir. Dava basit muhakeme usuliyle görülür. İtiraz alacağın esas ve miktarına taallük etmeyip yalnız sıraya dairse şikayet yoliyle icra mahkemesine arz olunur” şeklinde düzenlenmiştir. 25. İcra ve İflâs Kanunu’nun 142 nci maddesi gereğince alacaklılar sıra cetvelinin bir suretinin kendilerine tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde sıra cetveline şikâyet yoluna başvurabilirler veya sıra cetveline itiraz davası açabilirler. Sıra cetveline karşı yedi gün içinde hiçbir şikâyet ve itiraz (İİK md. 142) yapılmazsa sıra cetveli kesinleşir ve ancak bundan sonra (kesinleşen) sıra cetveli gereğince paraların paylaştırılmasına geçilebilir. Buna karşılık, yedi gün içinde sıra cetveline karşı (icra mahkemesinde) şikâyet veya (mahkemede) itiraz yoluna başvurulursa, paylaştırma işleminin sonuçlanmasına kadar durdurulması ve sıra cetvelinin kesinleşmesine kadar beklenmesi gerekir. Ancak, sıra cetvelinde hak sahibi görünen her alacaklı, banka teminat mektubu karşılığında kendisine ödeme yapılmasını isteyebilir (İİK md. 142/a). 26. Sıra cetveline karşı koymak isteyen alacaklı (bu konudaki takip hukuku kurallarının yanlış uygulandığını iddia etmeyip) sıra cetveline alınmış olan bir alacaklının alacağına veya onun sırasına (veya hem alacağına hem de onun sırasına) itiraz etmek istiyorsa, o zaman sıra cetveline karşı, mahkemede itiraz yoluna başvurması, yani o alacaklıya karşı genel mahkemede dava açması gerekir (Kuru, s. 736). 27. İcra müdürlüğünün, sıra cetvelini yaparken bu husustaki takip hukuku hükümlerine aykırı hareket ettiği ve yapılan işlemin hâdiseye uygun olmadığı iddia edilmekte ise, bu hâlde sıra cetveline karşı başvurulacak olan yol, icra mahkemesine şikâyet (İİK md. 16) yoludur (İİK md. 142/3). İİK’nın 142 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmünden sıra cetveline karşı şikâyet yolunun sadece sıraya karşı bir itirazda bulunulması hâline münhasırmış gibi bir anlam çıkmakta ise de, icra müdürünün uymak ve re’sen yapmak zorunda olduğu bütün hususlardan dolayı İİK’nın 16 ncı maddesi gereğince şikâyet yoluna başvurulabilir (Kuru, s. 734). 28. İcra müdürlüğünün sıra cetvelini yaparken bu husustaki takip hukukuna uygun hareket etmemesi, bu konudaki hükümleri gereği gibi ve olaya uygun uygulamaması hâlinde ilgililer şikâyet yoluna başvurabilirler (İİK md. 16). Örneğin icra memuru ihale kesinleşmeden sıra cetveli düzenlemiş ise, bu bir şikâyet sebebi teşkil eder. Bunun yanında İİK’nın 142 nci maddesinin üçüncü fıkrasına göre alacaklının bulunduğu sıraya ilişkin olarak yani istediği sıraya kabul edilmemesi durumunda şikâyet yoluna başvurması mümkündür (Pekcanıtez, H./ Simil, C.: İcra ve İflâs Hukukunda Şikâyet, 2. B., İstanbul 2017, s. 488). 29. Sıra cetveline karşı şikâyet üzerine icra mahkemesince sadece sıra cetvelinin iptaline karar verilebilir. Yoksa icra müdürünün yerine geçerek yeni bir sıra cetveli düzenleyemez (Pekcanıtez/Simil, s. 393). Sıra cetveline yönelik şikâyetlerde icra mahkemesi, önüne gelen şikâyetleri sonuçlandırmak ve icra müdürüne bu yönde talimat vermekle görevli olup, şikâyete konu işlemin kanuna veya olaya aykırılığı tespit edilirse sıra cetvelinin iptaline karar verilir. İcra mahkemesi gerekçede düzenlenecek yeni sıra cetvelinin hangi ilkelere göre düzenleneceğini, alacaklıların ne miktar için hangi sıralarda yer alması gerektiğini belirterek, hukuka uygun olmayan kısımları gösterir ve bu çerçevede işlem yapılması için icra müdürüne talimat (İİK md. 17/1) verir. Yeni sıra cetveli yapılması görevi icra dairesine ait olduğundan iptal nedenlerinin hükümde belirtilmeden sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi ile yetinilmesi gerekir. Şikâyet üzerine iptal edilen sıra cetvelinin yerine iptal gerekçesi de dikkate alınarak icra dairesince yeniden sıra cetveli yapılarak ilgililere tebliğ edilir. 30. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 23.03.2021 tarihli ve 2017/(23)15-1912 Esas, 2021/320 Karar sayılı kararında da benimsenmiştir. 31. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; alacaklı ... ... tarafından Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün 2012/4119 Esas sayılı icra dosyasında başlatılan takip üzerine, Seferihisar İcra Müdürlüğünün 2012/276 Talimat sayılı dosyasından 25.09.2012 tarihinde gerçekleştirilen taşınır satışlarından 109.945,50 TL gönderildiği, satışı gerçekleştirilen taşınır mallar üzerinde yirmi yedi ayrı haciz şerhinin bulunduğu, elde edilen para ile tüm alacaklıların alacağının ödenemediği, bunun üzerine icra müdürlüğünce anılan icra dosyasında alacaklıların sıra cetvelinin düzenlendiği, düzenlenen sıra cetveline karşı HSBC Bank A.Ş. tarafından yapılan şikâyet üzerine icra mahkemesince şikâyetin kabul edilerek ve yeniden sıra cetveli düzenlenerek karar verildiği anlaşılmaktadır. 32. Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, icra mahkemesi, önüne gelen şikâyetleri sonuçlandırmak ve icra müdürüne bu yönde talimat vermekle görevli olup, şikâyete konu işlemin kanuna veya olaya aykırılığını tespit ederse 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 297/2 nci maddesi uyarınca gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin sadece sıra cetvelinin iptaline karar verir. 33. Somut olayda icra mahkemesince, sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, hüküm kısmında yeniden sıra cetveli düzenlenerek yazılı şekilde karar verilmesi, az yukarıda ifade edildiği üzere İİK’nın 17 nci maddesi ile hüküm fıkrasında gerekçeye ait herhangi bir sözün tekrar edilmemesine ilişkin HMK'nın 297/2 nci maddesine aykırı olduğu gibi, icra müdürünün yerine geçecek şekilde hüküm kurulması anlamına da geldiğinden yerinde değildir. 34. Bununla birlikte HSBC Bank A.Ş. şikâyet dilekçesinde, icra müdürlüğünce düzenlenen sıra cetvelinde birinci sırada yer alması gerektiği yönünde talepte bulunmayıp, yalnızca yapılan sıra cetvelinde garameye dâhil edilmeyi istediği hâlde, icra mahkemesince bu talep aşılarak, garame yönünde karar verilmeyip, şikâyet olunan ... Döviz ve Altın Tic. A.Ş. aleyhine, icra dosyasına gelen paradan pay alamayacak şekilde garameden çıkarılarak karar verilmesi doğru olmamıştır. 35. İcra mahkemesince, sıra cetvelinin hangi ilkelere göre düzenleneceği, alacaklıların ne miktar için hangi sıralarda yer alması gerektiği belirlenirken, şikâyetçinin garameden pay almış olanların garameye girmemesi gerektiğine dair iddiasının bulunmadığının dikkate alınması, ayrıca şikâyet olunanlar ... ... ile ... ... Tevzii A.Ş.'yi garame dışı bırakacak şekilde verilen kararın, bu şikâyet olunanlar tarafından temyiz edilmemesi nedeniyle diğer alacaklılar lehine usuli kazanılmış hak doğduğunun gözetilmesi, mahkemece verilecek kararın gerekçesinde, düzenlenecek yeni sıra cetvelinde bu ilkelere de yer verilmesi, iptal nedenleri hükmün sonuç kısmında ayrıca belirtilmeden sıra cetvelinin sadece iptaline karar verilmesi gerekmektedir. 36. Hâl böyle olunca; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 37. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. IV. KARAR Açıklanan sebeplerle; Şikâyet olunan ... Döviz ve Altın Tic. A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’na 5311 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi ile eklenen Geçici 7 nci maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken İİK’nın 366/III. maddesi uyarınca kararın tebliğden itibaren on gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2022/9070 E., 2023/3150 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Taraflar arasındaki İİK'nın 142/a maddesi gereğince teminat mektubu karşılığında ihale bedelinin şikayetçi alacalıya ödenmesi talebinin reddine dair icra müdürlüğü kararının iptaline yönelik şikayet sebebiyle yapılan inceleme sonucunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin kabulü ile
12. Hukuk Dairesi         2022/9070 E.  ,  2023/3150 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi HÜKÜM/KARAR : Karar Verilmesine Yer Olmadığına İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 5. İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki İİK'nın 142/a maddesi gereğince teminat mektubu karşılığında ihale bedelinin şikayetçi alacalıya ödenmesi talebinin reddine dair icra müdürlüğü kararının iptaline yönelik şikayet sebebiyle yapılan inceleme sonucunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin kabulü ile ... 5. İcra Müdürlüğü 2018/4642 Esas sayılı dosyasında 05.11.2021 tarihli müdürlük kararının kaldırılmasına, İİK 142/A maddesi uyarınca kesin teminat mektubu sunulması halinde şikayetçi alacaklı vekilinin talebi doğrultusunda işlem yapılmasına karar verilmiştir. Kararın karşı taraf 3. kişiler ... ve ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, karşı taraf ... ve... Vergi Dairesi Müdürlüğünün taraf sıfatları bulunmadığından istinaf başvuruları hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı karşı taraf 3. kişiler ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Şikayetçi temlik alan takip alacaklısı vekili isteminde; şikayetçi alacaklının temlik aldığı ... 5. İcra Müdürlüğünün 2018/4642 Esas sayılı dosyasından ipotekli taşınmazların satışının gerçekleştirildiğini, 29.06.2021 tarihli ihalenin kesinleştiğini ve alıcı tarafından ihale bedelinin takip dosyasına ödendiğini, ardından sıra cetveline ilişin itiraz davası açıldığını, bunun üzerine şikayetçi alacaklı tarafından istenilen 04.11.2021 tarihli, İİK 142/A maddesi gereğince teminat mektubu karşılığında ihale bedelinin şikayetçi alacalıya ödenmesi talebinin, icra müdürlüğünce reddedildiğini belirterek, takip dosyasından İİK 142/A teminat mektubu karşılığında satış bedelinin ödenmesine ilişkin 05.11.2021 tarihli icra müdürlüğü red kararının iptaline ve satış bedelinin teminat mektubu karşılığında taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Karşı taraf 3. kişi ... vekili cevap dilekçesinde; istem konusu taşınmaz üzerinde amme alacağından kaynaklı hacizlerinin bulunduğu ve sıra cetvelinde 4. sırada bulunduklarını, İcra İflas Kanunu'nun ilgili maddeleri gereğince sıra cetvelinin kesinleşmesinden sonra bedelin paylaştırıldığını belirterek şikayetin reddini savunmuştur. Karşı taraf 3. kişiler ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; ipotekli taşınmazlar üzerinde dairelerinin herhangi bir haczi bulunmadığını beyanla şikayetin tarafları açısından husumet yönünden reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; icra müdürlüğünce sıra cetveli düzenlenmiş olup karşı taraf sıra cetveli alacaklılarından ... tarafından sıra cetvelinin iptali davası açıldığı ve sıra cetvelinin kesinleşmediği, sıra cetveli kesinleşmeden paylaştırma yapılamayacağı, ancak İİK'nın 142/a maddesi uyarınca, sıra cetveline itiraz edilmesi halinde, alacaklının teminat mektubu ibraz ederek payına düşen meblağı tahsil edebileceği anlaşılarak şikayete konu ilgili müdürlük kararının yerinde olmadığı gerekçesiyle Şikayetin kabulü ile ... 5. İcra Müdürlüğü 2018/4642 Esas sayılı dosyasında 05.11.2021 tarihli müdürlük kararının kaldırılmasına, İİK 142/A maddesi uyarınca kesin teminat mektubu sunulması halinde şikayetçi alacaklı vekilinin talebi doğrultusunda işlem yapılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde karşı taraf 3. kişiler ... ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri İcra müdürlüğünce sıra cetveli düzenlendiği, karşı taraf sıra cetveli alacaklılarından ... tarafından sıra cetvelinin iptali davası açıldığı, sıra cetvelinin kesinleşmediği, sıra cetveli kesinleşmeden paylaştırma yapılamayacağı, icra müdürlüğünün kararının yerinde olduğu ileri sürülmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; şikayete konu kararın sonuçlarından menfaatleri etkilenecek olan sıra cetveline itiraz davası açan haciz alacaklısı ... olduğu halde ve İlk Derece Mahkemesince şikayetçi alacaklı tarafından husumet yöneltilmediği halde, sıra cetvelindeki 2. Ve 3. sıra alacaklıları olan ... ve ... ile 4. sıra alacaklısı Karatay Belediye Başkanlığının şikayet yargılamasına dahil edilerek şikayetin kabulüne karar verildiği, kararın davalı 3. kişiler ... ve ... tarafından istinaf edildiği görülmekle, 25.08.2021 tarihli sıra cetvelinde paylaşıma konu olan paradan adı geçen davalılara pay ayrılmadığı gibi sıra cetveline itiraz başvurusunda da bulunduklarını iddia etmedikleri anlaşıldığından, ... ve... Vergi Dairesi'nin şikayet yargılamasında taraf sıfatları bulunmadığından istinaf başvuruları hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde karşı taraf 3. kişiler ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Taraflarınca husumet itirazı olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince bu itiraz dikkate alınmadan hüküm kurulduğundan kararı istinaf etme haklarının doğduğu, husumet yönünden red kararı vermeyen İlk Derece Mahkemesi kararının bu yönüyle bozulması veya düzeltilerek onanması gerektiği, bu yönüyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının hatalı olduğu ileri sürülmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK'nın 142/a maddesi gereğince teminat mektubu karşılığında ihale bedelinin şikayetçi alacalıya ödenmesi talebinin reddine dair icra müdürlüğü kararının iptaline yönelik şikayet istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2. 2004 sayılı İİK md. 140, MD.142/A 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup karşı taraf 3. kişiler ... ve ... vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, Harç alınmasın yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.05.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Hukuk Genel Kurulu, 2017/1176 E., 2021/1522 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
İİK'nın 142/1. maddesi hükmüne göre, "Cetvel suretinin tebliğinden yedi gün içinde her alacaklı takibin icra edildiği mahal mahkemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel münderecatına itiraz edebilir." Anılan hükümde yer alan "alakadarlar" ifades
Hukuk Genel Kurulu         2017/1176 E.  ,  2021/1522 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki "memur işleminin iptali" isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda, Kocaeli 1. İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen şikâyetin reddine ilişkin karar şikâyetçi üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına direnilmiştir. 2. Direnme kararı şikâyetçi üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Şikâyetçi Üçüncü Kişi İstemi: 4. Şikâyetçi üçüncü kişi vekili şikâyet dilekçesinde; Kocaeli 6. İcra Müdürlüğünün 2013/2439 E. sayılı dosyası ile borçlu hakkında takip başlatıldığını, aracın 03.04.2014 tarihinde satıldığını, icra müdürlüğü tarafından düzenlenen sıra cetvelinde, bedelin birinci sıra alacaklısı olarak aracın muhafaza ve depo alacağından dolayı Kızılırmak Yediemin Otopark İşletmeciliği Otomotiv Lojistik Ltd. Şti.'ye verilmesine başkaca satış bedeli kalmadığından motorlu taşıtlar vergisi (MTV) borcu için de ödeme yapılmasına yer olmadığına karar verildiğini, yapılan işlemin hatalı olduğunu, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un (6183 sayılı Kanun) 21. maddesi uyarınca MTV alacağının rehinli alacaklardan önce geldiğini, ayrıca Adalet Bakanlığına Ait Depo ve Garajlarda Muhafaza Edilen Mahcuz Mallar İçin Ücret Tarifesi Hakkında Tebliğ’in 4. maddesi uyarınca, muhafaza ücretinin malın satışına esas değerin %30’unu geçemeyeceğini ileri sürerek sıra cetvelinin ve derece kararının iptalini talep etmiştir. Şikâyet Olunan Cevabı: 5. Şikâyet olunan şikâyet dilekçesine karşı cevap vermemiş, yargılamaya katılmamıştır. 6. Dâhili şikâyet olunan vekili cevap dilekçesinde, müvekkili tarafından yedieminlik ücret alacağına ilişkin başlatılan icra takibinin kesinleşmesi üzerine aracın satışının istendiğini ve ihale sonucu alacağa mahsuben aracın müvekkili şirkete ihale edildiğini, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 138. maddesi uyarınca muhafaza masraflarının satış bedelinden öncelikle karşılanacağını ayrıca müvekkili tarafından işletilen otoparkın Adalet Bakanlığına Ait Depo ve Garajlarda Muhafaza Edilen Mahcuz Mallar İçin Ücret Tarifesi Hakkında Tebliğ kapsamında işletilen bir yer olmadığını, bu nedenle tarifede yedieminlik ücreti için belirlenen %30’luk üst sınırın burada uygulanamayacağını belirterek şikâyetin reddini savunmuştur. Mahkeme Kararı: 7. Kocaeli 1. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 20.05.2014 tarihli ve 2014/254 E., 2014/275 K. sayılı kararı ile; borçlu hakkında yapılan icra takibinin itirazsız kesinleştiği, borçlu adına kayıtlı araca 09.04.2013 tarihinde haciz konulduğu, aracın 03.04.2014 tarihinde 5.200TL bedelle satışının gerçekleştirildiği, satışın itirazsız kesinleştiği, Kocaeli 6. İcra Müdürlüğü tarafından düzenlenen 03.04.2014 tarihli sıra cetveli kararında “Aracın satış bedelinden kalan 2.238TL'nin 2004 sayılı İİK’nın 206/1. maddesi gereğince aracın muhafaza alacağından dolayı dosya alacaklısına verilmesine, başka kalan satış bedeli olmadığından aracın aynından doğan motorlu taşıtlar vergisi borcu için de ödeme yapılmasına yer olmadığına” karar verildiği, takibe konu alacağın, bedeli paylaşıma konu olan aracın otoparkta muhafazasından kaynaklanan yediemin ücreti olduğu, yediemin ücretinin İİK'nın 138/2. maddesinde belirtilen tüm alacaklıları ilgilendiren masraflardan olduğu, bu nedenle satış bedelinden öncelikle ödenmesi gerektiği, sıra cetvelinin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle şikâyetin reddine karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 8. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikâyetçi vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 9. Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 27.04.2015 tarihli ve 2014/6344 E., 2015/2903 K. sayılı kararı ile; “…1-Şikayetçi vekilinin şikayet olunan ...'e ilişkin temyiz itirazları yönünden; İİK'nın 142/1. maddesi hükmüne göre, "Cetvel suretinin tebliğinden yedi gün içinde her alacaklı takibin icra edildiği mahal mahkemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel münderecatına itiraz edebilir." Anılan hükümde yer alan "alakadarlar" ifadesi, kural olarak borçluyu değil, şikayet eden alacaklıdan sıra itibariyle önce olan ve kendisine pay ayrılan alacaklıları ifade eder. Şikayet, kural olarak şikayet edene göre sıra cetvelinde öncelikli olup, pay ayrılan ya da aynı derecede hacze iştirak eden alacaklılara, diğer anlatımla kendisine pay ayrılan ve şikayet sonucundan etkilenecek olan alacaklılara yöneltilmelidir. Borçlunun taraf sıfatı olmadığı halde şikayet olunan olarak şikayet dilekçesinde gösterilmesi doğru olmadığından, mahkemece borçlu ... yönünden şikayetin HMK'nın 114/1-h ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddi gerekirken yazılı şekilde esastan reddi doğru olmamış ise de karar sonucu itibariyle doğru olduğundan şikayetçi vekilinin borçlu ...'e yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Şikayetçi vekilinin şikayet olunan Kızılırmak Yediemin Otopark İşletmeciliği Otomotiv Lojistik Tic. Ltd. Şti'ye yönelik itirazlarına gelince; Şikayet, haciz sıra cetvelindeki sıraya ilişkindir. İİK'nın 206. maddesi, anılan Yasa'nın “İflasın hukuki neticeleri” başlıklı yedinci babında yer almaktadır. Bu madde hükmü, iflas tasfiyesi sırasında düzenlenen sıra cetvelindeki imtiyazları düzenlemekte olup, hacze iştirak hali dışında haciz yolu ile ilgili takiplerde uygulanmaz. Haciz yolu ile takiplerde bedeli paylaşıma konu malın satış tutarı bütün alacaklıların alacaklarını karşılamaya yetmezse, bir sıra cetveli düzenlenir. Haciz yolu ile takiplerde düzenlenen sıra cetvelinde kural, alacaklıların haciz tarihlerine göre sıralanmasıdır. Bunun için ilk kesin haciz sahibi alacaklı ve buna iştirak edebilecek diğer alacaklılar belirlenerek hacze iştirak dereceleri oluşturulur. Bu nedenle, sıra cetvelini düzenleyen icra memurluğunca bu maddeye dayanılmış olması doğru olmamıştır. Şikayet olunanın alacağı otopark ücreti alacağıdır. TBK'nın 580. (BK'nın 482.) maddesi hükmü uyarınca, işletenler, kendilerine bırakılan veya konaklama yerlerine, garaj, otopark ve benzeri yerlere konulan eşya veya hayvanlar üzerinde, ücretlerini veya saklama giderlerinden doğan alacaklarını güvenceye almak için hapis hakkına sahiptirler. Kiraya verenin hapis hakkına ilişkin hükümler, kıyas yoluyla burada da uygulanır. Kiraya verenin hapis hakkını düzenleyen TBK'nın 336. (BK'nın 267.) maddesinde ise, "taşınmaz kiralarında kiraya veren, işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan altı aylık kira bedelinin güvencesi olmak üzere, kiralananda bulunan ve kiralananın döşenmesine veya kullanılmasına yarayan taşınırlar üzerinde hapis hakkına sahiptir." hükmüne yer verilmiştir. Kiralayanın hapis hakkı, kiralanan yerde bulanan kiracıya ait taşınır eşyayı kira alacağına karşı alıkoymak ve kira borcunu ödemediği takdirde onu paraya çevirerek alacağını öncelikle tahsil etme yetkisi veren bir tür kanuni rehin hakkıdır. Taşınır malların kiralanan yere gelmesiyle işleyecek altı aylık kira nedeniyle hapis hakkı doğar. Hapis hakkı taşınır malların kiralanan yere gelmesiyle birlikte doğduğundan daha sonra hapse konu malların üçüncü bir şahıs tarafından haczedilmesi ve mahcuzların paraya çevrilmesi halinde kiralayanın geçmiş bir yıllık ve işlemekte olan altı aylık kira alacağının satış bedelinden öncelikle ödenmesi gerekir.(Y.19.H.D'nin 18.03.1999 tarih ve 1199 E., 1767 K. ve Y. 21.H.D'nin 29.11.2005 tarih ve 6074 E., 12377 K. ve Dairemizin 16.12.2014 tarih ve 5154E., 8161 K; 01.04.2015 tarih ve 243E., 2172 K. sayılı ilamları bu yöndedir.) Öte yandan İİK'nın paraların paylaştırılması başlığını taşıyan 138/2 maddesi; "Haciz, paraya çevirme ve paylaştırma gibi bütün alacaklıları alakadar eden masraflar önce satış tutarından alınır ve artan para takip masrafları ve işlemiş faizler dahil olduğu halde alacakları nisbetinde paylaştırılır." düzenlemesine, aynı maddenin 3. bendinde ise; "Vekil vasıtasiyle yapılan takiplerde vekalet ücretinin miktarı, alacaklı ile borçlu arasında yapılmış Sözleşmeye bakılmaksızın, icra memuru tarafından avukatlık ücret tarifesine göre hesaplanır. Bu şekilde tayin olunan vekalet ücreti de takip masraflarına dahildir." düzenlenmesine yer verilmiştir. Bu düzenleme uyarınca, satış bedelinden bütün alacaklıları ilgilendiren ortak masraflar alındıktan sonra, artan para alacaklılara, asıl alacak, talep edilmiş ise işlemiş faiz ve takip giderleri de dahil edilerek, alacakları nisbetinde ödenir. Buradaki takip giderleri sadece o alacaklıyı ilgilendiren, onun takibine ait giderler olup, ödeme ve icra emrinin tebliği masrafları, alacaklının peşinen ödediği harçlar (İİK'nın 15 ve 59. mad.) ve vekalet ücretidir. Mahkemece, şikayet olunanın otopark ücreti alacağının, tüm alacaklıları ilgilendiren ortak masraflardan olduğu ve bu nedenle satış bedelinden öncelikle ödenmesi gerektiği kabul edilmiş ise de, anılan yasal düzenlemede ifade edilen ortak masraflar, satış dosyasında yapılan yediemin ücreti, satış ve paylaştırma giderleri gibi bütün alacaklıları ilgilendiren masraflar olup, şikayet olunan alacağının bu kapsamda değerlendirilmesi isabetsiz olmuştur. Şikayetin konusu, İİK'nın 138/2. maddesinde düzenlenen ortak masraflara ilişkin olmayıp, sıra cetvelinde şikayet olunana ayrılan yediemin ücreti alacağına ilişkin sıraya yöneliktir. Diğer yandan, motorlu taşıtlar vergisi 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu’nun 1. maddesinde yer alan taşıtların aynından doğan bir vergidir. Cebri artırmaya konu olan aracın motorlu taşıtlar vergisi borcu ödenmeden ihale alıcısı adına tescili dahi mümkün değildir. Gerek Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 21/2. ve gerek İİK'nın 206/I. maddesinde, eşya ve taşınmazın aynından doğan vergilerin rehinli alacaklardan da önce tahsil edileceklerini açıkça hükme bağlanmıştır. Ayrıca, ülkemizin de tarafı olduğu ve Anayasa'nın 90. maddesi gereği iç hukukun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6, 1982 Anayasası'nın 36. maddesinde adil yargılanma hakkına yer verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 27. maddesinde, adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olarak hukuki dinlenilme hakkı düzenlenmiş, bu hakkın, yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirme yapmasını da içerdiği belirtilmiştir. İİK'nın 18/3 ncü maddesinde "Aksine hüküm bulunmayan hallerde icra mahkemesi, şikayet konusu işlemi yapan icra dairesinin açıklama yapmasına ve duruşma yapılmasına gerek olup olmadığını takdir eder; duruşma yapılmasını uygun gördüğü takdirde ilgilileri en kısa zamanda duruşmaya çağırır ve gelmeseler bile gereken kararı verir." hükmüne yer verilmiştir. Kanunda açıklık bulunmayan hallerde, duruşma yapılıp yapılmayacağı hakimin takdirine bırakılmış ise de; öngörülen takdir hakkı mutlak bir seçimlik hak olmayıp, halin icabına göre değerlendirilmesi gereken bir takdir hakkıdır. Sıra cetveline karşı şikayette bulunulması halinde bu takdir hakkının duruşma yapılarak kullanılması kanunun amacına uygun düşer. Mahkemenin takdirine göre duruşma açılmasının gerekli görüldüğü hallerde ilgililerin duruşmaya çağrılması yasal bir gerekliliktir. Şikayet sonunda hakları haleldar olabilecek alacaklıların savunma haklarını kullanabilmeleri ve adalet dengesinin sağlanabilmesi bakımından takdir hakkı, duruşma açılması yönünde kullanılmalıdır. Bu durumda, mahkemece, şikayet tarihinde yürürlükte olan HMK'nın basit yargılama usulüne ilişkin 316. vd. madde hükümleri uyarınca yargılamanın yürütülmesi, şikayet olunana şikayet dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilip, taraf teşkilinin sağlanması; İİK'nın 18. maddesi uyarınca duruşma açılması, tahkikatın duruşmalı olarak yapılması, şikayetçinin motorlu taşıtlar vergisinden kaynaklanan alacağının, şikayet olunanın rehinli alacağından önce ödenmesi gerektiği belirtilerek, şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken, şikayet olunanın şikayete konu alacağının İİK'nın 138/2. maddesinde belirtilen tüm alacaklıları ilgilendiren yediemin ücreti alacağı olmadığı, şikayete konu sıra cetvelinde, şikayet olunanın bu kapsamdaki alacağının ödenmesine karar verilmiş olduğu gözden kaçırılarak, yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır,…’’ gerekçesiyle karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 10. Kocaeli 1. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 24.12.2015 tarihli ve 2015/545 E., 2015/637 K. sayılı kararı ile; önceki gerekçe tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir Direnme Kararının Temyizi: 11. Direnme kararı süresi içinde şikâyet isteminde bulunan üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 12. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; 1- Eldeki sıra cetveline şikâyet dosyasında mahkemece duruşma açılarak karar verilmesinin gerekip gerekmediği, 2- Şikâyetçi kurumun MTV alacağının öncelikli alacak olduğu yönündeki sıra cetveline şikâyet dosyasında, satış bedelinden motorlu taşıtlar vergisinin yediemin ücreti alacağından önce ödenmesinin gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 13. İcra ve İflas Kanunu’nun “Sıra cetveli” başlıklı 140. maddesine göre; “Satış tutarı bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemiye yetmezse icra dairesi alacaklıların bir sıra cetvelini yapar. Alacaklılar 206. madde mucibince iflas hâlinde hangi sıraya girmeleri lazım geliyorsa o sıraya kabul olunurlar. Bununla beraber ilk üç sıraya kayıt için muteber olan tarih haciz talebi tarihidir”. Aynı Kanunun 141. maddesi uyarınca “Sıra cetvelinin birer sureti icra dairesi tarafından alakadarlara tebliğ edilir”. 14. İcra ve İflas Kanunu’nun “Cetvele itiraz” başlıklı 142. maddesi, “Cetvel suretinin tebliğinden yedi gün içinde her alacaklı takibin icra edildiği mahal mahkemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel mündericatına itiraz edebilir. Dava basit muhakeme usuliyle görülür. İtiraz alacağın esas ve miktarına taallük etmeyip yalnız sıraya dairse şikayet yoliyle icra mahkemesine arz olunur”. Aynı Kanun’un 138/2 maddesi ise, “…Haciz, paraya çevirme ve paylaştırma gibi bütün alacaklıları alakadar eden masraflar önce satış tutarından alınır ve artan para takip masrafları ve işlemiş faizler dahil olduğu halde alacakları nispetinde paylaştırılır…”. Şeklinde düzenlenmiştir. 15. Açıklanan bu yasal düzenlemeler ile İİK’nın 100 ve 101. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, borçluya ait paranın veya satılan malın tutarı vezneye girinceye kadar birden fazla alacaklı tarafından haciz konulması hâlinde yapılan satış sonucu elde edilen satış tutarının bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmemesi durumunda icra müdürlüğünce sıra cetveli yapılması gerekir. Sıra cetvelinde aynı derecede hacze iştirak etmiş olan (m. 100-101) bütün alacaklılar, alacak miktarları ve faizleri ile gösterilir. Bu alacaklıların her biri belli bir sıraya girer. Bu sıra, İİK’nın 206. maddesinde gösterilmiştir (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara, 2013, s. 730, 732,733). 16. Sıra cetveli, satış bedelinden alacakları ödenecek kimselerin ve bunların alacaklarının İİK’nın 206. maddesi uyarınca imtiyaz durumlarının ve hangi sıraya dâhil olduklarının tespiti amacıyla düzenlenir. Böylece hangi alacakların öncelikle ödeneceği, hangi mahiyetteki alacakların hangi sıraya kaydedileceği sıra cetveli yapılması ile belirlenmiş olur. İİK’nın 206 ve 207. maddelerine göre sıra cetvelinin nasıl düzenleneceği İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği’nin 59. maddesinde gösterilmiştir. 17. Yönetmeliğin 59. maddesi uyarınca alacaklıların ad ve soyadları, talep edilen, kabul ve reddedilen para miktarlarının, alacak hakkındaki kararın ne olduğu ve hangi sıraya kabul edildiği yazılır. İİK’nın 141. maddesi gereğince de sıra cetvelinin birer suretinin icra dairesi tarafından alakadarlara tebliğ edilmek suretiyle alacaklılara itiraz etme imkânı sağlanmaktadır. 18. İcra dairesince sıra cetveli yapılmaması hâlinde bu husus, İİK’nın 16/2. maddesine göre bir hakkın yerine getirilmemesine ilişkin olduğundan alacaklılar icra mahkemesine şikâyet yolu ile başvurarak aynı Kanunun 17/2. maddesine göre sıra cetveli yapılmasının emredilmesine karar verilmesini talep edebilirler. Nitekim aynı ilkelere Hukuk Genel Kurulunun 16.03.2021 tarihli ve 2017/12/729 E., 2021/265 K. sayılı kararında da değinilmiştir. 19. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; alacaklı şirket vekili tarafından yediemin muhafaza alacağının tahsili amacıyla Kocaeli 6. İcra Müdürlüğünün 2013/2439 E. sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibin itirazsız kesinleşmesi üzerine aracın satışının yapıldığı ve alacağa mahsuben satışın alacaklıya ihale edildiği, icra müdürlüğünce düzenlenen 03.04.2014 tarihli sıra ve derece kararı ile, İİK’nın 206/1. maddesi uyarınca satıştan kalan bedelin aracın muhafaza alacağından dolayı dosyanın alacaklısına verilmesine, başka kalan bedel olmadığından MTV borcunun ödenmesine yer olmadığına karar verildiği, şikâyetçi Karamürsel Vergi Dairesi Başkanlığının icra mahkemesine başvurarak icra müdürünün sıra ve derece kararının iptalini talep ettiği görülmektedir. 20. Şikâyetçi vekili tarafından icra (hukuk) mahkemesine sunulan şikâyet dilekçesinde, MTV alacağının satış bedelinden öncelikli olarak ödenmesi gerektiği, ayrıca Adalet Bakanlığına Ait Depo ve Garajlarda Muhafaza Edilen Mahcuz Mallar İçin Ücret Tarifesi Hakkında Tebliğ’in 4. maddesi uyarınca, muhafaza ücretinin malın satışına esas değerin %30’unu geçemeyeceği ileri sürülerek sıra cetvelinin ve derece kararının iptali talep edilmiştir. 21. Şikâyetçi vekili; icra müdürlüğünce düzenlenen sıra ve derece kararının iptalini talep ederken, MTV alacağının rüçhanlı alacak olduğunu ileri sürmekle birlikte, alacaklı tarafından talep edilen yediemin ücreti miktarının da hatalı olduğunu belirterek yediemine ödenmesi gereken alacak miktarının da ayrıca belirlenmesini istemiştir. 22. İcra ve İflas Kanunu’nun 142/3. maddesinde, itirazın alacağın esas ve miktarına ilişkin olmayıp yalnız sıraya dair ise şikâyet yolu ile icra (hukuk) mahkemesine başvurulabileceği düzenlenmiş olup, alacağın miktarına ilişkin olarak yargılama yapılması ve sıra cetvelinin doğru düzenlenip düzenlenmediğinin buna göre değerlendirilmesi genel mahkemece yapılabilecektir. MTV alacağının yediemin ücretinden önce ödenip ödenmeyeceği hususu icra (hukuk) mahkemesinde şikâyet yolu ile çözülebilir ise de; yediemin ücretinin tespitinde yedieminin kendi tarifesi yerine Adalet Bakanlığınca belirlenen ücret tarifesinin uygulanacağına ilişkin belirleme ve yediemine ödenecek ücretin ne kadar olacağının tespit edilmesi genel mahkemelerde yapılacak yargılama ile çözülebilir. 23. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Bu nedenle mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde şikâyet hakkında hüküm kurulması yerinde değildir. 24. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, tarifeye göre belirlenen yediemin ücretinin takip masrafı olarak satış tutarından öncelikli alınmasının, muhafaza tedbirinin uygulandığı takip dosyasında yapılacak paranın paylaştırılması hâlinde söz konusu olduğu, yedieminin ücretini alacaklı sıfatı ile takibe koyması hâlinde İİK’nın 138/2. maddesi uyarınca öncelikli alacak olmayacağı, icra müdürlüğünce yediemin ücretini tarifeye göre hesapladıktan sonra arta kalan parayı sıraya dâhil etmesi gerektiği, yediemin ücretinin hesaplanmasının alacağın esasına ilişkin olmadığı, sadece tarifeye ilişkin olarak alınacak ücretin belirleneceği, direnme kararının açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerle bozulması gerektiği görüşü ile, şikâyetçinin Kanun’a uygun yapılmayan sıra cetvelinin iptali talebinin, sıra cetveli düzenlenmeden önce İİK’nın 138/2. maddesine uymayan muhafaza masrafının belirlenmesi yönündeki icra müdürü işlemini de kapsadığı, icra dosyasında bulunan sıra ve derece kararının Kanun’a uygun şekilde düzenlenmediğinden sıra cetveli niteliğini taşımadığı, şikâyetin usulsüz düzenlenen bu belgenin iptaline ilişkin olduğu, direnme kararının açıklanan bu farklı değişik gerekçe ve nedenlerle bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüşler yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. 25. Diğer taraftan gerekçeli karar başlığında, dava tarihi 28.04.2014 olduğu hâlde 12.11.2015 olarak gösterilmesine ilişkin yanlışlık, mahallinde düzeltilebilir maddi hata niteliğinde bulunduğundan bu husus ayrıca bozma nedeni yapılmamıştır. 26. Hâl böyle olunca, açıklanan bu gerekçe ile direnme kararının görev nedeniyle usulden bozulması gerekmiştir. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Direnme kararının görev nedeniyle usulden BOZULMASINA, Bozma neden ve kapsamına göre şikâyetçi vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 5311 sayılı Kanun'un 29. maddesi ile eklenen geçici 7. madde atfıyla uygulanmakta olan İİK’nın 366/III. maddesi uyarınca kararın tebliğden itibaren on gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.11.2021 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. KARŞI OY 1-Uyuşmazlık şikâyetçi Vergi Dairesi Müdürlüğünün motorlu taşıtlar vergisi alacağının öncelikli alacak olduğu yönündeki sıra cetveline şikâyet dosyasında satış bedelinden motorlu taşıtlar vergisinin takip alacağı olan yediemin ücreti alacağından önce ödenmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Somut olayda alacaklı yediemin otopark işletmeciliği limited şirketi 41 K 2100 plakalı aracın 1001.2011-25.03.2013 tarihleri arasında doğan 8.350TL’lik yediemin ücreti alacağı için 26.03.2013 tarihinde borçlu ... aleyhinde genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlattığı, takip alacağının kesinleşmesi üzerine motorlu araç 03.04.2014 tarihinde ihalede alacağa mahsuben 5.200TL’ye satıldığı 21.04.2014 tarihinde düzenlenen şikâyete konu sıra cetvelinde 5.200TL ihale bedelinden, takipten satışa kadar olan 2.262TL yediemin ücreti ve 700TL satış masrafı düşüldükten sonra kalan 2.238TL’nin İİK’nın 206/1. uyarınca aracın muhafaza alacağı olmasından dolayı dosya alacaklısına verilmesine, kalan satış bedeli olmadığından aracın aynından doğan MTV borcun için ödeme yapılmasına yer olmadığına İİK 140, 141, 142. maddeleri gereğince karar verilmiştir. 2- Şikâyetçi Vergi Dairesi 6183 sayılı Kanunu’n 21. maddesi gereğince motorlu taşıtlar vergisi alacağının rehinli alacaklardan önce geldiğini, ayrıca Adalet Bakanlığına ait depo ve garajlarda muhafaza edilen mahcuz mallar için ücret tarifesi hakkındaki tebliğin 4. maddesi uyarınca muhafaza ücretinin malın satışına esas değerinin %30’nu geçemeyeceğini ileri sürerek sıra cetveli ve daire kararının iptalini talep etmiştir. 3- Mahkemece yediemin ücretinin 2004 sayılı İİK’nın 138. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen tüm alacaklıları ilgilendiren masraflardan olduğu için satış bedelinden öncelikle ödenmesi gerektiği, sıra cetvelinin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle şikâyetinin reddine karar verilmiştir. 4- Özel Daire bozma ilamında İİK’nın 138/2. maddesinde yazılı haciz ve paraya çevirme ve paylaştırma, masrafların satış dosyasında yapılan yediemin ücreti ve satış ve paylaştırma giderleri gibi bütün alacakları ilgilendiren masraflar olduğu, şikâyet olunan alacağın bu kapsamda değerlendirileceği, şikâyet konusunun İİK’nın 138/2. maddesinde düzenlenen ortak masraflara ilişkin olmayıp sıra cetvelinde şikâyet olunana ayrıca yediemin ücret alacağına ilişkin sıraya yönelik olduğu gerekçesiyle şikâyetin kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle mahkeme kararının bozulmasına karar vermiştir. Konuyu irdelemeden önce konu ile ilgili yasa maddelerine değinmek gerekmektedir. 5- Paraların paylaştırılması icra takibinin son aşaması olup satış tutarı bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmez ise icra dairesi re’sen İİK’nın 140. maddesi uyarınca alacaklıların bir sıra cetvelini yapar. 6- İİK’nın 138/2. fıkrası hükmüne göre “Haciz, paraya çevirme ve paylaştırma gibi bütün alacaklıları alakadar eden masraflar önce satış tutarından alınır ise artan para takip masrafları ve işlemin faizler olduğu hâlde alacakları nispetinde paylaşır. Bu ortak giderler, bütün alacaklıların ortak menfaat için yapılmış olup, bununla bütün alacaklılar ilgilidir. 7- Sıra cetveli, satış bedelinden alacakları ödenecek kimseleri ve bunların alacaklarının İİK’nın 206. maddesi uyarınca imtiyaz durumlarının ve hangi sıraya dahil olduklarının tespiti amacı ile düzenlenir. Böylece hangi alacaklarına öncelikle ödeneceği hangi mahiyetteki alacakların hangi sıraya kaydedileceği sıra cetveli yapılması ile belirlenmiş olur. İİK’nın 206. ve 207. maddelerine göre sıra cetvelinin nasıl düzenleneceği İcra ve İflas Kanunu yönetmeliğinin 59. maddesinde gösterilmiştir. 8- İİK’nın 206. maddesinin birinci fıkrası 15/03/2018 tarihinde yürürlüğe giren 7101 sayılı Kanunun 5 maddesi ile değiştirilmiş ise de, ihale tarihinde yürürlükte bulunan İİK’nun 140. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken 206 maddenin birinci fıkrasında bir malın aynından doğan devlet alacaklarının rehinli alacaklardan önce ödemesi gerektiği düzenlenmiştir. 9- İİK’nın 88. maddesinin beşinci fıkrasının son cümlesi “haczedilen malların muhafazası aşamasındaki ücretler Adalet Bakanlığı tarafından düzenlenecek tarife ile belirlenir.” şeklinde ifade edilmiştir. 10- Haczedilen mallar Adalet Bakanlığı tarafından yetki verilen gerçek veya tüzel kişilere ait lisanslı yediemin depolarında muhafaza edilir (İİK. m. 88/IV c.1). Bu tür yerlerin çalışma ilkelerini gösteren ilk yönetmelik “Mahcuz malların muhafaza edildiği Adalet Bakanlığı depo ve garajların çalışmasına dair yönetmelik” ismi ile 13/07/1987 tarihinde yayınlanmış ve yürürlüğe girmiştir. 11- Daha sonra 14.05.2014 tarih 29.000 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan lisanslı yediemin depoları yönetmeliği yürürlüğe girmiş, bu yönetmelikte 23/08/2016 tarihli ve 29810 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren “Lisanslı Yediemin Depoları Yönetmeliği” ile yürürlükten kalkmıştır. Yedieminlere uygulanacak ücret tarifesi bu yönetmeliklere uygun olarak her yıl çıkartılan tebliğlerde düzenlenmiştir. Bu tebliğ hükümleri icra müdürlüklerince yediemin olarak görevlendirilen özel yediemin depoları için de uygulanmaktadır. Satış masrafı olarak, icra müdürü ihale sonrasında yediemin ücretini belirler. 12- İcra müdürünün yediemin ücreti belirlemesi ile ilgili işlemini yediemin icra mahkemesinde şikâyet konusu yapabilir (12 H.D. 27/1072013 gün 17419/20907 kararı ). İcra mahkemesi yargılamaya ihtiyaç duymaksızın tarifeye göre ücret belirlemesi yapılıp yapılmadığını denetler. Yargıtay bir kararında; yedieminin ücretinin ödenmesi yönünde icra müdürlüğüne başvurması gerekirken takip alacaklısı hakkında genel haciz yoluyla icra takibi yapması usulsüzdür görüşündedir (12.H.D. 20/10/2013 tarih 16384/20338 sayılı kararı: Kuru, Baki İcra İflas Hukuku El Kitabı , Ankara 2013 s. 430). 13- Yedieminler, yediemin ücretinin doğduğu icra takibinden yediemin ücret alacağını alma yerine, Adalet Bakanlığının her yıl ilgili yönetmeliğine uygun olarak çıkardığı tarife ile belirlenen ücreti az bularak daha fazla yediemin ücreti almak için ayrı bir takip yapmaktadırlar. 14- Yediemin alacağı için yedieminin yaptığı ilamsız icra takibinde yediemin alacağı artık İİK’nın 138/2. maddesinde düzenlenen bütün alacakları ilgilendiren satış masrafı olmaktan çıkıp dosya alacağı hâline gelmektedir. Bir alacağın hem satış masrafı hem de aynı zamanda dosya alacağı olması mümkün değildir. 15- Ancak Yargıtay İçtihatlarında bu hâlde icra takibine konu edinen yediemin ücretinin Adalet Bakanlığınca ilgili yönetmeliğine uygun olarak hesaplanan yediemin ücreti kısmını yapılan sıra cetveline satış tutarından öncelikle ödeneceği görüşü benimsenmiştir. Takip konusu yediemin ücreti icra müdürünün başka bir icra dairesinden görevlendirmesi sonucu değil ise bir alacağın sıra cetvelinden öncelikli olarak ödenmesi söz konusu değildir. 16- İcra dairesinin sıra cetvelini yaparken bu husustaki takip hükümlerine aykırı hareket ettiği ve yapılan işlemin hadiseye uygun olmadığı iddia edilmekte ise bu hâlde sıra cetveline karşı başvurulacak yol icra mahkemesine şikâyet yoludur. İİK m.142’nin üçüncü fıkrası hükmünden sıra cetveline karşı şikâyet yolunun sadece sıraya karşı itirazda bulunulması hâline münhasırmış gibi bir anlam çıkmakta ise de, icra müdürünün uymak ve re’sen yapmak zorunda olduğu bütün hususlardan dolayı İİK’nın 16. maddesi gereğince şikâyet yoluna başvurabilir. Hukuk Genel Kurulu bir kararında vergi dairesinin koyduğu haczin geçersizliği, geçerli olsa bile taşınmazın aynından kaynaklanan vergi borcu olmadığı için birinci sırada yer almayacağı isteminin şikâyete ilişkin olduğu, sıra cetvelinde ilk sırada yer alan alacaklıya itiraz ederken kendi sırasına da itiraz ettiği İçtihadında bulunmuştur (HGK’nın 05/03/2008 tarih 19/161-213 sayılı kararı; YKD 2009/28224-229). 17- İcra dairesi takip konusu alacaklıların maddi bakımından mevcut olup olmadığını araştırma yetkisine sahip olmadığı için paraların paylaştırılmasında aslında mevcut olmayan fakat borçlu tarafından inkar edilmemiş olan alacaklara da pay ayrılmış olabilir. Bu durumda asılsız bir alacağın sıra cetveline girmiş olması gerçek alacaklarının alacağını istifade imkanını ortadan kaldırabileceğinden alacaklılara bu yöndeki itirazlarını ileri sürebilmeleri için sıra cetveline itiraz hakkı tanınmıştır. Alacaklı sıra cetveline itiraz davası genel mahkemelerde açar. 18- Şikâyetçi vergi dairesi takip alacaklısının (yediemin) takipte kesinleşen alacağının miktarına değil takip alacağının İİK’nun 138/2 maddesinde belirtilen ve satış bedelinden öncelikle ödenmesi gereken satış ve paylaştırma masrafı niteliğinde olmadığını eşyanın aynından kaynaklanan motorlu taşıtlar vergisi alacağının olay

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.