İcra ve İflas Kanunu 226. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 226 – Masanın kanuni mümessili iflas idaresidir. İdare masanın menfaatlerini gözetmek ve tasfiyeyi yapmakla mükelleftir.
(Değişik: 6/6/1985-3222/27 md.) İdare, ikimilyar liraya kadar olan alacaklardan doğrudan doğruya, daha ziyade alacaklardan alacaklılar toplanmasının vereceği yetkiyle sulh olabilir ve tahkim yapabilir.[74]
İflas idaresinin vazife ve mes’uliyeti:
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
33 karar eşleşti
12. Hukuk Dairesi, 2024/6061 E., 2024/8406 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
İİK'nın 226. maddesinin birinci fıkrasına göre, iflas idaresi müflisin veya alacaklıların temsilcileri olmayıp, iflas masasının yasal temsilcisidir.
12. Hukuk Dairesi 2024/6061 E. , 2024/8406 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacılar tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
02.03.2005 tarih ve 5311 sayılı Kanunun 26. maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 365/1. maddesinde; “İstinaf yoluna başvurma, yasal süre geçtikten sonra yapılır veya istinaf yoluna başvurulmasına olanak bulunmayan bir karara veya vazgeçme nedeniyle itiraz veya şikâyetin reddine yahut süresi geçmiş bir şikâyete ilişkin olursa, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri gereğince istem icra mahkemesince reddedilir” hükmü yer almaktadır. Aynı maddenin 3. fıkrasında ise; “Bölge Adliye Mahkemesi, birinci fıkra kapsamına girdiği hâlde reddine karar verilmemiş başvuruyu geri çevirmeyip doğrudan kesin karara bağlar” düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda, temyizen incelenmesi istenen karar, iflas idaresince yapılan ihalenin feshi istemine yönelik şikayet olup, anılan kararın temyiz kabiliyeti bulunmamaktadır.
Buna göre, Dairemizce incelenmesi istenen Bölge Adliye Mahkemesi kararı, İİK’nın 365/1-son maddesinde belirtildiği üzere KESİN nitelikte olduğundan, 5311 sayılı Kanunla değişik İİK'nın 364. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 366. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanunun 352.maddesi uyarınca temyiz başvuru talebinin (REDDİNE), 10.10.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
Üye Dr. ...'in Karşı Oy Yazısı;
İİK'nın 5311 sayılı Kanunla değişik 363. maddesi; 5311 sayılı kanun ile değişiklik öncesi uygulanan İİK'nın 363.maddesinin tersine, İcra Mahkemelerinin hangi kararlarına karşı istinaf yolunun kapalı olduğu (yani İcra Mahkemelerinin hangi kararlarının kesin olarak verildiği) düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile İcra Mahkemelerinin İİK'nın 363. maddesinde gösterilmemiş bulunan diğer kararlarına karşı istinaf yolunun açık olduğu anlaşılmaktadır. İİK 363. maddenin değiştirilmeden önceki halinde İcra Mahkemelerinin hangi kararlarını temyiz edilebileceği 18 bent halinde sınırlı olarak sayılmış olup 9. bent taşınır ve taşınmaz malların ihale kararlarının feshine veya fesih talebinin reddine ilişkin kararları şeklinde yazılı olup, ihalenin icra veya iflas takibinde yapılıp yapılmadığı ayrımı gözetilmeden temyizi kabil kararlar arasında özellikle belirtilmiştir.
İİK'nın 226. maddesinin birinci fıkrasına göre, iflas idaresi müflisin veya alacaklıların temsilcileri olmayıp, iflas masasının yasal temsilcisidir. İflas idaresinin işlemlerine karşı şikayet yoluna başvurulabilir. (İİK M. 227,1)
İİK'nın 5311 sayılı kanunla değişik 363. maddesinde İcra Mahkemelerince verilen istinaf yolu kapalı bulunan kararlar sayılırken «...."İcra Mahkemelerinin iflas idaresinin işlemleri hakkında şikayet üzerine verilen kararlara karşı, İflas idare memurunun ücret ve masrafları hakkındaki hesap pusulası ve 36. maddeye göre icranın geri bırakılması dışındaki kararlara karşı, ait olduğu alacak hak veya malın değer veya miktarının yedi bin Türk Lirasını geçmesi şartı ile istinaf yoluna başvurulabilir." hükmünü düzenlenmektedir. Görüldüğü üzere bu yasa metni sözleri açık ve anlaşılır değildir.
5311 Sayılı Kanun ile ilgili olarak hazırlanan Hükümet tasarısında "İcra Mahkemesinin iflas dairesinin işlemleri hakkında şikayet üzerine verdiği kararlar ibaresi yer almamakta idi. Bu ibare TBMM Adalet Komisyonu tarafından «...."İcra Mahkemesinin iflas idaresinin işlemleri hakkında şikayet üzerine verdiği kararlara istinaf yolunu açmak" gerekçesi ile eklenerek yasalaşmıştır. (... ..., ... Ejder/ Ayvaz Taşpınar .../ Hanağası Emel; İcra ve İflas Hukuku Ankara 2023 s.80 dn.28) Adalet komisyon gerekçesi ile birlikte anılan hüküm yorumlandığında müflise ait taşınmazların açık arttırma yolu ile satışı için iflas idaresi, masaya ait malların bir listesinin iflas müdürlüğüne sunarak satış yapılmasını talep eder ve tüm satış işlemlerini iflas müdürlüğü gerçekleştirir. İflas dairesi işlemlerine karşı şikayet üzerine verilen kararlara karşı istinaf yolunun açık olduğu söylenebilir.
İflasta açık arttırma yolu ile satış usulü, hacizdeki açık arttırma yolu ile satış usulü ile aynıdır. Uyap istemi üzerinden satışa hazırlık işlemleri ve e-ihale ile ihale yapılır. Bu sebepten iflasta müflise ait malların ihale işlemlerini iflas idaresi değil uygulamada iflas dairesi yürütür. Bu şekilde yapılan ihalelerin feshi şikayeti üzerine verilen İcra Mahkemesi kararlarına karşı istinaf ve temyiz kanun yolları açıktır. İcra Mahkemesinin ihalenin feshi talebinin reddi yönündeki kararları maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmesi nedeniyle ihalenin feshi şikayetini, iflas idaresi işlemlerini şikayet kapsamında ele almak isabetli değildir. İİK 363 maddesinin değişiklikten önceki halinde ihale kararlarının feshi veya fesih talebinin reddine ilişkin kararları ihale konusu malın müflise ait olup olmadığı ayrımı yapılmaksızın temyizi kabil kararlar arasında sayılmıştır. Bu nedenle 5311 sayılı Kanun ile değişik 363 maddesi uyarınca müflise ait mallarla ilgili ihalenin feshi şikayeti sonucunda verilen karara karşı istinaf yolunu kapatıldığı şeklindeki çoğunluk görüşe katılamıyorum.
Yukarıda açıkladığım sebeple müflise ait taşınmaz ihalesinin feshi şikayetinin İcra Mahkemesince reddi kararına karşı istinaf istemi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf sonucunun esastan reddine karar verilmesi isabetsiz olup Bölge Adliye Mahkeme kararına karşı
temyiz yolu açık olduğundan temyiz incelemesinin yapılması görüşündeyim. Çoğunluğun iflas idaresince yapılan ihalenin feshi istemine yönelik şikayet olup ancak kararın temyiz kabiliyetinin bulunmadığından bahisle temyiz başvuru talebinin reddi yönündeki karara katılamıyorum.10.10.2024
Diğer kararlar (4)
7. Hukuk Dairesi, 2022/3627 E., 2023/4847 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Belirtilen hükümler gereğince; iflasın açılmasıyla taraf sıfatı ve dava takip yetkisi artık müflise değil, iflas idaresine ait olup, adi tasfiyede İİK'nın 226 ve 229 uncu maddeleri gereği iflas masasını temsil yetkisi iflas idare memurlarına, şayet basit tasfiye (İİK'nın m.
7. Hukuk Dairesi 2022/3627 E. , 2023/4847 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/959 E., 2021/2836 K.
KARAR : İstinaf talebinin kabulü ile davanın kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2018/304 E., 2019/799 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil olmaz ise tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı iflas masası tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; davalı şirketin ... ilçesi 1398 ada 2 (738 ada 4 parsel satın alamayınca) parselde kayıtlı arsanın satın alınarak üzerinde yapacağı sitede, tüketicilerle ön ödemeli konut satış sözleşmesi imzaladığını, davalı şirketin davacı alıcı ile de 12.05.2011 tarihli gayrimenkul satışına ilişkin sözleşme imzaladığını, davalı şirketin peşin ödenecek 75.000,00 TL satış bedeli karşılığında brüt 118 m2 alanlı 3+1 daireyi davacıya sattığını, davalı şirketin kuruluş ünvanının ... Yapı A.Ş. olduğunu, davalı şirketin davacı ve diğer alıcılardan temin ettiği satış bedelleri ile ... ilçesi 1398 ada 2 parselde kayıtlı olan arsayı satın aldığını, Future Park adlı konut projesini geliştirdiğini, kura sonucu dava konusu taşınmazın çıktığını belirterek, 2 No.lu parselde A Blok 17 No.lu dairenin tapusunun iptali ile tesciline, olmaz ise rayiç değer üzerinden şimdilik 5000-TLnin tahsiline, dairedeki yüzölçümü eksikliği nedeniyele ve kira kaybı nedeniyle belirsiz alacak davası kapsamında şimdilik 5.000,00 TL ve 3.000,00 TL'nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı;
1. Davacının iddiasının aksine ilk konut alıcılarından toplanan tutar ile Future Park projesinin tamamlanmaya çalışılması söz konusu değildir. Zira davacının iddiasına göre toplanan para, sadece projeye konu arsanın ellibeşmilyon ... Lirası olan maliyetini karşılamaya dahi yetmemektedir. Future Park projesinin tamamlanması için sarf edilen toplam tutar, bugünkü maliyetler üzerinden dörtyüzyirmimilyon ... Lirasının üzerinde gerçekleşecektir.
2. Davacının iddia ettiği gibi, davacının da içinde bulunduğu dairelerin değerleri alım fiyatlarını katlamış durumdadır. Bu durum projeye yatırım yapan davacı ve diğer müşterilerin yatırımlarının karlılığını ortaya koymaktadır. Zira davacının iddiasının aksine ilk konut alıcılarının devre zorlanması söz konusu olmamıştır. Öyle ki, yediyüzotuza yakın bağımsız bölümün bulunduğu A, B, C ve D bloklarında, 2011 yılından bugüne kadar yalnızca 67 (altmışyedi) bağımsız bölüm devredilmiştir. Bu devirlerin hepsi maliklerin rızaları ile gerçekleşmiştir. Davacının iddiasının aksine yedi yıl içinde gerçekleşen devirler toplam bağımsız bölümlerin yüzde yedisi civarındadır. Bu husus, maliklerin devre zorlanarak değer artışından davalı yüklenicinin faydalanmaya çalıştığı iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu ortaya koymaktadır.
3- Davalı müvekkil, kat irtifakının kurulmasını gerçekleştirmiş ve maliklerin sahip olacağı bağımsız bölümün belirlenmesi için 27.02.2018 tarihinde Bakırköy 53. Noterliğinin nezaretinde kura çekimini gerçekleştirmiştir. Kura çekimi sonrasında tüm maliklerin bağımsız bölümleri belirlenmiş ve malikler devre davet edilmiştir.
4. Özelleşme ile brüt 110 metrekare daire ve Ek Protokol ile brüt 118 metrekare daire teslimi taahhüt edilmesine karşın imar ve proje değişiklikleri sonrasında gerçekleşen brüt daire alanları 135 metrekaredir. Buna göre maliklere teslimi taahhüt edilenden 17 metrekare daha büyük daireler ortaya çıkmıştır. Davacının dairelerin 98 metrekare olduğuna dair iddiaları gerçek hilafınadır. Bağımsız bölüm maliklerine, bu ilave alan bedelleri ile Kök Sözleşme ve Ek Protokol tahtında ödenmesi gereken akıllı ev sistemi, abonelikler ve tapu işlemleri için sarf edilecek bedelleri (toplam 44.750,00 TL) ödeyenlere kat irtifak tapularının devrinin yapılacağı bildirilmiş ve bu ödemeleri gerçekleştiren çok sayıdaki maliklere tapu devirleri başlamıştır.
5. Davalı şirket, kat irtifak tapusunun devri için gerekli tüm şartları sağlamış olmasına karşın ödeme yükümlülükleri yerine gelmediği için kat irtifakı gerçekleşmemiştir. Bu ödemelerin gerçekleşmesi üzerine kat irtifak tapusunun devri gerçekleştirilecektir.
6. Brüt alan artışı ve olumsuz ... koşulları nedeniyle çalışılamayan dönemler dikkate alındığında teslim tarihinin 31.12.2018 olarak kabulü gerekir. Bu nedenle davalı şirketin teslimde temerrüde düştüğünden söz edilemez. Ayrıca yine davacının brüt alan artışı, akıllı ev sistemi, abonelikler, tapu işlemleri ve diğer ödemelerde mütemerrit olması nedeniyle davalı şirketin temerrüdü söz konusu olamaz
7- Davacı yan, teslim tarihi olan 31.12.2017 tarihi itibariyle teslimde temerrüt söz konusu olduğu için aylık 1.000,00 TL kira tazminatına hak kazandığını iddia etmektedir. Buna karşın anıldığı üzere, teslim tarihinin 31.12.2018 tarihine ötelenmesi gerekmektedir. Bunun yanısıra Ek Protokolün 3.8 maddesine göre 3 aylık ek sürede kira tazminatı talep edilemeyecektir. Bu durumda kira tazminatının doğması için 31.03.2019 tarihinde teslimin yapılamamış olması gerekir. Dolayısıyla halihazırda kira tazminatı ödemesinden söz edilemez, şeklinde beyanlarla, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
1. Davanın kabulüne,
2. Dava konusu, İstanbul ili, ... ilçesi, ... Köyü, 1398 ada, 2 parsel A blok 47 numaralı bağımsız bölümün davalı adına olan tapusunun iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline,
3. Davacının kira alacağı bakımından 6.380,00 TL’nin HMK'nın 107 nci maddesi gereği dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4. Eksik ifadan kaynaklanan 11.747,00 TL’nin HMK 107 inci maddesi gereği dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili hüküm kısmındaki yanlışlığın düzeltilmesini talep etmiştir
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
1. Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,
2. Bakırköy 1. Tüketici Mahkemesinin 12.12.2019 tarih ve 2018/304 Esas, 2019/799 Karar ... kararının kaldırılmasına, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince gerekçe ve hüküm düzeltilmek suretiyle; davanın kabulüne,
Dava konusu, İstanbul ili, ... ilçesi, ... Köyü, 1398 ada, 2 parsel A blok 47 numaralı bağımsız bölümün davalı adına olan tapusunun iptali ile davacılar adına eşit hisseli olarak tapuya kayıt ve tesciline,
Davacının kira alacağı bakımından 6.380,00 TL’nin HMK 107 nci maddesi gereği dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara eşit hisseli olarak verilmesine,
Eksik ifadan kaynaklanan 11.747,00 TL’nin HMK'nın 107 nci maddesi gereği dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara eşit hisseli olarak verilmesine, karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, hükümde ''davacı adına'' tesciline dair kısmı ''davacılar adına tesciline'' olarak düzeltmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde iflas masası yetkilisi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. İcra Dairesi yetkilisi dilekçe ile; "Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.11.2021 tarih ve 2021/565 Esas ... dava dosyası ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 772573-0 Sicil Numarasında kayıtlı 1320067729 vergi No.lu ... Mahallesi 1069 Sokak No: 9 ... İstanbul adresinde faaliyet gösteren ... Organizasyon İnşaat Sanayi A.Ş.'nin 24.11.2021 tarihli ve saat 09:42 itibariyle tasfiye işlemlerine başlanmış olup, tasfiye işlemleri müdürlüğümüzün yukarıda yazılı dosyasından başlanmıştır.
Müdürülüğümüz dosyasına gönderilen ilgi ... ilamdaki müflis adına olan sulh, kabul, ibra yetkilerimiz bulunmadığı ve aleyhe hususlara itiraz ettiğimizi bildiririz. Henüz masa vekili atanmadığından duruşmada mazeretli sayılmamız ve İİK'nın 19 uncu maddesi gereğince müflis yönünden davanın 2 nci alacaklılar toplantısından 10 gün sonrasına bırakılması hususu takdirlerinize arz olunur" şeklindedir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil olmaz ise tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 2004 ... İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 191 inci maddesi gereğince, borçlunun iflas açıldıktan sonra masaya ait mallar üzerinde her türlü tasarrufu alacaklılara karşı hükümsüzdür. Müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi iflâs ile kısıtlandığından, aynı Kanun'un 226 ncı maddesi uyarınca da masanın kanuni mümessilinin iflas idaresi olduğu kabul edilmiştir. Belirtilen hükümler gereğince; iflasın açılmasıyla taraf sıfatı ve dava takip yetkisi artık müflise değil, iflas idaresine ait olup, adi tasfiyede İİK'nın 226 ve 229 uncu maddeleri gereği iflas masasını temsil yetkisi iflas idare memurlarına, şayet basit tasfiye (İİK'nın m. 218) usulü benimsenmişse, bu temsil yetkisi iflas dairesine aittir.
2. Müflisin, iflâsın açılması ile hak ehliyetini kaybetmediği gibi dava ehliyetini de kaybettiği söylenemese de masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlandığından, masa ile ilgili davalar hakkındaki taraf sıfatı ve dava takip yetkisi artık müflise değil, iflâs idaresine ait olacaktır. İflâs idaresinin bu dava takip yetkisini kullanıp kullanmayacağını tespit edebilmek için, ilk önce iflâs organlarının oluşması ve her dava hakkında esaslı bilgi sahibi olunması gerekir. Bu ise, zaman isteyen bir husustur. İşte bu nedenle, İİK'nın 194 üncü maddesi gereğince müflisin davacı ve davalı bulunduğu hukuk davalarının, iflâsın açılması ile belli bir süre için durması öngörülmüştür.
3. İİK'nın 194 üncü maddesine göre; "Acele haller müstesna olmak üzere iflasın açılması ile kural olarak müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur, ancak alacaklıların ikinci toplantısından on gün sonra devam olunabilir."
4. İflâsın açılması ile duracak olan davalar, iflâstan önce açılmış olup da hâlen derdest bulunan ve iflâs masasına giren mal, alacak ve haklara ilişkin hukuk davalarıdır. Bunlar, müflisin açmış olduğu davalar ile müflise karşı açılmış olan davalardır. Davaların durduğu bu süre içinde, iflâs idaresi, ... davalar hakkında araştırma yapar ve bu davaların geleceği hakkında karar verir. Burada, müflisin davacı veya davalı olmasına göre usul işlemleri farklılık arz eder.
5. Müflisin davacı olduğu davalarda; iflâs idaresi bir davanın başarı şansı olduğu kanısına varırsa, masanın bu davayı takip etmesine karar verir; bu karar ikinci alacaklılar toplantısının uygun bulması ile kesinleşir ve ikinci alacaklılar toplantısından sonraki on günlük süre geçince, bundan böyle davaya, davacı olarak iflâs idaresi tarafından devam edilir. İflâs idaresi ve ikinci alacaklılar toplantısı, davanın başarı şansı olmadığı kanısına varırlarsa, masanın davayı takip etmemesine karar verirler. Bu hâlde o davayı takip yetkisi, isteyen alacaklıya devredilir (İİK md. 245). Hiçbir alacaklı davayı takip etmek istemezse, o zaman, müflisin dava takip yetkisi yeniden doğar ve müflis iflâsın kapanmasını beklemeden, davayı kendi adına devam ettirebilir.
6. Müflisin davalı olduğu davalarda ise; iflâs idaresi, alacakları tahkik ederken (İİK md. 230 vd) müflise karşı dava açan alacaklının alacağının mevcut olup olmadığı hakkında bir karar vermez; sadece, bu alacağı çekişmeli alacak olarak sıra cetveline geçirir. Bu alacağın, dolayısıyla davanın kabul edilip edilmeyeceği hakkında ikinci alacaklılar toplantısında karar verilir. İkinci alacaklılar toplantısında davaya devam edilmesine karar verilirse iflâs idaresi, ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonra davayı takip eder veya tayin edeceği bir avukat vasıtasıyla davayı takip ettirir. Bir hukuk davasının kayıt-kabul davasına dönüşmesi için davalının iflas etmesi, iflas idaresinin de dava konusu alacağı iflas masasına kabul etmemesi gerekir. Davalı tarafı dava sırasında iflas eden aleyhine iflastan önce açılan ve İİK'nın 194 üncü maddesi hükmünde sayılan istisnalardan olmayan bir davaya bakan mahkemenin, asıl dava konusu alacağın, ikinci alacaklılar toplantısında iflas masasına kaydedilip, alacağın masa tarafından kesin olarak kabul edilip edilmediğini araştırması ve şayet kesin suretle kayıt ve kabul edilmiş ise, konusu kalmayan davada hüküm tesisine yer olmadığına karar vermesi; masaya kayıt edilmesi istenip de alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ise ve kayıt-kabul davası ayrıca açılmamışsa, davaya alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edilerek, varılacak sonuç çerçevesinde bir karar vermesi gerekir.
3. Değerlendirme
1. Tüm dosya içeriği ve toplanan delilerden, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/565 Esas, 2021/1120 Karar ... dosyasında, davalı ... Organizasyon İnşaat ve Sanayi A.Ş.’nin 24.11.2021 günü saat 09:42’den itibaren iflasına karar verilmiş olup tasfiye işlemleri başlanmıştır.
2. Somut olaya gelince; davanın 25.04.2018 tarihinde açıldığı, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi ile aynı gün şirketin iflasına karar verildiği, müflisin iflasına karar verilmekle tüzel kişiliğinin sona erdiği ve davayı takip yetkisinin iflas idaresine geçtiği anlaşılmaktadır.
3. Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesince; davalı müflis şirket yönünden, iflas idaresine gerekli tebligatların yapılıp taraf teşkili sağlandıktan sonra yukarıda açıklanan usullere göre yargılamaya devam edilmesi ve oluşacak sonuca bir karar verilmesi gerektiğinden, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine; kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2017/4950 E., 2017/10442 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
İflas masası da bu tasarruf yetkisini yasal temsilcisi olan iflas idaresi vasıtası ile kullanır (İİK m. 226/1). İİK'nun 185/1 maddesinde rehin sahibi alacaklının, istediği takdirde iflastan sonra da masaya karşı rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceği düzenlenmiştir.
12. Hukuk Dairesi 2017/4950 E. , 2017/10442 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından iflas idare memurluğu aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takipte, müflis şirket yetkilisinin örnek (9) nolu ödeme emrini 12.04.2016 tarihinde tebliğ alarak takibe itirazı üzerine icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiği, alacaklının bu kararın kaldırılmasına ilişkin şikayetinin de mahkemece tasfiye halinde şirketin taraf ehliyetinin son bulmayacağı gerekçesi ile reddedildiği görülmektedir. Müflis iflas etmekle hak ve fiil ehliyetini kaybetmez ise de, masaya giren mallar üzerindeki tasarrufta bulunma yetkisi müflisten iflas masasına geçer. İflas masası da bu tasarruf yetkisini yasal temsilcisi olan iflas idaresi vasıtası ile kullanır (İİK m. 226/1).
İİK'nun 185/1 maddesinde rehin sahibi alacaklının, istediği takdirde iflastan sonra da masaya karşı rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceği düzenlenmiştir.
Somut olayda; ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nce 29.02.2016 tarihinde... Tarım Tarım Ürünleri Gübre Tohum Zirai İlaç Nakliye Turizm ve Petrol Ürünleri Sanayi ve Tic. Ltd. Şti'nin iflasına karar verildiği, alacaklı tarafından Şeneller Tarım ... Ltd. Şti. İflas İdare Memurluğu aleyhine 21.03.2016 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığı, örnek (9) nolu ödeme emrinin 23.03.2016 tarihinde iflas dairesine tebliğ edildiği, takibe karşı iflas idaresince süresi içinde itiraz edilmediği sehven müflis şirkete çıkarılan ödeme emrine, müflis şirketin itirazı üzerine icra müdürlüğünce takibin durmasına karar verildiği görülmektedir.
Bu duruma göre takipde taraf olmayan müflis şirketin itirazı geçersiz olup, takip itirazsız kesinleştiğinden müdürlüğün takibin durdurulmasına ilişkin 12.04.2016 tarihli kararı yerinde değildir. Mahkemece şikayetin kabulü ile müdürlük kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11/09/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2014/9908 E., 2015/2243 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
maddesine göre de masaya ait mallar üzerinde tasarruf yetkisinin kalktığı, İİK'nın 226. maddesi uyarınca masanın kanuni mümessili de iflas idaresi olduğuna göre, davacı şirketin aktif dava ehliyetinin bulunmadığının kabulü gerekir.
23. Hukuk Dairesi 2014/9908 E. , 2015/2243 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın açılmamış sayılmasına yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı şirket yetkilisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı şirket yetkilisi, açılan iflasın ertelenmesi istemli davada şirketin iflasına karar verildiğini, iflas idaresince düzenlenen sıra cetvelinde davalı alacaklarının gerçeğe aykırı olduğu gibi rüçhanlı da olmadığını ileri sürerek, sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, tensiben, davalılar adresinin dava dilekçesinde yazılı olmadığı, bu nedene dayalı olarak da davacı tarafa HMK'nın 119/1-b maddesi uyarınca bu eksikliğin giderilmesi için bir haftalık kesin süre verilmiş, sonrasında da davalılar adresine ilişkin eksikliğin giderilmediği gerekçesiyle, HMK'nın 119/1-b ve 119/2. maddeleri uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı şirket yetkilisi temyiz etmiştir.
Dava, iflas sıra cetvelinde alacaklı olan davalıların alacaklarının cetvelde yazılı olan kadar olmadığı iddiasına dayalı, alacağın cetvelden terkini istemine ilişkindir.
Davacı şirketin, iflasın ertelenmesine ilişkin dava açtığı, yapılan yargılama sonucunda davacının iflasına karar verildiği, bu kararın temyiz edildiği ve dosyanın bu aşamada Yargıtay'da olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Davacı şirketin iflasının açıldığı, İİK'nın 191. maddesine göre de masaya ait mallar üzerinde tasarruf yetkisinin kalktığı, İİK'nın 226. maddesi uyarınca masanın kanuni mümessili de iflas idaresi olduğuna göre, davacı şirketin aktif dava ehliyetinin bulunmadığının kabulü gerekir.
Bu durumda mahkemece, davanın HMK'nın 114/d ve HMK'nın 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru değil ise de, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7. maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, kararın (HÜKÜM) bölümünün birinci paragrafında yer alan “dava dilekçesinde davalıların tebligata yarar adresleri bildirilmemiş olmakla, HMK'nın 119/1-b ve 119/2. maddeleri gereğince davanın açılmamış sayılmasına” ibarelerinin çıkartılarak yerine, “davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından HMK'nın 114/d ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine” ibarelerinin yazılması suretiyle hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2014/10284 E., 2015/5840 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesi( Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
tam metni aç
1- Adi tasfiyede İİK'nın 226-229. madde hükümleri uyarınca iflas masasını temsil yetkisi iflas idare memurlarına;
23. Hukuk Dairesi 2014/10284 E. , 2015/5840 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesi( Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
TARİHİ : 07/11/2013
NUMARASI : 2013/292-2013/964
1- Adi tasfiyede İİK'nın 226-229. madde hükümleri uyarınca iflas masasını temsil yetkisi iflas idare memurlarına; şayet İİK'nın 218. madde hükmü uyarınca basit tasfiye usulü benimsenmiş ise, bu yetki İflas Müdürlüğü'ne (Dairesine) aittir.
Gerekçeli karar ve temyiz dilekçesi müflis davalı şirket iflas idaresi adına tebliğe çıkmış, "yetkili A.D." imzasına tebliğ edilmiştir. Adı geçenin iflas idare memurlarından biri olmadığı anlaşılmış olup, ne sıfatla tebligatı aldığı anlaşılamamaktadır.
Mahkemece İflas Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, ikinci alacaklılar toplantısı yapılmış ve İİK'nın 223. maddesi uyarınca iflas idare memurları seçilmiş ve adi tasfiyeye geçilmiş ise, iflas idare memurlarının isim ve adresleri ile münferiden ya da müştereken temsile yetkili olup olmadıkları sorularak, gerekçeli kararın ve temyiz dilekçesinin iflas idaresini münferiden ya da müştereken temsile yetkili olanlardan Tebligat Kanunu'nun 12. madde hükümleri uyarınca, dosyadaki cevabi yazıda Av. G.. V..'ın iflas idare memurlarından biri olduğunun bildirildiği gözetilerek davacı vekili Av. G.. V.. dışındaki birine usule uygun olarak tebliğ edildiğinin tespiti halinde temyiz süresi işlemeye başlayacağından, temyiz süresinin beklenilmesi; kararı iflas idaresini münferiden temsile yetkili olan iflas idare memurlarından birinin ya da diğer olasılıkta hepsinin birlikte kaleme almaları gereken dilekçe ile temyiz etmeleri halinde temyiz dilekçesinin eklenmesi ve bu dilekçenin davacı vekiline tebliği ile temyize cevap süresinin beklenmesi,
2-Kayıt kabul davaları süreye tabi olup, bu süre kural olarak iflas sıra cetvelinin İİK'nın 166. maddesinde gösterilen usulde ilanından itibaren işlemeye başlar. Eğer davacı aynı Kanun'un 223. maddesi hükmü uyarınca tebliğe elverişli adres gösterir ve gerekli masrafı avans olarak yatırırsa, süre kendisine yapılan tebliğden itibaren hesaplanır.
Bu itibarla sıra cetvelinin hangi tarihte hangi gazetede yayınlandığının tereddüde yer bırakmayacak şekilde açıklıkla belirtilmesi ve davacının tebliğe elverişli adres bildirip, gerekli avansı yatırıp yatırmadığının net olarak bilinmesi şarttır.
Bu nedenle dosyada bulunmadığı anlaşılan;
a-İflasa ilişkin kesinleşme şerhli ve onaylı mahkeme kararı örneği,
b-Davaya konu sıra cetveli İİK'nın 166. maddesinde belirtilen gazetelerde ilan edilmiş ise ilana ilişkin gazete nüshalarının asılları ya da tarihleri anlaşılacak şekilde çektirilen onaylı fotokopileri,
c-Davacı tarafın kayıt başvurusu sırasında tebliğe elverişli adres gösterip göstermediğine ve masraf avansı (İİK.m.223) verip vermediğine ilişkin bilgiler;
ç-Sıra cetveli tebliğ edilmiş ise davacı tarafa tebliğine ilişkin okunaklı belge,
d-Sıra cetvelinin onaylı bir örneği,
e-Davacının masaya başvuru evrakının okunaklı tasdikli suretleri,
İflas Müdürlüğü'nden sorularak, varsa temin edilip, alınacak cevabi yazı ile birlikte gönderilmesi,
İçin dosyanın yerel mahkemesine geri çevrilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, dosyanın yerel mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, 14.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
İcra ve İflas Hukuku
İcra ve İflas Kanunu'na göre iflas masasının kanuni temsilcisi kimdir ve temel görevi nedir?
A) İflas idaresi olup görevi, masanın menfaatlerini gözetmek ve tasfiyeyi yapmaktır.
B) İflas dairesi olup görevi, iflas kararını ilan etmek ve defter tutmaktır.
C) İcra mahkemesi olup görevi, iflas idaresi üyelerini denetlemektir.
D) Asliye ticaret mahkemesi olup görevi, iflasın açılmasına karar vermektir.
E) Birinci alacaklılar toplanması olup görevi, iflas idaresi için aday göstermektir.
Bu maddeyle ilgili 3 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.