İcra ve İflas Kanunu 284. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 284 – (Değişik: 18/2/1965-538/119 md.)
İptal davası hakkı, batıl tasarrufun vukuu tarihinden itibaren beş sene geçmekle düşer.
ONİKİNCİ BAP
Konkordato ile Sermaye Şirketleri ve Kooperatiflerin
Uzlaşma Yoluyla Yeniden Yapılandırılması[83][84]
I. ADÎ KONKORDATO[85]
Konkordato talebi:
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
11 karar eşleşti
4. Hukuk Dairesi, 2021/24953 E., 2023/12212 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
Şti.'ye tapudan devredilmek suretiyle satıldığı, iptali istenen tasarruf tarihinin 07.04.2010 olduğu, 2004 Sayılı İİK'nın 284 üncü maddesi kapsamında 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra davalı 4.
4. Hukuk Dairesi 2021/24953 E. , 2023/12212 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/808 E., 2021/205 K.
Avukat ...
HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü
vekili /Davalı ... vekili / Davalı ... Parıltı vekili
Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; verilen karar hakkında yeniden yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının tekrar bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili, davalı Akderi Deri San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili, davalı ... ve vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan , , Deri San. ve Tic. Ltd.Şti.'nin müvekkiline olan borcu nedeniyle haklarında yaptıkları icra takibi sırasında alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile Deri San. ve Tic. Ltd.Şti.'nin kendisine ait 944 ada 21 ve 22 nolu parselleri Akderi Deri San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne, 'nın 2136 ada 18 sayılı parsel üzerindeki 5 nolu meskeni , tarafından na onun tarafından dae, 6 sayılı parsel üzerindeki 13 nolu meskenin ise ve tarafından e onun tarafından da a satıldığını öne sürerek yapılan tasarrufların iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri ayrı ayrı sundukları cevap dilekçeleri ile davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 12.10.2009 tarihli ve 2007/632 Esas, 2009/552 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazlara ilişkin tapu kayıt örnekleri, resmi senetler, rayiç bedel tespitleri gözönüne alındığında taşınmazlar ipotek ve hacizler yüklü olarak satılmış olmakla, rayiç değerler ile satış bedelleri arasında fahiş farkın mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 06.05.2010 tarihli ve 2010/1982 Esas, 2010/4325 Karar sayılı ilamı ile;
"...
1)Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp
değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, tasarruf tarihi ile haciz tarihi arasında 2 yıllık sürenin geçmiş olması nedeniyle olayda İİK.nun 278. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, ayrıca aynı yasanın 280. maddesi uyarınca, taşınmazı borçlu davalı ’dan satın alan , ve in borçlu davalının ızrar kastını bilen veya bilebilecek kişilerden olduğunun kanıtlanamamasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre borçlu davalı tarafından satışı yapılan 2136 ada 18 sayılı parsel üzerindeki 5 numaralı daire ile 185 ada 6 sayılı parsel üzerindeki 13 numaralı meskenin 1/2 payının satışına ilişkin hükme yönelik davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2)Davacı vekilinin borçlu davalı tarafından 185 ada 6 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 13 numaralı meskenin 1/2 payının satışına ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Aynı yasanın 282. maddesine göre iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. İİK.nun 277 ve devamı maddelerinde öngörülen hükümlere bakıldığında, bu davalar kendine özgü nitelik taşırlar ve davacı alacaklı tasarrufun iptali davasını hem borçlu hem de lehine tasarrufta bulunulan üçüncü kişiye birlikte yöneltmek zorundadır. Somut olayda borçlu muris ’nın 11.07.2007 tarihinde ölümü üzerine mirasçı olarak eşi ve 2 çocuğunun kaldığı ve bu mirasçıların da 26/09/2007 tarih ve 2007/980 esas- 2007/1013 karar sayılı ilam ile mirası reddettikleri hüküm altına alınmıştır. Türk Medeni Kanununun 612. maddesinde belirtildiği üzere en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından mirasın reddedilmesi halinde, miras sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Bu Nedenle durum mahallin sulh hakimine bildirilerek mirasın iflas kurallarına göre tasfiyesinin sağlanması, anılan mahkemece mirası reddedilen borçlu için atanacak ve yetkilendirilecek bir temsilci huzuru ile davaya devam olunması gerekirken bu yönler göz ardı edilerek taraf teşkil edilmeden yazılı olduğu üzere borçlu davalının mirasçıları yönünden de davanın reddine karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır.
3)Davacı vekilinin 944 ada 21 ve 22 parsel sayılı taşınmazlar hakkında verilen hükme yönelik temyiz itirazları yönünden; İİK.nun 280/1 maddesine göre malvarlığı borçlarına yetmeyen borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastının bulunup bulunmadığı irdelenmelidir. Yine aynı yasanın 280/son maddesinde bir ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya önemli bir kısmını devir alan şahsın borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği ve borçlunun da ızrar kastı ile hareket ettiği kabul olunacağından bu karinenin ancak iptal davasını açan alacaklıya devir tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğini veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla birlikte ticaret sicili gazetesi ile bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılaını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olunduğunu isbatla çürütülebileceği belirtilmiştir. Somut olayda dava konusu 944 ada 21 ve 22 sayılı parselleri satan borçlu şirket ile satın alan şirketin aynı iş kolunda faaliyette bulundukları ve satılan taşınmazın işyeri olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda üçüncü kişi konumunda bulunan Akderi Deri San. ve Tic. Ltd. Şti.nin borçlu davalı şirket ile aynı iş kolunda faaliyette bulunması nedeniyle borçlu davalının alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilebilecek kişilerden olup olmadığı hususunda araştırma yapılması, tasarrufa konu olan yerin fabrika binası olması nedeniyle İİK.nun 280/son maddesinde yazılı ticari işletmenin devri niteliğinde olup olmadığı hususunun irdelenmesi, tarafların bu konudaki delillerinin toplanması ondan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken bu taşınmazlar yönünden de davanın reddine karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
1. Mahkemenin 20.11.2012 tarihli ve 2011/337 Esas, 2012/265 Karar sayılı kararı ile; dava konusu
İstanbul ili Zeytinburnu ilçesi kazlıçeime mevkii 2136 ada 18 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 5 nolu bağımsız bölüm ile ilgili ve istanbul ili ilçesi 6 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 13 nolu bağımsız bölümün ya ait 1/2 hissesi ile ilgili , , hakkında 12.10.2009 tarihinde verilen kararın kesinleşmesi nedeniyle bu davalılar hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına, dava konusu İstanbul ili,, 185 ada 6 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 13 nolu bağımsız bölümün - ait 1/2 hissesi ile ilgili ve aleyhine açılan davanın feragat nedeniyle reddine, dava konusu Çorlu ada 21 ve 22 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili Deri San ve Tic. Ltd. Şti. ve Akderi San ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine açılan davanın kabulü ile bu taşınmazların davalılar arasında satışına ilişkin tasarrufun; istanbul 14. İcra müdürlüğünün 1988/9790 eski 2007/1519 yeni esas sayılı dosyasında takibe konu alacak ve ferileri miktarı ile sınırlı olmak üzere iptaline, davacıya cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmiştir.
2. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı Akderi Deri San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
3. Bu defa Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 23.01.2014 tarihli ve 2013/18082 Esas, 2014/749 Karar sayılı ilamı ile;
"...
1-Hükmü temyiz eden RCT Varlık Yönetiminin kuruluş tarihi 12.05.2005’tir. 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 143/V. fıkrası hükmü gereğince varlık yönetimi şirketlerinin kuruldukları takvim yılı ve bunu izleyen beş yıl süresince, 492 sayılı Harçlar Kanununa göre ödenecek harçlardan istisna olduğu belirtilmiştir. Temyiz tarihi ise 19/02/2013’dür. Buna göre davacı RCT Varlık Yönetiminin harçtan istisna tutulduğu süre dolmuştur. 6100 sayılı H.M.K’nın geçici 3/2 maddesi delaletiyle uygulanması gereken Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun değişik 434. maddesinin üçüncü fıkrası hükmüne göre temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamı ödenir. Bunların eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren hakim veya mahkeme başkanı tarafından verilecek yedi günlük kesin süre içinde tamamlanması aksi halde temyizden vazgeçilmiş sayılacağı hususu temyiz edene yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde mahkeme kararının temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir. 25/01/1985 günlü, Esas: 1984/5 ve Karar: 1985/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre, harca tabi olmasına rağmen mahkeme kalemince harç hesap edilip ilgilisinden istenilmeden ve dolayısıyla harç alınmadan temyiz defterine kaydedilen temyiz dilekçeleri hakkında da sözü edilen fıkrada öngörülen eksik harç ödenmesi halinde yapılacak işlemle ilgili kuralın kıyasen uygulanması ve bu durumda temyiz isteğinin temyiz defterine kaydedildiği tarihte yapılmış sayılması gerekir. Açıklanan duruma göre eksikliğin giderilmesi, ondan sonra temyiz incelemesi yapılmak üzere gönderilmesi için dosyanın mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmiş olup mahkemece yapılan tebliğe rağmen davacı vekili tarafından süresi içinde gerekli harcın yatırılmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davacı vekilinin temyiz isteğinin (dilekçesinin) reddi gerekmiştir.
2-Davalı Akderi Deri San. ve Tic. Ltd. Şti.nin temyiz itirazlarına gelince; Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, tüm dosya kapsamından davalı Akderi Deri San. ve Tic. Ltd. Şti.nin aynı iş kolunda faaliyet göstermesi nedeniyle borçlu şirketin mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğunun anlaşılmasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
3-... İptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın elden çıkardığı tarihteki gerçek değeridir. Somut olayda dava konusu 944 ada 21 ve 22 nolu parsellerin yargılama sırasında 07.04.2010 tarihinde 3. kişi konumundaki davalı Akderi Deri San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından dava dışı Alpaka Deri San. ve Tic. Ltd. Şti.ne satıldığı ancak bu şirketin davaya dahil edilip edilmeyeceği ya da davacının bu taşınmazlar yönünden davasını tazminat istemine dönüştürüp dönüştürmeyeceği sorulmamıştır. Bu durumda mahkemece davacı taraftan dava ve temyiz konusu 944 ada 21 ve 22 sayılı parsellere ilişkin olarak taşınmazı elinde bulunduran tapu kayıt malikini davaya dahil edip etmeyeceğinin sorulması, davaya dahil etmediği takdirde davalı 3. kişinin taşınmazları elinden çıkardığı tarihteki gerçek değerlerinin belirlenerek bu değerler oranında ve davacının alacak miktarı ile sınırlı olacak şekilde tazminata mahkum edilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır." gerekçesi ile karar tekrar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından 19.04.2019 havale tarihli dilekçe ile Alpaka Deri San. Ve Tic. Ltd. Şti davalı olarak davaya dahil edilmiş ise de tasarrufun iptaline konu "Tekirdağ ili, Ergene İlçesi, Marmaracık Mah., Çorlusuyu Kumluca Mevkii, 893 Ada, 21 ve 22 Parsel" sayılı taşınmazların 3. kişi Akderi Deri San. Ve Tic. Ltd. Şti tarafından 07.04.2010 tarihinde dahili dava edilen 4. kişi Alpaka Deri San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye tapudan devredilmek suretiyle satıldığı, iptali istenen tasarruf tarihinin 07.04.2010 olduğu, 2004 Sayılı İİK'nın 284 üncü maddesi kapsamında 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra davalı 4. kişi Alpaka Deri San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin davaya dahil edildiği gerekçesiyle bu kişi bakımından davanın reddine, diğer davalılar aleyhine açılan davanın kabulü ile; tasarrufun iptali davasına konu ve tapuda "Tekirdağ ili, Ergene İlçesi, Marmaracık Mah., Çorlusuyu Kumluca Mevkii, 893 Ada, 21 ve 22 Parsel" olarak kain taşınmazları davalı 3. kişi Akderi Deri San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin 07.04.2010 tarihinde 4. kişiye satmış olması nedeniyle İİK m.283/2 kapsamında tazminata dönüşmüş olan davada, İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'nün 2007/1519 Esas (1998/9790 Esas) sayılı takip dosyasına konu alacağın (tazminatın) tüm fer'ileri ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak ve tasarrufun iptali davasına konu taşınmazların satış tarihlerindeki rayiç değerleri olan 1.741.971,00 TL'yi aşmamak kaydıyla davalı 3. kişi Akderi Deri San. ve Tic. Ltd. Şti'den tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı Akderi Deri San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili, davalı ... ve Yağmur Parıltı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın açılış tarihinin 03.08.2007 olduğunu, yargılama dava devam ederken dava konusu taşınmazların 07.04.2010 tarihinde davalı 4. kişi Alpaka Deri San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ye satıldığının görüldüğünü, yani davanın açıldığı tarihte 4. kişi konumundaki Alpaka Deri San Ve Tic. Ltd. Şti.'nin taşınmazların maliki olmadığını dolayısıyla taşınmazların borçlu tarafından üçüncü kişiye satıldığı tarihten yani tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren 5 yıllık süre içerisinde dava açıldığını, davalı 4. kişi Alpaka Deri San. Ve Tic. Ltd. Şti. vekili lehine hükmedilen vekalet ücretinin hangi tutar üzerinden hesaplandığının açık ve net olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı Akderi Deri San. Ve Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların değeri konusunda alınan raporlarda fahiş fark olduğunu, devralınmasından sonra yapılan tadilatların taşınmazlara kattığı değer artışının nazara alınmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Davalı ... ve vekili temyiz dilekçesinde; müvekkillerinin davalı borçlu müteveffa 'nın kızları olup yasal mirasçıları olduğunu, murisin borca batık olması sebebiyle Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'ne müracaat ederek reddi miras beyanında bulunduklarını, bu beyan ve talep üzerine Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 26.09.2007 tarih ve 2007/980 E., 2007/1013 K. Sayılı kararıyla mirasın reddine karar verildiğini, bu karara rağmen mahkemenin yargılama gideri, ücreti vekalet ve harç yönünden müvekkilleri aleyhine hüküm tesis etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
1. İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir.
Aynı yasanın 284.maddesinde iptal davasının tasarruf tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılacağı hükme bağlanmıştır.
Dosya içerisindeki belgelerden dava konusu taşınmazın (Tekirdağ ili, Çorlu ilçesi, Hıdırağa mevkii, 944 ada, 21 ve 22 parsel ) ilk olarak davalı borçlu Gamze Deri San. Ve Tic. Ltd. Şti. tarafından davalı 3.kişi Akderi Deri San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne 21.05.2003 tarihinde devredildiği, eldeki davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içinde 03.08.2007 tarihinde açıldığı, ancak yargılama sırasında 07.04.2010 tarihinde taşınmazların davalı 3.kişi Akderi Deri San. Ve Tic. Ltd. Şti. tarafından davalı 4.kişi Alpaka Deri San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne devredildiği anlaşılmaktadır. Buna göre İİK'nun 284 üncü madde kapsamında, dava konusu bu taşınmazların ilk tasarruf tarihi olan 21.05.2003 tarihinden itibaren 5 yıllık süre geçmeden dava açılmış olduğundan, mahkemece davalı 4. kişi Alpaka Deri San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin de kötüniyetli ya da davalı borçlu şirketin mali durumu ile alacaklılarını ızrar kastını bilebilecek kişilerden olup olmadığının tartışılıp değerlendirilerek sonucuna göre, hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 23.01.2014 tarihli ve 2013/18082 Esas, 2014/749 Karar sayılı bozma ilamında da belirtildiği üzere, 944 ada 21 ve 22 sayılı parsellere ilişkin olarak taşınmazı elinde bulunduran tapu kayıt maliki davalı 4. kişi Alpaka Deri San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin kötüniyetli olduğu sonucuna varılması halinde tasarrufun iptali ile bu taşınmazlar üzerinde davacıya (davacının icra takibine konu alacağından fazla olmamak üzere) haciz ve satış yetkisi tanınmasına, kötüniyetli olmadığı sonucuna varılması halinde ise şimdiki gibi davalı 3. kişinin bu taşınmazları elinden çıkardığı tarihteki gerçek değerleri oranında ve davacının alacak miktarı ile sınırlı olacak şekilde tazminata mahkum edilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere, 2004 Sayılı İİK'nın 284 üncü maddesi kapsamında 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra davalı 4. kişi Alpaka Deri San. ve Tic. Ltd. Şti'nin davaya dahil edildiği gerekçesiyle bu kişi bakımından davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
2. Vefat eden davalı borçlu 'nın davaya dahil edilen mirasçıları (... ve , borçlunun mirasını reddettiklerinden ve terekeye temsilci tayin edilip yargılamaya tereke temsilcisinin huzuruyla devam edildiğinden, harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinden borçlu nın terekesinin sorumlu tutulması gerekirken taraf sıfatı bulunmayan davalı mirasçıların (... ve ) sorumlu tutulmaları da doğru görülmemiştir.
3. Mahkemece; dava konusu Tekirdağ ili, Çorlu ilçesi, Hıdırağa mevkii, 944 ada, 21 ve 22 parsel sayılı taşınmazların satış tarihlerindeki rayiç değerleri 1.741.971,00 TL olarak kabul edilmişse de; bu taşınmazları davalı borçlu şirketten devralan davalı 3.kişi Akderi Deri San. Ve Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde bu taşınmazların davalı 4. kişi San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne 07.04.2010 tarihinde devredilmesinden sonra 4. kişi şirket tarafından tadilatlar yapıldığını, 07.04.2010 tarihi itibariyle bu değerde olmasının mümkün olmadığını, bu tarihten sonra davalı 4. kişi tarafından yapılan tadilatların bilirkişi raporunda değerlendirilmediğini belirterek, dosyaya bu tadilatlara ilişkin bir takım faturalar sunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece davalı tarafından sunulan tadilata ilişkin faturaların ve yapılan tadilatların bu taşınmazların o tarihteki değerine etkisinin tartışıldığı bir ek rapor alınarak taşınmazların 07.04.2010 tarihindeki gerçek değerinin buna göre belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de doğru değildir.
VI. KARAR
Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin, (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ... ve vekilinin, (3) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı Akderi Deri San. Ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacı ve davalılar ..., ve Akderi Deri San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
20.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
4. Hukuk Dairesi, 2021/16749 E., 2024/1191 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277, 278, 279, 280, 281, 282, 283 ve 284 üncü maddeleri.
4. Hukuk Dairesi 2021/16749 E. , 2024/1191 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1597 E., 2021/325 K.
DAVALILAR : 1.... İnş. Turz. Gıda Ayak. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti.
vekili Avukat ...
2. Start Enerj Gaz Pet İnş Tur. Loj. San. ve Tic. A.Ş.
DAVA TARİHİ : 04.05.2016
HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü / İstinaf İsteminin Reddi
Tic. Ltd. Şti. vekili
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/276 E., 2019/5 K.
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı... İnş. Turz. Gıda Ayak. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı... İnş. Turz. Gıda Ayak. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlu Start Enerj Gaz Pet İnş Tur. Loj. San ve Tic. A.Ş hakkında yapılan takibin sonuçsuz kaldığını, dava konusu taşınmazını 08.02.2016 tarihinde mal kaçırma amacı ile diğer davalı şirkete belirterek, borçlu ile üçüncü kişi arasındaki tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı davalı... İnş. Turz. Gıda Ayak. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde, davalı şirket yetkilileri olan ... ile... ...'in 2014 yılında tanıştıklarını ve aralarında ortaklık kurma düşünceleri nedeniyle muhtelif tarihlerde borçlu şirkete 600.000 USD verildiğini, borcun 100.000,00 TL nakit para ve demir verilerek ödenmesine ilişkin davalılar arasında 24.02.2015 tarihinde mukavele imzalandığını, borçlunun davalı müvekkiline 7 adet 100.000,00 TL'lik çek ve 10 adet senet verdiğini, sadece 100.000,00 TL bedelli çekin ödendiğini, 2016 yılı başında borçlu şirket yetkilisi... ...'in borcu nakit olarak ödeyemeyeceğini bildirerek borç karşılığı 3 adet dükkan satışını teklif ettiğini, davalının alacağının bir kısmını tahsil edebilmek için teklifi kabul ettiğini, halen borçludan 1.300.000,00 TL civarında alacağı bulunduğunu, borçlu şirket yetkilisi tarafından davalı aleyhinde Cumhuriyet Başsavcılığına dolandırıcılık suçundan 2016/20189 sayılı soruşturma dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturma dosyasına göre taraflar arasındaki satışın sabit olduğunu, alacağın gerçek olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı borçlu şirket, cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, borcun doğum tarihinin tasarruf tarihinden önce olduğu, 27.04.2016 tarihli fiili haciz sırasında haczi kabil mal bulunamadığına dair tutulan haciz tutanağının aciz vesikası niteliğinde olduğu, davalı... Ltd. Şti'nin ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan incelemeye göre davalılar arasında ticari ya da hukuki ilişki bulunmadığı, satış işlemlerine ilişkin bakiye bedeli ödenmediğinden Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan suç duyurusunun, satışın gerçek olduğunu tescillendirmeye ilişkin olduğu, davalıların birlikte hareket ettikleri, taşınmazın... Ldt. Şti. tarafından ikibuçuk ay içinde üçüncü kişiye satıldığı, her iki şirket temsilcisinin 2014 yılında tanıştıkları bildirimlere rağmen, basiretli tacir olarak işletmenin ticari ve ekonomik durumu, ödemeden acz içinde olup olmadığının araştırılmadığı, aralarında ticari kayıtlara yansıyan alış veriş, ticari ilişki olmadığı halde yazılı belge alınmadan muhtelif tarihlerde 600.000 USD verildiği savunmalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davalı borçlu şirketin davanın tarafları dışında da borçları olduğunun icra dosyaları ile anlaşıldığı, davalılar arasındaki 600.000 USD alacağın sadece 110.000,00 TL'sinin ödenmesine rağmen, taşınmazların kısa süre içerisinde yine 1.050.000,00 TL ipotek konulmak suretiyle dava dışı Metin Giyim Ltd. Şti'ne satılmasının muvazaalı satışı gösterdiği, dava dışı Metin Giyim Ltd. Şti. ile taraflar arasında herhangi ticari ve hukuki ilişki bulunmadığı, son satışın muvazaalı olduğu yönünde emareye rastlanmadığı, bu yönde iddiada bulunulmadığı, davacı vekilinin son oturumda taşınmazın dava dışı 4. kişiye satılması nedeniyle davayı tazminat davasına dönüştürmesine göre mahkemece tazminata dönüştürülen dava nedeniyle eksik harç ikmal edildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı... İnş. Turz. Gıda Ayak. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı... İnş. Turz. Gıda Ayak. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde, aşınmazların bedelleri ödenerek satın alındığını, borçlu şirket ile satış işlemi ve ticari ilişkiden dolayı husumet bulunduğunu, savcılık soruşturma dosyasından husumetin anlaşıldığını, davalı şirket yetkilisinin ticari itibarını zedeleyecek şekilde borçlu şirket ile muvazaalı işlem yapması veya dolandırıcılık gibi yüz kızartıcı suçtan dolayı bilerek kendisini şikayet ettirmesinin söz konusu olmadığını, savcılık tarafından araştırma yapılmasının sonucu önceden bilinemeyecek durum olduğunu, davalı şirket tarafından borçlu şirkete yapılan 07.03.2016 tarihli, 110.000,00 TL bedelli çek ödemesinin, taşınmazların satın alındığı 09.03.2016 tarihinden iki gün öncesine denk geldiğini, ödeme dekontları ve araç devrine ilişkin belgelerin ticari ilişkiyi gösterdiğini, borçlu şirket yetkilisi...'e araç devri için vekalet verildiğini ve taşınmazların satış bedelinin bir kısmının ödendiğini, taşınmazlar için tapudaki rayiç değerinin üzerinde bedel ödendiğini, davacı tarafın alacağının gerçek olup olmadığının ispatlanması gerektiğini, taşınmazlar hakkında Hatay İcra Müdürlüğü'nün 2018/14478 sayılı dosyası ile ipotek takibinden kaynaklı satış işlemlerine başlandığını, taşınmazların cebri icra ile satışına neden olacak başka işlem yapılmasının muvazaalı satış olmadığını gösterdiğini beyan ederek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ,borcun doğum tarihinin tasarruf tarihinden önce olduğu, 27.04.2016 tarihli fiili haciz sırasında haczi kabil mal bulunamadığına dair tutulan haciz tutanağının geçici aciz vesikası niteliğinde olduğu, davalı... Ltd. Şti.'nin ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan incelemeye göre, borçlu şirketin davalı şirkete 07.03.2016 tarihinde 110.000,00 TL çek ödemesi yaptığı, karşılığında herhangi alım satımı olmadığı, davalılar arasında herhangi ticari ya da hukuki ilişki bulunmadığı, taşınmazların satış bedellerinin rayiç bedellerinin çok üzerinde gösterildiği, satış işlemlerine ilişkin bakiye bedelin ödenmediği iddiası ile Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan suç duyurusunun, satışın gerçek satış olduğunu gösterme çabasına ilişkin olduğu, davalıların birlikte hareket ettiklerinin anlaşıldığı, taşınmazların davalı... Ldt. Şti. tarafından iki buçuk ay gibi kısa süre içinde üçüncü kişiye satıldığı, aralarında ticari kayıtlara yansıyan alış veriş, ticari ilişki olmadığı halde, soyut iddialarına göre ortaklık kurma düşüncesi ile herhangi yazılı belge alınmadan muhtelif tarihlerde 600.000 USD verildiği savunmalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, dava dışı alacaklılara ait icra dosyalarına göre, davalı borçlu şirketin davanın tarafları dışında da borçları olduğu ve ödemeden aciz içinde olduğunun anlaşıldığı, davalı... Ldt. Şti. tarafından fahiş miktarlarda borç verildiğine dair yazılı belge alınmadığı, davalılar arasında 600.000 USD alacak olduğu ve 110.000,00 TL'sinin ödendiği bildirimine rağmen 1.050.000,00 TL ipotek konulmak suretiyle dava dışı Metin Giyim Ltd. Şti'ne satılmasının muvazaalı satışı gösterdiği, ancak dava dışı Metin Giyim Ltd. Şti. ile taraflar arasında herhangi ticari ve hukuki ilişki bulunmadığı, son satışın muvazaalı olduğu yönünde emareye rastlanmadığı, bu yönde iddiada da bulunulmadığı, davacı vekilinin taşınmazın dava dışı 4. kişiye satılması nedeniyle davayı tazminat davasına dönüştürdüğü, takip konusu 225.000,00 TL alacağın satış bedellerinden düşük olmasına göre, bu bedel üzerinden harç ikmal ettirilmek suretiyle mahkemece tazminat davasının kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davalı ... İnş. Turz. Gıda Ayak. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 nci maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı... İnş. Turz. Gıda Ayak. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
... İnş. Turz. Gıda Ayak. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesindeki itirazlarını yenilemiştir
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277, 278, 279, 280, 281, 282, 283 ve 284 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Tasarrufun iptali davaları hukuki niteliği itibariyle, dava konusu malın aynına ilişkin olmayıp, şahsi bir davadır. Bunun doğal sonucu olarak da dava ve tasarrufa konu mal devir alanın mal varlığından çıkartılarak borçlunun mal varlığına iade edilmez. Sadece alacaklıya malın bedelinden alacağını alma imkanı sağlar. İptal davasının amacı, İİK'nın 277 nci ve devamı maddelerinde öngörüldüğü gibi borçlunun mevcudunu azaltmaya yönelik tasarruflarını iptal ettirmektir. İİK'nın 283 üncü maddesi hükmüne göre iptal davasının konusu taşınmaz mal olduğu takdirde, davalı 3. şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan bu taşınmazın haciz ve satışı istenebilir. Diğer söyleyişle bu dava alacaklıya borçlunun mal kaçırma amacıyla yaptığı tasarrufla ilgili mal üzerinde alacağın tahsilini sağlama yetkisini verir. Bu yetki de alacak miktarı ile sınırlıdır.
2. Bu özelliklerin doğal sonucu olarak davanın görülebilirlik şartlarından birisi alacağın varlığı diğer söyleyişle tasarrufta bulunan kişinin borçlu olması, bir diğeri de alacağın aciz vesikasına bağlanmış olmasıdır. Bu özelliği nedeniyle aciz nedenine dayalı tasarrufun iptali davasında davalı 3.kişi aciz belgesine dayanan alacağın gerçekte olmadığını iddia ve ispat edebilir. Çünkü dava şartlarından birisi de tasarrufta bulunan kişinin borçlu olması gereğidir. Eğer tasarrufta bulunanın alacaklıya gerçek bir borcu olmadığı iddia ediliyorsa bu durumda tasarruf sahibinin öncelikle borçlu sıfatı çözümlenmelidir. Eğer gerçek bir borç yoksa alacak da söz konusu olamayacağından iptal davasının dinlenmesi mümkün olmaz.
Diğer bir yönüyle de konu ele alındığında, İİK'nun 277 nci vd maddelerine göre açılan iptal davalarında takip borçlusundan hak iktisap eden 3. kişilerin davacının takip borçlusundan alacaklı olmadığına ilişkin savunmasının araştırılmasında zorunluluk vardır. Aksi takdirde takip alacaklısıyla anlaşarak veya nasıl olsa kendisinin borca batık olması nedeniyle gerekli çabayı göstermeyerek icra takibine itiraz etmeyen, itiraz üzerine durması söz konusu olmayan kambiyo senetlerine dayalı takibe karşı menfi tespit davası açmayan takip borçlusunun bu davranışı karşısında borçludan mal edinen üçüncü kişilerin yargı eliyle zarara uğratılması söz konusu olur ki bunun kabulüne olanak yoktur. Hatta tasarrufta bulunurken borçlu olmayan kötü niyetli kişilerin malvarlığındaki bir unsuru iyi niyetli üçüncü kişilere devrettikten sonra hileli işbirliği halinde olduğu kimselere eski tarihli borç senedi vererek elinden çıkardığı malları iptal davası yoluyla dolaylı olarak geri alması dahi imkan dahiline sokulabilir. Elbette ki bunlar yasaca amaçlanan durumlar değildir. Tasarrufun iptali davalarında alacaklıya alacağını tahsil olanağı sağlanırken bu alacaklının alacağının şeklen varlığının değil, gerçekliğinin amaçlandığını göz ardı etmemek gerekir.
Alacağın gerçek olduğunu ispat yükümlülüğü davacıya aittir. Alacaklı ve borçlu arasındaki ilişkiden, bilgi ve belgeden bu ilişkinin dışında olan üçüncü kişinin haberdar olması veya belgelerin elinde olması beklenemez.
Somut olayda, dava konusu taşınmazların devri 08.02.2016 tarihinde gerçekleşmiştir. Dava dayanağı takip 12.04.2016 tarihinde 06.11.2015 tanzim 06.05.2016 vadeli malen verilmiş bono 225.000,00 TL alacağının tahsili için başlatılmıştır. 7ay vade için bir faiz talebinde bulunulmamıştır.
Davalı üçüncü kişi vekili, davacı alacaklı ile borçlu davalı arasında gerçek bir alacak borç ilişkisinin bulunmadığını, dava konusu taşınmazların borçlu tarafından satışından sonra tekrar geri almak amacı ile gerçekte olmayan bir alacak için senet düzenlendiğini savunmuştur.
Davalı borçlu şirket yetkilisi 15.03.2016 satıştan sonra takipten kısa süre önce, satışın bedel karşılığı yapılmadığı, üçüncü kişi şirket yetkilisinin kendisini dolandırdığı iddiası ile Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet dilekçesi vermiş, yapılan soruşturma sonucunda iddianın hukuki ihtilaf olarak çözümlenmesi gerektiğinden bahisle 02.06.2016 tarihinde takipsizlik kararı verilmiştir.
Davacı alacaklı alacağın kaynağı ile ilgili bir açıklama yapmamıştır. Alacağın gerçekliğini ispat yükü davacıdadır. Bu halde mahkemece, davacının alacağının dayanağının ne olduğu hususu açıklattırılarak, gerektiğinde borçlu şirketin ticari defterlerinde araştırma yapmak sureti ile tesbit yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
IV.KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının, BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı... İnş. Turz. Gıda Ayak. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
4. Hukuk Dairesi, 2022/6422 E., 2023/1764 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
in ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277, 278, 279, 280, 281, 282, 283 ve 284 üncü maddeleri.
4. Hukuk Dairesi 2022/6422 E. , 2023/1764 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/522 E., 2022/50 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü
Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı ... vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 14.02.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat Melis Emre ile davalı ... vekili Avukat ... geldiler. Tarafların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 14.02.2023 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ...Otomotiv Turizm ve Dış Tic. A.Ş'den kredi genel sözleşmeleri gereğince alacaklı olduğunu, davalı aleyhine ... 6. İcra Müdürlüğü’nün 2014/17777 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibin kesinleştiğini, borçlu adına haczi kabil mal bulunamadığını, davalı borçlunun adına kayıtlı İstanbul İli, Pendik İlçesi, Kurtköy Mah, 3985 ada, 3 parselde kayıtlı D Blok 1. Kat 9 nolu ve 20 nolu bağımsız bölümün davalı ...'a devredildiğinin tespit edildiğini beyan ederek, davalılar arasındaki tasarrufun iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, dava şartı olan aciz vesikasının ibraz edilmediğini, dava konusu gayrımenkulün yatırım maksatlı satın alındığını, davalı borçlunun durumunu bilmesinin mümkün olmadığını beyan ile davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ...Otomotiv Turizm ve Dış Tic. A.Ş.; davaya cevap vermemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 29.03.2016 tarihli ve 2015/226 Esas, 2016/95 Karar sayılı kararı ile; dava konusu gayrımenkulün tapuda 127.800,00 TL bedelle davalı ...'a devredildiği, taşınmazın satış tarihindeki gerçek değerinin ise 164.000,00 TL olarak belirlendiği, tapudaki satış değeri ile keşifte belirlenen değer arasında büyük bir fark olmadığı gibi davalı ...Otomotivin borcunu ödeyemez duruma geldiğinin 02.09.2014 tarihinde davacı tarafından anlaşıldığı, satışın bu tarihten önce 22.04.2014 tarihinde yapıldığı, satış tarihinde davalı ...'ın diğer davalının borcunu ödeyemez durumda olduğunu bilmesinin mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 27.03.2019 tarihli ve 2016/8488 Esas, 2019/3705 Karar sayılı ilamı ile;
"...
Davalı borçlu ile davalı ... arasında Dairemizin incelemesinden de geçmiş 2016/8487 sayılı dosyadan ve dosya içerisindeki tapu evraklarına göre dava konusu gayrımenkul haricinde aynı gün davalı 3. kişiye gayrımenkul devirlerinin yapıldığı, 13.09.2013 tarihli tapu resmi senendinde davalı borçlunun temsilcisi olan dava dışı Oktar Uçar'a vekaleten davalı ...’ın satış işlemi yapmasına, davalı borçlunun temsilcisi ile davalı 3. kişi olan ...’ın aynı sitede oturduğunun anlaşılmasına, davalı 3. kişi olan ...’ın davalı borçlunun durumunu bilen ve bilmesi gereken kişi olmasına göre davalılar arasındaki tasarrufun iptali ile ... 6. İcra Müdürlüğü’nün 2014/17777 sayılı icra dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere cebri icra yetkisi verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu gayrımenkul haricinde aynı gün davalı 3. kişiye gayrımenkul devirlerinin yapıldığı, 13.09.2013 tarihli tapu resmi senedinde davalı borçlunun temsilcisi olan dava dışı Oktar Uçar'a vekaleten davalı ...’ın satış işlemi yaptığı, davalı borçlunun temsilcisi ile davalı 3. kişi olan ...’ın aynı sitede oturduğunun anlaşıldığı, buna göre davalı 3. kişi olan ...’ın davalı borçlunun durumunu bilen ve bilmesi gereken kişi olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu İstanbul ili, Pendik ilçesi,Kurtköy Mahallesinda kain 3985 ada 3 parselde bulunan D blok 1. Kat 9 nolu bağımsız bölüm ile 1. Kat 20 nolu bağımsız bölümün davalı ...Otomotiv Turizm ve Dış Ticaret A.Ş. tarafından davalı ...'a satış suretiyle temlikine ilişkin 22/04/2014 tarihli 12102 yevmiye sayılı tasarruf işleminin iptali ile bu taşınmaz üzerinde davacıya ... 6. İcra Dairesinin 2014/17777 Esas sayılı takip dosyasındaki alacak ve feri'leriyle sınırlı olmak üzere cebri icra yetkisi tanınmasına, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; tasarruf tarihi olan 22.04.2014 tarihinde davalılar arasında komşuluk ilişkisi bulunmadığını, taşınmazda kızlarının oturduğunu, sadece eski komşuluk ilişkisi bulunduğunu, ancak taraflar komşu olsalardı dahi, İstanbul gibi komşuluk ilişkilerinin neredeyse hiç olmadığı bir şehirde, mali durum gibi kişinin özel hayatına ilişkin bir bilginin, komşular tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin inşaat işiyle uğraşmakta olduğundan, natamam vaziyette satışa çıkarılan dava konusu taşınmazları yatırım fırsatı olarak değerlendirip satın aldığını belirterek mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277, 278, 279, 280, 281, 282, 283 ve 284 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
8.400,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı ...'a yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
14.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Davalı (...):
16.395,00 TL 0.H.
4.098,60 TL P.H.
12.296,40 TL Kalan
4. Hukuk Dairesi, 2021/1922 E., 2021/5630 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Davanın süresini düzenleyen İİK’nun 284.maddesine göre iptal davası batıl tasarrufun vukuu bulduğu tarihten itibaren beş yıl geçmekle düşer.
4. Hukuk Dairesi 2021/1922 E. , 2021/5630 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar ..., ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı alacaklı vekili, davalı borçlu ... aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını, borçlunun mal kaçırma amacı ile dava konusu taşınmazını 19.08.2008 tarihinde davalılar ... ve ...’a devrettiğini, onlarında 21.10.2008 tarihinde davalı ...’e devrettiğini onunda 16.04.2010 tarihinde davalı ... ve ...’e devrettiklerini belirterek, bu tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekilleri, haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, en son paylar elinde bulunan ... ve ...'un borçlu ...'in kardeşi oldukları, taşınmazlardaki hisselerin devir tarihlerinin birbirine çok yakın olması, devir tarihlerindeki tapudaki devir bedellerinin gerçek bedellerinden çok düşük olması ve en son pay sahiplerinin asıl borçlu ile kardeş olmaları dikkate alınarak taraflar arasındaki işlemlerin davacının alacağına engel olmak kastı ile yapıldığı sonucuna varıldığından bahisle 37 ada 30 parselde kayıtlı 1 ve 6 nolu bağımsız bölümler yönünden davanın kabulü yönünde; 257 ada 717 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise borçlu ... tarafından yapılmış bir devir işlemi bulunmadığından bu taşınmaz yönünden davanın reddine karar verilmiş; hüküm davalılar ..., ..., ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nın 277 vd. maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İİK'nun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Davanın süresini düzenleyen İİK’nun 284.maddesine göre iptal davası batıl tasarrufun vukuu bulduğu tarihten itibaren beş yıl geçmekle düşer. Bu süre hakdüşürücü süre niteliğinde olup mahkemece resen dikkate alınması gerekmektedir.
Somut olayda, iptali istenilen ilk tasarruf 19.06.2008 tarihinde gerçekleşmiş dava ise 12.02.2015 tarihinde açılmıştır. 5 yıllık hakdüşürücü süre geçmiştir. Bu halde mahkemece davanın hakdüşürücü süreden reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar ..., ..., ... ve ... vekilleri temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar ..., ..., ... ve ...'a geri verilmesine 28/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.
4. Hukuk Dairesi, 2021/1992 E., 2021/3142 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
nın gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması ve davanın İİK’nun 284. maddesi gereğince 5 yıl içinde açılması gerekir.
4. Hukuk Dairesi 2021/1992 E. , 2021/3142 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 25.02.2020 Salı günü davalılar vekili Av. ... geldi. Davacı tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalılar vekili dinlendikten sonra eksiklik nedeniyle mahkemesine iade edilen dosya eksiklik tamamlanıp tekrar gelmekle, incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilinin davalı ...’den alacaklı olduğunu, davalı borçlu aleyhine İstanbul 7. İcra Müdürlüğü’nün 2009/22474 sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını, takibin kesinleştiğini, davalı borçlunun adına kayıtlı mal varlığı bulunamadığını, davalı borçlunun aciz halinde olduğunu, davalı borçlunun adına kayıtlı İstanbul İli, Pendik İlçesi, Seyhli Mah. ... ada, ... parsel ve ... ada, 2 parselin diğer davalılara mal kaçırma kasdı ile devredildiğini, söz konusu tasarrufun muvazaalı olduğunu beyan ile davalılar arasındaki tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalılar davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; davacı vekilinin aşağıdaki bendin dışında yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, İİK'ın 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması ve davanın İİK’nun 284. maddesi gereğince 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Mahkemece dava konusu gayrımenkullerin davalılar arasındaki gayrımenkul satış sözleşmesine istinaden 28.10.2004 tarihinde tapuya şerh edildiğini, davanın dayanağı olan alacağın doğum tarihinin ise 25.12.2006 tarihi olmasına göre tasarrufun borcun doğumundan önce yapıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece borcun doğum tarihinin tasarruf tarihinden sonra olmasına göre davanın ön koşul yokluğundan reddine ve davalılar lehine maktu vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde nispi vekalet ücretine karar verilmesi, doğru değil ise de bu yanılgının giderilmesi, yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hükmün, 6100 sayılı HMK’nun geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HMUK’nun 438/7 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıdaki (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün 4. bendinde yer alan “red edilen miktar üzerinden hesaplanan 4.836,42 TL vekalet ücretinin” ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine “maktu 1.500,00 TL” ibaresinin eklenerek hükmün bu haliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, duruşmada vekille temsil olunmayan davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 16/06/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Genel
Alacaklı Selim, borçlu Berk'in mal kaçırmak amacıyla 01.06.2021 tarihinde değerli bir tablosunu arkadaşı Pelin'e bağışladığını öğrenmiştir. Selim, Berk aleyhine başlattığı takibin sonuçsuz kalması üzerine 15.01.2024 tarihinde Pelin'e karşı "tasarrufun iptali davası" açmıştır.
Tasarrufun iptali davasındaki hak düşürücü süreler dikkate alındığında, bu davanın akıbeti ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Tasarrufun iptali davası 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu için dava süresindedir.
B) Bağışlama (ivazsız tasarruf) tarihinden itibaren 2 yıl geçtiği için dava reddedilmelidir.
C) Dava, tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren 5 yıl içinde açıldığı için hak düşürücü süre yönünden bir engel bulunmamaktadır.
D) Selim davayı haciz tarihinden itibaren 1 yıl içinde açmadığı için dava reddedilmelidir.
E) Tasarrufun iptali davalarında süre, alacağın muaccel olduğu tarihte başlar ve 2 yıldır.