2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 234

İcra ve İflas Kanunu 234. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 234 – (Değişik birinci fıkra: 6/6/1985-3222/29 md.) İflas idaresi sıra cetvelini iflas dairesine verir ve alacaklıları 166 ncı maddenin 2 nci fıkrasındaki usule göre ilan yoluyla haberdar eder. İddialarının tamamı veya bir kısmı reddedilen yahut iddia ettikleri sıraya kabul edilmiyen alacaklılara doğrudan doğruya haber verilir. Sıra cetveline itiraz ve neticeleri:

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

43 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2019/2867 E., 2022/7148 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
İİK 234/1 maddesinde "iflas idaresinin sıra cetvelini iflas idaresine vereceği ve alacaklıları 166'ncı maddenin 2.
11. Hukuk Dairesi         2019/2867 E.  ,  2022/7148 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 18.04.2019 tarih ve 2018/195 E. - 2019/313 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 18.10.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin birikimlerini ... Bankası'na yatırdığını ve hesap cüzdanı aldığını, bankanın 03.07.2003 tarihli kararla TMSF’ye devredildiğini, ayrıca BDDK tarafından Off Shorre’ye para yatıranlara paranın ödenmeyeceğinin belirtildiğini, oysa ki müvekkilinin parayı Off Shore’ye değil bankaya yatırdığını, cüzdan üzerine Off Shore yazılmasının müvekkilinin talimatı dışında olduğunu ileri sürerek paranın ... Bankası A.Ş. bünyesinde bulunduğunun ve Off Shore’ye aktarılmadığının tespitine, 35.790.43 Euro karşılığı olan 69.862.92 TL’nin davalılardan faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Türk ... Bankası T.A.Ş iflas idaresi vekili, ... Bankası Off Shorre’nin ayrı bir tüzel kişilik olduğunu ve husumetin ona yöneltilmesi gerektiğini, davacının talimatı ile işlemlerin yapıldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; davalı bankanın 08/06/2005 tarihinde iflasına karar verildiği, iflas masası tarafından düzenlenen sıra cetvelinin 07/10/2006 tarihinde Sabah Gazetesinde ve 10/10/2006 tarihinde Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, davacının iflas masasına bir alacak kaydı başvurusunun bulunmadığı ve sıra cetvelinin de kendisine tebliğ edilmediği, bu durumda müflis şirkete yönelik açılacak kayıt-kabul davasının en son yapılan ilan tarihinden itibaren 15 günlük yasal sürede yapılması zorunlu olup sözkonusu süre hak düşürücü süre olduğundan ileri sürülmese dahi mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerektiği, sıra cetvelinin son ilan tarihi olan 10/10/2006 tarihinden itibaren 15 günlük yasal süreyi geçirdikten sonra 02/07/2008 tarihinde dava açmış olduğundan süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 36,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 19/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY İİK 234/1 maddesinde "iflas idaresinin sıra cetvelini iflas idaresine vereceği ve alacaklıları 166'ncı maddenin 2. fıkrasındaki usule göre ilan yolu ile haberdar edeceği", İİK 166/2 maddesinde de "...Daire, ayrıca kararı, karar tarihinde tirajı elli binin üzerinde olan ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan gazetelerden biri ile birlikte iflas edenin muamele merkezinin bulunduğu yerdeki bir gazetede ve Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edeceği..." düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta, Sabah Gazetesi'nin 07.11.2006 tarihli nüshasında, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 10.11.2006 tarihli nüshasında ilan prosedürü yerine getirilmekle birlikte yapılan her iki ilanda da sıra cetveli aynen ilan edilmemiş, alacaklılar sıra cetvelinin "Büyükdere Cd. No.42-46 Mecidiyeköy/İstanbul" adresinde incelemeye amade tutulduğu açıklanmıştır. Oysa İİK 234 maddesinde düzenlenen ilan, sıra cetvelinin aynen ilanına ilişkindir. Alacaklılara, ilanda belirtilen adrese giderek sıra cetvelini incelemeleri gibi bir külfet yasa koyucu tarafından yüklenmiştir. Bu halde hükme esas alınan ilanlar usulüne uygun olmadığından, İİK 234, 235 maddelerinde düzenlenen ve hak düşürücü sürenin başlamasına esas teşkil eden geçerli bir ilan değildir. Davanın İİK 235 maddesinde öngörülen yasal hak düşürücü süre içerisinde açılması nedeniyle uyuşmazlığın esasının incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, geçersiz ilanların esas alınarak yazılı şekilde davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.

Diğer kararlar (4)

23. Hukuk Dairesi, 2015/3600 E., 2016/2860 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
yargılama giderleri yönünden yapılan incelemede, davacı tarafın alacak kaydına ilişkin talepler aşamasında herhangi bir masraf yatırmadığı, dava konusu sıra cetvelinin en son Ticaret Sicil Gazetesinde 14.01.2013 tarihinde ilan edildiği ve İİK'nın 234. maddesi kapsamında davanın süresinde açılmadığı, davacıya İflas Müdürlüğü'nce yapılan bildirimin bilgi mahiyetinde olduğu gerekçesiyle, konusuz kala
23. Hukuk Dairesi         2015/3600 E.  ,  2016/2860 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen kayıt kabul davası sonucunda verilen hükmün düzeltilerek onanmasına ilişkin Dairemizin 04.12.2014 gün ve 3274 Esas, 7872 Karar sayılı ilamının karar düzeltme yoluyla incelenmesi davacı vekilince istenilmekle, dosya incelendi, gereği görüşüldü. - KARAR - Davacı vekili, iflas idaresince düzenlenen 08.01.2013 tarihli ek sıra cetvelinde, ... Müdürlüğü adına 2.545.059,09 TL alacak kabul edildiği halde, 88.895,43 TL İl Özel İdare payı ile 53.633,03 TL orman payı olmak üzere toplam 142.528,46 TL alacak kaydı taleplerinin reddedildiğini, oysa 6183 sayılı Yasa'dan doğan alacaklarının tamamının kabul edilmesi gerektiğini ileri sürerek, toplam 142.528,46 TL alacağın kayıt kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın süresinde açılmadığını, aynı alacak kalemleri için ... Müdürlüğü tarafından yapılan başvuruların kabul edildiğini, davacının mükerrer talepte bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 10.09.2013 tarihli duruşmaya katılan davalı müflis şirket vekili, müvekkili şirketin iflasının ertelenmesi talepli davada, mahkemece iflasa dair verilen kararın Yargıtay tarafından bozulduğunu, iflas erteleme davasının devam ettiğini, bu nedenle davaya .... A.Ş. vekili olarak devam edeceklerini bildirerek, İflas İdaresi vekillerinin önceki beyanlarını tekrarlamıştır. Mahkemece, sıra cetveline dayanak iflas kararının bozulduğu ve iflas kaydının kapatıldığı, bu nedenle davanın konusuz kaldığı, yargılama giderleri yönünden yapılan incelemede, davacı tarafın alacak kaydına ilişkin talepler aşamasında herhangi bir masraf yatırmadığı, dava konusu sıra cetvelinin en son Ticaret Sicil Gazetesinde 14.01.2013 tarihinde ilan edildiği ve İİK'nın 234. maddesi kapsamında davanın süresinde açılmadığı, davacıya İflas Müdürlüğü'nce yapılan bildirimin bilgi mahiyetinde olduğu gerekçesiyle, konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına, yargılama masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına dair verilen karar, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine, Dairemizin 04.12.2014 tarih ve 3274 Esas, 7872 K. sayılı ilamıyla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle, İİK'nın 234/1. maddesinin, "İflas idaresi sıra cetvelini iflas dairesine verir ve alacaklıları 166. maddenin 2. fıkrasındaki usule göre ilan yoluyla haberdar eder." hükmünü, İİK'nın 235/1. maddesinin ilk iki cümlesinin "Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar. 223. maddenin üçüncü fıkrası hükmü mahfuzdur." hükmünü içermekte olduğu, İİK'nın 234/2. madde hükmü uyarınca yapılan tebligatın bilgi verme mahiyetinde olup, dava açma süresinin bu tebligat ile başlamayacağı, bu madde hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, iflas, sıra cetveline itiraz davalarının süreye tabi olup, bu sürenin kural olarak sıra cetvelinin İcra ve İflas Kanunu'nun 166. maddesinde gösterilen usulde ilanından itibaren işlemeye başlayacağı, eğer davacı aynı Kanun'un 223. maddesine göre tebliğe elverişli adres gösterir ve gerekli masrafı avans olarak yatırırsa, sürenin kendisine yapılan tebliğden itibaren hesaplanacağı, mahkemece de, son ilan tarihinden itibaren davanın süresinde açılmadığı sonucuna doğru olarak varıldığı, ne var ki, HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca mahkemenin, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar vereceği, bu durumda mahkemece, davanın hak düşürücü süre içinde açılmış olmasına ilişkin özel dava şartının noksanlığı gerekçesiyle HMK'nın 114/2 ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerekirken, süresinde açılan davalar ile ilgili gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış ise de; harç, yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden sonuç değişmeyeceğinden, kararın HUMK'nın 438/son maddesi uyarınca gerekçesi değiştirilerek ve hüküm fıkrasında yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca hüküm fıkrasının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında belirtilen gerektirici sebeplere göre, HUMK'nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin REDDİNE, 261,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak ...ye gelir kaydedilmesine, 03.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2015/1041 E., 2015/1206 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
İİK'nın 234/1. maddesi, "iflas idaresi sıra cetvelini iflas dairesine verir ve alacaklıları 166.
23. Hukuk Dairesi         2015/1041 E.  ,  2015/1206 K. * VEKALET ÜCRETİNİN İFLAS İDARESİNDEN TALEBİ * SIRA CETVELİNİN USULSÜZ İLANI * İCRA VE İFLAS KANUNU (İİK) (2004) Madde 154 * İCRA VE İFLAS KANUNU (İİK) (2004) Madde 184 * İCRA VE İFLAS KANUNU (İİK) (2004) Madde 206 * İCRA VE İFLAS KANUNU (İİK) (2004) Madde 223 * İCRA VE İFLAS KANUNU (İİK) (2004) Madde 234 * İCRA VE İFLAS KANUNU (İİK) (2004) Madde 235 * İCRA VE İFLAS KANUNU (İİK) (2004) Madde 248 * İCRA VE İFLAS KANUNU (İİK) (2004) Madde 303 * AVUKATLIK KANUNU (1136) Madde 164 * HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 2 * HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 114 * HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 115 * TÜRK TİCARET KANUNU (6102) Madde 5 "İçtihat Metni" Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı vekili, müvekkilinin müflis şirketin vekili olarak altı yılı aşkın bir süre görev yaptığını, avukatlık ücretinin ödenmesi için iflas idaresine başvurusunun reddedildiğini ileri sürerek, toplam 36.434,11 TL vekalet ücretinin tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının, şirketin iflas halini bildiğini, iflas ile vekalet akdinin sona erdiğini, iflastan sonra vekalet için yeni sözleşme yapılması gerektiğini, davacının masaya alacak kaydı yaptırması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacının vekalet alacağını iflas masasından tahsilini talep etmiş olduğu, davacının vekilliğini yaptığı şirketin iflas ettiği, bu sebeple davanın, kayıt kabul şeklinde açılması gerektiği, doğrudan iflas masasından tahsil talebinde bulunulamayacağı, tahsil konusunda iflas masasının bizzat sorumlu olmadığı gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiştir. Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. 1-a- Davacı vekilinin alacak davasına yönelik temyiz itirazları yönünden; Davacı vekili dava dilekçesiyle; müflis şirketin vekili olarak takip ettiği, sonuçlanan İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/194 E., 2011/692 K. sayılı ilamı ile karşı yana yüklenen ve İzmir 26. İcra Müdürlüğü'nün 2012/836 E. sayılı takip dosyası ile fiilen tahsil edilip iflas masasına ödenen avukatlık ücreti 7.530,61 TL'nin, İzmir 26. İcra Müdürlüğü'nün 2012/837 E. sayılı takip dosyası ile istenen alacak nedeniyle karşı yana yüklenen ve tahsil edilip iflas masasına ödenen 9.347,29 TL'nin, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/194 E., 2011/692 K. sayılı dosyasında davanın kazanılan bölümü üzerinden % 10 hesabı ile avukatlık ücreti olarak 6.201,11 TL ile İzmir 26. İcra Müdürlüğü'nün 2012/837 E. sayılı takip dosyası ile istenen alacak üzerinden %10 hesabı ile avukatlık ücreti olarak 13.355,10 TL'nin iflas masasından tahsilini talep ve dava etmiştir. İflas tarihinden sonra doğan bir alacağın varlığı ve miktarı konusunda bir uyuşmazlık bulunmasa da, masa borcu olup olmadığı yönündeki inceleme, alacağın dayandığı hukuksal ilişkiye göre genel hükümler doğrultusunda iflas masası aleyhine açılan davada genel mahkemelerce tespit edilecektir. Böyle bir davada, davacı, masa alacaklısı olduğunu iddia eden alacaklı, davalı ise iflas idaresidir. Dava sonunda verilen ve uyuşmazlık konusu alacağı masa borcu olarak kabul eden karar, bütün iflas alacaklılarını bağlar. Masa mevcudunun iflas masrafları ve masa borçlarını karşılayamadığı durumlarda bu masraf ve borçlar iflas alacaklıları arasında taksim edilemez. (İflas Hukukunda Sıra Cetveli Prosedürü ve Sıra Cetveline Karşı Müraacat Yolları, Öztek Selçuk, yayımlanmamış doçentlik tezi, s. 31 vd) Dairemizin 02.02.2012 tarih ve 2011/4952 E, 2012/680 K sayılı bozma ilamı da bu yöndedir. İİK'nda, masa borçları için İİK'nın 235/2. maddesinin ilk cümlesindeki gibi kayıt kabul ve 154/3. maddesindeki gibi iflas davaları için Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu yolundaki açık bir düzenleme bulunmadığından, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 2/1. maddesi uyarınca dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğunun kabulü gerekir. İflas masrafları ve masa borçları sıra cetvelinde yer alamayacağından, bunlar için iflas masası aleyhine genel mahkemede açılması gereken davada İİK'nın 235. maddesindeki süreler uygulanmaz. Dairemizin 12.07.2012 tarih ve 2576 E., 4886 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; kayıt kabul davaları, iflasından önce müflisten alacaklı olanların, bir diğer ifade ile iflas alacaklılarının alacaklarını iflas masasına kaydettirmek için açtıkları ve dayanağını İİK’nın 235. maddesinden alan davalardır. İflas masasının safi (net) mevcudu (masaya giren mal, alacak ve haklar), "alacakların ödenmesine tahsis olunur" (İİK m.184,I,c.1). Buradaki "alacaklar" teriminden maksat, aslında yalnız "iflas alacaklarıdır." İflas alacağı, iflas açıldığı anda müflise karşı hukuken mevcut olan alacaklar yani müflisin iflasın açıldığı andaki borçları olup, iflas masasından istenebilir (masaya yazdırılabilir). İflas masasından istenebilecek (hatta, iflas alacaklarından daha önce ödenecek) olan, bir başka alacak çeşidi de masa alacaklarıdır. Bunun masa bakımından adı "masa borcudur." Masa borçları müflisin değil, (çünkü, müflisin iflas açıldıktan sonra masayı bağlayıcı nitelikte borçlanmasına imkân yoktur.) iflas masasının yaptığı borçlardır. Masa borçları, iflasın açılmasından iflas tasfiyesinin sonuçlanmasına kadar, iflas masası (masa adına iflas dairesi veya iflas idaresi) tarafından yapılan borçlardır. (İİK. m. 248, 303/2) Masa borçları iflas masasından tam olarak ödenir. (örn: İflas kararının ilanı giderleri (m.166;219), defter tutma (m.161;208) giderleri (bkz: m.160), masa mallarının muhafazası için kiralanan depo için ödenecek kira, iflas idaresinin ücreti (m.223,IV), masanın (iflas idaresinin) taraf olduğu davaları takip eden avukatın avukatlık ücreti masa borcudur. Bu sayma, tahdidi değildir; masa borçlarına bazı misaller vermek içindir. Şu halde, masa alacakları (borçları), iflas açıldıktan sonra iflasın tasfiyesi için bizzat masa ( yani, masa adına iflas dairesi veya idaresi ) tarafından yapılan borçlardır. Masadan ödenecek alacakların, iflas alacağı ve masa alacağı olarak ikiye ayrılmasının pratik önemi şudur: Masa borcu, iflas masasından tam ve iflas alacaklarından daha önce ödenir (m.248). Oysa, iflas alacaklarının tam olarak ödenmesi çok enderdir (belki yalnız m.206'nın ilk üç sırasındaki imtiyazlı alacaklar tam olarak ödenir.) İflas alacakları (özellikle m. 206'nın dördüncü sırasındaki imtiyazsız alacaklar), iflas masasının dağıttığı iflas (garame) hissesi oranında ödenir. İşte bu nedenle, iflas masasından istenen bir alacağın, iflas alacağı mı, yoksa masa alacağı mı olduğunu belirlemenin büyük önemi vardır. (Kuru Baki, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Tamamen Yeniden Yazılmış ve Genişletilmiş 2. Baskı, S. 1212 vd. Ankara, 2013) İflasın açıldığı sırada müflise karşı ileri sürülebilecek alacaklar iflas alacaklarını; iflasın tasfiyesi sırasında yapılan masraflarla, iflas idaresinin yükümlü olduğu ya da devraldığı mükellefiyetler de (genel bir ifade ile) masa borçlarını oluşturur. İİK'nın 248. maddesinin kenar başlığı "iflas masrafları ve masanın borçları" şeklindedir. Madde metninde açıkça iflas masraflarının iflas alacaklarından önce ödeneceği belirtilmiş ise de masa borçlarından bahsedilmemiştir. Ancak masa borçlarının da iflas alacaklarından önce ödeneceği doktrin ve uygulamada kabul edilmektedir. (Öztek, Selçuk, İflas Hukukunda Sıra Cetveli Prosedürü ve Sıra Cetveline Karşı Müracaat Yolları, yayımlanmamış doçentlik tezi, s.14; Postacıoğlu, İlhan: İflas Hukuku İlkeleri, İstanbul, 1978, s. 205; 19. HD'nin 27.02.1996 tarih ve 202 E., 1568 K.; 20.11.1997 tarih ve 6557 E., 9865 K. sayılı ilamı). İflas masraflarına örnek olarak, iflas kararının ilanına ve gereken yerlere bildirilmesine ilişkin masrafları, defter tutma, malların muhafaza ve satış masrafları, iflas idare memurlarının ücretleri, paraya çevirme ve paylaştırmaya ilişkin harç ve masrafları sayılabilir. Masa borçları ise, iflasın açılmasından sonra ve devamı sırasında masa namına tekeffül edilen ve onun tarafından ödenmesi gereken borçlardır. Masa borçlarına örnek olarak, iflas idaresinin müflisin sanat veya ticaretinin devamı çerçevesinde akdettiği borçları, iflas idaresinin sebepsiz iktisap, haksız fiillerinden doğan borçları ve iflas idaresi tarafından tutulan avukatın vekalet ücretini sayabiliriz. İflas masrafları ve masa borçlarından masa sorumlu olup, müflis sorumlu tutulamaz. Masa alacaklısına alacağının masa tarafından karşılanmayan kısmı için aciz vesikası verilemez. (Öztek, Selçuk, a.g.e s. 17-18) İflas masrafları ve masa borçlarına sıra cetvelinde yer verilmez. Ancak pay cetvelinde gösterilmelidir. İflastan sonra oluşan alacağın masaya kaydı istenemez, ancak bu alacak masa borcu niteliğinde ise masadan tazmin edilir, değilse tasfiyede bakiye kalırsa nazara alınır. İflas idaresi, müflise ait işyerini masanın menfaatini gözeterek işletmeye devam ederse, diğer anlatımla müflisin yaptığı sözleşmeyi feshetmeyip benimser ise bu işletmenin borcu masa borcu niteliğindedir. Somut olayda; davacı tarafça dava dilekçesinde belirtilen, iflas tarihinden sonra doğan alacak kalemleri için alacak davası açılması doğru olup; mahkemece, bu alacak kalemleri ile ilgili kayıt kabul davası açılması yoluna gidilmesi gerektiği yönündeki gerekçede isabet bulunmamaktadır. İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/194 E., 2011/692 K. sayılı kararının, müflis şirketin iflas tarihi olan 10.12.2009 tarihinden sonra verildiği, bu ilamla hüküm altına alınan ve hasma yüklenen, İzmir 26. İcra Müdürlüğü'nün 2012/836 E. sayılı dosyası ile fiilen tahsil edilip iflas masasında duran 7.530,61 TL vekalet ücreti alacağının, yine İzmir 26. İcra Müdürlüğü'nün 2012/837 E. sayılı takip dosyası ile İcra Müdürlüğü'nce hasma yüklenen, tahsil edilerek iflas masasında duran 9.347,29 TL vekalet ücreti alacağının, yine aynı icra dosyasında takip ve tahsil edilen Avukatlık Kanunu'nun 164/4. maddesi gereği ödenmesi gereken 13.355,10 TL vekalet ücreti alacağının iflas tarihinden sonra takibe konu edildiği anlaşılmıştır. Mahkemece, iflas tarihinden sonra doğan ve talep edilen alacak kalemleri yönünden, davanın 6102 sayılı TTK'nın 5/3. maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten sonra açıldığı, buna göre Asliye Hukuk-Asliye Tİcaret mahkemeleri arasında görev ilişkisinin bulunduğu da gözetilerek, dosyanın tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmesi, yukarıda açıklanan ilke kapsamında, yeni esas üzerinden, Asliye Hukuk Mahkemesi'nin davaya bakmakla görevli olduğu gözetilerek HMK'nın 114/1-c ve HMK'nın 115/2. maddeleri uyarınca dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. b- Bozma nedenine göre; davacı vekilinin diğer, müflis davalı şirket iflas idaresi vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir. 2- Davacı vekilinin iş sahibi sıfatıyla Avukatlık Kanunu'nun 164/4. maddesine göre 6.201,11 TL'nin tahsiline yönelik istemine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Kayıt kabul davaları, alacağın iflas masasına kaydı istemine ilişkin olup, belirli bir miktarın tahsiline yönelik olmadığından, alacağın iflas masasına kaydına karar vermekle yetinilir. Alacağın ödenmesi ancak tasfiye sonunda masa mevcudunun sıra cetveline uygun biçimde dağıtımı aşamasında gerçekleşir ve alacakların tam olarak ödenip ödenmeyeceği ancak bu aşamada anlaşılabilir. Dava dilekçesinde, tahsil istemi yer almakta ise de alacağın, iflas masasına kayıt ve kabulü isteminin de bulunduğu kabul edilmelidir. İİK'nın 234/1. maddesi, "iflas idaresi sıra cetvelini iflas dairesine verir ve alacaklıları 166. maddenin 2. fıkrasındaki usule göre ilan yoluyla haberdar eder." hükmünü, İİK'nın 235/1. maddesinin ilk iki cümlesi "Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar. 223. maddenin üçüncü fıkrası hükmü mahfuzdur." hükmünü içermektedir. İİK'nın 234/2. madde hükmü uyarınca yapılan tebligat bilgi verme mahiyetinde olup, dava açma süresi bu tebligat ile başlamaz. Bu madde hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, iflas, sıra cetveline itiraz davaları süreye tabi olup, bu süre kural olarak sıra cetvelinin İcra ve İflas Kanunu'nun 166. maddesinde gösterilen usulde ilanından itibaren işlemeye başlar. Eğer davacı aynı Kanun'un 223. maddesine göre tebliğe elverişli adres gösterir ve gerekli masrafı avans olarak yatırırsa, süre kendisine yapılan tebliğden itibaren hesaplanır. Somut olayda; davacı tarafça, iflas masasına 10.02.2012 tarihli dilekçe ile başvurularak, avukatlık ücretinin ödenmesi istenmiş ve iflas masasınca 28.02.2012 tarihli karar ile talebin reddine karar verilmiştir. Dairemizin geri çevirme kararı üzerine iflas müdürlüğünce, davacı tarafın verdiği dilekçe ile kayıt başvurusu bulunmadığı, adres bildirmediği ve sıra cetvelinin tebliği için masraf bırakmadığı bildirilmiş, sıra cetvelinin ilanına dair gazete nüshaları gönderilmiştir. Gazete örnekleri arasında ticaret sicil gazetesi ilanı bulunmamakla birlikte, 28.02.2012 tarihli masa kararı içeriğinden 03.09.2010 tarihinde ticaret sicili gazetesinde ilan yapıldığı anlaşılmıştır. 02.09.2010 tarihli Yenigün ve 04.09.2010 tarihli Hürriyet gazetesi ilanlarında ise; sıra cetvelinin ilan edilmediği, sıra cetvelinin iflas müdürlüğü divanhanesinde asılı olduğunun açıklandığı anlaşılmıştır. Bu durumda; iflas müdürlüğünce, sıra cetvelinin İİK'nın 234/1 maddesi yollamasıyla 166/2. maddesine uygun olarak ilan yapıldığından bahsedilemeyeceğinden; davanın, İİK'nın 235/1. maddesindeki 15 günlük hak düşürücü süre içinde açıldığının kabulü gerekmiştir. Bu durumda mahkemece; davacı avukatın İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'ndeki 2011/194 E., 2011/692 K. sayılı dosyasında, iflas tarihine kadar sarfettiği emek ve mesaisine karşılık Avukatlık Kanunu'nun 164/4. maddesi uyarınca hakettiği avukatlık ücreti ile ilgili bilirkişiden rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ve yanılgılı gerekçeye dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına, (1-a) bentte açıklanan nedenle re'sen BOZULMASINA, (1-b) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harçların istek halinde temyiz edenlere iadesine, kararın tebliğinden itibaren 1 numaralı bent yönünden 15 gün, 2 numaralı bent yönünden 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2014/3274 E., 2014/7872 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir(Kapatılan) 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
tam metni aç
yargılama giderleri yönünden yapılan incelemede, davacı tarafın alacak kaydına ilişkin talepler aşamasında herhangi bir masraf yatırmadığı, dava konusu sıra cetvelinin en son Ticaret Sicil Gazetesinde 14.01.2013 tarihinde ilan edildiği ve İİK'nın 234. maddesi kapsamında davanın süresinde açılmadığı, davacıya İflas Müdürlüğü'nce yapılan bildirimin bilgi mahiyetinde olduğu gerekçesiyle, konusuz kala
23. Hukuk Dairesi         2014/3274 E.  ,  2014/7872 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir(Kapatılan) 13. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 08/10/2013 NUMARASI : 2013/38-2013/208 Taraflar arasındaki kayıt kabul davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Davacı vekili, iflas idaresince düzenlenen 08.01.2013 tarihli ek sıra cetvelinde, Çakabey Vergi Dairesi Müdürlüğü adına 2.545.059.09 TL alacak kabul edildiği halde, 88.895,43 TL İl Özel İdare payı ile 53.633.03 TL orman payı olmak üzere toplam 142.528,46 TL alacak kaydı taleplerinin reddedildiğini, oysa 6183 sayılı Yasa'dan doğan alacaklarının tamamının kabul edilmesi gerektiğini ileri sürerek, toplam 142.528.46 TL alacağın kayıt kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın süresinde açılmadığını, aynı alacak kalemleri için Orman İşletme Müdürlüğü ile İl Özel İdare Müdürlüğü tarafından yapılan başvuruların kabul edildiğini, davacının mükerrer talepte bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 10.09.2013 tarihli duruşmaya katılan davalı müflis şirket iflas idaresi vekili, müvekkili şirketin iflasının ertelenmesi talepli davada, mahkemece iflasa dair verilen kararın Yargıtay tarafından bozulduğunu, iflas erteleme davasının devam ettiğini, bu nedenle davaya B. A.Ş. vekili olarak devam edeceklerini bildirerek, İflas İdaresi vekillerinin önceki beyanları tekrarlamıştır. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; sıra cetveline dayanak İzmir 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/202 Esas 2012/133 Karar sayılı B. A.Ş.'nin iflasına ilişkin kararının, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2012/5880 E, 2013/831 K sayılı kararı ile bozulduğu ve iflas kaydının kapatıldığı, bu nedenle davanın konusuz kaldığı, yargılama giderleri yönünden yapılan incelemede, davacı tarafın alacak kaydına ilişkin talepler aşamasında herhangi bir masraf yatırmadığı, dava konusu sıra cetvelinin en son Ticaret Sicil Gazetesinde 14.01.2013 tarihinde ilan edildiği ve İİK'nın 234. maddesi kapsamında davanın süresinde açılmadığı, davacıya İflas Müdürlüğü'nce yapılan bildirimin bilgi mahiyetinde olduğu gerekçesiyle, konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına, yargılama masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-İİK'nın 234/1. maddesi, "iflas idaresi sıra cetvelini iflas dairesine verir ve alacaklıları 166. maddenin 2. fıkrasındaki usule göre ilan yoluyla haberdar eder." hükmünü, İİK'nın 235/1. maddesinin ilk iki cümlesi "Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar. 223. maddenin üçüncü fıkrası hükmü mahfuzdur." hükmünü içermektedir. İİK'nın 234/2. madde hükmü uyarınca yapılan tebligat bilgi verme mahiyetinde olup, dava açma süresi bu tebligat ile başlamaz. Bu madde hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, iflas, sıra cetveline itiraz davaları süreye tabi olup, bu süre kural olarak sıra cetvelinin İcra ve İflas Kanunu'nun 166. maddesinde gösterilen usulde ilanından itibaren işlemeye başlar. Eğer davacı aynı Kanun'un 223. maddesine göre tebliğe elverişli adres gösterir ve gerekli masrafı avans olarak yatırırsa, süre kendisine yapılan tebliğden itibaren hesaplanır. Mahkemece de, son ilan tarihinden itibaren davanın süresinde açılmadığı sonucuna doğru olarak varılmıştır. Ne var ki, HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Bu durumda mahkemece, davanın hak düşürücü süre içinde açılmış olmasına ilişkin özel dava şartının noksanlığı gerekçesiyle HMK'nın 114/2 ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerekirken, süresinde açılan davalar ile ilgili gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış ise de; harç, yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden sonuç değişmeyeceğinden, kararın HUMK'nın 438/son maddesi uyarınca gerekçesi değiştirilerek ve hüküm fıkrasında yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca hüküm fıkrasının aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın gerekçesi değiştirilerek ve hüküm fıkrasının 1. paragrafı çıkarılarak yerine, "Davanın HMK'nın 114/2 ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine" ibaresi yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2016/8334 E., 2017/687 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
1-İİK'nın 234/1. maddesi, "iflas idaresi sıra cetvelini iflas dairesine verir ve alacaklıları 166.
23. Hukuk Dairesi         2016/8334 E.  ,  2017/687 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki kayıt kabul davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın açılmamış sayılmasına yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı vekili, müvekkilinin, davalı müflis şirketten olan alacağının kaydı için iflas masasına yaptıkları başvurularının haksız olarak reddedildiğini ileri sürerek, müvekkili şirketin 92.471,48 TL alacağının olduğunun tespiti ile bu miktarın iflas masasına kaydını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, duruşmalarda davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kayıt kabul davası olduğu ve basit yargılama usulüne tabi olduğu, 18.11.2014 tarihinde, davacı vekilinin duruşmaya gelmemesi ve mazeret sunmaması nedeniyle işlemden kaldırılan dosyanın birinci kez 19.01.2015 tarihinde yenilendiği, davacı vekilinin 23.02.2016 tarihli duruşmaya da gelmediği ve geçerli şekilde mazeret sunmadığı, HMK'nın 320/4. maddesi uyarınca, basit yargılama usulüne tabi davalarda bir kez yenilenen dosyanın yeniden işlemsiz bırakılması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği belirtilerek, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, kayıt kabul istemine ilişkindir. 1-İİK'nın 234/1. maddesi, "iflas idaresi sıra cetvelini iflas dairesine verir ve alacaklıları 166. maddenin 2. fıkrasındaki usule göre ilan yoluyla haberdar eder." hükmünü, İİK'nın 235/1. maddesinin ilk iki cümlesi "Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar. 223. maddenin üçüncü fıkrası hükmü mahfuzdur." hükmünü içermektedir. İİK'nın 234/2. madde hükmü uyarınca yapılan tebligat bilgi verme mahiyetinde olup, dava açma süresi bu tebligat ile başlamaz. Bu madde hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, iflas, sıra cetveline itiraz davaları süreye tabi olup, bu süre kural olarak sıra cetvelinin İcra ve İflas Kanunu'nun 166. maddesinde gösterilen usulde ilanından itibaren işlemeye başlar. Eğer davacı aynı Kanun'un 223. maddesine göre tebliğe elverişli adres gösterir ve gerekli masrafı avans olarak yatırırsa, süre kendisine yapılan tebliğden itibaren hesaplanır. Somut olayda sıra cetveli 26.03.2014 tarihinde ulusal bir gazetede, 28.03.2014 tarihinde de Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilmiş, 08.04.2014 tarihinde de davacıya tebliğ edilmiştir. İstanbul Anadolu 3. İcra Dairesi'nin 17.09.2015 tarih ve 2013/49 sayılı yazısında ise, davacının tebliğ masrafı yatırmadığı belirtilmiştir. Bu durumda mahkemece, en son ilan tarihine göre, davanın, hak düşürücü süre içinde açılmış olmasına ilişkin özel dava şartı noksanlığı bulunduğu gerekçesiyle,davanın HMK'nın 114/2 ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. 2-Bozma nedenine göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, hükmün, yasa gereği BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.