2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 233

İcra ve İflas Kanunu 233. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 233 – (Değişik: 9/11/1988-3494/48 md.) Sıra cetvelinde kabul edilmeyen alacaklar red sebepleri ile birlikte gösterilir. Ancak, iflas idaresi ipotekle temin edilmiş alacakla ilgili olarak bunu doğuran sebep veya ipotek limiti miktarı bakımından red kararı vermeyip, kabul etmediğini ikinci alacaklılar toplantısına bildirir. İpoteğin iptali veya miktarının tenzili iddiasını takip hakkı, isteyen alacaklıya 245 inci madde hükmü çerçevesinde devrolunur. Alacaklılar sıra cetveli, ilan ve ihbar:

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

31 karar eşleşti
23. Hukuk Dairesi, 2014/2614 E., 2014/2707 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSincan İcra Hukuk Mahkemesi
Diğer şikayet sebeplerine örnek olarak; sıra cetvelinin açık olmaması, bu husustaki kanun hükümlerine (İİK'nın m.233-234) uyulmamış olması, sıra cetvelinin ilan edilmemiş olması, masaya yazdırılmış olan bir alacağın unutulmuş olması, masa alacaklarının da sıra cetvelinde gösterilmiş olması, reddedilen bir alacağın neden dolayı reddedildiğinin, yani re
23. Hukuk Dairesi         2014/2614 E.  ,  2014/2707 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sincan İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 23/07/2013 NUMARASI : 2013/501-2013/520 Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayetin yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde şikayetçi vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Şikayetçi vekili, müvekkilinin müflis kooperatiften alacağını tahsil edemediğini, alacağın iflas masasına kaydı için yaptıkları başvurunun, iflas idaresi tarafından gerekçesiz ve Yasa'ya aykırı olarak reddedildiğini, oysa müvekkiliyle aynı konumda olan bir başka alacaklının kayıt talebinin kabul edilerek alacaklılar arasında eşit davranılmadığını ileri sürerek, iflas sıra cetvelinin iptali ile yeniden düzenlenmesini talep ve şikayet etmiştir. Mahkemece, taraflara tebligat çıkartılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 11.06.2013 tarihli sıra cetveline alınmayan şikayetçinin alacağının gerçek bir borç ilişkisine dayanıp dayanmadığının uyuşmazlık konusu olduğu, şikayetçinin iddiasının alacağın esasına ilişkin olduğu, davaya bakma görevinin Asliye Ticaret Mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle, şikayetin görev yönünden reddine karar verilmiştir. Kararı, şikayetçi vekili temyiz etmiştir. 1-Şikayet, iflas sıra cetveline ilişkindir. İflas idaresinin, sıra cetvelini düzenlerken uyması gereken iflas hukuku kurallarına aykırı hareket ettiği veya yaptığı bir işlemin hadiseye uygun olmadığı iddia edilirse, bu halde sıra cetveline karşı şikayet yoluna başvurulur (İİK'nın m.227; m.16). Şikayet sebeplerinden en önemlisi, bir alacaklının kendisine verilen sıraya itiraz etmesidir (m. 235, IV). Buna göre, alacağı sıra cetveline kabul edilen bir alacaklı, alacağının esas ve miktarına değil de, yalnız alacağına verilen sıraya itiraz ediyorsa, bunu şikayet yolu ile icra mahkemesine bildirir. Diğer şikayet sebeplerine örnek olarak; sıra cetvelinin açık olmaması, bu husustaki kanun hükümlerine (İİK'nın m.233-234) uyulmamış olması, sıra cetvelinin ilan edilmemiş olması, masaya yazdırılmış olan bir alacağın unutulmuş olması, masa alacaklarının da sıra cetvelinde gösterilmiş olması, reddedilen bir alacağın neden dolayı reddedildiğinin, yani red sebeplerinin gösterilmemiş olması gösterilebilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, El Kitabı, 2. Baskı, 2013, Ankara, sh 1329) Somut olayda, şikayetçi iflas sıra cetvelinde başka bir alacaklının kabul edilen miktar kadar alacağı bulunmadığına ya da sırasına yönelik bir şikayette bulunmayıp, İİK'nın 233. maddesi hükmüne aykırı olduğu iddiasıyla iflas idaresinin, şikayetçinin alacağının gerekçe gösterilmeden reddine dair 11.06.2013 tarihli işleminin ve buna dayanarak hazırlanan sıra cetvelinin iptalini talep etmiştir. Bir alacaklı, kendi sırasına veya iflâs hukuku kurallarının yanlış uygulandığına (şikayet) değil, kendi alacağı hakkında verilen ve nedenleri gösterilerek verilen red veya kısmen kabul kararının esasına (kayıt ve kabul davası açarak) veya bir başka alacaklının alacağına veya onun sırasına (kayıt terkin davası açarak) itiraz ediyorsa ticaret mahkemesine dava açmalıdır. İİK'nın 233. maddesine göre sıra cetvelinde, kabul edilmeyen alacaklar red sebepleri ile birlikte gösterilir. İİK'nın 235/1. maddesi uyarınca iflas sıra cetveline yönelik itirazlar (kayıt kabul ve kayıt terkin davaları) kural olarak genel mahkemelerde (Asliye Ticaret Mahkemesinde) görülür. Şikayetçi sadece kendi sırasına yönelik itirazlarını, husumet iflas idaresine yöneltilerek İİK'nın 235/son maddeleri uyarınca icra mahkemesinde ileri sürmelidir. İflas sıra cetvelinde başka bir alacaklının kabul edilen miktar kadar alacağı bulunmadığına ya da sırasına yönelik itiraz, o alacağın sıradan terkin edilmesi talebini içerdiğinden, şikayet olarak icra mahkemesinde değil, İİK'nın 235/2'nci maddesi uyarınca sırasına itiraz edilen alacaklıya husumet yöneltilerek dava yolu ile genel mahkemede (Asliye Ticaret Mahkemesinde) ileri sürülmelidir. Öte yandan, Ülkemizin de tarafı olduğu ve Anayasa'nın 90. maddesi gereği iç hukukun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6., 1982 Anayasası'nın 36. maddesinde adil yargılanma hakkına yer verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 27. maddesinde, adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olarak hukuki dinlenilme hakkı düzenlenmiş, bu hakkın, yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini, kararların somut, açık olarak gerekçelendirilmesini içerdiği belirtilmiştir. İİK'nın 18/3. maddesinde "Aksine hüküm bulunmayan hallerde icra mahkemesi, şikayet konusu işlemi yapan icra dairesinin açıklama yapmasına ve duruşma yapılmasına gerek olup olmadığını takdir eder; duruşma yapılmasını uygun gördüğü takdirde ilgilileri en kısa zamanda duruşmaya çağırır ve gelmeseler bile gereken kararı verir." hükmüne yer verilmiştir. Kanunda açıklık bulunmayan hallerde, duruşma yapılıp yapılmayacağı hakimin takdirine bırakılmış ise de; öngörülen takdir hakkı mutlak bir seçimlik hak olmayıp, halin icabına göre değerlendirilmesi gereken bir takdir hakkıdır. Sıra cetveline karşı şikayette bulunulması halinde bu takdir hakkının duruşma yapılarak kullanılması kanunun amacına uygun düşer. Mahkemenin takdirine göre duruşma açılmasının gerekli görüldüğü hallerde ilgililerin duruşmaya çağrılması yasal bir gerekliliktir. Bu durumda, mahkemece, şikayet olunan iflas idaresine şikayet dilekçesi tebliğ edilerek, şikayet tarihinde yürürlükte olan HMK'nın basit yargılama usulüne ilişkin 316. vd. madde hükümleri uyarınca yargılamanın yürütülmesi, taraf teşkilinin sağlanması, İİK'nın 18. maddesi uyarınca duruşma açılması, tahkikatın duruşmalı olarak yapılması, mahkemece alacağın esası ile ilgili bir ihtilaf bulunmadığı, diğer anlatımla kayıt ve kabul isteminde bulunulmadığı, şikayetin sıra cetveline yönelik ve görevli mahkemenin İcra Mahkemesi olduğu gözetilerek, şikayete konu işlemin İİK'nın 233. maddesi hükmüne uygun olup olmadığı yönünden şikayetin incelenmesi, gerektiğinde ilgili tüm icra dosyaları istenildikten sonra tarafların delilleri toplanıp değerlendirilerek, şikayetin esasıyla ilgili hüküm kurulması gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde dosya üzerinden inceleme yapılmak suretiyle karar verilmesi doğru olmamıştır. 2-Kabule göre; karar tarihinde yürürlükte bulunan HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca, mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Bu durumda mahkemece, HMK'nın 114/1-c madde hükmü uyarınca göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğu gerekçesiyle, davanın anılan 115/2. maddesi uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerekirken, karar tarihinde yürürlükte olmayan ve göreve ilişkin dava şartı öngörmeyen HUMK'nın göreve ilişkin 7 ve 27. madde hükümlerine uygun olarak gerekçede ve hüküm fıkrasında "davanın görev yönünden reddine," ibarelerine yer verilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, şikayetçi yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

23. Hukuk Dairesi, 2012/5705 E., 2012/6299 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
ayıt başvurusunda bulunmuş olmasına rağmen iflas idaresinin alacağın ipotekle teminat altına alındığı ve yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle alacağın tamamını reddettiğini, alacağın 3.500.000,00 TL'lik kısmının ipotekle temin edildiğini, İİK'nın 233. maddesi uyarınca rehinli alacak için red kararı verilemeyeceği gibi sıra cetveline kabul edilmeyen alacakların red sebebinin gösterilmesinin yasal
23. Hukuk Dairesi         2012/5705 E.  ,  2012/6299 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi ŞİKAYETÇİ : ... Vek.Av. ... ŞİKAYET OLUNAN : ... Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayetin yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı mahkemenin görevsizliğine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde şikayetçi vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Şikâyetçi vekili, müvekkilinin müflis şirketten olan alacağı için kayıt başvurusunda bulunmuş olmasına rağmen iflas idaresinin alacağın ipotekle teminat altına alındığı ve yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle alacağın tamamını reddettiğini, alacağın 3.500.000,00 TL'lik kısmının ipotekle temin edildiğini, İİK'nın 233. maddesi uyarınca rehinli alacak için red kararı verilemeyeceği gibi sıra cetveline kabul edilmeyen alacakların red sebebinin gösterilmesinin yasal zorunluluk olduğunu, alacağın 3.500.000,00 TL' lik kısmının rüçhanlı, kalan kısmın adi alacak olarak masaya kaydı gerekirken, alacağın tamamının reddedilmesinin hatalı olduğunu, sıra cetvelinin yasal sürede düzenlenmediğini ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini talep etmiştir. Şikayet olunan, davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, dosya üzerinden yapılan incelemede, İcra Mahkemesinde sıra cetveline sıra yönünden itiraz edilebileceği, alacağın varlığına yönelik itirazların yasal süresi içerisinde iflasa karar verilen yerdeki Ticaret Mahkemesinde açılması gerektiği gerekçesiyle, sıra cetveline alacağın varlığına yönelik olarak yapmış olduğu itiraz yönünden davanın tefrik edilerek mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli Kadıköy Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir. Kararı, şikayetçi vekili temyiz etmiştir. Şikayet, iflas idaresinin sıra cetvelini düzenlerken İİK'nun 233. maddesi hükmüne aykırı olan işleminin iptaline ilişkindir. İİK'nın 233. maddesine göre sıra cetvelinde, kabul edilmeyen alacaklar red sebepleri ile birlikte gösterilirir. Ancak, iflas idaresi ipotekle temin edilmiş alacakları, bunları doğuran sebep veya ipotek limiti bakımından reddetmeyip, kabul etmediğini ikinci alacaklılar toplantısına bildirir. İİK'nın 235/1. maddesi uyarınca iflas sıra cetveline yönelik itirazlar kural olarak genel mahkemelerde (Asliye Ticaret Mahkemesinde) görülür. Şikayetçi sadece kendi sırasına yönelik itirazlarını, husumet iflas idaresine yöneltilerek İİK'nın 235/son maddeleri uyarınca icra mahkemesinde ileri sürmelidir. İflas sıra cetvelinde başka bir alacaklının kabul edilen miktar kadar alacağı bulunmadığına ya da sırasına yönelik itiraz, o alacağın sıradan terkin edilmesi talebini içerdiğinden, şikayet olarak icra mahkemesinde değil, İİK'nın 235/2 nci maddesi uyarınca sırasına itiraz edilen alacaklıya husumet yöneltilerek dava yolu ile genel mahkemede ileri sürülmelidir. Somut olayda, şikayetçi iflas sıra cetvelinde başka bir alacaklının kabul edilen miktar kadar alacağı bulunmadığına ya da sırasına yönelik bir şikayette bulunmayıp, iflas idaresinin 233. maddesi hükmüne aykırı işleminin iptalini talep ettiğinden ve alacağın esası ile ilgili bir ihtilaf bulunmadığından, görevli mahkemenin İcra Mahkemesi olduğu hususu gözden kaçırılarak, görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş olup, mahkemece tefrik edilerek görevsizlik kararı verilen dosyanın işbu asıl dosya ile birleştirilmesi sağlanarak, birlikte değerlendirilip, işlemin İİK'nın 233 ncü madde hükmüne uygun olup olmadığı yönünden uyuşmazlığın esasına girilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Öte yandan, Ülkemizin de tarafı olduğu ve Anayasa'nın 90'ncı maddesi gereği iç hukukun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6'ncı, 1982 Anayasası'nın 36'ncı maddesinde adil yargılanma hakkına yer verilmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'un 73'ncü maddesi " Kanunun gösterdiği istisnalar haricinde hakim her iki tarafı istima veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tevfikan davet etmedikçe hükmünü veremez." hükmünü içermektedir. 6100 sayılı HMK'nın 27' nci maddesinde ise adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olarak hukuki dinlenilme hakkı düzenlenmiş, bu hakkın, yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini, kararların somut, açık olarak gerekçelendirilmesini içerdiği belirtilmiştir. İİK'nın 18/3. maddesinde " Aksine hüküm bulunmayan hallerde icra mahkemesi, şikayet konusu işlemi yapan icra dairesinin açıklama yapmasına ve duruşma yapılmasına gerek olup olmadığını takdir eder; duruşma yapılmasını uygun gördüğü takdirde ilgilileri en kısa zamanda duruşmaya çağırır ve gelmeseler bile gereken kararı verir." hükmüne yer verilmiştir. Kanunda açıklık bulunmayan hallerde, duruşma yapılıp yapılmayacağı hakimin takdirine bırakılmış ise de; öngörülen takdir hakkı mutlak bir seçimlik hak olmayıp, halin icabına göre değerlendirilmesi gereken bir takdir hakkıdır. Sıra cetveline karşı şikayette bulunulması halinde bu takdir hakkının duruşma yapılarak kullanılması kanunun amacına uygun düşer. Mahkemenin takdirine göre duruşma açılmasının gerekli görüldüğü hallerde ilgililerin duruşmaya çağrılması yasal bir gerekliliktir. Mahkemece, duruşma açılıp, şikayet olunanlara şikayet dilekçesi tebliğ edilip, ilgili tüm icra dosyaları celbedilip, iddia ve savunma doğrultusunda toplanan tüm deliller değerlendirildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, evrak üzerinden yazılı şekilde karar verilmesinde de isabet görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, şikayetçi yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 31.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2012/5709 E., 2012/6297 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
ayıt başvurusunda bulunmuş olmasına rağmen iflas idaresinin alacağın ipotekle teminat altına alındığı ve yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle alacağın tamamını reddettiğini, alacağın 3.500.000,00 TL'lik kısmının ipotekle temin edildiğini, İİK'nın 233. maddesi uyarınca rehinli alacak için red kararı verilemeyeceği gibi sıra cetveline kabul edilmeyen alacakların red sebebinin gösterilmesinin yasal
23. Hukuk Dairesi         2012/5709 E.  ,  2012/6297 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi ŞİKAYETÇİ : .... Vek.Av. ... ŞİKAYET OLUNAN : ... Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayetin yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı mahkemenin görevsizliğine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde şikayetçi vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Şikâyetçi vekili, müvekkilinin müflis şirketten olan alacağı için kayıt başvurusunda bulunmuş olmasına rağmen iflas idaresinin alacağın ipotekle teminat altına alındığı ve yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle alacağın tamamını reddettiğini, alacağın 3.500.000,00 TL'lik kısmının ipotekle temin edildiğini, İİK'nın 233. maddesi uyarınca rehinli alacak için red kararı verilemeyeceği gibi sıra cetveline kabul edilmeyen alacakların red sebebinin gösterilmesinin yasal zorunluluk olduğunu, alacağın 3.500.000,00 TL' lik kısmının rüçhanlı, kalan kısmın adi alacak olarak masaya kaydı gerekirken, alacağın tamamının reddedilmesinin hatalı olduğunu, sıra cetvelinin yasal sürede düzenlenmediğini ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini talep etmiştir. Şikayet olunan, davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, dosya üzerinden yapılan incelemede, İcra Mahkemesinde sıra cetveline sıra yönünden itiraz edilebileceği, alacağın varlığına yönelik itirazların yasal süresi içerisinde iflasa karar verilen yerdeki Ticaret Mahkemesinde açılması gerektiği gerekçesiyle, sıra cetveline alacağın varlığına yönelik olarak yapmış olduğu itiraz yönünden davanın tefrik edilerek mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli Kadıköy Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir. Kararı, şikayetçi vekili temyiz etmiştir. Şikayet, iflas idaresinin sıra cetvelini düzenlerken İİK'nun 233. maddesi hükmüne aykırı olan işleminin iptaline ilişkindir. İİK'nın 233. maddesine göre sıra cetvelinde, kabul edilmeyen alacaklar red sebepleri ile birlikte gösterilirir. Ancak, iflas idaresi ipotekle temin edilmiş alacakları, bunları doğuran sebep veya ipotek limiti bakımından reddetmeyip, kabul etmediğini ikinci alacaklılar toplantısına bildirir. İİK'nın 235/1. maddesi uyarınca iflas sıra cetveline yönelik itirazlar kural olarak genel mahkemelerde (Asliye Ticaret Mahkemesinde) görülür. Şikayetçi sadece kendi sırasına yönelik itirazlarını, husumet iflas idaresine yöneltilerek İİK'nın 235/son maddeleri uyarınca icra mahkemesinde ileri sürmelidir. İflas sıra cetvelinde başka bir alacaklının kabul edilen miktar kadar alacağı bulunmadığına ya da sırasına yönelik itiraz, o alacağın sıradan terkin edilmesi talebini içerdiğinden, şikayet olarak icra mahkemesinde değil, İİK'nın 235/2 nci maddesi uyarınca sırasına itiraz edilen alacaklıya husumet yöneltilerek dava yolu ile genel mahkemede ileri sürülmelidir. Somut olayda, şikayetçi iflas sıra cetvelinde başka bir alacaklının kabul edilen miktar kadar alacağı bulunmadığına ya da sırasına yönelik bir şikayette bulunmayıp, iflas idaresinin 233. maddesi hükmüne aykırı işleminin iptalini talep ettiğinden ve alacağın esası ile ilgili bir ihtilaf bulunmadığından, görevli mahkemenin İcra Mahkemesi olduğu hususu gözden kaçırılarak, görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş olup, mahkemece tefrik edilerek görevsizlik kararı verilen dosyanın işbu asıl dosya ile birleştirilmesi sağlanarak, birlikte değerlendirilip, işlemin İİK'nın 233 ncü madde hükmüne uygun olup olmadığı yönünden uyuşmazlığın esasına girilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Öte yandan, Ülkemizin de tarafı olduğu ve Anayasa'nın 90'ncı maddesi gereği iç hukukun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6'ncı, 1982 Anayasası'nın 36'ncı maddesinde adil yargılanma hakkına yer verilmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'un 73'ncü maddesi " Kanunun gösterdiği istisnalar haricinde hakim her iki tarafı istima veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tevfikan davet etmedikçe hükmünü veremez." hükmünü içermektedir. 6100 sayılı HMK'nın 27' nci maddesinde ise adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olarak hukuki dinlenilme hakkı düzenlenmiş, bu hakkın, yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini, kararların somut, açık olarak gerekçelendirilmesini içerdiği belirtilmiştir. İİK'nın 18/3. maddesinde " Aksine hüküm bulunmayan hallerde icra mahkemesi, şikayet konusu işlemi yapan icra dairesinin açıklama yapmasına ve duruşma yapılmasına gerek olup olmadığını takdir eder; duruşma yapılmasını uygun gördüğü takdirde ilgilileri en kısa zamanda duruşmaya çağırır ve gelmeseler bile gereken kararı verir." hükmüne yer verilmiştir. Kanunda açıklık bulunmayan hallerde, duruşma yapılıp yapılmayacağı hakimin takdirine bırakılmış ise de; öngörülen takdir hakkı mutlak bir seçimlik hak olmayıp, halin icabına göre değerlendirilmesi gereken bir takdir hakkıdır. Sıra cetveline karşı şikayette bulunulması halinde bu takdir hakkının duruşma yapılarak kullanılması kanunun amacına uygun düşer. Mahkemenin takdirine göre duruşma açılmasının gerekli görüldüğü hallerde ilgililerin duruşmaya çağrılması yasal bir gerekliliktir. Mahkemece, duruşma açılıp, şikayet olunanlara şikayet dilekçesi tebliğ edilip, ilgili tüm icra dosyaları celbedilip, iddia ve savunma doğrultusunda toplanan tüm deliller değerlendirildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, evrak üzerinden yazılı şekilde karar verilmesinde de isabet görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, şikayetçi yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 31.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2012/5707 E., 2012/6301 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
ayıt başvurusunda bulunmuş olmasına rağmen iflas idaresinin alacağın ipotekle teminat altına alındığı ve yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle alacağın tamamını reddettiğini, alacağın 3.500.000,00 TL'lik kısmının ipotekle temin edildiğini, İİK'nın 233. maddesi uyarınca rehinli alacak için red kararı verilemeyeceği gibi sıra cetveline kabul edilmeyen alacakların red sebebinin gösterilmesinin yasal
23. Hukuk Dairesi         2012/5707 E.  ,  2012/6301 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi ŞİKAYETÇİ : .... ŞİKAYET OLUNAN : Kadıköy 3. İflas Müdürlüğü Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayetin yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı mahkemenin görevsizliğine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde şikayetçi vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Şikâyetçi vekili, müvekkilinin müflis şirketten olan alacağı için kayıt başvurusunda bulunmuş olmasına rağmen iflas idaresinin alacağın ipotekle teminat altına alındığı ve yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle alacağın tamamını reddettiğini, alacağın 3.500.000,00 TL'lik kısmının ipotekle temin edildiğini, İİK'nın 233. maddesi uyarınca rehinli alacak için red kararı verilemeyeceği gibi sıra cetveline kabul edilmeyen alacakların red sebebinin gösterilmesinin yasal zorunluluk olduğunu, alacağın 3.500.000,00 TL' lik kısmının rüçhanlı, kalan kısmın adi alacak olarak masaya kaydı gerekirken, alacağın tamamının reddedilmesinin hatalı olduğunu, sıra cetvelinin yasal sürede düzenlenmediğini ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini talep etmiştir. Şikayet olunan, davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, dosya üzerinden yapılan incelemede, İcra Mahkemesinde sıra cetveline sıra yönünden itiraz edilebileceği, alacağın varlığına yönelik itirazların yasal süresi içerisinde iflasa karar verilen yerdeki Ticaret Mahkemesinde açılması gerektiği gerekçesiyle, sıra cetveline alacağın varlığına yönelik olarak yapmış olduğu itiraz yönünden davanın tefrik edilerek mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli Kadıköy Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir. Kararı, şikayetçi vekili temyiz etmiştir. Şikayet, iflas idaresinin sıra cetvelini düzenlerken İİK'nun 233. maddesi hükmüne aykırı olan işleminin iptaline ilişkindir. İİK'nın 233. maddesine göre sıra cetvelinde, kabul edilmeyen alacaklar red sebepleri ile birlikte gösterilirir. Ancak, iflas idaresi ipotekle temin edilmiş alacakları, bunları doğuran sebep veya ipotek limiti bakımından reddetmeyip, kabul etmediğini ikinci alacaklılar toplantısına bildirir. İİK'nın 235/1. maddesi uyarınca iflas sıra cetveline yönelik itirazlar kural olarak genel mahkemelerde (Asliye Ticaret Mahkemesinde) görülür. Şikayetçi sadece kendi sırasına yönelik itirazlarını, husumet iflas idaresine yöneltilerek İİK'nın 235/son maddeleri uyarınca icra mahkemesinde ileri sürmelidir. İflas sıra cetvelinde başka bir alacaklının kabul edilen miktar kadar alacağı bulunmadığına ya da sırasına yönelik itiraz, o alacağın sıradan terkin edilmesi talebini içerdiğinden, şikayet olarak icra mahkemesinde değil, İİK'nın 235/2 nci maddesi uyarınca sırasına itiraz edilen alacaklıya husumet yöneltilerek dava yolu ile genel mahkemede ileri sürülmelidir. Somut olayda, şikayetçi iflas sıra cetvelinde başka bir alacaklının kabul edilen miktar kadar alacağı bulunmadığına ya da sırasına yönelik bir şikayette bulunmayıp, iflas idaresinin 233. maddesi hükmüne aykırı işleminin iptalini talep ettiğinden ve alacağın esası ile ilgili bir ihtilaf bulunmadığından, görevli mahkemenin İcra Mahkemesi olduğu hususu gözden kaçırılarak, görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş olup, mahkemece tefrik edilerek görevsizlik kararı verilen dosyanın işbu asıl dosya ile birleştirilmesi sağlanarak, birlikte değerlendirilip, işlemin İİK'nın 233 ncü madde hükmüne uygun olup olmadığı yönünden uyuşmazlığın esasına girilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Öte yandan, Ülkemizin de tarafı olduğu ve Anayasa'nın 90'ncı maddesi gereği iç hukukun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6'ncı, 1982 Anayasası'nın 36'ncı maddesinde adil yargılanma hakkına yer verilmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'un 73'ncü maddesi " Kanunun gösterdiği istisnalar haricinde hakim her iki tarafı istima veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tevfikan davet etmedikçe hükmünü veremez." hükmünü içermektedir. 6100 sayılı HMK'nın 27' nci maddesinde ise adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olarak hukuki dinlenilme hakkı düzenlenmiş, bu hakkın, yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini, kararların somut, açık olarak gerekçelendirilmesini içerdiği belirtilmiştir. İİK'nın 18/3. maddesinde " Aksine hüküm bulunmayan hallerde icra mahkemesi, şikayet konusu işlemi yapan icra dairesinin açıklama yapmasına ve duruşma yapılmasına gerek olup olmadığını takdir eder; duruşma yapılmasını uygun gördüğü takdirde ilgilileri en kısa zamanda duruşmaya çağırır ve gelmeseler bile gereken kararı verir." hükmüne yer verilmiştir. Kanunda açıklık bulunmayan hallerde, duruşma yapılıp yapılmayacağı hakimin takdirine bırakılmış ise de; öngörülen takdir hakkı mutlak bir seçimlik hak olmayıp, halin icabına göre değerlendirilmesi gereken bir takdir hakkıdır. Sıra cetveline karşı şikayette bulunulması halinde bu takdir hakkının duruşma yapılarak kullanılması kanunun amacına uygun düşer. Mahkemenin takdirine göre duruşma açılmasının gerekli görüldüğü hallerde ilgililerin duruşmaya çağrılması yasal bir gerekliliktir. Mahkemece, duruşma açılıp, şikayet olunanlara şikayet dilekçesi tebliğ edilip, ilgili tüm icra dosyaları celbedilip, iddia ve savunma doğrultusunda toplanan tüm deliller değerlendirildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, evrak üzerinden yazılı şekilde karar verilmesinde de isabet görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, şikayetçi yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 31.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2012/5706 E., 2012/6300 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
ayıt başvurusunda bulunmuş olmasına rağmen iflas idaresinin alacağın ipotekle teminat altına alındığı ve yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle alacağın tamamını reddettiğini, alacağın 3.500.000,00 TL'lik kısmının ipotekle temin edildiğini, İİK'nın 233. maddesi uyarınca rehinli alacak için red kararı verilemeyeceği gibi sıra cetveline kabul edilmeyen alacakların red sebebinin gösterilmesinin yasal
23. Hukuk Dairesi         2012/5706 E.  ,  2012/6300 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi ŞİKAYETÇİ : .... ŞİKAYET OLUNAN : Kadıköy 3. İflas Müdürlüğü Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayetin yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı mahkemenin görevsizliğine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde şikayetçi vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Şikâyetçi vekili, müvekkilinin müflis şirketten olan alacağı için kayıt başvurusunda bulunmuş olmasına rağmen iflas idaresinin alacağın ipotekle teminat altına alındığı ve yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle alacağın tamamını reddettiğini, alacağın 3.500.000,00 TL'lik kısmının ipotekle temin edildiğini, İİK'nın 233. maddesi uyarınca rehinli alacak için red kararı verilemeyeceği gibi sıra cetveline kabul edilmeyen alacakların red sebebinin gösterilmesinin yasal zorunluluk olduğunu, alacağın 3.500.000,00 TL'lik kısmının rüçhanlı, kalan kısmın adi alacak olarak masaya kaydı gerekirken alacağın tamamının reddedilmesinin hatalı olduğunu, sıra cetvelinin yasal sürede düzenlenmediğini ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini talep etmiştir. Şikayet olunan, davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, dosya üzerinden yapılan incelemede, iflas idaresince alacağın konusunun yargılamayı geretirdiği gerekçesiyle alacağın reddine karar verdiği, bu nedenle red kararının gerekçesi bulunduğundan bu yöndeki şikayetin yersiz olduğu, İİK'nın 232. maddesindeki 3 aylık sürenin sıra cetvelinin geçerliliğine etkisinin bulunmadığı, tasfiyenin hızlanmasına yönelik olduğu, bu yöndeki şikayetin de yersiz olduğu, İcra Mahkemesinde sıra cetveline sıra yönünden itiraz edilebileceği, alacağın varlığına yönelik itirazların yasal süresi içerisinde iflasa karar verilen yerdeki Ticaret Mahkemesinde açılması gerektiği gerekçesiyle, sıra cetveline alacağın varlığına yönelik olarak yapmış olduğu itiraz yönünden davanın tefrik edilerek mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli Kadıköy Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, davacının sair taleplerinin reddine karar verilmiştir. Kararı, şikayetçi vekili temyiz etmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, şikayetçi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Şikayet, iflas idaresinin sıra cetvelini düzenlerken İİK'nun 233. maddesi hükmüne aykırı olan işleminin iptaline ilişkindir. Mahkemece, şikayetin bir bölümünün alacağın esasına ilişkin olduğu belirtilerek tefrikine ve Ticaret Mahkemesi görevli olduğundan mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. İİK'nın 233. maddesine göre sıra cetvelinde, kabul edilmeyen alacaklar red sebepleri ile birlikte gösterilirir. Ancak, iflas idaresi ipotekle temin edilmiş alacakları, bunları doğuran sebep veya ipotek limiti bakımından reddetmeyip, kabul etmediğini ikinci alacaklılar toplantısına bildirir. İİK'nın 235/1. maddesi uyarınca iflas sıra cetveline yönelik itirazlar kural olarak genel mahkemelerde (Asliye Ticaret Mahkemesinde) görülür. Şikayetçi sadece kendi sırasına yönelik itirazlarını, husumet iflas idaresine yöneltilerek İİK'nın 235/son maddeleri uyarınca icra mahkemesinde ileri sürmelidir. İflas sıra cetvelinde başka bir alacaklının kabul edilen miktar kadar alacağı bulunmadığına ya da sırasına yönelik itiraz, o alacağın sıradan terkin edilmesi talebini içerdiğinden, şikayet olarak icra mahkemesinde değil, İİK'nun 235/2 nci maddesi uyarınca sırasına itiraz edilen alacaklıya husumet yöneltilerek dava yolu ile genel mahkemede ileri sürülmelidir. Somut olayda, şikayetçi iflas sıra cetvelinde başka bir alacaklının kabul edilen miktar kadar alacağı bulunmadığına ya da sırasına yönelik bir şikayette bulunmayıp, iflas idaresinin 233. maddesi hükmüne aykırı işleminin iptalini talep ettiğinden ve alacağın esası ile ilgili bir ihtilaf bulunmadığından, görevli mahkemenin İcra Mahkemesi olduğu hususu gözden kaçırılarak, görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş olup, mahkemece tefrik edilerek görevsizlik kararı verilen dosyanın işbu asıl dosya ile birleştirilmesi sağlanarak, birlikte değerlendirilip, işlemin İİK'nın 233 ncü madde hükmüne uygun olup olmadığı yönünden uyuşmazlığın esasına girilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Öte yandan, ülkemizin de tarafı olduğu ve Anayasa'nın 90'ncı maddesi gereği iç hukukun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6'ncı, 1982 Anayasası'nın 36'ncı maddesinde adil yargılanma hakkına yer verilmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'un 73'ncü maddesi " Kanunun gösterdiği istisnalar haricinde hakim her iki tarafı istima veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tevfikan davet etmedikçe hükmünü veremez." hükmünü içermektedir. 6100 sayılı HMK'nın 27' nci maddesinde ise adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olarak hukuki dinlenilme hakkı düzenlenmiş, bu hakkın, yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini, kararların somut, açık olarak gerekçelendirilmesini içerdiği belirtilmiştir. İİK'nın 18/3. maddesinde " Aksine hüküm bulunmayan hallerde icra mahkemesi, şikayet konusu işlemi yapan icra dairesinin açıklama yapmasına ve duruşma yapılmasına gerek olup olmadığını takdir eder; duruşma yapılmasını uygun gördüğü takdirde ilgilileri en kısa zamanda duruşmaya çağırır ve gelmeseler bile gereken kararı verir." hükmüne yer verilmiştir. Kanunda açıklık bulunmayan hallerde, duruşma yapılıp yapılmayacağı hakimin takdirine bırakılmış ise de; öngörülen takdir hakkı mutlak bir seçimlik hak olmayıp, halin icabına göre değerlendirilmesi gereken bir takdir hakkıdır. Sıra cetveline karşı şikayette bulunulması halinde bu takdir hakkının duruşma yapılarak kullanılması kanunun amacına uygun düşer. Mahkemenin takdirine göre duruşma açılmasının gerekli görüldüğü hallerde ilgililerin duruşmaya çağrılması yasal bir gerekliliktir. Mahkemece, duruşma açılıp, şikayet olunanlara şikayet dilekçesi tebliğ edilip, ilgili tüm icra dosyaları celbedilip, iddia ve savunma doğrultusunda toplanan tüm deliller değerlendirildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, evrak üzerinden yazılı şekilde karar verilmesinde de isabet görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle şikayetçi vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, şikayetçi yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 31.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

İcra ve İflas Hukuku

İflas tasfiyesi içinde "sıra cetveli" düzenlenirken, iflas idaresi alacakları inceler. İflas idaresi, bir alacağın varlığını veya miktarını kabul etmezse ne yapar?

A) Alacağı cetvele hiç yazmaz.
B) Alacağı cetvele yazar ancak reddedildiğini ve sebebini şerh düşer.
C) Alacaklıya 7 gün içinde ispat etmesi için süre verir.
D) Alacağı şüpheli alacaklar hesabına aktarır.
E) İcra Mahkemesi'ne sorar.