2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 185

İcra ve İflas Kanunu 185. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 185 – Üzerinde rehin bulunan mallar rehin sahibi alacaklının rüçhan hakkı mahfuz kalmak suretiyle masaya girer ve iflas idaresi tarafından en yakın ve münasip zamanda paraya çevrilip muhafaza ve satış masrafları çıkarıldıktan sonra rehinli alacaklıya hakkı verilir. (Ek cümle: 17/7/2003-4949/51 md.) Ancak, rehin sahibi alacaklı, istediği takdirde iflâstan sonra da masaya karşı rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilir. Rehinin kıymeti rehinle temin edilen alacağa kafi gelmiyeceği borsa rayiciyle tahakkuk eder ve mürtehin rehnin satılmasını istemezse rehin, masadan muvakkaten çıkarılır. Rehinli alacak sahibi bu işlere ait muamelelerden dolayı icra mahkemesine şikayet hakkını haizdir. (Ek fıkra: 9/11/1988-3494/38 md.; Değişik fıkra: 28/2/2018-7101/4 md.) 210 uncu maddenin birinci fıkrası uyarınca masa hakkında faydalı olmayacağı anlaşıldığı için kapatılıp mühürlenen yerlerin, üzerinde rehin bulunmasa dahi, ilk alacaklılar toplanması tarafından da uygun bulunması hâlinde iflâs idaresince derhâl satışı yapılır. (Ek fıkra: 9/11/1988-3494/38 md.) Bu maddeye göre yapılacak satışlar, 166 ncı maddenin ikinci fıkrasındaki usulle ilan edilir. İhtiyaten veya icraen haczedilen şeyler:

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

6 karar eşleşti
23. Hukuk Dairesi, 2015/881 E., 2016/3823 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var...
Mahkemece, İİK'nın 185/1. maddesinin "Üzerinde rehin bulunan mallar rehin sahibi alacaklının rüçhan hakkı mahfuz kalmak suretiyle masaya girer ve iflas idaresi tarafından en yakın ve münasip zamanda paraya çevrilip muhafaza ve satış masrafları çıkarıldıktan sonra rehinli alac
23. Hukuk Dairesi         2015/881 E.  ,  2016/3823 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :... Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayet davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde şikayetçi vekilince temyiz edilmesi üzerine, 12. Hukuk Dairesi'nin .... sayılı ve 02.10.2014 tarihli kararı ile kararın niteliği itibariyle temyizi kabil olmadığı gerekçesi ile temyiz dilekçesinin reddine karar verildiği, şikayetçi vekilince karar düzeltme isteminde bulunulduğu, 12. Hukuk Dairesi'nin ... sayılı ve 21.01.2015 tarihli kararı ile başvurunun İİK'nın 235. maddesi gereğince düzenlenen sıra cetvelinde kayıt kabul ve sıraya yönelik şikayete ilişkin olduğu ve görev alanına girmediğinin anlaşıldığı belirtilerek, karar düzeltme isteminin kabulü ile 02.10.2014 tarih ve .... sayılı temyiz dilekçesinin reddine ilişkin kararının kaldırılmasına karar verildiği ve İnceleme konusu kararın, İİK'nın 235. maddesi gereğince düzenlenen sıra cetvelinde kayıt kabul ve sıraya yönelik şikayete ilişkin olduğu, belirgin biçimde Dairenin inceleme alanı dışında kaldığı ve niteliği bakımından Dairemiz'in görevi içine girdiği gerekçesi ile dosyanın Dairemiz'e gönderilmesine karar verildiği anlaşılmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -KARAR- Şikayetçi vekili, müvekkili bankanın 27.06.2013 tarihi itibariyle toplam 10.474.076,47 TL alacağının iflas masasına rüçhanlı olarak kayıt ve kabulüne karar verilmesinin istenildiğini, iflas idaresinin 10.04.2014 tarihli kısmi ret kararı ile masaya kaydedilen toplam nakit alacakların ise 9.371.482,47 TL'sinin sıra cetvelinin 4. sırasına alınmasına karar verildiğini, müvekkili bankanın alacaklarının taşınmaz ve hisse senedi ipoteğinden kaynaklandığını, alacağın tamamının adi alacaklar sırasına değil rüçhanlı alacaklar sırasına kaydının yapılması gerektiğini belirterek, 9.371.482,47 TL nakit alacağın tamamının rüçhanlı olarak kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Şikayet olunan vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, İİK'nın 185/1. maddesinin "Üzerinde rehin bulunan mallar rehin sahibi alacaklının rüçhan hakkı mahfuz kalmak suretiyle masaya girer ve iflas idaresi tarafından en yakın ve münasip zamanda paraya çevrilip muhafaza ve satış masrafları çıkarıldıktan sonra rehinli alacaklıya hakkı verilir. Ancak, rehin sahibi alacaklı, istediği takdirde iflastan sonra da masaya karşı rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilir." hükmünü içerdiği, açıklanan yasa maddesi uyarınca rehin takiplerinin iflastan bağımsız olarak yürüdüğü, davacı vekilinin sıra cetveline müvekkili banka alacaklarının rüçhanlı olarak kaydedilmesi talebi hakkında iflas idaresi tarafından verilmiş bir ret kararı bulunmadığı, iflas idaresi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Karar, şikayetçi vekili tarafından temyiz edilmiştir. .../... S.2 İİK'nın 185.maddesi; " Üzerinde rehin bulunan mallar rehin sahibi alacaklının rüçhan hakkı mahfuz kalmak suretiyle masaya girer ve iflas idaresi tarafından en yakın ve münasip zamanda paraya çevrilip muhafaza ve satış masrafları çıkarıldıktan sonra rehinli alacaklıya hakkı verilir. Ancak, rehin sahibi alacaklı, istediği takdirde iflastan sonra da masaya karşı rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilir. Rehinin kıymeti rehinle temin edilen alacağa kafi gelmiyeceği borsa rayiciyle tahakkuk eder ve mürtehin rehnin satılmasını istemezse rehin, masadan muvakkaten çıkarılır. Rehinli alacak sahibi bu işlere ait muamelelerden dolayı tetkik mercine şikayet hakkını haizdir. Fabrikaların, imalathanelerin ve bunlara benzer üretime yönelik yerlerin, üzerinde rehin bulunmasa dahi, iflas idaresince derhal satışı yapılır. Bu maddeye göre yapılacak satışlar, 166. maddenin ikinci fıkrasındaki usulle ilan edilir." hükümlerini içermektedir. Somut olayda şikayetçi alacaklı da, yukarıda yazılı yasa maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca iflastan sonra masaya karşı rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapmak yerine, aynı fıkranın 1. cümlesinde yer alan hakkını kullanmıştır. Bu durumda, İİK'nın 185/1. maddesinin 1. cümlesi uyarınca, şikayetçinin rehinle teminat altına alınmış alacaklarının tespiti ile belirlenecek miktarın rüçhanlı olarak iflas masasına kaydı gerektiği hüküm altına alınması gerekirken, iflas masası tarafından şikayetçi alacağının kabul edilen kısmının tümüyle kayıt ve kabulüne dair verilen kararın yasaya uygun olduğu ve rüçhan hakkının reddedilmediği görüşünden yola çıkılarak şikayetin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, şikayetçi yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

6. Hukuk Dairesi, 2024/1081 E., 2024/925 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin başvuru, İcra ve İflâs Kanunu (İİK)'nun 185 inci maddesi gereği, üzerinde rehin hakkı bulunan ve iflâs masasından çıkarılan geminin icra dairesince paraya çevrilmesi üzerine düzenlenen sıra cetveline yönelik, kanunî rehin hakkını haiz alacaklıların (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nun 1321
6. Hukuk Dairesi         2024/1081 E.  ,  2024/925 K. "İçtihat Metni" I. BAŞVURU Müflise ait ... ... numaralı ....adlı geminin akdî ve kanunî rehin hakları taşıması nedeniyle iflâs masasından muvakkaten çıkarılmasına karar verildiği, ... 10 uncu İcra Dairesi'nin 2013/3511 Esas sayılı dosyasından geminin paraya çevrilmesi üzerine 19.04.2018 tarihli sıra cetvelinin düzenlendiği, gemi adamı olan ... ...'un kanunî rehin hakkına haiz alacaklarının sıra cetvelinde hatalı olarak hesaplandığını ileri sürerek, ... 12 nci İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/855 Esas sayılı dosyasında şikayet isteminde bulunduğu, ilk derece mahkemesince sıra cetvelinin iptaline yönelik verilen kararın istinaf edilmesi sonucunda, ... Bölge Adliye Mahkemesi 17 nci Hukuk Dairesi'nin 03.12.2020 tarih, 2020/1593 E., 2020/2114 K. sayılı kararı ile ''sıra cetvelinde kendisine pay ayrılan ve şikayet sonucundan etkilenecek olan diğer alacaklıların yargılamaya dahil edilmeden karar verildiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına'' karar verildiği, Aynı sıra cetveline yönelik bu defa, gemi adamı ...'ın kanunî rehin hakkına haiz alacaklarının eksik olarak hesaplandığını ileri sürerek yaptığı şikayet isteminin ... 12 nci İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/856 Esas sayılı dosyasından kabülü ile sıra cetvelinin iptaline karar verildiği, bu kararın istinaf edilmesi üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 45 inci Hukuk Dairesi'nin 13.09.2023 tarih, 2020/1763 E., 2023/1243 K. sayılı kararı ile ''şikayetçi alacaklının kendi alacağının miktarına itiraz ettiği, husumetin iflâs masasına yöneltilmesi gerekirken hatalı olarak istinaf eden diğer alacaklıya yöneltildiği ve bu durumda istinaf eden ve kendisine husumet yöneltilen alacaklının istinaf hakkının bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine'' karar verildiği, Şikayet istemlerine konu her iki alacağın kanunî rehin hakkına sahip gemi adamı hak edişlerinden kaynaklandığı, ancak, her iki istinaf dairesinin kararları arasında çelişki bulunduğu ileri sürülerek, sıra cetvelinde kendisine pay ayrılan ve sonucundan etkilenecek olan alacaklıların yargılamaya dahil edilmesi gerekip gerekmediği hususunda uygulama birliğinin sağlanmasına yönelik ... Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu'na başvuruda bulunulmuştur. II. ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ HUKUK DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU’NUN KARARI Başvuru üzerine konu, 01.03.2024 tarihinde yapılan ... Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu’nda görüşülmüş, aynı yer bölge adliye mahkemelerinin farklı hukuk daireleri’nce verilen kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlığın bulunduğu tespit edilmiş, iflâs masasınından çıkarılmasına karar verilen geminin icra dairesince paraya çevrilmesi üzerine düzenlenen sıra cetvelinin haciz ...mahiyetinde olduğu ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 17 nci Hukuk Dairesi'nin kararı gibi şikayet isteminin karşı tarafında bu istemden etkilenen tüm alacaklıların gösterilmesinin isabetli olduğu görüşü benimsenerek, 5235 sayılı Kanun’un 35/3-4 maddesi uyarınca ... Bölge Adliye Mahkemeleri'nin farklı hukuk daireleri arasında çıkan uyuşmazlığın giderilmesi için dosyanın Yargıtay 6 ncı Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine oybirliği ile karar verilmiştir. III. UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU KESİN NİTELİKTEKİ KARARLAR VE GEREKÇELERİ A) ... Bölge Adliye Mahkemesi 17 nci Hukuk Dairesi'nin 03.12.2020 tarih, 2020/1593 E., 2020/2114 K. sayılı ilâmında özetle, "sıra cetvelinde kendisine pay ayrılan ve şikayet sonucundan etkilenecek olan alacaklıların yargılamaya dahil edilmeden ve dava dilekçesi tebliğ edilmeden sonuca gidildiği, bu sebeple öncelikle şikayet dilekçesi ve duruşma gününün tebliği ile taraf teşkilinin sağlanması, hakları etkilenecek olanların varsa savunma ve delillerinin değerlendirilerek hüküm kurulması gerektiği" gerekçesiyle, ilk derece mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) madde 353/1a-4 bendi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir. B) ... Bölge Adliye Mahkemesi 45 inci Hukuk Dairesi'nin 13.09.2023 tarih, 2020/1763 E., 2023/1243 K. sayılı ilamında özetle "şikayet dilekçesinde şikayetçinin, bir kısım maaş ve işçilik alacaklarının ödenmediği gerekçesiyle şikayette bulunduğu, diğer bir ifade ile şikayetçi alacaklının kendi alacak miktarına itiraz ettiği, alacağının daha fazla olduğunu ileri sürdüğü, İİK'nın 235/2.maddesi gereğince itiraz edenin talebinin haksız olarak ret veya tenzil edildiği iddia edilirse davanın masaya karşı açılması gerektiği, somut olayda, şikayetçi alacaklı kendi alacağının miktarına itiraz ettiğinden husumetin iflas masasına yöneltilmesi gerektiği, istinaf eden alacaklının bu doğrultuda istinaf hakkı bulunmadığı" gerekçesiyle, istinaf başvurusu hakkında HMK, madde 352/1-c bendi uyarınca istinaf incelemesi yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. IV. DEĞERLENDİRME Uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin başvuru, İcra ve İflâs Kanunu (İİK)'nun 185 inci maddesi gereği, üzerinde rehin hakkı bulunan ve iflâs masasından çıkarılan geminin icra dairesince paraya çevrilmesi üzerine düzenlenen sıra cetveline yönelik, kanunî rehin hakkını haiz alacaklıların (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nun 1321 vd. maddeleri) şikayet istemleri açısından sıra cetvelinin hukukî niteliği itibariyle iflâs ya da haciz sıra cetvelinden hangisi olduğu ve bu doğrultuda şikâyetin yöneltilmesi gereken karşı tarafın tespitine ilişkindir. İcra ve İflâs Kanunu'nun 184 üncü maddesi gereği, borçlu müflisin iflâsın açıldığı tarihte haczedilebilen bütün malvarlığı iflâs masası mevcudundadır. Bu bağlamda, müflisin rehinli malları da rehin hakkı sahibi alacaklının rüçhan hakkı saklı kalmak kaydıyla, iflâs masasına dâhildir (..., ..., İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, ..., 2013, s. 1025; ..., Türk İflâs Hukuku, C. I., 2004, s. 669). İcra ve İflâs Kanunu'nun 229 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, masaya dâhil rehinli malların durumu, aynı yasanın 185 inci maddesine göre belirlenir. Buna göre, masa mevcuduna dâhil rehinli malın kıymetinin rehinle temin edilen alacağa kâfi gelmeyeceği borsa rayiciyle tahakkuk eder ve alacaklı rehnin satılmasını istemezse, rehinli mal, masadan muvakkaten çıkarılır (İİK, m. 185/2). İflâsın açılmasından önce borçluya karşı rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takipte bulunan alacaklı, dilerse, iflâstan sonra da takibe iflâs idaresine karşı devam edebilir (İİK, m. 185/1, 193/4). Söz konusu durumda, rehinli mal, icra dairesi tarafından paraya çevrilir (..., ..., İcra ve İflâs Hukukunda Ticarî İşletmenin Bir ... Paraya Çevrilmesi, Doktora Tezi, ..., 2023, s. 94; Atalı, .../..., .../..., ..., İcra ve İflâs Hukuku, 6. Baskı, ..., 2022, s. 564; Taş Korkmaz, ..., İflâs Masası, ..., 2010, s. 88). İİK'nın 193 üncü maddesinin dördüncü fıkrasına göre, paraya çevirme işlemini gerçekleştiren icra dairesi, aynı zamanda paraların paylaştırılması işlemini de gerçekleştirmek zorundadır (..., a.g.e., s. 1206). Şüphesiz, icra dairesince paraların paylaştırılması aşamasında düzenlenen sıra cetveli, haciz ...hükmündedir. Paraların paylaştırılması aşamasında haciz sıra cetvelini düzenleyen İİK'nın 142 nci maddesinin birinci fıkrasına göre ise, "cetvel suretinin tebliğinden yedi gün içinde her alacaklı takibin icra edildiği mahal mahkemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel münderecatına itiraz edebilir." Anılan hükümde yer alan "alakadarlar" ifadesi, kural olarak borçluyu değil, şikâyet eden alacaklıdan sıra itibariyle önce olan ve bu şikâyet dolayısıyla kendisine daha az pay ayrılma olasılığı bulunan alacaklıları ifade eder. Dolayısıyla, icra dairesine ya da borçluya karşı husumet yöneltilemez (..., ''...İle İlgili Sorunlar'', Bankacılar Dergisi, S. 67, 2008, s. 36). Somut olayda, ... Bölge Adliye Mahkemesi 45 inci Hukuk Dairesi'nce, uyuşmazlığın konusunun hacizde sıra cetveline yönelik şikayet olmasına rağmen, iflâsta sıra cetveline itiraz (kayıt – kabul) davası şeklinde hatalı bir değerlendirme yapılarak, istinaf eden ...'ın şikâyetin tarafı olmadığı için istinaf yasa yoluna başvuru hakkının bulunmadığının kabul edilmesi doğru olmamıştır. Bu bağlamda, ... Bölge Adliye Mahkemesi 17 nci Hukuk Dairesi'nin somut uyuşmazlık açısından sıra cetvelinin hukukî mahiyetinin haciz ...olduğuna ilişkin kabulü yerindedir. Ne var ki, az yukarıda yer verilen açıklamalar yanında, Dairemizce uyuşmazlık giderme isteminin esası hakkında değerlendirme yapılabilmesi için bir kısım şartların da bulunması gereklidir. 5235 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin birinci fıkrasının (3) üncü bendinde yer alan düzenlemeye göre; “Re'sen veya bölge adliye mahkemesinin ilgili hukuk veya ceza dairesinin ya da Cumhuriyet başsavcısının, Hukuk Muhakemeleri Kanunu veya Ceza Muhakemesi Kanununa göre istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların, benzer olaylarda bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında ya da bu mahkeme ile başka bir bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlık bulunması hâlinde bu uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, kendi görüşlerini de ekleyerek Yargıtaydan bu konuda bir karar verilmesini istemek” bölge adliye mahkemesi ceza daireleri başkanlar kurulu ve hukuk daireleri başkanlar kurulunun görevleri arasında sayılmıştır. Yukarıda yer verilen yasal düzenleme gereği, bölge adliye mahkemeleri daireleri arasındaki uyuşmazlığın giderilebilmesi için öncelikle, bölge adliye mahkemesi dairelerinin kararlarının kesin nitelikte olması ve benzer konularda farklı görüşleri içermesi gerekir. Bunun yanında, bölge adliye mahkemesi dairelerinin kararlarının süreklilik taşıması ve istikrarlı bir şekilde uygulanması uyuşmazlığın giderilmesi için zorunlu olan bir diğer unsurdur. Her ne kadar, 5235 sayılı Kanun tasarısında, 35 inci maddenin birinci fıkrasının (3) üncü bendinde yer alan "içtihat uyuşmazlığı" ibaresi ''uyuşmazlık'' şeklinde değiştirilmiş ise de, bölge adliye mahkemelerinin içtihat kararı vermesi uygun görülmediğinden tasarı bu hâli ile yasalaşmıştır. Yasal düzenlemenin amaçsal olarak yorumlanmasında, farklı daire kararları arasındaki çelişkili uygulamaların her daire açısından birçok kez bulunması, diğer bir ifade ile artık dairelerin bu konulardaki uygulamalarının olağanlaşmış, sürekli ve istikrarlı şekilde olması gereklidir. Nitekim, Dairemizin bundan önceki uyuşmazlık giderme istemlerine yönelik yerleşmiş uygulamalarında da, bu durum aranmıştır (Yargıtay (kapatılan) 23 üncü Hukuk Dairesi'nin 04.12.2020 tarih 2020/1943 E., 2020/4052 K). Bu bağlamda, münferit benzer olaylarda tezahür eden bölge adliye mahkemesi daireleri arasındaki görüş farklılığı, 5235 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin birinci fıkrasının (3) üncü bendi gereği uyuşmazlığın giderilmesi başvurusu açısından yeterli değildir. Bu itibarla; ... Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu'nun talep dilekçeleri ve ekinde yer alan bölge adliye mahkemesi dairelerinin kesin nitelikteki kararlarının sürekli ve yerleşmiş mahiyette uygulanan kararlar olduğuna ilişkin herhangi bir bilgi veya belge bulunmadığından uyuşmazlığın giderilmesi isteminin reddine yönelik aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. V. SONUÇ Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- ... Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu'nun 01.03.2024 tarih ve 2024/10 sayılı uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin isteminin REDDİNE, 2- Dosyanın talepte bulunan ... Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu'na GÖNDERİLMESİNE, 3. Karardan bir örneğin bölge adliye mahkemelerinin hukuk dairelerine bildirilmesi için Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliği'ne GÖNDERİLMESİNE, 18.04.2024 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2017/4950 E., 2017/10442 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
İflas masası da bu tasarruf yetkisini yasal temsilcisi olan iflas idaresi vasıtası ile kullanır (İİK m. 226/1). İİK'nun 185/1 maddesinde rehin sahibi alacaklının, istediği takdirde iflastan sonra da masaya karşı rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceği düzenlenmiştir.
12. Hukuk Dairesi         2017/4950 E.  ,  2017/10442 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından iflas idare memurluğu aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takipte, müflis şirket yetkilisinin örnek (9) nolu ödeme emrini 12.04.2016 tarihinde tebliğ alarak takibe itirazı üzerine icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiği, alacaklının bu kararın kaldırılmasına ilişkin şikayetinin de mahkemece tasfiye halinde şirketin taraf ehliyetinin son bulmayacağı gerekçesi ile reddedildiği görülmektedir. Müflis iflas etmekle hak ve fiil ehliyetini kaybetmez ise de, masaya giren mallar üzerindeki tasarrufta bulunma yetkisi müflisten iflas masasına geçer. İflas masası da bu tasarruf yetkisini yasal temsilcisi olan iflas idaresi vasıtası ile kullanır (İİK m. 226/1). İİK'nun 185/1 maddesinde rehin sahibi alacaklının, istediği takdirde iflastan sonra da masaya karşı rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceği düzenlenmiştir. Somut olayda; ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nce 29.02.2016 tarihinde... Tarım Tarım Ürünleri Gübre Tohum Zirai İlaç Nakliye Turizm ve Petrol Ürünleri Sanayi ve Tic. Ltd. Şti'nin iflasına karar verildiği, alacaklı tarafından Şeneller Tarım ... Ltd. Şti. İflas İdare Memurluğu aleyhine 21.03.2016 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığı, örnek (9) nolu ödeme emrinin 23.03.2016 tarihinde iflas dairesine tebliğ edildiği, takibe karşı iflas idaresince süresi içinde itiraz edilmediği sehven müflis şirkete çıkarılan ödeme emrine, müflis şirketin itirazı üzerine icra müdürlüğünce takibin durmasına karar verildiği görülmektedir. Bu duruma göre takipde taraf olmayan müflis şirketin itirazı geçersiz olup, takip itirazsız kesinleştiğinden müdürlüğün takibin durdurulmasına ilişkin 12.04.2016 tarihli kararı yerinde değildir. Mahkemece şikayetin kabulü ile müdürlük kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11/09/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2016/874 E., 2016/3747 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Oysa, İİK'nın 185 ve 206. maddesi hükümleri gereğince rehinli alacağın 4.
23. Hukuk Dairesi         2016/874 E.  ,  2016/3747 K. "İçtihat Metni" İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayetin yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde şikayetçi vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Şikayetçi vekili, . Şti'nin kullandığı krediler nedeni ile müvekkiline borçlu bulunduğunu, müflis şirketin müvekkili bankadan krediler kullandığını, kredi borcunu ödememesi üzerine hesap kat edilerek aleyhine İstanbul 10. İcra Müdürlüğü'nün 2012/726 esas sayılı dosyası ile ipotek takibi, Bakırköy 13. İcra Müdürlüğü'nün 2012/3314 esas sayılı dosyası ile haciz yolu ile ilamsız takip yapıldığını, müflis aleyhine açılan takiplerin kesinleştiğini, müflisten iflas tarihi itibarı ile nakit ve gayrinakit alacakların toplamının 811.056,41 TL olduğunu, müflis adına kayıtlı taşınmaz üzerine müvekkili banka lehine ipotek tesis edildiğini, iflas tarihi itibarı ile nakit ve gayrinakit alacakların toplamının alacaklarının ipotek bedeli olan 600.000,00 TL'sinin rüçhanlı alacak olarak, 4.800,00 TL gayrinakit alacağın 4. sıraya şarta bağlı alacak olarak kalan miktarın da 4. sıraya kayıt ve kabulü ile İİK'nın 196. maddesi uyarınca rüçhanlı alacağa tahakkuk ettirilecek faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi için iflas masasına kayıt talebinde bulunulduğunu, iflas müdürlüğü tarafından düzenlenen sıra cetvelinde kayıt edilen alacağın tamamının kabul edildiğini, ancak alacağın ipotek bedeli olan 600.000,00 TL'sinin rüçhanlı alacak olarak kaydedilmesi gerekirken alacağın tamamının 4. sıraya kayıt ve kabulüne karar verildiğini ileri sürerek, sıra cetvelinin iptali ile yeniden sıra cetvelinin hazırlanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Şikayet olunan iflas idaresi vekili, şikayete cevap vermemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, şikayetçi vekilinin 600.000,00 TL'nin rüçhanlı alacak olarak kaydedilmesini istediği, ipotek konulan taşınmazın satıldığı, satışından elde edilen bedel ile ipotekli alacağın sona ereceği, geri kalan alacağın 4. sıraya kaydının istenebileceği gerekçesiyle, şikayetin reddine karar verilmiştir. Kararı, şikayetçi vekili temyiz etmiştir. Şikayetçinin iflas idaresine başvurusu üzerine, iflas idaresince şikayetçinin rehinle teminat altına alınmış alacaklarının tümünün İİK'nın 206. maddesi gereğince 4. sıraya kaydına karar verilmiştir. Oysa, İİK'nın 185 ve 206. maddesi hükümleri gereğince rehinli alacağın 4. sıraya kaydı mümkün değildir. Anılan bu hükümler uyarınca, şikayetçinin rehinli alacağı hakkında iflas sıra cetvelinde yer alması gereken sıranın tayini gerekirken, dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle, şikayetin reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş bozmayı gerektirmiştir. .../... S.2 SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, şikayetçi yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2013/9097 E., 2014/421 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul 17. İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
alacakları bakımından İcra ve İflas Kanunu'nun 184, 185, 186, 191, 192, 193, 200, 206 ve 229 uncu maddeleri uyarınca müflisin tasarruf yetkisinin bulunmadığını, müflisin takas talebinin de yasal dayanaktan yoksun olduğunu;
23. Hukuk Dairesi         2013/9097 E.  ,  2014/421 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul 17. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 20/11/2012 NUMARASI : 2012/181-2012/934 Taraflar arasındaki asıl ve birleşen sıra cetveline itirazın yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı talebin kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Şikayetçi T. İş Bankası AŞ. vekili, müflisin müvekkiline asalet ve kefalet borçlarının bulunduğunu, alacaklarının iflas sıra cetvelinde dördüncü sıraya yazıldığını, oysa akdedilen genel kredi sözleşmesinde davalının bankada bulunan hak ve alacakları üzerinde banka lehine rehin, hapis ve takas hakkı tesis edildiğini, ayrıca lehlerine araç rehinleri ve taşınmaz ipoteği bulunduğunu ileri sürerek bu alacaklarının rüçhanlı alacak olarak kabul edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Şikayetçi Yapı ve Kredi Bankası AŞ. vekili, alacaklarının genel kredi sözleşmesi hükümleri kapsamında müflisin bankadaki mevduatı üzerine tesis edilen rehin, hapis ve takas hakları ile temin edildiğini, iflas idaresince alacağın sıra cetvelinin dördüncü sırasında değerlendirilmesinin hatalı olduğunu; bir kısım alacağın da mer'i teminat mektubuna dayalı olduğunu ve bu kısmın da şarta bağlı alacak olarak yazılması gerektiğini ileri sürerek alacaklarının rüçhanlı olarak kabul edilmesine karar verilmesini talep etmiş; birleşen şikayetinde ise dilekçe ile başvurduğu iflas müdürlüğünün aynı yöndeki kararının kaldırılmasını istemiştir. Şikayetçi Hazine vekili, araçların aynından kaynaklanan motorlu taşıtlar vergisinin rüçhanlı alacak olarak kabulüne karar verilmesini istemiştir. Şikayet olunan iflas idaresi vekili T. İş Bankası AŞ. alacaklarının dördüncü sıraya yazıldığını, bu alacakların bir kısmının taliki şarta bağlı nitelikte olduğunu, rehinli araçların satılması halinde şart gerçekleşmiş olacağından alacakların öncelikle ödeneceğini, üzerinde ipotek tesis edilen taşınmazın üçüncü kişiye ait olması nedeniyle rüçhanlı alacak talebinin yasal olmadığını; Yapı ve Kredi Bankası AŞ. alacakları bakımından İcra ve İflas Kanunu'nun 184, 185, 186, 191, 192, 193, 200, 206 ve 229 uncu maddeleri uyarınca müflisin tasarruf yetkisinin bulunmadığını, müflisin takas talebinin de yasal dayanaktan yoksun olduğunu; Hazine alacakları için de araçların zaten MTV borçları ödenmeksizin satılamayacağını savunarak şikayetlerin reddini istemiştir. İcra Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, banka ile müşteri arasındaki sözleşmede yer alan hükmün rehin hukuku esas prensipleri çerçevesinde alenilik taşıyan bir rehin sözleşmesi olarak kabulünün mümkün olmadığı, banka ile müflis arasındaki bu sözleşmeye dayanılarak İİK 23/3 maddesinde belirtilen ve 206/1 maddesinde ifade edilen rehin tabiri kapsamında kalan bir alacak olarak değerlendirilmesinin söz konusu olmadığı, banka alacaklarının dördüncü sıraya yazılmasının yasaya uygun olduğu, mer'i teminat mektubu alacağının şarta bağlı olarak kaydında bir hata bulunmadığı, MTV alacağının ise rüçhanlı olarak kaydının gerektiği gerekçesiyle T. İş Bankası AŞ. ve Yapı ve Kredi Bankası AŞ.'nin şikayetlerinin reddine, Hazine vekilinin şikayetinin kabulüne karar verilmiştir. Kararı, şikayetçiler T. İş Bankası AŞ. vekili, Yapı ve Kredi Bankası AŞ. vekili ile şikayet olunan vekili temyiz etmiştir. 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, şikayet olunan iflas idaresi vekilinin tüm temyiz itirazlarının İİK.'nun 366 ncı maddesi uyarınca reddiyle, şikayetçi Hazine'ye ilişkin hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. 2- Hazine dışındaki şikayetçiler vekillerinin temyiz itirazlarına gelince; İİK'nun 206 ncı maddesinin ilk fıkrasına göre rehinli alacaklar, sıra cetvelindeki sıralamanın önünde ödenir. Bu bakımdan banka ile mudisi arasında akdedilmiş kredi sözleşmelerinde mudinin bankadaki parasının, mudinin bankaya olan borçlarının teminatı olduğuna dair kayıtlar geçerli bir rehin hakkı niteliğindedir. Kaldı ki, MK'nun 950 nci maddesinde düzenlenen hapis hakkına ilişkin şartların da bu paralar bakımından oluştuğu tartışmasızdır. Öte yandan alacağın şarta bağlı olması istenebilir hale gelmesi, rüçhan hakkına sahip olması ise diğer alacaklara kıyasla öncelikle ve tam olarak ödenmesi hususları ile ilgili olup, bu iki kavram arasında mahkemece öngörüldüğü şekilde bir bağlantı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle mahkemece, şarta bağlı alacak ve rüçhan hakkı konusundaki hatalı hukuki değerlendirme ile kurulan hüküm doğru değildir. O halde yapılacak iş, İİK'nun 219/4 üncü maddesinde gösterilen süre içinde rehne ilişkin işlemlerin şikayetçiler tarafından yerine getirilip getirilmediği hususu üzerinde durulmak ve sıralamanın, yukarıda gösterilen ilkeler de gözetilerek yasaya uygun biçimde oluşmasını sağlayacak şekilde bir karar vermekten ibarettir. 3- Şikayetlerin birleştirilmesi ancak aralarında bağlantı bulunması halinde mümkün olabilir (HMK.m.166/1 ve 4). Somut olayda itirazların aynı sıra cetveline yöneltilmiş olması dışında bir bağlantıdan söz edilemez; nitekim şikayetçilerin alacakları, alacakların kaynakları, iddialar, sıra cetvelinde kabul edildikleri sıralar ve sair şartlar farklıdır. Bu durumda itirazların ayrı dosyalar üzerinden incelenmesi gerekirken, yasaya açıkça aykırı biçimde birleştirilmiş olmaları da bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) sayılı bentte açıklanan nedenle şikayet olunan vekilinin temyiz itirazlarının reddine, Hazine'ye ilişkin hüküm kısmının ONANMASINA, (2) ve (3) sayılı bentlerde açıklanan nedenle şikayetçiler vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, aşağıda yazılı onama harcının şikayet olunandan alınmasına ve asıl ve birleşen dosyada şikayetçi T.İş Bankası ile Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. 'nin yatırmış olduğu peşin harçların istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 24.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verilmiştir.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

İcra ve İflas Hukuku

Müflis A'nın iflas masasına giren bir taşınmazı üzerinde B Bankası'nın ipoteği bulunmaktadır. **İflas tasfiyesi sırasında bu ipotekli taşınmazın satışı ve bedelinin ödenmesi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?**

A) Taşınmaz satıldığında, satış bedelinden önce masa borçları ve iflas giderleri kesilir, kalan bankaya verilir.
B) Taşınmazın satış bedelinden sadece "o taşınmazın muhafazası ve satışı için yapılan masraflar" kesilir, kalanı rüçhanlı olarak bankaya ödenir.
C) İpotekli taşınmaz iflas masasına girmez, banka kendisi satar.
D) Banka alacağı sıra cetvelinde 1. sıraya yazılır ve diğer alacaklılarla birlikte ödenir.
E) Taşınmazın satışı için iflas idaresinin değil, bankanın talebi gerekir.

Bu maddeyle ilgili 8 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol