2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 19

İcra ve İflas Kanunu 19. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 19 – (Değişik: 18/2/1965-538/12 md.) Gün olarak tayin olunan müddetlerde ilk gün hesaba katılmaz. Ay veya sene olarak tayin olunan müddetler ayın veya senenin kaçıncı günü işlemeye başlamış ise biteceği ay veya senenin aynı gününde ve müddetin biteceği ayın sonunda böyle bir gün yoksa ayın son gününde biter. (Ek cümle:2/3/2024-7499/1 md.) Müddet, hafta olarak belirlenmiş ise başladığı güne son hafta içindeki karşılık gelen günde biter. Bir müddetin sonuncu günü resmi bir tatil gününe rastlarsa, müddet tatili takibeden günde biter. Müddet, son günün tatil saatinde bitmiş sayılır. Müddetlerin değiştirilmemesi:

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

10 karar eşleşti
7. Hukuk Dairesi, 2022/3627 E., 2023/4847 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
Henüz masa vekili atanmadığından duruşmada mazeretli sayılmamız ve İİK'nın 19 uncu maddesi gereğince müflis yönünden davanın 2 nci alacaklılar toplantısından 10 gün sonrasına bırakılması hususu takdirlerinize arz olunur" şeklindedir.
7. Hukuk Dairesi         2022/3627 E.  ,  2023/4847 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/959 E., 2021/2836 K. KARAR : İstinaf talebinin kabulü ile davanın kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2018/304 E., 2019/799 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil olmaz ise tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı iflas masası tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; davalı şirketin ... ilçesi 1398 ada 2 (738 ada 4 parsel satın alamayınca) parselde kayıtlı arsanın satın alınarak üzerinde yapacağı sitede, tüketicilerle ön ödemeli konut satış sözleşmesi imzaladığını, davalı şirketin davacı alıcı ile de 12.05.2011 tarihli gayrimenkul satışına ilişkin sözleşme imzaladığını, davalı şirketin peşin ödenecek 75.000,00 TL satış bedeli karşılığında brüt 118 m2 alanlı 3+1 daireyi davacıya sattığını, davalı şirketin kuruluş ünvanının ... Yapı A.Ş. olduğunu, davalı şirketin davacı ve diğer alıcılardan temin ettiği satış bedelleri ile ... ilçesi 1398 ada 2 parselde kayıtlı olan arsayı satın aldığını, Future Park adlı konut projesini geliştirdiğini, kura sonucu dava konusu taşınmazın çıktığını belirterek, 2 No.lu parselde A Blok 17 No.lu dairenin tapusunun iptali ile tesciline, olmaz ise rayiç değer üzerinden şimdilik 5000-TLnin tahsiline, dairedeki yüzölçümü eksikliği nedeniyele ve kira kaybı nedeniyle belirsiz alacak davası kapsamında şimdilik 5.000,00 TL ve 3.000,00 TL'nin tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı; 1. Davacının iddiasının aksine ilk konut alıcılarından toplanan tutar ile Future Park projesinin tamamlanmaya çalışılması söz konusu değildir. Zira davacının iddiasına göre toplanan para, sadece projeye konu arsanın ellibeşmilyon ... Lirası olan maliyetini karşılamaya dahi yetmemektedir. Future Park projesinin tamamlanması için sarf edilen toplam tutar, bugünkü maliyetler üzerinden dörtyüzyirmimilyon ... Lirasının üzerinde gerçekleşecektir. 2. Davacının iddia ettiği gibi, davacının da içinde bulunduğu dairelerin değerleri alım fiyatlarını katlamış durumdadır. Bu durum projeye yatırım yapan davacı ve diğer müşterilerin yatırımlarının karlılığını ortaya koymaktadır. Zira davacının iddiasının aksine ilk konut alıcılarının devre zorlanması söz konusu olmamıştır. Öyle ki, yediyüzotuza yakın bağımsız bölümün bulunduğu A, B, C ve D bloklarında, 2011 yılından bugüne kadar yalnızca 67 (altmışyedi) bağımsız bölüm devredilmiştir. Bu devirlerin hepsi maliklerin rızaları ile gerçekleşmiştir. Davacının iddiasının aksine yedi yıl içinde gerçekleşen devirler toplam bağımsız bölümlerin yüzde yedisi civarındadır. Bu husus, maliklerin devre zorlanarak değer artışından davalı yüklenicinin faydalanmaya çalıştığı iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu ortaya koymaktadır. 3- Davalı müvekkil, kat irtifakının kurulmasını gerçekleştirmiş ve maliklerin sahip olacağı bağımsız bölümün belirlenmesi için 27.02.2018 tarihinde Bakırköy 53. Noterliğinin nezaretinde kura çekimini gerçekleştirmiştir. Kura çekimi sonrasında tüm maliklerin bağımsız bölümleri belirlenmiş ve malikler devre davet edilmiştir. 4. Özelleşme ile brüt 110 metrekare daire ve Ek Protokol ile brüt 118 metrekare daire teslimi taahhüt edilmesine karşın imar ve proje değişiklikleri sonrasında gerçekleşen brüt daire alanları 135 metrekaredir. Buna göre maliklere teslimi taahhüt edilenden 17 metrekare daha büyük daireler ortaya çıkmıştır. Davacının dairelerin 98 metrekare olduğuna dair iddiaları gerçek hilafınadır. Bağımsız bölüm maliklerine, bu ilave alan bedelleri ile Kök Sözleşme ve Ek Protokol tahtında ödenmesi gereken akıllı ev sistemi, abonelikler ve tapu işlemleri için sarf edilecek bedelleri (toplam 44.750,00 TL) ödeyenlere kat irtifak tapularının devrinin yapılacağı bildirilmiş ve bu ödemeleri gerçekleştiren çok sayıdaki maliklere tapu devirleri başlamıştır. 5. Davalı şirket, kat irtifak tapusunun devri için gerekli tüm şartları sağlamış olmasına karşın ödeme yükümlülükleri yerine gelmediği için kat irtifakı gerçekleşmemiştir. Bu ödemelerin gerçekleşmesi üzerine kat irtifak tapusunun devri gerçekleştirilecektir. 6. Brüt alan artışı ve olumsuz ... koşulları nedeniyle çalışılamayan dönemler dikkate alındığında teslim tarihinin 31.12.2018 olarak kabulü gerekir. Bu nedenle davalı şirketin teslimde temerrüde düştüğünden söz edilemez. Ayrıca yine davacının brüt alan artışı, akıllı ev sistemi, abonelikler, tapu işlemleri ve diğer ödemelerde mütemerrit olması nedeniyle davalı şirketin temerrüdü söz konusu olamaz 7- Davacı yan, teslim tarihi olan 31.12.2017 tarihi itibariyle teslimde temerrüt söz konusu olduğu için aylık 1.000,00 TL kira tazminatına hak kazandığını iddia etmektedir. Buna karşın anıldığı üzere, teslim tarihinin 31.12.2018 tarihine ötelenmesi gerekmektedir. Bunun yanısıra Ek Protokolün 3.8 maddesine göre 3 aylık ek sürede kira tazminatı talep edilemeyecektir. Bu durumda kira tazminatının doğması için 31.03.2019 tarihinde teslimin yapılamamış olması gerekir. Dolayısıyla halihazırda kira tazminatı ödemesinden söz edilemez, şeklinde beyanlarla, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 1. Davanın kabulüne, 2. Dava konusu, İstanbul ili, ... ilçesi, ... Köyü, 1398 ada, 2 parsel A blok 47 numaralı bağımsız bölümün davalı adına olan tapusunun iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, 3. Davacının kira alacağı bakımından 6.380,00 TL’nin HMK'nın 107 nci maddesi gereği dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4. Eksik ifadan kaynaklanan 11.747,00 TL’nin HMK 107 inci maddesi gereği dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili hüküm kısmındaki yanlışlığın düzeltilmesini talep etmiştir C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 1. Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 2. Bakırköy 1. Tüketici Mahkemesinin 12.12.2019 tarih ve 2018/304 Esas, 2019/799 Karar ... kararının kaldırılmasına, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince gerekçe ve hüküm düzeltilmek suretiyle; davanın kabulüne, Dava konusu, İstanbul ili, ... ilçesi, ... Köyü, 1398 ada, 2 parsel A blok 47 numaralı bağımsız bölümün davalı adına olan tapusunun iptali ile davacılar adına eşit hisseli olarak tapuya kayıt ve tesciline, Davacının kira alacağı bakımından 6.380,00 TL’nin HMK 107 nci maddesi gereği dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara eşit hisseli olarak verilmesine, Eksik ifadan kaynaklanan 11.747,00 TL’nin HMK'nın 107 nci maddesi gereği dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara eşit hisseli olarak verilmesine, karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, hükümde ''davacı adına'' tesciline dair kısmı ''davacılar adına tesciline'' olarak düzeltmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde iflas masası yetkilisi temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. İcra Dairesi yetkilisi dilekçe ile; "Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.11.2021 tarih ve 2021/565 Esas ... dava dosyası ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 772573-0 Sicil Numarasında kayıtlı 1320067729 vergi No.lu ... Mahallesi 1069 Sokak No: 9 ... İstanbul adresinde faaliyet gösteren ... Organizasyon İnşaat Sanayi A.Ş.'nin 24.11.2021 tarihli ve saat 09:42 itibariyle tasfiye işlemlerine başlanmış olup, tasfiye işlemleri müdürlüğümüzün yukarıda yazılı dosyasından başlanmıştır. Müdürülüğümüz dosyasına gönderilen ilgi ... ilamdaki müflis adına olan sulh, kabul, ibra yetkilerimiz bulunmadığı ve aleyhe hususlara itiraz ettiğimizi bildiririz. Henüz masa vekili atanmadığından duruşmada mazeretli sayılmamız ve İİK'nın 19 uncu maddesi gereğince müflis yönünden davanın 2 nci alacaklılar toplantısından 10 gün sonrasına bırakılması hususu takdirlerinize arz olunur" şeklindedir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil olmaz ise tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 2004 ... İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 191 inci maddesi gereğince, borçlunun iflas açıldıktan sonra masaya ait mallar üzerinde her türlü tasarrufu alacaklılara karşı hükümsüzdür. Müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi iflâs ile kısıtlandığından, aynı Kanun'un 226 ncı maddesi uyarınca da masanın kanuni mümessilinin iflas idaresi olduğu kabul edilmiştir. Belirtilen hükümler gereğince; iflasın açılmasıyla taraf sıfatı ve dava takip yetkisi artık müflise değil, iflas idaresine ait olup, adi tasfiyede İİK'nın 226 ve 229 uncu maddeleri gereği iflas masasını temsil yetkisi iflas idare memurlarına, şayet basit tasfiye (İİK'nın m. 218) usulü benimsenmişse, bu temsil yetkisi iflas dairesine aittir. 2. Müflisin, iflâsın açılması ile hak ehliyetini kaybetmediği gibi dava ehliyetini de kaybettiği söylenemese de masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlandığından, masa ile ilgili davalar hakkındaki taraf sıfatı ve dava takip yetkisi artık müflise değil, iflâs idaresine ait olacaktır. İflâs idaresinin bu dava takip yetkisini kullanıp kullanmayacağını tespit edebilmek için, ilk önce iflâs organlarının oluşması ve her dava hakkında esaslı bilgi sahibi olunması gerekir. Bu ise, zaman isteyen bir husustur. İşte bu nedenle, İİK'nın 194 üncü maddesi gereğince müflisin davacı ve davalı bulunduğu hukuk davalarının, iflâsın açılması ile belli bir süre için durması öngörülmüştür. 3. İİK'nın 194 üncü maddesine göre; "Acele haller müstesna olmak üzere iflasın açılması ile kural olarak müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur, ancak alacaklıların ikinci toplantısından on gün sonra devam olunabilir." 4. İflâsın açılması ile duracak olan davalar, iflâstan önce açılmış olup da hâlen derdest bulunan ve iflâs masasına giren mal, alacak ve haklara ilişkin hukuk davalarıdır. Bunlar, müflisin açmış olduğu davalar ile müflise karşı açılmış olan davalardır. Davaların durduğu bu süre içinde, iflâs idaresi, ... davalar hakkında araştırma yapar ve bu davaların geleceği hakkında karar verir. Burada, müflisin davacı veya davalı olmasına göre usul işlemleri farklılık arz eder. 5. Müflisin davacı olduğu davalarda; iflâs idaresi bir davanın başarı şansı olduğu kanısına varırsa, masanın bu davayı takip etmesine karar verir; bu karar ikinci alacaklılar toplantısının uygun bulması ile kesinleşir ve ikinci alacaklılar toplantısından sonraki on günlük süre geçince, bundan böyle davaya, davacı olarak iflâs idaresi tarafından devam edilir. İflâs idaresi ve ikinci alacaklılar toplantısı, davanın başarı şansı olmadığı kanısına varırlarsa, masanın davayı takip etmemesine karar verirler. Bu hâlde o davayı takip yetkisi, isteyen alacaklıya devredilir (İİK md. 245). Hiçbir alacaklı davayı takip etmek istemezse, o zaman, müflisin dava takip yetkisi yeniden doğar ve müflis iflâsın kapanmasını beklemeden, davayı kendi adına devam ettirebilir. 6. Müflisin davalı olduğu davalarda ise; iflâs idaresi, alacakları tahkik ederken (İİK md. 230 vd) müflise karşı dava açan alacaklının alacağının mevcut olup olmadığı hakkında bir karar vermez; sadece, bu alacağı çekişmeli alacak olarak sıra cetveline geçirir. Bu alacağın, dolayısıyla davanın kabul edilip edilmeyeceği hakkında ikinci alacaklılar toplantısında karar verilir. İkinci alacaklılar toplantısında davaya devam edilmesine karar verilirse iflâs idaresi, ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonra davayı takip eder veya tayin edeceği bir avukat vasıtasıyla davayı takip ettirir. Bir hukuk davasının kayıt-kabul davasına dönüşmesi için davalının iflas etmesi, iflas idaresinin de dava konusu alacağı iflas masasına kabul etmemesi gerekir. Davalı tarafı dava sırasında iflas eden aleyhine iflastan önce açılan ve İİK'nın 194 üncü maddesi hükmünde sayılan istisnalardan olmayan bir davaya bakan mahkemenin, asıl dava konusu alacağın, ikinci alacaklılar toplantısında iflas masasına kaydedilip, alacağın masa tarafından kesin olarak kabul edilip edilmediğini araştırması ve şayet kesin suretle kayıt ve kabul edilmiş ise, konusu kalmayan davada hüküm tesisine yer olmadığına karar vermesi; masaya kayıt edilmesi istenip de alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ise ve kayıt-kabul davası ayrıca açılmamışsa, davaya alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edilerek, varılacak sonuç çerçevesinde bir karar vermesi gerekir. 3. Değerlendirme 1. Tüm dosya içeriği ve toplanan delilerden, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/565 Esas, 2021/1120 Karar ... dosyasında, davalı ... Organizasyon İnşaat ve Sanayi A.Ş.’nin 24.11.2021 günü saat 09:42’den itibaren iflasına karar verilmiş olup tasfiye işlemleri başlanmıştır. 2. Somut olaya gelince; davanın 25.04.2018 tarihinde açıldığı, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi ile aynı gün şirketin iflasına karar verildiği, müflisin iflasına karar verilmekle tüzel kişiliğinin sona erdiği ve davayı takip yetkisinin iflas idaresine geçtiği anlaşılmaktadır. 3. Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesince; davalı müflis şirket yönünden, iflas idaresine gerekli tebligatların yapılıp taraf teşkili sağlandıktan sonra yukarıda açıklanan usullere göre yargılamaya devam edilmesi ve oluşacak sonuca bir karar verilmesi gerektiğinden, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine; kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

Hukuk Genel Kurulu, 2019/623 E., 2020/9 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
pılmış sayılacağından bozma kararının 04.08.2019 tarihinde alacaklı vekiline tebliğ edildiği, 10 günlük karar düzeltme süresinin son gününün Kurban Bayramı'nın dördüncü günü olan 14.08.2019 tarihine rastladığı, resmi tatil olması sebebiyle İİK'nin 19. maddesinin 3.
Hukuk Genel Kurulu         2019/623 E.  ,  2020/9 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “genel haciz yolu ile ilamsız icra takibine itirazın kaldırılması” talebinden dolayı, bozma üzerine direnme yoluyla; Ankara 5. İcra Hukuk Mahkemesince verilen 19.03.2015 tarihli ve 2015/11 E., 2015/209 K. sayılı kararın bozulmasını kapsayan ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulundan çıkan 07.05.2019 tarihli ve 2017/12-724 E., 2019/529 K. sayılı kararın, karar düzeltme yoluyla incelenmesi alacaklı vekili tarafından verilen dilekçe ile istenilmiştir. 2. Hukuk Genel Kurulunca dilekçe, düzeltilmesi istenen karar ve dosyadaki ilgili bütün belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü: 3. İstem, genel haciz yolu ile yapılan ilamsız icra takibine itirazın kaldırılmasına ilişkindir. 4. Yerel mahkemece itirazın kaldırılmasına dair verilen direnme kararının borçlu vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Hukuk Genel Kurulunca direnme kararının bozulmasına karar verilmiş, bu karara karşı alacaklı vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur. 5. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasına geçilmeden önce bozma kararının alacaklı vekiline elektronik tebligat ile 04.08.2019 tarihinde tebliğ edilmesi ve alacaklı vekilinin 19.08.2019 tarihinde karar düzeltme isteminde bulunulmuş olması karşısında karar düzeltme isteminin süresinde olup olmadığı hususu ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir. 6. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’na 5311 sayılı Kanun’un 29. maddesi ile eklenen geçici 7. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken İİK’nin 366/III. maddesi uyarınca karar düzeltme süresi kararın tebliğinden itibaren 10 gündür. 7. 28.02.2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanun ile değişik 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 7/a maddesinin 1. fıkrasında (1/g) baro levhasına yazılı avukatlara tebligatın elektronik yolla yapılmasının zorunlu olduğu, 4. fıkrasında ise elektronik yolla tebligatın, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağı düzenlenmiştir. 8. Anılan maddeye dayanılarak hazırlanan ve 06.12.2018 tarihli 30617 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, elektronik ortamda yapılacak tebligata ilişkin usul ve esasları düzenleyen Elektronik Tebligat Yönetmeliği 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 9. Elektronik Tebligat Yönetmeliği’nin 3. maddesinde; "Elektronik tebligat: Tebligat Kanunu ve bu Yönetmeliğe uygun olarak elektronik ortamda yapılan tebligat, Elektronik tebligat adresi: PTT tarafından, gerçek kişiler için kimlik bilgileri, tüzel kişiler için ise tabi oldukları sistem bilgileri esas alınmak suretiyle tek ve benzersiz şekilde oluşturulan ve UETS’ye kaydedilen tebligat adresi, UETS: Tebligat Kanunu ve bu Yönetmelik uyarınca yapılan elektronik tebligat işlemlerini yürütmek amacıyla PTT tarafından kurulan, işletilen ve güvenliği sağlanan sistem, Zaman damgası: 5070 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde tanımlanan zaman damgası" olarak tanımlanmıştır. 10. 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu'nda ise "Zaman damgası: Bir elektronik verinin, üretildiği, değiştirildiği, gönderildiği, alındığı ve/veya kaydedildiği zamanın tespit edilmesi amacıyla, elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı tarafından elektronik imzayla doğrulanan kaydı ifade eder." şeklinde belirtilmiştir. 11. Elektronik Tebligat Yönetmeliği’nin 5/ğ. maddesinde tebligatın elektronik yolla yapılması zorunlu olanlar arasında "Baro levhasına yazılı avukatlar" gösterilmiştir. Yönetmeliğin 6. maddesinde elektronik tebligat adresi alma zorunluluğuna tabi olanlar için yapılacak başvuru, 8. maddesinin 1. fıkrasında PTT'nin başvurunun yapıldığı tarihten itibaren bir ay içinde elektronik tebligat adresini, gerçek kişiler için kimlik bilgilerini, tüzel kişiler için ise tabi oldukları sistem bilgilerini esas almak suretiyle tek ve benzersiz olacak şekilde oluşturacağı ve UETS’ye kaydedeceği, elektronik tebligatın hazırlanması ve muhataba ulaştırılmasını düzenleyen 9. maddesinde tebligat çıkarmaya yetkili makam ve mercinin, elektronik tebligat mesajını hazırlayarak, UETS’ye teslim edeceği, UETS'nin elektronik tebligat mesajını zaman damgasıyla ilişkilendirerek muhatabın elektronik tebligat adresine ulaştıracağı, elektronik yolla tebligatın muhatabın elektronik tebligat adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağı belirtilmiştir. 12. Görüldüğü üzere, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 7/a maddesinde muhatabın elektronik tebligatı tebellüğ etmiş sayılacağı tarihe ilişkin özel bir düzenleme yer almaktadır. Bu düzenlemeye göre "Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır." Bunun sonucu olarak elektronik tebligatta tebellüğ tarihi elektronik tebligatın muhatabın elektronik posta hesabına ulaştığı veya okunduğu tarih olmayıp, tebligatın muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonu olmaktadır. Böylelikle, muhatabın kayıtlı elektronik posta hesabını kontrol etmemek suretiyle tebliğin sonuçlarını geciktirmesi ihtimali söz konusu olmayacaktır. 13. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 7/a maddesinin 4. fıkrasında yer alan düzenlemeye benzer bir düzenleme de 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 107/A maddesinin 2. fıkrasında yer almakta olup, "..Elektronik ortamda tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır..." şeklindedir. Bu düzenlemenin Anayasaya aykırılığı iddiası ile yapılan başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 19.09.2019 tarihli ve 2018/144 esas sayılı kararında; itiraz konusu kuralın muhataplara öncelikle elektronik posta adreslerini belirli aralıklarla kontrol etme yükümlülüğü yüklediği, bu yükümlülüğe beşer günlük aralıklarla uyulduğu takdirde hukuki yollara başvuru süresi yönünden herhangi bir hak kaybı olmayacağı, muhatabın elektronik posta adresini her gün ya da beş günden daha az aralıklarla kontrol etmesi hâlinde ise tebliğin yapılmış sayılacağı tarihten de önce tebligattan haberdar olunacağı için süre yönünden bir hak kaybı yaşanmayacağı gibi bu sürenin birkaç gün daha uzamasının söz konusu olacağı belirtilerek düzenlemenin Anayasaya aykırı olmadığına karar verilmiştir. 14. Somut olayda karar düzeltme istemine konu Hukuk Genel Kurulunun bozma kararının alacaklı vekiline tebliğine ilişkin e-tebliğ mazbatasının incelenmesinde; "Tarih 30.07.2019 Muhatap hesabına teslim edilmek üzere UETS tarafından teslim alındı, 30.07.2019 Tebligat alıcı için ayrılmış tebligat alanına (hesabına) başarılı bir şekilde konuldu, 04.08.2019 Tebligat alıcının hesabına iletilmesine müteakip mevzuat gereği belirlenen süre sonunda otomatik olarak okundu sayıldı" şeklinde açıklamaların yer aldığı görülmektedir. 15. Elektronik Tebligat Yönetmeliği'nin 9. maddesinde belirtildiği üzere UETS elektronik tebligat mesajını zaman damgasıyla ilişkilendirerek 30.07.2019 tarihinde muhatabın elektronik tebligat adresine ulaştırmış olup, elektronik yolla tebligat muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağından bozma kararının 04.08.2019 tarihinde alacaklı vekiline tebliğ edildiği, 10 günlük karar düzeltme süresinin son gününün Kurban Bayramı'nın dördüncü günü olan 14.08.2019 tarihine rastladığı, resmi tatil olması sebebiyle İİK'nin 19. maddesinin 3. fıkrası gereğince müddetin 15.08.2019 tarihinde biteceği, karar düzeltme isteminin ise yasal 10 günlük süreden sonra 19.08.2019 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır. 16. Hâl böyle olunca karar düzeltme isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. SONUÇ : Açıklanan nedenlerle; Alacaklı vekilinin karar düzeltme isteminin süre yönünden REDDİNE, 14.01.2020 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi. ...
23. Hukuk Dairesi, 2016/1166 E., 2017/630 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve özellikle birleşen 2013/597 Esas sayılı dosyada şikayetçinin 19.03.2012 tarihli satış talebinin İİK'nın 19. maddesi uyarınca, usulüne uygun yapılmadığından, HUMK'nın 440.
23. Hukuk Dairesi         2016/1166 E.  ,  2017/630 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen sıra cetveline şikayetin sonucunda verilen hükmün onanmasına ilişkin Dairemizin 23.10.2015 gün ve 2014/8956 Esas, 2015/6835 Karar sayılı ilamının karar düzeltme yoluyla incelenmesi birleşen 2013/597 E. sayılı dosyada şikayetçi vekilince istenilmekle, dosya incelendi, gereği görüşüldü. - KARAR - Asıl dosyada şikayetçi vekili, Ankara 22. İcra Müdürlüğü'nce düzenlenen sıra cetvelinde müvekkilinin alacağının işçi alacağı olmasına rağmen 2. sıraya kaydedildiğini ayrıca alacağın miktarı yönünden eksik hesaplama yapıldığını ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini talep etmiştir. Birleşen 2013/299 esas sayılı dosyada şikayetçi vekili, Ankara 22. İcra Müdürlüğü'nce düzenlenen sıra cetvelinde müvekkilinin alacağının işçi alacağı olmasına rağmen 2. sıraya kaydedildiğini, ayrıca alacağın miktarı yönünden eksik hesaplama yapıldığını ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini talep etmiştir. Birleşen 2013/597 esas sayılı dosyada şikayetçi vekili, Ankara 22. İcra Müdürlüğü'nün 2011/2237 esas sayılı dosyası ile satılan gayrimenkul üzerinde haciz olduğunu, kendisinin alacaklı olduğu dosyaya 100. maddeye yarar bilgiler sunulmasına rağmen sıra cetveline dahil edilmediğini ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini talep etmiştir. Asıl ve birleşen dosyalarda şikayet olunan ... vekili, şikayetin reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; satış bedeli, sıra cetvelinde yer alan 1. sıradaki şikayet olunan alacaklıdan sonra 2. sırada bulunan şikayetçiler ... yönünden satış bedelinin şikayetçilerin alacağını karşılaması sebebiyle şikayetlerinde hukuki yararın olmadığı, şikayetçilere ayrılması gereken payın icra müdürlüklerince eksik bildirilmesi sonucu şikayetçilere ayrılan payın eksik olması nedeni ile tekrar hesaplanması talebi haklı görülerek satış günü olan 19.11.2012 tarihi itibariyle alacak toplamının işlemiş faizler, anapara, icra vekalet ücreti, tahsil harcı ve masraflar dahil olmak üzere ... için toplam 42.973,82 TL ve ... için ise, toplam 44.653,97 TL olduğu, şikayetçi ... tarafından satışa konu taşınmaz üzerine konulan haciz tarihinin 29.03.2010 olduğu, alacaklı tarafından ilk olarak 16.11.2012 tarihinde satış talebinde bulunulduğu, iki yıllık süre geçtikten sonra satış istendiği ve haczin düştüğü gerekçesiyle, şikayetçi ... yönünden şikayetin reddine, diğer iki şikayetçi açısından şikayetin kabulüne dair verilen kararın birleşen 2013/597 Esas sayılı dosyada şikayetçi vekilinin temyizi üzerine Dairemizin, 23.10. 2015 tarihli ilamı ile karar onanmıştır. Birleşen 2013/597 Esas sayılı dosyada şikayetçi vekili, karar düzeltme talebinde bulunmuştur. Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve özellikle birleşen 2013/597 Esas sayılı dosyada şikayetçinin 19.03.2012 tarihli satış talebinin İİK'nın 19. maddesi uyarınca, usulüne uygun yapılmadığından, HUMK'nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, birleşen 2013/597 Esas sayılı dosyada şikayetçi vekilinin karar düzeltme isteminin REDDİNE, 07,80 TL harç ve takdiren 275,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 01.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2011/17665 E., 2012/3478 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varPendik 1. İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
İİK. nun 19.maddesi gereğince de, "gün olarak tayin olunan müddetlerde ilk gün hesaba katılmaz.
12. Hukuk Dairesi         2011/17665 E.  ,  2012/3478 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Pendik 1. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 02/03/2011 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü : Borçlu vekili 22.11.2010 tarihinde icra mahkemesine başvurarak 12.11.2010 tarihinde yapılan ihalenin feshine karar verilmesini istemektedir. İİK. nun 134/2. maddesine göre bu konudaki şikayet, ihale tarihinden itibaren 7 günlük sürede yapılmalıdır. İİK. nun 19.maddesi gereğince de, "gün olarak tayin olunan müddetlerde ilk gün hesaba katılmaz. Bir müddetin sonuncu günü resmi bir tatil gününe rastlarsa, müddet tatili takip eden günde biter. Müddet, son günün tatil saatinde bitmiş sayılır." Anılan hükme göre, somut olayda, 7 günlük  şikayet süresinin son günü olan 19.11.2010  tarihi resmi tatil olan Kurban Bayramının ilk gününe; 20.11.2010 ve 21.11.2010 tarihleri ise resmi tatil olan cumartesi ve pazar günlerine rastladığı için şikayet süresi, tatili takip eden ilk iş günü olan 22.11.2010  tarihinde biteceğinden sözkonusu bu son tarihte yapılmış olan şikayet süresindedir. O halde mahkemece, şikayetin esasının incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde süreden reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ :Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 14/02/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2010/30195 E., 2011/11241 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKahramanmaraş İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
İİK. nun 19. maddesi "gün olarak tayin olunan müddetlerde ilk gün hesaba katılmaz.
12. Hukuk Dairesi         2010/30195 E.  ,  2011/11241 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kahramanmaraş İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 18/05/2010 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü : Borçlu hakkında çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi yapılmış ve adı geçene örnek 10 no'lu ödeme emri 20.04.2009 tarihinde tebliğ olunmuştur. Borçlu ise 27.04.2009 tarihinde icra mahkemesine başvurarak borca itiraz etmiştir. İİK. nun 168/5. maddesine göre anılan itiraz yasal 5 günlük sürede yapılmalıdır. İİK. nun 19. maddesi "gün olarak tayin olunan müddetlerde ilk gün hesaba katılmaz. Bir müddetin sonuncu günü resmi bir tatil gününe rastlarsa, müddet tatili takip eden günde biter. Müddet, son günün tatil saatinde bitmiş sayılır." hükmünü içermektedir. Anılan hükme göre, somut olayda, 5 günlük sürenin son günü olan 25.04.2009 tarihinin Cumartesi gününe denk gelmiş olması karşısında, itiraz süresinin son günü tatile rastladığı için tatili takip eden ilk iş günü olan 27.04.2009 tarihinde yapılmış olan itiraz süresindedir. O halde, mahkemece itirazın esasının incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, istemin süre aşımı nedeniylr reddi yönünde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. SONUÇ  : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 31/05/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel

İcra hukukunda sürelerin hesaplanması, başlangıcı ve bitişi ile bu sürelerin adli tatil karşısındaki durumu hakkında aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

A) Gün olarak tayin edilen sürelerde tebliğin yapıldığı gün hesaba katılmaz; süre bir sonraki gün başlar.
B) Ay olarak belirtilen bir sürenin son günü, sürenin başladığı ayın tarihine tekabül eden günde; o ayda böyle bir gün yoksa ayın son gününde biter.
C) İcra ve iflas dairelerinde adli tatil hükümleri uygulanmaz; dolayısıyla haciz ve tebligat gibi takip işlemleri adli tatil süresince de gerçekleştirilebilir.
D) Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre, son günün mesai saati bitiminde (17:00) değil, günün sonunda yani saat 23:59’da sona erer.
E) Sürenin son günü resmi bir tatil gününe rastlarsa, süre o günün bitiminde sona ermiş kabul edilir; herhangi bir uzama söz konusu olmaz.