İcra ve İflas Kanunu 20. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 20 – Bu kanunun tayin eylediği müddetleri değiştiren bütün mukaveleler hükümsüzdür. Ancak her hangi bir müddetin geçmesinden istifade hakkı olan borçlu bu hakkından vazgeçebilir. Bu vazgeçme üçüncü şahıslara tesir etmez.
İcra tebliğleri:
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
61 karar eşleşti
23. Hukuk Dairesi, 2012/137 E., 2012/877 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
Şikâyetçi vekili, borçlunun sürelerden feragati ile konulan hacizlerin tarihlerinin, İİK’nun 20. maddesi gözetilmeksizin sıra cetveline yazıldığını, müvekkilinin alacaklı olduğu dosyadan konulan haciz tarihi dikkate alındığında, dağıtımın garameten yapılması gerektiğini, bir kısım dosyaların hacizlerinin daha sonra olmasına rağmen, paylaşıma
23. Hukuk Dairesi 2012/137 E. , 2012/877 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki sıra cetvelindeki sıraya şikayetin yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde borçlu şirket vekili ile şikâyet olunan ... vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Şikâyetçi vekili, borçlunun sürelerden feragati ile konulan hacizlerin tarihlerinin, İİK’nun 20. maddesi gözetilmeksizin sıra cetveline yazıldığını, müvekkilinin alacaklı olduğu dosyadan konulan haciz tarihi dikkate alındığında, dağıtımın garameten yapılması gerektiğini, bir kısım dosyaların hacizlerinin daha sonra olmasına rağmen, paylaşıma katıldıklarını ileri sürerek, sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen dosya şikâyetçisi vekili, sıra cetvelinde pay alan dosyalarda usulüne uygun ödeme emri tebliğinin olmadığını, İİK’nun 20. maddesinin dikkate alınmadığını ve 100. maddeye yarar bilgilerin eksik toplandığını ileri sürerek, sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Şikâyet olunan Finans Bank A.Ş. vekili, sıra cetvelinin yeniden tanzimi gerektiğini bildirmiş; diğer şikâyet olunanlar vekilleri, davacıların hacizlerinin düştüğünü ve sıra cetvelinin usulüne uygun olduğunu savunarak, şikâyetin reddini istemişlerdir.
Borçlu şirket vekili, müdahale talep ederek, T. İş Bankası AŞ’nin geçerli bir haczinin olmadığını, Finans Bank AŞ’nin ise takibini iflasa dönüştürdüğünü bildirmiştir.
İcra Mahkemesi'nce, şikâyetçilerin hacizlerinin düşmediği, şikâyetçi T. İş Bankası AŞ. haczinin 26.7.2007 olması karşısında, ilk 47 sıradaki alacaklıların hacizlerinin, İİK’nun 20. maddesine göre 31.07.2007’de konulduğunun kabulü gerektiğinden bahisle şikâyetin kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, borçlu şirket vekili ile şikâyet olunan ... vekili temyiz etmiştir.
1- Sıra cetveline yönelik şikayet ve davalarda borçlunun kural olarak sıfatı bulunmamaktadır. borçlu ... Un, Çeltik, Yağ San. Tic. AŞ. davalı sıfatı ile yargılamaya katılmış ve hükmü temyiz etmiş ise de sıfatı bulunmadığından, temyiz isteminde bulunma hakkına da sahip değildir. Bu nedenle adı geçen borçlu- şirket vekilinin temyiz istemi reddedilmelidir.
2- Aleyhine şikayet olunan ... ve arkadaşlarının temyiz itirazlarına gelince, şikayetçi T. İş Bankası AŞ.’nin alacaklı olduğu takip dosyasından ihtiyati haciz konulmuş ve İcra Mahkemesi'nce bu tarih kesin haciz tarihi gibi değerlendirilmiştir. Mahkemece yapılması gereken iş, ödeme süresinin geçmesi ile kesin haciz isteme hakkının geldiği tarihte ihtiyati haczin kesin (icrai) hacze dönüşeceğine dair İİK’nun 264. maddesindeki ilke göz önünde tutularak, adı geçenin ihtiyati haczinin kesinleşme tarihinin tesbit edilmesi ve aynı yasanın 20. maddesi de dikkate alınarak, alacaklıların kesin haciz ve ihtiyati haciz kesinleşme tarihleri bakımından önceliklerinin belirlenmesi suretiyle bir karar verilmekten ibarettir. Öte yandan şikayetçi Fortis Bank AŞ.’nin takip yolunu değiştirdiği bildirildiğine göre, adı geçenin hacizlerinin hukuki durumunun da değerlendirilmemesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenle, borçlunun temyiz isteminin, sıfat yokluğundan reddine, (2) no'lu bentte açıklanan nedenle, şikayet olunan ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün adı geçenler yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 09.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi, 2007/4857 E., 2007/9159 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varDursunbey İcra Mahkemesi
tam metni aç
ava dışı borçlunun maaşından yapılan kesintinin paylaştırılması için düzenlenen sıra cetvelinde garameten dağıtıma karar verildiğini, icra müdürlüğünün hacze iştirak ile garame kavramlarını aynı anlamda kullandığını, müvekkilinin takibinin İİK.m.20 çerçevesinde 11.06.2006 tarihinde kesinleştiğini, davalının dosyasındaki ödeme emri tebliğinin ise 13.06.2006 tarihinde yapıldığını ileri sürerek daval
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2007/4857 E. , 2007/9159 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Dursunbey İcra Mahkemesi
Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili dava dışı borçlunun maaşından yapılan kesintinin paylaştırılması için düzenlenen sıra cetvelinde garameten dağıtıma karar verildiğini, icra müdürlüğünün hacze iştirak ile garame kavramlarını aynı anlamda kullandığını, müvekkilinin takibinin İİK.m.20 çerçevesinde 11.06.2006 tarihinde kesinleştiğini, davalının dosyasındaki ödeme emri tebliğinin ise 13.06.2006 tarihinde yapıldığını ileri sürerek davalı alacağının ikinci sıraya alınmasını teminen sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili İcra ve İflas Kanunu’nun 20 nci maddesi dikkate alındığında, müvekkiline ait takip dosyasından konulan ihtiyati haczin davacı yanca konulan hacizden önceki tarihi taşıdığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İcra Mahkemesince davacı yanca girişilen icra takibinde borçlunun sürelerden feragat ettiği, bu durumun üçüncü kişileri etkilemeyeceği gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İcra ve İflas Kanunu’nun 268 nci maddesinin 4949 sayılı yasa ile değişik şekline göre, 261 nci maddeye göre ihtiyaten haczedilen mallar, ihtiyati haciz kesin hacze dönüşmeden evvel diğer bir alacaklı tarafından haczedilirse, ihtiyati haciz sahibi alacaklı, bu hacze 100 ncü maddedeki şartlar dahilinde kendiliğinden ve muvakkaten iştirak eder. Somut olayda ilk haciz davacı tarafından 06.06.2005 günü konulmuşsa da İİK.m.20 uyarınca bu haczin tarihi davalı bakımından 13.06.2006 olarak kabul edilmelidir. Davalının ihtiyati haczi 08.06.2005 günlü olup, somut olay bakımından önceki ihtiyati haciz sahibi alacaklı olduğunun kabulü gerekir. Davalının ihtiyati haczi 20.06.2005 günü kesinleşmiş ise de, davacının ihtiyati haczi (İİK.m.20 gereği) 17.06.2005 günü, bir diğer deyişle davalının ihtiyati haczinden önce kesin (icrai) hacze dönüşmüştür. Bu durumda davalı ...’ın ilk kesin haciz olan davacı haczine iştiraki için İcra ve İflas Kanunu’nun 100 ncü maddesindeki şartları taşıması da lazımdır. Mahkemece anılan maddedeki şartların bulunup bulunmadığı saptanmadan kurulan hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.10.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2015/4932 E., 2016/2214 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
sırada bulunan davalının 02.08.2012 tarihinde icra takibi yaptığı, İİK’nın 20. maddesi uyarınca sürelerden feragat ve haczin borçlunun beyanı üzerine konulduğu, ispat yükü kendisinde olan davalı şirketin ticari defterleri incelendiğinde aralarında borç ilişkisinin bulunduğu, davacının 26.11.2012 tarihinde borçlu aleyhine tak
23. Hukuk Dairesi 2015/4932 E. , 2016/2214 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : 1- ...
2- . ...
Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hüküm süresi içinde davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmiştir.
Temyize konu karar niteliği gereği duruşmaya tâbi olmadığından duruşma isteminin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, davalı borçlu ... sayılı dosya ile kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlattıklarını, bu takip ile borçlu adına kayıtlı ... plakalı araca haciz konulduğunu, diğer davalı şirketin ise bu araç üzerine... sayılı dosyası üzerinden 02.08.2012 tarihinde haciz koyduğunu, davalıya ait takipte borçlu ile anlaşarak sürelerden feragat edilerek takibin kesinleştirildiğini, davalı alacağının gerçek olmadığını ileri sürerek, davalıya ayrılan payın müvekkilinin alacaklı olduğu icra dosyasına ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; muvazaa nedenine dayalı sıra cetveline itiraz davalarında ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu ve muvazaalı muamelenin borçlandırıcı işleme göre yapıldığı tarihin önem taşıdığı, sıra cetvelinde alacağı 1. sırada bulunan davalının 02.08.2012 tarihinde icra takibi yaptığı, İİK’nın 20. maddesi uyarınca sürelerden feragat ve haczin borçlunun beyanı üzerine konulduğu, ispat yükü kendisinde olan davalı şirketin ticari defterleri incelendiğinde aralarında borç ilişkisinin bulunduğu, davacının 26.11.2012 tarihinde borçlu aleyhine takip başlattığı, 18.12.2012 tarihinde haciz yapıldığı, muvazaalı tasarrufun, diğer alacaklı lehine yapılan borçlandırıcı işlemden sonraki tarihi taşımadığı, İİK’nın 20. maddesi uyarınca sürelerden feragat ve haczin borçlunun beyanı üzerine konulması, tek başına muvazaayı gösteren vakıalar olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, muvazaa nedenine dayalı sıra cetveline itiraza ilişkindir. Muvazaa nedenine dayalı sıra cetveline itiraz davalarında iddia, kural olarak, borçlu ile davalı alacaklının anlaşmalı (muvazaalı) biçimde borç ilişkisi oluşturarak, diğer alacaklılardan mal kaçırma amacı güttükleri noktasındadır. Bunun için muvazaalı muamelenin borçlandırıcı işleme göre yapıldığı tarih önem taşır. Muvazaadan söz edilebilmesi için, kural olarak, muvazaalı tasarrufun, diğer alacaklı lehine yapılan borçlandırıcı işlemden sonraki tarihi taşıması gerekir. Takip işlemlerinin hızlandırılması, İİK’nın 20. maddesi uyarınca sürelerden feragat ve haczin borçlunun beyanı üzerine konulması, tek başına muvazaayı gösteren vakıalar değildir.
.../...
S.2
Muvazaa hukuki nedenine dayalı sıra cetveline itiraz davalarında ispat yükü, davalı alacaklıdadır. Davalı alacaklı, alacağının, gerçek bir alacak olduğunu, birbirini teyit eden ve takipten önce düzenlenmiş usulüne uygun delillerle ispatlamalıdır. Somut olayda, davalılardan .... tarafından.... sayılı dosyasından 02.08.2012 tarihinde 108.000,00 TL alacak için ilamsız icra takibi başlatmış olup, aynı gün diğer davalı borçlunun sürelerden feragat sonucunda borçluya ait ... plakalı araca haciz işlemi uygulanmıştır. Davalı yan, yargılama esnasında alacağın dayanağı olarak .... Noterliği'nin 02.08.2012 tarih ve ....yevmiye nolu araç satış sözleşmesini göstermiş ve borçluya araç satışı sonucu bedelin tahsil edilemediğini ileri sürmüş ise de, resmi senet mahiyetindeki araç satış sözleşmesinde,.... plakalı aracın satış bedeli olan 108.000,00 TL'yi tamamen aldığını belirtmiş ve bu durum satış sözleşmesine de dercedilmiştir. Diğer yandan, davacının alacaklısı olduğu .... sayılı takip dosyasında ise, 28.10.2012 keşide tarihli 8412218 numaralı 32.500,00 TL bedelli çeke dayalı olarak 26.11.2012 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatılmış, borçluya ait ....plakalı araca 18.12.2012 tarihinde haciz işlemi uygulanmıştır. Takibin dayanağı olan çekteki ciro silsilesinin incelenmesinde, davacının cirosundan sonra ..... tarafından düşülen kayıtta,.... esas sayılı dosyası üzerinden 15.06.2012 tarihli kararı ile ödeme yasağı konulduğu belirtilmiştir. Buna göre, kambiyo senedi en geç 15.06.2012 tarihinden önce dolaşıma girmiş olup, mahkemenin davalı alacağının daha önce doğduğu noktasındaki tespiti yerinde olmamıştır. Ayrıca, davalı defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı hususu göz önüne alındığında, defterlerde bulunan araç satışına ait kayıtlar ve ibraz edilen faturanın tek taraflı olarak her zaman düzenlenmesi mümkün olup, alacağın varlığını tek başına kanıtlamaz. Bu itibarla, mahkemece davalının resmi senet mahiyetindeki araç satış sözleşmesinde bedeli aldığını belirtmesi ve davacının takibe dayanak çekinin en geç 15.06.2012 tarihinden önce dolaşımda olduğu gözetilerek davalının alacağının muvazaalı olması sebebiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, aksi değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
2- Kabule göre de, İİK'nın 142/1. maddesi hükmüne göre, cetvel suretinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde her alacaklı takibin icra edildiği mahal mahkemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel münderecatına itiraz edebilir. Anılan hükümde yer alan "alakadarlar" ifadesi, kural olarak borçluyu değil, davacı alacaklıdan sıra itibariyle önce olan alacaklıları ifade eder. İtiraz davası kural olarak davacıya göre sıra cetvelinde öncelikli olan ya da aynı derecede hacze iştirak eden alacaklılara yöneltilmelidir. Dolayısıyla borçlunun pasif husumet ehliyeti bulunmamaktadır. Somut olayda, davacı, borçlu... taraf göstererek sıra cetveline itiraz etmiş olduğundan, bu davalı yönünden pasif husumet ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken bu husus üzerinde durulmadan karar verilmesi de doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) no'lu bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi, 2009/12426 E., 2010/1842 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Şikâyetçi vekili borçlu ...’e ait taşınmazın satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde üst sıraya alınan alacaklının haciz tarihinin 20.03.2007 olarak gösterildiğini, oysa bu haczin sürelerden vazgeçilmek suretiyle konulduğunu ve İcra ve İflas Kanunu'nun 20 nci maddesi uyarınca bu durumun müvekkili aleyhinde sonuç doğuramayacağını iddia ederek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep etm
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2009/12426 E. , 2010/1842 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi
Tarih : 22/10/2009
Nosu : 2009/483-2009/1104
Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Şikâyetçi vekili borçlu ...’e ait taşınmazın satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde üst sıraya alınan alacaklının haciz tarihinin 20.03.2007 olarak gösterildiğini, oysa bu haczin sürelerden vazgeçilmek suretiyle konulduğunu ve İcra ve İflas Kanunu'nun 20 nci maddesi uyarınca bu durumun müvekkili aleyhinde sonuç doğuramayacağını iddia ederek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Şikâyet olunan vekili ödeme ve itiraz süreleri eklendiğinde müvekkilinin alacaklı olduğu takip dosyasında haczin 30.03.2007 tarihinde konmuş sayılacağı, şikâyetçi yanın haczinin ise 03.04.2007 tarihinde konulduğunu ve şikâyetçi haczinin satış istenmemesi nedeniyle düştüğünü bildirerek şikâyetin reddi gerektiğini savunmuştur.
İcra Mahkemesince alınan bilirkişi raporuna göre şikayetçinin haczinin 21.03.2007, ödeme emri tebliğinin 23.03.2007 tarihinde olduğu, şikâyet olunanın haczi 20.03.2007 tarihinde konulmuş ise de İcra ve İflas Kanunu'nun 20 nci maddesi uyarınca bu tarihin üçüncü kişilere karşı 28.03.2007 olarak kabul edileceği gerekçesiyle sıra cetvelinin iptaline karar verilmiş; hüküm şikâyet olunan vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 275 inci maddesine göre ancak çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin mütalaasına başvurulabilir. Şikâyet haciz tarihleri ile ilgili olup, bu husus hakimin genel ve hukuki bilgi ile çözebileceği ihtilaflardandır. Herhangi bir hesaplamanın gerekmediği ve doğrudan icra hukuku bilgisi ile çözülebilecek uyuşmazlık bakımından, konu ile ilgisi olmayan mali müşavir bilirkişiden rapor alınması yasaya aykırıdır.
2- Şikâyet olunan vekili şikâyetçinin haczinin, yasal süre içinde satış istenmemesi nedeniyle düştüğünü ileri sürmüşken, bu noktanın inceleme dışında tutulması doğru görülmemiştir (İİK.m.106, 110). Satış tarihi itibariyle derdest bir haczi bulunmayan alacaklının hukuki yararı bulunmadığından sıra cetveline itiraz edemeyeceğinin gözden kaçırılması hatalıdır.
3- Şikâyet olunan tarafından genel haciz yolu ile girişilen takipte, bedeli paylaşıma konu taşınmaz üzerine 20.03.2007 günü haciz koydurulmuştur. İcra ve İflas Kanunu'nun 20 nci maddesine göre bu haciz, üçüncü kişilere karşı haciz isteme hakkının geldiği yedinci gün sonunda (27.03.2007 günü mesai saati bitimi itibariyle) konulmuş sayılır.
Şikâyetçi tarafından kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile yapılan takipte koydurulan ihtiyati haciz ise ödeme süresinin dolduğu onuncu gün sonunda (03.04.2007 günü) kesin hacze dönüşmüştür (İİK.m.264).
Şikâyetçinin takibinin dayandığı belgenin İcra ve İflas Kanunu'nun 100 üncü maddesindeki şartları da taşımadığı göz önüne alındığında, aynı yasanın 268 inci maddesindeki iştirak imkânından da yararlanamayacağı tartışmasızdır. Bu halde de şikâyetin esastan reddi gerekirken şikayetin kabulü ile sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi, 2009/12425 E., 2010/1841 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Şikâyetçi vekili borçlu ...’e ait taşınmazın satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde üst sıraya alınan alacaklının haciz tarihinin 20.03.2007 olarak gösterildiğini, oysa bu haczin sürelerden vazgeçilmek suretiyle konulduğunu ve İcra ve İflas Kanunu'nun 20 nci maddesi uyarınca bu durumun müvekkili aleyhinde sonuç doğuramayacağını iddia ederek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep etm
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2009/12425 E. , 2010/1841 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi
Tarih : 22.10.2009
Nosu : 484-1105
Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Şikâyetçi vekili borçlu ...’e ait taşınmazın satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde üst sıraya alınan alacaklının haciz tarihinin 20.03.2007 olarak gösterildiğini, oysa bu haczin sürelerden vazgeçilmek suretiyle konulduğunu ve İcra ve İflas Kanunu'nun 20 nci maddesi uyarınca bu durumun müvekkili aleyhinde sonuç doğuramayacağını iddia ederek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Şikâyet olunan vekili ödeme ve itiraz süreleri eklendiğinde müvekkilinin alacaklı olduğu takip dosyasında haczin 30.03.2007 tarihinde konmuş sayılacağı, şikâyetçi yanın haczinin ise 03.04.2007 tarihinde konulduğunu ve şikâyetçi haczinin satış istenmemesi nedeniyle düştüğünü bildirerek şikâyetin reddi gerektiğini savunmuştur.
İcra Mahkemesince alınan bilirkişi raporuna göre şikayetçinin haczinin 21.03.2007, ödeme emri tebliğinin 23.03.2007 tarihinde olduğu, şikâyet olunanın haczi 20.03.2007 tarihinde konulmuş ise de İcra ve İflas Kanunu'nun 20 nci maddesi uyarınca bu tarihin üçüncü kişilere karşı 28.03.2007 olarak kabul edileceği gerekçesiyle sıra cetvelinin iptaline karar verilmiş; hüküm şikâyet olunan vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 275 inci maddesine göre ancak çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin mütalaasına başvurulabilir. Şikâyet haciz tarihleri ile ilgili olup, bu husus hakimin genel ve hukuki bilgi ile çözebileceği ihtilaflardandır. Herhangi bir hesaplamanın gerekmediği ve doğrudan icra hukuku bilgisi ile çözülebilecek uyuşmazlık bakımından, konu ile ilgisi olmayan mali müşavir bilirkişiden rapor alınması yasaya aykırıdır.
2- Şikâyet olunan vekili şikâyetçinin haczinin, yasal süre içinde satış istenmemesi nedeniyle düştüğünü ileri sürmüşken, bu noktanın inceleme dışında tutulması doğru görülmemiştir (İİK.m.106, 110). Satış tarihi itibariyle derdest bir haczi bulunmayan alacaklının hukuki yararı bulunmadığından sıra cetveline itiraz edemeyeceğinin gözden kaçırılması hatalıdır.
3- Şikâyet olunan tarafından genel haciz yolu ile girişilen takipte, bedeli paylaşıma konu taşınmaz üzerine 20.03.2007 günü haciz koydurulmuştur. İcra ve İflas Kanunu'nun 20 nci maddesine göre bu haciz, üçüncü kişilere karşı haciz isteme hakkının geldiği yedinci gün sonunda (27.03.2007 günü mesai saati bitimi itibariyle) konulmuş sayılır.
Şikâyetçi tarafından kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile yapılan takipte koydurulan ihtiyati haciz ise ödeme süresinin dolduğu onuncu gün sonunda (03.04.2007 günü) kesin hacze dönüşmüştür (İİK.m.264).
Şikâyetçinin takibinin dayandığı belgenin İcra ve İflas Kanunu'nun 100 üncü maddesindeki şartları da taşımadığı göz önüne alındığında, aynı yasanın 268 inci maddesindeki iştirak imkânından da yararlanamayacağı tartışmasızdır. Bu halde de şikâyetin esastan reddi gerekirken şikayetin kabulü ile sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.2.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
İcra ve İflas Hukuku
Borçlu (B), aleyhine başlatılan ilamlı icra takibinde, alacaklı (A) ile anlaşarak haczedilen mallarının satışının bir an önce yapılmasını sağlamak amacıyla, satış talebinden sonra kanunen öngörülen satış hazırlık işlemlerine ilişkin sürelere riayet edilmemesine muvafakat ettiğini icra dairesine bildirmiştir. Bu durumda, borçlunun sürelerden feragatinin hukuki niteliği ve sonuçları hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Türk Borçlar Kanunu'nun zamanaşımına ilişkin 'önceden feragat yasağı' kuralı kıyasen uygulanacağından, henüz işlemeye başlamamış bir süreden feragat edilmesi geçersizdir.
B) İcra ve İflas Kanunu'nda kanuni süreleri değiştiren sözleşmelerin hükümsüz olduğu emredici bir şekilde düzenlendiğinden, borçlunun tek taraflı irade beyanıyla sürelerden feragati hukuken sonuç doğurmaz.
C) Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca feragat kayıtsız ve şartsız olması gerektiğinden, borçlunun feragati takibe iştirak eden diğer alacaklıları da bağlayarak takibi bütün olarak hızlandırır.
D) Feragat, hüküm kesinleşinceye kadar yapılabileceğinden, borçlunun bu beyanı ancak takibin ve satış işlemlerinin kesinleşmesiyle birlikte geçerlilik kazanır ve geriye dönük olarak etki eder.
E) Borçlunun, lehine olan bir süreden feragat etmesi tek taraflı bir usuli işlem olup, bu vazgeçme yalnızca kendisi bakımından hüküm ifade eder ve diğer alacaklılar gibi üçüncü kişilerin hukuki durumunu etkilemez.
Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.